Sosyal Girişimcilik Ekoloji

“Fark yaratan kadınlar” daha fazla iş birliği talep ediyor

Duygu Ece Aydın: Sivil toplum kuruluşları, yerel yönetim ve bizim gibi özel sektör temsilcileri ile bir araya gelip acilen bir kalkınma planı yapmalıyız.

Üniversiteden de tanıdığım Duygu Ece Aydın  alışageldik rol modellerini dışına çıkan bir kadın. “Ağır” bilimlerden mezun olmasına rağmen, yedi yıl önce annesinin memleketinde, annesiyle beraber ekolojik bir çiftlik açarak  girişimci kadınlara örnek oluyor. Annesi İksir Aydın’la birlikte Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) tarafından “Türkiye’nin Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” dalında birinci seçilmelerine rağmen, “şehirli” imgesinden çok uzak. Üstelik yöresinde gerçekleştirdiği işlerle çokça rastlanan “yeşil oryantalistlere” de bir hayli mesafeli. Ece, Kastamonu Daday’ı dönüştürürken aynı zamanda yerelden öğrenip harmanlıyor. “Girişimci kadın ruhu” nedeniyle sıkça röportaj veren Duygu Ece Aydın’la, bu sefer  Sivil Sayfalar için  sivil toplumu ele alalım dedik. Ece Aydın’la otel işletmelerini, yerel halkla birlikte üretim yaptıkları çiftliklerini, dernekleşme sürecini, sivil toplum  ve Daday özelinde yerel yönetimle ilişkilerini konuştuk.

Öncelikle seni biraz tanıyalım?

Tabi ki. İsmim Duygu Ece Aydın, Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum. Şu anda keyifle tarımla, turizmle, doğayla ve üretimle ilgili çalışıyorum.

Kastamonu’nun Daday ilçesinde ekolojik çiftlik açtınız. Ekolojik çiftlik fikri ne zaman ve nasıl doğdu?

Bu fikir aslında bizim ailemizde hep vardı, ablam doğduğu zaman yıllar önce bizler sağlıklı beslenebilelim diye ailem Çatalca’da üretime başladı, ben bildim bileli toprak ve üretim bize yakın kavramlar.

Kentten gelip kırsalda çalışma süreciniz nasıl başladı? Süreç senin için zor oldu mu?

Duygu Ece Aydın

Tabii ki süreçte zorluklar oldu, oluyor. Öncelikle farklı bir coğrafya, farklı bir iklim, kendi iç dinamikleri o güne kadar alıştığımız dünyanın dışında. Ama insan aslında her coğrafyada, her durumda sevdiği, emek verdiği sürece doğayı kendine uygun hale getiriyor ve adapte oluyor. Benim için bambaşka bir tecrübe oldu ve oluyor hala. Üniversiteden mezun olduğum sene, İksir projemizin açıldığı döneme denk geldi ve kendimi Daday’da buldum.

Çiftlikte neler var?

Çiftlik kısmımızda tüm doğal ve organik ürünlerin üretimi var, artan nüfusla ineklerimiz ve yavruları ve kümes hayvanları var. Başta siyez buğdayı olmak üzere ekim var, hasat var. Burada aslında tam bir köy hayatı yaşanıyor.

 

Ekolojik anlamda neler üretiyorsunuz?

Dadaylı Kadın Girişimciler Derneği bünyesinde üretilen ekolojik tarım ürünleri.

Çok zengin ve bozulmamış bir doğamız var, pek çok meyve türü ormanlarda tüm bereketiyle yetişiyor. Biz de doğadan topladığımız ürünlerle marmelatlar, pekmezler, reçeller, turşular, tarhanalar, sirkeler yapıyoruz. Ayrıca belirttiğim gibi atalık tohum siyez buğdayı ve çeşitli sebzeler ekiyoruz. Hobi bahçelerimiz de var, misafirlerimiz için de ekimlerimiz oluyor.

Bölge halkının tepkileri nasıl oldu? Bugüne kadar çalışmalarınızda halkla iş birliği yapma fırsatınız oldu mu?

Yöre halkı ile zamanla artan güzel bir iletişimimiz oldu, ilk başta şehirden gelen ve farklı bir turizm alanı yaratan bize karşı bir uzaklık olsa da, şu anda istihdamımız, bölge ekonomisine katkılarımız ile ortak paydaları paylaşıyor, aynı coğrafyada emek veriyoruz.

Yöredeki kadınlarla kooparatif kurmayı düşünüyor musunuz?

Şu anda bir derneğimiz var, bu dernek el işleri, doğal ürünler üretiyor, amacımız bu dernek vasıtasıyla bölgedeki daha çok kadını kucaklamak, emeklerini gün yüzüne çıkarmak ve ekonomik anlamda katkı sağlamak.

Derneğin kuruluş amacı nedir? Ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Derneğimizin adı Dadaylı Kadın Girişimciler Derneği. Bu derneği kurarken amacımız bölge kadınlarının  çok değerli ürünlerini  ortak bir paydada buluşturmak ve insanlara ulaştırmaktı.  Dernek olarak çeşitli fuarlara katılıyoruz, yerel üretimler için satış kanalları yaratmaya çalışıyoruz. Ayrıca her beraber yeni ürünler geliştirme, unutulan sanatları gün yüzüne çıkarmaya başladık, Daday’ın güzelliklerini tanıtıyoruz.

Dernekleşmenin getirileri oldu mu?

Kolektif hareket bilinci geldi, yaptığımın ederi yok fikri yavaş yavaş kalkıyor, bilakis ne kadar anlamlı ve değerli işler yaptıklarını anlıyor kadınlar.

Bir de, İksirli Çiftlik, KAGİDER’in “Türkiye’nin Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” dalında birinci seçildi. Bu ödül Daday’da nasıl yankılandı, bir farkındalık yarattı mı?

Yöredeki kadınlarla birlikte üryani erikleri kurutulmaya hazırlanıyor .

Tabii ki. Bölgemizde büyük bir başarı hikayesidir İksir. Bunun ödüllendirilmesi, bu emeğin bir teşekkürü olması herkesi bizim kadar motive ediyor, verilen emeğin bir karşılığını, iz düşümünü görmek, bölge halkı açısından da yaşadıkları bölgenin değerini artırıyor, güzel şeyler yapıldıkça bunun mutluluğunu paylaşıyor oluyoruz. Ayrıca ürettiğimiz ürünlerin satıldığı pazar, misafir olarak gelen insanlarla sohbet etmek, yapılanları görmek farklı şeyler yapılabildiği konusunda da bölge halkının ufkunu açıyor.

Annen İksir Hanım’ın Ayşe Arman’la yaptığı röportajda “Gizli cennet bölgemizi kalkındırabilirim diye düşündüm” diyor. Bölgeyi kalkındırmak için nasıl çalışmalar yapıyorsunuz? Geçen süreçte bölge kalkınabildi mi?

Bölgelerin kalkınması uzun vadeli bir yol. Biz açıldığımız 2010 yılından beri bunun için çalışıyoruz. Zengin doğası, bitki ve mantar türleri olan coğrafyamızda her ilk ve son bahar aylarında mantar şenlikleri düzenliyoruz, toplama, işleme yöntemleri ile ilgili bilgi veriyoruz. Bölgede normalde kullanılmayan ve doğada olan türlerle şuruplar, marmelatlar yapıyoruz, ekonomik anlamda bir değer olduğunu her beraber tecrübe ediyoruz.  Ayrıca lojmanlarımız ilçemizde ve alışverişi bu bölgeden yapıyoruz, bölgedeki genç arkadaşlarla, kadınlarla beraber çalışıyoruz, bunların hepsi ekonomik anlamda bir destek.

İksir Tatil ve Yaşam Kasabası

Aynı zamanda engelli çocuklar için de çalışmalar yapıyorsunuz. Terapi amaçlı kullandığınız atlarınız gibi faaliyetleriniz var… Hangi derneklerle ve nasıl ortak faaliyetler yürütüyorsunuz?

İksir’de düzenlenen çocuklar için doğaya dönüş kampından bir kare.

Hipoterapi eğitimi alan antrenörlerimiz var fakat hipoterapi yapıyoruz demek yanlış olur. Uygun atlarımız ve eğitimini almış, bilinçli ekibimiz ile engelli çocukları mutlu edecek, fiziksel ve ruhsal anlamda destek olacak eğitimler veriyoruz. Aslında bu tamamen paylaşım odaklı bir çalışma. Bir canlı ile iletişim kurmak, onunla bir hareket edebilmek her yaştan herkese iyi geliyor. Binicilik federasyonu ile Anadolu Süvarileri projemiz oldu, ulusal binicilik yarışları düzenledik, bunları sürekli kılmak arzusundayız.

Yerel yönetimle ilişkileriniz nasıl? Bu süreçte hem işletme hem de dernek olarak, yerel yönetimle ortak bir çalışma gerçekleştirme imkanınız oldu mu?

Yerel yönetimle beraber hasat şenliğimiz oldu, bu da her yıl tekrarlayacağımız bir projemiz. Dernek olarak satış alanı tahsis edilmesi konusunda yine yerel yönetimle omuz omuza çalışıyoruz.

Daday’ın çok güzel bir doğası var. Benim ilgimi çeken bisiklet sürüşü için çok uygun bir yapısı var, yöre halkı da bisiklet kullanıyor ama bir türlü bisiklet yolu göremedik. Bu iki durum çelişiyor gibi. Bisiklet yolu olmamasının gerekçesi var mı?

Bu konuda bir çalışmamız oldu aslında, Daday’a bisiklet yolu yapılması hususunda. Çünkü senin de dediğin gibi bisiklet için çok elverişli bir coğrafyadayız. Üstelik çevre dostu bir ulaşım aracı, ilçenin merkezinde kolaylıkla ve risksiz bir şekilde ulaşımı da sağlıyor. Fakat o noktada, ana cadde daralması söz konusu olacağı için, bu fikri ilçede uygulamaya geçiremedik.

Daday’ın ekolojik olarak “kalkınması” için sivil toplum ve yerel yönetim nasıl bir yol/yöntem izlemeli?

Kastamonu Daday’da İksir’in öncülük ettiği mantar toplama şenliklerinden bir kare.

İlçemiz “Yavaş  Yaşam Ağı”na dahil olmaya çok uygun, bu konuda pek çok proje üretilebilir, yemek çeşitliliği anlamında zengin, orman bitkileri, ot, mantar türleri anlamında çok verimli. Hem “Cittaslow”* hem de “Slow Food”** ağlarına dahil olmak konusuna odaklanmak gerekli. Sürdürülebilir tarım, tüm ilçenin organik tarıma geçişi konuları orta vadede hedeflenip, bu üretim şeklinin, doğaya, toprağa, insana faydaları konusunda eğitimler verilebilir. İlçe Tarihi Kentler Birliği üyesi, onlarca tarihi konak, tarihi bir hamamımız, Türkiye’nin ikinci sanatoryumu olan, şu anda aktif olmayan Ballıdağ Sanatoryumu gibi değerlerimiz var. Bu değerlerin tekrar işlevli hale gelmesi için projeler yapılabilir. Aslında hep beraber sivil toplum kuruluşları, yerel yönetim ve bizim gibi özel sektör temsilcileri ile bir araya gelip acilen bir kalkınma planı yapmalıyız.

Hem girişimci olmak isteyen kadınlara hem de ekolojik işletme açan insanlara ne önerirsin?

İkisinin de ortak noktası sevmek, inanmak ve vazgeçmemek galiba.  Mutlaka bir hayali  vardır herkesin, onu arka plana itmesinler hayatlarında. Üretebilmek, başarabilmek çok güzel bir his.

İksirli Çiftliğin ve Daday’ın gelişmesi için ne gibi projeleriniz var bundan sonra?

Önümüzdeki kısa vadede eko-turizmi ilçede yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Organik konusunda öncü olarak çalışmalarımız var, bunu ilçe geneline yaymayı istiyoruz. Ayrıca yurtdışı ve yurtiçinde bölge güzelliklerini, değerlerini, kendimizi tanıtma projelerimiz var. Daha çok insana ulaşıp, buraya geldiklerinde yaşayacakları tecrübeleri, yeni deneyimleri aktarabileceğimiz ulusal ve uluslararası bağlar kurmaya devam edeceğiz.

Son sözü sana bırakalım…

Gerçekten çok güzel bir ve keşfedilmemiş bir coğrafyadayız, İksir olarak yeni tecrübeler sunma hayaliyle buradan yola çıktık, umuyoruz sizlerle de yollarımız kesişir. Bekliyoruz.

Ana görselde İksir Aydın ve Ece Aydın yer almaktadır.

*Yavaş Şehirler

**Dünyada homojenleşen yemek kültürüne karsı yerel yiyeceklerin değerini ve önemini savunan hareket.

Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

E-Bültenimize Abone Olun

E-Bültenimize Abone Olun

You have Successfully Subscribed!