Suriyelilerin entegrasyonu ama nasıl? : JANA örneği

ozlem1-574-1280x960.jpg

Suriyeli mülteciler/göçmenler birçok hukuki hakka sahip olsa da söz konusu hakları hakkında yeterince bilgi sahibi değil. Üstelik hukuki kısıtlamalar kimi zaman mültecilere ulaşılmasını imkânsız kılıyor. İş insanları, uzmanlar ve Suriyelileri buluşturan JANA’nın düzenlediği etkinlik, bu konuda girizgâh niteliğinde.*

Sivil Sayfalar olarak 29 Mart’ta göçmen entegrasyonunu destekleme çalışmaları yürüten JANA’nın etkinliğindeydik. Suriyeli mültecileri/göçmenleri hem kendi alanındaki Türkiyeli uzmanlarla hem de yatırımcı ve girişimcilerle buluşturmayı hedefleyen etkinlik değerli ve öğretici olduğu kadar JANA’nın adına yaraşır bir şekilde girişilen işin zorluğunu da anlamamıza yardımcı oldu. JANA, Arapça ‘hasat zamanı toplanan ürün’ anlamına geliyor, aynı zamanda uzun bir emek ve uğraş sonucu kişinin elde ettiği kazanımları ifade ediyor. Söz konusu mülteci/göçmen entegrasyonu olunca ve bu entegrasyon sadece Suriyelileri kapsaması halinde bile 3 milyon kişiyi ilgilendirince, bahsedilen zorluk daha da anlaşılır oluyor. Öte yandan öğretici tarafına değinirsek ülkenin “yerlileri” olarak mülteci/göçmen/yabancı olmanın güçlüğünü söz konusu etkinlik vesilesiyle bir defa daha tecrübe ettik.

İstanbul Beyoğlu’nda gerçekleşen ve yaklaşık üç saat süren, İngilizce-Türkçe ve Arapça dillerinde yapılan etkinlik JANA’nın kurucusu Sandrine Ramboux’nun açılış konuşmasıyla başladı. Konuşmanın ardından, yaklaşık yarım saat süren kısa turda tüm katılımcılar kendilerini tanıtmak ve etkinliğe katılım amaçlarını özetle dile getirmek için söz aldı. Son olarak, gecenin sonundaki yemeğe geçilmeden önce Suriyeliler kendi alanlarındaki uzman ve girişimcilerle deneyimlerini paylaşmak ve danışmanlık hizmeti alma imkânını yakaladı. “İmkân” diyoruz çünkü her ne kadar Suriyeliler birçok hakka sahip olsa da söz konusu haklar konusunda yeterli bilgi sahibi değil üstelik kimi yasal “kısıtlamalar”, Suriyelilerin entegrasyon sürecine engel oluyor.

“Gelecekte atacağım adımlar için farklı tecrübelere sahip insanlarla tanışmak için geldim”

Saleh Ammar ve Nur MeşediEtkinlikte ilk önce Suriye’nin Halep vilayetinden gelen 26 yaşındaki Nur Meşedi ile konuştuk. Halep’i 2012’de terk etmek zorunda kalan Meşedi, bir sene Mısır’da yaşamış, ardından tek başına Türkiye’ye gelmiş. Meşedi’nin Suriye’de İşletme okuduğunu, İstanbul’da ise saç ekimi branşında ‘takım liderliği’ yaptığını öğreniyoruz. Oturma izni olmasına rağmen Türkiye’de çalışmanın zorluğuna dikkat çekiyor sohbetimizde. Meşedi yabancı oldukları için ucuz iş gücü olarak görüldüklerini ve işverenlerin sigorta yapmakta güçlük çıkardığından bahsediyor. Nur Meşedi kimi zaman ırkçılığı da maruz kaldıklarına dikkat çekerek “En azından şu anda üç yabancı dilim var, maaş verirken üç dil konuşan kişiye daha yüksek maaş verilmesi gerekiyor. Tam olarak hakkınızı alamıyorsunuz şirkette. Şikâyet etmiyorum ama görüyorum, içimde kalıyor” diyor. Etkinliği olumlu bulduğunu belirten Meşedi “Bir şeyler yapabileceğim konusunda kendime inanıyorum. Ben buradayım ve anlamak istiyorum böylesi bir etkinliğin mültecilere ne gibi faydalar sağlayabileceğini” ifadelerini kullanıyor.
Görüşlerine başvurduğumuz bir diğer katılımcı ise dört aydır İstanbul’da bulunan Saleh Ammar. Ammar, Suudi Arabistan’ın Riyad şehrinden İstanbul’a gelmiş fakat Şam’da yaşıyormuş. Ticaretle uğraşan Ammar aynı zamanda mobil uygulamalar geliştirdiğini anlatıyor. Ammar etkinliği oldukça faydalı bulduğunu belirtirken, “böylesi deneyimler diğer ticari işlerle ilgili bilginizi ve fırsatınızı artırıyor” ifadesini kullanıyor. Ammar etkinlikle ilgili olarak “Türkiye’de işlerin nasıl yürüdüğü ve ekonomi piyasası hakkında bilgilendirilmeyi bekliyorum. Bize muhasebeci ve avukatlarla tanışabileceğimiz söylendi. Dolayısıyla onlar politikaları, prosedürleri ve kuralları bize açıklayabilirler. Ve bunlar işlerin nasıl yürüdüğünü anlamamızı kolaylaştırabilir. Çünkü ben dört aydır buradayım ve bu süre her şeyi anlamam için yeterli değil. Ve bu buluşma benim ülke hakkındaki malumatımı ve nasıl daha iyi çalışacağım konusundaki bilgimi artıracaktır” diyor.

Bununla birlikte mikrofonumuzu İmad’a çevirdiğimizde de beklenti ve motivasyonlarının aynı olduğunu görüyoruz. 26 yaşındaki İmad, eğitimine devam etmek için 2012’de Halep’ten İstanbul’a gelmiş. Okan Üniversitesi’nde endüstri mühendisliğini bitirdikten sonra, şimdi de Koç Üniversitesi’nde burslu master yapıyormuş. Şu anda, bir inşaat şirketinde iş geliştirici olarak da çalışan İmad yakında gelecekte kendi firmasını kurmak niyetinde olduğunun altını çizerek gelecekte atacağı adımlar için farklı tecrübelere sahip insanlarla tanışmak ve hikayelerini dinlemek için etkinliğe geldiğini söylüyor.

Konuştuğumuz bir diğer katılımcı ise Gülnar Hajo.  Savaştan kaçan Hajo’nun da ilk istikameti doğrudan Türkiye olmamış. Önce Ürdün’e daha sonra da Türkiye’ye gelmiş Hajo. İstanbul Fatih’te kitapçısı olan Hajo, çocuk kitapları hazırlıyor. Etkinlik için “Ne yapılıyor diye görmeye geldim” diyen Hajo “Çocuklar, gençler ve kadınlar için düzenledikleri atölyelere destek bulursam iyi olurdu. Bence fikir iyiydi fakat ama destekçiler çok fazla değildi. Bir daha ki sefere daha çok destekçi olursa daha iyi olur” ifadelerini kullanıyor.

“Hukuki hakları var ama yeterli bilgileri yok”

Avukat Bengü Coşkun ve Avukat Nazlı Nehir Sertbaş

Öte yandan, etkinliğe destek veren uzmanlarla konuştuğumuzda da, başka bir gerçek de yüzümüze çarpıyor. JANA’ya destek veren Çetinkaya Avukatlık Ortaklığı avukatlarından, Nazlı Nehir Sertbaş ve Bengü Coşkun ile sohbetimizde böylesi etkinliklerin önemi daha  da berraklaşıyor. Ellerinden geldiğince hem STK’lara hem de ihtiyacı olan bireylere sosyal sorumluluk çerçevesinde destek verdiklerini belirten genç avukatlar “Suriyeliler Türkiye’nin en büyük meselesi. Biz de bir ucundan tutabilmek için geldik” diyor.  Avukat Sertbaş, Suriyelilerin daha çok şirket kurmak, ticari faaliyetler için kendilerine geldiklerine değinerek, Suriyelilerin hukuki haklarının sınırlı olmadığını fakat Türkiye’deki hakları hakkında çok sınırlı bilgiye sahip olduklarına işaret ediyor.

Diğer taraftan Avukat Coşkun ise gözden kaçan bir noktayı bize hatırlatıyor. Coşkun “Suriyeliler bize her konuda ulaşamıyorlar. Hukuken mesleğimize yönelik reklam yasağı var, o yüzden Suriyelilere ‘Bize gelin size yardım edelim’ diyemiyoruz. O yüzden de Suriyelilerin bizi bir şekilde duyması imkânsız. Ancak böyle ağlar aracılığıyla bir araya gelebiliyoruz” deyip yalnızca böylesi etkinlikler ve dernekler vasıtasıyla Suriyelilere ulaştıklarının altını çiziyor.

“Bilgimin zekatını veriyorum”

Etkinliğe destek veren bir diğer katılımcı ise Gökhan Almacı. Yirmi yıldır bağımsız denetleme işiyle uğraşan Almacı, şirket satışları, şirket evlilikleri, finansal danışmanlık ve muhasebe uzmanı. Hem profesyonel bilgi birikimi hem de motivasyon olarak etkinliklere destek olmaya çalıştığını söyleyen Almacı “Profesyonel olarak bilgi birikimimi bir şekilde dışarıya yansıtmam gerekiyor, malınızın zekâtını vermek vardır ya, bu da bilginin zekâtını vermek aslında” diyor. Almacı “Bir ülkede yabancı olmak hele yabancı bir girişimci olmanın çok önemli zorlukları var, bir kere bilgi kaynağına, uzmana ulaşmak yasal konularda birine bir şey danışmak çok zor Türkiye’de. Çünkü Türkiye’de çoğu yasal konuda belirsizlikler var, uygulamalarda farklılıklar olabiliyor. Normal bir mevzuatı önünüze alıp okuduğunuzda, pratikte yapılması gereken hiçbir zaman birbiriyle uyuşmuyor. O zaman da yanınızda bir rehbere ihtiyacınız var. Buradaki en büyük zorluk bu” ifadelerini kullanarak böylesi etkinlikler ve danışmanlıklar aracılığıyla hem insani hem de ekonomik olarak Suriyelilerin Türkiye’ye kazandırılması gerektiğini işaret ediyor.

Sağda JANA’nın kurucusu Sandrine Ramboux açılış konuşmasını yaparken.

Gecenin sonunda ise etkinlik hakkında JANA’nın kurucusu Sandrine Ramboux ile konuşuyoruz. Ramboux, ilk defa yapılmasına rağmen etkinliğin başarılı geçtiğini, sadece insan hikayelerini dinlemediklerini gerçek anlamda Suriyelilerin yanında olduklarının anlaşıldığını belirtiyor. Ramboux ayrıca finansman bulmaları halinde Suriye Ekonomik Forumu iş birliğiyle etkinlikleri üç ayda bir düzenleme hedefinde olduklarının haberini veriyor. Sandrine’in bir de müjdesi var, bir sonraki etkinlikte daha çok tematik uzman yer alacak.

 

 

*Katkıları nedeniyle Özlem Türkdoğan’a teşekkür ederim.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend