<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mülteciler arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/multeciler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/multeciler/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Mar 2021 07:45:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>mülteciler arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/multeciler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hayata Destek Derneği Kooperatif ve Sosyal Girişimleri Destekliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/26/hayata-destek-dernegi-kooperatif-ve-sosyal-girisimleri-destekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2021 07:45:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kooperatif]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Girişimler]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Koruma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67651</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayata Destek Derneği, bünyesinde yerel topluluklar ile geçici ve/veya uluslararası koruma kapsamındaki mültecileri barındıran kooperatif ve sosyal girişimlere destek programı başlattı. Son başvuru tarihi 9 Nisan 2021.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/26/hayata-destek-dernegi-kooperatif-ve-sosyal-girisimleri-destekliyor/">Hayata Destek Derneği Kooperatif ve Sosyal Girişimleri Destekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><strong>Programın İçeriği</strong></h5>
<ul>
<li>Hayata Destek Derneği&#8217;nin UNHCR desteğiyle yürüteceği, kooperatif ve sosyal girişimlerin desteklenmesine yönelik yeni programı kapsamında, Türkiye’nin farklı bölgelerinde faaliyet gösteren ve bünyesinde yerel topluluklar ile geçici koruma ve/veya uluslararası koruma kapsamındaki mültecileri barındıran kooperatif ve sosyal girişimler bir dizi faaliyet yoluyla desteklenecek.</li>
<li>Uygunluk kriterlerine göre belirlenecek organizasyonlara sunulacak destekler kapsamında, gelir getirici faaliyetlerle sürdürülebilirliği artırmaya ve hem teknik kapasiteyi hem de sosyal uyumu güçlendirmeye yönelik birçok aktivite yer alacak.</li>
<li>Başvurucuların ihtiyaçları doğrultusunda, birlikte çerçevelendirilecek desteklerden yararlanacak olan kooperatif ve sosyal girişimlere, ayni ve nakdi destekler de sağlanabilecek.</li>
</ul>
<h5><strong>İhtiyaç Analizi ve Desteklerin Kapsamı</strong></h5>
<ul>
<li>Destek programına başvurular çevrimiçi alınacak ve ‘Başvuru Rehberi’nde belirtilen uygunluk ve değerlendirme çerçevesine göre analiz edilecek.</li>
<li>İlk değerlendirmelerin ardından yapılacak mülakatlar sonucunda, destek programından yararlanacak 10 organizasyon belirlenecek.</li>
<li>Bu iki aşamalı değerlendirme sonucunda seçilen organizasyonlarla birlikte bir ihtiyaç analizi yürütülecek.</li>
<li>Böylece netleştirilen ihtiyaçlar çerçevesinde organizasyonlara makine, ekipman, hizmet ya da eğitim destekleri sunulacak.</li>
<li>Destek programı için belirlenecek organizasyonlar, Hayata Destek sosyal medya hesaplarından ilan edilecek.</li>
</ul>
<h5><strong>Programa Uygunluk Kriterleri</strong></h5>
<ol>
<li>Sosyal girişim niteliğine imkan veren bir tüzel kişi olmak:</li>
</ol>
<ol>
<li>
<ul>
<li>Vakıf ve derneklerin iktisadi işletmeleri</li>
<li>Kooperatifler</li>
<li>Sosyal etki yaratmayı amaçlayan şirketler (anonim, kolektif, limited, komandit)</li>
</ul>
</li>
</ol>
<ol start="2">
<li>Sosyal girişim bünyesinde, geçici koruma ve/veya uluslararası koruma altındaki mülteciler ve yerel topluluk mensuplarını üye, ortak, çalışan ya da yararlanıcı olarak bir arada bulundurmak,</li>
<li>Elde edilen kârın (pozitif gelir-gider farkının) üyelerine ya da ortaklarına dağıtılmadığını veya dağıtımın sınırlandığını kanıtlamak (ticaret şirketleri için),</li>
<li>Ana sözleşmesinde/tüzüğünde/esas sözleşmesinde gelir getirici bir faaliyet tanımı bulundurmak.</li>
</ol>
<p><a href="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2021/03/210325-UNHCR2101-Basvuru-Rehberi.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>Başvuru rehberine ulaşmak için tıklayın</strong></a></p>
<p><a href="https://bit.ly/3leP8h4" target="_blank" rel="noopener"><strong>Başvuru sayfası için tıklayın</strong></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/26/hayata-destek-dernegi-kooperatif-ve-sosyal-girisimleri-destekliyor/">Hayata Destek Derneği Kooperatif ve Sosyal Girişimleri Destekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akdeniz Masum, Sorumlu Siyaset…  Libya ve Kanarya Adalarında Göç Sancısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/20/akdeniz-masum-sorumlu-siyaset-libya-ve-kanarya-adalarinda-goc-sancisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2020 11:17:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenler]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu göç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61166</guid>

					<description><![CDATA[<p>Libya açıklarındaki geçtiğimiz hafta yaşanan gemi felaketinde yüzden fazla kişi hayatını kaybetti. Son 6 yılda Akdeniz sularında tükenen hayat sayısı 19 bin 97 oldu. Afrika ve Orta Doğu ülkelerinden Avrupa’ya yönelen göç rotası Akdeniz ve Ege suları nedeniyle oldukça riskli olmasına rağmen kıtaya göç akışı devam ediyor. Göçün yeni rotası ise Avrupa sınırlarındaki Kanarya adaları… Göçün gerekçesini anlamaya çalışmak için Warsan Shire’ın şiirindeki şu satırları unutmamak gerekiyor: “Sular karadan daha güvenli olmadığı sürece kimse çocuklarını bir bota koymaz.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/20/akdeniz-masum-sorumlu-siyaset-libya-ve-kanarya-adalarinda-goc-sancisi/">Akdeniz Masum, Sorumlu Siyaset… &lt;br&gt; Libya ve Kanarya Adalarında Göç Sancısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle 2015 yılından sonra yoğunluklu olarak Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden Avrupa’ya yönelen göç akışının temel nedenleri çatışma ve insan hakları ihlalleri oldu. Akdeniz ve Ege hattı üzerinden Avrupa’ya son 5 yılda 5 milyonun üstünde insan </span><a href="https://migrationdataportal.org/regional-data-overview/europe"><span style="font-weight: 400;">göç etti</span></a><span style="font-weight: 400;">. Göçmenlerin büyük bir kısmının durak ülkesi Kuzey Afrika ülkeleri üzerinden İtalya, Ege üzerinden ise Yunanistan idi. Hedef ülke ise endüstri ve sanayi ülkesi Almanya oldu. Almanya son 5 yılda yaklaşık 3 milyonun üstünde göçmene ev sahipliği </span><a href="https://www.destatis.de/EN/Themes/Society-Environment/Population/_Graphic/_Interactive/overview-migration.html;jsessionid=09008D538AD97ADE1B036D034F98A7E4.internet8722"><span style="font-weight: 400;">yaptı</span></a><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-61168 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/avrupaya-goc-rotalari-640x348.jpg" alt="avrupaya göç rotaları" width="373" height="203" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/avrupaya-goc-rotalari-640x348.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/avrupaya-goc-rotalari.jpg 916w" sizes="(max-width: 373px) 100vw, 373px" />İtalya ve Yunanistan gibi ülkeler göç akışını yönetmekte oldukça başarısızdı. Nitekim söz konusu ülkeler temel sorumluluğu Avrupa Birliği’nin sırtına yüklemekteydi. Avrupa Birliği ise gelen göç akınlarını Birlik zirvelerinde defalarca tartıştı fakat alınan önlemler “Kale Avrupa” metaforunu derinleştirmekten öteye gidemedi. Örneğin Avrupa sınırlarına alınmayan 30 binin üzerinde göçmen Ege’deki adalarda sağlıksız koşullarda </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/04/turkiye-ile-yunanistan-kiskacinda-gocmen-olmak/"><span style="font-weight: 400;">tutuldu</span></a><span style="font-weight: 400;">. İtalya ise göçmen dolu gemilerini aylarca karasularında </span><a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-48776544"><span style="font-weight: 400;">bekletti</span></a><span style="font-weight: 400;">. Bir yandan Avrupa’ya göç 2015’ten günümüze Avrupa’nın katı tutumu ve koronavirüs krizi nedeniyle ters V tipi bir grafik izlerken, öte yandan Akdeniz’de ölümler devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-61169 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/hayatini-kaybeden-gocmen-sayisi-640x480.jpg" alt="hayatını kaybeden göçmen sayısı" width="316" height="237" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/hayatini-kaybeden-gocmen-sayisi-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/hayatini-kaybeden-gocmen-sayisi.jpg 800w" sizes="(max-width: 316px) 100vw, 316px" />Geçtiğimiz hafta (11 Kasım 2020) Libya’nın batı kanadındaki al-Khums sahillerine 100’ün üzerinde göçmen bedeni vurdu. Görgü şahidi balıkçıklar denizdeki göçmenlerin şoka girdiğini ve dalgalar içinde batıp çıkarken gözden kaybolduklarını ifade etmekteydi. STK temsilcilerine göre insan kaçakçıları sonbahar ortasındaki sıcak hava koşullarından yararlanarak yüzlerce göçmeni küçük botlara yerleştirmeye çalışmaktaydı. Fakat yolculuk trajedi ile sonuçlandı. Hayatını kaybedenler arasında </span><a href="https://www.theguardian.com/world/2020/nov/12/bodies-of-74-migrants-wash-up-on-libyan-beach"><span style="font-weight: 400;">6 aylık bir bebek</span></a><span style="font-weight: 400;"> de bulunmaktaydı. International Organization for Migration’dan Flavio Di Giacomo’a göre yalnızca 2020 yılında </span><a href="https://twitter.com/fladig/status/1326458582611718145"><span style="font-weight: 400;">10.300’den fazla göçmen</span></a><span style="font-weight: 400;"> denizde yakalanmış ve Libya’ya geri gönderilmişti. Medicins sans Frontiers (MSF) isimli sivil toplum kuruluşu Twittter hesabından “</span><a href="https://twitter.com/MSF_Sea/status/1326223186518831104"><span style="font-weight: 400;">Avrupa Birliği izliyor mu</span></a><span style="font-weight: 400;">?” başlıklı bir çağrı yayımladı. MSF’ye göre Avrupa Birliği ya arama kapasitesini artırmalı ya da sivil toplum kuruluşlarının hayat kurtarma kapasitesini artırmasına izin vermeliydi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-61172 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/bm-genel-sekreteri-640x640.jpg" alt="BM genel sekreteri" width="266" height="266" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/bm-genel-sekreteri-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/bm-genel-sekreteri-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/bm-genel-sekreteri.jpg 800w" sizes="(max-width: 266px) 100vw, 266px" />İtalyan yayın organı La Stampa’dan Vladimiro Zagrebelsky ise Libya sahillerinde yaşanan trajediye ilişkin, “Pandemi koşulları kayıtsızlığın bahanesi olmamalı” ifadesini kayda geçmekteydi. </span><a href="https://www.eurotopics.net/tr/251260/akdeniz-deki-oelueler-artik-hangimizi-sarsiyor?zitat=251215#zitat251215"><span style="font-weight: 400;">Zagrebelsky</span></a><span style="font-weight: 400;">’ye göre “Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden insanlara dair ardı arkası kesilmez bilgiler yüzünden, İtalya ile Tunus ve Libya arasındaki denizde can verenler ne manşetlere düşüyor, ne de kimsede bir duyguya sebep oluyor artık. İspanya menşeli bir STK&#8217;nın gemisi tarafından kurtarılmış olsa da denizde geçirdiği zorlukları atlatamayıp hayatını kaybeden altı aylık bir bebek ancak insanlarda ufak da olsa bir duyguya sebep oluyor. Oysa ölüm ölümdür, büyüğü küçüğü olmaz. Akdeniz&#8217;de yaşanmaya devam eden trajedi, önlemlerin alınmasına ve en azından göçün boyutlarını azaltmak için yeniden dikkatleri üzerine çekmeye ihtiyacı var. Böylece insanlara yardım edenlere bir hareket alanı açmanın yanı sıra yaptıkları iş karşılığında onlara takdir ve destek gösterilebilir.”</span></p>
<h5><b>Göç Rotası Kanarya Adaları’na Sıçradı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan kaçakçılarını önlemek için etkin bir yargı mekanizmasının olmadığı Batı Afrika ülkelerinden göçmenler Avrupa’ya ulaşabilmek için yeni rotalar arıyor. Bir yandan Midilli’deki göçmenler ve Libya’daki akın için Avrupa çözüm aramaya çalışırken, öte yandan mülteci dramı </span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=w7MvpBfrWdU"><span style="font-weight: 400;">Kanarya Adaları’na</span></a><span style="font-weight: 400;"> sıçramış durumda. Yılın başından bu yana İspanya&#8217;nın Kanarya Adaları&#8217;na 4.000&#8217;den fazla Afrikalı göçmen akın etti. Göçmenlerin birçoğu, Fas&#8217;tan ve Batı Sahra topraklarından kalkan teknelerle Sahel&#8217;deki kötüleşen güvenlik durumundan kaçmakta. İspanya anakarasına gelenler geçen yılın aynı dönemine göre yarı yarıya azalırken, Kanarya Adaları&#8217;na çıkışlar yaklaşık yedi kat artmış </span><a href="https://www.bbc.com/news/world-europe-54985581#:~:text=A%20total%20of%2016%2C700%20migrants,last%20month%2C%20the%20data%20shows."><span style="font-weight: 400;">durumda</span></a><span style="font-weight: 400;">. Ada yetkilileri ise kapasite sınırlarını aştıklarını ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61173 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kanarya-adalari-640x360.jpg" alt="kanarya adaları" width="330" height="186" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kanarya-adalari-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kanarya-adalari-1280x720.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kanarya-adalari-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kanarya-adalari.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 330px) 100vw, 330px" />İspanya’ya bağlı olan Kanarya Adaları’nı Avrupa’nın bir sınırı olarak gören göçmenler zorlu koşullara rağmen adalara küçük teknelerle ulaşmaya çalışıyor. BBC’ye göre bu yıl başından itibaren toplam 16.700 Afrikalı göçmen Kanarya Adaları’na ulaşmış durumda. Bu rakam geçen yıla göre %1000 oranında artış göstermiş durumda. Batı Afrika ülkelerinden yalnızca 100 km uzaklıkta olan Kanarya Adaları’na ulaşan göçmenler otobüslerle başkent Las Palmas de Gran Canaria&#8217;daki bir göçmen kampına taşınıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61174 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/worsan--640x640.jpg" alt="worsan shire" width="283" height="283" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/worsan--640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/worsan--160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/worsan-.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 283px) 100vw, 283px" />İspanya’dan El País gazetesine verdiği bilgiye göre, İspanya İçişleri Bakanlığı göçmenleri tahliye etme kararını nasıl alabileceğini araştırıyor. Bu bir yönüyle de İspanya’nın göçmenleri geri gönderme çalışmasını meşrulaştırma çabası… Geçen ay Avrupa&#8217;ya giden en az 140 göçmen, yaklaşık 200 kişiyi taşıyan bir teknenin Senegal açıklarında batması sonrasında boğulmuştu. Uluslararası Göç Örgütü (IOM), teknenin Mbour kasabasından ayrıldıktan kısa bir süre sonra alev aldığını ve alabora olduğunu söyledi. Söz konusu vakada teknenin kundaklanma ihtimalinin de göz önünde bulundurulmasını gerektiriyor. </span></p>
<h5><b>İnsanlar Niçin Göçüyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Göç olgusunun merkezinde istikrarsız coğrafyalar yer alıyor. Özellikle savaş, kuraklık, siyasi kriz nedeniyle insanlar göç etmek zorunda kalıyor. Zorunlu göçmenlerin hangi rotayı izleyeceklerine ilişkin bir dizi faktör rol alsa da belirli bir varış noktası bulunmuyor. Göçünün yönünün Avrupa’ya evrilmesinin temel nedeni ise Avrupa ülkelerinin göçmenlere “koruma” sağlama ihtimali ve göçmenlerin Avrupa’daki akrabalarının varlığı… Göçmenlerin büyük çoğunluğu yolculuklarının farklı noktalarında sınırları geçmek için maalesef insan kaçakçılarını kullanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61175 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/mary-pipher-640x640.jpg" alt="Mary Pipher" width="226" height="226" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/mary-pipher-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/mary-pipher-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/mary-pipher.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 226px) 100vw, 226px" />Mülteciler ve göçmenler Avrupa da dahil olmak üzere tüm yolculukları boyunca dayak, adam kaçırma, zorla çalıştırma ve keyfi gözaltı dahil olmak üzere kapsamlı şiddete maruz kalabiliyor. Bunun ötesinde açlık, şiddet veya boğulma yoluyla ölümlere de şahit olunuyor. Göçmenleri şiddet ve ölüm riski bulunan bu zorlu yola ikna eden şey kendileri için başka bir seçenek olduğuna inanmamak… Kaynak ülkelerde temelde ekonomik ve siyasi faktörler nedeniyle insanların artık hayatını sürdüremeyeceklerine ilişkin umutların tükenmesi insanların başka coğrafyalara doğru yol almasında neden oluyor. Bu yönüyle kendi coğrafyasında istikrarı ve refahı tesis edemeyen karar alıcılara büyük sorumluluk düşüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61177 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/moises-640x640.jpg" alt="Moises Rodrigues" width="311" height="311" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/moises-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/moises-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/moises.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 311px) 100vw, 311px" />Çatışmalar son yıllarda göçte rol oynayan temel faktör konumunda… Öyle ki 2019&#8217;da AB&#8217;de koruma statüsü alan 295.800 sığınmacının dörtte birinden fazlası, sırasıyla Afganistan ve Irak ile savaştan zarar gören Suriye&#8217;den geldi.  Göçte rol oynayan ikinci temel faktör ise ekonomi… BM Çalışma Örgütü’ne göre 2017 yılında dünya çapında yaklaşık 164 milyon kişi iş bulabilmek umuduyla göç etmek </span><a href="https://www.europarl.europa.eu/news/en/headlines/world/20200624STO81906/exploring-migration-causes-why-people-migrate"><span style="font-weight: 400;">zorunda kaldı</span></a><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Moises Rodrigues’in ifade ettiği üzere; hepimiz birer göçmendik fakat bazılarımız bunu unuttuk. Zorunlu göç bir insan hakkıdır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/20/akdeniz-masum-sorumlu-siyaset-libya-ve-kanarya-adalarinda-goc-sancisi/">Akdeniz Masum, Sorumlu Siyaset… &lt;br&gt; Libya ve Kanarya Adalarında Göç Sancısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mülteciler Ve Koronavirüs Salgını</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/25/multeciler-ve-koronavirus-salgini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2020 11:47:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sığınmacılar ve Mültecilerle Dayanışma Derneği'nin (SGDD-ASAM)  COVID-19 salgınının mülteciler üzerindeki etkilerine yönelik Covid-19 Salgınının Türkiye’deki Mülteciler Üzerindeki Etkilerinin Sektörel Analizi raporunu infografikleştirdik.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/25/multeciler-ve-koronavirus-salgini/">Mülteciler Ve Koronavirüs Salgını</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Raporun tamamına ulaşmak için <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/siginmacilar-ve-multecilerle-dayanisma-dernegi-covid-19-salgininin-turkiyedeki-multeciler-uzerindeki-etkilerinin-sektorel-analizi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayınız.</a></p>
