<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Rabia Naz Vatan arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/rabia-naz-vatan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/rabia-naz-vatan/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Jun 2019 09:59:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Rabia Naz Vatan arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/rabia-naz-vatan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sosyal Medya Bireysel Adalet Arayışında Etkin Bir Araç</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/04/sosyal-medya-bireysel-adalet-arayisinda-etkin-bir-arac/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rabia Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jun 2019 09:19:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Can Ertuna]]></category>
		<category><![CDATA[Ecem Balcı]]></category>
		<category><![CDATA[İskenderun Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Cihan]]></category>
		<category><![CDATA[Rabia Naz Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[Şule Çet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39358</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahçeşehir Üniversitesi’nden Dr. Can Ertuna sosyal medyada bireysel adalet arayışının bu kadar yaygın olmasının nedenini; "Sosyal medya her yerde hak arayanın kullandığı birçok temel aracı barındırmasıyla kısmen gündem yaratma gücüne sahip.” olarak açıklıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/04/sosyal-medya-bireysel-adalet-arayisinda-etkin-bir-arac/">Sosyal Medya Bireysel Adalet Arayışında Etkin Bir Araç</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Özellikle son 1 yılda Ecem Balcı, Rabia Naz Vatan, Fatma Şengül cinayetinde olduğu gibi insanlar bireysel adalet arayışını sosyal medya ve çoğunlukla da Twitter üzerinden gerçekleştiriyor. Neden sosyal medya? </b></p>
<figure id="attachment_39360" aria-describedby="caption-attachment-39360" style="width: 341px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-39360" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/Can-Ertuna-kahire1.jpg" alt="" width="341" height="346" /><figcaption id="caption-attachment-39360" class="wp-caption-text">Can Ertuna</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun başlıca iki nedeni olduğunu düşünüyorum. Birincisi; sosyal medya bizim yakın çevremizle ve ötesinde tanımadığımız kişi ve kurumlarla iletişim kurmada her geçen gün daha sık başvurduğumuz araçları (Twitter, Facebook, Youtube, Instagram gibi) barındırıyor. Dolayısıyla insanlar başlarına bir şey geldiğinde bunu duyurmak için öncelikle eskiden olduğu gibi TV, gazete haber merkezlerini aramıyor, kitleselleşebilmesi umuduyla sosyal medyaya yöneliyorlar. İkincisi ve belki de daha önemlisi, insanların yaygın medya kuruluşlarına ve güvenlik ve yargı mekanizmalarına karşı sarsılan güvenleri sanırım. Özellikle yaşanan olumsuzluğun ucu herhangi bir şekilde statükoya dokunuyorsa haberlerin sansürleneceğinden, hukuki başvurularının sonuçsuz kalacağından endişe ediyorlar. Elbette yakın geçmişte başkalarının sosyal medyada yarattığı farkındalıklar sayesinde süreçlerin akışını değiştirebilmiş olması gibi faktörler de bu dijital platformda hak arayışı çabasını güçlendiriyor.  </span></p>
<p><b>Taciz, istismar olayları sosyal medyada en çok konuşulan meseleler arasında geliyor. Neden bir medya kuruluşundan değil de sosyal medyadan okuyoruz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun da birkaç nedeni var sanırım. Biri yukarıda aktardığım özellikle bazı olayları duyurmada yaygın medyaya duyulan güvensizlik. Bunun yanı sıra geleneksel medyada işleyiş yavaş, kısmen hantal ve yer yer tedirgin. Örneğin medya kuruluşunu aradınız, faks çektiniz ya da Whatsapp hattına mesaj attınız. O haber genellikle kıdemi çok yüksek olmayan bir medya çalışanının eline gelir öncelikle. O çalışan, üstüne, o da üstüne iletir haberi. Bir süre danışma-konuşma ve toplantı ile zaman kaybedilir. İşin ucunun nereye dokunduğu düşünülür, mevcut sinir uçlarına teması olup olmadığına bakılır vesaire, sonunda haberleştirmeye karar verildiğinde zaten o haber büyük ihtimalle sosyal medyada yayılmıştır bile. Bazı olayların doğrudan haber merkezlerine bildirildiklerinde haber yapılmayıp, sosyal medyada belirli bir kitleselliğe ulaştıktan sonra, mesela bir gün sonra haberleştirildiğini biliyorum mesela. Rabia Naz olayında yaygın medya günlerce sağır kaldı duruma. Oysa eminim ki ana akımın her haber merkezinde “Acaba yapabilir miyiz?” , “Olayı haberleştirsek karşımıza birini alır mıyız?” gibi sorular sorulmuş, muhakemeler yapılmıştır. Ama o sırada zaten konu Türkiye gündemine çoktan girmişti. Birçok olay sosyal medyadan geleneksel medyaya ancak “taşma” yoluyla yansıyabiliyor. </span></p>
<p><b>Bazı olaylar sosyal medyada büyük destek alabilirken bazıları kıyasla daha az duyuluyor. Sosyal medyada herkese adil davranıyor mu sizce? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ne yazık ki hayır. Bu da olayın çarpık yönü. Her şeyin sağlıklı işleyen bir hukuk mekanizması tarafından çözülmesi <img decoding="async" class=" wp-image-39363 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/Ekran-Alıntısı-e1559639639158.jpg" alt="" width="298" height="165" />mümkün olmayınca, kim ne ölçüde dikkat çekebilirse adalete ulaşma ihtimali o ölçüde artabiliyor. Çok takipçili hesapların radarına giremeyen birçok çağrı yanıtsız kalabiliyor mesela. Bu da çifte standardı, eşitsizlikleri yer yer öfke ve tepkiyi beraberinde getiriyor haliyle. Ancak yine de başka türlü üzeri örtülecek, saklanacak, çarpıtılacak birçok suç, yolsuzluk vs. de ancak bu sayede “görülür” kılınıp, yaptırım yolu açılabiliyor. Sosyal medya her yerde hak arayanın kullandığı birçok temel aracı barındırmasıyla kısmen gündem yaratma gücüne sahip. Ancak bu ülkede sosyal medyaya bu denli umut bağlanması aslında bazı alanlarda yaşanan tıkanıklıkların da boyutunu ortaya koyuyor. </span></p>
<p><b>İntihar duyuruları bile bazen sosyal medyadan yapılabiliyor. Bu kadarı doğru kullanım mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İntihar haberlerinin medyada yer almasının, benzer bir eğilimi olup da gerçekleştirmeyenleri özendirici bir yönü olduğuna ilişkin çok sayıda çalışma var yurt içi ve yurt dışında yapılan. Dolayısıyla sosyal medya da bundan bağımsız değil. Net bir şekilde söylemek gerekirse bu tür duyuruları yaygınlaştırmamak gerekiyor. Elbette bu alanda eşik bekçiliği yapmak ve editoryal kontrol oldukça zor ancak biraz sağduyu, vicdan ve akıl sahibi insanların bu duyuru ve haberleri yaygınlaştırmayacağını ummak lâzım. Yardım çağrısı yapan kişinin çağrısına yanıt verebilmenin yolları elbette olmalı. Ancak bunun özel bir eğitim ve deneyim gerektirdiğini düşünüyorum.<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/ailelerin-mucadelesi-baska-kadin-ve-cocuklarin-oldurulmesinin-onune-geciyor/" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="alignright wp-image-39364 size-thumbnail" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/as-160x160.jpg" alt="" width="160" height="160" /></a> </span></p>
<p><b>Sosyal medya mağduriyeti sahipleniyor diyebilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mağduriyet, farklı zamanlarda farklı mecralarda da hep dikkat çeken unsur oldu aslında. Belki bu boyutta değil ancak hep bir hassasiyet vardı o yöne doğru. Artık terk etmeye başladığımız gazetelere, prime time haber kuşaklarına, dizilere, hatta yarışmalara bakınca yıllardır benzer reflekslerle benzer şeylere yöneliyoruz aslında. Çok dramatik bir değişiklik yok neyin “reyting” aldığı konusunda. Farklı olan; sosyal medyanın bir hak talebi ortamı olarak etkisini her geçen gün daha da artırması sanırım. Eskiden de insanlar gazete ve TV’lere haber vererek sorunlarına çözüm arardı ama sınırlı sayfa sayısı, sınırlı bülten süresi, editoryel kıstaslar vs. Derken bu alanlar herkese böylesine açık değildi. Şimdi daha fazla ses duyurabilme ihtimali var. Ancak yine belirtmek lazım, yine algoritmalardan tutun, sosyal medyada popüler alanlara, hesaplara erişebilmeye kadar belirli “dijital eşitsizlikler” var ve bu kez de sosyal medyada “TT olmanın” kriterleri belirleyici oluyor kimi zaman. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39365 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/184234_kadin-platformu.jpg" alt="" width="343" height="170" />Bireysel adalet arayışında sosyal medyada nasıl daha etkin kullanılabilir ya da kullanılmalı mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle gazeteci olmasanız da temel gazetecilik ilkelerine benzer anlayışla kurulan anlatıların, yani dürüst, mümkün olduğunca nesnel, olgulara dayanan anlatımların, dezenformasyonun yoğun olduğu böylesi bir alanda daha etkin sonuçlara ulaşabilmesi söz konusu. Metin Cihan, Rabia Naz Vatan’ın şüpheli ölümünü gündeme taşırken birçok usta muhabire taş çıkartacak bir habercilik performansı ortaya koydu. Bir de tek başına bir haber merkezinden fazla iş çıkaranlar var. Gazeteci Mustafa Hoş örneğin. Birçok haber merkezinden daha etkili bir tek kişilik sosyal medya haberciliği yapıyor yıllardır. Bir de genellikle ısrarla takip edilen konuların sessizlik sarmalını aşabildiğini görüyoruz. Ama yine nihai olarak belirtmekte fayda var ve bu koşullar altında naif bir beklenti olsa da yinelemek lazım: Güven yeniden tesis edilebilmeli ve adalet arayışının yeri adliyeler olmalı. Sosyal medya, özellikle medyanın etkisinin düşük olması ölçüsünde, hep bir denge ve denetleme işlevi görecek zaten; artık bu kaçınılmaz.</span></p>
<p>İlginizi çekebilir &#8212;&gt;<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/02/__trashed-38/" target="_blank" rel="noopener"> “Eynesil Halkı Gerekli Cevabı Verdi”</a></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/23/sosyal-medyada-kamuoyu-baskisi-olusmazsa-annemin-katili-indirim-alabilir/" target="_blank" rel="noopener">‘Sosyal Medyada Kamuoyu Baskısı Oluşmazsa Annemin Katili İndirim Alabilir’</a></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/20/sivil-toplum-ve-sosyal-medyanin-ortak-mucadelesi-berfin-ozekin-sesini-duyurdu/" target="_blank" rel="noopener">Sivil Toplum Ve Sosyal Medyanın Ortak Mücadelesi Berfin Özek’in Sesini Duyurdu</a></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/ailelerin-mucadelesi-baska-kadin-ve-cocuklarin-oldurulmesinin-onune-geciyor/" target="_blank" rel="noopener">“Ailelerin Mücadelesi Başka Kadın ve Çocukların Öldürülmesinin Önüne Geçiyor”</a></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/12/hastaneye-yatirsalar-da-susmayacagim/" target="_blank" rel="noopener">”Hastaneye Yatırsalar Da Susmayacağım”</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/04/sosyal-medya-bireysel-adalet-arayisinda-etkin-bir-arac/">Sosyal Medya Bireysel Adalet Arayışında Etkin Bir Araç</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ailelerin Mücadelesi Başka Kadın ve Çocukların Öldürülmesinin Önüne Geçiyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/ailelerin-mucadelesi-baska-kadin-ve-cocuklarin-oldurulmesinin-onune-geciyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rabia Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 May 2019 13:01:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ecem Balcı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Rabia Naz Vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38129</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal medyadan Ecem Balcı adına hastagler açarak duruşmalara çağrıda bulunan Gökhan Balcı mahkeme sürecinde bir tek Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan destek aldığını söylüyor. Davayı takip eden Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu da ailelerin bireysel adalet mücadelesinin, başka kadın ve çocukların öldürülmesinin önüne geçtiğini ifade ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/ailelerin-mucadelesi-baska-kadin-ve-cocuklarin-oldurulmesinin-onune-geciyor/">&#8220;Ailelerin Mücadelesi Başka Kadın ve Çocukların Öldürülmesinin Önüne Geçiyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’nin Gölcük İlçesi&#8217;nde 17 yaşındaki Ecem Balcı 5 Ocak 2018’de kayboldu. 43 gün sonra Gölcük&#8217;ün Ayvazpınar köyündeki ormanlık alanda yapılan kazıda cesedi bulunan Ecem Balcı’nın, annesinin erkek arkadaşı Süleyman Kara, tarafından öldürüldüğü ortaya çıkarken, Ecem Balcı’nın kayboluşundan 9 gün sonra annesi Esra Ercömert ise Kandıra&#8217;nın Kaltalkayası Mevkii&#8217;nde kayalıklardan denize atlayarak, yaşamına son vermişti. Ecem Balcı’nın babası Gökhan Balcı, Giresun’da şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Rabia Naz Vatan’ın babası Şaban Vatan gibi tek başına adalet arayışını sürdürüyor. Gökhan Balcı “Adalet yerini bulana kadar mücadele etmeye devam edeceğim” diyor.</p>
<p>5 yaşındayken annesiyle ayrıldıklarını ve 11 yaşına kadar Ecem’e kendisinin baktığını söyleyen Gökhan Balcı Ecem’in kayboluşunu şöyle anlatıyor: “11 yaşındayken annesi Ecem’i benden aldı. 16 yaşına geldiğinde Ecem’de göğüs kanseri çıktı. Ameliyat edildi. Yarısını almışlardı. Tekrar ameliyat oldu. Göğsünün tamamı alındı. Ağır gelmeye başladı. Estetik ameliyatı olmak istiyordu. Her şey yolunda gitmeye başlamıştı. Daha sonra annesi Süleyman Kara ile birlikte olmaya başlamış. Define işine girmişler. Ecem de bu define işlerinden haberdarmış. Süleyman Kara, 5 Ocak günü Ecem’e mesaj atıyor, ‘Defineyi bulduk. Oradan çıkan bir taç var onu sana vereceğim. Seni gelip alacağım’ demiş. Mesajdan sonra gelip Ecem’i alıyor. Sonrasında Ecem’den haber yok. 5 Ocak günü Ecem’in telefonundan annesine ‘Ben İzmir’e gidiyorum. Kafama estiği zaman gelirim’ mesajı geliyor. Annesi, Ecem’in Süleyman Kara ile gittiğinden haberi yok. Annesi bana Ecem’den gelen mesajı da söylemedi. 9 Ocak’ta annesi, eşimin telefonuna ‘Ecem 5 gündür kayıp, babasının dikkatine’ diye mesaj attı.”</p>
<p><strong>“Süleyman Kara’yı Kendi Ellerimle Polise Teslim Ettim”</strong></p>
<p>Ecem’in kayboluşunu öğrendikten sonra hemen polise başvurduğunu söyleyen Gökhan Balcı o süreci şöyle anlatıyor: “Annesi de gece 12 gibi Süleyman Kara ile birlikte karakola geldi. Kayıp başvurusunda bulunup gitti.  Otobüs terminallerine gittim. Herhangi bir yerden bilet aldığı görünmüyordu. Kafelere, gençlerin gidebileceği her yere baktım. Sabaha kadar Gölcük’ü dolaştım. Ertesi Cumhuriyet Başsavcılığına gidip dilekçe verdim.  Sonra Ecem’in erkek arkadaşını aradık. Ecem’in kayıp olduğunu ve bu konuda bilgisi olup olmadığını sorduk. Arkadaşı ‘Evet haberim var. Bana 5 gün önce ‘Süleyman amca gelip beni aldı’ diye mesaj attı bana daha sonra da ulaşamadım’ dedi. Süleyman’ın kim olduğunu Ecem’in erkek arkadaşından öğrendik. Sonra kardeşim ve birkaç arkadaşımla birlikte gidip Süleyman’ı bulduk. ‘Kızım nerede, elimde mesajlar var. Kızımın yerini söyle’ dedim. ‘Bilmiyorum’ dedi. Ona hiçbir şey yapmadan polise götürdük. Mesajları da polislere teslim ettim. İfadesini aldılar o arada savcı evinde arama izni çıkarttırdı. Polisler evini arayınca, müzeden çalınmış tarihi eserler, silah, uyuşturucu bulunca tutuklandı. Ecem’in yerini öğrenmek için götürdük karakola, tarihi eser kaçakçılığından tutuklandı.”</p>
<p><strong>Failin Telefon Tayıtları Televizyon Kanalında Ortaya Çıktı </strong></p>
<p>Ecem’in kayıp olduğu sürede birçok kayıp yakını gibi televizyon programına da çıktığını belirten Gökhan Balcı,<strong>“</strong>Soruşturma devam ederken Balçiçek İlter’in ve Müge Anlı’nın programından aradılar. Yayına çıkmayacaktım ancak polis ‘Bize faydası olur’ dedi. Öylece televizyon yayınına çıktım. Süleyman Kara’nın ailesi de katıldı programa ve Ecem’i kötülemeye başladı. Ancak Süleyman Kara’nın telefon kayıtları ortaya çıktı. Balçiçek İlter’in ekibi Ecem’in sim kartının Süleyman Kara’nın telefonuna takıldığını buldu. Bunlar gerçekleştiğinde Ecem kaybolalı 40 gün olmuştu. Bu kayıtların ortaya çıkmasının ardından Süleyman Kara’nın ailesi gözaltına alındı. Yapılan araştırmalarda Süleyman Kara, Ecem’in sim kartını kendi telefonuna takıyor. Önce Ecem’in ağzından annesine mesaj atıyor. Ardından yanlışlıkla Ecem’in hattından arkadaşını arıyor. Mobese görüntüleri ve sinyallerle de bu durum kanıtlanıyor” diyor.</p>
<p>Ecem’in cansız bedeninin kayboluşundan 43 gün sonra Süleyman Kara’nın itirafı üzerine bulunduğunu söyleyen Gökhan Balcı, “43 gün boyunca aradı polis Ecem’i. Süleyman Kara içeride itiraf edip, Ecem’i nereye gömdüğünü, başının hangi tarafta olduğunu tüm ayrıntıları anlatıyor. Diz derinliğinde bir çukura koymuş Ecem’i. Çıplaktı. Kıyafetlerini de çöpe attığını söylemiş. Cesedin çıkarıldığı yerde bir inceleme yapılmıştı. O raporda Ecem’in nasıl öldüğüne dair bir ifade bulunmuyordu. Oysa Ecem’i Süleyman Kara’nın gömdüğü yerden çıkarttıklarında görmüştüm. Boynunda morluklar vardı” ifadesini kullanıyor. Adli Tıp Raporu’nu henüz mahkemeye ulaşmadığını belirten Gökhan Balcı, cinsel saldırının olup olmadığının rapordan sonra anlaşılacağını söyledi.</p>
<p>Dava sürecinde sosyal medya platformunda kampanya yürüten Gökhan Balcı, “Bu süreçte sadece Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan destek alıyoruz. Mahkemeye de müdahil olmak istedi ama kabul edilmedi” diyor.</p>
<p><strong>“Adalet Yerini Bulana Kadar Mücadele Edeceğim”</strong></p>
<p>30 Nisan’da 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma 11 Temmuz’a ertelenirken Gökhan Balcı her duruşmada failin kendisi ve yakınları tarafından hakaretlere ve suçlamalara maruz kaldıklarını söyledi. Davadan beklediği sonucu almazsa AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de başvuracaklarını belirten Balcı, “Bu dosyada herhangi bir boşluk ya da şüphe yok. Süleyman Kara’nın gereken cezayı alacağını düşünüyorum. Ancak almazsa bu davayı nereye taşımam gerekiyorsa oraya taşıyacağım. Adalet yerini bulana kadar mücadele etmeye devam edeceğim” diyor.</p>
<p><strong>&#8220;Mücadele Sadece Sosyal Medya İle Olmaz&#8221;</strong></p>
<p>Kadın Cinayetleri Platformu adına davayı takip eden Ayşen Ece Kavas ise hem Rabia Naz Vatan’ın babasının hem de Ecem Balcı’nın babasının verdiği bireysel adalet mücadelesinin başka ailelere de örnek olduğunu ifade ediyor. Ailelerin bireysel adalet mücadelesinde yargıyla karşı karşıya gelmeyi göze aldığını vurgulayan Kavas, “Ailelerin bu şekilde çocuklarına sahip çıkması ve adalet mücadelesi vermesi çok önemli. Bu mücadele aynı zamanda başka çocukların ve kadınların öldürülmesinin önüne geçen ve adaletin sağlanması açısından çok önemli bir durum” dedi.</p>
<p>Rabia Naz Vatan ve Ecem Balcı davalarında sosyal medyanın önemli bir etkisi olduğunu belirten Kavas sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak mücadele sadece sosyal medya ile olmaz. Sosyal medya medyanın görmediğini görünür ve duyulur hale getiriyor. Bu aynı zamanda toplumun öfkesinin de yansıması oluyor. Fakat bu yansıtılan öfke mücadeleye yansımalı. Rabia Naz için 45 ilde eylem yaptıktan kısa bir süre sonra dosyasında ilerleme oldu. Yani ne kadar çok insan mücadele ederse çözüme de o kadar yaklaşılıyor. Davalar takip edilebilir, eylemler düzeltilebilir, sosyal medyadan destek olabilirler. Ve bu davalarda adalet mücadelesi kamuoyunun gözü önünde verildiğinde adaletin sağlanması mümkün olabiliyor. “</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/ailelerin-mucadelesi-baska-kadin-ve-cocuklarin-oldurulmesinin-onune-geciyor/">&#8220;Ailelerin Mücadelesi Başka Kadın ve Çocukların Öldürülmesinin Önüne Geçiyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Hastaneye Yatırsalar Da Susmayacağım&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/12/hastaneye-yatirsalar-da-susmayacagim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rabia Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Apr 2019 13:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Atika Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[Gülsüm Kav]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammet Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[Rabia Naz Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[Şaban Vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37402</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giresun Eynesil’de şüpheli şekilde hayatını kaybeden Rabia Naz Vatan’ın ölümünün üzerinden 1 yıl geçti. Giresun Başsavcılığı soruşturma dosyasında sona gelindiğini duyururken, Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne yatırılmasına karar verilen baba Şaban Vatan, “Beni akıl hastanesine yatırabilirler ama Atika Vatan var. Failleri bulunana kadar biz durmayacağız” dedi. Rabia Naz için 45 ilde eylem düzenleme kararı alan Kadın Cinayetlerinin Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav da adalet sağlanana kadar aileyi yalnız bırakmayacaklarını söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/12/hastaneye-yatirsalar-da-susmayacagim/">&#8221;Hastaneye Yatırsalar Da Susmayacağım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Giresun Sulh Ceza Mahkemesi, 10 Nisan’da Şaban Vatan&#8217;ın kardeşi Muhammet Vatan&#8217;ın &#8220;kardeşinin akıl sağlığının yerinde olmadığı&#8221; yönündeki ifadesine dayanarak, akıl sağlığının yerinde olup olmadığını tespit edilmesini istedi. Mahkemenin kararına göre Şaban Vatan polis marifetiyle evinden alınarak Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi&#8217;ne götürülecek.</p>
<p style="font-weight: 400;">Baba Şaban Vatan mahkemenin kararına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Kardeşim Muhammed Vatan daha önce yalan beyanda bulunarak benim hastanede yattığını söylemişti. Ancak biz belgelerle bu beyanların yalan olduğunu kanıtlamıştık. Ayrıca annemin de ifadesi alınmış. Ama annem ifadesinde kardeşim Muhammed Vatan’ın menenjit hastalığı geçirdiğini, sürekli sinirli bir kişi olduğunu söylemiş. Annem benimle ilgili de ifadesinde ‘Oğlum Şaban Vatan genelde sakindir. Ancak kızının durumundan dolayı zaman zaman sinirlendiği olmuştur ama kendini sakinleştirebilen bir yapıya sahiptir. Zaman zaman gelip benimle dertleşir’ dediği halde bize bunu yaptılar. Bu daha önce Giresun’da gücünün yettiği her yere baskı yapan ve beni gözaltına alınan Nurettin Canikli’nin talimatıyla gerçekleşmiş durumdur.”</p>
<p style="font-weight: 400;">Hastaneye yatırılma kararını doğum gününde öğrendiğini söyleyen Şaban Vatan, “Bugün benim doğum günü. 12 Nisan ise kızımın ölüm yıldönümü. Böyle bir dönemde bize yaptıkları muamele bu olsa da bizi asla susturamayacaklar. Beni akıl hastanesine yatırabilirler ama Atika Vatan var. Failleri bulunana kadar biz durmayacağız, istedikleri hamleyi yapsınlar ama susmayacağız. Hesap verecekler, failleri bulacaklar” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Atika Vatan ise kızının vefatından bu yana çok ağır bir süreç yaşadığını belirterek, “Adalet arayan bir insanı susturmak adaletsizliktir” diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Savcılıktan Soruşturmada Sona Gelindi Açıklaması</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Giresun Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahim Alan ise dün yaptığı açıklamada Trabzon ve Giresun Adli Tıp Kurumları&#8217;ndan ardından raporu İstanbul Adli Tıp Kurumu’na da gönderdiklerini ifade etti. Oradan gelecek karara göre konuyla ilgili kararın netleşeceğini belirten Alan, “Aynı zamanda bazı kriminal incelemeler vardı. Onlarla ilgili değerlendirmeleri bekliyoruz. Tabi bu süreçte kamuoyu ve sosyal medyada birçok bilgi kirliliğine rast geliyoruz. Türk yargısı bu konuyla ilgili kararını her türlü ihtimali araştırarak, verecektir. Neden bu kadar uzun sürdü? Adli tıp raporları alındı. Birkaç defa üst üste rapor aldık. Bazı kriminal raporlar alındı. Her süreç üç, dört ay sürdü. Bu nedenle bu aşamaya kadar geldi. Zaman zaman başka iddialar da ortaya atıldığı için, onları da araştırma durumu söz konusu oldu. Bu nedenle soruşturma bu kadar sürdü. Biz milletimizden sabırlı olmasını istirham ediyoruz. Soruşturmada her türlü ihtimal değerlendirilerek, gereği yapılacaktır” dedi. Rabia Naz’ın ölümüyle ilgili hiç bir süphe kalmayacak şekilde araştırma yaptıklarını belirten Alan, “50,60 kişinin ifadesini aldık. Gözaltı olayı henüz olmadı. Çünkü henüz bir şüpheli olacak, dosyada bir delilimiz yok. Ama bu bundan sonra olmayacağını göstermiyor. Her iddiayı değerlendirdik. Kaza iddiasını da araştırıyoruz. Genelde bu tür çocuk ölümü vakalarında aile içi veya aile yakını araştırılıyor. Bunları hep araştırdık. Giresun emniyetinden kurduğumuz bir ekip çalışmalarına devam ediyor. O ihtimal de değerlendiriyor.” Dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>“Şaban Vatan’la İlgili Süreç Soruşturmasından Ayrı”</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Başsavcı Abdurrahim Alan, Şaban Vatan’ın hastaneye yatırılması kararının Rabia Naz’ın ölümüyle ilgili soruşturmayla ilgili olmadığını da belirterek, “Biz yasal bir gereklilik olarak, Şaban Vatan&#8217;ın yasal olarak psikiyatrik raporunu almak zorundayız. Bu süreç devam ediyor. Rabia Naz olayıyla hiçbir alakası, ilgisi yoktur. Bu konudaki araştırmalar devam etmektedir. Mahkeme son olarak bir karar verdi. O karar doğrultusunda Giresun Sulh Ceza Mahkemesi kararı doğrultusunda Şaban Vatan cezai ehliyeti noktasında değerlendirme yapmak üzere ilgili sağlık kuruluşuna sevk edilecektir” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Başsavcının açıklamaları ve Şaban Vatan’ın hastaneye yatırılması kararına ilişkin Sivil Sayfalar’a konuşan ailenin avukatı Emel Ufuk Kılıç da Rabia Naz’ın dosyasında ‘güzel gelişmeler’ olduğunu söyledi.  Emel Ufuk Kılç, “Savcının açıklamaları geç de olsa gönüllerimizi rahatlatan bir açıklamaydı. Adaletin er ya da geç tecelli edeceğini söylemiştik. Aralık ayında yapmış olduğumuz başvurular sonucu taleplerimiz yerine getirilmeye başlandı. Güzel gelişmeler oluyor şu aşamada” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Rabia Naz İçin 13 Nisan’da 45 İlde Eylem</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Rabia Naz Vatan’ın ölümünün 1. yıldönümünde Kadın Cinayetlerinin Durduracağız Platformu tarafından 45 ilde eylem düzenlenecek. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, “Adalet sağlanana kadar, konu açıklığa kavuşana kadar eylemlerimiz devam edecek. Şaban Vatan asla yalnız değildir. Ona uygulanan baskının ve hukuksuzluğun da son bulması için de eylemlerimiz devam edecek. Baba soru soramaz hale getirilse bile kadın örgütleri olarak ‘Rabia Naz’a ne oldu’ diye sormaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Giresun Valiliği ve Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı açıklamanın ‘önemli’ ama ‘eksik’ olduğunu ifade eden Gülsüm Kav sözlerini şöyle sürdürdü: “Giresun Valiliği kamuoyuna yönelik bir açıklama yaptı. Bu açıklama tabi ki önemlidir ama yeterli ve tatminkar bir açıklama değildir. 11 yaşında güler yüzlü bir kız çocuğunun ölümünü ‘intihar’ diyerek dosyanın kapatılmaya çalışılmasıyla adaletsizlik ve yanlış gidişat başladı. Haklı ve acılı olan baba hakkında idari işlemler çok hızlı ilerlerken Rabia Naz’ın soruşturma dosyası çok yavaş ilerliyor. Aile 1 yıldır bazı şüphelilerden bahsediyor ama bir kişinin bile ifadesi alınmış değil. Bu da şüpheli bir durum yaratıyor. Dosyayla ile ilgili bir ilerleme bekliyorken kamuoyu, tam tersine babaya yaptırım uygulanması asla kabul edilemez.”</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>“Şaban Vatan’a Yapılacak Tedavi Açıklanmalı”</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Tıp hekimi olduğunu hatırlatan Gülsüm Kav, Şaban Vatan hakkında verilen karara ilişkin şöyle konuştu: “Gayet mantıklı ve tutarlı soru soran bir baba çok sağlıklı bir durumda. Kaldı ki sağlığı bozulmuş olsa bile yaşadığı süreçten kaynaklandığı düşünülebilir. Modern psikiyatride artık ayaklı tedavi uygulanmaktadır, yatışlı tedavi çok geride kalmış bir metottur. Valilik ‘Rabia Naz olayı ayrı, Şaban Vatan olayı ayrı’ dese de Şaban Vatan’ın bu dönemde bu kadar hızlıca hastaneye yatırılması kararı şüpheli ve skandal bir durumdur. TTB ve baroların da bu konuda açıklama yapması gerekiyor. Şaban Vatan’ın sağlığı gayet yerindedir. Kaldı ki yaşadığı bu acı olay ve adaletsizliğe maruz bırakılmak ruh sağlığının kaybına neden olabilir. Böyle olsa bile yatış kararı verilmesi hem tıbbi hata hem de kişilik olarak haklarına saldırıdır. Hukuken uygun değildir. Üstelik yakınlarının ifadelerine göre değil bir hekimin görüşüne göre hastaneye yatış karar verilebilir. Eğer hekim görüşü varsa bile neye göre yatırma ihtiyacı duyduğunu açıklamak zorunda. Üstelik yatışta nasıl bir tedavi uygulanacak bu konuda açıklama yapılması gerekiyor. “</p>
<p style="font-weight: 400;">Kız çocuklarında intihar oranlarının çok düşük olduğunu söyleyen Gülsüm Kav, “Bu davanın gidişatında ‘Kızıma ne oldu’ sorusuna cevap verilmemesi, 11 yaşındaki kız çocuğunun intihar ettiğine inandırılmak istememiz sadece babanın değil hepimizin ruh sağlığını bozacak bir durum. O zaman hepimiz Şaban Vatan’ız, hepimizi gözlem altına almaları gerekiyor. Çünkü bir kız çocuğunun intiharına ikna olmuyoruz. İntihar oranı çocuklarda zaten çok düşük. Çocuklarda intihar oranı yüz binde 0.03 oranında.  Üstelik ergenlik döneminde, ailedeki sorunlar nedeniyle ya da sınav döneminde çocuklar intihar ediyor. Bu özelliklerin bir tanesi bile Rabia’da yok. Neden inanalım bu çocuğun intihar ettiğine?” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/12/hastaneye-yatirsalar-da-susmayacagim/">&#8221;Hastaneye Yatırsalar Da Susmayacağım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Eynesil Halkı Gerekli Cevabı Verdi&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/02/__trashed-38/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rabia Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Apr 2019 13:24:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Coşkun Somuncoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Rabia Naz Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[Şaban Vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giresun’un Eynesil İlçesi’nde ‘intihar ettiği’ iddia edilen kızının trafik kazasında öldürüldüğünü belirterek bir yıldır süren adalet mücadelesi veren Baba Şaban Vatan,  Rabia Naz’ın ölümünden sorumlu tuttuğu Belediye Başkanı Coşkun Somuncuoğlu’nun yeniden seçilmemesini, “Eynesil halkı özellikle de Eynesilli anneler Rabia Naz Vatan için gerekli cevabı verdi” sözleriyle değerlendirdi.<br />
11 yaşındaki kızının ölümünün ardından hukuk mücadelesi başlatan Baba Şaban Vatan ve konunun kamuoyuna ulaşmasını sağlayan gazeteci Metin Cihan ile, Rabia Naz’a ne olduğunu konuştuk…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/02/__trashed-38/">&#8220;Eynesil Halkı Gerekli Cevabı Verdi&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Olayın intihar değil cinayet olduğunu nasıl anladınız, sizi şüphelendiren neydi?</strong></p>
<p>Bir baba olarak asla ve asla kızımın intihar etmediğini biliyordum. Sadece 22 gün kanıt ve tanıkların doğrultusunda bekledik. Ama sonra o durumlar da yalan çıktı. Kızımın kaybından sonraki 6 saat boyunca çantası ortada yoktu. 6 saat sonra çanta terasta çıktı. Olay yeri inceleme 18.50’de yapıldığında, terasta çanta yok. 6 saat sonra çanta terasta ortaya çıkıyor. Polisler daha sonra ‘Çantayı ben buldum, ıslak bir sandalye vardı. Onun altındaydı’ dedi. Kızım olaydan 10 gün önce tekvando kursuna gitmek için benden izin istemişti. Sandım ki okuldan dönünce eve girmeden terasa çıkarak çanak direğiyle denge çalışması yaptığını düşündüm. O çanak anten direğinde denge hareketi yaparken düşmüş olduğunu düşünmüştüm.</p>
<p><strong>Daha sonra durumun nasıl farkına vardınız?</strong></p>
<p>Kızımın kıyafetlerindeki tozdan, çantayı bulanın polis olmadığından, olay yeri ve sonrasındaki incelemelerde görüntülerin olmamasından, terasta bulunan çantanın fotoğrafının çekilmemesinden anladım. Üstelik kızımın çantasını 3 kişi bulmuş. Bunlardan biri dayısı. Polise haber vermişler, Giresun’dan gelen polis çatıya çıktığında yan taraftan bir sandalye alıp çantanın üzerine koyuyor. Çanta aslında oraya bırakılmış. Olay yeri inceleme polisi gelip evi ve terası inceliyor. Oradan hastaneye gidip kızımın elbiselerini alıyor. Ancak Eynesil Emniyeti’nden polis olay yeri inceleme polisinden kızımın elbiselerini alıyor. Hastaneden tekrar eve gelip tekrar terasa çıkmış. Daha sonra verandayı incelemek için itfaiyeyi çağırıyorlar. O arada 3 kişi kızımın çantasını bulmuşlar. Ama polisler delil karartıp olayı intihar şeklinde raporluyor. Kızımın çantasına mı odasına mı tam emin değilim kızımın okuduğu Alisan Kapaklıkaya’nın ‘Bunları Kimseye Anlatamadım’ kitabında 53. sayfasına ‘Ayşe’nin ölümü’ diye bir bölüme ayraç koyuyorlar. Ben kitabı alıp okudum intihar değil mücadeleyi anlatan bir kitap. Oysa kızım hiç ayraç kullanmazdı.</p>
<p><strong>Şüphelendiğiniz araç durumu nasıl ortaya çıktı?</strong></p>
<p>Tanıklardan öğrendim. Bu araçla ilgili suç duyurusunda bulunduk ama beklemeye aldılar. Trabzon Adli Tıp Kurumu raporunda olayın ‘Genel bedensel travma’ olduğunu yazıyor. Ancak Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı 2 adli tıp raporu olduğunu açıkladı. Oysa biri Trabzon Adli Tıp Kurumu’nun raporu. Diğeri ise savcılığın kendi birimine bağlı Adli Tıp Uzmanı’nın mütalaasıdır. Ayrıca sol ayak kopma noktasına gelmiş, kızımın bulunduğu yerde bir iz yok.</p>
<p><strong>Kafada çarpma var mı?</strong></p>
<p>Buna dair hiçbir iz yok. Kızım sanki kucakta yere bırakılmış. Sağ ayağındaki ayakkabı yok. Dümdüz bir şekilde bırakılmış. Veranda da hiçbir iz yok. Üstelik kızımın eve geldiği yol güzergâhında mekruh binada yapılan incelemede kızımın DNA’sı çıktığı halde orada herhangi bir inceleme yapılmıyor. Üstelik terasta yalıtım zifti yapıldığı için iz çıkar. Burada kızıma dair bir iz yok. Ayrıca kızımın oradan atlamasının durumu yok. Keşifte havadan atılan çuval verandayı kırdı, parçaladı ama aşamadı. Yani kızım için Trabzon Adli Tıp Kurumu’nda hazırlanan raporda ‘Yer çekimine bağlı düşme’yi reddediyor. Paralel dıştan etken durumunu gösteriyor. Bu rapora bağlı olarak Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalı Başkanı’nın mütalaasında da araç çarpması kanaatini belirtiyor. Çocuğumu o gece muayene eden ortopedi uzmanı ve genel cerrah ile daha sonra görüştüm. Onlar ‘Bizim ifademiz alınsın’ dediği halde savcılık ifadeleri almıyor. 2 doktor, kemik kırılma şeklinin çarpma sonucu olduğunu söylemişlerdi. Üstelik doktorlar araç lastiğinin üzerinden geçtiğini de belirttiler. 2 doktor sol ayakta kopması sonucu yerde atardamarın kan boşaltması gerekiyor. Ama kızımın bulunduğu yerde kan damlası bile yoktu. Kızımın üzerindeki tozların hangi binaya ait olduğunu bulduk. Ambulans şoförü de kızımın üzerindeki tozlarla aynı olduğunu söyledi. O bina daha sonra bir Cuma gecesi yıkıldı.</p>
<p><strong>Kentteki kurumlar neden sessiz kaldı?</strong></p>
<p>Çünkü Milletvekili Nurettin Canikli’nin kızımın ölümünün örtbas edilmesinde parmağı var. 25 Ekim’de İstanbul’da Yenikapı’da Giresun Günleri yapılmıştı. Ben de 26’sında gittim, stantlarda kızımın afişini dağıtıyordum. Nurettin Canikli korumasını üzerime göndererek ‘Siz hükümetin aleyhine propaganda yapıyorsunuz’ dedi. ‘Siz kimsiniz’ diye sorunca da ‘Sağlık görevlisiyim’ dedi. Ama kimliğini çıkarmadı. ‘Biz AK Parti üyesiyiz, nereden çıkardınız hükümet aleyhine propaganda yaptığımı’ dedim. Ve gün boyu sivil polisler etrafımı sardı.</p>
<p><strong>Kardeşiniz Muhammed Vatan neden bu olayın peşini bırakmanızı istedi?</strong></p>
<p>Kızımın ölümünden 1 ay sonrasında Belediye Başkanı Coşkun Somuncuoğlu ile birlikte Nurettin Canikli ile görüşmüş. Ama benden gizlemiş ben 1 hafta sonra öğrendim. 14 Eylül’de Müge Anlı’nın ekibi çekim için geldiğinde kardeşim duruma tepki göstermeye başladı. Müfettişler Eynesil’e geldikten sonra kardeşim eşi de Ekim ayında ifadeyi tamamen değiştirdi.</p>
<p><strong>Siz Nurettin Canikli ile görüştünüz mü hiç?</strong></p>
<p>Mesajlar attım, sürekli aradım, görüşmek istedim ama benimle görüşmek istemedi. Oysa ben İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüştüm.</p>
<p><strong>O görüşmede ne konuştunuz, İçişleri Bakanı ne dedi?</strong></p>
<p>Gözaltına alınmamdan hemen önce görüştük. Yönlendirdiği birime olayı tüm detaylarıyla anlattım. Henüz bir gelişme olmadı ama.</p>
<p><strong>Sizi neden gözaltına aldılar?</strong></p>
<p>Beni emniyete çağırmışlardı 20 Mart’ta. Yetişememiştim. 21 Mart’ta gittim emniyete. Gittiğimde kardeşim Muhammed Vatan hakkımda suç duyurusunda bulunmuş ‘Beni tehdit etti’ diye. Ayrıca psikaytri bölümünde yattığımı söylemiş. Oysa kızımın olayından 1 ay önce yüzümdeki bir rahatsızlık nedeniyle gitmiştim. Bir kere de rahatlamak için psikologa gitmiştim. Hastaneye yatmadığım halde yattığımı söylemiş. Buna istinaden ifade verdim. İfadeden hemen sonra aileme dahi haber vermeden hastaneye gönderdiler. Hastaneden hemen sonra da mahkemeye sevk ettiler ama avukatım olmadan mahkemeye çıkmayacağımı söyledim. Avukatım gelince girdik duruşmaya. Mahkeme ‘hastaneye yatırılmam’ için karar verdi. Ama avukatım itiraz etti. Kızımın olayının açığa çıkarılması için daha önce açıklama yapan Nurettin Canikli de hakkımda suç duyurusunda bulunmuş.</p>
<p><strong>Suç duyurusu sonrasında hiç tehdit edildiniz mi?</strong></p>
<p>Telefonla tehdit edildim. Hemen suç duyurusunda bulundum ama savcılık takipsizlik kararı verdi. Biz ne sunarsak sunalım hiçbir şekilde dikkate alınmıyor.</p>
<p><strong>Peki, bundan sonra nasıl bir yol izleyeceksiniz? </strong></p>
<p>Ortada bir çocuk cinayeti var. Bu cinayeti aydınlatmak için aylardır bekletiyorlar. Ama bizim kanıtlarımız, tanıklarımız, raporlarımız nettir. Belediye Başkanı Coşkun Somuncuoğlu ve yeğenlerinin ifadesinin alınması için uğraşacağız.</p>
<p><strong>Eynesil’deki seçim sonucunu nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Eynesil halkı özellikle de Eynesilli anneler Rabia Naz Vatan için gerekli cevabı verdi.</p>
<p><strong>“Dosya Artık Kapatılamaz”</strong></p>
<p>Metin Cihan ise Rabia Naz Vatan konusunu sosyal medyadan duyuran gazeteci. Twitter’da Şaban Vatan’dan aldığı DM ile olaydan haberdar olan Cihan, konuyu gündemde tutan medyada yer almasını sağlayan isim. Metin Cihan, “Bir çocuk ölümü olmasına rağmen olayın üzerini ‘intihar’ diyerek kapatmaya çalıştılar. Ama artık dosyanın üstünün kapatılamayacağını düşünüyorum” diyor.</p>
<p><strong>Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan önce gözaltına alındı. Ardından hastaneye yatırılması için karar verildi. Bu tür baskılar devam ederse siz ne yapmayı düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Daha önce yaptığımı sürdürürüm. Elimdeki bilgilerle gündemde tutmaya çalışırım. Ayrıca kamuoyu babanın hakkını savunacaktır. Annesi de ‘Eğer eşime bir şey olursa ben konuşmaya devam ederim’ demişti. Gündemde tutmaya devam edeceğiz.</p>
<p><strong>Sosyal medyada “Siyasilerin tutumlarından dolayı seçimden sonra açıklama yapmaya devam edeceğim” dediniz. Neden seçimden sonra?</strong></p>
<p>Bu seçimlere dönük bir çalışmaymış gibi bir şey duymak istemiyorum. Türkiye’deki genel durum bu aslında.</p>
<p><strong>Sizce baro neden şimdiye kadar neden ilgilenmedi?</strong></p>
<p>Giresun’da adliyede, emniyette birçok yerde böyle bir ağ örülmüş. Ahbap – çavuş ilişkisiyle işler yürütülüyor. Birçok kurumun haberi bile yoktu. Bence baro da karşısına yerel güçleri almak istemedi. Şimdiye kadar önemsememesi bunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Günlerdir bu konuda sosyal medyada açıklamalarda bulunuyorsunuz. Şaban Vatan gözaltına alındı. Siz böyle bir tehditle karşılaştınız mı?</strong></p>
<p>Babayı, toplumsal algıyı değiştirmeye yönelik baskı altına almaya, susturmaya çalıştılar ama ters tepti durum. Ama ben hiç tehdit almadım. Neredeyse olumsuz bir söz bile duymadım. Tamamen yazdıklarım, anlattıkların babanın 7 aydır anlattıklarının derli toplu yazılmış haliydi. Çok özel bir bilgi açıklamadım. Sadece yayılmasına katkıda bulundum. Şimdiye kadar herhangi bir tehditle karşılaşmadım.</p>
<p><strong>Bundan sonra süreç nasıl ilerleyecek sizce? </strong></p>
<p>Artık dosyanın üstünün kapatılamayacağını düşünüyorum. ‘İntihar’ deyip kapatmaya çalıştıkları bir dosyaydı. Bir çocuk ölmesine rağmen tüm devlet kurumları neredeyse bunun için çabalıyordu. Savcılar değişebilir, soruşturma derinleşebilir şimdilik bilemiyorum. Ama dosyanın artık üstünün kapatılmayacağına eminim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/02/__trashed-38/">&#8220;Eynesil Halkı Gerekli Cevabı Verdi&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
