Röportaj

Gergerlioğlu: Yaşadığımız son musibetler her kesime başkası için de insan haklarını istemeyi öğretmişse, sıkıntılarımız bir kayıp değil kazanç olacaktır

“Yapılması gereken adaleti ortak payda edinerek, demokrasiyi talep etmektir. Adalet isteklerinin artması ve her şikayetçi kesimin özeleştiri yapması, korkularımızdan arınmış bir adalet isteğinin somutlaşmasını sağlayabilir”

Kürt meselesinde ‘Çözüm süreci’nin bozulup çatışmanın büyük bir şiddetle geri dönmesi, toplumsal hayatımızın her yanını derinden etkiledi. Öyle ki, çözüm sürecinde herkesin rahatlıkla kullandığı ifadeler, paylaştığı görüşler artık cezalandırılmaya başlandı. Ömer Faruk Gergerlioğlu da bu cezalandırma politikasından payını alanlardan biri. Asker ve PKK militanı iki tabutu temsil eden bir eylemde çekilmiş fotoğrafı, bir çatışmasızlık ve barış mesajıyla paylaşan MAZLUMDER eski Genel Başkanı Gergerlioğlu, hekimlik görevinden önce açığa alındı ardından KHK ile ihraç edildi. Yaklaşık dokuz ay işsiz kalan Gergerlioğlu, geçtiğimiz günlerde Batman’da bir hastanede hekimliğe yeniden başladı. Kendisiyle ihraç psikolojisini, ailesinden çok uzakta bir yerde işe başlamasını ve Batman-Kocaeli hattını konuştuk…

 

Bir hekim olarak, Kürt meselesinde ölümün yerine çözümün ikame edilmesi gerekliliğini vurgulayan bir sosyal medya paylaşımı sebebiyle açığa alınıp iki buçuk ay sonra da KHK ile ihraç edildiniz. Yaklaşık dokuz aydır işsizdiniz. Bu süreçte bir KHK’lı olarak iş ararken nelerle karşılaşıyordunuz ve yeniden çalışmaya başlamak nasıl bir duygu?

Açığa alındıktan 2,5 ay sonra KHK ile devlet memurluğu görevimden ihraç edilmiştim ve toplam 8,5 aydır doktorluğumu yapamıyordum. Ayrıca hayatın içinde birçok saçma siyasi kararla en basit dernek üyeliklerim bile engelleniyordu. İhraç sonrası özel sektörde iş aradım. Fakat KHK ile ihraçlara karşı önemli bir rezerv vardı. Göğüs hastalıkları uzmanı arayan birçok hastaneye başvurdum, KHK’lı olduğumu duyunca ya dönüş yapmadılar ya da KHK’lı hekim çalıştırmama kararları olduğunu bildirdiler. Bakanlıktan araştırma yaptığımda bu konudaki yoğun sorundan dolayı bir müddet sonra genelge ile özel hastanelere  “KHK’lı çalıştırabilirsiniz” açıklaması yapıldığı söylendi. Bunu hastanelere ilettiğimde “KHK’lı doktor almaya kalktığımızda sağlık müdürlükleri bizi uyarıyor, ‘tavşana kaç tazıya tut’ tavrındalar” diyorlardı. Kimi hastane “tamam, anlaşırız” dedikten sonra arayıp “KHK’lı olduğunuz için sıkıntı çıkacağını düşündük, vazgeçtik” diyordu.  Ticari danışman firmalar yayımladıkları ilanlarda KHK’lı kabul eden ve etmeyen hastane listeleri oluşturuyorlardı, kabul edenler ise  çok az sayıda ve ucuza çalıştırmak isteyen hastaneler oluyordu. Benimle mülakat yapan bir Alman gazeteciye  anlatmıştım bunu,  bu ilanlardaki ayrımı duyunca kulaklarına inanamadı ve görmek istedi, gösterdim. Almanya’nın saygın bir gazetesinde bu KHK listesini haber yaptı. Sanırım ona, yakın tarihlerinden bir şeyler hatırlatmıştı. 8,5 ay sonra gördüğüm bir ilanda Batman’da bir özel hastanenin branşımla ilgili bir doktor arayışında olduğunu görünce temasa geçtim ve anlaştık. 8,5 ay boyunca doktorluğumdan uzak kalmıştım, özlemiştim, aşk ve şevkle işime başladım, ben mutlu oldum hastalarım da mutlu oldu sanırım. Haksız ve zalim bu kararla hayattan dışlandığınızı hissediyorsunuz. Zira çok ağır ve uzun bir eğitim sonucu uzman doktor oluyorsunuz. Ayrıca yetişmeniz için büyük bir emek sarfı oluyor, hem sizin tecrübeniz hem de devletin birikimi ihraçla heba edilmiş oluyor. Ülkenin yetişmiş birçok değeri böyle sudan bahanelerle, keyfi kararlarla mağdur edildi, ediliyor. En çok mağdur olan ise hastalarımız oluyor. Benim son çalıştığım yerde 16 yıldır sürekli takibimde olan hastalarım vardı ve ayrılışım onlar için çok zararlı oldu. Zira takipleri aksadı, hastalıklarının tüm kişisel özelliklerini biliyordum  ve bu tedavi takibi için çok önemlidir. Alanında ender birçok akademisyen arkadaşımın takibindeki hastalar için de bu böyle olmuştur.

Kocaeli Türkiye’nin en fazla nüfus yoğunluğu olan bir havzada yer alıyor. Yaklaşık 20 milyon nüfus barındıran Marmara bölgesinde iş mi yoktu, neden Batman?

Kocaeli’de zaten iş bulmam neredeyse imkânsızdı. Aslında Kocaeli’de çok tanınmış bir doktor olduğum için özel hastaneler nezdinde aranan bir doktor olurdum. Ancak açığa alınmam ve ihracım sırasındaki medyatik dezenformasyon ve gürültü özel hastaneleri ürküttü sanırım. Branşım alanında doktor arayan bir hastane başvurumu inceledikten sonra dönüş yapmadı. Marmara bölgesinde çok hastaneye başvurdum fakat bölgeye olan yoğun müracaat dolayısıyla ihtiyaç azlığı ve ihtiyacı olanın da KHK’lı almak istemeyişi  beni uzak bir ildeki seçeneği tercihe itti.

Bölgeyi bildiğinizi, buraya sık gelip gittiğinizi biliyoruz. Ama yerleşik olmak başka bir şey. Nasıl karşılandınız, nelerle karşılaştınız?

Daha önceden bölgeye sık sık gidip gelirdim ve insan hakları alanındaki çalışmalarımdan dolayı özel ilgimin olduğu bir alandı. Batman’da çalışmaya başladığımı sosyal medyadan yayımlayınca büyük ilgi gördü. Medyada haber oldu çünkü benim ihracım son derece bilinçli ve önyargılı bir siyasi tercihti, barış isteğinin cezalandırılmasıydı. Sürekli adalet, barış diyen birisinin çatışmanın tercih edildiği çözüm süreci sonrası memuriyet görevinden ihracının siyasi bir anlamı vardı. Göreve başlamam tüm barış yanlılarını mutlu etmişti. Tanıdığım, tanımadığım birçok kişiden çok sıcak, çok içten tebrik mesajları aldım. Onları sevindirdiğim için bir kat daha mutlu oldum zira bu, onlar için de çok motive ediciydi. Barış istediğimiz için ihraç edilmemizin büyük bir anlamı vardı.  Bu anlamı iyi bilen Batman halkı sağ olsun beni büyük bir ilgiyle karşıladı. Birçok kişi muayene sırası alıp, polikliniğime gelip “aslında hasta değilim sizinle tanışmak ve takdirlerimi bildirmek istemiştim” dedi. Mesai arkadaşlarımın çoğunun başımdan geçenleri duyduğunu anladım, beraber çalıştığımız için mutlu olduklarını ifade ettiler. Caddede yürürken bile tanımadığım Batmanlılar beni durdurarak  ihraç için üzgün olduklarını ancak bu haksızlığın Batman’da bitmesi ve yeni görevim için sevgi, saygı ve takdirlerini ilettiler. Batman’da önceden tanıştığımız arkadaşlarım, eski dernek çevrem sağ olsun çok ilgi gösterdiler. Tabip Odası ve diğer bazı STK’lar “hoş geldin” ziyaretlerinde bulundular.  Her geçen gün Batman’ı daha çok seviyor ve alışıyorum.

Sivil toplumcu yönünüz hekimliğinizin çok önünde, o yüzden sormak isteri. Batman’da sivil toplum alanında temaslarınız, çalışmalarınız oldu mu, neler yapıyorsunuz?

Sivil toplum çalışmalarından hiç kopmadım, halihazırda da Hak ve Adalet Platformu’nun sözcüsüyüm. Batman’da  ilk olarak Türkiye Küçük Millet Meclisi toplantısına katıldım, genel ve yerel sorunlar hakkında konuştuk.  Batman’da çevre açısından büyük bir sorun olduğunu fark ettim. Betonlaşmanın çokluğu, ağaçlandırmanın azlığı oldukça dikkat çekiciydi. İlk işim Orman Müdürlüğü’nden fidan alarak Batmanlı arkadaşlarımla fidan dikimi yapmak oldu. Batmanlılara da tavsiye ettim. Ayrıca Suriyeli aileleri ziyaret ederek onların halini tespit ederek bir doktor olarak yardımcı olmaya çalıştım. Çeşitli kamu kurumlarındaki hastalarımdan  konularıyla ilgili Batman’ın sorunlarını sordum ve meseleleri dinledikçe daha da ilgimi çekti.  Bazı yerel dernek temsilcileriyle, KHK’lı kaderdaşlarımla uzun sohbetler yaparak dertleştik, dertleşiyoruz. Bölgenin etkin şahsiyetleri, ilim adamlarıyla tanışıyorum. Çevreyi gezerek her açıdan birebir temas niyetim var. İlk olarak arkadaşlarımla Midyat’a giderek Ezidi ve Süryani yetkililerle görüştüm. Tahmin ettiklerimi ilk ağızdan dinlemek çok önemli ve çarpıcıydı.

Batman-Kocaeli üzerinden bir kıyas yapmak gerekirse, neler gözlemlediniz, bunlarla ilgili değerlendirmeleriniz neler?

Batman’da ekonomik, siyasi, sosyal sorunlar çok. Kürt meselesi hakkında yaptığım gözlemlerde sorularım karşısında insanlarımızda önemli bir umutsuzluk, bezginlik, bıkkınlık, kırgınlık olduğunu gözlemledim. Bölgenin makus talihi en önemli sorun. Buraya gelince Batı illerinden burayı değerlendirmenin yanlışlığını bir daha idrak ettim ve hayıflandım. Hayıflandım, zira ezbere siyasi yaklaşımlar, sorunlardan habersiz partizanlığın göremediği çok önemli gerçekler var. Hangi siyasi çevreyle konuşsam bazı ortak sorunların  varlığı bir gerçek, farklı siyasi çekişmeler de mevcut.  Batman ve bölgede nüfus yoğun ve insani ilişkiler batıya göre daha sıcak. Misafirperverlik, arkadaşlık, akrabalık ilişkileri daha yoğun. İnsani temaslar daha yoğun ve  geleneksel istek, baskı ve kurallar çok. Batman’da  kamu sağlık kuruluşlarının ihtiyaca cevap vermede zorlandığını görüyorum. Hızla artan nüfusa karşı bölgede ciddi sağlık yapılanmasının gerekliliği çok belirgin. Batman’da genç nüfusun çokluğu ve batıya göre çok belirgin bir işsizliğin olması çok üzücü. Geldiğim il olan Kocaeli ile Batman arasında  bu alanda önemli bir uçurum var.

Kürt meselesinde siyasal çözüm ihtimalinin bir kere daha akim kalmasıyla 2015 yazından beri giderek daha da zorlaşan bir atmosferde yaşıyoruz. 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra yaklaşık bir yıldır OHAL ile yönetiliyoruz ve siz de OHAL kanunlarının verdiği yetkiyle işinizden oldunuz. Bütün bu yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz, Türkiye’nin o görece huzurlu ortamına dönmek hala mümkün mü, bunun için kim ne yapmalıdır?

Çözüm sürecinin bitişi büyük kötülüklerin başlaması için elverişli bir vasat oluşturdu. Demokrasiden sapma sonrası  iç çatışmalar, darbe ve OHAL keyfiliği gerçekleşti, daha da kötüye gidiyoruz. Çatışma ortamında demokrasinin olmayacağı bellidir. Türkiye’nin kendi kurucu anlayışından kaynaklanan demokrasi sorunu vardı, bunu iyileştirme yönünde adım atılması büyük bir ihtiyaç iken sorunu daha da büyütecek bir yol tercih edilmiş oldu. Tercih bu  topraklara yapılmış büyük bir kötülük oldu.

Yeniden çözüm ve barış tercih edilmelidir, bu olmazsa olmazdır. Bölgeye üstenci bir bakışla biçilmiş çözümlerin başarısız olduğu göründüğü halde tekrarı deneniyor. Bu, sorunların daha da kronikleşmesine yol açacaktır. Görece huzurlu ortama dönmek en azından şimdiki kötü gidişatın önlenmesi için çok önemlidir, şarttır. Bu ortama dönüş uzun zaman alacak olsa bile mutlaka tercih edilmesi gerekendir, bu yüzden taraflar yeni bir konsensüs sağlamalıdır.

Yapılması gereken adaleti ortak payda edinerek, demokrasiyi talep etmektir. Adalet isteklerinin artması ve her şikayetçi kesimin özeleştiri yapması, korkularımızdan arınmış bir adalet isteğinin somutlaşmasını sağlayabilir. Şu an hepimizin yoğunlaşması gereken budur diye düşünüyorum. Yaşadığımız son musibetler her kesime başkası için de insan haklarını istemeyi öğretmişse, sıkıntılarımız bir kayıp değil kazanç olacaktır.

 

 

Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

E-Bültenimize Abone Olun

E-Bültenimize Abone Olun

You have Successfully Subscribed!