<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yasin Kobulan, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/yasin-kobulan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/yasin-kobulan/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2021 11:09:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Yasin Kobulan, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/yasin-kobulan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Yaban Hayatı Planlarımız Hazır Olmalı&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/06/yaban-hayati-planlarimiz-hazir-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2021 11:09:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Habitat]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[orman yangınları]]></category>
		<category><![CDATA[Şafak Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[yaban hayat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74079</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tunceli, Bingöl ve Bitlis’te çıkan orman yangınları uzun uğraşlar sonunda kontrol altına alındı. Havadan müdahalenin geciktiği iddia edilen orman yangınlarını habitat, yaban hayatı ve yürütülmesi gereken rehabilitasyon çalışmaları açısından ele aldık. Yaban Hayatı Ekoloğu ve Doğa Derneği Biyoçeşitlilik Araştırma Koordinatörü Şafak Arslan, yangın sonrası yaban hayatı yönetim planlarının hazırlanması ve uzmanlar tarafından yanan alanların araştırılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/06/yaban-hayati-planlarimiz-hazir-olmali/">&#8216;Yaban Hayatı Planlarımız Hazır Olmalı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Tunceli, Bingöl ve Bitlis’te yaşanan orman yangınlarında büyük bir alan yok olma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Son bir ayda yedi ayrı noktada (Hozat, Ovacık, Munzur Vadisi, Tunceli merkez, Nazimiye, Roj Vadisi ve Pülümür Balkaya) çıkan yangınlar uzun uğraşlar sonunda kontrol altına alındı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tunceli’deki en büyük yangın ise Hozat-Ovacık arasında bulunan ormanlık alanda meydana geldi. 13 günün sonunda söndürülen yangında büyük bir alan yok oldu. </span></p>
<h5><strong>Yayladere’de Orman Yangını</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer orman yangını ise Bingöl’ün Yayladere ilçesindeki ormanlık alanda meydana geldi. </span><span style="font-weight: 400;">Yangına destek çalışmalarına Adana Büyükşehir Belediyesi ve Elazığ’a bağlı Karakoçan Belediyesi&#8217;nin katkı sunduğu görüldü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HDP Bingöl İl Eşbaşkanı Hasan Soysal</span><b>,</b><span style="font-weight: 400;"> yangın bölgesinde yaptığı açıklamada, itfaiye ve iş makinelerinin yolda beklediğini ancak yangına müdahale etmediklerini ileri sürdü. Soysal, Bingöl Belediyesi yetkililerine “Alevler hızlanmamışken neden müdahale etmiyorsunuz?” diye sorduklarında “suyumuz yok” yanıtını aldıklarını söyledi.</span></p>
<h5><strong>Bitlis’te Ormanlar Kendiliğinden Söndü</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bitlis‘e bağlı Buzlupınar mevkiinde çıkan yangın da dördüncü gününde kontrol altına alındı. Bölgenin sarp ve kayalık olması karadan müdahaleyi  zorlaştırırken, yangın sonucu bölgedeki büyük bir ormanlık alan yok oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tunceli&#8217;nin Hozat ve Ovacık ilçeleri arasında bulunan Koçeri ve Taşbaşı mevkiinde çıkan ve geniş bir alana yayılan orman yangını, bir diğer kontrol bekleyen alandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yangını söndürmek için bölgeye gitmek istediklerini belirten Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, kaymakamlık tarafından yollarının kesildiğini ve tehdit edildiklerini, yangın konusunda bilgi almalarının engellenmek istendiğini dile getirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dersim, Bingöl ve Bitlis’te yangınların çıktığı alanların sarp kayalık olması karadan müdahaleyi zorlaştıran en önemli etken. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Munzur doğa aktivisti Haydar Çetinkaya, Tunceli’nin Hozat ilçesi kırsalında çıkan yangına ilgili birimlerce müdahale edilmediği gibi, halkın da müdahale etmesine izin verilmediğini söyledi. Çetinkaya, Tunceli Valiliği’nin sivil halkın müdahalesine izin vermemesine “güvenlik riski”ni öne sürdüğünü kaydetti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çetinkaya, orman yangınına müdahalenin başladığını ancak bu müdahalenin yetersiz olduğunu söyledi. Havadan helikopter ve yangın söndürme uçakları ile yapılan müdahale ve halkın karadan yaptığı müdahalelerle birkaç gün sonra yangının kontrol altına alındığını ifade etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çetinkaya, “Coğrafi konumdan kaynaklı yangın bölgelerine iş makineleri giremiyor. Ancak ilk defa uçak ve helikopterlerle yangınlara müdahale edildiğini de gördüm. Uçak ve helikopterler daha kısa sürede gönderilebilirdi ve yangınlar kısa sürede kontrol altına alınabilirdi” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çetinkaya, yangınların ihmal, kasıt sonucu çıktığı iddialarına da değindi ve neden çıktığını kendilerinin de bilmediğini söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşanan orman yangınları ile birlikte sadece orman ağaçları yanmış değil. Birçok canlı türü de çıkan yangınlar sonucunda ya yaşamını yitirdi ya da yaşam alanını terk etti. Çetinkaya, yangınların oluşturduğu tahribatın oldukça büyük olduğunu ifade ederek, “Ağaçlar dışında bir de yaban hayatı var. Bu yaban hayatı da etkileniyor. Büyük bir tahribat yaşandığını söyleyebilirim.&#8221; dedi.</span></p>
<h5><strong>Türkiye’nin En Büyük Milli Parklarından</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin en büyük milli parkları arasında yer alan Munzur Vadisi Milli Parkı&#8217;nın yanı sıra Pülümür, Tağar, Mercan ve Havaçor vadilerinin bulunduğu Tunceli, kışın beyaz yazın ise yemyeşil görüntüsüyle insanların ilgisini çekiyor. Milli parkta, kayıtlara göre 1518 bitki türü bulunuyor ve bu bitkilerden 227&#8217;si endemik türler arasında yer alıyor. Yine kayıtlara göre 121 kelebek türünün de yaşadığı bir kent. Kentteki yaban hayatı oldukça çeşitlilik arz ediyor. Yaz ve kış aylarında yerli ve yabancı avcıların sık sık uğradığı bir coğrafya Tunceli. Yaşanan yangınlardan bu yaban hayatının da etkilendiğini söylemek mümkün.</span></p>
<h5><strong>&#8216;Yaban Hayatı Planlarımız Hazır Olmalı&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaban Hayatı Ekoloğu ve Doğa Derneği Biyoçeşitlilik Araştırma Koordinatörü Şafak Arslan, Tunceli’deki orman yangınlarının doğaya ve yaban hayatına etkisini, </span><span style="font-weight: 400;">Tunceli ormanlarının ekolojik özelliklerini ve önemi değerlendirirken,</span><span style="font-weight: 400;"> bulunduğu konumun ve barındırdığı coğrafik özelliklerin çok özel habitatları bünyesinde barındırdığını ifade etti. Hem orman, hem alpin çayırlıklar hem de sarp kayalıkların bu bölge içerisinde yer aldığına değinen Arslan, &#8220;Bu sayede çok farklı bitki örtüsünü meydana getiren bitki türlerini aynı anda içeriyor. Yüksek dağ çayırları, kalıntı sarıçam toplulukları, farklı meşe türleri, akçaağaç, ceviz ve huş ağaçlarının bulunduğu galeri ormanları bulunuyor. Ayrıca birden fazla endemik bitki bu alanda yaşıyor” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklı coğrafik özellikler ve farklı habitat tiplerinin beraberinde zengin yaban hayatını da getirdiğine dikkat çeken Arslan, “Tunceli&#8217;de, Türkiye&#8217;de yaşayan dört akbaba türünün tamamı görülüyor. Yüksek dağ kuşağının kuşu olan urkeklik de bölgede yaşıyor. Ayrıca yaban keçisi, çengelboynuzlu dağ keçisi, kurt, vaşak, çakal, porsuk vb büyük memeli yaban hayvanlarını da alanda görmek mümkün. Bu canlıların çoğu kış aylarında besin bulmak için orman içlerine inerken yaz aylarında yüksek rakımlara çıkıyor” ifadelerini kullandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Böylesi bir bölgenin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini kaydeden Arslan, biyoçeşitlilik açısından bu kadar zengin bir alanda meydana gelen orman yangınlarının alanı ve içerisindeki canlıları olumsuz etkilediğini vurguladı. Yangınların yaban hayvan türlerinin yaşam alanlarının yok olmasına neden olduğunu belirten Arslan, “Bazı canlılar özellikle kuşlar ve hızlı hareket edebilen diğer türler yangın alanını terk edebiliyor olsa da yavaş hareket eden canlılar maalesef alanda kalıyor ve yaşamlarını kaybediyor” diye konuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yangın kontrol altına alındıktan sonra yanan alanların yavaş yavaş kendini yenilemeye başlayacağına dikkat çeken Arslan, “Bu yenileme sırasında alana büyük memeli türler ve kuşlar beslenmek için gelecektir. Takviyelerin gerektiği durumlarda ilgili kurumlar ve uzmanlar gerekli ihtiyaçları karşılayacak. Bölgedeki mevcut yaban hayatının, yanan alanlarda kısa sürede yaşanabilir hale dönmesi, her geçen gün yaşam alanları azalan yaban hayvanları için kritik” değerlendirmesinde bulundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin yangın kuşağında yer aldığını ve bu nedenle her bölgenin ihtiyacına göre yangın sonrası yaban hayatı yönetim planlarının hazırlanması ve uzmanlar tarafından yanan alanların araştırılması gerektiğini belirten Arslan, “Bölgesel yangınlar sonrası yaban hayatı planlarımız hazır olmalı. Kullanacağımız yöntemler önceden belirlenmiş olmalı. Bu sayede geriye dönüş hızlanacaktır. Aksi halde yaban hayvanlarının ve yaşam alanlarının yok oluşu hızlanacaktır” uyarısında bulundu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/06/yaban-hayati-planlarimiz-hazir-olmali/">&#8216;Yaban Hayatı Planlarımız Hazır Olmalı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargılamalar ve Yargı Bağımsızlığı Gölgesinde Adli Yargı Yılı Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/01/yargilamalar-ve-yargi-bagimsizligi-golgesinde-adli-yargi-yili-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 14:18:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[adli yargı yılı]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[tahir elçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73970</guid>

					<description><![CDATA[<p>40 günlük tatilin ardından adli yargı yılı yeniden başladı. 2021-2022 adli yargı yılında Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın içerisinde olduğu birçok önemli dava görülecek. Bu yıl da en önemli gündem, yargı bağımsızlığı ve hukuk güvenliği olacak. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/01/yargilamalar-ve-yargi-bagimsizligi-golgesinde-adli-yargi-yili-basladi/">Yargılamalar ve Yargı Bağımsızlığı Gölgesinde Adli Yargı Yılı Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">20 Temmuz’da tatile giren adli yargı yılı, 1 Eylül itibari ile tekrar başladı. 40 günlük tatilin ardından adliyeler bir kez daha hareketlendi. Adli tatilde nöbetçi mahkemeler ve tutuklu dosyalara bakılırken, diğer davalara ise yeni adli yıla kadar ara verilmişti. Yargıtay ve Danıştay&#8217;da sadece nöbetçi birimler görev yaparken, Anayasa Mahkemesi adli tatil döneminde yer almadı.</span></p>
<h5><b>Gazeteciler Hakim Karşısına Çıkıyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Adli yargı yılının başlaması ile birlikte birçok önemli dava görülmeye devam edecek. Sadece Eylül ayında en az 25 gazeteci davası görülecek. Bu davaların büyük çoğunluğu ise İstanbul ve Diyarbakır’da. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışmak amacıyla bir günlük yayın yönetmenliği yaptıkları için yargılanan RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve yazar Ahmet Nesin, Eylül ayında hakim karşısına çıkacak. Diyarbakır’da 2017 yılındaki Newroz kutlamaları sırasında polis kurşunuyla öldürülen Kemal Kurkut’un vurulma anını görüntüleyen gazeteci Abdurrahman Gök’ün davasının duruşması da Eylül ayında görülecek. Gazeteci Deniz Yücel ve </span><span style="font-weight: 400;">Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne Melih Bulu’nun atanmasının protesto ettikleri için yargılanan üniversite öğrencilerinin de davaları görülmeye devam edecek. </span></p>
<h5><b>Demirtaş ve Kavala Davaları </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen eylemler gerekçesiyle yargılanan ve HDP’nin eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da içerisinde yer aldığı 24’ü tutuklu 108 siyasetçinin yargılandığı davanın duruşması 20 Eylül’de Ankara’da görülecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gezi Parkı eylemleri ile ilgili aralarında Osman Kavala&#8217;nın olduğu 16 kişi ve Gezi Parkı eylemlerine katılan Çarşı taraftar grubundan 35 kişinin davasının birleştirildiği davanın duruşması ise 8 Ekim’de görülecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayetiyle ilgili davanın duruşması Diyarbakır’da görülüp, dördüncü duruşması Ocak ayında yapılacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu adli yılda da birçok insan hakları savunucusu, gazeteci, kadın aktivist, avukat, hak savunucusu, aydın, yazar hakim karşısına çıkmaya devam edecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adli yargı yılında her ne kadar yargılamalar öne çıksa da, yargıdaki sorunlar da önemli bir gündem maddesini oluşturacak. Savunma makamının önündeki engeller, avukatlara yönelik baskılar, yargı bağımsızlığı ve hukuk güvenliği, mesleğe yeni başlayan avukatların sorunları ve Avukatlık Kanunu’nda yapılan değişikler bu gündemlerin başında geliyor. </span></p>
<h5><b>Diyarbakır Barosu: Avukatların </b><b>Bağımsızlığının Öncelenmesi Zorunludur</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Barosu, yaptığı yazılı açıklama ile </span><span style="font-weight: 400;">tespit, görüş ve önerileri kamuoyuyla paylaştı. </span><span style="font-weight: 400;">Açıklamada, </span><span style="font-weight: 400;">son yıllarda her adli yıla benzer sorunlarla ve çoğu kez bu sorunların ağırlaşmış haliyle girdiklerine vurgu yapıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda hukuk güvenliğinin kaygı verici boyutlara  ulaştığı, yargı bağımsızlığı başta olmak üzere adil yargılanma hakkı gibi hukukun temel ve evrensel kurallarının adeta yok sayıldığı kaydedildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de hızla artan hukuk fakültelerinin önüne geçilip, avukatlık stajının daha nitelikli bir yapıya kavuşturulması istendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesleğe yeni başlayan avukatların ekonomik sorunlarına acil ve kalıcı çözümler üretilmesi istendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kolluk ve adli makamların avukatlara yönelik olumsuz tutumlarının, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklanması, yargılanması ve haksız cezalara maruz bırakılmasının devam ettiği vurgulandı. Açıklamada, “Adaletin tesisi için savunma makamında olan avukatların bağımsızlığının öncelenmesi zorunludur” denildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Baroların insan hakları ihlallerine karşı vermiş olduğu mücadelenin zaman zaman kriminalize edilerek, soruşturmalara konu edilmesinin, demokratik bir toplumda söz konusu olamayacağı belirtildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukatlık Kanunu&#8217;nda yapılan son değişikliklerle savunmanın, barolar ve avukatlık mesleği üzerinden uzun mücadeleler neticesinde elde ettiği kazanımların adeta yok edildiği kaydedildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıklamada, </span><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayeti davasına da vurgu yapıldı. Cinayetin hala aydınlatılmadığı hatırlatılan açıklamada, </span><span style="font-weight: 400;">“Yeni adli yılda etkin bir kovuşturma ile faillerin tespiti ve cezalandırılması için Diyarbakır Barosu olarak hukuk mücadelemize devam edeceğiz” denildi. </span></p>
<h5><b>ÖHD Eş Başkanı: Önceki Yıldan İyi Olacağı İşareti Bulunmuyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Avukat İlknur Alcan da karşılaştıkları sorunlara dikkat çekti. Alcan, toplumdaki özgürlüklerin, baskı ortamının, çıkarılan yasaların avukatları etkilediğini ifade etti. Yeni adli yılda özgürlüklerin artmasını ve savunma makamının önündeki engellerin kaldırılmasını isteyen Alcan, birçok genç avukatın da ekonomik nedenlerden kaynaklı ciddi sıkıntılar yaşadığını söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok meslektaşları hakkında soruşturmalar yürütüldüğünü hatırlatan Alcan, “Göstermelik yargılamalarla ÇHD’li arkadaşlarımız hüküm aldı” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beklentileri ile gerçeklerin çok farklı olduğunu ifade eden Alcan, “Savunma üzerinde daha öncede baskılar vardı ama 2016 yılından sonra daha da arttı bu baskılar. Çıkarılan kararnamelerle yeni düzenlemeler yapıldı. Müvekkilerimiz ile görüşmelerimiz kayıt altında alındı, dinlendi. Bu yeniden gündeme getirilmekte. Bu tamamen savunmanın kısıtlanması, müvekkil-vekil arasındaki gizliliğin ihlali anlamına geliyor. Bu açıdan yeni adli yılın olumlu geçeceğini düşünemiyorum. Yürütülen soruşturmalar, çıkarılan yeni yasalar&#8230; Bir önceki yıldan daha iyi olacağına dair bir işaret, gösterge bulunmuyor ne yazık ki” değerlendirmesinde bulundu.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yargının siyasallaştığının altını çizen Alcan, yargıyı bu durumdan kurtarmak için mücadele etmeye devam edeceklerini belirtirken, “Toplumsal bir duyarlılık oluşturmaya çalışıyoruz. Bu sadece avukatlara uygulanan bir baskı değil. Müvekkillerimizi savunduğumuz için, avukatlık yaptığımız için bu baskılar uygulanıyor. Dolayısıyla bizim üzerimizden, müvekkillerimiz üzerinden toplumun geneline uygulanıyor” diye konuştu. </span></p>
<h5><b>Bakan Gül: Reform Adımlarıyla Başlıyoruz</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de adli yargı yılını yayınladığı bir mesajla kutladı. Gül, </span><span style="font-weight: 400;">yargı alanında reform yapmaya devam edeceklerini belirterek, “Yeni dönemde de hukukun üstünlüğünü tahkim etmek, adalete erişimi güçlendirmek için reform stratejimizin izini sürmeye devam edeceğiz.&#8221; ifadesini kullandı. Gül, “</span><span style="font-weight: 400;">Adliyenin kapısı adaletin kapısıdır” dedi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/01/yargilamalar-ve-yargi-bagimsizligi-golgesinde-adli-yargi-yili-basladi/">Yargılamalar ve Yargı Bağımsızlığı Gölgesinde Adli Yargı Yılı Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akbelen&#8217;de Mücadeleye Devam: &#8216;Kömür Termik Santralleri İstemiyoruz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/20/akbelende-mucadeleye-devam-komur-termik-santralleri-istemiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2021 09:21:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Akbelen Ormanları]]></category>
		<category><![CDATA[termik santral]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73639</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akbelen Ormanlarının kesilmesine karşı açılan iki davada mahkeme 'yürütmeyi durdurma' kararı verdi. Bilirkişi raporları hazırlanıp, mahkeme süreci tamamlanana kadar köylüler ve yaşam savunucuları nöbet alanlarını terk etmeyeceğini belirtiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/20/akbelende-mucadeleye-devam-komur-termik-santralleri-istemiyoruz/">Akbelen&#8217;de Mücadeleye Devam: &#8216;Kömür Termik Santralleri İstemiyoruz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Muğla İkizköy’de yer alan ve termik santrale yakıt sağlayan linyit madeni sahasının genişletilmesi için yok edilmek istenen Akbelen Ormanı’nda direnişini sürdüren köylüler ve yaşam savunucuları, hukuk mücadelesini kazandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">22 Nisan&#8217;da başlayan direniş sonucunda Muğla 1. ve Muğla 3. İdare Mahkemeleri&#8217;ndeki davalarda karar çıktı. Her iki davada da mahkemeler yürütmenin durdurulmasına karar verdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">YK Enerji A.Ş, IC İÇTAŞ Enerji – LİMAK Enerji ortaklığı ile işletiliyor. Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. Yeniköy Termik Santrali&#8217;nin yanı başındaki Akbelen Ormanı kömür temin etmek için maden alanı yapılmak isteniyor. 720 dönümlük ormanlık alanın kesilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı&#8217;nca YK Enerji A.Ş&#8217;ye verildiği ortaya çıkmıştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bölgedeki ağaç kesimlerinin başlaması ardından İkizdere köylüleri ve yaşam savunucuları bölgede nöbet başlattı. Köylüler ve yaşam savunucuları defalarca kolluk güçlerince korudukları ormandan çıkarıldı. Ancak köylüler ve yaşam savunucuları geri adım atmadı. Köylülerin direnişine ünlüler de ortak oldu. Tarkan, Beraat Saat, Şahan Gökbahar gibi ünlü isimler sosyal medyadan yaptıkları paylaşımlarla köylülerin direnişine destek verdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Köylülerin avukatları, Muğla Valiliği’nin vermiş olduğu “ÇED gerekli değildir” kararına karşı Muğla 3. İdare Mahkemesi&#8217;nde dava açtı. Valiliğin kararı, mahkeme tarafından iptal edildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), yapılması düşünülen tüm projelerde çevreye karşı olma ihtimali bulunan zararların hesap edilmesi, alınacak önlemlerin tespiti veya asgari düzeye indirilmesi çalışmalarının tamamına deniliyor. Bu değerlendirmeleri içeren rapor da ÇED raporu olarak adlandırılır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Limak Şirketi, bölgede 100&#8217;ün üzerinde ağacı kesmiş, köylülerin tepkisi sonucu işçiler, ağaç kesimini durdurmuştu. Köylülerin avukatları, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğüne açtıkları dava ile YK Enerji&#8217;ye açık maden işletme izni veren kararın iptalini istedi ve Muğla 1. İdare Mahkemesinde dava açtı. Mahkeme burada ağaçların kesimini ve açık maden işletme izni ile ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkemelerin verdiği bu iki &#8220;yürütmeyi durdurma kararı&#8221; ile atanacak bilirkişiler yeniden bölgede inceleme yaparak, rapor hazırlayacak. Hazırlanacak raporun sonucuna göre mahkemeler kararını verecek. Bu süreç boyunca bölgede ağaç kesimi durmuş olacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak, karara karşı Muğla Valiliği üst mahkemeye itirazda bulunurken, köylülerin avukatları da Valiliğin itirazına karşı itirazda bulundu. Önümüzdeki günlerde mahkemenin itirazları değerlendirmesi bekleniyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkizköy Çevre Komitesi’nden Çevre Mühendisi Deniz Gümüşel durumu, &#8220;Bu davalarda yürütmenin durdurulması demek, mahkeme bitinceye kadar orman kesimi ve maden şirketine devri yapılamaz&#8221; şeklinde yorumladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gümüşel, davalar tamamlanana kadar bölgede maden genişletmesinin yapılamayacağını ifade etti. Gümüşel, kararı ilgili makamlara gönderdiklerini belirterek, &#8220;Yürütmenin durdurulması kararını idari olarak da takip ediyoruz. İkinci olarak da bilirkişi raporları ve mahkemeler tamamlanana kadar buradaki nöbet alanımızı terk etmiyoruz. Çünkü biliyoruz ki Türkiye&#8217;de mahkemelerin verdiği kararlar gözardı edilerek, projeler devam edebiliyor, orman kesimleri yapılabiliyor&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her ne kadar mahkemeler &#8220;yürütmeyi durdurma&#8221; kararı vermiş olsa da köylülerin ve yaşam savunucuların bölgedeki nöbeti devam ediyor. Muğla Valiliği&#8217;nin &#8220;orman yangınlarının önlenmesi&#8221; şeklindeki 4 Ağustos 2021 tarihli kararı ile köylüler ve yaşam savunucuları 10 Ağustos&#8217;ta nöbet alanından çıkarıldı. Köylüler ve yaşam savunucuları o günden sora Akbelen Ormanı girişinde bulunan tarlada nöbetlerini sürdürüyor. Karara itiraz edeceklerini belirten Gümüşel, &#8220;Çadırlarımızı buraya taşımamız daha iyi oldu aslında. Milas-Ören yolu üzerinde seyahat eden yurttaşlar da bizi görüyor. Bizi destekleyenler oluyor. Yöre halkının daha ilgisini çekti&#8221; diye konuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Köylülerin başlıca dört talebi bulunuyor: Orman kesimlerinin durdurulması, Akbelen Ormanı alanında maden işletme izni veren Tarım ve Orman Bakanlığı kararının iptali, projenin Bütünleşik Çevresel Etki Değerlendirmesi&#8217;ne tabi tutulması ve santral ve madenlerin ömürlerinin uzatılması planlarının halka sorulması talep ediliyor. Gümüşel, kömür termik santrallerinin artık Türkiye&#8217;nin enerji denklemi içerisinde yer almasını istemediklerini söylüyor. Gümüşel, &#8220;Bunların başta en yaşlıları ve doğayı en kirletenleri olmak üzere kısa vadeli bir program çerçevesinde kapatılarak, Türkiye&#8217;de kömürden elektrik üretiminin durdurulması&#8221; diye ekliyor taleplerine. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkizköy halkının yaşam alanlarını korumaya yönelik bir mücadele ortaya koyduğunu vurgulayan Gümüşel, bölgede 40 yıla ulaşmış kömür madeni ve 35 yıla ulaşmış termik santral tarihi olduğunu belirtti. Her iki sektöründe hem çevresel ve ekolojik hem de toplumsal ve ekonomik çok büyük yıkımlar yarattığını belirten Gümüşel, &#8220;Çok büyük bir sağlık yıkımından söz ediyoruz. Bölgede erken ve düşük doğum ağırlığı ile doğan bebekler çok fazla karşımıza çıkıyor. Zihinsel engelle doğan çok çocuk oluyor. Kanser vakaları çok fazla, kanserin uğramadığı hane yok nerdeyse&#8221; bilgisini paylaşırken,</span><span style="font-weight: 400;"> Muğla&#8217;da bugüne kadar 12 yerleşim yerinin tamamen boşaltıldığını belirtti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gümüşel, Muğla&#8217;da bugüne kadar 5 bin hektarın üzerinde, yani  50 bin dönüm üzerine yapılan açık ocak maden işletmelerinin birçok yer altı suyu rezervinin, yüzey sularının, derelerin, çayların ortadan kalkmasına neden olduğunu belirtiyor. </span></p>
<h5><b>Muğla&#8217;nın Termik Santrallerle İmtihanı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Muğla’da, iki tanesi Milas biri Yatağan ilçesinde üç kömürlü termik santral var. Bu üç santral ve onlara kömür sağlayan 13 açık linyit ocağı bulunuyor. CAN Europe’un yayınladığı &#8220;Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla&#8221; raporunda,  önümüzdeki 30 yıllık süreçte, ruhsat alanlarının tamamının işletmeye alınması durumunda Milas’ta 11.200 hektar, Yatağan’da 7.250 hektar, toplamda yaklaşık 30 bin futbol sahası büyüklüğünde orman alanı daha tahrip olacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rapora göre; her üç santralin tehlikeli atık sınıfındaki katı ve sıvı atıklarının biriktirildiği kül barajları toplam 300 hektarlık ormanlık alanı işgal ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2014 yılında işletme hakları özel sektöre devredilen toplam 13 maden işletme ruhsatı çerçevesinde, Yatağan’da 21.000 hektar, Milas’ta 23.000 hektar alan linyit maden ocağı olarak tahsis edilmiş durumda ve işletme ruhsat alanlarının % 47,3’ü orman alanı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1982-2017 yılları arasında Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri, elektrik üretilmesi için kömür yakılması işlemi sonucu atmosfere toplamda 360 milyon ton karbondioksit saldı. Santraller 2018-2043 yılları arasında çalışmaya devam ederlerse 328 milyon ton karbondioksit daha salacaklar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Santrallerden kaynaklanan hava kirliliği halihazırda yılda 280 erken ölüme yol açıyor. 1982 yılından, 2017 yılı sonuna kadar, üç santralin yarattığı hava kirliliğinin toplamda 45 bin insanın erken ölümüne neden olduğu tahmin ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arkeologlar Derneği’nin yaptığı analize göre, linyit çıkarılmak üzere ruhsatlandırılan alanların içinde pek çok tescil edilmiş arkeolojik sit alanı bulunuyor. Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin kirletici etki alanında kalan toplamda 880 adet sit alanı var ve bunlardan 833’ü arkeolojik sit alanı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1 Ocak 2018’de yürürlüğe giren Kapasite Mekanizması Yönetmeliği dahilinde, Ocak-Aralık ayları arasında, bu üç santralin belli bir kapasitesinin işletmede kalabilmesi için sağlanan kapasite ödenekleri devlet bütçesine 187 milyon TL’ye mal oldu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/20/akbelende-mucadeleye-devam-komur-termik-santralleri-istemiyoruz/">Akbelen&#8217;de Mücadeleye Devam: &#8216;Kömür Termik Santralleri İstemiyoruz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumartesi Anneleri Davasında Reddi Hakim Krizi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/12/cumartesi-anneleri-davasinda-reddi-hakim-krizi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2021 15:18:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Fehmi Tosun]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Nahit Eren]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72681</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta eyleminde gözaltına alınan 46 insan hakları savunucusunun yargılandığı davada, reddi hakim talebine rağmen mahkeme hakimi duruşmaya devam etmekte ısrarcı davrandı. Duruşma sonunda mahkeme ara kararı gazetecilere okudu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/12/cumartesi-anneleri-davasinda-reddi-hakim-krizi/">Cumartesi Anneleri Davasında Reddi Hakim Krizi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta eylemine polisin müdahalesi sonucu gözaltına alınan 46 insan hakları savunucusunun yargılandığı davanın ikinci duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde görüldü. 46 kişi “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu&#8217;na muhalefet&#8221; suçundan 6 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Davanın ilk duruşması 25 Mart 2021’de görülmüştü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşma için çok sayıda insan sabah saatlerinde İstanbul Adliyesi önünde bulunan Çağlayan Meydanı’na geldi. Duruşma için adliyeye gelenler arasında Diyarbakır Barosu, Van Barosu, Ankara Barosu, İstanbul Barosu, Çağdaş Hukukçular Derneği, Özgürlük için Hukukçular Derneği, Eşit Haklar Derneği, Af Örgütü, THİV, İHD, Hafıza Merkezi yöneticileri ile CHP ve HDP milletvekilleri yer aldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesi beklenen duruşma, adliyenin en büyük salonlarından olan 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda görüldü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşma salonunun bulunduğu kata çok sayıda bariyer konuldu. Sadece avukatlar, milletvekilleri ve sanıklar duruşma salonunun önüne alındı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-72683 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cumartesi-anneleri-640x360.jpg" alt="cumartesi anneleri" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cumartesi-anneleri-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cumartesi-anneleri.jpg 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">10:00’da başlaması planlanan duruşma ancak 11:45’te başladı. Kimlik tespiti yaklaşık bir saat sürdü. Mahkeme hakimi, 12:40’ta duruşma salonuna geldi. İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, duruşmanın başında söz alarak, suçun unsurlarının oluşmadığını belirterek, davanın sonlandırılması gerektiğini söyledi. Türkdoğan, Cumartesi Anneleri’nin eyleminin 700’üncü haftasındaki polis müdahalesine dikkat çekti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkdoğan, “Cumartesi Anneleri’nin meydanı yasaklanamaz, orası bir hafıza merkezidir. Bu kadar meşru olan bir davanın yasaklanması hukuka aykırıdır” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">19 Ekim 1995 tarihinde üç sivil polis tarafından evinin önünden gözaltına alınarak kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun Koç savunma yaptı. Tosun, savunmasında ilk olarak babasının nasıl kaçırıldığını anlattı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tosun, babasının kaçırılma anını şu sözlerle aktardı: “19 Ekim 1995 akşamı eve giderken babamın üç kişiyle birlikte evimizin önünde durduğunu gördüm. Babam bitkin görünüyordu ve ayakta durmakta zorlanıyordu. Yaklaştığımı gören iki kişi babamın koluna girerek evimizin yan tarafında bulanan bahçeye indirdi. Bir kişi bahçenin önünde duran beyaz, 34 UD 59 plakalı aracın bahçe tarafındaki kapılarını açık tutmuş bekliyordu. Bahçenin önüne geldiğimde eğilip baktım ama bahçe ışıklandırması olmadığı için bahçedekileri göremedim. Aracın yanında bekleyen kişiyi babamın arkadaşı sanıp yüzüne baktım, birbirimize gülümsedik… 26 yıldır hayatımızı cehenneme çeviren o kişinin gülüşüyle yaşıyorum… Bir gün adil bir yargı önünde hesaplaşmanın umuduyla, o gülüşü unutmamak için hafızamı milyon kere zorluyorum ve unutmayacağım!”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tosun, babasının kaybedilişine dair yargı sürecine değindi. İ</span><span style="font-weight: 400;">lk olarak 26 yıl önce gittiği Galatasaray Meydanı’nda 699 hafta boyunca eylem yaptıklarını, 700’üncü haftadan sonra polis müdahalesi ile karşılaştıklarını söyledi. </span></p>
<h5><strong>Tosun: Vazgeçmem!</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Tosun, 151 haftadır Galatasaray Meydanı’nın kendilerine yasaklandığını ifade ederek, “26 yıldır yaşamından umudumu kestiğim anlarda bile babamı aramaktan vazgeçmedim. Vazgeçmem! Onu bulmak, onunla vedalaşmak istiyorum. Yasımı tutmak istiyorum ve bugün bunu istediğim için yargılanıyorum. 26 yıldır babamın akıbetini öğrenmek ve onu kaybedenlerin adil bir yargı önünde hesap vermesini istediğim için yargılanıyorum” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tosun’un ardından söz alan Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, devletin kaybetme politikasına değindi. Eren, yargı organlarını siyasi iktidarın politikalarına alet olmaması gerektiğini belirterek, “Yargı da devletin politikalarına alet olmuştur bu yargılama ile” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eren, “Cumartesi Anneleri, 699 hafta en barışçıl eylemlerinden birini yaptı. Adalet istediler. Adalet arayışında olanları bu koltuklara oturtursak toplumun adalete olan inancı azalır” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gezi eylemlerinde kardeşi Berkin Elvan’ı kaybeden sanık Gamze ve Özge Elvan da savunma yaptı.</span></p>
<h5><strong>Milletvekilini Salona Almamak İçin Karar Oluşturuldu</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kenan Yılmazerler savunma yaptığı sırada, “Bizi cezalandırmak için siyasi erkin etkisi altında hareket ediyorsunuz” dedi. Mahkeme başkanı, bunun üzerine sesini yükselterek, “savunma dışına çıkma” diyerek, uyardı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yılmazerler, “Yerlerde sürünen annelerin fotoğraflarını neden göstermiyorsunuz?” dedi. Mahkeme hakiminin ikinci uyarısı üzerine CHP Milletvekili Mahmut Tanal, izleyici sıralarından bağırarak, “Lehe ve aleyhe olan tüm delilleri göstermelisiniz” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakimi bunun üzerine Tanal’ı salondan çıkarması için duruşma salonuna polis çağırdı. Tanal, salonu terk etmeyeceğini söyledi. Mahkeme başkanı salonu terk etti.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Polisler ve özel güvenlik tarafından duruşma salonu boşaltıldı. Mahkeme hakimi kısa bir süre sonra avukat, sanık, gazeteci ve izleyicilerin duruşma salonuna alınmasını istedi. Mahkeme hakimi, CHP Milletvekili Mahmut Tanal’ın duruşma salonuna alınmamasını istedi. Tanal, yazılı karar istedi. Mahkeme heyeti, bu yönlü karar aldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeniden başlayan duruşmada avukatlar adına söz alan avukat Nahit Eren, 10:00’da başlaması beklenen duruşmanın iki buçuk saat geç başladığını hatırlattı. Eren, “Bu duruşmanın düzenin sağlamak hakkınız ama bunun da bir sınırı var. Müvekkilimize yönelik söylem tarzı, bir yargıcın söylem tarzı değildir. Çok hassas bir dosyada yargıçlık yapıyorsunuz” dedi.</span></p>
<h5><strong>Reddi Hakim Talebine Rağmen Devam Etmek İstedi</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakimi, savunma hakkının sınırsız olmadığını ileri sürerek, Eren’in savunmasını kısa tutmasını istedi. Eren, “Savunma hakkının zaman sınırı olamaz” diyerek, savunmasına devam etti. Eren, mahkeme hakiminin tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdiğini ifade ederek, dosyadan çekilmesini istedi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakiminin çekilme talebini kabul etmemesi üzerine avukat bu defa reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebini reddetti ve duruşmaya devam etmek istedi. Mahkeme hakimi, avukatların talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğunu ileri sürerek, kararı geri çevirdiğini açıkladı ve üst mahkemeye itiraz edilmesini istedi. Avukatların itirazına rağmen mahkeme hakimi duruşmayı devam ettirme ısrarını sürdürdü.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakimi hakkında, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protestolarda &#8220;<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/bogazici-universitesindeki-kabe-sergisi-davasinda-reddi-hakim-talebi/" target="_blank" rel="noopener">Şahmeran figürlü LGBTİ+ bayraklı Kâbe görseli&#8221; astıkları gerekçesiyle yargılanan yedi öğrencinin aleyhindeki tanıkları yönlendirdiği iddiasıyla reddi hakim talebinde bulunulmuştu.</a> Mahkeme kararı, üst mahkemeye göndererek, duruşmayı sonlandırmıştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukatların itirazının devam etmesiyle mahkeme hakimi, “5 dakika sonra geleceğim ve savunmaları alacağım. Sanıklar olmazsa karara geçiririm” diyerek, salondan ayrıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakiminin tutumuna karşı avukatlarda duruşma salonundan ayrıldı. Bir süre sonra duruşma salonuna dönen mahkeme hakimi, ara kararını açıkladı ve duruşmayı 24 Kasım’a ertelediğini söyledi. Karar açıklandığında duruşma salonunda gazeteciler ve güvenlik görevlilerinden başka kimse bulunmuyordu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/12/cumartesi-anneleri-davasinda-reddi-hakim-krizi/">Cumartesi Anneleri Davasında Reddi Hakim Krizi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boğaziçi Üniversitesi’ndeki &#8216;Kabe Sergisi&#8217; Davasında Reddi Hakim Talebi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/bogazici-universitesindeki-kabe-sergisi-davasinda-reddi-hakim-talebi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/bogazici-universitesindeki-kabe-sergisi-davasinda-reddi-hakim-talebi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2021 17:17:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi protestoları]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Melih Bulu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72362</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protestolarda "Şahmeran figürlü LGBTİ+ bayraklı Kâbe görseli" astıkları gerekçesiyle yargılanan yedi öğrencinin ikinci duruşması görüldü. Mahkeme hakiminin öğrenciler aleyhindeki tanıkları yönlendirdiği iddiasıyla, öğrencilerin avukatları reddi hakim talebinde bulundu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/bogazici-universitesindeki-kabe-sergisi-davasinda-reddi-hakim-talebi/">Boğaziçi Üniversitesi’ndeki &#8216;Kabe Sergisi&#8217; Davasında Reddi Hakim Talebi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Melih Bulu&#8217;nun Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasına karşı gerçekleştirilen protestolar sırasında sergilenen bir resim gerekçesiyle yedi öğrenciye açılan davanın ikinci duruşması görüldü. Öğrenciler &#8220;Şahmeran figürlü LGBTİ+ bayraklı Kâbe görseli&#8221; astıkları gerekçesiyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla yargılanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşma öncesinde öğrencilere destek olmak üzere adliye önünde toplanma çağrısı yapılmıştı. Öğrencilerin yargılanacağı dava öncesi adliye girişlerinde de bir yoğunluk oluştu. Çok sayıda öğrenci, arkadaşlarını desteklemek için adliyeye geldi. İstanbul Üniversitesi&#8217;nde görevli bir kısım öğretim görevlisi de öğrencilere destek için duruşma salonunda yer aldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Destek çağrısına karşılık, Kağıthane Kaymakamlığı da internet sitesinden yaptığı açıklamada, Çağlayan Adliyesi ve çevresine her türlü eylem ve etkinliği yasaklandığını duyurdu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adliyenin yanında bulunan meydanın sabah saatlerinden itibaren bariyerlerle kapatıldığı ve çok sayıda polisin konuşlandırıldığı görüldü. Adliyeye girebilmek için meydanda sadece koridor şeklinde bir alan boş bırakıldı. Yargılamanın yapılacağı salonun bulunduğu kat da, bariyerlerle kapatılmıştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi&#8217;nde görülmesi beklenen duruşma, adliyenin en büyük salonlarından olan 27. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nin salonunda görüldü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşmada yargılanan öğrencilerden Eda Kalafat dışındakilerin hepsi hazır bulundu. Duruşma salonun bulunduğu koridorda çok sayıda çevik kuvvet polisi ve özel güvenlik görevlendirildi. Duruşma ilan edilenden yaklaşık bir buçuk saat geç başladı. Gecikme, bariyerlerde bekleyenler ile özel güvenlik arasında da yer yer gerginliğe neden oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşma salonuna ilk olarak duruşmayı izlemeye gelen gazeteciler, ardından avukatlar alındı. Duruşma salonunda görevli mübaşirin maskesini yarım takması izleyici ve gazeteciler tarafından tepki ile karşılandı. Mübaşir uyarılara “kes sesini” şeklinde yanıt verdi. Ancak ardından özür diledi. </span></p>
<p><b>Duruşmada, davanın ilk duruşmasında görev yapan hakimin değiştiği görüldü.  </b></p>
<h5><b>Tanık: ‘Resmin Asıldığına Tanık Olmadım’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşmada, ilk olarak öğrenciler aleyhinde tanıklık eden, üniversitenin güvenlik şeflerinden Alparslan Çepni dinlendi. Çepni, 29 Ocak’ta düzenlenen sergideki resimle ilgili Yeni Şafak gazetesinde yayınlanan bir haber üzerine, güvenlik görevlileri olarak kendi aralarında “bu tarzda resimlere müdahale etmeyi” konuştuklarını ifade etti. “Böyle bir resmin asıldığı söylendi bana. Resimle ilgili başka şikayetler de geldi, İslam dinine hakaret diye. Arkadaşları ikaz ettik, kaldırmadılar, ‘Burada öyle bir şey yok, açıklamayı altına ekledik, İslami değerlerle alakası yok’ dediler. 17.00 gibi resmin kaybolduğunu duyduk. Üç arkadaş tutanak tuttular. Tutanağın işlem görmesi için güvenlikten birinin imzası olmalı dendiğini söylediler, ben de imza attım” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tanık güvenlik şefi, hakimin sorusu üzerine eserin asıldığı anı görmediğini belirtti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öğrencilerin avukatlarından Levent Pişkin tanığa, eserin asılmasına ilişkin, sanık öğrencilerin isimlerinin de geçtiği tutanaktaki imzasını gösterdi. Tanık imzanın kendisine ait olduğunu belirtti. Pişkin’in “Görmediğiniz olaya imza atmanın suç olduğunu bilmiyor musunuz? Kimin astığına tanık oldunuz mu?” diye sordu. Çepni, “tanık olmadığı” yanıtını verdi.</span></p>
<h5><b>Tanık: Resim Beni Rahatsız Etti</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer özel güvenlik görevlisi tanık Faruk K. “Bana verilen talimatla asılan afişleri kontrol etmek için oradaydım. Kabe fotoğrafı üzerine dört bir yanında LGBT flaması ve Şahmeran figürü vardı” dedi. Öğrencilere, “İslam dinine aykırı” olduğundan resmi kaldırmalarını istediklerini söylediğini aktardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat Pişkin’in “Hangi göreve, yasaya dayalı olarak İslam dinine aykırı olduğunu ve suç oluşturduğunu düşündünüz de uyarı bulunma ihtiyacı hissettiniz?” sorusuna tanık şöyle yanıt verdi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İslam dinini yaşayan bilir. Kabe fotoğrafı üzerinde LGBT flaması ve şahmeran flaması bana göre kabul edilebilecek bir şey değil. Müslüman olarak diyorum, bunu kabul etmiyorum. Rahatsızlık duydum, uyardım. Ben rahatsızlık duyduğum için değil, yanlış olduğunu söyleyerek uyardım.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat Özge Tokgöz, tanığın bugünkü beyanında iki öğrencinin eseri astığını gördüğünü söylemesine karşın emniyet ifadesinde buna dair beyanı olmadığını belirtti. Avukat, “Ezberletilmiş ifade ile gelip tarafmış gibi ifade vermesi benim vicdanımı rahatsız ediyor. Ezbere beyanları kabul etmiyorum” dedi. </span><b>Avukatın “Hangi hadle, hangi hakla, hangi yetkiyle ‘bunları kaldırın’ dedi?” sorusuna savcı ve hakim itiraz ederek müdahale etti.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hakim bir başka avukatın, tanığın kendilerine yönelik bakışına dair sorusunu kesip, avukatlara “Savaşta mıyız?” diyerek sesini yükseltti.</span></p>
<p><b>Avukatlar sorular sorduğu sırada sık sık mahkeme hakiminin müdahalesine maruz kaldı. Bunun üzerine savunma avukatları mahkeme hakiminin tanığı yönlendirdiğini ileri sürerek, reddi hakim talebinde bulundu.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşma savcısı, reddi hakim talebinin davayı sürüncemede bırakmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek, talebin reddini istedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak mahkeme hakimi kararında, reddi hakim talebi için avukatların gerekçelerini yerinde görmediğini söylemeyerek reddetti. Avukatlar da reddi hakim talebi hakkında karar verilmesi için dosyanın nöbetçi ağır ceza mahkemesine gönderilmesini talep etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dosyanın nöbetçi ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verildi. Duruşma 17 Kasım gününe ertelendi. </span></p>
<p><b>Ne Olmuştu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Davanın ilk duruşması 17 Mart 2021 tarihinde görülmüştü. Boğaziçi Üniversitesi&#8217;ndeki eylemler sırasında &#8220;Şahmeran figürlü LGBTİ+ bayraklı Kâbe görseli&#8221; astıkları ileri sürülerek yedi öğrenci &#8220;Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme&#8221; iddiasıyla suçlandı. Soruşturma kapsamında öğrenciler Doğu Demirtaş ve Selahattin Can Uğuzeş 30 Ocak&#8217;ta tutuklandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dava kapsamında Hazar Kolancalı, Sena Nur Baş, Selahattin Can Uğuzeş, Mahmut Can Bodrumlu, Eda Kalafat, Doğu Demirtaş ve Rümeysa Özüyağlı yargılanıyor. </span><span style="font-weight: 400;">Öğrencilerin her bir için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası isteniyor. </span></p>
<p><b>17 Mart&#8217;ta görülen duruşmada Demirtaş ve Cam Uğuzeş tahliye edildi. Beş öğrenci hakkındaki ev hapsi olarak bilinen &#8220;konutu terk etmeme,&#8221; şeklindeki adli kontrol kararı da ilk duruşmada kaldırıldı. </b></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/bogazici-universitesindeki-kabe-sergisi-davasinda-reddi-hakim-talebi/">Boğaziçi Üniversitesi’ndeki &#8216;Kabe Sergisi&#8217; Davasında Reddi Hakim Talebi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/bogazici-universitesindeki-kabe-sergisi-davasinda-reddi-hakim-talebi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Request for Recusation in ‘Kaaba Exhibition’ at Boğaziçi University Lawsuit</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/request-for-recusation-in-kaaba-exhibition-at-bogazici-university-lawsuit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2021 11:39:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi University]]></category>
		<category><![CDATA[Kaaba image with Shahmaran figure]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTI+ flag in protests at Boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Melih Bulu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73772</guid>

