<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/cumhurbaskanligi-hukumet-sistemi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cumhurbaskanligi-hukumet-sistemi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Jan 2022 07:30:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cumhurbaskanligi-hukumet-sistemi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Türkiye’de Halkın Ana Gündemi Ekonomi, Mülteciler ve Pandemi&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/05/turkiyede-halkin-ana-gundemi-ekonomi-multeciler-ve-pandemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2022 07:30:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Has Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dış Politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Araştırmaları Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Eğilimleri 2021]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77442</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadir Has Üniversitesi'nin Türkiye Eğilimleri araştırmasının 2021 bulgularına göre, Türkiye’de halkın üç ana gündem maddesi "ekonomik sorunlar", "mülteci sorunu" ve “Koronavirüs salgını". Halkın siyasi yelpazedeki yerinde en çok kendini “muhafazakâr” (%27,5), “milliyetçi” (%19,9) ve “Kemalist” (%19,2) olarak tanımlayanlar yer alıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/05/turkiyede-halkin-ana-gundemi-ekonomi-multeciler-ve-pandemi/">&#8216;Türkiye’de Halkın Ana Gündemi Ekonomi, Mülteciler ve Pandemi&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadir Has Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Grubu ile Global Akademi ortaklığında geliştirilen “Türkiye Eğilimleri 2021” araştırmasının sonuçları, 4 Ocak 2022 Salı günü Prof. Dr. Mustafa Aydın, Prof. Dr. Mitat Çelikpala, Prof. Dr. Erinç Yeldan, Prof. Dr. Murat Güvenç, Prof. Dr. Osman Z. Zaim, Prof. Dr. Banu Baybars Hawks, Dr. Öğr. Üyesi Kerem Yıldırım, Dr. Öğr. Üyesi Berkay Ayhan, Dr. Öğr. Üyesi M. Kerem Çoban ve Sezen Kaya’dan oluşan araştırma ekibinin düzenlediği toplantıda kamuoyuyla paylaşıldı.</p>
<h5><strong>Türkiye’nin Gündemi: Ekonomik Sorunlar, Mülteciler, Korona</strong></h5>
<p>Araştırma sonuçlarına göre Türkiye halkının gündemindeki en önemli mesele yüzde %22,7 ile <strong>“ekonomide yaşanan sorunlar”</strong> olarak tespit edildi. Sıralamada ikinci sırayı, oranı geçen yılki %6’dan %17,9’a yükselen <strong>“mülteciler”</strong> alıyor. Geçtiğimiz yıl ilk sırada yer alan <strong>“koronavirüs salgını”</strong> ise bu yıl %15,8’lik oranıyla üçüncü sıraya gerilemiş gözüküyor. Dördüncü sırada yer alan <strong>“hak ve özgürlüklerin sınırlanması”</strong> %12,3’ten %7,3’e; beşinci sıradaki <strong>“terörle mücadele”</strong> ise %8’den %7,2’ye düşmüş. Bu maddeleri %0,1 ile <strong>“eğitim”</strong> takip ediyor.</p>
<p>Sonuçları coğrafi bölgeler bazında incelediğimizde, Akdeniz ve İç Anadolu’da <strong>ekonomik sorunlar</strong>, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da <strong>mülteciler</strong>, Marmara ve Ege’de <strong>Koronavirüs salgını</strong>, Karadeniz’de ise <strong>terör </strong>ön plana çıkıyor.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-77448 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/turkiyede-halkin-ana-gundemi-ekonomi-multeciler-ve-pandemi-3-640x363.jpg" alt="" width="677" height="384" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/turkiyede-halkin-ana-gundemi-ekonomi-multeciler-ve-pandemi-3-640x363.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/turkiyede-halkin-ana-gundemi-ekonomi-multeciler-ve-pandemi-3.jpg 844w" sizes="(max-width: 677px) 100vw, 677px" /></strong></p>
<h5><strong>Geçim Sıkıntısı Çekenlerin Oranı Yükseliyor</strong></h5>
<p>Geçtiğimiz yıl ile bu yılın araştırma sonuçlarını karşılaştırdığımızda, <strong>“Kendimi/ailemi geçindiremiyorum”</strong> diyenlerin oranı %51,1’den %57,2’ye ve <strong>“Ekonomik olarak daha kötü durumdayım”</strong> diyenlerin oranı %51,8’den %55,4’e yükselmiş gözüküyor. Borçlarının seviyesinden endişe duyanların oranı %48,9’dan %45,8’e düşerken, gelirinin aylık tüketim harcamalarını karşılamaya yeterli olduğunu düşünenlerin oranı %33,4’ten %40’a çıkıyor.</p>
<p>Katılımcıların gözünden Türkiye’de yakın dönemde yaşanan ekonomik zorlukların temel nedenlerine bakıldığında ilk üç sırayı <strong>“faizlerin yüksek olması”</strong> (%20,7), <strong>“yüksek dış borçlanma”</strong> (%14,8) ve <strong>“göçmen ve mülteciler”</strong> (%14,4) alıyor.</p>
<p><strong>Türkiye ekonomisi açısından önemli görülen konular </strong>arasında ise faizlerin yüksekliği (%85,6), enflasyonun yüksekliği (%84,7), gıda ürünleri fiyatlarında artış (%82,3), Türk lirasının değer kaybetmesi (%81,9), kira/ev fiyatlarında artışlar (%80,4), işsizlik (%79,6), vergi oranlarının yüksekliği (%79,3), dış politikada yaşanan sıkıntılar (%79,1), dış borçların yüksekliği (%78,9) ve gelir dağılımındaki eşitsizlik (%78,7) gibi unsurlar dikkat çekiyor.</p>
<p>Türk halkının sadece <strong>%5,4’ü “Aylık ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra tasarruf yapma imkânı” </strong>olduğunu belirtirken, tasarruf yapma yöntemi olarak açık ara <strong>“Altın alırım” </strong>(%54,6) ve <strong>“Döviz alırım” </strong>(%38) ilk iki sırayı paylaşıyor. Buna karşılık “TL olarak bankada faiz hesabında değerlendiririm” diyenler %14,5’te, “Borsada değerlendiririm” diyenler %10,3’te kalıyor.</p>
<h5><strong>Türk Halkının Siyasi Yelpazedeki Yeri</strong></h5>
<p>Türk halkının siyasi yelpazedeki yerini de ortaya koyan araştırmada, “Kendinizi siyasi görüşünüz açısından nasıl tanımlarsınız?” sorusuna en çok <strong>“muhafazakâr”</strong> yanıtı veriliyor (%27,5). Bu tanımı <strong>“milliyetçi”</strong> (%19,9) ve <strong>“Kemalist”</strong> (%19,2) takip ediyor. Kendisini <strong>“Siyasal İslamcı”</strong> olarak tanımlayanların oranı (%9) geçen yıla göre önemli bir değişiklik göstermezken, <strong>“sosyal demokrat”</strong> diyenlerin oranı %13,9’dan %8,3’e düşmüş; buna karşılık <strong>“Kemalist”</strong> olarak tanımlayanlar %10,3’ten %19,9’a yükselmiş gözüküyor.</p>
<p>Kendini <strong>“muhafazakâr” </strong>veya <strong>“siyasal İslamcı”</strong> olarak tanımlayanlar özellikle <strong>41-55 yaş</strong> arasında; <strong>“milliyetçi” </strong>veya <strong>“Kemalist”</strong> olarak tanımlayanlar ise <strong>18-20 yaş</strong> arasında öne çıkıyor. “Muhafazakâr” veya “siyasal İslamcı” olduğunu belirtenlerin toplamında yıllar içinde yaşanan değişime baktığımızda ise en yüksek oranı yakaladığı 2017’de %47,4 olarak kaydedilirken geçtiğimiz yıl %34,6’ya kadar düştüğünü, bu yıl ise hafif bir yükseliş yakaladığını (%36,5) görüyoruz.</p>
<p><strong><img decoding="async" class=" wp-image-77450 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/turkiyede-halkin-ana-gundemi-ekonomi-multeciler-ve-pandemi-2-640x360.jpg" alt="" width="709" height="399" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/turkiyede-halkin-ana-gundemi-ekonomi-multeciler-ve-pandemi-2-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/turkiyede-halkin-ana-gundemi-ekonomi-multeciler-ve-pandemi-2.jpg 849w" sizes="(max-width: 709px) 100vw, 709px" /></strong></p>
<h5><strong>Siyasi Yönetim Tarzı Tercihi</strong></h5>
<p>Ülkenin yönetim tarzı olarak katılımcıların <strong>%55,7’si Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi</strong>’ni tercih ederken, <strong>%44,3’ü Parlamenter Sistem</strong>’i benimsediğini belirmiyor. Bu oranların geçen yıla göre önemli bir değişiklik geçirmediği görülüyor.</p>
<p>Öte yandan, kendilerine sunulan yönetimsel ifadeleri değerlendirmeleri istenen katılımcıların <strong>%55,3’ü (2020’de %60,8) “Demokratik siyasal sistem ile yönetim”</strong> tercihini çok iyi ve iyi olarak değerlendirirken, <strong>%51,2’si (2020’de 46,6) “Parlamento ve seçimlerle uğraşmak zorunda kalmayan güçlü bir lidere sahip olmak”</strong> tercihine olumlu yaklaşıyor. Bunları <strong>%38,2</strong> ile “Hükümet yerine uzmanların, ülke için en iyi olduğuna inandıkları şeyi yapmaları”, <strong>%28,1</strong> ile “Ülkeyi dini liderlerin yönetmesi” ve <strong>%25,2 </strong>ile “Ülkeyi ordunun yönetmesi” şıklarını olumlayanlar takip ediyor.</p>
<p>Benzer şekilde, katılımcıların <strong>%58,4’ünün “Gençlere Türk milletinin manevi değerlerine sahip çıkmayı öğretmenin demokrasi eğitimi vermekten daha önemli”</strong> olduğunu belirttiği görülüyor. Diğer taraftan katılımcıların <strong>%50,3’ü</strong> (2019’da %35,5) <strong>“Türkiye demokratik bir ülkedir”</strong> önermesine katıldıklarını belirtiyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" class=" wp-image-77451 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/turkiyede-halkin-ana-gundemi-ekonomi-multeciler-ve-pandemi-1-640x359.jpg" alt="" width="654" height="367" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/turkiyede-halkin-ana-gundemi-ekonomi-multeciler-ve-pandemi-1-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/turkiyede-halkin-ana-gundemi-ekonomi-multeciler-ve-pandemi-1.jpg 846w" sizes="(max-width: 654px) 100vw, 654px" /></strong></p>
<h5><strong>Erken Seçim ve Seçmen Tercihleri</strong></h5>
<p>Katılımcılar <strong>“Haziran 2023’te yapılması öngörülen cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin öne alınmasına gerek var mıdır?”</strong> sorusuna <strong>%64,5 </strong>oranında <strong>“Hayır”</strong> yanıtını veriyor. Erken seçimin yapılmasını gerekli görüp <strong>“Evet” diyenler (%16,9)</strong> arasında, yönetimin değişmesi, ekonomi, sistemin kötü olması, genel durumunun kötü olması ve adalet olmaması gibi gerekçeler öne çıkıyor.</p>
