Hayvan Hakları Yasası ve Cevapsız Sorular

“Sahipli” ve “sahipsiz” hayvan ayrımı, hayvanların “mal” statüsünde tanımlanmasından dolayı birçok hayvan hakkı ihlalinin cezasız kalması gerçeğiyle her gün yüzleşmek zorundayız. Sokakta yaşayan hayvanların maruz bırakıldığı işkenceler ya cezasız kalıyor ya da idari para cezası adı altında caydırıcı olmayan yaptırımlar uygulanıyor. Hayvanat bahçeleri, yunus parkları, kürk çiftlikleri, deney hayvanları, petshoplar, hayvan dövüşleri, hayvan kullanılan faytonlar, canlı hayvan ticareti ve gıda için sömürülen birçok hayvan zaten görünmez bir halde, hiçbir yasaklama sürecine gidilmiyor, göstermelik denetlemeler yapılıyor.

Hayvan hakları yasası tartışmaları uzun zamandır devam ediyor. Hayvanların yaşam hakkının korunduğu bir yasa için yıllardır hükümete baskı yapılsa da 2004 yılından bu yana yalnızca ölüm yasaları ve geçiştirmelerle karşılaşıyoruz.

“Sahipli” ve “sahipsiz” hayvan ayrımı, hayvanların “mal” statüsünde tanımlanmasından dolayı birçok hayvan hakkı ihlalinin cezasız kalması gerçeğiyle her gün yüzleşmek zorundayız. Sokakta yaşayan hayvanların maruz bırakıldığı işkenceler ya cezasız kalıyor ya da idari para cezası adı altında caydırıcı olmayan yaptırımlar uygulanıyor. Hayvanat bahçeleri, yunus parkları, kürk çiftlikleri, deney hayvanları, petshoplar, hayvan dövüşleri, hayvan kullanılan faytonlar, canlı hayvan ticareti ve gıda için sömürülen birçok hayvan zaten görünmez bir halde, hiçbir yasaklama sürecine gidilmiyor, göstermelik denetlemeler yapılıyor.

Hatırlayacak olursak; 2019 yılına geldiğimizde kamuoyu ve hayvan hakları aktivistlerinin de baskısıyla Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu kuruldu. Birçok hayvan hakları aktivisti, Meclis’e giderek komisyondaki milletvekilleriyle görüştü ve çıkacak olan yasanın tüm hayvanların lehine değişmesi için çaba gösterdi, tavsiyelerde bulundu. Komisyon, raporunu 23 Ekim 2019’da Meclis Başkanlığı’na sundu. Raporun son halinde hayvanlar “hisleri olan canlılar” olarak tanımlandığından ve raporda hayvanlar lehine başka maddelerin de olması gelecek taslak konusunda umutları artırdı.

Sonraki süreçte, sürekli görmezden gelinen hayvanlar, bu yıl başlayan Covid-19 pandemisi nedeniyle de tekrar görünmez oldular ve yasa süreci yeniden askıya alındı. Şimdilik elimizde olan tek bilgi, ne zaman olacağını bilmesek de yakın süreçte Hayvan Hakları Kanunu taslağının TBMM Genel Kurulu’nda görüşüleceği. Ancak bu süreçte hazırlanan taslağı muhalefet tarafından da aktivistlerden de gören olmadığı söyleniyor. Taslağın halk ile paylaşılmaması ve AK Parti tarafından gelen bazı açıklamalar kamuoyunun tepkisine neden oldu, bunun üzerine AK Parti, 11 Mart’ta yasa taslağını göstermek ve üzerine tartışmak için bazı sivil toplum kuruluşlarını Ankara’ya davet etti.

Biz gelecek taslağı beklerken, hükümet tarafından çelişkili açıklamalar gelmeye devam etti. Bunlardan en çok tepki alan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in “evde en fazla 3 hayvan” bakılabileceğine dair açıklaması oldu. Önce hayvanlara çip takılacağını ve böylece kişilere kayıtlı olabileceğini söyledikten sonra Mustafa Yel de bunun üzerine düşündüklerini ancak daha sonra tekliften çıkarıldığını söyledi. Hayvan Hakları İzleme Komisyonu Koordinatörü Fatma Biltekin’in bu açıklamalara dair yorumu şöyle: “Elimizde yasa taslağı olmadığı için “Üçten fazla hayvanla yaşayan kişiler için ceza ile ilgili bir düzenleme var mı? Bakanlık hayvanlara el koyacak mı? El koyacaksa hayvanlar nereye gönderilecek?” gibi soruların cevaplarını bilmiyoruz. Belediyelerin bakmakla yükümlü olduğu hayvanları, belediyelerden, şiddetten korumak için evine alan insanları ve desteğe ihtiyaç duyan hayvanları cezalandıran böyle bir maddeyi kabul etmemiz mümkün değil. Üstelik evlerimiz bizlerin özel alanlarıdır ve devlet özel alanlarımıza müdahale etmemelidir.”

Bir diğer belirsiz nokta da açıklamalarda söylenen hayvana yönelik şiddet uygulayan kişilerin hapis cezası ile yargılanacağı. Ancak aynı açıklamalarda cezaların alt sınırının 6 ay olduğu da belirtiliyor ve biz biliyoruz ki İnfaz Kanunu’nunda yapılan yeni düzenlemeye göre alt sınırı en az 3 yıl olmayan cezalar idari para cezasına çevriliyor ve erteleniyor. O yüzden bu aşamada da pratikte karşılığı olmayan bir açıklama görüyoruz. 

Zengin aynı açıklamasında hayvanların mal statüsünden çıkarılacağını söylese de nasıl tanımlanacaklarına dair bir açıklamada bulunmuyor. 

Son olarak Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Başkanı Mustafa Yel’in Devrim TV YouTube kanalında yaptığı güncel açıklamayı özetleyecek olursam; havai fişekler konusunda bir yaptırım uygulanmayacağını, horoz ve köpek dövüşlerine hapis cezası geleceğini, av yasa kapsamında düzenlenmediği için ona ilişkin bir madde olmadığını, 6. maddenin değiştirilmeyeceğini, sorumluluklarını yerine getirmeyen belediye görevlilerinin yargılanabileceğini, hayvanat bahçelerinin doğal yaşam parklarına dönüştürülerek faaliyetlerine devam edeceklerini, internetten hayvan satışının yasaklanacağını, petshoplarda evcil hayvan satışının katalogtan seçilerek yapılacağını, hayvanlı sirklerin yasaklanacağını, barınak çalışanlarının gönüllülük esasına göre barınaklarda görevlendirileceğini ve bir sertifikasyon sistemi kurulacağını, yunus parklarında yaşayan hayvanların ölene kadar parklarda esaret altında tutulmaya devam edileceğini ancak yeni yunusların yakalanmasına izin verilmeyeceğini, faytonlarla ilgili bir yasaklama olmadığını ve onların kullanılmamasına yönelik teşvikte bulunduklarını, hayvan terk etmeye 3 Bin TL para cezası getirileceğini söylüyor. 

Bunlara genel olarak baktığımızda Türkiye’deki genel sistemi az çok bilen insanlar olarak, açıklamaların ucunun ne kadar açık bırakıldığını ve yaptırım, uygulama, denetim konusunda ne kadar zorluklarla karşılaşacağımızı tahmin etmek güç olmasa gerek. Zaten hali hazırda sorun yaşadığımız 5199’da da olduğu gibi bir hayvan hakkı ihlali ile karşılaştığımızda nereye başvuracağımız konusu çok belirsiz. Savcılığa mı gitmeli, karakola mı başvurmalı, dilekçe mi yazmalı? Ne yapmalı da hayvanlar için adaletin sağlanması için herkesi harekete geçirmeli? Bilemiyoruz. 

Sorulabilecek birçok soru var: Deve ve boğa güreşlerinde sömürülen hayvanlar ne olacak? Hayvana şiddete “gerçekten” hapis cezası gelecek mi? Petshop üretim çiftliklerindeki hayvanların yaşadıkları sorunlar nasıl çözülecek? Barınaktaki bakım verenlerin sertifikasyonunu kimler, hangi kurumlar yapacak? Faytonlar kanunla neden yasaklanmıyor? Yunus parklarındaki tutsak hayvanlar ölünce, bir kimliklendirme çalışması olmadığı için yerlerine yeni hayvanlar getirilmeyecek, bu tesisler böylece açık kalmaya devam etmeyecek mi? Hayvan “satın alan” insanlar için uygulanacak cezalar caydırıcı olur mu? Doğal yaşam parkı esaret anlamında hayvanat bahçelerinden neden farklı olsun?

Biz bu soruların cevaplarını beklerken, herkesin yapabileceği bir şeyler var diyerek sizleri dayanışmaya davet ediyorum. Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi’nin taleplerini buradan inceleyebilir,  Nasıl Destek Olabilirsiniz? sayfasından neler yapabileceğinizi inceleyebilirsiniz. 

Sadece hayatta kalmaya çalışırken; her gün işkenceye uğrayan, şiddet gören, adaletsizliğe maruz bırakılan tüm hayvanların yaşam hakkının, insanların vicdanına bırakılmadan anayasal güvence altına alınmasını bekliyoruz. Adalet için yaşatacak yasa istiyoruz. 

Nur Akdemir

Üyelik Tarihi: 04 Mart 2021
2 içerik
Yazarın Tüm Yazılarını Gör