<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cinsiyet Eşitliği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/cinsiyet-esitligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cinsiyet-esitligi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 06 Jul 2023 12:30:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Cinsiyet Eşitliği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cinsiyet-esitligi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Siyaset ve Medyada Kadınları Güçlendirmek için: WE ACT Projesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/05/siyaset-ve-medyada-kadinlari-guclendirmek-icin-we-act-projesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jul 2023 08:03:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[katılımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsşyet]]></category>
		<category><![CDATA[WE ACT Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş katılımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84466</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de siyaset ve medyada kadınları güçlendirmeyi hedefleyen 'WE ACT Harekete Geçiyoruz' projesi İstanbul’da tanıtıldı. Proje ortakları ALDA (Avrupa Yerel Demokrasi Derneği), KADER (Kadın Adayları Destekleme Derneği) ve Daktilo 1984 Derneği’nden oluşuyor. WE ACT Projesi cinsiyet eşitliği için yerel düzeyde kadınların güçlendirilmesi amacını taşıyor. Proje kapsamında bir katılım çağrısı yayınlanacak ve verilecek eğitimlerinden yararlanmak isteyen kadın adaylar ile STK'ları belirlenecek.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/05/siyaset-ve-medyada-kadinlari-guclendirmek-icin-we-act-projesi/">Siyaset ve Medyada Kadınları Güçlendirmek için: WE ACT Projesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">AB Türkiye Delegasyonu aracılığıyla desteklenen ve Türkiye’nin 7 bölgesinde 30 ay sürecek olan WE ACT Harekete Geçiyoruz projesinin lansman etkinliği 22 Haziran’da Postane İstanbul’da yapıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">WE ACT Harekete Geçiyoruz projesi kapsamında hayata geçirilecek bazı faaliyetler şunlar: </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">2024 yerel seçimlerinde aday olan kadınlara eğitim ve rehberlik vererek etkili kampanyalar yürütmesine destek olmak ve kapsayıcı bir yönetişim sağlamak,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kadın ve LGBTİQ+ hakları için çalışan STK’ların güçlendirilmesini desteklemek,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kadın politikacıların görünürlüğünü artırmak ve cinsiyetçi söylemleri azaltarak medyada toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyecek klişelerle mücadele etmek, </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kadınların seslerini birlikte yükseltecek ve daha demokratik, kapsayıcı bir topluma katkıda bulunmak. </span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-84469 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/siyaset-ve-medyada-kadinlari-guclendirmek-icin-we-act-projesi-2.jpg" alt="" width="343" height="257" />Projenin konsorsiyum lideri olan ALDA, yurttaşların karar alma süreçlerine katılımını teşvik etmek ve katılımcı yönetişimi desteklemek konusunda deneyime sahip. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">300’ün üzerinde üyeden oluşan geniş bir uluslararası ağı olan ALDA, Türkiye’de yerel demokrasinin güçlenmesi için yerel yönetimler ve STK’lar ile işbirliğini destekliyor, kapsayıcı katılımı teşvik eden girişimlere ön ayak oluyor. ALDA, WE ACT projesinde aynı zamanda kadın adaylar ve STK’larla bilgi ve tecrübesini paylaşarak kadın adaylara destek olacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ALDA Genel sekreteri Antonella Valmorbida lansmanda yaptığı konuşmada, dünyada ve Türkiye’de demokrasiye yerel ve katılımcılık ekseninde verdikleri desteğin gerekçelerini ve ALDA olarak geliştirdikleri araçları aktardı. Valmorbida, iş birliklerinin “para, fikir ve sinerji” gerektirdiğini söyledi ve demokrasini denge ve denetleme mekanizmalarından daha fazlasını ve yurttaş katılımına ihtiyaç duyduğunu hatırlattı. Ayrıca, WE ACT projesiyle Türkiye’de cinsiyet eşitliğini güçlendirmek için yerel paydaşları destekleyeceklerini belirtti.   </span></p>
<h5><b>Yerel Yönetimlerde ve Yerel Medyada Kadının Adı Yok! </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de kadınların siyasette temsilini artırmak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için 26 yıldır aktif olarak çalışan bir kadın örgütü olan KA.DER, WE ACT Projesi kapsamında kadın adayların güçlendirilmesine yıllardır edindiği deneyimle katkı sunacak. Proje kapsamında KA.DER yerel seçimlerdeki adaylık sürecinde kadın adaylara rehberlik edecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KA.DER Yönetim Kurulu Başkanı Nuray Karaaoğlu konuşmasında, “Siyasette kadınların temsili konusunda, görünen sorunların yanında görünmeyen çok daha fazla sorun var” sözleriyle siyasette eşitsizliğin yansımalarına vurgu yaptı.    </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de 1389 erkek belediye başkanına karşın sadece 22 kadın belediye başkanı var!</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-84468 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/siyaset-ve-medyada-kadinlari-guclendirmek-icin-we-act-projesi-1-640x480.jpg" alt="" width="357" height="268" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/siyaset-ve-medyada-kadinlari-guclendirmek-icin-we-act-projesi-1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/siyaset-ve-medyada-kadinlari-guclendirmek-icin-we-act-projesi-1.jpg 700w" sizes="(max-width: 357px) 100vw, 357px" />Bazı kentlerin yerel yöneticilerin kayyum atanmasıyla kadın yerel yöneticilerin sayısında azalma olduğunu söyleyen Karaoğlu, “Türkiye’de 1389 erkek belediye başkanına karşın sadece 22 kadın belediye başkanı var!” verisini paylaştı. 2019 yerel seçimlerine farklı yerel yönetim kademelerinde ortalama 50 bin erkek yer alırken sadece bin civarında kadının seçilebildiğini hatırlatan Karaoğlu, “uzun bir yolculuğumuz var eşitlik adına” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KA.DER Başkanı Nuray Karaoğlu 2024 yerel seçimlerine kalan kısa sürede ortak çabayla ve kadın dayanışmasıyla yerel düzeyde kadın temsilimi artırmayı mümkün görüyor. Karaoğlu, “kadınların iktidara talip olması gerekiyor!” dedi ve her geçen gün kadınların siyasete ve karar mekanizmalarına ilgisinin artmasının sevindirici bulduğunu belirtti.  “Kadın dayanışması siyasidir, duygusal bir kavram değildir” diyen Karaoğlu, WE ACT projesi kapsamında kadın adaylara yol gösterici teori ve pratiği bir araya getiren, günün gerekliliklerine uygun eğitimler düzenleyeceklerini kaydetti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projenin ortaklarından bir diğeri olan Daktilo 1984 Derneği ise Türkiye’de entelektüel tartışmayı, akademi, medya ve iş dünyasından uzmanları bir araya getirerek teşvik etmeyi amaçlıyor. Daktilo 1984 Derneği, projede kadın adayların varlıklarını güçlendirmek, seslerinin duyulabileceği bir alan yaratmak ve eylemlerinin kitlelere ulaşması için medya bağlantıları ile ilişki kurma fırsatı yaratmak üzere medya eğitimi sunacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daktilo 1984 Derneği’nden Derya Özkaynak konuşmasında, siyasette cinsiyet eşitliğini güçlendirmek amacıyla medyada görünürlüğün artırılmasının önemine ve bu konuda yürütecekleri faaliyetlere değindi. Özkaynak, Türkiye medyasında kadınların patron ve haber merkezlerinin üst pozisyonlarına çok az seviyede kendine yer bulabildiğini bu konuda yapılan araştırma verileriyle paylaştı. Daktilo 1984 Derneği tarafından organize edilecek ve kadınlara verilecek medya eğitimleri ise Sensiz Olmaz Sessiz Olmaz ekibi katkılarıyla yürütülecek.</span></p>
<h5><b>Kadın Belediye Başkanlarının Var Oluş Mücadelesi </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">WE ACT projesinin panel bölümünde, “Kadının yerel siyasette temsili, engeller ve çözümler neler?” Yerel siyasette kadının adı neden yok?” sorularının yanıtları Türkiye’nin doğu ve batısından iki kadın belediye başkanının deneyimleri ile büyük ölçüde yanıt buldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğubeyazıt Belediye Başkanı Yıldız Acar ve Urla Önceki Dönem Belediye Başkanı Sibel Uyar, bazı açılardan farklılıklar olsa da kadın yerel yöneticilerin sorunları ve karşılaştıkları engellerin ortaklaştığını paylaştılar.    </span></p>
<h5><strong>“Cesaret ve Kararlı Bir Dik Duruşla Her Kadın Aday Olup Seçilebilir&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıldız Acar konuşmasında, genç bir kadın olarak seçim sürecinde yaşadığı zorlukların yanı sıra,  erkek bir yerel yöneticiden farkını şu sözlerle özetledi: “Katılımcı belediyeciliği başaramayan, masasından kalkmayan, belediyeciliği inşaattan ibaret gören erkek belediye başkanları bakış açısı ile kadınlarınki farklı.” Acar konuşmasında, cesaret ve kararlı bir dik duruşla her kadının aday olup seçilebileceğini söyledi. Kentteki aşiret yapısının da kendisini zorladığını aktaran Acar, seçildikten sonra siyasi parti rozetimi çıkararak, tüm kesimlere hizmet etmeyi hedeflemesi nedeniyle de kendi partisi tarafından dışlandığını fakat ayakta kalmayı kadınların desteğiyle başardığını belirtti. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Erkeklerin içinde görünmek için omuz atmayı öğrenmelisiniz, öğrenmezseniz bu işi yapamazsınız.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Urla Önceki Dönem Belediye Başkanı Sibel Uyar</span><span style="font-weight: 400;">, konuşmasında seçim sürecinde verdiği mücadeleyi ve tekrar aday gösterilmemesinin gerekçelerini aktardı. Urla’nın kendisinden önce aday adayı bir kadın belediye başkanı bile çıkaramadığını aktaran Uyar, seçim sürecinde ve sonrasında, erkeklerin içinde var olabilmek ve görünebilmek için fiziki olarak “omuz atmayı” öğrendiğini ve bunu öğrenmeden kadınların siyaset yapamayacağını aktardı. Uyar, erkek belediye başkanlarının kadınlar gibi eve gittiklerin sorumlulukları olmadığını, kadınların ise başkan da olsa ev ve çocuklara dair yükümlülüklerini birlikte sürdürmek zorunda olduklarını hatırlattı.  </span></p>
