“Kültürü Araçsallaştırmıyoruz”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yeni dönem kültür politikalarını konuştuğumuz İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, kültürü kalıpların, ideolojilerin üstünde bir kurum olarak gördüklerini belirterek, “Temel farkımız şu, kültürü araçsallaştırmıyoruz. Kültürün kendisini ideolojik veya siyasi konunun aracı olarak görmüyoruz.” diyor.

İBB’nin yeni dönemde kültürel miras alanında yaptığı önemli çalışmalar neler?

İstanbul önemli bir şehir. Her yerinde tarihi bir doku, kimlik, hafıza taşıyor. Bunlara odaklanmayı sağlayan bazı işler yaptık. Etkisi yüksek oldu bu işlerin. İBB Miras adıyla kurduğumuz ekip, tarihi alanlarda restorasyon, uygulama, koruma, basit önleyici koruma gibi etkinlikleri hızlı yaparak ve bunun sosyal etkileşimini yüksek tutarak farkındalığı arttırdı. İBB önüne gelen konuları uzun mevzuat süreçlerine yaymadan, hızlı, etkin, müdahale edilebilir bir yöntemle yapılara etki etti, restorasyonlarını yaptı, çevresel koşullarını düzeltti ve efektif bir koruma anlayışını anlattı. Bu mali olarak çok avantaj sağladı kente. Bugün çok daha maliyeti düşük düzeylerde eski eserleri koruyabiliyoruz, hayata kazandırabiliyoruz. Daha da önemlisi, daha kötü aşamaya gitmeden o eserin daha ekonomik koşullarda kurtarılmasını sağlıyoruz. Bütün bunlar yan yana geldiğinde İBB Miras yıllar önce yapıldığı gibi kamunun ihale yöntemiyle değil, kendi ekipleri tarafından yaptığı küçük, büyük, orta ölçekli projelere hızlı müdahale, koruma ölçekli müdahalelerle hayatın içinde akışkan, dinamik bir kadro oluşturdu.

İstanbul’un artık İBB Miras diye koruyucu, önleyici restorasyon ekibi var. Bu çok önemli bir durum, çünkü biz kamuya tekrar kendi ekipmanlarını, kendi kadrolarını kazandırmış olduk. Koruma ölçekli planlarda, Kara Surları gibi büyük ölçekli dünya miras alanlarına etki eden alanlarda, hızlı, yok olma aşamasına gelmiş noktalara müdahale ettik, bunların restorasyonlarına başladık. Bunlar önemli konulardı ve bu bir sistematik ve bir stratejik planda görev süremiz içerisinde devam ederek ilerleteceğimiz konular.

“Kültür İdeolojilerin, Kalıpların Üstünde Olmalı”

İBB’nin kültürel faaliyetleri hep bir tartışmanın odağında oldu. Siz kültürel çalışmaları nasıl bir bakış açısıyla yürütüyorsunuz?

Bizim için olmazsa olmaz bir kriter var. Hangi dönemde kimin tarafından yapıldığı, nasıl yapıldığı tartışmalarından daha bağımsız bir şey. Bizim için önemli olan gerçek, speküle edilmemiş İstanbul’un gerçek tarihsel kimliği. Bu katman katmandır, çeşitli kültürel farklı dönemleri içerir, çeşitli insani kültür dönüşümlerini içerir, insan hikayeleri, yapı hikayelerini içerir. Bizim için önemli olan şudur: Kültür, ideolojilerin, kalıpların çok üstünde bir kurum olmalı. Hele İstanbul gibi dünya kenti, dünya tarih kenti olan yerlerde her dönemin başka yaklaşımları, ideolojileri, kültürel sosyal tartışmalarının hepsini aşan bir şey var. Elimizde on binlerce yıllık bir İstanbul kenti var. Dolayısıyla insana ilham verecek olan şey, bu şehrin bu büyük potansiyeli. Bizim temel farkımız ne dersek, kültürü araçsallaştırmıyoruz. Kültürün kendisini ideolojik veya siyasi konunun aracı gibi görmüyoruz. İstanbul’un kültürü zaten muazzam bir birikimdir. İstanbul’un geleceğini vurgularken, kültüründen ilham alsın diye ona bir filtre olmadan bütün potansiyeli ile bütün İstanbulluları ve İstanbul üzerine çalışanlara bir sofra olarak sunuyoruz. Bu çok nefis bir yiyecek, bundan tadanlar bu ilhamla bir şey üretmeliler. İstanbul’un, İstanbullulara verdiği en büyük sermaye bu kültürel, tarihsel potansiyelidir. Sadece bunun altını çizmek ve buna tarafsızca yaklaşmak bile çok değerlidir.

Kültür Varlıkları Koruma Mevzuatı Yenilenmeli

Yerel yönetimlerin kültürel miras alanındaki yetkileri konusunda sizce mevzuat yeterli mi? Bu konuda dönem dönem merkezi yönetimle sürtüşmeler yaşandı, Galata Kulesi vs.

Yerel yönetimlerin kültürel miras alanındaki konumları sadece mülkiyet hakkı üzerinde mi yetkilendirilmelidir? Kültür varlıklarının bunları aşan bir sahiplenicilik ve yöntemle korunması gerekir. Yerel yönetimler bunun içerisindeki en önemli aygıttır. Çünkü kültür varlıkları bütün dünyada şu noktada tartışılıyor artık; gündelik hayatın içine, yaşamın içine nasıl dahil edilirler. Bir yapıyı, bir fetişist nesne gibi dokunulmaksızın hayata temas etmeden böyle dondurur gibi koruyamazsınız. İnsanlar onunla nasıl ilişkiye geçecekler, gündelik hayata nasıl konulacak. Bu konuda en önemli kurumlar tabi ki yerel yönetimler.

Bence bu konuda yerel yönetimlerin mülkiyet hakkının üstünde fonksiyon ve hayatta kalma, yaşatma konusunda kültür varlıklarının üzerine uzun süreli stratejik planlama hakkı olması gerekir. Tabi bazı özel fonların, özellikle valilik tarafından yürütülen bazı özel fonların, kültür varlıkları koruma adına yapılan özel fonların da daha fazla belediyelerin, yerel yönetimlerin kontrolü ile yönetilmesi çok önemli. İstanbul Büyükşehir Belediyesi çok büyük bir kültür varlığı mülkiyetine sahip, örneğin Kara Surları İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin mülkiyetindedir. Buna benzer alanlarda çok güçlü uygulamalar yapma şansı olan bir kurum. Fakat bunun sivil mimarideki, özel mülkiyettekilerin de planlanması, hayata katılması, değerlendirilmesi konusunda yetkilendirilmesi gerekiyor. Mevzuat bu açıdan zayıf, zaten büyük oranda yenilenmesi, güncellenmesi gereken bir mevzuat, Kültür Varlıkları Koruma Mevzuatı.

Umarım çağdaş dünyanın ihtiyaçlarına ve gündelik yaşama cevap verebilecek kadar iyi bir formülle yenilenebilir bu mevzuat.

İstanbulluların kültürel miras, şehirle kurdukları ilişki, aidiyet açısından nasıl değerlendirirsiniz? Ya da şehir politikalarına ne kadar dahil olabiliyorlar?

İnsanlara kültürel miras koruma alanında söz söyleyebilme, sözünü dinleyebilme alanlarını ne kadar tanımlıyoruz? İstanbullular bu konuda her zaman bence çok hassastı, sadece bu mekanizmalar üretilmedi, bu konuda konuşmak isteyen insanlar görmezden gelindi. Kentte büyük, kent suçu sayılabilecek kadar tarihi alanlara ilişkin de uygulamalar oldu, burada çok duyarlı mücadeleler verildi. Bu mücadeleleri sürdüren insanlar ciddi şekilde yalnız bırakıldı. Bu sorunların tamamında kültürel koruma, hafıza ve kente ilişkin çalışmalardaki kent dostları diyelim, kent ve tarih dostları bir dönemi çok zorlukla geçirdiler. Umarım önümüzdeki dönemlerde bu insanların duyarlılıkları bütün kente ve bizlere ilham verir.

Planlamak, tasarlamak, kentsel, mesela meydanları, kamusal alanları planlamak ya da kentsel dönüşüm projeleri gibi projelerde yol almak konusunda İstanbullular bu konuda aktif düşünür, görüşlerini bildirir. Fakat dediğim gibi İstanbullulara ne kadar görüşü soruldu bu güne kadar? Bu çok önemli bir detay.

Kent Hakkı Önemli Bir Kavram

Meydanlarla ilgili anketler, katılımcılık konusunda yeni bakış açısını mı yansıtıyor?

Biz burada sürecin kendisine değer atfediyoruz. Sonuç üründe bir mimari tasarım, bir uygulama zaten yapılacak. Zaten Taksim bir tarihi tescilli alan. Orada yapılabileceklerin zaten sınırları koruma mevzuatı ile de belirgin. Ama bir alan üzerine ortak düşünmek, bir projeyi, bir fikri binlerce insanı içine katarak düşünmek, o alanlar üzerine, bir heyecanı da dikkati de toparlamıyor mu? Hep beraber Taksim Meydanı gibi bir meydan üzerine düşünelim. Çünkü kendi hakkı olduğunu hatırlıyor. Kent Hakkı çok değerli bir kavram. Bizim yaklaşımımızda kent idarecilerin değil, şehirlilerindir. Dolayısıyla şehirlilerin düşünme, hayal etme, uzun sürede buna ilişkin görüşlerini bildirme hakkı var. Biz ilan ettiğimiz ilk günden itibaren şehirliler buldukları bütün iletişim kanallarından görüş paylaşmaya çalıştılar. Çünkü insanlar konuşmak istiyor. Bu da en doğal hakları. Susturulmuş çocukluğu olan toplumlarız biz. Konuşma imkanımız olması bizi iyileştiriyor, tedavi ediyor. Bence çok değerli süreçler bunlar.

Son olarak İnanç Masası’nı sorayım. Hangi motivasyonla kuruldu, neler yapılıyor, nasıl dönüşler alıyorsunuz?

İBB bir yerel yönetim olarak yaptığı bütün hizmetleri, bütün vatandaşların ihtiyaçlarına göre düşünüp, anlayıp hazır oluşla çözmesi gerekiyor. İstanbul’da böyle çok kimlikli, çok inançlı bir alansa, inanç masası da en merkezdeki inançtan, en uçtaki, çeperdeki inanca kadar kutsiyet değer veren bir anlayışla organize olmalı. İBB İnanç Masası bu şehirde inancı ve bunun yansıması olarak, kültürü gereği yaşamak konusunda temel bazı ihtiyaçlarını göremeyen unsurlara da ana akımda çok yaygın olarak kendi inanç faaliyetlerini geliştiren gruplara da yapacağı hizmeti etkili ve verimli bir şekilde yapmalı. Camilerin temizlik hizmetinden, onların bütün salgın sürecindeki dezenfeksiyon işlemlerinden, restorasyon ve benzeri ihtiyaçlardan tutun da diğer sosyal ihtiyaçlarına kadar el uzatmaya çalışan bir kurumuz. Bunun yanında küçük inanç gruplarının da ihtiyaçlarının olduğunu biliyoruz. Onlar ihtiyaçlarını belki ifade edemiyorlardı, belki bu farkına varılmamıştı. Biz bu çalışmamızla beraber ilk günden itibaren bunu anlamaya çalıştık. Bu şehirde nasıl bir inanç haritası var? Hiç tahmin etmediğimiz küçük yapıların varlığını gördük. Onların iletişim kurma ve kendilerini ifade etme çabalarını gördük.

İBB'nin kültür politikalarıBiz büyük oranda inanç masası olarak, bu farklılıkların ihtiyaçlarını eşit yurttaşlık ve komşuluk hakkı ilkesi üzerinden görmeye çalışıyoruz. Yapabildiklerimiz var, yapmak için planlama yaptıklarımız var. Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi cenaze hizmetleri kapsamında bütün farklı inançların ihtiyaçlarına göre bir organizasyona sahip değildi. Sadece merkez inanç ihtiyaçlarına göre organize olmuştu ki, oradaki arkadaşlarımızın da ihtiyaçları iyi işlemiyordu, onlar da sıkıntı halindeydi. Biz bunu daha derli toplu çalışmanın içerisine aldık ve oradaki bütün ihtiyaçları tespit edebildik. Şimdi normalde bakıldığında cenaze hizmetleri rutin bir faaliyet gibi gözüküyor ama kentin kutsiyet işaretlerinin ya da etkinliklerinin en önemli konusudur. Cenaze hizmetlerini de belediyeler yaparlar. Evvelden beridir böyledir. Öyle olunca ne oluyor? Siz zaten hizmet verdiğiniz bir alanda, nitelikli, eşitlikçi, daha demokratça bir tutum izleme yönünde çaba gösterirseniz, hayatın çeşitliliğine de cevap vermeye başlıyorsunuz. Tabi insanlar çok memnun bu durumdan. Ayrışmadıklarını, eşit vatandaş hizmeti aldıklarının farkında olarak ya da bizim fark edemediğimiz bazı konularda da bizden taleplerde bulunarak bir rotaya doğru gidiyor. İnanç masası özellikle şehirlinin tekrar komşuluk hakkını hatırlaması konusundaki duyarlılığı beslemesi açısından çok çok değerli.