“Mahpusların Temel Haklarını Ellerinden Almanın Etkileri Düşünülmeli”

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) 15-30.10.2020 tarihleri arasında danışma hattından gelen şikayetleri, hapishanelerin ve mahpusların bilgileri gizli tutarak raporlaştırdı. Hazırlanan raporda risk grubunda olan hasta mahpusların güncel sağlık sorunlarına, şikayetlerine ve taleplerine yer verildi. CİSST Savunuculuk Koordinatörü Berivan Korkut ile hapishanelerde sağlık hakkı ihlalleri ve raporu konuştuk. Mahpusların temel haklarını ellerinden almanın psikoloji ve moralleri üzerinde yapacağı etkisinin de düşünülmesi gerektiğini söyleyen Korkut, sorunu hafifletecek adımlar atılması gerektiği vurgusu yapıyor.

15 Nisan’da yürürlüğe giren ceza infaz düzenlemesi ile Türkiye genelindeki 355 cezaevinde bulunan 300 bin tutuklu ve hükümlüden 90 bini tahliye edilmişti. Salgında en riskli grupların başında gelen hasta mahpuslar için ise bir düzenleme yapılmadı.

Hapishanelerde şu an itibariyle kaç hasta tutuklu bulunuyor?

Berivan KorkutBu soruya cevap vermemiz maalesef mümkün değil. Şu an hapishanelerde kaç mahpusun olduğuna dair bile maalesef bir bilgi CTE tarafından paylaşılmıyor. Bizim verebileceğimiz sayılar ancak iletişimde olduğumuz mahpuslarla sınırlı kalacaktır ve yanıltıcı olacaktır. Hapishanelerde şu an kaç hasta mahpusun bulunduğuna dair Adalet Bakanlığı ve CTE’ye birçok soru önergesi verdik ama bu konuda herhangi bir cevap alamadık. 

Cezaevlerinden gelen şikayetler nelerdir? Bu konuyla ilgili yakın zamanda da basınla paylaştığınız bir raporunuz var. Rapordan hareketle özellikle hasta tutukluların yaşam koşulları nasıl ve içeride yaşanan en büyük hak ihlalleri nelerdir? Ne söylersiniz, hapishanelerde sağlık hakkı ihlal mi ediliyor?

Sağlığa erişim konusunda aslında hapishaneler her zaman ciddi sorunlar yaşanan kurumlardı. Bu konuda pandemi öncesi de çok fazla şikayet alıyorduk. Pandemiyle birlikte ise sorun çok ciddi bir hal aldı. Öncelikle mahpusların hastane sevkleri çok acil durumlar dışında yapılmıyor maalesef. Aslında pandemi ilk başladığında mahpuslarda hastane sevki talebinde mecbur kalmadıkları sürece bulunmuyorlardı. Ama bu sürecin fazlasıyla uzaması ve hastaneye gitmeyen mahpusların pandemi dışındaki hastalıklardan ötürü hayatlarının tehlike girmesiyle birlikte mahpusların revire çıkma ve hastaneye sevk edilme taleplerinde bir artış oldu. Ama maalesef hapishanelerin bu konudaki tavrı gerçekten hayati tehlike oluşmadan veya çok acil bir durum oluşmadan mahpusların hastanelere sevk edilmemesi yönünde. Bu da beraberinde ciddi sorunlara yol açıyor. Özellikle kronik hastalar ve ağır hastalar söz konusu olduğunda bu durum oldukça ciddi bir tehlike yaratıyor. Bütün ihtiyaç duyan mahpusların hastane sevklerinin yapılması durumunda yeterli karantina alanı mevcut mudur, bunun önlemleri alınmış mıdır bunlarda maalesef cevabını bilmediğimiz sorular.

Diğer bir sorun da karantina koşullarından ötürü mahpusların hastaneye gitmek istememesi. Karantinada kalan mahpuslar genelde koşulların çok ağır olduğunu belirtiyorlar. Örneğin karantina bölümlerinde televizyon, radyo, gazete ve kitap gibi ihtiyaçlar genellikle karşılanmıyor. Kimi kurumlarda mahpuslar telefon hakkını bile kullanamıyor. Bazı kurumlarda karantina bir hücre cezası gibi uygulanıyor ve mahpuslar bu sebepten hastane sevklerini istemeyebiliyor.

Peki, hapishanelerde hasta mahpusların tedavileri nasıl sağlanıyor?

Yukarıda da belirttiğim gibi, eğer kurum revirinde bulunan doktor hastane sevklerini yaparsa ve sevk işlemleri gerçekleştirilirse tedavi görme imkanına sahip oluyorlar. Bu süreçte bunun zorluklarını yukarıda da belirttik. Bizim ve birçok sivil toplum kuruluşunun bir araya gelip dönemsel olarak hazırladığı basın duyurularında elimizden geldiğince çözüm önerileri de sunmaya çalışıyoruz. Örneğin bu dönemde hapishaneler de sürekli bir doktorun bulunması ve tedavilerinin mümkün olduğunca kurum revirinde yapılması, sorunun çözümü için bir ilk adım olabilir. Aynı şekilde pandemi başladığından beri diş tedavileri durmuş durumda ve hapishanelerdeki diş ünitelerinde dolgu vb. ameliyat gerektirmeyen sorunların çözülebilmesi için gerekli teçhizatın alınması en azından sorunu hafifletecek ve mahpusların temel sağlık hizmetlerine ulaşımı kolaylaştıracaktır diye düşünüyoruz. 

Burada vurgulamak istediğimiz diğer bir temel konu, pandemi koşullarında tedavileri neredeyse imkansız hale gelen ağır hasta mahpusların bir önce ceza ertelenmesinden faydalanmaları ve hapishane dışında tedavi görme olanaklarına kavuşmalarıdır. Pandeminin ilk gününden beri gerek biz gerekse konuyla ilgili diğer kurumlar, meslek odaları bu konuda defalarca çağrı yaptık. Ama maalesef bu konuda ciddi bir adım atılmadı. 

Salgın sürecinde hapishanelerde alınan önlemler sizce yeterli mi?

Alınan önlemleri genel bir kapanma olarak tanımlayabiliriz. Zaten kapalı olan kurumların daha da içine kapanması ve bu şekilde hastalık bulaşmasının engellenmesi gibi bir yöntem izlendi. Tabi ki biz de önlem alınması konusunda hem fikiriz ama bu önlemlerin kişinin temel hakları ve ihtiyaçları göz ardı edilerek alınması eleştireceğimiz nokta olur. Pandemi başladığı günden beri bütün etkinlikler, sosyal ve sportif faaliyetler durmuş durumda. Mahpuslar yaklaşık sekiz aydır koğuşlarının dışına maalesef çıkamıyorlar. Oysa aynı koğuşta bulunan mahpusların bulaş riski olmadığı dikkate alınarak açık ve kapalı spor salonlarını kullanmalarının önünde bir engel yok. Maske ve mesafe kurallarına dikkat edilerek, özellikle 3 kişilik bölümlerde bulundurulan mahpusların az sayıdaki başka mahpuslarla sohbet hakkı kullandırılabilir. Temel bir şeyi kökten yasaklamanın mahpusların psikoloji ve moralleri üzerinde yapacağı etki de dikkate alınmalı.

İHD’nin yayınladığı rapora göre, Temmuz-Ağustos-Eylül aylarında cezaevlerinde çeşitli nedenlerden dolayı 14 mahpus yaşamını yitirdi. Yetkililerden herhangi bir açıklama var mı bu ölümlerle ilgili?

Bu konuda basında çıkan veya mahpusların bize ilettiği bilgiler, yine İHD’nin verilerini bizde yakından takip ediyoruz. Bakanlığın en son Covid hastaları ile bir açıklaması oldu. Bunun yanında kaç mahpus hayatını kaybetti, hangi sebeplerle hayatlarını kaybettiler gibi genel bir bilgiye sahip değiliz. Bu konuda bilgi edinme başvuruları yaptık ama bize cevap verilmedi. 

Cezaevi yönetimleri ve personellerinin davranışlarında bu süreçte olumlu veya olumsuz bir durum görüldü mü? Size en çok hangi konularda şikayetler geliyor?

Öncelikle şunu belirtelim mahpuslardan bize en çok gelen şikayetlerden birisi İKM’ler dışında kimseyle görüşemedikleri yönünde. Yani kurum müdürü veya herhangi bir kurum görevlisiyle görüşüp sorunlarını iletme talepte bulunma imkanlarının olmadığı. Sürekli dilekçe vermek durumunda kaldıklarını ve sıklıkla dilekçelerine cevap alamadıkları yönünde. Bu süreç aslında İKM’ler üzerinden yürüyor. Bu konuda gerekli psikolojik destek, pandemi ile ilgili yeterli eğitim ve destek alamadıklarını düşünüyoruz. Bu durum hapishanelerde bu kadar zorlu bir süreçte İKM’ler ve mahpusların her konuda karşı karşıya gelmelerine sebep olabilmektedir. Aynı şekilde mahpuslarında artan kaygı düzeyleri dikkate alındığında bu konuda onlarında daha ciddi destekler alması sağlanmalıyken bu konuda da ciddi bir adım atılmadı. Bu da beraberinde bu iki grup arasındaki gerilimin ciddi şekilde artmasına sebep oldu. Pandemi sürecinde önceki süreçlerden çok daha fazla şiddet ve kötü muamele başvurusu aldığımızı söyleyebiliriz. 

Etiketler