Prof. Feride Acar GREVIO Başkanı seçildi

Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda bugüne kadar yapılmış en kapsamlı uluslararası sözleşme olarak tanımlanan ve Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nin uluslararası denetim organı olan GREVIO’nun başkanlığına, 1980’li yıllardan bu yana kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında çalışan Prof. Feride Acar getirildi. Hem de oy birliğiyle… Ne güzel bir haber değil mi? Ama bu […]
Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda bugüne kadar yapılmış en kapsamlı uluslararası sözleşme olarak tanımlanan ve Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nin uluslararası denetim organı olan GREVIO’nun başkanlığına, 1980’li yıllardan bu yana kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında çalışan Prof. Feride Acar getirildi. Hem de oy birliğiyle… Ne güzel bir haber değil mi? Ama bu noktaya öyle kolay gelinmedi. İstanbul Sözleşmesi’nin kabulünden ulusal GREVIO adayı seçimine kadar Türkiye’de hükümet ve devlet organlarıyla kadın örgütleri arasında çatışmalı denilebilecek, ibretlik bir süreç yaşandı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yıllardır bu konuda oldukça bilgi ve deneyim biriktirmiş kadın örgütlerini maalesef süreçten dışlamaya çalıştı. Ancak kadın STK’ların inatçı dayanışmasıyla bu çabalar sonuçsuz kaldı. Ve kadın stk’ları, Türkiye sivil toplum tarihine, burada hikayesini okuyacağınız bir ‘güç birliğiyle başarı’ örneği daha hediye etti.
İlk olarak Türkiye’nin imzasıyla, İstanbul’da kabul edildiği için kısa adı İstanbul Sözleşmesi olan, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, Türkiye’de 1 Ağustos 2014’te büyük umutlarla yürürlüğe girmişti. İçeriği, kapsamı ve yaptırımlarıyla konuya ilişkin bu güne kadarki en etkili belge olarak tanımlanan Sözleşme, Türkiye’yle birlikte 11 Avrupa ülkesi tarafından kabul edildi.
Ancak imza atmak ve gururlanmakla iş bitmiyordu elbette. Sözleşmenin etkisini gösterebilmesi için, iç hukuk kurallarının sözleşmeye uygun hale getirilmesi, kamu personelinin eğitilmesi, müfredatın değiştirilmesi, yeni merkezler açılması gibi birçok uygulamanın hayata geçirilmesi, hepsinden önce de ortaya bunun için bir irade konması gerekiyordu. Bugüne kadar bu yapılmadı. İstanbul Sözleşmesi bugüne kadar, kadın stk’ların uygulanması için sürekli uyarıda bulunduğu, hükümet yetkililerininse 8 Mart, 25 Kasım gibi kadınlarla ilgili uluslararası günlerde PR malzemesi yaptığı bir belge olarak kaldı.
Ancak bu sonsuza kadar böyle süremez; çünkü İstanbul Sözleşmesi öyle kolay bir lokma değil! Sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini takip etmek için güçlü bir uluslararası izleme mekanizmasına sahip olacak, hatta ilerde AİHM gibi bir işlevi olması bekleniyor.
STK’SIZ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ OLMAZ!
İşte bu yükümlülüklerden biri de kısa adı GREVIO (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Uzman Eylem Grubu) olan izleme komitesinin seçimiydi. Komitede her ülkeden belli bir oranda kadın sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin yer alması gerekiyordu. Ancak geçen yıl Türkiye’de süreci yürüten Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, kadın ve sözleşme kapsamına alınan LGBTİ stk’larını işin içine katmak istemedi. Bunu da toplantıya katılması gereken stkR’lardan, çok kısa bir süre içinde, imzalı kaşe, dernek kodu, vergi numarası, ıslak imzalı temsil belgesi gibi aşırı bürokratik taleplerde bulunarak gösterdi. Yani daha işin başında İstanbul Sözleşmesi’nin söylediklerinin tam tersini yaptı. Ancak toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele ederken, aynı zamanda devletle de mücadele edebilme konusunda oldukça deneyimli olan ve kısa süre içinde İstanbul Sözleşmesi Türkiye İzleme Platformu kuran kadın örgütleri, bu yaklaşımı kabul etmedi. 30’u aşkın stk, bürokratik dayatmalar ve süre sınırlaması hakkındaki eleştirilerini Bakanlığa iletirken, yine de verilen 1,5 günlük süre içinde temsil belgelerini yetiştirdi. Buna rağmen ret cevabı alınca, dışında bırakıldıkları toplantının kapısına dayandı. Bakanlık, onları içeri almak zorunda kaldı ancak oylamaya katmadı. Sonuçta GREVIO süreci için Cumhurbaşkanı’nın kızının kurduğu KADEM, Başbakan’ın eşinin yönetiminde olduğu ve kadın değil sağlık alanında çalışan KASAD ve başörtüsü mücadelesiyle öne çıkan AKDER seçildi. Daha sonra Başkent Kadın Platformu’ndan olan ancak Ak Partili kimliğiyle öne çıkan Emel Topçu’nun GREVIO adayı olarak belirlendiği duyuruldu. Kadın örgütlerinin adayı ise ulusal ve uluslararası alanda kadın çalışmalarının öncülerinden olan Prof. Feride Acar’dı. Tepkiler büyürken, aslında umutların da tükenmeye yüz tuttuğu bir anda, Bakanlığın geri adımının sesi duyuldu: 2 Mart 2015’te Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın web sitesinden Türkiye’nin GREVIO adayının Prof. Dr. Feride Acar olduğu açıklandı. Bu “Bir zafer daha”ydı.
TÜM ÜLKELERDEN TÜRKİYE KADIN STK’LARINA ÖVGÜ
Türkiye’nin böyle zorlu bir süreçle aday gösterdiği Prof. Feride Acar şimdi uluslararası alanda GREVIO’nun başkanı. Bu karar ve GREVIO toplantısında söz alan tüm ülke temsilcilerinin, Türkiye kadın hareketinin İstanbul Sözleşmesi ve GREVIO’yla ilgili mücadelesinden övgüyle söz etmesi, kadın stk’lar arasında gururlu bir sevince neden oldu. Şimdi sıra, İstanbul Sözleşmesi’nin tüm maddelerinin tek tek uygulanmasında. Türkiye kadın hareketinin tarihine bakıp, umutlu olmamak, ”yaptıkları yapacaklarının teminatı” dememek mümkün değil.
PROF. FERİDE ACAR KİMDİR?
1980’li yıllardan bu yana çalışmalarını kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında yoğunlaştıran Feride Acar, 1994’de ODTÜ Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı ve Yüksek Lisans Programı’nın kurulmasına öncülük etti. 1994-2003 yılları arasında ODTÜ Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı ve Yüksek Lisans Programı’nın Kurucu Başkanı olarak görev yaptı. Türkiye’de kadın çalışmaları alanının üniversitelerde kurumsallaşmasına önemli katkılar sağladı. Kadın-erkek eşitliği ve kadınların insan hakları konularında Dünya Bankası, BM Kalkınma Programı, AB gibi kurumlar için uluslararası danışman olarak çalıştı, Türkiye’yi birçok uluslararası toplantıda temsil etti, ulusal ve uluslararası nitelikli proje ve sivil toplum etkinlikleri içinde yer aldı. Uluslararası düzlemde kadın haklarının denetiminden sorumlu Birleşmiş Milletler organı olan CEDAW (Kadınlara Karsı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) Komitesi’ne 1997 yılında üye seçilen Feride Acar, raportör ve Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunduktan sonra, 2003’te Başkan oldu. Bu yıl ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Başkanlığından emekli olan Prof. Acar’ın, kadınların uluslararası insan hakları, akademik yasamda kadın, Türkiye’de kadın hakları, İslamcı hareketlerde kadın gibi konular yanında, Türkiye’de siyasal yaşam, siyasal kurumlar ve partiler, toplumsal değişim alanlarında yurtiçinde ve dışında yayınlanmış eserleri bulunuyor.
Bizi Takip Edin