Türkiye’de Yaşayan Suriyeli Kadınlara Hak Temelli Bakış

IMG-6819-1280x960.jpg
Badael Derneği tarafından hazırlanan ve ‘hak temelli’ perspektifiyle hazırlandığı belirtilen raporda; Suriyeli kadınların Türkiye’de barınma, dil, istihdam, eğitim gibi temel sıkıntıların yanı sıra, iş yerinde emek sömürüsü, nefret söylemi, taciz ve istismar gibi sorunlarla karşı karşıya…

Şenay Özden ve Oula Ramadan tarafından kaleme alınan  “Suriyeli Kadınların Türkiye’deki Yaşama Dair Perspektifleri: Haklar, İlişkiler ve Sivil Toplum” başlıklı rapor, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa, Mardin, Antakya, İzmir ve İstanbul’da 211 kadınla yapılan birebir görüşme ile 9 odak grup toplantısının ardından hazırlandı.  Türkiye’deki Suriyeli kadınların yaşadıkları sorunlara, eğilen, yerel, ulusal ve uluslararası paydaşlara stratejilerini, yaklaşımlarını ve özgül müdahalelerini geliştirmelerinde yardımcı olmak amacıyla hazırlanan raporun  sonunda; çözüm önerileri de yer alıyor.

Badael Derneği; mülteci alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve akademisyenlerin katılımıyla İsveç Araştırmalar Merkezi’nde düzenlediği toplantıda, raporun tanıtımını yaptı. Toplantıda konuşan, Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Doğuş Şimşek, hayati derecede önemli olan raporun hak temelli ve feminist bakış açısıyla hazırlanmasının önemine değindi. Doğuş, raporun Suriyeli kadınların Türkiye’deki yaşamları hakkındaki son durumu özetlemesinin yanı sıra, Türkiyeli ve Suriyeli sivil toplum kuruluşlarının, Suriyeli kadınların Türkiye’de sahip oldukları haklara erişiminde nasıl bir rol üstlendikleriyle ilgili bilgilere yer verdiğini de anlattı.

Uzun Vadeli Politikalar Gerilimi Azaltıyor

Türkiye’deki mülteci sorununa hak temelli bir yaklaşımı teşvik etmenin önemine vurgu yapan raporda, bu yaklaşımın mültecilerin bağımsız, sürdürülebilir hayatlar kurmalarını toplumsal siyasi ve aktörler olarak tanınmalarını ve sahip oldukları yasal hakların tamamından yararlanmalarını güvene altına almak için gerekli olduğuna dikkat çekiliyor. Araştırmaya katılan Suriyeli kadınlar tarafından tespit dilen pek çok sorunun kökeninde yatan nedenin  ‘geçici koruma’ statüsünün olduğu belirtilen ve ırkçılık vurgusunun sıklıkla dile getirildiği belirtilen raporda, “Bu görüşmelerde Suriyeli mülteciler ve Türkiyeli ev sahibi topluluklar arasındaki ilişkilere dair iki görüş tespit ettik. Bunlardan birincisi Türkiye hükümeti mültecilere yönelik daha uzun vadeli politikalar benimsedikçe,  (Suriyeli çocukların eğitim sistemine dahil edilmesi gibi) iki topluluğun etkileşime girip ilişkiler inşa etmesini sağlayacak alanların daha çok açıldığı ve bunun da aralarındaki gerilimi azalttığına dair görüş. İkincisi ilk yıllarda Türkiye vatandaşı Suriyelilere kucak açmış onlara hayırseverlik temelli destelerde bulunmuş olsa da gelenlerin ülkede daha uzun süre kalacaklarının anlaşılmasıyla bu iyi niyet yerini kızgınlığa  ve memnuniyetsizliğe bıraktığı yönündedir. Bu da Suriyelilere yönelik artan ırkçılıkta ve nefret söylemlerinde tezahür etmiştir.  Sivil toplum ırkçılıkla mücadele çabaları temel olarak toplumsal uyum programları ve girişimlere odaklanmakta. Bu girişimlerin olumlu çıktıları olsa da etkileri Suriyelilere yönelik ırkçılığın kökeninde yatan toplumsal siyasal ve tarihsel nedenler kamu nezdinde tartışılmadığı sürece fazla ileriye taşınamaz.”  denildi.

Sivil toplum kuruluşlarının Suriyeli kadınlara toplumsallaşabilecekleri alanlar sağladığı vurgulanan raporda, “Kadınlar arasında sivil toplum kuruluşlarının program ve faaliyetleri kanalıyla kurulan toplumsal ağlar, örgütlenme girişimlerine evrildi. Bu da kadınların bağımsızlık ve güvence hislerini güçlendirdi.  Suriyeli kadınlar içinde bulundukları geçici koruma statüsünde veya sivil toplum kuruluşları kanalıyla ellerinde bulunan fırsatlar konusunda genel anlamda memnun değiller buradan hareketle bu kadınlar yaygın biçimde toplum temelli özörgütlenmelere gitmek, bu yönde destek almak arzusu içindeler” saptamasında bulunuluyor.

Suriyeli kadınların Türkiye’de barınma, dil, istihdam, eğitim gibi temel sıkıntıların yanı sıra, iş yerinde emek sömürüsü, nefret söylemi, taciz ve istismar gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunun belirtildiği raporun sonunda, Türkiyeli ve Suriyeli STK’lara, yerel ve merkezi yönetimlere ile uluslararası paydaşlara yönelik öneriler de yer alıyor. Sivil topluma yönelik öneriler arasında; aktif bir şekilde işbirliklerini güçlendirilmesini teşvik etmeye yönelik alan ve mekanizmaların yaratılması, Suriyeli kadınların haklarına erişiminde harekete geçmelerine yeni bir vurgunun yapılması ve topluluk düzeyinde bağımsızlıklarını arttırmaya ve failliklerini daha çok harekete geçirmelerine yönelik daha çok kadına ulaşan sürdürülebilir şekilde takip edilen örgütlenmelerin yapılması, Suriye kadınlar arasında Suriyeli ve Türkiyeli kuruluşlara yönelik yaygın genel güvensizlik hisleriyle mücadele etmek için daha somut çabaların gösterilmesi yer alıyor.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend