Konuşma Zamanı, Duvarları Kadın+’ların Sözleriyle Donatıyor

06 Aralık 2021
'Konuşma Zamanı: Kenti Kadın+’ların Sözü ve Sanatıyla Donatmak' projesi; eşitlik, adalet, yaşam hakkı, etik yaklaşımlar, özgürlük talepleri içeren ve kazanılmış hakları savunan sloganların kamusal alanda bir kez daha görünür yapıyor. 

Meral Akkent, Şehlem Kaçar, Merve S. Öztürk ve Burcu Yılmaz’la kadınlar ve LGBTİ+ bireylerin özgürce yaşam hakkına yönelik gerçekleştirdikleri “Konuşma Zamanı” adlı çalışmaları üzerine konuştuk. Proje ekibi Konuşma Zamanı’nı “bir diyalog projesi” olarak tanımlıyor. Ekip projenin çıkış aşamasını şu sözlerle anlatıyor: “Son yıllarda evde, okulda, sokakta, iş yerinde kısacası her yerde duyduğumuz, şahit olduğumuz, müdahil olduğumuz ya da yaşadığımız şiddet, bize bu projeyi yaptırdı. Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet sorununu, özellikle feminist sloganlar bağlamında görünür ele aldık. İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar ve LGBTİ+‘lar için yaşamsal  önemini vurgulamayı amaçladık.  Ve hep bir ağızdan meydanlarda haykırdığımız ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ demeyi, bu defa da başka yöntemlerle denemek istedik.” 

‘Devlet Erkek Şiddetini Önlemekle Yükümlüdür’

konuşma zamanıKadına şiddetin her gün katlanarak sürdüğünü ifade eden Konuşma Zamanı ekibi, şiddetin kaynağının toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğunu söylüyor ve devleti önlem almaya çağırıyor: “Devlet; erkek şiddetini önlemek, koruyucu tedbirleri geliştirmek ve şiddet sonrası destek mekanizmalarını oluşturmakla yükümlüdür. Etkin soruşturma ve kovuşturmalar yapılmalı, failler ceza almalı ve yargıda göremediğimiz adil yaklaşımın temellerini oluşturmalıdır. Yani devlet, şiddetin kaynağı olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini giderecek önlemler almalıdır. Dolayısıyla, kadınların ve LGBTİ+’ların şiddetten uzak yaşayabilmesi için devletlerin zorunlu yükümlülüklerini belirten  İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek, devletin bu yükümlülüklerini ciddiye almak istemediği anlamına geliyor. Kısacası, İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı kararı ile çıkılmasını, Türkiye’deki milyonlarca kişiyle birlikte kabul etmiyoruz!” 

Ekip, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne özel bir çalışma düzenledi. “Konuşma Zamanı: Kenti Kadın+’ların Sözü ve Sanatıyla Donatmak” isimli çalışmanın içeriğini ve amacını şöyle anlatıyorlar: Konuşma Zamanı: Kenti Kadın+’ların Sözü ve Sanatıyla Donatmak projesi; eşitlik, adalet, yaşam hakkı, etik yaklaşımlar, özgürlük talepleri içeren ve kazanılmış hakları savunan sloganların kamusal alanda bir kez daha görünür yapıyor. Çalışmada, feminist hareketin sloganları, amatör ya da profesyonel kadın+ sanatçılar tarafından yorumlandı. Bu eserler, billboardlarda gösteriliyor ve web sitesinde, Türkçe ve İngilizce dil seçenekleriyle ziyaret edilebilecek sanal sergide ziyaretçilerle buluşuyor. Aynı adı taşıyan bir de kitap yayınlandı.”

‘Sesimiz Kamusal Alanda Yer Buluyor’

konuşma zamanıÇalışmanın mesajının en önemli taşıyıcısının dil olduğunu ifade eden Konuşma Zamanı ekibi, “Dil ne kadar erkek hâkim bir alansa, kamusal alanlar da o kadar ataerkil alanlardır. Dile müdahale eden feminist sloganları, billboardlarda göstermekle, sesimiz, sözümüz, taleplerimiz, kaygılarımız, umutlarımız, kışkırtan fikirlerimiz ve sanatımız, kamusal alanda kendine yer buluyor” diyor. 

Konuşma Zamanı, yaptıklarının aynı zamanda billboard aktivizmi olarak da tanımlanacağını söylerken duvar yazılamasının feminist mücadeledeki yerine vurgu yapıyorlar: “Duvar yazılaması feministlerce 70’lerden beri kullanılan bir yöntem. Kentlerde kamusal alanda dışlanan kadınlar, kentin duvarlarını kullanarak, tebeşirle ya da spreyle yazdıkları slogan ve talepleriyle kamusal alanda görünür olmak, kendilerini ifade etmek, yani kamusal alanı dönüştürmeyi bir yöntem olarak benimsediler. Bu projede aynı sloganlarla reklam mecralarında, yani billboardlarda karşılaşıyoruz. Aslına bakarsanız feminist hareket bu mecralara yabancı değil, billboard aktivizmi Tuğba Taş’ın sergi için kaleme aldığı yazısında da aktarıldığı gibi, feminist sanatçıların da yaratıcı aktivist stratejilerinden biri. Taş’ın yerinde tespitiyle billboard aktivizmi ‘ürünleri galeri ve müzelerden bağımsızlaştırıp toplumsal alana taşıyor ve bu alandaki dönüşüm talebini güçlü biçimde dile getirebiliyor’.

Proje kapsamında billboardların yanı sıra bir sanal sergi ve kitap çalışması yer alıyor. Ekip sanal sergi ve kitap çalışmasını şu sözlerle anlatıyor: “Sanal sergide 57 sanatçının esprili, öfkeli, alaycı, talepkâr, cüretkâr eserleri ve sanatçılar hakkında kısa bilgiler yer alıyor. Ayrıca “İnteraktif” başlığı altında hem herkesin feminist sloganlar hakkındaki bilgisini sınayacağı hem de çok eğleneceği  bir bulmaca bölümü var. Biz yaparken çok keyif aldık. Konuşma Zamanıprojesi, bir kültürel aktivizm çalışması da olduğu için, projenin oturduğu temeli tanımlayan üç kısa makaleye de yer verdik. Tuğba Taş, feminizm, aktivizm ve sanat konusunda düşünüyor ve “Konuşma zamanı” sergisini inceliyor. Seda Yavuz, sanatın neden bir cinsin tekelinde olduğunu tartışıyor. Demet Sayınta ise 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü‘nün tarihini ve önemini bize tekrar hatırlatıyor.”

Projede Türkiye’de Konuşulan 18 Anadile Yer Verildi

Konuşma Zamanı ekibi projede kapsayıcı ve feminist olmak üzere iki yöntem izlediklerini anlatıyor: Projenin feminist yöntemi, sanatçı seçiminde duyarlı olmamıza yardım etti. Bu yöntemle sanatçı belirleme süreci, açık çağrıya başvuranların çoklu kimlik özelliklerinin farkında olarak, büyük bir özenle yapıldı. 76’dan 16 yaşına kadar farklı yaşlarda katılımcımız var. Etnik, dinî ve kültürel arka plan çeşitliliği, anadil, bireyin kendini ait hissettiği toplumsal cinsiyet, engellilik, göçmenlik, yaşanan bölge gibi özellikler, projeye katılacak sanatçıların seçiminde özellikle bir dikkate alındı. Projenin kapsayıcı yöntemi ise, çalışmanın çok anadilli olarak tasarlanmasıyla gerçekleştirildi. Sanatçılar, önce proje ekibince hazırlanan feminist sloganlar havuzundan bir slogan seçtiler. Biz de seçtikleri Türkçe slogana ek olarak, onları Türkiye’de konuşulan anadillerinden birisini seçmeleri için teşvik ettik. Böylece, billboardlardaki posterlerde, sanal sergi ve kitapta Türkiye’de konuşulan 18 anadil yer aldı. Feminist sloganlar sanatsal çalışmalarla yorumlandılar ve farklı dillere çevrildi. Sonuçta, hem yorumlama hem de çeviri sürecinde erkek hakim bir alan olan dile, farklı müdahalelerde bulunan bir proje gerçekleşti.”

‘Projemize Sansür Uygulamak İstendi’

konuşma zamanıProje ekibi üretim sürecinde çok keyifle ilerlemiş olsalar da uygulama evresinde sorunlarla karşılaştıklarını anlatıyor. Bu sorunların en büyüğü işbirliği yaptıkları İstanbul Kadın Müzesi’nin bağlı bulunduğu vakıfla yaşanmış: “İstanbul Kadın Müzesi’yle başladığımız çalışmaya, müzenin bağlı olduğu vakıf tarafından sansür uygulanmak istendi. İstanbul Kadın Müzesi küratörü Meral Akkent, bu müdahaleleri kabul etmeyerek, vakıf ve müzeyle ilişkisini kesti. Vakfın içeriğe ve çalışmanın feminist yöntemlerine müdahalesi nedeniyle, “Konuşma Zamanı” çalışması, proje ekibi tarafından ve Aramızda’nın katkısıyla tamamlandı. Vakfın bu sansür müdahalesinin belediye görüşmelerine de olumsuz yansıdığını düşünüyoruz. Bu projede 8 belediye ile görüştük. Bir belediye 40 billboard verme kararı verdi, diğeri 6 billboardla projeye katılmak istedi, billboard sayısı kesinleşmemiş 3 belediye ile ön görüşmeler yapıldı. Belediyeler, poster tasarımlarını inceledikten sonra “doluluk nedeniyle„ çalışmalara yer verilemeyeceğini bildirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Belediyesi ile uzun süre yazıştığımızı burada söylemek isteriz. Billboard aksiyonuna şu anda sadece Şişli Belediyesi ve Tunceli Belediyesi katılıyor. Ülkede korku ikliminin hüküm sürmesi, seçimlerin yaklaşması nedeniyle, iptallerin sansür uygulaması olduğunu düşünüyoruz. Bu sansürün, açıkca söylenmese de posterlerde yer alan anadiller ve gökkuşağı bayrağı nedeniyle olması muhtemel. Sanatçılar ve aynı ekiple yola devam ediyor olmak çok anlamlı bizim için.”

‘Konuşma Zamanı’ Kitabı 15 Aralık’ta Çıkacak

“Konuşma Zamanı” kitabı 15 Aralık‘ta yayınlanacak ve üniversite kütüphanelerine, projeye katılan sanatçılara ve hak odaklı çalışan STK’lara ücretsiz olarak ulaştırılacak. Aynı tarihten itibaren projenin sitesinden kitabın PDF versiyonu da ücretsiz olarak indirilebilecek.