Sivil toplumda darbe karşıtlığı mutabakatı

22 Temmuz 2016
15 Temmuz darbe girişiminden sonraki günlerde sivil toplum dünyası ardarda darbeye karşıtlıkta birleşen açıklamalar yaptı. Bu açıklamalardan bazılarını derledik. İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı 15 Temmuz 2016 günü akşam saatlerinde Türkiye’de bir askeri darbe girişimi gerçekleşmiştir. Bugün itibari ile bu tehlike halen devam etmektedir. Darbe girişimi sırasında oluşan şiddet ortamı ve yaşanan […]

15 Temmuz darbe girişiminden sonraki günlerde sivil toplum dünyası ardarda darbeye karşıtlıkta birleşen açıklamalar yaptı. Bu açıklamalardan bazılarını derledik.

İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı

15 Temmuz 2016 günü akşam saatlerinde Türkiye’de bir askeri darbe girişimi gerçekleşmiştir. Bugün itibari ile bu tehlike halen devam etmektedir. Darbe girişimi sırasında oluşan şiddet ortamı ve yaşanan çatışmalar nedeniyle çok sayıda sivil, asker ve polis yurttaşımız yaşamını yitirmiş ve yaralanmıştır. Askeri araçların, savaş uçaklarının şehir merkezinde, özellikle sivillerin yaşadığı alanlarda faal olması dolayısıyla da çatışmaların buralarda yoğunlaşması yurttaşlarda derin kaygı ve korkuya yol açmıştır. Bu arada kimi yurttaşların darbeye karşı demokratik sınırları aşan tepkilerine ve kimi linç girişimlerine de tanık olunmuştur. KısacasıTürkiye, sonu nereye varacağı belli olmayan hızla daha derin bir kaos ortamına sürüklenmektedir.

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) olarak her zaman ve her koşulda demokrasiyi ve insan haklarını savunduğumuzu ve bu en temel ilkesel duruşumuzu kuruluşlarımızdan beri kuvvetli bir şekilde sürdürdüğümüzü yeniden hatırlatmak istiyoruz. Demokrasinin inkârı ve temel hak ve özgürlüklerin ayaklar altına alınması anlamına gelen tüm darbe ve darbe girişimlerini de, bir iç savaş görüntüsü veren şiddet ve linçleri de kınıyor, ayrımsız tüm yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Türkiye’nin böylesi bir kaos ortamına getirilmiş olması demokrasi ve insan hakları sorunlarının çözülememesi ile doğrudan ilgilidir. Siyasal iktidarın demokrasinin çoğulculuk, açıklık ve katılımcılık ilkelerini hayata geçirmemesi, temel hak ve özgürlükleri ve hukukun üstünlüğünü tahrip edici tutum içinde olması, askeri vesayeti yeniden getiren askere dokunulmazlık yasası gibi anti demokratik yasaları yürürlüğe koyması, Kürt sorununu demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözmek yerine şiddete dayalı politikaları benimseyip Türkiye içinde ve dışında savaş yürütmesi derin bir siyasi ve devlet krizine yol açmıştır.

Ne yazık ki yaşananlar ve ölüm cezasının yeniden gündeme getirilmesi gibi kullanılan kimi söylemler önümüzdeki günlerde olası yaşanabileceklere ilişkin son derece ciddi kaygılar oluşturmaktadır. Şu an içinde bulunduğumuz kaos ortamından çıkışın tek yolu hukukun üstünlüğüne bağlı kalınarak demokrasiyi ve insan haklarını esas alan, ülke içinde ve dışında barış politikalarını içtenlikle uygulamaktır.

Türkiye demokrasi güçleri darbe yönetimlerine ve anti-demokratik uygulamaları giderek artan sivil otoriter yönetimlere karşı gerçek demokrasi için mücadelesini sürdürecektir. İHD ve TİHV olarak yaşanan hak ihlallerinin tespit ve belgelenmesi, onarım ve hukuki süreçlerinde etkin görevimizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha yineliyoruz.

Darbelere ve anti-demokratik yönetimlere hayır!
Aslolan demokrasi ve insan haklarıdır!

tihv.org.tr

MAZLUMDER

Seçilmiş hükümete ve siyasete yönelik askeri hiçbir girişimin, güç yoluyla meşru idareyi devirmeye yönelik hiçbir tutumun kabul edilemeyeceğini hatırlatıyoruz. Siyaset kurumuna meşru yollar dışında müdahale eden ve ülkeyi bir kaos ortamına taşıyabilecek adımların, darbe denemelerinin gayrimeşru olduğunu ilan ediyoruz. Hak ve özgürlüklerimizin yönetimi halkın tercihleri dışında bir güç grubuna asla devredilemez.

Halkın emaneti olan silahların halk iradesine çevrilmesi gayrimeşrudur.

Türkiye toplumunu, hiç kimse bir darbe yönetimine mahkum edemez. Bu ülkede özgürlük ve adalet mücadelesi vermiş hiçbir gelenek darbe girişimine boyun eğmeyecektir.

mazlumder.org/tr

Helsinki Yurttaşlar Derneği

Darbe girişimi, başarısız bile olsa, bugün içinde bulunduğumuz kaos ortamının sorumlusudur. Darbeciler, parlamenter demokrasiye dayanan meşru yönetimi, şiddet yöntemleriyle devirmeye çalışarak son derece ağır bir suç işlemişlerdir. Kullandıkları şiddet, 300’e yakın yurttaşımızın ölmesine neden olmuş, meclis binası ve başka yerler bombalanarak bir dehşet ortamı yaratılmıştır. Darbe girişimine (bilerek ve isteyerek) doğrudan katılanların, varsa bu girişimi TSK dışında destekleyen veya dâhil olanların, yürürlükteki ceza kanunu çerçevesinde hukuk devleti ve adil yargılama ilkelerine sadık kalınarak yargılanmaları ve cezalandırılmaları elzemdir. Bu süreçte darbeci klikle herhangi bir ilişkisi olmayan kişilerin “olağan şüpheli” olarak mağdur edilmemelerini, öç alma arzusuna kurban verilmemelerini sağlamak, hükümetin görevidir.

Başarısız kalmış olsa da bu menfur girişim, toplumda çok büyük bir korku  yaratmış, birçok aileyi derin acılara büründürmüştür. Herkesi saran bu derin endişe ortamında, korkuların dile getirilmesi, dışa vurulması kaçınılmazdır. Ancak bunun, toplumumuz içerisinde daha fazla güvensizlik ve ayrışmaya mahal vermeden, barışçıl toplantı ve gösteri hak ve özgürlüğü çerçevesini de gözeterek yapılması, acilen tesis etmeye ihtiyacımız olan toplumsal barış için olmazsa olmaz bir şarttır.

