<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mehmet Emin İlbeyli, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/mehmet-emin-ilbeyli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/mehmet-emin-ilbeyli/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Sep 2021 15:26:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Mehmet Emin İlbeyli, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/mehmet-emin-ilbeyli/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Türkiye’deki Siyasal Rejim Sivil Toplum Sahasının Gelişmesine Müsaade Etmiyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/07/turkiyedeki-syasal-rejim-sivil-toplum-sahasinin-gelismesine-musaade-etmiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2021 12:05:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Bayramoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum siyaset ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal rejim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplum siyaset ilişkilerini konuştuğumuz Gazeteci yazar Ali Bayramoğlu; “Topluluklar arası temaslar az olunca ortak alanlar azalır, ortak alanlar azalınca kamusal alanın çoğu zor oluşturulur. Sivil toplum da bir kamusal alan hadisesidir.” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/07/turkiyedeki-syasal-rejim-sivil-toplum-sahasinin-gelismesine-musaade-etmiyor/">&#8216;Türkiye’deki Siyasal Rejim Sivil Toplum Sahasının Gelişmesine Müsaade Etmiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="&#039;Türkiye’deki Syasal Rejim sivil Toplum Sahasının gelişmesine Müsaade Etmiyor&#039;" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/yCXVx7cUke4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>Sivil toplum açısından Türkiye’nin mevcut durumunu nasıl değerlendirirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geleneksel olarak sivil toplum alanının çok kuvvetli olmadığı bir ülkede yaşadığımız muhakkak. Batı’yla Türkiye’nin belki de en önemli farklarından bir tanesi, Türkiye&#8217;nin daha toplulukçu bir geleneğe sahip olması. Toplulukçu gelenek demek toplumun farklı kesimlerinin ve gruplarının kendi içine kapalı olması, hukuk düzenini gelenek içinde yaşaması ve diğer topluluklarla az teması olması demektir. Bu Osmanlıda da kuvvetli bir gelenektir. Topluluklar arası temaslar az olunca ortak alanlar azalır, ortak alanlar azalınca kamusal alanın çoğu zor oluşturulur. Sivil toplum da bir kamusal alan hadisesidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son zamanlarda siyasetin alan değiştirmesiyle çevre, elitik ve gençlik meseleleri gibi meselelerin ortaya çıkmaya başlamasıyla kamusal alanın daha kuvvetli oluştuğunu ve sivil toplum sahasının gelişmeye başladığını görüyoruz. Tabii Türkiye’deki siyasal rejim buna çok fazla müsaade etmiyor. Dolayısıyla bu baskıları da dikkate alacak olursak sivil toplum hareketlerinin birçok açıdan kötü bir noktada olmadığı söylenebilir. Özellikle Anadolu’daki hak arayışları, HES meselesi ya da çevre meseleleri, ağaçların kesilmesi yani toplumsal talepler ve arayışlarının bir sivil toplum örgütü çerçevesinde dile getirildiğini görüyoruz. Velhasıl kendi tarihimize oranla kötü bir noktada değiliz ama genel olarak dünyada ve tarihte sivil toplum örgütlerine bakınca Türkiye oldukça zayıf ve geride bir tablo çizer. </span></p>
<p><b>Sivil toplum siyaset işbirliğinde siyasetten kaynaklanan sorunlar neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyaset ve sivil toplum ilişkilerine baktığımız zaman burada yine bir demokrasi algısı karşımıza çıkar. Toplumun, bireylerin, birey gruplarının taleplerini nasıl ifade ettiği; bu taleplerin gerçekleştirilmesi için ne tür eylemlerde bulunduğuna baktığımız zaman siyaset kavramının bizzat kendisiyle karşı karşıya kalırız. Türkiye’deki demokrasi algısı salt temsil ve elit temsil üzerine kuruludur. Katılım mekanizması seçimler dışında adeta tehlikeli görülen bir mekanizmadır. Türkiye’de politikanın bu tepeden inmeci ve tekelci yapısı sivil toplumun önünde önemli bir engeldir, bu ilişki bir hiyerarşi ilişkisine döndüğü için.</span></p>
<p><b>Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sivil alana nasıl etkiler getirdi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim yeni modelimiz cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi iki anlamda engelci bir sistemdir. Birincisi siyaset kavramını tek elde toplayan merkezi iyileşmeyi ifade ettiği için. Diğer taraftan bu model toplumun farklı katmanlarının içinde bir hiyerarşiyi de ifade etmektedir. Ne demek bu? Örneğin ekonomi, kültür, gençlik, çevre gibi temel sektörlerin ve alanların kendi iç dinamikleri ve özelliklerinin bir tür imhası, onların siyaset tarafından kontrollü ifade ettiği oranda da siyasetin tepede olduğu diğerlerinin ona bağımlı kılındığı bir piramit ortaya çıkar. Bu cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin siyaset algısı, merkezi siyaset algısını ifade eder ki sivil toplumun ruhuna aykırı bir modeldir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/07/turkiyedeki-syasal-rejim-sivil-toplum-sahasinin-gelismesine-musaade-etmiyor/">&#8216;Türkiye’deki Siyasal Rejim Sivil Toplum Sahasının Gelişmesine Müsaade Etmiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Yüzleşmenin Önündeki En Büyük Engel Cezasızlık&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/06/yuzlesmenin-onundeki-en-buyuk-engel-cezasizlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2021 12:36:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hafıza Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Çelikkan]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum siyaset ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74100</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hafıza Merkezi eş direktörü Murat Çelikkan ile yüzleşme pratiğinden hareketle sivil toplum - siyaset ilişkilerini konuştuk. Çelikkan, demokratik insan haklarına saygılı, katılımcı demokrasiye sahip bir ülkede yaşamanın ön koşullarından birinin geçmiş hataların kabulü ve tekrarlanmasının önlenmesi olduğunu söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/06/yuzlesmenin-onundeki-en-buyuk-engel-cezasizlik/">&#8216;Yüzleşmenin Önündeki En Büyük Engel Cezasızlık&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="&#039;Yüzleşmenin Önündeki En Büyük Engel Cezasızlık&#039;" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/ekWl7_2Sydw?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>Bize biraz Hafıza Merkezi’nden bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hafıza Merkezi, başlangıçta geçmişle yüzleşme özellikle Kürt meselesi ve zorla kaybedilenler üzerine başlayan çalışma bugün 4 temel çalışma alanına yayılmış vaziyette. Bunlardan birincisi hafıza ve barış çalışmaları. İkincisi cezasızlık ve hukuk alanı. Üçüncüsü özellikle son 4-5 yıldır Türkiye’de demokratik alanın tamamen kapanması sonucu hedef alınan insan hakları temelli çalışan örgütler ve kişilerin desteklenmesine yönelik çalışmaların yürütüldüğü bir alan. Dördüncüsü de Hafıza Merkezi’nin kuruluşundan bu yana çok önem verdiği uluslararası ilişkiler ve uluslararası deneyimlerin paylaşıldığı bir çalışma alanı.</span></p>
<p><b>Yüzleşme pratiğinden sivil toplum siyaset ilişkilerinde ne durumdayız? Ne kadar öğreniyoruz, neleri değiştirebildik?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yüzleşme dediğimiz şeyin üzerinde kabul ve reddetme ikilemi var. Kabul gerçekleşirse bir özür dileme ve bu özrün gereklerini yerine getirme var. Türkiye’de yüzleşme konusunda sivil alanda büyük bir gelişme olduğunu söylemek mümkün. Örneğin sivil olarak Ermeni Soykırımı’nın başlangıç tarihi kabul edilen 24 Nisan’da yapılan anmalar, Dersim konusunda yapılan hafıza çalışmaları gibi. Fakat devlet nezdinde bunun bir karşılık bulduğunu söylemek mümkün değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet olarak yüzleşmediğimiz sürece insan haklarına saygılı bir toplumda yaşama imkânını sürdürmemiz mümkün değil. Cezasızlık bu yüzleşme konusundaki en büyük engellerden birisi ve bunlar üstü örtülebilecek şeyler değil. Yüzleşilmeyen her türlü ihlalin maalesef kendini tekrar etme pratiği dünyanın pek çok ülkelerinde de görülüyor. Dolayısıyla demokratik insan haklarına saygılı, katılımcı demokrasiye sahip bir ülkede yaşamanın ön koşullarından bir tanesi geçmiş hataların kabulü ve tekrarlanmasının önlenmesidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum, Türkiye’de bunun sağlanması için mücadele yürütüyor ama şu anda sivil toplumun bunu sağlanmasını sağlayacak devlet kadrosuyla müzakere edebilmesinin önü kapatılmış durumda. Yani şu anda Türkiye’de sivil toplum-devlet ilişkisinin sıfırlandığını söylemek mümkün. Bu da gelecek açısında çok büyük bir umut vaat etmiyor maalesef. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/06/yuzlesmenin-onundeki-en-buyuk-engel-cezasizlik/">&#8216;Yüzleşmenin Önündeki En Büyük Engel Cezasızlık&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnanç Özgürlüğü Açısından Sivil Toplum &#8211; Siyaset İlişkileri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/22/inanc-ozgurlugu-acisindan-sivil-toplum-siyaset-iliskileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2021 10:45:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum ve siyaset ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72871</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnanç Özgürlüğü Girişimi kurucusu Dr. Mine Yıldırım’la inanç özgürlüğü açısından sivil toplum siyaset ilişkilerini konuştuk. Türkiye’de çok köklü din veya inanç özgürlüğü problemleri olduğunu söyleyen Yıldırım; “Merkezi hükümet tarafında diyalog yolları daha kısıtlı hale gelmiş durumda ve atılması gereken adımlar atılmıyor, dolayısıyla yerel yönetimler, önemli bir çözüm üretme alanı olarak öne çıkıyor.” diyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/22/inanc-ozgurlugu-acisindan-sivil-toplum-siyaset-iliskileri/">İnanç Özgürlüğü Açısından Sivil Toplum &#8211; Siyaset İlişkileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="İnanç Özgürlüğü Açısından Sivil Toplum Siyaset İlişkileri" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/TvTM-gWjdu4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>Bize kendinizden bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Din ve inanç özgürlüğünün uluslararası hukukta korunması üzerine çalışan bir araştırmacıyım. İnanç Özgürlüğü Girişimi&#8217;ni yönetiyorum. Doktora çalışmama sırasında 2011 yılında başlattım İnanç Özgürlüğü Girişimi&#8217;ni, o zamandan beri de üzerine çalışmaya devam ediyorum. </span></p>
<p><b>İnanç Özgürlüğü Girişimi ne zaman ve nasıl kuruldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında ilginç bir zamanda sordunuz çünkü kuruluşundan beri tam 10 yıl geçti, bu sene 10’uncu yılı. Ve bir doktora öğrencisi olarak Türkiye’de din veya inanç özgürlüğünün kolektif boyutu üzerine çalışırken bu fikir ortaya çıkmıştı. Çünkü birçok din veya inanç topluluğu kendi gruplarının hakları üzerine çalışıyor ve ben araştırmam sırasında Türkiye’de herkesin düşünce, din ve düşünce özgürlüğü üzerine çalışan herhangi bir girişim olmadığını fark etmiştim ve bunun üzerine başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2013 yılından beri Norveç Helsinki Komitesi&#8217;nin bir projesi olarak devam ediyor. Bu bağlamda bizim temel çalışmalarımız sistematik izleme ve raporlama konusunda Türkiye’de herkes için ister azınlığa mensup olsun ister çoğunluğa inansın ister inanmasın çocuklar da dâhil olmak üzere herkesin düşünce, din ve vicdan özgürlüğünün korunmasını iyileştirmesi amacıyla izleme ve raporlama gerçekleştiriyoruz. </span></p>
<p><b>İnanç özgürlüğü açısından sivil toplum siyaset ilişkileri nasıl?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de çok köklü din veya inanç özgürlüğü problemleri var, çok uzun senelerdir devam eden ve siyaset tarafından henüz çözüm üretilmemiş birçok mesele var. Bunların en hızlı aklımıza gelenleri “zorunlu din dersleri” olabilir ya da daha sıklıkla duyduğumuz cemevlerinin “ibadet yeri” statüsü kazanamaması problemi veya Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın herkesin vergileriyle desteklendiği hâlde herkesin oradan hizmet aldığını hissetmemesi hatta bazen eleştirel bir duruşu olduğu hâlde Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nı desteklemek durumunda kalması mali olarak ya da 2013 yılından beri seçim yapamayan gayrimüslim cemaat vakıfları aklımıza gelebilir. Diğer önemli bir konu da askerlik hizmetini vicdani ret hakkının tanınmaması birçok Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına rağmen ve bu liste maalesef uzayıp gidiyor. Bunların çözümü için birçok konuda yasal düzenlemeye ihtiyaç var ve bu yasal düzenlemeleri yapmak hiç de zor değil. Bir taraftan da Türkiye zaten bu alanda önemli insan hakları hükümlülükleri üstlenmiş durumda yani zaten ben bu standartları kabul ediyorum demiş. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;ni imzalayarak veya Siyasi ve Medeni Haklar Uluslararası Sözleşmesi&#8217;ni imzalayarak zaten bu standartları kabul etmiş. Kendi iç hukukunu bununla uyumlu hâle getirmeyi üstlenmiş. Aslında bir yandan işin kavramsal boyutu açısından bir sorun yok sadece bunun hayata geçirilmesi gerekiyor. Fakat hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;nin kararları uygulanmamasında hem de örneğin Birleşmiş Milletler evrensel periyodik izleme mekanizması veya İnsan Hakları Komitesi’nin almış olduğu tavsiye kararlarını uygulamamasında burada köklü bir problem olduğunu görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyaset ya da siyasi aktörler, hükümet buna bir çözüm üretmediği zaman din veya inanç toplulukları veya sivil toplum ne yapabilir, yani diğer aktörler ne yapabilir? Bu önemli bir soru.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de birçok stratejik davalama olduğunu görüyoruz. Zaten bugün birçok Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının bulunuyor olması da zamanında birçok önemli başvurunun yapılmış olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla din ve inanç toplulukları özellikle çözmek istedikleri konuları seçerek dava açma yani hukuki bir mücadele içine girmeyi tercih ediyorlar daha sonra da bu kararların uygulanması için çalışmalar yürütüyorlar. </span><span style="font-weight: 400;">Dolayısıyla stratejik davalama önemli bir konu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Onun dışında son yıllarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin yaptığı bazı çalışmalarla bu işin bazı yönlerinin yerel yönetimler tarafından da kolayca çözülebileceğini görüyoruz. Örneğin büyükşehir belediyesi bir inanç masası oluşturdu ve ilk defa cenaze hizmetlerini Hristiyanlar, Museviler, sünni Müslümanlar ve Aleviler için sağlamaya başladı. Bu bir ilk ve hâlâ bir ilk, maalesef. İlk başladığında iyi bir örnek olmasını ve diğer belediyeler tarafından da benimsenmesini beklemiştik ama öyle olmadı. Dolayısıyla yerel yönetimler bu konuda adımlar atarak örneğin; diyalog toplantıları gerçekleştirerek yani kendi şehirlerindeki farklı din, inanç topluluklarıyla onların ihtiyaçlarını daha iyi anlamaya çalışarak; bu zaman zaman kültürel mirasa ilişkin mekânların korunmasıyla ilgili adımlar olabilir. Örneğin nefret suçlarından ötürü zarar gören ibadet yerlerinin yeniden onarımı, temizlenmesi vs konularında olabilir veya farklı hizmetlerin sağlanmasıyla ilgili olabilir. Örneğin covid-19 döneminde ibadet yerlerine sağlanan dezenfeksiyon hizmetinin tüm ibadet yerlerine sunulması gibi. Ayrım yapmadan cemevlerine, kiliselere, havralara, camilere, yehova şahitlerinin toplantı salonlarına gibi. Dolayısıyla yerel yönetimler, önemli bir çözüm üretme alanı olarak öne çıkıyor. Çünkü merkezi hükümet tarafında diyalog yolları daha kısıtlı hale gelmiş durumda ve atılması gereken adımlar atılmıyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/22/inanc-ozgurlugu-acisindan-sivil-toplum-siyaset-iliskileri/">İnanç Özgürlüğü Açısından Sivil Toplum &#8211; Siyaset İlişkileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Sosyal Girişimcilik ve İstasyonTEDÜ</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/26/turkiyede-sosyal-girisimcilik-ve-istasyontedu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2021 07:31:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[İstasyonTEDÜ]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal girişimcilik ekosistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71847</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Sosyal girişimciliği, sivil toplum ve özel sektörle bazen amaçları ve kullandığı araçlar açısından kesişen ama farklı özelliklere sahip, ayrı bir alan olarak değerlendiriyoruz." Sosyal kuluçka, sosyal inovasyon ve sosyal girişimcilik ekosistemini geliştirmek üzere çalışan ve ortak üretim alanı olarak 8 Nisan 2016’dan beri TED Üniversitesi kampüsünde faaliyet gösteren İstasyonTEDÜ’nün Projeler Koordinatörü Sinem Gökçe ile İstasyon TEDÜ ve Türkiye’de sosyal girişimcilik ekosistemini konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/26/turkiyede-sosyal-girisimcilik-ve-istasyontedu/">Türkiye’de Sosyal Girişimcilik ve İstasyonTEDÜ</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-71849 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/sinem-gokce.jpeg" alt="Sinem Gökçe" width="342" height="413" />Ben yaklaşık 3 yıldır İstasyonTEDÜ’de projeler koordinatörü olarak çalışıyorum. Öncesinde özel sektörde ve kalkınma ajansında çalıştım; çeşitli üniversitelerde öğretim üyeliği yaptım. Kendi eğitim ve danışmanlık firmamı kurarak girişimciliği deneyimledim. Lisansımı Bilkent Üniversitesi, Elektrik Elektronik Mühendisliği’nde, yüksek lisansımı ODTÜ Mühendislik Yönetimi’nde, doktoramı ise İnönü Üniversitesi Yönetim ve Organizasyon alanında tamamladım.   </span></p>
<p><b>İstasyon TEDÜ ne yapar? İstasyon TEDÜ&#8217;nun sosyal girişimcilik ekosistemindeki faaliyetleri neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstasyonTEDÜ Sosyal İnovasyon Merkezi, Nisan 2016’dan beri TED Üniversite bünyesinde, sosyal inovasyon ve sosyal girişimcilik ekosistemini geliştirmek üzere çalışan ve farklı disiplinlerden sosyal fayda odaklı insanları bir araya getiren çok işlevli bir ortak üretim alanı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstasyonTEDÜ’de uyguladığımız sosyal kuluçka programı ile şu ana kadar 19 sosyal girişime destek olduk. Ayrıca 120 ekibe kuluçka dışında destek verdik. Sosyal girişimcilik ve ilintili alanlara dair birçok eğitim program geliştirdik ve uyguladık. Çok geniş bir yelpazede yüzlerce etkinlik düzenledik ve binlerce kişiye ulaştık. Türkiyeli-Suriyeli kadınların sosyal kooperatif kurmasından, yenilikçi çözümler için disiplinlerarası bir arayüz tasarlanmasına; Türkiye Sosyal Girişimcilik Ağı’nın kurulmasından, eğitim ve kapasite geliştirme araçlarının tasarlanmasına kadar birçok farklı alanda ekosisteme katkı sunacak faaliyetlerde ve projelerde yer aldık. Sosyal girişimciliğin doğru anlaşılması ve anlatılmasında veriye dayalı yaklaşımların çok kritik olduğunu düşündüğümüzden &#8216;Türkiye’de Sosyal Girişimlerin Durumu&#8217; ve &#8216;Türkiye Sosyal Girişimcilik Ekosistemi Durum Analizi Raporu&#8217;nu proje ortaklarımızla birlikte hazırladık. Üniversitemizde birçok akademisyenin araştırma gündemini sosyal girişimciliğe kaydırmasına vesile olduk. Sosyal Fayda için Veri Bilimi ve Eğitimin Sigortası Öğretmenler gibi programlara destek verdik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özetle bir taraftan sosyal kuluçka ve destek programı ile sosyal girişimcilere doğrudan destekler sağlarken bir yandan da veriye dayalı bilgi üretimi, eğitimler, etkinlikler ve topluluk geliştirme faaliyetleri ile ekosisteme katkı sağlamaya çalışıyoruz. Ayrıca kamu sektöründe sosyal girişimcilik açısından kilit noktalardaki uzmanlarla yürütülen kamu diyalogu toplantıları ile politika düzeyinde de çalışmalar yürütüyoruz.</span></p>
<p><b>İstasyonTEDÜ&#8217;ye göre sosyal girişimci kimdir, bir girişimin &#8216;sosyal girişim&#8217; olarak adlandırılması için hangi kriterlere sahip olması gerekir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal girişimciler, toplumsal veya çevresel bir sorunu kendine dert edinen, bu sorunu çözmek için yenilikçi yollar bulan, kalıcı bir değişim ve gerçek pozitif sosyal etki yaratmak için girişimcilik araçlarını kullanan kişilerdir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal girişimleri ise bu kişiler tarafından kurulan, temel çıkış noktası sosyal etki yaratmak olan, diğer birçok gelir kaynağının yanı sıra ticaretten de gelir elde eden ve elde ettiği gelir fazlasını tekrar amacına yatıran girişimler olarak tanımlıyoruz. Gelirinin ne kadarını ticaretten elde etmesi ya da gelir fazlasının ne kadarını amacına yatırması gerektiğiyle ilgili alanda tartışmalar sürüyor. Türkiye’de sosyal girişimcilik ekosistemi henüz gelişmekte olduğundan ticaretten elde ettiği gelirin çok yüksek olmaması olağan karşılanabilir ancak gelir fazlasının tamamının tekrar amaca yatırılması açısından İstasyonTEDÜ’nün duruşu net. Bu gelir fazlasını girişimini büyütmek ve geliştirmek, çalışanları ödüllendirmek, paydaşlarının kapasitesini geliştirmek için kullanabilir ya da misyonlarına uygun bir kuruluşa bağış yapabilirler; ancak bireysel fayda yaratacak şekilde hissedarlarına aktaramazlar. Yani bizim yaklaşımımıza göre gelir fazlasının %100’ünün tekrar misyona yatırılması lazım. Bunların yanı sıra elbette sosyal girişimlerin hem yönetişimde hem de ürettikleri ürün ve hizmetlerle etik değerlere uyması da bir zorunluluk ama bunu ayırt edici bir özellik olarak görmemek gerekir, çünkü bu tüm yurttaşların ve sektörlerin uyması gereken bir anlayış aslında. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Dünyada sosyal ekonomi ve dayanışma ekonomisinin yükselişi, henüz ülkemizde etkin kullanılmıyor olsa da yenilikçi sosyal finansman araçlarının ortaya çıkması gibi birçok trend sosyal girişimciliğin önümüzdeki yıllarda daha da ön plana çıkmasını sağlayacak önemli avantajlar sağlıyor.</span></p></blockquote>
<p><b>Sizce sosyal girişimcilik Türkiye&#8217;de sivil toplum ve özel sektör arasında nasıl bir konuma sahip, sosyal girişimcilik sizce sivil toplum mudur, özel sektör müdür?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal girişimciliği, sivil toplum ve özel sektörle bazen amaçları ve kullandığı araçlar açısından kesişen ama farklı özelliklere sahip, ayrı bir alan olarak değerlendiriyoruz. Yani sosyal girişimcilik ne sivil toplum ne de özel sektördür. Daha düz bir bakış açısıyla sosyal girişimleri tüzel kişiliklerine göre değerlendirdiğimizde ise hem sivil toplum hem de özel sektörden çok iyi örnekleri olduğunu görüyoruz. 2019’da yayınladığımız Türkiye’de Sosyal Girişimlerin Durumu araştırmasına göre sosyal girişimlerin yarısının ticari işletme statüsünde, %30’unun kooperatif ve % 17’sinin vakıf/dernek iktisadi işletmesi olarak kurulduğunu ortaya koyduk. Yaklaşık %10’unun ise hibrit bir modelde, yani birkaç tüzel kişiliğe birlikte sahip, sektörler arası bir yapıda olduğunu gördük. </span></p>
<p><b>Türkiye’de sosyal girişim kurmanın avantajları ve dezavantajları neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal girişimlerle konuştuğumuzda en büyük dezavantajlarının anlaşılamamak olduğunu görüyoruz. Hem yurttaş hem de kurumsal düzeyde, temel amaçlarının sosyal etki yaratmak olduğunu anlatmakta zorlanıyorlar. Sosyal girişimlere özgü yasal bir statü olmaması bunu anlatmayı daha da zorlaştırıyorken, bu belirsizlik bazen esneklik yaratarak avantaj da sağlayabiliyor. Sosyal girişimler kar odaklı olmadıklarından finansa erişimde de dezavantaj yaşıyorlar. Yatırımcılar açısından kazançlı görülmeyebiliyor ya da bankalar kredi vermeyebiliyor. Halbuki araştırmalar ortaya koyuyor ki sosyal girişimlerin ihtiyaç duyduğu finansman miktarı oldukça düşük ve çok küçük meblağlarla çok büyük sosyal etki yaratmaları mümkün. Son yıllarda sürdürülebilir kalkınma amaçlarına dair farkındalık artışıyla birlikte sosyal girişimlerin ürettikleri sürdürülebilir ürün ve hizmetlere yönelik ilginin artması, dünyada sosyal ekonomi ve dayanışma ekonomisinin yükselişi, henüz ülkemizde etkin kullanılmıyor olsa da yenilikçi sosyal finansman araçlarının ortaya çıkması gibi birçok trend sosyal girişimciliğin önümüzdeki yıllarda daha da ön plana çıkmasını sağlayacak önemli avantajlar sağlıyor.</span></p>
<p><b>Pandemi süreci ile ilgili Türkiye sosyal girişimcilik ekosistemine dair gözlemleriniz neler, sosyal girişimler bu süreçle nasıl başa çıktı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstasyonTEDÜ’de sosyal girişimlere özgü bir kuluçka ve destek programı yürüttüğümüzden pandemi sürecinin sosyal girişimler üzerindeki etkilerini yakından izleme fırsatımız oldu. Sosyal girişimlerin geleneksel girişimlere göre krizlere daha dirençli olduğunu düşünüyoruz. Bunun en önemli sebeplerinden biri kar odaklı olmadıklarından yüksek karlılık sağlayamasa bile amaçlarına sadık kalarak her koşulda ayakta kalmaya çalışmaları, diğeri ise hibrit gelir kaynakları. Sosyal girişimler, ticaretin yanı sıra hibe, bağış, sponsorluk, ödül programları ya da kitlesel fonlama gibi araçları da kullanabiliyorlar ve bu da kriz dönemlerinde sürdürülebilirliklerini olumlu etkiliyor. Ayrıca pandemi sürecinde sürdürülebilir ürün/hizmetler, sosyal/çevresel etki, ihtiyaç temelli üretim/tüketim vb. alanlarda farkındalığın artması ve dijitalleşmenin mümkün kıldığı olanaklar da sosyal girişimlere iş modelleri açısından fırsatlar sunuyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sosyal girişimlerin çalışan sayıları az, sermayeleri düşük – bu nedenle benzer amaçlar için çalışanların ağlar üzerinden dayanışma içinde olması çok büyük katkı sağlar. Ağların finansal dayanıklılığı arttırmanın yanı sıra sosyal girişimcilerin iyi oluş hallerine, birbirlerinden öğrenmelerine ve dünyadaki gelişmelerden haberdar olmalarına da olumlu etkisi olacaktır. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal girişimlerin yarısına yakınının genç ve %93’ünün üniversite/yüksek okul öğrencisi veya mezunu olması nedeniyle dijital teknolojilere ve uzaktan çalışmaya uyumları da çok hızlı oldu. Uzaktan çalışmanın yaygınlaşması; yeni pazarlara açılma, erişilebilirliğin artması, dijital topluluk ve dayanışma ağları kurulması, dijital ortamda ulusal ve uluslararası işbirliklerinin kolaylaşması, dijitalin imkân verdiği yeni ürün ve hizmetlerin üretilmesi, paydaş ilişkilerinin sıcak tutulması, bilginin yaygınlaştırılması ile kapasite arttırma gibi birçok avantajı da beraberinde getirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan Türkiye’deki sosyal girişimlerin çoğunluğu mikro ölçekli. Bu durum çevikliği ve esnekliği arttırırken sınırlı işletme sermayesi sürdürülebilirlik açısından risk de yaratabiliyor. Ayrıca yüz yüze etkileşimin zorunlu olduğu alanlarda çalışan sosyal girişimler faydalanıcılarına ulaşmakta zorluklar yaşıyorlar. Ancak onların da yenilikçi modeller üreterek faaliyetlerine çoğunlukla devam edebildiklerini görüyoruz.</span></p>