<p><b>WE ACT Projesi Eğitim ve STK’lara Katılım Çağrısı Yakında! </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">WE ACT Proje eğitimlerinden yararlanacak kadın adayları ve STK&#8217;ları seçeceği bir katılım çağrısını yakında yayınlanacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">WE ACT Projesiyle ilgili diğer gelişmelerden haberdar olmak isterseniz, haber bültenine </span><a href="https://e7329e49.sibforms.com/serve/MUIFAAqJw10KLU3akHNJsnsRoZT7-hcx0q-84JWmFQhJDMV-rLHjnpfle_aAoBizwTUTgcvTg2Gopnv4s0gdbrQoxtQlbP-FpeksbFPVpKkFQtJ-4Ia2pQOb7CWjAo_3mBLpv5rnYweSZX-O2HQS9SmFufnKYRdXG7jj3iHAtAcTH2wks-u9MwDE18rfiQmoP3UeDP0ixMhvDHQ_"><span style="font-weight: 400;">buradan</span></a><span style="font-weight: 400;"> üye olabilir ve sosyal medya kanallarından takip edebilirsiniz:  </span><a href="https://twitter.com/weact_tr"><span style="font-weight: 400;">Twitter</span></a><span style="font-weight: 400;"> | </span><a href="https://www.instagram.com/weact_tr"><span style="font-weight: 400;">instagram</span></a><span style="font-weight: 400;"> | </span><a href="https://www.facebook.com/weact.tr/"><span style="font-weight: 400;">Facebook</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/05/siyaset-ve-medyada-kadinlari-guclendirmek-icin-we-act-projesi/">Siyaset ve Medyada Kadınları Güçlendirmek için: WE ACT Projesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Amacımız Sosyal Katılımı Herkes İçin Mümkün Kılmak&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/01/amacimiz-sosyal-katilimi-herkes-icin-mumkun-kilmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 08:38:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diyarbakır Sinema Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[Engelli]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal katılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73949</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Özellikle yerel seviyede, engelli insanlar zaten dışlama konusunda birçok deneyimle uğraşmak zorundalar. Hala mevcut engeller, önyargılar ve çekinceler var. Bu nedenle amacımız sosyal katılımı herkes için mümkün kılmak.' Diyarbakır Sinema Derneği başkanı Özgür Akkaya ile yaşadığı yerin çeperinden çıkamayan çocuk ve gençlerle, pandemide yaptıkları çok dilli projeleri ve derneğin çalışmalarını konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/01/amacimiz-sosyal-katilimi-herkes-icin-mumkun-kilmak/">&#8216;Amacımız Sosyal Katılımı Herkes İçin Mümkün Kılmak&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Diyarbakır Sinema Derneği ne zaman kuruldu, bize kuruluş hikayesini ve kuruluş motivasyonunu anlatır mısınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="wp-image-73954  alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/diyarbakir-sinema-dernegi-640x480.jpg" alt="Diyarbakır Sinema Derneği" width="343" height="257" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/diyarbakir-sinema-dernegi-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/diyarbakir-sinema-dernegi.jpg 960w" sizes="(max-width: 343px) 100vw, 343px" />2010 yılında genç yetişkinler tarafından kurulmuş olan “Diyarbakır Sinema Derneği” kuruluşundan bu yana çocuklar ve gençler için video/film çekimi ve filmin düzenlenmesi, müzik aletleriyle birlikte müzik atölyeleri, folklor, sokak tiyatrosu gibi çeşitli kültürel etkinlikler düzenlemekte. Derneğin ulaşmak istediği hedef kitlesi, öncelikle dezavantajlı çocuk ve gençler. Bir başka ifadeyle engelli çocuk ve gençlerin yanı sıra çeşitli sosyal etkinliklere erişimde güçlük çeken ve dezavantajlı konumdaki yörelerde yaşayan çocuk ve gençler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dernek olarak, düzenlemiş olduğumuz etkinlikler yolu ile yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde çocuk ve gençlere ulaşarak, onların kişilik gelişimlerine katkıda bulunup, kültürel, sosyal ve sanatsal etkinliklerde farkındalık yaratmayı hedefliyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğin işleyişi ve yönetimi öncelikle gönüllülük esasına dayanmakta. Kuruluş tarihinden bugüne geçen süreçte çocuklar ve gençler ile/için yapmış olduğumuz başarılı çalışmalar sonucu kazanmış oldukları deneyimler ile hedeflerine ulaştıkları görüldü. Diyarbakır Sinema Derneği bu kazanımlarını, uluslararası düzeyde projelere yoğunlaştırıp, çocuk ve gençleri hedefleri doğrultusunda yönlendirerek, farklı bakış açıları kazanmalarını, kendilerini ve başkalarını tanımalarını, yaşamı daha iyi algılamalarını sağlamak gibi yeni ve uzun vadeli hedefleri amaçlıyor. Bizler de bu amaçlardaki motivasyon ile birlikte projeler üretip yapmaya devam ediyoruz.</span></p>
<p><b>Dernek Diyarbakır merkezli, sadece burada mı çalışmalarını yürütüyor? Çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklar ve gençlerle ulaşmak ve derinleştirmek istediğimiz hedefler var.  Mesela bazen katılımcılar dernekte gerçekleştirilen günlük aktivitelere, yaratıcı grup etkinliklerine katılıyor. Böylece birebir katılımın perspektif edinmeyi, konuları pratikte detaylıca öğrenmeyi sağladığı ve bunun da derneğin odaklandığı hedeflerden olduğunu ve tamamlayıcı bir unsur olarak yararlar sağladığı ortaya çıktı. Bizler Diyarbakır Sinema Derneği olarak Sosyal öğrenme, kapsayıcılık (birlikte öğrenme), kültürlerarası öğrenme ve sanatsal beceri kazanma konularında gençlerle, çocuklarla, engelli ve engelsiz gruplarla bir araya gelip, hem Diyarbakır merkezli hem de uluslararası projelerde birlikte çalışma fırsatı yakalamaktayız.</span></p>
<p><b>Nasıl bir boşluğu dolduruyorsunuz, nasıl dönüşümlere şahitlik ettiniz? Olumlu olumsuz dönüşüm hikayelerini dinlemek isteriz.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası çalışmalar yapan kurum ve kuruluşlar var tabii ki ama yeterli düzeyde değil. Yeni kavramlar geliştirme ve var olanların altını doldurmayı hedefliyoruz. Sosyal öğrenme, hareketlilik, bireysel gelişim ve benlik saygısı desteği, yaratıcılığın desteklenmesi, dahil etme, cinsiyet eşitliği, ayrımcılık ve hoşgörü gibi konularda duyarlılığın artması gereklidir, azalması değil. Ama maalesef toplumsal gerçeklerimiz çok daha farklı ve yavaş işleyen bir destek sürecini gösteriyor. Buna rağmen katılımcılar her koşulda pozitif dönüşler veriyorlar. Daha önce konuşmam dediği dili konuşup çalışmam dediği bireyle birlikte neler yapabileceklerini görüyorlar. Projelerimizin sonunda artık kimse renkli, yani heterojen gruplarla çalışmamayı hayal edemez oluyor. Bu herkes için bir zenginliktir çünkü herkesin farklı olma hakkı vardır ve hiç kimse mükemmel olmak zorunda değildir. Bu sayede tüm katılımcılar ufuklarını genişletmek ve yeni deneyimler kazanmak için büyük ve yeni bir motivasyon göstermiş olacaktır. Her genç hedefe yönelik düşünme ve yaratıcılık açısından desteklendiği sürece toplumsal farkındalık kazandırılmış olacaktır kanısındayım. Yaptığımız projeler yerel düzeyde önemli, çünkü bu özel hedef grupla (engelli ve engelsiz gençler) böyle projelerde buluşmuş olacak. Bir örnekle açıklayayım; 13 yaşında Şehriban diye bir öğrencimiz vardı, işitme engelli ve Diyarbakır’ın bir köyünde yaşıyordu. Resimde çok yetenekli ve soyut çalışmalardan keyif alıyordu. Ona önce ilçede bir resim sergisi açtık sonra işitme engelli öğrencilerin de dahil olduğu bir projede birlikte gidip Almanya Berlin&#8217;de bir resim çalışması ve sergiler yaptık. Kaldığımız süre boyunca farklı diller, dinler, kültürler ve karşılaştığımız birçok engele rağmen, o zorlukları birlikte aşıp ülkemize döndük. Almanya’da bulunduğumuz süreç ülkemiz açısından sıkıntılı bir süreçti, tam da darbe arifesiydi. Herkeste kaosun hakim olduğu ve eğitimin yavaşladığı bir süreçti. Uluslararası basına yansıyan haberimizde Diyarbakır Sinema Derneği olarak temsil durumumuz bizim için önemliydi. Belki dışarıdan küçük puntolarda yazılıydı ama bizim için kıymetli yorumlardı. Sonuçta her bir çocuk ve gençte büyük farkındalıklar yaratıp doyasıya eğlenmeyi ve öğrenmeyi başarmıştık.</span></p>
<h5><b>&#8216;Çocuklar Yaşadıkları Köyün Sınırlarını Aşıp İlk Defa Başka Bir Ülkeye Seyahat Şansı Buldular&#8217;</b></h5>
<p><b>Engelli bireylerle projeler yaptığınızı söylemiştiniz, nasıl bir faydası ya da etkisi var, engellilik üzerinden deneyimlerinizi paylaşır mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73955 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/diyarbakir-sinema-dernegi-1-640x427.jpg" alt="Diyarbakır Sinema Derneği" width="327" height="218" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/diyarbakir-sinema-dernegi-1-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/diyarbakir-sinema-dernegi-1.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 327px) 100vw, 327px" />Engelliler için katılım yasal olarak Birleşmiş Milletler sözleşmelerinde ayrıntılı yer alıyor ve yasal, kurumsal, örgütsel engellerin azaltılması çağrısında bulunuluyor. Ancak özellikle yerel seviyemizde, engelli insanlar zaten dışlama konusunda birçok deneyimle uğraşmak zorundalar. Hala mevcut engeller, önyargılar ve çekinceler var. Bu nedenle amacımız sosyal katılımı herkes için mümkün kılmak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Engelli ve engelsiz çocuklar ve gençler için kapsayıcı çalışmalar ve projeler üretiyoruz. Bu çalışmalara herkesin katılma hakkı vardır. Bireysel gençlerin özgüllüğünü vurgulamaya ve çeşitliliğe saygı duymaya, dışlamayı önlemeye ve sosyal katılım artışı için fırsatlar yaratmaya yardımcı olan yaratıcı alanlar yaratıyoruz. Yaratıcı sürecin bireyin bütünsel gelişimi üzerinde olumlu etkileri oluyor. Amaç &#8220;farklı olmayı&#8221; olumlu ve kabul edilebilir şekilde algılamaktır. Bireysel güçlü yönler özellikle yaratıcı çalışma alanında yaşanabilir. Projelerimiz, hem açık hem de grup şeklinde yaratıcı seçenekler sunuyor. Bölgedeki tüm çocuklar ve gençler yaratıcı teklife katılma şansına sahip oluyorlar. Herkes kişiliğini geliştirme, onu yaratıcı bir bağlamda yaşama ve kendini yeni ve farklı bir şekilde algılama fırsatına sahip oluyor. Bu çalışmalar ile yaşam alanımızı zenginleştirmek istiyoruz ve bu sayede engelli ve engelsiz bireylerin birlikte bulunduğu projeler yapıyoruz. 2016 yılında ‘İçselleştirme’’ konulu AB destekli Erasmus Plus projemizde çoğunluğunun işitme engelli öğrencilerinin oluşturduğu engelli ve engelsiz bireylerle Almanya ve Türkiye yolculuklarımız oldu. Projemiz kapsamında çocuklarımız yaşadıkları köyün sınırlarını aşıp ilk defa başka bir ülkeye seyahat şansı bulmuşlardı. Projemizde konuşulan 5 dil ve en az 5 din buluyordu, ama biz bunların tamamından ortak bir dil ve ortak bir din çıkarmayı başardık, iletişim kurduk. Proje sonunda beklediğimizin üzerinde bir etki ve yorumla karşılaştık. Değişimler gözle görülebilir ölçüdeydi, birçoğu köylerinden çıkmamış bireylerdi. Bu bizim için en heyecan verici projeydi. Sonraki yıl “kendini güçlendir, xwe hezdar bike, mach dich stak’ konulu Erasmus Plus projesiyle yeni bireylerle projelerimize devam ettik. Ama pandemi ile karşılaşınca Avrupa seyahatlerimiz durdu. Bu kez dijital platformda projelerimize devam etmeye başladık. Pandemiden bu yana yüzlerce genç ile çalıştık ve Almanya ile 5 dijital projeye imza attık ve hala devam etmekteyiz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/01/amacimiz-sosyal-katilimi-herkes-icin-mumkun-kilmak/">&#8216;Amacımız Sosyal Katılımı Herkes İçin Mümkün Kılmak&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Feminist Bakış, Spor Alanında da Yerini Genişletiyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/13/feminist-bakis-spor-alaninda-da-yerini-genisletiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2021 08:42:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Canan Koca]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[olimpiya oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73436</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Modern sporun, performans sporunun en önemli kurumsal ve evrensel organizasyonu olan Olimpiyat Oyunları'nın tarihi kadınlar için mücadele tarihidir." Hacettepe Üniversitesi Rekreasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Canan Koca ile birkaç gün önce biten Olimpiyatları merkeze alarak kadınların spor alanındaki mevcudiyetlerine cinsiyet eşitliği perspektifinden baktık. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/13/feminist-bakis-spor-alaninda-da-yerini-genisletiyor/">&#8216;Feminist Bakış, Spor Alanında da Yerini Genişletiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Canan Koca, sporda toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine akademik çalışmalar yapıyor. Sporun Toplumsal Cinsiyet Halleri kitabının editörü ve yazarlarından biri olan Koca, aynı zamanda Kadınlar için Spor ve Fiziksel Aktivite Derneği (KASFAD) başkanlığını yürütüyor. Ko</span><span style="font-weight: 400;">ca ile yeni biten olimpiyatlarda da zaman zaman gündeme gelen kadın spor</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">ulara yönelik </span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">insiyet eşitliği temelli ayrım</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">ılıklar, ülkemizde kadın spor</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">uların yaşadıkları sorunlar ve feminist politikada sporun yeri konularına değinen bir söyleşi gerçekleştirdik. </span></p>
<h5><b>&#8216;TOKYO 2020 Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin En Üst Düzeyde Sağlandığı Olimpiyat Oldu&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-73437 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/canan-koca.jpg" alt="canan koca" width="200" height="200" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/canan-koca.jpg 200w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/canan-koca-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 200px) 100vw, 200px" />Canan Koca spor dünyasının fiziksel güç, seyirci ilgisi, sponsorluk gibi ayrıştırıcı öğelerle erkeklerin öne çıkartıldığı bir alan gibi görünse de her alanda olduğu gibi spor alanında da toplumsal cinsiyet temelli eşitliğin mümkün olduğunu söyleyerek başlıyor sözlerine. Koca; </span><b>“</b><span style="font-weight: 400;">Spor tarihine baktığımızda, kadın sporcuların, kadın antrenörlerin ve kadın liderlerin hak temelli mücadelelerinin kazanımlarını görürüz. Modern sporun, performans sporunun en önemli kurumsal ve evrensel organizasyonu olan Olimpiyat Oyunları&#8217;nın tarihi kadınlar için mücadele tarihidir. Modern Olimpiyatlara kabul edilmeyen kadın sporcular, binlerce kadın seyircinin katıldığı kendi Olimpiyat Oyunlarını düzenlediler ve o dönemin Olimpiyat Komitesiyle yapılan müzakereler sorunu Olimpiyat Oyunları&#8217;nda yer aldılar. TOKYO 2020 toplumsal cinsiyet eşitliğinin en üst düzeyde sağlandığı Olimpiyatlar olarak kabul ediliyor.” dedi.</span></p>
<p><b>“Cimnastikçi Biles Örneği Sporun Sadece Fiziksel Güce Dayanmadığını Gösterdi”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Canan Koca, performans sporunu sadece fiziksel güce dayalı bir etkinlik olarak görmenin doğru olmadığını söylüyor ve savını güncel bir örnekle destekliyor: “TOKYO 2020 Olimpiyatlarında bazı aletlerden çekilen cimnastikçi Simone Biles’ın deneyimi, zihinsel sağlığın ve zihinsel gücün önemini ortaya koydu. Performans sporu çok geniş bir yelpaze, içinde satranç da yer alıyor dayanıklılık sporları da. Sportif başarının bileşenleri çok farklı, çeşitli ve dinamik. </span><span style="font-weight: 400;">Performans sporu, özellikle kurumsallaşmış spor çok güçlü tarihsel ve geleneksel bağıntılara sahip. Bu bağıntıların en önemli bileşeni sayısal ve kültürel erkek hegemonyası. İlişkili olduğu her sektör de aynı özelliğe sahip. Bu durum, kadın sporcuların başarılarını bir zamanlar bir mesele haline getirirken şimdi kadının güçlenmesinde ve toplumsal barışın sağlanmasında bir stratejik araç haline getiriyor.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Feminist Spor Bilimcilerin Katkısı Büyük&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de feminist kadın hareketi en güçlü ve etkili mücadelelerden birini yürütüyor. Canan Koca, “Türkiye’de sosyal bilimlerdeki nitelikli araştırmaların büyük bir bölümünün toplumsal cinsiyet çalışmaları alanında olduğunu söyleyebilirim” diyerek sporun toplumsal </span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">insiyet eşitliği mü</span><span style="font-weight: 400;">ca</span><span style="font-weight: 400;">delesinin gü</span><span style="font-weight: 400;">cü</span><span style="font-weight: 400;">ne vurgu yaptı. Ko</span><span style="font-weight: 400;">ca; </span><span style="font-weight: 400;">STK’lar, sivil girişimler, uluslararası kurumların (BM ve AB gibi), toplumsal barışın ve kalkınmanın sağlanmasında sporu bir araç olarak kullanmaya, kadının güçlenmesinde kadın spor liderlerini rol model olarak öne çıkarmaya başladıklarını belirtti. Üniversitelerdeki sosyal bilimcilerin de bir süredir araştırma gündemlerine sporu almaya başladıklarına değinen Koca, &#8220;Feminist spor bilimcilerinin yaptıkları nitelikli araştırmalar ve diğer disiplinlerle işbirlikleri sosyal bilimlerde sporun önemli bir alan olmasına yol açtı. Bilimsel bilgi temelli politika üreten KASFAD’ın düzenli olarak yayınladığı araştırma raporlarının, düzenlediği kadın ve spor çalıştaylarının ve KASFAD üyelerinin farklı platformlarda faaliyet göstermeleri feminist politikada artık sporun da yer almasını sağladı” dedi. </span></p>
<h5><b>&#8216;Sporda Kadın Bedeni Özellikle Kıyafet Kodlarıyla Düzenlenmeye Çalışılıyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73438 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/sporun-toplumsal-cinsiyet-halleri.jpg" alt="sporun toplumsal cinsiyet halleri" width="420" height="272" />Son aylarda basına yansıyan birkaç haberle birlikte kadın sporcuların bedenlerinin cinselleştirilmesinden duydukları rahatsızlık gündeme geldi. Norveçli plaj voleybolu takımının regl dönemlerinde ve hareketlerinde daha rahat olma isteklerinin yanında </span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">insel obje olarak görünmelerine sebep olduğunu söyledikleri bikini altı yerine şort giyme talepleri oldu. </span><span style="font-weight: 400;">Almanya’da da kadın jimnastikçiler, cinsel obje olarak algılanmalarına neden olduklarını düşündükleri için mayo giymeyi reddettiler. Bu haberleri değerlendiren c</span><span style="font-weight: 400;">anan Ko</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">a spor alanının değiştiğini, </span><span style="font-weight: 400;">otoriter, baskıcı, ayrımcı spor kültürüne karşı özellikle kadın sporcuların artık sesleri yükselttiklerini söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geleneksel antrenör merkezli-başarı merkezli spor anlayışından ziyade sporcu merkezli bir anlayışın daha çok kabul görmeye başladığını söyleyen Koca, kadın sporcuların yeni anlayışa önderlik ettiğini belirtti: “Bu değişimi özellikle cimnastik alanında, Larry Nassar vakası sonrasında gözlemlemeye başladık. ABD cimnastiğinin en önemli kadın sporcuları, takım doktorlarının sistematik olarak cinsel tacizine maruz bırakıldıklarını tüm dünyaya haykırdılar ve oyunun kuralları değişmeye başladı. Performans kültürünün korku ve sessizlik kültürü olduğu ortaya çıkınca sporcunun güçlenmesine yönelik bir anlayış ortaya çıktı. Bazı ülkelerin cimnastik federasyonları kadın sporcuları tüm bedeni örten mayo giyebileceklerini resmi olarak ifade ettiler. Alman cimnastikçilerin uzun mayo giymeleri bu dönemin bir uzantısıdır. Genel olarak şunu söyleyebilirim; sporda kadın bedeni özellikle kıyafet kodlarıyla düzenlenmeye çalışılmaktadır. Bazıları kadınları daha gevşek kıyafetlerle bedenini gizlemeye çalışırken bazıları, ki çoğunluk bu, cinselliği ön plana çıkartmaya çalışıyorlar. Kadın ve spor örgütleri cinsiyetçi kıyafet kodlarının kaldırılması için lobi çalışmaları yürüttüler ama şu bir gerçek ki kadın sporcular bu mücadeleyi yürüttüklerinde etki gücü çok yüksek oluyor.