“Burada İlkokul Öğrencilerinin Yüzde 70’i Okula Bisikletle Gidiyor”

bruksel-bisiklet.jpg

Dünyanın en geniş katılımlı bisiklet buluşması Velo-city 2017 Konferansı’na Türkiye’den katılan isimlerden biri Feridun Ekmekçi. Feridun Ekmekçi akademisyenliğinin yanı sıra, bisiklet ve hareketli yaşam konularında yerel ve uluslararası düzeylerde önemli roller üstleniyor. Enerji verimliliği, bisiklet turizmi ve çevre konularında çalışmalar yapan ENVERÇEVKO Derneği’nin kurucularından ve başkanı. Aynı zamanda Avrupa şehirlerini birbirine bağlamak üzere çalışan Eurovelo’nun da Ulusal Koordinatörlüğü görevini yürütüyor. Feridun Bey ile bisiklet zirvesindeki tartışmaları, kendi çalışma alanları açısından konuştuk.

Yaklaşık 2000 kişinin katıldığın bir bisiklet zirvesinin sonundayız. Türkiye’nin bisiklet dünyasıyla Avrupa’nın ya da dünyanın geri kalanının arasında bazı farklar ortaya çıkmış gibi. Siz konferansta ne gibi yeni konulara, tartışmalara tanıklık ettiniz?

Feridun Ekmekçi

Muğla’dan geliyoruz. Beş kişilik bir ekiple beraber buradayız. Velo-city konferanslarına dördüncü kez katılıyorum. Hem bilgilerimizi tazelemek hem de yeni oturumlardan bir şeyler öğrenmek üzere katılım sağladık. Şöyle bir fark görüyoruz, Avrupa Bisikletçiler Federasyonu himayesinde yapılan bu organizasyonda biz bunu global hale çevirmek için bir şeyler yapmak zorundayız. Bunu bir dünya birliği çalışmasına dönüştürmeliyiz. Daha çok insanı bisikletli ulaşıma çekmek ya da turizm modellerini pasif ulaşımdan aktif ulaşıma çekebilmek için çalışmalar yapmak zorundayız.

Daha önceki konferanslarda e-bike (elektrikli bisikletler) çalışmaları bu kadar yoğun değildi ama şu anda epey bir kurum, kuruluş, özel şirket bununla ilgili çalışmalar yapıyor. Bizim dönemimizdeki kişiler artık yaşları itibariyle e-bike’ı tercih edebiliyorlar. Bununla ilgili çalışmalar da yoğun. Herkes harıl harıl yerel, ulusal, bölgesel kapsamda çalışmalarla farkındalık yaratmaya çalışıyor. Hollanda örneğinde gördüğümüz şu ki; Hollanda bu işe rastgele bulaşmamış, belli bedeller ödeyerek ulaşmış.

Ne tür bedeller ödemiş sizin gördüğünüz kadarıyla Hollanda?

40’lı – 50’li yıllarda araçların çarpması sonucu artan çocuk ölümleri bir halk ayaklanmasına dönüşmüş. Ulaşım hakkı bir hak mücadelesine, demokratik ulaşım hakkı mücadelesine dönüşmüş. Karar vericiler bölge ve ulusal planlarında bisiklet politikalarına inanmışlar ve ulusal bisiklet politikası haline dönüşmüş. 50 – 60’lardaki petrol kriziyle de ulaşım yapılarını bisiklet odaklı olarak yenilemişler.

Bunda sivil toplumun rolü nasıl olmuş?

Yerel sivil toplum örgütleri 40 – 50 yılları döneminde ciddi mücadeleler vermişler. Demokratik ulaşım hakkını almak için her türlü gösteri, yürüyüş, bisiklet kullanımı, aktivist grupların desteklenmesi, proje çalışmalarını ortaya koymuşlar. Bu da başarıyı getirmiş sonuçta.

Türkiye’de de trafik kazaları onlarca yıldır çok can alır malum. Aynı zamanda 70’li yıllarda petrol krizlerini biz de yaşadı. Yani Türkiye de aynı dönemlerde benzer sorunlar yaşayan bir ülkeydi, öyle değil mi? Ama Hollanda meselesini böyle çözerken biz aynı şekilde çözmemişiz.

Herhangi bir çözüm üretmemişiz çünkü gündemimizde farklı konular var. Ülke gündemi çok yoğun bizde. Yoğun olunca ister istemez bisiklet kısmı alt sıralarda yerleşmiş. Çünkü bina yapılaşması çok fazla. Hollanda’da şehir plancılığı ciddi anlamda kolaylaştırıyor, bir ev veya yol dizaynı yaparken sonrasında bisiklet ulaşımı yapabileceğiniz bir şeyler var. Alt yapıyı kurarken ona göre kuruyorsunuz ama bizde çok sıkışık bir yapı var. İnsanlar belirli bölgelerde yoğunlaşmış.

İlgilendiğiniz alanlardan biri bisikletli turizm. O konuda yapılan oturumlarda nelerle karşılaştınız?

Katıldığım iki ya da üç tane sunumda özellikle söyledikleri bisiklet turizmi için bir proje gerekiyor. İki, güçlü iş birlikleri kapsamında vurguladıkları, altını çizdikleri konular var. ECF (Avrupa Bisiklet Federasyonu) başkanının, genel sekreterinin altını çizdiği güçlü iş birliklerine ihtiyacımız var. Bunu şöyle yorumluyoruz; STK, yerel yönetim, hükümet, kamu yönetimi ve ilgili kuruluşlarla artırılabilir. Bizim ülkemiz için özel sektörün desteği, özellikle ilgili kurumlardan özel sektörün desteği bu işte önemli. Bu kişilerin iş birlikleriyle bu işi çözeriz. Ülkemizde çok güzel bisikletli turizm rotaları var. Bunları değerlendirebilecek, insanların fikrini değiştirebilecek potansiyelimiz var.

İzlediğim oturumlarda gördüğüm; Avrupa’da da dünyada da öne çıkan iki konu var. Birincisi akıllı teknolojinin ya da akıllı araçların gelişmesinin bisiklet dünyasına da çok yansıdığı,  ikincisi de e-bisiklet sistemlerinin çok yaygınlaştığı. Bu ikisi entegre olmuşlar. Öte yandan bu bisikletler paylaşımlı bisiklet ağına da girmiş ve  bütün Avrupa şehirlerinde giderek yaygınlaşıyor. Bu sizce Türkiye şehirleri için de iyi bir model olabilir mi?

Olabilir diye düşünüyorum. Şu anda 2030 bisiklet kullanımı stratejilerinde, ECF’nin Avrupa Komisyonu Ulaşım başkanına verdikleri dosyada bisiklet kayıplarını, bisiklet çalıntılarını azaltmak istiyoruz diye bir bölüm var. Şimdi, hem insanlar paylaşım sistemlerindeki bisikletlere yönelsin hem de artık paylaşım sistemlerinde bir merkeze bırakmak zorunda kalmasın istiyorlar. İnsanlar bisikletini herhangi bir yere bıraksın, bunu biz GPS ile izleyelim. Sonraki vatandaş da telefonuna gelen mesajla bunu açabilsin. O yüzden, arka kısımlarında elektronik bir akıllı sistem var uyduyla takip edilen. Herkesin bisikletini uydudan takip ediyor firmalar. Siz gelen kodla beraber numaranızı yazıyorsunuz, bisikleti açıyorsunuz. Herhangi bir yerde bunu bırakmanıza gerek yok. Herhangi bir istasyona bırakmanıza gerek kalmadan biraz daha özgürleşiyorsunuz, biraz daha GPS ile takip ettiğinde kayıplar da azalıyor. İki tane önemli maddeden not aldım, buydu. Paylaşım sisteminde çalınmaları ve zaman kayıplarını azaltmayla ilgili bir çalışma dikkat çekiyor. Beş- altı maddeden birisi bu.

Buradaki tartışma konuları paylaşım sistemleri, akıllı teknolojilerin bisikletlere entegrasyonu, e-bike gibi. Buraların tartışma konuları bunlar. Türkiye’de bisiklet dünyasının tartışma konuları neler acaba sizce?

