Polonya’da Siyaset Sivil Toplum İlişkisi Uzun Süredir Sancılı

Polonya’da siyaset ile sivil toplum arasındaki ilişkiler uzun süredir sancı çekiyor. Kendi paydaşları dışındaki birçok kesim ile çatışma halinde olan milliyetçi muhafazakâr eğilimli Hukuk ve Adalet Partisi [PiS] 2015 yılında iktidara geldi. Parti geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen genel seçimde sandalye sayısını korurken bir sonraki seçim dönemine kadar ülkenin siyasi kurumları üzerindeki baskınlığını sürdürecek gibi görünüyor. Öte yandan koalisyon hükümetindeki iç gerilimler, sivil toplum ile ilişkilerdeki daralma ve anayasal gerilim önümüzdeki üç yıl içinde ülkede yeni çalkalanmalara yol açabilir.

Polonya’da 2018-2020 seçin döngüsü sona erdi. Halihazırda iktidarda olan Hukuk ve Adalet Partisi [PiS] parlamentodaki hakimiyetini korumaya devam ederken, siyasetin toplumdaki sorunlara popülist söylemler geliştirmekten öteye gidememesi önümüzdeki üç yılın çalkantılarını artıracak gibi görünüyor. 

Avrupa Birliği ile Çatışma

PiS, iktidara geldiğinden bugüne yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkelerine ciddi tehlike oluşturacak toplam 13 yasayı kabul etmesiyle yoğun eleştirilerle karşılaşmıştı. PiS’in özellikle yargı erki üzerindeki nüfuzu Avrupa Birliği ile Polonya ilişkilerinde yeni sınavların doğmasına neden olmuştu. Anayasa mahkemesi üyelerinin yetkilerinin kısıtlanması, üyelerin görevden alınması, hakimlerin adalet bakanı tarafından atanmasının önünün açıldığı yasalar ve yasa teklifleri nedeniyle; Polonya’da kuvvetler ayrılığı ilkesinin tehlikeye düştüğüne ilişkin endişeler giderek artmaktaydı.

Söz konusu gerilimlere binaen Avrupa Komisyonu “hukuk devletini koruma prosedürü”nü Polonya örneğinde 2016 yılında ilk kez işletmişti. Buna rağmen Polonya’daki PiS partisi geri adım atmamıştı. Söz konusu gelişmeler sonrasında Avrupa Komisyonu da Polonya aleyhine Avrupa Birliği Konseyi’ne ve Avrupa Birliği Adalet Divanı’na demokrasi ve hukukun üstünlüğünü ihlal eden uygulamalarla ilgili yaptırım talebiyle resmen başvuruda bulunmuştu. Fakat Polonya’nın Avrupa Birliği’ndeki oy haklarını dahi askıya alabilecek bu yaptırım mekanizması, AB Anayasası’nın 7. Maddesinin 2. Paragrafındaki “yaptırım için oybirliği şartı” nedeniyle etkin bir şekilde yürütülemedi. Avrupa Komisyonu ise Polonya’da AB norm ve ilkelerinin ihlal edildiğini [Md. 7, 1. Paragraf] tespit ettiğiyle kaldı. 

polonya

En son Nisan 2020’de Avrupa Konseyi eski Başkanı Donald Tusk, Polonya’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin boykot edilmesi çağrısında bulunmuş, seçimin anayasaya aykırı olduğunu söylemiş ve salgın koşullarını gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını ifade etmişti.. Buna rağmen PiS hükümeti 10 Mayıs’taki seçimleri ertelememiş ve çıkan sonuçlarda sandalye sayısını korumuştu.

Polonya’da Basının Sorunları

Jaroslaw KaczynskiPiS hükümetinin hedefinde hukuk erki dışındaki bir diğer yapı ise ülkedeki yabancı medya kuruluşları… PiS temsilcilerine göre, “Polonya’daki yabancı medya kuruluşları çok güçlü. Dolayısıyla Alman, İsviçre ve ABD de dahil olmak üzere ülkedeki tüm yabancı medya kuruluşlarını sınırlayacak yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunuyor.” Partinin fiili lideri Jaroslaw Kaczynski ise açıkça Polonya medyasının “Polonyalı” olması gerektiğini vurguluyor.

Ancak Polonya’daki muhalifler, yerel gazeteler gibi birkaç istisna da dahil olmak üzere ülkedeki yerel medyanın zaten zayıf olduğunu vurgularken; iktidarın bu adımını bağımsız gazeteciliği bastırma girişimi olarak okuyor. Muhaliflere göre PiS iktidara geldiği 2015’ten bu yana kamu medyasını zaten yeterince sindirmiş durumda. Ülkedeki sivil medya ise Macaristan’da popülist Victor Orban hükümeti gibi Polonya’da da eleştirel haberciliğin denetim altına alınmasından endişe ediyor.

PiS’in yabancı ve sivil medya karşıtı bu söylemi henüz yasal zemine taşınmış değil. Nitekim bu konuda bir diğer emniyet supabı ise Avrupa Birliği hukukunun basın özgürlüğüne ilişkin mevzuatı… Fakat Birliğin 2017 yılında Polonya’daki hukukun üstünlüğünü ihlal prosedürün etkin olmadığı bir başka gerçek.

Kürtaj Yasası Gerilimin Yeni Yüzü

polonyada kürtaj protestoları22 Ekim 2020 tarihinde Anayasa Mahkemesi Polonya’da zaten yasal olmayan kürtaj hakkının istisnai durumunu da kısıtlayan bir düzenleme gerçekleştirdi. Anayasa Mahkemesi’nin fetüsün gelişiminde ciddi anomaliler de olsa kürtajın yasadışı olduğuna ilişkin verdiği karar kürtaja karşı olanları memnun etse de kürtaj kararının kadının bizatihi kendisine ait olduğunu düşünenler tarafından sert bir şekilde eleştirildi. PiS önderliğindeki kürtaj kararını kilise çevresindeki muhafazakarlar desteklerken, özellikle genç kadın örgütleri ve üniversite öğrencileri karara karşı çıktı. 22 Ekim 2020 tarihinde binlerce insan sokağa döküldü ve yaklaşık 200 bin kişinin katıldığı eylemler 4 Kasım’a kadar devam etti. Protestolara direnemeyen Polonya hükümeti Anayasa Mahkemesi’nin kürtajı kısıtlayan kararında geri adım atarak yasanın yayınlanmasını ve yürürlüğe geçmesini ertelemek zorunda kaldı. 

Polonya’daki kürtaj protestolarında dikkati çeken bir diğer olgu protestolarda başı çekenlerin büyük çoğunluğu genç olan kadın nüfus olmasıydı. Polonyalı Sosyolog Adam Mrozowicki’e göre bu yönüyle protestoların ölçeği ve niteliği Polonya için oldukça yeni aslında. Yaklaşık 65 bin kişinin Wroclaw sokaklarından çıkmaması bu ademi merkeziyetçi ve tabandan gelen eylemi kayda değer kılıyor. 

Varşova’daki SWPS Üniversitesi’nden Siyaset Bilimci Ben Stanley de protestoların ülkenin son 20 yılındaki toplumsal hareketlerden oldukça farklı olduğuna dikkat çeken bir diğer isim. Stanley’e göre, “geçtiğimiz yıllarda PiS’in hukukun üstünlüğünü ihlal eden düzenlemesine karşı gerçekleştirilen gösterilerin kompozisyonu çoğunlukla 50’li ve 60’lı yaşlarındaki insanlardan oluşmaktaydı. Son 15 gün içinde yer yer 200.000 kişiyi toplayabilen kürtaj karşıtı eylemleri ise büyük çoğunluğunu yaşları 20’lere kadar inen gençler oluşturuyor. Bu yönüyle PiS’in bu kararı kültür savaşını kişiselleştirerek birçok posif bireyin yeniden canlanmasını sağladı.”

Özellikle Avrupa’da ve ABD’de muhafazakâr milliyetçi popülist eğilimler küresel sistemin 2010’lu yıllardaki yeni sınavı oldu. ABD’de Donald Trump’ın seçimi kaybetmesi popülizm rüzgarında tersine bir domino etkisi yaratabilir mi tartışması devam ederken; Polonya’nın yanında Macaristan’daki Orban iktidarı da Orta Avrupa’daki istikrarı tehdit eden bir diğer ülke… Avrupa Birliği Polonya ve Macaristan’daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Polonya’da hükümetin katı tutumlarına karşı özellikle Avrupa Komisyonu’nun tepkili olduğu biliniyor.  Önümüzdeki 3 yıl daha iktidarda kalacak olan merkezileşme eğilimli PiS’in ülkede daha ne gibi tartışmalara neden olacağını göreceğiz. Bu noktada Polonya sivil toplumu, Polonya muhalefeti ve uluslararası topluma büyük iş düşüyor. 

Kaynaklar

Kaczynski, Piotr Maciej (Ağustos 17, 2020) “Poland’s Goventment: A House Divided?” Balkan Insight.

Henley, John & Strek, Kasia. (Nov. 6, 2020) “’A backlash against a patriarchal culture’: How Polish protests go beyond abortion rights” The Guardian.

“Poland protests leader: Abortion court ruling must be waived”, The Star, Nov. 2, 2020.

Shotter, James. (Oct. 2, 2020) “Poland’s government sets its sights on private media,” Financial Times

Vatandaş, Selim (Kasım 16, 2018) “Avrupa Birliği’nin Polonya ve Macaristan Sancıları,” İNSAMER, 1-8.

Selim Vatandaş

Üyelik Tarihi: 18 Aralık 2019
34 içerik
Yazarın Tüm Yazılarını Gör