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Muhafazakar Söylemlerin Azaldığını Düşünüyorum&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/KASFAD-2020-raporu.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-73439" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/KASFAD-2020-raporu-640x668.jpg" alt="KASFAD" width="374" height="390" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/KASFAD-2020-raporu-640x668.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/KASFAD-2020-raporu.jpg 981w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" /></a>Olimpiyatlarda kadın milli voleybol takımıyla ilgili sosyal medyada görülen bazı paylaşımların kadın bedenine ve kıyafetlerine yönelik olması tepki çekmişti. Muhafazakar bakış açısının özellikle kadın sporcu bedenini her zaman merceğine aldığını söyleyen Ko</span><span style="font-weight: 400;">ca,</span><span style="font-weight: 400;"> eski milli sporu olarak deneyimlerinden de yola çıkarak görüşlerini paylaştı: “Eski bir milli sporcuyum. Atletizm pistinde kısa tayt giymeme izin verilmeyen bir spor camiasındaydım. Kişisel olarak mücadelemin ekseninde bu bakış açısından ziyade değişimi, dönüşümü ve mücadeleyi görebilen, yücelten bakış açısı yer alıyor. Ve bu bakış açısının çok güçlü olduğunu deneyimliyorum. 10 yıl önce Ankara’da düzenlenen Yıldız Kızlar Voleybol Dünya Şampiyonası&#8217;nda kadın sporculara yönelik muhafazakar söylemler çok daha fazla gündemdeydi. Şimdi daha az olduğunu düşünüyorum” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Canan Kaya, IAPESGW’de uzun yıllar yönetim kurulu üyeliği yapmış. Olimpiyatların sadece performans sporunun değil rekreatif sporun da lokomotifi olduğunu ifade eden Koca, Uluslararası Olimpiyat Komitesinde (IOC) kadın ve spor komisyonu olmasının faydasına vurgu yaptı: “O komisyonla birlikte ciddi bir kadın ve spor lobisi var dünyada. Çok güçlü mücadele yürütüyorlar yıllardır. Dünyanın en eski kadın ve spor örgütü olan IAPESGW’de 8 yıl yönetim kurulu üyeliği yaptım ve uluslararası kadın ve spor politikalarının geliştirilmesinde aktif rol aldım. Bu mücadelenin nasıl bir zorluğu ama güçlü bir etkisi olduğunu görebiliyorum. Yıllar yıllar önce Olimpiyatlar denince aklımıza daha çok sportif başarı geliyordu, şimdi kadın sporcuların mücadeleleri ve toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları akla geliyor. Olimpik kadın sporcular dünyanın en büyük spor markaları (Nike) ile sponsorluğunu sonlandırıyor ve sportif başarıdan ziyade kadınlık deneyimini (annelik gibi) de sponsorluk anlaşmalarına ekleyen daha küçük spor markalarıyla çalışmaya başlıyorlar. Bu gelişmeleri Olimpik gündem sebebiyle daha çok duyuyoruz.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Kadın Sporcularla Spor Alanının Aktörlerini Bir Araya Getiriyoruz&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">KASFAD’ın da başkanlığını yürüten Koca dernek olarak kadın sporcularla spor alanındaki aktörleri bir araya getiren çalıştaylar düzenliyor. Koca, öncelikle kadın sporcuların önündeki engelleri özetliyor: “Kadın sporcuların karşısında birbiriyle ilişkilenen bireysel, sosyal, kültürel ve politik engeller var. Kültürel olarak; performans sporunun erkeklerle özdeşleştirilmesi, özellikle güreş, futbol ve halter gibi sporların kız çocukları için uygun görülmemesi sebebiyle aileler kızlarını spora göndermiyor. Bireysel olarak; kız çocukları da kendilerini yetersiz görebiliyorlar. Politik olarak; spor kurumları toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşıma sahip olmadıkları için kadınlara ve kız çocuklarına yönelik fırsatlar, kaynaklar sınırlı kalıyor.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koca KASFAD olarak Türkiye’de ilk defa kadın ve spor alanının aktörlerini bir araya getirerek Kadın ve Spor Çalıştayları düzenlediklerini söyledi ve çalışmaları hakkında bilgi verdi: “Düzenlediğimiz çalıştayda spor kurumları, sporcular, antrenörler, yöneticiler, akademisyenler, sponsorlar, medya çalışanları ve STK’lar bir araya geliyorlar. Covid-19 salgını sebebiyle 2020 Çalıştayımızı yapamadık ama o bizim vazgeçilmezimiz. Kadın ve spor alanında faaliyet gösteren kurumlara, sporda toplumsal cinsiyet eşitliği danışmanlığı yapıyoruz, spor yoluyla kadınların ve kız çocuklarının güçlenmesini hedefleyen eğitim programları geliştiriyoruz. Türkiye’de spor alanında güvenilir ve güncel veri sorunu var. KASFAD olarak her yıl sporda toplumsal cinsiyet eşitliğini izleme çalışması yürütüyoruz. İzleme raporları yayınlıyoruz. İlk yıllarda spor ve fiziksel aktivite faaliyetleri, atölyeler düzenliyorduk, başarılı kadın sporcuları, antrenörleri okullarda çocuklarla buluşturuyorduk. Fakat son yıllarda bu tür uygulamaları gerçekleştiren iyi STK’lar var, güzel projeler yapıyorlar. Bizim yörüngemizi daha çok araştırma, eğitim ve politikalar oluşturuyor.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/13/feminist-bakis-spor-alaninda-da-yerini-genisletiyor/">&#8216;Feminist Bakış, Spor Alanında da Yerini Genişletiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına Toplumsal Cinsiyet Odaklı Yaklaşmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/30/bm-2030-surdurulebilir-kalkinma-amaclarina-toplumsal-cinsiyet-odakli-yaklasmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2021 13:45:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Kalkınma ve Girişimcilik Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73097</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürdürülebilir Kalkınma ve Girişimcilik Derneği, BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifi ile değerlendirmek amacıyla aktivistlerin, sivil toplum temsilcilerinin, özel sektörün ve konu ile ilgili herkesin katılımına açık bir program düzenliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/30/bm-2030-surdurulebilir-kalkinma-amaclarina-toplumsal-cinsiyet-odakli-yaklasmak/">BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına Toplumsal Cinsiyet Odaklı Yaklaşmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) 17 hedefi ve bu hedeflerin altında yer alan 169 amacı kapsıyor. Bu amaçla oluşturulan yol haritasındaki temel prensiplerden biri ilerlerken kimseyi geride bırakmamak, yani fırsat eşitliğini sağlamak. Bu nedenle cinsiyet eşitliğinin sağlanması, 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacının ayrılmaz bir parçası olarak görülmekte.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sürdürülebilir Kalkınma ve Girişimcilik Derneği, BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifi ile değerlendirmek amacıyla </span><b>Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Kurucusu/ Doktorant Ayşe Kaşıkırık’ın kolaylaştırıcılığında</b><span style="font-weight: 400;"> aktivistlerin, sivil toplum temsilcilerinin, özel sektörün ve konu ile ilgili herkesin katılımına açık olan programa davet ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başvuru formu için<a href="https://docs.google.com/forms/d/1crFcvHQlquHP-PxkeDFWPQI3SdgK6OV3IwaR5X4jisw/viewform?edit_requested=true" target="_blank" rel="noopener"> tıklayınız.</a></span></p>
<h5><b>Program </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Başlık: BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına Toplumsal Cinsiyet Odaklı Yaklaşmak</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuk: Doktorant Ayşe Kaşıkırık</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarih: 8 Ağustos 2021 Pazar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Saat: 20.00- 21.30</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yer: Zoom (Katılım bilgileri katılımcılara mail olarak gönderilecektir)</span></p>
<p><b>Son Başvuru Tarihi: 6 Ağustos 2021</b></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/30/bm-2030-surdurulebilir-kalkinma-amaclarina-toplumsal-cinsiyet-odakli-yaklasmak/">BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına Toplumsal Cinsiyet Odaklı Yaklaşmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Toplum, Medya ve Sponsorların Kadın Sporcuya Bakışını Değiştireceğiz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/27/toplum-medya-ve-sponsorlarin-kadin-sporcuya-bakisini-degistirecegiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2021 10:31:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Küçükyalçın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sporcular]]></category>
		<category><![CDATA[Sporda Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72970</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Sporda kadın derken aslında kadınların daha fazla spor yapmasından önce eşitliği işaret ediyorum." Kendisi de amatör olarak sporla ilgilenen Esra Küçükyalçın ile sosyal medya ve web sitesi üzerinden kadın sporcuları görünür kıldığı ve birlikte dayanışmaya davet ettiği Sporda Kadın girişimi üzerine konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/27/toplum-medya-ve-sponsorlarin-kadin-sporcuya-bakisini-degistirecegiz/">&#8216;Toplum, Medya ve Sponsorların Kadın Sporcuya Bakışını Değiştireceğiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı&#8217;nın Olimpiyatlarda aldığı başarılı sonuç sonrasında sosyal medyada çıkan cinsiyetçi ve muhafazakar görüşlü tartışmalar gündemi işgal ederken kadın sporcuları daha görünür kılmayı amaç edinen girişimler de çalışmalarını sürdürüyor. Bu girişimlerden biri de Sporda Kadın. Pilates antrenörlüğü yapan, tenis, bisiklet gibi sporlarla ilgilenen Esra Küçükyalçın, kadınların spor yapmasına yönelik toplumda halen var olan negatif algıya, medyanın cinsiyet ayrımcılığı temelli yayınlarını sürdürmesine ve kadınların erkek sporcular gibi sponsor gelirleri elde edememesi gibi dezavantajlara karşı Sporda Kadın girişimini kurmuş. Sporda Kadın sosyal medya ve web sitesi üzerinden yaptığı yayınlarla sporcu kadınların görünürlüğünü artırmayı, medya ve toplumdaki ayrımcı tutumu değiştirmeyi hedefliyor. </span></p>
