<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ihh insani yardım vakfı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihh-insani-yardim-vakfi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihh-insani-yardim-vakfi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 31 May 2021 08:03:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>ihh insani yardım vakfı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihh-insani-yardim-vakfi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>11. Yılında Mavi Marmara…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/31/11-yilinda-mavi-marmara/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 May 2021 07:38:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze Özgürlük Filosu]]></category>
		<category><![CDATA[Gülden Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[ihh insani yardım vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Marmara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70723</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrail’in 30 Mayıs 2010 gecesi Gazze Özgürlük Filosu’na yönelik gerçekleştirdiği saldırının üzerinden 11 yıl geçti. Filodaki 10 sivil yardım gönüllüsünün hayatını kaybettiği, 50’den fazlasının yaralandığı saldırıyla ilgili hukuki mücadele henüz tam anlamıyla sonuçlanmadı. İsrail’in Gazze’ye yönelik yürüttüğü ambargo da sürüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/31/11-yilinda-mavi-marmara/">11. Yılında Mavi Marmara…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İHH İnsani Yardım Vakfı, abluka altındaki Gazze&#8217;ye insani yardım götürdüğü sırada uluslararası sularda İsrail&#8217;in saldırısına uğrayan Mavi Marmara gemisini sanal müze haline getirdi. <a href="https://www.mavimarmara.co/">Sanal müze</a> bugün akşam saatlerinden itibaren izleyicilere açılacak.</p>
<h5>Gazze Özgürlük Filosu…</h5>
<p>İsrail’in Gazze’ye yıllardır uyguladığı abluka, üç boyutta Cenevre Sözleşmelerini, Lahey Yönetmeliğini ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ediyor. Ambargoyu delmek ve Gazzeliler&#8217;e insani yardım ulaştırmak için birçok ülkede girişimler oluştu. Bunlardan Free Gaza Movement 2007 yılı Ağustos-Aralık arası dönemde küçük teknelerle denizden Gazze’ye ulaşma çabalarında kısmen başarılı oldu. Aralık 2009’da Viva Palestina ve İHH İnsani Yardım Vakfı “Filistin’e Yol Açık (Viva Palestina)” adıyla bir kara konvoyu organize etti. Bütün engellemelere rağmen konvoy Gazze’ye ulaşmayı başardı. Daha sonra The European Campaign to End the Siege on Gaza, The Free Gaza Movement, İHH İnsani Yardım Vakfı, The International Committee to Lift the Siege on Gaza, Ship to Gaza Greece ve Ship to Gaza Sweden öncüllerinin oluşturduğu daha kapsamlı olan “Gazze Özgürlük Filosu” çalışmalarına başlandı. Akdeniz’de uluslararası sularda bir araya gelen filo, dünyanın 37 ülkesinden yaklaşık 700 gönüllüsüyle birlikte 30 Mayıs 2010’da Gazze’ye doğru yola çıktı. Filoda, Almanya, Kuveyt, İsrail, İrlanda, İsveç, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Fas, Yemen, Mısır ve Cezayir gibi 36 ülkeden gelen yolcular  arasında 15’den fazla milletvekili, 60’ın üzerinde uluslararası basın mensubu, sanatçılar, din adamları ve Nobel Barış Ödüllü aktivistler de yer alıyordu.</p>
<p>Gazze Özgürlük Filosu’nun amacı, dünya kamuoyunun dikkatini Filistin’deki yaşananlara çekmek, İsrail’in uyguladığı hukuksuz ablukayı kırarak kalıcı bir insani yardım koridoru oluşturmak ve insani yardım malzemelerini Gazze’ye ulaştırmak idi. Özgürlük filosu uluslararası sulardayken; İsrail canlı olarak yayınlanan bir operasyonla saldırıda bulundu. Saldırıda Türkiye vatandaşı 10 yardım gönüllüsü hayatını kaybederken 50 kişi de yaralandı. İsrail güçleri, gemileri Aşdot Limanı’na çekip, yolcuları Berşeva Hapishanesi’nde sorguladı ve 3 Haziran’da Türkiye’ye gönderdi.</p>
<h5><strong>İsrail’in Mavi Marmara’daki Hak İhlalleri</strong></h5>
<p>İsrail’in yaşam hakkı başta olmak üzere özgürlük ve güvenlik hakkı, mülkiyet, haberleşme hakkı gibi birçok hak ihlaline sebep olduğu saldırıyla ilgili o günlerden bu yana dünyanın çeşitli ülkelerinde hukuk mücadelesi yürütülüyor. Türkiye’deki şikâyetler 2012 yılında ceza davasında birleştirildi. 78’i yabancı 502 müştekinin yer aldığı davada dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Gavriel Ashkenazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Eliezer Marom, Hava Kuvvetleri İstihbarat Sorumlusu Tuğgeneral Avishai Levi, İsrail İstihbarat Başkanı Tümgeneral Amos Yadlin yargılanmaya başlanmıştı. Ancak 28 Ağustos 2016’da Türkiye ve İsrail arasında yapılan anlaşma gerekçe gösterilerek 9 Aralık 2016’da mağdur avukatlarının itirazlarına rağmen Mavi Marmara Davası düşürüldü.  Mavi Marmara hukuk mücadelesini yürüten avukatlardan Gülden Sönmez, sürece en büyük zararı bu anlaşmanın verdiğini savunarak, “Gerçekten garabet bir anlaşma gerçekleşti. Belki de tarihte ilk defa kendi vatandaşlarını katleden insanları affeden bir anlaşmaydı. Normalde hukuken geçerli değil, evrensel hukuk kurallarına göre hangi ülkeye giderseniz gidin, hangi hukuk belgesine bakarsanız bakın mağdur insanların, katledilen insanların haklarının siyasi bir anlaşmayla yargıdan muaf edilmesi olacak iş değildir.&#8221; diyor.</p>
<p>İspanya, ABD, İngiltere, Güney Afrika’daki yargılamaların yanı sıra Mavi Marmara’nın bayrak devleti olan Komor Devleti adına Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (ICC) başvuru yapıldı. Türkiye’den hak savunucuları, Kamboçya ve Yunanistan bu başvuruya dâhil oldu. ICC’de Mavi Marmara ile ilgili soruşturma başlatılması süreci, savcılık ve üst mahkeme arasındaki usul tartışmaları nedeniyle hâlen devam ediyor.</p>
<h5><strong>Türkiye-İsrail Anlaşması Dünyadaki Hukuk Mücadelesini de Etkiledi</strong></h5>
<p>BM Uluslararası Vaka İnceleme Heyeti raporlarında Özgürlük Filosu yolcularının mağduriyeti tescillense de hukuk mücadelesinde henüz etkili bir sonuç alınamadı. Dünyanın farklı ülkelerindeki yargılamaların düşürülmesi ve İsrail&#8217;in cezasızlıkla korunmasının ana sebebi olarak 2016 yılında Türkiye’nin İsrail’le yaptığı anlaşma gösteriliyor. Aktivist hukukçu Gülden Sönmez, İsrail’in Kudüs ve Gazze’de yaptığı son saldırılar sebebiyle sosyal medyadan yaptığı açıklamada, sorunun çözümü için söz konusu anlaşmanın iptal edilmesinin önemine vurgu yaptı. Mavi Marmara ceza davasının tekrar başlaması gerektiğini vurgulayan Sönmez şu çağrıda bulunuyor: “İsrail, Türkiye ile yapmış olduğu anlaşmadaki yükümlülüklerinin hiçbirini yerine getirmemiştir. İsrail, Gazze ablukasını ölümcül şekilde uygulamaya ve Filistin işgaline devam etmekte, sokak ortasında kadın ve çocukları acımasızca infaz etmektedir. Sözleşmeyle belirlenen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ve elbette zaten hukuka aykırı olduğu için Türkiye-İsrail anlaşması derhal Türkiye tarafından feshedilmeli, TBMM bu anlaşmanın iptali için gerekeni yapmalıdır.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/31/11-yilinda-mavi-marmara/">11. Yılında Mavi Marmara…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Mecliste Sürekli Bir Afet Komisyonu Kurulmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/15/mecliste-surekli-bir-afet-komisyonu-kurulmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 11:25:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İHH]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[#DepremKomisyonunuİzliyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[#SallanmadanHazırlan]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[ihh insani yardım vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64023</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHH Afet Yönetimi Başkanı Emre Yerli, Meclis’te sürekliliği olan bir afet komisyonu kurulmasının önemine vurgu yaparak, afetlere müdahalede gösterilen önemin; hazırlık ve kayıpların azaltılması noktasında da olması gerektiğini kaydediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/15/mecliste-surekli-bir-afet-komisyonu-kurulmali/">&#8220;Mecliste Sürekli Bir Afet Komisyonu Kurulmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İHH İnsani Yardım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Afet Yönetimi Başkanı Emre Yerli, Sivil Mikrofon’a konuk oldu. Sivil Sayfalar’ın yürüttüğü Sallanmadan Hazırlan farkındalık kampanyası çerçevesinde depreme hazırlık ve Meclis’te çalışmalarını yürüten Deprem Komisyonu’nun konuşulduğu programda; Emre Yerli, afet konusunda işbirliği ve koordinasyonun önemine vurgu yaptı.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-64024 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/images-e1610646650221.jpg" alt="İHH Arama Kurtarma Çalışmaları" width="218" height="138" />“Afetlere müdahale etme noktasında iyi durumdayız ama bir ülkenin sadece afetlere müdahalesi etmesi değil onları önleme ve hazırlık noktasında da etkili olması gerekiyor” diyen Yerli, olası İstanbul depremi için özel bir komisyonun çalışmasının önemine değindi. Güçlü devletin, güçlü STK, güçlü özel sektör ve güçlü bireylerle mümkün olduğunu vurgulayan Yerli, afetler başta olmak üzere sivil toplumun tüm süreçlere dahil edilmesi gerektiğini dile getirdi. Depreme hazırlık noktasında verilen afet eğitimlerinin güncellenmesi gerektiğini de kaydeden Yerli, Meclis’te dönemsel olarak kurulan komisyonlar yerine kalıcı bir afet komisyonu ihtiyacı olduğunu ifade etti.</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: &quot;Mecliste Sürekli Bir Afet Komisyonu Kurulmalı&quot;" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/4RDAUSsUjVSnIYWrzuC2HN?si=fY1L2z3mTVWo0tDa8H212Q&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/15/mecliste-surekli-bir-afet-komisyonu-kurulmali/">&#8220;Mecliste Sürekli Bir Afet Komisyonu Kurulmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Türkiye&#8217;de Bağımlılıklar Artıyor; Mücadelede Sivil Toplum Aktif Rol Almalı”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/08/turkiyede-bagimliliklar-artiyor-mucadelede-sivil-toplum-aktif-rol-almali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2021 09:35:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHH]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılıklarla Mücadelede Sivil Toplumun Rolü]]></category>
