Medyada Baskı Zincirini Kıranlar: Sosyal Medya Gazetecileri ve Ana Haberciler

Türkiye’de medya tarafsızlığı 2000’lerin ortalarına kadar Avrupa ortalamasına yakındı (V-DEM). Siyasetin medyaya baskısı ve iş insanlarının medyaya iktidar aracılığıyla hakim olmasıyla beraber medya tarafsızlığı aşındı. Türkiye günümüzde İran ve Venezuela gibi ülkelerle aynı grupta bulunuyor.

Son yıllarda otoriterleşme hızının en yüksek seyrettiği ülkelerden biri haline gelen Türkiye, her alanda olduğu gibi, basın ve medya özgürlüğü konusunda dünya genelinde en büyük gerilemenin yaşandığı ülkelerden biri olarak tarihe geçti. Sınır Tanımayan Gazeteciler (Reporters Without Borders – RSF) raporuna göre, Türkiye Dünya Basın Özgürlüğü endeksinde 2002-2020 yılları arasında 99. sıradan 153. sıraya düştü [1].

Bu geriye gidişin üç ana dinamiğinden söz edebiliriz: hükümet baskısı, kutuplaşma-dışlama ve devlet-iş dünyası-medya ilişkileri. Bununla birlikte sosyal medyada etkin gazetecilerin ve FOX TV’nin geriye gidişe karşı koyabildiğini görüyoruz. Yazıda bu üç ana gelişmeyi özetleyip, sonrasında bu engelleri aşma potansiyeli olan medya aktörlerine veriler ışığında odaklanacağım.

OHAL Döneminde Medya

Hükümet baskısının dayandığı ana gelişme, 2016 darbe girişimi sonrasında kurulan OHAL rejimiyle güvenlikleştirme politikasının meşrulaşması oldu. Hem anaakım kanallar hem sosyal medya baskı ve sansür/otosansürün adresi haline dönüştü. V-Dem sansür endeksinde Türkiye 5. derecede (en yüksek derece) sansürcü ülkeler arasında yer aldı. Bu kategoride Çin, Rusya, Suudi Arabistan, Kuzey Kore, İran ve Venezuela gibi ülkeler bulunuyor[2].

Freedom House Medya Özgürlüğü raporunda Türkiye, İran ve Mısır gibi otoriter ülkelerle aynı kategoride değerlendiriliyor. OHAL döneminde 150 kanal, gazete ve haber sitesinin kapatılması ve 200’den fazla gazetecin terör ve siyasi suçlarla yargılanması bu kararın gerekçesi olarak sunuluyor [3].

Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) Türkiye’de en az 67 medya çalışanı cezaevinde bulunuyor ve Türkiye nüfusa oranlandığında bu konuda dünyada ilk sırada[4]. Gazeteci Sedef Kabaş’ın tutuklanması da bu baskıcı uygulamaların son örneği oldu.

Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından hak ihlaline hükmedilen davalar incelendiğinde, Türkiye’nin gazetecilerin haklarını en çok ihlal eden Avrupa ülkesi olduğu anlaşılıyor (davaların %16.8’i)[5].

Kutuplaşma-Dışlama

Siyasal kutuplaşma ise sadece partiler düzeyinde kalmayıp medyaya da sıçradı. Kutuplaşmayla birlikte taraflar ayrışırken, medya kanalları tamamen ayrı mahallelere dönüştü. Gri alanda kaldığını iddia edenler, bilhassa OHAL döneminde iktidarın otoriterliğinden kaçamadı. Muhalifler, hatta muhalif diye bilinenler iktidarın müsaade ettiği “muhalif” kanallara hapsedildi. Kamu kaynakları da iktidarın doğrudan veya dolaylı bağlantılı olduğu kanallara reklamlar gibi çeşitli vasıtalar aracılığıyla aktarıldı. 

Gazeteci Kenan Şener’in araştırmasına göre kamu bankalarının en çok reklam verdiği ilk 10 kanalın 5’i Turkuvaz Medya’dan (A Haber, A2, A Spor, A Para, ATV). MHP’ye yakın Türkgün 1., CNN Türk 4, Akit 8. sırada. Kamu bankaları 2020’de FOX, Halk TV, Tele-1, KRT ve TV5’e tek bir saniye reklam vermedi[6].

Devlet-İş Dünyası-Medya

Türkiye’de basın-medya özgürlüğünü kısıtlayan bir başlık da medya-iş dünyası-siyaset ilişkileri oldu. Eşzamanlı olarak hem iktidar hem muhalefet tarafında siyaset çevreleri-iş dünyası ve medya arasındaki bağlar karmaşıklaştı, tarafsızlık ve medya bağımsızlığı neredeyse ortadan kalktı.

Türkiye’de medya tarafsızlığı 2000’lerin ortalarına kadar Avrupa ortalamasına yakındı (V-DEM). Siyasetin medyaya baskısı ve iş insanlarının medyaya iktidar aracılığıyla hakim olmasıyla beraber medya tarafsızlığı aşındı. Türkiye günümüzde İran ve Venezuela gibi ülkelerle aynı grupta bulunuyor[7].

Bianet ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün birlikte hazırladığı Medya Sahipliği İzleme Projesi (MOM) tarafından yayınlanan araştırmaya göre sanayi ve ticaret alanlarında faaliyet gösteren şirketler ülkenin en büyük 40 medya kuruluşunu kontrol ediyor. Turkuvaz/Kalyon(%30), Ciner (%15), Demirören (%15) ve Doğuş (%11) en büyük ağırlığa sahip gruplar[8].

Baskı ve Kutuplaşmayı Kıran Aktörler

Türkiye’de internet erişimi olan geniş kitlelerde ulusal kanal ve gazetelerden online haber ve sosyal medyaya kayma eğilimi gözlemleniyor. Bu eğilim hem küresel dönüşüm hem de otoriterlik ve kutuplaşma kaynaklı medyaya güvensizliğin bir neticesi olarak okunabilir. Freedom House Medya Özgürlüğü raporuna göre, Türkiye’de medyada yer alan haberlere güvenenlerin oranı sadece %25’te kalıyor. Bu oran ABD ve AB ülkelerinin yarısı seviyesinde[9].

Reuters Enstitüsü raporuna göre Türkiye’de haber takibi için yazılı basını takip edenlerin oranı 2015’ten 2021’e %50’den 30’a, televizyon izleyenlerin oranı %75’ten 60’a düştü. Haber takibi için akıllı telefonunu kullananların oranı 2015-2021 arasında %57’den %75’e yükseldi.

Türkiye’de resmi kaynaklara göre 66 milyon internet, 60 milyon sosyal medya kullanıcısı var[10]. Türkiye 15,6 milyon Twitter kullanıcı sayısıyla dünyada 7. sırada[11]. İnternet kullanıcılarının %91.4’ü sosyal medya hesaplarını aktif kullanıyor. YouTube kullanım oranı %94.5, Facebook kullanım oranı %79, Twitter kullanım oranı %72.5.

Reuters Enstitüsü 2021 Dijital Medya raporuna göre Türkiye’de sosyal medya platformlarını haber takip etme amacıyla kullananların oranları, Youtube (%40), Twitter (%34), Instagram (%34), Facebook (%30), Whatsapp (%30), Telegram (%13) şeklinde sıralanıyor[12]

Bu platformlara içerik üreten Nevşin Mengü, Cüneyt Özdemir, Fatih Portakal, Özlem Gürses, Adem Metan, Yavuz Oğhan gibi gazeteciler, Özgür Demirtaş, Emin Çapa, Atilla Yeşilada gibi uzmanlar ve Medyascope, 140journos, +90 gibi kanallar baskı ve kutuplaşmayı ekarte edebiliyor ve geniş kitlelere ulaşabiliyor. Ayrıca yoruma açık yayınlar diyalog imkanı sunarak seyircilerin hem birbirleriyle hem de içerik üreticisiyle etkileşime girmesini sağlıyor. Sedat Peker’in YouTube ve Twitter üzerinden ne derece etkili olduğunu da unutmamak gerekiyor. 

Türkiye’de ana akım medyaya güvenin azaldığını belirtmiştik. Ancak bunun istisnası ana haberler. Ana haberler deyince akıllara FOX TV geliyor. Reuters raporuna göre FOX açık ara en çok izlenen kanal ve tek başına halkın yarısından fazlasına ulaşıyor: Fox TV (%54), CNN Türk (%33), Sözcü (%32), NTV (%30), Show TV (%28), Habertürk (%27), Hürriyet (%26), TRT (%25), Kanal D (%25), ATV (%24), Star (%24), Cumhuriyet (%22), Milliyet (%20), Sabah (%19), A Haber (%19), Halk TV (%18). Ayrıca son dönemde ekran yüzlerine sosyalist, liberal, muhafazakar ve milliyetçi isimleri de ekleyerek ideolojik çeşitliliğini artıran Halk TV’nin de artık listelerde üst sıralara yükseldiğini vurgulamak gerekiyor.

Metropoll’ün ana haber kanal tercihine dair bulgusu da FOX TV’nin popülaritesini destekliyor. FOX TV tek başına hükümete yakın 7 kanalın toplamı kadar seyrediliyor (%39). Hükümete yakın ATV %11, TRT %10, Kanal D %5, CNN Türk %5, A Haber 4%, NTV %3, Star %2 izleniyor.

ana haberler hangi kanaldan izleniyor
Grafik 1: Metropoll, Ana Haber Tercihleri

TEAM’in Refah ve AK Parti’nin en güçlü olduğu bölgelerde gerçekleştirmiş olduğu araştırmayı ele alan “Dindar seçmenler” raporu da FOX’un kutuplaşmayı aşan rolünü destekleyen bulgular sunuyor. FOX TV, AK Parti’nin kalelerinde yaşayan Türk-Sünni dindar seçmenlerin haberleri en çok takip ettiği 3. kanal: %30. FOX, tüm kanal ve gazetelerin yer aldığı listede iktidara en yakın kanallardan biri olan A Haber’den sadece 1 puan geride. Kürt dindarlarda %39 ile 1. sırada. RTÜK’ün FOX TV’yi hedef alan açıklamaları tesadüf değil.

Grafik 2: TEAM, Haber Kanalı Tercihleri
Grafik 2: TEAM, Haber Kanalı Tercihleri
Sonuç

Türkiye dünyada eşine rastlanmayan hızda bir otoriterleşme sürecine tanıklık ediyor. Baskı, kutuplaşma ve iş dünyasının patronaj ilişkileriyle birlikte medya da bu süreçten nasibini alıyor. Ancak sosyal medyada içerik üreten gazeteciler ve kanallar ile haber programlarını etkin kullanan FOX TV gibi kanallar bu üç engeli aşarak kamuoyuna seslenebilmeyi başarıyor.

[1] https://rsf.org/en/ranking/2021
[2] https://www.v-dem.net/en/data/data/v-dem-dataset-v111/
[3] https://freedomhouse.org/report/freedom-and-media/2019/media-freedom-downward-spiral
[4] https://www.ifj.org/fileadmin/user_upload/IFJ_KILLED_LIST_REPORT_2020.pdf
[5] https://www.echr.coe.int/Documents/Stats_violation_1959_2020_ENG.pdf
[6] https://www.gazeteduvar.com.tr/iktidar-destekcisi-medyaya-akan-kamu-kaynagi-1-yazili-basinda-kamu-bankalari-reklamlari-dagilimi-haber-1526532
[7] https://www.v-dem.net/en/data/data/v-dem-dataset-v111/
[8] https://turkey.mom-rsf.org/tr/medya/
[9] https://freedomhouse.org/report/freedom-and-media/2019/media-freedom-downward-spiral
[10] https://www.iletisim.gov.tr/uploads/docs/SosyalMedyaKullanimKilavuzu.pdf
[11] https://www.statista.com/statistics/242606/number-of-active-twitter-users-in-selected-countries/
[12] https://datareportal.com/reports/digital-2021-turkey

Nezih Onur Kuru

Üyelik Tarihi: 02 Aralık 2021
9 içerik
Yazarın Tüm Yazılarını Gör