STK’lar Yasama Sürecine Nasıl Etkin Katılabilir?

Sivil Sayfalar, yeni hükümet sistemine geçilmesinin ardından yasama organında dilekçe başvurusu almaya yetkili kurumları ele alan “STK’ların Dilekçe Hakkı Başvurularının İzlenmesi” başlıklı raporu yayımladı. Etkiniz AB Programı desteğiyle yapılan araştırmanın temel hedefi, STK’ların toplumsal öneri ve taleplerini hükümete ulaştırabilecekleri dilekçe kanalına ilişkin farkındalık oluşturmak!

Etkiniz AB Programı desteği, Yaşama Dair Vakıf işbirliğiyle Sivil Sayfalar tarafından hazırlanan “STK’ların Dilekçe Hakkı Başvurularının İzlenmesi” başlıklı rapor, Dilekçe Komisyonu, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu (İHİK) ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na (KEFEK) yapılan başvuruları insan hakları izleme göstergesi çerçevesinde incelemekte. Rapora göre dilekçe hakkı sivil toplum tarafından etkin kullanılmıyor!

Rapor temelde yasama organında dilekçe başvurusu almaya yetkili üç farklı komisyonu incelemekte. Böylece araştırma sürecinde STK’ların Meclis çalışmalarına katılımı ve aldığı sonuçlar değerlendirildi. Bunun yanında dilekçe hakkının daha etkin kullanımı için farkındalık da oluşturulmuş oldu.

dilekçe hakkı raporu

Hangi Yöntem İzlendi?

Araştırma raporu, Mayıs-Temmuz 2020 tarihleri arasında niceliksel yöntem ile gerçekleştirilen ve derinlemesine görüşmeleri kapsayan saha araştırması, arşiv taraması ve analizlerini kapsıyor. Bu çerçevede STK’ların yasama süreçlerine katılımıyla ilgili 25 Haziran 2018 – 30 Haziran 2020 tarihlerini kapsayan dilekçeler derinlemesine incelendi ve uzmanlarla birebir görüşüldü.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Dilekçe Hakkında Değişiklik Yaptı mı?

2017 yılında yapılan referandumda kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, 24 Haziran 2018’de yapılan genel seçim sonrasında fiilen uygulamaya geçti. Yeni sistemle yasama süreci, yasama-yürütme ilişkileri ve yürütmenin TBMM’de temsili gibi konularda önemli değişiklikler oldu.

Dilekçe Komisyonu’na gelen bir talep, kamu yararı niteliği taşıyor ise yasa konusu olarak değerlendirilerek, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülebilmekte.

Fakat rapora göre, yeni sistemle birlikte mevzuatta dilekçe hakkının kullanılmasına ilişkin bir değişiklik olmadı. Yeni siteme geçişle uygulamada dilekçe hakkının kullanılmasına ilişkin yarattığı etkini ise tartışmalı durumda. Bunun yanında demokratik sürecin önemli araçlarından biri olan dilekçe hakkını hafife almamakta fayda var. Çünkü ülkemizde Dilekçe Komisyonu’na gelen bir talep, kamu yararı niteliği taşıyor ise yasa konusu olarak değerlendirilerek, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülebilir.

STK’lar Dilekçe Hakkı ile İlgili Ne Düşünüyor?

Araştırma kapsamında Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), İnsan Hakları Derneği, İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM), Tohum Otizm Vakfı, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, KAOS-GL ve Hrant Dink Vakfı olmak üzere toplam 7 farklı kuruluş ile görüşüldü.

Uzmanlar sivil toplumun mecliste etkili bir sivil katılım göstermediği konusunda görüş birliği içinde.

Gerçekleştirilen mülakatlarda STK’ların dilekçe hakkının sivil toplum tarafından etkin kullanılmadığı konusunda ortak bir görüşe sahip olduğu gözlemlendi. Rapora göre STK’lar açısından dilekçe hakkının kullanılmasında asıl muhatabın TBMM ve vekiller olduğunu düşünülmekte. Bunun yanında uzmanlarla gerçekleştirilen mülakatlara göre ise uzmanlar sivil toplumun mecliste etkili bir sivil katılım göstermediği konusunda görüş birliği içinde. Birçok STK dilekçe hakkı başvurusunda bulunarak sorunlarını, görüş ve önerilerini mevcut mevzuat hükümleri ile karar alıcılara iletebilmek için çeşitli seçenekleri olduğundan haberdar değil.

Oysa hak arama yollarından biri olarak STK’ların dilekçe hakkına başvurması ve savunuculuk faaliyetleri yürütmesi açısından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Parlamenter Sistem arasında temel bir fark olmadığı görülüyor.

Uzman Görüşleri…

Dilekçe hakkının STK’lar tarafından etkin kullanılıp kullanılmadığı sorusunu ve yeni hükümet sisteminin buna etkisini inceleyen rapor, söz konusu durumla ilgili TBMM’de görev alan ve siyaset bilimi alanında uzman kişilerin görüşlerine de başvurdu. Rapora göre uzmanlar sivil toplumun mecliste etkili bir sivil katılım göstermediği konusunda görüş birliği içinde. Uzmanların mutabık oldukları bir diğer konu ise dilekçe hakkının siyasi olarak kritik bir öneme sahip olduğu. Buna göre dilekçe hakkı, belli bir problemin yasama meclisinde ifade edilmesi, belli bir duyarlılığın gösterilmesi ve farkındalığın oluşturulmasına olanak sunuyor.

Örneğin Dilekçe Komisyonu eski Başkanı ve Kamu Denetçisi Yahya Akman, dilekçe başvuruları üzerinden toplumla interaktif bir ilişki kurularak, daha sonra ortaya çıkacak hak ihlal ve kayıplarının önüne geçilebileceğini belirtmekte. Doç. Dr. Ahmet Yıldız’a göre ise, STK’ların dilekçe hakkı ile başvuruda bulundukları konuda netice alabilmeleri için sistemin demokratik kapsayıcılığı ve açıklığı oranında mümkün olduğunu da ifade etmek gerekiyor. Bunun yanında görüşlerine başvurulan uzmanlar, yeni hükümet sisteminin dilekçe hakkı üzerindeki etkisi konusunda farklı görüşlere sahip. Uzmanların bir kısmı yeni hükümet sisteminde TBMM’de dilekçe hakkının daha etkin kullanılmasının mümkün olduğunu savunurken; diğerleri sistemin meclisin yetkilerini azaltması ve meclisi etkisiz kılmasıyla dilekçe hakkının etkin kullanılmasının mümkün olmadığını dile getiriyor.

STK’lar Dilekçe Hakkını Neden Etkin Kullanamıyor?

STK’ların dilekçe hakkını etkin kullanamayışının başında dilekçe hakkı ve siyasi başvuru hakkına ilişkin bilgi sahibi olunmaması geliyor. Bunun yanında dilekçe başvurusu yapacak ve sonrasında neticesini takip edecek savunuculuk stratejisine sahip STK sayısının az olması gibi yapısal sorunlar da yer alıyor.

 

Rapora göre mevcut siyasi kutuplaşmanın sivil toplum alanında da etkisinin olduğu gözlemlenmekte. STK’lar yeni hükümet sisteminde Meclis komisyonlarının etkisinin azaldığı, başvurularının sonuçlanmayacağıyla ilgili yargılar ve kimi zaman da siyasi bakış açıları sebebiyle dilekçe hakkını kullanmayabiliyor.

 

STK’ların Dilekçe Hakkı Başvurularının İzlenmesi başlıklı Rapor Ne Öneriyor?

Sivil toplum aktörleri tarafından dilekçe hakkının etkin şekilde kullanılması ve siyasi başvuru hakkının beklenen sonucu doğurması için Rapor, aşağıda yer alan hususların dikkate alınmasını öneriyor:

  • Sivil toplum aktörlerinin etkili savunuculuk stratejileri geliştirerek, yasama meclisine daha çok ve iyi hazırlanmış dilekçelerle başvuruda bulunmalı,
  • Sivil toplum dilekçe hakkını daha çok kullanması ve bu sayede demokrasiye sivil katılım sağlaması için hak arama yollarına ilişkin bilgi ve farkındalığı artırıcı çeşitli çalışmalar hem kamu hem STK’lar tarafından yürütülmeli,
  • Dilekçe hakkı almaya yetkili kurumların başvuru yolları ve veri tabanlarının insan hakları izleme yapılmasına uygun şekilde revize edilmeli,
  • Dezavantajlı gruplara ilişkin dilekçe başvurularının veri tabanından ayrıştırılarak kaydedilmeli,
  • Hak arama kurumları arasında iş birliği ve koordinasyonun artmalı,
  • Sivil toplum ve kamu arasında karşılıklı güvene ve anlayışa dayanan yapıcı bir ilişki kurulabilmeli.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız.

Selim Vatandaş

Üyelik Tarihi: 18 Aralık 2019
24 içerik
Yazarın Tüm Yazılarını Gör