		<category><![CDATA[ihh insani yardım vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Bağımlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=63685</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHH İnsani Yardım Vakfı (İHH) “Madde Bağımlılığı ve Bağımlılıklarla Mücadelede Sivil Toplumun Rolü” başlıklı raporunu yayınladı. Osman Atalay tarafından hazırlanan ve iki yıllık bir saha araştırmasının ürünü olan rapor, Türkiye’de madde bağımlılığı, sanal kumar ve teknoloji bağımlılıklarının ciddi boyutlara ulaştığını tespit ediyor. Ayrıca, bağımlılıkla mücadelede daha etkin stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanmasında STK’ların ve kamu kurumlarının işbirliğini ve sivil toplumun bu mücadeleye aktif katılımı sağlanmasının önemine dikkat çekiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/08/turkiyede-bagimliliklar-artiyor-mucadelede-sivil-toplum-aktif-rol-almali/">“Türkiye&#8217;de Bağımlılıklar Artıyor; Mücadelede Sivil Toplum Aktif Rol Almalı”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-63689 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/IHH-1.jpg" alt="İHH" width="227" height="260" />İHH İnsani Yardım Vakfı’nın hazırladığı &#8220;Madde Bağımlılığı ve Bağımlılıklarla Mücadelede Sivil Toplumun Rolü” raporunun bulguları vakfın 2018 yılında organize etmeye başladığı “Mahallene ve Okuluna Sahip Çık Uyuşturucuya Hayır” konferanslarına dayanıyor. Bu konferansla Türkiye’nin 36 ilinde, Balkanlar ve Avrupa’da toplam 6 ülkede gerçekleştirildi. Öğretmenler, din görevlileri, AMATEM sağlık çalışanları, psikiyatri doktorları, psikologlar, muhtarlar, din görevlileri ve STK’ların katılımı ile gerçekleştirilen programlarda, bağımlı tedavisi gören bireyler ile bağımlı aileleri ve alternatif ilaçsız bağımlı tedavi merkezleri ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirildi.</p>
<p>Türkiye’de alkol, tütün, kumar, uyuşturucu ve teknoloji bağımlığı konusunda seferberlik ilanı olduğu belirtilen raporda öne çıkan bazı bulgular şunlar:</p>
<h5><strong>Bağımlılıklar Artıyor  </strong></h5>
<ul>
<li>Son 10 yıl içerisinde madde kullanımı, satışı ve ölüm vakalarında ciddi artışlar var.</li>
<li>2017 yılında, 211 bin 126 insanımız bağımlılıktan kurtulmak için hastanelere başvurdu. Gerçekte var olan madde bağımlılarının sayısının daha geniş çalışmalara ihtiyaç var.</li>
<li>Türkiye’de uyuşturucunun %80’i sokak satıcılarından ve internetten temin ediliyor.</li>
<li>Türkiye’deki bağımlıların %82’si 20-35 yaş aralığında yani genç nüfus arasındadır. Uyuşturucudan hayatını Kaybedenlerin %90’ı 35 yaş altıdır.</li>
<li>Tedavi gören bağımlı sayısı, tedavi sonrasındaki başarı oranı, potansiyel kullanıcı riskli şehirler ve mahallerin haritası çıkarılmalıdır.</li>
<li>Türkiye’de sigara, alkol ve uyuşturucu maddeleriyle tanışma ve madde kullanım yaşı giderek düşüyor. 12-17 yaş arası gençler büyük risk altında.</li>
<li>İnternet sayesinde yaygınlaşan kumar, tehlikeli boyutlara ulaşmış vaziyette.</li>
<li>Teknoloji aletlerinin kullanımının %64’ü eğlenme ve zaman geçirme %27’si haberleşme ve iletişim %9’u ise eğitim ve araştırma amaçlı. 18-24 yaş aralığındaki akıllı telefon kullanıcılarının %89’u uykudan uyandıktan sonraki 15 dakika içerisinde telefonlarına bakıyor. %74’ünün sabah ilk işi telefonlarına bakmak.</li>
</ul>
<p><strong><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/IHH-R.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="wp-image-63686 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/IHH-R.jpg" alt="İHH" width="317" height="321" /></a>Bağımlılıkla Mücadelede Sorunlar  </strong></p>
<ul>
<li>Madde bağımlılığı ile mücadelede kamu kurumları ve STK arasındaki işbirliği ve koordinasyonda istenilen başarıyı elde edilemedi.</li>
<li>Sorunu doğru tespit etmek bağımlılıkla mücadeleyi kolaylaştırır. Uyuşturucu ile mücadelede toplumsal bilincin oluşturulması ve farkındalığın arttırılması büyük önem taşıyor.</li>
<li>Türkiye’de gençliğin en önemli üç sorunundan biri madde bağımlılığı. Türkiye’de gençlerin %50’si bağımlılık riski altında.</li>
<li>Türkiye’de iyimser tahminle 4-7 milyon arasında değişik düzeylerde madde bağımlısı insan olduğu tahmin ediliyor.</li>
<li>Türkiye, son 20 yılda artık çok çeşitli uyuşturucu ve uyarıcı maddenin imal edildiği bir ülke haline de geldi.</li>
<li>Madde bağımlılığı yanında “İddaa” türü şans oyunları ve sanal kumar bağımlılığı neredeyse 3 milyon kişiyi esir almış durumda. Her kumar ve teknoloji bağımlısının potansiyel bir madde bağımlısı olduğu gerçeği unutulmamalı.</li>
<li>Aileler, çocuklarını artık AMATEM yerine, daha önce madde bağımlısı olan kişilerin açtığı ilaçsız özel tedavi kamplarına göndermeyi tercih ederken, AMATEM’ler ise bir anlamda “detoks merkezi” olarak görülüyor.</li>
<li>Türkiye, artık 5 bağımlılık illeti olan tütün, alkol, kumar, teknoloji ve uyuşturucu sorununu tek çatı altında irdelemek zorunda. Bağımlılıklarla Mücadele Bakanlığı kurulması gerekli ve kaçınılmaz.</li>
<li>Sivil toplum bu mücadelede tam inisiyatif almadı. Yürütülen mücadele yöntemleriyle gerek kamu, gerek sivil toplumun sağlıklı bir başarı elde etmesi mümkün görünmüyor.</li>
</ul>
<h5><strong>Pandemi Sürecinin Etkisi </strong></h5>
<ul>
<li>Salgının zirve noktasında gerileyen uyuşturucu kullanımının, normalleşmeyle birlikte yeniden yükselişe geçmesi bekleniyor. Geçmiş deneyimler, işsizlikteki artışın uyuşturucuya eğilimi güçlendirdiğini gösteriyor.</li>
<li>Uyuşturucu ticaretinin sokaktan internete kaydığı, internetin yasadışı karanlık ağı Darknet’ten ziyade uçtan uca şifreleme özelliğine sahip mesaj hizmetlerinin kullanıldığı belirtiliyor.</li>
<li>Avrupa Uyuşturucu İzleme Merkezi’ne göre sokağa çıkma yasakların önce depolandığı için esrar kullanımı arttı. Alkol, benzodiyazepinler ve diğer bazı ilaçların kötüye kullanımı izlendi.</li>
<li>Bütün organize suç örgütleri aktifliğini sürdürdü ve yeni koşullara hızla uyum sağladı.</li>
</ul>
<h5><strong>Mücadelede Yeni Yaklaşım Şart!</strong></h5>
<ul>
<li>Kumar, uyuşturucu ve teknoloji bağımlılığı ile mücadelede çok geç olmadan radikal ve işlevsel kararlar almak zorunlu. Doğru bir erken müdahale, tedavi, rehabilitasyon ve sosyal entegrasyon desteğiyle bağımlıyı hayata kazandırmak gerekiyor.</li>
<li>Bağımlılıktan kurtulmak maddeyi bırakmakla değil, bırakma sonrası oluşan boşluğu doldurmakla mümkündür.</li>
<li>Mücadelede başarılı olmanın yolu sağlık, sosyal, hukuk, özel sektör, medya, üniversiteler, kamu ve sivil toplum ile sonuç odaklı sonuç odaklı bir işbirliğini sağlamaktan geçiyor.</li>
<li>Madde bağımlılığının önlenmesinde ve tedavisinde biyo-psiko-sosyal yaklaşımın esas alınması önemli.</li>
</ul>
<h5><strong>Sivil Toplumun Bağımlılıkla Mücadeleye Aktif Olarak Katılımı Sağlanmalı</strong></h5>
<ul>
<li>Kamunun üstlenmesi gerek role ilave olarak, stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanmasında STK’ların ve kamu kurumlarının işbirliği önemlidir.</li>
<li> Mücadelede özellikle Kamu- STK işbirliğini de içine alacak şekilde, radikal mücadele yöntemleri kaçınılmaz hale geldi.</li>
<li>Sonuç odaklı stratejilerin sahada, topluma, sokağa dokunan yanı etkili değil. Yerel, ulusal, bölgesel ve uluslararası deneyim ve tecrübelerin sağlıklı işlenmesi, özellikle sivil toplumun bu mücadeleye aktif katılımı sağlanmalıdır.</li>
</ul>
<p>Raporun tümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/madde-bagimliligi-ve-bagimliliklarla-mucadelede-sivil-toplumun-rolu/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/08/turkiyede-bagimliliklar-artiyor-mucadelede-sivil-toplum-aktif-rol-almali/">“Türkiye&#8217;de Bağımlılıklar Artıyor; Mücadelede Sivil Toplum Aktif Rol Almalı”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avustralya’daki Yabani Develer İçin Uygun Çözüm Bulunabilecek Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/avustralyadaki-yabani-develer-icin-uygun-bir-cozum-bulunabilecek-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jan 2020 10:59:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[ihh insani yardım vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[Paddy McHugh]]></category>
		<category><![CDATA[PETA]]></category>
		<category><![CDATA[Serkan Nergis]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Yabani Develer için Eylem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46813</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eylül 2019’dan beri süren yangınlarla mücadele eden Avustralya'da sayıları yaklaşık 1.2 milyon olan yabani develer, su kaynaklarını tükettikleri ve kuraklığa neden oldukları gerekçesiyle hedef tahtasına konuldu. Avustralya hükümetinin yabani develerle meselesi yeni değil. Ülkede 2009 ve 2013 yılları arasında da 160 bin yabani deve yok edilmişti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/avustralyadaki-yabani-develer-icin-uygun-bir-cozum-bulunabilecek-mi/">Avustralya’daki Yabani Develer İçin Uygun Çözüm Bulunabilecek Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya’nın son on yıldaki meselelerinden biri de kıtanın flora ve faunasına tehdit oluşturduğunu iddia ettiği hayvan türleri. Avustralyalı yetkililere göre Avustralya’nın ekosistemine ait olmayan ve “beyaz adam” tarafından getirilen deve, at, eşek gibi hayvan türlerinin nüfusunun kontrol altına alınması gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzmanlar develerin varlığının Avustralya’daki yangınlarla doğrudan ilişkili olmadığını ifade etse de hükümet Aborjinlerin bulunduğu APY bölgesinde yaklaşık 10.000 deveyi havadan operasyonla öldürmeye başladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya’nın develerle ilgili eylem planı aslında yeni değil. Hükümet, Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı nezdinde 2010 yılında hazırladığı “Ulusal Yabani Develer için Eylem” başlıklı raporunda yabani develerin nüfusuyla ilgili çeşitli önlemlere dikkat çekiyor. Rapora göre Avustralya’daki yabani develer doğal hayata ve ülkedeki sosyal, kültürel ve ekonomik değerlere ciddi zararlar veriyor. Ülkedeki yabani deve nüfusu eğer kontrol edilemezse gelecekte iki katına çıkma ihtimali var ve bu durum yabani develerin Avustralya coğrafyasında giderek daha çok yayılmasını da beraberinde getirecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlık tarafından 2010 yılında hazırlanan rapor Avustralya’daki yabani deve nüfusunun meraların korunması için azaltılması gerektiğini fakat bunun Avustralya ve uluslararası toplum nezdinde insani bir yönetimle gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya’da Bakanlık deve nüfusunun azaltılması için aslında tüm seçenekleri masaya yatırmış durumda:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Hava operasyonu ile itlaf: Kısa zaman diliminde geniş alanda bir deve nüfusunu itlaf etmede etkili bir yöntemmiş gibi görünse de bu yöntemin kullanılmasına karşı olan kayda değer bir baskı grubu bulunmakta. Söz konusu yönteme karşı olanlar hayvan haklarına aykırı, maliyetli ve sarfiyat gibi gerekçeleri vurgulamakta. Ayrıca insanlık dışı olan bu yöntem için Bakanlık oluşacak negatif algının Avustralya imajına zarar vereceğinin de farkında.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kara operasyonu ile itlaf: Avustralya’nın geniş topraklarında olabildiğince uzun vakit alacağı ve “fırsat maliyeti”nin düşük olacağı ve insani olmadığı gerekçesi ile pas geçilmekte. Ayrıca Avustralya’daki yerli kabilelerle çatışma doğurma riski de yüksek.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Çitlere Hapsetme: Eğer yabani develer belirli bir bölgede konuşlanmış olsaydı belki değerlendirilebilirdi fakat hem maliyet hem estetik kaygılar hem de yönetimi oldukça zor olduğu için söz konusu yöntem es geçilmekte.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ticari Hasat: Bakanlığa göre Avustralya’daki deve nüfusunun ticari bir avantaj olarak ele alınması hem nüfus dengeleme maliyetlerinin azalması hem de verimlilik açısından en etkili yöntem olarak görülmekte, fakat ülke bu derece büyük bir nüfus kompozisyonunu yönetmek için sınırlı bir endüstriyel kapasiteye sahip. Avustralya coğrafyasının konumu ve büyüklüğü nedeniyle uzun mesafeli ulaşım koridorları yani lojistik söz konusu yöntemin en büyük handikaplarından. Bunun yanında Avustralya’daki yabani develeri toplamanın ve belirli bir yerde tutabilme güçlüklerinin de altı çizilmekte. Bakanlık “ticari hasat”ın genel olarak olumlu karşılandığının farkında fakat hayvanların yakalanması ve nakliye sürecinde karşılaşılacak olumsuz koşullar ve uzun mesafeler bakanlığı endişelendirmekte.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya’nın ülkedeki yabani deve nüfusu ile ilgili uluslararası ticari girişimlere açık olduğu muhakkak. Nitekim Bakanlık raporunda yabani develerinin insanların ve hayvanların et tüketimi, süt, deri ve yün gibi çeşitli faydalar sağlayacağı vurgulanmakta. Fakat hükümet, develerin endüstriyel amaçla kullanımı için müdahil olamayacağını ifade ediyor. Bu noktada sivil toplum kuruluşlarına da önemli bir yükümlülük düşüyor. </span></p>
<p><strong>İHH Harekete Geçti</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de de kuraklığa neden oldukları gerekçesiyle öldürülmeleri kararlaştırılan develer için harekete geçen çeşitli vakıflar bulunmakta. Bunlardan biri de İHH İnsani Yardım Vakfı.</span> <span style="font-weight: 400;">İHH Genel Başkan Yardımcısı Serkan Nergis, hayvanların kesilip, etlerinin ihtiyacı olan ailelere dağıtılabileceğini ifade etmekte. Fakat öncesinde yaban develerinin beslenme alışkanlıklarının tespit edilip etlerinin yenilip yenilemeyeceğinin ortaya konulması gerekiyor. Avustralya’daki partner STK ile temas halinde olan İHH, develerin tüketime uygun olduğu anlaşılırsa resmi makamlarla iletişime geçip deve etlerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmayı amaçlıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya’nın deve itlafı Türkiye siyasetinde de yankı buldu. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik “Avustralya hükûmetine farklı bir çözüm bulmalarının gerektiğine dair çağrımızı dile getiriyoruz.</span> <span style="font-weight: 400;">Yangından dolayı insanlar hayatını kaybetti, hayvan ve bitki canlılar yok oldu. Bu acıya, develeri öldürmek gibi acımasız bir eylemi eklemek son derece yanlış olur.” dedi. Bunun yanında Türkiye’deki tek deve çiftliğinin sahibi olan Aydın İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya da, devlet ön ayak olursa Avustralya’daki develeri almaya talip olduğunu söyledi. Fakat söz konusu girişimlerin lojistik engeline takıldığı ifade edilmekte. Avustralya’daki deve itlafı ile ilgili Türkiye’nin Avustralya’daki Büyükelçiliği de çözüm için diplomatik temaslarda bulunmakta.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları savunucusu PETA ise Avustralya’daki yangınların nedeninin develer değil, iklim değişimi olduğunu vurgulamakta. PETA’ya göre zaten Avustralya’da devam eden yangınlarda 1 milyona yakın hayvan hayatını kaybetmişken yaklaşık 10.000 “susuz” deveyi itlaf etmeye çalışıyor. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46818 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/1-3.jpg" alt="" width="359" height="329" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya’da yabani develerin itlafına 8 Ocak 2020’de resmi olarak yeniden başladı. Kuzey Queensland’dan yaklaşık 40 yıldır develer üzerine çalışan Paddy McHugh, Avustralya&#8217;nın güneyinde 10.000&#8217;e kadar yabani devenin itlafını eleştirerek, potansiyel olarak değerli bir endüstrinin israf edildiğini vurguluyor. McHugh’a göre; “hava operasyonunun son derece maliyetli olması nedeniyle uzun vadede olumlu sonuçlar getirecek endüstriyel seçeneğin değerlendirilmesi gerekiyor. Avustralya’nın bir deve probleminin olduğu muhakkak fakat hava operasyonları kesinlikle bir çözüm olmayacak. Bu noktada çözüm için ilk adım olarak Kalgoorlie ve Alice Springs’te Avustralya’nın deve eti endüstrisini genişletmek için iki yeni mikro-mezbaha inşa edilebilir.</span><span style="font-weight: 400;"> Avustralya’da mesafelerin uzak olması </span><span style="font-weight: 400;">büyük bir problem olabilir, bu yüzden bu sistemleri deve nüfusunun bulunduğu yerlere yakın inşa etmeniz gerekir. Bazı insanlar bir pazarın olmadığını ifade etse de, eğer deve endüstrisi için çalışmalar başlatılırsa talep de oluşacaktır.”</span></p>
<p><b>Kaynaklar </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABC Australia</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Australia National Resource Management Ministerial Council</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Independent Türkiye</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The Land Australia</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/avustralyadaki-yabani-develer-icin-uygun-bir-cozum-bulunabilecek-mi/">Avustralya’daki Yabani Develer İçin Uygun Çözüm Bulunabilecek Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel Mültecilik Forumu’nda Türkiye’den Kızılay, İHH ve COJEP Yer Aldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/19/kuresel-multecilik-forumunda-turkiyeden-kizilay-ihh-ve-cojep-yer-aldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Dec 2019 07:39:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[COJEP]]></category>
		<category><![CDATA[Filippo Grandi]]></category>
		<category><![CDATA[ihh insani yardım vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Mülteci Forumu]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Selman Salim Kesgin]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kızılay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45855</guid>

					<description><![CDATA[<p>BM verilerine göre yaklaşık 70 milyon kişi zulüm, çatışma, şiddet ve insan hakları ihlalleri sonucunda zorla yerinden edilmiş durumda ve bu rakam önceki 20 yılın iki katı seviyesinde. Uluslararası göç akışının ciddiyetinin farkında olan karar alıcılar 17-18 Aralık’ta düzenlenen Küresel Mülteci Forumu’nda toplandı. Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı düzeyinde temsil edildiği foruma; sivil toplumdan Kızılay, İHH İnsani Yardım Vakfı ve Adalet, Eşitlik ve Barış Konseyi (COJEP)  katıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/19/kuresel-multecilik-forumunda-turkiyeden-kizilay-ihh-ve-cojep-yer-aldi/">Küresel Mültecilik Forumu’nda Türkiye’den Kızılay, İHH ve COJEP Yer Aldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşanan siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar sonucu göç etmek zorunda kalan sığınmacıların 4/5’i komşu ülkelere gitmek zorunda kalıyor. Örneğin 2012 yılında Arap isyanlarının getirdiği çalkantılar nedeniyle Suriye’de meydana gelen iç savaşta yaklaşık 13 milyon Suriyeli ülkesini terk etmek zorunda kalmıştı. Sığınmacıların büyük bir kısmı ilk aşamada komşu ülkeler olan Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak’a iltica etti. Nitekim Latin Amerika’da da şiddet, tehdit, insan hakları ihlali ile birlikte gıda, ilaç ve temel hizmetler eksikliği son dönemde bölge tarihindeki en büyük göç hareketine yol açtı. 2015&#8217;ten bu yana 4 milyondan fazla Venezuella vatandaşı ülkesini terk etmek zorunda kaldı.</p>
<p>Göç olgusu günümüzde uluslararası sistemde en önemli meselelerin başında geliyor. Zorunlu göçün bir insan hakkı olduğunu sürekli vurgulayan sivil toplum kuruluşları göçmenlerle ilgili problemlere çözüm üretmeye çalışan kurumların önünde geliyor.  Örneğin dünyanın en çok sığınmacıya sahip olan ülkesi Türkiye’de sığınmacılara yardım sağlamak üzere 52 farklı uluslararası yardım kurumu görev yapıyor. Türkiye’de 42 farklı yardım kampı bulunuyor. Türkiye insani yardım konusunda önde gelen ülkelerden biri. Nitekim  Küresel İnsani Yardım 2018 Raporu&#8217;na göre, Türkiye 2017 yılının en çok insani yardım yapan ülkesi konumunda.</p>
<p>Türkiye’nin göç ile ilgili çalışmalarının farkında olan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, 17-18 Aralık’ta düzenlenen Küresel Mültecilik Forumu’na Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eş başkan olarak davet etti. Küresel Mülteci Forumu, Mültecilere İlişkin Küresel Mutabakat’ın hayata geçirilmesi yolunda, bakanlıklar seviyesinde gerçekleşecek ilk toplantı olma özelliğini taşıyor.</p>
<p><strong>Küresel Mültecilik Forumu Ne Vaad Ediyor?</strong></p>
<p>Forum, dünyadaki mültecilerin ve ev sahibi toplulukların yaşam kalitesini iyileştirmek için tüm paydaşların daha somut ve uzun soluklu siyasi ve pratik değişimleri beraberinde getirecek anlamlı vaat ve taahhütlerde bulunmalarını sağlamayı hedefliyor. Mültecilere yönelik tarihte ilk kez düzenlenen foruma farklı ülkelerden mülteciler, hükümet ve devlet başkanları, uluslararası kurumlar, kalkınma örgütleri, iş dünyasından liderler, sivil toplum kuruluşu ve insani yardım kuruluşu temsilcilerinden oluşan 2 binden fazla delege katılıyor.</p>
<p>Türkiye’den Türk Kızılay, İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) ve COJEP sivil toplum temsilcilerinin katıldığı forumun temaları yük ve sorumluluk paylaşımı, eğitim, geçim kaynağı geliştirme, enerji ve altyapı, çözümler ve koruma olarak belirlendi.</p>
<p>Bu noktada küresel göç hareketinin karar alıcılar tarafından bakanlar ve devlet başkanları düzeyinde ele alınması kayda değer bir gelişme. Fakat iletişim olanaklarının giderek küreselleştiği dünyada sınırlardaki duvarların da giderek yükseldiğini ifade etmek gerekiyor.  Nitekim Göç Uzmanı Dr. Selman Salim Kesgin günümüzde mültecilik olgusunun siyasal, kültürel ve ekonomik boyutları itibariyle sahip olduğu karmaşık yapısı gereği, forumdan büyük beklentilere girilmemesi hususu da göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Başka Bir “İnsani Diplomasi” Mümkün Mü?</strong></p>
<p>Küresel Mülteci Forumu, hem ülke diplomatlarının hem de sivil toplum temsilcilerinin bir arada olabildiği dikkate değer bir platform. Türkiye’nin sosyal duyarlılığının yüksek oluşu göç ve insani yardım alanında literatürde “Türk Tipi İnsani Yardım” başlığı ile sık sık karşılaşılmasını da beraberinde getiriyor. Türk yetkililerin yardım alan devletleri yardım veren devletlere bağımlı kılan geleneksel insani yardım metotlarından öte, insani yardımda “insan”ı önceleyen perspektifi ve öngörülebilir bir sistem ile sürdürülebilir bir mekanizma oluşturmayı hedefliyor.</p>
<p>Türkiye’nin önde gelen insani yardım kuruluşlarından İHH İnsani Yardım Vakfı’nın insani diplomasi yaklaşımı ise bu noktada dikkate değer nitelikte: İHH’ya göre insani diplomasi, “kriz, savaş ve doğal afet yaşanan bölgelerde sivillerin korunması, kayıpların bulunması, esirlerin kurtarılması, krizlerin sonlandırılması için gerekli adımların atılmasına imkan sağlayan ve devletlerarası geleneksel diplomasinin uluslararası sorunların çözümünde yeterli olmadığı durumlarda aktif olarak kullanılan diplomasi şekli.” İHH İnsani Diplomasi biriminden Talha Keskin de bu yaklaşımı temsil etmek üzere Küresel Mültecilik forumunda yer alıyor.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-45858 aligncenter" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/1-4.jpg" alt="" width="690" height="397" />Göçün Geleceği</strong></p>
<p>Göçün temel nedeni insanların daha iyi koşullarda yaşayabilme arayışı ve göç hareketlerinin temel zemininde “istikrarsız coğrafyalar” yer alıyor. İç savaşlar, kıtlıklar, siyasi çalkantılar ve ekonomik sıkıntılar sonucu istikrarını yitiren coğrafyalar, refah ülkelerine doğru göç akışı veriyor. Göçün yönü ise daha çok Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinden Avrupa’ya doğru.</p>
<p>Avrupa’ya 2015 yılından bu yana yaklaşık 2 milyonun üstünde sığınmacı akın etti. Avrupa Birliği üye ülkelerin katı tutumu nedeniyle sorunun çözümünde neredeyse eylemsiz kalmışken, göçün büyük yükünü “hedef ülke” olan Almanya karşıladı ve yaklaşık 1 milyon sığınmacıya ev sahipliği yaptı.  Göç hareketleri uluslararası sistemdeki siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar nedeniyle önümüzdeki 10 yılın gündem maddesi olmaya devam edecek gibi görünüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/19/kuresel-multecilik-forumunda-turkiyeden-kizilay-ihh-ve-cojep-yer-aldi/">Küresel Mültecilik Forumu’nda Türkiye’den Kızılay, İHH ve COJEP Yer Aldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genç İHH&#8217;den Nijer&#8217;e Üç Eser&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/genc-ihhden-nijere-uc-eser/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 07:23:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHH]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Muhammet İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Genç İHH]]></category>
		<category><![CDATA[ihh insani yardım vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Mus’ab Bin Umeyr İlkokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Nijer]]></category>
		<category><![CDATA[Nijer’e 3 Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Muhtar Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Rezzan El-Neccar Sağlık Ocağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44810</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç İHH, “Nijer’e 3 Eser” projesi kapsamında inşa ettiği, binlerce insanın faydalanacağı Rezzan El-Neccar Sağlık Ocağı ve Mus’ab Bin Umeyr İlkokulu ile Ömer Muhtar Camii’nin açılışlarını gerçekleştirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/genc-ihhden-nijere-uc-eser/">Genç İHH&#8217;den Nijer&#8217;e Üç Eser&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İHH İnsani Yardım Vakfı, çeşitli coğrafyalarda sağlık, eğitim ve ibadet olanaklarına erişemeyenler için sağlık ocağı, okul ve cami inşasını sürdürüyor. Genç İHH tarafından düzenlenen projeyle Nijer’de yaptırılan Rezzan El-Neccar Sağlık Ocağı, Mus’ab Bin Umeyr İlkokulu ve Ömer Muhtar Camii hizmete açıldı. Açılışları gerçekleştirmek üzere Nijer’e giden Genç İHH Başkanı Abdullah Muhammet İslam, zorlu ve büyük bir proje olmasına rağmen, çalışmayı sahiplenerek 5 ay gibi kısa bir sürede tamamlanmasını sağlayan gençlere teşekkür ederek, &#8220;Arkadaşlarımız gün geldi kermesler, kitap mezatları ve okullarında manavlar açarak bu projeye katkı sağladı; gün geldi harçlıklarından artırarak ya da kahve satışları yaparak destek oldu projeye. Ve sonunda Nijer halkının hizmetinde kullanılmak üzere açılışlarımızı gerçekleştirdik&#8221; dedi.