Sendikalardan Eğitime Karne: Sistem Sınıfı Kanaat Notuyla Geçiyor

education-1280x530.jpg

Milyonlarca öğrencinin karne aldığı eğitim sezonunun ilk yarısını sendika temsilcileri ve hak savunucularına sorduk. Eğitim Bir Sen Diyarbakır Şube Başkanı Yunus Memiş ve Özgür Eğitim Sen Batman Temsilcisi Mustafa Sevinçer Sivil Sayfalar için şu değerlendirmelerde bulundular.

Merhaba, özelde geçtiğimiz yarıyılın genelde eğitim siteminin bir değerlendirmesini yapar mısınız?

Yunus Memiş: 2017-2018 eğitim-öğretim 1. yarıyılında TEOG’un kaldırılması, yükseköğrenime giriş sistemindeki değişikliğin gölgesi ve sarsıntısı altında günübirlik politikalar ve sürdürülebilir olmayan kararlar nedeniyle gerek eğitim-öğretim gerekse eğitim çalışanları olumsuz etkilenmiştir.

Alan değişikliği taleplerinin karşılanmaması, öğretmen performans değerlendirmesi pilot uygulamasının oluşturduğu tedirginlik, yer değişikliği sürecinde yaşanan sorunlar, öğretmene karşı giderek artan şiddet gibi olumsuzluklar ne yazık ki eğitim-öğretim yılının ilk dönemine damgasını vurmuştur.

Ek ders esaslarındaki eşitsizlik, ders ücretlerindeki adaletsizlik, okulların bütçe sorunu, yabancı dil pilot uygulaması, rehberlik hizmetlerinin hizmetin özüne uygun kurgulanamaması, teftiş sistemindeki dönüşümün tamamlanamaması gibi rehberlik ayağının ihmal edilmesi, ortaöğretime geçişte yeni sürecin soru işaretleri içermesi gibi birçok konuda beklentileri karşılayan adımlar hâlâ atılmış değildir. Mülakatla öğretmen alımı, sözleşmeli öğretmen alımı gibi eğitimde kast sistemini çağrıştıran bu uygulama derhal kaldırılmalıdır. Özetle, bir an önce yapılması gereken çok iş, çözüme kavuşturulmayı bekleyen onlarca sorun bulunmaktadır.

Geçen yıl daha Eğitim Öğretim başlamadan 4500’e yakın öğretmen açığa alındı, bazıları da ihraç edildi. Bu durum adeta eğitimi felç etti. Bu husus ile ilgili ciddi bir şekilde tepki verdik. Bu soruşturmaların böyle olmaması gerektiğini vurguladık. Bylock tuzağı ile mağdur edilen öğretmenlerin olduğunu söyledik. Bu yıl her açıdan geçen seneye göre çok iyi ve umut verici olduğunu söyleyebilirim. İdareci atamaları oldu, açığa alınan öğretmenler görevlerine iade edildi. En son Bylock tuzağı ile ihraç veya açığa alınan öğretmenlerin iadesi de kamuoyunu ve eğitim camiasının yüzünü güldürdü. Yeni öğretmenlerin ataması yapıldı. Okullarımız, özellikle belediyelerin katkısı ile fiziki olarak ciddi şekilde yenilendi. Yetersiz olsa da TYP ile okullara temizlik ve güvenlik elemanları verildi. Bu açıdan daha iyi bir durumda olduğumuzu söyleyebilirim.

Mustafa Sevinçer:  Geçtiğimiz yarıyılı TEOG ve üniversiteye yerleşme sınavı ile ilgili yaşanan karmaşayla geçirdik. Sayın Cumhurbaşkanının “sınavı kaldırın” talimatı üzerine o ana kadar “TEOG güzellemeleri” yapan Mili Eğitim Bakanlığının üst düzey yetkilileri birden “TEOG’un kötülükleri”ni terennüm etmeye başladılar. Değişmeyen tek şeyin değişim olduğu hakikatini ziyadesiyle zorlayan bir değişim aşkı var eğitim sistemimizin. Güne değişimle başlamadan duramayan bir sitem neredeyse. Bununla birlikte birçok sorun var; Tevhid-i Tedrisat Kanunu, yanlış öğretmen politikaları, müfredat vs.

Bence eğitim sisteminde her geçen gün bir önceki günü aratıyor. Zaten çeşitli istatistikler, rakamlar da bunun böyle olduğunu gösteriyor. Elbette ki olumlu birçok gelişme de yaşanıyor eğitimde bunlar inkâr edilemez. Ancak eğitimde bir türlü istenilen düzeyde ilerleme kaydedilemiyor. PISA sınavlarındaki başarısızlıklarımız ortada. Elbette ki bir eğitim siteminin tek kriteri PISA sınavı olamaz. Ama önemli bir sınav. Bilginin pratize edilip edilemediğini ölçen önemli bir sınav ve bu sınavda ülke olarak kötüyüz. 2016 yılındaki PISA sınavında 2003 yılının gerisine düştük.