Darbe girişimi, neden olduğu çok büyük insani ve toplumsal tahribat yanında, bugün Türkiye toplumunda serbest seçimlerin sonuçlarına dayanarak iktidara gelenlerin, sadece ve sadece seçmenlerin ve onların seçilmiş temsilcilerinin iradesiyle değişebileceği ilkesini amasız, fakatsız savunan ezici bir çoğunluk olduğunu da somut olarak göstermiştir. Bu nedenle, evrensel hukuk prensiplerinin, demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin korunarak, başta hükümet ve iktidar partisi olmak üzere tüm siyasi parti ve kuruluşları ve sivil toplum örgütlerini, son derece hassas olan böylesi bir ortamda toplumsal gerginlikleri arttıracak girişimlerden uzak durmaya davet ediyoruz.

Helsinki Yurttaşlar Derneği Yönetim Kurulu

hyd.org.tr/tr

Denge ve Denetleme Ağı

Denge ve Denetleme Ağı’na üye sivil toplum örgütleri olarak, halkın iradesinin tüm demokrasilerde belirleyici unsur olduğunu vurguluyoruz. Bu iradeyi dışlayarak onu temsil eden Meclisi devre dışı bırakmayı hedefleyen her türlü darbe girişimine karşıyız.

Ülkemizin ihtiyaç duyduğu ve kurulduğumuz günden bu yana tarafı olduğumuz çoğulcu demokrasinin yerleşmesi, hepimiz için bir gereksinimdir.

15 Temmuz 2016’ da başlatılan darbe girişiminde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımız ve güvenlik güçlerimiz için baş sağlığı diliyoruz.

facebook.com/DengeDenetleme

İnsan Hakları Gündemi Derneği

Darbeye ve Darbecilere Hayır!

Gerekçesi ne olursa olsun, darbeler hiçbir zaman çözüm olamaz. Dün gece, Türkiye’de askeri darbe girişimini yaşadık. Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup olduğu anlaşılan ve kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak adlandıran kişiler tarafından gerçekleştirilen askeri darbe teşebbüsü sonrası, açıklanan rakamlara göre 41’i polis, 2’si asker ve geri kalanı sivil olduğu anlaşılan 161 kişi öldü. Darbeci askerlerden de yüzün üzerinde ölen olduğu anlaşılıyor. TBMM binası bombalandı. Binlerce insanımız da yaralandı. Şiddete başvurmadan, her türlü düşüncenin savunulup örgütlenebildiği, ifade ve basın özgürlüğünün tam olarak sağlandığı, anayasaya ve kuvvetler ayrılığı ilkesine bağlı, denetlenebilir, hesap verebilir, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına dayanan, seçimle gelinip yine seçimle gidilen, toplumsal huzur ve barış ortamının sağlandığı ve tüm kural ve kurumlarıyla işleyen demokrasinin her zaman yanındayız. Siyasi iktidarlardan her zaman rahatsızlık duyulabilir, ancak çözüm hiçbir zaman demokrasi dışı yöntemlerde, özellikle darbelerde aranmamalıdır.

Darbe girişiminde bulunanların,gözaltı koşullarının insan hakları sözleşmelerine uygun olması ve insanlıkdışı muameleye maruz bırakılmamaları , yaşam haklarının korunması ve  adil yargılanma ilkesi altında yargılanarak hak ettikleri cezayı almaları gereklidir,ancak insan hakları ve ceza hukukunun temel ilkelerinden asla fedakarlık edilemez. Bu sebeple, artık ortadan kaldırılan insan hak ve özgürlüklerine aykırı cezaların telaffuz edilmesinin dahi doğru olmadığını düşünüyoruz. Darbecilerle mücadele, yine hukuk kuralları çerçevesinde yapılarak etkili bir soruşturma ile yalnızca sorumluluğu olanların hesap vermesini, bu durumun daha fazla otoriteleşmeye neden olarak demokrasimizin daha fazla zarar görmemesini talep ederiz. Ülkemize, demokrasimize ve yurttaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi saygılarımızla sunuyoruz.

İHGD Yönetim Kurulu

rightsagenda.org

Uluslararası Şeffaflık Derneği

15-16 Temmuz gecesi Türkiye Cumhuriyeti’ne, Anayasa’nın değişmez hükümleri arasında ifadesini bulan “demokratik hukuk devleti”ne ve halkımızın iradesine karşı akıl dışı bir teşebbüs gerçekleşmiştir.

Bu teşebbüsün püskürtülmesi; iktidar ve muhalefet partileri, TSK üst komuta kademesi, emniyet teşkilatı, medya organları ve geniş toplum kesimlerinin darbeye karşı birlikte ve kararlı duruşu sayesinde mümkün olmuştur. Demokrasiye bağlılık için, her koşul altında halk iradesine saygı ön koşuldur!

Darbelerden çok zarar görmüş bir ülke olarak, bu karanlık günden ancak daha çok demokrasi ile çıkarız! İnsan haklarına saygı ve demokratik hukuk devleti ilkeleri bu topraklarda yaşayan herkes için gerekli olup; bize düşen, darbenin ortadan kaldırmaya teşebbüs ettiği bu ilkelere bağlılığı artan bir kararlılıkla sürdürmektir. Bu talihsiz girişimde rolü olanların sorumluluğunun hukuk çerçevesinde gerçekleştirilmesi, ayrıca olaylar sırasında linç gibi hukuka aykırı davranışlara başvuranların yargılanması ve demokrasinin teminatı olan hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalınmasını bekliyoruz.

Bir iç savaş eşiğinden dönerek, çok sayıda yurttaşını kaybeden ülkemize ve halkımıza başsağlığı diliyoruz.
Geçmiş yüzyıllardan miras bir ilkellik artığı olan “darbe” anlayışını ve hâlâ bu demokrasi ve hukuk dışı yönteme başvuranları kuvvetle kınıyor, tüm Türkiye’ye büyük geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

seffaflik.org

Açık Toplum Vakfı

Ülkemiz 15 Temmuz gecesi büyük bir tehlike atlattı. Açık Toplum Vakfı olarak insan haklarına, çoğulcu toplum ilkelerine, iktidarın ancak seçimler ve milli iradenin tezahürü ile el değiştirmesi gerektiği ilkelerine her zaman sahip çıktık ve çıkmaya devam edeceğiz. Yapılan darbe girişimini şiddetle kınıyor, 15 Temmuz gecesi ve takip eden saatlerde yaşanan gelişmelerin ülkemizde insan hakları ve çoğulculuğa dayanan demokratik bir siyasi sistemin pekiştirilmesi için çok önemli bir fırsat oluşturduğunu düşünüyoruz. Darbe girişimine tüm siyasi partilerin ve demokratik kurumların birlikte karşı çıkmaları son derece önemli bir kazanımdır. Bu nedenle yöneticilerimizden başlayarak siyasi kutuplaşmadan, popülizmden uzak, diyaloğa ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir siyasi süreç oluşturmamız için her birimize çok önemli görev ve sorumluluklar düştüğünü düşünüyoruz.

Darbe girişiminde bulunanların, bunu planlayanların ciddi ve titiz biçimde araştırılması, bilgi ve belgelerin kamuoyuna açık bir şekilde sunulması, yasal süreçlerin tamamen hukuk ilkeleri ve prosedürlerinin hakim olduğu bir ortamda yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz.

Hepimize bir kez daha geçmiş olsun der, bütün kayıplarımızın ailelerine başsağlığı diler, açık bir toplumu gerçekleştirmek için ileriye umutla ve akılla bakmamızı temenni ederiz.

Açık Toplum Vakfı Yönetim Kurulu

aciktoplumvakfi.org.tr

Türkiye LGBTİ Birliği

Öncelikle geçtiğimiz günlerde yaşanan darbe girişiminde şehit düşen asker, polis ve vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yararlılara acil şifalar diliyoruz.

Hiçbir zaman darbecilerin yanında olmadık, olmayacağız da

Devletimizin ve Cumhurbaşkanımızın çağrısına uyduk, darbe girişiminin olduğu gece Fatih’te bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi önündeydik.

Ayrıca geçtiğimiz günlerde Fransa, Nice’de meydana gelen Terör saldırısını da lanetlediğimizi, hayatını kaybedenler için de üzgün olduğumuzu belirtmek isteriz.

Saygılarımızla

facebook.com/lgbti.org

Mecliste.org

Demokratik bir sistemde meclis halkın iradesini, kurumlar ise o devletin üzerine oturduğu yapıyı temsil eder. Meclis ve kurumlar bir bütün olarak toplumun birlikte adil ve uyumlu bir şekilde yaşamasını sağlar. Dolayısıyla bunların hepsine veya birine yapılmış saldırı demokrasiye ve halkın iradesine yapılmış demektir.

Mecliste.org olarak, özellikle, seçilmiş milletvekilleri yoluyla halkın iradesinin ortaya çıktığı yer olan Meclisi devre dışı bırakmayı ve ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü darbe girişimine karşı olduğumuzu belirtiyor; demokratik değerlere, kurumlara ve yapılara duyarlı üslup ve tutumun pekiştirilmesine yönelik siyasi sorumlulukların dikkate alınması gereğinin altını çiziyoruz.

15 Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişiminde hayatını kaybeden vatandaşlarımız ve güvenlik güçlerimizin yakınlarına sabır diliyor, milletimize ve devlet kurumlarına yönelik saldırıların son bulması ve Meclisin tek çözüm adresi olması talebimizi yineliyoruz.

mecliste.org

Vicdani Ret Derneği

Askeri darbeler, yaşandığı her coğrafyada, insan hakları ihlallerini de beraberinde getirmiştir. Ordunun silah zoru kullanarak yönetime el koyduğu her yerde, şiddet daha da kurumsallaşmış ve darbeye tanık olan toplumlar bir şiddet sarmalı içerisine sıkıştırılmıştır. 15 Temmuz akşamından bu yana, yaşadığımız topraklarda tanık olduğumuz süreç de, bu şiddet sarmalının bir benzerini deneyimlememize sebep oluyor. Bir yandan “Yurtta Sulh Konseyi” ile birlikte askeri darbe senaryoları uygulamaya konulurken, bir yandan da buna karşı AKP iktidarının giriştiği sözde “demokratik hamleler” gündemde.

Bu denklem, AKP’nin gücü tek elde toplayarak iktidarı daha da merkezileştirmesine, totaliter yöntemleri arttırarak uygulamasına olanak sağlayacaktır. Bu sürecin devamında kolluk güçleri, bizatihi iktidar tarafından doğrudan kontrol altına alınabilecek; “demokratikleşme” adı altında faşizm ve militarizm daha da kurumsallaştırılacaktır.

Dün akşam, Erdoğan iktidarına karşı girişilen darbe sırasında sokağa çıkan insanların üzerine kurşun yağdırılmış ve sayısız kişi öldürülmüştür. Öte yandan iktidar “darbenin halk tarafından püskürtüldüğünü” söylüyor olsa da, sokağa çıkanların söylemlerine bakılınca, dün akşamdan bu yana iktidar tarafından sokağa yapılan çağrılar ve bu çağrılara uyarak sokaklara çıkanlar, bir demokratikleşme hamlesinden öte, faşist bir mobilizasyonun en somut halidir. Dün Erdoğan’ın sıklıkla söylediği “Ben Başkomutanım” cümlesi, militarizmin ve militarist kültürün daha da perçinlenmesine zemin olmuştur.

Zorunlu askerlik yasası gereğince emir altında olan askerler, Kürdistan’da katliam yapar ve şehirleri yıkarken “kahraman”, orada öldüklerinde “şehit” ilan edilirken; aynı emir-komuta zinciri altında darbe hareketinin içerisinde yer aldıktan sonra yakalanan veya teslim olan zorunlu askerler, sokaklarda lince ve işkenceye maruz kaldılar. Medyada, kafası kesilen asker fotoğrafları yer alıyor. Ölmeyi ve öldürmeyi reddeden vicdani retçiler, “emre itaatsizlik” suçlamalarıyla yargılanırken, üstlerinin emirlerine itaat eden askerler şimdi vatana ihanet suçlamasıyla karşı karşıyalar.

İçinden geçmekte olduğumuz bu süreçte, elbette ki askere gitmemek, eline silah almamak önemlidir; ancak ne yazık ki yeterli değildir. Dün gece Atatürk Havalimanı’nda “Vur de vuralım, öl de ölelim!” diyenler, sözde “demokratik” bir amaçla sokağa çıkıp linç kültürünü örgütleyenler, “Kan dökenleri tebrik ediyorum” diyen politikacılar; militer ve para-militer bir şiddet sarmalının açıkça uygulamaya konulduğunu göstermektedir.

Bu süreçte biz vicdani retçilere düşen, bir yandan eline silah almayı ve zorunlu askerliği reddetmek, bir yandan da sıkıştırılmak istendiğimiz bu şiddet sarmalına ve militarist dayatmaya karşı direnmektir.

wri-irg.org

Kadın Adayları Destekleme Derneği

Ülkemize ve demokrasimize sahip çıkıyoruz.

15 Temmuz gecesi yaşadığımız darbe girişimini ve yüce Meclisimizin bombalanmasını lanetliyoruz.

Olaylar sırasında hayatını kaybeden yurttaşlarımızın ailelerine başsağlığı diliyoruz.

Gerçek demokrasinin hüküm sürdüğü, her bir vatandaşın kendini hukuk devleti çatısı altında güvende hissettiği, bireysel hak ve özgürlüklerin korunduğu, kutuplaşmaların son bulduğu bir Türkiye için birlik, beraberlik ve sağduyu çağrısı yapıyoruz.

facebook.com/802006146497578

BAŞKENT KADIN PLATFORMU DERNEĞİ

DEMOKRATİK ONUR MÜCADELESİ VEREN HALKIMIZA SELAM OLSUN!

Ordu içerisinde ve muhtemelen diğer kurumlarda da uzun süredir teşkilatlanmış olduğu anlaşılan cunta, 15-16 Temmuz gecemizi darbe kalkışmasıyla esir aldı. Akıl almaz bir gözü dönmüşlükle TBMM başta olmak üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Genel Kurmay Başkanlığı gibi pek çok kamu kurumuna hava bombardımanıyla saldırdı. Tankları şehre sokarak halkın üzerine sürdü. Boğaz köprülerini geçişe kapatıp hava limanlarını kuşatarak ülkeyi kaosa sürüklemeyi amaçladı.

Yaşanan karanlık gecenin aydınlık yüzü halkın, ilk andan itibaren sokağa çıkmasıydı. Demokrasiyi koruma görevini fiilen üstüne aldı. Tankları caddelerde kuşatarak, üzerine çıkarak cuntacı askeri darbe teşebbüsüne direnerek isyanı durduran, halkın bu net tavrı olmuştur.. Yazık ki gözü dünmüş cuntacılar sokaklarda, meydanlarda, saldırı hedefi kamu kurumlarının çevresinde toplanan halk üzerine ateş açmaktan dahi çekinmedi. Cadde ve sokaklarda üzerlerine ateş açılmasına rağmen evlerine dönmeyip demokrasiyi savunmak için kendini siper eden halkımıza şükran borçluyuz.

BAŞKENT KADIN PLATFORMU DERNEĞİ olarak daima yanında olduğumuz demokrasiyi alanlara çıkarak, alçak uçuş yapan jetlerin, ateş açan helikopterlerin, insanları ezen tankların karşısında yılmadın savunan üye ve gönüllülerimizle gurur duyuyoruz.

Medya kurumları da ilk andan itibaren, aralarındaki mesleki rekabeti, fikir ayrılıklarını bir kenara bırakıp isyanın karşısında demokrasi ve halkın yanında ortaklaşarak darbe teşebbüsünün püskürtülmesinde hayati rol oynadılar. Tankların, sokaklara, köprülere çıkışı ve jetlerin alçak uçuşları başladıktan sonraki ilk bir saat içinde:

Sayın Başbakanın kararlılık içeren demeci; parlamenterlerin TBMM içinde direnmesi; muhalefet liderlerinin hükümete tam destek vermesi; Sayın Cumhurbaşkanının halka seslenmesi gibi pek çok onurlu davranış, ülkemize demokratik bir sabahı mümkün kıldı.

Şu andan itibaren yapılması gereken isyancı çetenin tümüyle açığa çıkarılıp yargılanmasıdır. Ancak her türlü soruşturma ve kovuşturmanın hukuk dairesinde gerçekleştirilmesi gerekir. Cuntacı güruh ile onların emir komutasındaki masumların ayrı tutulması elzemdir. Öfkeli halkın emir kulu erlere ve düşük rütbeli subaylara yönelik linç teşebbüsü de en az darbeci isyan teşebbüsü kadar kararlılıkla engellenmeli ve yargılanmalıdır.

Demokrasiyi cansiperane savunan halkın, demokrasimizi güçlendirmek adına talepleri de yerine getirilmeli. Bir daha böyle karanlık teşebbüslere fırsat verilmemesi için evrensel ölçeklerde güçlü bir demokrasiye sahip olmamız gerektiği akıllardan çıkarılmamalıdır.

Demokrasi ve sivil siyasetin yanında yer aldığı için hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine sabır ve metanet yaralılarımıza şifa diliyoruz. Darbe karşısında net bir tavırla demokrasinin yanında yer alan herkese onurlu duruşları için şükranlarımızı sunuyoruz.

sivilsayfalar.org/darbeyi-halk-puskurttu

Hacı Bektaş Veli Kültür Merkezi Vakfı

15 temmuz 2016 akşamı, İstanbul Boğaz köprülerinin askerler tarafından kapatılması ardından, Ankara, İstanbul, Diyarbakır semalarında jetlerin sortileriyle karşıladık gecenin gelişini.

Önce her şey anlamsız ve şaşkınlıktı bizim için. Ne olduğunu kavramamız geç olmadı aslında. Bir darbe girişimiyle karşı karşıyaydık. Karanlık gerici zihniyetlerin iktidar kavgası, ne yazık ki Türkiye halklarının karşısına kabus gibi çıkmıştı yine.

Senaryo yine aynıydı. Ülkenin huzuru, demokrasinin yeniden tesisi adı altında “vesayetlerin çatışması” , halkların kabusu oldu. 14 yıldır toplumun kutuplaştırıldığı, inançların yok sayıldığı, hakların gasp edildiği, halkların düşman edildiği sürecin son hamlesiydi bu darbe girişimi.

27 Mayıs’ta, 12 Eylül’de 28 Şubat’ta da görmüştük masum insanların yaşam haklarının gasp edilmesini. Her şeyden önce asl’olan yaşam hakkıdır. Hiç bir neden, hiç bir ideal, hiç bir ideoloji; insanların yaşamlarından daha değerli değildir.

Daha düne kadar Ergenekon, Balyoz, KCK, Şike vb. davalarda omuz omuza yan yana yürek yüreğe bir çok masum insanın kanına girerlerken; bugün de çıkarlarının çatıştığı noktada hiç gözlerini kırpmadan; yine masum insanları katletmekten geri durmadılar. İnsanların bir arada yaşamaları için en önemli sistem olan parlamenter demokrasiyi her yönüyle teslim almaya, yolcu etmeye ve “tek tip”leştirmeye çalıştılar.

Tüm bunların sonucunda; dün Diyarbakır, Sur, Cizre ve Nusaybin’de yaşananlar; ne yazık ki ülkenin genelinde yaygınlaşarak, darbe girişimiyle vücut buldu. Jetler, helikopterler ve tanklar; başta halkların temsilcisi Meclis olmak üzere demokrasinin göğsüne bombalar yağdırdılar.

Zaten günbegün eriyen demokrasi değerleri, 15 Temmuz gecesi bir kez daha darbe girişimiyle yaralandı. Darbe girişimi sonucunda halkı sokağa davet edenler ve davete icabet edip sokağa çıkanlar da “demokrasi değerlerini savunmak” uğruna; şeriat propagandasıyla, linç, işkence ve provokasyonlar yaparak vatandaşlara saldırmaktan geri durmadılar.

Biz Aleviler; bir kez daha belirtmek isteriz ki darbenin her türlüsüne karşıyız. Nereden ve nasıl gelirse gelsin; darbeler; birlikte yaşamaya ve bir arada olmaya, eşit yurttaşlık hakkına tecavüz etmektir.

Bizler öncelikli olarak insani değerlerimiz ve demokrasi kültüründen aldığımız dayanaklarla her türlü gericiliğe, darbe girişimine, tek adamlığa ve halklara saldırılara karşı meşru ve demokratik muhalefet hakkımızı sonuna kadar kullanacağız ve savunmaktan da geri durmayacağız. Türkiye Cumhuriyeti’nin özgür ve çoğulcu parlamenter sistemine direkt olarak yapılan saldırıların tam karşısında; bizatihi; varlığının destekçisi olacağız. Laik, demokratik ve eşit yurttaşlığın temel alındığı; hukukun, keskin adaletin ve eşitliğin tabanını oluşturduğu her türlü ötekileştirmenin bertaraf
edildiği bir anayasanın oluşturulması için, toplumumuzla birlikte mücadelemizde daha sağlam adımlarla yürümeye devam edeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla bildiririz,

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Yönetim Kurulu

facebook.com/hbvakvakfi

Cem Vakfı Malatya Şubesi

Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan: “Bir tek Türkiye var, biz 79 milyon hep birlikte bir gemideyiz ve ne olursa olsun bu geminin batmaması lazım”

aksam.com.tr/guncel

STK Türkiye Aile Platformu (TÜRAP)

“Asım’in nesli… diyordum ya..nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.”

                          Mehmet Akif Ersoy

15 Temmuz 2016, ihanet ve alçaklığın vatan sevgisi ile yaptığı savaşı kaybettiği gün olarak tarihe geçti. Bu ihanet ve alçaklığın ülkemizin bütünlüğüne, aydınlık geleceğimize, uluslararası saygınlığımıza karşı yapıldığı son derece açıktır.

Güvenliği sağlamak üzere kendilerine teslim edilen helikopterlerle, tanklarla, ağır silahlarla halkın ve demokrasinin teminatı olan kurumların üzerine acımasızca saldıran kalkışmacıları dehşetle izledik. Cumhurbaşkanımızın çağrısı ile hızla organize olan halkımız bu ihanete karşılık cevabı meydanlarda şanlı bayrağımızı dalgalandırarak verdi.

Sivil toplum, ülkesine, istikrara ve seçilmişlere sahip çıktı.

Cumhurbaşkanımız, başbakanımız, hükümetimiz, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Güçleri vatan sevgisi ile bütünleşmiş halkımızın da desteği ile bu ihanet şebekesini etkisiz hale getirdi.

Bu yaşananlardan sonra, bu ülkeye, değerlerine ve demokrasiye inanan STK Türkiye Aile Platformu/TÜRAP üyeleri olarak daha güçlü bir Türkiye’nin hep beraber inşa edildiğini görüyoruz. Güçlü ve darbelere karşı birleşen siyaset kurumu, tam bağımsız yargı, hainlerden arındırılmış güvenlik güçleri ile geleceğe daha güvenle bakıyoruz.

Kalkışmacıların en ağır cezaları almasının yanı sıra bu ve benzeri hareketlerin sapkın emellere zemin bulmasını engellemek için sürecin bütünüyle değerlendirileceğine, gerekli önlemlerin alınacağına ve hadiselerin tekrarını önleyecek şekilde kapsayıcı politikaların  geliştirileceğine inanıyoruz.

Son olarak kahramanca mücadele eden cumhurbaşkanımız, başbakanımız, Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Güçleri, halkımız ve medyaya şükranlarımızı sunuyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.

twitter.com/HazarDernegi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği

“Demokrasi vazgeçilmezimiz, milli irade gücümüz, kardeşliğimiz geleceğimiz.

Türkiye’de özel sektörün tamamını temsil eden TOBB ve 365 Oda-Borsa olarak 81 İl’de, bu ortak açıklamayı aynı anda yapıyoruz.

15 Temmuz gecesi milletimiz ve milli kurumlarımız, demokrasimize kasteden alçakça bir saldırıyı önlemiştir. Halkımız sandığa ve demokrasiye sahip çıkmıştır.

Darbe girişimi haberleri ortaya çıktığı gece, Birliğimiz ve Oda-Borsa camiası olarak tepkimizi ilk anda ortaya koyduk.

Bu hain kalkışmanın başarısızlığa uğraması, Türk milletinin birlikte duruşu, kararlı tutumu ve demokrasiye sahip çıkma iradesiyle mümkün olmuştur.

Ülkemizin bütün kurumlarının, siyasi partilerimizin, sivil toplumun, basın kuruluşlarımızın, demokrasiyi sahiplenmiş olmasından herkes büyük bir mutluluk duymalıdır.

Demokrasi düşmanlarına karşı iktidarı ve muhalefetiyle siyasi partilerimizin ve siyasetçilerimizin gösterdiği birlik, beraberlik ve kararlı duruş, en büyük takdiri hak etmektedir.

Başta Sayın Cumhurbaşkanımız, Meclis Başkanımız, Başbakanımız ve Meclisteki tüm siyasi partilerimizi, cunta heveslileri karşısındaki dik duruşlarından dolayı yürekten kutluyoruz.

Gözü dönmüş darbecilerin saldırılarına büyük bir sebatla direnen, böylece Gazi unvanını bir kez daha hatırlatan Meclisimizle gurur duyuyoruz.

Bu darbe girişimi karşısında direnen, tavır sergileyen herkese, başta kahraman emniyet görevlilerimize ve TSK’nın şerefli mensuplarına, gönül dolusu teşekkür ediyoruz. Onlara minnettarız.

Ama en çok, darbecilerin silahları karşısında kahramanca direnen milletimizin azim ve cesaretiyle kıvanç duyuyoruz.

Bizler, gücünü sandıktan, yetkiyi milletten almayan bir idare istemiyoruz.  Ülkemiz için demokrasi dışında bir seçenek de görmüyoruz.

Ordu içinde örgütlenmiş bu terörist çetenin tamamen ortaya çıkartılmasını ve adalet önünde hesap vermesini bekliyoruz.

Hayatını kaybeden kahraman şehitlerimize Allah’tan rahmet, kıymetli ailelerine sabırlar, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Milletimiz onları daima minnetle ve rahmetle anacaktır.

Allah’a şükür milletimizin sağduyusu, feraseti, cesareti ve Allah’ın yardımıyla bu belayı, bu fitneyi durdurduk.

Bu şerden, hem demokrasimizi, hem de birlik ve beraberliğimizi güçlendirerek çıktık.

Hepimiz demokrasi konusunda toplumda sağlanan bu büyük mutabakatın değerini bilmeliyiz.

Şimdi çok daha güçlü olmak, birbirimize daha fazla sarılmak, birbirimizi daha fazla sevmek zorundayız.

Çünkü bizi biz yapan, bizi ayakta tutan, bizi millet yapan unsur budur.

Ülkemizi kaosa sürüklemek isteyenlerin tuzağına düşmeyeceğiz. İş dünyası olarak daha fazla çalışma, üretme, istihdam sağlama zamanı diyoruz.

Geçmişte olduğu gibi, bugün de, yarın da TOBB ve 365 Oda-Borsa olarak demokrasiden, milletimizden, devletimizden yana olmaya devam edeceğiz.

Ülkemizin birliğine, kardeşliğimize ve demokrasimize karşı olanların da karşısına dikileceğiz.

Özel sektör olarak, ülkemiz ve milletimiz için daha büyük bir azimle çalışacak ve Türkiye’yi büyük hedeflerine taşıyacağız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” sözünü hep aklımızda tutarak; ülkemiz için durmadan çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz.

Yeter ki birlik ve beraberliğimizin kıymetini aklımızdan çıkarmayarak omuz omuza verelim. Yeter ki birbirimizi sevelim, birbirimize inanıp, güvenelim.

Bu vesileyle halkın iradesi dışında hiçbir iradeyi tanımayacağımızı, demokrasiden vazgeçmeyeceğimizi ve darbe girişimlerini kabul etmeyeceğimizi bir defa daha vurguluyoruz.

Devletimiz ve ülkemiz var oldukça biz de varız. Demokrasi varsa hepimiz varız.

Allah, ülkemize ve milletimize bir daha böyle acılar yaşatmazsın.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

tobb.org.tr

TÜSİAD

“Dün gece yaşanan olayları biz de tüm vatandaşlarımız gibi Yönetim Kurulu olarak endişeyle takip ettik. Bu kabul edilemez insanlık dışı girişim nedeniyle hayatını yitiren tüm vatandaşlarımızın, güvenlik güçlerimizin ailelerine başsağlığı diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Tüm kurumlar kesimler, bireyler, devletin yöneticileri demokrasiye, ülkeye sahip çıktı. Önemli bir demokrasi kültürü sınavı oldu ve demokrasimiz bu girişim vesilesiyle de olsa perçinlendi. Şimdi süratle yaraları sarıp demokratik kurumlarımızı harekete geçirerek bu insanlık dışı girişimi geride bırakmak için hep birlikte çaba sarf edeceğiz. İş dünyası olarak tek vücut demokrasiye sahip çıktık kimsenin bu tutumdan hiçbir şüphesi olmasın.

Demokrasiye hiçbir müdahale kabul edilemez. Tüm kesimler ve kurumlar olarak demokrasimize ve demokratik kurumlarımıza sahip çıkmalıyız.

Demokratik duruşumuz, demokratik kurumlarımız ve hukuk devleti sağlam olduğu sürece her şey hızla tamir edilebilir.”

tusiad.org/tr

Kaldıraç

15 Temmuz 2016 gece saatlerinde ordu içinden bir grubun yaptığı söylenen darbe girişimi yaşandı.

Devletin hiçbir kurumunun ve efendileri ABD’nin haberinin olmadığı iddia edilen, başlama saati itibari ile bile, bilinen darbelere benzemeyen bu darbe girişimi, tüm televizyon kanallarından ve sosyal medyadan canlı olarak yayınlandı.

Bu darbe girişimi, egemenler arası iktidar kavgası ve bunun yarattığı siyasi krizin sonucunda ortaya çıkmıştır.

Siyasi krizin bir boyutu, Ortadoğu’da, özellikle Suriye’de, emperyalizmin tetikçiliğine soyunan devletin girdiği bataklıktır.

Diğer boyutu ise, içerde Gezi ve Kobanê direnişlerinin, 7 Haziran seçimlerinde bulduğu karşılık ve giderek artan halkların ortak mücadele eğiliminin egemenler cephesinde yarattığı korkudur. 7 Haziran seçimlerinden bu yana halka karşı yürüttükleri savaşta karşılaştıkları direniş, siyasi krizi derinleştirmiştir.

Hükümet cephesinden başlayarak yapılan propaganda; ‘demokrasiye bir saldırı olduğu ve buna karşı demokrasinin sahiplenilmesi’ çağrısıdır. Özellikle televizyonlardan, sosyal medyadan ve camilerden yapılan çağrılarla AK Parti seçmeni sokağa davet edildi.

“Darbeye, halk karşı darbe yaptı”, “darbe bertaraf edildi!” açıklamalarına bakılırsa halk 2 saat içinde darbecileri yenilgiye uğratmış, demokrasi kurtarılmıştır!

Hangi demokrasi!

Darbe girişiminde bulunanlar da, buna karşı çıktığını açıklayan MHP’sinden CHP’sine, ordusundan, TÜSİAD’ndan MÜSİAD’ına, bu topraklarda, öncesi bir yana, 7 Haziran seçimlerinden bu yana, eşitlik-özgürlük-adalet ve kardeşlik isteyen halklara karşı acımasızca bir savaş yürütmüşler, yürütmektedirler.

Kendi belirledikleri hukuku dahi rafa kaldıranların; “fiili durum”dan söz edenlerin; içerde ve dışarda savaşla iktidarını pekiştirmeye çalışanların; işçilerin tüm haklarını gasp edip, kölelik dayatanların; kadın cinayetlerinden, doğanın ve kentlerin yağmasına kadar her alanda pervasızca saldıranların ve bunlara karşı çıkan tüm toplumsal kesimlere saldıranların, katledenlerin demokrasisidir bu.

İşçi-emekçilerin, halkların lehine bir demokrasi kavgası değildir yaşananlar.

İşçi-emekçiler, halklar bu kavgada birinden yana taraf olmamalı, kendi mücadelesini yükseltmelidir.

7 Haziran seçimlerinde daha da somutlaşan, eşitlik-özgürlük-kardeşlik için mücadele edenlerin ortak mücadelesi dışında bir kurtuluş yoktur.

Kaldıraç

direnisteyiz3.org

Halk Evleri

Ne darbe ne diktatörlük

Özgür, laik, eşit ve demokratik bir ülke için mücadele edeceğiz.

15 Temmuz akşamı başlayan “Yurtta sulh cuntasının” darbe girişimi bastırıldı. Bombalar,  f-16’lar, kanal basmalar,  gözaltılar, tutuklamalar ve ölümler yaşandı, yaşanıyor.

Yalnız televizyonlarda gösterilmeyen, gazetelerde yazmayan, devlet yetkilileri tarafından dillendirilmeyen başkaca gerçeklikler de yaşanıyor 15 Temmuz’dan bu yana. Darbe’nin bastırılması ile camilerden imamlar tarafından sokağa yapılan çağrılar, telefonlara atılan mesajlar ve yetkililerin her konuşmasında demokrasi şenliği-nöbeti için sokaklardayız çağrıları sonucu özel olarak kent meydanlarına, sokağa çıkan ve çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu kesimler gerici kadın düşmanı söylemleri ve eylemleri ile sahnedeler.

Yaşananların bir kısmına bakalım. IŞID ve AKP zihniyetinin nasıl aynı olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Galibiyet kazandığını düşünen erkek egemen zihniyet kendini kadınlara yönelik küfür, taciz ve fiziksel her türlü saldırı ile yeniden ortaya koymuştur. Bir tarafta spor kulübü yöneticisi; “ darbeci askerlerin karıları hepimizin ganimetidir” diyerek kadınları savaş ganimeti olarak ilan ediyor, diğer tarafta sokakta, vücudunda dövmesi olan kadınlara asit atılıyor, başka bir tarafta gözaltındaki darbeci asker 10 aylık bebeğine tecavüz edilme ile tehdit ediliyor, kadınlar kıyafet bahane edilerek taciz ediliyor yani kadınların bedeni, varlığı ve yaşamları baskı altına alınmaya çalışılıyor.

Demokrasi ne demek bilmeyen, eşitliği yok sayan, gerici cinsiyetçi kadın düşmanları, darbe bastırdık, milli irade, demokrasi bayramı safsataları ile diktatörlüğü, erkek egemenliğinin en gerici saldırı biçimleriyle inşa etmeye devam ediyor.

Söyledik, söylüyoruz, söyleyeceğiz; “bu hayat bizim”. Eşit, laik, özgür ve demokratik bir yaşam için sadece sözümüzü söylemeyecek aynı zamanda mücadele ederek erkek egemenliğinizi yok edeceğiz.

Biz kadınlar olarak, ne darbecilerin ne de diktatörlüğün arasında tercih yapmıyoruz. Her iki tarafın da kadın düşmanlığı, gericilik, eşitlik özgürlük ve hak gaspı konusunda birbirinden farkı yok. Kadınların yaşam haklarını tehdit edenlere sözümüz hazır. Ne darbe ne diktatörlük özgür, laik, eşit ve demokratik bir ülke için mücadele edeceğiz.

Gülşah Öztürk

Halkevleri Kadın Sekreteri

halkevleri.org.tr

Liseli LGBTİ

Liseli LGBTİ olarak yola çıktığımız ilk günden itibaren verdiğimiz mücadele insanlık suçuna, nefretin her türlüsüne ve şiddete karşı verdiğimiz bir mücadeledir. Dünya karanlığa da bürünse, nefret kendini iktidar tekelinde halk eliyle de gösterse, sistematik bir şekilde de saldırsa bütün renklerimizle karşısında duracağımızı ve mücadelemizin rengarenk ve çocukluğumuzla devam edeceğini basın ve kamuoyuna bildiriyoruz.

facebook.com/liselilgbti

Habitat Derneği

Her türlü darbenin karşısındayız, demokrasiye ve halkın iradesine saygı duyuyoruz!

twitter.com/habitatdernegi

Milli İrade Platformu

Sayın Basın Mensupları

Bizler, bu basın açıklamasını, genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle, memuruyla işçisiyle bu ülkenin sivilleşmesi yolunda emek harcayan 264 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesi sonucu oluşan Milli İrade Platformu adına gerçekleştiriyoruz.

Türk Basınının Kıymetli Mensupları

15 Temmuz 2016 günü Akşam 22:00 sularında İstanbul’da Boğaz ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri, Anadolu yakasından Trakya yakasına gidiş yönünde Jandarma güçlerince kapatılmıştır.

Askerî Kamyon, zırhlı araç ve tanklarla gerçekleştirilen bu icraatın kısa süre sonra ülke çapında gerçekleştirilmek istenen birdarbe girişimi olduğu anlaşılmıştır.

İlerleyen saatlerde, bu askerî kalkışmanın, ordu içinde yapılanmış Fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması (FETÖ/PDY) mensubu subaylar tarafından sahneye konulduğu belirlenmiştir.

Her darbe girişiminde olduğu gibi, tarih tekerrür etmiştir. Kahraman Ordumuza sızmış bu kalleş, sinsi ve terörist yapılanmanın sırtını bir üst akıla dayadığı anlaşılmıştır.

Ülkemiz, Onlarca yıldır sağlıktan eğitime, sanayiden kültüre, dış politikadan ulaşıma bir devrim gerçekleştirmiştir. 2008’de başlayan ve dünyayı sarsan krizlerden ekonomimiz yara almadan çıkmıştır. İçte ve dışta barışın ve adaletin sözcüsü ve takipçisi bir yönetim geliştirmiştir. Bütün dünyanın mazlum milletlerini, ırk-dil-din-mezhep farkı gözetmeksizin sahiplenmiş; onların ümidi haline gelmiştir. “Dünya beşten büyüktür” söylemi ile yeni bir dünyaya olan özlem, istek ve dirayetini göstermiştir. Oyunları bozmuş, insanca ve adaletli bir dünya tasavvurunu bütün küresel platformlarda dillendirmiştir. Kendi bölgesinde bir istikrar adası olmuştur. İşte bu üst aklın hedefi olma sebepleri de bütün bunlardır.

Bunların darbe ile gerçekleştirmek istediği şey:

– “Kral çıplak” diyemeyen “kukla” bir Türkiye’dir…

– Ortadoğu ve Dünyada “söz sahibi” değil, “emir kulu” bir Türkiye’dir…

– Demokrasiyi özümsemiş, insanına ileri demokrasinin nimetlerini layık gören değil; kendi insanını “güdülecek sürü” olarak gören bir Türkiye’dir…

– Doğunun ve Batının değerlerini harmanlamış; yeni dünyada yerini, yaşanabilir, çok kültürlü, bir barış adası olarak alan değil; kaosun yönetim tarzı olduğu, tek tipçi bir Türkiye’dir…

– Milli-manevi değerleri ile kendi medeniyetini inşa eden değil, Jandarmalık yapan bir Türkiye’dir…

***

Bu darbe insanlığın bütün ahlaki ilkelerinden, dini prensiplerinden, medeniyet değerlerinden ve asgarî vicdani ve insani müştereklerden uzak bir kalkışmadır. Bu ülkenin anneleri, babaları, oğulları, kızları olarak nefretler lanetliyoruz. Çünkü bu darbe;

–         Milletine silah doğrultmuş kadın-erkek, genç-yaşlı demeden kurşun sıkmıştır. Masum halkın üzerine tankları sürmekte, insanları ezmekte sakınca görmemiştir.

–         İnsanlara silah sıkmak istemeyen, emirleri altındaki askerleri/silah arkadaşlarını başlarından vurarak şehit etmekte tereddüt etmemiştir.

–         Uçak ve helikopterlerle başta milletin meclisi olmak üzere devletin kurumlarını bombalamışlardır.

–         Genelkurmay başkanı başta olmak üzere komutanlarını rehin alacak kadar cinnet seviyesine çıkmıştır.

–         Milli iradeyi gasp etmeye kalkmış, Başkomutanı olan C.Başkanına suikast tertip etmekte tereddüt etmemiştir.

Bütün bunların karşısında, milli iradeyi sahiplenen toplumun bütün kesimlerinden insanımız yaşlı-genç, kadın-çocuk demeden sokaklara dökülmüş, havalimanları, askeri birliklerin önünde ve kritik yerlere toplanmıştır. Tankların üzerindeki askerleri iknaetmeye çalışmış, yaptıkları hatadan dönmeleri için nasihat etmiştir. Zorbalığa karşı kendini siper etmiş, ezilmiş, tartaklanmış, vurulmuş ve şehit olmuştur. Tankları durdurmuş, işgallere son vermiştir. Bütün dünyanın gözleri önünde menfur darbe girişiminin hiç silah kullanmadan nasıl durdurulacağının dersini vermiş ve tarihe geçmiştir. Gerektiğinde bütün farklılıkları bir tarafa bırakarak, vatanın bekası yolunda her türlü fedakarlığı göze aldığını göstermiştir.

Artık bütün dünya bir kez daha biliyor ki; Türk Milletini iradesi dışında dizayn etmeye imkan yoktur. Bu yolda yapılacak bütünkomplolar boşa çıkmıştır ve çıkacaktır. İşbirlikçiler deşifre olmuş/olacak ve etkisiz kalacaktır. Oylarıyla iradesini ifade eden millet, gerektiğinde meydanlara inerek iradesinin sahibi olduğunu göstermiş ve gösterecektir. Ve anlaşılmıştır ki bu asil asker milleti hesaba almadan yapılan planlar bizzat milletin kendisi tarafından akamete uğratılacaktır ve uğratılmıştır.

Bundan böyle; sırt sırta vermiş olan insanımız demokrasiden insan haklarına, ekonomiden eğitime, sağlıktan dış politikaya, sanayiden ulaşıma bütün alanlarda yoluna daha güçlü olarak devam edecektir. Önümüzde Ordusu, Polisi Milleti, Hükümeti, Muhalefeti ve Devleti ile sarsılmaz bir Türkiye bulunmaktadır.

Bu bağlamda;

Darbenin başladığı ilk andan itibaren karşı çıkan, ölümü göze alan, çatışmaya giren Şerefli ordu mensuplarına;

Kendisine yapılan dayatmaları elinin tersiyle iterek bu mücadeleye canla-başla giren Polisimize, Mülkî erkânımıza;

Hafriyat kamyonlarından çöp arabalarına, İtfaiye araçlarından greyderlerine kadar darbenin yolunu kesen Belediyelerimize;

C.başkanımızın işaretiyle, bütün gücü ve mensuplarıyla meydanlara inen Sivil Toplum Örgütlerimize;

Üstüne bombalar yağan meclisimizde kalarak direnmeyi, gerekirse ölmeyi seçen Milletvekillerimize;

Okudukları selalarla, tüm ülkeyi birlik saflarına davet eden Diyanet mensuplarımıza;

Bütün fikri, yaşayış ve yaklaşım farklılıklarını bir tarafa bırakarak bu demokrasi mücadelesinde yerini alan ve başat rol oynayanbasınımızın güzide mensuplarına;

Bu askeri vesayet ve darbeye karşı milleti ve sokakları işaret eden C. Başkanımıza,

Soğukkanlılığını hiç kaybetmeden, süreci en olgun biçimde ve cesurca yürüten Başbakanımıza;

Siyaset üstü bir tavır geliştiren, ülkemizi bir ve tek-vücut haline getiren Siyasi parti liderlerimize;

Ve hepsinin üstünde kendi inisiyatifi ile sokaklara dökülen, yolları tutan, tankları durduran Büyük Türkiye Milletine teşekkürü borç biliriz.

İlk ve son cümlemiz: Şehitlerimiz… Onlara Allah’tan rahmet diliyoruz. Onlar öldükleri ile kalmayacaklar. Hikayeleri yazılacak, her biri tanınacak, kahramanlıkları bilinecek, bu Milletin kaderindeki yerleri ve fedakarlıkları anılacak ve hepsi aramızda yaşamaya devam ederek destanlaşacaktır.

Bu bağlamda hem şehitlerimiz hem de darbelerin ilk mağduru olan sivil halkımız ve ülkemiz adına, darbecilerin bir an önce cezalandırılması yolunda gerekli her türlü adımı atacağımızı deklare etmek istiyoruz. Ve biliyoruz ki geciken adalet, adalet değildir.

Ülkemizde gerçekleşen 1960, 1971, 1980, 28 Şubat, 15 Temmuz darbe girişimleri ve muhtıralar kronik bir soruna işaret etmektedir. Kötü olandan daha beteri, onun gelenekleşmesidir. Bu durumu Ülkemiz, devletimiz, hükümetlerimiz ve insanımız hak etmemektedir. Siyasal istikrarın sağlanması ve bu sistem sorununun köklü bir biçimde son bulması yolunda her türlü girişim ve çalışmayı gerçekleştirmeyi bir borç biliyoruz.

Bizler, Milli İrade Platformu olarak insan haysiyet, onur ve şerefine; Milletin kaderine ve iradesine yönelmiş her darbe, terör ve kalkışmayı tanımadığımızı, lanetlediğimizi ilan eder ve sürecin her anlamda takipçisi olacağımızı, Başkomutanımız aksini söyleyene kadar meydanlarda, demokrasi nöbetinde kalacağımızı beyan ederiz.

Milletin kaderini milletin kararı belirler.

turgev.org/tr

Fotoğraf: Anadolu Ajansı