<p><strong>“İdeal bir Cumhurbaşkanının sahip olması gerektiği düşünülen özellikler”</strong> sıralamasında bu yıl <strong>“Başarılı bir siyasi geçmişi olmalı”</strong> önermesi 5 sıra yükselerek <strong>%70</strong> ile 1. sıraya yerleşirken, onu sırasıyla <strong>“Yönetim tecrübesi olması” (%68,8)</strong>, <strong>“Dürüst ve ahlaklı olması” (68,7)</strong>, <strong>“Yüksek değerlendirme becerisine sahip olması” (67,9)</strong> ve <strong>“Halk ile iç içe olması” (67,5) </strong>ve takip ediyor.</p>
<p><strong>“Bugün bir seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?”</strong> sorusuna ise katılımcılar  sırasıyla <strong>AKP</strong> (%35,9), <strong>CHP</strong> (%24,6), <strong>MHP</strong> (%9,7), <strong>İYİ Parti</strong> (%9,4) ve <strong>HDP</strong> (%9) yanıtını verirken <strong>oy vermeyeceğini</strong> belirtenlerin oranı %5,3’te, <strong>kararsızların</strong> oranı ise %3,6’da kalıyor.</p>
<h5><strong>En Güvenilen Kurumlar Arasında Polis İlk Sırada</strong></h5>
<p>Araştırma sonuçlarına göre, Türk halkının en güvendiği kurumlar sıralamasında son yıllarda ilk üç kendi arasında yer değiştiriyor: 2021’de <strong>Polis</strong> %65,4 ile ilk sıraya yükselirken, onu ikinci sırada <strong>Jandarma</strong> (%65,4) ve üçüncü sırada <strong>Türk Silahlı Kuvvetleri</strong> (%62,4) takip ediyor. <strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi</strong> (%57) dördüncü, <strong>Cumhurbaşkanlığı</strong> (%56,9) da beşinci sırayı alıyor.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl ilk kez ölçülen <strong>Türk Tabibleri Birliği</strong> bu yıl oranını yükselterek altıncı sıraya yerleşirken (%56,7), listenin devamındaki Milli İstihbarat Teşkilatı, Anayasa Mahkemesi, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türkiye İstatistik Kurumu, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Barolar gibi kurumlara güven geçen yıla oranla hafif artış gösteriyor.</p>
<p>Hükümetin Dış Politika Karnesi</p>
<p>Hükümetin <strong>dış politikasını başarılı bulma oranı</strong> 2019’da %28,5, 2020’de ise %46,5 olarak kaydedilmişti. Bu yıl yükseliş devam ediyor ve katılımcıların <strong>%50,6’sı</strong> hükümetin dış politikalarından memnun olduğunu dile getiriyor.</p>
<p>Bununla birlikte <strong>hükümetin Suriye politikalarındaki </strong>memnuniyetsizlik giderek artıyor. Suriye konusunda izlenen politikaları <strong>başarılı bulanların oranı</strong> 2019’da %36, 2020’de %32,1 olarak kaydedilirken 2021 araştırmasında bu oran <strong>%27,4</strong>’te kalıyor. <strong>Başarısız bulanların oranı</strong> ise bu yıl %23,6’dan <strong>%38,1</strong>’e yükseliyor.</p>
<p>Dış politikada Türkiye’nin işbirliği yapması gerektiği düşünülen ülkeler arasında ilk sırayı bu yıl %17,5 ile <strong>Müslüman Ülkeler</strong> alıyor. <strong>Rusya</strong> önemli bir yükseliş kaydederek ikinci sırada (%16,4) geliyor. Geçtiğimiz iki yılın araştırmalarında (%24,6 ve %19,5’lik oranlarla) ilk sırada yer alan <strong>Türki Cumhuriyetler</strong> ise bu yıl %14,1 ile üçüncü sıraya geriliyor. Bu ülkeleri <strong>ABD</strong> (%14,1), <strong>AB Ülkeleri</strong> (%12,7) ve <strong>NATO Ülkeleri</strong> (%10,1) takip ediyor.</p>
<p>Türk halkının tehdit olarak algıladığı ülkeler sıralamasında uzun zamandır ilk sırayı bırakmayan <strong>ABD</strong>, bu yıl sıralamada üçüncülüğe (%56,1) geriliyor ve yerini <strong>Ermenistan</strong>’a veriyor (%60,9). İkinci sıradaki <strong>İsrail</strong> (%60,5) ve dördüncü sıradaki <strong>Irak </strong>(%49,6) halen önemli tehditler olarak görülmekle birlikte, 2021 tehdit algısında esas çıkışı %36,4’ten %44,6’ya yükselen oranı ile <strong>Güney Kıbrıs Rum Yönetimi</strong> kaydediyor.</p>
<p>Öte yandan, <strong>“Türkiye’nin yabancı ülkelerde asker bulundurmasına destek</strong>, <strong>%29,1 </strong>ile bugüne kadarki en düşük oranı yakalarken, <strong>“Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarına destek”</strong> de <strong>%33,7</strong> ile yine bugüne kadarki en düşük oranında tespit ediliyor.</p>
<p>Araştırmanın sonuçlarına <a href="https://www.khas.edu.tr/sites/khas.edu.tr/files/inline-files/turkiye-egilimleri-web-basin.pdf">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/05/turkiyede-halkin-ana-gundemi-ekonomi-multeciler-ve-pandemi/">&#8216;Türkiye’de Halkın Ana Gündemi Ekonomi, Mülteciler ve Pandemi&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Türkiye’deki Siyasal Rejim Sivil Toplum Sahasının Gelişmesine Müsaade Etmiyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/07/turkiyedeki-syasal-rejim-sivil-toplum-sahasinin-gelismesine-musaade-etmiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2021 12:05:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Bayramoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum siyaset ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal rejim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplum siyaset ilişkilerini konuştuğumuz Gazeteci yazar Ali Bayramoğlu; “Topluluklar arası temaslar az olunca ortak alanlar azalır, ortak alanlar azalınca kamusal alanın çoğu zor oluşturulur. Sivil toplum da bir kamusal alan hadisesidir.” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/07/turkiyedeki-syasal-rejim-sivil-toplum-sahasinin-gelismesine-musaade-etmiyor/">&#8216;Türkiye’deki Siyasal Rejim Sivil Toplum Sahasının Gelişmesine Müsaade Etmiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="&#039;Türkiye’deki Syasal Rejim sivil Toplum Sahasının gelişmesine Müsaade Etmiyor&#039;" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/yCXVx7cUke4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>Sivil toplum açısından Türkiye’nin mevcut durumunu nasıl değerlendirirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geleneksel olarak sivil toplum alanının çok kuvvetli olmadığı bir ülkede yaşadığımız muhakkak. Batı’yla Türkiye’nin belki de en önemli farklarından bir tanesi, Türkiye&#8217;nin daha toplulukçu bir geleneğe sahip olması. Toplulukçu gelenek demek toplumun farklı kesimlerinin ve gruplarının kendi içine kapalı olması, hukuk düzenini gelenek içinde yaşaması ve diğer topluluklarla az teması olması demektir. Bu Osmanlıda da kuvvetli bir gelenektir. Topluluklar arası temaslar az olunca ortak alanlar azalır, ortak alanlar azalınca kamusal alanın çoğu zor oluşturulur. Sivil toplum da bir kamusal alan hadisesidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son zamanlarda siyasetin alan değiştirmesiyle çevre, elitik ve gençlik meseleleri gibi meselelerin ortaya çıkmaya başlamasıyla kamusal alanın daha kuvvetli oluştuğunu ve sivil toplum sahasının gelişmeye başladığını görüyoruz. Tabii Türkiye’deki siyasal rejim buna çok fazla müsaade etmiyor. Dolayısıyla bu baskıları da dikkate alacak olursak sivil toplum hareketlerinin birçok açıdan kötü bir noktada olmadığı söylenebilir. Özellikle Anadolu’daki hak arayışları, HES meselesi ya da çevre meseleleri, ağaçların kesilmesi yani toplumsal talepler ve arayışlarının bir sivil toplum örgütü çerçevesinde dile getirildiğini görüyoruz. Velhasıl kendi tarihimize oranla kötü bir noktada değiliz ama genel olarak dünyada ve tarihte sivil toplum örgütlerine bakınca Türkiye oldukça zayıf ve geride bir tablo çizer. </span></p>
<p><b>Sivil toplum siyaset işbirliğinde siyasetten kaynaklanan sorunlar neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyaset ve sivil toplum ilişkilerine baktığımız zaman burada yine bir demokrasi algısı karşımıza çıkar. Toplumun, bireylerin, birey gruplarının taleplerini nasıl ifade ettiği; bu taleplerin gerçekleştirilmesi için ne tür eylemlerde bulunduğuna baktığımız zaman siyaset kavramının bizzat kendisiyle karşı karşıya kalırız. Türkiye’deki demokrasi algısı salt temsil ve elit temsil üzerine kuruludur. Katılım mekanizması seçimler dışında adeta tehlikeli görülen bir mekanizmadır. Türkiye’de politikanın bu tepeden inmeci ve tekelci yapısı sivil toplumun önünde önemli bir engeldir, bu ilişki bir hiyerarşi ilişkisine döndüğü için.</span></p>
<p><b>Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sivil alana nasıl etkiler getirdi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim yeni modelimiz cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi iki anlamda engelci bir sistemdir. Birincisi siyaset kavramını tek elde toplayan merkezi iyileşmeyi ifade ettiği için. Diğer taraftan bu model toplumun farklı katmanlarının içinde bir hiyerarşiyi de ifade etmektedir. Ne demek bu? Örneğin ekonomi, kültür, gençlik, çevre gibi temel sektörlerin ve alanların kendi iç dinamikleri ve özelliklerinin bir tür imhası, onların siyaset tarafından kontrollü ifade ettiği oranda da siyasetin tepede olduğu diğerlerinin ona bağımlı kılındığı bir piramit ortaya çıkar. Bu cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin siyaset algısı, merkezi siyaset algısını ifade eder ki sivil toplumun ruhuna aykırı bir modeldir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/07/turkiyedeki-syasal-rejim-sivil-toplum-sahasinin-gelismesine-musaade-etmiyor/">&#8216;Türkiye’deki Siyasal Rejim Sivil Toplum Sahasının Gelişmesine Müsaade Etmiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;İyi Bir Diyalog Oluşturmak İçin Önce Sivil Toplumun Önemine İnanmak Gerek&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/03/iyi-bir-diyalog-olusturmak-icin-once-sivil-toplumun-onemine-inanmak-gerek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2021 13:36:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk Özdağ]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplum ve siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73208</guid>