<p><b>Sporda Kadın girişimi fikri nasıl doğdu? Neler amaçlıyorsunuz ve halihazırda neler yapıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72974 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/esra-kucukyalcin-640x640.jpg" alt="Esra Küçükyalçın" width="231" height="231" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/esra-kucukyalcin-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/esra-kucukyalcin-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/esra-kucukyalcin-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/esra-kucukyalcin.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 231px) 100vw, 231px" />Amatör olarak koşu ve tenis ile ilgilendim, pilates antrenörüyüm ve bazı kadın derneklerinde aktif rol alıyorum. Boğaziçi Üniversitesi’nde Dijital Pazarlama eğitimi aldım. Etik ve İtibar Derneği’nde ve Yapı Kredi Bankası’nda yıllarca çalıştım. Bir gün abimin “Neden spor ve kadın konularını bir araya getirmiyorsun?” demesiyle aklıma geldi. Ama beni boş verin, benim bir derdim var, o yüzden size Sporda Kadın’ı anlatayım. Spor denilince Türkiye’de akla ilk erkek futbolu geliyor. Onun dışında etrafta duymadıkça insanların da aklında yer etmiyor. Bu algıyı değiştirmek ve farklı sporlardan da bahsedebilmek, halkın da kendi arasındaki konuşmalarda bahsetmesini ya da izlemeye gitmesini sağlamak gerekiyor. Bunun için de medyaya (geleneksel ve sosyal) çok fazla iş düşüyor. Magazin yerine spor konuları işlendikçe, sadece şarkıcılardan değil sporculardan da kendi aramızda konuşuruz, merak ederiz. Keşke tabii rakamlarla konuşabilsek ama bu tip araştırmalar maalesef yetersiz. Mayıs ayında yaptığım minik bir araştırmadan bahsetmek istiyorum. Örneklem olarak ünlü spor yayıncılarının Instagram hesaplarını inceledim. Haberlerin kadın sporcularla ilgili olanlara oranı şöyle: </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Sporx: Yüzde 0 yani mayıs ayında yaptığı paylaşım sayısı ortalama 35’lerde ve hiçbirinde kadın sporculardan bahsetmemiş.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Fotomaç: Yüzde 1</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Spor Arena: Yüzde 0,3</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Bein Sports: Yüzde 0,3</span></li>
</ul>
<p><b>Türkiye’de spor denilince akıllarda beliren, cinsiyet ayrımcılığı temelli algıyı nasıl değerlendirirsiniz?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72975 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/medyada-kadin-sporcular-640x640.jpg" alt="medyada kadın sporcular" width="329" height="329" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/medyada-kadin-sporcular-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/medyada-kadin-sporcular-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/medyada-kadin-sporcular-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/medyada-kadin-sporcular.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 329px) 100vw, 329px" />Sporda kadın derken aslında kadınların daha fazla spor yapmasından önce eşitliği işaret ediyorum. Sporla ilgilenmek isteyen kadınların olumsuz görüşler aldığı, engellendiği vakalar hala yaşanıyor. Daha yeni yaşadığımız hentbolcu Merve Akpınar olayı var. Şort giydiği için yaşadığı sıkıntıları anlattığı video gündem oldu. Başka çok örnek var. Beni arayarak “Abla futbolcuyum ama ailem antrenmana katılmama izin vermediği için antrenmanlarımı evde yapıyorum” diyen sporcular var. Cinsiyet temelli ayrımcılığı toplumsal yargı kalıplarında görebiliyoruz. Bir anda değişmesi de imkansız. Cinsiyetçi yapı sadece Türkiye’de değil dünyada da var. Artı sadece sporda değil tüm sektörlerde var. Bu dönem kadınların özgürlük için savaştığı bir dönem. Şu anda tabii çırpınarak bir şeyler yapmaya çalışsak da zamanla olumsuz bilinci tamamen değiştirmek gerekecek. Kadın sporcuları bir araya getirmek ve sponsorlara hangi sporcunun nerede eksiği var, anlatabilmek istiyorum. Sporcularla olan yakın temasımdan dolayı sorunlardan haberdar oluyorum. </span></p>
<p><b>Bu noktada spor medyasına, devlete ve sivil toplum tarafındaki ilgili kurumlara ne gibi görevler düşüyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bana kalırsa en büyük görev bu bahsettiğiniz üçüne de düşmüyor. En büyük görev halka düşüyor. Çünkü bunların üçünde de inanılmaz derecede siyaset var. Aslında halkın siyaset dışında da bir araya gelebilmesi gerekiyor. İnandığınız ortak düşüncelerde de bir araya gelebilirsiniz, bunun politika olması gerekmiyor. Tabii ki herkesin kendine göre oy kullandığı bir parti var. Kimisi şortla kimi kapalı kıyafetle spor yapar. Yeni nesil artık farklı düşünüyor. Politikacılar herkesin kendi özgürlüğüne “zaten” saygı duymalı artık başka şeyler konuşalım diye düşünüyorlar.  </span></p>
<p><b>Toplumsal cinsiyet eşitliği, etkisini günden güne genişleten, kazanımların da görülmeye başlandığı bir alan. Türkiye’de sporda cinsiyet eşitliği özelinde yapılan çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Son zamanlarda hayata geçirilmiş projeler arasında yarattığı etki olarak örnek gösterebilecekleriniz oldu mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapılan araştırmaları yakından takip ediyorum. En öne çıkan KASFAD (Kadınlar için Fiziksel Aktivite Derneği) tarafından her yıl yayınlanan cinsiyet eşitliği raporu, çok faydalanıyorum. Tabii aldıkları rakamlar, resmi mercilerden oluyor. Ancak resmi mercilerde detay rakamlar olmayınca da detaylandırılabilecek bulgulara ulaşmaları zorlaştırıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı şekilde Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Spor Kurumu Rehberi’ni inceledim ve kıymetli olduğunu düşünüyorum. Zaten yayınlandıktan sonrasında oluşturulan ve Fenerbahçe Spor Kulübü ile HeForShe‘nin düzenlediği çalıştayda da kıymetli insanlar arasında yer aldım. Spor kurumlarının bahsi geçen rehberi içselleştirmesi konusunda da iş birliğine devam edeceğim. </span></p>
<h5><b>&#8216;Z Kuşağı Kadın Sporcuları Rol Model Alıyor&#8217;</b></h5>
<p><b>Özellikle Youtube yayınlarınızla kadın sporcuların görünürlüğünü artırmak için değerli bir görev üstleniyorsunuz. İçeriklerinizi nasıl belirliyorsunuz? Daha çok hangi videolar ilgi görüyor? Çok konuşulan Z kuşağına ulaşabildiğinizi düşünüyor musunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72976 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/sporda-kadin.jpg" alt="Sporda Kadın" width="270" height="270" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/sporda-kadin.jpg 576w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/sporda-kadin-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 270px) 100vw, 270px" />Aslında Youtube’dan çok Instagram’da ve web sitesinde aktifim. Çünkü Instagram’da etkileşebiliyoruz sporcularla. Dijitalin yapısı gereği de haberler artık oralarda yer alıyor. Youtube‘ta yer alan en çok A Milli Futbol Takımı, Koç Üniversitesi Buz Pateni, Yeditepe Üniversitesi Flag Futbol gibi içerikler ilgi çekti. Buradan da Z kuşağının bu içerikleri sevdiğini anlıyorum. Videolara yaptıkları “Ben de sizin gibi olacağım” yorumları beni daha da sevindiriyor. Ayrıca Wikimedia’da sporcularla ilgili bilgileri güncelleyen ekipte gönüllü olarak yer alıyorum ve tanıtıyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sporcu kadınların “Bizi bir araya getirmelisin” demeleri beni de cesaretlendiriyor. Şöyle bir sıkıntı var; kaynaklar sınırlı. Bu da kaynak yaratmanın gerekliliğini ortaya koyuyor. Kız çocuklarının heyecanı tam anlamıyla yaşayabilmeleri için rol modelleri ile bir araya gelmeleri, tanışmaları, fiziken yaklaşmaları ve yakından görmeleri gerekiyor. Umarım etkinliklerle daha fazla kız çocukları ve genç kızlara ulaşacağımız yol olacak.</span></p>
<p><b>Kadın sporcular kendi temsillerine, görünürlüklerine ne kadar emek veriyor?  Özelikle dijital dünyanın sunduğu olanaklara bakınca görünür olmak, ses çıkarmak eskiye göre daha kolay. Bu noktada kadın sporculara düşen görevler neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda şöyle bir eleştirim var. Kadın sporcularla ilgili haber yapabilmek için onlarla ilgili bilgiye ihtiyacım var. Tabii buna da sosyal medyalarından ulaşabiliyorum. Habercilik evrim geçiriyor, fark ettiyseniz TV&#8217;ler de bile artık birisiyle ilgili haber yapacakları zaman kişilerin sosyal medyalarına bakıyorlar. Bu yüzden kadın sporcuların sosyal medyayı çok efektif olarak kullanmaları gerekiyor, bu şekilde seslerini daha yüksek çıkarabilirler. Sosyal medya kullanımı konusunda <a href="https://spordakadin.net/" target="_blank" rel="noopener">web sitemizdeki</a></span><span style="font-weight: 400;"> iletişim bilgilerinden bize de danışabilirler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca Olimpiyat Komitesinin sporcular için nasıl sosyal medyayı kullanma için yayına başlamıştı. Devamı gelmedi ama <a href="https://akademi.olimpiyat.org.tr/sosyal-medya-kullanimi-1/" target="_blank" rel="noopener">bu siteden bilgi almak yine de mümkün.</a></span></p>
<p><b>Kadın sporcular ve spor kulüpleri, sponsor bulmakta hangi zorluklarla karşılaşıyorlar? Özellikle bireysel sporlarla ilgilenenler, sponsorlara ulaşmak için hangi yolları izlemeli? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sporda Kadın büyüdükçe yani bir zaman sonra Sporda Kadın’a başvurmaları yeterli olacak. </span><span style="font-weight: 400;">Şu anda ise sponsorların ilk baktığı şey takipçi sayısı oluyor. Buna göre bütçelendiriyorlar. Ne kadar takipçilerini arttırırlarsa o kadar ön plana çıkıyorlar. Sporcular da biz influencer değiliz diye düşünüyorlar. Ayrıca bir de sponsor var. Uluslararası arenada şampiyonlukları olan bir sporcuysanız bilindik marka ile çalışma şansınız çok yüksek. Diğer sponsorlar içinse kendiniz içerik üretmeniz gerekiyor. Influencerların yöntemleri de birkaç uygulama üzerinden sponsorların verdiği dağıtmak şeklinde oluyor. Ya da ajanslarla çalışarak post başına ücret alabiliyorlar.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/27/toplum-medya-ve-sponsorlarin-kadin-sporcuya-bakisini-degistirecegiz/">&#8216;Toplum, Medya ve Sponsorların Kadın Sporcuya Bakışını Değiştireceğiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Eşitlik Birimleri Mevcut Durum Analizi” Yayımlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/18/esitlik-birimleri-mevcut-durum-analizi-yayimlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2021 14:15:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[CEİD]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitlik Birimleri Mevcut Durum Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71679</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği tarafından hazırlanan “Eşitlik Birimleri Mevcut Durum Analizi” raporu yayımlandı. Raporda, belediye içerisinde toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik çalışmalar yapmak ve belediyenin idari sınırları içinde toplumsal cinsiyet eşitliğini yerleştirmek üzere, son 10 yılda kurulmuş olan eşitlik birimleri odak noktasına alındı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/18/esitlik-birimleri-mevcut-durum-analizi-yayimlandi/">“Eşitlik Birimleri Mevcut Durum Analizi” Yayımlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5 style="font-weight: 400;"><strong>1390 Belediyenin Yalnızca 34’ünde Eşitlik Birimi Bulunuyor</strong></h5>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye’de 30’u büyükşehir belediyesi olmak üzere 1390 belediye bulunuyor. Bu belediyelerin yalnızca 34’ünde Eşitlik Birimi var. Raporda, eşitlik birimlerinin kurumsal yapılanmalarına biraz daha yakından bakılması hedeflenmekte ve eşitlik birimlerinin bu işlevlerini ne kadar yerine getirebildikleri değerlendirilmekte. Eşitlik birimlerinin mevcut durumunu ortaya koymak, belediyelerde toplumsal cinsiyet eşitliğinin yerleşmesi için nasıl bir yol izlenebileceğine dair ipuçları da veriliyor.</p>
<h5 style="font-weight: 400;"><strong>Belediyelere Bağlı Bulunan Sığınmaevi Sayısı 32</strong></h5>
<p style="font-weight: 400;">Belediyelerin, kamu politikalarının üretiminde etkili ve sorumlu birimler olmaları sebebiyle hem temel belgeleri toplumsal cinsiyet eşitliği çerçevesinde incelendi; hem de kadınlar, çocuklar, engelli bireyler ve yaşlı bireyler başta olmak üzere dezavantajlı konuma itilmiş, kırılgan gruplara yönelik hizmetlerine bakıldı. Belediye bünyesinde bulunan sığınmaevi ve Kadın Danışma Merkezi hizmetleri, bu kapsamda özellikle değerlendirildi. Türkiye’de 1390 belediyeye bağlı bulunan sığınmaevi sayısı 32 ve bu sığınmaevlerinin 10’u Büyükşehir Belediyelerine bağlı olarak hizmet vermekte. 10 adet Kadın Danışma Merkezi de yine büyükşehir belediyelerine bağlı hizmet sunuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği tarafından uygulanan CEİDizler Projesi kapsamında hazırlanan “Eşitlik Birimleri Mevcut Durum Analizi” raporuna ulaşmak için lütfen <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/ceid-esitlik-birimleri-mevcut-durum-analizi/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/18/esitlik-birimleri-mevcut-durum-analizi-yayimlandi/">“Eşitlik Birimleri Mevcut Durum Analizi” Yayımlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Sözleşmesi, Sayılar ve İpin Diğer Ucu </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/21/istanbul-sozlesmesi-sayilar-ve-ipin-diger-ucu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökçe Bayrakçeken Tüzel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 May 2021 10:27:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkek akıl]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddetle mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70290</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada erkek akıl “aman şiddetle mücadele edelim de bu ipin diğer ucundaki eşitsizlikler konu edilmesin” diyor sanki. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak için sunulan her gerekçe, cinsiyet eşitliğinin mümkün ve uygun olmadığı ve kurulmasına izin verilemeyeceğinin ilanıdır aslında.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/21/istanbul-sozlesmesi-sayilar-ve-ipin-diger-ucu/">İstanbul Sözleşmesi, Sayılar ve İpin Diğer Ucu </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Ölüyor, ölüyoruz… Ama bu, bir türlü yeterince büyük bir sorun olarak görülmüyor.</b> <span style="font-weight: 400;">Sadece ölmekle kalmıyor, yaşıyor ama ölmekten beter oluyoruz. Öleyazıyoruz. Yaşam alanlarımız ölüyor. Ya da kendi benliğimizi öldürüyoruz. Bunu da pek azımız anlıyor. Pek azımız, anladıklarını anlatabiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaman zaman gerçekleştirdiğim eğitimlerde soruyorum:  </span><b>“Son bir yılda medya ve benzeri araçlarla tespit edilip, veri haline gelebilmiş kadın cinayetlerinin sayısını tahmin edebiliyor musunuz?”</b><span style="font-weight: 400;"> Her yıl eğitimlere katılanların yaptığı tahminlere ilişkin sayılar artıyor. Gerçek sayıların çok üstünde tahminler yürütülüyor, gerçek sayıları söylediğimde ise </span><b>“Haaa! Aaa! O kadar mıymış? Ben çok daha fazla olduğunu düşünmüştüm,”</b><span style="font-weight: 400;"> gibi tepkiler alıyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ya öldürülenleriz ya da şiddetin türlü biçimlerini deneyimleyerek hayatta kalanlarız. Biz, mevcut cinsiyet rejiminin caiz gördüğü yaşamı deneyimlerken hayatta kalan ya da kalamayanlarız. Sayıların biçim bulduğu grafiklerdeki ikonlar değiliz. Ne şiddet araştırmalarının ne de medya taramalarının “artan sayılar”ıyız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama ölmemiz ya da  hayatta kalmamız, sayılar daha da artmadıkça insanların iştahını kabartmıyor, ilgisini çekmiyor ya da tartışmaya değer bir konu olarak görülmüyor. Arkadaşların neşeli kahvaltı sofralarını, kedilerin komik görüntülerini, çiçek açan kaktüsleri, birkaç sloganı, birkaç ekonomi haberini ardı arkasına sıralayan sosyal medya hesaplarında, bir kısa cümle olarak kalıyor. </span></p>
<p><b>Ya da kamunun “maliyet” hesaplarında bir masraf kaleminin sayıları oluyor ölümlerimiz, hayatlarımız… </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası bir toplantıda, kamu yetkililerine yönelik bir sunumda, şöyle bir ifade kullanıldığını hatırlıyorum: “Kadına yönelik şiddetin bütçeye getirdiği maliyet filanca dolar.”  Bu “önemli” görülüp vurgulanan filanca dolarlık  maliyeti duyunca şöyle mi dememizi bekliyorlar acaba: Aman tanrım ne kadar da çok! </span></p>
<p>Kadına yönelik şiddetin maliyet sayılarına bir de şunları ekleyelim:<span style="font-weight: 400;"> Şiddet görünce kadınlar çalışamıyor, üretemiyor, hastane ve tedavi masrafları da cabası. Eh, bir de boşanma girince işin içine, yük iyice artıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Demek ki, bir de kamusal sorumlulukları tam olarak yerine getirmeye kalksak, maliyetler ne kadar yükselecek? Koruyacaksın, önleyeceksin, bunun rehabilitasyonu var; soruşturması, cezalandırması var. Bir de ceza alana  cezaevinde bakacaksın. Ekonomiyi epeyce canlandırır, ama masrafı da çok. En iyisi biz buna engel olalım.</span><b> </b></p>
<p><b>Acaba maliyetleri düşürürsek devam etme imkanımız olabilir mi?</b><span style="font-weight: 400;"> Bir dolar olsa maliyet çok da sorun olmaz sanki? O zaman mücadeleyi bırakabiliriz? Bu yıl kaç cinsiyet temelli cinayeti  karşılayacak kadar bütçemiz var? Ölümle sonuçlanması maliyeti düşürür mü, artırır mı ne dersiniz?  </span></p>
<h5><b>Dayanışma Yaşatır!</b></h5>
<p><b>Hangi hesaplama şiddet hakkındaki yargılarımızı değiştirebilir ki?</b><span style="font-weight: 400;"> Bu derin etik hataya karşı çıkınca da yanıt olarak “Kurumsal yapılar bu tür perspektiflerden anlar” diyorlar. Ne kadar da yanılıyorlar! Kamu kurumları ve çalışanları da en nihayetinden cinsiyet temelli şiddeti fiilen deneyimleyen bireylerden oluşuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ve herkes gibi onların da şunu duymaya ihtiyacı var:</span></p>
<p><b>Bir kişi daha eksilmeyeceğiz!</b></p>
<p><b>Kirpiğiniz yere düşmeyecek!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Nasıl olur peki bu? Yolu yöntemi nedir?” diyenlere dünya kadınlarının net bir yanıtı var: </span><b>İstanbul Sözleşmesi.</b> <span style="font-weight: 400;">İstanbul Sözleşmesiyle, 20 yıldan fazladır döktüğümüz dil duyulur oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2011 yılında uygulanmaya başlamadan çok önce, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW) komitesinin kapısını raporları ile aşındıran dünya kadınlarının çabaları aşama aşama sonuç verdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların taleplerini güvence altına alan ve temel insan hakları çerçevesi içinde yer bulmasını sağlayan gücün iki önemli kaynağı var. Biri kadınların ataerkil toplum düzeni içinde maruz kaldıkları ortak tahakküm deneyimi, diğeri ise bu tahakkümle ancak birlikte mücadele edebileceklerini keşfedip öğrendikleri dayanışma deneyimleri. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklılıklarımızı nerelerde gözetip, ortaklığımızı nerede ve nasıl kuracağımızı birbirimizle de çarpışa çarpışa öğrenmişiz bunca yıldır.  Ayrışıp birleşmeyi, birleşip ayrışmayı bir zaaf değil bir potansiyele çevirmişiz. Nasıl ayrışıp nasıl birleşebildiğimizi herkesten iyi biz biliriz yine. O yüzden, başkaları değil, bunu en iyi yine biz yapabiliriz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler (BM) düzeyindeki dokuz temel insan hakları sözleşmesinden biri olan CEDAW, ana metni içinde şiddet konusuna yer vermemişti. Yine kadınların çabaları sayesinde bu büyük sözleşmedeki bu eksiklik önce 1989 yılında 12 no’lu, sonra 1992 yılında 19 no’lu genel tavsiye kararları ile giderildi. Ardı arkası kesilmeyen bu talep, yani toplumsal cinsiyet temelli ve kadınlara yönelik şiddetle mücadele talebi, İstanbul Sözleşmesi ile güvence altına alındı.</span></p>
<p>Basitçe bir tarih değil bu. Bu hikaye aslında bize başka bir şey anlatıyor. <span style="font-weight: 400;">“İstanbul Sözleşmesi yaşatır” da, başka ne yaşatır biliyor musunuz? </span>Dayanışma.<span style="font-weight: 400;"> Bu hikaye işte bunu anlatıyor. Bu mücadelenin ana sahiplerinin en başından beri  bizler olduğunu anlatıyor. </span>İstanbul Sözleşmesi işte bu kadın dayanışmasının başarabileceklerinin büyük bir örneği.</p>
<p><b>Ve neden vazgeçmiyoruz biliyor musunuz?</b> <span style="font-weight: 400;">Çünkü </span><b>şiddetle mücadele etmekte samimi, etkili ve gerçekçi adımlar atmaya niyetlenen bir kamu otoritesinin  bu sözleşmeden çıkması için hiçbir sebep olmadığını biliyoruz.</b><span style="font-weight: 400;">  İster muhafazakar olsun ister liberal, ister ilerici olsun ister gelenekçi, her devlet yapısının bütün dünyada şiddetle mücadele bu sorumluluğunu üstlenmesi gerekir. İstanbul Sözleşmesi, kamu otoritelerine bu sorumluluğu ne şekilde üstleneceğini, şiddetle nasıl mücadele edilebileceğini  tüm boyutları ile anlatır. </span></p>
<p>Cinsiyet temelli ve kadınlara yönelik şiddetle mücadele, devletler bunu kamusal bir yükümlülük olarak görmeden ve bu kamusal yükümlülüğü üstlenme gereği, 1993 yılında Viyana konferansında dile getirilmeden çok önce de vardı.<span style="font-weight: 400;"> Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ndeki cinsiyetçi dilin dönüştürülmesine de, kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesinin oluşmasına da, İstanbul Sözleşmesi’ne de bu dayanışma temel oluşturdu. Sonra da sahip çıktı. Gene de çıkar. </span></p>
<h5><b>İstanbul Sözleşmesi Bir İlk Değildi, Son da Olmayacak</b></h5>
<p><b>Sığınma evinde çalıştığım zamanları hatırlıyorum. Bir ağaç resmi yapalım istemiştim duvara. Kocaman bir ağaç, dalları gövdeden çıkarken her soruna bir çözümle çıksın.</b><span style="font-weight: 400;"> Ekonomik gelir, eğitim, maddi destek, sağlık, güvenlik, barınma, güçlenme diye dalları olsun. Sonra o dallar bir sürü kamusal hizmete, bir sürü sivil toplum desteğine, bir sürü çözüm yöntemine ilişkin küçük küçük başka  dallara ayrılsın. Dalların uçlarında, isimleri güçlenme, özgürlük, güven, mutluluk, sağlık, birliktelik, sevgi olan çiçekler ya da meyveler olsun. Kadınlar sığınağa girdiklerinde önce o güzel ağacı görsün. Sonra koridordan gelip geçtikçe gözlerine takılsın ağaç. Karşısına geçip düşünsünler, kendileri için dallar seçsinler. Hepimize oksijen versin, ferahlık versin, güç versin istemiştim. </span></p>
<p><b>İşte İstanbul Sözleşmesi de öyle bir ağaç gibi benim için. Ama şimdi biri o ağacı yakmış, kökünden kesmiş sanki.</b><span style="font-weight: 400;"> Sanki onunla birlikte tüm çözüm olanaklarım da yandı gitti. Kadınlara sözleşmenin yaşatacağını söylediğimde, sözleşme gittiğinde hayatta kalamayacağı endişesini de veriyor olmaktan çekiniyorum. </span></p>
<p><b>Kadın hareketinin bunca gücünü, dayanışmanın bunca etkisini gölgeleyip, sözleşme yoksa artık yalnız ve korunmasızsın demiş olmaktan çekiniyorum. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İstanbul sözleşmesi yaşatır” ifadesini her kullandığımda bir an durup düşünüyorum. O ağacı ilk defa gören kadın oluyorum birden. Sonra şöyle düşünüyorum: Merak etme “İstanbul sözleşmesi yaşatır ama İstanbul Sözleşmesi’ni de yaşatan kadınların dayanışmasıdır. Endişe etme. Çünkü asla yalnız yürümeyeceksin! Çünkü biz vazgeçmiyoruz!”</span><b> </b></p>
<h5><b>Peki ama İstanbul Sözleşmesi Dışında da Şiddetle Mücadele Edilemez mi? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sözleşmeden çıkma talebini yüksek sesle ifade eden ilk ülke olan Türkiye, şiddetle mücadeleye devam edebilir mi? Şiddetle mücadele sadece sözleşme olduğu zaman mı mümkündür? Bakanlıklar ve ilgili yapılar tarafından şiddetle mücadelede bir tam kararlılık içinde devam edileceği mesajları verilmiyor mu? </span></p>
<p><b>Ama burada asıl soru bu mesajların gerçekçi ve  samimi olup olmadığı. Bu soruya olumsuz yanıtlar verebilmemizi sağlayacak uzun bir süreci, dünyada ve Türkiye’de hep birlikte yaşadık. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cinsiyet temelli şiddet, bir cinsin diğeri üzerine tahakkümüne dayalı iki cinsiyetli toplum yapısının en bariz araçlarından biri. Hartman’ın meşhur tanımında ifade ettiği gibi </span><b>“Kadınların emeği ve bedeni üzerindeki kontrol sistemi olan ataerkilliğin en yadsınamaz tezahürü şiddettir. Şiddeti ve cinayeti kimse kabul etmez.” </b></p>
<p>İpin şiddetle mücadele içinde tutuğumuz ucu, cinsiyetler arası eşitsiz güç ilişkilerine ve oradan da bu güç ilişkilerine dayalı toplum yapısına gidiyor.<span style="font-weight: 400;"> Eğitime, sağlığa, evliliğe, miras haklarına, siyasete ve tüm düzeylerde karar almaya katılıma, ekonomik yaşama katılıma, insana yakışır iş koşullarına, eşit ücrete, ev içi emeğin paylaşılmasına, gelirin paylaşılmasına da dönüp bakıyoruz. Buralarda erkeklerin ayrıcalıklı yaşamlarına devam edebilmelerini sağlayacak olan toplum düzeninin dönüşmesi gerektiğini görüyoruz. </span></p>
<p><b>O nedenle tüm dünyada erkek akıl “aman şiddetle mücadele edelim de bu ipin diğer ucundaki eşitsizlikler konu edilmesin” diyor sanki.</b><span style="font-weight: 400;"> Sanki “şiddetle mücadele öyle bir yürütülmeli ki, cinsiyete dayalı eşitsizliğin sürdürülebilmesini sağlamalı,” diyor. İşte “geleneklerimize ve değerlerimize uygun şiddetle mücadele” lafını duyunca ben bunu anlıyorum. Bunun için de </span><b>İstanbul Sözleşmesi’ni reddeden bir anlayışın şiddetle mücadele mesajlarının  gerçekçi ve  samimi olabileceğini düşünemiyorum. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak için sunulan her gerekçe, cinsiyet eşitliğinin mümkün ve uygun olmadığı ve kurulmasına izin verilemeyeceğinin ilanıdır aslında. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Malumun ilanına şaşırarak ne çok zaman geçirdi bu ülkede insanlar. Ne kadar uzun sürdü idrak etmeleri ve düştükleri yanılgıyı fark etmeleri. Yıllar önce verdikleri destek  için pişmanlık duymaları ya da o dönem için ne kadarda haklı olduklarını kendilerine ve başkalarına anlatmak için sürdürdükleri beyhude çaba içinde ne kadar efor harcandı boş yere. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sıralar güncel siyasete ilişkin tartışmalardan şöyle bir sonuç çıkardım: </span><b>Muhalefet her zaman iktidardakileri hedefleyen ve onların attıkları adımlara ve yarattıkları etkilere tepki veren bir atıl tavır olmamalı.</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><b>Muhalefet, aksine, toplumsal ilerleme hedefi için göz ardı edilen her konunun yer bulduğu ve herkesin sesinin duyulduğu bir pratik olmalı. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte tam da bunun için benim bildiğim, tanıdığım, bulabildiğim bir tek yol var. </span><b><i>Bizim Feminizme ihtiyacımız var.</i></b><span style="font-weight: 400;"> Neden mi? Benim feminizmden anladığım şu da ondan: birlikte güçlenme, birbirinden öğrenme, dayanışma…</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/21/istanbul-sozlesmesi-sayilar-ve-ipin-diger-ucu/">İstanbul Sözleşmesi, Sayılar ve İpin Diğer Ucu </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konferanslarda Cinsiyet Eşitliğini Geliştirmek İçin Pratik Bir Rehber</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/24/konferanslarda-cinsiyet-esitligini-gelistirmek-icin-pratik-bir-rehber/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2019 08:59:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politikada Kadınlar (Türkiye) İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[kadınsız paneller]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43613</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dış Politikada Kadınlar (Türkiye) İnisiyatifi, sadece erkeklerin konuşmacı olarak davet edildiği ‘kadınsız panellerin’ önüne geçmek ve bu tür panel ve konferanslarda cinsiyet eşitliğini geliştirmek amacıyla bir rehber hazırladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/24/konferanslarda-cinsiyet-esitligini-gelistirmek-icin-pratik-bir-rehber/">Konferanslarda Cinsiyet Eşitliğini Geliştirmek İçin Pratik Bir Rehber</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarla ilgili sorunların tartışıldığı açık oturumlarda bile, tüm katılımcıların erkeklerden oluşması uzun süredir eleştiri oklarının hedefinde.</p>
<p>İngilizce “MANEL” olarak adlandırılan, kadınların olmadığı ve sadece erkek katılımcıların yer aldığı konferans ve panellere karşı pratikte izlenecek bir yol haritası ve ilkesel değerlerin olması gerektiği bir süredir dillendiriliyor.</p>
<p>Bu ihtiyaca cevap veren Dış Politikada Kadınlar (Türkiye) İnisiyatifi, Türkiye’de konferanslarda cinsiyet eşitliğini geliştirmek amacıyla bir rehber hazırladı.</p>
<div class="widget widget--type-freeform widget--size-fullwidth widget--align-center">
<div class="widget__wrapper">
<div class="widget__ratio widget__ratio--auto">
<div class="widget__contents">
<div class="SandboxRoot env-bp-350" data-twitter-event-id="0">
<div id="twitter-widget-0" class="EmbeddedTweet EmbeddedTweet--cta js-clickToOpenTarget" lang="tr" data-click-to-open-target="https://twitter.com/birgul_demirtas/status/1085526809553321984" data-iframe-title="Twitter Tweeti" data-scribe="page:tweet" data-twitter-event-id="3">
<div class="EmbeddedTweet-tweetContainer">
<div class="EmbeddedTweet-tweet">
<div class="Tweet-header">
<p><strong>Konferanslarda Cinsiyet Eşitliğini Geliştirmek İçin Pratik Bir Rehber</strong></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>Siz veya meslektaşlarınız bir etkinlik düzenlerken,</p>
<ul>
<li>Panelin yüzde elli cinsiyet dengesini gözetmesi gerektiği konusunda anlaşın. Kendinize sorun: cinsiyet dengesi yoksa, neden olmasın?</li>
<li>Konuşmacıları erken ayarlayın ve erkeklerden daha fazla kadın davet ederek başlamayı düşünün (hatta sadece kadın da davet edebilirsiniz, onlar iptal ettiğinde emin olun erkekler çok daha kısa sürede uygunluklarını bildirecektir). Bu, en azından birkaç kadın panelistin sözünü erkenden almanıza yardımcı olacak ve cinsiyet dengesini sağlamakta zor durumda kalmanız halinde size yaklaşımınızı değiştirmek için yeterli zaman bırakacaktır.</li>
<li>Etkinliği bir kadın açılış konuşmacısı üzerine kurgulayın.</li>
<li>Sadece bir kadın açılış konuşmacısı ayarlayarak yetinmediğinizden emin olun. İptaller her an mümkündür ve aslında sık sık gerçekleşir. Son dakika değişikliklerinin sonuçlarınızı etkilememesini sağlayın.</li>
<li>Biraz araştırma yapın ve kendinize uygulayın: Kadınlar bulunabilir! Akademik rehberinizi araştırın, Dış Politikada Kadınlar İnisiyatifi ya da Brussels Binder gibi oluşumlara danışın ve/ya benzer konularda geçmiş yılların konuşmacılarını arayın.</li>
<li>Etkinliğin formatının ve konuşmacı kriterlerinin istemeden önyargılı olmadığından emin olun. Örneğin: panel katılımını CEO’larla veya bakanlarla sınırlamak bazen size çok az kadın katılımcı bırakabilir. Konumların, herhangi bir alandaki etki, uzmanlık veya “ünlülüğün” tek göstergesi olmadığını unutmayın.</li>
<li>Panel konularını çeşitlendirin, böylece kadınların sesleri sadece kalkınma gibi “yumuşak” konularda değil, güvenlik gibi “zor” konularda da duyulsun (veya tam tersi).</li>
<li>Etkinliklerinizde cinsiyet dengesini gözetin. Etkinliklerinizde cinsiyet dengesini izleyin. Talihsiz durumlar olur; bu nedenle, kalıpları tanımlamak önemlidir. İstatistikler ve rakamlar, kuruluşunuzun yönetimindeki oranları ifade eder ve ayrıca, ilerleme hızınızı göstererek, kuruluşun stratejisine ince ayar yapmanıza yardımcı olur.</li>
</ul>
<p>Bir panele konuşması olarak davet edildiğinizde,</p>
<ul>
<li>Diğer panelistlerin kim olduğunu ve cinsiyet dengesinin nasıl sağlanacağını sorarak cinsiyet eşitliğinin gözetilmesini talep edin.</li>
<li>Panele katılımınızı kadınların katılımına bağlı bir koşul olarak iletin.</li>
<li>Konuşmacı listesinin nihai halinin bu şartlara uygun olmaması halinde katılımdan vaz geçme hakkınızı, son dakika bile olsa, saklı tutun.</li>
<li>Kuruluşunuzdaki veya ağınızdaki kadınların adlarını önerin ve kadın katılımcı bulma konusunda destek almak için onları Dış Politikada Kadınlar İnisiyatifine yönlendirin.</li>
</ul>
<p>Kadın konuşmacıların eksikliği için önünüze sürülen ana mazaretlere karşı cevaplar:</p>
<ul>
<li>Mazeret: “Davet edebileceğimiz hiçbir kadın tanımıyoruz. Bize birkaç isim gönderebilir misiniz?<br />
Cevap : “Bu soru, konusunda en geniş listeye sahip organizasyondan mı geliyor?“</li>
</ul>
<p>Sorumluluk Yükleyin.</p>
<ul>
<li>Mazeret: “Denedik ama pek çok kadın konuşmacı o tarihte müsait değil.”<br />
Cevap: “Daha çok deneyin ve bir dahaki sefere etkinliğin daha eşitlikçi olması konusunda özen gösterin.”</li>
</ul>
<p>Biraz daha fazla çaba göstererek ve ‘geleneksel’ katılımcıların dışındaki katılımcıları göz önüne alarak daha iyi paneller düzenlenebileceğinin altını çizin.</p>
<ul>
<li>Mazeret: “Fark etmediğime inanamıyorum. Ne kadar mahçup oldum.”<br />
Cevap: “Evet, ben de çok şaşırdım. Farkına varmanıza sevindim ve sizin farkındalığınızla bir daha böyle birşey olmayacağına inanıyorum.”</li>
</ul>
<p>Beklenti Oluşturun.</p>
<ul>
<li>Mazeret: “Konuşmacı listesinde olmasalar da dinleyiciler arasında bir çok kadın vardı.”<br />
Cevap: “ ‘Dinleyici’ olarak bulunmak ile ‘Konuşmacı’ olarak bulunmak aynı şey değil.”</li>
</ul>
<p>Bir kuruluşun kadınları sahneye çıkarmasının kadınların seslerine ne kadar değer verdiğinin ve bakış açısını genişleterek sohbeti zenginleştirdiğini anladığının bir ölçüsü olduğunu vurgulayın.</p>
<ul>
<li>Mazeret: “ Bakın, kaç kolaylaştırıcımız kadın.”<br />
Cevap: “ Ne hoş, şimdi onları panellere de eklemeye ne dersiniz!”</li>
</ul>
<p>Kolaylaştırıcıların önemli olduğunu ve tartışmayı yönlendirebileceklerini bildiğinizi ancak fikirlerini dile getirme ve kendilerini uzman kabul ettirme şansı bulamayacaklarını, bu yüzden de arabulucuların uzman kadınların yerine geçemeyeceklerinin altını çizin.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/24/konferanslarda-cinsiyet-esitligini-gelistirmek-icin-pratik-bir-rehber/">Konferanslarda Cinsiyet Eşitliğini Geliştirmek İçin Pratik Bir Rehber</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TAPV ve Avcılar Belediyesi‘nden Cinsiyet Eşitliği Toplantısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/27/tapv-ve-avcilar-belediyesinden-cinsiyet-esitligi-toplantisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylem Sonbahar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Sep 2019 12:01:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TAPV]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42715</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV) Yerel Yönetimler ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği projesi kapsamında Avcılar’da toplantı düzenledi. “Kadınlar Haklarını Konuşuyor, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Haklarımız” başlıklı toplantıda hak, şiddet gibi kavramların neler olduğuna değinildi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/27/tapv-ve-avcilar-belediyesinden-cinsiyet-esitligi-toplantisi/">TAPV ve Avcılar Belediyesi‘nden Cinsiyet Eşitliği Toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bireylerin yaşam kalitesini yükseltmek, kadınların ve kız çocuklarının bilgiye erişimini artırmak için toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde çalışmalar yürüten TAPV bir yıldır sürdürdüğü Yönetimler ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği projesinin son toplantısını Avcılar Belediyesi Konferans Salonu’nda düzenledi. </span></p>
<p><b>“Şiddetin Türleri Pek Bilinmiyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42717 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/2-11.jpg" alt="" width="276" height="280" />Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı’ndan Hazal Günel’in kavramları tanımlaması ile başlayan toplantıda şiddetin sadece fiziksel olmadığı belirtildi. Şiddet türlerini açıklayan Günel, “Dünyada her üç kadından biri hayatının bir döneminde fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz kalmaktadır.” diye konuştu. Günel, kadına yönelik şiddetin türlerinden biri olan ekonomik şiddetin çok konuşulmadığını söyleyerek yine dünya nüfusunun sadece onda birinin kadınlara ait olduğunu ifade etti. “Şiddete karşı neler yapmalıyız?” başlığı altında dinleyicilerin de katkı sunduğu toplantıda Günel, İ</span><span style="font-weight: 400;">stanbul Sözleşmesi’nin önemine vurgu yaparak  </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de uygulamadaki sıkıntılara değindi.</span></p>
<p><b>“Yaptığımız Toplantılarda Yerelin İhtiyacını Ortaya Çıkarmaya Çalıştık”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplantı sonrası konuştuğumuz “Yerel Yönetimler ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” projesinin koordinatörü Asuman Deren, Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı olarak Mardin, Gaziantep, Eskişehir, İzmir ve Trabzon’da çalışmalar düzenlediklerine değiniyor. Projenin ilk aşamasında yerel aktörlerin tamamını bir araya getiren toplantılar gerçekleştirdiklerini, iki günlük atölyeler, çalıştaylar düzenleyerek yereli tanımaya çalıştıklarını söyleyen Deren, &#8221;Bu çalışmalarda yerelin ihtiyacını ortaya çıkarabilecek etkide olması önemliydi. Kadın ve erkek eşitliği üzerinden eşitlik mekanizmalarının daha fazla oluşturulması, daha yapılandırılmış hale gelmesi, yerel yönetimlerin stratejik planlamasının içerisinde toplumsal cinsiyete dayalı bütçelemeden tutun faaliyetler arasında kadına yönelik çalışmaların güçlendirilmesine, kız çocuklarının güçlendirilmesine  kadar bütün çalışmaların artmasına dair pek çok senaryo üzerinden çalıştık. Ve oraların ihtiyaçlarını çıkarmaya başladık. Sonra da ikinci aşama olarak o ihtiyaçlar doğrultusunda yapılması gerekenlerin neler olduğunu ve bunları biraz daha derinleştirerek projeyi ilerlettik.</span><span style="font-weight: 400;"> Daha sonra Seyhan, Avcılar, Sarıyer Belediyeleri gibi başka aktörler de devreye </span><span style="font-weight: 400;">girdi. Bu belediyelerle de kadınların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarımızı yaymaya çalıştık.” diye konuştu.</span></p>
<p><b>“Şiddeti Önlemek İçin Çalışmalar Yürüten Belediye Sayısı Arttı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42718 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/efe.jpg" alt="" width="322" height="320" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/efe.jpg 499w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/efe-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 322px) 100vw, 322px" />Bütüncül bir yaklaşım benimsediklerini ifade eden Deren her düzenledikleri toplantıda katılımcılığı konuştuklarını söyledi. Deren, “ Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları için bir kılavuz niteliğinde rehber hazırlıyoruz. Rehberde eşitlikçi mekanizmalar nasıl geliştirilebilir, neler yapılabilir, katılımcılık nedir gibi konuları içerecek. Çok faydalı bir kaynak olacağını umuyoruz.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddetin önlenmesi noktasında yerel yönetimlerin sorumlu davranmasını  vurgulayan Deren şunları söyledi: “Belediyelerin yönetişim karnelerine yönelik birtakım çalışmalar var. Sivil toplumda da artık bu konuda farkındalık düzeyi çok yükseldi. Biz bu dönem özellikle seçimlerden sonra Yereliz’den de takip edebildiğimiz kadarıyla ve bize gelen taleplerden edindiklerimize göre bu konu önemli bir konu ve biz bunu stratejik planların içerisine nasıl alabiliriz ki kendimize uygulama alanı açabilelim diyen belediye sayısının çok arttığını görüyoruz. Bu da bizi sevindiriyor. “</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/27/tapv-ve-avcilar-belediyesinden-cinsiyet-esitligi-toplantisi/">TAPV ve Avcılar Belediyesi‘nden Cinsiyet Eşitliği Toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
