Meydan Diyarbakır’da “Türkiye’de Engelli Olmak” Konuşuldu

IMG-20190625-WA0015-1280x960.jpg
YADA Vakfı tarafından düzenlenen Meydan Buluşmaları kapsamında Diyarbakır'da “Türkiye’de Engelli Olmak” başlıklı bir atölye yapıldı.

Diyarbakır ve bölge sivil toplum kuruluşlarından 32 kişinin katıldığı etkinlikte engellilik ile ilgili sorunlar konuşularak sivil toplum kuruluşlarının birbirleriyle işbirliği;  bu iş birliklerinin önündeki engeller ve bu engelleri aşma yolları tartışıldı. 

Sivil Toplum kuruluşu temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen etkinliğin açılışında konuşan Rumeysa Çamdereli, Meydan Buluşmaları ile sivil toplumun içine kapanma halini kırmak istediklerini; hem de birlikte çalışabilmenin, işbirliği geliştirebilmenin imkanlarını konuşmak istediklerini belirterek, “Meydan Buluşmaları’nın ilkini Diyarbakır’da bir çevre etkinliği ile yapmıştık. Bunu yaparken de herkesin bir çemberde birbirinin yüzüne bakarak konuşabildiği her görüş ve ideolojiden insanların bir araya gelebilmesinin önemli olduğu düşüncesiyle bu buluşmalar farklı temalarla yapılarak gelenek haline geldi “ diye ifade etti. 

Diyarbakır Görme Engelliler Spor Kulübü Derneği’nden  Mehmet Yüksel 4 defa lise değiştirdiğini ve engelli olmayan bireylerle aynı okullarda okumanın zorluklarından bahsederek kendi deneyimini şöyle ifade etti: “Ben okurken çok sıkıntı çektim öğretmenler bu konuda çok deneyimsizlerdi. Bir sürü sorunla boğuştum ama benden sonra liseme gelen engelli arkadaşlarım rahat etti bir kapı açmış oldum. Bu konuda öğretmenlerin ve arkadaşlarımın bilinç kazanması için sürekli idareye başvurdum ve 2-3 haftada bir belirli konularda seminerler verilmesine vesile oldum. Öğretmenlerim ve arkadaşlarım bilinçlendiler, futbol oynuyorum ve bu konuda ilerlemek istiyorum liseyi henüz bitirdim amacım BESYÖ okumak. 

DOBDER’den Adnan Aksoy; sivil toplum bilincinin henüz tam olarak kazanılmadığını dile getirerek, “Sivil toplum kuruluşlarında altyapı sıkıntısı had safhada, kira, mekan giderlerini karşılayacak bütçe bulamıyoruz. Dernek için bir sekreter istihdam edemiyoruz. İnsanlar derneklere üye olmaya korkuyorlar başkanlık mercisi de genelde bir statü için basamak olarak kullanıyor. Bununla beraber sivil toplum kuruluşları dertlerini anlatmak için kamuda muhatap bulamıyorlar. En temelden sivil toplum nedir? İşlevi nedir? İnsanlara anlatılmalıdır.” dedi.

Kadınların sosyal entegrasyonunun erkeklere göre daha zor olduğunu bu sebeple toplumsal cinsiyet eğitimlerinin çok önemli olduğunu vurgulayan Mersin Sakatlar Derneği’nden Gülcihan Ekinci,”Kadınlar zaten sorun yaşıyor bir de engelli olunca yaşadığı sorunlar daha belirginleşiyor. Engelli kadınlar direkt eve kapatılıyor ve sürekli istismara uğrayacaklarmış gibi davranılıyor. Bu da onları sosyal hayattan tamamen koparıyor.” diye konuştu.

SSPE Diyarbakır Derneği’nden Ercan AKTO da konuşmasında, “Sivil toplum kuruluşlarının en büyük sorunu problemi hak temeline indirgememesidir. Ötekileştirme politikası biz de de var. Aslında Dernekler, STK’lar bireyler için var. Derneklerin ortak mücadele alanı oluşturması lazım. Sivil toplum kuruluşları ülkeler için zenginliktir. Çoğulculuğun, katılımcı demokrasinin göstergeleridir. Bu yüzden sivil toplum desteklenmesi ve geliştirilmesi lazım. Eğer birbirimize engel oluyorsak bu tehlikeli bir noktaya götürür. Bireysel haklarımızı kim gasp ediyorsa ona karşı mücadele etmeliyiz. Devletlerin bize verdikleri lütuf değildir sosyal devlet anlayışının gereğidir. İnsanlara önce bunu anlatmak lazım” dedi. 

Engellilik meselesinde toplumsal cinsiyet etnik meselelerin sorunlarını katmerleştirdiğini ifade eden Görme Engelliler Derneğinden Gurbet Hanım; “Kürdüm kadınım, görme engelliyim ve başörtülüyüm her kimliğimle ayrı ayrı eziliyorum” diyerek toplumsal kabul ve sosyal katılımlarının zorlaştığını ve bu çok kimlikli ezilme halinini yaşam kalitelerini düşürdüğünü belirterek, bu derneklere en temelinden insan hakları eğitimi verilmesi gerektiğini ifade etti. 

Sağlığa erişim hakkında da sorun yaşadıklarını bunun için ortak bir çıkar alanı belirlemelerini ifade eden bazı katılımcılar yaşadıkları hak ihlallerini şöyle ifade etti:

“Ben körüm doktora gidiyorum bana niye gözümün içine bakarak konuşuyorsun diyor ben salak mıyım sesin geldiği yere çeviriyorum yüzümü”

“Çocuğum SSPE hastası doktora gittiğimde alo 182 den randevu alıp gel diyorlar zaten acil olmasa ben 23 yaşında yetişkin bir hastayı sırtıma alıp gelir miyim? Mama yazdırmak için bile sorun yaşıyoruz bir hastaya günde 6 kutu verilecekse 5 kutu yazıyorlar. Dilenci miyiz biz gidip kapı kapı geziyoruz. “

“Sivil toplum nasıl gelişir sorusu bizim için çok lüks bir ihtiyaç. Çocuğuma bir doz ilaç vermek için 230 kilometre yol gidiyorum. Düşünün Muş’ta doktor yok. Sağlığa erişemiyoruz. “

“İnsanlar artık sahte raporlar çıkarıyorlar kendilerine, asıl hak sahipleri mahrum kalıyor bunlarla uğraşmaktan sivil topluma dair iş yapamıyoruz”

“Rehabilitasyon merkezlerinin tek derdi para zihinsel engelli bir çocukla Serebral Palsi hastası bir çocuk nasıl aynı sınıfta aynı eğitimi alabilir. Kimsenin çocukları düşündüğü yok hepsi para tuzağı. Bazı aileler de çocuklarının istismar edilmesine izin veriyor . Çocukları maddi kazanç kapısı olarak görüyorlar.”

 Sivil Toplumda İşbirliği ve işbirliğinin önündeki engeller konuşulurken şu sorunlar dile getirildi :

        *Ülkenin politik durumunun insanları kaygılandırıp kutuplaştırması.

        *KHK ile kapatılan bazı engelli derneklerinden sonra insanların üye olmaya ve bilmedikleri STK’larla çalışmaya korkması.

       *İşini kaybetme korkusu , engelli maaşı gibi faydanılan sosyal yardımlardan yoksun bırakılma korkusu.

       *Sivil toplum bilincinin olmaması .

       *Proje  ve tabela derneklerinin kurulması, derneklerin rant haline gelmesi. 

       *Raporlama çalışmalarının yetersizliği ve muhataplarına ulaştırılmaması sonucunda Sivil toplumun işlevsiz olduğu algısı.

      *İletişim ve dijital kaynakları kullanamama

       * Dernekler arası rekabetin sorunun çözümü değil tıkanmasına sebep olması 

        * Engelli bireylerin eve kapatılarak sosyal haklardan mahrum edilip STK’lardan bihaber olması.

       * Bölge coğrafyasından kaynaklı dil bariyeri ve Sivil toplumdaki tecrübe hiyerarşisi.

       *Sivil Toplum kuruluşlarının giderlerini karşılayamama 

Etkinliğin ikinci bölümünde tespit edilen sorunlar ile ilgili fırsatlar ve çözüm önerileri konuşuldu. Bu gibi toplantıların sayısının arttırılması ve belirli periyotlarda sürekli hale getirilmesi gerektiği ifade edildi. Çözüm önerilerinden biri de üniversite ve okullarda engellilik ve engelli hakları ile ilgili bilgilendirme toplantıları yapılması gerektiği oldu. Ortak amaçlar doğrultusunda ilgili sivil toplum kuruluşları ile bir araya gelmenin önemine vurgu yapılarak, hak temelinde sivil toplum kuruluşlarının kapasite geliştirme eğitimlerine olan ihtiyaç dile getirildi. Birbirinden haberdar olmayan derneklerin çalışmalarını yaygınlaştırarak, etkileşimin arttırılması gerektiği görüşü savunuldu.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!