<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yerel seçim arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yerel-secim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yerel-secim/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Mar 2024 14:05:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>yerel seçim arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yerel-secim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Pay Gençlik Derneği &#8216;Gençler ve Seçim Özel&#8217; Programına Davet Ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/27/pay-genclik-dernegi-gencler-ve-secim-ozel-programina-davet-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2024 14:05:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[PAY Gençlik Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86298</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pay Gençlik Derneği, gençleri 31 Mart akşamı yerel seçim sonuçlarını takip edip değerlendirmeye davet ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/27/pay-genclik-dernegi-gencler-ve-secim-ozel-programina-davet-ediyor/">Pay Gençlik Derneği &#8216;Gençler ve Seçim Özel&#8217; Programına Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu etkinlikte, seçim sonuçları gençlerin bakış açısından değerlendirilecek. Buluşmada gençlerin seçim sonuçlarına dair anlık görüşleri ve kendi şehirlerinde seçimi kazanan adayların gençlik politikaları da ele alınacak.</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kişisel veriler buluşma dışında paylaşılmayacak.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Buluşma esnasında farklı görüşlere saygılı olmak ve ortama sevgi, saygı çerçevesinde katkı sunmak en temel kuraldır.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Başvuru linkine <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSe_JQuUaU5VDZSkaCvcDL137DRvflSlD9HTRR3eCFiWM-EasA/viewform" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/27/pay-genclik-dernegi-gencler-ve-secim-ozel-programina-davet-ediyor/">Pay Gençlik Derneği &#8216;Gençler ve Seçim Özel&#8217; Programına Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeffaflık Derneği Adayları Yerel Yönetim Şeffaflık Taahhütnamesi İmzalamaya Davet Ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/22/seffaflik-dernegi-adaylari-yerel-yonetim-seffaflik-taahhutnamesi-imzalamaya-davet-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Feb 2024 17:21:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Şeffaflık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Şeffaflık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86100</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Şeffaflık Derneği, 31 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilecek yerel seçimler kapsamında bütün belediye başkan adaylarını şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılımcılık ilkeleri için Şeffaflık Taahhütnamesi imzalamaya davet ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/22/seffaflik-dernegi-adaylari-yerel-yonetim-seffaflik-taahhutnamesi-imzalamaya-davet-ediyor/">Şeffaflık Derneği Adayları Yerel Yönetim Şeffaflık Taahhütnamesi İmzalamaya Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dernek, Şeffaflık Taahhütnamesi çağrısı ile, içinde bulunduğumuz yerel seçim sürecinde bu talebi tüm partilerden belediye başkan adaylarına ulaştırmayı hedefliyor.</p>
<p><b>Yerel Yönetim Şeffaflık Taahhütnamesi şu maddeleri içeriyor:</b></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;"> Belediye Başkanı olarak birinci derece akrabalarımı da içeren malvarlığı bildirimlerimin yıllık olarak ilan edilmesini sağlayacağım. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Belediye yönetimi ve çalışanlarının işe alım ve terfi süreçlerinin liyakat ilkesi doğrultusunda, kayırmacılıktan uzak bir anlayışla yürütülmesini sağlayacağım. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Belediye Meclisi toplantılarının gündemini önceden duyuracağım, internetten canlı yayınlayarak kamunun bilgi sine açacağım. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Belediye Meclisi kararlarını, toplantı tutanaklarını, komisyon raporlarını, stratejik plan, yıllık bütçe ve performans programını, denetim ve faaliyet raporlarını belediye internet sitesinden yayınlayacağım. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Belediye ihalelerinin önemli bir bölümünün şeffaflık ve hesap verebilirliği sağlayan açık ihale usulüyle yapılmasını sağlayacağım. Pazarlık/doğrudan temin yöntemlerini istisnai durumlar haline getireceğim. Teknik şartnameleri ve ihale sonuçlarını (kazanan şirket, teklif miktarı ve şirket performansı) kamuoyuyla paylaşacağım. Geçmiş dönem de yapılan ihalelerin listesini, tamamlanma miktarlarıyla beraber, internet ortamında bulunduracağım. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Belediyeye ait şirketlerin (gelir, gider, borçlanma, tahsilat oranı vb.) ve taşınmazların (tahsis, gelir, satış vb.) mali durumlarını yansıtan bilgileri her yıl veri temelli ve kıyaslamaya uygun biçimde paylaşacağım. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Belediye çalışanları, meclis ve komisyon üyeleri ile paydaşlara yönelik etik kod ve davranış kuralları ile çıkar ça tışması tanımlarının geliştirilmesini sağlayacağım. Etik Komisyonu’nun kurulmasını ve etkin bir biçimde bu ilke ve kurallara uyumun takip edilmesini sağlayacağım. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Belediye faaliyetleriyle ilgili olarak hesap verebilirliği sağlamak üzere, vatandaşların şikayetlerini iletebilecekleri bir mekanizma kuracağım. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Vatandaşların bilgi edinme hakkı kapsamında yapmış olduğu başvuruların sayısını ve cevap verme süresini yıllık olarak kamuoyuna duyuracağım. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Kent Konseylerinin, ayrımcılık yapmadan, toplumun tüm kesimlerini içerecek özerk ve katılımcı şekilde oluşturul masını ve aktif biçimde çalışmasını sağlayacağım. Belediyenin, hizmet ve faaliyetlerinde STK’larla iş birliği kurma sını sağlayacağım. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Belediye Meclisi ve komisyon toplantılarında gündemin ilgili olduğu mahalleleri ve STK’ları bilgilendirerek; muh tarların, ilgili STK temsilcilerinin ve yurttaşların bu toplantılara katılmalarını sağlayacağım. İmar planlaması, imar değişiklikleri, önemli ihaleler gibi mahalleleri doğrudan etkileyecek konularda katılımcı yönetim anlayışını esas alacağım. Bu konudaki katkıların ve katkı sahiplerinin duyurulması ve iyi uygulama örnekleri olarak yaygınlaştırıl ması için çaba harcayacağım. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Her yıl bütçe hazırlanırken, mahalle meclisleri, kent konseyleri ve benzeri mekanizmaları kullanarak vatandaşlara danışacağım, internet imkanlarını kullanarak açık ve katılımcı bütçe ilkelerini hayata geçirmeye gayret gösterece ğim. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Yerel yaşamda toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve eşitlik politikasının gerekli kaynaklar ile yerel yönetim stratejisinin bir parçası haline gelmesi için gereken adımları önceliklendireceğim. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> İklim değişikliğinin risklerini azaltmaya yönelik kent ve çevre politikalarının hayata geçirilmesi; kentin tarihi, do ğal ve kültürel mirasını, ekolojisini, varlıklarını ve değerlerini değiştirme kapasitesi taşıyan projelerin kentin imar planlarında yer almadan önce gerekli etki analizlerinin yapılması ve bütün bu sürecin şeffaf ve katılımcı birşekilde yürütülmesi için çalışacağım. </span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Seçilmem durumunda; şeffaf, dürüst, hesap verebilir, katılımcı ve kapsayıcı bir yönetim anlayışı doğrultusunda faali yet göstereceğimi taahhüt ederim.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/22/seffaflik-dernegi-adaylari-yerel-yonetim-seffaflik-taahhutnamesi-imzalamaya-davet-ediyor/">Şeffaflık Derneği Adayları Yerel Yönetim Şeffaflık Taahhütnamesi İmzalamaya Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Gençliği ve Kadınları Politika Yapmaya Özendirecek Programlar Siyasi Partilerin Gündemine Girmeli&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/11/27/gencligi-ve-kadinlari-politika-yapmaya-ozendirecek-programlar-siyasi-partilerin-gundemine-girmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2023 11:59:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Rosa Kadın Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=85585</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rosa Kadın Derneği'nden Suzan İşbilen ile sivil toplum ve yaklaşan yerel seçim süreci üzerine konuştuk. Suzan İşbilen, sivil topluma düşen en önemli görevin gençliği ve kadınları politika yapmaya özendirecek programları siyasi partilerin gündemlerine almalarını sağlayacak çalışmalar geliştirmek olduğunu söylüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/11/27/gencligi-ve-kadinlari-politika-yapmaya-ozendirecek-programlar-siyasi-partilerin-gundemine-girmeli/">&#8216;Gençliği ve Kadınları Politika Yapmaya Özendirecek Programlar Siyasi Partilerin Gündemine Girmeli&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sivil toplumun genel seçimler sürecindeki eksiklikleri nelerdi ve bu eksiklikleri </b><b>gidermek için neler yapılmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum kuruluşları özgünlükleri itibari ile hükümetlerden, kamu kurumlarından ve siyasetten bağımsız çalışma yürüttüklerinin farkında olarak topluma hizmet etmeyi hedeflerler. Ancak son dönemde sivil toplum kuruluşları kendi tüzükleri gereği alanlarına giren çalışmaları yürütürken bile iktidarın baskısı altında birçok zorluklarla karşılaşmaya başladılar. Bu uygulamalarla karşılaşmak istemeyen kurumlar, faaliyet alanlarını daraltarak daha çok gözlem yapma ile yetinmek zorunda kalmışlardır. Bu durumda yapılması gereken sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarından ödün vermeden hem alternatif politikalar üretmeleri hem de bir araya gelme koşulu olan sivil toplum örgütleri ile ortak çalışma yürüterek dayanışma içinde birbirlerini güçlendirmeleridir.</span></p>
<p><b>Gençlerin ve kadınların seçimlere katılımını artırmak için sivil toplumun neler </b><b>yapması gerekiyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekonomik sorunlar doğrudan kadını ve gençleri etkiliyor. Bu nedenle ekonomik kaygılar daha fazla gündeme gelmekte ve insanlar bunlarla boğuşmak zorunda kalıyor. Özellikle gençlerde geleceksizlik kaygısı, endişe, okumanın eğitim almanın artık yetmediği algısı oldukça arttı. Bu durumda sivil topluma düşen önemli görev iktidarın, kadın ve gençliği politiksizleştiren ve gelecek vaat etmeyen politikalarına karşı gençliği ve kadınları politika yapmaya özendirecek programlarla siyasi partilerin gündemlerine almalarını sağlayacak çalışmalar geliştirmeli. Gençliğin dinamizmini ve potansiyelini ortaya çıkarabilecek etkinliklerle gençlerle ve kadınlara ulaşabilmenin ve gençleri kendi ülkelerinde yaşamaya özendirecek çalışmaları hükümetin gündemine almasının sağlayacak çalışmalar hazırlanmalı.</span></p>
<p><b>Siyasetteki kutuplaşmanın sivil toplumun kendi içindeki kutuplaşmaya </b><b>yansımasına nasıl çözüm önerileri sunulabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum kuruluşlarını siyasetten bağımsız düşünemiyorum. Çünkü tüm toplumsal kesimlerin, bireylerin bir siyasi düşüncesi veya hayata bir bakış açısı vardır. Düşünmeyen bir varlık mümkün olmadığı bilinmektedir. Türkiye de 2020 yılı itibari ile 121.720 dernek, 5.775 vakıf, 604 sendika, 3.003 oda ve 53.259/kooperatif bulunuyor. Toplamda 184.361 sivil toplum kuruluşu olduğu görülmekte. Dikkat edilirse herkes doğal olarak kendi düşünsel yapısına, aktivistlik yapmak istediği alana uygun kurumlarda yer alırken, siyasi partiler arasında yaşanan sorunlardan siyasi partiler kadar olmasa da kısmi olarak sivil toplum örgütleri de bu sorunlardan etkilenmekte. Gönüllü kişilerden oluşan kendi destekleri ile ayakta kalan siyasetten ve devletten bağımsız hareket edebilen sivil toplum kuruluşları siyasette yaşanan kutuplaşmanın kendi yapılarına yansımasını engellemeli, aynı zamanda arabuluculuk gibi bir misyonu sahip olan bu örgütler kutuplaşma ve kaos ortamlarında bu misyonlarını yerine getirme sorumluluğunu üstlenmeli. </span></p>
<p><b>Yerel seçim sürecinde sivil toplumun gündemine ne alınmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum genel seçimlerdeki eksik  yaklaşımlarından dersler çıkarmalı. Özellikle demokratik bir sistemin inşası için bilinçlendirme çalışmaları yürümeli. Demokrasiyi bireylerin zihinlerine ve davranışlarını etkileyecek duruma gelene kadar çalışmalarını aralıksız sürdürmeli. İnsanların kazandığı demokrasi bilinci ile bilinçli bir seçmen olma özelliği kazandırmalı. Yerel seçenimler için bölgemizin durumu ise oldukça farklı. Uzun yıllardır sürdürülen kayyum siyasetine karşı tavır alınmalı ve bu siyasetin önüne geçecek alternatif politikalar üretilmeli. Zaten genel seçimler sonrası birçok kuruluş ve siyasi parti içe ve halka dönük birçok çalıştırma gerçekleştirdi. Halklar taleplerini, beklentilerini oldukça açık bir şekilde ifade ettiler. Bunlardan oluşacak bir sonuç ve çıktı ile yerel seçimlere hazırlanılmalı. Kadınlar ve gençler açısından taviz verilememeli. Kadınlara güvenli alanlar oluşturabilmek ve katabilmek için demokratik bir işleyişi yeniden canlandırmak için yerel seçimlere çok özenli yaklaşılmalı.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/11/27/gencligi-ve-kadinlari-politika-yapmaya-ozendirecek-programlar-siyasi-partilerin-gundemine-girmeli/">&#8216;Gençliği ve Kadınları Politika Yapmaya Özendirecek Programlar Siyasi Partilerin Gündemine Girmeli&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seçim Gündemi ve Çocukluk: Koltuğun Gücü Adına!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/23/secim-gundemi-ve-cocukluk-koltugun-gucu-adina/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hamit Levent Evci]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2019 08:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37779</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demokrasi ile yönetilen toplumlar için seçim süreçleri, çoğu zaman heyecanla takip edilir. Bir yandan “kazanmak” bir yandan “yönetecekleri belirlemek” bağlamında önemlidir. Seçimin kaymak heyecanı, kazanmak – kaybetmek odağında olsa da asıl heyecan karar vericilerin belirlenmesidir. 2019 yerel seçimlerinde de yaşadığımız şehirleri kimlerin yöneteceklerini belirledik: muhtarları, ilçe belediyelerinin yönetimlerini, il belediyelerinin yönetimlerini…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/23/secim-gundemi-ve-cocukluk-koltugun-gucu-adina/">Seçim Gündemi ve Çocukluk: Koltuğun Gücü Adına!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yaşam alanı, bütün canlıların doğrudan etkilendikleri, etkileşimin olduğu ve bir şekilde birlikte yaşamaya dair çeşitli gündemlerle ilerleyen bir formdur. Bitkiler, hayvanlar ve bütün insanlarla çeşitlenir. İnsanlardan bazıları, bütün canlıların hayatlarını doğrudan etkileyecek kararları alacak insanları seçerler. Kimler mi o insanların bazıları? Yasalarca “oy verebilir nitelikleri” taşıyan kişiler: Türkiye’de 18 yaş üzerinde her Türk vatandaşı diye başlar, sonrasında bazı kişileri de dışarıda bırakır.<a href="applewebdata://2BA68038-E688-4D7F-88FD-4657C7509CA5#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a>Bu da başka bir tartışma konusu da, bu yazıda “18 yaş üzeri” vurgusundan yola çıkarak, seçim süreçlerinde yetişkinlerin bazı çocuk algılarına odaklanacağız.</p>
<p>Çocuk Hakları mücadelesinin tarihine baktığımızda, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin imzalanmasından sonra, ihtiyaçları farklılaşan gruplar için “özel” insan hakları sözleşmeleri ortaya çıktı. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan çocuk hakları mücadelesi, 1989 yılında Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi imzalanıncaya kadar artarak devam etti ve bu mücadele sonucunda uluslararası bir çocuk hakları sözleşmesi ortaya çıktı. Bu metin halen dünyadaki en yaygın insan hakları metnidir.<a href="applewebdata://2BA68038-E688-4D7F-88FD-4657C7509CA5#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></p>
<p>İnsan Hakları Sözleşmeleri varken, Çocuk Hakları Sözleşmelerine ihtiyaç duyulmasının birçok nedeni var. Bunlardan bir tanesi de çocukların genellikle oy kullanamamaları ve politikaların belirlenmesi sürecinde anlamlı rol oynayamamalarıdır. Bundan kaynaklıdır ki, özellikle yerel seçim dönemlerinde çocuklara yönelik vaatler ya çok azdır ya da “ebeveynlerin hayatlarını kolaylaştırmak” odağında sunulmaktadır.<a href="applewebdata://2BA68038-E688-4D7F-88FD-4657C7509CA5#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a>Yani özetle oy verecek olanlara şu söylenir: “Çocuklarınıza yönelik de hizmetlerimiz olacak, hayatınızı kolaylaştıracağız; o nedenle oyunuza talibiz. Ama hizmetlerimiz karşısında oy veremeyecekler olan çocuklara yönelik çok da söylem üretmeme gerek yok.”</p>
<p>Seçim dönemlerinde çocukların birincil paydaşlar görülmemesinin yanı sıra, çocuklarla ilişkili bazı alanlara da yetişkinler tarafından saldırı olduğunu söylemek mümkün. Bu saldırıyı illa ki, fiziksel veya sözel şiddet içermesi odağında düşünmemek; aşağılama ve küçümseme tavırlarıyla da analiz etmek önemli olacaktır. Bu duruma bir örnek olarak, yerel seçimlerde siyasi partiler ve temsilcileri tarafından çokça “şakası” yapılan ama hiç de “güldürmeyen” “23 Nisan’da bir günlüğüne koltuğa oturursunuz” söylemi verilebilir. Bu örnek üzerinden yetişkinlerin daha da önemlisi “karar alıcı olmaya aday olanların” çocukları koydukları yer ve çocuk algılarını analiz etmek mümkün.</p>
<p>Bir köşe yazısında rastladığım kadarıyla, 23 Nisan’da koltuğu bir günlüğüne çocuklara bırakma geleneği 1933 yılında başlatılıyor.<a href="applewebdata://2BA68038-E688-4D7F-88FD-4657C7509CA5#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a>23 Nisan’da, çocukların koltuğa oturma geleneği son yıllarda “ha kalktı, ha kalkıyor; bir devir sona eriyor” gibi haberler servis edilse de, her sene bu gelenek sürüyor. O günden bugüne, çocuklar “sembolik” olarak 1 günlüğüne karar alıcıların koltuklarına oturtuluyor. Bu uygulamada, çocuklar öğretmenleri ve aileleri tarafından “bir yetişkin gibi” hazırlanıyorlar. Eğer öğretmenler ve/veya aileler, çocukların hakları konusunda farkındalıkları yüksekse, çocuklarla birlikte bu metinler “çocukların talepleri” odağında hazırlanıyor ve çocuklar bugünlerde karar alıcılara taleplerini iletiyorlar. Bu talepler sonrasında ne mi oluyor? Genellikle karar alıcıların “Ay maşallah, çocuğu çok iyi yetiştirmişsiniz. Bu çocuklar bizim geleceğimiz, çok şükür.” minvalinde temennilerinin altında eziliyor.</p>
<p>Roger Hart’ın çocukların katılımı merdiveninde, çocukların katılımı sekiz basamak olarak derecelendirilir. Bu derecelendirme, çocukların katılımını daha iyi anlamak için de bize bir çerçeve sunar. 23 Nisan’larda koltuğa oturma geleneği, gerçek anlamda bir çocuk katılımı örneği değildir. Çocukların koltuğa oturmaları bu sürecin nasıl gerçekleştiğine göre farklı katılım düzeyleri olsa da, genellikle ilk üç katılım düzeyinde yorumlanabilir. Bunlar manipülasyon, dekorasyon ve maskotluk düzeyleri olarak tanımlanabilir. İlk üç derece, gerçek anlamda katılımın olmadığı, çocukların bir özne olarak değil yetişkinlerin özne olma hallerini pekiştiren bir katılım düzeyini işaret etmektedir.<a href="applewebdata://2BA68038-E688-4D7F-88FD-4657C7509CA5#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a>Bununla birlikte, mevcut halinde bile “yok artık!” dedirten başka olumsuz örnekler de mevcut. Bu geleneğin kurgusuna dayanamayıp ağlayan çocuklar, söylediklerinden kaynaklı olarak hakkında soruşturma açılan çocuklar gibi.<a href="applewebdata://2BA68038-E688-4D7F-88FD-4657C7509CA5#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a></p>
<p>2019 yerel seçim döneminde, başa baş giden bir rekabet vardı birçok şehirde. 23 Nisan’ın da yakın olmasından kaynaklı olarak, “zekice şaka yapmak isteyen” ama yaptığı şeyin hal-i hazırda zaten büyük bir yetişkin/egemen ayıbı olan “çocuğun maskotlaştırılması” örneğinden yola çıkarak, sırf diğer yetişkinlerle kavgasında “galip” gelmek için yine çocukları kullanarak ve aşağılama alışkanlığını cilalayarak devam ettirmekten başka bir şey değil. İşin daha kötüsü, bunu fark edenler yine çocuğu aşağılayan bir söylemle şunu diyorlar: “Bu cümleyi bizim için deselerdi, ne hissederdik? Onlar bize diyor, ama biz başkayız biz onlara demeyelim.” “Sizin” onlara söyledikleriniz de, çocuk hakları bağlamında yine çocukları nesneleştiren ve küçük gören bir yaklaşım içeriyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi siyasilerin yapması gereken şey, bundan sonraki süreçte çocukların hakları ile ilgili ne yapacakları, çocukların haklarından sorumlu yetişkinlerin/devlet kurumlarının bu sorumluluklarını hatırlatmaya/takip etmeye yönelik ne yapacakları, çocukluk algısını “çocuk </span><span style="font-weight: 400;">merkezli olarak” nasıl güçlendireceklerini düşünmek olmalıdır. Seçim vaatlerinde çocuklarla ilgili yer alan şâşaalı cümlelerin, elle tutulur-gözle görülür hale gelmesinin yanı sıra, yaklaşımın da değiştirilmesi kritiktir. Bunun için de öncelikli olarak gerçek anlamda çocuğun katılımını artırmak şarttır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların gerçek anlamda katılımlarıyla ortaya çıkacak çocuk dostu şehirlerde yaşamak dileğiyle…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yazıyı hazırlarken, yetişkinlere/karar alıcılara notların da bu yazının bir parçası olması gerektiğini planlıyordum. Yazıya dair iletişim kurduğum canım arkadaşım, Çocuk Hakları Aktivisti Emrah Kırımsoy’un da tam böyle bir yazı hazırladığını öğrendim. Dolayısıyla bu yazının tamamlayacısı olarak, Emrah’ın yazısını şöyle bırakıyorum: </span><a href="http://m.bianet.org/biamag/diger/207677-cocuklar-icin-derken-yetiskinlere-notlar?fbclid=IwAR03NvYtPIN5aQ_mOctKGfUvr9qsWNnj6YLVp-heaNqx1f_K5fuiDtd2vQc"><span style="font-weight: 400;">http://m.bianet.org/biamag/diger/207677-cocuklar-icin-derken-yetiskinlere-notlar?fbclid=IwAR03NvYtPIN5aQ_mOctKGfUvr9qsWNnj6YLVp-heaNqx1f_K5fuiDtd2vQc</span></a></p>
<p><a href="applewebdata://2BA68038-E688-4D7F-88FD-4657C7509CA5#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a>Yüksek Seçim Kurulu, Sıkça Sorulan Sorular: “Kimler oy kullanamaz?” <a href="http://www.ysk.gov.tr/tr/yurtici-secmen-sikca-sorulan-sorular/1515">http://www.ysk.gov.tr/tr/yurtici-secmen-sikca-sorulan-sorular/1515</a></p>
<p><a href="applewebdata://2BA68038-E688-4D7F-88FD-4657C7509CA5#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a>Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF), Çocuk Hakları Sözleşmesine dair bilgi notu, <a href="https://www.unicef.org/turkey/crc/_cr23a.html">https://www.unicef.org/turkey/crc/_cr23a.html</a></p>
<p><a href="applewebdata://2BA68038-E688-4D7F-88FD-4657C7509CA5#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a>Bianet’in 2019 seçim sürecinde, siyasi partilerin seçim bildirgelerinden derlediği yazı. 49 şehirde belediye yönetimini kazanan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nin seçim bildirgesinde sadece tek bir maddede çocuklar geçiyor: <a href="http://bianet.org/cocuk/siyaset/206794-secim-bildirgelerinde-cocuklar-ne-kadar-yer-buldu">http://bianet.org/cocuk/siyaset/206794-secim-bildirgelerinde-cocuklar-ne-kadar-yer-buldu</a></p>
<p><a href="applewebdata://2BA68038-E688-4D7F-88FD-4657C7509CA5#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a>Yonca Tokbaş, 80 Yıllık 23 Nisan’da çocukların makama geçme geleneği de tarih oldu!, <a href="http://www.hurriyet.com.tr/80-yillik-23-nisan-da-cocuklarin-makama-gecme-gelenegi-de-tarih-oldu-23008777">http://www.hurriyet.com.tr/80-yillik-23-nisan-da-cocuklarin-makama-gecme-gelenegi-de-tarih-oldu-23008777</a></p>
<p><a href="applewebdata://2BA68038-E688-4D7F-88FD-4657C7509CA5#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a>Çocuk Katılımı Merdivenine dair birçok kaynak internet aramasında bulunabilir. Örnek olarak: <a href="https://www.unicef-irc.org/publications/pdf/childrens_participation.pdf">https://www.unicefirc.org/publications/pdf/childrens_participation.pdf</a>/<a href="http://www.baskabirokulmumkun.net/wp-content/uploads/2015/07/cocukkatilimininyollari.pdf">http://www.baskabirokulmumkun.net/wp-content/uploads/2015/07/cocukkatilimininyollari.pdf</a></p>
<p><a href="applewebdata://2BA68038-E688-4D7F-88FD-4657C7509CA5#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a>23 Nisan’da bakan koltuğuna oturan çocuğun sözlerine ilişkin soruşturma başlatıldı <a href="https://ilerihaber.org/icerik/23-nisanda-bakan-koltuguna-oturan-cocugun-sozlerine-iliskin-sorusturma-baslatildi-71049.html">https://ilerihaber.org/icerik/23-nisanda-bakan-koltuguna-oturan-cocugun-sozlerine-iliskin-sorusturma-baslatildi-71049.html</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/23/secim-gundemi-ve-cocukluk-koltugun-gucu-adina/">Seçim Gündemi ve Çocukluk: Koltuğun Gücü Adına!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum Takipte: Seçilen Adaylara Düşen Görevler Neler?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/19/sivil-toplum-takipte-secilen-adaylara-dusen-gorevler-neler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Apr 2019 07:19:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Adayları Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın dostu belediyecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Şeffaflık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek Seçim Kurulu (YSK)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37546</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel seçim çalışmaları, sivil toplum kuruluşları açısından oldukça verimli geçti. Bazı sivil toplum kuruluşları, belediye başkan adaylarının imzalaması için taahhütnameler oluştururken bazıları da adaylardan çalışma alanlarıyla ilgili çözüm bekleyen konularda taleplerde bulundu. Sivil Sayfalar olarak Yüksek Seçim Kurulu (YSK) sonuçlarına göre seçilen adayların imzaladığı taahhütnameleri inceledik. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/19/sivil-toplum-takipte-secilen-adaylara-dusen-gorevler-neler/">Sivil Toplum Takipte: Seçilen Adaylara Düşen Görevler Neler?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>31 Mart yerel seçimler öncesinde sivil toplum kuruluşlarının taleplerine olumlu karşılık veren yerel yöneticileri ve imzaladıkları taahütnameleri derledik&#8230;</p>
<p><b>Şeffaf Ve Denetlenebilir Yönetim&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası Şeffaflık Derneği, toplumsal yapıyı oluşturan veya kamu gücünü kullanan tüm kişi ve kuruluşların açık, dürüst, yasal, etik, izlenebilir ve hesap verebilir şekilde davranmasını talep eden bir sivil toplum kuruluşu. 31 Mart yerel seçimlerinde belediye başkan adaylarından yönetimde şeffaf, hesap verilebilir ve etik davranmaları yönünde talepleri içeren <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/baskan-adaylarina-seffaflik-taahutnamesi-cagrisi/" target="_blank" rel="noopener">Yerel Yönetim Şeffaflık Taahhütnamesi</a> hazırladı. Taahhütnamede belediye başkanının mal varlığının açıklanması, işe alımda liyakatın esas alınması, açık ihale usulünün benimsenmesi ve bütçe hazırlanırken yerel dinamiklerle hareket edileceği ve yönetimde açıklık hususları öne çıkıyor. </span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-37649" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Alıntısı-3.jpg" alt="" width="466" height="289" /></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-37650" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/as.jpg" alt="" width="538" height="446" /></p>
<p><b>Doğa Dostu Belediyecilik</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (</span><span style="font-weight: 400;">TEMA), sürdürülebilir yaşam ilkesiyle doğal varlıkların korunması için bilim temelli çalışan bir sivil toplum kuruluşu. TEMA, ü</span><span style="font-weight: 400;">lke topraklarını tehdit eden erozyon ve çölleşme tehlikesine dikkat çekmek ve bu mücadelenin bir devlet politikası haline gelmesine katkı sağlamak amacıyla 31 Mart yerel seçimlerinde adaylarının imzalaması ve imzaladığı takdirde uygulaması için Doğa Dostu Belediye Başkanı Taahhütnamesi hazırladı. Taahhütnamede iklimi koruma ve iklime saygılı kentler inşa etmek, kentte yaşayanları </span><span style="font-weight: 400;">stratejik planlama çalışmasına dahil etmek, kentteki su dağıtımında ortaya çıkan kayıp kaçak miktarını azaltmak gibi talepler öne çıkıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TEMA Doğa Dostu Belediye Başkanı Taahhütnamesini imzalayan adaylardan seçilen isimler şöyle: </span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-37652" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/asa.jpg" alt="" width="608" height="240" /></p>
<p><b>Kadın Dostu Kent</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın Adayları Destekleme Derneği, (KA.DER) kadınların ve erkeklerin her alanda eşit olarak temsil edilmelerini savunuyor. Seçimle ve atamayla gelinen tüm karar organlarındaki kadın temsil oranlarını yükseltmek için çalışan KA.DER, 31 Mart yerel seçimleri için belediye başkan adaylarından, kadınların eşit temsil edilmesi için Kadın Dostu Kent Taahhütnamesi hazırladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Taahhütnamede, kadın erkek eşitlik komisyonunun kurulması, yerelde kadınların ihtiyaçlarının dikkate alınması, ihtiyaca göre sığınma evlerini açılması ve eşitlik eylem planlarının kadın sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hazırlanması talepleri öne çıkıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın Dostu Belediyecilik Taahhütnamesi&#8217;ni imzalayan 71 adaydan 21&#8217;i seçildi. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-37651" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/ss.jpg" alt="" width="609" height="422" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın hakları alanında mücadele eden sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek oluşturduğu Kadın Meclisleri de, </span><span style="font-weight: 400;">Öldürülmediğimiz Şehirler İstiyoruz başlığıyla belediye başkan adaylarından taleplerini dile getirmişti. Bunlar arasında, belediyelerde toplumsal cinsiyet eşitliği komisyonlarının kurulması, kadınların şehir yönetiminde söz ve yetkilerinin olması, kadın sığınma evleri, şiddete uğrayan kadınlar için acil telefon hatları, kadınların çalışma hayatına  katılabilmesi için çocuk ve yaşlı bakımıyla ilgili önleyici çözümler getirilmesi, kadın istihdamının sağlanması, çocuk istismarının önlenmesi, erken yaşta evlililiklerin önlenmesi için birimlerin kurulması gibi talepler yer alıyor. </span></p>
<p><b>Yerel Sürdürülebilirlik</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel-İz; sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin ve özel sektör kurumlarının yerel yönetimle olan ilişkisini sosyal politika ve sosyal fayda amacıyla geliştirmeyi hedefliyor. Yerel-İz, sürdürülebilir yerel politikaları hayata geçirmek için 31 Mart yerel seçiminde belediye başkan adayları tarafından imzalanması amacıyla Sürdürülebilir Kentsel Gelişim Protokolü hazırladı. Sürdürülebilir Kentsel Gelişim Protokolünü imzalayan 6 adaydan biri olan </span><span style="font-weight: 400;">CHP İstanbul Küçükçekme Belediye Başkan Adayı Kemal Çebi seçildi.</span></p>
<p><b>Otizmde Farkındalık</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Otizm Meclisi, her türlü etnik köken, siyasi görüş, bireysel veya kurumsal menfaat ilişkilerinden bağımsız olarak, otizmli ve otizm riskli bireylerin ve yakınlarının sahip olduğu tüm hukuki hakların savunuculuğunu yapıyor. Mecliste yer alan ve otizm konusunda çalışma yürüten 86 sivil toplum örgütü, 7 vakıf ve 5 federasyon yerel seçimler öncesinde başkan adaylarına seslenerek otizm dostu kentler için söz istedi. Meclisin taleplerinde geçici bakımevi, fiziksel aktivite içim spor salonları ve otizmli bireyler için iş imkanları öne çıktı.</span></p>
<p><b>LGBTİ+ Dostu Belediyecilik</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) ve Genç LGBTİ Derneği’nin ortak hazırladığı LGBTİ+ Dostu Belediyecilik Protokol Metni, adaylardan kapsayıcı, eşitlikçi bir yerel yönetim anlayışını benimseyerek somut adımlar için söz istedi. Protokol metninde </span><span style="font-weight: 400;">ve özgürlükçü, şeffaf ve katılımcı bir yerel yönetim anlayışının hayata geçirilmesi, yerelde kamu hizmetlerine erişebilmeleri, sağlık hakkı, barınma hakkı, çalışma hakkı ve ulaşım hakkından eşit olarak yararlanabilmeleri için gereken politikaları hayata geçirilmesi öne çıkıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İstanbul Şişli Belediye başkanı Muammer Keskin, HDP Tunceli Mazgirt Akpazar Belediye Başkanı Orhan Çelebi, TKP Tunceli Belediyesi Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu protokolü imzalayan ve seçilen adaylardan.</span></p>
<p><b>Hayvanların Yaşam Hakkına Sahip Çıkan Kentler</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları savunucuları yerel seçimler döneminde en yoğun çalışan sivil toplum üyelerinden&#8230; </span><span style="font-weight: 400;">Meclis’te taslak halinde olan </span><span style="font-weight: 400;">Hayvanları Koruma Kanunu’nun hayvanların </span><span style="font-weight: 400;">lehine çıkması ve tuzak maddelerin geçmemesi için bir araya gelen Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu 350 dernek, federasyon, konfederasyon ve platformdan oluşuyor. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, delegasyon ismiyle diğer adaylar ise Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu ismiyle taahhütname imzaladılar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanların yoğun şekilde kısırlaştırılmasının önlenmesi, hayvanları koruma kanunun uygulanması, bakımevi kurulması ve mama ihtiyaçlarının karşılanmasının ön plana çıktığı taahhütnameyi imzalayan adaylar şöyle:</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-37653" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/ed.jpg" alt="" width="611" height="339" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-37654" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/eded.jpg" alt="" width="606" height="339" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/19/sivil-toplum-takipte-secilen-adaylara-dusen-gorevler-neler/">Sivil Toplum Takipte: Seçilen Adaylara Düşen Görevler Neler?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>31 Mart Seçimlerinde Kadın Belediye Başkanı Sayısı 41</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/08/31-mart-secimlerinde-kadin-belediye-baskani-sayisi-41/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Görkem Pancaroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Apr 2019 09:12:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[31 mart seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Belediye Başkanları]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37308</guid>

					<description><![CDATA[<p>31 Mart yerel seçimlerinin kesin olmayan sonuçlarına göre; HDP'nin eş başkanlık sisteminin YSK tarafından kabul edilmemesi sebebiyle ülke genelinde sadece 41 kadın belediye başkanı seçildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/08/31-mart-secimlerinde-kadin-belediye-baskani-sayisi-41/">31 Mart Seçimlerinde Kadın Belediye Başkanı Sayısı 41</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimleriyle ilgili yeniden sayım ve mazbata tartışmaları devam ederken, kadınların belediye seçimlerindeki temsil oranının düşüklüğüyle ilgili değerlendirmeler de sürüyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">KA.DER’in 31 Mart seçimleri öncesi yaptığı açıklamaya göre 8.257 belediye başkan adayının sadece 652’si yani %7,89’u kadın adaylardan oluşmaktaydı. Bu 652 kadın adaydan ise 30’u büyükşehir belediyelerini 38’i il belediyelerini, 174’ü ilçe belediyelerini yönetmek adına adaydı. HDP’nin uygulamakta olduğu eş başkanlık sisteminin yasal statüsü olmadığı için, sadece YSK’ya bildirilen resmi adaylar kabul ediliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Resmî sonuçlar henüz YSK tarafından duyurulmamış olsa da Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu’nun açıkladığı verilere göre; </span>Ak Parti’nin 77 ilde açıkladığı bin 243 belediye başkanı adayından sadece 25 tanesi kadın adaylardan oluşmaktaydı. Bu 25 kadın adayın ise 6 tanesi belediye başkanlığı koltuğunu kazandı. Gaziantep’te Fatma Şahin, İstanbul Sancaktepe’de Şeyma Döğücü, Ankara Akyurt’ta Hilal Ayık, İzmir Kiraz’da Saliha Özçınar, Eskişehir Mihalgazi’de Zeynep Akgün, Samsun Ladik’te Nurhan Yapıcı Özel belediye başkanı oldu.</p>
<div class="infogram-embed" data-id="0abfef06-d6d5-4b42-8f77-d77833331980" data-type="interactive" data-title="Copy: Infographic Modern"></div>
<p><script>!function(e,t,s,i){var n="InfogramEmbeds",o=e.getElementsByTagName("script")[0],d=/^http:/.test(e.location)?"http:":"https:";if(/^\/{2}/.test(i)&&(i=d+i),window[n]&&window[n].initialized)window[n].process&&window[n].process();else if(!e.getElementById(s)){var r=e.createElement("script");r.async=1,r.id=s,r.src=i,o.parentNode.insertBefore(r,o)}}(document,0,"infogram-async","https://e.infogram.com/js/dist/embed-loader-min.js");</script></p>
<div style="padding: 8px 0; font-family: Arial!important; font-size: 13px!important; line-height: 15px!important; text-align: center; border-top: 1px solid #dadada; margin: 0 30px;"><a style="color: #989898!important; text-decoration: none!important;" href="https://infogram.com/0abfef06-d6d5-4b42-8f77-d77833331980" target="_blank" rel="noopener">Copy: Infographic Modern</a><br />
<a style="color: #989898!important; text-decoration: none!important;" href="https://infogram.com" target="_blank" rel="nofollow noopener">Infogram</a></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">CHP’nin 57 ilde açıkladığı 904 belediye başkanı adayının 44 tanesi kadın adaylardan oluşmaktaydı. Bu kadın adaylardan ise 10 tanesi belediye başkanlığı koltuğunu kazandı. Aydın’da Özlem Çerçioğlu, İzmir Balçova’da Fatma Çalkaya, İzmir Selçuk’tan Filiz Ceritoğlu Sengel, İzmir Karaburun’da İlkay Girgin Erdoğan, Amasya Gümüşhacıköy’de Zehra Özyol, Denizli Bozkurt’ta Birsen Çelik, Denizli Merkezefendi’de Şeniz Doğan, Edirne Uzunköprü’de Özlem Becan, Karabük Safranbolu’da Elif Köse, Kocaeli İzmit’te Fatma Kaplan Hürriyet belediye başkanı oldu.</span></p>
<div class="infogram-embed" data-id="64202524-fdb8-4dba-95bb-8e97cbee8240" data-type="interactive" data-title="Copy: Copy: Infographic Modern"></div>
<p><script>!function(e,t,s,i){var n="InfogramEmbeds",o=e.getElementsByTagName("script")[0],d=/^http:/.test(e.location)?"http:":"https:";if(/^\/{2}/.test(i)&&(i=d+i),window[n]&&window[n].initialized)window[n].process&&window[n].process();else if(!e.getElementById(s)){var r=e.createElement("script");r.async=1,r.id=s,r.src=i,o.parentNode.insertBefore(r,o)}}(document,0,"infogram-async","https://e.infogram.com/js/dist/embed-loader-min.js");</script></p>
<div style="padding: 8px 0; font-family: Arial!important; font-size: 13px!important; line-height: 15px!important; text-align: center; border-top: 1px solid #dadada; margin: 0 30px;"><a style="color: #989898!important; text-decoration: none!important;" href="https://infogram.com/64202524-fdb8-4dba-95bb-8e97cbee8240" target="_blank" rel="noopener">Copy: Copy: Infographic Modern</a><br />
<a style="color: #989898!important; text-decoration: none!important;" href="https://infogram.com" target="_blank" rel="nofollow noopener">Infogram</a></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eş başkanlık sistemi ile seçildiği her yerde kadın ve erkek temsiliyeti adına eşitliği sağlamaya çalıştığını belirten HDP ise yasal düzlemde eş başkanlık sisteminin karşılığı olmamasından kaynaklı olarak kazandığı 54 il ve ilçenin tamamında eş başkanlara sahip olmasına rağmen, resmi” düzlemde HDP’nin 24 kadın belediye başkan adayı seçimi kazanarak belediye başkanı oldu. Van’da Bedia Özgökçe Ertan, Siirt’te Berivan Helen Işık, Hakkari’de Seher Kadiroğlu Ataş, Ağrı Diyadin’de Betül Yaşar, Doğubeyazıt’ta Yıldız Acar, Şanlıurfa Suruç’ta Hatice Çevik, Şırnak Silopi’de Adalet Fidan, Şırnak İdil’de Songül Erden, Diyarbakır Kayapınar’da Keziban Yılmaz, Diyarbakır Kocaköy’de Rojda Nazlıer, Diyarbakır Sur’da Feyme Filiz Buluttekin, Diyarbakır Yenişehir’de Belgin Diken, Diyarbakır Silvan’da Naşide Toprak, Van Saray’da Caziye Duman, Van Edremit’te Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Van Çaldıran’da Leyla Atsak, Erzurum Karayazı’da Melike Göksu, Hakkari Yüksekova’da Remziye Yaşar, Mardin Savur’da Gülistan Öncü, Mardin Nusaybin’de Semire Nergiz, Mardin Mazıdağı’nda Nalan Özaydın, Mardin Kızıltepe’de Nilüfer Elik Yılmaz, Mardin Derik’te Mülkiye Esmez, Muş Varto’da Ülkü Karaaslan belediye başkanı oldu. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="infogram-embed" data-id="50bc5647-8034-49c3-b577-fd7df1a727e5" data-type="interactive" data-title="Copy: Copy: Copy: Infographic Modern"></div>
<p><script>!function(e,t,s,i){var n="InfogramEmbeds",o=e.getElementsByTagName("script")[0],d=/^http:/.test(e.location)?"http:":"https:";if(/^\/{2}/.test(i)&&(i=d+i),window[n]&&window[n].initialized)window[n].process&&window[n].process();else if(!e.getElementById(s)){var r=e.createElement("script");r.async=1,r.id=s,r.src=i,o.parentNode.insertBefore(r,o)}}(document,0,"infogram-async","https://e.infogram.com/js/dist/embed-loader-min.js");</script></p>
<div style="padding: 8px 0; font-family: Arial!important; font-size: 13px!important; line-height: 15px!important; text-align: center; border-top: 1px solid #dadada; margin: 0 30px;"><a style="color: #989898!important; text-decoration: none!important;" href="https://infogram.com/50bc5647-8034-49c3-b577-fd7df1a727e5" target="_blank" rel="noopener">Copy: Copy: Copy: Infographic Modern</a><br />
<a style="color: #989898!important; text-decoration: none!important;" href="https://infogram.com" target="_blank" rel="nofollow noopener">Infogram</a></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Bağımsız adaylar içinde ise Bilecik Pazaryeri’nde belediye özel kalem müdürüyken kendisine mobbing uygulandığı gerekçesi ile işinden ayrılıp bağımsız olarak ilçe belediye başkanlığına aday olan Zekiye Tekin belediye başkanı oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">MHP ve İyi Parti’den ise 31 Mart yerel seçimlerinin resmi olmayan sonuçlarına göre belediye başkanı olarak seçilen kadın aday olmadı.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seçim sonuçları için sitesinde bir açıklamada bulunan Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu; “Bu seçimlerde partilerin gösterdiği toplam 8 bin 263 belediye başkan adayının, sadece 652’si yani, %7,89’u kadındı. (Kadın Koalisyonu) Seçim sonuçlarını değerlendirdiğimizde ise, partilerin çoğunlukla seçilme şansının az olduğu ilçelerde kadınları aday gösterdiğini söylemek mümkün. Eşitlik Adalet Kadın Platformu olarak, bütün partilerimizden seçilen kadın başkan ve eş başkanlarımızı tebrik ediyoruz. Çok başarılı olacaklarına inandığımız süreçlerinde onları destekleyeceğimizin sözünü veriyoruz. Onların açacağı yolda daha çok kadının belediye başkanı olması ve siyasette karar mekanizmalarında yer alması için hep birlikte mücadele edeceğiz.” dedi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/08/31-mart-secimlerinde-kadin-belediye-baskani-sayisi-41/">31 Mart Seçimlerinde Kadın Belediye Başkanı Sayısı 41</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vox Populi Ox Dei *</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/03/vox-populi-ox-dei/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Polat Alpman]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2019 08:43:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AKP hükümeti]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[sosyo-politik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37155</guid>

					<description><![CDATA[<p>AKP kurulduğundan bugüne birçok farklı kesimin oyunu alabilmiş bir partiyken bugün kendini çok dar bir kimliğin içerisine sıkıştırdı. Yerel seçim sonuçlarının haritasına bakıldığında bu eğilim görülebiliyor, gittikçe daha da sıkışması muhtemeldir. Bu nedenle yerel seçimlerin sonuçlarından biri ve belki de en önemlisi Türkiye’deki siyasal alanın yeniden düzenlenmesi, bugüne kadar bizzat iktidar bloğu tarafından ortadan kaldırılmak istenen bu alanın bu kez tabandan ve daha güçlü dinamiklerle inşa edilmesi olabilir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/03/vox-populi-ox-dei/">Vox Populi Ox Dei *</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İktidar bloğunun zillet, illet, terör, ihanet, ders vermek/vermemek, beka, dış güçler ve benzeri pejoratif kelimeleri seçmenlerin başından aşağı boca ederek sürdürdükleri seçim süreci bitti. Medyayı, hukuku, kolluk kuvvetlerini, bürokrasiyi ve akla hayale gelmeyecek bütün araçları seçimleri kazanmak için organize eden iktidar bloğunun elde ettiği oy oranını, kendileri için bir başarı olarak sunmaktan başka çıkar yolu yok. Ancak başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, sembolik değeri yüksek büyükşehirlerin kaybedilmiş olması, bu başarıyı büyük ölçüde gölgeliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul seçimlerinin sonuçlarıyla ilgili spekülasyonlar sürse de gelinen noktanın iktidar bloğu açısından büyük bir gerileme olduğunu ifade etmek gerek. Son Başbakan Binali Yıldırım’ın bütün biyografisini ve geçmiş başarılarını buharlaştıran bu sonuç, AKP hükümetleri döneminde inşa edilen seçmen tipolojisinin sınırlarını göstermesi bakımından da önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu seçmen tipolojisi, hiçbir koşul altında AKP dışında yer alan ya da onun yörüngesine yerleşmemiş siyasal söylemlere kulak kesilmeyen, sadece liderlerinin kendilerine gösterdiği hedefe kitlenen ve sadece kendilerine seslenilmesine müsaade edilen homojen ve yekpare bir kitle olarak kabul edildiği için bütün hamasi propagandanın alıcısı olarak kabul edildiler. 31 Mart Yerel Seçim sonuçları bu siyaset tekniğinin belli ölçüde işe yaradığını ama beklenen düzeyde çalışmadığını göstermesi bakımından değerliydi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşe yaradığı yerlerin başında milliyetçi-muhafazakar seçmenlerin yoğun olduğu, sosyo-ekonomik gelir düzeyi ortalamanın altında, patriarkal ilişkilerin görece güçlü, kimlik siyasetinin geleneksel olarak karşılık bulduğu İç Anadolu Bölgesi geliyor. Bölgenin demografik dokusuyla seçim sonuçları arasında tutarlılık var, Kırşehir hariç. Biraz şaşkınlıkla karşılanması ve hakkında epey mizah yapılmasının nedenlerinden biri de bu. Kırşehir’de CHP’nin kazanması, oradaki demografik yapının bölgenin ortalamasından farklı olduğu anlamına gelmez, yine de birazdan bahsedilecek olan gelişmeler açısından anlamlı olduğunu söylemek gerek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nefret içerikli, öfkeli, tehditkâr ve hamasi siyaset tekniğinin işe yaradığı diğer yerler iktidar bloğunun hegemonik söyleminin işe yaradığı yerler. Bunlardan biri de Marmara Bölgesi. Türkiye toplumu uzun süredir milliyetçi-muhafazakar söylemin tesiri ve şiddeti altında ve bu söylemin yerleşik hale gelebilmesi için devletin bütün araçları patriarkal ilişkilerin restorasyonu için seferber edildi. Ekonomik kriz ile birlikte sosyo-ekonomik gelir düzeyi azalan bölgelerin başında ise Marmara Bölgesi geliyor. Bir başka ifadeyle ekonomik krizin etkisini ilk ve doğrudan hisseden yerlerin başında bu bölge var. Yine bu bölgedeki kentlileşme dinamikleri ve küresel gelişmelere entegre olma eğilimleri Türkiye ortalamasının üzerinde seyrediyor. Marmara bölgesindeki seçmenlerin heterojen karakterinin çeşitliliği ve iç göç hareketinin yoğunluğu bugüne kadar AKP lehine sonuç veriyordu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir de doğudaki Kürt seçmenler var. Kürt seçmenlerin oy verdiği bölgelerdeki sonuçların tartışmalı olduğu ve HDP’nin görece güç kaybettiği ifade edilse de bu önermenin seçim sonuçlarını yorumlamak için yeterli olmadığı söylenebilir. HDP’nin seçim süreci boyunca siyaset yapmasının önündeki doğrudan ve dolaylı engeller onunla ilgili değerlendirmeleri zorlaştırıyor. Sıklıkla ifade edilen bu önermenin haklılık payı var, bugün bile birçok yöneticisinin, parti çalışanının ve gönüllüsünün cezaevinde olduğu ya da sürmekte olan davalarda sanık olduğu, önemli ölçüde politik ve bürokratik baskı altında olduğu kolaylıkla öne sürülebilir. Ancak bu durum HDP’nin siyaset tekniğinin kusursuz olduğu anlamına gelmez. HDP’nin 7 Haziran sonrasında ve 31 Mart Yerel Seçimleri’ne giden süreçte eleştirilmesi gereken birçok söylemi ve siyaset yapma tarzı var. Ancak HDP’nin içinde bulunduğu koşullar onun eleştirisini de güçleştiriyor. Sonuç olarak Kars ve Iğdır’ı almayı başarmasına karşılık daha önce kazandığı bazı illeri kaybetti. Ancak kayyım atanan belediyeleri geri kazanmış olması HDP’nin başarısı olarak yorumlanabilir. Elbette buna eklenmesi gereken şeylerden biri HDP’nin aday çıkarmadığı büyükşehirlerde Kürt seçmenlerin iktidar bloğunun dışındaki adaylara yönelmesini de eklemek gerek.</span></p>
<p><strong>Hegemonik Bloğun Çözülüşü&#8230;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu değerlendirmeler, tek başlık altında toplanacak olsaydı, buna hegemonik bloğun çözülüşü denebilirdi. Ancak mevcut durumun bundan daha karmaşık olduğu anlaşılıyor. Her şeyden önce oransal ve sayısal olarak seçmenlerin iktidar bloğunun yanında durmaya devam ettiği sonucu çıkarılabilir. AKP’nin hala Türkiye’nin en güçlü partisi olduğu da söylenebilir. Ancak bu önermelerin hepsi ancak MHP ile koalisyonun devam ettiği koşullar altında geçerli, bu nedenle yeni rejimin kurucu ve belirleyici failinin AKP olmaktan daha çok MHP olduğu üzerinde duruluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu ilişkiden ve bunun neden olduğu sosyo-politik krizden daha sonra bahsedilebilir, ancak geçerken eklenmesi gereken diğer husus yerli-milli retoriğinin iktidar bloğunun arzu ettiği düzeyde çalışmamış olmasıdır. Her ne kadar iktidar bloğu temsilcileri, seçim gecesi seçmenlerin beka sorununu algıladığını ifade etmiş olsa da ortaya çıkan tablo bunun aksini gösteriyor. Seçmenler, iktidar bloğunun kendileri için döktüğü bu kalıbına yerleşmeye razı olmadıklarını gösterdi. Zaten AKP’nin uzun süredir anlamak istemediği şey, Türkiye toplumunun dinamik ve geçişken bir karaktere sahip olması ve başta ekonomi olmak üzere toplumsal refahı önceledikleriydi. İslamcılık, milliyetçilik ve muhafazakarlık üzerinden dile getirilen siyasal kalıbın ise gündelik yaşamın belirleyeni olarak inşa edilmesine yönelik tabanda oluşan direnci öteleyerek, onları kontrol edebileceğine fazlaca inanıp dile getirdikleri nefret yüklü hamasetle toplumu siyaset yorgunu haline getirdiler. Bütün bu gelişmeler kendilerine yönelik bir tepkiye dönüşmeye başladığında ise bunu cebirle giderebileceklerini varsaydılar.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP kurulduğundan bugüne birçok farklı kesimin oyunu alabilmiş bir partiyken bugün kendini çok dar bir kimliğin içerisine sıkıştırdı. Yerel seçim sonuçlarının haritasına bakıldığında bu eğilim görülebiliyor, gittikçe daha da sıkışması muhtemeldir. Bu nedenle yerel seçimlerin sonuçlarından biri ve belki de en önemlisi Türkiye’deki siyasal alanın yeniden düzenlenmesi, bugüne kadar bizzat iktidar bloğu tarafından ortadan kaldırılmak istenen bu alanın bu kez tabandan ve daha güçlü dinamiklerle inşa edilmesi olabilir. Bunu biraz da seçmenlerin sahip oldukları memleket hayali belirleyecek. Bu hayal popülist hezeyanlara kurban edilecek kadar temelsiz ise kaybedilen bir şey yok, eğer sahici bir temeli varsa bunun önünde durabilecek herhangi bir iktidar bloğu yok.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* * *</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* </span><i><span style="font-weight: 400;">Halkın sesi Hakk’ın sesidir</span></i><span style="font-weight: 400;">. Bu Latince deyimin başka kültürlerde de tekrar edildiğini görebiliriz. Belki de medeniyet tarihinin ilk popülist deyimi olan bu ifade yöneticilere kalabalıkların taleplerini dinlemeyi tavsiye ediyor. Aslında bu tür yaklaşımlara karşı biraz temkinli olmakta fayda var. Halkın sesinin nasıl bir ses olduğu ve kimin sesinin yankısını dillendirdiği, Türkiye’yi hançeresinden yakalayan sağ-popülist siyaset tecrübesiyle de bilindiği üzere, toplum düşmanlığına da dönüşebilir. Ancak ilkesel olarak halkın bir sesinin olduğu, olması gerektiği, bunu öne çıkaran bir yönetim modelinin siyasal alana egemen hale gelebilmesi için yerel yönetimlerin önemli olduğu hatırlanmalıdır. Demokratik ve özgür toplumun belki de ilk kuralı, kendi hemşerilerine kulak kesilen bir yerel yönetim tecrübesinin, yerelden yönetişimin siyasal alana hakim hale getirilmesidir. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/03/vox-populi-ox-dei/">Vox Populi Ox Dei *</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demokratikleşmenin Yolu Belediye Başkanı ve Meclis Yönetişiminin Değişmesinde</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/29/demokratiklesmenin-yolu-belediye-baskani-ve-meclis-yonetisiminin-degismesinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Mar 2019 08:15:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratikleşme]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[meclis yönetişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Kadri Ekinci]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçim]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetim dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel yönetimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36976</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şehir ve yerel yönetimlerle ilgili konuştuğumuz Akademisyen Nazım Kadri Ekinci, belediyelerin demokratikleşmesi için belediye meclisi ve belediye başkanı yönetişiminin değişmesi gerektiğini belirtiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/29/demokratiklesmenin-yolu-belediye-baskani-ve-meclis-yonetisiminin-degismesinde/">Demokratikleşmenin Yolu Belediye Başkanı ve Meclis Yönetişiminin Değişmesinde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Şehir üzerine genel düşüncelerinizi alarak başlayalım. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şehir birlikte içinde bulunduğumuz, kendimizle birlikte tanımladığımız bir şey. Dikkat ederseniz sonradan kurulma pek şehir yok; hep tarihte oluşmuş. Cumhuriyet döneminde bir iki şehir sonradan oluşmuş sadece. Ama mesela Diyarbakır ezelden beri var olan bir yer hemen hemen. Niye öyledir? Konumu uygun. Bugün Diyarbakır büyük bir iktisadi şey sağlayan bir yer değil aslında, tarıma dayalı parçalar halinde olsa belki olabilirdi, bilemiyorum. Yol çok önemlidir mesela. Mesela Afyon’u şehir yapan yoldur. İzmir Ege yolunun oradan geçmesidir. Başka yerden geçse Afyon küçük bir yer olarak kalırdı. Diyarbakır da yol bir şekilde, doğunun yolu. Aşağı inen yollar. Doğudan çıkıp Diyarbakır’dan geçmeden gidemiyorsunuz. Bir de tabii zamanında o tarihte neden öyle oluşmuş, ne tür bir stratejik gelişmeler olmuş, ona bağlıdır. Bütün bu şehirlere bakarsanız öyle emperyal bir geçmişleri vardır zaten. İstanbul’un, büyükşehirlerin. Mesela burası emperyal bir kuruluş. Asurlulardan kalma. Şehrin böyle bir oluşumu var; askerî açıdan, yol tutma açısından, stratejisi açısından. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-36980 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/indir-1.jpg" alt="" width="225" height="225" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/indir-1.jpg 225w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/indir-1-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" />Şehir dediğimiz şey, özellikle tarihselliği olan şehirler için düşünecek olursak, nasıl bir dönüşüm geçirdi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yüz yıl önce şehri insanlar nasıl algılıyorlardı? Şehir, içinde idareci, yöneten kadronun olduğu ve halkın olduğu bir yer. Bir de tabii o zaman dışarıdakiler (kırsaldakiler) için işini görmeye geleceğin yer o, o zaman için endüstriyel ve ticari anlamda. bugün de tabii aynı özellik sürüyor işte. Sanayi şehrinde bütün tarım endüstrisinin merkezi burası, mecburen buraya gelmek zorundasın. Muhtemelen benzer roller oynuyordu. Ama o zamanın insanları için o zaman şehir dediğin Sur, Diyarbakır dediğin Sur, işte Sur’un içi. O güzel yerde, yakın ilişkiler içinde, birbirini bilen insanların yeriydi. Muhtemelen bizle onların en önemli farkı odur. Bugün Diyarbakır’da muhtemelen herkes kendi dar çevresinde, bütünü görmeden yaşıyor. Bir de bu şehre dayalı büyüme, şehirleşme bir büyüme aracı oldu. Her ülkede ama az gelişmiş ülkelerde özellikle. En kolay yapılan şeylerden biri bu. Güney de öyle. Erbil’e son on senede iki kerede gittim, buradan büyük olmuş şu anda. Ama nedir o şehri tutan? Bugün şehri ayakta tutacak gelir şehirde yaratılmıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır da öyle. Diyarbakır da bence bu kredi ataklarıyla falan aşırı büyüdü. Şehirleşme, apartmanlar falan. Bağcılar mesela. Belediyeler de biraz bunu körüklüyor. Bir sürü şehirlerde büyüme böyle bir şey. Ama kof bir büyüme. Şehir her faktörüyle beraber büyümüyor. Sadece hizmet sektörü büyüyor bu büyümeye bağlı olarak. Ama bu çarkı ayakta tutacak mekanizma, esas o temel üretim orada biraz sorunlar var. Şehirler onu sağlayamıyor.</span></p>
<p><b>Şehircilik açısından Diyarbakır’a, İstanbul’a, Türkiye’ye özellikle baktığımızda genel olarak göze çarpan problemler neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anadolu’nun yarısı İstanbul’da, Ankara, Ege kıyılarında falan. Geriye kalanları da buralarda tutan yerel bir dinamizmi var şehirlerin. Bu son 20 yılda falan bakıyorsun, bir sürü eskiden küçük yer, hepsi büyüyor. Birbirine de benziyor hepsi. Hiçbiri de bir kişiliği olmayan yerler. Şimdi buradan Urfa’ya gidiyorsun, hepsi aynı, yollar aynı, apartmanlar aynı. Elazığ’ın yeni mahallelerine gidiyorsun öyle. Bir kişiliği olan şeyler kalmadı. Büyümeyi böyle sağlıyor. Ama beraberinde de bir kent yoksulluğu da getiriyor. Oralar bir sürü insanın o apartmanda oturacak geliri yok aslında. Ama bir şekilde girilmiş oralara ve orada öyle bir hayatın parçası olunmuş, bütünleşilmiş. Bölüm bölüm gettolaşıyorlar dolayısıyla, herkes belli bir grupla belli yerlere gidiyor.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">İnşaatla şehirleşmeyle büyümenin sorunu bu. Sanayiye, üretime dayalı bir şey yaparsanız o sürüp gidiyor, belli bir istihdam oturuyor. Arsayla, inşaatla oluşan büyük rantlardan alınanların hepsi burada iktisadi anlamda yatırım da alınmıyor. Servetle yatırım farklı şeyler zaten. Dolayısıyla böyle bir çıkmaz var. Bu ciddi bir şey. Şehirler o anlamda büyüyemiyorlar.</span></p></blockquote>
<p><b>Bu yoksullar bu kentte nasıl yaşıyorlar, nasıl hayatta kalabiliyorlar?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok ucuz emeğe ve daha çok hizmet sektörüne dayalı bir hayat var. Mesela insanları  hep sokaklarda görüyorsunuz. Herkes her an dışarıda. Sabahtan çıkıp tüm gün bir şeyler kovalayıp bir şekilde de yaşanıyor. Büyük bir kısmı da belediye ve kaymakamlıkların yardımlarıyla sürdürebiliyor. Kendi iç yardım dayanışmaları, geniş aile bağları hala iyi kötü ayakta. Dediğim gibi bu taşımacılık ve şehir içi servis sektörleri, inşaat falan. Onun için hükümetin de inşaat gibi sektörleri ayakta tutmaya çalışması boşuna değil. Onlar da farkında.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnşaatla şehirleşmeyle büyümenin sorunu bu. Sanayiye, üretime dayalı bir şey yaparsanız o sürüp gidiyor, belli bir istihdam oturuyor. Arsayla, inşaatla oluşan büyük rantlardan alınanların hepsi burada iktisadi anlamda yatırım da alınmıyor. Servetle yatırım farklı şeyler zaten. Dolayısıyla böyle bir çıkmaz var. Bu ciddi bir şey. Şehirler o anlamda büyüyemiyorlar. </span></p>
<p><b>Peki bir şehir nasıl olmalı? Bugün bu konuştuklarımızdan neyi farklı olmalı örneğin bir şehrin?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şehirlerin kimlikleri var deniyor hep. Ben de hep öyle görmek istiyorum ama bakıyorum bakıyorum yani nedir kimlik? Şehir paylaşım yeri, yaşam alanı, paylaşım alanı. Onun düzenli bir yer olması lazım, şehrin onu sağlaması lazım. Bir yaşam alanı, iktisadi yaşam sağlanması lazım yaşayanlar için. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şehir var ama o şehirleşmenin ne iktisadi gelirleri var ne gelmiş, aktarılmış bir kültürü var. Hala herkes kendi küçük dünyasında, şehri bir talan alanı gibi görüyor. Şehri bir paylaşım alanı olarak görüyoruz ya, bir kültür aktarımı olmadığından insanlar bugün çıkıp dolanıp bir şeyler toparlayıp geri geldiği av alanı falan gibi görüyorlar şehri. Şehirde yaşayanlar kendilerini şehre ait, şehrin parçası olarak göremiyorlar. O kültür olmadan şehir olmuş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir de bakın mesela, hiçbir şeyin yüz yıllık sahibi yok. Geçmiş travmalar bugünü de etkiliyor. Hiçbir şeyin orijinal sahibi yok. Bugün Diyarbakır’da yüz sene önceki sahibini bulamazsın hiçbir yerin. Dolayısıyla da sahiplenen de yok. Hep talanla, sonradan gelmeyle, kapanın elinde kalmış ne varsa. Kimsenin sahiplenmediği, güvenemediği, onun için de aslında o şehir bütünlüğünü de sağlayamayan bir yer. Koskoca bir ülkedeyiz, iki bin, üç bin yıllık tarihi olan bir coğrafya burası ama buranın yüz yıllık bir tarihi yok. </span></p>
<p><b>Peki biraz daha yerel yönetimler bağlamına geçecek olursak mesela belediyeleri, yerel yönetimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? İyi yapılan ya da yapılmayan şeyler nedir Türkiye’de belediyeler açısından?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de belediyelerin bir kere çok ciddi bir denetim sorunu var. Bugün bir belediye başkanının yapmak isteyip de yapamayacağı nedir? Ne tür bir denetime tabiidir? İçişleri Bakanlığı denetimine, valilik işine gelmeyen işlerde harcatmıyor, onun dışında yeni Cumhurbaşkanlığı sistemi de biraz belediye başkanlığına öykünen bir şey. Bir de belediyelerin kendi gelirleri çok az biliyorsunuz, genellikle bütçeden aktarılan paylar. Yatırım bütçeleri de ya Hazine’den ya İller Bankası’ndan, alabilirlerse. Dolayısıyla birçok belediye öyle aktarma parayla çalışıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Onun yanında kentte kenti paylaşmayan insanlar var, hayatında vergi vermemiş, hiçbir şeye bir katkı yapmaz, hiçbir şeyi benimsemez. Bu önemli bir şey bu toplumda. Hiç kimsenin hiçbir şeyi benimsemediği yerde, &#8220;katılım, paylaşım, beraber biz kendimizi yöneteceğiz&#8221; gibi laflar ediyoruz. Kim kendini yönetecek? Şehir bağlamında bir paylaşımı olmayan insanlar mı? Bu genel bir sorun. Dolayısıyla belediyelerin demokratikleşmesi için bir kere bu belediye meclisi, belediye başkanı yönetişiminin değişmesi lazım. Ankara’nın eski belediye başkanının billboardlarda her gün her gün suratını oraya koymanın parasını kim öder? Kendi şahsının ödüyor olması lazım ama altına belediyenin logosunu koyuyor ya da başkası ona bir kıyak yapıyor.  Ankara’yı şeye çevirdi, taklar maklar, Osmanlı bilmem neleri. Ne hakkın var? Bunu nasıl yaptın? Şehirde yaşayanlar bunun hesabını sorabiliyor mu? Ne paranın geldiğine dahilsin ne karar mekanizmasına. Ödeyen sen değilsin, transferlerle, bir yerlerden borçlanmalarla, işte hükümet de sana yakınsa ve önünü açabiliyorsa. </span></p>
<p><b>Bu bahsettiğimiz durum nasıl olmalı yerel yönetimlerde?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel yönetimlerde bir kere para nereden geldi, Hazine’den ne kadar geldi, bunu bilmeliyim ben. Bunun o belediye meclislerinin bütçeleme ve harcama sistemlerinden geçmesi lazım. Belediye başkanlarının yetkilerinin bu anlamda kısıtlanması lazım. Bugün belediye meclisleri göstermelik, kesin bir bütçe denetimi olmalı. Hani belki çok temel şeylerde imar falan gibi işlerde, onu da istediği gibi yapıyorlar da, onun dışında belediye başkanları ne isterse yapabiliyor. Nedir denetimi gerçekten ben merak ediyorum. Ne yapabilirsin? Bir usulsüzlük de yok, o anlamda bir şey demiyorum. Ama bir sürü proje söylüyorlar, yapıyorlar. Hangi amaca göre, hangi usullere göre. </span></p>
<p><b>Yani bir kişinin tek başına bu kadar vaat, proje öneriyor olması da problemdir diyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii. Bir kere bu projecilik kavramı Refah Partisi’nin Türkiye’ye bulaştırdığı bir şey, onlar çıkardı bu işi. Planlamadan geliyor olmalarından ötürü öğrendikleri bir şey. Bu projeci yapı demokratik bir şey de değil. Şehrin sorunları ve öncelikleri var. Siyasetin belirleyeceği budur. Çöptür, yoldur, parktır, yeşil alandır. Tabii belediyelere ait olmayan başka sorunlar da belediyelerin üstüne yükleniyor. İş mesela, istihdam. Belediyenin asli olarak çözebileceği bir şey değil. Nedir, yol mu, çıkarsın benim önceliğim şudur dersin. &#8220;Önümüzdeki iki sene ben park işini halledeceğim.&#8221; Bu bir öncelik. Ondan sonra bir önceliğe karar verdikten sonra o projelendirilir, bunu nasıl yapacağız, hangi sırayla yapacağız, finansmanını nasıl sağlayacağız, bütçeyi nasıl aktaracağız.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">İyi belediye başkanı en azından bu hassasiyetleri bilen, mevcut yapılar içinde kendine verilen o yetkilerden kısmen feragat edip katılımcılığı güçlendiren. Bir öncelikler belirlemesi yapan. Projeyi bırak. Proje lafı edenlere oy vermemek lazım bence. Bana öncelik söyle, üç tane sorununu say bu şehrin. Elli sorun vardır, hepsini çözemezsin. Türkiye’de de öyle.</span></p></blockquote>
<p><b>Peki yaşadığınız şehrin belediyesinden memnun musunuz, Diyarbakır’ın belediyesinden memnun musunuz? Nelerini eksik buluyorsunuz bu belediyenin?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediyemiz Türkiye’nin ortalama belediyelerinden. Özel bir şikayetimiz yok. Ama bak bir örnek vereyim. Bu apartmanlarda pis su giderlerinin çatıdan dışarı uzaması lazım, içeride biriken havayı alması lazım. Koskoca Diyarbakır bunu bilmiyor. Geliyor o borular tepede en üst kata çıkınca çatı bağlantısı yapılmıyor, bizimkinin üzerine cam yün sermişlerdi. Bütün evlere gidin banyolar, o yer süzgeçleri koku yapar. Kimse bilmiyor. Belediyeye dilekçeler verdim, gittiler geldiler, sonunda biri buldu. İşin denetimi yok, yapan nasıl yapıldığını bilmiyor. Bizde dediğim gibi bu şehrin yaşamı, bu modern apartmanlara dayalı bir büyükşehir ama buna uygun ne geliri var, ne kültürü var ne de onun yasal ve yönetişimsel tabanı var. </span></p>
<p><b>Peki iyi bir belediye başkanı nasıl bir şeydir, nasıl bir şey olmalı ya da?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İyi belediye başkanı en azından bu hassasiyetleri bilen, mevcut yapılar içinde kendine verilen o yetkilerden kısmen feragat edip katılımcılığı güçlendiren. Bir öncelikler belirlemesi yapan. Projeyi bırak. Proje lafı edenlere oy vermemek lazım bence. Bana öncelik söyle, üç tane sorununu say bu şehrin. Elli sorun vardır, hepsini çözemezsin. Türkiye’de de öyle. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela mevcut hükümetin en önemli işlerinden biri bu duble yol işleri. Bir sorundu o. Türkiye’de yol yoktu. Bak onu kimse eleştiriyor mu? Neden çünkü gerçek bir sorunu yakaladı, üzerine gitti, çözdü iki üç sene yatırımlar yaptı, yaydı zamana. Yol projesi olmaz. &#8220;Yol diye bir sorun var ben bunu çözeceğim,&#8221; iyi bir belediye başkanının bence yapacağı o. Sorunlar şunlardır, bunlardan ben bu üçünü yapabilirim bu dönemde, bu üçüne ağırlık vereceğim. Ama diğerlerin hepsiyle de belki biraz uğraşırım. Ama beş yıllık dönem bittiği zaman yeşil alan açısından şehrimiz böyle olacak. Ya da yol temizliği, açıklığı açısından düzgün olacak. Bir şeyleri söyle, öncelik tanımla, sorun tanımla, bunu tartış belki. Yoksa biz kendimizi yöneteceğiz falan, bunlar yani öyle olmuyor.</span></p>
<p><b>Bir de biraz şöyle çevirmeye çalışayım sohbetin yörüngesini. Şehirlerde bir arada yaşam, farklılıklara saygı, hoşgörü, çok kültürlülük gibi şeylerden bahsediyoruz. Bu açılardan neler yapılabilir bir şehirde? Şehrimizin eksiği nedir ve biz ne yapabiliriz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hiçbirini bırakmamışsın ki, neyinden bahsediyorsun. Bugün Diyarbakır’ın eğer tarih başka türlü gelmiş olsaydı, mesela bir tane Ermeni mahallesi olması lazımdı. Bir tane Süryani Mahallesi. Gidersin Avrupa’da büyükşehirlerde vardır, bir tane bilmem ne quarter derler, Latin Quarter denir bir tane. Bizim buralarda hiçbir farklılık da çoğulculuk da bırakmamışsın. Üç tane kilise kalmış. Herkesi bitirdikten sonra bir iki tane göstermelik şeyler. Ama belediyecilerin çıkıp bunu konu yapmaları, vurgulamaları, o yönde küçük şeyler de yapmaları çok önemli. Onlar da demese hiç şeyi yok. Ama yani biz oraları geçmişiz. Onları yaşatmadık. Kendi içimizdeki farklılıkları bile neredeyse sorun yapıyoruz. İşte bak aramıza Suriyeliler girdi, görüyorsun herkesin içindeki canavarlar çıkıyor. Eskiden Avrupa’da yabancılara yapılınca buradan kolay geliyor, ne olmuş, kendi içine girince çok zor.</span></p>
<p><b>Belediyeler neler yapabilir çok kültürlülüğü, uzlaşıyı, bir arada yaşama kültürünü geliştirmek noktasında? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediyeler bizim Diyarbakır’da aslında fena şeyler yapmadılar, kiliseleri falan canlandırdılar. Onlar da en azından insanlara, herhalde kalan üç beş kişiye biraz iyi gelmiştir, duyguları okşanmıştır belki. Bir de bizim gibi insanlar da duyunca “bak bunlar da varmış” diyorlar. Onlar bence iyi şeylerdi. O konuda bir hassasiyeti var bizim buradaki belediyelerin. Ama elbette belediyelerden başka bir sürü beklenti var, istihdam gibi, yoksulluğu giderme gibi.</span></p>
<p><b>Şehirdeki yoksullukla, pahalılıkla nasıl mücadele edebilir, ne yapabilir belediye?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok zor. Belediyenin orada direkt yapabileceği şey Diyarbakır’daki Sarmaşık tecrübesini daha genelleştirmek belki. Onun dışında belediyenin yapabileceği işler nedir, belki şehre yatırım çekmek. Tabii ülkenin genel havasından bağımsız değil senin yatırım çekme potansiyelin. Ülkenin genel ivme kazandığı ortamda hani şehir olarak, başta söylediğim stratejik şartlarda olman, kalifiye iş gücünün olması falan, bunlar gerekli ama Diyarbakır’da kalifiye iş gücü var mı mesela? Yok.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir sürü insan bilmem nesini götürüp Adana’da yaptırıyor, Antep’te yaptırıyor. Kalite düşük, iş gücü kalitesi düşük. Ciddi bir sermaye yok burada. Bugün Diyarbakır’da belki şimdi küseler ama tüccar yok ya. Burası koskoca tarım alanıdır ama güçlü bir buğday alacak tüccar yok. Vardı eskiden. Onların çoğu kayboldu gitti. Sermayedarlar, para sahipleri var ama sistemli bir ticareti olan yok. Diyarbakır’da büyük bir şirket derken kimse geliyor mu akla mesela? Koskoca bir şehir, yılların birikimi var. Adı sanı duyulmuş belki bir iki tane inşaat şirketi dışında yok.</span></p>
<p><b>Son dönemlerde tanzim satışları gündemde ya, üreticiden tüketiciye daha az aracıyla, kooperatifler üzerinden ulaştırmak falan. Bunlar belediyelerin altından kalkabileceği şeyler olabilir mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi İstanbul’dan kalkıp diyor ki domates Antalya’da 50 kuruş, Antalya’daki domates İstanbul’a yürüyerek gelmiyor ya. Geçenlerde bir pazarcı adam gayet güzel anlatmıştı: &#8220;Onu oraya getiren kamyon işte kaç köprüden geçiyor, her köprüye 100 lira veriyor. Üç kilo poşet harcıyorum 50 lira.&#8221;  Bir pazarcı günde 50 lira poşet parası verirse kim ödeyecek bunu? Herkes poşeti alıp gidiyor, bunu sen ödeyeceksin yani. E dolayısıyla yani bu malın oraya gelmesi hizmet, arada birileri belki fazla bir marj vardır, onları kısarsan bir şey olur tamam. Ama bu aracılar neden var? Çünkü bu hizmet sektörü, bu aradaki katma değerler olmasa o aradaki insanlar yaşayamaz. Kamyoncular, komisyoncular, toptancılar…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediye olarak ucuza alır getirirsin, ama o işi yapanların 100 tanesinin de emeğini alırsın. Hiçbir yere varamayız belediye eliyle domates satarak. Pahalılığı azaltmak bir belediyenin yapabileceği iş değil. Genel, makro bir şeydir. Türkiye’nin de genel sorunu. O açıdan da sıkıntılı bir dönemdeyiz zaten, kriz, dolar açısından. Gerçekçi olalım. Belediyeden öyle bir şey de beklememek lazım. Belediye bu şehri bir yaşam alanı olarak, düzenli bir yaşam alanı haline getirmenin ihtiyaçlarını getirecek, temel şeylerini yerine getirecek. Belli bir kalite kontrolü nedir; inşaatından, yolundan işte mesire alanlarından. Ben gidip bakkaldan bir şey aldığımda bu zehirlenmeme garantimi belediyenin bana veriyor olması lazım.</span></p>
<p><b>Bir de çevreyle ilgili sorunlar var, konuşuyoruz. Bu konuda peki nedir sorunlar, ne yapılabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">O önemli bak. Belediyenin önemli görevlerinden biridir. Şehirler biliyorsun pislik üretme merkezleridir bir anlamda, çöpüyle, kanalizasyonlarıyla. Bizim Diyarbakır da fena değil bu konuda, epey bir yatırımlar yapıldı, arıtmalar falan. Çöpte sorun var biraz, bir yere atıp bırakıyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediyenin görevi şehri temiz tutmak, çöpleri düzenli toplamak, şehir atıklarının en uygun şekilde, doğaya zarar vermeyecek şekilde, imha edilmesi ya da dönüştürülmesini sağlamak. Bunun teknolojilerini, biraz pahalı ama hayata geçirmek. Poşet, plastik özellikle büyük bir sorun. Ama belediyelerin bu konuda yapabileceği çok şey var, daha aktif olmaları lazım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela bizim bu Dicle. Bak şimdi Dicle’ye de bir şeyler yapılıyor. Birileri orayı İtalya’daki kanal şehri gibi yapıyor. Bilmiyorum şimdi o nasıl bir projedir, kim demiş, neye benziyor? Bitince ne olacak? Belki güzel mi olur bilmiyorum, banklarını falan yapıyorlar, herhalde şehrin içinden düzgün akacak, biraz debili olacak, kayıkla mı gezeceğiz? Nedir bunu mesela kim yaptı, nasıl yapıldı? Ondan önce de mesela bu Kırklar Dağı faciası da daha önceki belediyenin işiydi. Bu korkunç bir şeydi mesela, oraya yapılacak iş miydi? Nedir mesela bu, kim nasıl yaptı, herkesin şikayetçi olduğu ama kimsenin bilmediği işler. Ne oldu ne bitti bilmiyoruz. Bizim dediğimiz sorun da bu. </span></p>
<p><b>Peki şimdi yerel seçim var önümüzde, bu konuştuğumuz konular bakımından adayların performanslarını nasıl değerlendiriyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pek bir seçim havası görünmüyor zaten. Ankara’da, İstanbul’da CHP adayları projelerim diyorlar ama burada zaten açık bir şekilde belediyecilik üzerinden yapılmıyor zaten. Kimsenin öyle bir beklentisi de yok. Belki de sorun o. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşin genelinde de demek ki bir beklenti mi az, insanlar değişme mi görmüyor, ya da sen gelsen sen de öyle yapacaksın diye mi düşünüyor, ne farkı olacak ki mi diyor&#8230; Hani dedik ya kimse bu işi, mesela ekonomik krizi kimse başkasının daha iyi yöneteceğine mi inanmıyor? Bu mesela çok kritik bir şey. Niye, değişmeye inanamıyorsun. Diyarbakır’da zaten senindi, o kayyum ara bir çözüm, sen seçim kaybedip de yeniden gelmiyorsun. Bugün HDP’nin burayı kazanmasının, olağanüstü bir tarafı yok, olağan olan o. Olağan olanı da millet görmüş, kabul de ediyor.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Belediye belediyecilik yapar, belediye hizmetlerinde ciddi olmak gerekir. Dediğim gibi öncelikler ve ihtiyaçlar silsilesi. Bir de tabii bunların elinde olmayan, herkesin içinde bulunduğu ortamın şartlarını kendi lehine kullanması var. Bugün bu merkezi hükümetin belediyeler üzerinde valilikler aracılığıyla bir kontrol mekanizması var. Artık doğrudan da yapıyor tabii bu işi. Bizim buralarda ona da geldi. Sorun olmayan yerlerde beraber yapıyorlar. Ama öyle olmaması lazım. Belediye yasalarının yeniden düzenlenmesi lazım.</span></p></blockquote>
<p><b>Seçmenler belediye seçimlerinde adayların bu performanslarına değer veriyorlar mı? Nasıl bir algıları var adaylar hakkında? Adaylar partinin önüne geçebiliyorlar mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle buralarda bence adaylara hiç bakılmıyor. Belki bazı yerlerde adaylar partinin önüne geçebiliyorlardır ama Diyarbakır’da sanmıyorum. Esas olan partidir. Ama adayın da tabii kişilik özellikleri, ulaşılabilirliği önemlidir mesela. Osman Baydemir mesela rahat bir insandı, insanlarla iyi iletişim kurabiliyordu. Selçuk Mızraklı da öyledir. O konuda sıkıntısı yok, ama esas partidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi mesela kayyum sanki kişiliğinden mi oy alacak, tanıyan mı var? İşte nedir AK Parti’nin bir momentumu var, tabii güç dengeleri kuruluyor, networkler var belirli şeyleri tutmuş. Onların aracılığıyla belirli çevrelerden oylar geliyor, öyle anlayışlar var. Bir kısmı kendi bulunduğu ortama göre, dini çevrelerden ise AK Parti’ye veriyor büyükleriyle beraber, çoğunluğu da bizim partimiz diye HDP’ye veriyor.</span></p>
<p><b>Adayların performanslarına, ne söylediklerine, ne vaat ettiklerine dönüp kimse pek vermiyor mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pek baktığı da yok kimsenin.</span></p>
<p><b>Peki siz Diyarbakır Belediye Başkanı olsanız bu topluma ne vaat ederdiniz? Projeleriniz neler diye sormaya korkuyorum, projeciliğe karşı olduğunuzu anladım. Peki ne vaat ederdiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet, o lafı sevmiyorum. Diyarbakır Belediye Başkanı olmak öyle zor. Diyarbakır Belediye Başkanlığı, Diyarbakır’ın içinde bulunduğu bütün olup bitenden dolayı, tabii onu sürükleyen bir siyasi hareketle beraber özel bir konum. Dışından gelip olsan da Diyarbakır’da hükümet edemezsin. Siyasi hareketler dünyada da öyle geliyor bilmiyorum, belli siyasi hareketler genel ortamın değişmesine göre bakıyorsun değişti. Biliyorsunuz öbür türlü o deneyler, Brezilya’nın o meşhur yeri var, Sao Paolo muydu neresiydi, meşhur bir belediyecilik deneyleri yaptılar orada işte katılımcı meclisler falan. Onlar da iki dönem sonra kaybettiler seçimi yani. Güya çok halkçı, halktan şeyler kurdular, komisyonlar, ama komisyonlara aldıkları sıradan insanlara ilk götürüp verdikleri eğitim bütçeleme ve bütçe kısıtı. Yani oraya gelip afaki onu da yapalım, bunu da yapalım demeyeceksin. Önüne koyup bir hesap yapacaksın. Belediye belediyecilik yapar, belediye hizmetlerinde ciddi olmak gerekir. Dediğim gibi öncelikler ve ihtiyaçlar silsilesi. Bir de tabii bunların elinde olmayan, herkesin içinde bulunduğu ortamın şartlarını kendi lehine kullanması var. Bugün bu merkezi hükümetin belediyeler üzerinde valilikler aracılığıyla bir kontrol mekanizması var. Artık doğrudan da yapıyor tabii bu işi. Bizim buralarda ona da geldi. Sorun olmayan yerlerde beraber yapıyorlar. Ama öyle olmaması lazım. Belediye yasalarının yeniden düzenlenmesi lazım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bazen bazı hareketler bir tarz mı üslup mu, yeni bir şeyler katıyor. Mesela birileri yıllardır belediyeyi kazanır, bakıyorsunuz birisi geldi bir seçimde süpürdü birdenbire. Nedir o tarz, üslup. Yoksa belediye yine ertesi gün aynı olacak. Belediye hizmetleri temel olarak aynıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama o tarz, üslup nedir? İşte o şehirde gettolaşan azınlıklar ya da aslında çoğunluk olup da ağırlık anlamında azınlık olanlar bir rüzgar estirebiliyor. Londra Belediyesi’nde mesela adam geldi kazandı, neden? Çünkü bir sürü siyah Londralılar, Pakistanlılar, Hintliler, çoğunluklaşıp ama azınlıkta kalan kimlikleriyle, onu oraya taşıdı mesela. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır gibi yerlerde HDP de azınlık olan çoğunluğu taşıdı. Onun sayesinde sürekli ezilmiş, dışlanmış, hiçbir şeye ulaşamayan, kendi varlığıyla gidip belediyeye giremeyen, itilen kakılan bütün insanları sürükleyip getirdiler son 17 senedir. Ama o söylem de bitti gibi bu ilgisizlik falan onu gösteriyor. Onun ötesinde Diyarbakır’ı artık yeni bir söylem, yeni bir ruh, yeni bir heyecan ne söylenir valla şimdi pek gelmedi aklıma…</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/29/demokratiklesmenin-yolu-belediye-baskani-ve-meclis-yonetisiminin-degismesinde/">Demokratikleşmenin Yolu Belediye Başkanı ve Meclis Yönetişiminin Değişmesinde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehirler Bedenimizde Değil Ruhumuzda Sızı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/28/sehirler-bedenimizde-degil-ruhumuzda-sizi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ulaş Tol]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Mar 2019 15:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[GENAR]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Şen]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36963</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şehirler ve yerel seçimler üzerine söyleşilerimize araştırmacı yazar  Mustafa Şen ile devam ediyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/28/sehirler-bedenimizde-degil-ruhumuzda-sizi/">Şehirler Bedenimizde Değil Ruhumuzda Sızı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzün şehirlerini nasıl buluyorsunuz, şehir üzerine genel yargılarınız neler?</strong></p>
<p>Gerek Türkiye’de gerekse dünyada, genel anlamda şehirler beni boğuyor. Sadece beni değil, başka insanları da boğuyor; hatta hayvanlar da yaşayamıyor şehirlerde. Burada Müslüman-Müslüman olmayan veya Batılı-Doğulu ayrımı yapmıyorum; genel olarak böyle. İstanbul’u, Tiflis’i, Afrika’dan bir şehri alalım,  Madagaskar’ın başkenti Antananarivo’yu mesela, hep böyle. Kahire’ye, Paris’e, Londra’ya, Roma’ya, New York’a, Tokyo’ya nereye bakarsan bak; orada insanı bunaltan, insan olmayla bağdaşmayan bir sorun var. Bedene göre yapılmış bu şehirler, hatta beden de ıskalanmış da; daha önemlisi, insan ruhuna göre yapılmamış. Bana sorarsanız; şehirler insan bedenine göre inşa edilmeli, insan ruhuna göre ibda edilmeli. Bu ibda ve inşa faaliyetinin imtizacı olarak şehir ortaya çıkarsa, o şehirdeki rüzgarın da yaşamasına, bulutun da, denizin de, ormanın da, karıncanın da, farenin de, kedinin de, insanın da yaşamasına, ama hem ruhu hem bedeniyle yaşamasına imkan olur diye düşünüyorum. Şehir bu imkanı veren bir mekan, Cenab-ı Hakk’ın “Künn” emrinin gerçekleşme alanı mekan.  Mekan ve imkan aynı kökenden; Türkçedeki olmak ve oluş gibi.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-36964" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/mustafasen-640x853.jpg" alt="" width="360" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/mustafasen-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/mustafasen-1280x1707.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/mustafasen-1024x1365.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/mustafasen-scaled.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />İstanbul’a bakacak olursak, neler değişiyor İstanbul’da son yıllarda?</strong></p>
<p>İstanbul’un, baktığımızda yeşil alan miktarı artmış, 20-30 sene öncesine göre. Aktif yeşil alan kullanımına baktığınızda bir artış var; kişi başı aktif yeşil alan 7-8 metrekareden 12-13 metrekareye göre rakamlar değişiyor; halbuki, eskiden bu 3 metrekareydi. Bu çok güzel bir gelişme. Lakin, şu da var: İstanbul’un yarısına yakını orman ama siz hiç kendinizi bir ormanlık şehirde yaşıyor gibi hissediyor musunuz? Yahut İstanbul’un içinden deniz geçiyor, denizlerle çevrili; siz kendinizi her tarafı deniz olan bir şehirde yaşıyor gibi hissediyor musunuz? Bence hissetmiyorsunuz. Şunu da söyleyeyim ki, denize 5 km mesafede yaşayanlarda dahi bir deniz şehrinde yaşıyorum algısı yok. Biz bunu 2001 yılında yaptığımız bir araştırmada görmüştük. Denize 5 km mesafede yaşayan ama hiç deniz görmemiş insanlar vardı.</p>
<p>Şu an Büyükşehir Belediyesi deniz altı ve yüzey temizliği yapıyor. İstanbul plajlarının tamamı mavi bayrak dikilecek düzeyde. Bu harika bir şey. Ama biz deniz şehrinde yaşadığımız algısı içerisinde değiliz. Çoğumuz kendisini bir deniz şehrinin çocuğu olarak görmüyor. Biraz da şöyle; Tokatlı, Tokatlı olarak, Antepli Antepli, Trabzonlu Trabzonlu olarak görüyor. Bir dakika; biz İstanbulluyuz, ister buraya bir kara şehrinden gelmiş olalım, ister bir deniz şehrinden.</p>
<p>Hayvanlara bakalım; İstanbul’da Büyükşehir Belediyesi bir milyondan fazla hayvanı tedavi etti, bu dehşet bir rakam. Bugün bir ilçe belediye başkan adayını dinledim; bir hayvan rehabilitasyon merkezi kuracağız dedi, yokmuş. Peki, sen onu kurana kadar şu geçen on yıllarca zaman içerisinde hayvan yok muydu orada, ben çok şaşırdım. Ben bu gezegene hayvanlardan sonra geldiğimize inanıyorum. Buranın sahibi aslında hayvanlar. Biz sonradan gelmişiz, onların memleketine konmuşuz, sonra da onlara yaşam alanı bırakmamışız. Böyle bir şey olabilir mi, böyle bir şehir olabilir mi? Yaşam alanlarını yok etmişiz, gıda bulamıyorlar, suları almışız boruların içerisine, su bulamıyorlar.  Biz onlardan sonra gelip trafik yaptık, insan geçemiyor ki, trafikte kedi geçebilsin ya da köpek geçebilsin. Arabalar onları eziyorlar, hayvan yola adım attığı zaman trafiğin durması lazım; bizimki bağırıyor, üzerine kırıyor. Hayvanlara nedir bu ettiğimiz şeyler, oysa onlarla beraber yaşamak gerekiyor. Ayrıca, doğanın bir dengesi var, bir tanesini çektiğiniz zaman hayvanın, sonra belanızı buluyorsunuz; doğa intikamını alıyor.</p>
<p>Ben geldiğimde, 84’de geldim, bu İstanbul bir acayip yerdi. Bir yerden bir yere gidilemiyordu. Raylı sistemler, kavşaklar, şunlar bunlar, hiçbir şey yoktu, trafik keşmekeş oluyordu, günün hiç bir saatinde su yoktu, çöp dağları ve çukurlar vardı. Mesela, bazı uzmanlar Haliç’in kapatılmasını önerdiler Tayyip Erdoğan’a İBB Başkanı olduğunda. Haliç’te şimdi yüzebiliyorsunuz, balık var; hadi yüzmeyin ama balık var.  İstanbul’un hiçbir tarafında yüzemiyordunuz, su hastalıklıydı, koli basili vardı.</p>
<p>Diğer taraftan, 1100 km’ye ulaşan bir raylı sistem planlaması var. Bunun 600-700 km’si birkaç sene içerisinde bitiyor, hali hazırda 400 km’ye yaklaşmış. Bütün bunlar oldu; ama bir şehir, ruhumla buluşayım dediğinizde ruhunuzla buluşabiliyorsanız, şehirdir. Şimdi, lokasyon olarak çok güzel noktalar sayabilirim size. Ama ruh var mı? Ruhunuzu bulabiliyor musunuz orda? Yani; bedenin ruhunla randevulaşsın, şurada bir buluşalım desin, orada ruhunuzla buluşamıyorsunuz. Siz oraya gidiyorsunuz, ruhunuz gelmiyor; ruha göre ibda edilmediği için. Bedene göre inşa edilmiş yere ruhunuz gelmiyor ve siz orda sap gibi kalıyorsunuz bedeninizle kendi başınıza. Bir zaman sonra da canınınız sıkılmış, bunalmış bir vaziyette ayrılıyorsunuz. Sebep? Ruhunuz muazzep olmuş!</p>
<p><strong>Peki; nasıl olabilir, mesela siz belediye başkanı olsanız ne yapardınız?</strong></p>
<p>Ben belediye başkanı olmam.</p>
<p><strong>Diyelim belediye başkanı olana danışmanlık yapacaksınız? </strong></p>
<p>Kesinlikle olmam. Ulaş hocam benim Cenab-ı Hakk’tan istediğim şeylerden biri de odur: Yâ Rabbî! Beni belediye başkanlığı meselesine mecbur etme. Belediye Başkanlığı danışmanlığı da yapamam ama belediye başkanıyla arkadaşlık yapabilirim, muhabbet edebilirim ve ona çok güzel şeyler, çok önemli şeyler söyleyebilirim.</p>
<p>Belediye başkanı olacak olan kişilerin bir sertifika programından geçmelerini isterim öncelikle.  Demokrasi çok şeydir, ama demokrasi her şey değildir. Bir belediye başkanı olacak kişinin şehre dair algısı, kaygısı, bilgisi ve bilinci olmalı. Şehre dair bana beş tane şiir okusun, o şehrin mimarlarından bana örnekler verebilsin. İstanbul’daki siyasetçiler bana 10 tane mimar ismi sayabilir mi? İstanbul üzerine şiir okumalı, “sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul” şiirini istemiyorum ama; onu herkes biliyor! İstanbul üzerine resimleri olan kişiler var ya da İstanbullu ressamlar var; bunları sayabilmeli. Sanat hakikate açılan penceredir, bana o pencereden görülenleri gösterebilmeli. İstanbul’un tarihi oluşumunu, nerden nereye gelmiş olduğunu bilmeli. İstanbul bir kültür ve medeniyet membaı. Bana bunu idrak ettirebilmeli ve yaşatmalı. Bazı şehirler ilim, irfan ve hikmet pınarı. Bu pınar öncelikle belediyeden damla damla süzülmeli. Göç üzerine teorik mülahazalarda bulunabilmeli, pratik çözümler söyleyebilmeli bir başkan. Ekolojiden konuşabilmeliyiz onunla. Akıllı şehirden de. Bir belediye başkanı bunları bilebilir mi? Hepsini bilemeyebilir, hak veriyorum ama yanındaki çalışma arkadaşlarının ve danışmanlarının böyle olması lazım. 4-5 tane danışmanı olmalı ki bunlardan birisi ressam, birisi şair-edip, birisi mimar, birisi musikişinas ve benzeri kültür-sanat-edebiyat alanlarından kişiler olmalı onlar. Onlarla istişare etmeli, onlarla konuşmalı. Hatta, o kişilerin kısmî imza yetkisi olmalı. Her şey değil ama bazı şeyler onların onayından geçmeli. Şehir, bir manada yüksek kültür üretilen ve yüksek kültür tüketilen yerdir. Onu kırdan, köyden bu yüksek kültür ayırır. Başkanlar bu yüksek kültürün insanı olmalılar her şeyden önce; yanındakiler de.</p>
<p><strong>Belediye başkanlarının bakanları olmalı diyorsunuz bir anlamda!</strong></p>
<p>Bazı şeylerde “ben başkanım, halk beni seçti yaparım, demokrasi var,” olmamalı. Demokrasi dediğim gibi, çok şeydir ama her şey değildir, bir insan demokrasi adına şehrin canına okuyamaz.</p>
<p><strong>Yani; siz, şehirler için başkanlık sistemi iyi bir sistem değil, demiş oluyorsunuz aslında, öyle mi?</strong></p>
<p>Bu başkanlık sistemi ile alakalı bir şey değil, imzanın yetki dağılımı ile bağlantısı var diyorum, ki özellikle sanat ruhu olan, tarihi şehirlerde o yetkinin biraz paylaşılması lazım.</p>
<p><strong>Bu, çevre için de olabilir, başka başlıklar için de olabilir o zaman.</strong></p>
<p>Başkan şehrin lideri olmalı, yöneticisi değil; şehrin bütüncül yapısının lideri. Bu liderlik ağı içerisinde karıncasına varıncaya kadar her canlı, onun adına illa ekolojik şehir demeye gerek yok, rüzgar bile o şehirde yaşayabilmeli. İlginçtir, kainat çoğul bir kelime, evren tekil; Batı dillerindeki universe de tekil.  Bu kainat ya da bu evren ya da bu evrenler diferansiyel bir denklemdir. Rüzgarın nasıl estiği bir diferansiyel denklemdir. Herhangi bir yerin topografyasını, bana matematiksel olarak yazabilir misiniz, yazarsınız. Üç tane diferansiyel denklem söylüyorum size bozulan: 1. Topografya diferansiyel denklemini bozuyoruz. 2. Rüzgar, oksijen başta olmak üzere, hava akımı diferansiyel denklemini bozuyoruz. 3. Güneş ve ışık; ışık yaşamın bir tür kaynağı, o denklemi de bozuyoruz. Bozulmuş üç ana denklem ortamında nasıl yaşayabiliriz? Şehir nasıl olmalı, bir belediye başkanı olsan nasıl yapardın ya da danışmanı olsan ne derdin diye sorarsanız, işte bunu söylüyorum: Bir belediye başkanı bu üç diferansiyel denklemi ya da belki de diferansiyel olmayan bu üç denklemi koruyacak, bozulmasına fırsat vermeyecek bir belediye başkanlığı yapmalı; demokrasi de bu denklemleri bozmaya alet edilememeli. Bunu yapan belediye başkanının ben ellerinden öperim ya da ben ona bir türkü söylerim, bir şehir türküsü.</p>
<p><strong>Peki; şu an hani seçim atmosferindeyiz. Başkan adayları var, vaatleri var, programları var; onları nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Şimdi, ya hep ya hiççi olunca kötü olur. Ben yeterli pozitif düzeyde, yeterli olgunlukta görmediğimi söyleyebilirim. Ama bu hiçbir şey demiyorlar ya da yapmıyorlar, yapmayacaklar anlamına gelmez; o da haksızlık olur.</p>
<p>Belediye başkanlarının ve başkan adaylarının vaatleriyle, benim olmasını istediğim şeyler arasında bir kesişim kümesi var. Fakat, oradaki temel sorun şu; bütünden hareketle yapılmadığı için, bütünün bir parçacığı olarak kalıyor, bir anlamda tesadüfen iyi şeyler ortaya çıkıyor. Bunun sebeple şehir felsefesi zemininde şehir bilinci, şehirlilik bilinci, şehirli insan, şehirli varlık bilinci kazandıracak sertifika programlarından geçmiş kişilerden belediye başkanı olmasını istiyorum</p>
<p>Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan dedi ki, biz İstanbul’a ihanet ettik. Doğru söyledi, bu şehrin yöneticileri bu şehre bir kötülük yaptılar, şimdi bu yoldan nasıl dönülür diye çare aranıyor. Bu çareler bizim 2000’lerin başlarında şehir felsefesi üzerine yazdığımız metinlerde var; bütüncül belediyelik dedik buna o zamanlar.</p>
<p><strong>Nedir bu?</strong></p>
<p>Bütüncül belediyecilik fiziki belediyecilik, sosyal belediyecilik ve kültürel belediyecilik çalışmalarının bir zeminde ve ekolojik yaklaşımda bir bütün olarak yapılması demek. Aynı zamanda şehri, içinde bulunduğu daha geniş çevre ve bölge içinde değerlendirmek.</p>
<p>Bu şehir gitmeli, yerine yeni bir şehir gelmeli; evet! Ancak; insanların rahatlıkla işe gidip gelebildikleri, rahatlıkla parkta oturup ya da filan eğlence yerinde eğlendikleri bir şehir de yeterli değil. İnsanlar ona şehir diyorlar. O, bedenin şehri; o inşa edilir. Onu elli sene sonra robotlar yapıyor olacak zaten ama robotların yapamayacağı bir şey var: Ruh. Ruhun şehri, ruha göre ibda edilen şehri robotlar yapamayacak. Biz bugün en fazla robotik işler yapıyoruz, insani işler değil. Bütüncül belediyecilik bu bütünselliği de ihtiva etmektedir.</p>
<p><strong>Bir de güncel meselelere değinelim; ekonomi meselesi var, bir belediye hayat pahalılığıyla, yoksullukla mücadelede ne yapabilir, ne katkı sunabilir şehir yaşayanlarına?</strong></p>
<p>Çok güncele dair çok önemli bir soru.  Hegel’in dönemin belediyeciliği için söylediği bir şey var, diyor ki belediyeler burjuvazinin işlerini yürütür. Oysa, doğrudan o şehrin sakininin hayatını kolaylaştıran ona daha daha fazla verebilen bir kurum olmalı belediye. Yerel kalkınma unsurlarını devreye sokabilir belediye başkanı. Mesela; ev kızlarımız var, ev kadınlarımız var ya da işsiz kızlarımız, oğullarımız var. Yerel kalkınma modelleri geliştirilerek onların üretimin içine sokulması mümkündür. Bu, belediyenin görevi değil ama belediye buna katkı sağlayabilir.</p>
<p><strong>Son bir de şunu sorayım: Siz araştırmacısınız, eminim çok araştırma da yapıyorsunuz bu dönemde seçmenin beklentisi üzerine; nelerden etkileniyor, bir başkandan, şehircilikten, belediyecilikten ne bekliyor, gerçi bu aralar anket işleri biraz itibar kaybediyor ama.</strong></p>
<p>Yok, kaybetmedi kaybetmedi! Toplumun bir kısmını, Muharrem İnce’nin dediği gibi, şizofren haline getiren araştırmacılar vardı, onları da İnce payladı daha önce.</p>
<p>Partisel ya da ideolojik aidiyeti, kurumsal sadakati, liderlik bağlantısı olan seçmen kitlesi birinci büyük kitleyi oluşturuyor; bunlar kolay kolay değişmiyor; dolayısıyla, bunları sabit kabul etmek mümkün. Bir de hareketli olan ya da kaygan oyları olan seçmenler var. Bunlar oylarını her seçimde değiştirebiliyorlar; yüzde 10-15 civarında, yüzdelik olarak büyük dilimi oluşturmuyorlar. Bunların içerisinde de ekonomiyi birinci madde olarak görenler var; ‘önce geçimine, sonra seçimine bakan’ bir kitle var. İşte bu kitle başta olmak üzere, yüzde 10-15’lik kitlenin ne dediğine bakmak gerekiyor. Şimdi bana sorarsanız, mevzuyu ülkenin ekonomisiyle yani geçimle alakalı görmediğim için, siz benim oyumu değiştiremezsiniz. Ama o yüzde 10-15’in içerisindeki bir kesim böyle düşünmüyor, benim gibi düşünmüyor, dolayısıyla onun oyu değişebilir. Oradan bakıldığında daha farklı şeyler gözüküyor; o seçmenler ‘önce geçimine sonra seçimine’ bakıyor, önce şehrine sonra başkanına bakıyor. Diyor ki: “bir dakika sen geldin 5 sene çalıştın, şunları yapacağım dedin, şunları bunları yapamadın, niye yapmadın yapsaydın; sana oy yok!” Yahut, yapmış vadettiklerini; o zaman al sana destek!</p>
<p>İşte, o kesimin ne dediğine bakmak gerekiyor. Onlar ‘kendi ve kenti’ arasında ilişki kuruyor. ‘Kendi ve kenti’ ilişkisinden hareketle de oy veriyor. Oyları az ama belirleyici; yani, onun oy ağırlığı benim oy ağırlığımdan daha yüksek. Çünkü; benimki sabit, onunki ise haraketli. Benim oyumun enerjisi durağan, onun oyunun enerjisi kinetik; vurdu mu dağıtabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/28/sehirler-bedenimizde-degil-ruhumuzda-sizi/">Şehirler Bedenimizde Değil Ruhumuzda Sızı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
