”Yardım Yaptığımız İnsan Sayısıyla Değil, Yardıma İhtiyacı Olmayan İnsan Sayısıyla Övüneceğiz”

İBB’nin ‘sosyal hizmet politikasını’ konuştuğumuz Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Yavuz Saltık, yeni dönemde sosyal hizmet alanında ‘yardım temelli bakışı’ benimsediklerini belirterek, ‘sistem mezuniyeti’yle kent yoksulluğunu çözmek için çalıştıklarını kaydetti. Belediyelerin her yıl yaptıkları yol veya döktükleri asfalt miktarıyla övündüklerini anlatan Saltık, “Biz sistem mezuniyetiyle yardıma ihtiyacı olan insan sayısını azaltacağız. Yardım yaptığımız insan sayısının çokluğuyla değil yardıma muhtaç insan sayısını azaltmakla övüneceğiz” dedi.

Yuvam İstanbul projesi kapsamında Esenyurt’ta açılan kreşte görüştüğümüz İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Yavuz Saltık ile sosyal hizmet politikasını ve pandemi sürecinde yürüttükleri çalışmaları konuştuk.

Sosyal belediyeciliği nasıl özetlersiniz? Öncelik sıralamanızda en başta hangi konular var? Hangi sorunlar aciliyet arz ediyor, özellikle kent yoksulluğunun arttığı verilerle ortaya konulmuşken?

Sosyal belediyecilik için sosyal devletin yereldeki karşılığı diyebiliriz. Yerel yönetimlerin geliştirdiği sosyal politikaların vatandaşla buluşturulması ve eşitlikçi bir yaklaşımla yoksullukla mücadele ve eşitsizlikleri azaltmak sosyal belediyeciliğin olmazsa olmazı. Tüm dünyada her şeyi üstlenen merkezi devlet anlayışı yerini yapılan hizmetleri denetleyen devlete bırakmaktadır. Bu da yerel yönetimlerin etkinliğini ve çalışma alanını genişleten bir durumdur. Adem-i merkeziyetçiliğin önem kazandığı böyle bir konjoktürde belediyelere çok daha fazla görev ve sorumluluk düşmektedir. Kadınlar, çocuklar, engelliler bizim önceliğimiz olacak. 1  yıllık çalışma dönemimizde de gördük ki bu kesimler kent yoksulluğundan en çok etkilenen grupların başında geliyor. Biz de bu yeni yaklaşıma uygun politikalar üreterek 16 milyon gibi devasa bir nüfusa sahip olan İstanbulumuza hizmet etmek için yola çıktık.  İstanbul aynen Türkiye gibi farklılıkları ile güzel bir şehirdir. Ama görüyoruz ki insanların doğuştan sahip oldukları ve aslında zenginliğimiz olan farklılıklarımız dışlayıcı siyasi yaklaşımdan, “Benden olmayana hizmet etmem”  anlayışından dolayı eşitsizlikler üretmiş ve eşitsizlikleri derinleştirmiş. Biz bunun tam tersini yapacağız, kapsayıcılık ve eşitsizliklerle mücadele önceliğimiz. Bu kent için politika üretirken tüm bu farklılıkları kucaklayan bir anlayışla hareket ediyoruz. Bunu da sosyal desteği sosyal hizmetle bütünleştiren, sosyal politikayı belediyenin tüm birimleri ile konuşan bir yapıya dönüştürerek yapıyoruz. 

Yardım Yerine Hak Temelli Bakış

Pandemi sosyal belediyecilik anlayışınızı nasıl etkiledi? Aile destek paketi, anne-bebek paketi ve askıda fatura dışında, yeni başlıklar açılacak mı?

Özellikle pandemi döneminde ekonomide çarkların durma noktasına gelmesi beraberinde birçok sorunu da getirmiştir. İşini kaybedenler, evine ekmek götüremeyenler, açlık sınırına gelenler artmıştır. Belediye olarak bu dönemde acil aksiyon alarak Aile Destek Paketi, Anne-Bebek Paketi, Askıda Fatura, Market Çeki, Halk Süt gibi vatandaşlarımıza yardımın direkt ulaştırıldığı çalışmalar yürütüp, onları bir nebze rahatlatmak için aralıksız olarak çalıştık. Uzun vadeli planlarımızda ise kent yoksulluğunu azaltmaya yönelik kalıcı projeler geliştiriyoruz. Buna sistem mezuniyeti diyoruz biz. 

Nedir sistem mezuniyeti? 

Sosyal destek sistemi içinde yer alan vatandaşlarımızı hakları konusunda bilgilendirerek, sosyal hizmet çalışmaları yürüterek nihayetinde iş ve meslek sahibi yaparak mezun etmek ve üretime katkı sağlamalarını sağlayarak kalıcı çözüm üretmek. Ekonomiyi güçlendirmek için evde ve mahallede görülen tüm mağduriyetleri kendi alanında uzman personelimiz aracılığıyla tespit ediyoruz. Engellilik, psikolojik destek, kadın ve çocuklara yönelik hizmetleri bir araya getiren bir sistem kuruyoruz ve bu hizmeti götüreceğimiz kesimle ilgili sağlıklı bir datanın oluşmasını sağlıyoruz. Sosyal ve Ekonomik Destek Programı (SEDEP) açlık sınırı altında aile kalmaması için çalışıyor. İstanbul’un en büyük sorunlarından biri olan göçmenler konusunda Göç Birimi’ni kurup belli bir strateji etrafında yeni çalışmalar geliştiriyoruz. Bu arada pandemi sürecinde göçmenlere gıda paketi, hijyen paketi, bebek maması/bezi, maske gibi acil ihtiyaçlara kaynak oluşturma çalışmaları devam etti. Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun seçim vaatlerinden biri olan Eğitime Destek Paketi çerçevesinde şehit çocukları, öksüz/yetim çocuklar ve engelli çocuklarımızdan 91 bin 458’ine ulaşıldı. Genç Üniversiteli projesi kapsamında 30 bin öğrenciye 8 ay üzerinden burs verildi. Pandemi nedeniyle devreye alınamayan Evlilik Destek Paketi, Evsiz Destek Merkezi gibi projelerimiz ise yakın zamanda hayata geçirilecek. Sosyal ve kültürel hayata katılımı arttıracak ve mahalle kültürünü geliştirecek Mahalle Evleri yeni projelerimizden bir diğeri. Bütün bu hizmetler ve projeler ilk başta söylediğim sosyal belediyecilik anlayışımızın da göstergeleridir.

“Kaynaklar Kanallara Değil Çocuklara Açılmalı”

Yuvam İstanbul’la projesi hakkında bilgi verir misiniz. Bu kapsamda açılacak kreşlerin toplam kreş ihtiyacına katkısı oransal olarak nedir? İBB’nin açacağı kreşlerin nasıl bir farkı olacak?

yavuz saltıkGelişmiş pek çok ülkede çocukların gelişimlerinin desteklenmesi, kadın istihdamının arttırılması için yerel yönetimler aktif sorumluluk almakta. İstanbul gibi bir metropolde de hem ilçe belediyeleri hem de Büyükşehir belediyesinin erken dönem çocuk gelişimi ile ilgili seferberlik başlatması şart. Bu şehirde 0-6 yaş arasında 1,5 milyondan fazla çocuk var. Bu çocukların yarın nasıl yetişkinler olacağını bugün onlara sağladığımız imkanlar belirleyecek. Bir insanın beyin gelişiminin %85’inin tamamlandığı dönem ilk  yıllarıdır. Yani hepimizin, hayatlarındaki en kritik dönemi oluşturur. Yani çok kritik bir fırsat penceresi açılır ve sonrasında da kapanır. Yani bebekler bizim onlara hizmet götürmemizi, annelerinin depresyondan çıkmasını, babalarının ellerinden tutup parka götürmesini ya da altlarını değiştirmesini beklemez, hızla büyürler, gelişirler ve sürekli öğrenirler. Dolayısıyla bir insana yatırımın geri dönüşünün en yüksek olduğu dönemler ilk yılları. Nobel ödüllü ekonomist Dr. James Heckman bu döneme yapılan her 1$’lık yatırımın 7-10 $ arası geri dönüşü olduğunu araştırmalara dayanarak hesaplamıştır. Bu hesaba göre bebeklere ve onların bakım verenlerine, ailelerine yapılan yatırımlar uzun dönemde sağlık harcamalarında düşüşe, okullaşma oranında ve sürelerinde artışa, suç oranlarının düşmesine de yol açar.  

Yapılan araştırmalar bu döneme yapılan yatırımların kadın istihdamını artırdığını da ortaya koymaktadır. Kreş veya gündüz bakımevi gibi imkanlarla sadece yeni annelerin istihdama geri dönüşünü değil doğrudan bu alanda istihdam yaratarak da kadın istihdamının artışına katkıda bulunur. Tam da bu yüzden İstanbul’un da Türkiye’nin de kaynakları kanallara değil çocuklara aktarılmalıdır. Biz de bunu yapacağız!

Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun seçim vaatlerinden en önemlisi olan 150 mahalleye 150 yuva projesinin şimdi ilk merkezlerini hayata geçiriyoruz. 150 merkez ile 15 bin çocuğa ulaşma hedefimiz var. Bunun anlamı 15 bin kadının da istihdama katılımını sağlamak. Şu ana kadar 15 kreşimiz tamamlandı. Pandemi süreci bittiğinde İstanbul’un farklı semtlerinde açılan bu kreşler 3-6 yaş arası çocuklarımıza kapılarını açacak. İBB olarak Yuvamız İstanbul Projesini Boğaziçi Üniversitesi ve Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ile birlikte yürütüyoruz. Bu iki kurumun eğitim alanındaki deneyimleri ile İBB’nin sosyal hizmet deneyimini birleştiren bu merkezler hem bina yapısı ile hem de uygulanacak olan programı ile ilham verici olacak. Açılacak olan merkezler kamu ve özel sektörün yoğunlaşmadığı yoksul ve ihtiyaç sahibi ilçelerinden, mahallelerinden seçildi. Yuvamız İstanbul projesinin yanı sıra 0-3 yaş çocuklar için de ebeveynler için de ev ziyareti temelli ebeveyn rehberliği programını da hayata geçiriyoruz. Bu program ile anneler hamileliklerinin son aylarından itibaren desteklenmeye başlayacaklar.  Kuşkusuz bu hizmetler İstanbul’daki tüm çocukların ihtiyaçlarını hemen karşılamayacak. Daha yapılması gereken çok hizmet var hepsini bu dönemde gerçekleştirmek mümkün değil.  İstanbul’un 961 mahallesindeki çocuklara hizmet etmek için var gücümüzle çalışacağız. Her mahalleye bir yuva açmadan görevimizi yerine getirdik demeyeceğiz.

Sivil toplumla işbirliğine nasıl bakıyorsunuz sosyal belediyecilik alanında sivil toplumun deneyiminden faydalanıyor musunuz? 

Sivil toplum kuruluşları toplumun ihtiyaçları doğrultusunda kurulmuş, bilgi, deneyim, vizyonları ile topluma yön veren organizasyonlardır. Bu nedenle onlarla iş birliği yaparak yeni projeler geliştirmek ve sorunlu alanları iyileştirmek bizim için çok önemli. Toplumun sivil toplumda biriktirdiği bu gücü İstanbul yönetimine dahil etmemek diye bir yaklaşım olamaz. Yeni dönemde ilişkilerin güçlendirilmesi, bilgi alışverişinin sağlanması ve ortak çalışmaların hayata geçirilmesi için ilk günden itibaren İBB yönetimi olarak var gücümüzle çalışıyoruz. Stratejik planın yapılmasından, İstanbul Kent Konseyinin kurulmasına kadar pek çok buluşma alanı oluşturuldu, kalıcı ve sürdürülebilir kurumsal mekanizmalar kuruldu. Bu kurumsal mekanizmalardan birisi de Halkla İlişkiler Müdürlüğümüz bünyesinde Sivil Toplum Kuruluşları Koordinatörlüğü olmuştur. STK’ların güncel ihtiyaçları duymak ve onlarla kesintisiz iletişimi sürdürülmek için çok yönlü çalışma yürütmekteyiz. Sivil toplumun geniş bir yelpaze olduğunun da ayrıca farkındayız. İstanbul’un çeşitliliğini içeren farklı sivil toplum kuruluşları için farklı katılım kanalları oluşturulması önemli. Bu nedenle farklı zeminlerde bir araya gelmeye de devam ediyoruz. Bir yandan AÇEV, Mor Çatı, Türk Böbrek Vakfı, Tohum Otizm gibi alanında uzman sivil toplum kuruluşları ile ilgili alanlarda ortaklıklar geliştirirken, diğer tarafta hemşehri derneklerini çalıştaylarda bir araya getirerek farklı ihtiyaç ve öncelikleri duymaya anlamaya çalışıyoruz.

Şunu da belirtmek lazım. Dünyada toplumlar için itici bir güç olan STK’ların konumu Türkiye’de henüz yeterince gelişmemiştir. Hatta son yıllarda sivil toplumun bilgi ve deneyimi karar alma ve uygulama süreçlerinin dışına itilmiştir. Bizler Sivil Toplumun deneyimlerinden, STK’lar da bizim geniş hizmet ağımız ve lojistik destek imkanlarımızdan faydalanacaklar. İBB, STK’lar ile İstanbul’un sorunlarına yapısal ve kalıcı çözümler üreterek bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz. Bu nedenle İBB’nin kapıları sivil toplum kuruluşlarına sonuna dek açıktır.