Kadın Yazılar

Şortuma da başörtüme de karışma!

“… en üzücü şekilde benim inandığım ve başörtüyle birlikte üzerimde taşıdığım dine inandıklarını iddia eden insanlar tarafından yine bu dinden güç aldıklarını iddia ederek fiziksel ya da sözlü ya da psikolojik şiddete maruz kalmışlardı. Bu yüzden başörtülü bir kadının onların yanında olması onları gerçek anlamda mutlu etti”

29 Temmuz 2017 Cumartesi günü, #Kıyafetimekarışma eylemindeydim.* Özellikle tarihi yazmak istedim, çünkü -kendi tarihim de dahil- tarihe not düşmek isteyeceğim bir eylem oldu. Uzun süredir ilk defa bir eylem, sokakta olmak, beni bu kadar etkiledi, aralarda tüylerim diken diken oldu.

Malum, eylem sokakta şort giydiği, mini etek giydiği ya da herhangi bir şekilde birilerini “rahatsız ettiği” gerekçesiyle şiddete uğrayan kadınların sesini yükseltmek, var olan mağduriyet ve adaletsizlikleri ortaya dökmek, bir araya gelmekti. Bir eylemden tüm bu hedefleri yerine getirmesini istemek oldukça ütopik olurdu muhakkak ama bence katılımcılar açısından oldukça heyecan verici ve güçlendirici bir eylem oldu. Özellikle başörtülü kadınların varlığı, desteği her aşamada herkese farklı hissettirdi.

Geçmiş zamanlarda gittiğim eylemlerden birçoğunda bana çokça teşekkür edildi ve bu beni oldukça sinirlendirdi. Ve hatta bu konuda bir yazı da yayınlamıştık Reçel’de: “Bir Fotoğraf Çekilebilir Miyiz?” #Kıyafetimekarışma eyleminde de onlarca insan bana ve etrafımdaki başörtülü kadınlara teşekkür etti. Ama hiçbirimiz rahatsız olmadık bu kez. Teşekkür eden kadınların gözündeki ışıltıyı görmek yeterliydi sinirlenmemek için çünkü. Kadınlar gözlerimizin içine bakarak, en büyüğünden bir mutlulukla bize teşekkür ediyordu. Teşekkür ediyordu, çünkü istedikleri gibi giyindikleri için, benim gibi görünen birçok kişiyle yolda karşılaşmaktan bile çekinir hale gelmişlerdi. Ve hatta en üzücü şekilde, benim inandığım ve başörtüyle birlikte üzerimde taşıdığım dine inandıklarını iddia eden insanlar tarafından yine bu dinden güç aldıklarını iddia ederek fiziksel ya da sözlü ya da psikolojik şiddete maruz kalmışlardı. Bu yüzden başörtülü bir kadının onların yanında olması onları gerçek anlamda mutlu etti. Güç aldılar, iyi hissettiler. Benim kaç kez tüylerim diken diken oldu bilmiyorum. Kendimi uzun zamandır ilk defa bu kadar “işe yaramış” hissetmiş olabilirim.

Her ne kadar bu eyleme “destek vermek” motivasyonuyla gitmiş olsam da, aynı zamanda eylemi düzenleyenlerin özellikle dikkat ettiği bir denge de vardı katılımcılar arasında: “Şortuma da başörtüme de karışma!” vurgusu. Kadınların nasıl giyindikleri, ne giyip neyi giymedikleri, nereye gittiklerine karışma konusundaki derdin başörtülü kadınların hayatlarını da etkilediğini, başörtüsünü takma ya da takmama tercihinin de yalnızca kadının kendisinde olduğunu açık açık dile getirmek, bunu da hep birlikte yapmak cidden istenmişti eylemde ve bana çok iyi geldi. Bunca kutuplaşmanın olduğu, birbirimize laf anlatmanın bu kadar zor olduğu bir zamanda her ne kadar “basit” görünse de böyle sözleri söylerken bir arada olmak içimdeki umudu yeşertti.

Eylemin en enteresan ve bir o kadar da eğlenceli kısmı ise Yonca Evcimik’ti, anlatmadan geçemeyeceğim 🙂 Yonca Evcimik, 90’lar Türkiye pop müziğinde, güçlü kadınların en görünür olduğu dönemde tanınan, bolca da konuşulan bir kadınken hiç kadın meselesi “topuna girmemiş”, mümkünse şarkılarının “cüretkar”lığını örtbas etmiş bir kadın olarak bildiğim bir şarkıcı. Ama bugün eylemde “Haddini Bil”i birlikte söylerken ciddi anlamda heyecanlandım. Heyecanlandım, çünkü benim için zaten bu şarkı bu imayı içeriyordu; erkekliğe pop müzikle, bir Yonca Evcimik şarkısıyla da en güzelinden had bildirilebilirdi, yani yeri geldiğinde pop müzik de en alasından “politik” olurdu. Ama bunu şarkıyı seslendiren kişiden de duymak ayrıca güzeldi. Bütün sözlerini ezbere bildiğimiz şarkının, şarkı piyasaya çıktıktan yıllar sonra, orada eyleme katılan kadınlar için oldukça politik bir anlamı var.

Uzun lafın kısası, bugünkü eylem uzun zamandır beklediğim, bu konuda ses çıkartmak isteyen insanlarla birlikte sokaklara dökülmek istediğim bir mevzuyu oldukça başarılı bir şekilde gündeme getirdi. Ancak tek bir eylemin dönüştürücü gücü muhakkak ki oldukça sınırlı. İlk adımda eyleme katılan kadınlar olarak, nasıl görünürsek görünelim bir araya gelebilmeye olan özlemimizin ne kadar yoğun olduğunu tekrar hissetmek ve ona göre mücadeleye devam etmek olacak sanıyorum. Sonrasında da değdiğimiz her yerde sözümüzü yaymaya çalışacağız her zamanki gibi: “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!”

 

*Bu yazı, Reçel Blog‘dan alınmıştır.

Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

E-Bültenimize Abone Olun

E-Bültenimize Abone Olun

You have Successfully Subscribed!