					<description><![CDATA[<p>The second hearing of seven students, who were on trial on the grounds that they hung ‘Kaaba image with Shahmaran figure and LGBTI+ flag’ in protests at Boğaziçi University, was held. Claiming that the court judge guided witnesses who are against the students, lawyers of the students requested a recusation.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/request-for-recusation-in-kaaba-exhibition-at-bogazici-university-lawsuit/">Request for Recusation in ‘Kaaba Exhibition’ at Boğaziçi University Lawsuit</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>The lawsuit against the seven students was brought by reason of an image that was displayed in the protests against Prof. Dr. Melih Bulu’s appointment as a rector to Boğaziçi University, and the second hearing was held. Students are on trial for ‘inciting the population to hatred and hostility’ for hanging a ‘Kaaba image with Shahmaran figure and LGBTI+ flag.’</p>
<p>Before the trial, there had been a call to gather in front of the courthouse to support the students. Courthouse entrances become crowded before the students’ trial. Many students came to the courthouse to side with their friends. A group of İstanbul University academics were also at the hearing room to support the students.</p>
<p>In response to the call for support, Kağıthane Governorship announced that any kind of activities and protests at Çağlayan Courthouse and its surroundings were banned.</p>
<p>The square next to the courthouse was closed with barriers and many police officers was deployed there since morning hours. For entrance into the courthouse, only a corridorlike area was left empty in the square. The floor where the trial room was located was also closed with barriers.</p>
<p>The hearing, which was expected to be held at İstanbul 21<sup>st</sup> Criminal Court of First Instance, was held at one of the largest courtrooms of the courthouse, 27<sup>th</sup> High Criminal Court.</p>
<p>Except for Eda Kalafat, all the students who stood trial were present. A large number of riot police and private security were deployed in the corridor where the courtroom is located. The hearing started an hour and a half later than announced. The delay caused tension from time to time between those waiting at the barriers and the private security.</p>
<p>The journalists who came to the courtroom to observe the hearing were admitted to the courtroom first, then the lawyers were taken in. The court usher wore his mask halfway, the audience and the journalists reacted against this. The court usher said, ‘Shut up,’ in response to the warnings. However, they apologized later.</p>
<p><strong>In the hearing, it was observed that the judge who performed their duty in the first hearing had changed.</strong></p>
<h5><strong>Witness: ‘I did not witness the picture being hung’</strong></h5>
<p>At the hearing, Alparslan Çepni, who testified against the students and is one of the heads of security in the university, was heard. Çepni said that upon news about the image at the exhibition that was published on Yeni Şafak newspaper on January 29, the heads of security decided to ‘interfere with such images.’ He stated ‘I was told that this kind of picture was hung. There were other complaints about the picture, saying that it was an insult to religion of Islam. We warned the students, they did not remove it and said, “There is no such thing here, we added the explanation below, it has nothing to do with Islamic values.” We heard that the picture went missing around 17.00. The three friends took the statement down. They told me for the statement to be processed, it needed the signature of someone from the security, so I signed it.’</p>
<p>Upon the judge’s question, the witness security chief stated that he did not see the moment the picture was hung.</p>
<p>Regarding to hanging of the picture, Levent Pişkin, one of the students’ lawyers, showed the witness the signature on the statement in which the accused students’ name was also included. The witness stated that the signature was his own. Pişkin asked ‘Are you not aware that signing a statement about an incident you did not see is a crime? Did you witness who hung the picture?’ and Çepni answered that he did not witness the incident.</p>
<h5><strong>Witness: ‘The picture disturbed me’</strong></h5>
<p>Another private security guard, witness Faruk K. Said ‘I was there to check out the posters upon instruction. The Kaaba photograph had LGBT banners and Shahmaran figures all around.’ He stated that he asked the students to remove the picture on the grounds that it was ‘against Islam.’</p>
<p>Lawyer Pişkin asked ‘On what basis, depending on which duty and law you thought that the picture was against Islam and constituted a crime? Why did you feel the need to warn them?’ and the witness answered:</p>
<p>‘He who lives in the religion of Islam knows these things. LGBT and Shahmaran banners on the Kaaba photo are not acceptable to me. I say this as a Muslim, and I do not approve of this. I was disturbed, so I warned them. I did not say that I was disturbed, I warned them by saying it was wrong.’</p>
<p>Lawyer Özge Tokgöz stated that even though the witness expressed in his statement today that he saw the two students hanging the picture, there was no such statement in his statement at the police office. The lawyer said ‘It bothers me that he comes here with a memorized statement and testifies as if he is a party. I do not accept memorized statements.’ <strong>The lawyer asked, ‘Based on what right, what authority did he say, “Remove the picture”?’ Prosecutor and the judge objected to the question and intervened.</strong></p>
<p>The judge interrupted another lawyer asking a question about witness’ look to them and responded to the lawyers, raising his voice, and saying, ‘Are we at war?’</p>
<p><strong>The lawyers got interrupted by court judge frequently as they asked questions. Therefore, defendant lawyers claimed that the court judge guided the witness and requested a recusation.</strong></p>
<p>The prosecutor asserted that this request was made to prolong the case and asked for rejection of the request.</p>
<p>However, the court judge said that they did not find the lawyers’ justifications of request for recusation proper and refused the request. The lawyers requested the case to be sent to high criminal court to decide on a verdict about request for recusation.</p>
<p>It was decided for the case to be sent to high criminal court. The hearing was adjourned to November 17.</p>
<h5><strong>What happened? </strong></h5>
<p>The first hearing for the case was held on March 17, 2021. Seven students were accused of ‘inciting the population to hatred and hostility’, allegedly, after they hung a ‘Kaaba image with Shahmaran figure and LGBTI+ flag’ during the protests at Boğaziçi University. On January 30, the students Doğu Demirtaş and Selahattin Can Uğuzeş were arrested within the scope of investigation.</p>
<p>Hazar Kolancalı, Sena Nur Baş, Selahattin Can Uğuzeş, Mahmut Can Bodrumlu, Eda Kalafat, Doğu Demirtaş and Rümeysa Özüyağlı are on trial within the scope of the case. A prison sentence of one to three years is requested each of the students.</p>
<p>At the hearing on March 17, Demirtaş and Cam Uğuzeş were released. The judicial control decision of ‘not leaving the residence’, also known as house arrest, was also lifted at the first hearing.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/request-for-recusation-in-kaaba-exhibition-at-bogazici-university-lawsuit/">Request for Recusation in ‘Kaaba Exhibition’ at Boğaziçi University Lawsuit</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu’nun Bozkırında 21 Yıllık Caz Festivali</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/anadolunun-bozkirinda-21-yillik-caz-festivali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2021 10:55:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Afyonkarahisar Caz Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Bakaiova]]></category>
		<category><![CDATA[caz festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Süreya]]></category>
		<category><![CDATA[The Alice Project]]></category>
		<category><![CDATA[Yalvaç Ural]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72325</guid>

					<description><![CDATA[<p>Caz festivali denilince Türkiye’de aklımıza gelen ilk yer İstanbul, Ankara ve İzmir olur. Kültür sanat etkinliklerinin yoğunlaştığı bu kentler dışında caz müzik festivalinin 'gelenekselleştiği' başka bir yer daha var. Anadolu’nun bozkırlarında, Afyon’da.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/anadolunun-bozkirinda-21-yillik-caz-festivali/">Anadolu’nun Bozkırında 21 Yıllık Caz Festivali</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Afyonkarahisar Caz Festivali bu yıl 21’inci kez düzenlendi. Genel Sanat Yönetmenliğini Hüseyin Başkadem’in üstlendiği Festival, 28-30 Haziran tarihleri arasında önemli caz sanatçılarını ve caz severleri ağırladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçen yıl pandemi nedeniyle tümüyle online gerçekleştirilen Festival, Afyon sahnelerinde izleyiciyle buluşurken canlı performanslar, aynı zamanda Youtube’dan yayınlandı. </span></p>
<h5><strong>21 Yıllık Caz Festival</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-72331 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/caz-festivali-640x426.jpg" alt="caz festivali" width="412" height="274" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/caz-festivali-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/caz-festivali.jpg 700w" sizes="(max-width: 412px) 100vw, 412px" />Festival, Çekya Prag’dan Lucia Bakaiova Kuartet’in 28 Haziran’da sahne alması ile başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prag’daki caz sahnelerinin çok yakından tanıdığı bir isim olan ve deyim yerindeyse &#8216;sahnelerde büyüyen&#8217; Bakaiova’ya, piyanoda Mikuláš Pokorný, kontrbasta Martin Gerla ve davulda Ivan Audes eşlik etti. Festivalin açılış konserine ilgi oldukça yoğundu. Her yıl Çekya’dan gelen caz severler bu yıl pandemiden dolayı katılamadığı halde, yerli dinleyicilerin artan sayısı dikkat çekti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk gün tek konserle sona eren Festival, ikinci gününde Praglı genç müzisyen David Kudrna Quartet’nin sahne almasıyla devam etti. Günün ikinci konserinde ise genç müzisyenlere cazı öğreten Prag’ın önemli müzisyenlerinden Jan Bálek Trio ve farklı caz eğilimlerinden deneyimli müzisyenleri bir araya getiren Mikuláš Pokorný Trio topluluğu sahne aldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Festivalin son gününde ise yazar Yalvaç Ural ile edebiyat sohbeti gerçekleştirildi. Türkiye’de çocuk edebiyatı denildiğinde akla gelen ilk isim olan Yalvaç Ural, Festivalde Cemal Süreya’dan Tarık Dursun K’ya, ülkenin önde gelen sanatçılarıyla olan anılarını paylaştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Edebiyat sohbeti ardından Ural, klarnetiyle The Alice Project müzik grubuna eşlik etti. İlayda Gönen’nin seslendirdiği eserler dinleyiciler tarafından büyük ilgi gördü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Festivalin kapanış konserinde ise Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Kent Orkestrası Kemal Günüç Dörtlüsü ve Praglı solist Lucia Bakaiova’nın birlikte sahne aldı. Festivalin belki de en kalabalık günü denilebilirdi. </span></p>
<h5><strong>Okul Söyleşileri Gerçekleşemedi</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-72332 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/caz-festivali-1-640x426.jpg" alt="caz festivali" width="388" height="258" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/caz-festivali-1-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/caz-festivali-1.jpg 700w" sizes="(max-width: 388px) 100vw, 388px" />Pandemiden kaynaklı Festival kapsamında yapılan etkinliklerde bir kısıtlamaya da gidildi. Her yıl köy okullarında öğrencilerin ve Praglı caz sanatçılarının buluşması bu yıl gerçekleşemedi. Okul söyleşileri, bu yıl sanatçıların Afyonlu öğrenciler için yaptığı özel kayıtlarla öğrencilere ulaştırılacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Festival kapsamında 2019 yılında hayatını kaybeden sinema yönetmeni ve fotoğraf sanatçısı Yavuz Özkan anısına da sergi düzenlendi. </span></p>
<h5><strong>Prag-Afyon Müzik Dostluğu</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Afyonkarahisar Caz Festivali&#8217;nin 21. yılında Prag-Afyon şehirleri arasındaki müzik dostluğunun da 16. yılı kutlanmış oldu. 16 yıldır Çekyalı sanatçılar müzik dostluğu kapsamında sahne alıyor. Önümüzdeki yıllarda Festivalin Prag’da yapılmasının hazırlıkları da devam ediyor.</span></p>
<h5><strong>Friglerin Tarihine Ufak Bir Dokunuş</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Festivale gelen yerli turistler, gün içerisinde de Afyon’un tarihi bölgesi Frig Vadisi’ni ziyaret etme imkanı buldu. Frig Uygarlığı, M.Ö. 9. yüzyılda Anadolu’da Afyon-Eskişehir-Kütahya bölgesinde kuruldu. Bölgenin yoğun bir şekilde tüf kayalıklılara sahip olmasının vermiş olduğu avantajlardan yararlanan Frigyalılar, tüf kayalara yaşam alanları, mezarlar, şapeller, kaleler, kiliseler inşa etmiş. Vadide ufak bir gezinti ile Frigyaların tarihine gidilebiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir başka ziyaret edilen yer ise Kocatepe’deki Atatürk Anıtı ve Kitabesi. 1874 rakımlı Kocatepe’de Anadolu’nun kurtuluşunu sağlayan Büyük Taarruz’un tarihine gidilebiliyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/anadolunun-bozkirinda-21-yillik-caz-festivali/">Anadolu’nun Bozkırında 21 Yıllık Caz Festivali</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Değişmeyen Kader: Parti Kapatmalar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/28/degismeyen-kader-parti-kapatmalar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2021 10:17:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[HDP kapatılma davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72079</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in HDP’nin kapatılması istemiyle hazırladığı iddianame Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından oy birliği ile kabul edildi. AYM’nin kabulü ile HDP’nin kapatılmasına dair dava süreci resmen başlamış oldu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/28/degismeyen-kader-parti-kapatmalar/">Değişmeyen Kader: Parti Kapatmalar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">HEP, DEP, HADEP, DEHAP, ÖTP, DTP şimdi de HDP. İlk kez 1991 seçimlerinde Sosyal Demokrat Halkçı Parti ile yaptığı ittifakla Türkiye’de legal siyasete giren Kürtler, o günden bu yana siyaset arenasında. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">90’lardan günümüze Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebiyle her defasında Anayasa Mahkemesi (AYM) Kürt partilerini kapattı. Gerekçe ise hep aynı oldu: </span><span style="font-weight: 400;">&#8220;Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma amacını taşımak” ve &#8220;yasaya aykırı siyasi faaliyetlerin mihrakı olmak&#8221;. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi de sırada HDP var. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin tarafından 7 Haziran’da HDP’nin kapatılması talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne gönderilen iddianame oy birliği ile kabul edildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İddianamede, &#8220;Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline geldiği&#8221; suçlaması yöneltilen HDP&#8217;nin &#8220;temelli kapatılması&#8221; isteniyor. Ayrıca HDP’nin Hazine yardımlarından tamamen yoksun bırakılması, varsa banka hesabının bloke edilmesi, Hazine yardımı ödenmişse Hazine’ye iadesine karar verilmesi talepleri de söz konusu iddianamede yer alıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HDP’ye üye kayıtlarının durdurulması gerektiği belirtilen iddianamede, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Mithat Sancar, Pervin Buldan gibi isimlerin de aralarında bulunduğu 451 siyasetçiye, temelli kapatılmaya ilişkin kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren beş yıl süreyle siyasi yasak konulması istendi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasa Mahkemesi, savunmaların alınmasından sonra HDP&#8217;nin kapatılarak, iddianamede hakkında siyasi yasak istenen 451 yönetici veya üyesinin tümüne veya bir kısmına siyaset yasağı getirebileceği gibi, sadece hazine yardımının kesilmesi yönünde de karar verme hakkı bulunuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, ilk olarak 17 Mart&#8217;ta hazırladığı iddianameyi AYM&#8217;ye göndermişti. Ancak Yüksek Mahkeme, iddianamede eksiklikler bulunduğu gerekçesiyle ilk iddianameyi iade etmişti. HDP’nin temelli kapatılması talebine &#8220;suçların odağı&#8221; olması gerekçe gösteriliyor.</span></p>
<h5><b>Süreç Nasıl İşleyecek?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">AYM&#8217;nin iddianameyi kabul etmesi ile HDP hakkındaki kapatma davası süreci de resmen başlamış oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HDP&#8217;nin ön savunmasını vermesinin ardından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, esas hakkındaki görüşünü AYM&#8217;ye sunacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şahin&#8217;in sözlü görüşünün HDP&#8217;ye iletilmesinin ardından, HDP&#8217;liler de sözlü savunmalarını yapacak. Sözlü açıklama ve savunmaların tamamlanmasının ardından görevlendirilen AYM raportörü, gerekli bilgi ve belgeleri toplayarak esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu süreçte gerek HDP, gerekse Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı mahkemeye ek savunma ve ek delil sunabilecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasa Mahkemesi bu sürecin ardından toplanarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın kapatma talebini esastan görüşmeye başlayacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasa Mahkemesi, siyasi parti kapatma davalarında üyelerin üçte iki çoğunluğunun oyuyla karar alabiliyor. Buna göre HDP hakkındaki kapatma davasında da partinin temelli kapatılması ya da Hazine yardımından yoksun bırakılması kararları 15 üyenin en az 10&#8217;unun kabul yönündeki oyuyla mümkün olabilecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmi Gazete&#8217;de yayımlanacak.</span></p>
<h5><b>AYM’nin Önündeki İki Seçenek</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">AYM&#8217;nin önünde iki seçenek bulunuyor. AYM, HDP&#8217;nin temelli kapatılmasına karar verebilir. Böyle bir durumda, söz ve eylemleriyle partinin temelli kapatılmasına neden olan parti yöneticisi deneticisi veya üyelerine 5 yıllık siyasi yasak getirecek, partinin malvarlıkları da Hazine&#8217;ye devredilebilecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkemenin önündeki ikinci seçenek ise HDP&#8217;nin kapatılması yerine hazine yardımından yoksun bırakılması. Buna göre parti faaliyetine devam eder ve yöneticileri ve üyeleri için siyasi yasak söz konusu olmaz. Suçun ağırlığına göre Mahkeme, partinin Hazine yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir.</span></p>
<h5><b>Hem Destek Hem Tepki</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yargıtay Cumhuriyet Savcısı’nın HDP’nin kapatılmasına dair iddianame hazırlaması ve AYM tarafından kabul edilmesine siyasi partilerin bir kısmı destek verirken, bir kısmı da “siyasi bir dava” olduğunu söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hakkında kapatma davası açılan HDP’lilerin asıl ne söyleyeceği merak konusu oldu. HDP’nin Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, kapatma davasının arka planında “siyasi, tehdit ve şantaj kampanyası”nın yer aldığını vurguladı. HDP’nin kapatılması davasının siyasi olduğunu söyleyen Sancar, “Nasıl bu davanın savcısı iktidarsa, bu davanın avukatı da halkın kendisidir” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, &#8220;Bugüne kadar kaç siyasi parti kapatıldı ve hangi sonuç elde edildi? Düşüncenin ifade edilmesinden korkmayacaksınız. Siz Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı&#8217;na talimat verip parti kapat diyorsanız orada demokrasi olmaz. Parti kapatmaya yönelik hiçbir eylemi doğru bulmuyoruz” diye konuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da HDP’nin seçimlerde aldığı oy oranlarını hatırlatarak, “Siyasi meşruiyet toplum desteği ile sağlanır” vurgusu yaptı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da “Siyasi partileri kapatmak, seçilmiş milletvekillerinin haklarını ellerinden almak Türkiye&#8217;nin önünü açmaz; toplumsal barışı bozar” değerlendirmesinde bulundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise, HDP’nin kapatılması istemine “Ben hukukçu değilim” şeklinde yorum getirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HDP’nin kapatılması için sık sık çağrı yapan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli de HDP’nin kapatılmasını “namus görevi” olarak gördü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önceki dönemlerde sık sık HDP’yi “Terör” ile ilişkilendiren AK Parti’den ise herhangi bir açıklama gelmedi. Ancak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 8 Haziran’daki partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda “7 Haziran 2015 seçimlerini unutmayın” sözleri, HDP’nin kapatılmasına yönelik görüşünü de ortaya koyuyordu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/28/degismeyen-kader-parti-kapatmalar/">Değişmeyen Kader: Parti Kapatmalar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EURO 2020’nin Ardından: ‘Onur Ayı, Eriksen ve Irkçılık’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/25/euro-2020nin-ardindan-onur-ayi-eriksen-ve-irkcilik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2021 07:37:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[2020 Avrupa Şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[Dardanel]]></category>
		<category><![CDATA[euro 2020]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Kıraç]]></category>
		<category><![CDATA[Onur ayı]]></category>
		<category><![CDATA[Pride]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71959</guid>

					<description><![CDATA[<p>11 Haziran’da başlayan 2020 Avrupa Şampiyonası eleme maçları sona erdi. Turnuvanın ilk 12 gününde bir yanda ırkçılık karşıtı protestolar yaşandı diğer yandan ırkçı küfürler yine duyuldu. Danimarka Milli Takımı oyuncusu Eriksen’in maç sırasında geçirdiği kalp krizi turnuvanın en çok konuşulan konusu oldu. Türkiye’de ise turnuva, Dardanel’in tepki çeken reklamı ve Kıraç’ın şarkısının gölgesinde kaldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/25/euro-2020nin-ardindan-onur-ayi-eriksen-ve-irkcilik/">EURO 2020’nin Ardından: ‘Onur Ayı, Eriksen ve Irkçılık’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>11 ülkeden 11 şehrin ev sahipliğini yaptığı 2020 Avrupa Şampiyonası, 11 Haziran’da İtalya-Türkiye karşılaşması ile başladı. 24 ülke takımının yer aldığı turnuvanın eleme karşılaşmaları 23 Haziran’da sona erdi. Üst tura çıkan 16 ülke takımı bu defa çeyrek final için karşılaşacak.</p>
<p>12 Temmuz’da sona erecek turnuvada ilk defa böylesi bir uygulamaya gidildi. Avrupa Futbol Şampiyonası bu yıl 16. defa düzenlenecek ve tarihte ilk defa, turnuvanın 60. doğum günü şerefine, kıta çapında çok sayıda ülkede oynanmasına karar verildi.</p>
<p>Koronavirüs pandemisinin başlamasından bu yana ilk defa, futbolcular taraftarı önünde futbol oynadı. Bir yılı aşkın süre sonra tribünlerde yer alan seyirciler, alışık olmadıkları olaylara da tanık oldu.</p>
<h5><strong>Eriksen’in Kalp Krizi Turnuvaya Damgasını Vurdu</strong></h5>
<p>Turnuvanın en önemli olaylarından biri Danimarka takımı oyuncusu Eriksen’in kalbinin durması oldu. Avrupa Futbol Şampiyonası&#8217;nda (EURO 2020) 12 Haziran’da Danimarka ile Finlandiya arasında oynanan maç sırasında 29 yaşındaki futbolcu Christian Eriksen&#8217;in kalbi durdu. Saat 19:00’da başlayan karşılaşmanın 41’inci dakikasında olay yaşandı. Eriksen’in sahada yere yıkıldığı ana, stattaki izleyici ve televizyonları başında karşılaşmayı izleyen milyonlar tanık oldu. Olayı ekranları başında ve statta izleyen milyonlar ile o anları milyonlara aktaran televizyon sunucularının tek duası Eriksen’den gelecek iyi haberdi.</p>
<p>Milyonların izlediği karşılaşmada Eriksen’in hayatını kurtaran isimlerden biri Danimarka takım kaptanı Simon Kjaer oldu. Eriksen&#8217;e ilk müdahaleyi yapan isim olan Kjaer, takım arkadaşının dilini yutmasının önüne geçti ve nefes almaya devam etmesini sağladı. Doktorların müdahalesi sonrası Eriksen hastaneye kaldırıldı. Eriksen, daha sahadan çıkarılırken, iyi olduğunun mesajını kendisi verdi. Eriksen’in hastaneye kaldığı sırada gözlerinin açık olması milyonlara bir soluk aldırdı.</p>
<p>Eriksen’in kalp krizi geçirerek, sahanın içine yığılmasını sadece tribünlerdeki izleyiciler değil, dünya da televizyonlardan izledi. Takım arkadaşları gözyaşları eşliğinde kol kola girdi, Eriksen’i çembere alarak görüntülenmesinin önüne geçti.</p>
<p>Ancak, daha birkaç saat önce arkadaşlarının hayatını kurtarmak için mücadele eden oyuncular, aynı gece bir kez daha sahaya çıktı. UEFA, 19:41’de duran karşılaşmanın 21:30’da başlayacağını açıkladı. UEFA, Eriksen’in bilincinin açık olduğunu açıkladı. Hem Danimarka Milli Takımı’ndan, hem Eriksen’in kulübü İnter’den de durumunun iyi olduğuna dair açıklamalar peş peşe geldi. Eriksen, hastaneden takım arkadaşları ile telefonda görüştü.  UEFA’nın maçın devam etmesi kararı, bazı kesimlerden tepki aldı.</p>
<h5><strong>Irkçılığın Protesto Edildiği Maçta Irkçı Küfürler</strong></h5>
<p>Açılış maçından sonra sahaya çıkan tüm ülke takımları, ırkçılığı protesto etti. Sahadaki iki takım futbolcuları, maç öncesinde diz çökerek ırkçılığı protesto etti. Her ne kadar ırkçılık protesto edilse de, sahada ırkçılık yine de tepki çekti. Avusturya milli takımının Sırp kökenli futbolcusu Arnautovic, takımına 3-1 galibiyeti getiren golü sonrası Arnavut asıllı Kuzey Makedonyalı futbolcu Ezgjan Alioski&#8217;ye dönerek ırkçı küfürler etti.</p>
<h5><strong>Gökkuşağı Renkli Kaptanlık Pazubandı</strong></h5>
<p>Turnuvada bazı oyuncular tarafından Onur Ayı da unutulmadı. Onur Ayı boyunca birçok ülkede LGBTİ+ topluluğuna destek vermek amacıyla yürüyüşler ve kutlamalar yapılıyor. Almanya A Milli Takımı&#8217;nın kalecisi Manuel Neuer, Onur Ayı dolayısıyla Fransa ve Portekiz ile karşılaştıkları maçlarda gökkuşağı renkli kaptanlık pazubandı taktı. UEFA, bu girişimi &#8220;siyasi&#8221; olarak niteleyerek ve soruşturma başlattı. Ancak yapılan soruşturmada söz konusu pazubandın &#8220;farklılığın sembolü&#8221; olduğu ve dolayısıyla &#8220;iyi bir amaca hizmet ettiği&#8221; sonucuna varıldı. Neuer, Macaristan karşılaşmasında da gökkuşağı rengindeki pazubandını taktı.</p>
<h5><strong>Almanya-Macaristan Karşılaşması Öncesi Gökkuşağı Gerginliği</strong></h5>
<p>Fransa, Almanya, Portekiz ve Macaristan’ın yer aldığı “ölüm grubu”nun bir diğer gündemi ise Almanya-Macaristan karşılaşması oldu. Oynanan karşılaşmanın öncesinde LGBTİ+ tartışmaları gündem oldu. Karşılaşmadan önce Münih Belediye Başbakanı Dieter Reiter, Macaristan&#8217;da okullarda LGBTİ hakkında bilgilendirme yapılmasını yasaklayan yasayı onaylanmasına tepki göstererek, Allianz Arena&#8217;nın LGBTİ+&#8217;larla dayanışma ve ayrımcılığı protesto amacıyla gökkuşağı renkleriyle ışıklandırılması talebinde bulundu. &#8220;UEFA, tüzüğü ile siyasi ve dini açıdan tarafsız bir organizasyondur&#8221; açıklaması yapan UEFA ise söz konusu talebin siyasi bağlamı olduğunu ve bu yüzden Reiter&#8217;ın talebini kabul etmedi. Yükselen tepkiler üzerine UEFA, resmi Twitter hesabındaki logosunun renkleri çarşamba günü gökkuşağı renklerine dönüştürdü ve paylaşımında &#8216;Gökkuşağının renklerini taşımaktan gurur duyduğunu&#8217; bildirdi. Karşılaşmanın başladığı saatlerde, Allianz Arena’nın etrafı adeta rengarenk oldu. Maç seyretmeye gelen Almanlar, gökkuşağı bayrakları ile stada geldi ve renkli görüntüler oluştu. Karşılaşma sonunda Almanya turu geçerken, Macaristan turnuvadan elendi.</p>
<h5><strong>Dardanel’den Cinsiyetçi Reklam</strong></h5>
<p>Türkiye Milli Takımı’ndan, 2022 Dünya Kupası eleme karşılaşmalarındaki performans göz önüne alındığında büyük bir başarı bekleniyordu. Genç yaş ortalaması ve kadronun büyük çoğunluğunun Avrupa’da oynuyor olması bu beklentinin ana kaynağı idi. Ancak bu beklenti boşa çıktı, Turnuvada Türkiye kamuoyu Türkiye Milli Takımı’nın başarısını değil, turnuva öncesi Kıraç’ın tepki çeken ve militarist bulunan şarkısı ile Dardanel’in sonrasında silip özür dilediği cinsiyetçi reklamı konuşuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/25/euro-2020nin-ardindan-onur-ayi-eriksen-ve-irkcilik/">EURO 2020’nin Ardından: ‘Onur Ayı, Eriksen ve Irkçılık’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