Eğitim siteminin öğrencinin ilgi ve yeteneklerine hitap ettiğini düşünüyor musunuz? Eğitim sistemi öğrencilere farklılıklarla bir arada yaşama alışkanlığı kazandırıyor mu? İnsan haklarına duyarlı mı?

Yunus Memiş: Eğitim sistemimizin üzerinde sürekli değişiklik yapılması elbette ki olumsuz etki yaratmakta. Fakat son bazı değişikler umut verici özellik taşımaktadır. 4+4+4 sistemi ile öğrencinin ilgi ve alanlarına erken dönemde yönlendirme yapılması öğrenci ve velilerimiz açısından olumlu yankı buldu. Liseye gelen öğrenciye Anadolu, Fen, Sosyal Bilimler, Spor, Dil, Meslek ve İmam Hatip olarak alternatif okullar sunulması gayet yerinde ve iyi bir sistem. Burada yapılması gereken en önemli iş ortaokulda öğrencilerimize iyi bir şekilde yönlendirme yapılmasıdır. Mevcut eğitim sistemimiz öğrencilerimizin farklılıkları ile bir arada yaşamaya olanak ve fırsat verdiğine şahit olmak sevindirici olmakla beraber geleceğimiz için umut verici bir durum arz etmektedir. Geçmişten daha iyi bir durumda olduğumuzu söyleyebilirim. Tabi burada öğretmenlerimizin büyük bir etkisinin olduğunu da belirtmek isterim.

Mustafa Sevinçer: Eğitim siteminin öğrencinin ilgi ve yeteneklerine hitap ettiğini düşünmüyoruz. Hatta aksine eğitim siteminin öğrencinin ilgi ve yeteneklerini çoğu zaman körelttiğini düşünüyoruz. Temel sebeplerden biri daha cumhuriyetin kuruluşundan itibaren eğitimin ideolojik endoktrinasyon amacıyla teşekkül ettirilmesidir. Böyle bir temel amacı olan bir sitemden öğrencinin ilgi ve yeteneklerine hitap etmesini beklemeniz fazlasıyla iyimserlik olur. Daha önce 8.sınıflar ile liselerde son sınıflarda müstakil insan hakları eğitimi diye bir ders vardı. Bu dersler, sosyal bilgiler ya da benzeri derslerin içeriklerine eklenmek üzere kaldırıldılar. Ancak bu dersler yeterli düzeyde diğer derslerin içeriklerine yansıtılmadı kanaatindeyim.

Eğitim sisteminin en önemli parçası olan öğretmenin sistem içindeki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yunus Memiş: Öğretmen, eğitim sistemimizin omurgası ve en önemli etkenidir. Öğretmen, sadece öğreten ve eğiten değil aynı zamanda öğrenci için doğru ve önemli bir kılavuzdur. Tüm eğitim sistemlerinde öğretmen bu işin olmazsa olmazıdır. Bizim sistemde öğretmen tam merkezde duruyor, bunun artıları da var eksileri de. Zaman içerisinde öğrenci merkezli sisteme geçtik fakat bazı öğretmenlerimiz hala öğretmen eksenli eğitime de devam ediyor. Öğretmenin sürekli kendine yenileyen araştırmacı bir yanının olması gerekiyor. Öğretmenlerimiz bu açıdan gayretli olsa da bazı sebeplerden dolayı yeteriz kaldığını söyleyebilirim. Bu açıdan öğretmenlerimizin başarılı olduğunu görürsek bu durumun önce öğrenciye ardında eğitim sistemimize olumlu katkılar sunacağını söyleyebilirim.  Öğretmeni başarılı, üretken ve araştırmacı olan en kötü eğitim sistemlerinde bile sistemin doğal olarak düzeldiğini ve ivme kazandığını biliyoruz. Eğitim sistemimizin omurgası olan öğretmenlerimizin başarılı çalışmalarından dolayı herkesi tebrik ediyorum.

Öğretmenlerimizin görevlerine, fedakârlığına ve çalışmalarına paha biçilemeyeceğini belirtmek isterim. Aldığı maaşları, emeklerinin karşılığı olarak görmüyorum. Sadece iaşesini, yaşamını devam ettiren bir araç olarak görüyorum. Kim ne verirse versin bu hizmetin karşılığı para ile ölçülemez. Bununla beraber hükümetimiz ekonomik ve entelektüel olarak öğretmenlerimizin yaşam kalitesini artırmalıdır. Öğretmen, meslek hayatı boyunca geçim derdi ile meşgul olursa eğitim sistemi ne olursa olsun başarıya ulaşamaz. Çocuklarımızın eğitimi için öğretmeni rahat ettirmeliyiz ki öğretmenin eğitimden başka derdi olmasın. Öğretmenlerimize özlük hakları noktasında çok ciddi kazanımlar elde ettik. Toplu sözleşme ile eğitim alanında 68 kazanım elde ettik. Bunlar yeterli mi, değil. Daha yapacak çok işimiz var bu hususta. Maaşlar reel giderlere denk olmalı, ek göstergeler ve ek ders ücreti artmalı, her öğretmene uygun ödeme ile ev ve araba verilmeli, bekâr olanlar için evlilik masrafı desteği verilmeli, yılda bir kez konaklama ve seyahatlerde maddi destek sağlanmalıdır.

