Özgür Çalışma Ortamı mı Tekil Yeni Sömürü Biçimi mi? Ofissizler Freelance Çalışmayı Anlatıyor

IMG-20190303-WA0003-1280x853.jpg
Üretim biçimi nicel değişimlere uğrarken üretici güçleri, mekanı ve çalışma biçimini de etkiliyor. Yeni proleterleşme biçimi olarak orta sınıfın proleterleşmesi, fabrika tipi üretim biçimi Taylorizm’in yerini yeni çalışma planları alması bu çerçevede konuşuluyor. Yeni olmasa da ülkemizde freelance çalışma hala belirsizlikleri ile daha çok tanımlı. Ofissizler Freelance Dayanışma Ağı ise bu alanda çalışanların nadir oluşumlarından bir tanesi ve bir süredir bir araya geliyorlar. Ofissizler ekibi ile freelance çalışmayı, sorunlarını, olumlu yanlarını konuştuk.

Bir araya gelme sürecinizi ve amaçlarınızı aktarabilir misiniz neden dayanışma ağı?

Freelance çalışanlar olarak 2015 yılında Dünyada Mekan’da bir araya gelmiştik. Bu müşterek çalışma ve etkinlik mekanı çeşitli beyaz yakalı grupları ve freelance çalışanların inisiyatifi ile kuruldu. Mekân gündüzleri  freelance çalışanlar tarafından kullanılıyor, akşamları da çeşitli taban örgütleri ve inisiyatiflerin etkinlik ve toplantı mekânı olarak iş görüyordu. Bu mekânda birbirini bulan ve çeşitli atölye ve toplantılar aracılığıyla bilgi ve deneyimlerini paylaşan freelance çalışanlar bir noktadan sonra freelance çalışma meselesine özel olarak eğilme ve örgütlenme kararı verdi. Geçtiğimiz yıl boyunca bu çalışmaları Ofissizler adı altında yürütüyoruz. Ofissizler olarak  freelance çalışmayı görünür kılmayı, freelance çalışanlar arasında deneyim ve bilgi paylaşımını mümkün kılacak bir dayanışma ağı kurmayı, freelance çalışanların hak kayıplarını gündeme getirip hak taleplerinde bulunmayı ve farklı türlü üretme ve tüketme pratikleri üzerine düşünme ve harekete geçmeyi amaçlıyoruz.

Hangi çalışma alanlarından bir araya gelen insanlar var?

Ofissizler oldukça farklı meslek ve çalışma alanlarından insanın bir araya geldiği bir oluşum. Gazeteci, çevirmen, yazılımcı, araştırmacı, tasarımcı, kurgucu, avukat ve editörler var.

İşsiz kalanların zorunlu mesaisi mi yoksa yeni bir çalışma ve üretim alanı olarak mı görmek gerekir?

Bu sorunun cevabı üretim ilişkilerinin ve kapitalizmin dönüşümünün yönünde gizli aslında. Bugün içinde yer aldığımız üretim ilişkilerinin önemli bir özelliği de  işverenin ve devletin işçinin haklarının maliyetini düşürmeye yönelik çıkış yolları araması olarak gözüküyor. Haliyle bu yaklaşım işvereni işçinin sağlık, eğitim gibi sosyal haklarının ve emeklilik, tazminat gibi haklarının maliyetinden kurtulmaya yöneltiyor. Bu da freelance çalışma biçiminin yeni bir üretim alanı olarak hızla kabul edilmesi ve yaygınlaşmasının önünü açıyor.  

Freelance çalışmanın olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?

Bu soru bizimde atölye çalışmalarımızda en çok cevabını aradığımız ve kendi aramızda en çok konuştuğumuz konulardan diyebilirim. Olumlu yanları hepimizin malumu, zamanınızı ve iş planınızı özgürce yönetmek mobil olabilme şansınız olması dolayısıyla ilgilerinize zaman yaratabilmeniz. Ancak bu olumlu yanlar da ideal bir dünyada geçerli maalesef.Kendi aramızdaki konuşmalardan çıkardığımız sonuç aslında freelance olmanın yarattığı kaygılı ve güvensiz duygu durumunun bu olumlu yanları yaşamamızı kısmen engellediği yönünde. Bu durum hepimiz için geçerli değil elbette ancak genel eğilime baktığımızda işin, dolayısıyla gelirin sürekliliğinin olmaması freelance çalışanı mesaili çalışan bir insandan daha çok çalışan birisine dönüştürebiliyor. Yorgunsunuz ve yeni bir iş geldi diyelim; dinlenmeyi tercih etmek lüks gibi görünebilir ve çalışmaya devam etmek zorunda hissedebilirsiniz. Olumsuz yönlerini anlatmaya da başlamış oldum böylece. Bir diğer olumsuz yön ise yalnızlık. Bir ofiste ve başka çalışanlarla birlikte olmamanın iki temel sonucu var. Birincisi deneyim paylaşımından mahrum kalmak. Deneyim paylaşımı bir çalışanı çok geliştiren güçlendiren bir alan ancak Ofissizlerin pek çoğu böyle bir alana sahip değil. Biz bu yüzden de aynı meslek grubundan freelancei yan yana getirmeye de uğraşıyoruz. Bir diğer sonuç ise yaptığınız işle ilgili süreçleri iş verenle birebir ve yalnız yürütmek. Karşınızda genellikle kurumların temsilcileri olan insanlar varken siz yalnız çalışıyorsunuz ve aslında eşit gibi görülse de aslında eşit olmayan bir ilişki kuruluyor.

Bir diğer olumsuz yön ise belki en başta söylemek gereken güvencesizlik elbette. Freelance olmanın yasal herhangi bir tanımı olmadığı için hiçbir yasal hak ve güvence de tanımlanmış değil.

Freelance çalışmak isteyen bir birey nasıl başlamalı?

Bu soruya sanırım her freelance farklı cevap verirdi. Ama bence iyi iş bağlantıları edindikten sonra başlamak önemli. İş sürekliliği ve düzenli gelir akışınızın olması freelance olmanın duygusal ve fiziksel tüketiciliğinden sizi koruyacak en önemli şey sanırım. Bir ikincisi de daha baştan başka freelancelerle bir arada olmak. yukarda da söylediğim gibi alan tanımsız ve bu tanımsızlık güvencesiz ve yalnız çalışanlara dönüştürüyor freelanceleri. Bunun üstesinden gelmenin yolu bir arada olmaktan geçiyor.

Türkiye ‘de bu işi yapmak nasıl?  Bu yönde bir mevzuat var mı, haklarınızı nasıl koruyorsunuz?

Maalesef freelancein yasalarda ne tanımı mevcut ne de freelance çalışanın haklarına yönelik düzenleme var. Freelance çalışan için haklarını korumak noktasında iki yaklaşım söz konusu. Öncelikle bir iş kanununda tanımlanan hizmet sözleşmelerinin kapsamına girmek mümkün freelance çalışırken de. Bir işverenle yürüttüğünüz uzun süreli çalışmalar aslında sizi kimi durumlarda işçi statüse sokuyor ve karşılaştığınız hak ihlallerinde iş kanununun kapsamında haklarınızı talep edebiliyorsunuz. İkinci eğilim ise yaptığınız işin türüne göre eser sözleşmesi ve danışmanlık sözleşmesi gibi sözleşmelerle borçlar kanunu kapsamında yer almak.Karşılaştığınız hak ihlallerinde bu kapsamda hareket edebilirsiniz. Hukuk ve haklar konusu Ofissizler olarak bizim de en temel gündemimiz, hukukçu arkadaşlarımızla hukuk atölyeleri düzenledik şimdi bir hukuk çalışma grubu oluşturma aşamasındayız.

Sürdürülebilir bir çalışma biçimi mi ?

Freelance çalışmanın sürdürülebilir olması olumlu olumsuz yanlarının dengesiyle ilgili sanırım. Olumsuz yanları bertaraf edebildikçe ve olumlu yanlarını hayata geçirebildikçe sürdürülebilir olacak bir çalışma biçimi diyebiliriz. Bunun için hukuken tanımlı olması ve güçlü bir örgütlenme gerekli.  Öte yandan üretim sistemi de bu çalışma biçimini dayatmaya artan şekilde devam edecek, aslında freelance çalışma oranı artacak gibi gözüküyor.

Ekip içinde yer alanların birbirlerine katkısı nasıl oluyor?

En önemli katkısı bence bir arada olmak. Yalnızlık meselesinin önemli bir dez avantaja dönüştüğü bir ortamda bir aradalık çok kıymetli. Bir aradalık hem haklarımızı savunurken ya da karşılaştığımız bir ihlalle mücadele ederken önemli ,hem de evden çıkıp birlikte çalışma saatleri yarattığımız için önemli. Ofissizlerin “ortak çarşamba” etkinlikleri bu anlamda önemli. Bir arada, ortak bir mekanda  herkesin kendi işini yaptığı günler organize ediyoruz. Eve kapandığımız ya da cafelerden bunaldığımızda ekipten diğerlerinin varlığı çok sağaltıcı oluyor.

Ayrıca ekip içinde benzer meslek gruplarından önemli bir paylaşım alanı yarattıklarını da söylemek gerek. İletişim için kullandığımız bir uygulama var “riot.im” orada meslek odalarında ofissizler kendi mesleki sorunları konusunda güçlü bir paylaşım alanı oluşturdular. Alandaki sorunlar, sorunlu iş verenler, deneyimler bu alanlarda paylaşılıyor. Bu da birbirimizi mesleki olarak da güçlendirdiğimiz bir alan yaratıyor.

