<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kadın hakları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-haklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-haklari/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Mar 2023 10:53:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>kadın hakları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-haklari/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Afetler ve Kadın Hakları’ Temalı Kaynak Belgeler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/08/afetler-ve-kadin-haklari-temali-kaynak-belgeler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 10:53:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83288</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Mart 2023 depremleri ardından afetler öncesi ve sonrasında insan haklarının önemini en acı şekliyle bir kez daha anladık. Afetlerden en ağır şekilde etkilenen gruplardan birisi de kadınlar ve kız çocukları.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/08/afetler-ve-kadin-haklari-temali-kaynak-belgeler/">‘Afetler ve Kadın Hakları’ Temalı Kaynak Belgeler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="cmsms_post_title entry-title cmsms_h1_font_style"><span style="font-size: 16px;">Etkiniz AB Programı, afetlere hazırlıkta ve afet sonrasında kadın hakları alanında neler yapılabilir diye sordu ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde</span><strong style="font-size: 16px;"> “afetler ve kadın hakları”</strong><span style="font-size: 16px;"> temalı kaynak belgeleri derledi.</span></p>
<div class="cmsms_post_content entry-content">
<p><em>*Belgelerin bir kısmı Türkçe bir kısmı İngilizce dilindedir. İnsan hakları izleme alanında ve farklı dillerde yayınlanan belgelerin çevirisi için Etkiniz’den destek alabilirsiniz. Ayrıntılar için <a href="https://etkiniz.eu/destekler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın.</a></em></p>
<ul>
<li><a href="https://interagencystandingcommittee.org/system/files/2021-05/The%20Gender%20Handbook%20for%20Humanitarian%20Action%20%5BTurkish%5D.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>İnsani Yardım Faali̇yetleri̇ içi̇n Toplumsal Ci̇nsi̇yet Kılavuzu</strong></a></li>
<li><a href="https://gfdrr.org/sites/default/files/publication/gender-equality-disaster-recovery.PDF" target="_blank" rel="noopener"><strong>Afetler Sonrasında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadınların Güçlenmesi</strong></a></li>
<li><a href="https://www.worldbank.org/en/topic/disasterriskmanagement/publication/gender-dynamics-of-disaster-risk-and-resilience" target="_blank" rel="noopener"><strong>Afet Riskinin ve Direncinin Cinsiyet Dinamikleri</strong></a></li>
<li><a href="https://www.undp.org/blog/women-are-hit-hardest-disasters-so-why-are-responses-too-often-gender-blind" target="_blank" rel="noopener"><strong>Felaketlerden En Çok Kadınlar Etkileniyor, Öyleyse Neden Tepkiler Sıklıkla Cinsiyet Körü Oluyor?</strong></a></li>
<li><a href="https://disasterphilanthropy.org/resources/women-and-girls-in-disasters/" target="_blank" rel="noopener"><strong>Afetlerde Kadınlar ve Kız Çocukları</strong></a></li>
<li><a href="https://www.unwomen.org/sites/default/files/2021-11/Research-paper-Beyond-vulnerability-to-gender-equality-en.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>Afet Riskinin Azaltılmasında Kırılganlığın Ötesinde Cinsiyet Eşitliği, Kadınların Güçlendirilmesi ve Liderlik: Birleşik Milletler Sistemi İçin Kritik Eylemler</strong></a></li>
<li><a href="https://www.care-international.org/sites/default/files/2023-02/RGA%20Brief%20Turkiye%20Syria%20Feb%202023.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>Hızlı Toplumsal Cinsiyet Analizi Politikası Özeti: Türkiye ve Kuzeybatı Suriye Deprem Müdahalesi</strong></a></li>
<li><a href="https://kadinininsanhaklari.org/6-subat-depremlerine-iliskin-birincil-tespitler-ve-acil-talepler/" target="_blank" rel="noopener"><strong>6 Şubat Depremlerine İlişkin Birincil Tespitler ve Acil Talepler</strong></a></li>
<li><a href="https://www.pembehayat.org/yayinlar/detay/1644/afet-bolgesindeki-avukatlar-icin-cinsel-siddetten-hayatta-kalanlara-hukuki-danismanlik-rehberi" target="_blank" rel="noopener"><strong>Afet Bölgesindeki Avukatlar için Cinsel Şiddetten Hayatta Kalanlara Hukuki Danışmanlık Rehberi</strong></a></li>
<li><a href="https://turkiye.unfpa.org/tr/deprem" target="_blank" rel="noopener"><strong>Türkiye Depremleri için Acil Müdahale</strong></a></li>
</ul>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/08/afetler-ve-kadin-haklari-temali-kaynak-belgeler/">‘Afetler ve Kadın Hakları’ Temalı Kaynak Belgeler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afgan Kadınlarına Dayanışma ve Destek Çağrısı Büyüyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/17/afgan-kadinlarina-dayanisma-ve-destek-cagrisi-buyuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2021 13:36:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Afgan Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Afgan women's solidarity]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[Kabil]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[taliban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73544</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Kendinizden utanın! Tüm dünya, Afganistan’a, dünyanın bu bölgesine son 20 yıldır yaptıklarınız için kendinizden utanın.” Afgan kadınların tüm haklarını ve özgürlüklerini kaybetme tehlikesine karşı dünyanın farklı bölgelerinden kadın hakları aktivistleri ve STK’lar, Afgan kadınlarıyla dayanışma mesajları veriyor ve uluslararası topluma Afgan kadınlarını Taliban rejiminde yalnız bırakmama çağrısı yapıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/17/afgan-kadinlarina-dayanisma-ve-destek-cagrisi-buyuyor/">Afgan Kadınlarına Dayanışma ve Destek Çağrısı Büyüyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Afganistan’da Taliban yönetiminin başkent Kabil dahil pek çok bölgede yönetimi ele geçirmesi, küresel düzeyde kadınları harekete geçirdi.</p>
<p>Birleşmiş Milletler’in (BM) verilerine göre, bu yılın başından beri Afganistan’da 400 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı; 2020’nin sonunda ülkede yerinden edilmiş 2,9 milyon Afgan’a katıldı. Afganistan’ın 34 vilayetinden 33’ünde çatışmalar sürüyor. Yerinden edilen Afganların ise yüzde 80’ini kadınlar ve çocuklardan oluşuyor.</p>
<p>Taliban’ın tekrar ülkede gücü ele geçirmesi ve artan insan hakları ihlalleri karşısında BM tarafından yapılan “<a href="https://twitter.com/UN/status/1427277084834111488?s=20" target="_blank" rel="noopener">Afganistan halkını terk edemeyiz, terk etmemeliyiz</a>” açıklaması ise henüz somut bir adıma dönüşmedi.</p>
<p>Taliban&#8217;ın Afganistan’da tekrar yönetime gelmesi, Afgan kadınların ve kız çocuklarının son 20 yılda elde ettikleri özgürlük ve kazanımlarını tümden yok etme riski taşıyor. Taliban&#8217;ın şeriat kurallarına uymaları ve örtünmeleri durumunda kadınlara &#8220;saygı göstereceğini&#8221; açıkladı ancak Afgan kadınlar, <a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58234189" target="_blank" rel="noopener">Taliban&#8217;ın şeriat kanunlarına göre idam ve kırbaçlanma gibi cezalarla tüm haklarını kaybetmekten korkuyor</a>.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-73546 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/afgan-kadin-ve-cocuklar.jpg" alt="" width="603" height="405" /></p>
<p>Afgan kadın hakları aktivisti <a href="https://twitter.com/heatherbarr1/status/1426881657341100033?s=20">Mahbouba Seraj’ın</a> dünyaya Afganistan’a yaptıkları için ve yardım isteklerine yanıt verilmediği için “utanın” mesajı verirken;</p>
<p>Taliban tarafından daha önce tehdit mesajları alan Afganistan&#8217;ın ilk kadın belediye başkanı Zarifa Ghafari “<a href="https://twitter.com/leblebi_demir/status/1427310332226281481?s=20" target="_blank" rel="noopener">Taliban benim gibi insanların peşine düşecek ve beni öldürecek</a>&#8221; açıklaması yaptı.</p>
<p>Türkiye’de Afgan Mülteciler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği&#8217;nden <a href="https://www.dw.com/tr/kad%C4%B1nlar-taliban-g%C3%B6t%C3%BCrmesin-diye-%C3%A7at%C4%B1lardan-atl%C4%B1yor/a-58878360" target="_blank" rel="noopener">Zakira Hekmat</a> ise Afganistan&#8217;da kadınların &#8220;Bizi Taliban götürmesin, bu ölüm daha şereflidir&#8221; diyerek intihar ettiğini anlatıyor.</p>
<p><a href="https://twitter.com/zakirahekmat/status/1427154340670750722?s=20" target="_blank" rel="noopener">Zakira Hekmat</a> kendi sosyal medya hesabından da “Taliban&#8217;ın korkusundan çatılardan atlayarak intihar eden kadınlardan kimse söz etmeyecek. Tarihte böyle öleceğiz.” mesajını paylaştı.</p>
<h5><strong>Afgan Kadınlarına Destek Çağrıları</strong></h5>
<p>Türkiye’de İslami kesim de dahil olmak üzere kadın örgütleri ve aktivistler, Afganlı kadınlarla dayanışma mesajları yayınlıyor.</p>
<p><a href="https://twitter.com/esik_platform/status/1427926507733897221?s=20" target="_blank" rel="noopener">EŞİK Platformu</a>: &#8220;Afganistan’ın Taliban yönetimine terk edilmesini, Taliban yöntemleri kadar acımasız buluyoruz! Dünyaya sesleniyoruz: Afganistan’ın Taliban yönetimine terk edilmesini, Taliban yöntemleri kadar acımasız buluyoruz! Afgan kadınlar ve Afgan halkı için harekete geçin!&#8221;</p>
<p><a href="https://twitter.com/tkdfederasyon/status/1427544155174100996?s=20" target="_blank" rel="noopener">Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu</a>: &#8220;Bu ülkenin kadınları olarak milli mücadele anlayışımız Laikliktir. Afganistan’ın 200 yıl geriye gitmesine sebep tüm yaşananların sorumlusu ülkelerin yöneticileridir.”</p>
<p><a href="https://twitter.com/AnkaraKadin/status/1427568988993773580?s=20" target="_blank" rel="noopener">Ankara Kadın Platformu</a>: &#8220;Uluslararası toplumu Afgan kadınlarını Taliban ile yalnız bırakmamaya çağırıyoruz.&#8221;</p>
<p><a href="https://twitter.com/kirkyamakadin/status/1427532146969911298?s=20" target="_blank" rel="noopener">Kırkyama</a>: “Yıllardır emperyalizm ve kapitalizm kıskacında yaşamak zorunda kalan Afganistanlı kadınlar şimdi Siyasal İslamla, kadın düşmanı, yaşam alanlarının daraltan, eşitsizliği, baskıyı artıran bir toplum içinde ayakta kalmaya ve mücadeleye etmeye çalışıyorlar. Yanlarındayız.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.instagram.com/p/CSpQQBRAXFE/"><img decoding="async" class="size-full wp-image-73547 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/afgan-kadinlar-dayanisma.jpg" alt="" width="283" height="178" />Havle Kadın Derneği</a>: “Musawah Hareketi, Taliban&#8217;ın Afganistan&#8217;ın başkenti Kabil&#8217;e ulaşması üzerine Afgan kadınları ve kız çocukları, dezavantajlı gruplar ve aktivistler başta olmak üzere tehlikede olan Afgan halkını korumak için bir aksiyon çağrısı metni yayınladı. Metinde Afganistan halkı ve Afgan kadınları ile dayanışma içinde olduklarını ifade eden Musawah, dünya çapındaki hak savunucularına acil aksiyon çağrısı yaptı.”</p>
<p><a href="https://twitter.com/kadinmeclisleri/status/1426933778379907077?s=20" target="_blank" rel="noopener">Kadın Meclisleri</a>: “Tüm dünya kadınları için, tüm dünya kadınlarıyla Taliban zihniyetini yeneceğiz.”</p>
<p><a href="https://twitter.com/DayanismaMor/status/1427324203552972803?s=20">Mor Dayanışma</a>: “Afganistan&#8217;da Taliban ve erkek egemen emperyalist güçler karşısında halkını, toprağını, yaşamını savunan kadınların yanındayız. Dünyanın her yerindeki kız kardeşlerimizi dayanışmayı, umudu büyütmeye çağırıyoruz”</p>
<p>Kadınlar Birlikte Güçlü &#8220;<a href="https://twitter.com/kadinsavunmasi/status/1427564868132036636?s=20" target="_blank" rel="noopener">İzmir’de “Afganistanlı Kadınlar Yalnız Değildir</a>” sloganıyla Karşıyaka iskelesinde toplanacak.</p>
<p><a href="https://twitter.com/GulsumKav/status/1427180314426847234?s=20">Gülsüm Kav:</a> “Afgan kadınlar asla yalnız değildir; biz dünyanın bütün kadınlarıyız, mutlaka özgürlüğümüze kavuşacağız.”</p>
<p><a href="https://twitter.com/hlyglbahar/status/1427023275050348544?s=20">Hülya Gülbahar</a>: “Uluslararası toplumu, Afgan kadınları Taliban ile yalnız bırakmamaya çağırıyoruz.”</p>
<p><a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/bu-sefer-taliban-intikam-almaya-geldi-makale-1531934" target="_blank" rel="noopener">Berrin Sönmez</a>: “Önceki iktidarında 12 yaşındaki kız çocuklarını militanlarıyla zorla evlendirerek seks kölesine dönüştüren Taliban’ın değiştiğine ve kız çocuklarının, kadınların eğitim ve çalışma haklarını tanıyacağına inanmak zor.”</p>
<p><a href="http://recel-blog.com/icinde-yasadigimiz-distopyadan-cikis/" target="_blank" rel="noopener">Rümeysa Çamdereli</a>: “Taliban hep gölge gibi peşindeyken yılmadan mücadele ettikten sonra, herkesin gözü önünde, esaretinin Taliban’ın “zaferinin” simgesi haline gelmesi… Sokakta üç eş alacağını ağzını yaya söyleyen erkeklerin eşliğinde…”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/17/afgan-kadinlarina-dayanisma-ve-destek-cagrisi-buyuyor/">Afgan Kadınlarına Dayanışma ve Destek Çağrısı Büyüyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın ve Çocuk Hakları Merceğinden Yargı Paketi&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/10/kadin-ve-cocuk-haklari-merceginden-yargi-paketi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jul 2021 09:35:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[4. Yargı Paketi]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Sistemini İzleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayeti]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adalet Sistemini İzleme Derneği'nden Avukat Kadri İnce, Meclis'te kabul edilerek yasalaşan 4. Yargı Paketi'ni kadın ve çocuk hakları üzerinden değerlendirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/10/kadin-ve-cocuk-haklari-merceginden-yargi-paketi/">Kadın ve Çocuk Hakları Merceğinden Yargı Paketi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kamuoyunda ‘4. Yargı Paketi’ olarak bilinen, 7331 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Meclis’te kabul edilerek yasalaştı. Ceza hukukundan vergi hukukuna pek çok alanda farklı düzenlemeler getiren bu torba kanunun ‘İnsan Hakları Eylem Planı’nın etkili bir şekilde uygulanmasını amaçladığı ifade edildi. Peki düzenleme neler getiriyor? Özellikle temel insan hakları, kadın ve çocuk hakları açısından önem içeren düzenlemeleri olumlu-olumsuz yönleriyle irdelemekte yarar var.</p>
<h5><strong>Tutuklama İçin Somut Delil Aranma Şartı</strong></h5>
<p>Kamuoyunda ‘katalog suçlar’ olarak bilinen, tutuklama kararının daha kolay verilebildiği suçlar açısından tutuklama kararı verilebilmesi için ‘somut delil’ aranacak. Aslında bu düzenlemeyle adalet sistemimizde varsayıma dayalı, delilsiz şekilde tutuklama yapıldığı üstü kapalı olarak kabul edilmiş olundu. <strong>Ancak bu düzenleme pratik anlamda bir değişiklik getirmeyecektir. </strong>Çünkü katalog suçlar yönünden tutuklama yapılabilmesi için ‘kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı’ aranıyor. Şüphenin kuvvet derecesini gösteren yegane unsur ise delillerdir. Yani aslında (tutuklama için yeterli sebepten) kuvvetli şüpheden bahsedebilmek için dosyada somut delil olması gerekiyor.</p>
<blockquote><p>Uygulamanın kötü olmasının en önemli nedeniyse hakimlerin denetleyici makamı olan HSK’nın siyasi nitelik taşıyan yapısından kaynaklanmaktadır. Aksi halde onlarca delile rağmen tutuklanmayan kişileri ya da delilsiz bir şekilde ömrünü cezaevinde geçiren masumları görüp kahrolmaya devam edeceğiz.</p></blockquote>
<p>Özellikle kadın ve çocuk hakları savunucularının bu düzenleme yönüyle bazı kaygıları var: Katalog suçlar arasında cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı gibi suçlar da yer alıyor. Acaba faillere tahliye yolu mu açılıyor? Tutuklamalar bu yönüyle zorlaştırılıyor mu?  Öncelikle şunu belirtmekte yarar var: Düzenlemede doğrudan bu suçları ilgilendiren, tutuklamayı zorlaştıran bir madde yok. Yukarıda anlattığımız gibi somut delil şartının aranması, somut olarak bir değişiklik de getirmiyor. Taşınan kaygının önemli sebebi, mağdur beyanından başka delil bulunmayan dosyalarda, beyanların somut delil sayılmayıp, failin tutuklanmaması böylelikle de cezasızlığın yolunun açılacağı düşüncesi. Ancak yeni düzenlemenin bu sonuca kapı açacağını düşünmüyorum. Çünkü çoğunlukla hakimler bu tip suçlarda delil toplamanın güç olduğunun farkındalar. <strong>Bu noktada önemli olan husus, cinsel saldırı-çocuğun cinsel istismarı suçlarında hangi olguların somut delil sayılabileceğinin Yargıtay tarafından adil, durumun şartlarına uygun bir şekilde belirlenmesinde yatmaktadır. </strong>Çünkü kararı verecek sulh ceza hakimi, delilleri irdelerken Yargıtay’ın konuyla ilgili kararlarını dikkate alacaktır.</p>
<p>Eklemek gerekir ki, tutuklama kararlarıyla ilgili olan esas sorun yargı erki üzerindeki baskıdan kaynaklanmaktadır. Bu baskı sosyal medyadan da gelebildiği gibi çoğunlukla kuvvetler ayrılığı hiçe sayılarak yürütme erkinden gelmektedir. Hakimin bağımsızlığı gerçek anlamda tesis edilmelidir. Şüphesiz hakimlerin aldığı kararlar sorgulanamaz değildir. Ancak bu kararlardaki denetleme hukuk çerçevesinde yapılmalıdır. Sorunlar yasalarda değil, uygulamada yatmaktadır. Uygulamanın kötü olmasının en önemli nedeniyse hakimlerin denetleyici makamı olan HSK’nın siyasi nitelik taşıyan yapısından kaynaklanmaktadır. Aksi halde onlarca delile rağmen tutuklanmayan kişileri ya da delilsiz bir şekilde ömrünü cezaevinde geçiren masumları görüp kahrolmaya devam edeceğiz.</p>
<p>Tutuklamaya yönelik yapılan bir diğer düzenleme ise, hakimin tutuklama kararı verirken adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı kanaatinde olması şartı aranmasıdır. Aslında bu düzenleme de malumun ilanı niteliğindedir. Çünkü tutuklama teknik olarak ‘son çare niteliğinde’ bir <u>tedbirdir</u>. Yani hakim öncelikli olarak adli kontrol uygulamasına gitmelidir. Aksi halde vereceği karar yargısız infaz haline dönüşür. Sonuç olarak bu düzenlemenin uygulamaya dönük bir etkisi bulunmadığı kanaatindeyim.</p>
<blockquote><p>Kadınlar eski eşlerinden daha çok flört, nişanlı, eski sevgili vb. şekilde birlikte olunan erkekler tarafından öldürüyor ya da şiddetine uğruyor. Öyleyse nitelikli hal düzenlemesi bu kişileri de kapsamasıyla daha anlamlı bir hal alacaktır.</p></blockquote>
<h5><strong>Ev Hapsinde Geçen Sürenin Yarısı İnfazdan Düşecek</strong></h5>
<p><strong> </strong>Düzenlemede infaz hukukunu ilgilendiren, özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili olan bir düzenleme de ev hapsinde geçen her iki günün, mahkumun hapiste geçirmesi gereken bir güne karşılık mahsup edilmesi hususudur. Bu düzenlemenin gerekli ve yerinde olduğu kanaatindeyim. Çünkü yargılama sürecinde özgürlüğünden mahkum bırakılan ama cezaevinde de olmayan –gri bir bölgede bulunan- kişiler var ve bunların sayıları hiç de az değil. Bu yönde bir mahsuplaşma yapılması, bireylerin özgürlük ve güvenlik hakları açısından olumlu bir kazanım.</p>
<p>Ayrıca yeni düzenleme ile beraber getirilen adli kontrol tedbirinin süre bakımından sınırlanması hususu olumludur. Bu tedbirler bireylerin özgürlüğünü etkileyen ve uzun yargılama süreçlerinde kaldırılmayan, incelenmeyen hususlardan. Bireylerin çeşitli haklarına ihlal derecesinde yapılan müdahale bu yönüyle biraz daha kısıtlı bir hal aldı.</p>
<h5><strong>Bazı Suçların Boşanılan Eşe Karşı İşlenmesi Nitelikli Hal Sayıldı</strong></h5>
<p><strong> </strong>Kasten öldürme, yaralama, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının eşe karşı işlenmesi nitelikli hal olarak sayılıyor ve ceza arttırılıyor. Getirilen düzenleme ile ‘boşanılan eşe’ karşı işlenen bu suçlar da nitelikli hal kapsamına alındı. Kadına yönelik şiddet ve cinayet eylemlerinde faillerin kayda değer bir kısmının eski eş olduğu görülmektedir. Bu bağlamda kadına yönelik şiddetin önüne geçmek açısından bu düzenleme olumlu olmakla beraber kanaatimizce yeterli değildir.</p>
<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre; 2020 yılında öldürülen <strong>300 kadının 97’si evli olduğu erkek, 54’ü birlikte olduğu erkek, 38’i tanıdık birisi, 21’i eskiden evli olduğu erkek tarafından öldürüldü.</strong> Yani aslında kadınlar eski eşlerinden daha çok flört, nişanlı, eski sevgili vb. şekilde birlikte olunan erkekler tarafından öldürülüyor ya da şiddete uğruyor. Öyleyse nitelikli hal düzenlemesi bu kişileri de kapsamasıyla daha anlamlı bir hal alacaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/10/kadin-ve-cocuk-haklari-merceginden-yargi-paketi/">Kadın ve Çocuk Hakları Merceğinden Yargı Paketi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Sözleşmesi, Sayılar ve İpin Diğer Ucu </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/21/istanbul-sozlesmesi-sayilar-ve-ipin-diger-ucu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökçe Bayrakçeken Tüzel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 May 2021 10:27:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkek akıl]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddetle mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70290</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada erkek akıl “aman şiddetle mücadele edelim de bu ipin diğer ucundaki eşitsizlikler konu edilmesin” diyor sanki. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak için sunulan her gerekçe, cinsiyet eşitliğinin mümkün ve uygun olmadığı ve kurulmasına izin verilemeyeceğinin ilanıdır aslında.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/21/istanbul-sozlesmesi-sayilar-ve-ipin-diger-ucu/">İstanbul Sözleşmesi, Sayılar ve İpin Diğer Ucu </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Ölüyor, ölüyoruz… Ama bu, bir türlü yeterince büyük bir sorun olarak görülmüyor.</b> <span style="font-weight: 400;">Sadece ölmekle kalmıyor, yaşıyor ama ölmekten beter oluyoruz. Öleyazıyoruz. Yaşam alanlarımız ölüyor. Ya da kendi benliğimizi öldürüyoruz. Bunu da pek azımız anlıyor. Pek azımız, anladıklarını anlatabiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaman zaman gerçekleştirdiğim eğitimlerde soruyorum:  </span><b>“Son bir yılda medya ve benzeri araçlarla tespit edilip, veri haline gelebilmiş kadın cinayetlerinin sayısını tahmin edebiliyor musunuz?”</b><span style="font-weight: 400;"> Her yıl eğitimlere katılanların yaptığı tahminlere ilişkin sayılar artıyor. Gerçek sayıların çok üstünde tahminler yürütülüyor, gerçek sayıları söylediğimde ise </span><b>“Haaa! Aaa! O kadar mıymış? Ben çok daha fazla olduğunu düşünmüştüm,”</b><span style="font-weight: 400;"> gibi tepkiler alıyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ya öldürülenleriz ya da şiddetin türlü biçimlerini deneyimleyerek hayatta kalanlarız. Biz, mevcut cinsiyet rejiminin caiz gördüğü yaşamı deneyimlerken hayatta kalan ya da kalamayanlarız. Sayıların biçim bulduğu grafiklerdeki ikonlar değiliz. Ne şiddet araştırmalarının ne de medya taramalarının “artan sayılar”ıyız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama ölmemiz ya da  hayatta kalmamız, sayılar daha da artmadıkça insanların iştahını kabartmıyor, ilgisini çekmiyor ya da tartışmaya değer bir konu olarak görülmüyor. Arkadaşların neşeli kahvaltı sofralarını, kedilerin komik görüntülerini, çiçek açan kaktüsleri, birkaç sloganı, birkaç ekonomi haberini ardı arkasına sıralayan sosyal medya hesaplarında, bir kısa cümle olarak kalıyor. </span></p>
<p><b>Ya da kamunun “maliyet” hesaplarında bir masraf kaleminin sayıları oluyor ölümlerimiz, hayatlarımız… </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası bir toplantıda, kamu yetkililerine yönelik bir sunumda, şöyle bir ifade kullanıldığını hatırlıyorum: “Kadına yönelik şiddetin bütçeye getirdiği maliyet filanca dolar.”  Bu “önemli” görülüp vurgulanan filanca dolarlık  maliyeti duyunca şöyle mi dememizi bekliyorlar acaba: Aman tanrım ne kadar da çok! </span></p>
<p>Kadına yönelik şiddetin maliyet sayılarına bir de şunları ekleyelim:<span style="font-weight: 400;"> Şiddet görünce kadınlar çalışamıyor, üretemiyor, hastane ve tedavi masrafları da cabası. Eh, bir de boşanma girince işin içine, yük iyice artıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Demek ki, bir de kamusal sorumlulukları tam olarak yerine getirmeye kalksak, maliyetler ne kadar yükselecek? Koruyacaksın, önleyeceksin, bunun rehabilitasyonu var; soruşturması, cezalandırması var. Bir de ceza alana  cezaevinde bakacaksın. Ekonomiyi epeyce canlandırır, ama masrafı da çok. En iyisi biz buna engel olalım.</span><b> </b></p>
<p><b>Acaba maliyetleri düşürürsek devam etme imkanımız olabilir mi?</b><span style="font-weight: 400;"> Bir dolar olsa maliyet çok da sorun olmaz sanki? O zaman mücadeleyi bırakabiliriz? Bu yıl kaç cinsiyet temelli cinayeti  karşılayacak kadar bütçemiz var? Ölümle sonuçlanması maliyeti düşürür mü, artırır mı ne dersiniz?  </span></p>
<h5><b>Dayanışma Yaşatır!</b></h5>
<p><b>Hangi hesaplama şiddet hakkındaki yargılarımızı değiştirebilir ki?</b><span style="font-weight: 400;"> Bu derin etik hataya karşı çıkınca da yanıt olarak “Kurumsal yapılar bu tür perspektiflerden anlar” diyorlar. Ne kadar da yanılıyorlar! Kamu kurumları ve çalışanları da en nihayetinden cinsiyet temelli şiddeti fiilen deneyimleyen bireylerden oluşuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ve herkes gibi onların da şunu duymaya ihtiyacı var:</span></p>
<p><b>Bir kişi daha eksilmeyeceğiz!</b></p>
<p><b>Kirpiğiniz yere düşmeyecek!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Nasıl olur peki bu? Yolu yöntemi nedir?” diyenlere dünya kadınlarının net bir yanıtı var: </span><b>İstanbul Sözleşmesi.</b> <span style="font-weight: 400;">İstanbul Sözleşmesiyle, 20 yıldan fazladır döktüğümüz dil duyulur oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2011 yılında uygulanmaya başlamadan çok önce, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW) komitesinin kapısını raporları ile aşındıran dünya kadınlarının çabaları aşama aşama sonuç verdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların taleplerini güvence altına alan ve temel insan hakları çerçevesi içinde yer bulmasını sağlayan gücün iki önemli kaynağı var. Biri kadınların ataerkil toplum düzeni içinde maruz kaldıkları ortak tahakküm deneyimi, diğeri ise bu tahakkümle ancak birlikte mücadele edebileceklerini keşfedip öğrendikleri dayanışma deneyimleri. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklılıklarımızı nerelerde gözetip, ortaklığımızı nerede ve nasıl kuracağımızı birbirimizle de çarpışa çarpışa öğrenmişiz bunca yıldır.  Ayrışıp birleşmeyi, birleşip ayrışmayı bir zaaf değil bir potansiyele çevirmişiz. Nasıl ayrışıp nasıl birleşebildiğimizi herkesten iyi biz biliriz yine. O yüzden, başkaları değil, bunu en iyi yine biz yapabiliriz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler (BM) düzeyindeki dokuz temel insan hakları sözleşmesinden biri olan CEDAW, ana metni içinde şiddet konusuna yer vermemişti. Yine kadınların çabaları sayesinde bu büyük sözleşmedeki bu eksiklik önce 1989 yılında 12 no’lu, sonra 1992 yılında 19 no’lu genel tavsiye kararları ile giderildi. Ardı arkası kesilmeyen bu talep, yani toplumsal cinsiyet temelli ve kadınlara yönelik şiddetle mücadele talebi, İstanbul Sözleşmesi ile güvence altına alındı.</span></p>
<p>Basitçe bir tarih değil bu. Bu hikaye aslında bize başka bir şey anlatıyor. <span style="font-weight: 400;">“İstanbul Sözleşmesi yaşatır” da, başka ne yaşatır biliyor musunuz? </span>Dayanışma.<span style="font-weight: 400;"> Bu hikaye işte bunu anlatıyor. Bu mücadelenin ana sahiplerinin en başından beri  bizler olduğunu anlatıyor. </span>İstanbul Sözleşmesi işte bu kadın dayanışmasının başarabileceklerinin büyük bir örneği.</p>
<p><b>Ve neden vazgeçmiyoruz biliyor musunuz?</b> <span style="font-weight: 400;">Çünkü </span><b>şiddetle mücadele etmekte samimi, etkili ve gerçekçi adımlar atmaya niyetlenen bir kamu otoritesinin  bu sözleşmeden çıkması için hiçbir sebep olmadığını biliyoruz.</b><span style="font-weight: 400;">  İster muhafazakar olsun ister liberal, ister ilerici olsun ister gelenekçi, her devlet yapısının bütün dünyada şiddetle mücadele bu sorumluluğunu üstlenmesi gerekir. İstanbul Sözleşmesi, kamu otoritelerine bu sorumluluğu ne şekilde üstleneceğini, şiddetle nasıl mücadele edilebileceğini  tüm boyutları ile anlatır. </span></p>
<p>Cinsiyet temelli ve kadınlara yönelik şiddetle mücadele, devletler bunu kamusal bir yükümlülük olarak görmeden ve bu kamusal yükümlülüğü üstlenme gereği, 1993 yılında Viyana konferansında dile getirilmeden çok önce de vardı.<span style="font-weight: 400;"> Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ndeki cinsiyetçi dilin dönüştürülmesine de, kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesinin oluşmasına da, İstanbul Sözleşmesi’ne de bu dayanışma temel oluşturdu. Sonra da sahip çıktı. Gene de çıkar. </span></p>
<h5><b>İstanbul Sözleşmesi Bir İlk Değildi, Son da Olmayacak</b></h5>
<p><b>Sığınma evinde çalıştığım zamanları hatırlıyorum. Bir ağaç resmi yapalım istemiştim duvara. Kocaman bir ağaç, dalları gövdeden çıkarken her soruna bir çözümle çıksın.</b><span style="font-weight: 400;"> Ekonomik gelir, eğitim, maddi destek, sağlık, güvenlik, barınma, güçlenme diye dalları olsun. Sonra o dallar bir sürü kamusal hizmete, bir sürü sivil toplum desteğine, bir sürü çözüm yöntemine ilişkin küçük küçük başka  dallara ayrılsın. Dalların uçlarında, isimleri güçlenme, özgürlük, güven, mutluluk, sağlık, birliktelik, sevgi olan çiçekler ya da meyveler olsun. Kadınlar sığınağa girdiklerinde önce o güzel ağacı görsün. Sonra koridordan gelip geçtikçe gözlerine takılsın ağaç. Karşısına geçip düşünsünler, kendileri için dallar seçsinler. Hepimize oksijen versin, ferahlık versin, güç versin istemiştim. </span></p>
<p><b>İşte İstanbul Sözleşmesi de öyle bir ağaç gibi benim için. Ama şimdi biri o ağacı yakmış, kökünden kesmiş sanki.</b><span style="font-weight: 400;"> Sanki onunla birlikte tüm çözüm olanaklarım da yandı gitti. Kadınlara sözleşmenin yaşatacağını söylediğimde, sözleşme gittiğinde hayatta kalamayacağı endişesini de veriyor olmaktan çekiniyorum. </span></p>
<p><b>Kadın hareketinin bunca gücünü, dayanışmanın bunca etkisini gölgeleyip, sözleşme yoksa artık yalnız ve korunmasızsın demiş olmaktan çekiniyorum. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İstanbul sözleşmesi yaşatır” ifadesini her kullandığımda bir an durup düşünüyorum. O ağacı ilk defa gören kadın oluyorum birden. Sonra şöyle düşünüyorum: Merak etme “İstanbul sözleşmesi yaşatır ama İstanbul Sözleşmesi’ni de yaşatan kadınların dayanışmasıdır. Endişe etme. Çünkü asla yalnız yürümeyeceksin! Çünkü biz vazgeçmiyoruz!”</span><b> </b></p>
<h5><b>Peki ama İstanbul Sözleşmesi Dışında da Şiddetle Mücadele Edilemez mi? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sözleşmeden çıkma talebini yüksek sesle ifade eden ilk ülke olan Türkiye, şiddetle mücadeleye devam edebilir mi? Şiddetle mücadele sadece sözleşme olduğu zaman mı mümkündür? Bakanlıklar ve ilgili yapılar tarafından şiddetle mücadelede bir tam kararlılık içinde devam edileceği mesajları verilmiyor mu? </span></p>
<p><b>Ama burada asıl soru bu mesajların gerçekçi ve  samimi olup olmadığı. Bu soruya olumsuz yanıtlar verebilmemizi sağlayacak uzun bir süreci, dünyada ve Türkiye’de hep birlikte yaşadık. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cinsiyet temelli şiddet, bir cinsin diğeri üzerine tahakkümüne dayalı iki cinsiyetli toplum yapısının en bariz araçlarından biri. Hartman’ın meşhur tanımında ifade ettiği gibi </span><b>“Kadınların emeği ve bedeni üzerindeki kontrol sistemi olan ataerkilliğin en yadsınamaz tezahürü şiddettir. Şiddeti ve cinayeti kimse kabul etmez.” </b></p>
<p>İpin şiddetle mücadele içinde tutuğumuz ucu, cinsiyetler arası eşitsiz güç ilişkilerine ve oradan da bu güç ilişkilerine dayalı toplum yapısına gidiyor.<span style="font-weight: 400;"> Eğitime, sağlığa, evliliğe, miras haklarına, siyasete ve tüm düzeylerde karar almaya katılıma, ekonomik yaşama katılıma, insana yakışır iş koşullarına, eşit ücrete, ev içi emeğin paylaşılmasına, gelirin paylaşılmasına da dönüp bakıyoruz. Buralarda erkeklerin ayrıcalıklı yaşamlarına devam edebilmelerini sağlayacak olan toplum düzeninin dönüşmesi gerektiğini görüyoruz. </span></p>
<p><b>O nedenle tüm dünyada erkek akıl “aman şiddetle mücadele edelim de bu ipin diğer ucundaki eşitsizlikler konu edilmesin” diyor sanki.</b><span style="font-weight: 400;"> Sanki “şiddetle mücadele öyle bir yürütülmeli ki, cinsiyete dayalı eşitsizliğin sürdürülebilmesini sağlamalı,” diyor. İşte “geleneklerimize ve değerlerimize uygun şiddetle mücadele” lafını duyunca ben bunu anlıyorum. Bunun için de </span><b>İstanbul Sözleşmesi’ni reddeden bir anlayışın şiddetle mücadele mesajlarının  gerçekçi ve  samimi olabileceğini düşünemiyorum. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak için sunulan her gerekçe, cinsiyet eşitliğinin mümkün ve uygun olmadığı ve kurulmasına izin verilemeyeceğinin ilanıdır aslında. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Malumun ilanına şaşırarak ne çok zaman geçirdi bu ülkede insanlar. Ne kadar uzun sürdü idrak etmeleri ve düştükleri yanılgıyı fark etmeleri. Yıllar önce verdikleri destek  için pişmanlık duymaları ya da o dönem için ne kadarda haklı olduklarını kendilerine ve başkalarına anlatmak için sürdürdükleri beyhude çaba içinde ne kadar efor harcandı boş yere. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sıralar güncel siyasete ilişkin tartışmalardan şöyle bir sonuç çıkardım: </span><b>Muhalefet her zaman iktidardakileri hedefleyen ve onların attıkları adımlara ve yarattıkları etkilere tepki veren bir atıl tavır olmamalı.</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><b>Muhalefet, aksine, toplumsal ilerleme hedefi için göz ardı edilen her konunun yer bulduğu ve herkesin sesinin duyulduğu bir pratik olmalı. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte tam da bunun için benim bildiğim, tanıdığım, bulabildiğim bir tek yol var. </span><b><i>Bizim Feminizme ihtiyacımız var.</i></b><span style="font-weight: 400;"> Neden mi? Benim feminizmden anladığım şu da ondan: birlikte güçlenme, birbirinden öğrenme, dayanışma…</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/21/istanbul-sozlesmesi-sayilar-ve-ipin-diger-ucu/">İstanbul Sözleşmesi, Sayılar ve İpin Diğer Ucu </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Dünyayı Kadınlar Kurtarmayacak!&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/17/dunyayi-kadinlar-kurtarmayacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Apr 2021 10:03:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=68694</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Kadınsı değerlerin’ toplumda ve politikada vücut bulmasını beklemek yerine, cinsiyet eşitliğine dayanan bir yapı oluşturmak hedef olmalı. Böylece hem kadınların omuzlarına dünyayı kurtarma sorumluluğu yüklenmemiş olur, hem de eşitlikçi toplum gerçekleştirme yönünde yol alınabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/17/dunyayi-kadinlar-kurtarmayacak/">&#8220;Dünyayı Kadınlar Kurtarmayacak!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme haberlerinden sonra giderek daha çok dillendirilen bir deyiş var: “Dünyayı Kadınlar Kurtaracak!”  <span style="font-weight: 400;">Kadın hareketine destek amaçlı benzer bir deyiş de şöyle:  “Kadınlar yönetseydi</span> <span style="font-weight: 400;">dünya</span> <span style="font-weight: 400;">daha iyi bir yer olurdu.”</span><b> </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınlar olarak, eril toplumun tahakkümüne karşı bazı kavramları öne çıkarmak elbette hakkımız. Ancak patriyarkanın taşlarını yerinden oynatmak ‘kadın değerleri’ni mi yoksa olması gereken insani değerleri mi hayata geçirmekle mümkün? Geniş</span> <span style="font-weight: 400;">bir düşünce ağı oluşturabilecek bu konuya, bu yazı bir girizgâh niteliğinde olacaktır</span><b>.</b><b> </b></p>
<h5><b>Eğer Dünyayı Kadınlar Yönetseydi…</b><span style="font-weight: 400;"> </span></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınlara yakıştırılan “korkak”, “çekingen”, “risk alamayan” gibi olumsuz ifadelerin yanında; “barışçıl”, “çevresini gözeten”, “bağlantıları kuran”</span> <span style="font-weight: 400;">gibi olumlu değerler de var. Toplumsal konulara kafa yoran kadınlar,</span> <span style="font-weight: 400;">olumlu kavramları yaşamlarına oturtmaktan yanadır. Hatta politikada da bu değerlere sahip feminen bir kültür geliştirmeye çalışırlar. Dünyada “siyaseti feminize etmek” kavramı da</span> <span style="font-weight: 400;">buradan gelir. Peki bu değerlere sahip feminen bir kültür nasıl geliştirilebilir?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın liderlerin </span><i><span style="font-weight: 400;">ihtimam etiği</span></i> <span style="font-weight: 400;">(care ethics) dediğimiz değerleri içselleştirip olumlu politikalar geliştirdiğine dünyada tanık oluyoruz. Örneğin, koronavirus sağlık krizini en iyi yöneten, kadınların liderliğindeki hükümetler oldu. Ülkemizde eş başkanlık prensibini</span> <span style="font-weight: 400;">getiren siyasal partilerdeki erkeklerin, bu durumun kendilerine çekidüzen vermeye yardımcı olduğunu belirtmeleri gibi, antropolojist ekofeminist akademisyen Yayo Herrera da aynı şeyi</span> <span style="font-weight: 400;">ekolojik çatı ve ihtiyaçlar zemini </span><span style="font-weight: 400;">üzerinden açıklar.</span><span style="font-weight: 400;"> Herrera’ya göre </span><i><span style="font-weight: 400;">ihtimam etiği</span></i><span style="font-weight: 400;">, çevredekilerin ihtiyaçlarını önceden görmek, empatik davranmak gibi özellikleri barındırır</span><span style="font-weight: 400;">.</span> <span style="font-weight: 400;">Ancak bu davranış biçimlerini bir cinse mal ederek kadınlardan dünyayı kurtarmalarını</span> <span style="font-weight: 400;">beklemek  sorumluluktan  kaçmaktır.</span></p>
<h5><strong>Güç İlişkilerine Dayanan Cinsiyet Rolleriyle Dünyayı Kurtarmak</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizde de, gerek kadınların gerekse feminist harekete destek vermek isteyenlerin ‘Dünyayı kadınlar kurtaracak’ deyişi ancak</span> <span style="font-weight: 400;">biyolojik determinizmi desteklemeye götürür ki; bu yaklaşımın faydasından çok zararı olduğu görülmüştür. Öyleyse, sırf kadın olduğu için doğuştan bazı değerleri kadına yüklemek ne derece doğru değilse, yine sırf</span> <span style="font-weight: 400;">kadın olduğu için doğru değer yargılarına sahip olmasını beklemek de aynı derecede yanılgıya götürmez mi? Örneğin, neo-liberal politikaların çıkışına ön ayak olan önemli şahsiyetlerden biri eski İngiltere başbakanı Margaret Thatcher idi. Yazar Louise Doughty,</span> <i><span style="font-weight: 400;">Guardian’</span></i> <span style="font-weight: 400;">da çıkan makalesinde, Margaret Thatcher’ın, bulunduğu ortamlarda tek kadın olmak isteyişiyle ve diğer kadınları desteklemeyişiyle</span> <span style="font-weight: 400;">ün saldığını yazar. 1980&#8217;lerde Thatcher’ın Falkland Adaları savaş krizi yaratması da bilinen bir gerçekliktir. Thatcher’ın yaptıklarından en önemlisi ise günümüzdeki derin yoksulluk, eşitsizlik ve ekolojik yıkıma yol açan</span> <span style="font-weight: 400;">küreselleşmenin temellerinin atılmasında da büyük vebali bulunmasıdır. </span></p>
<h5><b>Biyolojik Determinizmi Söylemlerde de Aşmak</b><span style="font-weight: 400;">   </span></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Biyolojik determinizm; kadınların biyolojilerinden dolayı farklı psikolojik özelliklere sahip olduğunu öngörür. Ancak bu durum duygusal ve fiziksel eşitsizlik zemini yaratmaz.  </span><span style="font-weight: 400;">Onların,</span> <span style="font-weight: 400;">hormonlarından dolayı psikolojilerinin</span> <span style="font-weight: 400;">de farklı olması beklenir. Oysa bireylerin çevrelerinin etkisiyle toplumsal olarak şekillendikleri fikri daha ikna edici değil midir? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakım emeği </span><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">görünmez emeklerin başındadır. Kadın yalnızca evin çocukların, yaşlıların ve engellilerin bakımını üstlenmemiştir.</span> <span style="font-weight: 400;">Örneğin,</span> <span style="font-weight: 400;">kırsal kesimdeki kadınlar, tarladaki işten hayvanların</span> <span style="font-weight: 400;">ve bostanların bakımına kadar</span> <span style="font-weight: 400;">her işi</span> <span style="font-weight: 400;">yüklenmiş durumdadır</span> <span style="font-weight: 400;">ve bunların hepsi görünmez emektir. Kadınlar, doğaları gereği, çevrelerindeki kişilerin ve mekânın ihtiyaçlarını daha iyi gören ve onun düzeni için çaba sarfeden cins midir?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tür öğretilmiş alışkanlıkların dahil</span> <span style="font-weight: 400;">olduğu davranışların toplumsal olarak şekillenegeldiğine dair kültürümüzden de sayısız örnek verebiliriz. Örneğin, kız çocukları genelde babalarını model alır. Neden? Çünkü analarında tanık oldukları gibi, özel alanda ezilmek</span> <span style="font-weight: 400;">istemezler.</span> <span style="font-weight: 400;">Buna karşın, babalarının</span> <span style="font-weight: 400;">kamusal alanda kendilerini ifade ederken saygın işler yapmış sayıldıklarını görmüşlerdir. Burada</span> <span style="font-weight: 400;">cinsiyet rolleriyle özel ve kamusal alanda sürekli üretilen eşitsizlikler olağanlaştırılmaktadır</span><span style="font-weight: 400;">.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">‘Kadınsı değerlerin’ toplumda ve politikada vücut bulmasını</span> <span style="font-weight: 400;">beklemek yerine, cinsiyet eşitliğine dayanan bir yapı oluşturmak hedef olmalı. Böylece hem kadınların omuzlarına dünyayı kurtarma sorumluluğu yüklenmemiş olur, hem de eşitlikçi toplum gerçekleştirme</span> <span style="font-weight: 400;">yönünde yol alınabilir. Burada elbette ezilmişlerin tarihini göz ardı edemeyiz. Buna ek olarak  iyileşmenin kuşaktan kuşağa süreceğini de göz önünde bulundurmalıyız.</span></p>
<h5><b>Sonuç Yerine </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir ekofeminist olarak, kapitalist militarist patriarkinin yıkıcılığına karşı doğru politika oluşturabilmek için doğru söylemler geliştirmek durumunda olduğumuzu  düşünüyorum. Nasıl feminist hareket ırk, dil, inanç, ekonomik statü, cinsel yönelim vb. konuların keşisimselliğini gerektiriyorsa, dünyayı da tek bir cinsin kurtaramayacağı</span> <span style="font-weight: 400;">aşikâr değil midir? </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/17/dunyayi-kadinlar-kurtarmayacak/">&#8220;Dünyayı Kadınlar Kurtarmayacak!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Hükümetin İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden Vazgeçmesi Bizim Vazgeçtiğimiz Anlamına Gelmiyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/21/hukumetin-istanbul-sozlesmesinden-vazgecmesi-bizim-vazgectigimiz-anlamina-gelmiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilan Karacan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2021 10:03:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Berrin Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67384</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın hakları aktivisti Berrin Sönmez, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesiyle ilgili, karşımızda artık şiddeti insan hakları ihlali saymayan bir iktidar olduğunu belirterek; 'Hükümetin İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmesi bizim vazgeçtiğimiz anlamına gelmiyor.' dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/21/hukumetin-istanbul-sozlesmesinden-vazgecmesi-bizim-vazgectigimiz-anlamina-gelmiyor/">“Hükümetin İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden Vazgeçmesi Bizim Vazgeçtiğimiz Anlamına Gelmiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Resmî Gazetede Cuma günü (19 Mart) geç saatte yayınlanan bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle Türkiye İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden resmen ayrıldı. Kararda &#8220;Türkiye Cumhuriyeti adına 11/5/2011 tarihinde imzalanan ve 10/2/2012 tarihli ve 2012/2816 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile onaylanan &#8216;Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti Bakımından Feshedilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin üçüncü maddesi gereğince karar verilmiştir&#8221; denildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Resmi adı &#8220;Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi&#8221; olan İstanbul Sözleşmesi, şiddetin önlenmesi, şiddet kurbanlarının korunması ve faillerin cezasız kalmasının önlemek için 11 Mayıs 2011’de imzaya açılmıştı. Türkiye, 12 Mart 2012’de sözleşmeyi onaylayan ilk ülke olmuştu.</span></p>
<h5><b>“Bu Karar Mutlaka Değişecektir”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Alınan fesih kararı sonrası tepkisini dile getiren Sönmez, İstanbul Sözleşmesi için verilen mücadelenin güçlü bir şekilde devam edeceğini vurguluyor. Sönmez, sözleşmenin fesih kararının değişeceğine inanıyor ve çeşitli yöntemler ile sözleşmenin uygulanması için mücadele edileceğini söylüyor.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle bundan sonrası için mücadeleye devam diyoruz. Mücadeleye devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden hükümetin tek taraflı olarak vazgeçmesi bizim vazgeçtiğimiz anlamına gelmiyor. Biz İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden vazgeçmiyoruz. Sözleşme hiçbir yere gitmedi ve orada duruyor. </span></p></blockquote>
<figure id="attachment_67220" aria-describedby="caption-attachment-67220" style="width: 301px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-67220" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/berrin-sonmez.jpg" alt="Berrin Sönmez" width="301" height="224" /><figcaption id="caption-attachment-67220" class="wp-caption-text">Berrin Sönmez</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8221;Bu sözleşme hala bizim sözleşmemiz.&#8221; diye vurgulayan Berrin Sönmez, bu sözleşmeyi hükümet uygulamasa bile farklı yöntemler ile bu ülkede uygulanabilmesi için yollar geliştirdiklerini ve geliştireceklerini söylüyor: &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Önemli olan nokta 300 yıllık kadın hakları ve eşitlik mücadelesinin bir sonucu olan bu sözleşmeden asla vazgeçmeyeceğimizin bilinmesidir. Biz vazgeçmedik. Bu sözleşmeyi mücadele edenler olarak biz hazırladık, biz hazırlattık ve sözleşmeyi tekrar bu ülkenin gündemine sokmayı başaracağız. Bundan kimsenin şüphesi olmamalı. Ama bugün, ama yarın fakat kesinlikle tekrar gündeme sokacağız.”</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h5><b>“Ayasofya Baş İmamının Söylediklerinin Peşinden Gideceklerine Hiç Şüphe Yok”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kararı iktidar odağında eleştiren Sönmez, fesih ile birlikte ortaya çıkan tabloyu yorumlarken iktidarın kamuoyu figüranlarına dikkat çekiyor: </span><span style="font-weight: 400;">“İktidar sözleşmeyi feshederek toplumda bu feshi destekleyen 7%’lik oy oranına talip oldu. Bu oyların görebildiği kadar hayrını görsün bakalım diyoruz. Bunu yapan kesim yani bu güruh bu sözleşmenin yanına 6284’ü ekliyordu, CEDAW sözleşmesini ekliyordu zaten. Tüm bunlar kaldırılsa bile susmayacaklar. İktidarın kadın milletvekillerine ve kadın bakanlarına asla seslerini yükseltmedikleri için kızmak, kınamak gerekiyor. Onlara ciddi anlamda öfkeliyim. Bu sözleşmeden imza çekilmesi kadın odağında ülkenin insan hakları ve hukukundan çekilmesi demektir. Çünkü sözleşme şiddetin insan hakları ihlali olduğunu tespit eden bir sözleşmeydi ve eşitlik ön görüyordu. Buna tahammül edemediler.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karşımızda artık şiddeti insan hakları ihlali saymayan bir iktidar olduğunu söyleyen Söznmez, &#8220;Şiddetle mücadele adına iktidarın yapacağı hiçbir şey eşitlik ilkesi barındırmadığı sürece hiçbir anlam ve öneme sahip olmayacaktır. Şiddeti önlemek için yeterli de olmayacaktır. Nitekim Fahrettin Altun’un kararnamenin dün gece resmî gazetede yayınlanmadan önce verdiği röportajda söyledikleri kesinlikle şiddetle mücadele ilkelerinden, yöntemlerinden ve mevzuattan habersiz olduğunu gösteren sözlerdi. Sade ve sadece “Cumhurbaşkanımızın onayı ile” ve “etkin yürütülme kararlılığını sürdüreceğiz” gibi yuvarlak ifadeler kullandı. Bence bunlar şiddet ile mücadeleye önem vermiyorlar. Ayasofya baş imamının söylediklerinin peşinden gideceklerine hiç şüphe yok. Bunları durdurmak için ortak hareket etmemiz gerekiyor.&#8221; diye konuştu.</span></p>
<h5><b>&#8220;‘Güçlü Kadın, Güçlü Türkiye’ Gibi Laflara Aldanmasınlar”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sözleşmeden çekilmesiyle birlikte AK Partililer&#8217;in sosyal medya üzerinden başlattığı &#8220;Güçlü Kadın&#8221; kampanyasını da değerlendiren Berrin Sönmez, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Hiçbir şekilde “şiddetle mücadeleden vazgeçmiyoruz”, “güçlü kadın, güçlü Türkiye” gibi laflara aldanmasınlar. Aldandıkları görülüyor ama bundan vazgeçmeleri gerekiyor. Çünkü eşitlik yoksa kendilerinin de bulundukları konumu korumaları ve muhafaza etmeleri mümkün gözükmüyor. Ayasofya baş imamı bugün bize söylüyorsa yarın onlara söyleyecek. Ona bu şekilde bir yol açılıyor. Nitekim Fahrettin Altun’un röportajının yayınlanmasından az bir süre sonra Twitter hesabının altına doluşan yüzlerce trole ve İstanbul sözleşmesi karşıtlığıyla bayram eden mesajlara baktığımızda sözleşme feshinden sonra bütün diğer kadın haklarına saldırılacağını görüyoruz.&#8221; dedi.</span></p>
<h5><b>“Ya Hep Birlikte Özgürüz ya da Hiçbirimiz Özgür Değiliz”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın hakları adına herkese çağrı yapan Sönmez bu yolda eşitlik ve dayanışmanın önemine vurgu yapıyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Kadın dayanışmasına kesinlikle ihtiyaç var. Biz kadın hareketi olarak, bağımsız kadın örgütleri olarak çok uzun yıllar boyunca hiç kimsenin ideolojik, siyasi, dini, fikir ayrılığı gibi farklılıklarını görmezden gelmeden bu farklılıklar ile beraber eşit temellere dayanan bir mücadele etme ve dayanışma kültürü geliştirdik. Bu kültüre AKP iktidarına mensup kadınlar, MHP’ye mensup kadınlar, iktidara yakın olan ve olmayan muhafazakâr kadın örgütleri de dayanışma ile katılmak zorundadır. Eşitlik ve özgürlük için birimiz bile dışarıda kalmamalıyız. Ya hep birlikte özgürüz ya da hiçbirimiz özgür değiliz. Bunu asla unutmamamız gerekiyor. “</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/21/hukumetin-istanbul-sozlesmesinden-vazgecmesi-bizim-vazgectigimiz-anlamina-gelmiyor/">“Hükümetin İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden Vazgeçmesi Bizim Vazgeçtiğimiz Anlamına Gelmiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2021 Anne-Klein Kadın Ödülü&#8217;nün Sahibi Kadın Hakları Savunucusu Canan Arın Oldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/03/2021-anne-klein-kadin-odulunun-sahibi-kadin-haklari-savunucusu-canan-arin-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2021 10:37:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Anne-Klein Kadın Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Canan Arın]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66439</guid>

					<description><![CDATA[<p>2021 Anne-Klein Kadın Ödülü'nün bu yılki sahibi, 40 yıldır kadın hakları ve kadınların kendi geleceğini belirleme hakkı için mücadele eden Türkiyeli avukat ve kadın hakları savunucusu Cânân Arın oldu. Kutlama konuşmasını Alman-Türk şair ve belgesel sanatçısı Dilek Mayatürk'ün yapacağı ödül töreni 5 Mart 2021 tarihinde Berlin’de ve katılıma açık olarak gerçekleşecek. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/03/2021-anne-klein-kadin-odulunun-sahibi-kadin-haklari-savunucusu-canan-arin-oldu/">2021 Anne-Klein Kadın Ödülü&#8217;nün Sahibi Kadın Hakları Savunucusu Canan Arın Oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’deki ilk bağımsız kadın sığınma evi olan Mor Çatı’nın kurucuları arasında yer alan Canan Arın, sayısız davada şiddet gören kadınları savunmasının yanında, çabası ve katkılarıyla 2012 yılında Türkiye&#8217;nin İstanbul Sözleşmesi&#8217;ni imzalayan ilk ülke olmasını sağladı. Bu sözleşme, kadına yönelik ve aile içi şiddetin önlenmesini ve cezalandırılmasını hedefleyen ilk uluslararası sözleşme.</p>
<p>İstanbul Sözleşmesinden geri çekilmek Türkiye’deki kadın hareketinin kazanımlarını eriteceğini söyleyen Heinrich-Böll-Stiftung Eşbaşkanı ve jüri başkanı <strong>Barbara Unmüßig, </strong>günümüzde Cânân Arın’la birlikte binlerce kadının, Türkiye’de kadın politikalarında geri adım atılmaması ve kadınların şiddete yer olmayan, kendi geleceklerini belirleyebildikleri bir yaşam sürmeleri için mücadele verdiğini hatırlatıyor.</p>
<blockquote><p>Jüri Cânân Arın’a bu ödülü, bütün kadınların şiddetin olmadığı ve geleceklerini kendilerinin belirleyebileceği bir hayata sahip olmaları için birey olarak gösterdiği cesaret ve inatla yürüttüğü mücadelesine atfen verdi. Anne Klein Kadın Ödülü onuncu kez veriliyor; mücadele insanı Berlinli avukat Anne Klein ile bu yıl ödülün sahibi olan Arın’ın ruhen kız kardeş olduklarını söylemek herhalde abartılı olmaz.</p></blockquote>
<h5><strong>Tören</strong></h5>
<p><strong>Ödül törenine katılmak için <a href="https://calendar.boell.de/en/civi_register/144075" target="_blank" rel="noopener">buradan </a>kayıt yaptırabilirsiniz</strong>.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/03/2021-anne-klein-kadin-odulunun-sahibi-kadin-haklari-savunucusu-canan-arin-oldu/">2021 Anne-Klein Kadın Ödülü&#8217;nün Sahibi Kadın Hakları Savunucusu Canan Arın Oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göçizder Diyarbakır&#8217;da Kadınların Yaşadıkları Hak İhlallerini Tartışacak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/25/gocizder-diyarbakirda-kadinlarin-yasadiklari-hak-ihlallerini-tartisacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jan 2019 09:26:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[GÖÇİZDER]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Çalıştay]]></category>
		<category><![CDATA[Dilan Salık]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Saha Analizi Gözlemleri ve İhtiyaçlar Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[Yeter Tan]]></category>
		<category><![CDATA[Zelal Çoşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34564</guid>

					<description><![CDATA[<p>GÖÇİZDER'in Saha Analizi Gözlemleri ve İhtiyaçlar Çalıştayı, 26 Ocak 2019 Tarihinde  İnsan Hakları Derneği'nin Diyabakır Şubesi'nde (Yenişehir Mahallesi, Lise Cad./ali Emiri 1. Sok. Yılmaz 2004 Apt. D:3, 21100 Yenişehir/Diyarbakır) gerçekleşecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/25/gocizder-diyarbakirda-kadinlarin-yasadiklari-hak-ihlallerini-tartisacak/">Göçizder Diyarbakır&#8217;da Kadınların Yaşadıkları Hak İhlallerini Tartışacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çalıştay öncesi saat 12.30&#8217;da Sokağa Çıkma Yasakları ve Zorunlu Göç Sürecinde Kadınların Yaşadıkları Hak İhlalleri ve Deneyimleri Raporu&#8217;nun açıklanacağı bir basın toplantısı gerçekleştirilecek.</p>
<p>GÖÇİZDER&#8217;in Saha Analizi Gözlemleri ve İhtiyaçlar Çalıştayı&#8217;nın programı ise şu şekilde</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-34566" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/rapor-sunum.jpg" alt="" width="620" height="423" /></p>
<p><strong>13.00-14.00</strong> Zorla Yerinden Edilme Süreçleri Kadın Deneyimleri Sunumu<br />
Yeter Tan-Zelal Çoşkun- Dilan Salık</p>
<p><strong>14-16.00</strong> Sokağa Çıkma Yasakları Sürecinde; Şırnak, Cizre, Silopi, İdil, Nusaybin, Sur ve Yüksekova’da Gözlemler &#8211; İhtiyaçlar &#8211; Deneyimler<br />
Saha Ekibi</p>
<p><strong>16.00-17.00</strong> Bileşenler, STK ve Katılımcılar ile Beraber Durum Değerlendirmesi Görüş/Öneriler<br />
Çalıştay katılımcıları</p>
<p><strong>17.00</strong> Tartışma Kapanış</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/25/gocizder-diyarbakirda-kadinlarin-yasadiklari-hak-ihlallerini-tartisacak/">Göçizder Diyarbakır&#8217;da Kadınların Yaşadıkları Hak İhlallerini Tartışacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şişli Belediyesi Ortak Deneyim Atölyesi&#8217;nden &#8216;Erkeklik Atölyesi&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/11/sisli-belediyesi-ortak-deneyim-atolyesinden-erkeklik-atolyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Jan 2019 14:08:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeklik]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şişli Belediyesi Ortak Deneyim Atölyesi, toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarına erkeklik atölyesi ile başlıyor. Katılımcıların erkekliğin farklı yanlarına dair tartışmalar yürüteceği ve kendi deneyimlerini bu tartışmalar ışığında gözden geçireceği atölye çalışmalarında "erkeklik", "cinsellik" ve "medya" başlığında çalışmalar yürütülecek. Pazartesi günleri 19.00-22.00 arasında ODA'da gerçekleştirilecek atölyeler için başvuranların tek yükümlüğü oturumlara düzenli katılmaktır. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/11/sisli-belediyesi-ortak-deneyim-atolyesinden-erkeklik-atolyesi/">Şişli Belediyesi Ortak Deneyim Atölyesi&#8217;nden &#8216;Erkeklik Atölyesi&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 12.0pt; color: #212121;">Şişli Belediyesi Toplumsal Eşitlik Birimi’ne bağlı Ortak Deneyim Atölyesi (Şişli ODA), sivil toplumu ve aynı zamanda kent sakinlerini güçlendirmek amacıyla çalışır. Bu doğrultuda birlikte yaşama kültürünü geliştirmek için üreterek, ortak sorunlara yaratıcı çözümler getirmek, işbirliği yapmak; kurumlar ve kent sakinleri arası bağı güçlendirmek ve yaptığı çalışmalar ile Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sağlamak amacıyla faaliyetlerini planlamaktadır.</span></p>
<p><b><span style="font-size: 12.0pt; color: #212121;"><!-- [if gte vml 1]&gt;--></span></b></p>
<p><span style="font-size: 12.0pt; color: #212121;">Şişli ODA, tüm bu amaçlara hizmet eden bir ortak çalışma alanıdır.</span></p>
<p><span style="font-size: 12.0pt; color: #212121;">Bu alanda düzenli ve tek seferlik herkesin katılımına açık atölyeler de planlanmaktadır. Bu atölyelerin ilki toplumsal cinsiyet eşitliği başlığı ile sadece erkeklerin katılımına açık olan Erkeklik Atölyesi’dir.</span></p>
<p><span style="font-size: 12.0pt; color: #212121;">Atölyelerin temel amacı katılımcıların erkekliğin farklı yanlarına dair tartışmalar yürütmesi ve kendi deneyimlerini bu tartışmalar ışığında gözden geçirmesidir. Toplam üç atölye gerçekleştirilecektir. Pazartesi günleri 19.00-22.00 arasında ODA&#8217;da gerçekleştirilecek atölyeler için başvuranların tek yükümlüğü oturumlara düzenli katılmaktır. </span></p>
<p><span style="font-size: 12.0pt; color: #212121;">Atölye tarihleri:</span></p>
<p><span style="font-size: 12.0pt; color: #212121;">11 Şubat Erkeklik</span></p>
<p><span style="font-size: 12.0pt; color: #212121;">18 Şubat Cinsellik</span></p>
<p><span style="font-size: 12.0pt; color: #212121;">25 Şubat Medya</span></p>
<p><span style="font-size: 12.0pt; color: #212121;">Kolaylaştırıcı: Bilhan Gözcü</span></p>
<p><span style="font-size: 12.0pt; color: #212121;">Başvuru formlarınızı 27 Ocak 23:59’a kadar gönderebilirsiniz. <b>Atölye sadece erkeklerin katılımına açıktır ve sadece kabul edilenlere geri dönüş yapılacaktır.</b></span></p>
<p><b>Bilgi ve başvuru</b>: <a href="mailto:oda@sisli.bel.tr">oda@sisli.bel.tr</a></p>
<p><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%;">Adres: ŞİŞLİ ODA</span></b><b></b></p>
<p><span style="font-size: 12.0pt;">Şişli Belediyesi Zabıta Müdürlüğü Binası</span></p>
<p><span style="font-size: 12.0pt;">19 Mayıs Mahallesi, Halaskargazi Cd. No 110</span></p>
<p><span style="font-size: 12.0pt;">Kat:5 Şişli </span><span style="font-size: 12.0pt;">ODA</span></p>
<p><span style="font-size: 12.0pt;">Şişli/İstanbul</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/11/sisli-belediyesi-ortak-deneyim-atolyesinden-erkeklik-atolyesi/">Şişli Belediyesi Ortak Deneyim Atölyesi&#8217;nden &#8216;Erkeklik Atölyesi&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