<p><b>Sosyal girişimcilere sürdürülebilirlik adına tavsiyeleriniz var mı?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal girişimciler çok büyük fedakarlıklarla, çok emek sarf ederek bir değişim yaratmaya çalışıyorlar; ancak ayakta kalma mücadelesinde bazen kısa vadeli düşünmek zorunda kalıyorlar. Sürdürülebilirlik ise daha uzun erimli bir bakış açısı gerektiriyor. Sosyal girişimlerin çalışan sayıları az, sermayeleri düşük – bu nedenle benzer amaçlar için çalışanların ağlar üzerinden dayanışma içinde olması çok büyük katkı sağlar. Ağların finansal dayanıklılığı arttırmanın yanı sıra sosyal girişimcilerin iyi oluş hallerine, birbirlerinden öğrenmelerine ve dünyadaki gelişmelerden haberdar olmalarına da olumlu etkisi olacaktır. Topluluk desteğini alan sosyal girişimlerin &#8211; tabi doğru bir çözüm çerçevelemesi ve iş modeli ile birlikte &#8211; sürdürülebilirliklerini sağlamaları çok daha kolay olacaktır. Ancak sürdürülebilirlik sosyal girişimlerin tek başına başarabileceği bir hedef değil. Destek mekanizmalarının da iyi tasarlanması lazım. Sosyal girişimlerin yapısına ve ihtiyaçlarına uygun finansal destekler sunulması, nitelikli kapasite geliştirme desteklerinin verilmesi, sosyal girişimciliğin bilinirliğinin sağlanması, destekleyici kamu politikalarının yürütülmesi gibi diğer ekosistem aktörlerine de önemli görevler düşüyor.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/26/turkiyede-sosyal-girisimcilik-ve-istasyontedu/">Türkiye’de Sosyal Girişimcilik ve İstasyonTEDÜ</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Validebağ Savunması: &#8216;Rehabilitasyon Değil Yok Ediş Projesi&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/26/validebag-savunmasi-rehabilitasyon-degil-yok-edis-projesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2021 07:27:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[eko sistem]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Validebağ Korusu]]></category>
		<category><![CDATA[Validebağ Savunması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72023</guid>

					<description><![CDATA[<p>Validebağ Korusu'ndaki nöbeti sürdüren Validebağ Savunması, koruya yapılacak yapay çim düzenlemesinin 'rehabilitasyon' değil, ekosisteme zarar verecek bir 'yok ediş' projesi olduğunu belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/26/validebag-savunmasi-rehabilitasyon-degil-yok-edis-projesi/">Validebağ Savunması: &#8216;Rehabilitasyon Değil Yok Ediş Projesi&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un kamu kullanımına açık üçüncü, Anadolu Yakası&#8217;nın en büyük yeşil alanı olan birinci derece doğal sit alanı statüsündeki Validebağ Korusu yeniden gündemde. <span style="font-weight: 400;">Üsküdar Altunizade Mahallesi’nde 354 dönümlük alana yayılan Validebağ Korusu’nun 17 dönümü Sağlık Bakanlığına, 76 dönümü Milli Eğitim Bakanlığı’na, kalan 261 dönüm ise Üsküdar Belediyesi’ne tahsis edilmiş durumda. 1999 yılında 1. derece doğal sit alanı ilan edilen Validebağ Korusu’nun içinde Adile Sultan Kasrı, Abdülaziz Av Köşkü, Validebağ Sanatoryumu ve Mustafa Necatibey Öğretmen Huzurevi bulunuyor. Koru yıllardır yapılaşma tehdidi altında. </span></p>
<h5><b>Üsküdar Belediyesi Validebağ Korusu’nda Ne Yapmak İstiyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">2014 yılı yerel seçimler sürecinde Ak Partili Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen Validebağ Korusu ile ilgili “çılgın bir projesi” olduğunu ve koruyu Londra’daki “Hyde Park” benzeri parka dönüştürüleceğini açıklamıştı. Aradan geçen süre zarfında bu projeden vazgeçilse de Üsküdar Belediyesi’nin Validebağ’a yönelik planları devam ediyor. 2018 yılına geldiğimizde Üsküdar Belediyesi bu sefer Validebağ Korusu’nu İstanbul’un en büyük millet bahçesine dönüştüreceğini açıkladı. Gelen tepkiler üzerine geçtiğimiz günlerde ise Belediye Başkanı Hilmi Türkmen millet bahçesi projesinin bölge halkının görüşleri doğrultusunda revize edildiğini ve isminin &#8216;Validebağ Bakım ve Rehabilitasyon Projesi&#8217; olarak değiştiğini açıkladı. </span></p>
<h5><b>Validebağ Korusu İçin Çifte Yürütmeyi Durdurma Kararı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Validebağ Korusu Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planı (KANİP) için mahkeme yürütmeyi durdurma kararı aldı. Dosyayı inceleyen İstanbul 6. İdare Mahkemesi kararını dün açıkladı. Mahkeme, dava konusu işlemin 1. derece doğal sit alanı ilan edilmiş olan yere ilişkin olması ve uygulanması halinde telafisi güç zarar doğurabilecek niteliğinin bulunması nedeniyle davalı idarenin savunması ve ara karar cevabı alınıp yeni bir karar verilene kadar yürütmesinin durdurulmasına oybirliği ile karar verdi. Bugün de İstanbul 6. İdare Mahkemesi Validebağ Korusu’nun millet bahçesi yapılmasını uygun gören koruma kurulu karalarına yürütmeyi durdurma kararı verdi.</span></p>
<h5><b>Validebağ Savunması: “Yeni bir Koruma Amaçlı İmar Planı’na İhtiyaç Var”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Korudaki nöbetini sürdüren Validebağ Savunması, yaptığı açıklamada olumlu kararlara rağmen nöbetlerini sürdüreceklerini kaydetti. </span><span style="font-weight: 400;">Koru üzerindeki rant projelerinin devam ettiğini belirten Validebağ Savunması, &#8220;Üsküdar Belediyesi 3 Haziran&#8217;da &#8216;Validebağ Korusu Düzenleme ve Rehabilitasyon Projesi&#8217; yapacağını ilan etti. Belediye projenin içeriğini açıklamasa da yapılan ihale ile Koru&#8217;ya 88 bin m² rulo çim döşeyeceği öğrenilmiş ve alanda nöbete başlanmıştır. Otlar biçilerek kelebekten kuşa pek çok canlıya yaşam alanı olan mikro ekosistem yok edilecek, ekosistem zinciri kopacak ve hafriyat yapılarak sulama boruları, pompalar döşenecek, üzerine yayılacak rulo çimler sonrasında zirai ilaçlama ile alanın kalan doğal unsurlarına da zarar verilecektir. Özetle bu yeni proje adı gibi masum olmayıp Koru için yeni bir yok ediş projesidir.&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Korunun korunması için koruma amaçlı, katılımcı bir Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planı gerektiğini kaydeden Savunma&#8217;ya göre böylece korunun ekosistemi ve içinde yaşayan farklı türler korunabilecek. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/26/validebag-savunmasi-rehabilitasyon-degil-yok-edis-projesi/">Validebağ Savunması: &#8216;Rehabilitasyon Değil Yok Ediş Projesi&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Civic Space Should Be Inclusive And Expansive” </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/22/civic-space-should-be-inclusive-and-expansive/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2021 10:13:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul Political Research Institute]]></category>
		<category><![CDATA[Seren Selvin Korkmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71815</guid>

					<description><![CDATA[<p>The general director of Istanbul Political Research Institute (IstanPol) Seren Selvin Korkmaz, made an observation that the civic space has turned into ‘echo chambers’ and says: “However, what we call the civil space should be an inclusive and expansive area both on the basis of advocacy and policy making.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/22/civic-space-should-be-inclusive-and-expansive/">“Civic Space Should Be Inclusive And Expansive” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">We’ve talked to Seren Selvin Korkmaz, the General Director of Istanbul Political Research Institute and political scientist, about the current situation in the civic space and how it will expand, through the experience of IstanPol. According to Korkmaz, the expansion of the civic space is directly related to getting out of the echo chambers.</span></p>
<p><b>What kind of studies does Istanbul Political Research Institute (IstanPol) do?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">IstanPol was founded in 2018 but in fact our studies go way back. We have been working together as a team for about six years.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">We are an institution that operates in the fields of democratization, foreign policy as well as humanitarian and social development and that produces data-based policy recommendations. The main concern of IstanPol is to identify the most fundamental problems of Turkey, firstly.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Secondly, to present policy recommendations to policy makers regarding the solution of these problems.</span></p>
<p><b>How would the civic space expand based on IstanPol’s experience?</b><b><br />
</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">First of all, I think institutions like IstanPol can be a bridge between civil society and politics. In other words, there may be different preferences among the institutions that we call think tanks depending on the subjects they focus on, but IstanPol&#8217;s work actually serves as a bridge in this respect. Building a bridge between the civic space and politics has several priorities. Primarily, IstanPol conducts data-based research on issues that non-governmental organizations are directly involved in the field such as the issue of immigration, the issue of youth insecurity in Turkey, the issue of poverty, and the issue of tax justice on which rights advocacy is practiced. Yes, it may not be advocating for those rights, but first of all, we can define it as an institution that produces information for the organizations that advocate for rights. Secondly, we add this information into policy recommendations. They’re not ideal suggestions, but they’re appliable. In other words, we make viable recommendations by considering the state budget or the budgets of the relevant public institutions and municipalities. While we are preparing these policy recommendations, we also get the opinions of the representatives of non-governmental organizations, especially within the scope of certain projects, and we get the opinions of members of various political parties.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Therefore, we are trying to weave this area between civil society and politics with dialogue. This can sometimes be over direct dialogue through meetings, and even if that is not the purpose of the meeting, such a dialogue mechanism can be established by bringing those people or representatives together as well. IstanPol is such a dialogue mechanism that communicates indirectly with the addressees of the issues as I’ve said. Therefore I think that enriching the work similar to what we do would actually expand the civic space more. Because when you look at the current system in Turkey, one of the main problems is polarisation. Therefore, in the environment created by this polarisation, everyone is in dialogue with civil society in their own echo chambers, in areas close to them. Unfortunately, sometimes the conditions narrowed the civic space down with the effect of social polarization. I mean everyone has created their own civic space. However, what we call the civil space, in my opinion, should be an inclusive and expansive area both on the basis of advocacy and policy making.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>How can we expand this area?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">I think we can expand it by standing against the issues that create polarisation, that is, by taking a role against polarisation. That&#8217;s why we all need mechanisms that establish dialogue more inclusively. I think we can open up space firstly this way.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Let me talk about one more thing, it&#8217;s actually about youth. Young people, like women’s movement has found its way. The most active non-governmental organizations in Turkey are women&#8217;s organizations. But on the other hand, Turkey has basic problems such as youth precarity and unemployment, as we have revealed in our reports. Hence, I think these issues being taken into consideration by the public in some way and attracting the attention of the media as well as activities that strengthen the civic space and expand the discussions and therefore the civic space.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>What do you think about the relationship between civil society, local governments and politics?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">From my point of view, first of all, the civic space and local governments should be in a very active dialogue. Because municipalities can be direct implementers of civil works and works that are carried out in civil society, as well as providing them with resources in terms of information.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">For example, our active dialogue with municipalities for policy making would strengthen us as an organization in civil society. This also applies to other institutions. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Apart from that, let&#8217;s think about a non-governmental organization which may have application areas especially in municipalities as well as producing policies about youth. For example, groups that hold dance workshops with young people. Their active and collaborative work with municipalities would both relieve and expand the civic space, would provide an environment of implementation for it and would strengthen the municipalities. Because this dialogue environment has a structure that both strengthens public institutions, because it increases participation and also strengthens civil society.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">I find relations with the media very important, because in our activities, we try to bring some submerged issues to the surface and attract the attention of the media to these issues.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">We are not an institution that thoroughly researches the subject we are tackling in all its dimensions, but we are trying to draw attention to the subject. Media has some positive effects. For example last week we published a report on the precarity of the elderly and this report appeared in almost all newspapers. So we got the attention of the media. Naturally, we get to open a space by bringing this issue to the agenda so that rights-based organizations working on these issues can make their voices heard more. I think that with such relations, civil society actually gets stronger as well as expanding and nurturing each other.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">I also find relations with politics very important because regardless of the political party, we are in a period where political parties that want to find solutions to the basic problems of Turkey should benefit from civil society as civil society is very productive and hardworking. Almost for all the problems of Turkey there are both data and solution suggestions in the civil society. Therefore, dialogue with political parties is also effective in providing solutions to the problems both for today and for the future. So, I believe that being in dialogue on these three points will expand the civic space, but also strengthen the public areas.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">I think that the democratization issue that we frequently discuss in Turkey will not be independent of the expansion of the civil space especially in the upcoming periods. Related to this, the issue of social justice is also about civil society and the expansion of the civic space. So, as the problems arise in Turkey, finding solutions to these problems is more about the expansion of civil society and the civil space, and this is not independent of policy making processes. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/22/civic-space-should-be-inclusive-and-expansive/">“Civic Space Should Be Inclusive And Expansive” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>A More Easily Consumable Version of Academic Knowledge: Daktilo 1984</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/a-more-easily-consumable-version-of-academic-knowledge-daktilo-1984/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2021 12:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Civil Pages Headline]]></category>
		<category><![CDATA[Daktilo 84]]></category>
		<category><![CDATA[Enes Özkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71629</guid>

					<description><![CDATA[<p>We’ve talked with economist Enes Özkan, one of the founders of Daktilo 1984, about the establishment story of daktilo1984.com as well as its publishing policies and about pluralism in the civil field. Özkan says: “As Daktilo1984, we turn academic knowledge into a more easily consumable version and present it that way. Besides, we produce content that is far above the average of a standard newspaper report.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/a-more-easily-consumable-version-of-academic-knowledge-daktilo-1984/">A More Easily Consumable Version of Academic Knowledge: Daktilo 1984</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Can you tell us a bit about yourself?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">I work at Istanbul University, I am an economist. At the same time, I’ve been trying to be in service in the field of publishing and in other fields by publishing magazines, helping various activities of publishing houses etc. for many years in Turkey. I work mainly on economics but due to the special conditions of Turkey, we are also working more on macroeconomic issues. I am also one of the founders of Daktilo1984.</span></p>
<p><b>How has the founding story of Daktilo1984.com begun?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">We were actually publishing a magazine before, its name was Liber Plus. We stopped publishing that magazine after a while, as magazine publishers and journalists know, these publications are really difficult to distribute and organize. Publishing the magazine and thinking about making a contribution to the literature is not enough in this business. The aim was not to publish an academic journal and contribute to the literature though. It was to acquire the ability to spread our opinions more powerfully as well as making our voices heard more. After a while, we were unable to publish the magazine due to various problems. At that time, we founded Daktilo1984. Of course we were not alone. Thanks to our many friends who’ve helped us or lent a hand. We’ve established it together with them. At first we were only publishing on the website. It attracted a lot of attention then, because it had actually been two years since we were founded. There were not many such alternative platforms then, like it is now. So Daktilo 1984 has emerged as kind of a different platform. It actually had received a lot of favor from people like me who were taking doctorate at the time. Thanks to many friends, they had contributed with their articles. Then we started our YouTube broadcasts. I checked it recently and found out that we’ve made quite many broadcasts, the number of programs we’ve made more or less exceeded five hundred. Things sure did go well for us but when it comes to the secret of our success…</span></p>
<p><b> “Why have we founded this place?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">There was no environment in which we could make our voices heard. None of us are media members, most of us are academics. There are also a few young professional friends. Normally, we had no relations with the media or neither with any media management nor we had any experiences in that regard. Then we saw that there was no channel where we can make our voices heard. Plus, in the meetings and conferences we attend, there are many people around us who have settled abroad but have not lost their interest in Turkey, however the number of channels where they could somehow make their voices heard was very limited. We established Daktilo1984 so that there would be such an alternative among the alternative media.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Things have been going well so far, but when it comes to succeeding… “When do we consider ourselves successful?” When we achieve our goal. “What is our goal?” Transition of Turkey to a more democratic, to a relatively Western-standard democracy. Otherwise, Daktilo1984 would grow in its own way or would downsize, would exist or disappear… None of those are actually important to us. We’ve established Daktilo1984 but we do not claim to make it a base of the central media. Our goal is to provide this country a transition to higher democratic standards.</span></p>
<p><b>What is the editorial policy of Daktilo1984.com?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">We are basically a dissident channel. Also, we have more of analytical articles as well as content that include analysis both on our YouTube channel and on our website.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">As Daktilo 1984, we make academic knowledge a little more satisfying, more consumable and present it that way but we produce content that is far above the average of a standard newspaper report. And it becomes more interesting when everyone turns the articles they have written in their own field into a more easily consumable form, the article becomes both satisfying and full in terms of content. Our editorial policy consists of a single sentence, and it is written in the About Us section of our website: “We accept any content that does not include discrimination on religion, language, race, gender or similar grounds.” We have our own natural and original standards. For example there should not be any obvious misinformation in the article. That is, the information not being relatively correct. To be honest, we accept almost all content with the condition that there would be no misinformation when viewed rationally, as well as not including any of those discriminations and the article being above a certain quality. We follow the same policy on our website, as well as on YouTube. That&#8217;s why people feel quite comfortable when sending us articles or recommending a program or podcast etc. As for the podcast part, we are pretty good at podcasts as well, we have many podcasts.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Content creators also feel comfortable. In other words, I guess they think that they can express themselves comfortably in this channel, that if they do not do or say anything discriminatory no one would prevent them, and that they can talk about what they want to talk about. That’s why that countenance keeps going on.</span></p>
<p><b>Could you talk about pluralism in the civil sphere, based on Daktilo 1984 experience?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Actually with most of our friends we have known each other for a long time as well as most of the friends we had kept in touch during the establishment phase, and we are a channel where liberal names abound in Turkey. However when you look at our publications and articles, you would not encounter this tone very often. Because our goal is not just to defend one ideology or an idea. If liberalism is on the table, then the thing is to be able to cooperate with different groups, since we exist with the aim of living liberalism and creating a free space for everyone. That is important for us and pluralism in the civil field and the development of the culture of doing business would only be achieved that way. For example, I don&#8217;t take myself off much. On the one hand I write my doctoral thesis although I work too much, and on the other hand there are Daktilo1984 and also kids, life’s other responsibilities etc., I am with someone somewhere all the time. So the people I work with. It seems to me that the ability of people from different ideological camps or from different views being able to do business together and having a culture of doing business would raise pluralism among the civil field more.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">There is also one thing, a professional of a job, a person who looks at that job from a professional point of view, actually would think: “I have to succeed!” and talk about succeeding at that business, how to succeed  with it or about his/her plans about it.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">But if you are a novice in a business or if you don’t have a good command of the job, it turns into feeling justified after a while. It is necessary to leave being right or not aside, to stand up every time we fall, to look at the cards in our hand, to re-measure the market and people, to think rationally, and to think about how we can reach the goal we desire. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In fact, a very large part of the society in Turkey, as I just mentioned, demands higher democratic standards. If we develop this rational thinking and perspective, pluralism and civil society will be at better places.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/a-more-easily-consumable-version-of-academic-knowledge-daktilo-1984/">A More Easily Consumable Version of Academic Knowledge: Daktilo 1984</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sivil Alan Kapsayıcı ve Geniş Olmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/07/sivil-alan-kapsayici-ve-genis-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2021 10:20:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Politik Araştırma Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[İSTANPOL]]></category>
		<category><![CDATA[kutuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Seren Selvin Korkmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Alan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70762</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Politika Araştırmaları Enstitüsü (İstanPol) Genel Direktörü Seren Selvin Korkmaz, sivil alanın 'yankı odalarına' dönüştüğü tespitini yaparak, "Hâlbuki sivil alan dediğimiz konu hem hak savunuculuğu bazında hem politika üretme konusunda kapsayıcı geniş bir alan olmalı.” diyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/07/sivil-alan-kapsayici-ve-genis-olmali/">&#8220;Sivil Alan Kapsayıcı ve Geniş Olmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="&quot;Sivil Alan Kapsayıcı ve Geniş Olmalı&quot;" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/t9Etpvyop30?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Politik Araştırma Enstitüsü Genel Direktörü ve siyaset bilimci Seren Selvin Korkmaz ile İstanPol deneyimi üzerinden sivil alanla ilgili mevcut durumu ve nasıl genişleyeceğini konuştuk. Korkmaz&#8217;a göre, sivil alanın genişlemesi yankı odalarından çıkmakla doğrudan ilintili.</span></p>
<p><b>İstanbul Politik Araştırma Enstitüsü (İstanPol) ne tür çalışmalar yapıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanPol, 2018 yılında kuruldu ama çalışmalarımız daha eskiye dayanıyor. Ekip olarak yaklaşık 6 yıldır birlikte çalışıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz demokratikleşme, dış politika, insan ve toplumsal kalkınma alanlarında faaliyet gösteren veri temelli politika önerileri üreten bir kurumuz. İstanPol’in aslında temel derdi Türkiye’nin en temel sorunlarını tespit etmek. İkinci olarak da bu sorunların çözümüne dair politika yapıcılara politika önerileri sunmak. </span></p>
<p><b>İstanPol deneyiminden hareketle sivil alan nasıl genişler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle İstanPol gibi kurumlar sivil toplum ile siyaset arasında bir köprü niteliğinde olabilirler. Yani düşünce kuruluşu dediğimiz kurumlarda odaklandığı konulara göre farklı tercihler olabilir ama İstanPol’in yaptığı iş aslında bir köprü görevi görüyor. Bunun sivil alanla siyasetin arasında bir köprü kurmasının bir önceliği var. Öncelikliği sivil toplum kuruluşlarının sahada doğrudan ilgilendiği konulara dair. Örneğin; göç meselesi, Türkiye’de gençlerin güvencesizliği meselesi, yoksulluk meselesi, vergi adaleti meselesi gibi hak savunuculuğu yapılan konularda İstanPol veri tabanlı araştırmalar yapıyor. Evet, bunun hak savunuculuğunu belki yapmıyor ama hak savunuculuğu yapan kurumlara bilgi üreten bir kurum olarak tanımlayabiliriz. İkincisi ise biz bu bilgileri politika önerilerine döküyoruz. İdeal öneriler değil ama uygulanabilir öneriler yani devlet bütçesini göz önünde bulundurularak veya ilgili kamu kurumlarını belediyelerin bütçelerini göz önünde bulundurarak uygulanabilir politika önerileri var. Biz bu politika önerilerini hazırlarken özellikle belli projeler kapsamında sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de fikirlerini alıyoruz. Çeşitli siyasal partilere mensup kişilerin de fikirlerini alıyoruz.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de mevcut sisteme baktığımızda temel problemlerden bir tanesi kutuplaşma. Dolayısıyla bu kutuplaşmanın yarattığı ortamda herkes kendisine yakın alanlarda, kendi yankı odalarında sivil toplumla diyalog halinde. Yani ne yazık ki bazen şartlar bazen toplumsal kutuplaşmanın verdiği etkiyle birlikte sivil alan daraldı. Yani herkes kendi sivil alanını oluşturdu. Hâlbuki sivil alan dediğimiz konu bana kalırsa hem hak savunuculuğu bazında hem politika üretme bazında kapsayıcı geniş bir alan olmalı. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;"> Dolayısıyla sivil toplum ile siyaset arasındaki bu alanı bir diyalogla örmeye çalışıyoruz. Bu bazen toplantılar aracılığıyla doğrudan diyaloglar olabilir yani toplantının amacı bu olmasa da temsilcileri bir araya getirebilir. İstanPol, böyle bir diyalog mekanizması ve bunun dışında ise dediğim gibi konunun muhataplarıyla dolaylı olarak iletişim kurabilen bir alan. O yüzden ben bizim yaptığımız bu tarz çalışmaların zenginleşmesinin sivil alanı daha genişleteceğini düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de mevcut sisteme baktığımızda temel problemlerden bir tanesi kutuplaşma. Dolayısıyla bu kutuplaşmanın yarattığı ortamda herkes kendisine yakın alanlarda, kendi yankı odalarında sivil toplumla diyalog halinde. Yani ne yazık ki bazen şartlar bazen toplumsal kutuplaşmanın verdiği etkiyle birlikte sivil alan daraldı. Yani herkes kendi sivil alanını oluşturdu. Hâlbuki sivil alan dediğimiz konu bana kalırsa hem hak savunuculuğu bazında hem politika üretme bazında kapsayıcı geniş bir alan olmalı. </span></p>
<p><b>Bu alanı nasıl açabiliriz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence kutuplaşmayı yaratan konuların tam karşında durarak. Yani kutuplaşmanın karşında bir rol alarak açabiliriz. O yüzden daha kapsayıcı diyalog kuran mekanizmalara hepimizin ihtiyacı var. Ben öncelikle bu şekilde alan açabileceğimizi düşünüyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir konuya daha deyineyim -o da gençlikle ilgili-. Mesela; gençler, kadınlar gibi kendi yolunu buldu. Kadın örgütleri, Türkiye’deki en aktif sivil toplum örgütleridir. Ama bir taraftan da Türkiye’nin bizim raporlarla ortaya koyduğumuz gençlerin güvencesizliği gibi genç işsizliği gibi temel sorunları var. Dolayısıyla bu sorunların da aslında bir şekilde kamuoyunda dikkate alınması, medyanın dikkatini çekmesi bana kalırsa sivil alanda güçlendiren ve tartışmaları açan dolayısıyla sivil alanı açan faaliyetler gibi görüyorum. </span></p>
<p><b>Sivil toplum, yerel yönetimler ve siyaset ilişkisi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim baktığım noktada öncelikle sivil alan ve yerel yönetimlerin aslında çok etkin ve aktif diyalog halinde olması gerekiyor. Çünkü belediyeler, sivil toplumda yürütülen çalışmaların doğrudan uygulayıcısı olabilir hem de onlara kaynak sağlayabilir yani bilgi açısından bir kaynaktan bahsediyorum. Mesela; bizim politika üretimi yapmamız için belediyelerle aktif diyalog halinde olmamız, bizi bir sivil toplumda yer alan kuruluş olarak güçlendirir. Bu diğer kurumlar için de geçerli. Bunun dışında özellikle belediyelerde uygulama alanları olabilecek yani örneğin; bir gençlikle ilgili politika üreten sivil toplum örgütü düşünelim. Onların belediyelerle birlikte aktif çalışması hem sivil alanı rahatlatır ve genişletir hem sivil alan için uygulama ortamı sağlar hem de belediyeleri güçlendirir. Örneğin; gençlerle dans atölyesi yapan gruplar. Bu diyalog ortamı hem kamu kurumlarını güçlendiren bir yapıya sahiptir çünkü katılımcılığı arttırır hem de sivil toplumu güçlendirir.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Siyasette hangi parti olursa olsun Türkiye’nin temel sorunlarına çözüm üretmek isteyen siyasal partilerin asıl sivil toplumdan beslenmesi gereken bir dönemdeyiz çünkü sivil toplum çok üretken ve çalışkan.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Medyayla ilişkileri çok önemli buluyorum çünkü biz yaptığımız faaliyetlerde biraz daha su altında kalmış konuları su yüzüne çıkarıp medyanın ilgisini bu konulara çekmeye çalışıyoruz. Biz ele aldığımız konuyu bütün boyutlarıyla araştıran bir kurum değiliz ama konuya dikkat çekmeye çalışıyoruz. Medyanın da şöyle bir artısı oluyor. Örneğin; biz geçtiğimiz hafta yaşlıların güvencesizliğiyle ilgili bir rapor yayınladık ve bu rapor neredeyse bütün gazetelerde yer aldı. Dolayısıyla medyanın ilgisini çekti. Haliyle bu konularda çalışma yapan hak temelli örgütlerin de daha çok sesini duyurmasına, o konu gündeme geldiği için alan açmış olduk. Yani sivil toplum aslında bu tarz ilişkilerle güçleniyor, genişliyor ve birbirini besliyor diye düşünüyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasetle ilişkileri de çok önemli buluyorum çünkü siyasette hangi parti olursa olsun Türkiye’nin temel sorunlarına çözüm üretmek isteyen siyasal partilerin asıl sivil toplumdan beslenmesi gereken bir dönemdeyiz çünkü sivil toplum çok üretken ve çalışkan. Hemen hemen Türkiye’nin bütün sorunlarına dair hem veriler var hem de çözüm önerileri var. Dolayısıyla siyasal partilerle diyalog, aslında bugün de gelecek adına da sorunlara çözüm sağlaması için etkili. O yüzden üç noktadaki diyaloğun ben sivil alanı genişleteceğine aynı zamanda kamusal alanları güçlendireceğine inanıyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de önümüzdeki süreçlerde sıklıkla tartıştığımız demokratikleşme meselesinin sivil alanın genişlemesinden bağımsız olmadığını düşünüyorum. Yine bununla ilgili sosyal adalet meselesi de sivil toplum alanının genişlemesiyle ilgili. Yani Türkiye’de sorunlar arttıkça aslında bu sorunların çözümünü bulmak biraz daha sivil toplumun genişlemesiyle ilgili ve bu da politika yapım süreçlerinden bağımsız değil.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/07/sivil-alan-kapsayici-ve-genis-olmali/">&#8220;Sivil Alan Kapsayıcı ve Geniş Olmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akademik Bilginin Daha Kolay Tüketilebilir Bir Versiyonu: Daktilo 1984</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/01/akademik-bilginin-daha-kolay-tuketilebilir-bir-versiyonu-daktilo-1984/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jun 2021 08:15:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Daktilo 1984]]></category>
		<category><![CDATA[Enes Özkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70759</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daktilo 1984’ün kurucularından ekonomist Enes Özkan ile daktilo1984.com'un kuruluş hikâyesi, yayın politikaları ve sivil alanda çoğulculuğu konuştuk. Özkan; “Daktilo 1984 olarak akademik bilgiyi daha kolay tüketilebilir bir versiyona getirip öyle sunuyoruz, standart bir gazete haberinin ortalamasının çok çok üstünde olan içerikler üretiyoruz.” diyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/01/akademik-bilginin-daha-kolay-tuketilebilir-bir-versiyonu-daktilo-1984/">Akademik Bilginin Daha Kolay Tüketilebilir Bir Versiyonu: Daktilo 1984</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="Akademik Bilginin Daha Kolay Tüketilebilir Bir Versiyonu: Daktilo 1984" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/GsTOLs8JUhE?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben İstanbul Üniversitesi&#8217;nde çalışıyorum, ekonomistim. Aynı zamanda da Türkiye’de uzun yıllardır dergi çıkartmak, yayın evlerinin çeşitli faaliyetlerine yardımcı olmak vs suretiyle yayıncılık alanında, başka alanlarda faaliyet göstermeye çalışıyorum. Yoğun olarak iktisat çalışıyorum ama Türkiye’nin özel koşullarından dolayı daha çok maddi-ekonomik konular üzerine çalışmalar yapıyoruz. Daktilo 1984’ün de kurucularından biriyim. </span></p>
<p><b>Daktilo1984.com kuruluş hikâyesi nasıl başladı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz aslında daha öncesinde bir dergi çıkartıyorduk, ismi Liber Plus’dı. Fakat bu dergiyi bir süre sonra çıkaramadık çünkü bu işlerin dağıtımı, organizasyonu vs çok zor. Yani dergiyi çıkarttıktan sonra “dergi çıkarttık ve literatüre bir katkı sunduk” deyip iş bitmiyor. Amaç da zaten böyle bir akademik dergi çıkartıp literatüre sunmak değildi. Düşüncelerimizi daha güçlü bir şekilde yaygınlaştırabilmek ve sesimizi daha güçlü duyurabilmekti ama bir süre sonra çeşitli sorunlardan dolayı Liber Plus’ı çıkartamamaya başladık. O sırada da Daktilo 1984’ü kurduk. Tabii tek başımıza değildik. Birçok arkadaşımız da yardımcı oldu ve onlarla birlikte kurduk. İlk başta sadece web sitesinde yazılar yayınlıyorduk. O süreç de bayağı iş çıktı çünkü şimdiki alternatif birkaç platform da yoktu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daktilo 1984, biraz farklı bir platform olarak gün yüzüne çıkmış oldu. Çoğunlukla da benim gibi doktora sürecindeki insanlardan bayağı teveccüh gördü ve birçok arkadaş da yazılarıyla katkı sağladı. Sonradan da YouTube yayınlarına başladık. Kuruluşundan aşağı yukarı 2 yıl geçti ve yaptığımız programlarla 500’ü aşmışız. Bizim kendi açımızdan iyi gitti ama başarımızın sırrına gelince…</span></p>
<p><strong>“Biz burayı niye kurduk?”</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sesimizi duyurabileceğimiz bir medya ortamı yoktu. Biz hiçbirimiz medyacı değiliz yani bizim çoğunluğumuz akademisyen, birkaç tane de profesyonel arkadaşımız var. Normalde bizim medya ya da medya yönetimiyle bir ilgimiz, deneyimimiz yoktu ama baktık sesimizi duyurabileceğimiz bir mecra yok. Ve gittiğimiz toplantılarda, konferanslarda, çevremizde yurtdışına yerleşmiş fakat Türkiye’ye olan ilgisini kaybetmemiş birçok insan var ama onların da sesini bir şekilde duyurabilecekleri mecra sayısı sınırlıydı. Böyle bir alternatif olsun, alternatif medyanın içinde de bir alternatif olsun diye Daktilo 1984’ü kurmuş bulunduk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu ana kadar her şey iyi gidiyor ama başarı mevzusuna gelirsek… “Biz ne zaman kendimizi başarılı addederiz?”  </span><span style="font-weight: 400;">Amacımızı gerçekleştirdiğimiz zaman. </span><span style="font-weight: 400;">Peki “Amacımız ne?” </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin Batı standartlarında bir demokrasiye geçmiş yapması. Yoksa Daktilo 1984 zaten kendi çapında büyür, küçülür, var olur, yok olur… Bunların hiçbirisi bizim için çok önemli değil. Daktilo 1984’ü kurduk ve burayı merkez medyanın üstü yapacağız gibi bir amacımız yok. Bizim amacımız bu ülkenin daha yüksek demokratik standartlara geçiş sağlaması. </span></p>
<p><b>Daktilo1984.com’un yayın politikası nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz zaten temelde muhalif mecrayız. Bunun yanı sıra bizde yoğun olarak analiz içeren yazılar ve analiz içeren içerikler bulunuyor hem YouTube kanalımızda hem web sitemizde.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz Daktilo 1984 olarak daha doyurucu, akademik bilgiyi daha kolay tüketilebilir bir versiyona getirip öyle sunuyoruz ama standart bir gazete haberinin ortalamasının çok çok üstünde olan içerikler üretiyoruz. Ve herkes kendi alanında yazdığı yazıları daha tüketilebilir forma soktuğu zaman içerik açısından hem doyurucu hem de dolu dolu oluyor. Bizim yayın politikamız zaten tek cümle. O da sitenin hakkımızda kısmında yazıyor. “Dil, din, ırk ve cinsiyet vb temelli ayrımcılıkları içermeyen her içeriği kabul edebiliriz.” Tabii özgün standartlarımız da var. Mesela, açıkça yanlış bilgilendirme olmaması. Yani birilerine göre yanlış birilerine göre doğru değil. Açıkça rasyonel olarak bakıldığında yanlış bilgilendirme olmaması şartı ve bu ayrımcılıkları içermediği zaman ve belli bir kalitenin üstündeyse tüm içerikleri kabul ediyoruz. Web sitemizde de YouTube’da da bu yolu sergiliyoruz. Onun için insanlar bize bir yazı gönderirken veya bir program, podcast vs önerirken kendilerini bayağı rahat hissediyorlar. Podcast yayınlarında da bayağı iyiyiz yani bayağı podcastimiz var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İçerik üretenler de kendilerini rahat hissedebiliyor. Bu mecrada ben kendimi rahat ifade edebilirim, ben ayrımcılık içeren bir şey yapmadığım, söylemediğim zaman kimse bana engel olmuyor, konuşmak istediğimi konuşabilirim tarzında düşünüyorlar. Bu nedenle o teveccühle hâlâ devam ediyor.</span></p>
<p><b>Daktilo 1984 deneyiminden hareketle sivil alanda çoğulculuktan bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında biz kuruluş aşamasında irtibata geçtiğimiz çoğu arkadaşlarla birbirimizi uzun süredir tanıyan insanlarız. Biz ve Türkiye’de liberal isimlerin bol olduğu bir mecrayız ama yayınlarımıza ya da yazılarımıza baktığınızda bu tonu pek göremezsiniz. Çünkü bizim hedefimiz sadece bir ideolojinin, bir fikrin savunusunu yapmak değil. Yani liberalizmse o zaman biz liberalizmi yaşayalım ve herkese bir özgür alan yaratalım moduyla takıldığımız için biraz daha farklı gruplarla iş birliği yapabiliyoruz. Bu bizim için önemli ve zaten sivil alanda çoğulculuk ve birlikte iş yapma kültürünün gelişmesi ancak bu şekilde sağlanır. Mesela, ben çok çalışmama rağmen kendimi kapatmıyorum. Bir yandan doktora tezimi yazıyorum bir yandan Daktilo 1984’ün işleri, çocuk, hayatın başka sorumlukları, sürekli birileriyle bir yerlerde beraberiz. Karşımdaki insanlar da öyle. Farklı kamplardan farklı ideolojik görüşlerden insanların bir arada iş yapabilmesi, iş yapma kültürünün olması biraz daha o sivil alandaki çoğulculuğun artmasıyla olacak diye düşünüyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir de şöyle bir durum var; bir işin profesyoneli, o işe profesyonel açıdan bakan insan aslında şöyle düşünür. Ben bu başarmalıyım! Nasıl başarabilirim, bunun için planım ne? Bunları konuşur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğer siz bir işin acemisiyseniz bir yerden sonra iş, “ben haklıyım, haklı çıktım, şöyle oldu, böyle oldu” muhabbetine dönüyor. Bu muhabbetleri bir kenara bırakıp sürekli her düştüğümüz yerde yeniden kalkıp elimizdeki kartlara yeniden bakıp piyasayı ya da insanları yeniden ölçümleyip rasyonel olarak düşünüp “Acaba buradan istediğimiz hedefe nasıl gidebiliriz?” Diye düşünmeliyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de toplumun çok büyük bir kesimi yukarıda bahsettiğim gibi daha yüksek demokratik standartları talep ediyor. Bu rasyonel düşünceyi ve bakış açısını geliştirirsek sivil toplumda, çoğulculukta çok daha iyi olacak.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/01/akademik-bilginin-daha-kolay-tuketilebilir-bir-versiyonu-daktilo-1984/">Akademik Bilginin Daha Kolay Tüketilebilir Bir Versiyonu: Daktilo 1984</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