Mustafa Sevinçer: Öğretmenin sitem içindeki durumunu iyi değil. Öğretmenler emeklerinin karşılığı olan özlük haklarına sahip değil. Düzeltilmesi gereken şey bence sendikalar. Zira öğretmenlerin hali pürmelalinin sebebi olarak ben mevcut anlayışlarıyla sendikaları görüyorum. Zira sendikal parçalanmışlıklar, sendikaların kendi aralarındaki mücadeleleri en çok sitemin işine yarıyor. Sendikaların siyasi partilerin arka bahçesi olma işlevini “layıkıyla” yerine getirmeleri esas problem. Zira sendika kendisine yakın olan siyasi parti iktidara geldiğinde iktidarın  “nimetleri”nden yaralanmak uğruna başta eğitim politikaları olmak üzere iktidarın her şeyine eyvallah çekiyor. İşte bu durum öğretmenlerin özlük hakları konusunda da aynı sendikaların memur-hükümet arasındaki toplu görüşmelerde dostlar alışverişte görsün kabilinden birkaç talebi dışında ciddi manada bir çabaları olmuyor. Neden? Çünkü söz konusu görüşmelerde hükümetin karşısına memurları dolayısıyla öğretmenleri temsilen kim oturuyor? Yetkili sendika. Yani en çok üyesi olan sendika? Peki, kim bu yetkili sendika? Elbette ki iktidardan nemalanan sendika. Dolayısıyla böyle bir sendikanın gerçek manada öğretmenlerin özlük hakları mücadelesi vermesi mümkün mü? Değil ve bu sadece bugüne mahsus bir durum değil. 10 yıl önce de bu böyleydi. 20 yıl önce de. Zaten daha da kötü olan bu. Yani a ya da b sendikası fark etmiyor. Siyasi partilere angaje olmuş sendikaların bir ortak tavrı bu maalesef.

Eğitim sisteminin merkezi bir politika ile her yerde aynı şekilde uygulanmasının Diyarbakır’a olumlu ve olumsuz nasıl etkileri oluyor?

Yunus Memiş: Eğitim sisteminin merkezi bir politika ile belirlenmesi çağın şartları ve yeniliğini takip etme ve geliştirme açısından olumlu olduğunu söyleyebilirim. Özelikle Fatih Projesi, EBA ve Khan Eğitim Okulu ile interaktif olarak eğitimin gelişmişliği içinde kendimize yer bulabiliyoruz. TUBİTAK yarışmalarına katılıyor, dereceye giriyor, farkındalık oluşturabiliyoruz. Olumsuz etkilerinin çok da olduğunu zannetmiyorum. Var olan olumsuzluk da bizim gelenek ve kültürümüz ile alakalı bunu da üretken ve araştırmacı öğretmenlerimiz ile telafi etme imkânı bulabiliyoruz. Bu açıdan öğretmenlerimizin başarılı çalışmalarını takdir ile karşılıyor ve onlara teşekkür ediyorum. Merkezi Eğitim Sistemi’nin, global dünyada, dünyanın köyleştiği çağda ideal olduğunu söyleyebilirim handikapları olsa da.

Mustafa Sevinçer: Siyasi anlamda merkeziyetçilik nasıl ki doğru değilse eğitimde de aynı kural geçerlidir. İdeal olan yerellik, bireyselliktir. Her çocuğun farklı bir öğrenme süreci olduğu gibi her coğrafyanın, kültürün, sosyolojinin farklı bir düzeyi vardır. Dolayısıyla eğitim politikaları belirlenip uygulanırken yerellik ve yerindelik ilkesi esas alınmalıdır. Zira Ankara’nın Çankaya ilçesini esas alıp Kars’ta ya da Edirne’de bunu aynen uygularsanız realiteyi es geçmiş olursunuz.

Öğrencinin kişilik gelişimi, bir arada yaşama kültürünü geliştirme, okul ortamının günlük yaşamla ilişkisi, öğretmenin memnuniyeti gibi başlıkları da içerecek şekilde eğitim sistemine bir karne verecek olsanız, 10 üzerinden kaç puan verirsiniz?

Yunus Memiş: Gelişmekte olan var, geride olduğumuz var, çok iyi olduğumuz da var. Yine de illa ortalama olarak bir not verirsek 6’nın en uygunu olduğunu düşünüyorum.

Mustafa Sevinçer: Cömert davranarak 5 veriyorum.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend