<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BM arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/bm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/bm/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 31 Aug 2023 08:35:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>BM arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/bm/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;BM Mekanizmaları Sivil Toplumun Sesini Duyurması İçin Etkili Bir Yöntem&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/31/bm-mekanizmalari-sivil-toplumun-sesini-duyurmasi-icin-etkili-bir-yontem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2023 08:35:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[HUDOTO]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=85048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hukuk, Doğa ve Toplum Vakfı özellikle iklim ve çevre konularında BM mekanizmalarını kullanan ve yine Birleşmiş Milletler Özel Raportörlerinin rapor hazırlıkları için yaptığı katkı çağrılarına yanıt veren bir örgüt. Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği (STGM), Hukuk, Doğa ve Toplum Vakfı kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Özlem Altıparmak ile hem Vakfı hem de BM mekanizmalarına katılıma ilişkin deneyimlerini konuştu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/31/bm-mekanizmalari-sivil-toplumun-sesini-duyurmasi-icin-etkili-bir-yontem/">&#8216;BM Mekanizmaları Sivil Toplumun Sesini Duyurması İçin Etkili Bir Yöntem&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler’in kurucu belgesi olan BM Şartı&#8217;nda insan haklarının korunması için birçok mekanizma mevcut ve bu mekanizmalardan birisi de BM İnsan Hakları Sözleşme Mekanizmaları. Bu mekanizmalar insan hakları anlaşmalarının uygulanmasını izleyen bağımsız uzmanlardan oluşan komitelerden oluşurken bu mekanizmalar içerisinde pek çok araç da bulunuyor. Raporlama, oturumlara katılım, bireysel başvuru gibi&#8230; Bu araçlar STÖ&#8217;ler için kritik önem taşırken, Türkiye&#8217;de hak ihlallerinin mücadelesinde uluslararası prosedürler &#8211; Birleşmiş Milletler mekanizmaları gibi- sınırlı seviyede kullanılıyor.</p>
<p>Yakın bir zaman öncesinde kurulan Hukuk, Doğa ve Toplum Vakfı ise özellikle iklim ve çevre konularında BM mekanizmalarını kullanan ve yine Birleşmiş Milletler Özel Raportörlerinin rapor hazırlıkları için yaptığı katkı çağrılarına yanıt veren bir örgüt. Hukuk, Doğa ve Toplum Vakfı kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Özlem Altıparmak, hem Vakfı hem de BM süreçlerine ilişkin deneyimlerini anlattı.</p>
<p><strong>İnsan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, iklim değişikliği ve çevre koruma alanlarında uzun zamandır çalışan bir avukatsınız. Yine hukuk büronuzda STÖ&#8217;lerle birlikte yaptığınız çalışmaları da bir vakıf ile somutlaştırdınız. Öncelikle Vakıf olma sürecine giden ihtiyacı konuşmak isteriz. Hukuk, Doğa ve Toplum Vakfı&#8217;na neden kuruldu? Hangi ihtiyaçlar sizi vakıf kurmaya yöneltti?</strong></p>
<p>Sizin de ifade ettiğiniz gibi uzun zamandır insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, çevre hukuku ve doğa savunuculuğu alanında çalışıyoruz. Aslında hak savunuculuğu, mesleki olarak öğrenip uyguladığımız bir şey değil bizim; üniversite yıllarımızdan itibaren içinde var olduğumuz, kendimizi tanımladığımız bir alan. Avukatlık faaliyetlerimiz de bu alanı gözeterek ve önceleyerek gelişti. Mesleki çalışmalarımızın yanında sivil toplum örgütlerinin savunuculuk kapasitelerinin geliştirilmesi amacına yönelik olarak birçok proje ve çalışmada uzmanlık sunduk, pro bono (toplum yararına hukuk) hizmet verdik ve sivil toplum kuruluşları ile her zaman güçlü bağlar içinde olduk. Bir stratejik dava açtığımızda, üzerinde çalıştığımız dilekçeyi bir yayın şeklinde herkese açtık ki başka hukukçular ve hak sahipleri de faydalansın. Türkiye’de ilk kez çevre hukuku üzerine uzmanlaşmış tematik bir avukatlık staj programı başlattık. Yine bir ilk olarak Ankara Üniversitesi Hukuk Klinikleri&#8217;nde İklim Kliniği açtık ve hukuk fakültesinde bu alanda çalışmak isteyen öğrencilerimiz oldu. Hukuk bürosu çatısı altında her ne kadar kamusal ve pro bono faaliyet yürütseniz de özel bir şirket gibi algılanıyorsunuz. Bu da çalışmalarımızı yaygınlaştırırken veya ortaklıklar kurmak istediğimizde engel olabiliyordu. Çalışmalarımız geliştikçe farklı bir oluşum üzerinden faaliyetlerimizi çeşitlendirip, geliştirmek ve yaptığımız işlerin etkisini arttırmak istedik. Bu alandaki deneyimizi ve çalışma isteğimizi kalıcı hale getirmek için, kurumsallaşmaya ve vakıf kurmaya karar verdik. 2022 yılı içinde başlattığımız vakıf kurulum sürecini Kasım 2022’de sonuçlandırdık ve HUDOTO’yu kurduk.</p>
<blockquote><p>Çalıştığımız her alanı hak bakışıyla çalışmaya ve uluslararası alandaki gelişmelerle harmanlamaya çalışıyoruz.</p></blockquote>
<p><strong>HUDOTO&#8217;yu da biraz anlatır mısınız? Hangi alanlarda çalışıyorsunuz?</strong></p>
<p>HUDOTO’da insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, doğa koruma ve iklim değişikliği konularını, hak temelli bakışla ve kesişimsel olarak çalışıyoruz. Sadece ulusal politikaları ve mevzuatı değil, uluslararası yayınları ve gelişmeleri de takip ediyor, düzenli olarak çeviriler yapıyor, bilgi notları hazırlıyor, makale ve yazılar yazıyoruz. Bu alanlarda önemli ölçüde bilgi, uzmanlık ve deneyim biriktirdik. Daha ilk yılımız dolmadan onlarca bilgi notu, politika belgesi, BM raporları ve BM Özel Raportörü katkı çağrıları çevirileri yayınladık. Etkiniz AB Programı desteği ile BM New York’ta düzenlenen Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi Üst Düzey Toplantısı&#8217;na vakfımızı temsilen katıldık.</p>
<p>Çalıştığımız her alanı hak bakışıyla çalışmaya ve uluslararası alandaki gelişmelerle harmanlamaya çalışıyoruz. Hukuk en önemli savunuculuk araçlarından birisi ve sadece ulusal mevzuat, kanunlar ve yönetmeliklerden ibaret değil. Hukuk ve adalet aklımıza sadece açacağımız bir dava ile sınırlı şekilde gelmemeli. Yazılı kanunların ve sözleşmelerin dışındaki uluslararası politika belgeleri ve stratejik çerçeveler, bizim soft law dediğimiz esnek hukuk belgeleridir. Aslında politikayı, müzakere süreçlerini ve insan haklarının gelişimini belirleyen şey de işte bu metinler ve uzlaşılardır. Hukuku bu nedenle daha geniş kapsamlı anlıyor ve çalışıyoruz.</p>
<p>Geçen hafta bu konuda yeni bir girişimimiz oldu. Daha önce yazılı çevirisini yaptığımız BM Cinsel Yönelim, Toplumsal Cinsiyet Kimliği ve Din Özgürlüğü Uzman Raporu&#8217;nun okuyucu dostu özetini podcast olarak dört bölüm halinde yayınladık. Okumaya vakti olmayanlar, belki dinleyerek faydalanırlar diye düşündük ve denemek istedik. Podcasti <a href="https://open.spotify.com/show/7Ck0cIont2SIe5GJbjCJwV?si=ZEYEGJDeSr2L5Twng6-Vng&amp;nd=1" target="_blank" rel="noopener">buradan dinleyebilirsiniz.</a></p>
<p>Disiplinler arası ve anlaşılır biçimde çalışmak bizim için çok önemli. Örneğin her şey yolunda giderse Eylül sonu ya da Ekim ayı içinde UNDP desteği ile “İklim, Gıda Güvencesi ve İnsan Hakları için Agroekoloji” isimli bir atölye çalışması düzenleyeceğiz. Agroekolojiyi sadece bir tarımsal yöntem olarak duyuyoruz, çiftçinin meselesi sanıyoruz ama yaşadığımız iklim değişikliğinde durum hiç de öyle değil. Kuraklık, değişen iklim ve biyoçeşitlilik kaybının bizi hızla sürükleyeceği yer gıda krizi olacak ve önümüzdeki dönemde sıklıkla gıda hakkını, gıda egemenliğini ve gıda güvenliğini konuşuyor olacağız. Bu nedenle agroekolojiyi yine hak temelinde iklim değişikliği, gıda hakkı, biyoçeşitlilik ve insan hakları kesişiminde tartışmayı amaçlıyoruz. İklim değişikliği konusunda multidisipliner ve iklim adaletini gözeten çalışmalar çok önemli çünkü teknokrat bir bakışla yürütülen ve literatürde “iklim izolasyonizmi” denen anlaşılmaz, soyut ve teknik çalışma durumunu ortadan kaldırıyor. Böylece hak sahipleri için sorunu ve çözümü anlaşılır kılıyor.</p>
<p><strong>HUDOTO olarak Birleşmiş Milletler&#8217;in farklı çalışma alanlarına dair hazırlayacağı raporlara ilişkin katkı çağrılarını yakından takip ettiğinizi görüyoruz. Biraz bundan bahseder misiniz? Süreci nasıl yürütüyorsunuz? Katkı verdiğiniz raporlar oldu mu?</strong></p>
<p>BM Özel Raportörlerinin, tematik sorun alanlarına dair rapor katkı çağrılarını yakından takip ediyoruz. Bu çağrıların özellikle sivil toplum örgütlerince bilinir olmasına ve başvurulmasının mümkün olduğunu anlatmaya gayret ediyoruz.</p>
<p>BM İnsan Hakları Konseyi’nin Özel Prosedürleri aslında bağımsız insan hakları uzmanlarından oluşuyor. Özel Prosedürler, BM İnsan Hakları Konseyi’ne kendi alanlarıyla ilgili periyodik raporlar hazırlayıp sunuyorlar. İşte bu rapor hazırlama sürecinde Özel Raportör devletlerden, hak sahiplerinden ve paydaşlardan hazırlayacağı tematik rapor konusuna ilişkin katkıda bulunmalarını istiyor ve bu sebeple bir katkı çağrısı yayınlıyor. Hem tematik raporunun çerçevesini kamuoyuna duyuruyor hem de katkının hangi süre içinde ve hangi usullerle yapılacağını da belirtiyor.</p>
<p>Biz BM insan hakları sistemini, toplantılarını ve bu çağrıları düzenli olarak izliyoruz. Bu takibi yapmak bizim çalışmalarımızı da geliştiriyor. Aslında çağrılara katkı sunulmasa bile, sadece çağrıdaki çerçeveyi ve sorulan soruları okumak bile geliştirici olabiliyor. Örneğin geçen sene tüm raportörlerin ortak konusu iklim değişikliğiydi. Göçten, kadına yönelik şiddete, sürdürülebilir kalkınmadan toplantı ve gösteri hakkına kadar hemen hemen her alanda bu konuda çağrılar yayınlandı. Biz bu çağrıların izini sürdük ve sadece çağrıyı değil, çağrı sonucunda çıkan raporları da duyurmaya çalıştık. Geçen seneki çalışmalarımızda iklim değişikliğinin bir insan hakları meselesi olmasına odaklandık. Bu süreçte hem kendimiz katkı ve görüşlerimizi sunduk hem de katkı sunmak isteyen sivil toplum örgütlerinin sorularını yanıtladık. Bu konuda akademisyenlerden de olumlu geri bildirimler aldığımızı belirtmeliyim, çağrılardan çok faydalandıklarını söyleyenler oldu. Başta da dediğim gibi çağrılara görüş sunmak kadar çağrıların çerçevesini anlamak ve sorular üzerine düşünmek bile oldukça geliştirici olabiliyor.</p>
<p><strong>Hak ihlallerin mücadelesinde uluslararası prosedürler, Birleşmiş Milletler mekanizmaları gibi, sınırlı seviyede kullanılıyor. Doğa savunucuları için de benzer bir durum geçerli. Siz bunu nasıl yorumluyorsunuz? STÖ&#8217;ler BM mekanizmalarını nasıl daha etkin kullanabilir?</strong></p>
<p>Dediğiniz gibi hak ihlallerinde BM sistemini bir yöntem olarak bilmiyoruz ve kullanmıyoruz. Bunun bir sebebi dil engeli ama dil bilseniz de BM sisteminin kendisi de oldukça karışık bir yapıda diye düşünüyorum. BM içinde hangi komite var, hangi raportör ne iş yapar, sistem nasıl çalışır anlamak bile bir mesai gerektiriyor.</p>
<p>Bir de aslında bir hak ihlali varsa, doğal olarak sonuç alıcı şeyler yapmak istiyoruz. BM’yi bir adalet mekanizması olarak sonuç alabileceğimiz bir yer gibi görmüyoruz çünkü hiçbir zaman bizim bildiğimiz şekilde bir mahkeme kararı vermiyor. Bu noktada hukukçuların da uluslararası yol olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni bildiğini ve kullandığını ancak BM İnsan Hakları Komiteleri&#8217;ne başvuru yapmadıklarını belirteyim.</p>
<h5>&#8216;Sivil Toplumun Sesini Duyurması için Etkili Bir Yöntem&#8217;</h5>
<p>Oysa adalete erişim her zaman bir yargı mekanizmasına erişmek demek değil. Bazen bir bilgiye erişmek, bazen bir yasa değişikliğini sağlamak, bazen de alınacak kararlarda söz hakkı sahibi olmak gibi boyutları var. BM sistemi bu adalete erişimi hukuk mevzuatını ve yasaları kullanarak değil, insan hakları çerçevelerini, kararları ve müzakere süreçlerini işleterek mümkün kılıyor. Sivil toplumun sesini duyurması için etkili bir yöntem diye düşünüyorum.</p>
<p>Doğa savunuculuğu ve iklim değişikliği alanındaki çalışmalarda zaten insan hakları bakışı oldukça eksik. Sadece sivil toplum örgütleri için değil uluslararası alanda da böyle. Oysa iklim adaleti dediğimiz şey, iklim değişikliğinin ve çevresel tahribatların etkilerindeki eşitsizliği giderme üzerine kurulu. Bu da sivil toplum için gelişmeye, tartışmaya ve ortak çalışmaya çok açık bir alan yaratıyor. Kadın, çocuk veya engelli hakları gibi diğer tematik alanlarda çalışan sivil toplum örgütleri doğayı, iklim değişikliğini ve çevresel talanı kendilerine dert edinmeye başlarsa ve aslında bunların etkilerinin doğrudan hak ihlali yarattığını fark ederlerse bu alanda kesişimsel çalışmalar kuvvetlenecek diye düşünüyorum. BM mekanizmaları ve kararları bu kesişimsellikler için çok büyük bir alan açıyor ve fırsat sunuyor.</p>
<p><strong>BM mekanizmalarına dair deneyimleriniz üzerinden uluslararası prosedürleri kullanmak isteyen STÖ&#8217;lere neler önerirsiniz? </strong></p>
<p>Öncelikle kendi çalışma alanlarına ilişkin BM çağrılarını, raporlarını ve kararlarını takipte kalmalarını öneririm. Başvuru yapılmasa dahi süreci ve uluslararası alandaki tartışmaları bilmek bile çok geliştirici oluyor. Bir de savunuculuğu daha geniş bir çerçevede düşünmek gerek. Çoğunlukla bir kampanya veya eylem olarak gördüğümüz savunuculuk süreçlerinde aslında yazacağımız basit bir bilgi edinme dilekçesi ile kendi yaşam alanımızda alınacak kararı değiştirmemiz ve hak ihlalini önlememiz mümkün olabiliyor.</p>
<h5>&#8216;BM Çerçevesini Anlamak, Hak Bakışını Geliştirmek Açısından da Önemli&#8217;</h5>
<p>BM mekanizmalarına başvuruyu da bir dilekçe yazma hakkı gibi düşünebiliriz. Online başvurunun mümkün olduğu bir sistem var ve sivil toplum örgütleri için bu sistem erişilebilir durumda. Yabancı dil engelini aştığımız sürece, sistem kendi sözümüzü ve irademizi başvuru olarak girmemize olanak tanıyor. Aktaracağımız şey kendi yaşadığımız deneyimimiz ve çalışma alanımıza ilişkin oluyor. Bir dava açtığımızda olduğu gibi masraf yapıp kaybetme riskimiz yok. Sistem aynı zamanda sivil toplum örgütlerinin tek başına değil, birlikte başvurmalarına da imkan veriyor.  Bu tip başvuruların sivil toplumu güçlendireceğini düşünüyorum. BM çerçevesini anlamak, hak bakışını geliştirmek açısından da önemli.</p>
<p>Bir örnek vermek gerekirse, BM İnsan Hakları ve Çevre Raportörü, bu yılın başında “Çevresel Demokrasiyi Teşvik Etmek: Bir insan hakkı olarak temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre hakkının usule ilişkin unsurları” başlıklı katkı çağrısını yayınladı. Özel Raportörün hazırlayacağı tematik rapor temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre hakkının usule ilişkin boyutlarını ve katılımcılık konusunu ele alıyor. Çevresel konularla ilgili usuller dendiğinde; bilgiye erişim, kararlara katılım ve adalete erişim süreçlerini anlarız. Yani bu katkı çağrısında hemen yanı başımızdaki ormanlık araziye bir maden projesi izni verilmek istendiğinde, projeye dair bilgi edinme hakkımızın olup olmadığı, bu projeye dair alınacak kararlara gerçek anlamda katılım sağlayıp sağlayamadığımız, buna dava açmak istediğimizde yargılama giderini karşılayıp karşılayamadığımıza dair bilgi ve deneyimizi aktarmamız bekleniyor. Bu rapor aynı zamanda çevresel eğitim, ifade ve örgütlenme özgürlüğü hakları ile çevresel insan hakları savunucuları için güvenli alanlar gibi konuları da kapsayacak. Rapora 2 Ekim 2023 tarihine kadar katkı sunmak mümkün. Bu vesileyle bu katkı çağrısını da duyurmuş olalım: <a href="https://hudoto.com/yazilar/bm-insan-haklari-ve-cevre-raportoru-katki-cagrisi-cevresel-demokrasiyi-tesvik-etmek" target="_blank" rel="noopener">https://hudoto.com/yazilar/bm-insan-haklari-ve-cevre-raportoru-katki-cagrisi-cevresel-demokrasiyi-tesvik-etmek</a></p>
<h5>&#8216;Birleşmiş Milletler Sistemi İhlaller ile İlgili de Kullanabilir&#8217;</h5>
<p>Raporlara, mevzuat değişikliklerine ve ülke ziyaretlerine katkı ve görüş sunabileceğimiz gibi, ihlaller ile ilgili de Birleşmiş Milletler sistemini kullanabiliriz. Devam eden ihlallerde BM Özel Prosedürlere acil başvuru yöntemi işletilip online bir başvuru yapılabilir. Geçmiş ihlallerle ilgili iddia mektupları şeklinde başvurular yapılabilir. Ancak her durumda ihlalin ciddi, güvenilir ve somut verilerle delillendirilmiş olması gerekiyor. Bir basın haberine dayanarak başvuru yapamazsınız. Bu durumlarda da aslında güvenilir verinin toplanması gündeme geliyor. Etrafımızda pek çok ihlal olabiliyor ancak bunu belgelemekte, veriyi tutmakta ve analizinde sorunlar yaşıyoruz. Bir yılda bir sivil toplum kuruluşuna hukuki yardım talebiyle için kaç başvuru yapıldığını, bunların tematik ayrımını bile tutulmadığını görüyorum. Herkes ihlali biliyor ama o yöreye gittiğinizde bu ihlalden tam olarak kim etkilendi; etkilenenlerin kaçı kadındı, kaçı çocuktu; kaç kişi buna bağlı göç etti dediğinizde yanıt alamıyorsunuz. İdarenin veri toplama yükümlülüğünü yerine getirmediği durumlarda sivil toplum örgütlerine, araştırmacılara ve akademiye çok iş düşüyor.</p>
<p>Hava kirliliği diyoruz veya dere yatağına dökülen bir atık ve molozdan bahsediyoruz ama bunun belgelendirilmesi ve veriye dökülmesi konularında ne yazık ki çok ciddi sıkıntı var. Bunu deprem döneminde de yaşadık. Özellikle verinin önemi, ayrıştırtılmış verinin tutulması ve analizi konusunda kapasitemizi güçlendirmemiz gerekiyor.</p>
<p>HUDOTO olarak tüm bu konularda sivil toplum örgütleriyle ortak çalışma içinde olmayı, uzmanlık alanlarımızı paylaşarak birlikte öğrenmeyi çok önemsiyoruz. Bu fırsatı bize verdiğiniz için çok teşekkür ederiz!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/31/bm-mekanizmalari-sivil-toplumun-sesini-duyurmasi-icin-etkili-bir-yontem/">&#8216;BM Mekanizmaları Sivil Toplumun Sesini Duyurması İçin Etkili Bir Yöntem&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afgan Kadınlarına Dayanışma ve Destek Çağrısı Büyüyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/17/afgan-kadinlarina-dayanisma-ve-destek-cagrisi-buyuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2021 13:36:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Afgan Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Afgan women's solidarity]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[Kabil]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[taliban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73544</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Kendinizden utanın! Tüm dünya, Afganistan’a, dünyanın bu bölgesine son 20 yıldır yaptıklarınız için kendinizden utanın.” Afgan kadınların tüm haklarını ve özgürlüklerini kaybetme tehlikesine karşı dünyanın farklı bölgelerinden kadın hakları aktivistleri ve STK’lar, Afgan kadınlarıyla dayanışma mesajları veriyor ve uluslararası topluma Afgan kadınlarını Taliban rejiminde yalnız bırakmama çağrısı yapıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/17/afgan-kadinlarina-dayanisma-ve-destek-cagrisi-buyuyor/">Afgan Kadınlarına Dayanışma ve Destek Çağrısı Büyüyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Afganistan’da Taliban yönetiminin başkent Kabil dahil pek çok bölgede yönetimi ele geçirmesi, küresel düzeyde kadınları harekete geçirdi.</p>
<p>Birleşmiş Milletler’in (BM) verilerine göre, bu yılın başından beri Afganistan’da 400 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı; 2020’nin sonunda ülkede yerinden edilmiş 2,9 milyon Afgan’a katıldı. Afganistan’ın 34 vilayetinden 33’ünde çatışmalar sürüyor. Yerinden edilen Afganların ise yüzde 80’ini kadınlar ve çocuklardan oluşuyor.</p>
<p>Taliban’ın tekrar ülkede gücü ele geçirmesi ve artan insan hakları ihlalleri karşısında BM tarafından yapılan “<a href="https://twitter.com/UN/status/1427277084834111488?s=20" target="_blank" rel="noopener">Afganistan halkını terk edemeyiz, terk etmemeliyiz</a>” açıklaması ise henüz somut bir adıma dönüşmedi.</p>
<p>Taliban&#8217;ın Afganistan’da tekrar yönetime gelmesi, Afgan kadınların ve kız çocuklarının son 20 yılda elde ettikleri özgürlük ve kazanımlarını tümden yok etme riski taşıyor. Taliban&#8217;ın şeriat kurallarına uymaları ve örtünmeleri durumunda kadınlara &#8220;saygı göstereceğini&#8221; açıkladı ancak Afgan kadınlar, <a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58234189" target="_blank" rel="noopener">Taliban&#8217;ın şeriat kanunlarına göre idam ve kırbaçlanma gibi cezalarla tüm haklarını kaybetmekten korkuyor</a>.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-73546 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/afgan-kadin-ve-cocuklar.jpg" alt="" width="603" height="405" /></p>
<p>Afgan kadın hakları aktivisti <a href="https://twitter.com/heatherbarr1/status/1426881657341100033?s=20">Mahbouba Seraj’ın</a> dünyaya Afganistan’a yaptıkları için ve yardım isteklerine yanıt verilmediği için “utanın” mesajı verirken;</p>
<p>Taliban tarafından daha önce tehdit mesajları alan Afganistan&#8217;ın ilk kadın belediye başkanı Zarifa Ghafari “<a href="https://twitter.com/leblebi_demir/status/1427310332226281481?s=20" target="_blank" rel="noopener">Taliban benim gibi insanların peşine düşecek ve beni öldürecek</a>&#8221; açıklaması yaptı.</p>
<p>Türkiye’de Afgan Mülteciler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği&#8217;nden <a href="https://www.dw.com/tr/kad%C4%B1nlar-taliban-g%C3%B6t%C3%BCrmesin-diye-%C3%A7at%C4%B1lardan-atl%C4%B1yor/a-58878360" target="_blank" rel="noopener">Zakira Hekmat</a> ise Afganistan&#8217;da kadınların &#8220;Bizi Taliban götürmesin, bu ölüm daha şereflidir&#8221; diyerek intihar ettiğini anlatıyor.</p>
<p><a href="https://twitter.com/zakirahekmat/status/1427154340670750722?s=20" target="_blank" rel="noopener">Zakira Hekmat</a> kendi sosyal medya hesabından da “Taliban&#8217;ın korkusundan çatılardan atlayarak intihar eden kadınlardan kimse söz etmeyecek. Tarihte böyle öleceğiz.” mesajını paylaştı.</p>
<h5><strong>Afgan Kadınlarına Destek Çağrıları</strong></h5>
<p>Türkiye’de İslami kesim de dahil olmak üzere kadın örgütleri ve aktivistler, Afganlı kadınlarla dayanışma mesajları yayınlıyor.</p>
<p><a href="https://twitter.com/esik_platform/status/1427926507733897221?s=20" target="_blank" rel="noopener">EŞİK Platformu</a>: &#8220;Afganistan’ın Taliban yönetimine terk edilmesini, Taliban yöntemleri kadar acımasız buluyoruz! Dünyaya sesleniyoruz: Afganistan’ın Taliban yönetimine terk edilmesini, Taliban yöntemleri kadar acımasız buluyoruz! Afgan kadınlar ve Afgan halkı için harekete geçin!&#8221;</p>
<p><a href="https://twitter.com/tkdfederasyon/status/1427544155174100996?s=20" target="_blank" rel="noopener">Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu</a>: &#8220;Bu ülkenin kadınları olarak milli mücadele anlayışımız Laikliktir. Afganistan’ın 200 yıl geriye gitmesine sebep tüm yaşananların sorumlusu ülkelerin yöneticileridir.”</p>
<p><a href="https://twitter.com/AnkaraKadin/status/1427568988993773580?s=20" target="_blank" rel="noopener">Ankara Kadın Platformu</a>: &#8220;Uluslararası toplumu Afgan kadınlarını Taliban ile yalnız bırakmamaya çağırıyoruz.&#8221;</p>
<p><a href="https://twitter.com/kirkyamakadin/status/1427532146969911298?s=20" target="_blank" rel="noopener">Kırkyama</a>: “Yıllardır emperyalizm ve kapitalizm kıskacında yaşamak zorunda kalan Afganistanlı kadınlar şimdi Siyasal İslamla, kadın düşmanı, yaşam alanlarının daraltan, eşitsizliği, baskıyı artıran bir toplum içinde ayakta kalmaya ve mücadeleye etmeye çalışıyorlar. Yanlarındayız.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.instagram.com/p/CSpQQBRAXFE/"><img decoding="async" class="size-full wp-image-73547 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/afgan-kadinlar-dayanisma.jpg" alt="" width="283" height="178" />Havle Kadın Derneği</a>: “Musawah Hareketi, Taliban&#8217;ın Afganistan&#8217;ın başkenti Kabil&#8217;e ulaşması üzerine Afgan kadınları ve kız çocukları, dezavantajlı gruplar ve aktivistler başta olmak üzere tehlikede olan Afgan halkını korumak için bir aksiyon çağrısı metni yayınladı. Metinde Afganistan halkı ve Afgan kadınları ile dayanışma içinde olduklarını ifade eden Musawah, dünya çapındaki hak savunucularına acil aksiyon çağrısı yaptı.”</p>
<p><a href="https://twitter.com/kadinmeclisleri/status/1426933778379907077?s=20" target="_blank" rel="noopener">Kadın Meclisleri</a>: “Tüm dünya kadınları için, tüm dünya kadınlarıyla Taliban zihniyetini yeneceğiz.”</p>
<p><a href="https://twitter.com/DayanismaMor/status/1427324203552972803?s=20">Mor Dayanışma</a>: “Afganistan&#8217;da Taliban ve erkek egemen emperyalist güçler karşısında halkını, toprağını, yaşamını savunan kadınların yanındayız. Dünyanın her yerindeki kız kardeşlerimizi dayanışmayı, umudu büyütmeye çağırıyoruz”</p>
<p>Kadınlar Birlikte Güçlü &#8220;<a href="https://twitter.com/kadinsavunmasi/status/1427564868132036636?s=20" target="_blank" rel="noopener">İzmir’de “Afganistanlı Kadınlar Yalnız Değildir</a>” sloganıyla Karşıyaka iskelesinde toplanacak.</p>
<p><a href="https://twitter.com/GulsumKav/status/1427180314426847234?s=20">Gülsüm Kav:</a> “Afgan kadınlar asla yalnız değildir; biz dünyanın bütün kadınlarıyız, mutlaka özgürlüğümüze kavuşacağız.”</p>
<p><a href="https://twitter.com/hlyglbahar/status/1427023275050348544?s=20">Hülya Gülbahar</a>: “Uluslararası toplumu, Afgan kadınları Taliban ile yalnız bırakmamaya çağırıyoruz.”</p>
<p><a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/bu-sefer-taliban-intikam-almaya-geldi-makale-1531934" target="_blank" rel="noopener">Berrin Sönmez</a>: “Önceki iktidarında 12 yaşındaki kız çocuklarını militanlarıyla zorla evlendirerek seks kölesine dönüştüren Taliban’ın değiştiğine ve kız çocuklarının, kadınların eğitim ve çalışma haklarını tanıyacağına inanmak zor.”</p>
<p><a href="http://recel-blog.com/icinde-yasadigimiz-distopyadan-cikis/" target="_blank" rel="noopener">Rümeysa Çamdereli</a>: “Taliban hep gölge gibi peşindeyken yılmadan mücadele ettikten sonra, herkesin gözü önünde, esaretinin Taliban’ın “zaferinin” simgesi haline gelmesi… Sokakta üç eş alacağını ağzını yaya söyleyen erkeklerin eşliğinde…”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/17/afgan-kadinlarina-dayanisma-ve-destek-cagrisi-buyuyor/">Afgan Kadınlarına Dayanışma ve Destek Çağrısı Büyüyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel Mültecilik Forumu’nda Türkiye’den Kızılay, İHH ve COJEP Yer Aldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/19/kuresel-multecilik-forumunda-turkiyeden-kizilay-ihh-ve-cojep-yer-aldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Dec 2019 07:39:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[COJEP]]></category>
		<category><![CDATA[Filippo Grandi]]></category>
		<category><![CDATA[ihh insani yardım vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Mülteci Forumu]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Selman Salim Kesgin]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kızılay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45855</guid>

					<description><![CDATA[<p>BM verilerine göre yaklaşık 70 milyon kişi zulüm, çatışma, şiddet ve insan hakları ihlalleri sonucunda zorla yerinden edilmiş durumda ve bu rakam önceki 20 yılın iki katı seviyesinde. Uluslararası göç akışının ciddiyetinin farkında olan karar alıcılar 17-18 Aralık’ta düzenlenen Küresel Mülteci Forumu’nda toplandı. Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı düzeyinde temsil edildiği foruma; sivil toplumdan Kızılay, İHH İnsani Yardım Vakfı ve Adalet, Eşitlik ve Barış Konseyi (COJEP)  katıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/19/kuresel-multecilik-forumunda-turkiyeden-kizilay-ihh-ve-cojep-yer-aldi/">Küresel Mültecilik Forumu’nda Türkiye’den Kızılay, İHH ve COJEP Yer Aldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşanan siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar sonucu göç etmek zorunda kalan sığınmacıların 4/5’i komşu ülkelere gitmek zorunda kalıyor. Örneğin 2012 yılında Arap isyanlarının getirdiği çalkantılar nedeniyle Suriye’de meydana gelen iç savaşta yaklaşık 13 milyon Suriyeli ülkesini terk etmek zorunda kalmıştı. Sığınmacıların büyük bir kısmı ilk aşamada komşu ülkeler olan Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak’a iltica etti. Nitekim Latin Amerika’da da şiddet, tehdit, insan hakları ihlali ile birlikte gıda, ilaç ve temel hizmetler eksikliği son dönemde bölge tarihindeki en büyük göç hareketine yol açtı. 2015&#8217;ten bu yana 4 milyondan fazla Venezuella vatandaşı ülkesini terk etmek zorunda kaldı.</p>
<p>Göç olgusu günümüzde uluslararası sistemde en önemli meselelerin başında geliyor. Zorunlu göçün bir insan hakkı olduğunu sürekli vurgulayan sivil toplum kuruluşları göçmenlerle ilgili problemlere çözüm üretmeye çalışan kurumların önünde geliyor.  Örneğin dünyanın en çok sığınmacıya sahip olan ülkesi Türkiye’de sığınmacılara yardım sağlamak üzere 52 farklı uluslararası yardım kurumu görev yapıyor. Türkiye’de 42 farklı yardım kampı bulunuyor. Türkiye insani yardım konusunda önde gelen ülkelerden biri. Nitekim  Küresel İnsani Yardım 2018 Raporu&#8217;na göre, Türkiye 2017 yılının en çok insani yardım yapan ülkesi konumunda.</p>
<p>Türkiye’nin göç ile ilgili çalışmalarının farkında olan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, 17-18 Aralık’ta düzenlenen Küresel Mültecilik Forumu’na Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eş başkan olarak davet etti. Küresel Mülteci Forumu, Mültecilere İlişkin Küresel Mutabakat’ın hayata geçirilmesi yolunda, bakanlıklar seviyesinde gerçekleşecek ilk toplantı olma özelliğini taşıyor.</p>
<p><strong>Küresel Mültecilik Forumu Ne Vaad Ediyor?</strong></p>
<p>Forum, dünyadaki mültecilerin ve ev sahibi toplulukların yaşam kalitesini iyileştirmek için tüm paydaşların daha somut ve uzun soluklu siyasi ve pratik değişimleri beraberinde getirecek anlamlı vaat ve taahhütlerde bulunmalarını sağlamayı hedefliyor. Mültecilere yönelik tarihte ilk kez düzenlenen foruma farklı ülkelerden mülteciler, hükümet ve devlet başkanları, uluslararası kurumlar, kalkınma örgütleri, iş dünyasından liderler, sivil toplum kuruluşu ve insani yardım kuruluşu temsilcilerinden oluşan 2 binden fazla delege katılıyor.</p>
<p>Türkiye’den Türk Kızılay, İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) ve COJEP sivil toplum temsilcilerinin katıldığı forumun temaları yük ve sorumluluk paylaşımı, eğitim, geçim kaynağı geliştirme, enerji ve altyapı, çözümler ve koruma olarak belirlendi.</p>
<p>Bu noktada küresel göç hareketinin karar alıcılar tarafından bakanlar ve devlet başkanları düzeyinde ele alınması kayda değer bir gelişme. Fakat iletişim olanaklarının giderek küreselleştiği dünyada sınırlardaki duvarların da giderek yükseldiğini ifade etmek gerekiyor.  Nitekim Göç Uzmanı Dr. Selman Salim Kesgin günümüzde mültecilik olgusunun siyasal, kültürel ve ekonomik boyutları itibariyle sahip olduğu karmaşık yapısı gereği, forumdan büyük beklentilere girilmemesi hususu da göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Başka Bir “İnsani Diplomasi” Mümkün Mü?</strong></p>
<p>Küresel Mülteci Forumu, hem ülke diplomatlarının hem de sivil toplum temsilcilerinin bir arada olabildiği dikkate değer bir platform. Türkiye’nin sosyal duyarlılığının yüksek oluşu göç ve insani yardım alanında literatürde “Türk Tipi İnsani Yardım” başlığı ile sık sık karşılaşılmasını da beraberinde getiriyor. Türk yetkililerin yardım alan devletleri yardım veren devletlere bağımlı kılan geleneksel insani yardım metotlarından öte, insani yardımda “insan”ı önceleyen perspektifi ve öngörülebilir bir sistem ile sürdürülebilir bir mekanizma oluşturmayı hedefliyor.</p>
<p>Türkiye’nin önde gelen insani yardım kuruluşlarından İHH İnsani Yardım Vakfı’nın insani diplomasi yaklaşımı ise bu noktada dikkate değer nitelikte: İHH’ya göre insani diplomasi, “kriz, savaş ve doğal afet yaşanan bölgelerde sivillerin korunması, kayıpların bulunması, esirlerin kurtarılması, krizlerin sonlandırılması için gerekli adımların atılmasına imkan sağlayan ve devletlerarası geleneksel diplomasinin uluslararası sorunların çözümünde yeterli olmadığı durumlarda aktif olarak kullanılan diplomasi şekli.” İHH İnsani Diplomasi biriminden Talha Keskin de bu yaklaşımı temsil etmek üzere Küresel Mültecilik forumunda yer alıyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="wp-image-45858 aligncenter" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/1-4.jpg" alt="" width="690" height="397" />Göçün Geleceği</strong></p>
<p>Göçün temel nedeni insanların daha iyi koşullarda yaşayabilme arayışı ve göç hareketlerinin temel zemininde “istikrarsız coğrafyalar” yer alıyor. İç savaşlar, kıtlıklar, siyasi çalkantılar ve ekonomik sıkıntılar sonucu istikrarını yitiren coğrafyalar, refah ülkelerine doğru göç akışı veriyor. Göçün yönü ise daha çok Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinden Avrupa’ya doğru.</p>
<p>Avrupa’ya 2015 yılından bu yana yaklaşık 2 milyonun üstünde sığınmacı akın etti. Avrupa Birliği üye ülkelerin katı tutumu nedeniyle sorunun çözümünde neredeyse eylemsiz kalmışken, göçün büyük yükünü “hedef ülke” olan Almanya karşıladı ve yaklaşık 1 milyon sığınmacıya ev sahipliği yaptı.  Göç hareketleri uluslararası sistemdeki siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar nedeniyle önümüzdeki 10 yılın gündem maddesi olmaya devam edecek gibi görünüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/19/kuresel-multecilik-forumunda-turkiyeden-kizilay-ihh-ve-cojep-yer-aldi/">Küresel Mültecilik Forumu’nda Türkiye’den Kızılay, İHH ve COJEP Yer Aldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BM İnsan Hakları Savunucuları Raportörü Forst İstanbul’da</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/06/bm-insan-haklari-savunuculari-raportoru-forst-istanbulda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2019 08:14:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[BM İnsan Hakları Savunucuları]]></category>
		<category><![CDATA[Civil Right Defenders]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Michel Forst]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34918</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Savunucuları Özel Raportörü Michel Forst, İstanbul’da insan hakları savunucularıyla bir araya geldi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/06/bm-insan-haklari-savunuculari-raportoru-forst-istanbulda/">BM İnsan Hakları Savunucuları Raportörü Forst İstanbul’da</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Civil Rights Defenders’ın Michel Forst’un katılımıyla Karaköy&#8217;deki Novotel’de düzenlediği toplantıya; çeşitli kurumlardan insan hakları savunucuları katıldı. Civil Right Defenders’in Türkiye Temsilcisi Sinan Gökçen; toplantının BM’nin insan haklarına ilişkin mekanizmaları, Özel Raportör’ün yetkileri ve çalışma yöntemlerine ilişkin bilgi edinilmesi amacıyla düzenlendiğini belirtti. Toplantıda, insan hakları savunucularının karşılaştığı güçlükler ile bu konuda hem ulusal hem de uluslararası alanda yapılabileceklerle ilgili değerlendirmeler de yapıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/06/bm-insan-haklari-savunuculari-raportoru-forst-istanbulda/">BM İnsan Hakları Savunucuları Raportörü Forst İstanbul’da</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;BM Yerel Siyaset Atölyeleri&#8221;ne Katılan Kadınlardan Ortak Bildiri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/17/bm-yerel-siyaset-atolyelerine-katilan-kadinlardan-ortak-bildiri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Dec 2018 13:04:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Siyaset Atölyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Kadın Birimi'nin, kadın adayları 2019 yerel seçimlerine hazırlamak üzere ilkini Adana'da düzenlediği "Yerel Siyaset" atölye çalışmaları, farklı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarından çok sayıda kadının hazırladığı ortak bildirinin yayımlanmasıyla tamamlandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/17/bm-yerel-siyaset-atolyelerine-katilan-kadinlardan-ortak-bildiri/">&#8220;BM Yerel Siyaset Atölyeleri&#8221;ne Katılan Kadınlardan Ortak Bildiri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların siyasete katılımını ve karar alma mekanizmalarında temsiliyetini artırmayı hedefleyen &#8220;Türkiye’de Siyasi Liderlik ve Siyasi Katılımda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği&#8221; projesi kapsamında hayata geçirilen ve İsveç Uluslararası Kalkınma İş Birliği Ajansı&#8217;nın (SIDA) finansman desteğiyle Adana&#8217;daki bir otelde düzenlenen eğitim programına farklı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarından 50 kadın katıldı.</p>
<p>3 gün süren eğitim programı kadınların tamamının katılımıyla hazırlanan ortak bildirinin yayımlanmasıyla sona erdi. Katılımcılar adına bildiriyi okuyan İpek Aslan, programda farklı kesimlerden kadınların yer aldığını belirterek, siyasette daha çok kadın hedefine ulaşmak için saygı, çeşitlilik ve iş birliği prensipleriyle tartıştıklarını ve birlikte güçlendiklerini dile getirdi.</p>
<p>Aslan, kadınlar olarak siyasetçilerden, siyasi partilerden, medyadan ve seçmenlerden beklentileri olduğu anlatarak, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Tüm siyasi partilerden, kadınlara yerel seçimlerde daha fazla yer vermelerini ve ayrımcılık yapmadan karar mekanizmalarının her aşamasında kadınların siyasi katılımını ve liderliğini desteklemelerini talep ediyoruz. Kadın siyasetçilerin siyasi partileri de güçlendireceğine inanıyoruz. Siyaset sadece erkek işi değildir. Siyasette toplumsal cinsiyet eşitliği istiyoruz. Siyasette kadın temsiliyetinin artması için, imzaladığımız uluslararası sözleşmelere de uygun olarak, geçici özel önlemler alınmasını istiyoruz. Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu ile yerel yönetim yasalarının toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz. Medyanın kadın siyasetçilere yönelik ayrımcı olmayan, eşitlikçi bir dil kullanmalarını istiyoruz. Kadınlar olarak, içinde yaşadığımız kentlerde, kararların ve çözümlerin parçası olmak ve yerel yönetim bütçelerinin toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme prensibiyle düzenlenmesini istiyoruz.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Kadının Kiyasetteki Katılımının Artırılmasını İstiyoruz&#8221;</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Türkiye Direktör Vekili Sabine Freizer da attıkları adımın genel olarak kadının siyasete katılımını artırma hedefinin bir parçası olduğunu kaydetti.</p>
<p>Kadının siyasetteki yerinin ve siyasi katılımının artırılmasını istediklerini aktaran Freizer, bu konuda TBMM&#8217;deki Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ile ortak çalışmalar yaptıklarını bildirdi.</p>
<p>Freizer, gerçekleştirdikleri eğitim programının yerel yönetimler düzeyinde kadının siyasete katılımını güçlendirmek açısından çok önemli olduğunu belirterek, &#8220;3 günden beri devam eden bu eğitimi farklı siyasi partilerden ve sivil toplum kuruluşlarından çok sayıda kadının katılımıyla gerçekleştirdik. Hangi siyasi partiden geliyor olursa olsun ve siyasi deneyimi ne olursa olsun bütün kadınların siyasete katılımının güçlendirilmesi konusunda ortak bir çalışma yapıyor olması ve dayanışma göstermesi bu eğitimde bizi en çok etkileyen nokta olmuştur.&#8221; dedi.</p>
<p>Freizer, eğitim sürecinde kadınların seçim sürecinde yaşayabilecekleri sorunları ve sıkıntıları ele alıp, çözüm yolları üzerinde durduklarını sözlerine ekledi.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.haberturk.com/adana-haberleri/17167432-bm-yerel-siyaset-atolyelerine-katilan-kadinlardan-ortak-bildiri" target="_blank" rel="noopener">Habertürk</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/17/bm-yerel-siyaset-atolyelerine-katilan-kadinlardan-ortak-bildiri/">&#8220;BM Yerel Siyaset Atölyeleri&#8221;ne Katılan Kadınlardan Ortak Bildiri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BM: “Suriye’de Büyük Savaş Sona Erdi, Sığınmacılar Evlerine Dönebilir”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/17/bm-suriyede-buyuk-savas-sona-erdi-siginmacilar-evlerine-donebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Filiz Yalçıntaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Dec 2018 08:04:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Amin Awad]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[cenevre]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteciler Yüksek Komiserliği]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli göçmenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33291</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği direktörü Amin Awad, Suriye savaşının büyük bir kısmının sona erdiğini 2019 yılında gerekli koşulların sağlanması halinde 250 bin Suriyeli sığınmacının ülkelerine dönebileceğini açıkladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/17/bm-suriyede-buyuk-savas-sona-erdi-siginmacilar-evlerine-donebilir/">BM: “Suriye’de Büyük Savaş Sona Erdi, Sığınmacılar Evlerine Dönebilir”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Cenevre’de düzenlenen basın toplantısında açıklama yapan BM komiserliğinin Kuzey Afrika ve Ortadoğu direktörü Amin Awad, mültecilerin sığınma süreleri uzadıkça yaşam standartlarının kötüleştiğini belirterek sığınmacıların yüzde 70-80’inin açlık sınırında yaşadığını söyledi. Awad, savaşın büyük kısmının sona erdiğini bundan sonraki süreçte sığınmacıların evlerine dönebilmelerinin önündeki engellere yoğunlaşmak gerektiğini vurguladı. Bu engellerden en büyüğünün mültecilerin ülkelerinde sahip oldukları mülkleri belgelemek olduğunu söyleyen Awad, ayrıca geri dönüşlerde güvenliğin sağlanması, yerleşim ve tarım alanlarının mayın ve patlamamış mühimmatlardan temizlenmesi gerektiğini söyledi. Öte yandan bu engellerin dışında zorunlu askerlik çağrısına uymama, ordudayken saf değiştirme gibi siyasi suçların da mültecilerin ülkelerine dönmelerinin önünde önemli engeller oluşturduğunu söyleyerek genel af konusuna değindi. Awad, şu an genel olarak Suriye’de büyük savaşın sona erdiğini belirterek söz konusu engeller ortadan kaldırıldığı takdirde Suriye’ye dönüşlerin artacağını söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019 yılı boyunca 250 bin Suriyelinin evine dönebileceği tahmininde bulunan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Suriyeli Mültecileri ağırlayan Türkiye, Ürdün, Lübnan, Irak ve Mısır’a mali destek sağlamak amacıyla 5,5 milyar dolarlık bağış çağrısında bulundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaynak: </span><a href="https://www.dw.com/tr/bm-2019da-250-bin-suriyeli-%C3%BClkesine-d%C3%B6nebilir/a-46685769"><b>Deutsche Welle</b></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/17/bm-suriyede-buyuk-savas-sona-erdi-siginmacilar-evlerine-donebilir/">BM: “Suriye’de Büyük Savaş Sona Erdi, Sığınmacılar Evlerine Dönebilir”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel Ölçekte İlk Göç Anlaşması Kabul Edildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/14/kuresel-olcekte-ilk-goc-anlasmasi-kabul-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Dec 2018 13:32:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[Göç Anlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33279</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) üyesi 164 ülke 'küresel ölçekte ilk göç anlaşması' özelliğini taşıyan Göç Paktı'nı kabul etti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/14/kuresel-olcekte-ilk-goc-anlasmasi-kabul-edildi/">Küresel Ölçekte İlk Göç Anlaşması Kabul Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göçmen işçilere ve mültecilere muamele konusunda uluslararası standartları belirleyen ve tam adı &#8216;Güvenlik için Küresel Sözleşme, Düzenli ve Nizami Göç&#8217; olan 34 sayfalık metin, &#8216;göç konusunda anlaşmaya varılan ilk uluslararası sözleşme&#8217; olma özelliğini taşıyor.</p>
<p>Anlaşma ile göçmenlerin güvenli yollardan geçmesinin sağlanması ve düzensiz göçün önüne geçilmesini hedefleniyor.</p>
<p>Göç konusunda kapsamı ve derinliği bakımından türünün ilk örneği olan anlaşma yasal olarak bağlayıcı değilse de altına imza atan ülkeleri prensipte bağladığı varsayılacak ve BM&#8217;de buna ilişkin ülkelerden üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmeleri istenecek.</p>
<p>Karşılıklı sorumluluk üstlenme prensibine dayalı olan anlaşma yerel, ulusal ve uluslararası ölçekteki göçlere ilişkin toplamda 23 hedef içeriyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.stgm.org.tr/tr/manset/detay/kuresel-olcekte-ilk-goc-anlasmasi-kabul-edildi" target="_blank" rel="noopener">STGM</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/14/kuresel-olcekte-ilk-goc-anlasmasi-kabul-edildi/">Küresel Ölçekte İlk Göç Anlaşması Kabul Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İki Yılın 530 Gününde 500 Bin Dolarlık Seyahat Eden BM Çevre Programı Yöneticisi İstifa Etti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/22/iki-yilin-530-gununde-500-bin-dolarlik-seyahat-eden-bm-cevre-programi-yoneticisi-istifa-etti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Nov 2018 10:15:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) Çevre Programı]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[Erik Solheim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32639</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) Çevre Programı Yöneticisi Erik Solheim seyahat masraflarına dair denetimlerden dolayı görevinden ayrıldı. Solheim’in BM Çevre Programı’nda yöneticilik yaptığı iki yıllık süre zarfında masrafların 488 bin dolara ulaşması dikkat çekerken BM’nin itibarının zedelendiği vurgulanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/22/iki-yilin-530-gununde-500-bin-dolarlik-seyahat-eden-bm-cevre-programi-yoneticisi-istifa-etti/">İki Yılın 530 Gününde 500 Bin Dolarlık Seyahat Eden BM Çevre Programı Yöneticisi İstifa Etti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere’nin Guardian gazetesi tarafından elde edilen ve BBC tarafından da ele alınan yakın tarihli bir iç denetim taslağı, Solheim’in yöneticilik yaptığı 668 günün 529’unda seyahat ettiğini ve bu süre boyunca 488 bin dolarlık harcama yaptığını belgeliyor, Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın itibarının zedelendiğini belirtiyor.</p>
<p>Ancak bu seyahatleri takip etmek için herhangi bir “gözetimin” veya “hesap verme sorumluluğunun” olmadığı da söyleniyor. Norveçli eski Çevre Bakanı Solheim, gözetimlerin yapıldığı masraf kalemlerini geri ödediğini ifade ediyor.</p>
<p>Norveç’in NRK haber kanalı, geçtiğimiz salı günü Solheim’in istifasının onayladığını bildirdi. Resmi bir BM duyurusunun yakın bir zamanda yapılması bekleniyor.</p>
<p>BBC’nin çevre editörü Matt McGrath’in haberine göre, harcama tutarlarına dair bilgilerin sızdırılmasının ardından Erik Solheim’in BM’deki görevi askıya alınmıştı. Solheim’in görevinden uzaklaştırılmasında sadece masrafların miktarı değil itibarın da önemli bir rol oynadığı vurgulanıyor. İklim değişikliğiyle ilgili farkındalığın daha önce hiç olmadığı kadar artmış olduğu bir zamanda, kendini iklim değişikliğiyle savaşmaya adamış birinin durmaksızın seyahat ederek “lüks” bir hayat yaşaması BM’nin itibarına da zarar veriyor.</p>
<p>BM çevresinde Solheim’in görevinden ayrılmasından memnuniyet duyanların sayısı oldukça fazla olsa da Solheim’in bir zamanlar ‘cansız’ olan BM Çevre Programı’na getirdiği enerjiyi özleyeceklerini belirten kesim de bulunuyor.</p>
<p>Haberin tamamı için<a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/11/22/iki-yilin-530-gununde-500-bin-dolarlik-seyahat-eden-bm-cevre-programi-yoneticisi-istifa-etti/" target="_blank" rel="noopener"> tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/22/iki-yilin-530-gununde-500-bin-dolarlik-seyahat-eden-bm-cevre-programi-yoneticisi-istifa-etti/">İki Yılın 530 Gününde 500 Bin Dolarlık Seyahat Eden BM Çevre Programı Yöneticisi İstifa Etti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘İklim Değişikliği Nedeniyle Okyanusların Isınma Hızı Tahminlerin Çok Ötesinde’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/iklim-degisikligi-nedeniyle-okyanuslarin-isinma-hizi-tahminlerin-cok-otesinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Nov 2018 12:39:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Nature dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32125</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapılan son araştırmalar, son 25 yılda okyanusların ısınma hızının tahminlerin çok ötesine geçtiğini gösterdi. Bilim insanları okyanusların ve denizlerin önceki tahminlerden yüzde 60 daha fazla ısındığını belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/iklim-degisikligi-nedeniyle-okyanuslarin-isinma-hizi-tahminlerin-cok-otesinde/">‘İklim Değişikliği Nedeniyle Okyanusların Isınma Hızı Tahminlerin Çok Ötesinde’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Elde edilen son verilerin Dünya’nın fosil yakıtlara karşı sanılandan daha hassas olduğunu gösterdiği vurgulanıyor. Nature dergisinde yayımlanan araştırma sonuçlarına göre Dünya’yı küresel ısınmanın etkilerinden korumak da sanıldığından daha güç olabilir.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli sera gazlarının yaydığı ısının yüzde 90’ı okyanus ve denizler tarafından emildiğini açıklamıştı.</p>
<p>Son araştırma ise 25 yıldır, her yıl küresel elektrik üretimi için gerekli olan ısının 150 katının okyanuslara gittiğini ortaya koydu. Bu oran, eski tahminlerin yüzde 60 üzerinde.</p>
<p>Araştırma sonuçları hem üretilen aşırı ısının, hem de bu ısının ne kadarının okyanuslara gittiğinin net biçimde anlaşılmasını sağlamış durumda.</p>
<p>Bilim insanları, Dünya’nın karbondioksit salınımına karşı tahmin edilenden çok daha hassas olduğu uyarısını yapıyor.</p>
<h3>Okyanuslar için ne anlama geliyor?</h3>
<p>Okyanuslara giden aşırı ısı, küresel sonuçları olan etkiler yaratıyor.</p>
<p>Laure Resplandy, “Daha sıcak okyanuslar demek, daha az oksijen demek. Bu da ekosistemi tehdit eden bir durum” diyor.</p>
<p>Bir diğer etki de ısınan okyanusların küresel su seviyesini sanılandan daha hızlı bir biçimde yukarı çektiğini gösteriyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/11/01/iklim-degisikligi-nedeniyle-okyanuslarin-isinma-hizi-tahminlerin-cok-otesinde/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/iklim-degisikligi-nedeniyle-okyanuslarin-isinma-hizi-tahminlerin-cok-otesinde/">‘İklim Değişikliği Nedeniyle Okyanusların Isınma Hızı Tahminlerin Çok Ötesinde’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