Bence birinci öncelik yereldeki bisiklet politikaları. Yereldeki bisiklet kampanyalarından sonra bisikletin kolay binilebilir bir ulaşım aracı olduğunu, demokratik bir ulaşım aracı olarak aktivistlerin, sivil toplumun ilgili kurumlarla iş birliğinde bunu öne çıkarmasında fayda var. Belki akademisyen olduğum içindir, biz insanlara bununla ilgili basit eğitimleri verelim ki, biz projelerimizde bunları kullanıyoruz,  ondan sonra insanlar ne yapacaklarını görsünler. Kadın giysisiyle, kravatla, ceketle insanlar işe giderken bisiklet kullansınlar. Zor olan yerlerde de belediye kişilere bisiklet kullanabilecekleri alanları yaratsın. Yol, bisiklet alıp verme, bisiklet transfer etme gibi yerlerde bunlara destek olsun. Zor olan yerlerde, insanların güçlük çektiği yerlerde. Burada bu araştırmalar yapılmalı. Buradaki iş birlikleri, yereldeki iş birlikleri önemli. Bunlar ulusal politikaya, tabandan gelip yukarıya bir şeyleri değiştirecek bir güç olarak sergilenmeli. Bu da bisiklet politikalarından geçiyor diye düşünüyorum. Eylem planımızda var aslında. Yani kağıt üstünde kaldı hep. Hep gündemden geri düştü. Şimdi tırmanıyor.

Son olarak şunu sormak istiyorum, bu bisiklet zirvesi Türkiye’ye ne mesaj veriyor? Bütün bu katıldığınız oturumlar, saha gezileri, burada tanıştığınız insanlar, hepsini düşünerek soruyorum. Bu zirve bize ne diyor?

Benim için en önemli faydalarından birisi çevreye duyarlı bir ulaşım aracı, insan sağlığına faydalı bir ulaşım aracı. ECF başkanına o yüzden ben teşekkür ettim el sıkışırken. Verdiği mesaj hoşuma gitti. Biz insanlar bisikletin yararlarından faydalansın diye beraber çalışmak zorundayız. Birbirimizi sevelim sevmeyelim ayrı ama bisiklet yararlı bir şey. Bunun tartışması yok artık. Ben şöyle binerim, böyle binerim, şurada risklidir falan filan bunlardan ziyade bisikletin faydalarından herkes kendine düşen payı alsın. Bisikletli ulaşım, bisikletli turizm. İnsanlar artık işe giderken o düzene alışsınlar. Burada bir okulu ziyaret ettik. Çok ilginç. Dünkü saha çalışmasında bir tanesine katıldım ben. Yüzde 70’i bisikletle geliyor ilköğretim okulu. Yani 7 ile 12 yaş arasındaki çocuklar, resimlerini çektim, küçük küçük bisikletlerle yığılı. Ne kadarı geliyor diye sordum ben, önemli bir şey. Birisi “yüzde 70’i geliyor, yağmurlu havalarda bu  rakam yüzde 50’ye düşüyor” . Güzel bir rakam.

2 comments

  • AvatarAvatarAvatar
    ertan karabıyık

    1 Temmuz 2017 at 13:19

    merhaba, bu konferans’ın oldugu tarihlerde oğlumla birlikte 8-21 hazrian 2017 tarihlerinde, butun hollandayı bisikletle gezdiğimiz bir turdaydık ve konferansın olduğu tarihlerde nijmegen’den geçtik. 13 gunde 1034 km’lik bir hollanda turu yaptık ve 25 kenti gördük. ucuz, guvenli, hijyenik ve harika bisiklet turu…
    zaman ve para olsaydı konferansa da katılmayı çok isterdik. katılım ücreti çok yüksek.
    röportajda belirttiğiniz herşeyi gözleme imkanına kavuştuk. 15 bin km’Lik bisiklet yolu olan ülkenin her yerinde bisiklet kullandık.
    teşekkürler.
    ertan karabıyık

    Cevapla

  • AvatarAvatarAvatar
    Kemal LALE

    5 Temmuz 2017 at 11:53

    Çok özendirici ilgi ile takip ediyorum.
    Çalışmalarınızı destekliyoruz. Adım adım daha güzel olacak Teşekkürler

    Cevapla

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend