<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>korona arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/korona/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/korona/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 May 2020 13:44:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>korona arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/korona/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Tuhaf Zamanlar” Çinlilere Ait Bir Beddua</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/07/tuhaf-zamanlar-cinlilere-ait-bir-beddua/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihat Ozturk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2020 07:38:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyhmus Çakırtaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=52198</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Tuhaf Zamanlardan Korona Virüs Günlerine”, “Corantina Günlükleri”, “Corantina Günlükleri 2”, “Salgın Hastalıklar”, “Karantina Günlüklerinden Notlar” yazılarıyla korona virüs sürecini farklı bir bakış açısıyla ele alan Blog Yazarı Şeyhmus Çakırtaş’la doğa insan ilişkisini, Tuhaf Zamanlar betimlemesiyle neyi kast ettiğini, korona virüsü ve süreç hakkındaki düşüncelerini konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/07/tuhaf-zamanlar-cinlilere-ait-bir-beddua/">“Tuhaf Zamanlar” Çinlilere Ait Bir Beddua</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Yaşadığımız süreci nasıl tanımlıyorsunuz? Bir isim koymak gerekirse bu duruma ne diyebiliriz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarihin en kötü zamanlarından biri olduğunu söylemek mümkün. Pandemi giderek yayılıyor. Son rakamlara göre 180 ülkede Covid-19 virüsü insanlarda görüldü. Bu da dünyanın geneli zaten. Devletlerin sağlık sistemi, bütçeleri çökme tehlikesi altında. Her an bazı yerlerden daha kötü haberler alabiliriz. Bu salgının diğer salgınlardan farklı tarafı yayılma hızı. İnternetten daha hızlı yayılıyor. Belki tuhaf bir benzetme oldu ama gerçekten öyle. Çok ama çok hızlı yayılıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-52200 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/cakirtas2-640x427.jpg" alt="Şeyhmuz Çakırtaş" width="324" height="216" />Dünya çaresiz bir şekilde sadece insanlar arasındaki teması en aza indirmeye çalışıyor. Bu nedenle de birçok ülke sokaklarında, meydan ve kalabalık merkezlerinde in cin top oynuyor. Hiçbir dönem böylesi küresel bir eve kapanma olmamıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çünkü iletişim bu kadar gelişmemişti ve haberler anında insanın zihnine akmıyordu. Şimdi her şey anında zihnimize akıyor. İnternet üzerinden yayınlanıp, dünya genelinde dolaşmayan bilgi yok gibi. Sanal dünyanın sırlarını artık herkes biliyor. Yalan ya da gerçek bilginin milyonlara ulaşması sadece bir tuşa bağlı. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">İşte virüs de aynı hızla içimizde dolaşıyor. Ne sınır tanıyor, ne gelişmiş devlet. Hepimizin karizmasını yerle bir ettiği kesin. </span></p></blockquote>
<p><b>Çinlilere Ait Bir Beddua, Tam Da Zamanımıza Denk Gelen Bir Beddua</b></p>
<p><b>“Tuhaf Zamanlardan Korona Virüs Günleri” yazınızda, dünden bugüne bir betimleme süreci var. “Tuhaf Zamanlardan” kastınız nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yazdığım cümle Çinlilere ait bir beddua aslında. Tam da zamanımıza denk bir beddua. Tarihsel süreci incelediğimizde bazen tarih şeridinin koptuğunu, zamanın sancılandığını görürüz. Özellikle savaşların, salgın ve doğal afetlerin tarihsel süreci değiştirdiğini biliyoruz. İşte bu zamanlara tuhaf zamanlar diyebiliriz. Her türlü tuhaflığın yaşandığı, acının sınırsızlaştığı, insanlığın yerlerde süründüğü dönemler bunlar. Bugün yaşanan pandemi bize geçmişte yaşanan salgınları hatırlatıyor. 13 yy ortalarında ilginçtir Asya’dan, Çin’den bulaştığı söylenen veba hastalığı iki yıl gibi kısa sürede Avrupa kıtasının nüfusunun genelini etkilemiş, ölü sayısının korkunç boyutlara ulaştığı ve etkisini 19 yy sonuna kadar sürdürdüğü görülüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kötü kara dönem, toplumsal değişime, iktisadi hayatta köklü dönüşüme, sanayi ve ticaret alanında devrimlere ve ortaçağın son bulmasına da neden olmuştur. Köylü isyanları veba salgınından sonra ortaya çıkmış, derebeylik yıkılmış, kilise iktidardaki gücünü kaybetmiş, toplumsal reform ve Rönesans yaşanmasına neden olunmuştur. Avrupa’yı Avrupa yapan toplumsal temeller veba salgının bir sonucudur demek belki zor ama etkisi olmuştur diyebiliriz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kara veba, “</span><span style="font-weight: 400;">Feodalizmin toprak mülkiyetine dayalı parçalı, küçük ve bağımsız iktidar yapısını, salgına karşı etkin önlemler alınması noktasında yönetsel bir zaafı beraberinde getirmiştir”.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun en somut tarafı derebeylik ve feodalizm büyük yara almış, kent yönetimlerinde daha kapsayıcı düşünceler ortaya çıkmış, kentlerde imardan sosyal donatlara kadar bir dizi değişiklik yaşanmıştır.</span></p>
<p><b>Tüketim Çılgınlığı Doğanın Dengesini Bozuyor</b></p>
<p><b>Virüsün canlı bir hayvandan insana geçtiğini yine o insandan bugün 1 milyondan fazla insana bulaştığını biliyoruz. Doğa insan ilişkisi açısından ele alırsak neler söylersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konu uzmanlık gerektiren bir mesele; ama şunu söylemek mümkün: Hayvanlardan insana geçen bazı virüsler büyük salgınlara neden olabiliyor. Bu gün korona virüs pandemi haline geliyorsa, nedeni budur. Arka planında ne yatıyor bilmiyorum. Ama doğadaki dengenin çoktan bozulduğunu biliyorum. Kent nüfusu artıkça denge diye bir şey kalmıyor. Ormanlar yok oluyor, nehirler, göller kuruyor, büyük nüfus hareketleri yaşanıyor, bin bir türlü silah deneniyor, kimyasalın bini bir para, doğada erimeyen yığınca atık, çöp giderek evimizin içine kadar gelmiş durumda. Tüketim çılgınlığı dünyanın iklimini, doğasını kısaca dengesini ciddi biçimde etkilemiş görünüyor. Bu durumda pandemi sanıldığından daha fazla yayılıyor, etkili olur. </span></p>
<p><b>Kahramanlarımız Sağlık Emekçileri</b></p>
<p><b>Doğa bizden intikamını alıyor diyebilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğa bizden intikam almıyor. İnsan insandan intikam alıyor. Bunca kötülüğün nedeni doğa değil, insanın kendisi. İnsan hastalıkları önlemeye zaman ve bütçe ayırmış olsaydı, bu virüs bu denli hızla yayılmazdı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün ülkelerin bütçe kalemlerine baktığımızda savunmaya ayrılan payın yüksekliği göze çarpar. Sağlık, eğitim, ekoloji için ayrılan pay komik düzeyde. Şimdi ortaya çıkan duruma bakın. Devasa silah endüstrisi küçük bir virüse karşı silah üretemiyor maalesef. Herkes çaresiz bir şekilde eve kapanmış. Şu an toplumun kahramanları sağlık emekçileri, doktorlar, hemşireler, sağlık teknikerleri, biyologlar…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Futbolcular, film yıldızları, siyasetçiler kahraman değil. Bu nedenle herkes doktor ve sağlık emekçilerini alkışlıyor.</span></p>
<p><b>“Bir yazınızda yine şöyle diyorsunuz? İnsanları öldürmek için geliştirilen süper silahlar, insanları öldüren küçücük virüsü öldüremiyor” burada kast ettiğiniz durum tam olarak nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyamızın içinde bulunduğu durum gerçekten tuhaf. Bir yandan milyonlarca insan aç, sefil ve yoksulluk içinde. Milyonları bulan insan yaşadığı ülkeyi bırakıp, daha iyi yaşam koşulları için deniz aşırı ülkelere sığınıyor, mülteci bir yaşam sürdürüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir yandan milyonlarca insan işsizlik içinde hayatını ekmeğe muhtaç olarak sürdürüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir yandan da ülkeler silaha, savunmaya, savaşa devasa paralar harcıyor. Afrika ülkelerinde görülen hastalıklar, Hindistan’da sokakta olan milyonlar kimsenin umurunda değil. Umurunda olmadığı gibi, yoksulların sırtından milyonlar kazanan şirketler mantar gibi türemiş durumda.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Dünya bir tüketim çılgınlığı yaşıyor ama çocuk ölümleri hala ciddi boyutta.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Asıl bu gün koronavirüse karşı başarısız olmamızın nedenini burada aramak lazım. Devlet aygıtı sağlık alanında, eğitim ve ekoloji alanında yeterli yatırımlardan kaçınıyor, militarist yapıları güçlendiriyor. </span><span style="font-weight: 400;">Ama salgınlar militarist güç dinlemiyor, herkesi vuruyor, düşürüyor. En güçlü silahlar üretilmiş, yıllardır bilinen korana virüsleri için bir çare bulunamıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu bir çelişki değil mi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzaydan yeryüzünde karınca hareket etse tespit ediyor ama karıncadan daha küçük bir canlı için elinde bir mücadele programı yok. </span><span style="font-weight: 400;">Bu yaman bir çelişki. Ya bizim birtakım bilmediğimiz olaylar cereyan ediyor, ya da gerçekten insanlık çağın oldukça gerisinde.</span></p>
<p><b>Sağlık Sistemleri Sorgulanacak</b></p>
<p><b>Birçok düşünür şimdiden tartışmaya başladı bile. Virüs sonrası yaşamda bizleri ne tür rejimler bekliyor? Otoriter mi? Yoksa Demokratik rejimler mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koranavirüsün etkisi yıllar sürebilir. Aşısı bulunsa bile yarattığı etkinin yıkıcı etkisi herkesi etkileyecek. Çünkü bazen bir taş duvarın tümünün yıkılmasına neden olabilir. Bir taş hacim olarak küçük olabilir ama duvarın odağında ise, duvarın çökmemesi için bir neden kalmaz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelecek ne olur bilemiyorum. Ama insanların en başta sağlık sistemlerini sorgulayacağını düşünüyorum. Rejimlerin yapısı değişir mi değişmez mi bilmiyorum.  Ama bazı devletler açısından kâğıttan kaplan benzetmesi yapılacağı kesin gibi görünüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir sorgulamanın, bir arınmanın olma ihtimali de var tabi. Her yıkım kalıcı değişiklikleri de beraberinde getiriyor. </span><span style="font-weight: 400;">Bu daha otoriter bir devlet yapısı mı olur, yoksa daha demokratik bir oluşumlar zinciri olur bilmiyorum. </span><span style="font-weight: 400;">Ama ekonomik krizin kapıda olduğu, dünya genelinde bir zamansal bir kırılmanın olacağı ihtimali var. </span><span style="font-weight: 400;">Henüz üretim durmamış, şu ya da bu şekilde işler yolunda. </span><span style="font-weight: 400;">Ama pandemi sürerse, dünya genelinde bir dalgalanmanın olacağı söylemek mümkün. Bu dalgalanmanın da bazı yıkıcı etkileri olacak elbet…</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/07/tuhaf-zamanlar-cinlilere-ait-bir-beddua/">“Tuhaf Zamanlar” Çinlilere Ait Bir Beddua</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mor Dayanışma’dan Sağlık Çalışanı Kadınlar İçin Kampanya</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/01/mor-dayanismadan-saglik-calisani-kadinlar-icin-kampanya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2020 09:53:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[#MorPazartesi]]></category>
		<category><![CDATA[Coronavirus]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51845</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mor Dayanışma sağlık çalışanı kadınlarla dayanışmak sorunlarını ve taleplerini görünürleştirmek için Mor Pazartesi başlığıyla sosyal medyada bir kampanya başlattı. Kampanyaya katılan kadınlar, sağlık çalışanları için acil test ve koruyucu ekipman taleplerini dile getirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/01/mor-dayanismadan-saglik-calisani-kadinlar-icin-kampanya/">Mor Dayanışma’dan Sağlık Çalışanı Kadınlar İçin Kampanya</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="Mor Dayanışma’dan Sağlık Çalışanı Kadınlar İçin Kampanya" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/MevU-2NbIEc?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Coronavirus (COVID-19) her geçen gün daha fazla insanı etkilemeye davam ediyor. Salgınla mücadelede en ön safta yer alan sağlık çalışanları ise bu virüsten en çok etkilenenler. </span><span style="font-weight: 400;">Bunun da en önemli nedeni onların bu hastaları daha çok görüyor ve tedavisini üstleniyor olmaları. Mor Dayanışma’nın kampanyasına katılan kadınlar da koruyucu ekipman ve acil test uyarısında bulunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kampanyaya katılan kadınlardan  Tuğçe Özçelik: ‘‘Sağlık çalışanı kadınlar ne kahraman ne de melek! Onlar da bizim gibi insan ve doğaüstü güçleri yok. Tüm sağlık çalışanı kadınlara acil test ve koruyucu ekipman sağlanmasını talep ediyoruz’’ diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kampanya ile ilgili tüm paylaşımlara erişmek işin Twitter’da #MorPazartesi tagine göz atabilirsiniz.</span></p>
<p><strong>İtalya ve Çin’de Virüsten Etkilenen Sağlıkçılar</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İtalya Ulusal Sağlık Enstitüsü&#8217;ne göre, Koronavirus bulaşan sağlık çalışanı sayısı 6 bin 414. Çin’de ise virüsten 1716 sağlık çalışanı etkilendi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/01/mor-dayanismadan-saglik-calisani-kadinlar-icin-kampanya/">Mor Dayanışma’dan Sağlık Çalışanı Kadınlar İçin Kampanya</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>COVID-19 Salgını STK’ları ve Çalışanlarını Nasıl Etkiliyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/30/covid-19-salgini-stklari-ve-calisanlarini-nasil-etkiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2020 09:17:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19]]></category>
		<category><![CDATA[European Foundation Center]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa’nın önde gelen sivil toplum platformlarından EFC (European Foundation Center) 12-20 Mart 2020 tarihleri arasında STK’larda COVID-19 virüsüne karşı ne gibi önlemler alındığı, fon hareketlerinin değişimi ve programlardaki olumsuzluklara ilişkin bir anket çalışması hazırladı. Avrupa’da önde gelen platformlardan biri olan EFC’nin anketinin amacı üyelerinin bu süreçte neler yaptığını gözden geçirmek ve olası işbirliği noktalarını tespit edebilmekti. Kuruluş bu çerçevede 78 farklı üye ve paydaş üzerinden gerçekleştirdiği anket sonucunda elde ettiği bulguları paylaştı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/30/covid-19-salgini-stklari-ve-calisanlarini-nasil-etkiliyor/">COVID-19 Salgını STK’ları ve Çalışanlarını Nasıl Etkiliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>“Akıllı Çalışma” Yöntemleri Ön Planda!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcı STK’ların neredeyse tümü</span><b> yeni Koronavirüs’ün (COVID-19) hızlı gelişen etkileri çerçevesinde kuruluşunuz personeli, ziyaretçileri vb. korumak için ne gibi önlemler aldı?</b><span style="font-weight: 400;"> (Örn: Seyahat kısıtlamaları, akıllı çalışma, evden çalışma, online toplantı vb.) sorusuna içerinden (dahili olarak) çalışmalarını sürdürdüklerini ifade ettiler. Ayrıca  COVID-19 salgınının STK’ların iç çalışma politikalarını nasıl etkilediğine ilişkin daha spesifik bulgular şunlar oldu:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ankete katılan STK’ların %70&#8217;i “akıllı çalışma” yöntemleri kullandıklarını söyledi.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Birçok STK, müzeler ve kütüphaneler gibi kamusal alanlarda çalışmalarını sürdürmekteydi ve bu alanların büyük birçoğu kapatıldı. Birkaç STK ise ofislerini tamamen kapattı.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bazı STK’lar personeline hijyen tavsiyesi (örneğin, el yıkamak, fiziksel mesafeyi korumak) yaparak temizlik ürünler sunarken, birçoğu personelden evden çalışmasını istedi.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">STK’lar, yüz yüze toplantı ve çalıştayları ertelediklerini veya iptal ettiklerini belirtmekle birlikte, genel olarak yönetim kurulu toplantıları ve konferanslar da dâhil olmak üzere çağrı ve toplantılarına devam etmek için çevrimiçi (online) araçlar kullandıklarını ifade ettiler.</span></li>
</ul>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">STK’lar kuruluşları personeli, ziyaretçileri ve halkı korumak için kendi iç önlemlerini alıyor. Ayrıca STK çalışanlarının %70’i çalışmayı telafi etmek için “akıllı çalışma” yöntemlerini kullanıyor.</span></p></blockquote>
<p>STK’lar<b> COVID-19 Krizi çerçevesinde ele alındığında, yürütmekte olduğunuz veya desteklemekte olduğunuz herhangi bir program/girişim ya da karşılaşmayı beklediğiniz zorluklar var mı?</b> sorusuna %79 oranda “evet” bazı programlarımı sürdürmek zorlaştı cevabını veriyor. Bu bağlamda EFC, üyelerin herhangi bir faaliyetin askıya alınması ve mevcut durumu karşılamak için programları değiştirmenin veya yeniden yapılandırmanın yollarını bulmanın değerlendirilmesinde zorluklarla karşı karşıya olduğunun altını çiziyor. COVID-19 krizinde mücadele eden STK’lar ayrıca krizin fon sağlayıcılarını nasıl etkileyeceğine ilişkin endişeli olduklarını ifade ediyor.</p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">STK’ların artık bazı programları uygulamanın daha da zor olacağını ifade ediyor. Ayrıca COVID-19 krizinde mücadele eden STK’lar ayrıca krizin fon sağlayıcılarını nasıl etkileyeceğine ilişkin endişeli.</span></p></blockquote>
<p><b>STK’lar Birçok Programını Askıya Aldı veya Yeniden Yapılandırıyor!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştıramaya göre COVID-19 krizi nedeniyle salgınla mücadele eden STK’lar çeşitli sınavlarla yüzyüze:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">STK’ların bazı program ve faaliyetleri, özellikle uluslararası toplantılar, yüz yüze toplantılar, halkın katılımını gerektiren faaliyetler, sanat ve kültür faaliyetleri ve eğitim programları askıya alınıyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yaşlılar ve gençler için eğitim gibi çeşitli programlara karşı azalan ilgiyi göz önünde bulundurarak programları yeniden yapılandırma yoluna gidiliyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Toplanma, kapasite geliştirme ve fon toplama ziyaretlerini askıya alıyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">STK’lar siyasi taahhütlerde değişiklikler olabileceği konusunda endişeli.</span></li>
</ul>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">STK’lar yeni girişimler başlatmak da dâhil olmak üzere COVID-19 krizine cevap verebilmek için aktif olarak yeni destek alanları sağlamaya çalışıyor. Mevcut programlarını yeniden ele alıyor ve çeşitli paydaşlarla işbirliğini geliştiriyor.</span></p></blockquote>
<p>Araştırmada <b>özel çalışmalarınız ve deneyiminiz göz önüne alındığında, vakfınızın bu krize cevap verebilmek için ne gibi önlemler geliştirebilir? s</b>orusunu 78 katılımcının sadece 32’si cevapladı ve ancak birkaç yanıt finansal destek sağlanabileceği cevabının ötesine geçerek uzmanlık ve bilgi paylaşımı noktalarına yeni açılımlar getirebildi:</p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">STK’ların birçoğu öncelikle bağışçılarına destek verdiklerini ifade ediyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ankete katılanlardan bazıları, kuruluşlarının kararlaştıracağı belirli eylemlerin sonuçları konusunda emin olmadıklarını belirtiyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">STK’lardan bazıları fikir, bilgi ve verimi uygulamaları finanse etmek ve/veya paylaşmak için işbirliğine dayalı bir yol bulmak istediğinin altını çiziyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bazı STK’lar kendi faaliyet alanlarına göre daha uzun vadeli fırsatlar ve perspektifler arıyor.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcı STK’lar </span><b>COVID-19 krizine yanıt olarak herhangi bir kuruluşu/bireyi destekliyor musunuz yoksa yeni girişimler başlattınız mı? </b><span style="font-weight: 400;">sorusuna yeni girişimlerin başlatılması da dahil olmak üzere krize karşı aktif olarak mücadele ettiklerini; mevcut programlarda yeniden düzenleme yaptıklarını ve çeşitli paydaşlarla işbirliğini geliştirdiklerini belirtiyor.</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bazı bağışçılar enstitüler ya da araştırma takımlarına fon sağlıyor, hastanelere malzeme alıyor. Bağışçılardan bazıları ise hâlihazırdaki programları üzerinde değişikliğe gidiyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bazı bağışçılar mevcut işbirliklerini pekiştirerek yerel makamlarla, Sağlık ve Kültür Bakanlığı gibi ulusal kuruluşlarla, fon sağlayan diğer kuruluşlarla iletişim kanallarını geliştiriyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Örneğin bir bağışçı kendi grubundan yerel ve ulusal yetkililerle sürekli temas halinde olan dâhili uzmanlarla bir Risk Yönetim Ekibi kurulduğunu ifade ediyor.</span></li>
</ul>
<p><b>STK’ların Sınavları Artacak!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">EFC, ne kadar devam edeceği belli olmayan COVIC-19 krizinin STK’ların yeni imtihanlarla yüzyüze geleceği konusunda endişeli. EFC’ye göre COVID-19 nedeniyle STK’lar şu problemlerle karşı karşıya gelebilir:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Mevcut durumu karşılamak için STK’ların hangi faaliyetlerinin askıya alınacağını, değiştirileceğini veya yeniden yapılandırılacağını değerlendirmek gerekebilir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Fon sağlama ziyaretlerini, toplanma ve kapasite geliştirme faaliyetlerini askıya almak gerekebilir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kar amacı gütmeyen STK’ların nakit akışında sıkıntılarla karşılaşılması kuvvetle muhtemel. Bu nedenle finansman önceliklerini değiştirme seçeneği ile karşı karşıya kalabilirler.</span></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/30/covid-19-salgini-stklari-ve-calisanlarini-nasil-etkiliyor/">COVID-19 Salgını STK’ları ve Çalışanlarını Nasıl Etkiliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>COVID-19 ve Salgın Hastalıkların Özet Tarihi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/28/covid-19-ve-salgin-hastaliklarin-ozet-tarihi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2020 10:19:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Antoninus Vebası]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51686</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarih boyunca, insan nesli kıtalar arasında yayılmaya başladıkça bulaşıcı hastalıklar da peşi sıra geldi. Antoninus Vebası’ndan,  COVID-19’a tarihin akışını etkileyen bulaşıcı hastalıklardan öne çıkanları sizler için derledik.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/28/covid-19-ve-salgin-hastaliklarin-ozet-tarihi/">COVID-19 ve Salgın Hastalıkların Özet Tarihi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Bulaşıcı hastalık</b>, bir mikroorganizma veya onun toksik ürünlerine bağlı olarak ortaya çıkan hastalıktır. Etkenin, bir enfekte kişiden, hayvandan veya rezervuardan; hayvan konak, vektör veya cansız çevre aracılığıyla, doğrudan veya dolaylı olarak bir duyarlı konağa geçişiyle oluşur. <b>Salgın</b> ise kısa bir zaman içinde çevredeki insanların, hayvanların ya da bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan hastalık manasına gelmektedir.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gezegenin sahibi sadece gözle görebildiğimiz canlı varlıklar değil. İnsanlık yerkürenin her köşesini mikroskobik ölçekte olan bakteriler, mikroplar ve virüslerle de paylaşıyor. Bu mikroskobik canlı varlıklar içinde insana fayda sağlayanlar da bulunmakta, insanı ölüme götürenler de… Canlı varlıklar birbirleriyle temas ettiği sürece, insan nesli kıtalar arasında yayılmaya başladıkça bulaşıcı hastalıklar da peşi sıra geliyor. Hz. İsa’nın doğumundan bugüne birçok salgın hastalıkla yüz yüze gelindi fakat tarım toplumlarında değişim gerçekleşene kadar bu hastalıkların ölçeği ve yayılması hızlı bir şekilde artmadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel ticaretin giderek artması küresel salgınları hızlandıran insan ve hayvan etkileşimleri için yeni zeminler meydana getirdi. Sıtma, tüberküloz, cüzzam, grip, çiçek hastalığı ve diğerleri ilk olarak bu ilk yıllarda ortaya çıktı. Daha büyük şehirler, daha egzotik ticaret yolları ve birbirinden farklı insanlar, hayvan ve ekosistem nüfusları ile artan temas; daha olası salgınları da beraberinde getirdi.</span></p>
<p><b><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/olum_sayisi.jpg" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" class="wp-image-51689 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/olum_sayisi.jpg" alt="Ölüm sayısı" width="303" height="234" /></a>“Tanrının Gazabı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadim toplumlarda insanlar, ruhların ve tanrıların gazabını hak edenlere hastalık ve yıkım verdiğine inanıyorlardı. Bu bilimsel olmayan algı genellikle milyonlarca olmasa da binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan feci tepkilere yol açtı. Örneğin Justinianus Veba Salgını ele alındığında Bizans tarihçisi Procopius, vebanın (Vibonik Veba bakterileri) Çin ve kuzeydoğu Hindistan&#8217;a, kara ve deniz ticaret yolları ile Mısır&#8217;a Akdeniz limanları aracılığıyla da Bizans İmparatorluğu&#8217;na girdiğini ifade ederken; coğrafya ve ticaretin bu yayılmada oynadığı rol bilgisine rağmen salgın nedeniyle İmparator Justinian’ı bir şeytan olmakla suçlamıştır. Nitekim bazı tarihçiler, bu olayın İmparator Justinianus&#8217;un Roma İmparatorluğu&#8217;nun Batı ve Doğu kalıntılarını yeniden birleştirme çabalarını kesmiş olabileceğini ve karanlık çağların başlangıcını işaretlediğini bildirmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Neyse ki, insanlığın salgın hastalığın nedenleri hakkındaki anlayışı teknolojik ilerlemeler kaydedildikçe gelişti ve kısmen yavaş kısmen eksik de olsa modern salgınlara yanıtta ciddi bir iyileşme kat edildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada tarihin akışını etkileyen söz konusu salgın hastalıkların öne çıkanlarını şu şekilde listelenebilir: </span></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><b>Salgın Hastalık</b></td>
<td><b>Zaman Periyodu</b></td>
<td><b>Tipi ve / İnsan öncesindeki konağı</b></td>
<td><b>Ölüm Sayısı</b></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">Antonine Vebası</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">165-180</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Çiçek hastalığı veya kızamık olduğuna inanılıyor</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">5 Milyon</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">Japon çiçek hastalığı salgını</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">735-737</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Variola major virus</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1 Milyon</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">Justinian Vebası</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">541-542</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Vibonik veba bakterisi / Lağım Fareleri ve Pireler</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">30-50 Milyon</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">Kara Ölüm</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1347-1351</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Vibonik veba bakterisi / Lağım Fareleri ve Pireler</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">200 Milyon</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">Yeni Dünya Çiçek Salgını</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1520’den itibaren</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Variola major virus</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">56 Milyon</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">Büyük Londra Vebası</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1665</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Vibonik veba bakterisi / Lağım Fareleri ve Pireler</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">100 Bin</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">İtalyan Vebası</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1629-1631</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Vibonik veba bakterisi / Lağım Fareleri ve Pireler</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1 Milyon</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">Kolera Salgını 1-6</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1817-1923</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Vibrio cholerae (Kolera) Bakterisi</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1 Milyon +</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">Üçüncü Veba</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1885</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Vibonik veba bakterisi / Lağım Fareleri ve Pireler</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">12 Milyon</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(Çin ve Hindistan)</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">Sarıhumma</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1800’ler sonu</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Virus / Sivrisinekler</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">100-150 Bin</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">Rus Gribi</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1889-1890</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">H2N2 (avian origin) virüsü olduğuna inanılıyor</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1 Milyon</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">İspanyol Gribi</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1918-1919</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">H1N1 virus / Domuzlar</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">40-50 Milyon</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">Asya Gribi</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1957-1958</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">H2N2 virus</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1.1 Milyon</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">Hong Kong Gribi</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1968-1970</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">H3N2 virus</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1  Milyon</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">HIV/AIDS</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">1981-Günümüze</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Virus / şempanzeler</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">25-35 Milyon</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">Domuz Gribi</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">2009-2010</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">H1N1 virus / Domuzlar</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">200 Milyon</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">SARS</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">2002-2003</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs / Yarasalar, Misk Kedileri</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">770</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">Ebola</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">2014-2016</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Ebolavirus / Vahşi Hayvanlar</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">11 Bin</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">MERS</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">2015-Günümüze</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs / Yarasalar’dan develere geçtiği düşünülüyor.</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">850</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">COVID-19</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">2019-Günümüze</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs – Net olarak bilinmiyor (Karıncayiyen iddiası kuvvetli)</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">23,100 (Johns Hopkins University estimate as of 12pm PT, Mar 26, 2020)</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Bulaşıcılık Oranını İzleme</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilim adamları, üreme numarası adı verilen bir hastalığın bulaşıcılığını izlemek için aynı zamanda R0 (R naught olarak telaffuz edilir) olarak da bilinen temel bir önlem kullanıyor. Bilim insanlarının bir hastalığın bir popülasyonda nasıl yayıldığını ölçmek için kullandıkları bu sayı “temel üreme numarası” manasına gelmekte. Bu sayı bize, enfekte olmuş her bir kişinin ortalama olarak kaç kişiyi enfekte edeceğini ifade ediyor.  Sayı bize bir salgının ne kadar ölümcül olduğunu söylemese de yeni bir hastalığın ne kadar bulaşıcı olduğunun bir ölçüsü niteliğinde. Dolayısıyla devletler ve sağlık kuruluşları tarafından uygulanan salgın kontrol stratejilerinin yönlendirilmesine yardımcı olmakta.</span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/Salgın_Gorsel_2.jpg" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-51696 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/Salgın_Gorsel_2-640x746.jpg" alt="Salgın" width="359" height="418" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/Salgın_Gorsel_2-640x746.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/Salgın_Gorsel_2.jpg 770w" sizes="auto, (max-width: 359px) 100vw, 359px" /></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kızamık, R0 aralığı 12-18 ile en bulaşıcı hastalıklar listesinin başında geliyor. Bu, tek bir kişinin aşılanmamış bir popülasyonda ortalama 12 ila 18 kişiyi enfekte edebileceği anlamını taşımakta. Kızamık virüsü en etkililerin başında gelse de aşılama çabaları ve sürü bağışıklığı virüsün yayılmasını engelleyebiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni Koronavirüs olan COVID-19’ün ise salgın hala devam ettiği ve araştrmacılar virüsün bu yeni formunu incelemeyi sürdürdüğü için, etkisini net bir şekilde hesaplamak zor gözüküyor.</span></p>
<p><b>Kentleşme Hastalığın Yayılmasını Hızlandırıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgınların ardındaki itici güç olarak artan küresel bağlantılar ve etkileşimlerle başladığımız yere varıyoruz. Kentleşme, daha fazla kırsal nüfusu daha yoğun mahallelere çağırırken, nüfus artışları çevreye daha fazla baskı yapıyor. Bunun yanında yolcu hava trafiğinin son on yılda neredeyse iki katına çıktığını söylemek mümkün. Söz konusu makro eğilimler bulaşıcı hastalığın yayılması üzerinde derin bir etki bırakıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın dört bir yanındaki kuruluşlar ve hükümetler ve özel sektör girişimleri, vatandaşların enfeksiyon oranını azaltmaya yardımcı olmak için sosyal mesafeyi uygulamalarını istediğinden, dijital dünya insanların daha önce hiç olmadığı kadar “online” bağlantı ile etkileşimlerini sürdürmek için bandını genişletmeye çalışıyor. </span></p>
<p><b>Kaynaklar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Nicholas LePan’ın </span><b>Visualizing the History of Pandemics</b><span style="font-weight: 400;"> başlıklı makalesinden faydalanarak yeniden üretilmiştir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/28/covid-19-ve-salgin-hastaliklarin-ozet-tarihi/">COVID-19 ve Salgın Hastalıkların Özet Tarihi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyilik Var Platformu &#8216;Corona Günlerinde İyilik&#8217; Çalışmalarına Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/51580/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2020 13:50:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İyilik Var Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51580</guid>

					<description><![CDATA[<p>İyilik Var Platformu corona günlerinde bir araya geldiği günden itibaren yapmayı hedefledikleri çalışmalara başladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/51580/">İyilik Var Platformu &#8216;Corona Günlerinde İyilik&#8217; Çalışmalarına Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Platformun çalışmalarını sosyal medya hesaplarından takip edebilir, ayrıca; isterseniz gönüllü olabilir (bunun için 23 Mart 2020 tarihinde açılacak web sitesindeki formları doldurabilirsiniz) veya size gelen doğruluğunu teyit ettiğiniz talepleri paylaşabilir, taleplerin karşılamasında destek olabilirsiniz.</p>
<p>Platformun amacı sistemli bir şekilde bu zor günlerde ihtiyaçlar ile destekleri doğru bir platformda eşleştirmek.<br />
#CoronaGünlerindeİyilik #İyilikBeklemez #CoGİ #EvdeKal</p>
<p>Takip etmek için <a href="https://www.facebook.com/coronagunlerindeiyilik/?__tn__=%2Cd%2CP-R&amp;eid=ARAQRA2cDLilSRYs23h54G77l38aiwvN_nMg8LvWmd8ZTBAKIg7feQXz-dJItCcQ5nwSygj0i0N2JuGi">Facebook</a>, <a href="https://www.instagram.com/coronagunlerindeiyilik/">Instagram</a>, <a href="https://twitter.com/Co_G_I">Twitter</a> hesaplarına göz atabilirsiniz.</p>
<p>İletişime geçmek için coronagunlerindedayanisma@gmail.com mailine, siteye gitmek için <a href="http://www.coronagunlerindeiyilik.com" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buraya</a> tıklayabilrisiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/51580/">İyilik Var Platformu &#8216;Corona Günlerinde İyilik&#8217; Çalışmalarına Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplumun Korona Krizinde Rolü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/sivil-toplumun-korona-krizinde-rolu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Ali Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2020 12:58:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koronavirüs krizi ile sivil toplumun deprem tecrübesi arasında çok önemli bir bağ var. Sivil toplum bir kez daha öngörülmedik, beklenmedik bir toplumsal yıkım ile karşı karşıya. Devletler bir kez daha kendi kaynakları ve becerileri ile yönetemeyecekleri kadar büyük bir sorunla baş etmeye çalışıyor. Yurttaşlar ve özel sektör bir kez daha sorunun altından kalkılmasında rol almaya hazır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/sivil-toplumun-korona-krizinde-rolu/">Sivil Toplumun Korona Krizinde Rolü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Koronadan önceki en büyük ortak krizini 1999 depremi ile yaşamıştı. Deprem döneminde ortaya çıkan dayanışma davranışı depremden sonraki dönemde hem siyasette hem de sivil toplumda büyük değişimler getirmişti. Siyasette büyük kırılma 2002 seçimleri ile yaşanmış, deprem döneminde siyasi iktidarı oluşturan partilerin hiçbiri meclise girecek kadar oy alamamış ve günümüze kadar devam eden AK Parti iktidarını başlatmıştı. İktidar değişiminin şüphesiz tek nedeni deprem döneminde devletin sorunla baş etmede ortaya koyduğu yetersizlik değildi. 1990&#8217;lardan beri süren çalkantılı ve darbeli siyaset dönemi ve güvenlikçi politikaların hakimiyeti devletin deprem döneminde ortaya koyduğu kötü performansa eşlik etmiş ve AK Parti&#8217;nin demokrasi, özgürlükler, refah ve becerikli bir yönetim vaadinin seçmende karşılık bulmasına yol açmıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum ise devletin boşluğunu olağanüstü bir performansla kapatmış, arama kurtarmadan toplanan yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasına ve deprem sonrası oluşan mağduriyetlerin giderilmesine kadar pek çok önemli rol üstlenmişti. Sivil toplum hem yurttaşların katkılarını hem de özel sektörün desteğini harekete geçirmede ve yönetmede son derece önemli bir tecrübe edinmişti.</span></p>
<p><strong>&#8220;Virüs Ekonomik, Sosyal, Psikolojik Etkiler Bırakacak&#8221;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Korona krizi depremden farklı olarak, küresel bir özelliğe sahip. Yıkıcı etkisi ise belli bir coğrafi alandaki bir topluluktan ibaret değil. Tüm ülkeler, tüm şehirler, tüm evler, tüm insanlar krizin kapsama alanında. Buna karşın sivil toplumun depremde ve sonrasında edindiği krizleri anlama ve yönetme davranışı açısından pek çok benzerlik gösteriyor. Deprem döneminde sivil toplum krizin üç safhasında farklı beceriler ortaya koymuştu. Bunları arama kurtarma, hayatta kalma, hayata tutunma safhaları olarak adlandırabiliriz. İlk safhada arama kurtarma ile ilgilenen STK&#8217;lardan üniversitelerin dağcılık topluluklarına, maden işçilerinden itfaiyecilere çeşitli uzmanlıklardan beceriler harekete geçmiş ve pek çok hayat böylece kurtarılmıştı. İkinci safhada ise STK&#8217;lar ve yurttaş girişimleri mağdurlar için yardım nakdi ve ayni yardımlar toplamaya başlamışlardı. Kriz masaları meydanlarında getirilen yardımların kamyonlardan kalabalıkların üstüne atma görüntüleri dönemin sorun çözme davranışının sembolü olmuştu. Sivil toplum gönüllüleri, bu yardım dağıtma davranışının ihtiyaç sahiplerine ulaşmadığını görünce, mahallelere yardım istifleme ve tasnif depoları kurma, ev ev ihtiyaçları tespit etme ve evlere sadece ihtiyaç duyulan malzemeleri götürme gibi yöntemler geliştirmişti. Hayata tutunma safhasında ise deprem sonrasının ekonomik, sosyal, psikolojik hasarı açığa çıkmıştı. Sivil toplum dünyası kurumları ve yurttaş girişimleri ile bu alandaki mağduriyetleri keşfetmeye ve çözüm modelleri geliştirmeye, bunları hayata geçirmek için uluslararası kaynakları kullanmaya yönelmişlerdi. Asıl ve en önemli becerilerini de bu dönemde kazandılar. Sivil toplum bu aşamada edindiği sorun ve mağduriyet keşiflerini kanıtlanabilir bilgiye dönüştürme, gündeme taşıma, kaynakların dağıtılma kriterlerini belirleme, çözüm modelleri geliştirme ve hayata geçirme becerileri ile günümüzde de işlevsel olmaya devam ediyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Hem siyasetin hem sivil toplumun büyük değişimlerin habercisi olan bu kriz sonrasına düşünsel yatırımlar yapması, sorunları keşfetmede ve çözümler geliştirmede daha yaratıcı olması gereken bir döneme girmiş görünüyoruz. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs krizi ile sivil toplumun deprem tecrübesi arasında çok önemli bir bağ var. Sivil toplum bir kez daha öngörülmedik, beklenmedik bir toplumsal yıkım ile karşı karşıya. Devletler bir kez daha kendi kaynakları ve becerileri ile yönetemeyecekleri kadar büyük bir sorunla baş etmeye çalışıyor. Yurttaşlar ve özel sektör bir kez daha sorunun altından kalkılmasında rol almaya hazır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem dönemine benzer safhalardan geçiyoruz. Devletlerin merkezde olduğu ilk safhadayız. Bu aşamanın aktörü sağlık sistemleri ve sağlık çalışanları. Hastayı arıyor, karantina hastanesi kuruyor, tedavi sağlamaya çalışıyorlar. Bu arada ikinci safha da beliriyor. Virüsün ekonomik, sosyal, psikolojik etkiler bırakmaya başladığı artık ortak kanaat. Siyaset, sivil toplum, özel sektör virüs sonrası hayatımıza geri dönemeyeceğimizin farkına varıyor. Salgın kontrol altına alınmaya başladıkça hasarın boyutlarını daha net göreceğiz. Tıpkı depremde arama kurtarma dönemi sonrasında olduğu gibi. Bugün daha çok devletin merkezi kontrolü ile yürüyen birinci safha geçtikçe daha karmaşık bir hasar ile karşılaşacağımız anlaşılıyor. Hasarın yapısı karmaşıklaştıkça krizi merkezi düzeyde yönetme de mümkün olmaktan çıkacak görünüyor. Böylece görece devre dışı görünen yerel yönetimler ve sivil toplumun daha fazla rol üstlenmek zorunda kalacağı dönem başlamış olacak. Gıdaya, hijyene ve sağlığa erişim şimdiden gündeme gelmeye başladı. Bununla birlikte üçüncü safhadaki sorunlar da belirmeye başladı. Karşılaşacağımız en büyük sorunun işsizlik ve bunun tetikleyeceği kent yoksulluğunun derinleşmesi olacağı anlaşılıyor. Türkiye&#8217;nin geçmiş dönemlerde yaşadığı krizlerde yoksulların en önemli çıkış olanaklarından biri kent-kır dayanışması idi. Ancak günümüzde kırsal nüfusun ve küçük ölçekli üretimin çok azalmış olması bunun kent yoksulları için bir çıkış olmasını zorlaştırıyor. Buna eğitime erişimdeki problemler, kadınların iş yükündeki artış, yaşlı ve hasta bakım hizmetlerindeki karşılanması güç talepler de eşlik ettiğinde son derece karmaşık bir demografik ve sınıfsal sorunlar silsilesiyle karşılaşmamız olası. </span></p>
<p><strong>&#8220;Sivil Toplumun Yol Göstericiliğine Gereksinim Var&#8221;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum dünyasının hasarı tespit, hasarın boyutlarını keşfetme, hasarın onarım sürecine yaratıcı model çözümler geliştirmek gibi bir sorumluluğu var. Öte yandan yerel yönetimler ve merkezi yönetimlerin kaynaklarının hiç olmadığı kadar etkin ve verimli kullanılması gerekiyor. Bunun için de sivil toplumun yol göstericiliğine gereksinim var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye siyasetinin geneli henüz sessiz ve mevcut ezberleri ile hayatını sürdürüyor.  Bir süre eve kapandıktan sonra her şeye yeniden başlayabileceğimiz havası hâkim. Gerek iktidar gerekse muhalefet kanadı aralarındaki rekabetçi gerilimi sürdürüyor ve ortak aklı devreye sokacak diyalog girişimlerinde bulunmuyor. Yapılan açıklamaların rekabetçi içeriği ezberlerin sürdüğünün kanıtları. İkinci işaret ise devletin ve siyasetin genelinin henüz sivil toplumun kapısını çalmamış ve sivil toplumdan destek istememiş olması. Buna karşın sivil toplumda da kapasitesinin çok altında bir çaba görüyoruz. Birkaç dayanışma ağı girişiminin ötesine geçmeyen, olup bitene çözüm odaklı bakmayan bir davranış var. Oysa bu dönemde sivil toplumun yeni ve çözüm odaklı yaratıcı çözümler geliştirmesi, devletin ve yerel yönetimlerin ise bundan faydalanan, bunları hesaba katan kararlar aldığının ve kaynakların buna göre kullanıldığının görünmesine ihtiyacımız var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletlerin ise yardım paketleri ile birkaç ay boyunca şirketleri ve kayıtlı çalışanların bir kısmını gelirsiz bırakmamaya çalıştığı anlaşılıyor. Krizin kurtarma safhasında olduğumuz için bu anlaşılır. Ancak kurtarma sonrası sürdürülebilirlik sağlamaya dönük yeni bir bakışın hızla gündeme gelmesi şart. Zira ekonomi ve çalışanlar için temel soru birkaç ay bir gelire sahip olup olmayacağından ziyade virüsten sonra bir işimizin olup olmayacağı ile ilgili. Bu nedenle sivil toplum ve siyaset için üçüncü safha ile birlikte daha önemli bir konu açılıyor. Kriz başka krizlerden bildiğimiz üzere panik dönemi sonrasında bunun son olmadığı, bunun gibi başka krizlerle karşılaşabileceğimiz duygusunu bırakacak. Bu da bu krize, benzerlerine ve iklim, deprem gibi başka krizlere karşı daha dirençli bir toplumun nasıl mümkün olabileceği konusunda düşünme gereksinimini doğuracak. Bu tür bir tartışma demokrasinin kaderi, yönetim biçimleri, çalışma, eğitim, sosyal hayat gibi alanların kalabalıklara ve tüketime dayalı özelliklerini sorgulama da dahil pek çok boyutu beraberinde getirecek gibi görünüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak hem siyasetin hem sivil toplumun büyük değişimlerin habercisi olan bu kriz sonrasına düşünsel yatırımlar yapması, sorunları keşfetmede ve çözümler geliştirmede daha yaratıcı olması gereken bir döneme girmiş görünüyoruz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/sivil-toplumun-korona-krizinde-rolu/">Sivil Toplumun Korona Krizinde Rolü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronavirüs’ten Ders Çıkaracak mıyız, Çıkarmak Zorunda mıyız? </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/koronavirusten-ders-cikaracak-miyiz-cikarmak-zorunda-miyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öykü Yağcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2020 07:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[distopya]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51521</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyayı sosyal, ekonomik ve politik düzeyde hiç beklenmedik bir anda benzersiz bir yıkıma uğratan COVID-19 pandemisi, milyonlarca insanı umutsuzluğa sürüklüyor, pek çok kişi için bir distopyayı temsil ediyor. Olur da yakın (veya uzak) bir zamanda yeni tip koronavirüs’ten kurtulabilirsek, bir sonraki pandemiyi beklemeden beslenme, hobi, eğlence, giyim ve turizm  alışkanlıklarımızı, kısaca bireyler olarak yaşantımızı ve hükümetler nezdinde yasalarımızı değiştirecek miyiz? Doğa ve hayvanlarla ilişkimizi sorgulamak için daha uygun bir zaman, daha acil bir gerekçe var mı? Veya tüm bunlardan ders çıkaracak mıyız, çıkarmak zorunda mıyız? </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/koronavirusten-ders-cikaracak-miyiz-cikarmak-zorunda-miyiz/">Koronavirüs’ten Ders Çıkaracak mıyız, Çıkarmak Zorunda mıyız? </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kısa bir zaman aralığında COVID-19’a dair birçok yazı kaleme alındı. Hiç bilinmeyen bir virüs karşısında farklı kanallardan uğradığımız bilgi bombardımanı, yaşadığımız endişe hali ve engel olamadığımız merak duygusu sırasında neyin doğru, neyin yanlış olduğunu çoğumuz karıştırdık. Virüse dair içeriklerde ise, özellikle ana akım ve sosyal medyada çoğu zaman ya hatalı ya da eksik bilgiler paylaşıldı; virüsün çıkış ve yayılma zeminini hazırlayan döngüdense insan üzerindeki etkileri hep tartışıldı. Daha da kötüsü virüsün ortaya çıktığı Çin ve Çinliler siyaset dünyasında ve sosyal yaşamda hedef gösterildi, nefret ve ırkçılık objesi haline getirildi. Çinlilerin “beslenme” kültürü eleştirilirken, tavuk, dana veya domuz yeme gibi diğer “kabul görmüş” benzer pratikler aklanmaya çalışıldı. Üstelik insanlık, daha önce pek çok kez kuş gribi, deli dana ve domuz gribi (H1N1) gibi ölümcül salgınlarla test edilmiş olmasına rağmen. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben de tüm bu bilgi deryası ve kirliliği arasında elimden geldiğince mevcut güvenilir kaynakların bazılarını kullanarak neyi yanlış yaptığımızı ve bu yanlışı nasıl düzeltebileceğimizi düşünmek amacıyla aklımdaki soruları sizlerle paylaşmak istedim. </span></p>
<p><b>Dünya Çin’den Büyüktür</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son yapılan bilimsel araştırma</span><span style="font-weight: 400;">, Wuhan’daki bir canlı hayvan pazarında ortaya çıktığı tahmin edilen yeni koronavirüs COVID-19’a dair iki farklı senaryo sunuyor. “Birinci senaryoya göre, virüs insan dışı bir konakta doğal seçilim yoluyla bugünkü hastalık oluşturan durumuna evrim geçirdi ve sonra insanlara sıçradı. (&#8230;) Diğer senaryo önerisine göre ise, virüsün hastalığa yol açmayan bir formu bir hayvan konaktan insanlara sıçradıktan sonra bugünkü hastalık oluşturan durumuna insanda evrimleşti”</span><span style="font-weight: 400;">. Genetik bazı analizler de</span><span style="font-weight: 400;">, bu virüste aracı olduğu tahmin edilen hayvanlardan birinin, nesli tükenme noktasına gelecek kadar yasadışı ticareti yapılan ve Çinliler tarafından aynı zamanda besin olarak tüketilen pangolinler</span><span style="font-weight: 400;"> olabileceğini öne sürdü. Ancak bilim insanları henüz hangi hayvan olduğu konusunda kesin bir kanıya varmış değil. Şimdilik bilinen, virüsün laboratuvar kökenli olamayacağı; yani biyo-silah olarak üretildiğine dair komplo teorilerine kapalı olması</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün 8 milyarlık dünya nüfusunun üçte birinden fazlasının evlerine kapanmasına neden olan COVID-19, Çin’de son 40 yıldır kırsal ekonomik kalkınmanın en önemli ayaklarından biri olarak devlet eliyle desteklendiği bilinen yaban hayvan ticaretinin boyutunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. </span><span style="font-weight: 400;">Deve kuşu, yılan, ayı, yarasa, hamster, kaplumbağa, timsah gibi pek çok hayvan yasal ve yasadışı avcılık, üretim, ithalat ve ihracat aracılığıyla başta Çin olmak üzere dünyanın farklı ülkelerine ölü ya da diri olarak gıda, geleneksel ilaç, ev/hobi hayvanı ve hatıra amaçlı (</span><i><span style="font-weight: 400;">trophy</span></i><span style="font-weight: 400;">) satıldı, kullanıldı, esir edildi, öldürüldü. Bir zamanlar özgür olan bu hayvanlar, “taze” servis edilmek için canlı canlı kaynar sulara atıldı, hayattayken acı içinde derilerinden oldu, tuzaklar kurularak yakalandı, alt alta üst üste kafeslerde kendi dışkıları içinde tutuldu, vücutlarının bazı parçaları kopmuş şekilde korku ve panik halinde öldürülmeyi bekledi. Oksimoron gibi olacak ama her biri uzun veya kısa süreli de olsa ölümü yaşadı</span><span style="font-weight: 400;">. Öyle ki yasak olmasına rağmen kuşaklı kiraz kuşu gibi türlerin neslinin, özellikle Çin’de yoğun avlanma baskısı ve insan tüketimi yüzünden Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) listesinde dünya çapında tehlike altına girdiği biliniyor</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün salgınla birlikte Çin’de “insan tüketimi için” izin verilen 54 tür hayvan ve bu hayvanları yetiştiren 20 bin üretim merkezi geçici olarak yasaklandı. Türkiye de yurtdışından her türlü (egzotik ve pet) hayvan, hayvansal ürün ve yan ürünlerin ithalatının geçici süreyle durdurulduğunu açıkladı</span><span style="font-weight: 400;">. Oysa </span><span style="font-weight: 400;">Çin, 2002-2003’te yine hayvanlardan insanlara geçmiş olan, yedi ay içinde 32 ülkede 8 bin vaka ile yaklaşık 1000 kişinin canını almış olan ölümcül SARS virüsünün neden olduğu salgın sonrasında benzer bir yasak getirmişti. Fakat bu yasak devam etmedi. Türkiye’de de çeşitli ek gerekçelerle bu yasağın kısa süre sonra kaldırılacağını tahmin ediyorum. Nitekim bugüne kadar hayvan hakları savunucularının tüm talep ve çağrılarına rağmen, hayvanat bahçeleri ve yunus parklarına, hobi amaçlı yaban hayvan hapsetmeye ve canlı hayvan ticaretine ne yazık ki hiçbir yasak getirilmedi. Aynı şekilde, hayvan hakları savunucuları pet shoplarda ve internette (egzotik ve pet) hayvan satışının yasaklanmasına yönelik yasağı beklerken, Tarım ve Orman Bakanlığınca pet shop yönetmeliğinin hayvan tüccarları lehine değiştirilmesi ve kararın son ana kadar gizlenmesi de, bu zararlı zihniyetin arsız bir ek göstergesi</span><span style="font-weight: 400;">. Bakmayın, Türkiye’deki yetkili bakanlıklar ve bazı milletvekilleri bugün hala insan-hayvan etkileşiminin son derece yoğun ve riskli olduğu hayvanat bahçelerini, akvaryumları ve yunus parklarını turizm getirisi ve istihdam alanı olarak göstermeye çalışan iş adamlarına taviz vermeye devam ediyor. Türkiye, bilim insanlarının bulaşıcı hastalıklarla ilgili uyarılarına rağmen her geçen gün bu ticari tesislerin yenilerinin açılmasına izin veriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (CDC) web sitesinde</span><span style="font-weight: 400;"> her 4 yeni bulaşıcı hastalıktan 3’ünün insanlara hayvanlardan bulaştığı yazıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise &#8220;süt ve et dahil olmak üzere, çiğ veya az pişmiş hayvan ürünleri tüketmenin, bir başka insan koronavirüsü olan MERS hastalığına neden olabileceğini</span><span style="font-weight: 400;"> vurguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zoonozların yüzde 70’inin yaban hayvanlarından kaynaklandığını düşünürsek</span><span style="font-weight: 400;">, </span><span style="font-weight: 400;">Columbia Üniversitesi Enfeksiyon ve Bağışıklık Merkezi Direktörü Ian Lipkin’in söylediği aslında insan ve hayvan sağlığı konusunda mantıklı geliyor</span><span style="font-weight: 400;">: “Yaban hayvan pazarlarını kapatırsak, bu salgınların çok büyük bir kısmını tarihe gömeriz.” Ama bir yere kadar… </span></p>
<figure id="attachment_51523" aria-describedby="caption-attachment-51523" style="width: 334px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-51523" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/endustriyel_sut-640x427.jpg" alt="Almanya’daki “modern” bir süt üretim fabrikasında sağımhane, Wikipedia arşivi" width="334" height="223" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/endustriyel_sut-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/endustriyel_sut-1280x854.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/endustriyel_sut-1024x683.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 334px) 100vw, 334px" /><figcaption id="caption-attachment-51523" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Almanya’daki “modern” bir süt üretim fabrikasında sağımhane, Wikipedia arşivi</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki uyuşturucu, insan kaçakçılığı ve sahtecilikten sonra dünyanın dördüncü büyük yasadışı ticareti alanı olan yaban hayvan ticaretine</span><span style="font-weight: 400;"> ve Çin’de 14 milyonluk “istihdam yaratan”, yılda 76 milyar dolarlık bir değeri olan</span><span style="font-weight: 400;"> yaban hayvan üretim çiftliklerine karşı</span> <span style="font-weight: 400;">bu yasaklar yeterli mi? Daha da önemlisi, biyogüvenlik perspektifinden alınmış bu “geçici” yasal önlemler Ebola, SARS, MERS, kuş gribi, domuz gribi, COVID-19 ve daha bilmediğimiz 1,7 milyon civarında olduğu tahmin edilen (hayvanları etkileyebilecek) diğer virüsler</span><span style="font-weight: 400;"> karşısında sorunun özünü anlamamızı sağlayacak ve değişimi beraberinde getirecek mi? </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Örneğin, Çin kurbağaları “taze taze” yediği için yerden yere vurulurken, Türkiye’de üretilip dünya pazarına besin olarak satılan kurbağa ve salyangozları yok sayabilir miyiz? Çin dışındaki tüm ülkelerde endüstriyel hayvancılık tavuklardan ineklere, balıklardan koyunlara milyonlarca hayvanı benzer vahim şartlarda türlü işkencelere maruz bırakırken</span><span style="font-weight: 400;">, uluslararası canlı hayvan ticareti ve taşımacılığı tam hız sürerken, zoonotik hastalıklara karşı bu hayvanlar antibiyotiklere boğulurken</span><span style="font-weight: 400;"> mezbahalardan süt, yumurta, et, balık üretim çiftliklerine kadar sofralarımıza taşınan “diğer” hayvanlara yönelik tutumumuzu sorgulamayacak mıyız? Bu hayvanların bağırsak, karaciğer, dil, testis gibi organ ve beden parçalarının hiçbir zorunluluk ve ihtiyaç olmamasına rağmen zevkle tüketilmesini “normal” mi bulacağız? </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ve tabii sorun (yabani) hayvanlara sadece besin olarak bakmakta mı? Ya hobi olarak yaban hayvanı satanlar &#8211; alanlar ve moda dünyası için kürk çiftliklerinde gözlerden uzak kıyım gerçekleştirenler? Ya hayvan sevgisi, eğitim, bilim, sosyal fayda ve eğlence maskesiyle lanse edilen hayvanat bahçeleri, yunus parkları, akvaryumlar ve hayvanların “çalışmaya” zorlandığı sirkler ve turistik geziler ne olacak? İnsanlarla uzaktan ya da yakından etkileşime zorlanan tüm bu hayvanlar ve bu hayvanlarla yakın etkileşimde olan ziyaretçiler, bakıcılar ne olacak?</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ve son olarak sorun sadece salgın ve sağlığa dair duyulan endişe mi? Yoksa sorun küresel tüketim çılgınlığı çerçevesinde işin ahlaki boyutu mu? Tüm bunlar uluslararası salgınların ışığında doğayla ve hayvanlarla ilişkimizi masaya yatırmaya yetmez mi?</span></li>
</ul>
<p><b>Beslenme Pratiklerinin de Ötesinde Bir Sorun: “Rahatsızlık Unsuru Biziz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu anda Netflix’teki en popüler içeriklerden biri olan </span><i><span style="font-weight: 400;">Pandemic: How to Prevent an Outbreak</span></i><span style="font-weight: 400;"> adlı belgeselde sıkça gördüğümüz, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nde yıllarca görev yapmış olan ve zoonotik</span><span style="font-weight: 400;"> salgınları yakından takip eden Dennis Carroll, yarasaların çevrelerindeki herhangi bir örselenme faktörüne bağlı olarak COVID-19’u bulaştırıp bulaştırmadığına dair soruya, son röportajlarından birinde şöyle diyor</span><span style="font-weight: 400;">:  “Çevrelerindeki rahatsızlık unsuru biziz. Daha önce hiç gitmediğimiz ekobölgelere her geçen gün daha fazla nüfuz eder olduk. (&#8230;) Sorun yalnızca (hayvancılık, ormancılık, madencilik faaliyetleri için) işçileri bu bölgelere göndermek, buralarda çalışma alanları yaratmak değil. Sorun yollar inşa etmek, dolayısıyla bu bölgelere insan popülasyonlarının erişimini daha fazla açmak. Yollar aynı zamanda hayvanların da şehirlere inmesini kolaylaştırıyor. Tüm bu dramatik değişiklikler enfeksiyon riskini artırıyor.” Evet, neredeyse tüm virologlar, epidemiyologlar ve zoologların tamamı yaşam alanlarının yoğun tahribatı ve hayvan-insan biraradalığının riskleri konusunda hemfikir. </span></p>
<p><a href="https://www.ecohealthalliance.org/"><span style="font-weight: 400;">EcoHealth Alliance</span></a><span style="font-weight: 400;"> gibi sivil toplum kuruluşlarının 1940’tan bu yana salgınları yakından takip ettiğini belirten Carroll, bugünkü yayılma vakalarının 40 yıl öncesine oranla iki, üç kat daha fazla olduğunu belirtiyor. Bunun nedenini ise 8 milyarlık insan nüfusunun son derece hızlı artışına ve elbette insan popülasyonunun (bitmek bilmeyen) hayvansal beslenme talebi doğrultusunda doğal alanların özellikle hayvancılık uygulamaları için yok edilmesine bağlıyor</span><span style="font-weight: 400;">. Hükümetler ve bireyler de “atalet” ile yönetildiği için bu değişim, uyum sağlama ve evrim sürecinin uzun sürdüğünü vurguluyor.  </span></p>
<figure id="attachment_51524" aria-describedby="caption-attachment-51524" style="width: 343px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-51524" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/Orangutan-640x425.jpeg" alt="orangutan iş makinesi" width="343" height="228" /><figcaption id="caption-attachment-51524" class="wp-caption-text">Endonezya’da palm yağı üretimi için ormanların yağmalanması sırasında evinin tamamını kaybeden Borneo orangutanı iş makinesine engel olmaya çalışıyor, BBC video arşivi</figcaption></figure>
<p><b>Sorun Global, Çözüm Yerel ve Bireysel Olabilir mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan-insan etkileşiminde geldiğimiz noktada hükümetler ve bireyler nezdinde göz ardı ettiğimiz, kabul etmek istemediğimiz unsurlar olduğu aşikar. Özellikle de hayvanlara ve onların doğal yaşam alanlarına yönelik soykırıma varan düzeydeki insan sömürüsüne dair etik tartışmalarda.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Singapur’daki Duke-NUS Tıp Fakültesi’nde görev yapan ve yıllardır yarasalardaki patojenleri inceleyen Linfa Wang, “Hayvanların kendisi sorun değil. Sorun, onlarla etkileşime geçtiğimizde ortaya çıkıyor,” diyor. Yani tüm bu kitlesel ölümlere neden olan virüslerden insan dışı hayvanlar değil, aslında insanın bizzat kendisi sorumlu. Hayvanları mal olarak gören ve doğal yaşam alanlarını her geçen gün daha fazla tahrip ederek içinde kendine yaşanılamaz bir dünya yaratan insan.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">O halde tam da böylesine küresel bir kriz zamanında birey olarak geleceğe dair nasıl bir plan yapabiliriz? Hayvanları veya bir ulusu suçlayıp aradan sıyrılmak pek çok kişi için en kolayı. Zor olan günlük alışkanlıklarımızı, zevklerimizi ve bize öğretilenleri sorgulamak. Dünyanın doğal kapasitesini zorlayan, hayvanları köleleştiren, biyoçeşitliliği yok eden ve adaletsiz gıda dağılımını tetikleyen mevcut tüketim düzeninin ve bunu empoze eden kurumların değişme vakti artık gelmedi mi? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarım ve devlet politikalarında köklü bir değişim belki zaman alacak; belki de kitlesel ölüm-kalım meseleleriyle hızlanacak. Ama hepimiz kendimizi, sevdiklerimizi ve parçası olduğumuz gezegenin tüm bileşenlerini koruyabilmek, yaşatabilmek adına bireysel ve yerel ama küresel etkisi olacak adımlar atabiliriz. Bunun için önce kendimizden başlayabiliriz. Tıpkı evlerimizde şu anda pek çoğumuzun yapmaya çalıştığı gibi bencilliğimizden sıyrılıp “diğerlerinin” hayatı ve iyiliği için çabalayabilir, dayanışmayla hayatta kalabilirsek de bu uğraşın çerçevesini genişletebiliriz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başlığın ikinci kısmının yanıtını, yani zorunda olup olmadığımızın yanıtını size bırakıyorum.</span></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>https://www.nature.com/articles/s41591-020-0820-9</li>
<li>https://evrimagaci.org/covid19-koronavirus-salgini-insan-yapimi-degil-ve-dogal-yollarla-evrimlesti-8381</li>
<li>https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/32197085</li>
<li>https://www.iucn.org/commissions/ssc-groups/mammals/specialist-groups-f-z/pangolin</li>
<li>https://www.sciencedaily.com/releases/2020/03/200317175442.htm</li>
<li>https://www.dw.com/en/global-ideas-yellow-breasted-bunting-songbird-superstition-eradication/a-18507830</li>
<li>https://www.evrensel.net/haber/396910/koronavirus-onlemleri-kapsaminda-cinden-hayvan-ve-hayvansal-urun-ithalati-durduruldu</li>
<li>https://www.ntv.com.tr/turkiye/petshoplara-yeni-duzenleme,YlvPnWn0vU6Toz_F-0s21A</li>
<li>https://www.cdc.gov/onehealth/basics/zoonotic-diseases.html</li>
<li>https://www.who.int/csr/disease/coronavirus_infections/MERS_CoV_RA_20140613.pdf</li>
<li>https://journals.plos.org/plosntds/article?id=10.1371/journal.pntd.0006976</li>
<li>https://www.nationalgeographic.com/science/2020/01/new-coronavirus-spreading-between-humans-how-it-started/</li>
<li>https://www.bbc.com/news/science-environment-51310786</li>
<li>https://www.scientificamerican.com/article/how-chinas-bat-woman-hunted-down-viruses-from-sars-to-the-new-coronavirus1/</li>
<li>https://www.livescience.com/61848-scientists-hunt-unknown-viruses.html</li>
<li>https://www.who.int/news-room/detail/07-11-2017-stop-using-antibiotics-in-healthy-animals-to-prevent-the-spread-of-antibiotic-resistance</li>
<li>http://nautil.us/issue/83/intelligence/the-man-who-saw-the-pandemic-coming</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/koronavirusten-ders-cikaracak-miyiz-cikarmak-zorunda-miyiz/">Koronavirüs’ten Ders Çıkaracak mıyız, Çıkarmak Zorunda mıyız? </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlanma Çalışmaları Derneği: Ortaya Çıkabilecek Ayrımcılığa İlişkin Endişe Duyuyoruz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/26/yaslanma-calismalari-dernegi-ortaya-cikabilecek-ayrimciliga-iliskin-endise-duyuyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2020 15:37:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<category><![CDATA[Senex]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlanma Çalışmaları Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51545</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlanma Çalışmaları Derneği (Senex), İçişleri Bakanlığı'nca getirilen yaşlıların sokağa çıkma yasağı sonrasında ortaya çıkabilecek ayrımcılığa karşı endişe duyduğunu belirtti. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/26/yaslanma-calismalari-dernegi-ortaya-cikabilecek-ayrimciliga-iliskin-endise-duyuyoruz/">Yaşlanma Çalışmaları Derneği: &lt;br&gt;Ortaya Çıkabilecek Ayrımcılığa İlişkin Endişe Duyuyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Açıklama, Türkiye’de hanelerin 5’te 1’inde en az bir yaşlı yaşadığı düşünüldüğünde, çözüm yaşlıların evden çıkmaması ile sınırlandırılamayacağı ile başlıyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre, acil durumlar karşısında hakların askıya alınması </span><span style="font-weight: 400;">geçici, sınırlı ve denetimli olmak zorundadır. Hakların kısıtlanmasının hem anayasal açıdan hem de uluslararası sözleşmeler bakımından insan hakları yükümlülükleriyle çelişmemesi gerektiğine dikkat çeken Sevex, kronolojik yaşa indirgenerek belirli bir toplumsal kesimin, 65 yaş üzerindeki insanların haklarının süresiz biçimde askıya alınmasının ise endişe verici olduğunu belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yasaklamanın sonrasında çok sayıda yaşlıya karşı ayrımcı tutum ve davranışların görünür biçimde arttığını endişeyle izleyen Senex, salgın tehditi altında yaşadığımız bu zor zamanları, çocuklar, gençler, yetişkinler ve yaşlılar olmak üzere, toplumumuzun tüm kesimlerinin dayanışma içinde atlatabileceğine kuvvetle inandığını hatırlattı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kuşaklararasındaki sosyal diyaloğu ve dayanışmayı </span><span style="font-weight: 400;">zedeleyecek her türlü tutum, davranış ve uygulamaya karşı tüm insanları dikkatli olmaya, yaşlılara yönelecek her türlü ayrımcılığa karşı sessiz kalmamaya davet eden dernek, Covid-19 salgınıyla mücadelede, genç ve yaşlı ayırt etmeksizin, tüm toplumsal kesimlerin, dayanışma içinde kalabilmesi için, bütün imkanlarıyla ve </span><span style="font-weight: 400;">hak savunucularıyla destek sunmaya hazır olduğunu da ekledi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/26/yaslanma-calismalari-dernegi-ortaya-cikabilecek-ayrimciliga-iliskin-endise-duyuyoruz/">Yaşlanma Çalışmaları Derneği: &lt;br&gt;Ortaya Çıkabilecek Ayrımcılığa İlişkin Endişe Duyuyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Korona Günlerinde Akla Gelmeyenin Başa Gelmesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/26/korona-gunlerinde-akla-gelmeyenin-basa-gelmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2020 10:04:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[#EvdeKal]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51434</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Hayat, siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir."<br />
-John Lennon.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/26/korona-gunlerinde-akla-gelmeyenin-basa-gelmesi/">Korona Günlerinde Akla Gelmeyenin Başa Gelmesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Artık bir klişeye dönüşen bu sözü hatırlayarak başlamak zorundayım, çünkü klişeler böyle zamanlar içindir. Çok değil, iki hafta önce hem kişisel hayatlarımızı hem kurumsal düzenimizi biraz daha iyileştirmek, her şeyi yerli yerine oturtmak için çeşitli planlar yapıyorduk. Ama Covid-19, ya da lisanımızca Koronavirüs hayatımızın neredeyse bütün düzenini değiştirdi. Bugün evden çalışabilenlerimiz evlere çekilmiş, şanslı olan bazılarımız ücretli izinle evde kalırken bazılarımız maalesef salgının maddi yükünü ilk çekenler olarak ücretsiz izne çıkarılmış yahut dükkanını kapatmak zorunda kalmış, evde dört dolanıp borçlarla ne yapacağını düşünüyor. Bir de hala çalışabilenlerimiz yahut çalışmak zorunda olanlarımız var. Her birimiz haklı olarak #EvdeKal çağrıları yaparken bu çağrının kendileri için lüks sayıldığı emekçiler, bir yandan hastanelerde olağanüstü bir gayret sarf ederken bir yandan bize evde kalmamızı salık veren sağlık çalışanları…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Söylemek istediğim; iki haftada hayatımızı giren bu virüs düzenimizi çok temelden etkilemiş, alışkanlıklarımızı değiştirmiş görünüyor. Sivil toplum faaliyetlerinin büyük bir kısmı iptal edildi, uzaktan yapılabilenler devam edebiliyor ancak. Haftalık değerlendirmelerle süreci uzatıyoruz. Hemen herkes hem endişeli hem de belirsizlik hali uzun vadeli plan yapmayı imkansızlaştırıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette durum sadece sivil toplum için değil, toplumun geneli için de geçerli. Rawest Araştırma’nın 18-21 Mart tarihleri arasında Diyarbakır, Mardin, Urfa ve Van’da 738 kişi ile görüşerek gerçekleştirdiği </span><a href="https://rawest.com.tr/2020/03/23/koronavirus-arastirmasi/"><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs Araştırması</span></a><span style="font-weight: 400;"> da bunu teyit ediyor. Araştırmaya göre her 4 kişiden 3’ü Koronavirüs sebebiyle ortalamanın üzerinde bir endişe taşıyor. Erkekler daha riskli grupta olmalarına rağmen kadınların endişesi erkeklerinkinden fazla. Yine salgın, her 5 kişiden 4’ünün el yıkama alışkanlığını da değiştirmiş. Artık ellerimizi daha sık yıkıyoruz. Dışarı çıkma, sosyal ortamlarda bulunma, insanlarla temas etme başlıklarında da bulgular benzer, her 3 kişiden 2’si insanlarla temas etmeyi azaltmış. Kaygı ve sosyal mesafelenme yüksek olsa da dışarı çıkarken eldiven ve maske kullanımı hala 3’te 1’in altında. Son bir haftada, Koronavirüs gerekçesiyle alınan ürünler skalasında da temel gıda (%77), sabun (%73) ve kolonya (%69) üst sıradayken dezenfektan (%38), maske (%35) ve eldiven (%33) listenin son sıralarında. Bunu önemli oranda sosyo-ekonomik durumla ve biraz da “elalem ne der” ile açıklamak mümkün. Litrelik dezenfektanın 100 lirayı bulduğu ve tek kullanımlık en basit maskenin bile 5 liraya bulunamadığı bir pazarda asgari ücretli insanların bu ürünlerden gönüllerince alabilmesini beklemek gerçekçi değil.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandeminin kişisel hayatımıza etkisi kadar hükümetlerin bununla nasıl mücadele ettiğini de izliyoruz doğal olarak. Rawest’in araştırmasında katılımcıların 3’te 2’si Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın performansını başarılı bulurken her 2 kişiden 1’i devlet kurumlarını bu süreçte şeffaf bulmuyor. Devlet kurumlarının verdiği bilgilere güven bundan daha düşük (%41). Bundan ötürü olsa gerek her 4 kişiden 3’ü yaşadıkları şehirde pozitif vaka olduğunu ve bu 3 kişiden 1’i de yaşadığı şehirde virüs kaynaklı ölüm olduğunu tahmin ediyor. Sağlık bakanının performansı hükümetin genelinden farklı değerlendirilmiş olsa da şeffaflık meselesinde onu dışarıda tutmak mümkün değil. Sağlık Bakanının uzlaşmacı tavrı, nezaketi, Yeşilçam’ın müşfik baba figürüne benzer profiliyle bizi evde tutma çabası güzel. Ama halen her gün kaç test yapıldığını, bunların şehir ve bölge bazlı dağılımlarını ve pozitif vakalar ile Covid-19 sebebiyle vefat edenlerin yaş, cinsiyet gibi temel demografik bilgilerini bile tam olarak bilemiyoruz. Diyarbakır’da yaşayan biri olarak Çin ya da Güney Kore’nin herhangi bir şehrindeki verileri detaylı görebilirken yaşadığım şehir, bölge ve ülke için bu verilere ulaşabileceğim bir veri tabanı olmaması, salgına karşı tedbirler alırken kendime başka türlü motivasyonlar aramama sebep oluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kısmı toparlayacak olursam, aklımıza gelmeyen bir şey, başımıza öyle bir geldi ki bazılarımız hala geldiğine inanamıyor, bunun bir şaka olduğunu düşünüyor. En iyimser olanlarımız bu sürecin iki-üç ay içinde geçeceğini düşünüyorlar ama bu şimdilik bir umuttan öte değil. Bu yazıyı yazdıktan sonra İki-üç ay içinde geçse bile hayatımızda çok kalıcı etkileri olacağını söylemek yanlış olmayacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Epigrafa dönecek olursam, ‘hayat, siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir’ ama başınıza gelebilecekleri bazen hayat bile tahmin edemiyor. Hayat, biz planlar yaparken başımıza gelenlerin başına gelenlerdir desek yeridir. Daha fazla karıştırmadan sadede gelecek olursam; iki gün önce sekiz belediyenin daha başkanları gözaltına alınıp yerlerine kayyım atandı. Bu son kayyım atamalarıyla birlikte HDP’nin seçimlerde kazandığı 65 belediyeden 47’sinde seçilmişler görevden el çektirilmiş oldu. Sadece üç büyükşehirde yaklaşık 4 milyon kişi, seçtikleri Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından yönetilmiyor. Yine Diyarbakır’da 17 ilçenin 12’si yani nüfusun %88’i seçtikleri ilçe belediye başkanı tarafından değil kayyım tarafından yönetiliyorlar. Bu son kayyım atamaları, öncekileri bilenler için pek şaşırtıcı değil elbette, yadırgamıyor insan. Ama bütün dünya, siyasetin tamamı, bütün belediyeler, sivil toplum, birer birer hepimiz kendi hayatımızda ve sorumluluk sahibi olduğumuz yerlerde dünyayı endişeyle döndüren bu salgına kilitlenmişken hiç kimsenin aklına sabah belediye başkanlarına gözaltı ve kayyım haberleriyle uyanacağımızı tahmin edemezdi herhalde. Hükümetin bu bağlamda hukuki süreçleri nasıl işlettiğini bilenler biliyor, buna rağmen kamu halk-ı cihan bu illetle meşgulken acaba ne oldu ki bu gözaltı ve kayyım atamalarına ayrıca akıl, enerji ve mesai harcandı diye düşünüyor insan, merak böyle bir şeydir çünkü. Said-i Nursî’nin elma temsiline göndermeyle, bir yerde örneğin hukuksuzluğun olmadığını iddia etmek için bütün hukuki işlemleri tek tek ele almak ve hukuksuzluk olmadığını görmek gerekir, oysa tek bir hukuksuzluğun varlığını bilmek hukuksuzluk olduğunu söylemeye yeterlidir. İş bu sebeple gözaltına alınan ve yerine kayyım atanan başkanlardan birinin durumunu paylaşmak isterim. Hakkında daha önce attığı tweet sebebiyle bir soruşturma açılmış ve ifadesi alınmıştı. Son operasyonda sabahın seherinde evinden alınmış, bir gün boyunca gözaltında kaldı. Hakkında yeni hiçbir iddia olmadığı için ifadesi de alınmamış, savcı doğrudan mahkemeye sevk etmiş mahkeme de daha önceki tedbir olan yurt dışı çıkış yasağını sürdürüp serbest bırakmış. Yani ortada ne yeni bir iddia ne yeni bir soruşturma ne de yeni bir şey varken, herkes Koronavirüs illetiyle meşgulken, ortada hiçbir sebep yokken, durup dururken görevden alındı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yani eğer bu dünyanın sakiniyseniz, bütün planlarınız hayat denen akışın önünde çok değil, iki haftada darmadağın olabiliyor. Aklınıza gelmeyen başınıza böyle gelebiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ve seçme ve seçilme hakkının elde edilmiş olması, seçmenin bir bölümü için onun elde tutulacağının garantisi olduğu anlamına gelmiyor. Yani seçmenin bu bir bölümü tarafından seçilmişseniz Korona’nın bile aklına gelmeyen sizin başınıza gelebiliyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/26/korona-gunlerinde-akla-gelmeyenin-basa-gelmesi/">Korona Günlerinde Akla Gelmeyenin Başa Gelmesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
