Kadın ve Çocuk Hakları Merceğinden Yargı Paketi…

Adalet Sistemini İzleme Derneği'nden Avukat Kadri İnce, Meclis'te kabul edilerek yasalaşan 4. Yargı Paketi'ni kadın ve çocuk hakları üzerinden değerlendirdi.

Kamuoyunda ‘4. Yargı Paketi’ olarak bilinen, 7331 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Meclis’te kabul edilerek yasalaştı. Ceza hukukundan vergi hukukuna pek çok alanda farklı düzenlemeler getiren bu torba kanunun ‘İnsan Hakları Eylem Planı’nın etkili bir şekilde uygulanmasını amaçladığı ifade edildi. Peki düzenleme neler getiriyor? Özellikle temel insan hakları, kadın ve çocuk hakları açısından önem içeren düzenlemeleri olumlu-olumsuz yönleriyle irdelemekte yarar var.

Tutuklama İçin Somut Delil Aranma Şartı

Kamuoyunda ‘katalog suçlar’ olarak bilinen, tutuklama kararının daha kolay verilebildiği suçlar açısından tutuklama kararı verilebilmesi için ‘somut delil’ aranacak. Aslında bu düzenlemeyle adalet sistemimizde varsayıma dayalı, delilsiz şekilde tutuklama yapıldığı üstü kapalı olarak kabul edilmiş olundu. Ancak bu düzenleme pratik anlamda bir değişiklik getirmeyecektir. Çünkü katalog suçlar yönünden tutuklama yapılabilmesi için ‘kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı’ aranıyor. Şüphenin kuvvet derecesini gösteren yegane unsur ise delillerdir. Yani aslında (tutuklama için yeterli sebepten) kuvvetli şüpheden bahsedebilmek için dosyada somut delil olması gerekiyor.

Uygulamanın kötü olmasının en önemli nedeniyse hakimlerin denetleyici makamı olan HSK’nın siyasi nitelik taşıyan yapısından kaynaklanmaktadır. Aksi halde onlarca delile rağmen tutuklanmayan kişileri ya da delilsiz bir şekilde ömrünü cezaevinde geçiren masumları görüp kahrolmaya devam edeceğiz.

Özellikle kadın ve çocuk hakları savunucularının bu düzenleme yönüyle bazı kaygıları var: Katalog suçlar arasında cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı gibi suçlar da yer alıyor. Acaba faillere tahliye yolu mu açılıyor? Tutuklamalar bu yönüyle zorlaştırılıyor mu?  Öncelikle şunu belirtmekte yarar var: Düzenlemede doğrudan bu suçları ilgilendiren, tutuklamayı zorlaştıran bir madde yok. Yukarıda anlattığımız gibi somut delil şartının aranması, somut olarak bir değişiklik de getirmiyor. Taşınan kaygının önemli sebebi, mağdur beyanından başka delil bulunmayan dosyalarda, beyanların somut delil sayılmayıp, failin tutuklanmaması böylelikle de cezasızlığın yolunun açılacağı düşüncesi. Ancak yeni düzenlemenin bu sonuca kapı açacağını düşünmüyorum. Çünkü çoğunlukla hakimler bu tip suçlarda delil toplamanın güç olduğunun farkındalar. Bu noktada önemli olan husus, cinsel saldırı-çocuğun cinsel istismarı suçlarında hangi olguların somut delil sayılabileceğinin Yargıtay tarafından adil, durumun şartlarına uygun bir şekilde belirlenmesinde yatmaktadır. Çünkü kararı verecek sulh ceza hakimi, delilleri irdelerken Yargıtay’ın konuyla ilgili kararlarını dikkate alacaktır.

Eklemek gerekir ki, tutuklama kararlarıyla ilgili olan esas sorun yargı erki üzerindeki baskıdan kaynaklanmaktadır. Bu baskı sosyal medyadan da gelebildiği gibi çoğunlukla kuvvetler ayrılığı hiçe sayılarak yürütme erkinden gelmektedir. Hakimin bağımsızlığı gerçek anlamda tesis edilmelidir. Şüphesiz hakimlerin aldığı kararlar sorgulanamaz değildir. Ancak bu kararlardaki denetleme hukuk çerçevesinde yapılmalıdır. Sorunlar yasalarda değil, uygulamada yatmaktadır. Uygulamanın kötü olmasının en önemli nedeniyse hakimlerin denetleyici makamı olan HSK’nın siyasi nitelik taşıyan yapısından kaynaklanmaktadır. Aksi halde onlarca delile rağmen tutuklanmayan kişileri ya da delilsiz bir şekilde ömrünü cezaevinde geçiren masumları görüp kahrolmaya devam edeceğiz.

Tutuklamaya yönelik yapılan bir diğer düzenleme ise, hakimin tutuklama kararı verirken adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı kanaatinde olması şartı aranmasıdır. Aslında bu düzenleme de malumun ilanı niteliğindedir. Çünkü tutuklama teknik olarak ‘son çare niteliğinde’ bir tedbirdir. Yani hakim öncelikli olarak adli kontrol uygulamasına gitmelidir. Aksi halde vereceği karar yargısız infaz haline dönüşür. Sonuç olarak bu düzenlemenin uygulamaya dönük bir etkisi bulunmadığı kanaatindeyim.

Kadınlar eski eşlerinden daha çok flört, nişanlı, eski sevgili vb. şekilde birlikte olunan erkekler tarafından öldürüyor ya da şiddetine uğruyor. Öyleyse nitelikli hal düzenlemesi bu kişileri de kapsamasıyla daha anlamlı bir hal alacaktır.

Ev Hapsinde Geçen Sürenin Yarısı İnfazdan Düşecek

 Düzenlemede infaz hukukunu ilgilendiren, özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili olan bir düzenleme de ev hapsinde geçen her iki günün, mahkumun hapiste geçirmesi gereken bir güne karşılık mahsup edilmesi hususudur. Bu düzenlemenin gerekli ve yerinde olduğu kanaatindeyim. Çünkü yargılama sürecinde özgürlüğünden mahkum bırakılan ama cezaevinde de olmayan –gri bir bölgede bulunan- kişiler var ve bunların sayıları hiç de az değil. Bu yönde bir mahsuplaşma yapılması, bireylerin özgürlük ve güvenlik hakları açısından olumlu bir kazanım.

Ayrıca yeni düzenleme ile beraber getirilen adli kontrol tedbirinin süre bakımından sınırlanması hususu olumludur. Bu tedbirler bireylerin özgürlüğünü etkileyen ve uzun yargılama süreçlerinde kaldırılmayan, incelenmeyen hususlardan. Bireylerin çeşitli haklarına ihlal derecesinde yapılan müdahale bu yönüyle biraz daha kısıtlı bir hal aldı.

Bazı Suçların Boşanılan Eşe Karşı İşlenmesi Nitelikli Hal Sayıldı

 Kasten öldürme, yaralama, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının eşe karşı işlenmesi nitelikli hal olarak sayılıyor ve ceza arttırılıyor. Getirilen düzenleme ile ‘boşanılan eşe’ karşı işlenen bu suçlar da nitelikli hal kapsamına alındı. Kadına yönelik şiddet ve cinayet eylemlerinde faillerin kayda değer bir kısmının eski eş olduğu görülmektedir. Bu bağlamda kadına yönelik şiddetin önüne geçmek açısından bu düzenleme olumlu olmakla beraber kanaatimizce yeterli değildir.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre; 2020 yılında öldürülen 300 kadının 97’si evli olduğu erkek, 54’ü birlikte olduğu erkek, 38’i tanıdık birisi, 21’i eskiden evli olduğu erkek tarafından öldürüldü. Yani aslında kadınlar eski eşlerinden daha çok flört, nişanlı, eski sevgili vb. şekilde birlikte olunan erkekler tarafından öldürülüyor ya da şiddete uğruyor. Öyleyse nitelikli hal düzenlemesi bu kişileri de kapsamasıyla daha anlamlı bir hal alacaktır.

Kadri İnce

Üyelik Tarihi: 15 Kasım 2019
13 içerik
Yazarın Tüm Yazılarını Gör