					<description><![CDATA[<p>İyi bir diyalog oluşturmak için önce sivil toplumun önemine inanmak gerektiğini söyleyen Gelecek Partisi Kurucular Kurulu Üyesi ve Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, siyasi partilerin kendi varlık sebeplerini unutmaması gerektiğini ve ayrım yapmadan kendilerini tüm sivil toplumun temsilcisi olarak görmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/03/iyi-bir-diyalog-olusturmak-icin-once-sivil-toplumun-onemine-inanmak-gerek/">&#8216;İyi Bir Diyalog Oluşturmak İçin Önce Sivil Toplumun Önemine İnanmak Gerek&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="&#039;İyi Bir Diyalog Oluşturmak İçin Önce Sivil Toplumun Önemine İnanmak Gerek&#039;" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/DUYqQh9HKsQ?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>Eğer Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişirse, mevcut sistemin korunması ve değişmesi gereken özellikleri sizce neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tek kişinin egemenliği ile demokrasi bir arada olamamaktadır. Burada tercih yapmak gerekir. Demokrasi mi? Kişi egemenliği mi? Türkiye’de mevcut sistemi sorgularken Amerika’yı baştan keşfetmeye gerek yok, durum her açıdan ortada.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanı devletin başıdır, öyle de kalmalıdır ancak yetkileri şekilsel olmalıdır. Kuvvetler ayrılığı (Yasama, yürütme ve yargı) gerçek anlamda hayata geçirilmelidir. Yargı, siyaset kurumunun etkisinden kurtulmalı ve adalet mekanizmasına milletimizin güven duyması sağlanmalıdır. Adaletsizliğin olduğu hatta yaygınlaştığı ülkelerde sağlıklı bir devlet-vatandaş ilişkisi inşa edilemez. Haksızlığa uğrama duygusu kitleleri öfkelendirir bu durum hem asayişin bozulmasına hem de illegal yapılanmaların ve zorbalığın yaygınlaşmasına neden olur.</span></p>
<p><b>Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi, Türkiye’de yönetimi daha etkili kılacağı ve sistemin hantallıklarını çözeceği iddiasını taşıyordu. Sizce bu iddia gerçekleşti mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet, kurum ve kuruluşlardan oluşan siyasi organizasyonun adıdır. Başka bir ifadeyle Devlet teşkilatlanma biçimidir. Devleti oluşturan kurumların işleyişi ise onlara ruhunu kazandıran devletin yönetim biçimi ve rejimiyle ilişkilidir. Özellikle belirtmek isterim ki yönetim biçimi ve rejim farklıdır. Sistemin ismini analiz ettiğimde dahi problem görüyorum. İsimde hem belirsizlik var hem de cumhuriyete ya da demokrasiye vurgu yapmıyor. “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” olarak tanımlanıyor. Bu tanımdan ne anlaşılıyor? İçeriği, uygulamaları bir kenara bırakıp sırf isimden anlaşılan nedir?  Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi&#8217;ni içerik olarak analiz edersek bu soruya en doğru cevabı halk verecektir bence.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletin ve devlet gücünü elinde bulunduran iktidarın her türlü uygulaması halk üzerinde doğrudan etki oluşturur. Sistemin getirdiği olumlu ya da olumsuz etkiye aziz milletimiz maruz kalmaktadır. Gözlemlerim, medyaya yansıyanlar ve kişisel tecrübelerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki bu sistem hiçbir açıdan derdimize derman olmadığı gibi yeni problemler doğurdu, yeni sorunlar taşıdı gündemimize. Bu sorunlar arasında sıralama yapacak olursak önceliği zarar gören demokrasimize vermek lazım. Çünkü demokrasi tüm devlet mekanizmasını etkiler. Yargıdan, eğitime, ekonomiye ve sağlığa kadar devleti oluşturan tüm unsurlar demokratik işleyişten nasibini alır. Kısaca Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sorunlarımızı çözmediği gibi mevcut tablonun ağırlaşmasına ve yeni sorunların gündemimize taşınmasına neden olmuştur.</span></p>
<p><b>Siyasi Partiler ve sivil toplum ilişkileri nasıl etkili olur?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasi partiler, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Tıpkı sivil toplum kuruluşları gibi. Hep birlikte daha iyi yaşam koşullarını oluşturma amacını gerçekleştirmek için uğraşırlar. Siyasi partiler iktidara gelmeyi ve iktidar olmak suretiyle topluma hizmet etmeyi hedeflerler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasi partiler hangi aşamada olursa olsun gerek kuruluş, gerek muhalefet, gerekse iktidar sivil toplumu ihmal etmemeli. Mecliste temsil imkânı bulsun ya da bulamasın her parti sivil inisiyatifle ilişkilerini koşulsuz olarak devam ettirmelidir. Eğer bir siyasi parti sivil toplumla ilişkisinde kopukluk yaşarsa halktan ayrışır. Halkın sorunlarına kör, sağır olur. Körleşmiş, sağırlaşmış bir siyasi parti çözüm üretemediği gibi temsil alanını da yitirir. </span></p>
<p><b>Etkili bir sivil toplum diyaloğu nasıl oluşur?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İyi bir diyalog oluşturmak için önce sivil toplumun önemine inanmak gerekir. Siyasi partiler kendi varlık sebebini unutmamalı ve ayrım yapmadan kendini tüm sivil toplumun temsilcisi olarak görmelidir. Niyeti ve amacı net şekilde ortaya koyduktan sonra sivil toplumla diyaloğa geçecek enstrümanları belirlemek gerekir. Teknoloji kullanımın yaygınlaştığı bir dönemde sivil toplumla diyaloğa geçmek artık daha kolay mümkün olmaktadır. STK‘lar ile düzenli toplantılar yapılmalı, belli periyotlar dahiline veriler paylaşılmalı. Verilerin güncellenmesi önemli. Çünkü çözümü güncel veriler üzerinden yapmak gerekir. İyi niyete, iş birliğine dayalı ilişkiler geliştirilirken STK‘ların güçlenmesi, Yaygınlaşması ve gelişmesi için de çaba harcanmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak Türkiye’de önemli engellerin de olduğunu belirtmeliyim. En büyük engel ise İktidar gücünün muhalifler üzerinde baskı oluşturması. Her platformda muhalefetin kendine yer bulamaması ve engellenmesi. Bu demokrasi ve insan hakları ile bağdaşmayan, özgürlük alanını daraltan uygulamalar muhalefet partilerinin sivil toplumla olan ilişkilerinde zorluklara neden olmaktadır. Hatta bazı sivil toplum temsilcileri, muhalefet partileri ile görüşmeye bile olumsuz bir tavırla yaklaşmak durumunda kalmaktadırlar. Demokratik yaklaşımın ve demokrasi kültürünün eksikliği tüm sistem üzerinde olduğu gibi siyasi partilerin sivil toplum ile diyaloğunu da çeşitli biçimlerde etkilemektedir. </span></p>
<p><b>Siyaset sivil toplumdan ne ölçüde faydalanıyor? Nasıl daha iyi faydalanabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyaset ve sivil toplum et ve tırnak gibidir. Birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Neden mi? İkisinin de varlık sebebi halkın sorunlarına çözüm bulmak, halkın sesi olmaktır. Siyaset kurumu samimi olarak halkın derdine derman olmayı amaçlıyorsa sivil topluma duyarsız kalamaz. Toplumun menfaatine çalışan siyaset kurumu sivil toplumla iş birliği içinde olur. Ancak siyaset kurumunun sivil toplumdan anladığı sadece kendi ideolojisine, dünya görüşüne yakın STK’lar ile koordinasyon içinde bulunup diğerlerini yok saymaksa orada çok boyutlu sorunlar baş gösterir. İlk başta demokratik temayül zarar görür. Ardından toplumun bir bölümünün sorunları ihmal edilir ve geniş kitleler seslerini duyuramadıkları için kendi kaderlerine terk edilirler bu da mağduriyetlerin oluşmasına yol açar. İktidara yakın STK’lar güçlenirken diğerleri hakkaniyetli olmayan biçimde her geçen gün ihmal edilmenin kırgınlığıyla potansiyellerini korumaya çalışırlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstişare etmek bizim geleneğimizde zaten var ayrıca günümüzün liberal demokrasilerinin en önemli unsurları çoğulculuk, katılımcılık ve eşitlik. Çoğulculuk farklı görüşlerin temsil edilmesi ve sistem içinde yer bulması ile hayata geçirilebilir. Hükümet dışı kamusal alanın güçlenmesi ile katılımcı bir demokrasiye sahip olabiliriz. Bunları bilmiyorsanız ve önemine inanmıyorsanız gerçek anlamda demokrasiyi hayata geçiremediğiniz gibi sivil toplumla da eşitliğe ve iş birliğine dayanan bir mekanizma oluşturamazsınız. İçinde bulunduğumuz durum tam da budur. Maalesef ayrımcılığın farklı türleri vuku bulduğu gibi iktidarın sivil toplumdan anladığı sadece kendine yakın gruplardır. Bu durum geniş kitlelerin sesini duyurmasını engellemekte ve seslerini duyuramadıkları için de mağduriyetler artarak devam etmektedir. Ayrıca şunu da belirtmeliyim ki sadece kendi düşünce dünyanıza, ideolojinize yakın STK’lar ile istişare etmenin kime, ne faydası dokunur? Zaten sizin gibi düşünen insanlarla fikir alış verişinde bulunduğunuzda toplumun, milletin menfaatine hangi açılımları hayata geçirebilirsiniz? Bu durum demokrasi kültürüne uygun olmadığı gibi pragmatik açıdan da doğru değildir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tekrar tekrar altını çizerek belirtmek istiyorum ki ayrımcılık yapmadan, eşitlikçi bir yaklaşımla tüm STK‘lar ile iletişim kurmaya, işbirliği yapmaya hazırız ve hatta bunu hayata geçirdik, geçirmeye de devam edeceğiz. Kadın örgütlerimizle, esnaflarımızla toplumun her kesimini temsil eden STK&#8217;larımız ile her platformda bir araya geliyoruz. Salgın döneminde yüz yüze toplantılar yapamasak da internet üzerinden istişare yaptık. Biz her eli tutmakta kararlıyız. Milletimizin derdi bizim derdimizdir. Çözüm bulmak da vazifemizdir. İnanıyorum ki iş birliği yaparak sorunlarımıza çözüm üreteceğiz o irade bizde var.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/03/iyi-bir-diyalog-olusturmak-icin-once-sivil-toplumun-onemine-inanmak-gerek/">&#8216;İyi Bir Diyalog Oluşturmak İçin Önce Sivil Toplumun Önemine İnanmak Gerek&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Bürokrasinin Yeni Sisteme Alışması İçin Kat Edeceğimiz Çok Yol Var’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/22/burokrasinin-yeni-sisteme-alismasi-icin-kat-edecegimiz-cok-yol-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2021 08:56:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset ve sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72782</guid>

					<description><![CDATA[<p>AK Parti İnsan Hakları Başkan Yardımcısı, MKYK Üyesi Murat Çiçek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’nin siyasal tarihinin krizlerine çare bulan dinamik bir yapı olduğunu ancak kurumların işleyişinin oturması için henüz çok yol kat edilmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/22/burokrasinin-yeni-sisteme-alismasi-icin-kat-edecegimiz-cok-yol-var/">‘Bürokrasinin Yeni Sisteme Alışması İçin Kat Edeceğimiz Çok Yol Var’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="‘Bürokrasinin Yeni Sisteme Alışması İçin Kat Edeceğimiz Çok Yol Var’" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/O2fpNFr31tk?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>Eğer Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişirse, mevcut sistemin korunması ve değişmesi gereken özellikleri sizce nelerdir? </strong></p>
<p>Türkiye’de mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Cumhuriyet tarihi boyunca siyasal tarihimizin bütün krizleri, darbeler, darbe sonrası gelişen yönetimler, koalisyon yönetimleri ve pek çok sorunun bir araya gelmesinden sonra toplumun süzgecinden geçmiş çok yeni bir sistem. Türkiye’nin siyasal tarihinin krizlerine karşı çare bulan siyasal ve devlet istikrarını sağlayan dinamik bir sistem. Devlet bürokrasisinin alışması kurum ve kuruluşların oturması açısından kat edeceğimiz çok yol var. Ancak muhalefet partileri her ne kadar bu sistemi değiştirmeyi vadediyorlarsa da biz siyaset tecrübemizden hareketle çok iyi biliyoruz ki yarın iktidar kim olursa olsun hangi parti olursa olsun bu sistemin hızlı karar alma ve istikrara dayalı anlayışından istifade etmek isteyecektir.</p>
<p>Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’de değişmesi söz konusu değildir. Sistemin faydalarını karar alma süreçlerindeki hızını özellikle yönetimde istikrar ilkesini oturtmasından dolayı faydalarını bu son pandemi sürecinde hepimiz çok açık bir şekilde yaşadık.</p>
<blockquote><p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içerisinde hızlı karar alma mekanizmaları ciddi bir şekilde işledi ancak Türkiye’nin geleneksel bürokratik anlayışından kaynaklanan birtakım sorunların varlığı tartışma konusu oldu.</p></blockquote>
<p><strong>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’de yönetimi daha etkili kılacağı ve sistemin hantallıklarını çözeceği iddiasını taşıyordu. Sizce bu iddia gerçekleşti mi?</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye siyaset tarihi geleneği açısından yönetimde istikrar ilkesini oluşturduğu çok açık. İstikrarlı yönetim özellikle global ekonomik krizlerin, pandeminin, salgınların yaşandığı dünyamızda yönetimde istikrarı oturmuş bir Türkiye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden çok istifade etti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içerisinde hızlı karar alma mekanizmaları ciddi bir şekilde işledi ancak Türkiye’nin geleneksel bürokratik anlayışından kaynaklanan birtakım sorunların varlığı tartışma konusu oldu. Bu hem aydınlarımız tarafından tartışılıyor hem de siyasetçilerimiz açısından.</p>
<p>Sorun şu ki, yeni bir sistem getirdiğiniz zaman anayasa ile uyumu çok önemlidir. 1982 Anayasası pek çok kez değişikliğe uğradı buna rağmen istenilen verimi alamıyoruz. Burada yapılması gereken şey şudur, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yönetimde istikrar ve karar alma süreçlerindeki hızına uygun, bütün Türkiye’yi kuşatacak, eşitlikçi özgürlükçü ve demokratik bir anayasadır.</p>
<p>Bir anayasayı temelden özgürlükçü demokratik ve çoğulcu hazırladığınız zaman anayasal kurumlarınızın da buna uygun bir hale getirme şansına erişiyorsunuz. Yeni bir anayasayla birlikte anayasal kurumlarında demokratik ve çoğulcu bir yapıya büründüğü bir Türkiye’de elbette ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin de yönetimde istikrar ve karar alma sürecindeki hızıyla birleştiğinde Türkiye çok daha verimli çok daha ileri bir sistemin faydalarını görmeye başlayacaktır.</p>
<blockquote><p>Kent konseylerinin özellikle yerelin sorunlarından gerçek bir şekilde beslendiği ve bunun, sağlıklı bir şekilde kentin gündemine taşındığı durumlarda yerelde yaşanan pek çok sorunun sivil toplum ve kamu ilişkisi sayesinde çözüldüğüne tanık oluyoruz.</p></blockquote>
<p><strong>Yerel yönetimlerde sivil toplumun etkin katılımı için nasıl bir yaklaşıma ve mekanizmaya ihtiyaç vardır? Sivil topluma ve yerel yönetimlere nasıl roller düşüyor?</strong></p>
<p>Yerel yönetimlerde sivil toplumun ciddi rolleri olabilir. Özellikle yerellerde kentin ortak aklının ortaya çıkması ve o ilgili şehrin sorunlarının konuşulması gibi. Karar alma süreçlerinde de sivil toplumun sahadan aldığı verileri kentin yönetimiyle sağlıklı bir şekilde paylaşması ve istişareye açık olması önemli. Yerelde kent konseyleri gibi sivil toplum kamu platformları oluşturulduğu zaman, yerelin geleceği açısından faydalı çalışmalar ortaya çıkabiliyor. Sivil toplum kamu otoritesi ilişkileri açısından yereller çok önemli modeldir.</p>
<p>Türkiye’de uluslararası sözleşmeye dayanan ve bizim ülkemizin iç mevzuatında da geçen kent konseyleri sivil toplum kuruluşlarından müteşekkil aynı zamanda kamuyu da içerisinde barındıran kamu sivil toplum ilişkilerinin bir arada yürütüldüğü o kentin tüm sorunlarının masaya yatırıldığı ve bir takım tavsiye kararlarının alındığı yapılardır. Biz yerellerde, kent konseylerinin özellikle yerelin sorunlarından gerçek bir şekilde beslendiği ve bunun, sağlıklı bir şekilde kentin gündemine taşındığı durumlarda yerelde yaşanan pek çok sorunun sivil toplum ve kamu ilişkisi sayesinde çözüldüğüne tanık oluyoruz.</p>
<p>Dolayısıyla yerellerde de yön gösterici yerel kamu otoritesinin olumlu ve pozitif kararlar alınmasını teşvik edici lobiler aracılığıyla sivil toplumun yerellerde çok iyi işlevler görebileceğini biliyoruz.</p>
<blockquote><p>Sivil toplum kuruluşları tamamıyla karşıtlık üzerinden değil, argümanla ve yön gösterici bir muhalif tutum aldığı zaman, hem siyasal partilere hem siyasal iktidarlara çok ciddi katkılar sunabiliyorlar.</p></blockquote>
<p><strong>Etkili bir sivil toplum-siyaset diyaloğu nasıl oluşur? </strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de siyasal partiler ve sivil toplum ilişkileri başka bir boyutuyla siyasal iktidar ve sivil toplum ilişkileri devlet ve sivil toplum ilişkileri sürekli tartışılagelmiştir. Burada aslında denklem çok basit her bir kuruluş devlet olsun siyasal iktidar olsun siyasal partiler olsun sivil toplum kuruluşları olsun her biri kendi doğal işlevini yürüttüğü zaman bu toplumsal kurumlar arasında ki ilişkiler sağlıklı bir zeminde yürütüldüğü zaman faydalarını görebiliyoruz.</p>
<p>Türkiye’de sivil toplumun bağımsız hiyerarşik ilişkilerden uzak ve siyasal partileri doğru yönlendiren kuruluşlar haline gelmesi gerek. Bu en önemli unsurlardan biridir.</p>
<p>Sivil toplum dediğimiz olay doğası gereği muhaliftir. Hükümete, siyasal partilere yön gösterir eleştirir ve olumlu manada toplumdan gelen sorunların çözülmesi yönünde yol göstermesi gibi bir işlevi vardır.</p>
<p>Sivil toplum kuruluşları tamamıyla karşıtlık üzerinden değil, argümanla ve yön gösterici bir muhalif tutum aldığı zaman hem siyasal partilere hem siyasal iktidarlara çok ciddi katkılar sunabiliyorlar. Ama bir sivil toplum kuruluşu ezbere dayanan ideolojik ve tamamıyla karşıt pozisyonlarla siyasal partilere veya siyasal iktidara veya devlete karşı tutum aldığı zaman olması gereken işlevinden kopar ve başka bir şeye dönüşür.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/22/burokrasinin-yeni-sisteme-alismasi-icin-kat-edecegimiz-cok-yol-var/">‘Bürokrasinin Yeni Sisteme Alışması İçin Kat Edeceğimiz Çok Yol Var’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Sivil Toplum Demokratik Zeminin Olmazsa Olmazı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/sivil-toplum-demokratik-zeminin-olmazsa-olmazi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2021 07:48:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncer Bakırhan]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel yönetimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, sivil toplumun demokratik sistemin olmazsa olmazı olduğunu ancak yeni sistemde sivil alanın giderek daraltıldığını belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/sivil-toplum-demokratik-zeminin-olmazsa-olmazi/">‘Sivil Toplum Demokratik Zeminin Olmazsa Olmazı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="‘Sivil Toplum Demokratik Zeminin Olmazsa Olmazı’" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/EDO9g-tWVuA?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>Mevcut yönetim sisteminde sivil toplumun durumunu nasıl değerlendirirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanlığı</span> <span style="font-weight: 400;">Hükümet Sistemi’nin gelişiyle birlikte Türkiye’de toplumsal barışı isteyen dernek, kurum ve kuruluş neredeyse kalmadı. Son çıkan yasayla birlikte birçok dernek kapatıldı. Sivil toplum örgütleri eleştiri hakkını kullandığı için yargılanıyor, tutuklanıyor ve bu şartlar altında nefes alamıyor, varlığını sürdüremiyor. Türkiye’de muhalif olanı eleştiren, sorun alanlarını gerçek anlamda temsil eden sivil toplum, demokratik zeminin olmazsa olmazlarıdır. Hükümeti yönlendiren toplumdan gelen talepleri ileten halkın lehine  gerçekleşmesini isteyen kurumlar maalesef yok denecek kadar az kaldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum olarak varlığını sürdüren veya STK olduğunu belirten birçok kurum da hükümetin yanında yer alan kurumlar. Hükümetin siyasi il ve ilçe örgütlerinde de durum çok farklı değil. Maalesef sivil toplum alanında ciddi bir zehirlenme var. Sivil toplum alanı demokrasinin temel taşları olması gerekirken Cumhurbaşkanlığı sistemi ile birlikte çok zayıfladı. </span></p>
<p><b>Sivil toplum ve siyaset ilişkisi nasıl olmalı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum siyaseti besleyen, yönlendiren, toplumun temel sorunlarını siyaset mekanizmaları aracılığıyla çözüme ulaştırmaya çalışan kurumlardır. Sivil toplum ve siyaset birbirinden ayrılmaz. Siyaset toplumun talepleri doğrultusunda yapılmalı. Sivil toplum örgütleri toplumun öz dinamikleridir. Ama maalesef bu alanda da sivil toplumla ciddi bir ilişki kurulamıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyaset sivil toplumla arasına rantsal ticari kendi siyasi görüşünden etkilenmesini engelleyecek duvarlar örmelidir. Ama bir taraftan da sivil toplumdan ciddi anlamda etkilenen, sivil toplumun önerilerini dikkate alan, sivil toplumla birlikte toplumsal barışı ve  huzuru sağlayacak bir yol, yöntem izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.</span></p>
<p><b>Yerel yönetimlerde sivil toplumun etkin katılımı için nasıl bir yaklaşım ve mekanizmaya ihtiyaç var? Bu konuda sivil toplum ve yerel yönetimlere nasıl roller düşüyor?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum hem yerele hem de genel demokrasiye büyük katkıları olan mekanizmalardır. Yerel yönetimler halkla birlikte hizmet ürettikleri için sivil toplum örgütlerinin burada çok önemli etkileri ve katkıları var. Katılımcı demokrasinin, şeffaflığın olduğu yerel yönetimlerin oluşmasında sivil toplumların büyük katkısı var. Yerel yönetimlerin sivil toplumla ilişkisi onun ne kadar demokratik olduğunu katılımcı olduğunu ve ne kadar şeffaf olduğunu, ne kadar halk için hizmet ürettiğinin en iyi göstergelerindendir. Son Cumhurbaşkanlığı sistemi ile birlikte gördük ki kapatılan derneklerin tamamı yerellerde aktif olarak çalışma yürüten toplumun temel talepleri üzerine örgütlenen kurumlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir taraftan kayyım atanıyor bir taraftan da sivil toplum örgütleri kapatılıyor ya da etkisiz bırakılıyor. Dolayısıyla sivil toplum ve yerel yönetimlerin olmadığı kayyımlarla yönetilen bir yerel demokrasiden genel demokrasinin fotoğrafını net olarak görmek mümkün.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin demokratik zemininin ortadan kalktığının en iyi göstergesi budur. Halkın iradesine kayyım atanıyor halkın iradesi ile birlikte hizmet üretmeye çalışan onu etkileyen onu besleyen kılcal damarlar olan sivil toplum örgütleri kapatılıyor, çeşitli baskılarla üretmemeleri için ellerinden gelen çabayı gösteriyorlar.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/sivil-toplum-demokratik-zeminin-olmazsa-olmazi/">‘Sivil Toplum Demokratik Zeminin Olmazsa Olmazı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Sivil Toplum ve Siyaset Arasında Yapılandırılmış ve Sürekli Bir İlişki Kurulmalı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/07/sivil-toplum-ve-siyaset-arasinda-yapilandirilmis-ve-surekli-bir-iliski-kurulmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2021 11:09:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplum ve siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi parti]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasi partiler ve STK'lar]]></category>
		<category><![CDATA[Tuba Torun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72437</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplum ve siyaset ilişkilerini konuştuğumuz CHP Disiplin Kurulu Üyesi ve Gazete Duvar yazarı Tuba Torun, siyasi partilerle STK’lar arasında tüm kademelerde yapılandırılmış bir iletişimin kurulması gerektiğini vurguluyor. Torun’a göre, 'sivil toplumda tek bir alanda mücadeleyle sonuç alınamaz, çünkü her konu genel siyasete bağlı; bu nedenle topyekûn demokrasi mücadelesi verilmeli.'</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/07/sivil-toplum-ve-siyaset-arasinda-yapilandirilmis-ve-surekli-bir-iliski-kurulmali/">‘Sivil Toplum ve Siyaset Arasında Yapılandırılmış ve Sürekli Bir İlişki Kurulmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="‘Sivil Toplum ve Siyaset Arasında Yapılandırılmış ve Sürekli Bir İlişki Kurulmalı’" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/Ku83bGZR6uw?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>Türkiye’de mevcut sistemin korunması ve değişmesi gereken özellikleri neler olabilir? </strong></p>
<p>İdeal olan muhalefet partilerinin de üzerinde hemfikir olduğu güçlendirilmiş parlamenter rejimdir. Türkiye’de güçlendirilmesi gereken bir sosyal devlet olgumuz ve zayıflatılması gereken bir yürütme yetkisi var. İnsanların temel hak ve özgürlüklerinin temin edildiği bir anayasanın olması gerekli. <strong>Ayrıca, sivil toplum ve siyaset ilişkisinin daha aktif olduğu, sivil toplumun fikrinin alınmasına olanak veren daha detaylı hükümlerin anayasaya konulması lazım.</strong></p>
<p><strong>Sivil toplumda iyi bir yönetim sisteminin özellikleri nelerdir? </strong></p>
<p>Sivil topumun bağımsızlığın temin edilmesi ve STK’ların görüşlerini özgürce siyasilere iletilebilir olması gerekir. Hem maddi hem manevi anlamda sivil toplumun, devletten destek almasının yolu açılmalıdır. STK’ların da kendi özgürlüğünü sonuna kadar savunması gerekir.</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye’de yönetimi daha etkili kılma iddiasını gerçekleştirdi mi? </strong></p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine dair bütün endişelerimiz gerçekleşti. Örneğin bir Cumhurbaşkanı kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı alındı. <strong>Tek insanın düşüncesine dayalı bir sistemde demokrasiden bahsetmek mümkün değil</strong>. Kaldı ki kendileri de sistemi değiştirmenin yollarını arıyorlar.</p>
<p><strong>Yerel yönetimlerde sivil toplumun etkin katılımı nasıl sağlanır? </strong></p>
<p>Yerel yönetim denince aklıma <strong>herkese eşit mesafede davranması gereken bir yapı geliyor</strong>.  Yerel yönetimlerin STK’lara da eşit mesafede yaklaşması lazım. Öte yandan, <strong>STK’ların da biraz daha atik olması gerekiyor</strong>. Yerel yönetimler üzerinde baskıyı organize şekilde kurabilmeleri çok önemli. Yerel yönetim ve STK’lar arasındaki geçirgenliğin hızlanması için, yerel yönetimlerin STK’ları desteklemesi ve onlara önemli bir bütçe ayırmaları gerekiyor.</p>
<p><strong>Siyasi partiler ile STK’lar arasında etkili bir ilişki kurulması için ne yapılmalı? </strong></p>
<p>Her siyasi partideki Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) temsilcileri, tüm STK’ları içerecek şekilde liste tutmalı; her yasama faaliyetinde ilgili STK’ları yasa yapım sürecine dahil etmeliler.</p>
<p>Ayrıca siyasi partiler düzenli şekilde STK’larla toplantılar yapmalı: talepler aşağıdan yukarı, mahalle düzeyinden partinin en üst kademesine dek ulaşmalı. Aynı şekilde bir raporlama sistemi oluşturulmalı. <strong>Bu iletişim ve disiplin olmaksınız ne STK’ların siyasi partilerle iletişimi güçlenir ne de STK’lar amacına giden yolda hız kazanabilir.</strong></p>
<p>Çünkü siyaset ve STK’lar birbirini desteklediklerinde çok daha hızlı sonuç alınabiliyor. <strong>Demokrasiyi benimsemiş yapılarda STK’ların rolü vazgeçilmezdir ve çok belirleyicidir. </strong>Sivil toplum ile siyasi partiler arasında<strong>,</strong> yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya şeklinde, o akışkanlığın sağlanması çok önemli.</p>
<h5><strong>‘Sivil Toplumda Tüm Mücadele Alanları Genel Siyasete Bağlı’</strong></h5>
<p><strong>Sivil toplum ve siyasi aktörler arasında müzakere süreci nasıl ilerlemeli? </strong></p>
<p>Bir sivil toplum temsilcisi sıfatıyla, siyasi aktörlerin fikirlerime açık olmasını isterim. Sonra, bir yasanın geçmesini istiyorsak, yasa eksiğinin ne gibi mağduriyetlere yol açtığını somut örnekleriyle, istatistiklerle anlatırım. Öncelikli talepler yerine getirilemiyorsa, onlara seçenek olarak alt talepleri sıralarım.</p>
<p><strong>STK’lar siyasi partiler ile halk arasında aracı olan en önemli yapılardır.</strong> Sivil toplumun desteklenmesi için daha sivil toplumu öne çıkaran düzenlemeler olmalı.</p>
<p><strong>Sivil toplumda mevzuat değişikliğine ihtiyaç var mı? Neler değişmeli?</strong></p>
<p>Torba yasaya eklenen kitle imha silahlarına ilişkin düzenleme dışında, mevzuatta sivil toplumu çok olumsuz etkileyen hususlar yoktu. Dijital çağda STK’ların muhakkak dijitali ve sosyal medya mecralarını etkili kullanması lazım.</p>
<p>Sivil toplumun yerel yönetimler üzerinden kamuya kendini tanıtması ve iletişime geçmesi en kolay yol. Belediye meclis üyeleri ile iletişim kuvvetlendirilebilir.</p>
<p><strong>Etkili bir kamu-sivil toplum diyaloğu yolları nelerdir?</strong></p>
<p><strong>Tek başına bir mücadele alanı yok, tüm mücadele artık genel siyasete bağlı</strong>. Örneğin kadın mücadelesi veriyorsanız, sadece o alanda bir şeyler yapmakla olacak iş değil. Çünkü çatı sistem bozuksa, örneğin yargı bağımsız değilse, sizin yaptığınız her şey boşa düşebilir.</p>
<p>Bu, <strong>artık topyekûn bir mücadele, topyekûn bir demokrasi mücadelesi. </strong>Önce demokrasinin temini sağlanmalı; ondan sonra herkesin her alanda fikrini dile getirmesiyle, sivil toplum mücadelesi de daha özgür ve daha etkin olacaktır diye düşünüyorum.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/07/sivil-toplum-ve-siyaset-arasinda-yapilandirilmis-ve-surekli-bir-iliski-kurulmali/">‘Sivil Toplum ve Siyaset Arasında Yapılandırılmış ve Sürekli Bir İlişki Kurulmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Türkiye’nin Tüm Sorunları Sisteme Geldi Dayandı&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/02/turkiyenin-tum-sorunlari-sisteme-geldi-dayandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2021 08:57:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Birol Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Saadet Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72254</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplum ve siyaset ilişkilerini konuştuğumuz Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın, siyasi, ekonomik, dış politik, sosyal bütün meselelerin sistem krizine işaret ettiğini belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/02/turkiyenin-tum-sorunlari-sisteme-geldi-dayandi/">&#8216;Türkiye’nin Tüm Sorunları Sisteme Geldi Dayandı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="&#039;Türkiye’nin Tüm Sorunları Sisteme Geldi Dayandı&#039;" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/xQYeutsyYvs?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>Eğer Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişirse, mevcut sistemin korunması ve değişmesi gereken özellikleri sizce nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevcut sistemin değişmesi gereken birçok özelliği var. Yazılı olanların dışında zihinsel ve ahlaki bir değişim şart onun dışında mevcut sistemde 2017’den bu güne tecrübe edilmiş görülmüş iki önemli konu var, biri kuvvetler ayrılığı ikincisi ise denetlenebilirlik. Bu ikisini gerçekleştirebilirsek mesafe kat etmiş oluruz.</span></p>
<p><b>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye’de yönetimi daha etkili kılacağı ve sistemin hantallıklarını çözeceği iddiasını taşıyordu. Sizce bu iddia gerçekleşti mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üç yıllık süreç içerisinde bunun sürdürülemez olduğunu hem muhalefet hem kamuoyu hem de iktidar  gördü. Türkiye’nin yaşanan siyasi, ekonomik, dış politik, sosyal bütün meseleleri sisteme gelip dayandı.</span></p>
<p><b>Siyasi partiler ve sivil toplum ilişkileri nasıl etkili olur? Sivil toplum ile ilgili bir düzenleme yapacak olsanız bu alanı nasıl düzenlerdiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum dediğimiz şey bir ülkede bir toplumda bir ilde bir ilçede ya da bir hareket içerisinde gelişmeye mesafe kat etmeye en önemli katkı sağlayan unsurlardır. Ülkemizde bu hususta büyük bir boşluk söz konusudur. Aslında siyaset sivil toplumu geliştirici adımlar atarsa siyaset de gelişir hukuk da gelişir ülke de toplum da gelişir. Ancak ülkemizde maalesef  bu konuda büyük kayıplar yaşanıyor. Zaten çok iyi durumda değildik ama son on beş yirmi yıldır bu konuda çokça irtifa kaybına uğradığımızı söyleyebiliriz.</span></p>
<p><b>Etkili bir sivil toplum diyaloğu nasıl oluşur? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkelerin kalkınmasında sivil toplum önemini idrak eden fikirler yapılar siyasi partiler herhalde sivil toplumu ve sivil toplumun örgütlendiği durumu İç İşleri Bakanlığı’ndan alır Kalkınma Bakanlığı’na bağlar çünkü sivil toplum bir ülkenin kalkınması için en önemli dayanaktır. Ülkemizde sivil toplumun olabildiğince sivil kalmasını temin yoluna gitmemiz gerekiyor. Türkiye’de son on beş yirmi yıldır bilerek bilmeyerek devletin elindeki bütün ekonomik varlıklar verimlilik adına özelleştirildi. Aralarında sivil toplum kuruluşları da var. Madem kamu verimsizlik unsurudur özelleştirilmeye ihtiyaç var öyleyse sivil toplumu da  sivil bırakmak lazım. Sivil toplumla kamu arasında hep bir mesafe olmak zorunda ki hukuk, bilim, sanat vs. her açıdan kalkınmaya başlasın, sivil toplum beklenen katkıyı sağlayabilsin Çoğulculuğu katılımcılığı denetlenebilirliğe katkı sağlasın.</span></p>
<p><b>Sizce sivil toplum açısından iyi bir yönetim sisteminin özellikleri neler olmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En önemli unsur denetlenebilirlik ve şeffaflıktır. Bir toplumda sivil toplum ne kadar sivilse ne kadar kamudan  bağımsız hareket edebiliyorsa kamu hizmetleri de o derece iyi ve verimli olur. Doğabilecek aksaklıklar olabildiğince minimalize edilir.</span></p>
<p><b>Yerel yönetimlerde sivil toplumun etkin katılımı için nasıl bir yaklaşım ve mekanizmaya ihtiyaç var, bu konuda sivil topluma ve yerel yönetimlere nasıl roller düşüyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de yazılı olarak fiiliyatta sivil toplum ilişkileri çokça gündemde. Büyükşehirlerde ve ilçe belediyelerde bu olabildiğince yapılmaya çalışılıyor. Fakat sivil toplumun kamu yerel iktidar veya merkezi iktidar eliyle olabildiğince kontrol altında tutulması bu verimliliği ortaya çıkartmıyor.</span></p>
<p><b>Sivil toplum ve siyaset ilişkisi nasıl olmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyaset sivil toplumun önünü açıcı geliştirici olacak ki siyaset de gelişsin. Bir ülkede siyaset gelişirse ekonomiyi, dış politikayı, eğitimi, sosyal hayatı, bilimi, sanatı çevreleyen sivil toplumu güçlendirici adımlar siyaset kurumu tarafından bilinçli bir şekilde yapılırsa ve bu yapılırken mesafe de muhafaza edilirse kamulaştırmaya gidilmezse Türkiye için arzu ettiğimiz sivil toplum ve siyaset ilişkisini de gerçekleştirmiş oluruz. Ülkemizde çok nitelikli, çok bilinçli insanlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız var. Bunlardan istifade etmenin en önemli yolu sivil toplum çalışmalarının hareketinin siyaset eliyle güçlendirilmesi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/02/turkiyenin-tum-sorunlari-sisteme-geldi-dayandi/">&#8216;Türkiye’nin Tüm Sorunları Sisteme Geldi Dayandı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2021’e Girerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: “Hiper-Başkanlık”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/21/2021e-girerken-cumhurbaskanligi-hukumet-sistemi-hiper-baskanlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2020 10:01:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denge Denetleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Hiper-Başkanlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62831</guid>

					<description><![CDATA[<p>294 sivil toplum örgütünün oluşturduğu Denge ve Denetleme Ağı (DDA), Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde yasama ve yürütmeyi ele alan 2021’e girerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: Yasama ve Yürütme başlıklı bir rapor yayınladı. Rapora göre, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesi TBMM’yi işlevsizleştirdi ve yürütmenin yasama üzerindeki etkisini artırdı. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, vaadedilenin aksine ‘hiper-başkanlık’ sistemine dönüştü. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/21/2021e-girerken-cumhurbaskanligi-hukumet-sistemi-hiper-baskanlik/">2021’e Girerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: “Hiper-Başkanlık”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;2021’e girerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: Yasama ve Yürütme<strong>”</strong> başlıklı raporda, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kabul edildiği 16 Nisan referandumundan bugüne kadar geçen sürede yasama ve yürütme alanında yaşanan sorunlar ele alındı, çözüm önerileri sunuldu. Rapora göre Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yasamayı kanun yapma ve denetim yönünden işlevsizleştirirken, yürütmeyi aşırı güçlü kıldı. Siyasi Partiler Kanunu’nda parti içi demokrasiyi güçlendirici reformlar yapılmadıkça, Partili Cumhurbaşkanlığı’nın yürütmenin yasama üzerindeki etkisini derinleştireceği vurgulanan raporda, yasama ve yürütme arasında demokratik denge ve denetleme ilişkisinin kurulamadığı yeni sistemin giderek bir hiper-başkanlık sistemine dönüştüğü tespiti yapıldı.</p>
<p>Raporda öne çıkan bazı tespitler şunlar:</p>
<h5><strong>Sistem Tartışmaları Devam Edecek</strong></h5>
<ul>
<li>Yürütme aşırı güçlenirken, TBMM’nin hem yasa yapma hem de denetim yönünden işlevsizleşmesinin sistem tartışmalarını beraberinde getirdi.</li>
<li>Bu nedenle muhalefetten gelen “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” önerilerinin uzun bir süre daha gündemdeki ağırlığını koruyacak.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-62836 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/kuvvetler-ayriligi-DDA.jpg" alt="DDA" width="570" height="230" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<h5>‘<strong>Bütçe Onayı Yetkisi By-pass Edildi’</strong></h5>
<ul>
<li>Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin TBMM denetiminden muaf bırakılması ve yetki sınırlarının net tanımlanmaması, demokratik denge ve denetleme açısından sorunludur.</li>
<li>TBMM’nin bütçeyi onaylamaması durumunda Cumhurbaşkanlığı’na bir önceki bütçeyle devam etme yetkisi verilmesi, demokratik başkanlık sistemlerinde yasamanın elinde önemli bir denge ve denetleme aracı olan bütçe onayı yetkisini etkisiz bıraktı.</li>
</ul>
<h3><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-62833 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Yasama-denetimi-640x216.jpg" alt="DDA" width="640" height="216" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Yasama-denetimi-640x216.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Yasama-denetimi.jpg 685w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></strong></h3>
<h5><strong>TBMM’nin Denetleme Araçları İşlevsiz Kaldı</strong></h5>
<ul>
<li>TBMM’nin elindeki denetleme araçları incelendiğinde, yasama erkinin yürütmeyi etkin denetimi oldukça zorlaştırıldı.</li>
<li>Milletvekillerine verilmiş olan cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı soru mekanizması sağlıklı işlemedi.</li>
<li>Meclis soruşturması gibi mekanizmalar, yüksek nitelikli çoğunluk kararına bağlanması nedeniyle işlevsiz kaldı.</li>
</ul>
<h5><strong>Denetleyici Kurumlar da Cumhurbaşkanı’na Bağlı</strong></h5>
<ul>
<li>Siyasi Partiler Kanunu’nda parti-içi demokrasiyi güçlendirecek reformun yapılmamış olması ve Cumhurbaşkanı’nın kendi partisiyle devam eden liderlik ilişkisi yeni sistemi, yürütmenin yasama üzerinde son derece etkili olduğu ve iki erk arasında demokratik denge ve denetleme ilişkisinin kurulamadığı hiper-başkanlık sistemine yaklaştırdı.</li>
<li>Cumhurbaşkanı’nın sınırsız atama yetkisi, düzenleyici ve denetleyici birçok kurumun Cumhurbaşkanı’na bağlanması sonucunu doğurdu.</li>
</ul>
<h5><strong>Liyakat ve Kurumsallık Seviyesi Düştü</strong></h5>
<ul>
<li>Eski sistemde kanunların hazırlanmasında etkili olan ve personel seçimini liyakat ve uzmanlık temelinde yapan kurumlar ortadan kaldırıldı.</li>
<li>Bunun sonucunda aşırı şekilde kişiselleşmiş ve kurumsallık seviyesi düşük bir yürütme erki ortaya çıktı.</li>
</ul>
<h3><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-62835 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Yurutmenin-denetimi-640x275.jpg" alt="DDA" width="640" height="275" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Yurutmenin-denetimi-640x275.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Yurutmenin-denetimi.jpg 643w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></strong></h3>
<h5><strong>TBMM Onay Merciine Dönüştürüldü</strong></h5>
<ul>
<li>TBMM, kanunların etki analizlerinin komisyonlarda katılımcı müzakere süreçleriyle yapıldığı etkin kanun yapan bir kurum görüntüsü veremedi.</li>
<li>Demokratik açıdan oldukça sorunlu olan torba yasa uygulaması temel kanun yapma tekniği olarak kaldı, komisyonlar etkin çalıştırılmadı ve bu nedenlerle  yasama organı kanunların onay mercii olmaktan öteye gidemedi.</li>
</ul>
<p>Yeni sisteme geçiş ve sonrasında yürütmenin hesap verebilirliği ve yasama organının yürütme erkini denetleme seviyesinde yeni sistemi savunanlar tarafından ortaya konulduğu gibi bir iyileşme yaşanmadı.</p>
<p><strong>Raporun tümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/2021e-girerken-cumhurbaskanligi-hukumet-sistemi-yasama-ve-yurutme/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/21/2021e-girerken-cumhurbaskanligi-hukumet-sistemi-hiper-baskanlik/">2021’e Girerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: “Hiper-Başkanlık”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DDA: “Siyasi ve Sivil Muhalefete En Büyük Baskı Unsuru: Yargı” </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/30/dda-siyasi-ve-sivil-muhalefete-en-buyuk-baski-unsuru-yargi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2020 07:15:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denge Denetleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51718</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda “Yargıya Güvenin Yeniden Tesis Edilmesi İçin Somut Öneriler” başlığını taşıyan yeni bir rapor yayımlayan Denge Denetleme Ağı (DDA), Türkiye’de “yargıya güven azalıyor, vatandaşların adaletsizlik algısı pekişiyor” diyor ve güveni yeniden tesis etmenin yollarını sıralıyor. DDA’dan Genel Koordinatör Hayriye Ataş ve Yargı Reform Grubu Sözcüsü Kadri İnce ile denge denetleme sisteminin önemini ve Türkiye’de yargıya azalan güvenin sebeplerini konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/30/dda-siyasi-ve-sivil-muhalefete-en-buyuk-baski-unsuru-yargi/">DDA: “Siyasi ve Sivil Muhalefete En Büyük Baskı Unsuru: Yargı” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcı ve çoğulcu demokrasinin güçlendirilmesini amaçlayan bir sivil toplum hareketi olan DDA, “İfade Özgürlüğünü Sınırlayan Hakaret Suçu, Ceza Kanunundan Çıkmalı”, &#8220;Makul Gerekçeden Yoksun ve Orantısız Tutukluluklar, Yargıya Güveni Zedeliyor: Tutukluluğun Cezaya Dönüşmemesi İçin Somut Öneriler” gibi pek çok çalışma ile Türkiye&#8217;de denge ve denetlemenin mümkün kılınabilmesi için yargı erkine ilişkin somut önerilerde </span><span style="font-weight: 400;">bulunuyor. </span><span style="font-weight: 400;">  </span></p>
<p><b>“Denge denetlemeyi” ve bunun demokratik toplum için taşıdığı önemi, yurttaşların anlayacağı sadelikte, nasıl anlatırsınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-51720 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/Kadri_ince.jpg" alt="Kadri İnce" width="198" height="255" />DDA, katılımcı ve çoğulcu demokrasinin güçlendirilmesi için mücadele eden bir sivil toplum hareketidir. 2011 yılından bu yana denge ve denetleme sistemini süregelmiş akademik okumadan çıkararak, hayatın her alanına sirayet etmesi ve vatandaşlar tarafından içselleştirilmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Bizim için denge ve denetleme sistemi yasama, yürütme ve yargı arasındaki güçler ayrılığını ifade ediyor;  yalnızca aktörleri ve kuralları olan bir sistemden ibaret değil; aynı zamanda demokrasi kültürünün özümsenmesiyle ortaya konacak bir yaşam biçimidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an üye sayımız 295, ülkenin her yerinden, her siyasi görüşten ve çalışma alanından sivil toplum kuruluşları bizim üyemiz. Denge ve denetleme sistemi, hak ve özgürlükler açısından kimsenin kimseden üstün olmadığı, güçlerin tek bir erkte toplanmadığı, adil, bir arada ve insanca yaşam formunu ifade eder. Bu sistem içerisinde en büyük rol ise hesap soran, herkesin hakkını gözeten, katılımcı, duyarlı aktif vatandaşlardır. Bu nedenle uzun süredir çalışmalarımızın odağına karar vericilerden ziyade vatandaşları koyuyoruz. Vatandaşlara sistem içerisindeki yerlerini hatırlatıp, sivil ve siyasal demokrasi kültürünü geliştirmeye çalışıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vatandaşlara genelde yargı, yürütme, yasama gibi kavramlar çok üst ölçekli geliyor ve “beni neden ilgilendirsin ki?” sorusunu yöneltiyor. Biz de bu nedenle, denge ve denetleme sisteminin günlük hayatla bağlantısını kurmaya başladık. Bir çevre sorunu, trafik kazası ve salgınlar aslında  bir yönetim meselesidir, dolaylı ya da doğrudan sistemdeki aktörleri, yasaları, uygulayıcıları, vatandaşları ilgilendirir ve bu nedenle denge ve denetleme sisteminin işlemesi her zaman yaşamsaldır.  </span></p>
<p><b>Siyasi Partilerin Denge Denetlemenin Önemiyle İlgili Mutabakatı… </b></p>
<p><b>2011’de kurulduğunuzdan bu yana, yürüttüğünüz faaliyetlerin karar alıcılar üzerinde ne ölçüde etki yarattığını söyleyebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-51721 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/Hayriye_atas.jpg" alt="Hayriye Ataş" width="192" height="218" />Çalışmalarımızda bir diğer önemli hedef grubumuz, karar vericiler ve siyasi partiler. Bütün siyasi görüşlere eşit yakınlıktayız. Hepsi ile diyalog kurmaya ve yasa yapım süreçlerine etki etmeye çalışıyoruz. DDA bu anlamda da ülkenin en uzun soluklu savunuculuk yapan örgütü. İlk kurulduğumuz zamanlar denge ve denetleme kamuoyunda doğru tarif edilemiyordu, referans verilmiyordu. Bugün ise siyasi partiler denge ve denetleme sisteminin vazgeçilmez olduğunu düşünüyorlar. Anayasa ve yönetim sistemleri gündem konusu olduğunda denge ve denetlemeden bahsetmemek imkânsız hale geldi. Bu konuda kendimize de pay çıkarmakta bir beis görmüyorum. Israrla yıllardır hem kampanyalarımızla hem raporlarımızla bu konuyu siyasetin gündeminde tuttuk, kamuoyu oluşturduk. Partiler kendi programlarında, hatta parti okullarında bir başlık olarak denge ve denetlemeyi anlatır duruma geldiler. 15 Temmuz’dan sonra sivil toplum makası bizim için de daralıp siyasi parti ilişkilerimiz görece zayıflasa da çalışmalarımızı, özellikle politika belgelerimizi ve raporlarımızı bütün siyasi partilerin ve görüşlerin yakından takip ettiklerini biliyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışmalarımızda, sivil toplumun sesi olarak günlük etkilerden ve anlık tepkilerden ziyade, uzun süreli ve sürdürülebilir öneriler sunmaya ve çözüm odaklı çalışmaya gayret ediyoruz. DDA’nın ürettiği içerikler aynı zamanda 300’e yakın sivil toplum örgütünün de sesi, böylesi güçlü bir duruşun es geçilemeyeceğini düşünüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başka bir çalışmamızda, OHAL döneminde herkes kutuplaşmadan bahsederken, bizler bu ülkeye dair ortak hayallerimizin ve müştereklerimizin peşine düştük. “1 Türkiye Hayali” diye yola çıkıp 2030 Türkiyesine dair vatandaşların hayallerini topladık. Ortak hayallerimizin eğitim, sağlık, ekonomi, kentleşme ve insan onuruna yaraşır bir yaşam olduğunu gördük. Bütün partileri ziyaret edip “bu ülkenin insanları sizlerden bu konularda politikalar bekliyor” dedik. Bu çalışmamızda elde ettiğimiz veriler, bütün siyasi partilerin seçim vaatlerinde yer buldu, birebir kullanıldı. Tepkisel ve büyük etkilerden ziyade, bizim için kulağa kar suyu kaçırmak, bazen de unuttuğumuz müştereklerimize odaklanarak biraraya gelebilmek bile çok önemli.    </span></p>
