<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AİHM arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/aihm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/aihm/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 May 2023 13:57:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>AİHM arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/aihm/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>AİHM, Af Örgütü&#8217;ne Kesilen Cezayı Haksız Buldu:  Örgütlenme Özgürlüğü Hakkına Müdahale Teşkil Ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/09/aihm-af-orgutune-kesilen-cezayi-haksiz-buldu-orgutlenme-ozgurlugu-hakkina-mudahale-teskil-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 13:57:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Af Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’nin 15 yıl önce Uluslararası Af Örgütü’ne kestiği ceza hakkında kararını açıkladı. AİHM, kesilen cezanın haksız olduğuna ve verilen idari para cezasının örgütlenme özgürlüğü hakkına müdahale teşkil ettiğine hükmetti. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/09/aihm-af-orgutune-kesilen-cezayi-haksiz-buldu-orgutlenme-ozgurlugu-hakkina-mudahale-teskil-ediyor/">AİHM, Af Örgütü&#8217;ne Kesilen Cezayı Haksız Buldu: &lt;br&gt; Örgütlenme Özgürlüğü Hakkına Müdahale Teşkil Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü ve UAÖ Türkiye Şubesi eski Başkanı ve STGM Derneği Yönetim Kurulu başkanı Prof. Dr. Levent Korkut ve Af Örgütü başka ülkelerden fon kullanımı öncesi idareyi bilgilendirmedikleri iddiasıyla kesilen idari para cezasıyla ilgili olarak AİHM’e başvurmuştu. Mahkeme, başvuruyu yapanlara toplam 5283 Euro para cezası, 2 bin Euro manevi tazminat cezası ve 5 bin Euro masraflar için para ödenmesine karar verdi.</p>
<p>Örgütün 2006 ve 2007’deki aktiviteleriyle ilgili kesilen yaklaşık 5 bin 283 Euro’luk para cezasına, Korkut, fonun Türkiye Şubesine örgütün merkezinden gönderildiğini belirterek Ocak 2008’de itiraz etmişti.</p>
<h5>Örgütlenme Özgürlüğü Hakkına Müdahale</h5>
<p>AİHM’in tazminat kararıyla birlikte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesindeki &#8220;adil ve gerekçeye dayalı yargılanma hakkı” ile 11. maddesindeki “örgütlenme özgürlüğünün&#8221; ihlal edildiğine de hükmetti.</p>
<p>“AİHM, Korkut&#8217;a verilen idari para cezasının, her iki başvuranın da örgütlenme özgürlüğü hakkına müdahale teşkil ettiği kanaatindedir. Resmi olarak, müdahalenin iç hukukta, yani Dernekler Kanunu&#8217;nun 21. ve 32. maddelerinde bir dayanağı vardı. Ancak, ilgili tarihte, uluslararası bir örgütün ulusal şubesini oluşturan bir dernek tarafından, örgütün merkezinden veya örgütün diğer ülkelerde bulunan ulusal şubelerinden gelen fonların alınmasını düzenleyen belirli ve açık hükümler bulunmamaktaydı. Bu yasal boşluk ancak 2020 yılında Dernekler Yönetmeliği&#8217;nin 18. maddesine eklenen yeni bir fıkra ile doldurulabilmiştir. Ayrıca, mevcut dava, uluslararası bir örgütün ulusal şubesine, merkezden veya aynı örgütün diğer ulusal şubelerinden gelen yabancı fonlarla ilgili olarak Dernekler Kanunu&#8217;nun 21. maddesinde belirtilen gerekliliğe uymadığı için idari para cezası verilen tek örnektir.”</p>
<p><strong>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;nin basın duyurusuna ve detaylara <a href="https://www.stgm.org.tr/aihm-af-orgutune-kesilen-cezayi-haksiz-buldu-idari-para-cezasi-orgutlenme-ozgurlugu-hakkina" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/09/aihm-af-orgutune-kesilen-cezayi-haksiz-buldu-orgutlenme-ozgurlugu-hakkina-mudahale-teskil-ediyor/">AİHM, Af Örgütü&#8217;ne Kesilen Cezayı Haksız Buldu: &lt;br&gt; Örgütlenme Özgürlüğü Hakkına Müdahale Teşkil Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kavala&#8217;nın Tutukluluğu Nedeniyle İhlal Prosedüründe Sona Yaklaşılıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/02/kavalanin-tutuklulugu-nedeniyle-ihlal-prosedurunde-sona-yaklasiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Feb 2022 13:49:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[AİHS]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ihlal prosedürü]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78241</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, insan hakları aktivisti Osman Kavala’nın tutukluğunun devam etmesi nedeniyle, dosyayı ihlal prosedürü başlatmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) havale etti. AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal edip etmediğini değerlendirecek. Ardından, AİHM’in ihlal kararına rağmen Türkiye'nin Kavala’yı serbest bırakmaması nedeniyle Türkiye’ye karşı yaptırım prosedürü uygulanıp uygulanmayacağı nihai olarak netleşecek.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/02/kavalanin-tutuklulugu-nedeniyle-ihlal-prosedurunde-sona-yaklasiliyor/">Kavala&#8217;nın Tutukluluğu Nedeniyle İhlal Prosedüründe Sona Yaklaşılıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hatırlanacağı gibi, 1555 gündür tutuklu olan Osman Kavala, &#8220;Çarşı ve Gezi davalarının birleştirilmesiyle açılan yeni torba&#8221; dava kapsamında tutukluluk halinin devamı nedeniyle, Avrupa Konseyi Türkiye&#8217;ye yaptırım prosedürünü uygulamak için 19 Ocak 2022&#8217;ye dek süre vermişti.</p>
<p>Gelinen aşamada, Kavala&#8217;nın devam eden tutukluluğu nedeniyle, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, bugün Türkiye aleyhine geçen yılın sonunda başlattığı &#8220;ihlal prosedürünü&#8221; görüştü.  Komite, Kavala dosyanın AİHM’e havale edilmesine dair ara kararı aldı ve kararı  oy çokluğuyla kabul etti.</p>
<p>Bu aşamadan sonra, Kavala dosyasında AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal edip etmediğini değerlendirecek.</p>
<p>AİHM eğer &#8220;Türkiye Sözleşme&#8217;ye dair yükümlülüklerini yerine getirmedi&#8221; kararı verirse ve Osman Kavala&#8217;nın tutukluğu  devam ederse, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Türkiye’ye karşı alınacak yaptırımları değerlendirecek ve Sözleşme hükümleri çerçevesinde ihlal prosedürünün gerektirdiği önlemler konusunda karar alacak.</p>
<blockquote><p>AİHM’in yapacağı değerlendirmenin ülkemizde insan hakları ile ilgili hukuk normlarının korunmasına katkı sağlayacağını umuyorum.</p></blockquote>
<p>Osman Kavala tarafından karara ilişkin yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı :&#8221;  AİHM’in derhal serbest bırakılmam gerektiğini belirten kararından ve Gezi davasının beraatle sonuçlanmasından sonra tutukluluğumu devam ettirmek için gerçekleştirilen yargı uygulamalarının tarafsız bir gözle incelenmesini önemli  buluyorum. AİHM’in yapacağı değerlendirmenin ülkemizde insan hakları ile ilgili hukuk normlarının korunmasına katkı sağlayacağını umuyorum.&#8221;</p>
<p>Bakanlar Komitesi&#8217;nin aldığı bu karara karşı <a href="https://www.mfa.gov.tr/no_-41_-avrupa-konseyi-bakanlar-komitesi-nin-1423-toplantisinda-aihm-in-kavala-kararinin-icrasina-iliskin-alinan-karar-hk.tr.mfa" target="_blank" rel="noopener">Dışişleri Bakanlığı tarafında yapılan açıklamada</a>; &#8220;iç hukukta devam eden dava süreci gözardı edilerek siyasi saiklerle alınan bu önyargılı kararın Avrupa insan hakları sisteminin itibarını zedelediği&#8221; belirtiliyor.</p>
<p>Açıklamada ayrıca, &#8220;Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tarafgir ve seçici yaklaşımını bir yana bırakması&#8221; gerektiği ve Türkiye&#8217;nin &#8220;AİHM’in alınan bu kararı hakkaniyetle&#8221; değerlendirilmesini ve &#8220;iç hukukta devam eden dava sürecini dikkate alarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca ilk derece mahkemesi gibi hareket etmeden, içtihat ve ilkeleri doğrultusunda karar almasını&#8221; umduğu kaydediliyor.</p>
<p>Sivil Sayfalar&#8217;da Kavala davası hakkında yayınlanan ve sivil toplum temsilcilerinin görüşlerini içeren <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/09/ucuncu-kez-acilan-gezi-davasinda-kavala-yine-tahliye-edilmedi/" target="_blank" rel="noopener">detaylı habere buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/02/kavalanin-tutuklulugu-nedeniyle-ihlal-prosedurunde-sona-yaklasiliyor/">Kavala&#8217;nın Tutukluluğu Nedeniyle İhlal Prosedüründe Sona Yaklaşılıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Laik ve Bilimsel Bir Eğitim İstiyoruz!’ İmza Kampanyası Desteğinizi Bekliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/17/laik-ve-bilimsel-bir-egitim-istiyoruz-imza-kampanyasi-desteginizi-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2022 14:13:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Kimlik - İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Laik eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<category><![CDATA[Zorunlu Din Dersi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77724</guid>

					<description><![CDATA[<p>1-3 Aralık 2021’de toplanan Millî Eğitim Şurası’nda okul öncesi eğitim dönemindeki çocuklara (4-6 yaş) zorunlu din eğitimini tavsiye eden kararlar alınmıştı. Bu kararlara karşı Alevi çatı kurumları, sendikalar, akademisyenler, sanatçılar, siyasiler, aktivistler dahil çeşitli toplum kesimleri başlattıkları imza kampanyasıyla kamuoyuna 'laik ve bilimsel eğitim istiyoruz' çağrısında bulunuyor. Kampanya, 3 Mart 2022 tarihine kadar imzaya açık. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/17/laik-ve-bilimsel-bir-egitim-istiyoruz-imza-kampanyasi-desteginizi-bekliyor/">‘Laik ve Bilimsel Bir Eğitim İstiyoruz!’ İmza Kampanyası Desteğinizi Bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Millî Eğitim Bakanlığı’nın en yüksek danışma kurulu olan Millî Eğitim Şurası, 1-3 Aralık 2021’de Ankara&#8217;da ‘<strong>Eğitimde Fırsat Eşitliği’ </strong>temasıyla toplandı. Şura eğitimin kangrenleşen problemlerine çözümler aramak yerine, okul öncesi eğitim dönemindeki çocuklara (4-6 yaş) zorunlu din eğitimini tavsiye eden kararlar aldı. Söz konusu kararlar üzerine bir araya gelen toplumun farklı kesimleri bir imza kampanyası başlattılar.</p>
<h5><strong>&#8216;Eşit Yurttaşlık Temelinde Özgür Bir Toplum İçin; Laik ve Bilimsel Bir Eğitim İstiyoruz!&#8217;  </strong></h5>
<p>Kampanya için hazırlanan metinde, “Zorunlu Din Dersi Eğitimi” ile “Eğitimde Fırsat Eşitliği” kavramlarının “birbiriyle çelişen kavramlar” olduğu ve “Eğitimde Fırsat Eşitliği’ temasının bizzat siyasal iktidar eliyle yaratılan tüm eşitsizliklere kılıf niteliğinde” olduğu belirtiliyor.</p>
<p>“Burada din eğitiminden kastedilen, ebeveynlerin inancına bakmadan belli bir din anlayışının kavram ve ritüellerinin çocuklarımıza dayatılmasıdır. Alınan bu karar, &#8220;<strong>Çocuğun Üstün Yararı”</strong> ilkesine aykırı olduğu gibi, başta Aleviler olmak üzere farklı inançtakilerin ve  inancı olmayanların asimilasyonunu hedefleyen, aynı zamanda pedagojik anlamda da çocuğun sağlıklı gelişimine ket vuran bir karardır.&#8221;</p>
<p>Metinden ayrıca, Türkiye’de yıllardır zorunlu din derslerinin kaldırılması talebiyle sürdürülen mücadelelere rağmen siyasi iktidarın, AİHM kararlarını ve altına imza atılmış Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerini “hiçe sayarak müfredata yeni din dersleri eklemesi, birçok okulu imam hatip okullarına çevirip çocuklarımızı zoraki olarak bu okullara yerleştirmesi” hukuksuzluk örnekleri olarak nitelendiriliyor. Buna göre, MEB Şurası’nda alınan kararları “hukukun, din, vicdan inanç veya inanmama özgürlükleri ile evrensel hukuk ve ahlak değerlerinin külliyen inkârı” anlamına geldiği belirtiliyor.</p>
<h5><strong>&#8216;Tekçi, Cinsiyetçi, Ötekileştirici, Laik Olmayan, Bilimden Uzak ve Asimilasyoncu Eğitime Hayır!&#8217;</strong></h5>
<p>İmzaya açılan metinde, talep edilen hususlar şunlar;</p>
<ul>
<li>Her seviyedeki zorunlu din dersleri, sözde seçmeli olanlar dâhil kaldırılmalı, din derslerini ana sınıfına kadar indiren tavsiye karar iptal edilmeli, gündeme bile getirilmemelidir.</li>
<li>Ayrıca, altına imza atılan AİHS’nin maddelerine uyulmalı, AİHM’in kararları uygulanmalıdır. Eğitim sisteminin vakıflar üzerinden düzenlenmesine, vergilerimizin gerici, dinci vakıflara aktarılmasına son verilmelidir.</li>
<li>Eğitim programları ve müfredatı bilimsel normlara göre yeniden düzenlenmelidir. Eğitimin ticarileştirilmesine son verilmelidir.</li>
<li>Yoksul öğrenciler, tarikat yapılanmalarının içinde kültürel ve inançsal olarak eritilmeye çalışıldığından, barınma sorunu acil olarak çözüme kavuşturulmalıdır.</li>
<li>Eğitim ile ilgili kararlar, bilim insanları ve  pedagogların öncülüğünde, toplumun sosyolojik yapısı da dikkate alınarak oluşturulan bağımsız kurullarca alınmalıdır.</li>
</ul>
<p>İmza kampanyasına 3 Mart 2022 tarihine dek <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdceY-giw-M-y9hoyaq3Ypt49nq52w2IGWTTvo8b9NGJ0APtA/viewform" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> formu doldurarak ya da <strong>egitimdefirsatesitligi13@gmail.com</strong> adresine e-post göndererek destek verebilirsiniz.</p>
<p>Görsel: Pir Haber Ajansı</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/17/laik-ve-bilimsel-bir-egitim-istiyoruz-imza-kampanyasi-desteginizi-bekliyor/">‘Laik ve Bilimsel Bir Eğitim İstiyoruz!’ İmza Kampanyası Desteğinizi Bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa Konseyi Kavala’nın Tahliye Edilememesi Nedeniyle Türkiye İçin İhlal Süreci Başlattı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/avrupa-konseyi-kavalanin-tahliye-edilememesi-nedeniyle-turkiye-icin-ihlal-sureci-baslatti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Dec 2021 10:28:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM ihlal süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dışişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76544</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala hakkında 'derhal tahliye' kararına uymaması nedeniyle, Türkiye’ye yönelik ihlal sürecini başlattı. Konsey, Kavala hakkında 'AİHM tarafından alınan kararı nasıl uygulayacağını açıklaması' için Türkiye’ye, 17 Ocak 2022’de görülecek yeni duruşma sonrası, 19 Ocak 2022’e dek süre tanıdı.  Bu kararla Türkiye, Azerbaycan'dan sonra ihlal süreci başlatılan ikinci Avrupa Konseyi üyesi oldu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/avrupa-konseyi-kavalanin-tahliye-edilememesi-nedeniyle-turkiye-icin-ihlal-sureci-baslatti/">Avrupa Konseyi Kavala’nın Tahliye Edilememesi Nedeniyle Türkiye İçin İhlal Süreci Başlattı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çarşı davası ile Gezi davasının birleşmesiyle açılan yeni davanın 26 Kasım 2021’de yapılan duruşmasında, tutuklu iş insanı Osman Kavala hakkında tutukluluğun devamı kararı verilmesi üzerine, Avrupa Konseyi&#8217;ne üye 47 ülkeden 35 tanesinin talebiyle, AİHM kararlarının icrasını denetleyen Bakanlar Komitesi ihlal sürecinin başlatılmasına karar verdi.</p>
<p>Hatırlanacağı gibi, AİHM 10 Aralık 2019’de Kavala’nın tutukluluğuna ilişkin dava sonucu olduğu kararda, “hukuk dışı nedenlerle ve susturulmak için hapiste” tutulduğu tespiti yapılarak ihlalin ortadan kaldırılması için Kavala&#8217;nın “derhal tahliye edilmesi” gerektiğine hükmetmişti.</p>
<p>Söz konusu AİHM  kararı, 2020 yılının Mayıs ayında kesinleşmiş ve AİHM kararlarının infazının denetleyicisi olan Bakanlar Komitesi gündemine gelmişti. Avrupa Konseyi de 3 Eylül 2020’de Türkiye’nin AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini hatırlatan kararını açıklamıştı. O tarihten bugüne, Bakanlar Komitesi’nin bu karar doğrultusunda Türkiye’ye Kavala&#8217;nın tahliye edilmesi için yaptığı çağrılar Türkiye&#8217;de karşılık bulmadı.</p>
<p>Bununla birlikte, Türkiye 17 Kasım 2021 tarihinde Avrupa Konseyi’ne Kavala davası ile ilgili 50 sayfadan oluşan <a href="https://search.coe.int/cm/pages/result_details.aspx?objectid=0900001680a49333" target="_blank" rel="noopener">Güncelleştirilmiş Eylem Planı’nı sundu</a>. Plan&#8217;da Türkiye’nin yargı alanında hayata geçirdiği reform ve diğer uygulamaların yanı sıra , “alınan ve alınması öngörülen münferit ve genel tedbirler konusunda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin  Kavala davası ile ilgili gelişmeler konusunda bilgilendirmenin yapılmaya devam edileceği” ifadeleri yer alıyor.</p>
<h5><strong>İhlal Süreci</strong></h5>
<p>Türkiye’nin AİHM kararına rağmen Kavala’nın tahliye kararı almaması, “davalı devletin-Türkiye’nin kararlara uymayı reddetmesi anlamına” geliyor. Bu da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin (AİHS) 46-4 maddesi uyarınca, AİHM kararlarına uymayan devlet hakkında Avrupa Konseyi’nin icra organı olan Bakanlar Komitesi’nin ihlal prosedürünü başlatabilmesine olanak sağlıyor. Bu nedenle, 2 Aralık 2021’de toplanan Bakanlar Komitesi Türkiye için ihlal prosedürünü başlatacağını duyurdu.</p>
<p>Bu karara ilişkin Konsey’in bugün yapacağı resmi açıklamaya göre, ihlal sürecinin nasıl ilerleyeceğine ilişkin süreç ve detaylar netleşecek. Seçeneklerden biri, Türkiye’nin kurucu üye olduğu Konsey’de oy ve veto hakkı elinden alınabilecek olması.</p>
<p>Bakanlar Komitesi’nin Kavala davasını 2 Şubat 2022’de yapılacak toplantıda tekrar ele alması bekleniyor. O tarihe kadar, AİHM kararı doğrultusunda Kavala tahliye edilirse, Türkiye hakkında ihlal prosedürü sonlanabilecek. Türkiye’de yargı organları tahliye kararı almazsa, Bakanlar Komitesi ihlal prosedürünü işletmek için AİHM&#8217;ye resmen başvuracak.</p>
<h5><strong>Dışişleri Bakanlığı: ‘</strong><strong>Bağımsız Yargıya Müdahale Niteliğindeki Karardan Kaçınmaya Davet Ediyoruz’</strong></h5>
<p>Avrupa Konseyi’nin başlattığı ihlal prosedürü hakkında Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi’ne  “bağımsız yargıya müdahale niteliği taşıyacak bu kararın devamını getirmekten kaçınmaya” davet eden <a href="https://www.mfa.gov.tr/no_-402_-ak-delegeler-komitesi-nin-(dh)-1419-toplantisinda-aihm-in-kavala-(28749-18)-kararinin-icrasina-iliskin-alinan-karar-hk.tr.mfa" target="_blank" rel="noopener">bir açıklaması yaptı.</a></p>
<p>Açıklamada, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olan Türkiye’nin “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan sorumluluklarının bilincinde” olduğu ve “2021 yılı içinde 128, bugüne kadar ise toplam 3674 AİHM kararının” Türkiye tarafından uygulandığı belirtiliyor.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında ayrıca, “Kavala kararından daha eski olan ve başka ülkeler hakkında ve konularda da uygulanmayan kararlar” olduğu, bu nedenle Türkiye’nin “özellikle Kavala kararının sürekli olarak gündemde tutulmasını tutarsız bir yaklaşım” olarak değerlendirdiği kaydediliyor.</p>
<p>Kavala hakkında AİHM ve Avrupa Konseyi&#8217;nde işleyen hukuki sürecin detaylarında dair Ayşe Bingöl Demir tarafından Sivil Sayfalar iöin kaleme alınan <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/" target="_blank" rel="noopener">analiz yazısına</a> buradan ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/avrupa-konseyi-kavalanin-tahliye-edilememesi-nedeniyle-turkiye-icin-ihlal-sureci-baslatti/">Avrupa Konseyi Kavala’nın Tahliye Edilememesi Nedeniyle Türkiye İçin İhlal Süreci Başlattı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üçüncü Kez Açılan Gezi Davası&#8217;nda Kavala Yine Tahliye Edilmedi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/09/ucuncu-kez-acilan-gezi-davasinda-kavala-yine-tahliye-edilmedi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/09/ucuncu-kez-acilan-gezi-davasinda-kavala-yine-tahliye-edilmedi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2021 08:57:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Çarşı Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi davası]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<category><![CDATA[savunuculuk]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74917</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üçüncü kez açılıp Çarşı Davası ile birleştirilen Gezi Davası'nın ilk duruşması 8 Ekim 2021’de Çağlayan’da görüldü. Dosyanın tek tutuklu sanığı, Kasım 2017'den bu yana Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Osman Kavala’nın tahliye talebi, oyçokluğuyla reddedildi. Çarşı ve Gezi Dava dosyalarının ayrılması talebi de reddedilirken, davayı takip eden STK temsilcileri, dava ile Kavala’nın tutukluluğunu sivil toplum üzerindeki baskıların devamı olarak değerlendiriyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/09/ucuncu-kez-acilan-gezi-davasinda-kavala-yine-tahliye-edilmedi/">Üçüncü Kez Açılan Gezi Davası&#8217;nda Kavala Yine Tahliye Edilmedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">35 sanıklı Çarşı Davası&#8217;nda alınan beraat kararının Yargıtay tarafından bozulmuştu. Osman Kavala, Can Dündar ve Mehmet Ali Alabora&#8217;nın da arasında bulunduğu 17 sanıklı Gezi ana davası beraat kararının İstinaf Mahkemesi&#8217;nce bozulmasının ardından iki davanın birleştirilmesiyle açılan yeni davanın ilk duruşması 13. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nde görüldü.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-74918 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/gezi-davasi.jpg" alt="Gezi ve Çarşı davası" width="329" height="152" />Kavala ile birlikte 52 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşmasında h</span><span style="font-weight: 400;">em Çarşı hem Gezi Davası’nın sanık avukatları birleştirme kararının hukuka aykırılığının tespit edilip karardan dönülmesini ve dosyanın ayrılmasını talep etti. Savcı, itirazların reddini talep etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme, avukatların </span><span style="font-weight: 400;">Gezi</span><span style="font-weight: 400;"> ve Çarşı davalarının ayrılmasına yönelik taleplerini reddetti. Bu kararın ardından Çarşı davasının avukatları mahkeme salonunu terk etti. Duruşma, Gezi avukat ve sanıklarının beyanlarıyla sürdü. Öğleden sonra devam eden duruşmanın sonunda Mahkeme, &#8216;Hukuki durumda değişiklik olmaması ve kuvvetli suç şüphesi&#8217; nedeniyle Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına hükmetti. </span></p>
<h5><b>‘Tutukluluğumun Sürdürülmesi Yargısız İnfazdır; AİHM’nin Kararının Etrafından Dolanma Girişimidir.’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanıklardan 1438 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala duruşmaya Silivri Cezaevi&#8217;nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla katıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kavala savunmasında: </span><span style="font-weight: 400;">“Gezi&#8217;den önce de Gezi sırasında da Çarşı Davası&#8217;nda da suçlanan kişilerle tanışıklığım, iletişimim olmadı. Daha önce aralarında fiili ve hukuki bağlantı olmadığına karar verilen suçlamalar hiçbir yeni delil olmadan birleştirildi ve benimle ilgili davalar, gene hiçbir delile, anlaşılır gerekçeye dayandırılmadan Çarşı davası ile birleştirildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugüne kadar hiçbir kitlesel eylemi organize etmedim, hiçbir kitlesel eylem için de benden maddi destek talep edilmedi. İddianameden daha vahim olan iddia, protestoların benim tarafımdan aktarıldığı iddia edilen fonlara ya da maddi imkânlara bağlanmasıdır. MASAK raporunda, benim Gezi ile ilgi herhangi bir fon aktarımım olmadığı ortaya çıktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sudan bahanelerle tutukluluğumun sürdürülmesi yargısız infazdır, algı yaratma çabasıdır, AİHM’nin kararının etrafından dolanma girişimidir.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kavala’nın savunmasının tamamına </span><a href="https://www.osmankavala.org/tr/aciklamalar/1429-osman-kavala-nin-savunmasinin-tam-metni-8-ekim"><b>buradan</b></a> <span style="font-weight: 400;">ulaşabilirsiniz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-74932 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/kavala-aciklamasi-1.jpg" alt="" width="311" height="428" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/kavala-aciklamasi-1.jpg 590w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/kavala-aciklamasi-1-188x260.jpg 188w" sizes="(max-width: 311px) 100vw, 311px" />Osman Kavala&#8217;nın avukatı Köksal Bayraktar duruşmada, Çarşı ve Gezi davasında şahıs ve olay yönünden hiçbir bağlantı olmadığını ve iki davanın birbirinden tamamen ayrı olduğunu söyledi. Bayraktar ayrıca, “</span><span style="font-weight: 400;">Hukukta açıktır; birleştirme talebinde bulunan hâkim karar verme aşamasında bulunamaz. Bu nedenle birleştirme hukuka aykırıdır.” dedi. </span><span style="font-weight: 400;">Bayraktar savunmasında, Aralık 2018&#8217;den itibaren AİHM&#8217;e müracaat ettiklerini ve AİHM’nin Kavala’nın tutukluluğun kaldırılması gerektiği kararı verdiğini de hatırlattı. </span></p>
<h5><b>‘Kavala’nın Tutukluğunun Devamı </b><b>Türkiye Hakkında İhlal Prosedürünü Başlatacak’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Osman Kavala’nın tutuklu halinin devamının sivil toplum üzerinde nasıl bir etki yarattığını hukukçu, STK temsilcileri, hukukçular ve siyasiler Sivil Sayfalar’a değerlendirdi. Ortaklaşılan nokta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararında ortaya konduğu gibi, “Kavala’nın tutukluluğunu AİHS’nin 18. maddesinin ihlali anlamına geldiği ve sivil topluma gözdağı” niteliği taşıdığı yönünde. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan hakları hukukçusu ve Gezi Davası sanıklarından Mine Özerden’in avukatı Tuğçe Duygu Köksal, Mahkeme’nin Kavala hakkında tahliye kararı vermemesinin ne anlama geldiğini değerlendirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kavala’nın tahliye edilmesi gerektiğine” yönelik AİHM&#8217;nin aldığı kararların Türkiye’de yargı makamları tarafından yerine getirilmediğini hatırlatan Köksal, tutukluğun devamı durumunda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Türkiye hakkında ihlal prosedürünü başlatacağını söyledi. Köksal, AİHM’nin ihlal sürecini başlatma konusunda Türkiye’ye ihtarda bulunduğunu; Türkiye’nin AİHM’nin kesinleşmiş kararını icra etmemesi durumunda, Azerbaycan’dan sonra ihlal prosedürünün başlatılacağı 2. devlet olacağını ve bunun ciddi siyasi etkilerinin görüleceğini vurguladı.</span></p>
<p>Köksal, Kavala’nın durumunun Gezi Davası’nda taşıdığı önemi ise şu sözlerle ifade etti: “Kavala hakkında Gezi Davası’nda verilen kesinleşmiş yargı kararındaki tespitler, “hem AİHS 18. maddesi hem Kavala’nın tutukluğu konusundaki kuvvetli suç şüphesine dair hüküm”, davanın sonucunu etkiliyor; bu nedenle tahliye kararının icra edilmesi gerekiyor”.</p>
<h5><b>‘Kavala, Sivil Alanın Gelişmesinde Kilit Bir İnsan; Yokluğu Hissediliyor’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-74920 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/milena-buyum-640x370.jpeg" alt="Milena Buyum" width="330" height="191" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/milena-buyum-640x370.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/milena-buyum.jpeg 800w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" />Uluslararası Af Örgütü, Gezi Davası’nı yakından takip eden uluslararası sivil toplum örgütlerinden biri. Af Örgütü’nün Türkiye Kampanyalar Sorumlusu Milena Buyum, Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamının sivil toplum üzerinde yarattığın etkiyi AİHM’nin tescillediğini belirtti: “AİHM, Kavala’nın tutukluğunun onun susturulması ve Türkiye’de sivil toplumun sindirilmesi için yapıldığını tespit etti. Bu doğru bir tespit. Ancak Kavala’nın durumu tek değil. Sürüncemede olan, çorba haline getirilen bu davayı, alakasız ve kanıtlanmamış suçlamalarla bütün olarak konteks içinde değerlendirmek gerekiyor.”  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin özellikle son 5 yıldır ve hatta daha da öncesinde insan haklarına erişimde zorluk çekilen bir ortamda olduğunu belirten Buyum, Gezi Davası’nın ve Kavala’nın tek örnek olmadığını kaydetti. Sivil toplum açısından Kavala’nın taşıdığı önemi vurgulayan Buyum’a göre “Kavala, sanat ve insan hakları alanında faaliyetleriyle sivil toplumun sesini bulmasında sivil alanın gelişmesinde ve yeşermesinde oynadığı rol itibariyle kilit bir insan. Onun yokluğu, hissediliyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Milena Buyum ayrıca, Türkiye’de özellikle bağımsız olarak faaliyetlerini sürdüren ve hak temelli çalışan STK’ların içinde bulunduğu durumu “vahim” olarak nitelendirdi. Geçen yılın sonunda yasalaşan Kitle İmha Silahlarının Yayılması Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun&#8217;un büyük bir baskı yarattığını belirtti. Kanun maddelerinin tümünün henüz uygulamaya geçmemesine karşın, STK’ların proje geliştirme ve birbirleriyle işbirliği geliştirmeleri üzerinde büyük bir engel olarak görüldüğünü kaydetti. Söz konusu yasanın sivil alan üzerinde yarattığı etkileri yakından takip ettiklerini söyleyen Buyum, özellikle kamu otoritelerinin STK’lar üzerinde artan denetimlerle baskı oluşturduğunu söyledi. </span></p>
<h5><b>‘Kavala’nın Tutukluğu, ‘Hak Aramada Özne Olursanız Siz de Bunlarla Baş Başa Kalırsınız’ Demek!&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-74921 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/eshid.png" alt="Üçüncü Kez Açılan Gezi Davası'nda Kavala Yine Tahliye Edilmedi" width="351" height="159" />Eşit Haklar İzleme Derneği (EŞHİD) de Gezi Davası’nı yakında takip eden STK’lardan biri. ESHİD avukatı Kader Tonç, Gezi Davası’nı ve Kavala’nın tutuklu olduğu 3 ayrı davayı da ayrı mahkemelerde takip ederek gözlemlerini paylaştı: </span><span style="font-weight: 400;">&#8220;Kavala’nın yargılandığı davaların değişen mahkemeler ile heyetlerinin de değişmesi, avukatlar için yeni heyetlerin, mahkemeler sürekli birleştiği için bunlar da hak ihlali. 4 yıla yakın tutukluluk, dosyayı bilmeyen yeni hakimler, değişen heyetler, hâkim güvencesi olmadığını gösteriyor. Süreç, sürekli başka bir dosya ile birleşen ve yakar top gibi ilerliyor.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kavala’nın tutukluğunun sivil toplum üzerinde ciddi bir gözdağı yarattığını da belirten Tonç, şu ifadeleri kullandı: “Kavala açısından 4 yıla yakın tutukluk, çok uzun. Ayrıca Kavala’nın maruz kaldığı diğer süregelen hak ihlalleri, sivil toplum üzerinde baskı yaratıyor. Bunlar, ‘hak arama mücadelesinin öznesi olursanız, siz de böyle bir süreçle baş başa kalırsınız’ demek. Bu nedenle, birçok STK burada, bu davayı izliyor, destek oluyor, raporlaştırıyorlar. Fiziki olarak burada bulunuyorlar.”  </span></p>
<h5><b>‘Bu Davayı, Tüm Sivil Toplumu ve Hak Savunucularını Savunmak İçin Takip Ediyoruz’ </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-74922 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/hafiza-merkezi.jpg" alt="Hafıza Merkezi" width="268" height="174" />Gezi Davasını yakından takip eden bir diğer STK olan Hafıza Merkezi’nden Ece Koçak, AİHM kararı ile 18. madde ihlali ile Kavala’nın siyasi saikle tutuklu olduğunun tespit edildiğini kaydetti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koçak, Kavala’nın tutukluğunun sürmesiyle, onun desteklediği pek çok faaliyetin aksadığını; buna ek olarak son yıllarda genel olarak Türkiye’de demokrasi ve barış alanında yaşanan erozyonun da sivil alan üzerindeki olumsuz durumda büyük bir etkisi olduğunun altını çizdi: </span><span style="font-weight: 400;">“Kavala, Hafıza Merkezi’nin çalışma arkadaşlarından biriydi. Cezasızlığın sona ermesi ve geçmişle yüzleşme gibi konularda Anadolu Kültür ile ortak yürüttüğümüz pek çok iş vardı. Bu anlamda, Kavala’yı sadece beraber savunuculuk yaptığımız kişi olarak değil, ona yapılan haksızlığı bizim üzerimizde de bir tehdit olarak algılıyoruz. Bu dava üzerinden tüm sivil toplum, tüm hak savunucularını savunmak için takip ediyoruz.”   </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/09/ucuncu-kez-acilan-gezi-davasinda-kavala-yine-tahliye-edilmedi/">Üçüncü Kez Açılan Gezi Davası&#8217;nda Kavala Yine Tahliye Edilmedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/09/ucuncu-kez-acilan-gezi-davasinda-kavala-yine-tahliye-edilmedi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’den Yargı Mercileri Eli ile Komite Denetiminden Kaçınma Taktikleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Bingöl Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2021 11:03:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Bakanlar Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, Bakanlar Komitesi’nin Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala kararlarının uygulanmasına dair denetim süreci başladığı andan bu yana Komite önünde gerek Demirtaş gerekse de Kavala’nın AİHM’in ihlal bulduğu yargı süreçleri ile ilişkili olmayan, ‘başka’, ‘yeni’ ya da ‘AİHM kararı kapsamı dışında kalan’ dosyalardan cezaevinde tutulduklarını öne sürüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/">Türkiye’den Yargı Mercileri Eli ile Komite Denetiminden Kaçınma Taktikleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hükümet, yargı mercilerinin bir aşamada verdiği ‘göstermelik’, aslında hiç uygulanmayan tahliye kararlarını gerekçe göstererek, AİHM’in ‘derhal serbest bırakma’ kararının aslında yerine getirildiğini iddia ediyor. Bu şekilde, Komite tarafından da yinelenen ‘derhal serbest bırakma’ taleplerinin ve talepler yerine getirilmediği takdirde dozu gittikçe ağırlaşacak baskının önüne geçmeye çabalıyor. Bunu yaparken de bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerinde ciddi ve haklı soru işaretleri olan yargıyı bir araç olarak kullanmaktan geri durmuyor.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STK’lar olarak, Komite’ye yaptığımız Kural 9.2 bildirimlerinin hazırlanması sürecinde, AİHM kararlarını, iç hukukta Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş aleyhine sürdürülen yargı süreçlerini ve hükümetin Komite önündeki argümanlarını ulaşabildiğimiz bilgi ve belgeler ışığında detaylı olarak inceledik ve analiz ettik. Bu incelemelerimize dair değerlendirmelerimizi ve ulaştığımız sonuçları bildirimlerimiz yoluyla Komite ile paylaştık. Geçtiğimiz günlerde Avrupa Uygulama Ağı’nın düzenlediği bir brifingde, Bakanlar Komitesi delegelerine her iki karar bakımından iç hukukta yaşanan gelişmeler ve gelinen aşama üzerine Eylül 2021 toplantısı öncesi bir sunum yaptık. Sunumun bir bölümünü, Kural 9.2 bildirimi çalışmalarımızın ortaya koyduğu ve Türkiye tarafından AİHM’in Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş kararlarının uygulanması yükümlülüğünden ve Bakanlar Komitesi’nin bu konuda atacağı zorlayıcı adımlardan ‘kaçınmak’ için yargı mercileri eli ile benimsenen şu beş ‘</span><a href="https://www.einnetwork.org/blog-five/2021/9/7/ein-civil-society-briefing-hungary-turkey-amp-russia" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">taktik</span></a><span style="font-weight: 400;">’ten bahsetmeye ayırdık: </span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Uygulanmayan, ‘göstermelik’ tahliye kararları</b><span style="font-weight: 400;">: Gerek Osman Kavala, gerekse Selahattin Demirtaş hakkında yargı süreçlerinin bir aşamasında tahliye kararı verildi. Ancak bu kararlar fiilen hiçbir zaman uygulanmadı. Göstermelik tahliye kararları, Komite önünde, hükümet tarafından, AİHM’in derhal serbest bırakma kararının gereğinin esasen yerine getirildiği argümanına dayanak yapılmakta.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Başvurucular aleyhine aynı ya da benzer fiili veya hukuki gerekçelere dayanan birden çok yargı süreci işletmek:</b><span style="font-weight: 400;"> Her iki başvurucu hakkında yürütülen birden çok ceza yargılaması süreci bulunmakta. Bu süreçler AİHM’in hak ihlallerine dair tespitlerinde ele aldığı olgu, hukuki durum veya fiilere dayanmakta. Ancak hükümet, özellikle AİHM önünde önemli bir gelişme olduğunda ya da Komite’nin baskısı arttığında Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın cezaevinde tutulma haline dayanak yapılan süreci değiştiriyor. Komite önünde bunun AİHM kararları dışında kalan ‘yeni’ ya da ‘faklı’ bir süreç olduğu yanıltıcı argümanını öne sürüyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Zincir halinde verilen kararlar ile ‘tutulma’ halini sürdürme:</b><span style="font-weight: 400;"> Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş aleyhine sürdürülen yargı süreçleri manipüle edilerek tutuklama kararları ve yargı süreçleri arasında ihtiyaç duyulduğunda geçişken, birbirini izleyen bir zincir oluşturuluyor. Bu şekilde yargı süreçlerindeki ilerleme veya değişimlere rağmen her ikisinin de cezaevinde tutulma hali sürdürülüyor. Bu şu yöntemler kullanılarak yapılıyor: (1) AİHM kararlarında tartışılan fiili, hukuki veya olgusal dayanakların yeniden nitelendirilmesi ve bu fiillerin Ceza Kanununda daha önce bahse konu edilmeyen başka bir suç (da) oluşturduğu iddiası ile buna dayanarak tutuklama kararı verilmesi; (2) açık olan ve AİHM tarafından esasen değerlendirmesi yapılmış başka yargı süreçleri devreye sokularak onlar kapsamında tutuklama kararı verilmesi; ya da (3) devam eden bir yargı süreci hızlandırılarak hapis cezası verilmesi ve ‘tutulmanın’ cezanın infazı ‘amaçlı’ sürdürüldüğünün iddia edilmesi.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Yargılama usulüne dair dayanaksız kararlar:</b><span style="font-weight: 400;"> Yargılamalar sürerken, kabul edilebilir bir gerekçe veya haklı bir dayanak olmaksızın prosedüre dair keyfi kararlar verilerek yargı süreçleri karmaşık, anlaşılmaz ve içinden çıkılmaz bir hale getirilmeye çalışılıyor. Bu kararlar arasında hem Selahattin Demirtaş, hem Osman Kavala hakkında yürütülen yargı süreçlerinde verilen ‘birleştirme’ kararları özellikle dikkat çekiyor. Bu nitelikteki kararlar başvurucuların uzun süre cezaevinde tutulmalarını sağlamada ve Bakanlar Komitesi önünde süreci manipüle etmede kullanılıyor. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Yargı sürecini hızlandırma ve hapis cezası kararı ile sonuçlandırma</b><span style="font-weight: 400;">: Selahattin Demirtaş bakımından ihtiyaç duyulduğunda gerek AİHM gerekse de Bakanlar Komitesi önünde İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi önündeki yargı süreci ve verilen mahkumiyet kararı kullanılageldi. Son olarak Komite önünde hükümet, Nisan 2021 tarihli Yargıtay onama kararı sonrası kesinleşen ceza nedeni ile başvurucunun artık ‘tutuklu’ değil ‘hükümlü’ olduğunu bu nedenle AİHM’in derhal serbest bırakma kararının ona uygulanamayacağını ileri sürmekte. Oysaki Komite’ye yaptığımız Temmuz 2021 tarihli bildirimde tartıştığımız gibi, bu yargılama AİHM kararı kapsamında kalıyor. Kaldı ki Selahattin Demirtaş Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi önünde süren yargılama kapsamında hala tutuklu. Hükümet bu bilgiyi Komite ile bilinçli olarak paylaşmıyor.  </span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu listenin konuyu tüketmiş bir liste olmadığını, sadece şu ana kadar görülen en belirgin taktiklere odaklandığını belirtmek gerek. Bu taktiklerin uygulanmasının aracı haline getirilen yargı mercilerince hiçbir aşamada AİHM kararlarının, kararlardaki son derece önemli değerlendirmelerin hiç bir şekilde dikkate alınmadığını da. Üstelik hükümetin HSK eli ile süreçlere dahil olan hakim ve savcılara ‘atama’, ‘yer değiştirme’, ‘terfi’ veya ‘disiplin soruşturması’ yolu ile müdahalesi de süregeldi.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bu uygulamaların amacı, AİHM kararında varlığı tartışmasız bir şekilde tespit edilen politik saikler ile her iki başvurucuyu da parmaklıklar arkasında tutmaya devam etmek. Hükümet ayrıca Komite ve kamuoyu nezdinde Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın cezaevinde tutuluyor olmasını meşru göstermeye çalışıyor. Bu durum Türkiye’nin Sözleşme’nin 46/1. maddesinde tanımlanan AİHM kararlarını yerine getirme yükümlülüğüne açıkça aykırı. Hükümet bu yükümlülüğünü yerine getirmek bir yana, Mahkeme’nin tespit ettiği ‘kötü niyetle’ hakların sınırlandırılması pratiğini sürdürüyor. İçerde devam eden yargı süreçlerini ve Bakanlar Komitesi önündeki süreci bir kısmına yukarıda değinilen taktikler ile manipüle ederek yükümlülüklerinden kurtulmaya çalışıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada, STK’ların bu ve benzeri kararların uygulanmasının denetimi sürecine dahil olması oldukça önemli bir hal alıyor. Zira hükümetin bu uygulamalarının tespiti, Komite önünde öne sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tartışılması, Komite bileşenlerinde bu konuda doğabilecek soru işaretlerinin giderilmesi ve gerçek durumun esasen ne olduğunun ortaya konması konularında STK’ların değerlendirmeleri Komite’nin kararların uygulanması sürecine yaklaşımında oldukça etkili oluyor. </span></p>
<h5><b>Komite’nin 14-16 Eylül 2021 Toplantısında Türkiye’yi Ne Bekliyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlar Komitesi, yaklaşan 14-16 Eylül 2021 toplantısında Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala kararlarının uygulanmasını sağlamak için atacağı sonraki adımları belirleyecek. Osman Kavala açısından, Komite’nin, özellikle Ağustos 2021’de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen tutukluluğun devamı ve Çarşı davası ile birleştirme kararları sonrası, Sözleşme’nin 46/4 maddesi kapsamında ihlal prosedürünün işletilip işletmeyeceği son derece önemli bir soru. İhlal prosedürü, aleyhine verilen bir AİHM kararının gereklerini yerine getirmeyi reddeden devletin, Sözleşme’nin 46(1) maddesinde düzenlenen ‘AİHM kararlarını yerine getirme’ yükümlülüğünü ihlal edip etmediği sorusunun Komite tarafından AİHM’e yöneltilmesi anlamına geliyor. Komite, diplomatik olarak büyük ağırlığı olan bu prosedürü şu ana kadar yalnızca Azerbayan’a karşı </span><a href="https://search.coe.int/cm/Pages/result_details.aspx?ObjectID=090000168076f1fd"><span style="font-weight: 400;">Ilgar Mammadov</span></a><span style="font-weight: 400;"> başvurusunda işletti. Türkiye, hakkında bu adım atılan Konsey üyesi ikinci ülke olmak yolunda hızla ilerliyor. Komite tarafından ihlal prosedürünün işletilmesi, </span><a href="https://www.ombudsman.gov.tr/document/mevzuat/771a1--Avrupa-Konseyi-Statusu.pdf"><span style="font-weight: 400;">Avrupa Konseyi Statüsü</span></a><span style="font-weight: 400;">’nün 8. maddesinde düzenlenen Konsey üyeliğininin askıya alınmasına ve üyelikten çıkartılmaya kadar varabilecek bir sürecin ilk işaretlerinden olarak görülebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selahattin Demirtaş bakımından da Komite Eylül 2021 toplantısında, AİHM kararında yer alan son derece önemli değerlendirmeler ve ihlal kararına dayanak yapılan olgular hiç bir şekilde dikkate alınmaksızın tamamlanan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi yargı sürecine ve bunun AİHM kararı karşısındaki yerine dair son derece kritik bir değerlendirme yapacak. Komite’nin Selahattin Demirtaş kararına yalnızca özgürlük ve güvenlik hakkı ekseninden değil, Mahkeme’nin kararında çok önemli bir yer tutan ifade özgürlüğü (AİHS madde 10), serbest seçim hakkı (Ek 1 No.lu Protokol madde 3) ve hakların kısıtlanmasında meşru amaç (madde 18) ekseninden, bütüncül bir yaklaşım benimseyerek bakması oldukça önemli. Bakanlar Komitesi, bu konudaki değerlendirmesi ile, karara dair denetim sürecini nasıl sürdüreceğinin ipuçlarını verecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz STK’lar olarak Komite’ye her iki başvuru konusunda da gelinen aşamaya dair detaylı değerlendirmelerimizi ve önerilerimizi ilettik. Bunların dikkate alınması halinde, Komite’nin denetim sürecinde Türkiye aleyhine atacağı adımları ağırlaştırması kuvvetle muhtemel. Her halükarda Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’yı serbest bırakmayarak AİHM kararlarını uygulamayı reddeden ve kararların gerektirdiği yapısal değişiklikleri gerçekleştirmeyen bir Türkiye, Avrupa Konseyi ile ilişkilerinde kış döneminin başlamasını da göze alan bir Türkiye demek. Bu senaryonun insani, diplomatik ve politik sonuçlarının ağırlığına dikkat çekerek defaatle yaptığımız çağrıları yineleyelim: Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş derhal serbest bırakılsın, AİHM’in kararlarında işaret ettiği başta hak savunucuları ve muhalif politikacılara yönelik ihlaller olmak üzere yapısal ve sistemli hak ihlali sorunlarını ortadan kaldırmaya dönük etkili ve gerçek adımlar atılsın. </span></p>
<p><em>Bu yazı iki bölümden oluşmakta olup birinci bölümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/">Türkiye’den Yargı Mercileri Eli ile Komite Denetiminden Kaçınma Taktikleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Eylül 2021, Türkiye &#8211; Avrupa Konseyi İlişkilerinde Bir Kış Dönemi Başlangıcı Olabilir&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Bingöl Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2021 08:45:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesİ]]></category>
		<category><![CDATA[Bakanlar Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 14-16 Eylül 2021’de üye devletlerin daimi temsilciliklerinin katılımı ile toplanacak. Bakanlar Komitesi İnsan Hakları toplantıları olarak adlandırılan ve her yıl Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında gerçekleştirilen bu olağan toplantılar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının ilgili ülkeler tarafından uygulanma süreçlerini denetlenmekte son derece önemli bir rol oynuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/">&#8216;Eylül 2021, Türkiye &#8211; Avrupa Konseyi İlişkilerinde Bir Kış Dönemi Başlangıcı Olabilir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><b>Hak İhlalleri ile Mücadelede Önemli Bir Uluslararası Aktör Olarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Komite, her bir toplantı periyodu bitiminde bir sonraki toplantının gündeminde tartışmayı düşündüğü kararları ilan ediyor. Bu şekilde bir kararın tarafları, kararın işaret ettiği hak ihlalleri üzerinde çalışan sivil toplum kuruluşları ve ilgili diğer kişi ve kurumlar gelişmelerden haberdar oluyor. İlgililer, isterlerse denetim sürecine aktif olarak dahil olabiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 46/1. maddesi uyarınca Sözleşme’ye taraf ülkeler, AİHM kararlarına uymak ve kararların gereğini yerine getirmek yükümlülüğünde. Bu yükümlülük, ilgili kararlarda tespit edilen ve başvuruculara yönelen hak ihlallerine son vermeyi, ihlalleri ve etkilerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor. Yine benzer ihlallerin oluşmaması için gerekli tedbirlerin alınması ve ihlaller nedeni ile oluşan zararların hakça tazmini de gerekiyor. Bakanlar Komitesi tarafından yürütülen denetim sürecinde bu adımların atılması için ilgili devlet tarafından alınması gereken ve bireysel ve genel olarak nitelendirilen önlemler belirleniyor. Devlet ile diyalog halinde kararların uygulanması için bir prosedür işletiliyor.</span></p>
<h5><b>Türkiye’nin ‘Karnesi’ Bu Konuda da Kötü</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlar Komitesi </span><a href="https://rm.coe.int/2020-cm-annual-report-eng/1680a1f4e8" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">istatistiklerine</span></a><span style="font-weight: 400;"> göre</span><span style="font-weight: 400;"> 2020 sonu itibariyle Komite’nin denetim sürecini sürdürdüğü toplam 5233 karar bulunmakta. Bu kararların 1258’i ‘öncü dava’ olarak nitelendirilen, yani Komite önünde daha önce tartışılmamış, yapısal ve sistemli  hak ihlali sorunlarına işaret eden başvurulara ilişkin. Bu öncü davaların 330’unun uygulama denetimi Bakanlar Komitesi’nin ‘nitelikli denetim prosedürü’ altında yürütülüyor. Nitelikli denetim prosedürüne dahil edilen kararların uygulanma denetiminde Bakanlar Komitesi aktif bir rol üstleniyor, düzenli toplantı gündemine almak da dahil olmak üzere daha etkili olması beklenen bir denetim prosedürü işletiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komite istatistikleri, AİHM kararlarını yerine getirmede Türkiye’nin ‘karnesi’nin oldukça kötü olduğunu teyit ediyor. Buna göre Türkiye aleyhine verilen kararlardan 624’ü, 2020 sonu itibariyle Türkiye tarafından kısmen veya tamamen uygulanmamış. Bu kararlardan 149’u öncü davalara ilişkin. Bu hali ile Türkiye, denetim süreci hala süren karar sayısı bakımından Rusya’dan sonra (1789 denetimi süren karar ile -217’si öncü dava olmak üzere-) ikinci sırada.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle Komite’nin olağan insan hakları toplantıları Türkiye açısından hiç de kolay geçmiyor. Hemen her toplantı gündeminde Türkiye ile ilgili kararlar görmek mümkün. Ve bu kararlar genellikle Türkiye’deki en sorunlu, yapısal ve sistemli hak ihlali pratiklerini Komite gündemine taşıyor. Bu durum Komite gündemine 2020’de giren iki önemli karar ile Türkiye bakımından daha da ciddileşti: AİHM’in Mayıs 2020’de kesinleşen </span><a href="http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-199515" target="_blank" rel="noopener"><i><span style="font-weight: 400;">Osman Kavala/Türkiye</span></i></a><span style="font-weight: 400;"> ve Aralık 2020’de kesin olarak verilen </span><a href="http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-207173" target="_blank" rel="noopener"><i><span style="font-weight: 400;">Selahattin Demirtaş/Türkiye (2)</span></i></a><span style="font-weight: 400;"> kararları.</span></p>
<h5><b>Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın Politik Saiklerle Cezaevinde Tutulması Komite Gündeminde</b><span style="font-weight: 400;">      </span></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Her iki kararda da AİHM, başvurucular Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme, Türkiye’nin, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın tutuklanması ve tutukluluklarının sürdürülmesinde Sözleşme dışı, politik amaçlar güttüğünü tespit etti. Bu nedenle Sözleşme’nin 18. maddesinin -özgürlük ve güvenlik hakkını güvence altına alan 5. madde ile birlikte- ihlal edildiğine karar verdi. Bu bağlamda Mahkeme’ye göre Osman Kavala’nın tutukluluğu, onun bir sivil toplum aktivisti olarak esasen Sözleşme ile korunan hak savunuculuğu çalışmalarını durdurmak, onu susturmak amacı gütmekteydi. HDP’li Kürt siyasetçi Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğu ise onun muhalif bir politikacı olarak çalışmalarını engellemek ve ülkedeki çoğulcu demokratik tartışma ortamını bastırmak amacı taşımaktaydı. Kararlar, Türkiye aleyhine şu ana kadar verilen ilk ve tek 18. madde ihlal kararları. AİHM, kararlar ile birlikte Türkiye tarafından her iki başvurucunun da ‘derhal serbest bırakılması’ gerektiğine hükmetti. Ancak aradan geçen zamana rağmen Türkiye, gerek Selahattin Demirtaş’ı, gerekse Osman Kavala’yı parmaklıklar arkasında tutmaya devam ediyor. Bunu yaparken de bağımsız ve tarafsızlığı özellikle bu nitelikteki politik davalar bakımından ciddi şekilde tartışmalı yargı makamları eli ile Komite’nin denetim sürecini manipüle etmeye dönük çeşitli taktiklere başvuruyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Osman Kavala kararının kesinleşmesinin, Selahattin Demirtaş kararının kesin olarak verilmesinin hemen ardından Bakanlar Komitesi kararların uygulanmasının denetlenmesi sürecine başladı. Komite, her iki kararın da işaret ettiği ciddi ve yapısal insan hakları ve hukuk devleti sorunlarını ve başvurucuların devam eden ‘tutulma’ hallerini dikkate aldı ve kararları öncü dava olarak sınıflandırdı. Denetimini nitelikli izleme usulü ile başlatan Komite, kararları üç aylık insan hakları toplantılarında ele almaya karar verdi. Komite şu ana kadar Osman Kavala kararının yerine getirilme(me)sini 1-3 Eylül 2020 (pandemi koşulları nedeni ile Haziran 2020 toplantısı bu tarihte yapıldı), 29 Eylül – 1 Ekim 2020, 1-3 Aralık 2020, 9-11 Mart 2021 ve 7-9 Haziran 2021 tarihli toplantılarında </span><a href="https://d.docs.live.net/1e7a0c96bde43b16/Desktop/TLSP%202020%20-%202022/(http:/hudoc.exec.coe.int/eng?i=004-55161)" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">görüştü</span></a><span style="font-weight: 400;">. Selahattin Demirtaş kararı da gündeme 9-11 Mart 2021 tarihi itibariyle </span><a href="http://hudoc.exec.coe.int/eng?i=004-56539" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">eklendi</span></a><span style="font-weight: 400;">. Başvurucuların avukatları denetim sürecinin etkin bir parçası ve Komite’yi iç hukuktaki gelişmelere dair düzenli olarak bilgilendirmekte. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi olarak her biri kendi alanlarında önemli çalışmaları ile bilinen STK’lar ile birlikte (Osman Kavala kararına dair İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu ve Selahattin Demirtaş kararına dair aynı STK’lar ile Article 19 ve Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu) Komite’ye şu ana kadar toplam 6 bildirimde bulunduk. Zira her iki kararın da işaret ettiği Türkiye’deki hak ihlali paternleri son derece önemli ve kararların uygulanmış sayılması için gerekli bireysel ve genel önlemlerin alınması, Türkiye’deki güncel insan hakları ve hukuk devleti sorunlarının aşılmasında önemli bir katkı sağlama potansiyeline sahip. Yine Bakanlar Komitesi’nin uluslararası alanda ağırlığı olan bir aktör olarak bu sorunların çözülmesinde, kararların ortaya koyduğu hak ihlali paternlerinin son bulmasında üstleneceği rolün de sürece katkısı dikkate değer.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komite, Osman Kavala kararına dair denetim sürecinde şu ana kadar 6 defa Türkiye’den başvurucuyu derhal serbest bırakmasını ‘karar’ formatında talep etti. Komite, bir defa da bu talebi içeren ve istisnai olarak atılan bir adım olan ‘ara karar’ oluşturma yoluna gitti. Bunun dışında Komite, Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını sağlamak için başka adımlar da attı. Örneğin kararın uygulanmasının denetimi sürecini daha sık aralıklı haftalık toplantı gündemine aldı. Komite Başkanı’nın Türkiye Dışişleri Bakanına bu konuda doğrudan mektup yazmasına karar verdi. Konsey üyesi ülkeleri bu konuyu Türkiye ile ilişkilerinde gündeme taşımaya davet etti. Son olarak da Osman Kavala Eylül 2021 toplantısı itibariyle serbest bırakılmadığı takdirde Sözleşme 46/4 kapsamındaki ihlal prosedürünü işletmek de dahil olmak üzere elindeki bütün araçları kullanacağını açıkça ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selahattin Demirtaş kararının uygulanmasının denetimi, karar tarihleri nedeni ile Osman Kavala sürecinden daha sonra başladı. Bakanlar Komitesi, Mart 2021 tarihli toplantısında benzer şekilde Türkiye’den, Selahattin Demirtaş’ın AİHM kararı doğrultusunda derhal serbest bırakılmasını istedi. Komite, Türkiye’den ayrıca Selahattin Demirtaş aleyhine sürdürülen ve AİHM kararı kapsamında kalan bütün yargı süreçlerinin karara uygun şekilde sonuçlandırılmasını talep etti. Bu konudaki denetim süreci devam ederken, Türkiye, Komite’nin Haziran 2021 toplantısında Selahattin Demirtaş aleyhine Mart 2013’te İstanbul Newroz kutlamalarında yaptığı konuşmadan dolayı İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ‘terör örgütü propagandası’ suçlamasından verilen cezanın Yargıtayca Nisan 2021’de (konuşmanın yapıldığı tarihten 8 yıl sonra) onanarak kesinleştiği bilgisini verdi. Komite, Türkiye’den bu konuda daha detaylı bilgi istedi ve kendi sekreteryasının  da bu gelişmeye dair bir değerlendirme yapmasına karar verdi. </span></p>
<p><em>Bu yazı iki bölümden oluşmakta olup ikinci bölümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/">&#8216;Eylül 2021, Türkiye &#8211; Avrupa Konseyi İlişkilerinde Bir Kış Dönemi Başlangıcı Olabilir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selahattin Demirtaş Neden Tutuklu?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu-2/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2021 10:28:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[7 Haziran]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hızla serbest bırakılması gerektiğine hükmettiği halde HDP eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş yaklaşık beş yıldır tutuklu. Avrupa Komisyonu ise geçen hafta uygulanmayan kararlarla ilgili Türkiye'yi uyardı. Peki iş buraya nasıl geldi?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu-2/">Selahattin Demirtaş Neden Tutuklu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>15 Temmuz darbe girişimi ardından Selahattin Demirtaş, çok sayıda HDP milletvekili ile birlikte 3 Kasım’ı 4 Kasım’a bağlayan gece gözaltına alınarak, tutuklandı. 3 Kasım 2002 tarihinde gerçekleşen seçimlerde AK Parti tek başına iktidara gelmiş ve 7 Haziran 2015’e kadar da tek başına iktidarda kalmıştı. Demirtaş liderliğindeki HDP’nin yüzde 10’luk seçim barajını aşmasıyla 12 yıl 7 ay sonra AK Parti ilk defa iktidardan düşmüştü.</p>
<p>Demirtaş’ın tutuklanmasının üzerinden 89 gün geçtikten sonra Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı tamamlayarak, 501 sayfalık iddianame hazırladı. 31 ayrı fezleke birleştirilerek hazırlanan iddianamede, Demirtaş için 142 yıla kadar hapis cezası istendi.</p>
<p>Demirtaş’a, “Örgüt kurma ve yönetmek”, “Örgüt propagandası yapmak”, “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme yönetme bunların hareketlerine katılma”, “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme”, “Suçu ve suçluyu övmek”, “Suç işlemeye alenen tahrik etme”, “Halkı kanunlara uymamaya tahrik etme” suçlamaları yöneltildi.</p>
<p>Demirtaş’ın tutuklandığı davanın iddianamesinde yer alan 31 fezlekenin 10 tanesi daha sonra “terör örgütü olarak ilan edilen ve 2016’da yaşanan darbe girişiminden sorumlu tutulan FETÖ” ile çalıştıkları iddiasıyla tutuklanan ve görevden alınan savcılar tarafından hazırlandı. Savcılardan biri olan ve halen hapiste olan Ahmet Karaca&#8217;yı Türkiye, 2014 yılında Suriye’ye silah götüren MİT tırlarının Adana’da durdurulmasıyla ilgili soruşturmayla tanıdı. Tırların durdurulması sırasında Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili olan Karaca, bu nedenle yargılandığı dava sonunda 18 yıl 9 ay hapis cezası aldı. Karaca, Demirtaş hakkında 2011 yılında farklı gerekçelerle 9 ayrı fezleke hazırlamıştı.</p>
<p>İddianameyi kabul eden Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebiyle dava “güvenlik” gerekçesiyle Ankara’ya nakledildi. Mahkeme, ilk duruşma için 16 Nisan 2017’deki “Başkanlık Sistemi Referandumu”ndan 12 gün sonraya, 28 Nisan 2017 tarihine gün verdi.</p>
<p>Davanın kabul edildiği Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 6-8 Ekim Kobani olaylarında öldürülen Yasin Börü davası ile birleştirilmesini istedi.</p>
<p>Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, “iki dava arasında bağlantı olmayacağı” gerekçesiyle iki kez birleştirme talebini reddetti. Demirtaş’ın davasına bakan mahkeme ikna olmayıp, resen birleştirme kararı alsa da Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 5. Ceza Dairesi, 14 Eylül 2017’de oybirliği ile verdiği kararında “birleştirmeye yer olmadığına” karar verdi.</p>
<h5><strong>Karar Olmadan Bir Hafta Tutuklu Kaldı</strong></h5>
<p>Dosyanın mahkemeler arasında dolaşması başka bir hak ihlalini de beraberinde getirdi. 28 Temmuz 2017’de Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin birleştirmeye üçüncü kez onay vermemesi sonrasında aylık olarak yapılması gereken tutukluluk değerlendirmesi yapılmamış oldu. Demirtaş, o sırada herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın yedi gün tutuklu kaldı.</p>
<p>7 Aralık 2017’de Demirtaş’ın tutuklu bulunduğu davanın ilk duruşması yapıldı. Duruşmaya Edirne’den katılan Demirtaş, tutuklandıktan 460 gün sonra ilk kez hakim karşısına çıktığında takvim yaprağı 14 Şubat 2018’i gösteriyordu.</p>
<h5><strong>7 Haziran’ın İntikamı mı?</strong></h5>
<p>Demirtaş herhangi bir siyasetçi değil. Aynı zamanda kurulduğundan bu yana iktidarla büyük çatışmalar yasayan, Kurt siyasetiyle organik ilişkileri bulunan muhalif bir partinin de lideri. Liderliğini yaptığı HDP, ilk defa 7 Haziran 2015 genel seçimlerine parti olarak girme kararı aldı. O güne kadar Türkiye’deki yüzde 10’luk seçim barajı yüzünden bağımsız adaylarla seçime giren Kürt siyaseti, ilk defa 7 Haziran seçimlerinde parti olarak seçime girdi. HDP, bu seçimlerden yüzde 13’ün üzerinde oy aldı. Seçim sonuçlarına göre AK Parti 2002 yılından bu yana ilk defa tek başına iktidar olma şansını bulamadı.</p>
<p>Ancak o günlerde de giderek otoriterleştiği konuşulan siyasi iktidar bu turlu bir yenilgi duygusunu sükûnetle karşılamayacaktı. Türkiye, 7 Haziran seçimlerinden sonra adeta “kabus dolu” beş ay yaşadı.</p>
<p>Bu secimler sonucunda Parlamentodaki aritmetik, koalisyon hükümetini zorunlu kılsa da AK Parti’nin koalisyon teklifi MHP ve CHP tarafından kabul edilmeyince, 1 Kasım için seçimlerin yenilenmesi kararı alındı. 7 Haziran’da aldığı oyla Meclis’e giren ikinci büyük muhalif parti olan HDP ile bir koalisyon ise ihtimal olarak bile gündeme gelmedi.</p>
<p>7 Haziran seçimleri sonrasında Türkiye için büyük bir fırsat daha hüsranla sonuçlanacaktı. 2009 yılında &#8220;Oslo görüşmeleri&#8221; ile temeli atılan ve zaman zaman kesintilerle de olsa devam eden Kürt sorunu konusundaki &#8220;çözüm süreci&#8221; de, iki yıldan fazla sürecek olan yeni bir çatışma sureciyle noktalandı.</p>
<p>Sürecin sona ermesinin ardından Türkiye, &#8220;canlı bombalar&#8221;ın intihar saldırılarına sahne oldu. 20 Temmuz&#8217;da, Şanlıurfa&#8217;nın Suruç ilçesinde yaşanan IŞİD saldırısında 33 Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi yaşamını yitirdi. 22 Temmuz&#8217;da ise Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki polis evlerinde başından vurularak öldürüldü. Olaydan bir gün sonra, PKK ve IŞİD&#8217;e yönelik askeri operasyonlar başlatıldı. PKK, çözüm sürecinde aldığı &#8220;ateşkes&#8221; kararını operasyonların başlamasıyla sona erdirdi.</p>
<p>Hemen sonrasında Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerden arka arkaya &#8220;özyönetim ilanına&#8221; ilişkin açıklamalar geldi. KCK, Şırnak Halk Meclisi&#8217;nin kararının ardından, Silopi, Cizre ve Nusaybin&#8217;de de &#8220;özyönetim&#8221; ilan edildiğini duyurdu ve bunu diğer bazı il ve ilçeler izledi. Türkiye kamuoyunun gündemine ilk olarak 2009’da “KCK operasyonları” ile giren Koma Civakên Kurdistan &#8211; Kürdistan Topluluklar Birliği, yani KCK, yürütücü bir çatı örgütü gibi işlev görüyordu.</p>
<p>Bu gelişmelere Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Ağustos&#8217;ta &#8220;Bu açıklamayı kimler yapıyorsa ağır bir bedel öderler. Hem yasal bir bedel öderler hem diğer tür bir bedel öderler&#8221; diyerek sert tepki gösterdi. Ardından da bölgede HDP ve Demokratik Bölgeler Partisi yöneticilerine dönük gözaltı operasyonları başlatıldı.</p>
<p>1 Kasım seçimlerine sayılı günler kalmışken Türkiye tarihinin en kanlı katliamlarından biri Ankara’da yaşandı. Çok sayıda sivil toplum örgütünün katılımıyla 10 Ekim&#8217;de Ankara Garı&#8217;nda düzenlenen &#8220;Barış mitingi&#8221;, iki canlı bombanın saldırısıyla kana bulandı. IŞİD tarafından yapılan saldırı da 102 kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı.</p>
<p>Saldırılar ve katliamların gölgesinde gidilen 1 Kasım seçimlerine HDP kıl payı barajı aşarken, AK Parti yüzde 49,5 oy alarak bir kez daha tek başına iktidar oldu.</p>
<p>Çeşitli tarihlerde dokunulmazlıkların kaldırılması yönündeki talimatlarını tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Mart 2016’de Saray’da muhtarlarla gerçekleştirdiği toplantıda, dokunulmazlıkları bir kez daha gündeme getirdi: “Parlamento, dokunulmazlık meselesini süratle sonuçlandırmalı.”</p>
<p>20 Mayıs 2016&#8217;da yapılan oylamada Anayasa değişikliği, CHP&#8217;den bir bölüm milletvekilinin destek vermesiyle 367&#8217;nin üzerinde oyla kabul edilerek, dokunulmazlıklar kaldırıldı. Düzenleme tam da 7 Haziran seçimlerinin yıl dönümünde Erdoğan tarafından onaylanarak, yürürlüğe girdi.</p>
<h5><strong>AYM’nin Dört Yılda Değişen Kararları</strong></h5>
<p>Anayasa Mahkemesi ise tutukluluğunun ölçüsüz ve hukuksuz olduğu yönündeki başvuruda, daha önce vermiş olduğu “milletvekili tutuklu yargılanamaz” kararını görmezden gelerek, kabul edilemez kararı verdi. Başvuru, 21 Aralık 2017&#8217;de reddedildi. Yüksek Mahkeme, &#8220;yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olduğu&#8221; iddiasını &#8220;başvuru yollarının tüketilmemesi&#8221;, diğer iddiaları ise &#8220;açıkça dayanaktan yoksun olması&#8221; nedeniyle kabul edilemez buldu.</p>
<p>Avukatları, Demirtaş hakkında ikinci kez tutuklanma kararı verilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne yeniden başvuru yaptı. Anayasa Mahkemesi, 19 Haziran 2020&#8217;de, tutukluluktaki “makul süre”nin aşıldığını, tedbirin ölçülü olmadığını belirterek hak ihlali kararı verdi.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi, bu kararı verdiğinde, Demirtaş’ın başvurusuna konu olan, ana davadaki tutukluluğu zaten sonlanmıştı.</p>
<h5><strong>Hakkında 47 Dava Var</strong></h5>
<p>Demirtaş milletvekili ve eş genel başkan iken hakkında, çeşitli tarihlerdeki farklı konuşmalarıyla ilgili 122 adet fezleke hazırlandı. Hakkında fezlekeler hazırlanmış olan HDP’li vekillerin dokunulmazlıkları kaldırılarak, suçlamalarla ilgili yargılamaların başladığı 2016’dan bu yana da hakkında 47 ayrı dava açıldı.</p>
<p>Bunlardan davalardan bazıları düştü, bazıları da beraatle sonuçlandı. Açılan diğer bazı davalar da birleştirildi. Davalardan ikisi Yargıtay’da, altısı İstinaf Mahkemesi’nde, 11’i de yerel mahkemelerde sürüyor. Tüm bu davaların tamamında 245 ayrı duruşma görüldü. Duruşmaların büyük bir bölümünde hazır edilmeyen Demirtaş, duruşmalara SEGBİS aracılığıyla katılarak savunma yaptı. Yani tutuklu olduğu sure boyunca nadiren cezaevinden çıkarıldı.</p>
<p>“Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten yargılandığı bir davada 3 yıl 6 ay hapis cezası alan Demirtaş, yakın zamanda da Ankara eski Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman&#8217;a yönelik sözlerinden dolayı &#8220;terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek&#8221; suçlamasıyla yargılandığı davada da 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu-2/">Selahattin Demirtaş Neden Tutuklu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selahattin Demirtaş Neden Tutuklu?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2021 08:50:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kobani Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71340</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hızla serbest bırakılması gerektiğine hükmettiği halde HDP eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş yaklaşık beş yıldır tutuklu. Avrupa Komisyonu ise geçen hafta uygulanmayan kararlarla ilgili Türkiye'yi uyardı. Peki iş buraya nasıl geldi?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu/">Selahattin Demirtaş Neden Tutuklu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son çeyrek asırda Türkiye’nin önemli siyasi liderlerinden biri haline gelen Selahattin Demirtaş, 4 Kasım 2016’dan bu yana tutuklu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği “derhal tahliye” kararı bir yana, yerel mahkemelerden de verilen tahliye kararlarına rağmen, Demirtaş’ın tahliye olması her defasında “karşı hamlelerle” bir şekilde engellendi. İlk tutuklamaya gerekçe gösterilen ve yıllar süren dava, yeni açılan ve kamuoyunda “Kobani Davası” olarak bilinen dava ile birleştirilince yargılamada bu kez en başa dönüldü.</p>
<p>14 Haziran’da üçüncü duruşması görülecek olan yargılama, oldukça tartışmalı ve gergin başladı. 26 Nisan’daki davanın ilk duruşmasında mahkeme heyeti, avukatların bir kısmını duruşma salonuna almadı. Bu savunmaya yönelik kısıtlamalar protestolarla karşılandı ve tüm avukatlar duruşma salonunu terk etti. 18 Mayıs günü ise davanın ikinci duruşması görüldü. Davada avukatlar ve yargılanan siyasetçiler mahkeme heyetinin “bağımsız ve tarafsız” olmadığını ileri sürerek reddi hakim ve tahliye talebinde bulundu. Talepler mahkeme tarafından reddedildi.</p>
<p>İlk iki duruşmada başlayamayan yargılamanın üçüncü duruşması farklı olacak mı tahmin etmek zor.</p>
<p>Bu arada, geçen hafta Avrupa Komisyonu Bakanlar Konseyi, Türkiye&#8217;nin uygulamadığı AİHM kararlarını gündemine aldı. Komisyon, ilk olarak 3 yıl 7 aydır tutuklu bulunan sivil toplum lideri ve iş insanı Osman Kavala ve Demirtaş olmak üzere, kararlara direnmeye devam ettiği takdirde Türkiye’ye yaptırım uygulanacağını duyurdu.</p>
<p>Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Selahattin Demirtaş&#8217;ın uygulanmayan AİHM Büyük Dairesi kararı için de, Türkiye&#8217;ye yargı bağımsızlığını güçlendirmek için alınan tedbirleri de içerecek bir eylem planı sunulması için 22 Haziran&#8217;a kadar süre verdi.</p>
<p>Komite&#8217;nin 9-11 Mart tarihli kararına rağmen Demirtaş&#8217;a örgüt propagandasından verilen 4 yıl 8 aylık hapis cezasını onayan Yargıtay kararının çevirisi ve kararın yol açacağı sonuçlarla ilgili de kapsamlı bilgi istendi. Komite, Eylül oturumunda dosyayı incelemeye devam edecek.</p>
<p>AİHM, Demirtaş başvurusunda ilk kararını 20 Kasım 2018&#8217;de açıkladı. Demirtaş’ın “özgürlük ve güvenlik” ile “seçme ve seçilme” haklarının ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin (AİHS) 18. Maddesi&#8217;ne atıfta bulunarak, Demirtaş’ın hukuki değil, siyasi nedenlerle tutuklandığı sonucuna da vardı. Bu kararla Türkiye ilk kez AİHS’in 18. Maddesi&#8217;ni ihlal etmekten suçlu bulunmuş oldu.</p>
<p>Türkiye’nin uymakla yükümlü olduğu kararla Demirtaş’ın tahliyesi beklenirken, hükümet kanadından ilk açıklama Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan geldi. Erdoğan, karara ilişkin “Bizi bağlamaz. Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erdoğan’ın açıklamasının ardından Demirtaş’ın tutuklu yargılandığı ve AİHM’in ihlal kararı vererek, derhal tahliyesini istediği davanın görüldüğü Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, tahliye talebini reddetti.</p>
<p>Erdoğan’ın “Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” söylemi de bu kararla devreye girdi. Demirtaş’ın AİHM kararından iki ay önce, 7 Eylül 2018’de, “Örgüt propagandası yapmak” gerekçesiyle yargılandığı ve 4 yıl 8 ay hapis cezası aldığı davada yeni bir gelişme yaşandı. 4 Aralık 2018 günü İstinaf Mahkemesi, yerel mahkemenin kararını onadığını açıkladı. Kararın onanması ile birlikte Demirtaş artık yargılanmış olduğu başka bir dava kapsamında hükümlü statüsüne geçmiş oldu.i</p>
<h5><strong>AİHM Duruşması Öncesi Tahliye Kararı</strong></h5>
<p>AİHM Büyük Daire, tahliye talebinin reddedilmesine yapılan itirazlar üzerine, Demirtaş dosyası ile ilgili 18 Eylül 2019&#8217;da duruşma günü verdiğini açıkladı. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, AIHM duruşmasından hemen önce, 2 Eylül 2019&#8217;da, daha önce tahliyesini reddettiği Demirtaş&#8217;ı tahliye etti. Artık Demirtaş, yargılandığı ana davadan değil, “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla yargılandığı bir diğer davadan aldığı cezanın onanması nedeniyle hükümlü olduğu için tahliye edilmemiş oldu.</p>
<p>Büyük Daire, 22 Aralık 2020 tarihinde açıkladığı kararında, bir önceki kararını daha da sertleştirdi. Hakkındaki hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için Demirtaş’ın “derhal serbest bırakılması” gerektiğini bir kez daha tekrarladı. AİHS’nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5’inci maddesinin 1 ve 3’üncü paragraflarının ihlal edildiği sonucuna varan Daire, Demirtaş’ın tutukluluğunun “hukuki değil, gizli siyasi amaçlardan kaynaklandığı” hükmünü yeniden vurguladı. Bu kararla Demirtaş’ın “hukuki değil, siyasi olarak tutuklandığı” bir nevi tescillenmiş oldu.</p>
<p>Ancak bu karara rağmen Demirtaş, dört yıl yedi ayı aşkın süredir cezaevinde.</p>
<h5><strong>‘7 Haziran 2015 Seçimlerini Asla Unutmayın!’</strong></h5>
<p>Demirtaş’ın siyasi saiklerle tutuklu olduğunu bir başka itirafı da 9 Haziran 2021 tarihindeki AK Parti Grup toplantısında Erdoğan’ın altını çizdiği sözlerle açığa çıkıyordu. “7 Haziran 2015 seçimlerini asla unutmayın” sözlerini sarf ettiğinden iki gün önce, 7 Haziran’ın altıncı yıl dönümünde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı HDP’nin kapatılması ve 451 siyasetçi hakkında siyasi yasak istediği iddianameyi hazırlayarak Anayasa Mahkemesi’ne gönderdi.</p>
<h5><strong>Tahliye Kararı Verilen Gün Yeniden Tutuklandı</strong></h5>
<p>“Yargı Reformu Strateji Belgesi” çerçevesinde hazırlanan 1. yargı paketinin Resmî Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle, avukatlarının Demirtaş’ın tahliye edilmesi talebiyle İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptıkları başvuru olumlu sonuçlandı.</p>
<p>Ancak henüz karar infaz savcılığına ulaşmamışken, yeni bir “karşı hamle” devreye sokuldu.</p>
<p>Çözüm süreci sırasında IŞİD’in Suriye’nin kuzeyinde yer alan Kobani kentine saldırması, başta Güneydoğu’daki bölge kentleri olmak üzere Türkiye’nin onlarca kentine protesto edilmişti. Resmî açıklamalara göre, 35 il ve 96 ilçede yapılan protestolar suresince yaşanan olaylarda 37 kişi yaşamını yitirdi. İktidar, ilerleyen yıllarda olaylar sırasında meydana gelen ölümlerle ilgili olarak sokak eylemi çağrısı yapan HDP&#8217;yi suçladı.</p>
<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 Eylül 2019’da Kobani olayları ile ilgili yeni bir soruşturma başlattı. Demirtaş’ın, İstanbul mahkemesinin kararı üzerine tahliye edilmesinin beklendiği gün, Kobani olayları soruşturması kapsamında ikinci defa tutuklanmasına karar verildi. Demirtaş ve HDP’nin Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, savcılığın talebi üzerine Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği, tarafından tutuklandı. Böylece Demirtaş için verilen tahliye kararı uygulanamadan, Kobani soruşturması kapsamında yeniden tutuklanmış oldu.</p>
<p>Savcılık tarafından 31 Aralık 2020 tarihinde hazırlanan ve 234 klasörden oluşan 3 bin 500 sayfalık iddianame Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Ocak 2021’de kabul edildi.</p>
<p>Hazırlanan iddianamede, 28’i tutuklu 108 kişi sanık olarak yer alıyor. Demirtaş ve Yüksekdağ’ın yanı sıra dönemin Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Kars Belediye Başkanı seçildikten sonra görevden alınarak, yerine kayyum atanan, sonrasında tutuklanan Ayhan Bilgen, HDP eski milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ve Ayla Akat Ata ile başka bir davadan tutuklu bulunan Sebahat Tuncel gibi siyasetçiler de sanıklar arasında.</p>
<p>Davada 2 bin 676 kişi ve kurum ise müşteki olarak yer alıyor.</p>
<p>Söz konusu iddianame kapsamında sanıklara &#8220;devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma,&#8221; &#8220;öldürme,&#8221; &#8220;öldürmeye teşebbüs,&#8221; &#8220;yağma&#8221;, &#8220;alıkoyma,&#8221; &#8220;mala zarar verme,&#8221; &#8220;kamu malına zarar verme&#8221; gibi suçlamalar yöneltiliyor. 108 kişi hakkında açılan davada sanıklar hakkında 29 ayrı suçlamayla 38&#8217;er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 19 bin 680&#8217;er yıl hapis cezası isteniyor.</p>
<p>Ne var ki Kobani eylemleri gerekçesiyle Demirtaş hakkındaki soruşturmada esasen 2016’da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yetkisizlik kararı verilmiş, dosya Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmişti. Böylece soruşturma ana dava iddianamesi içerisinde 31 no&#8217;lu fezleke olarak yer almıştı.</p>
<p>Demirtaş, tutuklu olduğu Kobani davasından tahliye edilmez, yargılama sonunda da ceza alırsa, hükümlü olarak hapiste olacak. Ancak bu davadan ceza almasa bile, ilerleyen zamanlarda Demirtaş’ı hapiste tutmaya devam edebilecek pek çok başka dava da bulunuyor.</p>
<p>Daha geniş bir kronoloji için<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu-2/" target="_blank" rel="noopener"> tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu/">Selahattin Demirtaş Neden Tutuklu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