<p><iframe loading="lazy" title="Mülteciler ve Koronavirüs Salgını" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/YKPRvXyCrvo?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/25/multeciler-ve-koronavirus-salgini/">Mülteciler Ve Koronavirüs Salgını</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet Günlerinde Dezavantajlı Gruplar: &#8220;Evdekal&#8221;mak için Ev Gerek </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/01/afet-gunlerinde-dezavantajli-gruplar-evdekalmak-icin-ev-gerek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2020 12:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çorbada Tuzun Olsun Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koronavirüsle mücadelede "Evdekal" çağrıları artarken madalyonun diğer yüzünde kalan evsizler, mülteciler gibi dezavantajlı gruplar hastalıkla mücadele programlarında çok az yer bulabiliyor. Dezavantajlı grupların salgınla mücadelesi için çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşları var. Bunlardan Çorbada Tuzun Olsun Derneği 26 Mart'ta evsizler ile ilgili çok önemli bir rapor yayınladı. Hayata Destek Derneği de mülteciler ve mevsimlik işçilerin sağlık koşullarının geç olmadan sağlanması için çalışmalarını sürdürüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/01/afet-gunlerinde-dezavantajli-gruplar-evdekalmak-icin-ev-gerek/">Afet Günlerinde Dezavantajlı Gruplar: &#8220;Evdekal&#8221;mak için Ev Gerek </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’da yaklaşık 10 bin evsiz yaşıyor. 10 yıldır her akşam evsizlere çorba dağıtan ve evsizler için projeler geliştiren Çorbada Tuzun Olsun Derneği geçtiğimiz günlerde yayınladığı raporla Covid-19’la mücadele kapsamında evsizlerin yok sayıldığı vurgusunu yaptı. Biyolojik Afet: Covid-19 Salgınında Evsizlerin Durumu ve Evsizlere Yönelik Stratejik Planlama başlıklı raporda “Solunum güçlüğünün evsizler arasında göz ardı edilemeyecek oranlarda görülmesi ve yaşlıların ölüm riskinde olması göz önüne alındığında COVID-19 gibi bir şiddetli akut solunum sendromuna karşı en tehlike altında olan grupların başında yaşlı evsizler gelmektedir” deniliyor.</span></p>
<p><b>Derneğin önerileri ise şöyle:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-COVID-19 gibi bir biyolojik afet durumunda evsiz bireylerin korunması iki aşamada gerçekleşebilir. (2020 COVID-19 İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Esenyurt Örneği gibi) Evsizler için var olan mevcut barınma alanlarının karantina altına alınarak kalan evsiz populasyonun sağlığının korunması gerçekleştirmek ve barınma alanlarında kalmayan, sokakta yaşayan, evsizler için ayrı karantina alanları oluşturmak. İki aşama uygulandığında evsiz dezavantajlı grubu, toplumsal kriz planlaması kapsamına alınarak tüm toplumda sosyal izolasyon sağlanmış olacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-51828 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/evsiz1.jpg" alt="" width="308" height="205" />-Sokaktaki bireyler de tıpkı yurtdışından seyahat ile gelenler gibi karantinaya alınmalı ve potansiyel hasta olarak değerlendirilmelidir. Karantinaya alınanlar kategorize edilmeli ve içlerinde bulundukları risk faktörlerine göre küçük gruplara ayrılmalıdır. Söz konusu küçük gruplar sadece izole edilmeyip kendi içlerinde risk gruplarına göre kategorize edilmeli ve sosyal izolasyona dahil edilmelidir. Bu sayede çok katmanlı bir sosyal izolasyon sağlanmış olur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Semptom gösteren evsiz bireylere maske verilmeli ve diğer evsiz bireylerden ayrı bir yerde barındırılması sağlanmalıdır. Evsiz bireylerin alanlara girişi öncesinde ilgili devlet kurumlarında yapılacak COVID-19 testi sonuçları pozitif çıkan bireyler daha kapsamlı sağlık hizmeti alacakları devlet kurumlarına yönlendirilmelidir. Evsiz bireylerin ilgili sağlık kurumlarına ve barındırılma alanlarına sevki ilgili kurumlarca karşılanmak zorundadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Sokakta yaşamını sürdüren 18 yaş altı çocukların durumları ihbar edilerek Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafınca Emniyet Müdürlüğü tarafından çocukların mevcut durumlarını Sağlık Bakanlığı&#8217;na bildirerek eş zamanlı tespitinin yapılması sağlanmalıdır. Çocukların virüs salgınından mevcut sokak şartlarında korunamamaları ve taşıyıcı konumda olmaları nedeniyle çocuklar için özel karantina bölgeleri oluşturularak bu bölgeye alınmaları sağlanmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Sokakta yaşamını sürdüren birçok çocuğun yurt geçmişi bulunmaktadır. Yurtlardan kaçmaya müsait oldukları için karantina bölgesinin giriş ve çıkışlarının toplum sağlığının korunması adına denetim altına alınması gerekmektedir. Özellikle bu süreçte çocuklar ile iletişime geçecek polis memurları ve sağlık görevlilerinin oryantesi sağlanmalı, iletişim konusunda çocuklara ürkütmeden yaklaşılmalıdır. Yaşanan COVID-19 salgınını, karantina sürecini ve bu sürecin gerekliliği konusunu çocuğun yaşı ve mevcut psikolojisine uygun ve net bir dille aktarılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çorbada Tuzun Olsun Derneği&#8217;nin hazırladığı ve kamuoyuna sunduğu raporun tamamına <a href="http://corbadatuzunolsun.org/wp-content/uploads/2020/03/cotun_covid19_tr.pdf">bu linkten</a> erişebilirsiniz. </span></p>
<p><b>Hayata Destek Derneği: Evde Kalabilmek Özellikle Mülteciler, Mevsimlik Tarım İşçileri ve Sokakta Çalışanlar İçin Çok Zor </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-51827 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/hayata-destek-derneği-640x509.jpg" alt="Hayata Destek" width="287" height="228" />Dezavantajlı gruplar üzerine çalışan önemli derneklerden biri de Hayata Destek Derneği. Dernek çalışmalarını daha çok mülteciler ve mevsimlik tarım işçileri üzerinde yoğunlaştırıyor. Hayata Destek Koruma Program Yöneticisi Hatem Efe ile salgın günlerinde dezavantajlı gruplara yönelik neler yapılabileceği üzerine konuştuk. </span></p>
<p><b>Koronavirüsten korunmanın en temel yolu olarak açıklanan iki şey; evde kalmak ve kişisel hijyenimizi sağlamak. Mülteciler, mevsimlik işçiler ve evsizler için bu şartları sağlamak ne kadar mümkün? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afet veya acil durumlarda, hali hazırda var olan kırılgan gruplar daha da savunmasız hale gelir. Özellikle temel hizmetlere erişimi ve ekonomik durumu yetersiz olan, kayıt dışı ekonominin bir parçası olan, hizmetlerden uzak alanlarda, kırsal bölgelerde yaşayan, bilgi kanallarına erişimi kısıtlı olan, okuryazarlığı düşük olan kişiler ve gruplar daha fazla etkilenir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">COVID-19 salgının toplumdaki her grup üzerinde farklı, orantısız etkileri olacağını öngörebiliriz. Türkiye’de 3.6 milyon Suriye’den gelen, 330 bin diğer ülkelerden gelen olmak üzere neredeyse 4 milyon mülteci ve sığınmacı yaşıyor. Bu nüfusun yarısını çocuklar oluşturuyor. Hem yerel toplum hem de mülteci toplumu arasında, mevsimlik tarım işçileri, evsizler, sokakta çalışan kişiler bulunuyor. Bu kişiler ve aileleri, normalde zor şartlar altında, barınma, sağlık ve hijyen koşullarının ideal olmadığı alanlarda hayatını idame ettirmeye çalışırken bugün COVID-19 salgını sebebiyle daha çok risk altında. Mültecilerin önemli bir bölümü kayıt dışı çalışıyor ve yevmiyeli günlük işlerle evlerini geçindiriyor. Hizmet sektörü ve diğer sektörlerdeki işyerleri hızla kapandı ve pek çok kişi işini kaybetti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evde kalabilmek özellikle mülteciler, mevsimlik tarım işçileri ve sokakta çalışanlar için çok zor çünkü hayat devam ediyor ve hayatta kalabilmek için de gelir elde etmek bir zorunluluk. Bu kişilerin, salgından korunmak ve salgını daha da yaymamak için önerildiği gibi evde kalabilmeleri ya da sağlanan bir barınma alanına sığınabilmeleri için bu süre boyunca sosyal yardım ve destek mekanizmalarına ulaşabilmeye ihtiyaçları var. Bu sosyal destek mekanizması sunulmazsa pek çok kişi mevsimlik tarım alanında ya da sokakta çalışmaya, kalmaya devam edecek. Nisan ayından itibaren gezici mevsimlik tarım işçileri yollara düşecek. </span></p>
<p><b>Salgınlar, tıpkı deprem, sel, savaş gibi afet kapsamına giriyor. Peki, afet hallerinde dezavantajlı gruplar için neler yapılmalı? Uygulanması gereken prosedür neleri kapsar? Gözlemleriniz ve edindiğiniz bilgiler neticesinde Türkiye&#8217;deki mülteciler başta olmak üzere barınma, beslenme ve sosyal şartlar konusunda dezavantajlı insanlara yönelik güncel durum hakkındaki görüşleriniz neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-51829 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/mülteciler.jpg" alt="mülteci çocuk" width="336" height="223" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/mülteciler.jpg 626w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/mülteciler-350x231.jpg 350w" sizes="auto, (max-width: 336px) 100vw, 336px" />Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart’ta pandemi ilan edilen COVID-19 tüm dünyayı kısa sürede etkileyen bir afet durumu yarattı. Bu süreçte hem yerelde hem de uluslararası düzeyde sivil toplum, kamu, özel sektör, yani tüm paydaşların dayanışma içinde somut ve hızlı çözümler üretmesi çok kritik. COVID-19 salgını veya herhangi bir salgın ile mücadelede çalışma yaparken toplum içindeki tüm sosyal grupları, özellikle de daha az görünür ama acil durumlardan daha çok etkilenecek kırılgan grupları dahil etmek gerekiyor. O yüzden tüm çalışmalarımızın süreçlerini ‘içerici’ şekilde tasarlamalıyız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikli olarak şu grupların ihtiyaçlarını ve durumlarını gözden geçirmek önemli: Kadın ve çocuklar, engeli olan bireyler, kronik rahatsızlığı veya başka sağlık sorunu olan bireyler, yaşlı bireyler, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz bırakılmış bireyler, özgürlüğünden yoksun bireyler, azınlık gruplar, mülteciler, göçmenler ve mevsimlik tarım işçileri. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mültecilerin pek çoğu yetersiz barınma koşullarında kalabalık aileler olarak yaşıyor, gelirleri kısıtlı ve genellikle günlük veya düzensiz işlerde çalışıyorlar. Ayrıca dil engeli sebebiyle bilgi kaynaklarına ve hizmetlere erişimleri zorlaşabiliyor. Şu an önemli bir kısmı dönmüş olmasına rağmen hala mülteciler, sığınmacılar ve göçmenler, Edirne’de Yunanistan sınırında bu soğuk havaya ve koşullara rağmen sınırı geçmeyi bekliyor. Her ne kadar konuyla ilgili Edirne Pazarkule’de alınan önlemler yüksek risk altındaki bu grup için acil ihtiyacı karşılamış olsa da hala orada bulunan mülteci ve göçmenlerin evlerine güven içinde dönmeleri ve evlerine vardıklarında gerekli önlemleri almaları konusunda desteklenmeleri COVID-19 virüsünün yaygınlaşma riskini azaltmakta büyük fayda sağlayacaktır. Mülteci ve göçmen nüfus içinde COVID-19 virüsüne yakalanacak yaşlı veya kronik rahatsızlığı olan kişiler daha da savunmasız durumda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevsimlik tarım işçileri Nisan ayından itibaren hasat için Türkiye’nin farklı illerine göç edecek yetişkin ve çocukların paylaştığı tek bir çadırda 10-12 kişi barınacak. Elektrik, temiz su, tuvalet-banyo gibi en temel ihtiyaçlara erişimleri çok kısıtlı ve yetersiz olacak. Çocuklar eğitimini yarıda bırakıp tarlaya gidecek. Bir de Adana’da olduğu gibi tarım alanlarında yerleşik yaşayan mevsimlik tarım işçileri ve aileler var. Yılın 12 ayı aynı kötü koşullarda yaşıyorlar. </span></p>
<p><b>En temelinde yapılabileceklere dair bazı öneriler şunlar olabilir: </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Farklı kişi ve sosyal grupların ihtiyaçlarının karşılanması için bu gruplarla birlikte ihtiyaca göre planlama yapılması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-COVID-19 hakkında doğru ve koruyucu bilgilendirmenin herkese yapılması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Sağlık durumu iyi olmayan ya da COVID-19 semptomları gösteren kişilerin hastaneye erişimi ve test yapılması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-İçinde bulunduğumuz olağandışı duruma adapte olmak ve baş etmek için ruh sağlığını koruyucu ve destekleyici hizmetler sunulması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadın, yaşlı, çocuk, engelli, kronik hastalığı olan kişilerin özel ihtiyaçlarının karşılanması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet veya diğer türlü şiddet, istismar ve ihmalden koruyacak mekanizmalara erişim ve güvenliğin sağlanması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Mülteciler için tüm temel hizmetlerin Arapça, Farsça ve diğer dillerde sağlanabilmesi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Mevsimlik tarım alanlarında ihtiyaç tespiti yapılarak sağlık ve hijyen açısından gerekli önlemlerin alınması, sağlık taramalarının yapılması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Mevsimlik tarım işçileri ve tarım aracılarıyla birlikte koruyucu ve önleyici tedbirlerin geliştirilmesi ve uygulanması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Mevsimlik tarım alanlarında çocukların korunması için tedbirler alınması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Evsizlere, mevsimlik tarım alanlarında yaşayanlara ve diğer kalabalık alanlarda bulunmak, çalışmak zorunda kalanlara hijyen malzemelerinin sağlanması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Evsizler için kapalı spor salonları gibi barınma alanları oluşturulması, gerekli sağlık ve hijyen önlemlerinin alınması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Evsizler için sağlıklı beslenme amacıyla gıda sağlanması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Sokakta yaşayan ya da çalıştırılan çocuk tespit edilirse Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bildirilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması (Alo 183 aranabilir.)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Evsizler için Sağlık Bakanlığı ile işbirliği içinde mobil ekiplerin oluşturulması, sağlık ve koruma tedbirlerinin alınması</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Tüm çalışmaların yerelde sahiplenilmesi ve yerel uygulamaların kırsal bölgelere ulaşması </span></p>
<p><b>Dernek olarak misyonunuzu &#8220;Afetlerden etkilenmiş toplulukların temel hak ve ihtiyaçlarına erişimleri sağlamak&#8221; olarak açıklıyorsunuz. Salgın ne yazık ki tam da yeni ve acımasız bir mülteci krizinin patlak verdiği bugünlere denk geldi. Hayata Destek Derneği olarak çalışmalarınızı nasıl ilerletiyorsunuz? Hangi noktalara yoğunlaştınız? Devletin ilgili kurumları ve diğer STK&#8217;larla işbirlikleriniz var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayata Destek Derneği olarak 8 ilde çalışmalarımızı yürütüyoruz: Adana, Mersin, İstanbul, Batman, Mardin, Diyarbakır, Hatay ve Urfa. Burada hem mültecilerin korunması ve geçim kaynaklarına erişimlerine yönelik hem de mevsimlik tarımda çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Şu an ofislerimizi evlerimize taşıdık ve uzaktan destek modeline geçtik. Uzaktan çalışma modeli pek çok faaliyetimizi sınırlasa da farklı yöntemler geliştirmeye devam ediyoruz. Sahada hizmet veren ekiplerimiz mobil telefon, internet ve danışma hatları üzerinden mültecilere ve yerel topluluk üyelerine ulaşıyor. COVID-19 ile ilgili yaptığımız ilk çalışma Türkçe ve Arapça olarak doğru bilgilendirmeyi sağlamak ve insanların sorularını yanıtlamak oldu. Bilgilendirici çalışmalarımız farklı konularda devam ediyor. Mesela bu süreç boyunca ruh sağlığımızı korumak için neler yapabiliriz, COVID-19’u çocuklarımıza nasıl anlatabiliriz gibi özel içerikler geliştirdik, buna devam ediyoruz ve herkesin erişebileceği şekilde yaygınlaştırıyoruz. Halihazırda destek verdiğimiz danışanlarımıza uzmanlarımız aracılığıyla uzaktan vaka yönetimi, hukuki danışmanlık, psikolojik destek gibi özelleşmiş destekleri vermeye devam ediyoruz, risk altına girebilecek ailelere ulaşıp takip sağlıyoruz. Türkçe kursları ve beceri geliştirme eğitimlerimize internet sınıfları üzerinden devam etmeye çalışıyoruz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önceliğimiz kişilerin COVID-19 hakkında bilgilendirilmesi, bu süreçte hizmetlere erişimlerinin sağlanması ve risk altına giren ailelere destek sağlamak. O yüzden Sağlık Bakanlığı’nı ve Dünya Sağlık Örgütü’nü yakından takip ediyoruz, resmi bilgi ve kararlara göre hareket ediyoruz. İnsani yardım kapsamında Birleşmiş Milletler tarafından koordine edilen çalışma gruplarını, bunun yanı sıra COVID-19’a dair küresel insani yardım platformlarındaki gelişmeleri, bilgilendirmeleri takip ediyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevsimlik tarımda çocuk işçiliği ile mücadele kapsamında mevsimlik tarım işçiliği ve COVID-19’dan korunmaya dair bir içerik üzerine çalışıyoruz. Haftaya sizinle paylaşabiliriz. Evsizlere dair Çorbada Tuzun Olsun Derneği’nin çok güzel çalışmaları var, bu konuda uzmanlaştıkları için onlarla iletişime geçmek önemli olur. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/01/afet-gunlerinde-dezavantajli-gruplar-evdekalmak-icin-ev-gerek/">Afet Günlerinde Dezavantajlı Gruplar: &#8220;Evdekal&#8221;mak için Ev Gerek </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mülteciler İçin Kalıcı ve Uzun Vadeli Çözümler Gerekiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/14/multeciler-icin-kalici-ve-uzun-vadeli-cozumler-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Mar 2019 07:32:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36314</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel yönetimlerin çalışmalarını konuştuğumuz STK Temsilcileri, belediyelerin mülteci alanında kısa süreli, yardım veya farkındalık projeleri yerine kalıcı ve uzun vadeli projeler yapmasının gerekliliğinin altını çiziyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/14/multeciler-icin-kalici-ve-uzun-vadeli-cozumler-gerekiyor/">Mülteciler İçin Kalıcı ve Uzun Vadeli Çözümler Gerekiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>5393 sayılı Belediye Kanunu’nun Hemşehri Hukuku başlıklı 13. Maddesi; yerel yönetimlerin mülteci alanında yapacağı çalışmaları için yasal mevzuat işlevi görüyor. “Nasıl Bir Yerel Yönetim” dosyamızda görüştüğümüz Suriye Nur Derneği Başkanı Dr. Mehdi Davut, yerel yönetimlerin mülteci alanında daha kalıcı çözümler üretmesinin önemine işaret ediyor. Mültecilerle ilgili toplumdaki olumsuz algı ve bilgi kirliliği sebebiyle yerel yönetimlerin mültecilere destek verme konusunda çekingen davranmasına ya da gizli yardımlar yapmasına sebep olduğunu belirten Davut, kültürel kaynaşma ve birlikte yaşama konusunda yerel yönetimlerin daha etkili olması gerektiğini belirtiyor.</p>
<p><strong>Kapsayıcı Eğitim Vurgusu</strong></p>
<p>Gıda yardımlarının sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Davut, “Daha çok kalkınma projeleri yapılmasını isterim. Kalkınma projeleri yapmak daha çok para ister, daha çok uzun zaman ister, daha çok uğraş ister. Gıda paketi yardımını yaparsın ve biter. Sürdürülebilir bir yardım olmuyor. Gıda paketini alabilmesi ve kazanabilmesi için bir eğitim verilse, dil öğretilse, meslek öğretilse bu yönde projeler geliştirilse çok daha iyi olur. Özellikle eğitim noktasında projeler geliştirip bunları hayata geçirecek kaynaklar bulmak istiyorum. 500 bin çocuk eğitim alamıyor. Bu konuda biz dernek olarak çok endişeliyiz ve şimdilik elimizden de uzun vadeli bir şey yapacak kaynağımız maalesef yok. Bu Türkiye geleceği için de çok kötü bir durum. “ diyor.  Davut’un Suriyelilerin eğitim alanında yaşadığı sıkıntılarla ilgili diğer değerlendirmeleri ise şöyle: “Okula giden de uyum problemi yaşıyor. Okulda eğitimini alan çocuklar da eve geldiğinde evde destek alabileceği bir ortamda olmuyor. Ödevlerini yapamıyor, çünkü annesi babası Türkçe bilmiyor. STK’lar bu noktada dershane görevi görebilir. Anne babanın boşluğunu dolduracak faydalı projeler olması lazım. Bunun dışında üniversite okumak isteyen gençler Türkçe sıkıntısından dolayı, Yabancı Öğrenci Sınavı’nı (YÖS) geçemiyor ve üniversiteye giremiyor. Mesleki kurslar daha güzel bir şekilde verilmeli. Mesela İSMEK kursları var çok güzel ama bu kurslara Suriyelilerin katılması mümkün değil ki, dil sorunu yaşıyorlar.&#8221; Suriyelilerin kalma süresi arttıkça toplumda tepkiselliğin arttığını belirten Davut, sivil toplumun bu konuda inisiyatif alması gerektiğini belirterek,  “STK’lar Suriyelilerin neden Türkiye’ye gelmek zorunda kaldığını iyi anlayıp kendi çevrelerine de bunu iyi anlatsalar aslında sorun tabanda biraz çözüm bulmaya başlar” diyor.</p>
<p><strong>“Sığınma Hak Olarak Algılanmıyor”</strong></p>
<p>Mülteci alanında çalışan ilk sivil toplum kuruluşlarından olan ve yedi ayrı ilde mültecilerle ilgili çalışmalar yürüten İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı Genel Müdürü Muhtar Çokar, ‘iyi belediye’ tanımı için sivil alanın genişlemesi gerektiğini belirterek, “Türkiye’de sivil alanın tarif edilmesinde, algılanmasında ve onunla bağlantıya geçilmesinde tarihsel bazı özellikler ve kısıtlıklar var. Bu kısıtlıklar hemen tüm zamanlarda toplumsal gelişmeyi engelleyen unsurlar. Devlet kamusal alanın tek belirleyicisi olarak görülüyor. Belediyeler de kamusal alandaki resmi görevli kuruluşlardan biri olarak algılanmakta. Sivil alan özerk bir alan olarak tanımlanmadık ve algılanmadıkça ve belediyeler bu olanak dahilinde tarif edilmedikçe sanırım iyi belediye diye bir şey olmayacak. “ diyor. Mültecilerle ilgili yaşanan sorunların ‘geçici’lik perspektifinden kaynaklandığını dile getiren Çokar, “Sığınma bir hak olarak algılanmıyor, mültecilere misafir gözüyle bakılıyor ve hak sahibi olan bu insanlar ülkemizde bir fazlalıkmış gibi algılanıyor. Halk arasındaki bu yaygın anlayışın olumlu yönde değişmesi için çalışmalar gerekiyor.&#8221; tespitinde bulunuyor.</p>
<p><strong>Geri Gönderme Yerine Sağlıklı Planlar…</strong></p>
<p>İzmir Barosu İnsan Haklarından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Deman Güler, sürdürdükleri İzmir İnsan Haklarının Başkenti Olsun kampanyasında yerel yönetimlerin entegrasyon alanında projeler yürütmelerini sağlamaya çalıştıklarını vurguluyor. Parti ayırmaksızın adaylara entegrasyon projelerini de içeren vizyon belgesini imzalatacaklarını belirten Güler,  seçim sürecinin ve popülist politikaların mültecilere olan bakışı olumsuz etkilediğinin altını çiziyor. Türkiye’de mülteci meselesinin sürdürülebilir bir şekilde kurgulanmadığını belirten Güler, “Bütün mesele buradan kaynaklanıyor. Yani sığınma hakkını uygularken Türkiye, bunun yasal altyapısını hazırlayamamıştı. Beklenmedik, müthiş bir mülteci akımına sahne oldu. Entegrasyon başka bir mesele, birlikte yaşamanın koşullarını oluşturmak başka bir mesele ama bir şehrin kimliğini, bir şehrin sosyal yapısını bir anda değiştirmek başka bir mesele. İşte problem en baştan bu düzenin kurulmamasından kaynaklandı. Geri gönderme söylemleri yerine sağlıklı bir orta vadeli plan üretmek gerekli.” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/14/multeciler-icin-kalici-ve-uzun-vadeli-cozumler-gerekiyor/">Mülteciler İçin Kalıcı ve Uzun Vadeli Çözümler Gerekiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mülteciler Neden ‘Sorun’?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/28/multeciler-neden-sorun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Solgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Feb 2019 09:11:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Has Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Ozan Tekin]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35776</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadir Has Üniversitesi’nin “Türkiye Sosyal Siyasal Eğilimler Araştırması 2018” yılı raporunda ilk defa mülteciler “Türkiye’nin en önemli sorunları” arasında sayıldı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/28/multeciler-neden-sorun/">Mülteciler Neden ‘Sorun’?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><a href="http://www.khas.edu.tr/news/2074" target="_blank" rel="noopener">Raporda</a> yer alan verilere göre, mülteciler,  Türkiye’nin en önemli 7 sorunu arasında yüzde 3 oranıyla 6. sırada yer aldı. </span><span style="font-weight: 400;">Hayat pahalılığı, işsizlik, enflasyon, “terör” gibi konu/sorun başlıklarından birinin “mülteciler” olması, konuyla ilgili çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşu ve akademisyenler için “dikkat çekici” bir anlam ifade ediyor. Çünkü ilk defa mülteciler “Türkiye’nin en önemli sorunları” arasında yer alıyor. Nitekim Kadir Has Üniversitesi’nin 2010 yılından beri yürüttüğü bu araştırmada da ilk kez yer aldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-35789" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/khas-e1551343582634-640x355.png" alt="" width="360" height="200" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/khas-e1551343582634-640x355.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/khas-e1551343582634-1024x568.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/khas-e1551343582634.png 1032w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />Mültecileri “Türkiye’nin en önemli sorunu” görenlerin oranının diğer sorun başlıklarına kıyasla daha az olması, konunun ifade ettiği önem ve ağırlığı azaltmıyor. Nitekim aynı araştırmada anket sorularını yanıtlayan neredeyse her iki yurttaştan biri, mültecileri “komşu” olarak kabul ve tercih etmediğini açıkladı (yüzde 45.8).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ozan Tekin: &#8220;Mültecilere Yönelik Politikalar Sorunlu&#8221;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hepimiz Göçmeniz-Irkçılığa Hayır” kampanyasının aktivistlerinden </span>Ozan Tekin<span style="font-weight: 400;">, raporla ilgili değerlendirmesinde, </span><span style="font-weight: 400;">sosyal medyadaki atmosfere, muhalefet partilerinin kullandığı siyasi söyleme kıyasla, toplumda mültecilerin ‘sorun’ olarak görülme oranının çok daha geride kaldığının altını çizdi. </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin, 4 milyondan fazla sığınmacıya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Tekin, toplumda geliştirilen düşmanlığın ise buna kıyasla düşük bir oranda olduğunu, tüm saldırılara ve hedef göstermelere rağmen tabanda mültecilerle ilgili bir sağduyunun korunduğunu belirterek, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Tabii bu, sorunun büyüklüğünü görmemize engel olmamalı. Araştırmadaki bir başka soruda, mülteciler, yüzde 45,8’lik oranla, eşcinsellerden sonra en fazla komşu olunmak istenmeyen insan kategorisini oluşturuyor&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-35777 size-thumbnail" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/OzanTekin-160x160.jpg" alt="" width="160" height="160" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/OzanTekin-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/OzanTekin.jpg 292w" sizes="auto, (max-width: 160px) 100vw, 160px" />Mültecilerin değil, ancak mültecilere yönelik uygulanan politikaların sorunlu olduğunu savunan Tekin, &#8221; 7 yılı aşkın süredir, Suriye’deki ayaklanmanın yarattığı ortamda, yoğun bir göç akımıyla karşı karşıyayız. Hükümetin buna yönelik ürettiği çözümler ise kalıcı olmaktan son derece uzak ve yetersiz. ‘Geçici koruma statüsü’ denen şey, tüm eksikleriyle birlikte, adı üstünde ‘geçici’ olmak zorunda. Suriye’de belirsiz bir gelecekte durumun düzeleceği ve göçmenlerin oraya geri gönderileceği inancıyla yürütülen siyaset, büyük sorunlara yol açıyor. Dileyen Suriyelilerin kalacağı ve Türkiye toplumuna entegre olabileceği kanallar açılmalı. </span><span style="font-weight: 400;">Bunun için en acil sorun, tüm sığınmacılar için ‘mülteci’ statüsünün tanınması. Türkiye’nin BM Mülteci Sözleşmesi’ne uyguladığı ırkçı coğrafi sınırlama şerhinin kaldırılması. Bu olduğunda, mültecilerin de tıpkı Türkiye Cumhuriyeti’nin diğer yurttaşları gibi, barınma, eğitim, sağlık, iş hayatı ve diğer tüm alanlarda insan olmaktan kaynaklı tüm haklarını düzgün bir şekilde kullanabilecekleri bir düzenin oluşturulması. Her alanda altyapının buna göre düzenlenmesi. Kısaca, Suriyelilerin bizimle eşit, özgür ve insanlık onuruna yakışır bir hayata kavuşturulması.” diye konuştu.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-35779" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Ayse-Oktem.jpg" alt="" width="360" height="287" /></p>
<p><b>Ayşe Öktem: &#8220;Göç Şimdi Ve Sonra En Önemli Sorunumuz Olacak&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mültecilerle ilgili “Halk Tercümanları”, “Öğretmen Destek Programları” ve “Festivaller” düzenlemek gibi çalışmalar yürüten Beraberce Derneği Başkanı Ayşe Öktem’e göre ise, “En önemli sorunumuz ‘mülteciler’ değil, göç.” Göçün</span> şimdi ve önümüzdeki yıllarda en önemli sorunlardan olacağını belirten Öktem, &#8221; Türkiye, şimdiye kadar da göç alan ve göç veren bir ülkeydi. Ama gidenlerin sayısı gelenlerin sayısından çok daha yüksekti ve sürekli göç almamıza rağmen algımız ‘göç veren’ algısıydı. Ama bugün, gelenlerin hepsini düşünürsek, neredeyse 5 milyon göçmen yaşıyor aramızda. Zaten, mülteci değil, göçmen demeyi tercih ediyorum. Mülteciler, çoktan mülteci olmaktan çıktı.  İnsan bir göçün başında mülteci olur. Gelenler artık göçmen oldu. Kalacaklar, büyük bir kısmı kalacak. Bütün farklılıklarıyla kalacaklar ve tabii kalmaları bu toplumu değiştirecek. Yarının Türkiyesi daha renkli olacak, daha çok kültürü, daha çok dili, daha çok dini barındıracak. Daha dinamik olacak herhalde. Bu durum, statükoyu seven, kendi rahatlığını sevenler için, değişmek istemeyenler için bir sorun tabii. &#8221; diye konuştu. Avrupa’nın sınırları tümüyle kapatmasıyla Türkiye&#8217;nin umut kapısı olacağını belirten Öktem, &#8220;Ortadoğu’nun, Afrika’nın savaşlarından ve doğal afetlerinden &#8211; ki bunlar da çoğalacak, örneğin kuraklık &#8211; kaçanlar önce bu topraklara gelecek. Ve bu, bizim için aslında bir sorundan çok büyük bir şans. Bu süreç iyi yönetilirse bu memlekete büyük bir dinamizm kazandırır.” dedi.</p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-35780" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/DenizŞenolSert-640x507.jpg" alt="" width="349" height="276" />Deniz Şenol Sert: &#8220;Ekonomi Kötüye Gittikçe Tepkiler Artacak&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özyeğin Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Deniz Şenol Sert, ekonomik gidişata bağlı olarak mültecilere yönelik tepkiselliğin artacağını belirterek sorunun bir başka boyutuna dikkat çekiyor. Göç Araştırmaları Derneği&#8217;nin kurucularından da olan Sert, </span><span style="font-weight: 400;">Misafir olarak konumlandırılan, sonrasında ‘geçici’ koruma altında oldukları sürekli tekrarlanan insanların, 8 yıl sonunda kalıcı olmaya başladıklarını gören halkın böyle bir tepkisellik içinde olmasının doğal olduğunu belirten Sert, &#8220;Örneğin, dünyanın başka bir seçimle yönetilen ülkesinde 3.5 milyon farklı milletten insanı ülkeye soksanız, bunun seçimlere bir etkisi olurdu; hükümet partisinin oylarının düşmesi, aşırı sağ partilerin yükselişi gibi… Türkiye’de böyle bir etki olmadı. Gerçi Türkiye’de Almanya’daki gibi bir ‘Refugee Welcome’ hareketi de olmadı. Gene de süreç içerisinde genelde insanların konuya sağduyulu bir şekilde yaklaştıklarını gördük. Ancak ekonomi iyiye gitmiyor. Ekonominin kötü gidişatı hizmetler konusunda (sağlık, eğitim, sosyal yardımlar vs.) sekmelere yol açtıkça, halkın mülteciler ve diğer yabancılara tepkisi de artacaktır diye düşünüyorum.” dedi. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/28/multeciler-neden-sorun/">Mülteciler Neden ‘Sorun’?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan Söyleşileri: Türkiye&#8217;de Mülteciler Geçici Ve Kırılgan Bir Statüye Sahipler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/09/meydan-soylesileri-turkiyede-multeciler-gecici-ve-kirilgan-bir-statuye-sahipler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Özsoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Nov 2018 10:29:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Britanya Kolumbiyası]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[Göçmen Hizmetleri Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan Söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteciler ve Vatandaşlık Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sanem Vaghefi]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32299</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanada Victoria Üniversite’sinden Sanem Vaghefi Meydan Buluşması öncesi Türkiye ve Kanada’da sivil toplum kuruluşları üzerine sorularımızı yanıtladı. Vaghefi, iki ülke arasında mülteci ve sığınmacılara dair tüm başlıklar ele alındığında farklılıkların benzerliklerden daha fazla olduğunu belirtti. Mülteci politikalarından ve imkanlardan; hak erişimlerine geniş bir kıyaslama yapıldığında sunulanların doğal sonucu olarak ihtiyaçların da farklılaştığı gözlemlenebiliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/09/meydan-soylesileri-turkiyede-multeciler-gecici-ve-kirilgan-bir-statuye-sahipler/">Meydan Söyleşileri: Türkiye&#8217;de Mülteciler Geçici Ve Kırılgan Bir Statüye Sahipler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kanada’da sivil toplum nasıl bir tanıma ve konuma sahip, bunu hem genel hem de mülteci meselesi özelinde açıklayabilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanada’daki sivil toplum kuruluşlarının resmi tanımı kâr amacı gütmemek üzerinden yapılıyor, ‘toplumsal refah ve sivil kalkınma’ odaklı bir tanım denebilir. ABD merkezli ve uluslararası STK’ ların yanı sıra çok sayıda spesifik amaçlı kuruluş var. Kanada yüz ölçümü olarak dünyanın en büyük ikinci ülkesi, o yüzden her eyaleti kendine göre ayrı bir ülke gibi değerlendirmek gerek. Özerk olan Quebec (Fransiz Kanadasi) ile ülkenin geri kalanı sivil toplum, mülteci ve göç politikaları da dahil olmak üzere her konuda farklı. Quebec hariç ülkenin geri kalanında STK alanında en görünür olanlar, Batı Avrupalı beyazların ülkeye yerleşip sömürmesinden önce burada bulunan yerli halkların haklarını savunmak üzere kurulan yerel halk odaklı kuruluşlar ve iklim değişikliği alanında çalışanlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci ve sığınmacı örgütlerine dair gözlemim, bu örgütlerin mültecilerin ulusal, etnik, dinsel ya da başka toplumsal kimlikleri üzerinden şekillendiği yönünde. Örneğin eşcinsel mültecilere yönelik çalışan Toronto merkezli ‘Iranian Railroad for Queer Refugees’ (İranlı Queer Mülteciler İçin Yol Hattı)</span><span style="font-weight: 400;"> ‘Rainbow Refugee’ (Gökkuşağı Mültecileri)</span><span style="font-weight: 400;"> ya da sadece Suriyelilere yönelik çalışan ‘Lifeline Syria’</span><span style="font-weight: 400;"> gibi. Ayrıca bir çatı örgüt olan ‘Kanada Mülteciler Komisyonu’</span><span style="font-weight: 400;"> kapsamında onlarca yerel ve spesifik kurum faaliyet gösteriyor. Bu kurumlar birey ve aile bazında mültecilere ulaşarak onların ülkeye yasal kabul süreçlerini ve/ya ülkeye geldikten sonra yaşadıkları deneyimleri kolaylaştırmak konusunda etkililer. Ayrıca çoğunlukla bağış toplayıp birey ya da aile halindeki mültecilere sponsor olma biçiminde çalışma tarzları mevcut. Devletin ‘Göç, Mülteciler ve Vatandaşlık Bakanlığı’ da bu kurumlardan bazılarıyla, örneğin Göçmen Hizmetleri Topluluğu</span><span style="font-weight: 400;"> ile yakın iş birliği içinde.</span></p>
<p><b>Kanada ve Türkiye’deki mülteci ve sığınmacıların durumuna dair benzerlik ve farklılıkları açabilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklılıklar benzerliklerden daha fazla diyebilirim. Türkiye ve Kanada ulusal kimlik tanımı açısından birbirinden ayrılıyorlar. Kanada kendini resmi olarak göçmen ülkesi tanımlamakta ve kültürel çoğulculuk bir devlet politikası. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci politikaları temel açıdan farklı, Türkiye bir transit göç ülkesi ve kalıcı mülteci değil, sığınmacı ve ‘misafir’ kabul ediyorken Kanada’da mültecilerin kalıcı oturum ve vatandaşlık alması yasal ve pratik açılardan mümkün. Dolayısıyla Türkiye’deki mülteciler (ya da sığınmacılar) yasal ve toplumsal olarak çok daha geçici ve kırılgan bir statüye sahipler. Kanada’da ise mülteciler ya ülke içine gelip oradan sığınma başvurusu yapabiliyor ve iki-üç yılı bulan bekleme süreçlerinden sonra ‘sığınmacı’ statüsünden ‘mülteci’ statüsüne geçiş yapıyor ya da Birleşmiş Milletler aracılığıyla başka bir ülkedeyken başvuru yapıp mülteci statüsüyle Kanada’ ya geliyorlar. Kanada’da ekonomik olarak devletin sponsor olduğu ve özel sponsorlu mülteciler şeklinde ayrım var. Özel sponsorlukta sivil toplum kuruluşları ve topladıkları bağışlar mültecilere fon vererek rol oynuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklılıkların olduğu bir diğer konu mültecilerin sağlığa erişimi. Türkiye’de sığınmacılar ve mülteciler çoğunlukla ücretsiz sağlık hizmetlerinden yararlanabilirken Kanada’da mülteci ve sığınmacılar ülkede geçirdikleri ilk üç ay için hiçbir sağlık sigortasına sahip değiller. Özel sigortaya mahkum ediliyorlar. Sağlık sigortasına geçildikten sonra bile karşılanan hizmetlerin kapsamı Türkiye’deki kadar geniş değil (örneğin; ilaç ambulans vs. ücretleri). Bu</span> <span style="font-weight: 400;">durum eyaletten</span> <span style="font-weight: 400;">eyalete değişebiliyor ama genel tablo bu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci ihtiyaçları da yapısal farklara göre değişkenlik gösteriyor tabii ki. Türkiye bir acil sığınma ülkesi olduğu için ve sığınmacıların yasal statüsü çok daha kırılgan olduğu için ihtiyaçlar daha ‘acil’ sıfatında gözlemlediğim kadarıyla. Kanada’da ise devlet ücretsiz dil eğitimi vs. sağlıyor. Zaten kişi mülteci statüsü edinildikten sonra (kayıt dışı göçmenler hariç) çalışma iznine sahip oluyor ve bu bir finansal özgürlük veriyor. Ama gördüğüm kadarıyla burada mültecilerin ruh sağlığı meselesi çok daha fazla gündemde, tabii bunun gerçek ihtiyaçlar arasındaki farklılığı mı yansıttığını, yoksa konuya ne kadar özen gösterildiğiyle ilgili mi olduğunu kestirmek güç.</span></p>
<p><b>Meydan Buluşmaları ile ‘kentte ortak bir problem karşısında iş birlikleri yapmak mümkün mü’ sorusunun peşine düştük. Kanada’da iş birliklerine örnek verebileceğiniz oluşumlar var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklı alanlarda çalışan STK’ların iş birliğine dair örnek gözlemlemedim. Mülteci dernekleri özellikle ‘Göç, Mülteciler ve Vatandaşlık Bakanlığı’ aracılığıyla kamuyla birebir iletişim ve iş birliği halinde. Örneğin mülteci ve göçmenlerin en yoğun olduğu Britanya Kolumbiyası (BC) eyaletinde bu STK’nın şubesi, ücretsiz dil kursları, iş bulma, mülteci çocuklarının eğitimi vb. konularda devletle iş birliği halinde.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/09/meydan-soylesileri-turkiyede-multeciler-gecici-ve-kirilgan-bir-statuye-sahipler/">Meydan Söyleşileri: Türkiye&#8217;de Mülteciler Geçici Ve Kırılgan Bir Statüye Sahipler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boğuldular, Tutuklandılar, Vuruldular: Daha İyi Bir Yaşam Uğruna Ölen Mülteciler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/04/boguldular-tutuklandilar-vuruldular-daha-iyi-bir-yasam-ugruna-olen-multeciler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Enise Gül Küçük]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jul 2018 14:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28434</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken ölen binlerce kişinin hayat hikâyelerini belki de asla bilemeyeceğiz. Fakat burada, Liste’de yer alan isimlerin bazıları üzerine küçük anekdotlar derledik.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/04/boguldular-tutuklandilar-vuruldular-daha-iyi-bir-yasam-ugruna-olen-multeciler/">Boğuldular, Tutuklandılar, Vuruldular: Daha İyi Bir Yaşam Uğruna Ölen Mülteciler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Guardian bugün son 25 yılda Avrupa&#8217;ya girmeye çalışırken hayatını kaybeden 34.361 kişinin bir listesini yayınladı. Birçoğu sadece anonim girişler, ancak muhabirlerimiz kurbanlara yüzler ve hikâyeler koymak için birkaç vakayı araştırdılar.</p>
<p>Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken ölen binlerce kişinin hayat hikâyelerini belki de asla bilemeyeceğiz. Fakat burada, liste’de yer alan isimlerin bazıları üzerine küçük anekdotlar derledik.</p>
<p>Guardian bugün son 25 yılda Avrupa&#8217;ya girmeye çalışırken hayatını kaybeden 34.361 kişinin bir listesini yayınladı. Birçoğu sadece anonim girişler, ancak muhabirlerimiz kurbanlara yüzler ve hikâyeler koymak için birkaç vakayı araştırdılar.</p>
<p><strong>Rubel Ahmed</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28440" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2988.jpg" alt="" width="380" height="466" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2988.jpg 380w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2988-320x392.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 380px) 100vw, 380px" /></p>
<p><strong>Doğum:</strong> Bangladesh, 1988.</p>
<p><strong>Ölüm:</strong> UK, 2014.</p>
<p>Ahmed, 5 Eylül 2014 tarihinde Morton Hall&#8217;da kendini astı. Liste’de kendini öldüren 400&#8217;den fazla göçmen ve mülteciden biriydi.</p>
<p>Hem Ahmed&#8217;in ölümüne ilişkin resmi soruşturma hem de Cezaevi ve Şartlı Tahliye Kamu Denetçisi&#8217;nin incelemesi, ölümünden önceki prosedürlerin doğruluğunu eleştirel nitelikteydi.</p>
<p>Sorgu yargıcı, yetkililer arasında iletişimin yetersiz olduğunu ve soruşturma jürisinin, sınır dışı etme talimatlarının kendisin asmasına neden olduğunu belirtti. Ölümü hakkında açık bir sonuca vardılar. Ahmed’in ailesi, merkezdeki tutukluluk süreci ilgili endişelerini dile getirdi; tutuklular, akşamın büyük bir bölümünde ve gecenin çoğunda kilit altındaydılar. Ahmed’in ailesi, intiharından önceki saatlerde diğer tutuklularla konuşabilseydi ölümünün önlenebileceğini dile getirdi.</p>
<p>Ajmal Ali, “Ölümünün üzerinden birkaç yıl geçmesine rağmen, ailesi, yani bizim üzerimizdeki etkisi hiç de hafiflemedi.” dedi.</p>
<h4>Aylan Kurdi</h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28436" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2328.jpg" alt="" width="380" height="490" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2328.jpg 380w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2328-320x413.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 380px) 100vw, 380px" /></p>
<p><strong>Doğum: </strong>Suriye, 2012.</p>
<p><strong>Ölüm: </strong>Türkiye, 2015.</p>
<p>Avrupa&#8217;da yeni bir yaşam arayışında ölen mülteci ve göçmenlerin büyük çoğunluğunun isimleri ne yazık ki bilinmiyor bile.  Ancak ara sıra bunlar arasından sıyrılan, kamuoyunu sarsan ve hatta politikayı değiştiren bazı vakalar da gerçekleşiyor.</p>
<p>Aylan Kurdi üç yıl önce Türkiye kıyılarında bulundu. Suriyeli küçük çocuğun kıyıya vuran dalgaların arasında yüzükoyun uzandığı fotoğraf, milyonlarca Avrupalıyı rahatsız etti. Almanya’da, İngiltere’de ve başka yerlerde mültecilere daha yumuşak, daha davetkâr yaklaşımlar getirdi.</p>
<p>Kurdi, kuzey Suriye&#8217;deki bir sınır kasabası olan Kobani&#8217;de, yani aylardır IŞİD ile Kürt güçleri arasındaki çatışmaların merkez üssünde doğmuştu. Suriye, 2012’de dünyaya geldiği sırada Suriye’de zaten savaş vardı. Aile, ısıtması olmayan, tuvalet olarak zemin üzerinde bir delik bulunan tek bir odada yaşıyordu.</p>
<p>Babası, karısını ve iki çocuğunu Türkiye&#8217;ye götürmeye karar verdi, ancak daha sonra Aylan&#8217;ın teyzesi Tima&#8217;nın yaşadığı Kanada&#8217;ya gitmeye karar verdi. Bodrum&#8217;dan Yunan adası Kos’a gitmek üzere bindikleri lastik bot hızla battı. Sekiz kişilik bir bottu, ancak Türk kıyılarından Kos&#8217;a tehlikeli ve kısa bir geçiş için yola çıktığında üzerinde 16 kişi vardı. Giydikleri can yeleklerinin ya sahte ya da etkisiz olduğu söyleniyordu.</p>
<p>Aylan&#8217;ın kardeşi Galip ve annesi Rehanna da boğuldu. Abdullah hayatta kaldı. O ve Tima, savaştan sonra hayatları mahvolmuş çocuklara yardım etmek için Galip ve Aylan Kurdi Vakfı&#8217;nı kurdular.</p>
<p>Liste&#8217;ye göre Aylan Kurdi öldüğünden beri Avrupa&#8217;ya girmeye çalışan yaklaşık 10 bin kişi öldü.</p>
<p>Jandarma Astsubay Kıdemli Üstçavuş Mehmet Çıplak, Aylan&#8217;ın cesedini bulan ilk kişiydi ve daha sonra olanları anlatırken sesi hâlâ titriyor: “Yaşıyor mu diye kontrol ettim, hâlâ hayatta olmasını umuyordum.” diye konuştu. &#8220;Çok üzülmüştüm. Ben her şeyden önce bir babayım. Altı yaşında bir oğlum var. Empati kurdum, onu oğlumun yerine koydum. Tarifsiz bir acı hissettim. Asker olmanın ötesinde, bir baba olarak hareket ettim.”</p>
<p><strong>Joy Gardner</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28437" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2432.jpg" alt="" width="620" height="350" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2432.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2432-610x344.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2432-320x181.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p><strong>Doğum:</strong> Jamaika, 1953.</p>
<p><strong>Ölüm:</strong> Birleşik Krallık, 1993.</p>
<p>Joy Gardner, Jamaika’da 15 yaşında bir anne tarafından 1953’te dünyaya getirildi. Babasını hiç tanımadı. Gardner henüz 7 yaşındayken annesi çalışmak üzere Birleşik Krallık’a taşındı. Yetişkin bir kıza sahip olup oğluna hamile bulunduğu 1987 yılına kadar İngiltere’ye annesinin yanına gitmemişti.</p>
<p>İngiltere’de iken oğlu Graham dünyaya geldi ve Gardner annesi ile birlikte kalabilmek için başvuruda bulundu fakat başvurusu reddedildi. Annesi bir İngiliz olduğu halde kural değişiklikleri nedeniyle yetişkin çocuklarının kalma izini bulunmamaktaydı.</p>
<p>28 Temmuz 1993&#8217;te polis ve göçmen bürosundan oluşan bir ekip, uyarıda bulunmaksızın Gardner&#8217;ı ve oğlunu tekrar Jamaika&#8217;ya göndermek talimatıyla Kuzey Londra&#8217;daki dairesine geldi. Gardner’ı bir kemerle bağlayıp ağzını tıkadılar. Gardner yere yığıldı, komaya girdi ve nefessiz kaldığı için öldü.</p>
<p><strong>Festus Okey</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28438" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/722.jpg" alt="" width="620" height="372" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/722.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/722-610x366.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/722-320x192.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p><strong>Doğum:</strong> Nijerya, 1982.</p>
<p><strong>Ölüm:</strong> Türkiye, 2007.</p>
<p>Festus Okey 2004&#8217;te Nijerya&#8217;dan ayrıldığında Avrupa&#8217;da büyük bir futbolcu olmayı hayal etmişti.</p>
<p>Güney Afrika&#8217;da yaşayan erkek kardeşi Tochukwu Ugo, Festus hakkında “Kendisi çok iyi bir insandı” demişti.  “Mütevazı ve iyi bir insandı, Londra&#8217;ya gidip mutlu bir hayat yaşamak istiyordu.”</p>
<p>Fakat Okey ancak Türkiye&#8217;ye kadar gidebildi. Okey, Ağustos 2007&#8217;de tutuklandı ve İstanbul&#8217;daki bir polis karakolunda sorgulanırken vurularak öldürüldü.</p>
<p>2011&#8217;de bir Türk polisi olan Cengiz Yıldız, Okey&#8217;in ölümünün tabancaya ulaşmaya çalışırken yanlışlıkla vurulması sonucu olduğunu ileri sürerek kasıtsız adam öldürmekten dolayı 4 yıl hapis cezası aldı. Bir adam öldürmenin ömür boyu hapis ile cezalandırılması gerekirdi.</p>
<p>Bu dava sırasında mahkeme, polis merkezinin güvenlik kameralarındaki kayıtlarda eksiklik bulunduğunu ve Okey&#8217;in vurulduğu esnada giydiği gömleğin ortadan kaybolduğunu duydu. Okey&#8217;in giysisine yapılacak bir adli incelemenin, vurulma sırasında polis ve Okey arasındaki mesafeyi netleştirebileceği söylendi. Ayrıca raporlar bütün diğer sorgu odalarındaki kameraların çalıştığını gösteriyordu.</p>
<p>42 yaşındaki Ugo, uyuşturucu suçundan tutuklanan küçük erkek kardeşine ne olduğunu asla anlamadığını ifade ediyor: “Festus&#8217;un bir arkadaşı beni aradı ve ne olduğundan biraz bahsetti fakat hiç net değildi. Kardeşim vuruldu ama hâlâ neden olduğunu bilmiyorum. Onlar polis ile bir tartışmaya girdiğini söylüyorlar.”</p>
<p>“Bunu duymak çok acı vericiydi. Başta kardeşimin öldüğüne inanmadım fakat daha sonra fotoğraf gönderdiler ve fotoğraflardaki kardeşimdi. Bana bu olayın polis merkezinde gerçekleştiğini söylediler ama ben polis merkezi gibi bir yerde neden böyle bir şey yaşandı hiç anlayamadım.”</p>
<p>Ugo, ailesinin Nijerya&#8217;da çok zorluklarla karşı karşıya kaldıklarını söyledi. “Nijerya’da fakir giderek daha da fakirleşiyor ve zengin giderek daha da zenginleşiyor. Uzun zamandır bu çok zordu.”</p>
<p>Okey bir mülteci olarak Türkiye&#8217;de çalışmak için mücadele etti. Kardeşi “İstanbul&#8217;da problemleri olduğunu biliyordum fakat bana hiç bahsetmezdi.” dedi.</p>
<p>Ailenin avukatı Alp Tekin Ocak, bu vurulma davasının Türkiye&#8217;nin polis güçlerindeki büyük bir problemi açığa çıkardığını söyledi: “Olayın gerçekleştiği yer ve metotlar, yetkili kişilerin devletin tekelinde olan şiddet uygulama otoritesini istismar ettiğini gösteriyor. Bu olayda yaşama hakkı, adil yargılanma hakkı ve ayrımcılık yasağı da dâhil olmak üzere insan hakları hakkında muazzam ihlaller yaşanmıştır.”</p>
<p>Ugo, Okey&#8217;in İngiltere&#8217;ye seyahat etmeden önce Gabon&#8217;da biraz vakit geçirdiğini söyledi. Okey doğrudan Londra&#8217;ya gitmek yerine, önce İran’a vize aldı, sonra Türkiye&#8217;ye geçti.</p>
<p>Ugo, “Gitmeden önce konuşarak ve yolculuğun güzel geçmesini umarak bol bol zaman geçirdik.” dedi. “Kardeşimin çok fazla hayali ve umudu vardı ve ben her şeyin güzel olacağını söyledim. Hâlâ onu bir daha göremeyeceğime inanamıyorum.”</p>
<p><strong>Semira Adamu</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28439" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2200.jpg" alt="" width="620" height="568" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2200.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2200-610x559.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2200-320x293.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p><strong>Doğum: </strong>Nijerya, 1978.</p>
<p><strong>Ölüm:</strong> Belçika, 1998.</p>
<p>Semira Adamu, yaşının üç katı bir adamla zorla evlendirilmemek için evinden Nijerya’ya kaçtı. Aslında Berlin’e gidiyordu, ama uçağı Belçika’da durduğunda sözde “güvenli üçüncü ülke” prensipleri altında sığınma talebinde bulunmak zorunda bırakıldı.</p>
<p>İltica talebi reddedildi ve 22 Ekim 1998’de onu sınır dışı etmek üzere 11 polis ekibi gönderildi.</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü o anı şöyle aktardı: “Bir Sabena uçağına bindirildikten ve elleriyle ayakları bağlandıktan sonra diğer yolcuların dikkatini çekmek için yüksek sesle şarkı söylemeye başladı.</p>
<p>Memurlar daha sonra yüzünü onlardan birinin dizlerinin üzerine yerleştirilmiş bir yastığa bastırıp sırtına baskı yaptığında, mücadele etmeye başladı. Yüzü 10 dakikadan fazla yastığa bastırıldı ve beyni oksijen yetersizliğinden komaya girdi.”</p>
<p><strong>Getu Hagos</strong></p>
<p><strong>Doğum:</strong> Etiyopya.</p>
<p><strong>Ölüm:</strong> Paris, 2003.</p>
<p>Getu Hagos, 2003 yılının Ocak ayında, Mariame adlı bir Somalili olduğunu iddia ederek Fransa’ya girdi. İltica başvurusu reddedildi ve gelişinden beş gün sonra Paris’teki bir havalimanına zorla geri götürüldü. Uçak personeli, 24 yaşındaki sığınmacının koltuğuna zorla oturulurken attığı çığlıkları duydu. Çığlıklar durduğunda, Etiyopyalı adam ölüyordu.</p>
<p>2006’da üç polis memuru, Hagos’un 2003’teki ölümü üzerine adam öldürmeyle suçlandı. Duruşmada Hagos’un uçağa bindirilmeye direndiğinde “katlama pozisyonuna” zorlandığı ve o pozisyonda tutulduğu söylendi.</p>
<p>Hagos’un avukatı Stéphane Maugendre, genç Etiyopyalının ölümünün, o sırada sınır dışı edilen insanlara yönelik bir dizi saldırıdan biri olduğunu söyledi. “Uçaklarda onlara karşı güç kullanıldığını ve şiddet uygulandığını biliyorduk ama kanıtlayamıyorduk. Böyle şeyler düzenli olarak gerçekleşiyordu lakin elimizden hiçbir şey gelmiyordu.”</p>
<p>Savcı, sınır polislerinden iki memurun “dikkatsiz veya sakar” olduğunu ve eylemlerinin Hagos&#8217;un ölümüne yol açtığını tespit etti.</p>
<p>Maugendre duruşmanın gidişatından rahatsız olmasına rağmen sürecin devam ettiğinden dolayı rahatladığını söylüyor. &#8220;Hagos öldüğünde şaşırmamıştım fakat savcının mahkemeye çıkmamıza izin vermesine şaşırdım. Benim esas pişmanlığım, daha ciddi bir suçlama yapamamış olmamızdır. Mahkemeye gidebildiğimiz için çok rahatladık, en azından bu mümkün oldu.”</p>
<p>Maugendre, Hagos&#8217;un Fransa&#8217;da hiçbir aile ferdi ya da arkadaşı olmadığını fakat oradaki Etiyopya topluluğunun bu davaya çok destek verdiğini söyledi ve “Yerel topluluk bu savaş gerçekten kendilerini ortaya attılar ve bu çok önemliydi.” diye ekledi.</p>
<p>Mahkemede,  Hagos&#8217;un Güney Afrika&#8217;ya Johannesburg’e giden bir Air France uçağına binmeye zorlanmadan önce, Roissy Charles de Gualle havaalanının bekleme alanında hasta olduğunu iddia ettiği söylendi. Polis memurları Hagos&#8217;un hastalık iddiasının sahte olduğuna inandıklarını söylediler.</p>
<p>Raporlara göre, Hagos dizlerinden ve ayak bileklerinden cırtcırt bantlarla bağlanmıştı ama direnmeye devam etti, bir polis memuru “geri dönmektense ölmeyi tercih ettiğini” söyledi. “Katlama pozisyonu”, bir polis memurunun Hagos&#8217;u koltuğunda öne eğilmiş vaziyette tutarken bir diğerinin de arkasından bağlanmış kelepçelerine baskı yaptığı pozisyon olarak tarif ediliyor. Üçüncü bir polis memuru ise ara ara Hagos&#8217;un kafasını aşağı doğru itiyordu. Hagos&#8217;un aniden sessizleşmesinden önce bu pozisyonda 20 dakika tutulduğuna inanılıyor.</p>
<p>Mahkemede sunulan tıbbi delillere göre, katlama pozisyonunun oksijen eksikliğine neden olduğu söylendi. Hagos ölmeden önce iki gün komada kaldı. Bir otopsi sonucuna göre Hagos “kardiyak arrest” geçirmişti. Polis memurları sınır dışı etme sürecine direnenlere uygulanan standardı takip ettiklerini ifade ettiler. Sınır gücüne yeniden katılmalarına izin verildi.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.theguardian.com/world/2018/jun/20/drowned-restrained-shot-life-stories-migrants-case-studies" target="_blank" rel="noopener">The Guardian</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/04/boguldular-tutuklandilar-vuruldular-daha-iyi-bir-yasam-ugruna-olen-multeciler/">Boğuldular, Tutuklandılar, Vuruldular: Daha İyi Bir Yaşam Uğruna Ölen Mülteciler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kız Kardeşim Projesi Mültecilere Yönelik Girişimcilik Eğitimleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/27/kiz-kardesim-projesi-multecilere-yonelik-girisimcilik-egitimleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jun 2018 10:54:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kız Kardeşim Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların ekonomik ve sosyal konumlarının güçlendirilmesi, bölgesel ekonomik kalkınmada etkin rol almalarının sağlanması ve ekonomik hayata katılım konusunda gerekli bilgi -becerilerle donatılarak toplumsal ve ekonomik konumlarının güçlendirilmesini hedeflemektedir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/27/kiz-kardesim-projesi-multecilere-yonelik-girisimcilik-egitimleri/">Kız Kardeşim Projesi Mültecilere Yönelik Girişimcilik Eğitimleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>‘‘Kız Kardeşim’’ projesi <strong>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Habitat Derneği, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Coca-Cola Türkiye </strong>ortaklığında yürütülmektedir. Kız Kardeşim Projesi Türkiye’de yaşayan 18-55 yaş aralığındaki kadınların kişisel finansal kaynaklarını doğru yönetmesini, girişimcilik farkındalığının arttırılması ve desteklenmesini, bilgi teknolojileri hizmetlerini doğru kullanımına destek olacak bir içeriğini kapsamaktadır.</p>
<p>30 ilde gerçekleştirilen bu eğitimlerin yanı sıra kendi alanlarında rol model olan, ilham veren kadınlarla katılımcılar bir araya getirilerek tecrübe aktarımı sağlanacaktır.</p>
<p>Ayrıca 2018 yılı içerisinde 5 ilde mülteci kadınlara yönelik yerel girişimcilik eğitimleri verilecektir. Eğitimin gerçekleşeceği şehirler şunlardır; <strong>Gaziantep, İstanbul, İzmir, Mersin, Şanlıurfa</strong>’dır.</p>
<p>2 gün sürecek olan Girişimcilik Yerel Eğitimi, Türkçe, İngilizce ve Arapça bilen eğitmenler tarafından <strong>“Arapça”</strong> olarak düzenlenecektir. <strong>5 ilde 500 mülteci kadının</strong> ve ev sahibi toplum üyesinin faydalanabileceği bu eğitimler, katılımcıların girişimcilikle ilgili temel konseptleri anlamalarına yardımcı olacak içerikleri ve atölye çalışmalarını içermektedir. Bahsedilen konseptler iş kurmak için gerekli ana noktaları kapsamaktadır. Hazırlanan eğitim içerikleri ve atölye çalışmaları girişimcilikle ilgili şu konuları da kapsamaktadır;</p>
<ol>
<li>Girişimcilik motivasyonu,</li>
<li>Girişimcilik ekosistemi ve girişimcilik imkanları,</li>
<li>Yeni bir iş fikri geliştirmek,</li>
<li>Vizyon, misyon, hedef belirleme</li>
<li>Girişimcilik türleri,</li>
<li>Yalın girişim,</li>
<li>Değer önerisi tasarımı,</li>
<li>İş modeli kanvası,</li>
<li>İş fikri sunumu</li>
<li>Şirket türleri ve şirket kurma,</li>
</ol>
<ol>
<li style="list-style-type: none;">Girişimcilik yerel eğitimleri aynı zamanda girişimcilik potansiyelinin oluşturulması ve geliştirilmesi odaklı pilot aktiviteleri de destekleyecektir. Eğitimler temelde, katılımcıların bir “İş Fikri Sunumu” oluşturmalarını sağlamayı amaçlamaktadır.
<p><strong>Kimler Başvurabilir?</strong></p>
<ul>
<li>Başvuruda belirtilen ilde ikamet ediyor olmak,</li>
<li>Arapça bilen,</li>
<li>Girişimcilik konusuna ilgisi olan ve bu motivasyona sahip,</li>
<li>Öğrenme motivasyonuna sahip,</li>
<li>Girişimcilik ekosistemine dahil olmayı isteyen kişiler eğitime başvurabilir.</li>
</ul>
<p>Bu eğitim tarihleri için 50 kişilik kontenjan bulunmaktadır. Kontenjan dahilinde kadın katılımcılara öncelik verilecektir.</p>
<p><strong>Yakın zamanda verilecek eğitimlerin bilgisi ve başvuru formları aşağıdadır.</strong></p>
<p><a href="https://form.jotform.com/81751684380967" target="_blank" rel="noopener"><strong>Gaziantep</strong> – 30 Haziran – 1 Temmuz 2018 Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız. </a> Son Başvuru: 29 Haziran saat 12:00</p>
<p><a href="https://form.jotform.com/81753240480958" target="_blank" rel="noopener"><strong>Mersin</strong> – 6-7 Temmuz 2018 Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız.  </a> Son Başvuru: 4 Temmuz saat 18:00</p>
<p><a href="https://form.jotform.com/81753398280970" target="_blank" rel="noopener"><strong>İstanbul</strong> – 10- 11 Temmuz 2018 Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız.  </a>  Son Başvuru: 8 Temmuz saat 18:00</p>
<p>Başvuru formuna iletişim bilgilerinizi eksiksiz doldurmanız gerekmektedir.</p>
<p>Her türlü sorunuz için; <a href="mailto:ghanaa@habitatdernegi.org">ghanaa@habitatdernegi.org</a> , <a href="mailto:dila@habitatdernegi.org">dila@habitatdernegi.org</a> adresine mail atabilirsiniz.</p>
<p>*Eğitimle ücretsizdir. Eğitimin son gün katılımcılara ‘’Katılım Belgesi’’ verilecektir.</li>
</ol>
<p>Kaynak: <a href="https://www.ab-ilan.com/kiz-kardesim-projesi-multecilere-yonelik-girisimcilik-egitimleri/" target="_blank" rel="noopener">AB-ilan</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/27/kiz-kardesim-projesi-multecilere-yonelik-girisimcilik-egitimleri/">Kız Kardeşim Projesi Mültecilere Yönelik Girişimcilik Eğitimleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