<p><b>Küresel ve Ulusal Düzeyde Demokrasi Krizi</b></p>
<p><b> 2020 yılında denge denetleme kriterleri açısından Türkiye’yi nasıl değerlendirirsiniz?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında haklar, özgürlükler ve demokraside bir gerileme yaşadığımız hepimizin malumu, üstelik bu durum sadece ülkemize özgü bir durum da değil. Dünyadaki ırkçı siyasi eğilimler, yükselen popülizm ve demokratik değerler konusunda referans verdiğimiz ülkelerin, kurumların insani sorunlar karşısındaki tutumları, demokrasinin varoluş amacını ve kurumları çokça sorgulamamıza neden oldu. Ülkemizde de yaşanan demokrasi krizi hem bu eğilimlerin bir parçası hem de kendi özgün koşullarımızın sonucu.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bildiğiniz üzere cumhurbaşkanlığı sisteminin değişmesi yeni sorun alanlarını da beraberinde getirdi. DDA olarak çoğulculuk ve katılımcılık konularında her zaman ısrarcıyız. Son yargı reform paketinde bu konuyu masaya yatırdık ve yargı alanında ülkenin önde gelen uzmanları ve akademisyenleri ile birlikte yargı stratejisini değerlendirdik. Adalet Bakanlığı’na görüşlerimizi ve çözüm önerilerimizi bildirdik, bakanlığın ve diğer kurumların toplantılarına dâhil olmayı ve gelecek reform paketlerini bekliyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer yandan muhalefet partilerinin, ilgili örgütlerin bütün reform başlıklarında özellikle yaşamsal bir alan olan yargı paketi konusunda hazırlıklı olmaları ve sürece dâhil olmaları gerekiyor. Bu nedenle tek tek partileri ziyaret ederek yargı reform paketi konusundaki hazırlık durumlarını da irdeledik, görüş alışverişinde bulunduk. İlerleyen dönemlerde DDA olarak, denge ve denetleme sisteminin diğer aktörleri olan yerel yönetim, yasama, yürütme reform alanlarında da çalışmalarımızı sürdüreceğiz. </span></p>
<p><b>“Yeni Sistemin Denge ve Denetlemeyi Sağladığını Söylemek Güç”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><b>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) Türkiye’de denge ve denetleme açısından, bütün olarak, nasıl bir sonuç yarattı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’ nin yüzyılı aşkın bir süredir sahip olduğu parlamenter sistem geleneği, referandumla yerini cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine bıraktı. Her ne kadar Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi özgün bir yönetim sistemi olarak tanımlansa da başkanlık sistemi özelliklerini içinde barındırıyor. Denge ve denetleme sistemi ise başlı başına gücün tek elde toplanmamasını sağlar, meclisin güçlü, çoğulcu olması çok önemlidir; hukukun üstünlüğü yaşamsaldır ve yargı bağımsız, tarafsız olmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1-Bizdeki CHS’nin</span> <span style="font-weight: 400;">mevcut haliyle tam olarak denge ve denetlemeyi sağladığını söylemek oldukça güç&#8230; Sistem fiilen hayata geçmiş olabilir ancak hala tüm kurumları, yetki ve sorumlulukları dönüştürecek revizyon ve reformlar tamamlanamadı. Reform süreçlerinden sonra daha sağlıklı bir tespit ortaya koyabiliriz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2-Başkanlık sistemlerinde, yasama yetkisi meclistedir ve meclis güçlüdür. Bizdeki mevcut uygulamada, kararname yetkisi, hudutları açısından netleştirilmeye ihtiyaç duymaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">3-Ayrıca, demokratik başkanlık sistemlerinde, OHAL dönemlerinde dahi olsa, kararnameler anayasa yargısına tabidir; Türkiye’deki mevcut durumda AYM, OHAL kararnameleri üzerinde herhangi bir anayasal denetim uygulamamaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">4-Hukukun üstünlüğü ve yargısal denetimin üst organı konumundaki AYM üyelerinin seçimlerinde de benzer bir durum söz konusudur. Bu durumda yargı bağımsızlığı ve yürütmenin yargısal denetiminin hakkıyla yapılıp yapılmadığı konusunda, kurumsal bir güvenceden bahsetmek zordur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5-Denge ve denetleme sistemi içinde medya, sivil toplum ve vatandaş denetimi önemlidir. Basın, ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin sistemin düzgün işleyebilmesi için sağlanması gerekir, ancak bu konularda da gerileme söz konusu ve denge ve denetleme sisteminin önemli ayakları eksik durumda. </span></p>
<p><b>Politika belgelerini hazırlaması sürecinde ve sonrasında, karar alıcılar ile nasıl bir  iletişim ve ilişki yürütüyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hazırlandıktan sonra kendilerinin görüşüne ve bilgisine sunuyoruz. Ayrıca ilgili birimden randevu talep ederek, yüz yüze taleplerimizi ve eksiklikleri müzakere etmeye çalışıyoruz. Kendileri bizimle iletişime çok açıklar, görüş farklılıkları olsa da talepleri kendilerine iletmemizden memnunlar.</span></p>
<p><b>Örneğin son hazırladığınız belgede, Adalet Bakanı ve diğer ilgili birimlerden size geri dönüşler oldu mu?</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Bu belgenin yayınlandığı süreç göz önünde bulundurulduğunda olağanüstü bir dönem olduğu kuşkusuz&#8230; Bu nedenle bakanlık makamından bu belgeye dair dönüş olmadı. Ancak 2018 ve 2019 yılları içinde Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı ile birçok kez görüşme fırsatımız oldu, raporlarımızı inceleyip dönüşlerini yaptılar.</span></p>
<p><b> “Siyasi ve Sivil Muhalefete En Büyük Baskı Unsuru: Yargı”</b><b> </b></p>
<p><b>Politika belgenizde “…insan hakları savunucularına yönelik yargı eliyle oluşturulan baskı sivil alanı daraltmakta, sivil toplumun işlevlerini yerine getirmesinin önüne geçilmektedir” deniyor. Sivil alandaki daralma, nasıl aşılır? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasi ya da sivil muhalefete dönük en büyük baskı unsuru, yargı&#8230; Yargı eliyle yürütülen soruşturmaların da gerekçesi genelde terör&#8230; Terörle Mücadele Kanunu&#8217;ndaki (TMK) terör tanımının genişliği sebebiyle, sosyal medyada basit bir paylaşım bile terör kapsamına dâhil edilebiliyor.   Bu nedenle, TMK&#8217;daki tanımın tekrardan ele alınması, şiddet içermeyen unsurların terörden ayrılması gerekiyor. Bunun dışında, suçüstü halleri dışında tutukluluk istisnai olarak kullanılmalı. Kanuni düzenlemesi yeterli olmakla beraber, uygulamada sıkıntı yaşanıyor.</span></p>
<p><b>İnfaz paketini göz önüne alarak, siyasi iradenin izleyeceği adımlara dair öngörünüz nedir?  </b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">İçinde olduğumuz salgın süreciyle beraber cezaevlerinin boşaltılması yönünde bir eğilim olduğu görülmekte. Bu düzenleme ile özellikle muhalif mahkûmların tahliyesi ile &#8216;toplumsal barışı sağlama&#8217; fırsatı önümüzde. Bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.</span></p>
<p><b>Karar Alıcılarla İletişimin Güçlendirilmesinin Önemi </b></p>
<p><b> “Yargı üzerindeki yürütme etkisinin arttığı, yargı kurumlarının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü ilkesinin geçerliliğinin sorgulanır hale geldiği” tespitini yapıyorsunuz.  Karar alıcıların politikalarında bir değişikliğe gitmesi  için ne yapılabilir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu hususların sıkça ve yüksek sesle vurgulanması, bu vurguyla beraber toplumsal uzlaşı ile varılan somut modellerin önerilmesi, karar alıcılarla iletişimin kuvvetlendirilmesi gerekir. Diğer yandan, kamuoyu kanaatini talebe dönüştürmek için mücadele edilmelidir.</span></p>
<p><b>DDA bünyesinde yer alan STK’lara  ve diğer STK’lar ile yurttaşlara vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zor ama bir o kadar da verimli bir coğrafyada yaşıyoruz. </span><span style="font-weight: 400;">Birarada, farklılıklarımızı zenginliğimiz kabul ederek yaşamak, hak ve özgürlüklerimizi gözetmek, müştereklerimizde buluşmak, toplum olabilmek ve insanca yaşayabilmek adına oldukça önemli. Kimi zaman bu olguları unutuyoruz, günlük siyasetin yıpratıcı ve ayrıştırıcı dilinde savruluyoruz. Bu tuzağa düşmeden buluştuğumuz alanları ve değerleri çoğaltmamız gerekli, bunun için mücadele eden insanların</span><span style="font-weight: 400;">, oluşumların her zaman var olması ve artması tek dileğimiz. DDA özelinde, hem üye hem de destekçi olarak çalışmalarımıza katılabilirsiniz, demokrasi etrafında farklı fikirlerin varlığı bize güç verir. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/30/dda-siyasi-ve-sivil-muhalefete-en-buyuk-baski-unsuru-yargi/">DDA: “Siyasi ve Sivil Muhalefete En Büyük Baskı Unsuru: Yargı” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
