Kaos GL AB’ye Türkiye’nin homofobik ve transfobik tutumunu anlattı

Kaos GL’den Murat Köylü Avrupa Birliği Komisyonu’ndan ve Avrupa Parlamentosu’ndan yetkililerle görüştü. Türkiye’deki insan haklarının durumu, LGBTİ haklarında ısrarla adım atılmamasını ve AKP’nin homofobik ve transfobik tutumunu anlattı.

Kaos GL, geçtiğimiz hafta Avrupa Birliği Komisyonu’ndan ve Avrupa Parlamentosu’ndan yetkililerle Brüksel’de bir araya geldi. Türkiye sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşan yedi kişilik heyette Kaos GL adına Murat Köylü yer aldı.

Her biri en az bir saat süren görüşmeler, AB ile Türkiye arasındaki geçtiğimiz günlerde sonuçlanan anlaşmanın AB yetkilileri ve üye devleti arasında en hararetli biçimde tartışıldığı günlere denk geldi.

Görüşülen yetkililer arasında Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Alexander Graf Lambsdorff, Avrupa Komisyonu Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakereleri Genel Müdürlüğü Türkiye Bölümü Başkanı Patrick Paquet, Avrupa Komisyonu Göç ve İçişleri Genel Müdürlüğü Türkiye Sorumlusu Franceso Luciani ve Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi Türkiye Bölümü Başkanı Javier Nino Perez öne çıkan isimler oldu.

Yedi kişilik heyet ayrıca aralarında BUSINESSEUROPE ile TÜSİAD’ın da olduğu AB ve Türkiye kökenli çeşitli sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerle bir araya geldi. Heyet ayrıca söz konusu ziyarete istinaden düzenlenen bir forumda, Brüksel’deki çeşitli sivil toplum ve medya kuruluşlarından ve üniversitelerden yaklaşık 50 kişinin sorularını yanıtladı.

Türkiye’de insan hakları, hukukun üstünlüğü, ifade ve basın özgürlüğü ile kuvvetler ayrılığı ilkelerinin uygulanışındaki geniş ölçekteki kötüleşmelere dair ortak kaygıların paylaşıldığı görüşmelerde, Kaos GL temsilcisi Murat Köylü şu noktaların altını çizdi:

Dışlayıcı söylem ve politikalar

“13 senelik AKP Hükümeti’nin hiçbir döneminde ilkeli ve kapsayıcı bir insan hakları ve ayrımcılıkla mücadele stratejisi olmamıştır. Türkiye’deki lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks (LGBTİ) vatandaşlar ve mülteciler, AKP’nin ve kendilerine yakın medyanın son zamanlarda şiddetini iyice artıran dışlayıcı söylemlerinin ve politikalarının açık hedefi durumundadır. Böylesi bir ortamda AB Kurumları, TBMM gündemindeki Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nun ‘cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve interseks durumu’ (CYCKİD) kategorilerini içermemesini dikkatle takip etmeli ve kuvvetle eleştirmelidir. AB, kendi değerlerine sahip çıkarak, CYCKİD’in gerek Göçmen Anlaşması unsurları, gerek üyelik müzakereleri açısından takibini yapmalı ve Türk Hükümeti’nin bu temelleri yeni kanunlarda kapsamaması durumunda gerekli tüm politik tedbirleri almalıdır.

AB, Türkiye’deki gerilemelere dair açık eleştirilerini sürdürmeli ve hem kendi hem Türkiye kamuoyundaki ‘AB göçmen krizi ile başa çıkabilmek için evrensel insan hakları kriterlerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi yükümlülüklerinden ve bizzat kendi kriterlerinden ödün veriyor’ kaygılarını gidermelidir.

Avrupa-Türkiye entegrasyonu için Türk vatandaşlarına dönük vize şartı kaldırılmalıdır. Bu, Avrupa’nın sosyal ve kültürel genişlemesi için şarttır. Bununla birlikte, vize serbestisinin AB ile Türkiye arasındaki mülteci anlaşmasının unsurlarından biri haline getirilmesi insan hakları değerleri açısından asla kabul edilemez.

Özellikle Yunanistan ve Türkiye arasındaki mülteci değiş tokuşu ‘insanın, bireyin nesneleştirilmesi’ anlamına gelmektedir ve anlaşmadaki bu ve benzeri hükümler tamamen kaldırılmalıdır.

AB, Türkiye’nin kendi LGBTİ vatandaşları açısından ‘güvenli menşe ülke’, mülteciler açısından da “güvenli üçüncü ülke” kabul edilemeyeceğini ilgili politikalarına ve mevzuatına içkin kılmalıdır. Gerek Türkiye, gerek Yunanistan’ın mültecilik prosedürleri AB kurumları ve sivil toplum kuruluşları tarafından en şeffaf biçimde denetlenmeli ve duruma dair bilgiler kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

23, 24 ve 26. Fasıllar bir an önce açılmalı

Ülkedeki güncel politik durum ne olursa olsun, temel haklara ilişkin 23. Fasıl, hukukun üstünlüğüne dair 24. Fasıl ve eğitim ve kültüre ilişkin 26. Fasıl bir an önce açılmalıdır. Bu fasıllar, uzun erimli stratejiler açısından Avrupa’nın entegrasyonu için anahtar roldedir ve sadece Türk Hükümeti’nin değil, AB ve üye devlet yetkililerinin de karşılıklı hataları nedeniyle açılmaları için zaten oldukça geç kalınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs’taki işgalci durumu ortadadır; bununla birlikte Türkiyeli siyasetçilerin Kıbrıs benzeri sorunları çözebilmeleri için yukarıdaki fasılların getireceği dinamikler Türkiye sivil toplumunu da destekleyecek, siyasetçilerin üzerindeki toplum/seçmen baskısını da hafifletecektir; çünkü Kıbrıs benzeri sorunlar aynı zamanda algı ve toplumsal zihniyet sorunudur.”

* Organizasyonunu Özgürlük için Friedrich Naumann Vakfı’nın yapmış olduğu ziyaretlerde, heyette Kaos GL dışında TURKONFED, İKV, P24, Türkiye Avrupa Vakfı, 3H Hareketi, Özgürlük Araştırmaları Derneği’nden temsilciler yer aldı.

Kaynak: Kaos GL

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend