<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İzmir depremi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/izmir-depremi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/izmir-depremi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 03 May 2021 11:47:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>İzmir depremi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/izmir-depremi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>STK&#8217;lardan İzmir&#8217;de &#8220;Deprem Farkındalık Parkı&#8221; Çağrısı&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/03/stklardan-izmirde-deprem-farkindalik-parki-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 May 2021 11:47:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir depremi]]></category>
		<category><![CDATA[Rızabey Apartmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=69463</guid>

					<description><![CDATA[<p>400’den fazla sivil toplum kuruluşu, 30 Ekim 2020 tarihli İzmir depreminde 37 kişinin hayatını kaybettiği Rızabey Apartmanı enkazının Deprem Farkındalık Parkı’na çevrilmesi çağrısında bulundu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/03/stklardan-izmirde-deprem-farkindalik-parki-cagrisi/">STK&#8217;lardan İzmir&#8217;de &#8220;Deprem Farkındalık Parkı&#8221; Çağrısı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>30 Ekim İzmir depreminde hayatını kaybedenlerin en yoğun olduğu alan Rızabey enkazı idi. 10&#8217;u çocuk 37 kişi Rızabey Apartmanı’nda hayatını kaybetti. Depremin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, enkaz alanında yapılan törende, “Bu alanı hem depremde kaybettiğimiz vatandaşlarımızın hatıralarını yaşatacak hem de deprem bilincinin canlı kalmasını sağlayacak bir yer olarak düzenleyeceğiz. Rıza Bey Apartmanı sakinlerinden ev sahibi olmak isteyenlere de aynı konutları yapıp teslim edeceğiz.” açıklaması yapmıştı.</p>
<p>Ancak proje alanlarındaki arsalar 7269 ve 6306 sayılı yasalar ile tapuda Hazine’ye devredildi ve alan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın idare yetkisine girdi. Ardından, Rızabey Apartmanı ile birlikte yanlarında bulunan sonradan yıkılmış Ayyıldız ve Merve Apartmanları da birleştirilerek bu alana K1 Bloğu yapılmasına karar verildi.</p>
<p>Bu gelişmeler nedeniyle bir araya gelen 400’ü aşkın STK, yaptıkları ortak açıklamada, enkaz alanında yeniden bina yapılmasına karşı çıkarak, bölgenin Deprem Farkındalık Parkı haline getirilmesi çağrısında bulundu.</p>
<p>Aralarında TMMOB Odaları, Ege Bölgesi Muhtarlar Federasyonu, Engelliler Federasyonu, Kadın, Engelli, Eğitim, Roman Dernekleri, Alevi Kurumları, Pir Sultan Abdal Derneği Şubeleri, Kent Konseyleri, Sendikalar, Emek Demokrasi Güçleri, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Türk Psikologlar Derneği, Mülkiyeliler Birliği gibi çeşitli dernek, kooperatif ve vakfın bulunduğu STK’lar, Rızabey Apartmanı alanının Deprem Farkındalık Parkı olmasını istiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/03/stklardan-izmirde-deprem-farkindalik-parki-cagrisi/">STK&#8217;lardan İzmir&#8217;de &#8220;Deprem Farkındalık Parkı&#8221; Çağrısı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Kriz Anında Çözümün Bir Parçası Olduk”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/01/kriz-aninda-cozumun-bir-parcasi-olduk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2021 08:58:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir depremi]]></category>
		<category><![CDATA[psikososyal destek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64850</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkes için Ruh Sağlığı Derneği (RUSAG) kurucularından Aslı Macit, İzmir depreminin ardından Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinatörlüğünde yürüttükleri psikososyal destek programını değerlendirirken, “Dernek olarak kriz anında çözümün bir parçası olduğumuzu düşüyoruz. Umuyoruz ki bir daha böyle bir şey yaşanmasın” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/01/kriz-aninda-cozumun-bir-parcasi-olduk/">“Kriz Anında Çözümün Bir Parçası Olduk”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Merhabalar, ben Aslı Macit. Psikoloğum ve 2 seneyi aşkın süre içerisinde psikolog olarak önce çocuklarla çalıştım. Şu anda iş hayatında ruh sağlığı çerçevesinde; çalışan ruh sağlığı ve özellikle de ruhsal ve zihinsel engelli statüsündeki kişilerin istihdamı üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği’nin kurucularından biriyim ve 2017 yılından beri yönetim kurulunda yer alıyorum. Dernek olarak yaptığımız faaliyetlerde gönüllü olarak çalışmalarımı sürdürüyorum. </span></p>
<p><b>RUSAG hakkında bilgi verir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-64852 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/herkes-icin-ruh-sagligi-640x480.jpg" alt="herkes için ruh sağlığı derneği" width="404" height="303" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/herkes-icin-ruh-sagligi-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/herkes-icin-ruh-sagligi.jpg 700w" sizes="(max-width: 404px) 100vw, 404px" />Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği 2017 yılında ruh sağlığı alanında çalışan uzman ve bu alandaki öğrenciler tarafından kurulan bir dernek. Dernek dört meslek grubunu kapsıyor. Bunlar: Psikologlar, psikolojik danışmanlar, psikiyatrlar ve sosyal hizmet uzmanları. Bu meslek gruplarında yer alan veya bu alanlarda öğrenci olan kişiler derneğimize üye olabiliyor ve yönetim kurulunda görev alabiliyor. Yönetim kurulunda özellikle öğrencilerin bulunma şartı var. Bu bizim diğer derneklerden ayrılan en önemli yönlerimizden biri. Böylece güncel kalabildiğimizi düşünüyoruz. Şu anda yaklaşık 140 üyemiz var. Ayrıca derneğimize üye olmadan gönüllü olarak katkı sunmak isteyen herkes çalışmalarda yer alabiliyor. Dernek çalışmalarının tümünü gönüllülük, proje ve bağış kaynaklı yürütüyor. Ruh sağlığı çalışanları ve toplum yararına yapılan hiçbir çalışmadan ücret almıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dernek olarak hak temellilik ve toplum temellilik ilkeleri ile hareket ediyoruz ve kurulma amacımız bu ilkeler doğrultusunda iki ana başlıktan oluşuyor. Birincisi erişilebilir ruh sağlığı hizmetleri için projeler üretiyoruz ve bunun savunuculuğunu yapıyoruz. Ruh sağlığı hizmetlerinin bir insan hakkı olduğunu dile getiriyoruz. Ülkemizin şu an mevcut ruh sağlığı hizmetleri toplumundaki tüm bireylerin ihtiyaçlarına cevap verecek düzeyde değil ve özellikle dezavantajlı diyebileceğimiz; düşük gelir düzeyine sahip, ayrımcılığa maruz kalan veya bir sebepten dolayı imkanlardan mahrum kalan kişi ve gruplar ruh sağlığı hizmetlerine erişimde ciddi engellerle karşı karşıya. Bu engellerin ve kısıtlılıkların görülmesi ve önlenmesi için çalışmalar yapıyoruz. Ruh sağlığı hizmetlerinin istisnasız herkes için ulaşılabilir olmasını istiyoruz. İkinci olarak ise yine sahada çalışacak olan ruh sağlığı çalışanlarının mesleki yetkinliklerini geliştirmek için etkinlikler ve projeler üretiyoruz. Böylece yine topluma sunulan ruh sağlığı hizmetlerinin kalitesini artırmayı hedefliyoruz.</span></p>
<p><b>Yürüttüğünüz faaliyetler hakkında da bilgi verebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu hedefler doğrultusunda bugüne kadar çalıştaylar, eğitimler, atölyeler ve projeler çerçevesinde birçok çalışma yaptık. Uluslararası işbirliklerimiz oldu. Projelerimizden biri Toplumun ruhsal bozukluklara ve bunlara karşı koruyucu yöntemlere yönelik yaptığımız bilgilendirme çalışmaları içeren “Koruyucu Ruh Sağlığı Projesi” isimli projemizdi. Projemiz İçişleri Bakanlığı Dernekler Daire Başkalığı şimdiki adı ile Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nden hibe desteği aldı. İzmir Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği işbirliği ile yürüttüğümüz bu projede; İzmir’deki 10 dezavantajlı mahallesinde bir psikolog/psikolojik danışman bir sosyal hizmet uzmanı ile ruh sağlığı ve koruyucu faktörler konusunda bilgilendirme yaptık. Projemizde 20 uzman 13 öğrenci gönüllü olarak yer aldı. Ayrıca özellikle çocuklu ailelerin katılımının arttırılması için seminerlerle paralel olarak çocuklarla dışavurumcu sanat etkinlikleri yaptık. Projede toplamda 599 kişiye ulaşıldı. Ayrıca STGM’nin Birlikte Kurumsal Hibe Destek Programı kapsamında 2 yıl boyunca destek aldık. Onu da yakın zamanda tamamladık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sığınmacıların yaşadığı sorunlar ve çözümler üzerine 11 davetli ile birlikte “Disiplinler Arası Bakış açısı İle Göç Çalıştayı” yaptık. Londra’da gerçekleştirilen 2. Ruh Sağlığı Kültür Değişimi Zirvesi’ne katıldık ve konuşmacı olarak yer aldık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ruh sağlığı uzman ve öğrencilerine yönelik ise kısa ve uzun süreli çalışmalar düzenledik. Özellikle COVİD-19 salgını ile yaşanan krizde toplum çok büyük zarar gördü ve ruh sağlığı çalışanlarının çalışma konuları içine çok yeni bir konu eklenmiş oldu. Ruh sağlığı çalışanları aniden yoksullaşan ve yaşam standartları kaybeden yoğun stres yaşayan daha fazla kişiyle karşılaşmaya başladı. Bu değişen ihtiyaçlara daha sağlıklı karşılık verebilmeleri için özellikle sivil toplumda dezavantajlı gruplarla çalışan 30 ruh sağlığı çalışanına Klinik Psikolog İbrahim Eke süpervizörlüğünde 8 haftalık süpervizyon çalışması yaptık. Bunlar dışında materyal geliştirme, dijital ve yüz yüze başka çalışmalarımız oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca dernek olarak 2 senedir çalışmalarımızı belirli temalar üzerinden yürütüyoruz. Her sene üye ve gönüllülerimizle yaptığımız seçim sonucunda o sene çalışmaya ihtiyaç olduğunu düşündüğümüz bir tema belirliyoruz. Diğer çalışmalar sürüyorken tüm yıl bu tema üzerine çalışmaya devam ediyoruz. Geçen yılın temasını 29 Kasım 2019&#8217;da “Teknoloji ve Ruh Sağlığı” olarak belirlemiştik. Bir ay sonra dünyada COVİD-19 salgını ortaya çıktı. Hem hepimiz teknoloji ile hiç olmadığı kadar yakınlaştık hem de ruh sağlığı hizmetlerinde teknoloji üzerinden yeni bir dönem başladı. Dernek olarak temamızı araştırmak, çalışmak yerine yanı sıra yaşamış olduk aslında. COVİD-19 dönemine biz de uyum sağlayarak süpervizyonlarımızı, canlı yayınlarımızı, toplantılarımızı dijital olarak sürdürdük. Bu seneki temamız ise yine oylamalar sonucunda “Yoksulluk” olarak belirlendi. Yeni dönemde bu tema çevresinde faaliyetler gerçekleştireceğiz.</span></p>
<p><b>İzmir depremi sonrası devam eden travma sonrası destek çalışmalarınızdan söz edebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-64853 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/izmir-640x480.jpg" alt="izmir depremi gönüllüler" width="361" height="271" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/izmir-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/izmir.jpg 700w" sizes="(max-width: 361px) 100vw, 361px" />Derneğimiz bünyesinde bulunan 5 aktif birimimiz var. Bunlardan biri de Travma ve Afet Çalışmaları Birimi. Bu birimler beraber bu güne kadar birçok eğitim ve toplantı gerçekleştirdik. İzmir depremi sonrasında da bu birikim bize yol gösterici oldu. Gönüllülerimizin bir kısmı birim üyerimizdendi. Depremden 2 gün sonra Travma Birim Koordinatörümüz yürütücülüğünde sahadaydık ve gözlemlerde bulunduk. Sahada olan ruh sağlığı çalışanlarına destek olduk. Örneğin küçük bir oryantasyon yaptık o an. Böyle kriz anlarında planlama ve psikolojik ilk yardım çalışmaları ilk yapılması gereken çalışmalardan. Bizler de hemen organize olduk ve depreme müdahale faaliyetlerinde yer almak isteyen kişileri belirledik. Online olarak gönüllü olan kişilere yönelik psikolojik ilk yardım ve oryantasyon çalışması yaptık. Sonrasında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından deprem faaliyetlerinin tek merkezden yönetilmesine ve planlanmasına karar verildi. Biz de gerekli izinler için yazışmalarımızı gerçekleştirdik ve ACSHB’nin koordinatörlüğündeki çalışmalara dahil olduk. </span></p>
<p><b>ACSHB kapsamında yürüttüğünüz çalışmadan söz eder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ACSHB’nin koordinatörlüğünde çalışmaya başladıktan sonra 12 kişi tarafımıza bildirildi. Bu kişileri derneğimizde görev alan gönüllülerimize yönlendirdik. Yönlendirilen herkese bir gönüllü sağlandı. Böylece çalışmalarımıza başladık. Kısa süreli görüşmeye ihtiyacı olanlar oldu. Onların görüşmelerini tamamladık. Yeniden sosyal açıdan değerlendirilmesi gereken vakalar oldu. Onların bakanlığa yönlendirmesini yaptık. Hala devam eden 3 görüşme gönüllülerimiz tarafından sürdürülüyor. Tabii ki kriz çalışmalarında yalnızca görüşme yapmak yetmiyor. Görüşmeleri yürüten danışmanlarımızın karşılaşabileceği sorunları da çözmek için haftalık düzenli süpervizyon çalışmaları yürütüyoruz. Süpervizör olarak 2 adet gönüllü, bu alanda deneyimli uzmanımız var. Onlarla görüşmeleri sürdüren kişiler haftada bir online oturumlar gerçekleştiriyor. Böylece kriz danışmanlığı sürecini ilerletiyoruz. Yapılan görüşmeleri de periyodik olarak bakanlığa raporluyoruz.</span></p>
<p><b>Bu çalışmalarınıza katkı sunan profesyonellere ne şekilde ulaştınız, destek sunan kadronuz talebe cevap vermek için yeterli miydi, çalışmalarınızın sürdürülebilirliğini nasıl sağlamayı düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Psikoloji bilgisi bize hep şunu söyler kriz, kriz anında çözülmez önceden hazırlık yapmak gerekir. Tabi ki her ihtimale hazırlanmak mümkün değil ama önceki yaptığımız çalışmalar ve birikimler bize bu kriz anında yol gösterici oldu travma ve afet birimimizin planlaması ile duruma çabuk yanıt verebildik. Gönüllülerimize ulaşmakta sorun yaşamadık. Üye içi çağrı ile gönüllülerimize ulaştık ve ihtiyaca yanıt verip veremeyeceklerini değerlendirdik. Kişilerin yetkinliklerine göre de sivil toplum olmanın en güzel yanı olarak herkes bir işin ucunda tuttu. Kimisi sadece haberleşmeyi ve yazışmaları gerçekleştirdi kimi gönüllü saha gözlemlerinde yer aldı. Gönüllü profesyonellerimiz ise ruh sağlığı alanlarından mezun alanda çalışan ve akut müdahalede stabilizasyon yapabilecek yetkinlikte kişilerdi. Bu sayede oluşan ihtiyaca cevap veren bir yerde yer aldık. Dernek olarak bu kriz anında çözümün bir parçası olduğumuzu düşüyoruz. Umuyoruz ki bir daha böyle bir şey yaşanmasın. Ama bizler yine aynı sistemle Travma ve Afet çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Böylece olası bir durumda birilerine yardım ediyor olacağız.  </span></p>
<p><b>Eklemek istedikleriniz..</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği olarak aslında hala yeni bir dernek sayılırız. 3. yılımızı yeni bitirdik. Ama bu güne kadar tüm bu çalışmalarda gördük ki Türkiye çok büyük. Dokunulması, dinlenmesi bilgi aktarılması gereken çok insan var. Yalnızca kendi çevremize baktığımızda bir tür illüzyona kapılıyoruz. Hâlbuki bazı kişilere sadece doğru bilgiye ulaşamadıkları için zarar görüyorlar. Doğru zamanda yapılan küçük bir müdahale küçük bir paylaşım, “Sizin için ne yapabilirim?” cümlesi bile çok şeyi değiştirebiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunu da eklemek istiyorum. Ruhsal ihtiyaçların diğer ihtiyaçlardan bir farkı var. Fiziksel bir ihtiyaç olduğunda kişi harekete geçebiliyor. Hemen çare arıyor. Bir yerlere gidiyor sıkıntısını paylaşabiliyor. Ancak ruhsal destek ihtiyacı maalesef arttıkça kişinin yardım arama mekanizmaları da git gide zarar görüyor. Kişiler çaresiz ve yalnız kalıyor. O bakımdan hem ruh sağlığı çalışanları hem devlet politika yapıcıları yalnız ve ihtiyaç sahibi kişilere ulaşmak için ekstra çaba göstermeli. Ulaşılabilir merkezler kurulmalı, genel tarama çalışmaları yapılmalı. Bu hizmetler yaygınlaştırılmalı. Bizim ülke olarak sessizce fark edilmeyi bekleyen kişilere ulaşabiliyor olmamız lazım. Biz de hem gönüllülerimize hem de topluma yönelik yaptığımız çalışmalarımızı kuruluşumuzdaki hedefler doğrultusunda sürdürmeye devam edeceğiz. Toplumdaki herkesin eşit şekilde ruh sağlığı hizmetlerin faydalanması için çaba gösteren tarafta olacağız.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/01/kriz-aninda-cozumun-bir-parcasi-olduk/">“Kriz Anında Çözümün Bir Parçası Olduk”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Depreminden Etkilenenler için Psikososyal Destek Çalışmaları Devam Ediyor! </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/05/izmir-depreminden-etkilenenler-icin-psikososyal-destek-calismalari-devam-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2021 08:51:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Psikologlar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir depremi]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=63493</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Psikologlar Derneği, 30 Ekim 2020 tarihinde yaşanan İzmir Depremi'nde psikolojik desteğe ihtiyaç duyan kişilere gönüllü psiko-sosyal destek sunuyor. Sivil Toplum Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation’ın destekleriyle yapılan projenin koordinatörü Esma Çetin, depremzedelerin travma sonrası stres bozukluğu geliştirmelerine engel olmayı amaçladıklarını kaydediyor.   </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/05/izmir-depreminden-etkilenenler-icin-psikososyal-destek-calismalari-devam-ediyor/">İzmir Depreminden Etkilenenler için Psikososyal Destek Çalışmaları Devam Ediyor! </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-63495 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/esma-cetin-640x831.jpg" alt="Esma Çetin" width="283" height="367" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/esma-cetin-640x831.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/esma-cetin.jpg 700w" sizes="(max-width: 283px) 100vw, 283px" />Ben, psikolog Esma Çetin. Özel bir danışmanlık merkezinde çalışıyorum. Çalışma hayatımın yanı sıra 2014 yılında meydana gelen Soma Maden Faciası ile Türk Psikologlar Derneği travma biriminde aktif olarak gönüllü çalışmalara destek vermeye başladım. SomaDa projesi ile maden faciasında hayatına kaybeden kişilerin yakınları ve etkilenenlere psikososyal destek sağlamak için Balıkesir-Dursunbey’de uzun süre görev aldım. Daha sonra, 10 Ekim Ankara Gar Patlaması Sonrası Psikososyal Destek Çalışması, 5 Ocak İzmir Adliyesi Terör Saldırısı, İzmir-Muğla Yolu Trafik Kazası ve bu yılın başında gerçekleşen 24 Ocak Elazığ Depremi Psikososyal Destek Çalışması ve KORDEP (Koronavirüs Online Ruhsal Destek Programı) çalışmalarında gönüllü olarak hem sahada hem de koordinasyon ekiplerinde destek verdim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak 30 Ekim’de Ege Denizi Depremi sonrasında hızlıca başlattığımız psikososyal destek çalışmasında, sahada ve koordinasyon ekibinde gönüllü uzman olarak destek verdim. Şu anda Türk Psikologlar Derneği İzmir Şubesi’nin yürüttüğü ve Sivil Toplum Destek Vakfı ve Türkiye Mozaik Foundation’ın sağladığı deprem destek projesinde proje koordinatörü olarak görev almaktayım.</span></p>
<p><b>Türk Psikologlar Derneği’nin faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk Psikologlar Derneği faaliyetlerini mesleki faaliyetler ve toplum yararına gerçekleştirilen faaliyetler olmak üzere temel olarak iki başlık altına yürütüyor.  Mesleki faaliyetler arasında meslek haklarının korunması için yapılan çalışmalar, savunuculuk faaliyetleri, bilimsel toplantı, kongre vb. düzenlemek sayılabilir. Toplum yararına gerçekleştirilen faaliyetler ise koruyucu- önleyici çalışmalar ve müdahale çalışmaları olmak üzere yine iki ayrı başlıkta yürütülüyor. Koruyucu- önleyici faaliyetler kapsamında, halka açık konferanslar, paneller, eğitim programları vb. düzenleniyor ve diğer STK’lar ile ortak çalışmalar organize ediliyor. Müdahale çalışmaları kapsamında ise doğrudan ruh sağlığı sağaltım ihtiyacı bulunan kişi ve gruplara hizmet sağlanıyor. Depremden etkilenen kişilere sağladığınız psiko-sosyal destek de müdahale çalışmalarımız kapsamında değerlendiriliyor.</span></p>
<h5><b>Deprem Destek Hattı ve Çalışana Destek Grupları </b></h5>
<p><b>Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın deprem acil destek fonu kapsamında desteklenen STK’lar arasındasınız; projenizden söz edebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-63496 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/TPD-Destek-Hatti-640x634.jpg" alt="TPD destek hattı" width="318" height="315" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/TPD-Destek-Hatti-640x634.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/TPD-Destek-Hatti.jpg 828w" sizes="auto, (max-width: 318px) 100vw, 318px" />30 Ekim Ege Denizi depreminin gerçekleştiği akşam itibariyle çalışmalarımıza başladık. Geçmiş yıllarda Türkiye’de yaşanan depremler ve diğer psiko-sosyal destek çalışmalarında yer alan deneyimli meslektaşlarımızla ilk etapta ihtiyaçların belirlenmesine ve çalışmanın nasıl yürüteceğine dair bir şema oluşturduk. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1 Kasım tarihi itibariyle sosyal medyadan psiko-sosyal destek çalışması için gönüllü psikolog çağrısına çıktık ve 8 Kasım tarihinde yoğun başvurudan dolayı gönüllü başvurumuzu sonlandırdık. Toplamda 2460 gönüllümüz deprem için gönüllü olarak destek vermek istediğini bildirdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun yanı sıra 3 Kasım itibariyle Türk Psikologlar Derneği, İzmir Şubesi-Travma Birimi gönüllüleri olarak çadır alanlarında bulunmaya başladık. Toplam 70 gönüllümüz ile 6 ayrı çadır alanında 13 Kasım tarihine kadar gerek bireysel görüşmeler gerek psikolojik ilk yardım grup çalışmaları ile depremzedelere destek vermeye devam ettik. 13 Kasım tarihinden sonra COVID-19 virüsüne yakalanan kişi sayısının artması nedeniyle hem çadır alanlarında bulunan depremzedeleri riske atmamak hem de gönüllü olarak destek veren uzmanlarımızı gözetmek adına sahadan ayrılıp, çalışmalarımızı pandemiyle tanıştığımız ve deneyim kazandığımız çevrimiçi (online) platforma yönelttik. 13 Kasım’dan bu yana çalışmalarımızı çevrimiçi ortamda sürdürüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi sürecinin başında açtığımız sabit hattı deprem sonrası Deprem Destek Hattı olarak kullanmaya başladık. Kasım ayından bu yana Aile Çalışma ve Sosyal Hizmet Bakanlığı ve sahada Türk Kızılay ile koordineli olarak yürüttüğümüz bu çalışmada, başlangıçta çadır alanlarında ve daha sonra oluşturulan konteyner alanlarında yaşayan kişiler ile irtibatımızı hiç kesmedik. Çalışmamız tabii ki sadece alanlarda bulunan kişilerle sınırlı değil, depremden etkilenen ve korkuları tetiklenen herkese destek vermeye çalışıyoruz. </span></p>
<h5><b>245 Gönüllü Uzman ile 1086 Bireysel Görüşme </b></h5>
<p><b>Proje çerçevesinde bugüne dek gerçekleştirdiğiniz faaliyetler neler?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir Büyük Şehir Belediyesi ve Karşıyaka Belediyesi ile yaptığımız görüşmelerin sonucunda, belediyelerimizin duyuru ve yayın konusunda verdikleri destek ile hem çalışmalarımız hem de deprem destek hattımız hakkında bilgi sahibi olan vatandaşımızın sayısının yaygınlaşacağını düşünüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje kapsamında yürüttüğümüz faaliyetlerin 12 ay boyunca devam etmesini planlıyoruz. Proje kapsamında yürüttüğümüz bu çalışmada, 21 Aralık 2020 tarihinde yayınladığımız rapora göre ,21 Aralık’a dek yaptığımız çalışmaları şu başlıklar altında özetleyebilirim; </span></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;">Toplam 245 gönüllü uzmanımız ile 1086 bireysel görüşme gerçekleştirdik. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">14 ayrı oturumda &#8220;Çalışana Destek’’ grupları düzenledik. Bu grupların çoğu deprem sonrası arama kurtarma ekiplerinde görev alan kişilerden oluşuyor.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">21 Süpervizyon Toplantısı düzenledik. Bu toplantılar ile çevrimiçi olarak depremzedelere destek veren uzmanlarımızı mesleki anlamda destekledik. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Çalışmaya İzmir’de yaşayan ve çalışmaya destek veren depremzede gönüllüler de katıldı. Bu sayede depremzedelerin özbakımlarına da bu şekilde katkı sağlandı. </span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Depremin gerçekleştiği günden itibaren geçen ilk 30 günü ‘akut süreç’ olarak adlandırırız ve çalışmalarımızı akut müdahale programına göre planlar ve uygularız. İlk bir ayı tamamladıktan sonra, ‘travma sonrası müdahale’ programımız ile destek vermeye devam ederiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışmamız, kişilere yaşanan bu travmatik süreç sonrasında destek vermeyi ve travma sonrası stres tepkilerini anlamlandırabilmelerine yardımcı olarak uzun vadede travma sonrası stres bozukluğunun gelişmesine engel olmayı amaçlıyor. Çünkü biliyoruz ki travmatik yaşantılar sonrasında kimimiz kendi kaynaklarımızla bu durumun üstesinden gelebilse de kimimiz destek almaya ihtiyaç duyabiliyoruz. Buna travma alanında çalışan biz uzmanlar da dahil. Toplumun ruh sağlığını korumak ve desteklemek için biz uzmanların ruh sağlığını korumak ve mesleki anlamda desteklemek önceliğimiz olduğundan, çalışmamız boyunca gönüllü destek veren uzmanlarımız için süpervizyon grup çalışmalarımız devam edecektir</span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz başka bir husus var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hazırladığımız bu projenin Sivil Toplum için Destek Vakfı tarafından onaylanması ve desteklenmesi, alanda çalışan psikologları ve Türk Psikologlar Derneği İzmir Şubesi olarak bizleri oldukça motive etti. Bu çalışma için gönüllü olan tüm öğrenci ve meslektaşlarımıza, çalışmamızı destekleyen Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na, İzmir Büyük Şehir Belediyesi’ne, Karşıyaka Belediyesi ve Türk Kızılay’a son olarak da çalışmanın süreğen bir hale gelmesini destekledikleri için Sivil Toplum için Destek Vakfı’na ve Turkey Mozaik Foundation’a ayrıca teşekkürlerimizi sunmak isteriz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/05/izmir-depreminden-etkilenenler-icin-psikososyal-destek-calismalari-devam-ediyor/">İzmir Depreminden Etkilenenler için Psikososyal Destek Çalışmaları Devam Ediyor! </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Dayanışmanın Artması İçin Egoları Bırakıp Ortak Amaca Odaklanmak Gerek&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/29/dayanismanin-artmasi-icin-egolari-birakip-ortak-amaca-odaklanmak-gerek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2020 07:51:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir depremi]]></category>
		<category><![CDATA[Kübik Kafe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=63181</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir depreminden sonra kurulan dayanışma ağının bir parçası olan Kübik Kafe Market kurucusu ve işletmecisi Tuğçe Gülcüler Öktem ile İzmir'deki faaliyetleri ve çalışmalarını konuştuk. Öktem, dayanışma faaliyetlerinin artması için birbirimize güvenmemiz, egolarımızdan uzaklaşmamız, çıkar çatışmasına girmeden ortak amaca odaklanmamız gerektiğinin altını çiziyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/29/dayanismanin-artmasi-icin-egolari-birakip-ortak-amaca-odaklanmak-gerek/">“Dayanışmanın Artması İçin Egoları Bırakıp Ortak Amaca Odaklanmak Gerek&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-63185 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/kubik-kafe-640x852.jpg" alt="kübik kafe" width="295" height="393" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/kubik-kafe-640x852.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/kubik-kafe.jpg 769w" sizes="auto, (max-width: 295px) 100vw, 295px" />Ben Tuğçe Gülcüler Öktem. 2007 BAL 2013 ODTÜ Kimya Mühendisliği mezunuyum. 22 senedir İzmir’de yaşıyorum. Aile işletmemiz olan Gülcüler Sigorta’nın 2. nesil icra kurulu üyesiyim. Aynı zamanda Kübik Kafe Market, Coza Working Space ve Sahne Modda’nın kurucusu ve işletmecisiyim. Aktif iş hayatımın yanında sivil toplum kuruluşlarında da üniversiteden mezun olduğumdan beri yer alıyorum. ODTÜ Ege Mezunlar Derneği, EÇEV, TAİDER, İZSİAD, Habitat, Arya Women, Balev parçası olmaktan mutluluk duyduğum kurumlar arasında.</span></p>
<p><b>Kübik Kafe&amp;Market’ten biraz söz edebilir misiniz, ne zaman kuruldu, hangi konseptte hizmet veriyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kübik Kafe Market Kasım 2017’de Ontan Bayraklı’da kuruldu. Kurulduğu zamandan bugüne felsefesini hiç değiştirmedi. Şehrin hızına ayak uydurmaya çalışırken iyi gıdalarla beslenmek isteyenlere uygun bir konseptimiz var. Taze, pratik ve ekonomik ürünlerimizle hizmet veriyoruz. Tüm ürünlerimiz al götür konseptinde. Dilerseniz aldığınız yiyecek ve içecekleri kafemizde tüketebilir dilerseniz alıp gidebilirsiniz. Taze yiyeceklerimiz arasında; salatalar, kavanozda zeytinyağlı yemekler, sandviçler, tatlılar, sağlıklı atıştırmalıklar yer alırken içecekler arasında taze meyve suları, probiyotik içecekler, bitki çayları ve kahveler yer alıyor. Bunun yanında market bölümümüzde ülkemizin farklı coğrafyalarından özellikle kadınların ürettiği iyi gıdalar yer alıyor. Örneğin Kayseri’den makarna, Ravandalılar Derneği&#8217;nden zahter, nane, pestil, Kaz Dağları’ndan bal, Asos’tan süt karameli, Vakıflı Köyü’nden meyve şurubu, Akhisar’dan zeytinyağı, Çankırı’dan tuz, Ege’den kurutulmuş meyveler gibi…</span></p>
<p><b>İzmir depremi ile dayanışma faaliyetlerinizi sosyal medya kanalları üzerinden çokça gördük, nasıl karar verdiniz bu çalışmaya?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben çocukluğumdan beri Bornova’da yaşıyorum. Şu an tüm işletmelerim Bornova ve Bayraklı bölgesinde yer alıyor. Tüm akrabalarım, müşterilerimiz, arkadaşlarım neredeyse bu semtlerde. Tam olarak depremin tüm acısıyla hissedildiği noktadayız yani. Cuma günü deprem sonrası gördüklerim, yaşadıklarım çok acıydı. Her yer cehennem gibiydi. Yıllardır her yerini ezberlediğim parklar apartmanlar bir anda değişti. Büyük bir kaosun ve çaresizliğin içinde bulduk kendimizi. Bu koşullarda hareketsiz kalmak, çaresizce oturmak en zoruydu belki de. Bu sebeple öncelikle kendi akıl sağlığım için bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm. Faydalı olduğumu hissetmek, bir boşluğu doldurmak kalbimizde oluşan koca boşluğa iyi geldi.</span></p>
<p><b>Deprem dayanışma faaliyetlerini nasıl organize ettiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumartesi sabahı yıkılan binaların hemen arka sokağında bulunan Kübik Kafe’yi açmaya karar verdim. Tabii çalışma arkadaşlarım dahil olmak üzere herkes çok korkmuştu. Elektrik ve su çoğu yerde yoktu. Kafeyi açıp en azından internet, elektrik, su, tuvalet ihtiyacını giderebilirim diye düşündüm. Elimizden geldiğince de kafede bir şeyler hazırlayıp etrafımızdakilere ikram ettik. Pazar sabahı daha fazlasına ihtiyaç olduğunu düşünüp birkaç arkadaşımla görüştüm ve sosyal medyada bir video paylaştım. Evde çorba yapıp getiren arkadaşlarımla parklarda bekleyen insanlara dağıtıma çıktık. Bu sırada videoyu görüp gelemeyenler internetten yiyecek, hijyen malzemesi satın alıp kafeye göndermeye başladılar. Gelenlerle alanları gezip anlık ihtiyaçları tespit edip video paylaştıkça yardımlar büyüdü. Çadırları tek tek dolaşıp depremzede ve yetkili kurumlarla görüşüp ihtiyaçları öğrendik. Gelen yardımlar arttıkça kafeye sığmamaya başladı. Kübik Kafe’nin hemen yanında yer alan Sahne Modda’yı depo alanına dönüştürdük. Anlık ihtiyaca cevap vermeyecek ama ileriki günlerde lazım olacak ev eşyası, mutfak eşyası, yatak vb malzemeleri de sahnede depoladık. Bu sırada gönüllü destek veren sayımız hızla arttı. 2. ayın sonunda yaklaşık 350 aileye farklı büyüklüklerde yardım edip ufak da olsa yardım etmeyi başardık.</span></p>
<p><b>Dayanışma faaliyetlerinde karşılaştığınız zorluklar, engeller, riskler neler oldu ve bunlarla nasıl baş ettiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-63187" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/dayanisma-agi-640x853.jpg" alt="dayanışma ağı" width="347" height="463" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/dayanisma-agi-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/dayanisma-agi.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 347px) 100vw, 347px" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle pandemi en büyük riskti. Bunu unutmadan hareket etmek gerekiyordu. Neyse ki hiçbirimiz covid olmadan süreci tamamladık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kardeşim Gökçe’nin yardımıyla sistemli çalışmaya başladık. Gönüllülerin dikkat etmesi gereken kuralları oluşturduk. Tüm gelen yardımları imzalı teslim aldık ve ilettiğimiz kişiye de tutanakla verdik. Sadece 3 kişi gelen ve giden yardım bilgisini işledi hepimizin gördüğü listeye. Her şeyi dijital ortamda kayıt altında tutmak yaptığımız en doğru hareketti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk ay pazar dahil her gün açtık kafeyi. Gönüllülük esaslı bir ekip olduğumuz için bazen insan kaynağı anlamında sıkıntı yaşadık. İnsan gücüne ihtiyaç duyduğumuz anlar çok oldu. Eşyalar geliyor indirilip depoya taşınması lazım örneğin. Sonrasında da doğru adrese götürülmesi gerekiyor. Gelen herkes eşya taşıdı. Üyesi olduğum derneklerden ve arkadaşlarımdan nakliye aracı ve insan desteği geldi sonrasında. Bu çok doğru bir hamleydi çünkü genel gözlemim depremde İzmir’e her yerden çok yardım  geldi ama bunların aktarımı kısmında iyi organize olunamadığı için sıkıntı yaşanıldı. Biz bu sıkıntıyı kendi içimizde çözdük. Her gün nakliyecilerle gönüllümüz Begüm ev ev dolaştı. Bir gün önceden adresleri listeledik ve rotamızı belirledik. Bir yandan nakliye ile eşya bağışında bulunanlardan eşya toplayıp ihtiyacı olanlara da eşya aktarımı yaptılar. Bu sırada gelen göllülere yemek yapan gönüllüler oluştu. Bu kısımda kritik ve çok doğru bir çözümdü. Kafeye çok sayıda depremzede gelmeye başladı. Bir yandan biz çadırlara gidiyoruz bir yandan nakliye geziyor bir yandan da kafeden eşya dağıtıyoruz. O sırada da aniden bir çok malzeme geliyor bağış olarak. Tüm bunlar olurken ticari faaliyetlerimizin de sürüyor ve çalışıyor olmamızın yarattığı zorluklar oldu. Hepsi içimizdeki dayanışma ve mücadele ruhuyla bir şekilde çözüldü.</span></p>
<p><b>Dayanışma çalışmalarına devam ediyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2 ay sürdü aktif dayanışmamız. Yeni yılla birlikte sonlandırıyoruz. Çünkü adı konulmuş bir oluşum değiliz ve yasal gereklilikler bir süre sonra bizi zorlayabilir diye düşünüyorum. Katkı sağlayan herkesin iş hayatında da aktif olması yardımlaşmayı bitirmemize başka bir sebep.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bununla beraber Kübik’te EÇEV ve BALEV yararına ürünlerin satıldığı iki standımız var. Gelirin tamamı bu vakıflara aktarılıyor. En azından bir taraftan dayanışmayı sürdürülebilir kılmaya çalışıyoruz.</span></p>
<p><b>Dayanışma faaliyetlerinin yaygınlaşması için neler söylemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dayanışma faaliyetlerinin artması için birbirimize güvenmemiz, egolarımızdan uzaklaşmamız, çıkar çatışmasına girmeden ortak amaca odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum. Sahada gördüğüm en büyük sıkıntılar bu çatışmalardı. Kurumlar tek amaca odaklanıp geri kalan detaylarda boğulmasalar aslında çok daha büyük katma değer yaratılabilirdi. Bize ihtiyaç oluşmasının temel sebebi bağışta bulunmak isteyen insanların çoğunun  kurumlara maalesef güvenmemesi ve kurumlar arası iletişimsizlik, organizasyon eksikliği. Bu süreç bize çok şey öğretti. Mevlana’nın şu sözünü hatırladık hep “Nice insanlar gördüm, üzerinde elbise yok. Nice elbiseler gördüm içinde insan yok”  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Apartman görevlisi bir abimiz geldi gözü tok, dünya malında gözü olmayan&#8230; Gözlerimiz yaşardı. Bunun yanında bazı kişilerle tanıştık insanlığımızdan utandık. </span><span style="font-weight: 400;">Dayanışma faaliyetleri doğru iletişim ve temiz kalpli insanlarla artacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eklemek istediğim en güzel söz: “Dayanışma yaşatır!”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/29/dayanismanin-artmasi-icin-egolari-birakip-ortak-amaca-odaklanmak-gerek/">“Dayanışmanın Artması İçin Egoları Bırakıp Ortak Amaca Odaklanmak Gerek&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Depreminin Mekansal Yansımaları ve Çocuklara Etkisi Raporlaştırıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/23/izmir-depreminin-mekansal-yansimalari-ve-cocuklara-etkisi-raporlastirildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2020 09:53:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir depremi]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Depreminin Mekansal Yansımaları]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Dedektifi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şehir Dedektifi İnisiyatifi, hazırladığı İzmir Depremi Sonrası İzleme Çalışmaları raporunda, AFAD'ın verileri ve çocuk hakları örgütlerinin gözlem raporları çerçevesinde depremin mekânsal yansımalarına ve çocuklar üzerindeki etkisine odaklanıyor. Raporda geçici barınma alanlarının kent planlamasındaki hayati önemine de dikkat çekiliyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/23/izmir-depreminin-mekansal-yansimalari-ve-cocuklara-etkisi-raporlastirildi/">İzmir Depreminin Mekansal Yansımaları ve Çocuklara Etkisi Raporlaştırıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müge Yaylacık tarafından kaleme alınan <a href="https://medium.com/sehir-dedektifi/i%CC%87zmir-seferihisar-depremi-d4f5989fd786" target="_blank" rel="noopener noreferrer">“Depreminin Mekansal Yansımaları ve Çocuklar Üzerindeki Etkisi”</a> başlıklı raporda, ayrıntıları paylaşılan İzmir Depremi Sonrası İzleme Çalışmaları’nda, 30 Ekim 2020 tarihinde gerçekleşen İzmir Seferihisar depremin kaçınılmaz bir doğal afet olmasına karşın, alınabilecek önlemler ile deprem sonrası oluşan zararı en aza indirgemenin mümkün olduğu hatırlatılıyor.</p>
<p>Şehir Dedektifi’nden Gizem Kıygı, İrem Duygu Tiryaki ve Melek Gedikbaş ile birlikte gerçekleştirilen çalışmada İzmir’in Bayraklı ilçesinde depremin mekansal yansımaları ve depremin çocuklar üzerindeki etkisi ele alınıyor. İzmir Depremi Sonrası Bayraklı İlçesinde Mevcut Durum Haritası hazırlayan ekip, geçici barınma alanlarının kent planlamasında hayati önemine dikkat çekiyor.</p>
<h5><strong>“Geçici Barınma Alanları”nın Kent Planlamasında Hayati Önemi</strong></h5>
<p>İzmir depremi esnasında beş bina ve sonrasında ise kontrollü olarak on bina yıkılmasına karşın, diğer binalarda meydana gelen hasarlar, deprem sonrası barınma gereksinimini ortaya çıkardı. Bayraklı ilçesinde mevcut acil toplanma alanları, geçici barınma alanlarına ve çadırkentlerine dönüştürüldü. Ancak, İzmir depremi acil durumlarda, geçici barınma alanlarının afetzedeler için erişebilir ve teknik altyapı açısından yeterli donatılara sahip olmasının hayati rol oynadığını tekrar gösterdi.</p>
<p>Çadırkentlerin kurulduğu alanlar, <a href="https://izmir.afad.gov.tr/izmir-toplanma-alanlari" target="_blank" rel="noopener noreferrer">AFAD tarafından belirlenen acil toplanma alanları </a>ile bütüncüllük gösterse de gıda, sıcak su, elektrik, ısınma, tuvalet gibi temel ihtiyaçların eksikliği depremzedeler için zorluk yaşatıyor. Genellikle yeşil alanlarda bulunan geçici barınma alanlarının kapasitelerinin yetersiz oluşu, depremzedeler için ortak geçici barınma merkezi oluşturma ihtiyacını doğurdu.</p>
<h5><strong> </strong><strong>Çocuk Hakları Temelli Gözlem Raporu: Depremde Çocuk Olmak</strong></h5>
<p>30 Ekim 2020 tarihinde yayınlanan <a href="https://chm.fisa.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/son_izmir_deprem_cocuk_revised.pdf" target="_blank" rel="noopener">İzmir-Seferihisar Depremi Çocuk Hakları Temelli Gözlem Raporu</a>’nda bahsedilen bazı hususlar depremi çocukların gözünden anlayabilmek için bir rehber niteliği taşıyor. Yakınlarını kaybeden çocukların da dahil olduğu tüm çocuklar, bildikleri hayatlarından farklı yeni bir yaşama adapte sürecine girerken, çadırkent alanlarına çocuklar için sosyal etkinlik ortamları, spor alanları, eğitim istasyonları ve kütüphaneler gönüllüler, belediyeler, STK’lar tarafından kuruldu. İlgili kişiler, oyun odaklı etkinlikler sayesinde çocukların iyileşme sürecine katkı sağlıyor.</p>
<p>Raporda, havaların soğuması ile birlikte çadırlara yakın noktalarda kurulmaya başlanan sobalar yüzünden meydana gelen hava kirliliği, çadır alanlarında hava sirkülasyonunun yetersizliği yanında, yangın riski taşıyor. Koşullar, çocukların sağlığı ve güvenliği için tehdit oluşturuyor.</p>
<p>Seferihisar’da çadır alanlarında olası ihmal, istismar, şiddet ve kötü muameleden çocukları korumak için çocuklarla yapılan etkinlik alanlarında “izinsiz fotoğraf ve video çekmeyin” yazılı uyarılar asılmasına karşın, depremzedelerin kaldığı çadır alanlar çevredeki insanlar için “seyirlik alan” olmasının önüne geçilemedi. Bunun önüne geçmek ve özellikle çocukların güvenliğini sağlayacak bir denetim mekanizmasının gerekliliği ortaya çıktı.</p>
<p>Şehir Dedektifi mevcut tabloyu bu şekilde değerlendirerek, önerilerini sıralıyor:</p>
<ul>
<li>Geçici barınma alanlarının konumları, mevcut altyapıları, kapasiteleri kentsel planlama sürecine dahil edilmeli.</li>
<li>Konut alanlarındaki yapı kalitelerinin ve zemin etütlerinin yapılması sürecinde bu alana hâkim olan profesyonellerin yardımı ile gerçekleştirilmeli ve tüm süreç sorumlu paydaşlar tarafından denetlenmeli.</li>
<li>Depremden etkilenen her birey deprem sonrasında barınma, yeme, içme, sağlık, güvenlik, gıda, eğitim gibi pek çok temel ihtiyaca gereksinim duyduğu unutulmamalı.</li>
<li>Çocukların da “birey” olduğu ve tüm temel ihtiyaçlara eşit şartlarda erişme hakkına sahip oldukları hatırlanmalı.</li>
<li>Olası bir deprem anında, her bireyin tüm bu haklara erişebilir olması ve eşit şekilde yararlanması sağlanmalı.</li>
</ul>
<p>Yine Şehir Dedektifi tarafından kaleme alınan “<a href="https://medium.com/sehir-dedektifi/deprem-sonras%C4%B1-%C3%A7ocuklar%C4%B1-g%C3%B6zetecek-mek%C3%A2nsal-d%C3%BCzenlemeler-i%C3%A7in-%C3%B6neriler-943e866556b0" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Deprem Sonrası Çocukları Gözetecek Mekânsal Düzenlemeler için Öneriler</a>” adlı yazıda deprem gibi yıkıcı afetler sonrası önlemlerin, kurulan geçici barınma alanlarının çocukların ihtiyaçları gözetilerek planlanmamasının, bu alanlarda çocukların fiziksel, zihinsel ve ruhsal bütünlüklerine zarar gelmesine, ihmal ve istismara maruz kalmalarına yol açabileceğinin altını çiziyor. Bu nedenle afet planlamasının her aşamasında çocukların gözetilmesi ve önceliklendirilmesi gerektiğinin vurgulandığı yazıda sıralanan mekânsal politika önerileri ise şunlar:</p>
<ul>
<li>Yer seçimleri hasarlı yapılardan ve enkazlardan uzak alanlarda yapılmalı.</li>
<li>Tespit çalışmalarında her çocuğun ihtiyacı dikkate alınmalı.</li>
<li>Çocukların erişebilecekleri destek noktaları oluşturulmalı.</li>
<li>Geçici barınma alanlarında mevsim şartları ve yangın tehlikesi göz önünde bulundurulmalı.</li>
<li>Suya ve gıdaya erişim mekânsal olarak planlanmalı.</li>
<li>Çocuklar için ayrı tuvalet ve duş alanları oluşturulmalı.</li>
<li>Engelli çocukların ihtiyaçları dikkate alınmalı.</li>
<li>Çocuk oyun, etkinlik ve toplanma alanları oluşturulmalı ve bu alanlar oluşturulurken çocukların fikirleri alınmalı.</li>
<li>Sağlık hizmetlerinin sağlandığı merkezler çoğaltılmalı.</li>
<li>Uzman desteği ve işbirliğine önem verilmeli.</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/23/izmir-depreminin-mekansal-yansimalari-ve-cocuklara-etkisi-raporlastirildi/">İzmir Depreminin Mekansal Yansımaları ve Çocuklara Etkisi Raporlaştırıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depremden Zarar Gören Bölgelerdeki Evcil Hayvanlar için Gönüllü Çalışmalar Sürüyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/17/depremden-zarar-goren-bolgelerdeki-evcil-hayvanlar-icin-gonullu-calismalar-suruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2020 08:33:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir depremi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61004</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Valiliği Yerel Hayvan Koruma Görevlisi Sibel Altun, 30 Ekim Cuma gününden itibaren evlerinde evcil  hayvanları olan kişilerin yardım talepleriyle ekip olarak depremde hasar gören yapıların olduğu bölgelerde hayvanların tahliyesini sağladıklarını ve sahipleriyle buluşturduklarını aktarıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/17/depremden-zarar-goren-bolgelerdeki-evcil-hayvanlar-icin-gonullu-calismalar-suruyor/">Depremden Zarar Gören Bölgelerdeki Evcil Hayvanlar için Gönüllü Çalışmalar Sürüyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61006 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/izmir-depremi-640x853.jpeg" alt="izmir depremi" width="250" height="333" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/izmir-depremi-640x853.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/izmir-depremi.jpeg 720w" sizes="auto, (max-width: 250px) 100vw, 250px" />Yıkım kararı alınma sırasına göre evlerden hayvanlara erişip sahipleriyle buluşturduklarını söyleyen Altun, enkaz bölgesine girmeye çalışan hayvanları Belediyeler ve AFAD’ın desteğiyle güvenli bölgelere çektiklerini, taşınmalar sırasında evde kalan hayvanların tahliyelerini sağladıklarını iletirken yıkılmaların devam ettiği bölgede itfaiye ve AFAD desteği ile çalışmaların devam ettiği bilgisini aktardı. Sürecin zorluklarına dair, ilk üç gün koordinasyon sorunu yaşadıklarını belirten Altun, üçüncü gün sonunda yıkımı gerçekleşen binalarda evcil hayvanlar olduğu bilgisini yetkililere ilettiklerini, bu sürecin takibini yaptıklarını söylüyor. Çok sayıda canı kurtararak sahipleriyle buluşturduklarını ve bir kısmının da belediye bakımevlerinde sahiplerini beklediğini belirten Altun, sahiplerini bulamadıkları hayvanlar için ise sahiplendirme yoluna gittikleri bilgisini veriyor.</span></p>
<p><strong>Altun, depremin ilk günüden itibaren gerçekleştirdikleri çalışmaları şöyle özetledi:</strong></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;">Ahbap aracılığıyla, yardımların geldiği andan itibaren 13 hayvan sever gönüllüyle deprem bölgesinde acil besleme yapması için kuru ve konserve mama desteği,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Enkaz ve yıkılma kararı olan binalarda yaklaşık 89 kedi, 1 kaplumbağa, 6 köpek, 4 akvaryum ve 8 kuş kurtarıldı. Bu operasyonlarda Ahbap tarafından gönderilen kutu ve mamalar kullanıldı, yine evine giremeyen hayvan severlere kutu ve mama desteği verildi,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Acil yıkım kararı çıkan bina çevresindeki hayvanlar kutular ile güvenli bölgeye çekildi,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">10 kedi Ahbap tarafından sahiplenildi,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">6 kedinin acil tedavisi Ahbap tarafından ödendi ve başka şehirlere naklinde gelen bağış kutular kullanıldı,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">3 küçük ırk köpek için büyük boy kutu Ahbap tarafından temin edildi ve nakil sağlandı, </span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Altun son olarak, acil durumlar dışındaki zamanlarda da belediyeler ile eş güdümlü sahiplendirme, tedavi, barındırma gibi çalışmalar dışında hayvan hakları ihlallerinde kurumlar ile ortak çalışmalar çalışmalar yaptıklarını söyledi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/17/depremden-zarar-goren-bolgelerdeki-evcil-hayvanlar-icin-gonullu-calismalar-suruyor/">Depremden Zarar Gören Bölgelerdeki Evcil Hayvanlar için Gönüllü Çalışmalar Sürüyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Deneyim Aktarımı ve Koordinasyonun Desteklenmesi Gerekiyor!”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/14/deneyim-aktarimi-ve-koordinasyonun-desteklenmesi-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2020 09:47:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Can Tülük]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Köprüsü Dayanışma Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir depremi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60878</guid>

					<description><![CDATA[<p>30 Ekim günü İzmir’de yaşanan depremde hayatta kalan bireylerin acil ihtiyaçlarının giderilmesi yönünde çalışmalar yürüten Halkların Köprüsü Dayanışma Ağı gönüllülerinden Can Tülük ile ve İzmir Gönüllüleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Katipoğlu ile sahaya dair gözlemlerini ve önerilerini konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/14/deneyim-aktarimi-ve-koordinasyonun-desteklenmesi-gerekiyor/">“Deneyim Aktarımı ve Koordinasyonun Desteklenmesi Gerekiyor!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-60905 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Nilgun-Katipoglu.jpg" alt="Nilgün Katipoğlu" width="300" height="225" />İzmir Gönüllüleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Katipoğlu, İzmirli gönüllülerle birlikte evleri dolaşarak bu yardımları bir araya getirerek, geceleri boyoz, çay-kahve dağıtarak hem çalışan ekiplerle hem de saha gönüllüleriyle konuşabilme fırsatı yakaladıklarını anlattı. Her kriz döneminde olduğu gibi İzmir depreminde de sahada yardımları yapan kurum ve kişiler arasında görülen sıkıntılara dikkat çeken Katipoğlu; “Böyle zamanlarda yetkili kişilere güvenmek ve uyarılarına uymak, yardımların ulaşabilmesinde tek önemli kuraldır. Bu sebeple siyasi veya ego temelli birçok tartışmalara şahit olduk. Üzüldüğümüz, karmaşaya sebep olan, pek çok “ben bilirimci” tavırlarla, yardım etmek ısrarında olan gruplar var idi. Bizler İzmir Gönüllüleri olarak, bu kavgaların hiçbirisine girmedik ve tasvip etmedik. Birleştirmekten, incitmemekten, çoğulculuktan yana olduğumuzu her alanda ifade ediyoruz. Çıkarlarla veya ideolojik bakışlarla iş yapmak ısrarı, sivil olan bizlere uygun değil. Acının orta yerinde, insan ve hayvan hayatının söz konusu olduğu bir vakitte böyle hesaplara düşmenin, insanlığa yakışmadığına inanıyoruz” dedi.</p>
<p>Halkların Köprüsü Dayanışma Ağı gönüllülerinden Can Tülük, depremin hemen ardından yıkılan ve hasar gören binaların olduğu bölgeye hareket ettiklerini ve sahadaki deneyimleri ile mevcut gönüllülük taleplerine destek olabilmenin yollarını aradıklarını söyledi. Hem dayanışma malzemelerinin çokluğu hem de gönüllülerin çokluğundan mutluluk duyduklarını aktaran Tülük, sosyal medyadaki çağrılardan hareketle birbirinden habersiz olarak yönlendirilen ihtiyaçların koordinasyon eksikliğini ortaya koyduğunu söyledi.</p>
<p>Acil ihtiyaçların giderilmesinden, günlük ihtiyaçların giderilmesine doğru ilerleyen süreçte deneyim aktarımının ve koordinasyonun desteklenmesinin gerekli olduğunu düşündüklerini belirten Tülük, AFAD ve Kızılay’ın afet sonrası müdahalelerine dair, geniş bir yapılanmaya ihtiyaç olduğunu kaydetti. Tülük, her iki kurumun afet sonrası müdahale etmek konusunda uzmanlaşmış kurumlar olmalarına karşın, uzmanlıklarını insan hakları kriterleri çerçevesinde ihtiyaçları doğru tespit edip giderme konusunda bazı eksiklikleri olduğu konusunda endişelerini dile getirdi:</p>
<p>“Örneğin söz konusu mülteciler olduğunda söz konusu kurumların desteğinin eksik kaldığının farkındayız. Söz konusu iki kurum mültecilerin toplumsal hafızalarında iyi olmayan anılar barındıran mülteci çadır kamplarının düzenlenmesi ve idaresiyle görevlendirilmiş iki kurum. Tabii bu mülteci dostlarımızdan duyduğumuz fakat izleme çalışması yapamadığımız çadır kamplarına dair ‘en hafif tanımlayıcı tabir’. 29 tane olan mevcut çadır alanlarının 2 büyük alana indirileceği ve bu alanlarda AFAD ve Kızılay’ın yetkilendirileceği bilgisi buna ilişkin endişelerimizi arttırmakta. Bu alanlarda, insan hakları örgütlerinin izleme yapabiliyor olması oldukça önemli.”</p>
<h5><strong>Ayrımcılığa Maruz Kalan Mülteci Depremzedeler </strong></h5>
<p>Bu tespitlerinin yanı sıra Tülük, deprem ve sonrasıyla ilgili dayanışma çalışmaları ve gözlemlerini aktardıkları özellikle depremden etkilenen mültecilerin durumlarına ilişkin raporlarında değindikleri bazı başlıklardan da söz etti. Deprem bölgesinde mültecilerin haklarının tanınması için ayrıca çaba gösterilmesi gerektiğini belirten Tülük, sahadaki gönüllü sayısının fazla olması ve dayanışma malzemesinin yeterli olmasına,  koordinasyonda kolaylaştırıcılık ve deneyim aktarımıyla çözüleceğinin tespitinde bulunduklarını; acil ihtiyaçların giderilmesinden sonra gündelik ihtiyaçların giderilmesi aşamasında ortaklaşmak ve çözümler önermek için yaptıkları çalışmaları bölgede görev alan koordinasyondan sorumlu ekiplere  aktardıklarını söyledi.</p>
<p>Çadır alanlarında bulunan mülteci ailelere yönelik ayrımcı tutumlar sergilendiğini tespit ettiklerini kaydeden Can Tülük, “mülteci dostlarımızın, ihtiyaçlarını karşılamak için sahadaki görevlilere, burada oturduklarını, evlerinin zarar gördüğünü, depremden etkilendiklerini ispatlamak zorunda kaldıklarını gözlemledik. Deprem bölgesinde oturan mülteci ailelerin evlerinin elektrik faturası ve su faturası gibi belgelerle sahadaki görevlileri ikna etmeye çalıştıklarına tanık olduk.&#8221; dedi.</p>
<p>Türkiye’ye geldikten sonra “misafir” olarak adlandırılan ve en temel insan haklarından mahrum bırakılan mültecilerin, afet anında dahi ayrımcılığa maruz kaldıklarını vurgulayan Tülük, bu ayrımcı tutumlar nedeniyle çadır alanlarına girmek istemeyen mültecilerin, depremden dolayı dönecekleri bir evleri de olmadığı için sokakta kaldıklarını ya da zaten kalabalık ve dar olan akraba-tanıdık evlerinde zorunlu olarak misafir olduklarını belirtti.</p>
<blockquote><p>Depremden sonra mülteci aileler, depremin şokunu atlatamadan ayrımcılığa maruz kalarak, hayatlarına çok daha zor koşullarda devam etmeye çalışmışlardır. Bu durumun insan haklarına aykırı olduğu kanaatindeyiz.</p></blockquote>
<p>Depremden en fazla etkilenen Bayraklı dışındaki diğer ilçelerde, ekonomik koşullarının güçlüğü nedeniyle eski ve güvensiz binalarda ikamet etmekte olan ve depremden olumsuz etkilenen mültecilerin de zorunlu olarak Bayraklı’daki çadır alanlara yönlendirildiğine değinen Tülük, bu süreçte sahada görev alan kişilerin yaklaşımlarına hazırladıkları raporda yer verdiklerini kaydetti:</p>
<p>&#8220;Yardım görevlilerinin, mültecilere verilesi gereken yardımları suistimal ettiklerini, mültecilerin buradaki koşulları beğenmediklerini, <img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-60894 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Can-Tuluk.jpg" alt="Can Tülük" width="237" height="319" />bu ‘desteklerin mülteciler için fazla bile olduğunu’, ‘tüm deprem vergilerinin mülteciler için harcandığı’ gibi sözlerinin, mülteciler açısında onur kırıcı olarak niteliyoruz. Çadır alanları, depremden etkilenen herkesin kaynaklara eşit olarak ulaşabildiği, ihtiyaçların karşılandığı ve ayrımcılığın yapılmadığı güvenli alanlar olmalıdır. Mülteci ailelerin, bu koşulların sağlandığı bir ortamda bile olmak istememeleri ise son derece anlaşılır bir durumdur. Çünkü çadırlardan oluşan ve içerisine devlet kurumları dışında hiçbir kurumun gözlemci olarak dahi alınmadığı mülteci kampları, mültecilerin toplumsal hafızasında travmatik izler taşımaktadır.”</p>
<p>Raporda, tespit ettikleri tüm bu hususları STK’larla ve bölgenin düzenlemesinde rol alan İzmir Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri ve gönüllüleriyle paylaştıklarını kaydeden Tülük, söz konusu çabalarının sadece bireysel düzeyde karşılık bulunduğunu söyledi. Tülük son olarak, Halkların Köprüsü Dayanışma Ağı olarak deprem sahasından edinilen tespitler doğrultusunda ayrımcılığı önleyici politikaların ve dayanışmanın, yerelden başlayarak tesis edilmesi ve örgütlenmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini noktaladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/14/deneyim-aktarimi-ve-koordinasyonun-desteklenmesi-gerekiyor/">“Deneyim Aktarımı ve Koordinasyonun Desteklenmesi Gerekiyor!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızılay Haftası ve Kızılay’ın Afette Üstlendiği Rol</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/kizilay-haftasi-ve-kizilayin-afette-ustlendigi-rol/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2020 10:51:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir depremi]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılay Haftası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60640</guid>

					<description><![CDATA[<p>1868 yılından bu yana yardım faaliyetleri yürüten Türkiye Kızılay Derneği,(Türk Kızılayı-Kızılay) 152 yaşında. Kızılay Haftası’nın (28 Ekim-4 Kasım) İzmir depremi ile çakışması nedeniyle, Kızılay’ı, afet ve özellikle depremde üstlendiği rol üzerinden ele alıyoruz. Yağmurda su alan beyaz bez çadırlardan modern afet çadırları üreten fabrikaları ile devasa sivil örgüte dönüşen Kızılay, her afette sahada aktif olarak görev alıyor. STK Afet Platformu içinde diğer sivil örgütlerle birlikte hareket eden Kızılay, yer yıl 30 milyona yakın kişiye yardım ulaştırabilen, 50’den fazla ülkeye yardım ulaştıran, Türkiye’nin en fazla bağış toplayan ve en çok çalışanı olan derneklerinden biri. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/kizilay-haftasi-ve-kizilayin-afette-ustlendigi-rol/">Kızılay Haftası ve Kızılay’ın Afette Üstlendiği Rol</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en eski ve en yaygın sivil toplum kuruluşu olan Kızılay Derneği&#8217;nin kamu ile ilişkileri, bağımsızlığı ve statüsü her zaman önemli tartışma konularından biri olageldi. Türkiye’de Kamu Yararına Çalışan Dernek statüsü bulunan en eski STK, Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti (Türkiye Kızılay Derneği). Bu statüyü 1913 yılında kazanan Kızılay, bu sayede mali konularda, bağış ve yardım yoluyla gelir yaratmak ve vergi muafiyeti gibi kazanımlara sahip oldu. Bununla birlikte, Kızılay, aynı zamanda bu statüdeki diğer derneklerden farklı olarak, bazı özel düzenlenmiş hükümlere de tabi. Kızılay Derneği diğer kamu yararına çalışan diğer dernekler gibi en az iki yılda bir İçişleri Bakanlığı’nca denetleniyor ancak 5253 sayılı Dernekler Yasası, dernek ile ilgili özel hüküm içeriyor;  buna göre dernek tüzüğündeki değişiklikler, Bakanlar Kurulu’nun onayı ile yapılabiliyor. Bu durum Kızılay’ı <a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/705535">“kamunun yakın gözetimindeki dernek”</a> durumuna sokuyor.</p>
<p>COVID-19 salgınında kan bağışının yanında, immun plazma (pasif aşılama) bağışı toplanmasında görev üstlenen Kızılay’ın kurumsal yapısı ve üstlendiği sorumluluklar oldukça çeşitli; ulusal afet yönetimi, kan hizmetleri, uluslararası yardımlar, sosyal hizmetler, sağlık hizmetler, ilk yardım, gençlik hizmetleri, göç ve mülteci hizmetleri ile yardım ve bağış faaliyetlerini yürütürken, aynı zamanda kendi gelirini temin etmek için barınma sistemleri ve mineralli su işletmeleri ile gelir getirici faaliyetler yürütüyor.</p>
<p><strong>Kızılay’ın Depremde Üstlendiği Görevler</strong></p>
<p><a href="https://www.kizilay.org.tr/neler-yapiyoruz/ulusal-afet-yonetimi">Ulusal Afet Yönetimi</a> başlığı altında, afet müdahale ve afet lojistik sistemlerini Türkiye’nin her bölgesine yaygınlaştıran Kızılay, bu ağ ile “dünyanın en iyi afet örgütlenmelerinden birine” sahip. 9 Bölgesel ile 23 Yerel Afet Müdahale ve Lojistik Merkezleri sayesinde en kısa sürede afet alanına ulaşabiliyor; afet olduğunda, öncelikle bir afet bölgesine Mobil Ekmek Fırını, Mobil Mutfak ve Mobil İkram Araçları ile acil beslenme hizmeti veriyor. Acil barınma konusunda ise diğer ilgili kamu kurumlarına yardımcı rol üstleniyor. Ankara ve Erzincan’da çadır işletmesi ve üretim atölyesi bulunan Kızılay, yurt içi ve yurt dışı insani yardım çalışmalarında uzun süreli kullanılabilen afet çadırı üretiyor.</p>
<p>Kızılay afet dönemlerinde afetin yaşandığı bölgeye özel bağış toplayabilmek amacıyla, Bağış Kategorileri arasında “Afet Bağışları” altında Acil Afet Çadırı Bağışı, Mobil Mutfak Bağışı ve her afet için ayrı isimle bağış olanağı sunuyor. Son yaşanan İzmir depremi için <a href="https://www.kizilay.org.tr/Bagis/BagisYap/197/izmir-depremi-insani-yardim">İzmir Depremi İnsani Yardım</a> hesabı açarak, dileyen bağışçıların doğrudan İzmir’de depremzedelere bağışta bulunmasına olanak sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.kizilay.org.tr/Bagis/BagisYap/20/acil-afet-cadiri-bagisi">Acil Afet Çadırı Bağışı’nda</a> da belirtildiği gibi, Kızılay afet bölgelerinde oluşan geçici barınma ihtiyacını kendi ürettiği afet çadırları ile karşılıyor. Geçmişte yağmurlu havalarda su geçiren bez çadırları ile hatırladığımız Kızılay, Malatya’da faaliyete geçirdiği Kızılay Çadır Üretim Tesisleri adlı çadır fabrikası ile yurt içi ve yurt dışı insani yardım çalışmalarında uzun süreli olarak kullanılabilecek afet çadırları üreten bir konuma geldi. Afet çadırlarının yanı sıra, ihtiyaca yönelik özel çadırlar üretebiliyor. Afetzedelerin güvenliği ve rahatlığı düşünülerek tasarlanan Acil Afet Çadırları, %100 pamuklu kumaştan üretiliyor, su geçirmiyor ve tutuşmuyor. 2005 yılında ticari işletme statüsü kazanan <a href="https://www.kizilay.org.tr/neler-yapiyoruz/barinma-sistemleri">Kızılay Çadır Üretim Tesisleri’nin</a> amacı, “her türlü doğal ve insan kaynaklı acil durumlarda kullanılan geçici barınma ihtiyaçlarını modern ve güvenilir ürünler ile en hızlı şekilde karşılamak”. Kızılay, Barınma Sistemleri tarafından üretilen ürün satışından elde edilen gelirin fazlasını sosyal yardım ve afet müdahale hizmetlerinde kullanıyor.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-60645 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Kizilay-Izmir-Depremi.jpg" alt="" width="227" height="688" />İzmir Depreminde Kızılay </strong></p>
<p>Her afet bölgesinde olduğu gibi önce beslenme için mobil ve beslenme üniteleri, barınma ve barınma ve temel afet malzemeleri gönderiyor. Ek olarak afet bölgesine halk sağlığı ve psiko-sosyal destek ekiplerini sevk ediyor. Ayrıca, COVID-19 salgını nedeniyle, artık her afet bölgesine maske dezenfektan da ekleniyor. Ek olarak, afet bölgesinde ihtiyaca bağlı olarak kan bağışı ve kan desteğinde bulunuyor.</p>
<p>Geçen hafta İzmir depremi nedeniyle “İzmir’in Yaralarını Birlikte Saralım” mesajı ile faaliyetlerini sahada sürdüren Kızılay’ın yürüttüğü İzmir’de STK Afet Platformu ile birlikte ve diğer çözüm ortakları ile ortak çalışmalar yürütüyor. İzmir’de 200’ü aşan profesyonel çalışanı 500’den fazla gönüllüsü ile hizmet veriyor. 10 bin aileye alışveriş kartları veriyor. Pandemi devam ederken, İzmir’de 2,5 milyon kişisel koruyucu ekipman ve dezenfektan dağıtan Kızılay, afetzedelerin içinde bulundukları durumu en az hasarla atlatabilmeleri ve afet sonrası post-travmatik stresle başa çıkabilmeleri için psiko-sosyal destek hizmeti de veriyor. Bu kapsamda 900’e yakın kişiye ulaşan Kızılay, afet alanında ve çadır kentlerde ziyaretler gerçekleştirerek görüşülen afetzedelere psikolojik yardımı sürdürüyor. Evleri hasar gördüğü veya yıkıldığı için geceyi dışarıda geçirmek durumunda kalan İzmirlilerin soğuktan etkilenmemesi için bölgeye 2 bin 403 barınma malzemesi ile bin 256 adet ısıtıcı, 16 bin 50 adet battaniye, 6 bin 888 adet yatak ve 2 bin 657 adet mutfak seti gönderdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/kizilay-haftasi-ve-kizilayin-afette-ustlendigi-rol/">Kızılay Haftası ve Kızılay’ın Afette Üstlendiği Rol</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk Görseli Paylaşmak için İyi Niyetli Olmak Yeterli mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/cocuk-gorseli-paylasmak-icin-iyi-niyetli-olmak-yeterli-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Suntekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2020 08:06:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk fotoğrafı paylaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir depremi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60650</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm çocukların hayatlarına güven içinde devam edebilmelerini ve haklarına erişmelerini sağlamak biz yetişkinlerin ve karar vericilerin en temel görevidir. Afet ve acil durumlarda çocuk fotoğrafı paylaştığımız ilk an aslında kötü bir şey yaptığımızı düşünmeyiz, hatta belki de bu acılara ortak olduğumuz hissine kapılırız. Ancak duygularımızı böyle aktarmak çocuklara şiddetsiz bir dünya sunmaya, cinsel istismarı engellemeye, çocukların risklerden uzak yaşamasına, çocukların etkili korunmasını sağlamaya ve en temelde çocukların haklarını korumaya yetmez!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/cocuk-gorseli-paylasmak-icin-iyi-niyetli-olmak-yeterli-mi/">Çocuk Görseli Paylaşmak için İyi Niyetli Olmak Yeterli mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklarla ilgili konularda, mesela onlara şiddet uygulandığı ile ilgili bir haber okuduğumuzda, cinsel istismara maruz kaldıklarını gördüğümüzde, denizde batan bir şişme mülteci botunda boğulduklarını öğrendiğimizde, afetlerde enkaz altında kaldıklarını izlediğimizde çok yoğun öfke ve üzüntü duyguları yaşarız. Çoğu zaman bu duyguların etkisi ile bu olayları yaşamış çocukların görsellerini sosyal medyada paylaşır ve veryansın ederiz. Bunu yaptığımız ilk an aslında kötü bir şey yaptığımızı düşünmeyiz, hatta belki de bu acılara ortak olduğumuz hissine kapılırız. Ancak duygularımızı böyle aktarmak çocuklara şiddetsiz bir dünya sunmaya, cinsel istismarı engellemeye, çocukların risklerden uzak yaşamasına, çocukların etkili korunmasını sağlamaya ve en temelde çocukların haklarını korumaya yetmez! Öfkemizi, üzüntümüzü dışa vururuz hatta konunun magazinleşmesine katkı sağlayıp böyle görüntüler karşısında duyarsızlaşırız ancak çocuklara zarar veren var olan koşulları değiştirmeye yönelik somut adımlar atmayız. Asıl sorunun kaynağını düşünmeden hareket ettiğimiz her durumda kendimize hikayeler ve o hikayelerin kahramanlarını yaratır gerçekteki ihtiyacı ve ihlali gözden kaçırırız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklarla ilgili onların görsellerini kullanarak yaygınlaştırmak istediğimiz her durumda kendimize soracağımız ilk soru, bu benim ihtiyacım mı yoksa çocuğun ihtiyacı mı? Şu an bu paylaşımı yapmaya neden ihtiyaç duyuyorum?</span></p>
<p><b>Aşağıdaki bulunan sorulara vereceğimiz yanıtlar bizim konuyu doğru değerlendirmemiz ve çocuk haklarını koruyan adımlar atabilmemiz için yol gösterici olacaktır.</b><br />
<b></b></p>
<ul>
<li><b>Çocukların bedenlerinin yetişkinlere “umut” verme sorumluluğu var mı?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Hepimizin kötü zamanları atlatabilmek için umut duymaya ihtiyacı olabilir, burada umut duyabileceğimiz şey afetlerde çocuk koruma ile ilgili devlet politkalarının geliştirilmesi konusunda olumlu adımlar atılması olmalı. Yetişkinlerin kendilerini iyi hissetmek için çocukların kurtuluş anlarını izlemeleri, paylaşmaları ve yaygınlaştırmaları çocukları araçsallaştırmaktır. Üstelik çocuklara faydası yoktur. </span><b></b></p>
<ul>
<li><b>Bu fotoğrafı herkesin görmesi çocukların kararı mı?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların en önemli insan haklarından biri katılım hakkıdır. Çocukların kendilerini ilgilendiren her konuda karar vermeye hakları vardır. Yalnız afet, kaza, savaş gibi kötü olaylar değil gündelik yaşamlarında da her durumda fotoğraflarının çekilmesi ve görünür olması için onaylarının alınması gerekir. 18 yaşın altındaki her çocuğun görüntüsünün medya araçlarında yaygınlaştırılması onun ve bakım vereninin açık onayına ve iznine tabidir.</span><b></b></p>
<ul>
<li><b>Çocukların desteklenmesi için onların bedenlerini, yüzlerini göstermeye gerek var mı?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklar sağlıklı büyüme ve gelişme hakkına sahiptirler. Her çocuk kişisel, bedensel farklılıkları, özellikleri ve koşullarından bağımsız iyilik hallerinin sağlanması için yetişkinler ve karar vericiler tarafından desteklenmelidir. Afet dönemleri dahil her çocuğun en temelde barınma ve sağlıklı büyüme hakkı olduğu kadar birey olarak tanınmaya, anlaşılmaya, kendini güvenle ifade etmeye, psikolojik olarak desteklenmeye ihtiyacı ve hakkı vardır. Çocukların temel ihtiyaçlarına dikkat çekmek; etkili çocuk koruma ve çocuk hakları politikalarını talep etmek çocuk fotoğrafları paylaşmadan da mümkündür.</span><b></b></p>
<ul>
<li><b>Çocukların ihtiyaçlarını ve haklarını anlamak ancak onları “masum” gösteren görsellerle mi mümkün?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Yetişkinler olarak çocukları “masum”, “korunmaya muhtaç”, “mağdur” gördüğümüzde onları pasifize eder, yetişkinler ve çocuklar arasında hiyerarşik bir ilişkiyi var sayarız. Bu hiyerarşik yaklaşım bizi çocukların kararları, seçimleri ve bedenleri üzerinde söz hakkımız olduğu yanılgısına götürdüğü gibi, bu tanıma sığmayan tüm diğer çocukların da kaçınılmaz olarak yok sayılmasına yol açar. Çocuklar yardıma ihtiyacı olsalar da olmasalar da haklara sahiptirler. Çocukların ihtiyaçları için harekete geçmek nasıl göründüklerinden, hangi gruba mensup olduklarından, yaşlarından ve bizim dikkatimizi çekmelerinden bağımsız yetişkinlerin sorumluluğudur.</span><b></b></p>
<ul>
<li><b>Enkaz altından çıkan çocuğun fotoğrafını paylaşmak konuyla ilgili ne fayda sağlıyor?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizde rutin olarak yaşanan doğa olaylarından biri depremlerdir. Buradaki temel ereğimiz afetlerin en az hasarla atlatılması ve can kaybının olmaması; karar vericiler tarafından her türlü önlemlerin alındığından emin olarak güven içinde bir yaşam sürdürmek. Çocukların kurtarılma anına ilişkin fotoğraflarını paylaşmamız buradaki ihmalleri görmemizin ve bu konunun takipçisi olmamızın önüne geçeceği gibi çocuğun mahremiyet hakkını da ihlal eder. 18 yaşın altında her çocuğun fotoğraflarının yayınlanması bakım verenin ve çocuğun kendi onayına tabidir.</span><b></b></p>
<ul>
<li><b>Daha önce böyle bir deneyimi yaşamış olanlar dahil, bu fotoğrafı görenler ne hissederler?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu fotoğrafları görmenin tetikleyici ve travmatize edici etkileri vardır. Yetişkinler de çocuklar da böyle fotoğrafları gördüklerinde çoğu zaman acı, korku, derin üzüntü gibi birçok olumsuz duyguyu yaşar ve bu, hayatlarında kalıcı olumsuz bir iz bırakabilir. Üstelik bu fotoğrafları görmek ve yaygınlaştırmaya katkı sağlamak kalıcı çözümler için harekete geçebilmenin aksine, çaresizlik hissinin artmasına neden olur.</span><b></b></p>
<ul>
<li><b>Çocuklar iyileşmeye başladıklarında görsellerin hala dolaşımda olması ne hissettirecek?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğru bir psikolojik destek aldıklarında çocuklar iyileşir ve hayatlarına devam ederler. Ancak medyada ve dijital alanda paylaşılan görseller kaybolmaz. Çocuklar o anı arkada bırakmak istedikçe bu fotoğraflar onların karşına tekrar tekrar çıkarak travmatik anılarının canlanmasına neden olur. </span><b></b></p>
<ul>
<li><b>Depremin ve her türlü şiddetin çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekmek için çocuk hakları odağında ne yapabilirim?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle her durumda çocuğun yüksek yararını düşünmekle başlamak gerekir. Bir yetişkin olarak öncelikle bir çocuğun bu durumu yaşamasını engellemek için harekete geçmemiz gerekir. Bu  da çocuğu bir birey olarak görerek afetler ve hazırlık için çocukları doğru bilgilendirmek demektir. Ayrıca devletin imar yasası ve deprem kanunu ile ilgili politikalarının ve uygulamalarının; yıkıma ve can kaybına neden olan ihmallerle ilgili sorumluların yargılanmasının takipçisi olmak, bu konuda giden yanlış uygulamalarda ses çıkarmak önemlidir. Afetler yaşandıktan sonra çocukların en temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak ve güvenli alan tahsisi için çalışmak, bu konuda çalışan ekiplerin koordinasyonu çerçevesinde duyurularını takip etmek, onların yönlendirmelerine göre hareket etmek önemlidir. Çocukların kriz anı ve sonrası ile baş edebilmelerini sağlayacak araçların sağlanması için konunun uzmanlarından destek almalarına katkı sağlamak ve takipçisi olmak, çocukların görsellerini paylaşmadan fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarını gündemleştirmek; bu konuda çalışan sivil toplum örgütlerine maddi manevi açıdan destek olmak, doğru kaynaklardan haber almak önemlidir. Çocuk hakları konusunda okumalar yapmak, çocuk hakları alanında çalışan uzmanların görüşlerini dikkate almak, çocuk hakları alanında çalışan sivil toplum örgütlerinde gönüllü olmak yapılabilecek şeyler arasındadır. Tüm çocukların hayatlarına güven içinde devam edebilmelerini ve haklarına erişmelerini sağlamak biz yetişkinlerin ve karar vericilerin en temel görevidir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/cocuk-gorseli-paylasmak-icin-iyi-niyetli-olmak-yeterli-mi/">Çocuk Görseli Paylaşmak için İyi Niyetli Olmak Yeterli mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
