“Güzel günler göreceğiz çocuklar”

“Eşit hak ve özgürlükler için verilen mücadele hep daha güçlüye ve gücü kaybetmemek için adaletten kolayca vazgeçenlere karşı verildi.” Britanya’da Kadınların Sosyal ve Politik Birliği (Women’s Social and Political Union) kadınlara oy hakkı talebiyle 1903 yılında kuruldu. Süfrajet olarak da adlandırılan oy hakkı için mücadele eden kadınların mücadelesi sonucunda kadınlar seçilme hakkını 1918’de, erkeklerle eşit […]

“Eşit hak ve özgürlükler için verilen mücadele hep daha güçlüye ve gücü kaybetmemek için adaletten kolayca vazgeçenlere karşı verildi.”

Britanya’da Kadınların Sosyal ve Politik Birliği (Women’s Social and Political Union) kadınlara oy hakkı talebiyle 1903 yılında kuruldu. Süfrajet olarak da adlandırılan oy hakkı için mücadele eden kadınların mücadelesi sonucunda kadınlar seçilme hakkını 1918’de, erkeklerle eşit olarak seçme hakkını ise 1928 yılında kazandılar. Bu mücadele dünyanın farklı yerlerindeki kadın hareketlerini de etkiledi.

De Klerk ve Mandela, Dünya Ekonomik Forumu'nun yıllık toplantısında tokalaşırken. Ocak 1992.
De Klerk ve Mandela, Dünya Ekonomik Forumu’nun yıllık toplantısında tokalaşırken. 1992.

Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki Afrika Ulusal Konseyi (African National Congress – ANC) ırkçı ayrımcılığı bitirmek ve herkese eşit koşullarda seçme ve seçilme hakkı kazandırmak amacıyla 1912 yılında kuruldu. Nelson Mandela ANC’ye 1943’te katıldı. Güney Afrika Cumhuriyeti ANC’yi 1960’da kapattı ve Mandela’yı 1962’te ömür boyu hapse mahkum etti. Artan ve yönetimi giderek zorlayan iç ve dış baskılar sonucunda Başkan De Klerk, Mandela’yı 1990 yılında serbest bıraktı. Kabul edilen yeni anayasa sonrasında yapılan seçimleri ANC kazandı ve Mandela 1994’te Güney Afrika Cumhuriyeti’nin başkanı oldu. ANC 1994’ten bu yana iktidarda.

 

ABD’de iki Afro-amerikan kadın, Claudette Colvin ve Rosa Parks, 1955 yılında otobüste beyazlara ayrılan yerlere oturdukları ve kalkmayı reddettikleri için tutuklandılar ve Montgomery Otobüs Boykotu’nun başlamasına yol açtılar. 381 gün süren boykot sonrasında Federal Mahkeme otobüslerdeki ayrımcı uygulamayı sonlandırdı. Bu sürecin devamında Afro-amerikan Sivil Haklar Hareketi (African-American Civil Rights Movement) ABD’nin özellikle güney eyaletlerinde yaşanan ırkçılığa karşı farklı yolları kullanarak mücadele etmeye devam etti. Hareketin önde gelen isimlerinden Medgar Evers, Malcom X ve Martin Luther King J.R. sırasıyla 1963, 1965 ve 1968 yıllarında öldürüldüler. Sivil Haklar Hareketi, ABD’de farklı alanlarda ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı kritik yasaların geçmesini sağladı. ABD, 2008 yılında ilk Afro-amerikan başkanını seçti.

LGBTİ’lerin hak mücadelesi de 20’nci yüzyılın ortalarında başlayıp 1970’lerden sonra yayılarak devam etti ve 2000’lere geldiğimizde mücadelenin sonuçlarını almaya başladılar. 2001’de Hollanda eşcinsel evliliğe yasal izin veren ilk ülke oldu, 2016 itibariyle bu sayı yirmiyi buldu. ABD, 2015’te Yüksek Mahkeme’nin yurttaşların tüm eyaletlerde eşcinsel evlilik yapabileceğine dair verdiği karar sonrası bu ülkeler arasına katıldı. 2008’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen Cinsel Kimlik ve Cinsiyet Yönelimi Bildirisi’ne 96 ülke destek verdi.

Türkiye’nin çok partili düzene geçmesini takiben siyasal islam hareketi kendisine öncelikle Demokrat Parti ve Adalet Partisi altında yer buldu. Necmettin Erbakan’ın 1969’da bağımsız milletvekili olmasının ardından 1970’de Milli Nizam Partisi olarak partileşti. Hareketin 12 Eylül sonrası vücut bulduğu Refah Partisi 1995 seçimlerinden %21,4 ile birinci parti olarak çıktı ve Necmettin Erbakan Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı oldu. 28 Şubat’tan sonra Refah Partisi önce iktidarı bırakmak zorunda kaldı, ardından kapatıldı. 1970-2001 arasında siyasal islam hareketinin dört partisi kapatıldı. Bu hareketin içinden doğan AK Parti 2002’den bu yana Türkiye’de iktidarı elinde tutuyor.

Kürt siyasal hareketinin ilk siyasi yapılanması olan Halkın Emek Partisi (HEP) 1991 yılında Sosyal Demokrat Halkçı Parti ile ittifak yaparak meclise girdi. HEP’in sekiz milletvekili 1994 yılında meclis çatısı altında tutuklandılar, yargılandılar ve  10 yıl cezaevinde yattılar. Kürt siyasal hareketini de içeren Halkların Demokratik Partisi (HDP), 7 Haziran 2015 seçimlerinde %13,1 ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde %10,8 oy alarak seçim barajını aştı ve mecliste demokratik siyaset yapma hakkını baraja rağmen kazandı. 1 Kasım 2015’ten sonraki süreçte HDP’nin eş genel başkanları dahil 13 milletvekili tutuklu yargılanmak üzere cezaevine sevk edildiler.

Sosyal değişim: Güçlüye karşı uzun ve zorlu bir mücadele

Bu örnekler, dünya üzerindeki ve ülkemizdeki çok sayıda hak ve özgürlük mücadelesinden sadece ve aklıma kolayca gelen birkaçı. İnsanlar geçmişte ve bugün benzer mücadeleler sürdürdüler, sürdürüyorlar. Örneğin, kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği talebinin önünde yeni engeller var. ABD’de Obama’dan sonra bile Afro-amerikanlar çok ciddi ayrımcı uygulamalarla karşı karşıya kalıyor ve ülkemizdeki Kürtler hak ve özgürlük mücadelesinde kayba uğruyorlar.

Ülkemizde siyasal islam ve Kürt siyasal hareketleri geçmişi oldukça geriye giden ve zorlu geçen hak mücadelelerinden doğarak bir yerden sonra o mücadeleleri ileriye taşıdılar. Benzer şekilde haklarından tam olarak yararlanamayan Aleviler, Romanlar, engelliler ve LGBTİ’lerin mücadeleleri halen devam ediyor. Hatta Ermeniler, Museviler, Süryaniler gibi azınlıklar ve kadınlar sahip oldukları hakları ve özgürlükleri koruma kaygısında, toplumun seküler kesmi de endişeli. Tüm bu dinamiklerin altında toplumda süregelen bir sosyal ve siyasal değişim var.

Yukarıdaki az sayıda örnek bize sosyal ve siyasal değişimin zaman aldığını, mücadele edenlerin önemli bedeller ödediğini, sabırla ve inanmışlıkla çalışanların da hak ve özgürlük kazanımları elde ettiğini gösteriyor. Bu sürecin her zaman iyiye doğru gitmediğini, kimi zaman kazanılmış hak ve özgürlüklerin kaybedilebildiğini biliyoruz. Eşit hak ve özgürlükler için verilen mücadele hep daha güçlüye ve gücü kaybetmemek için adaletten kolayca vazgeçenlere karşı verildi. Böylesine zorlu bir yola çıkan insanların arafta kalmadığını görüyorum. Yani, inandıkları amaç doğrultusunda “mücadele etsem mi etmesem mi” diye sorgulamadan  ancak değişim için seçecekleri yol ya da araçları günün koşullarına göre değiştirebilecek esnekliğe sahip olarak devam ettiklerine inanıyorum. Türkiye’de de kadın, çocuk, genç, eğitim, çevre, sivil toplum vb. gibi farklı alanlarda sosyal değişim için çalışanların sosyal değişimin acılı, çok zor ama bir o kadar da manevi olarak ödüllendirici bir süreç olduğuna yakından tanıklık edeceğini biliyorum.

Bugün Türkiye sivil toplumunda hatırı sayılır sayıda kurum ve toplumun giderek büyüyen bir kesimi, herkesin hak ve özgürlüklerini eşit olarak yaşayabilmesi için çalışıyor. Bu yönüyle çok değerli bir amaç için mücadele ediyoruz ve kendimiz için istediğimiz bir hakkın bir başkasından,-inanca, ırka, sosyal sınıfa, eğitim düzeyine, cinsel yönelime göre- esirgenmemesi gerektiğini biliyoruz. İyi örnekler artıyor. Kendi alanlarında uzun yıllardır çalışan kurumlara ek olarak Ankara Kadın Platformu, Çocuğa Karşı Şiddeti Önlemek için Ortaklık Ağı, Denge ve Denetleme Ağı ve Oy ve Ötesi gibi kolektif gayretler veya, referandum öncesinde hareketlenen ve hem iletişimin hem sahanın hakkını veren girişimler sosyal değişim için beraber mücadeleyi öğrendiğimizi gösteriyor. Bunun uzun ve zor bir yol olduğunu hatırlayarak daha iyi işler yapmaya, daha çok çalışmaya devam edelim.

Kötümserlik lüksümüz yok

Afro-amerikan Sivil Haklar Mücadelesi devam ederken edebiyatçı James Baldwin’e kötümser mi  yoksa iyimser mi olduğunu soruyorlar. Baldwin cevap veriyor: Kötümser değilim çünkü yaşıyorum. Kötümser olmak insan hayatının akademik bir mesele olduğuna inanmaktır, onun için ben iyimser olmak zorundayım. Hayatta kalmak için yaşamamız gereken neyse onu yaşayacağımıza inanmak zorundayım.

Ben de sosyal değişim mücadelesinde kötümserlik lüksümüzün olmadığına inanıyorum. Ancak iyimserliğin altını sadece değişime inanarak çalışmaya devam ettiğimiz zaman doldurabiliriz. Nazım Hikmet ne demişti: Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler göreceğiz… Hepimiz o güzel günleri görebilmek için beraber sabırla ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.

 

 

Batuhan Aydagül

Üyelik Tarihi: 08 Eylül 2017
7 içerik
Yazarın Tüm Yazılarını Gör