AB’nin Yeni Göç Paktı: Kale Avrupa Yükseliyor!

Avrupa Komisyonu uzun zamandır beklenen ve daha önce birçok kez ertelenen “Avrupa Birliği Göç ve iltica Paktını” 23 Eylül 2020 tarihinde açıkladı. AB’nin lokomotif ülkeleri Almanya ve Fransa’nın da destek verdiği paktın kabul edilebilmesi için oybirliği yani 27 üye ülkenin onayı gerekiyor. Komisyonun yol haritasına göre teklifin Haziran 2021 sonuna kadar yasal zemine taşınması hedefleniyor. AB söz konusu pakt ile göçmenlerin AB sınırları içine girmesini daha da zorlaştırmakta. Bu da “Kale Avrupa” metaforunun pekiştirmesi manasına geliyor.

Pakt, Avrupa Komisyonu’nun göç konusu ve sınır yönetimi konusundaki yeni yaklaşımını sergiliyor. Bu yeni yaklaşımda yasama içi ve yasama dışı kanalların uyumunu, komisyonun göç ile ilgili alabileceği tedbirleri ve gelecekte göç akışının azalabilmesi için ne gibi önlemler alınması gerektiği ele alınıyor. Komisyon 23 Eylül’de açıkladığı pakt ile üye ülkelere bir tebliğ ve 9 farklı belge sunuyor. Komisyonun yol haritasına göre AB’de göç sistemi artık çalışmamakta ve Birliğin geçici çözümlerden uzaklaşması gerekiyor. Bu noktada Komisyon yetkililerine göre yeni bir göç yönetimi sistemi oluşturulmalı.

Göç PaktıBirliğin söz konusu kanaatinde Türkiye ile imzalanan göç mutabakatının artık etkin bir şekilde işletilememesi ve Yunanistan’ın göç yönetimi konusundaki başarısızlığı yer alıyor. Eylül 2020 itibariyle Yunan adalarında yaklaşık 12 bin göçmen, kapasitelerinin kat kat üstünde dolu kamplardaki zorlu koşullarda hayatını sürdürmeye çalışıyor. Son beş yılda (2015-2020) Yunanistan toprakları üzerinden Avrupa’ya ulaşmak üzere yaklaşık 1 milyon göçmen geçti. Bu göçmenlerin bir kısmı yakalanarak geri gönderilmek üzere Yunan adalarındaki insan sağlığına elverişsiz kamplarda tutulmaya devam ediyor. Yunanistan’daki Moria kampında Eylül ayında çıkan yangın ise AB için de sınırları taşıran son damla oldu ve Birlik göç paktı planını erkene çekti.

Pakt Ne Gibi “Yenilikler” Getiriyor?

Birçok köşe yazarı söz konusu paktın AB’nin duvarlarını göçmenlere karşı yükselteceğini vurguluyor. Örneğin Gazete Duvar’dan Sezin Öney’e göre AB’nin Göç Paktı’nı uygulamaya koyması, Türkiye’nin mülteci ve sığınmacıların geri yollandığı bir “biriktirip postalama” noktası olması statüsünü tescilliyor. Diğer bir deyişle, şu an Yunanistan’ın üzerindeki yük de Türkiye’ye yıkılacak. Öney, yeni paktı 3 ana hat üzerinden ele almakta: Birincisi, AB dış sınırlarından (ki bu konunun başlıca ilgilendirdiği Türkiye oluyor) tüm girişlere sıkı “ön kontrol” getiriliyor. İkinci olarak, göç konusundan coğrafi bakımdan uzak olan ülkelerin, mülteci ve/veya sığınmacı kabul etmek istememeleri durumunda, maddi bakımdan veya somut biçimde “geri dönüşlerin” (sınırdışıların) gerçekleştirilmesine destek olmaları bekleniyor. Üçüncü olarak ise üye ülkelerin ulusal temsilcileri ile bir ağ oluşturarak çalışacak bir “AB Geri Dönüş Koordinatörlüğü” yapısı oluşturuluyor. 

Düzenlemeye Gelen Uluslararası Tepkiler…

Komisyonun göç akışı ile ilgili katı önlemleri içeren yeni yol haritasına Avrupa’daki önde gelen sivil toplum kuruluşları da karşı çıkmakta. Söz konusu kuruluşlar göçün insani bir mesele olduğunun ve öncelikli olarak güvenlik politikaları değil “insan hakları” zemininde ele alınması gerektiğinin altını çiziyor.

ETUCPaktın yayımlandığı ilk gün AB’nin yol haritasını tepki ile karşılayan ETUC (Avrupa Ticaret Birliği Konfederasyonu) “Daha güçlü sınırlar ve daha çok geri gönderme dayanışma olarak değerlendirilemez.” başlıklı bir basın toplantısı gerçekleştirdi. ETUC’a göre “Kale Avrupa maalesef artık çok daha güçlendi. Bu pakt göçmenlerin insani ihtiyaçları değil aksine üye devletler arasındaki sınır ilişkilerini yönetmekle ilgili! Avrupa’daki işçi sınıfının esas ihtiyaç duyduğu şey, yerel işçilerle haksız rekabet yaratan bazı utanmaz işverenler tarafından göçmenlerin sömürülmesini engelleyen yasal işgücü göçü yollarının oluşturulabilmesidir. Moria kampının yandığı ve Alan Kürdi’nin göç yollarında 5 yıl önce hayatını kaybettiği bu ayda AB’den insani bir göç yaklaşımı beklenirdi. Fakat AB göç meselesinde yine başarısız oldu!” ETUC, kendisini işçilerin sesi olarak tanımlıyor ve 38 Avrupa ülkesindeki 90 sendika örgütünden 45 milyon üyeyi temsil ediyor.

Almanya merkezli sivil toplum kuruluşlarından PRO ASYL’ye göre eğer pakt kabul edilirse mümkün olduğu kadar çok göçmen sınırdan geri gönderilecek. Ancak sınırlardaki toplu kamplarda adil sığınma prosedürleri olmayacak. Bu nedenle söz konusu pakt AB’nin temel normlarından biri olan hukukun üstünlüğü prensibinin de altını oyuyor.

Af örgütüUluslararası Af Örgütü [Amnesty International] ise paktın hem yeni bir başlangıç olmadığını hem de yanlış bir adım olduğunu ifade etmekte. Uluslararası Af Örgütü’nün AB Müdafaa Direktörü Eve Geddie’e göre, “söz konusu pakt çitler koydu. Bu pakt insanları güvenli bir yere getirmeyi kolaylaştırmak için herhangi bir yeni yaklaşım sunmaktan ziyade, bu korkunç sonuçları olan halihazırdaki sistemi markalamaktan öteye gidemiyor. Avrupa artık güvenli ve yasal yollar için iddialı bir plan geliştirmeli ve kalıcı olacak şekilde inşa edilmiş insani ve sürdürülebilir bir yaklaşımı mümkün kılabilmeli.”

Avrupa Basını Ne Diyor?

Slovenya merkezli yayın organı Delo’dan Boštjan Videmšek’e göre, “Sığınmacı trajedisini bizim gibi uzun zamandır takip edenler için olumlu bir şey beklemek, durumu tam olarak anlamamış olmak demek gerçi, ama Komisyon’un sunduğu plan yine de şok ediciydi. Brüksel, sığınmacılarla ve göçmenlerle ilgilenme sorumluluğunu büyük ölçüde üye ülkelere bırakmaya karar verdi. Var olan politikanın ‘meşrulaştırılmasından’ başka bir şey değil bu.”

Almanya merkezli yayın kuruluşu Frankfurter Rundschau ise gelişmeyi, ‘Avrupa Birliği “sınır dışı etme hamiliği” ile yılın en kötü kelimesi seçimleri için iyi bir aday yarattı. Macaristan veya Polonya gibi sığınmacı almaya direnen AB ülkelerine iltica taleplerinin şimdi topyekûn reddedilmesi bekleniyor.’ olarak yorumluyor.

Lüksemburg’dan Tageblatt, yasal göçün mümkün kılınması gerektiğini vurgularken, “on binlerce insana ancak bu şekilde, takibata, tecavüze ya da başka türden bir şiddete maruz kalmadan Avrupa’ya ulaşma umudu verilebilir” diyor. Tageblatt’a göre “Örneğin Afrika’daki insanlara yasal yoldan AB’ye ulaşma fırsatı tanınırsa, yasadışı göç rotaları da cazibesini yitirecektir.”

Yunanistan ise yükünü azaltmaya çalışmakla meşgul… Yunanistan’da günlük yayımlanan Efimerida ton Syntakton gazetesi AB Komisyonu’nun yabancı düşmanı hükümetlerin baskısına boyun eğdiğini düşünmekte. Gazeteye göre “yıllardır anlatılan dayanışma masalı Moria’daki yangın felaketinde çöktü, ki bu da, sığınmacıları ilk alan ülkelerin esas yükü taşımaya devam edecekleri anlamına geliyor.”

Düzenlemeye Avrupa Parlamentosu’ndan da Tepkiler Var!

Ab parlamentosuAvrupa Parlamentosu’nda özellikle Yeşiller ve bazı Sosyal Demokratlar yeni pakt teklifine tepki ile yaklaşmakta. Örneğin parlamentodaki sosyal demokrat milletvekilleri, “düzenlemede kalıcı bir zorunlu yeniden yerleştirme mekanizmasının bulunmaması” konusunda “endişeleri” olduğunu ifade etmekteler. GUE/NGL grubu ise teklife AB’nin muhtaç insanların haklarını koruma konusundaki uluslararası yükümlülüğünden vazgeçtiğini ifade edecek kadar sert bir eleştiri getiriyor. 

Bunun yanında Yeşiller de, paktın AB Parlamentosu’nun Dublin sistemi reformu ve mültecilerin “adil dağılımı” konusundaki tutumunu dikkate almadığının altını çizmekteler. Gruba göre bu pakt başka bir Moria ihtimalini engelleyemeyecek. AB, sınırlarındaki sistematik acı sona erdirilmeli ama bu plan bunu başaramıyor.

Not: Avrupa basını haberleri Eurotopics’ten derlenmiştir.

Etiketler

Selim Vatandaş

Üyelik Tarihi: 18 Aralık 2019
25 içerik
Yazarın Tüm Yazılarını Gör