Özel İstihdam Büroları Yönetmeliği ve çalışan kadınların hak kayıpları

06 Mayıs 2016
Özel İstihdam Bürolarına (ÖİB) işçi kiralama yetkisi veren “İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” Meclis Genel Kurulu’nda. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, tasarı bu haliyle geçerse kadınların, kiralık işçi olarak çalıştırılacak en büyük kitleyi oluşturacağına dikkat çekiyor. kadıncinayetlerinidurduracagiz.net’te yayınlanan yazı şöyle: “Kiralık işçilik” imkanıyla emeğin güvencesiz şekilde işveren hizmetine sunan […]

Özel İstihdam Bürolarına (ÖİB) işçi kiralama yetkisi veren “İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” Meclis Genel Kurulu’nda. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, tasarı bu haliyle geçerse kadınların, kiralık işçi olarak çalıştırılacak en büyük kitleyi oluşturacağına dikkat çekiyor.

kadıncinayetlerinidurduracagiz.net’te yayınlanan yazı şöyle:

“Kiralık işçilik” imkanıyla emeğin güvencesiz şekilde işveren hizmetine sunan Özel İstihdam Bürolarına(ÖİB) işçi kiralama yetkisi veren “İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” Meclis Genel Kurulu’nda. Tasarı bu haliyle geçerse kuşkusuz kadınlar, kiralık işçi olarak çalıştırılacak en büyük kitleyi oluşturacaktır.

2016 yılında 91 günde 94 kadın öldürülmüşken, kaçak yurtlarda onlarca çocuk cinsel istismarla karşı karşıya iken, Halkın “Özgecan Yasası” ismini verdiği TCK ve İnfaz Yasa’sının, İstanbul Sözleşmesine uygun hale getirilmesi ile ilgili Kanun önergeleri 3 yılı aşkın süredir ele alınmazken, İktidar Milletvekillerinin çabası ile  emek örgütlerinin tüm itirazlarına rağmen kadınların büyük mağduriyet yaşayacağı “Kiralık İşçilik” yasallaşmak üzere.

Her durumda hedef olarak ucuz iş gücü olan zarar gören kadın olacak. Kadınlar için işyerinde ilerleme, ücret artışı, emeklilik ve iş güvencesi imkansız olacak. Zaten evinde ücretsiz köle olan kadın işverenin de düşük ücretli kölesi haline gelecek. Kadının yaşam hakkı alanında adaletin sağlanabilmesi için, ihtiyaca uygun yasalar yapılması ve bu yasaların evrensel hukuka uygun hale getirilerek uygulanması gerekir. İktidar çevreleri ısrarla kadınların kimliklerini yalnızca aileyle tanımlamak istemekte, kadının bedenini sadece anne olarak tüketerek yine “aile özeli” diyerek kadının yaşadığı şiddetin üstünü örtmeye çalışmaktalar. Beyanatlar fetvalar ve kadını hedef alan yasalar hep bunun için.

Kiralık işçi tasarısının yasallaşması halinde kadının güvencesiz ve düşük ücretle çalıştırılması için tasarlanan yolun tüm taşları döşenmiş olacaktır. Özel istihdam bürolarının oluşumu, 4904 Sayılı Kanun ile AKP tarafından yapılmıştır. Halihazırdaki hukuki düzenlemenin yasal dayanağı 4904 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu’nun 32’nci maddesidir. “Özel İstihdam Büroları Yönetmeliği” 1 Ağustos 2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu hali ile ÖİB, İşverenlere işçi bulmakta ve komisyon almaktadır.  Oysa “İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın Yasallaşması halinde, işçiler direkt olarak İşverene kiralanabilecek.

İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’ ile Geçici iş ilişkisi, ÖİB’ler aracılığıyla ya da holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde görevlendirme yapılarak kurulabilecek. Türkiye İş Kurumu’ndan geçici iş ilişkisi kurma yetkisi alan ÖİB’ler, işverenle sözleşme yaparak işçisini geçici olarak işverene devredebilecek.

mevsimlik

Mevsimlik tarım işlerinde veya temizlik işleri, hasta, yaşlı ve çocuk bakım hizmetleri gibi ev hizmetlerinde, süre sınırı aranmadan işçi kiralanabilecek. Doğum izni ve doğum sonrası kısmi çalışma hakkı kullanan, askerlik hizmetini yapan ve iş sözleşmesi askıya alınan çalışan yerine başka bir işçi ile geçici iş ilişkisi, bu hallerin devamı süresince kurulabilecek.

Özel İstihdam Büroları yüzlerce işçinin işvereni olacak

Kiralama süresi bittiğinde ÖİB’YE dönen işçi ikinci bir işe başlatılmazsa ücret alamayacak ve ÖİB ile iş akdi askıya alınacak. İş Kanunu’ndaki birçok hak söz gelimi “işe iade” konularında bir düzenleme yok. ÖİB kurulurken istenen teminat miktarı ve yeterlilik düzenlemeleri düşük olduğundan işçilerin kıdem, ihbar tazminatları vb. yasal hakları güvencesiz kalacak. Emek örgütleri haklı olarak bu tasarının geçmemesi için sokaklara inmiş durumda.

Bilindiği üzere kısa süre önce “esnek çalışma” adı altında yine kadını hedef alan yasal düzenlemeler meclisten geçmişti. Esnek çalışma adı altında yasalaşan düzenlemelere göre; Doğum yapan memurlar, analık izni sonrasında birinci doğumda 2 ay, ikinci doğumda 4 ay, sonraki doğumlarda ise 6 ay, günlük çalışma süresinin yarısı kadar çalışabilecek bu süre içinde süt izni verilmeyecek, mali ve sosyal haklarda herhangi bir kesinti yapılmayacak.

İşçi kadınlarla ise yarı zamanlı çalışan kadın işçilerin ücretleri ve çalıştıkları süreye tekabül eden kısmın prim ve ücretleri işveren, çalışmadıkları süreye tekabül eden prim ve ücretleri İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak. Ödenecek ücret, günlük asgari ücretin brüt tutarı kadar olacak.

Kadın işç ilerin bu ödemeyi alması için, doğum tarihinden önceki 3 yılda en az 600 gün işsizlik sigortası primi bildirilmiş olması, haftalık çalışma süresinin yarısı kadar fiilen çalışması ve doğum sonrası iznin bittiği tarihten itibaren 30 gün içinde kuruma doğum sonrası yarım çalışma belgesi ile başvuruda bulunması gerekiyor. Görüldüğü üzere belirli şartları taşımayan kadın işçiler bu düzenlemelerden faydalanamayacak.

‘Bütün Erkek ve Kadınlar için İnsana Yakışır İş’

Kadın-erkek eşitliği, ILO’nun “Bütün Erkek ve Kadınlar için İnsana Yakışır İş”  gündeminin ana öğesidir. ILO’nun 183 Sayılı Anneliğin Korunması Sözleşmesi’nde mevzuattaki sosyal yardımlardan a-tipik işlerde çalışan; yani taşeronda, yarı zamanlı, gündelik işlerde çalışan kadınları da kapsadığı yazılıdır.  Ancak Ülkemiz ILO’nun kadınlar için önemli bu düzenlemeleri hala imzalayıp yürürlüğünü sağlamış değil.

Yine kadınlar için önemli konulardan biri de doğum borçlanması ama bu konuda da herhangi bir değişiklik yapılmamış yasada. Önceden olduğu gibi, sadece doğum öncesi SGK’LI olan annelere borçlanma hakkı tanınırken, bunların da yalnızca sigorta başlangıcından sonraki doğumları borçlanma kapsamında. Ülkemizde birçok kadın çocuk yaşta evlendirildiğinden doğum öncesi SGK’LI olması mümkün değil.

Kiralık içi yasa tasarısı da yasallaşırsa, yarı zamanlı çalışmaya geçen kadın işçinin tam zamanlı çalışmaya dönmesi durumunda, yerine işe alınan geçici kadın işçinin iş sözleşmesi kendiliğinden sona erecek.

Her iki kadın da az ücretle, kıdemsiz, emekli olma şansı yok olarak çalışmış olacak.

Her durumda hedef olarak ucuz iş gücü olan zarar gören kadın olacak. Kadınlar için işyerinde ilerleme, ücret artışı, emeklilik ve iş güvencesi imkansız olacak. Zaten evinde ücretsiz köle olan kadın işverenin de düşük ücretli kölesi haline gelecek.

Kadının yaşam hakkı alanında adaletin sağlanabilmesi için, ihtiyaca uygun yasalar yapılması ve bu yasaların evrensel hukuka uygun hale getirilerek uygulanması gerekir. İktidar çevreleri ısrarla kadınların kimliklerini yalnızca aileyle tanımlamak istemekte, kadının bedenini sadece anne olarak tüketerek yine “aile özeli” diyerek kadının yaşadığı şiddetin üstünü örtmeye çalışmaktalar. Beyanatlar fetvalar ve kadını hedef alan yasalar hep bunun için.

Toplumumuzda adalet ve özgürlük cinsler arası adalet bu amaca uygun toplumsal değerler yerleşmeden gerçekleşemez. Bu toplumun yarısıyız ancak yönetimden, ekonomiden, yaşamdan uzak tutularak kapalı alanlara hapsedilmek isteniyoruz.

Çağrılmadan sahneye çıkmamıza ve verilen roller dışında roller almamıza izin verilmiyor. Kiralık işçi, kısmi, çağrı üzerine çalışma gibi güvencesiz, yetkisiz ve düşük ücretle çalışan kesimler haline getiriliyoruz.

İktidarın kadının varlığını, sözünü sansürleyen söylemleri eylemleri her gecen gün artarak devam etmektedir. Emek örgütlerinin ve kadınların taleplerini, ihtiyaçlarını görmezden gelerek kendi yol haritalarına uygun şekildeki yasalar apar topar çıkartılmaktadır.

Her iki cinsiyet için de eşdeğer bir hukuk sistemi gerçekleştirilmedikçe toplumsal sorunlar ya da adaletsizlikler çözümlenemeyecektir.

hizmetci

kadın eve kapanmaya, ev ve bakım işleri ücretsiz yaptırılmaya devam edecek

Kadına ancak doğum yaptıktan sonra var olma hakkı tanınmakta, varlık alanı ev içi olarak sınırlanmakta ve kadının anneliği siyasal olarak da tepe tepe kullanılmaktadır.

Kadınlarla ilgili en önemli yasalar erteleniyor. Kadını ve haklarını dikkate almamak için her türlü bahane kullanılıyor. Kadınların insan olmanın doğal sonucu olan asgari haklarını talep etmelerini özellikle “marjinal” taleplermiş gibi gösteriliyor.

Anayasa ve İş Kanunu’ndaki düzenlemelere rağmen kadınlar; ağır işlerde çalıştırılmakta, gece mesaileri uzun tutulmakta, çalışmaları bordrolara yansıtılmamakta, doğum borçlanması yapılmamakta, kreş uygulaması yerleştirilmemekte, tacize veya istismara uğradığında suçlu kadınmış gibi işten çıkartılmaktadır.

Uygulamadaki bu sorunlara çözüm bulmak yerine esnek çalışma, kiralık işçilik gibi düzenlemelerle kadının eve kapanmasına, ev ve bakım işlerini ücretsiz yaptırılmaya devam edilmesine, güvencesiz, düşük ücretli,  yarı zamanlı, çağrıya bağlı, kısmi sözleşmeli işlerde veya kiralık işçi olarak çalışmasına sebep olacak yasalar arka arkaya çıkarılmakta.

Kadınlar yaşamak istiyor. Kendi belirledikleri yerde; evde işte sokakta gece gündüz doğuştan var olan haklarını kullanmak, nerede olmak istiyorsa orada olmak ve Özel İstihdam Büroları yaratan, Esnek çalışma diye, esnek güvenceli iş diye süslenen, kadınları evde ücretsiz işte güvencesiz düşük ücretli köle yapan kanunlar yerine sosyal güvenceleri tam, eşit haklarla, eşit ücretli iş sağlayan yasalar istiyor.