Beraberce Derneği’nden STK‘lara Çevrimiçi Faaliyetler İçin Destek

Koronavirüs salgınıyla birlikte sivil toplum kuruluşlarına faaliyetlerini çevrimiçi sürdürebilmeleri için altyapı ve uzmanlık  desteği vermeye başlayan Beraberce Derneği’nden Ayşe Öktem ve Soner Şimşek ile  çevrimiçi destek programını ve salgının sivil topluma etkilerini konuştuk.

Sivil toplum açısından bu dönemi nasıl değerlendirirsiniz, faaliyetlerin online yürütülmesi sürdürülebilirlik açısından yeterli olacak mı?

Ayşe ÖktemAyşe Öktem: Bizim önceden de çevrimiçi eğitim çalışmalarımız olduğu için ve alanımız buna elverişli olduğu için duruma çabuk adapte olabildiğimizi düşünüyorum. Ancak sahada çalışan ya da online eğitimler için uygun olmayan çalışmalar yapan STK’lar açısından durum farklı, onlar bu durumdan çok etkilenecektir ve çalışmalarını büyük ölçüde durdurmak zorunda kalacaktır. Yani sivil toplumda muazzam bir küçülme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bu durumda donör kuruluşlar, çalışmalara devam edemeyen ya da sınırlamak zorunda kalan STKların, üstlendikleri sorumlulukları yerine getirmedikleri ya da çalışmalarını sınırlamaları gerektiği için desteği keserlerse, birçok STK kapanır ve sivil toplum çok kaybeder. Durum bir gün normalleşecek ve o zaman STK’lara çok fazla ihtiyaç olacak. Bu nedenle, korona günlerinde çalışamayan STK’ların ayakta kalmaları için de adımlar gerekli, fonların kesilmemesi gerekli. Umarım bu hususta donör kuruluşlar sorumlu davranır.

Soner Şimşek: Çok sayıda STK sanıyorum önce ne olup bittiğini ve bunun ne kadar süreceğini anlamaya çalıştı. Altyapıları, kapasiteleri olanlar – ki büyük kısmı hali hazırda bu araçları bir biçimde kullanmakta olanlardı- bu hızlı değişimi zorlayan duruma yanıt vermeye çalıştı. Eve kapanmak durumunda olduğumuz karantina şartlarında tabi ki çözümler teknolojide. Şimdi STK’lar bu teknolojilerin arayışı içinde. Bazıları daha verimlisini, daha etkilisini arıyorken bazıları da kolay ve maliyetsiz olanın peşinde. Ama günün sonunda teknoloji bir maliyet, bir yatırım ve daha önemlisi erişim ve adalet meselesi.

Salgın nedeniyle teknolojiyi ve bilgiyi paylaşma gerekliliğini bir kez daha anlamış bulunuyoruz sanıyorum.

Beraberce DerneğiSoner Şimşek: Çok doğru. Küresel olarak sonuçları derin ve uzun olacak bir şey yaşıyor insanlık. Ama tabii baş etme yolları ve tepkiler farklılaşacak, büyük ölçüde de eşit olmaktan çıkacak. Şimdilik olan bitene baktığımızda toplumlar, tabii ülkeler, içine kapanıyor. Bizler de evlere kapandık sonuçta. Bu halde en iyi gelen şey paylaşım ve dayanışma. Teknoloji ve bilgi için de öyle. Hem virüse ilişkin sürdürülen mücadele de hem de salgının etkileri ile baş etmede bilgiyi ve teknolojiyi paylaşmak kaçınılmaz. Ama bu kadar kolay olmuyor. Bunun temelleri uzun bir değerlendirmeyi, tartışmayı hak ediyor da kısaca söyleyelim. Daha çok bilgi ve beraberinde teknoloji de iktidar alanı, bir egemenlik konusu. Kolay olmaması da bundan, paylaştığınız sadece bilgi ve teknoloji olmuyor. 

Tam da burada sizin dayanışma, paylaşıma açma çağrınıza dönelim. STK’lara  faaliyetlerini çevrimiçi sürdürebilmeleri için altyapı desteği mi sunuyorsunuz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı? 

Ayşe Öktem: Tam olarak eğitim faaliyetlerini kapsıyor aslında. Bu faaliyetler çeşitli olabilir elbette, eğitim programları, seminer, konferans vs. ve altyapı yanında uzmanlık desteğini de içeriyor. Bizim yaptığımız projeler kapsamında zaten online eğitim programlarımız olduğu için hem bir altyapımız var, hem de bu konu da çok donanımlı arkadaşlarımız var.  Ancak dayanışma desteğimiz herhangi bir proje kapsamında değil. İki hafta önce bir ekip toplantısında ofisi kapatma kararı aldığımızda, haliyle ofisin kapalı olduğu dönemde ne yapacağımızı konuştuk. Bizde biriken ekspertizi ve de teknik imkanları, dayanışma olarak diğer STK’lara da sunmak düşüncesi bu toplantıda ortaya çıktı. Beraberce yaşamdan bahsediyorsak, sorumluluk – perspektif – özgürlük – demokrasi – barış gibi konularda eğitimler veriyorsak, söylediklerimizin pratiğini de yaşamalıyız. Projelerimizi devam ettirmek, planladığımız yüz yüze eğitimleri çevrimiçi gerçekleştirmek, büyüyen vicdan ve umutlar arşivimizi güçlendirmek yanı sıra – ki bunlar destek aldığımız projeler – böyle bir teklifle ortaya çıkmak bu toplantıda kolektif alınan bir karardı. 

Çağrınıza  karşılık alabildiniz mi? 

Soner Şimşek: Evet. Beklemediğimiz kadar hızlı ve çok sayıda yanıt geldi çağrımıza. Farklı illerden ve çeşitli büyüklükteki kuruluşla iletişime geçtik. Onların ihtiyaçları ve talepleri doğrultusunda birlikte süreçler planladık ve yürütüyoruz.

Öğrenmeye odaklanıp ama bunu sosyal boyutunu önceleyerek işbirliğine dayalı bir biçimde ve en önemlisi dönüştürücü ve özgürleştirici bir biçime kavuşturmak için elimize bir fırsat geçti belki de. Çünkü bilgi dijital ve çevrimiçi ortamda sonsuz kaynaktan akıyor, kaynak biricik değil. O halde iktidarı da biricik değil. Bilginin tek kaynağı öğreten ile öğrenen ilişkisini yeniden kurma vakti diye düşünüyorum.

Peki STK’lar size nasıl başvuruyor? Ve süreç nasıl işliyor?

Soner ŞimşekSoner Şimşek: Çağrımızda bir iletişim bilgisi verdik, akademi@beraberce.org.tr. Bu e-posta adresinden STK’ların bize ulaşmalarını istiyoruz. Gelen talep/yanıt doğrultusunda hemen iletişime geçiyoruz. İlk aşamada birlikte bir ihtiyaç analizi gerçekleştirip eğitim-öğrenme süreçlerini planlıyoruz. Ardından “beraberce Akademi” adıyla yayında olan öğrenme yönetim sistemi (ÖYS) içerisinde oluşturduğumuz “Dayanışmayla” kategorisi altında kuruluşların/örgütlerin faaliyetlerini çeşitli öğrenme tasarımları ile sürdürebilecekleri bir alan tanımlıyoruz. Bu alanda son günlerde adını çok duyduğumuz ve kullandığımız sanal sınıf ve webinar araçlarının da olduğu çok sayıda çevrimiçi öğrenme aracı ücretsiz olarak kullanıma açık. Uygulama aşamasında da yalnız bırakmıyor ve anlık desteğimizi sunuyoruz. Son olarak izleme ve değerlendirme aşamalarına ilişkin de uzmanlık ve altyapı imkanlarımızı paylaşıyoruz. 

İçinde bulunduğumuz durum itibarı ile daha çok hangi çözümler kullanılıyor veya tercih ediliyor? Neden?

Soner Şimşek: Kaçınılmaz biçimde çevrimiçi öğrenme, uzaktan eğitim gibi kavramları çok kullanmaya başladık. Farklı ölçek ve sektörler için aynı durumdayız. Ama öncelikle şunu belirtmek isterim, ciddi bir kirlilik de beraberinde geldi, pek çok şey birbiri ile karıştırılır halde. Eğitim teknolojileri literatürü oldukça geniş ve gelişmiş durumda. Popüler olan, trend olan şeylerin peşinden gitmektense bu uzmanlık alanına kulak vermek gerekiyor bir kere. İkinci olarak söylemek istediğim ise bu zorunluluğu bir fırsata çevirelim. Nedir bu fırsat; yüz yüze eğitimlerde içine düştüğümüz ana akım yaklaşımlardan kurtulmanın fırsatı. Öğrenmeye odaklanıp ama bunu sosyal boyutunu önceleyerek işbirliğine dayalı bir biçimde ve en önemlisi dönüştürücü ve özgürleştirici bir biçime kavuşturmak için elimize bir fırsat geçti belki de. Çünkü bilgi dijital ve çevrimiçi ortamda sonsuz kaynaktan akıyor, kaynak biricik değil. O halde iktidarı da biricik değil. Bilginin tek kaynağı öğreten ile öğrenen ilişkisini yeniden kurma vakti diye düşünüyorum. Hatta bunu yaygın eğitim kadar örgün eğitim içinde öneriyorum. Sorunuza döneyim. Dijital ve çevrimiçi sonsuz araç ve çözüm var. Bu çözümlere eğitim faaliyetlerinin amaçları ve öğrenme hedefleri ile yaklaşmalıyız. Kullanmak istediğimiz araç ve çözümler bizi amaçlarımıza, hedeflerimize götürecek mi? Soracağımız soru bu yönde olmalı. Yani araçları amaçlarımız haline getirmemeliyiz. Genel yanılgımız bu olabiliyor. Popüler ve trend araçlar-çözümleri kullanım konusunda dikkat çekmek istediğim şey buydu. Dedim ya sonsuz çözüm ve araç var ve bunların hangisine başvuracağımız belirleyen de sayısız parametre. İşte uzmanlık bu aşamada devreye giriyor. 

Bu çözüm ve araçlar ücretsiz ulaşılabilir durumda mı?

Soner Şimşek: Bir kısmı evet. Ama pek çoğu da değil. Bir kısmı da yüksek ücretli, pahalı çözümler. Ayrıca ücretsiz olanların bir kısmını kullanmak için de yine bir bütçeye ihtiyaç duyuyorsunuz. Örneğin, eğitim faaliyetlerine katılacak kullanıcıların yönetimi başta olmak üzere ilgili süreçleri oluşturma, yönetme, izleme ve raporlama imkanı sunan öğrenme yönetim sistemleri için yaygın kullanılan açık kaynak çözümler var, örneğin Moodle. Ama başta bu çözümü barındıracak bir alan adı ve sunucu hizmetine ardından kurulum, özelleştirme ve çeşitli entegrasyon işleri için bir profesyonel bir emeğe ihtiyacınız olacak. Ardından buradaki süreçleri yönetecek bir sistem yöneticisine ve gerektiğinde bakım-destek hizmetine. Bakın açık kaynak, ücretsiz bir çözüm nasıl ücretli hale geldi. Ya da son günlerin en popüler araçlarından olan Zoom’a bakalım. Çevrimiçi görüntü ve ses aktarımını ve yönetimini mümkün kılan bir araç olarak eğitim ve öğrenme süreçlerinde çok kullanıyor. Zoom’un ücretsiz planı var ama 40 dk ile sınırlandırılmış durumda. Talepte bulunursanız Covid-19 sebebiyle bu süre bazen uzayabiliyor olsa da daha uzun süreler için bir ücret ödemeniz gerekiyor. Ücretsiz alternatifleri elbette var ama ücretli olan çözümler yanında performans sorunları barındırabiliyorlar. 

Dediğim gibi sayısız çözüm mümkün ama çevrimiçi öğrenme alanına adım atmak istiyorsanız önce ihtiyaçlarınızı belirlemeye çalışın. 

Son olarak dayanışma girişiminizin sivil toplumda nasıl bir etkileşimi olacağını düşünüyorsunuz?

Soner Şimşek: Biz bu dayanışma çağrımızı elbette elimizdeki imkanları zor günlerde paylaşmak üzere başlattık. Paylaşım ve dayanışmanın zorlukların üstesinden geleceğini hatta gelemese bile  bir süreliğine da olsa bize iyi geleceğini biliyoruz. Ayrıca dayanışarak bir arada durarak temas ederek öğreneceğimiz çok şey olduğunu düşüyoruz. Öğrenme süreçlerimizi planladığımız gibi bu deneyim karşılıklı ve birbirimizden öğrenebileceğimiz çok şey var. Bu girişimimizin sivil toplum alanında bir parça eksikliğini hissettiğimiz dayanışma, işbirliği ve bir arada durabilmeyi desteklemesi temel arzumuz elbette.