Freelance çalışma genelde beyaz yakalı iş gücü için kullanılıyor ama ‘serbest meslek ‘ olarak tabir edilen yerleşik bir tanımda var. El işi ürün yapıp satanlar,  çeşitli firmalara evde paketleme ve benzeri işler üretenler var. Freelance çalışma kapsamına dahil edilebilir mi veya sizin buna dair bir yöneliminiz var mı?

Şu an bu soruya net bir cevap vermemiz mümkün değil. Bahsettiğim gibi freelance kimdir, freelance çalışma ve iş nedir gibi soruların cevabını biz de henüz vermiş değiliz. Hele ki üretim ilişkilerinin ve işçi ve işveren ilişkilerinin bu kadar karmaşıklaştığı bir dönemde bu cevap daha da zorlaşıyor. Açıkçası evden çalışanlarla yaklaştığımız ve uzaklaştığımız noktalar var.  Evde çalışma iş kanunda da tanımlı. Biz de freelanceler olarak evde çalışma kapsamında yer alarak ancak yasal bir zemine çekebiliyoruz kendimizi. Evde çalışma sözleşmesi ile olası bir ihlalde kendini savunabilecek pek çok freelance var . Bu freelancelerle evden iş yapan diğer çalışanları birbirine yaklaştıran nokta. Özellikle güvencesizlik ve kayıt dışılık birlikte mücadele etmemiz gereken noktalar.

Ancak bir kesim freelance de yukarıda bahsettiğim gibi eser sözleşmesi ve danışmanlık sözleşmesi gibi sözleşmelerle iş yapmakta ve ortaya “biricikliği” en önemli karakteristiği olan ürünler ortaya çıkarmakta.  Bu kesim evde çalışma kapsamına da girmiyor ve üretimin biçimi olarak da evde çalışmadan ayrılıyor ve freelanceler için bu tür bir üretim oldukça yaygın.

Buradan hareketle diyebiliriz ki evde çalışanları hem kapsıyor hem de kapsayamıyor freelanceler. başka bir deyişle freelance iş nedir sorusunun cevabını verebildiğimizde aslında evde çalışanlarla ilişkimiz netleşmiş olacak. bizim aslında temelde freelancein tanımını yapmaya ve kapsamını belirlemeye yönelik bir eğilimimiz var diyebilirim.  

1 Mayıs gibi emek gündemlerine de dahil oluyorsunuz. Diğer üretim alanlarıyla ilgili emek ve meslek örgütleri ile ilişkiniz var mı, Ofissizler bu anlamda kendini nerede görüyor ?

Ofissizler’de öncelikli olarak freelance çalışanlar arasında ağ kurarak ve birbirimizi tanımaya çalışarak güçlenmeye çalışıyoruz. Yani çalışmalarımız şu an için sektörler üstü bir freelance ağı kurmaya odaklanmış durumda. Öte yandan fakat farklı sektörlerdeki freelanceler arasında sektör bazlı ağlar da kurmayı istiyoruz. Bu nedenle meslek örgütleri veya sendikalar ile de temasta bulunmak isteriz.  Örneğin aramızda çok sayıda çevirmen olduğundan yakın zamanda Çevbir ile temasa geçtik. Bu tür temasları artırmayı isteriz.

Bu çalışma biçimi beyaz yakalıları farklılaştırıyor mu?

Bu iki süreci birbirinden ayırmak çok zor. Freelance çalışanların pek çoğu yaratıcı mesleklerden ve bu mesleğe yönelik de güçlü bir bağ kuran insanlar. Bu çalışmanın sonunda da bir eser ortaya çıkıyor evet. Ancak işi yapış şekliniz, işverenle kurduğunuz ilişki, sahip olduğunuz ve olmadığınız haklar, güvencesiz olmanız ve kayıt dışı çalışmanız sizi proleterleştiriyor. Öte yandan güçlü bir örgütlenmenin olmaması ve ücretleri belirleme gücünüzün olmaması da sizi işveren karşısında güçsüz bir konumda tutuyor ve zanaat yapıyor da olsanız proleter oluyorsunuz. Hep söylediğimiz gibi üretim ilişkileri değişiyor ve proleter de zanaatçı da değişiyor. Diğer yandan da pek çok freelance çalışan emeğine sahip çıkmak ve farklı türlü üretebilmek için de freelance çalışmayı seçebiliyor. Aramızda bunu yapabilen freelance de var yapamayan da. Dolayısıyla farklı sınıfsal konumlara sahibiz ama Ofissizler olarak amacımız tüm freelance çalışanların iş üzerindeki hakimiyetlerini ve işveren karşısındaki müzakere gücünü arttırmak diyebiliriz. Başka bir deyişle freelance çalışmanın bir çalışma biçimi olarak kabul görmesi ve güvenceli hale getirilmesi temel taleplerimizden.

One comment

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend