Yasal Cinayet: Av

Avcılar hayvanların doğal yaşamlarına müdahale ederek onları öldürürken bu hayvanlar varlıklarını hala nasıl sürdürüyorlar? Tabii ki hayvanların doğal yaşamları bu denli bir katliamı kaldıramaz. Sistem şöyle işliyor; devlet hayvan üretiyor, ürettiği hayvanları avlak adı verilen alanlara yerleştiriyor, parasını ödeyen o hayvanları öldürüyor, devlet gelen paralarla yeni hayvanlar-yeni avlaklar üretiyor. Bu şekilde yapay bir döngü oluşturulmuş durumda.

Hayvan hakları mücadelesinin en önemli başlıklarından biri olan av yani “yasal cinayet” son haftalarda gündemde yoğun bir şekilde yer alıyor. 

Gündeme ilk olarak, Kara Avcılığı Kanunu’nda yapılması planlanan değişiklik geldi. Bu değişiklik ile diplomatik pasaport taşıyanların, devlet misafirlerinin, zenginlerin yani nüfuz sahibi kişilerin Türkiye’de avlanmak için para vermemeleri amaçlanıyor.

Sonrasında; Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yaşamlarını sürdüren geyiklerin, keçilerin ve benzeri hayvanların av adı altında öldürülmeleri için açılan ihaleler gündeme geldi.

Aslında Hayvanları Koruma Kanunu’nun bir istinası olan Kara Avcılığı Kanunu gerçeği ve bu kanuna dayalı olarak gerçekleşen av adı altındaki cinayetler ve bu cinayetler için açılan ihaleler yeni tanıştığımız konular değil her zaman gerçekleşen ama yeterli seviyede tepki görmeyen konular. Ancak; son haftalarda hem yapılması planlan yasal düzenlemeye hem de açılan ihalelere gösterilen yoğun tepki, bütün olumsuzlukların yanında toplumda bu alandaki farkındalığın arttığını gösteren olumlu bir gelişme olarak düşünülebilir.

Bu yoğun tepki sayesinde, Dersim’de açılan dağ keçisi öldürme ihalesi şimdilik iptal edildi. Ama Tarım Orman Bakanlığı’nın yaptığı açıklamadan anladığımız kadarıyla, tepkiler nedeniyle şimdilik geri çekilse de tekrar gündeme gelecek gibi görünüyor. 

Yine aynı şekilde Eskişehir’de açılan geyik öldürme ihalesi hakkında, Eskişehir 1. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu ihalenin yürütmesinin durdurulması çok güzel bir gelişme olmakla beraber, mahkemenin kararının gerekçelerinden birinin; ihaleye konu geyiklerin popülasyon dışına çıkarılmalarının (mahkeme burada öldürmeyi kibarca ifade etmeye çalışmış) nedenleri konusunda ayrıntılı bilgi verilmemesi olduğunu görüyoruz. Yani mahkeme öldürmeye gerekçe arıyor, aradığı gerekçeyi bulduktan sonra tavrının nasıl olacağını birlikte göreceğiz.  

Bunun yanında; gündemde yoğun bir şekilde yer alan bu iki ihale dışında Türkiye’nin çeşitli yerlerinde, kimse haberdar olmadan sesiz sedasız yapılan öldürme ihaleleri var. Maalesef ki olay bazında verdiğimiz tepkiler de sorunu temelden çözmekten ziyade, tepkiler sakinleşene kadar geçici olarak geri çekilme, tepkiler sakinleşince tekrar gündeme gelme  gibi bir sonuç doğuruyor. Bu nedenle tepkilerimizi hem olay bazında sürdürüp hem de önümüzdeki aylarda ilgili Meclis komisyonunda görüşülmeye başlanacak Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliğe kanalize etmemiz gerekiyor. Sorunu temelden çözebileceğimiz yer orası.

Avdan Kimler Nemalanıyor?

Bunu yapabilmemiz için de öncelikle neyle mücadele ettiğimizi anlamamız gerekiyor.

Kara Avcılığı Kanunu’nun amacı nedir ve bu kanuna dayalı olarak sürdürülen av adı altındaki cinayetlerden kim menfaat sağlamaktadır? Kanunun genel gerekçesinde bu durum çok açık bir şekilde ifade ediliyor. Genel gerekçede; av hayvanlarının sayılarının, av kaynaklarının azalması; avcı sayısındaki artış; tarım ilacı kullanımının artması ve benzeri gerekçelerle azaldığı ve bu durumu önlemek için bu kanunun çıkarıldığı ve gerekli tedbirler alındığı takdirde çok dinamik bir tabii kaynak olan av hayvanlarının çok kısa zamanda ekonomide önemli bir yere sahip olacakları belirtiliyor. Devamında da kanunun çıkarılma amacının av ve yaban hayatı kaynaklarını korumak, geliştirmek, ekonomiye faydalı hale getirmek olduğu ifade edilmiş.

Gerekçenin metninden devletin av adı altındaki cinayetlerden ekonomik menfaati olduğunu çok net bir şekilde anlıyoruz. Peki nedir bu ekonomik menfaat?

  • Avcılık belgesi almak isteyen kişi, devlete harç ödemek zorundadır.
  • Avcılık yapmak isteyen kişi, devlete “avlanma izin ücreti” ve “avlanma ücreti” adları altında iki farklı ücret ödüyor.
  • Avlanırken kullanılan gereçler için ödenen ücretin belli bir yüzdesi devlete gidiyor.
  • Devlet, avı turizm amaçlı kullanıyor ve yurt dışından avlanmak üzere insanları getirip onlardan da aynı ücretleri alıyor.

Yani cinayetin dozu ne kadar artarsa, devletin kasasına o kadar para giriyor. İşte devletin av konusunu düzenlemek amacıyla Kara Avcılığı Kanunu’nu çıkarmasının, bu kanunun devamında ısrarcı olmasının nedeni ve bizim mücadele ettiğimiz şey. 

Bir de bu cinayetin başrol oyuncuları avcılardan da bahsetmemiz gerekiyor. Avcılar, bir canlıyı öldürmekten keyif alan, bu keyifleri için para ödemekten çekinmeyen insanlar. Aklımıza Eli Roth’un Hostel isimli filmi gelebilir, yaşananlar pek farklı değil. Tabii bu noktada; sağladığı maddi menfaatlerin sarhoşluğunda olan devlet, bizleri, öldürmekten keyif alan insanlarla birlikte yaşamaya mecbur bıraktığının ya da ülke genelinde işlenen cinayetlerin çoğunda av silahlarının kullanıldığının farkında değil. (ya da bu iyimser bir bakış açısı, bile isteye yapıyor olabilir mi?)  

Avlaklarda Hayvan Üretimi

Sormamız gereken bir diğer soru da şu: Avcılar hayvanların doğal yaşamlarına müdahale ederek onları öldürürken bu hayvanlar varlıklarını hala nasıl sürdürüyorlar?

Tabii ki hayvanların doğal yaşamları bu denli bir katliamı kaldıramaz. Sistem şöyle işliyor; devlet hayvan üretiyor, ürettiği hayvanları avlak adı verilen alanlara yerleştiriyor, parasını ödeyen o hayvanları öldürüyor, devlet gelen paralarla yeni hayvanlar-yeni avlaklar üretiyor. Bu şekilde yapay bir döngü oluşturulmuş durumda. 

İşin enteresan tarafı, devlet ve avcılar; bu senaryodaki hayvanları doğal kaynak, bütün bu süreci de doğanın dengesinin bir parçası olarak nitelendiriyorlar ve kendileri bu döngüden çıkarlarsa doğanın dengesinin bozulacağını iddia ediyorlar. 

İşin gerçeğine bakarsak; doğal yaşam, doğal denge diye bir şey bırakmadıkları, öldürecekleri kadar hayvan ürettikleri, bu öldürme işlemleri için ihale açarak büyük paralar döndürdükleri bir manzara görüyoruz.

İşte büyük bir ekonomik sektöre dönmüş olan bu cinayet, hayvan hakları mücadelesinin en önemli ve zor başlıklarından biri. Bu korkunç sektörle mücadele etmenin tek yolu, hep birlikte “Av Cinayettir” diye haykırmak. Ve gerçek bir samimiyetle bu katliamı durdurma konusundaki kararlılığımızı net olarak göstermek. #ÇünküAvCinayettir 

Yazar: Barış Karlı