Puduhepa Ve Kız Kardeşleri…
Barış Kraliçesiyle Başlayan Bir İyilik Projesi

901416f7-571f-40ba-895b-baf6a67960f0-1280x839.jpg
Renan Tan Tavukçuoğlu ile kendi kişisel hikâyesinden yola çıkarak başlattığı Puduhepa ve Kız Kardeşleri üzerine konuştuk. Tavukçuoğlu, Puduhepa ve Kız Kardeşleri ile yeni yetişen kız çocuklarının eğitimine ve ev kadınlarının çalışabilmesine destek olabilmenin bir yolunu ararken tanışmış. 

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben çok uzun seneler reklam ve pazarlama sektöründe çalıştım ve çok fazla firmayla görüştüm. Projeler yaptım ve maalesef insanların gerçek fayda peşinde değil başka şeyler peşinde koştuklarını gördüm. Çocuklara yaptığımız yatırım ileride daha güçlü ve daha anlamlı toplumlar oluşturacaktır diye düşünüyorum. Özellikle de kız çocukları; çünkü kız çocuklarına yapılan yatırım başka türlü bir ekonomik yatırım değil. Toplumu onlar oluşturuyorlar.  

Ben de küçükken içine kapanık bir çocuktum. Lise 2’de ABD’de bir yaz okuluna gittim. Orada bana konuşmalar yaptırdılar, geçit töreninde bir araba tahsis ettiler, sorular sordular, önemli olduğumu ve istediğimi başarabileceğimi; yapabileceğimi hissettirdiler. Lise 2’nin yazından döndüğüm zaman değişmiştim. Üniversiteye hazırlanırken Boğaziçi Üniversitesi birinci tercihimdi ve kazandım. Bence bu lise ikideyken edindiğim kendine güvenle oldu. O deneyim olmasaydı hayatımda, daha mutsuz daha yetersiz hisseden bir insan olarak ilerleyebilirdim. 

Kimdir peki bu Puduhepa?

Puduhepa 3300 yıl önce Anadolu topraklarında yaşamış bir Hitit kraliçesi yani Tavananna. Kendisi binlerce yıl önce tarihe geçmiş ilk yazılı barış anlaşmasına mühür basan kişi ve bir kadın. Orta ve lise öğrenimini tamamlamış herkesin aklında bir yer edinmiştir Kadeş Anlaşması; tarihteki ilk yazılı antlaşma olarak bilinir çoğunlukla da. Ancak bu anlaşmayı mühürleyen kişinin bir kadın olduğu ve antlaşmanın bir barış antlaşması olduğunu pek duymamışızdır. İşte Puduhepa ve Kız Kardeşleri projesi bu unutulmuş hikâyeyi hatırlatma çabası olarak başladı. 

Ne zaman böyle bir projeyi hayata geçirmeye karar verdiniz? 

‘Benim edindiğim gibi bir tecrübeyi benzer çocukların hayatına nasıl yansıtabiliriz?’ diye düşündüm. Çünkü etraflarındaki tabi kaynakları kullanmayı bilmeleri ve yapabileceklerine inanmaları lazım. Sadece istemek yetmiyor çok çalışmayı bilmeleri lazım. Okulda bunlar öğretilmiyor. O sebeple çocukların da yakın hissettikleri bir aracı olarak bez bebekleri düşündüm.

Sadece bir bez bebek değil projemiz ilham hikâye kitabıyla geliyor.

Sohbet kartlarıyla ve çatışma çözme becerisiyle geliyor. Yani birtakım hayat becerilerini kazandırmak için geliyor. Puduhepa’nın hayatlarına girdiğinde ve onunla yaşadıklarında; o yaptıysa ben de yaparım, ben daha iyisini yaparım diyebilsinler istiyorum. 

Puduhepa: Tarihteki İlk Barış Anlaşmasını Mühürleyen Kadın

Bez bebek olsun, hikayesi olsun diye düşünüyordum. Puduhepa’yla da yollarımız kesiştiğinde ilk ana karakterimizi Puduhepa olarak oluşturduk ve kız kardeşleri dedik. Tarihteki ilk barış anlaşmasını mühürleyen kadın, çok güçlü bir karakter. Hititlerde toplumsal cinsiyet rolleri bugün bizim içinde bulunduğumuz toplumdan çok daha eşitmiş ve bu karakteri biz tanımıyoruz. 3300 yıl önce bizimle aynı topraklarda yaşamış. Şu anda New York’ta BM binasında gümüş kopyası var Kadeş anlaşmasının, bizde de Etnografya müzesinde ve biz bilmiyoruz tanımıyoruz. 

Onların hikayelerini unuttuk, bilmiyoruz. Kendi değerlerimize sahip çıkmıyoruz esas sorun orada. Bu proje aslında bir değerlere sahip çıkma, güçlü toplum oluşturma, ilhamını gerçek kendi değerlerinden alma, bir dönüşüm değişim projesi. 

Projenin gelirini ancak bu şekilde anlamlı olacağı için yine kız çocuklarının eğitimine döndürerek çözüm ortağımız olan TOÇEV’e veriyoruz. Geçtiğimiz sene 11 çocuğun senelik eğitim masraflarını karşıladık ve kırk tane de kadın para kazandı. Bu kadınların çalışabilmesi için hiçbir kalifikasyon gerekmiyor; elyaflarla ve bez bebek parçalarını çubukla doldurarak evde yapıyorlar. Hastası, bebeği olan kadınlar para kazabiliyor. Projenin en önemli bence noktalarından biri de bu. Çünkü evde dikiş makinesi olması gerekmiyor, hiçbir şey bilmesi gerekmiyor. Herkesin yapabileceği bir şey ve bu şekilde para kazanabiliyorlar. Yani toplumun her aşamasında her yaşta kadına dokunan bir proje. O yüzden de böyle biraz hızlı ilerledi bir senedir. Çünkü gerçek bir proje. Herkese dokunan bir tarafı var. Gerçeklik olduğu zaman işin içerisinde zaten böyle ama tabi bu bir hayal olarak da kalabilirdi. Ama ben her zaman hayallerinin üzerine giden ve gerçekleştirmek için elinden geleni yapan bir insanım. Tek başıma da yapamazdım tabi ki. O yüzden bir sürü insan iyi kalpli ve becerikli insan bir araya geldik. Şimdi çok tatlı bir topluluk oluşturduk. İnşallah büyüsün. Ve Puduhepa ruhu, bakış açısı, felsefesi yayılsın. Amacımız bu. 

Puduhepa’nın yapımında çalışan kadınlar neler hissediyorlar projeyle ilgili? 

Çok memnunlar. Bizim çekirdek kadromuz çok içten ve gönülden çalışıyor. Para kazanmak önemli olabilir ama gerçekten faydalı bir şey için çalışmak, anlamlı bir şey yapmak çok önemli. Sabah kalktığınız zaman “Neden uyanıyorum ki?” demek insanı huzursuz eden bir şey. Gerçek bir fayda üretmek, başkasının hayatına dokunmaksa çok güzel. Ama bunu herkes, özellikle genç yaşlarda pek anlayamıyor. Herkes kendi hayatının peşinde; kariyer, para, çoluk çocuk, evlenme… O harala gürele içerisinde hayatın gerçek anlamı kaybolabiliyor. O yüzden herkeste aynı farkındalık, aydınlanma olmayabiliyor ama bizim kadınlarımız inanılmaz derecede projeye inanan insanlar. 

Neden özel olarak Barış Anlaşması olan bir konsept seçtiniz? Puduhepa’nın hikâyesi çok daha ulaşılabilir olduğu için mi yoksa başka sebepleri de var mı? 

Özellikle günümüzde barış çok küresel bir kavram. Ama barış; bugün, yarın ve dün yani her zaman çok önemli. Tabii ki tarihin derinliklerinden böyle bir karakteri tutup çıkarmak çok kıymetliydi. Kendi topraklarımızdan değerler ararken; ilk karakterimizin, ana markamızın, kapsayıcı olması önemliydi.

Çok fazla araştırma yapıyoruz, yeni karakterlerle ilgili çok titiz davranıyoruz ama tarihe dönüp baktığınızda mesela kadın olsa da bir askeri lideri kız kardeş olarak tanıtmak çok zor, liderlik var evet ama biz bu liderliğin nasıl bir liderlik olduğuyla da ilgileniyoruz. O yüzden çok titiz davranıyoruz ve rol model olabilecek hayatında bir şeyi zorluklarla karşılaşıp onu aşma örneğini gösterebileceğimiz kişiler bulmaya çalışıyoruz. Zorluklar karşısında kararlı davranabilmek mesela, Puduhepa’nın hikâyesinde çok yeri olan ve kıymetli bir şey. Tabi ki her şey her zaman istediğimiz gibi gitmeyebilir ama ayağa kalkıp devam etmeyi bilmeliyiz. Olumlu bakmak, kendine güvenmek… bunlar çok önemli değerler. Puduhepa bu yüzden iş hayatıyla ilgili psikolojik sermayemizi de destekleyen bir proje. 

Projeye ve üretime nasıl devam etmek istiyorsunuz?

Şimdi Puduhepa’nın ilk kız kardeşi olarak Dilhan Ege Eryurt’un bebeğini çıkarıyoruz. NASA’da çalışan ilk Türk bilim kadını. Daha sonra ilk öğretmenimizi yapacağız. Bunları unutmamak, hatırlamak çok kıymetli. İlk doktorumuz, ilk kimyagerimizi yapacağız. Maalesef hiçbiri Puduhepa kadar kapsayıcı değil. O yüzden de çok evrensel, global bir değer olan barış üstünden hani Puduhepa’yı bulmuş olmamız yeniden hikayesini hayata döndürüyor olmak çok çok kıymetli oldu. 

İlk öğretmen, ilk kimyager dediğiniz kişiler tarihten kadınlar olsa gerek ancak Dilhan Ege Eryurt güncel bir isim, Puduhepa’nın ilk kız kardeşi daha günümüzden bir isim olacak sanırım? 

Fark etmiyor. Bizim için önemli olan uzmanlık alanı. Sanatçı olabilir; yazar, öğretmen, bilim kadını olabilir… Önemli olan dediğim gibi zorlukları aşarak bir şeyleri başarmış olması, yani hikâyesi bizim için önemli ki çocuklar yılmamayı öğrensinler. 

Dilhan Ege Eryurt NASA’da çalışan ilk Türk ve aya iniş projesinde çalıştığı için Apollo ödülü var. Zeynep Tosun tasarladı kıyafetini. Tel kırma, Bartınlı kadınların elleriyle yaptığı bir şey. Puduhepa’nın kıyafetini de Arzu Kaprol yapmıştı. Dilhan Ege Eryurt’un kıyafetini de Zeynep Tosun yapacak. Bu defa da bilim dünyasını açmaya çalışıyoruz çocuklar için. 

Peki proje ne kadar popüler oldu? İnsanlar duydu mu, aldı mı? Mesela Barış Özcan’ın video çektiğini biliyoruz. 

Barış Özcan’ın videosu sayesinde biz Avustralya’dan Norveç’e, Hollanda’dan Kanada’ya kadar bebek sattık ve pek çok öğretmen onun sayesinde duydu ve okullara yayıldık. İnanılmaz bir etkisi oldu. Bilinirlik ve tanınırlık anlamında Puduhepa baya bir yol kat etti. Bir senede bin kutudan fazla bebek sattık. Daha fazla sayıda kitap sattık ve dediğim gibi 11 çocuk okudu, kırk kadın para kazandı. Yüzlerce çocuğun da hayatına dokunduk ve bu sadece bebeği alanlar değil. Öğretmenler mesela; Doğu Anadolu’da kitap bağışladığımız okullarda veya paralarını birleştirip sınıfa alarak çok güzel şeyler yaptılar, onları da görüyoruz. 

Değişmeye ve dönüşüme çok katkısı olduğunu görüyoruz ama daha yolun çok başındayız. Şimdi de yeni bebeklerimizle ve başka girişimlerle hiçbir hikâyesi olmayan ya da toplumsal cinsiyet rollerini dayatan oyuncaklar yerine Puduhepa ve kız kardeşleriyle yaşasın çocuklar istiyoruz. Bir sürü hayalimiz var ileride çok büyük bir ilham dünyası olduğunda bir çizgi film de olsun istiyoruz mesela. Bunun için gerekli olan bütün şeyleri yapmayı istiyoruz. 

Peki geri dönüşler nasıl oldu? İnsanların nasıl tepki verdiler?

Anne babalar zaten bayılıyor fikre. Çocuklarını plastik, sarı saçlı bir bebek yerine değerlerimize sahip çıkan, anlamlı bir şeyle oynatmak, ciddi bir ihtiyaçları. Oyuncakçılara girdiğimiz zaman çoğunlukla aksiyon karakterleri ya da geliştirici olmayan tonla oyuncak görüyoruz ve üstelik ne paralar saçılıyor bunlara. O yüzden Puduhepa, anne babalar tarafından inanılmaz kabul görüyor. Sadece çocuklar için de alınmıyor Puduhepa bebekleri. Kadınlar birbirlerine alıyorlar güçlü arkadaşım, canım arkadaşım, kız kardeşim diyerek. Erkekler eşlerine, kız arkadaşlarına hediye alıyorlar. Çünkü bir mesajı var bu bebeğin. Puduhepa sıradan bir bez bebek değil, hikâyesi olan bir bez bebek ve pek çok değere sahip çıkıyor. Pek çok mesajı var. O yüzden bunu bağlamak için kız kardeşlik bağları yaptık saçlarımıza takıyoruz. Hepsinde mavi yün var mesela. 

Çok güzeller…

Evet bunlar çocukların çok hoşuna gidiyor; simgesel olarak da taşıyabilecekleri bir şey olması. Bu şekilde dünyamızı büyüteceğiz inşallah. 

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend