‘Otomobil Ya Da Egzoz Sesi Değil Kuş Cıvıltısı, İnsan Kahkahası’

eşpedal-e1571988273975.jpg
Kentteki dezavantajlıların şehre ulaşımı ile ilgili konuştuğumuz Yaya Derneği Başkanı Elif Birol yayalara ayrılan alanların her geçen gün azaldığını belirterek sokağa çıktıklarını otomobil ya da egzoz sesi yerine kuş cıvıltısı insan kahkahası duymak istediklerini dile getirdi. Eşpedal Derneği Başkanı Saldıray Altındağ ise yaşadıkları problemin tek bir kişi ya da kurumun çözemeyeceğini ifade ederek yerel yönetimlerin, merkezi yönetim ve STK’larla bir araya gelmesi gerektiğini ve ortak karar alınması gerektiğini vurguladı. 

Yaya Derneği Başkanı Elif Birol ve Eşpedal Derneği Başkanı Saldıray Altındağ, şehirde haklara, fırsatlara eşit erişimin herkes açısından mümkün olup olmadığı, yayaların şehirlerde ne tür sorunlar yaşadığı, kapsayıcı bir şehirde ulaşım perspektifinin nasıl olması gerektiği, dezavantajlıların şehre ulaşımı için neler yapılması gerektiği üzerine konuştuk. 

Otomobil odaklı şehir tasarımları yüzünden yayalara her geçen gün daha az yer kaldığını belirten Yaya Derneği Başkanı Elif Birol, “Yayaların hareket alanları azalıyor. Yayaların en çok sorun yaşadığı bölgeler, yayalar ile otomobillerin çakıştığı alanlar. Basına yayaların karıştığı olaylar kaza olarak geçiyor ama biz bunu çarpma olarak değerlendiriyoruz çünkü önlenebilirler. Bununda yönetimler tarafından alınacak önlemler ve otomobil kültürünün değişmesi ile önlenebileceğini biliyoruz” dedi. 

Dezavantajlı Grupları Göz Önüne Alan Şehir Tasarımları

Şehirde yaşayan herkes kent olanaklarından eşit olarak faydalanabilmesi gerektiğini ifade eden Birol, “Dezavantajlı grupların şehirlerde rahatça dolaşabilmesi için fiziksel imkanların düzenlenmesi gerekiyor. Aynı zamanda dezavantajlı gruplar arasında yer alan yaşlılar, engelliler, çocuklar ve çocukları ile beraber hareket edebilen ebeveynler göz önüne alınarak şehir tasarımlarının yapılması gerekiyor. Toplu ulaşımın, yolların dezavantajlı gruplara göre düzenlenmeli. Yeni parkların, yeşil alanların, insanların rahatça nefes alabileceği alanların sayısının arttırılması gerekiyor. Bunlar olurken otomobillerden çekinmeden korkmadan rahatça hareket edebiliyor olmamız gerekiyor” diye konuştu. 

‘Ulaşım Kararları Kenttekilerle Birlikte Alınmalı’
Kapsayıcı bir şehirde ulaşım perspektifi nasıl olması gerektiğine değinen Birol şunları söyledi: “Kapsayıcı bir kentte ulaşım ancak kenttekilerle birlikte karar alınarak olunur. Karar vericilerin herkese eşit haklara sahip olduğu, kentin olanaklarından herkesin eşit şekilde yararlanabilmesi gerektiğinin farkında olarak hareket edilebilir. Şehirde sadece sağlıklı bireyler yok, dezavantajlı dediğimiz yaşlılar, engelliler, çocuklar ve çocukları ile beraber hareket edebilen ebeveynlerin ihtiyaçlarının gözetilmesi gerekiyor. Avrupa Parlamentosunun 1988 yılında kabul ettiği Yaya Bildirgesi doğrultusunda biz de dernek olarak çalışmalar yapıyoruz. Kent hakkını savunmak insan hakkını savunmak anlamına geliyor”. 

‘Yayaların Şehre İnişi Teşvik Edilmeli’

Kentteki dezavantajlıların şehre ulaşımı için yapılması gerekenleri de anlatan Birol, “ Daha fazla yayanın daha fazla hakka sahip olması gerekiyor ve bunun bilincinde olması gerekiyor. Yayaların sorunlarını çözmek için yayalarla birlikte hareket edilmesi gerekiyor. Yayaların sokağa çıkmasının engellenmesinden ziyade şehre inişinin teşvik edilmesi gerekiyor, bunun için etkinlikler yapılmalı. Örneğin tekerlekli sandalyeli bir yayanın şehirde rahatça hareket edebilmesi için kaldırıma rahatlıkla ulaşabiliyor olması gerekiyor. Binalara girerken rampaların olması gerekiyor, toplum ulaşım araçlarının kullanıyorken buna göre düzenlemeler yapılması gerekiyor. İnsanların sosyalleşebileceği alanlar lazım, çocukların rahatça koşabileceği alanlar büyük meydanlar lazım. Dışarı çıktığımızda otomobil sesi ya da egzoz kokusu yerine kuşların cıvıltısını, insanların kahkahasını duyabildiğimiz alanlara ihtiyacımız var” dedi. 

‘Engelliler Evden Çıkmaya Direnç Göstermeye Başladı’

Eş Pedal Derneği Başkanı Saldıray Altındağ, kentteki engellilerin en büyük sorunlarının başında ulaşımın geldiğini dile getirdi. Engellilerin evden çıkmaya direnç göstermeye başladığını ifade eden Altındağ, “Çünkü birincisi kılavuz çizgiler çok kötü ağaçlara, direklere çarptırıyor. Yani belediyenin bir birimi sarı çizgileri yaparken diğer birimi tam ortasına direk dikiyor. Ayrıca otobüslerde sesli sinyalizasyonlar yok, ineceğimiz durağı bilemiyoruz. Metrolara biniyoruz, o da ayrı bir dert zorla yardım etmek isteyen güvenlik görevlileri engelliler ile ilgili hiçbir eğitim almamış nasıl davranması gerektiklerini bilmiyor veya bize direkt yardımı muhtaçmış gibi davrananlar oluyor. Belediyenin ulaşımla ilgili mobil uygulamaları var ama bu uygulamalar görme engellilerin ekran okuyucu programlarına uygun yapılmamış ayrı sorun yaşıyoruz” dedi. Altında, tiyatro, sinema gibi toplumsal mekânların engelliler düşünülmeden yapıldığı için sosyal hayata da aktif olarak katılamadıklarını da ekledi. 

‘Sorunları Bir Kişi Ya da Tek Bir Kurum Çözemez’

Yaşadıkları sorunların bir kişinin ya da tek bir kurumun çözemeyeceğinin vurgulayan Altından şunları söyledi: “Yerel yönetimlerin, merkezi yönetimlerle işbirliği yapıp STK’ları da içine alıp bir komisyon oluşturmalı. Bu komisyon tek tek sorun analizi yapıp çözüm önerileri üretmesi gerekiyor. Artık dijital dünya çok ilerledi her şeyi teknoloji ile çözebiliyoruz. Tek bir aklın değil komisyonların çözüm önerileri daha kalıcı olur. Komisyonlar denetimlerin de arttırılmasını sağlayabilir. Öncelikli olarak bir arada yaşadığımızın, aynı kenti paylaştığımızın farkında olmalılar. Neye ihtiyacın olduğu anlaşılabilmesi için temsil olması lazım. Birilerinin başka birileri için bir hizmet üretmesi çok samimi olmuyor ve sonuçları genellikle işlevsiz oluyor. Sonuçlarından rahatsız olunduğunda da bu bir lütuf gibi davranıldığı için ‘size, sizin için bir sürü şey yaptık yine de yaranamadık’ gibi bir sonuca varılıyor”. 

Eşpedal Derneği olarak mekânsal engelleri bisikletle aşmaya çalıştıklarını dile getiren Altındağ, “Birlikte turlar düzenleyip şehir içindeki ulaşımımızı bisikletle sağlamaya çalışıyoruz. Böylece arkadaşlıklar kurup sosyal değişimi de sağlamaya çalışıyoruz. Bu da bizim çözümümüz” dedi. 

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!