İzmir’de Mültecilerin Hukuki Sorunları İçin Danışma Adresi…

IMG_20180606_004822.png
Avukat Deman Güler ile, mültecilere gönüllü hukuki danışmanlık vermeye başlayan ‘Legal Klinik İzmir’ girişimini konuştuk.

Mültecilerle ilgili yeni bir girişim başlattığınızı biliyoruz.  Kısaca bu girişimi anlatabilir misiniz?

Mülteci meselesi yakın Türkiye tarihinin olduğu kadar bundan sonra yaşayacağımız günlerin de en temel meselelerinden birini teşkil ediyor. Toplumun büyük kısmı mülteci diye bir konunun var olduğunu birkaç yıl öncesine kadar bilmiyordu. Mültecilik meselesi ülkemiz gündemine -biraz da haklı olarak- ancak Suriye iç savaşı başladıktan sonra girebildi. Halbuki Türkiye Suriye krizi öncesinde de her daim sığınmacı ve mülteciler için bir sığınak, bir geçiş kapısı olmuştu. Ne var ki ülkemizdeki mülteci sayısı bundan on yıl önce şimdikiyle kıyaslanamayacak kadar azdı. Türkiye Cumhuriyeti devleti de bu sebeple çok da göz önünde olmayan bu konuyu kendisine fazlaca dert edinmemişti. Zira on sene önceki sığınmacıların pek çoğu ülkemizi transit geçiş kapısı olarak kullanıyor ve burada uzun süreler kalmıyordu. Bu durum Suriye İç Savaşı ile beraber hızlıca değişti. Türkiye kısa süre içinde dünyanın en çok mülteci ağırlayan ülkesi halini aldı ve konu devleti olduğu kadar sivil toplumu da hazırlıksız yakaladı. Alanda çalışan az sayıdaki mülteci hakları derneği bu hengame içinde kendilerini yeni koşullara uydurmaya çalıştılar. Biz de alanda eksik olduğunu düşündüğümüz yeni bir anlayışla hukuki konularda mültecilere danışmanlık verecek “Legal Klinik İzmir” adını verdiğimiz sivil bir inisiyatif geliştirmeye karar verdik.

Mülteci alanında çalışan pek çok ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşu bulunuyor. “Legal Klinik İzmir”in bu kuruluşlardan farkı nedir?

Kurucu ekibimizin hemen hepsi zaten var olan mülteci derneklerinde ya da başkaca insan hakları kuruluşlarında faaliyet yürütmüş ya da yürütmekte olan insanlar. Dolayısıyla bizim hali hazırda var olan kurumlar içinde kendimizi yakın hissettiğimiz ya da çalışmalarına katılmaktan mutluluk duyduğumuz yerler kuşkusuz ki bulunmakta. Ancak İzmir özelinde yalnızca hukuki yardıma odaklanmış ve hedefini doğrudan mültecilerin sosyal hayatta karşılaştığı hukuki sorunlar olarak belirleyen bir kurum yok. Mültecilere hukuki destek veren kurumlar ister istemez iş gücünün çoğunluğunu geri gönderme vakalarına ayırmak zorunda kalıyorlar. Zira sınır dışı işlemlerinde yaşanacak en küçük hukuksuzluk bile sonuçları bakımından geri dönülemez zararlar meydana getirebiliyor. Fakat bu durum 3.5 milyon insanın yalnızca küçük bir kısmını ilgilendiriyor. Hürriyeti sınırlandırılmayan, hakkında sınır dışı kararı bulunmayan milyonlarca insan günlük hayata tutunmaya çalışıyor. Bu insanların her biri dilini ve hukukunu bilmedikleri bir ülkede her gün onlarca bürokratik işlem yapmak zorunda kalıyorlar. Normal bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kolayca halledebileceği işlemler bir mülteci için başa çıkılamaz bir mesele halini alabiliyor. Dolayısıyla Legal Klinik girişimi olarak öncelikle bu insanların basit hukuki sorunlarında yönlendirici bir danışmanlık hizmeti vermeyi hedef alıyoruz.

Ne tür vakalarla karşılaşıyorsunuz? Hukuki danışmanlık verirken hangi konular öne çıkıyor?

Biz özellikle aile içi şiddet, kadın hakları, boşanma konusundaki hukuki yardımlar, eğitim, sağlığa erişim ve işçi mültecilerin hakları gibi konulara eğilmek üzere yola çıktık. İki aya yakın süredir verdiğimiz düzenli hukuki destekte onlarca mülteciye ulaştık. Mültecilerin hukuki destek konusunda büyük bir eksiklik çektiğinin tespitini birinci elden yapabildik. En çok karşılaştığımız vakalar boşanma, aile içi şiddet, yasal kimlik edinmede çekilen sorunlar ve aile birleşimleri oldu. Sınır dışı vakalarında bilinçli olarak rol almadık ve bu tür dosyaları konuyla ilgilenen diğer kurumlara yolladık. Yaptığımız işi aile hekimliğinin hukuk alanındaki yansıması olarak düşünebilirsiniz. İlk basamak hukuk hizmetini gönüllü ve ücretsiz olarak veriyoruz. Belli durumlarda şahısların dilekçelerini yazıp ilgili kuruma gönderiyoruz. Belli hallerde ise bir üst basamak diye adlandırabileceğimiz insan kaynağı yönünden daha kuvvetli mülteci örgütlerine yönlendirme yapıyoruz

 Legal Klinik İzmir’in çalışma ilkeleri nelerdir? 

Biz çalışmalarımıza başlarken öncelikle mülteci alanında çalışan diğer kurumların eksik bıraktığı yerleri doldurmayı hedefledik. Bu manada özellikle mültecilerin ve toplumun karşılıklı bütünleşmesi (çift taraflı entegrasyon) ilkesini savunuyoruz. Türkiye toplumu gerek bireysel manada gerekse fikir önderleri ve siyasetçilerinin geliştirdiği argümanlar üzerinden değerlendirildiğinde Suriyeli mülteci meselesine son derece çarpık bir açıdan bakıyor. Genel hissiyat söz konusu 3.5 milyon kişinin kısa süre içinde ülkelerine geri döneceği ve hatta dönmesi gerektiği yönünde. Ne var ki mülteci akınından sonra yaklaşık 8 seneyi geride bıraktık. Bu süre zarfında ülkemizde yüz binlerce Suriye asıllı bebek doğdu, bir o kadar insan evlendi, milyonlar o ya da bu şekilde iş hayatına girdi, evler kiralandı, mülkler alınıp satıldı. İyimser bir bakışla Suriye İç Savaşı’nın hemen yarın sonuçlanacağını ve Suriye’de bir günde güllük gülistanlık bir hayat kurulacağını düşünsek bile bu söz konusu 3.5 milyon insanın Türkiye’de kurmuş oldukları sosyal hayatı bir anda bırakıp ülkelerine dönmelerini beklemek tam bir hayalcilik olur diye düşünüyorum. Dahası öngörülebilir bir süre zarfında savaşın biteceğine ve barışın tesis edileceğine dair ciddi kuşkular bulunmakta. Bu insanların dönmek isteseler bile bu kararı verdikten sonra Suriye’de karşılaşacakları fotoğrafın ne olacağı çok belirsiz. Dönebilecekleri bir ev, köy hatta şehir bulabilecekler mi? Döndüklerinde bıraktıkları ülkeyle mi karşılaşacaklar? Dönerlerse kalanlarla aralarında yeni sorunlar baş gösterecek mi? Bu sorular hepimizin üzerinde iyice düşünmesi gereken sorular ve toplumda var olan geçicilik hissiyatının aslında bir hayalden ibaret olduğunu gösteriyor. Ben en iyimser senaryoda bile Suriyeli mültecilerin çok büyük bir kısmının ülkelerine geri dönmeyeceğini düşünüyorum. O halde bizim mülteci örgütlerimizin yapması gereken bir an önce sıcak yaraya pansuman olacak faaliyetlerin yanına karşılıklı entegrasyonu hedef alan yeni bir yaklaşım belirlemektir. Legal Klinik temelde bu mantığı kendi ana ilkesi olarak belirlemiştir.

Böyle bir kuruma ihtiyaç var mıydı?

Ben mülteci sorununa sol politik bir çizgiden bakan, kapsayıcı, uzun vadeli öngörüleri olan bir kurumsal bir yapıya ihtiyaç olduğuna en başından beri inandım. Bundan on sene evveline kadar çok az kişinin ilgi gösterdiği bir alan olan mülteci hukuku Suriye krizinden sonra bir anda tüm ilgileri üstüne çekti. Alana milyonlarca dolar aktarıldı ve binlerce kişinin çalıştığı profesyonel bir alan ortaya çıktı. Ancak ben mülteci konusuna odaklanan gerek yabancı gerekse yerli söz konusu bu ilginin bir süre sonra azalacağını düşünüyorum. Durum muhtemelen yakında yeniden kriz öncesi durumuna benzer bir konuma dönüşecektir. O zaman da yine biz karşımızda çözülmesi beklenen büyük sorunlarla tekrardan baş başa kalacağız. Bu meselenin benzerini dünyada başta Filistin halkı olmak üzere diğer halklar yaşadılar. Şimdilerde Ürdün ve Lübnan gibi ülkelerde doğmuş üçüncü ve hatta dördüncü jenerasyon Filistinliler doğdukları ülkenin vatandaşı bile olamadan ölüp gidiyorlar. Bu senaryoyu bizim de yaşamamamız için doğru politik tavırlar hızlıca alınmalıdır. Türkiye sol siyaseti mülteci konusuna en başından beri hep mesafeli oldu. Bu durum dünya gerçekliği ile örtüşmemektedir. Dünyada sol mültecilerin ve mülteci haklarının yanında durur. Bu çarpıklığı gidermek, beraber yaşamı savunmak, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile mücadele gibi konularda mülteci hakları savunuculuğu yapmak biz ilerici hukukçuların başlıca görevlerindendir diye düşünüyorum. Legal Klinik hukuk alanında söz konusu bu geniş perspektiften hareket ederek farklılık yaratabilecek bir girişim olacaktır.

 “Legal Klinik İzmir” kimlerden oluşuyor? Nerede hizmet veriyorsunuz?

Çoğunluğu hukukçu olan bir grup gönüllüden oluşuyor. Aramızda hukukçu olmayan olan arkadaşlarımız da var. Duyurularımızın ve ilanlarımızın hazırlanmasından çeviri hizmetlerimize, sağlık yardımından giyecek yardımına uzanan bir çeperde gönüllülerimizle beraber olmaya çalışıyoruz. Ama tabi ki esas işimiz mültecilerin birinci basamak hukuk hizmetine ücretsiz ve doğrudan ulaşabilmelerini sağlamak. Bu hizmeti verirken karşılaştığımız pek çok hukuk dışı vakaya ise işte bu daha geniş gönüllü kitlemizin yardımı ile hizmet vermeye çalışıyoruz. Planlarımız arasında kadın ve üreme sağlığı gibi alanlar ile aile içi şiddet gibi konularda bilgilendirici seminerler vermek de var. En son işlerimizden biri olarak bu seminerleri organize etmeye başladık. Alanında uzman psikolog, sosyolog ve hukukçu dostlarımız bireysel danışmanın yanında kitlesel eğitimi de bu yolla çözmeyi hedefliyorlar. Tüm bu çalışmaları Tepecik’te bulunan TİAFİ mülteci derneğinin binasında veriyoruz. Kendileri sağ olsunlar bina imkanlarını bizimle paylaşmayı kabul ettiler.

Hedefleriniz nedir?

Hedeflerimiz mülteci alanının az dokunulan yerleri olan kadın hakları, işçi mültecilerin hakları, çocuk hakları, eğitime erişim ve sağlığa erişim konularında sonuç alıcı çalışmalar yapmak. Tüm bu konular bütünüyle değerlendirildiğinde yaptığımız işin genel manasıyla bir hukuka erişim projesi olduğunu söylemek mümkün. Ne var ki bu çalışmayı dar bir perspektifle değil konunun siyasi ve ekonomik veçhelerini bilerek ve değerlendirerek yapmayı ilke ediniyoruz. Mülteci meselesinde eksik olan sol duruşu hayata geçirmek, mültecilere karşı var olan ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele etmek, karşılıklı entegrasyonu amaçlayan bütüncül bir yaklaşımla Türkiye mülteci siyasetine yeni bir yön çizmek uzun vadeli hedeflerimiz arasında. Legal Klinik çalışmasının bu uzun vadeli adımları atmak için bir basamak olabileceğine inanıyoruz. Hukukçular olarak bir diğer hedefimiz ise Türkiye’nin uluslararası hukuk ile çelişen mülteci mevzuatını çağdaş bir hale getirmek için çalışmalarda bulunmak. Bu manada ülkemizin mülteci konusunda uluslararası alandaki temel insan hakları belgesi olan 1951 Sözleşmesi ve onun 1967 Protokolü’nü çekincesiz ve eksiksiz olarak kabul etmesi için gerekli sivil toplum etkisini oluşturmayı hedefliyoruz.

 

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend