Türkiye Güncel

Tutuklu insan hakları savunucularına destek toplantısı

Büyükada’daki bir otelde yapılan toplantıda gözaltına alındıktan sonra tutuklanan insan hakları savunucularıyla ilgili düzenlenen basın toplantısında, hukuki süreç ve cezaevi koşulları hakkında bilgilendirmeler yapıldı. İnsan hakları savunucularına gönderilen mektupların verilmediğini belirten avukatlar, Cumhuriyet, Evrensel ve BirGün gazetelerinin, sayfalarında bu mektuplara yer verecekleri bir kampanya başlattıklarını duyurdu. Gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nden Nejat Taştan da basın toplantısında yaptığı konuşmada, asıl olanın hukukun işlemesi olduğunu belirterek, “Bu yaşadıklarımız ilk değil. İnsan hakları savunucuları daha önce de bedeller ödedi. Yurt dışı yasağı getirilmiş, getirilmese de bir yere gideceğimiz yok burada kalıp mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

Büyükada’daki bir toplantıda gözaltına alındıktan sonra tutuklanan insan hakları savunucuları için Galatasaray’daki Limonlu Bahçe’de düzenlenen basın toplantısı bir yandan da dayanışma toplantısı işlevi gördü. Yurttaşlık Derneği’nden Emel Kurma, Uluslararası Af Örgütü’nden Özgün Özcer, İnsan Hakları Gündemi Derneği’nden Özlem Yılmaz, İnsan Hakları Ortak Platformu koordinasyonundan Feray Salman, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nden Nejat Taştan, Kadın Koalisyonu’ndan Melek Özman ve Hak İnisiyatifi’nden de Zeynep Uçar ve Nebiye Arı’nın katıldığı toplantıda, müdafi avukatlardan Deha Murat Boduroğlu, Meriç Eyüboğlu ve Hülya Gülbahar da bilgilendirmede bulundu.

Tutuklu ailelerinin yanı sıra, Adalet Zemini’nden Yıldız Önen, İHAK’tan Ahmet Zeki Olaş, Yazar Yıldız Ramazanoğlu, Roni Margulies, Yetvart Danzikyan’ın da katıldığı toplantıda konuşan Emel Kurma, Büyükada tutuklamalarıyla ilgili ilk günden itibaren iki yönlü bir mücadele içinde olduklarını belirtti. Bir yandan hukuk mücadelesi yürütüldüğünü kaydeden Kurma diğer yandan da, medya aracılığıyla kamuoyunun manipüle edilmesine karşı mücadele ettiklerini belirtti. İnsan hakları savunucularının tutuklanması kadar rutin bir toplantının ‘gizli toplantı’ olarak lanse edilip soruşturmaya tabi tutulmasının da bir hak ihlali olduğunun altını çizen Emel Kurma, “Arkadaşlarımız Türkiye’de, dünyada hemen herkesin üzerinde çalıştığı konularda yapılmış bir toplantının üçüncü gününde gözaltına alındı. Herhalde bir yanlışlık var, gerçek ortaya çıkacak dedik. Ama bugün 66’ncı gün oldu. Temel bir itirazımız da böyle bir toplantıdan dolayı soruşturmaya uğratılmayadır” diye konuştu.

Toplantıda İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) ile ilgili bilgilendirmede bulunan Feray Salman da, Büyükada’da düzenlenen toplantının İHOP’un 7 Nisan’da Antalya’da düzenlediği toplantısında kararlaştırılan rutin bir eğitim programı olduğunu ifade etti. Bunun artık medyada birçok köşe yazısında dile getirildiği halde, insan hakları savunucularının keyfi bir şekilde tutukluluğunun sürdüğünü belirten Salman, “Hakikatin yok edildiği bir ortamda bu hukuksuzluğu konuşmaya çalışıyoruz. Bir algı oluşturulmaya çalışıldığı için ve pek çok haksız uygulamaya maruz kalındığı için bütün insan hakları savunucularına yapılmış bir saldırı olarak görebiliyoruz” dedi. Toplantı katılımcılarından olduğunu ancak son anda çıkan işleri sebebiyle katılamadıklarını belirten Feray Salman ve Emel Kurma, durumun keyfiyetinin altını çizdiler.

Gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Nejat Taştan da konuşmasında bu keyfiyeti bir kez daha şu cümlelerle dile getirdi: “Arkadaşlarım niçin içeride ben niçin dışarıdayım bilmiyorum. Hepimiz aynı toplantıdaydık.”  Medyada sansasyonel bir şekilde ‘gizli toplantı’ olarak duyurulan toplantının havuz kenarındaki cam bir toplantı odasında gerçekleştiğini belirten Taştan, havuzda yüzenlerin seslerini duyduklarını, onların da kendilerini duyduğunu ifade etti. Gözaltı sürecinde yaşadıkları hak ihlallerini de anlatan Taştan, davayla ilgili Adalet Bakanlığı ya da diğer kurumlar nezdinde görüşmeler yapılmasını değerlendirirken, “Dava İstanbul’da biz niye Ankara’da görüşmeler yapalım. Asıl olan hukukun herkes için işlemesidir. Cezaevlerinde hiç kimsesi olmayan binlerce tutuklu var. Adil bir yargılamanın herkese sağlanması gerekir” dedi. Hakkında çıkartılan yurt dışına çıkış kararını da değerlendiren Nejat Taştan “Bu yaşadıklarımız ilk değil. İnsan hakları savunucuları daha önce de bedeller ödedi. Yurt dışı yasağı getirilmiş, getirilmese de bir yere gideceğimiz yok burada kalıp mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

Toplantıda konuşan avukatlar da davanın ayrıntılı bir şekilde incelendiğinde hukuki değil siyasi bir dava olduğunun ortaya çıktığını belirterek, soruşturmanın ilk günden itibaren hukuksuz yürütüldüğünü ifade ettiler. Avukatlar, hak savunucularının izolasyon ve mahrumiyet koşullarında özgürlüklerinden mahrum biçimde ve dosyadaki kısıtlılık kararının sürdürülmesi müdafileriyle görüşmelerindeki yoğun kısıtlamalar nedeniyle savunma hakları ve doğrudan etkili biçimde kısıtlanmış bir şekilde, tutuklu olarak yargılanmalarının temel hak ve özgürlüklerine açık bir ihlal olduğunu dile getirdiler. İnsan hakları savunucuları hakkında gazetelerde çıkan hedef gösterici ve yanlış bilgiler içeren haberlerle ilgili tekzip başvurusu yaptıklarını belirten avukatlar, bunların dikkate alınmadığı gibi yalan ve iftira haberlerle ilgili açmak istedikleri davaların da savcılar tarafından ‘basın özgürlüğü’ gerekçesiyle reddedildiğini ifade ettiler.

İnsan hakları savunucularının cezaevi koşulları hakkında  bilgi veren Avukat Meriç Eyüpoğlu, diğer tutukluların sahip olduğu temel hakların bile sağlanmadığını belirterek şunları söyledi: “Silivri’de tutulan hak savunucularına kart, mektup verilmiyor ve kitap sınırı var. Birinci derece yakınları dışında kimseyi göremiyor, birbirlerini göremiyor cezaevi faaliyetlerine gitmelerine izin verilmiyor bütünüyle yalıtılmış durumdalar. Hak ihlalleri içeride devam ediyor. Ciddi sağlık problemi ile de karşı karşıyayız. Gözaltı sürecinden itibaren ciddi sağlık problemi olan arkadaşlarımız var, bunun raporları da mevcut. Yalnızca hukuki değil, insani boyutuyla da hak ihlalleri yaşanıyor. Gözaltı sürecindeki ihlaller ve tutukluluğun gereklilik olmadığını ve öncelikli değil son çare olması gerektiği, tutukluluk koşulları olmadığı halde tutuklulukları için AYM’ye başvuruldu. AYM önünde binlerce dosya var henüz önüne bile almadı. Sadece hukuki sürece değil ciddi bir dayanışma ve kamuoyu desteğine ihtiyaç var”

Avukat Hülya Gülbahar da mektup yasağına karşı Evrensel, Cumhuriyet ve BirGün gazetelerinin her gün bir köşesini ayıracağını belirterek, herkesi bu kampanyayı desteklemeye ve tutuklu insan hakları savunucularına mektup yazmaya devam etti.

Nejat Taştan: İçeride olsam psikolojik olarak daha rahat olurdum

Nejat Taştan: Bu yaşadıklarımız ilk değil. İnsan hakları savunucuları daha önce de bedeller ödedi. Yurt dışı yasağı getirilmiş, getirilmese de bir yere gideceğimiz yok burada kalıp mücadeleye devam edeceğiz.

Toplantının ardından sorularımızı yanıtlayan Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nden Nejat Taştan, süreci değerlendirirken derin bir mahcubiyet hissettiğini belirterek, “Bir şeye alet olmuş gibi hissediyorum. Yani bu davada sanki hukuk işliyor ve ‘işte bakın biz suçsuzları, daha az suçluları dışarı bıraktık, suçlular içeride’ demek için bizi bıraktılar diye düşünüyorum.  Ve farkında olmadan böyle bir şeye alet edildim mi diye çok düşünüyorum. Ortada öyle büyük bir hukuksuzluk var ki, ne olduğunu bilmek zor.  Yani ‘niye’ sorusunun cevabı ortadan kalkıyor. Bir  kriter üzerinden değerlendirme yapamıyorsunuz. Ama kalıcı olan duygu mahcubiyet. Aileleri aramaya çalışıyorum çoğu şehir dışında olduğu için ancak telefonla görüşebiliyorum. İçeride olsam psikolojik olarak daha rahat hissederdim” diye konuştu.  Tutuklamaların insan hakları savunucularına yönelik ‘gözdağı’ olduğuyla ilgili değerlendirmeyi sorduğumuz Taştan, “Öyle olsa bile değişen bir şey yok bizim açımızdan. Gözaltından çıktıktan sonra sadece iki gün ara verdim. O da bacaklarımda yürümemi sağlayan cihazı tamir etmek içindi. Emniyetteyken kopmuştu onu tamir ettikten sonra derneğe gitmeye devam ettim. Hatta dün Suriyeli bir mahkum için ombudsmandan karar çıkarttım. Mücadeleye devam edeceğiz. Bizim yaşadığımız insan hakları savunucularının başına ilk kez gelmiyor. Konuşmamda da söyledim bu yolda öldürülen arkadaşlarımız da oldu. 1986’dan beri bu alandayım. Yurt dışına çıkış kararı olmasa da bir yere gideceğim yok. Bu saatten sonra bırakıp gidersem kendi kendimi, yıllardır süren mücadelemi inkar etmiş olurum. Nasıl şimdi arkadaşlarıma karşı mahcup hissediyorsam, gidersem bunun on katını daha yaşayacağımı biliyorum” dedi. Taştan insan hakları savunucularının her zamankinden daha fazla dayanışma içinde olması gereken günlerde olunduğunu da ekleyerek, “Bu hoyratlıkla başa çıkmamız için daha dayanışmaya ve daha dikkatli olmaya, birbirimizi kollamaya ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

5 Temmuz’dan bugüne…

İHOP tarafından çeşitli hak örgütlerinden temsilcilerin katılımıyla Büyükada’daki bir otelde düzenlenen toplantıyı 5 Temmuz’da basan polis, 10 hak savunucusunu gözaltına aldı. Gözaltına alınmalarından 5 saat sonra haklarında gözaltı kararı verilen 10 hak savunucusundan 6’sı 18 Temmuz’da çıkarıldıkları mahkemece “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” ve “silahlı terör örgütüne üyelik” iddialarıyla tutuklanarak cezaevine gönderilirken 4’ü serbest bırakıldı. 21 Temmuz’da savcı, dört hak savunucusunun serbest bırakılmasına itiraz etti ve haklarında yakalama kararı çıkartıldı. Evlerinden gözaltına alınan İlknur Üstün ve Nalan Erkem 23 Temmuz’da tutuklandı. 25 Temmuz’da savcının itirazı üzerine yeniden mahkemeye çıkarılan Nejat Taştan (Eşit Haklar İçin İzleme Derneği) ve Şeyhmus Özbekli (Hak İnisiyatifi) ise haftada iki gün adli kontrol şartıyla ve yurt dışına çıkış yasağıyla serbest bırakıldı. Tutuklanan hak savunucularından Özlem Dalkıran (Yurttaşlık Derneği), Peter Steudtner (Almanya vatandaşı insan hakları eğitimcisi), Ali Gharavi (İsveç vatandaşı insan hakları eğitimcisi), Veli Acu (İnsan Hakları Gündemi Derneği), Günal Kurşun (İnsan Hakları Gündemi Derneği), İdil Eser (Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü) ve Nalan Erkem (Yurttaşlık Derneği) halen Silivri 9 No’lu F Tipinde, İlknur Üstün (Kadın Koalisyonu) ise Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor.

İnsan hakları savunucularının tutuklanmasıyla ilgili ayrıntılı bilgi notu için tıklayınız.

 

Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

E-Bültenimize Abone Olun

E-Bültenimize Abone Olun

You have Successfully Subscribed!