</p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-44813 size-boldthemes_small" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/musab-bin-umeyr-ilkokulu3-320x180.jpg" alt="" width="320" height="180" /></strong><strong>Rezzan El-Neccar Sağlık Ocağı</strong></p>
<p>Rezzan El-Neccar Sağlık Ocağı, başkent Niamey’e 150 km uzaklıktaki Tillabery şehrinin Doundou Bongou Köyü’nde inşa edildi. Projede doğum odası, muayene odası, aşı odası, dinlenme odası, depo, mutfak, banyo, danışma odası, bekleme yeri ve tuvalet bulunuyor. Bölgede, sağlık şartları çok kötü olmasından dolayı basit medikal tedavi ile iyileşebilecek hastalar sağlıklarına kavuşamıyor. Doğum hizmeti veren bir ünite olmadığı için de doğumlarda oluşabilecek komplikasyonlar engellenemiyor. Bu sağlık ocağı ile birlikte aşı, medikal tedavi ve ilk yardım gibi hizmetler kolaylıkla verilebilecek. Bu sayede bebeklerin hastalanma oranı düşecektir. Rezzan El-Neccar Sağlık Ocağı’nın haricinde bölge civarında doğum yapılabilecek bir merkez bulunmaması da projenin önemini artırmakta.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-44815 size-boldthemes_small_rectangle" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/45894530903-320x240.jpg" alt="" width="320" height="240" /></strong><strong>Mus’ab Bin Umeyr İlkokulu</strong></p>
<p>Mus’ab Bin Umeyr İlkokulu, başkent Niamey’e 25 km uzaklıktaki Flankey Beri Köyü’nde inşa edildi. Proje ile birlikte maddi imkânsızlıklar nedeniyle gerekli eğitim alamayan Müslüman çocukların daha sağlıklı ve daha kaliteli eğitim alması hedeflendi. Köyde Mus’ab Bin Umeyr İlkokulu öncesinde sazlıklardan ve ağaçlardan yapılmış olan kullanışsız bir okul bulunmaktaydı.</p>
<p><strong>Ömer Muhtar Camii</strong></p>
<p>Ömer Muhtar Camii, Rezzan El-Neccar Sağlık Ocağı gibi yine başkent Niamey’e 150 km uzaklıktaki Tillabery şehrinin Dounbou Bangou Köyü’nde inşa edildi. Proje ile birlikte cami kültürünün yaygınlaştırılarak Nijer’de farklı kabileler arasındaki kardeşlik bağını güçlendirme ve dayanışma geleneğinin sürdürülmesi hedeflendi. Cami ile birlikte ayrıca Kur’an eğitimi verilecek mekanların yaygınlaştırılması amaçlanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/genc-ihhden-nijere-uc-eser/">Genç İHH&#8217;den Nijer&#8217;e Üç Eser&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İHH’dan ICVA Bilgi Notları: Küresel İnsani Yardımda Yeni Yaklaşımlar  Kalkınma ve Barış Aktörleriyle İlişki ve İşbirliği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/ihhdan-icva-bilgi-notlari-kuresel-insani-yardimda-yeni-yaklasimlar-kalkinma-ve-baris-aktorleriyle-iliski-ve-isbirligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 10:21:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHH]]></category>
		<category><![CDATA[ICVA]]></category>
		<category><![CDATA[ihh insani yardım vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[International Council of Voluntary Agencies]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42686</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsviçre merkezli ICVA (International Council of Voluntary Agencies) çağrısıyla oluşan uluslararası çalışma grubu küresel insani yardımda yeni yaklaşımların yer aldığı bilgi notları hazırladı. İHH İnsani Yardım Vakfı'nın Türkçe çevirisini yaptığı notlarda, küresel insani koordinasyon mimarisine STK'ların nasıl dahil olacağıyla ilgili bilgilere de yer veriliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/ihhdan-icva-bilgi-notlari-kuresel-insani-yardimda-yeni-yaklasimlar-kalkinma-ve-baris-aktorleriyle-iliski-ve-isbirligi/">İHH’dan ICVA Bilgi Notları: &lt;br&gt;Küresel İnsani Yardımda Yeni Yaklaşımlar &lt;br&gt; Kalkınma ve Barış Aktörleriyle İlişki ve İşbirliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42817 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/119442-640x323.jpg" alt="" width="275" height="139" />Uluslararası çalışma grubunun hazırladığı notlarda: Öğrenme Programı: Bağlantıyı Keşfetmek: Nexus” (Bağlantı) Kavramı, IASC ve Küresel İnsani Koordinasyon Mimarisi: STK’lar Nasıl Dahil Olur?<br />
ve Ülke Düzeyinde İnsani Koordinasyon: Mevcut Sistem Nasıl Dönüştü? başlıklarıyla derlenip sivil toplumun ilgisine sunuldu.</p>
<p>İHH&#8217;nın çevirisini yaptığı bilgi notlarına ulaşmak için (<a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/icva-iasc-ve-kuresel-insani-koordinasyon-mimarisi-stklar-nasil-dahil-olur/" target="_blank" rel="noopener">1</a>, <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/icva-ulke-duzeyinde-insani-koordinasyon-mevcut-sistem-nasil-donustu/" target="_blank" rel="noopener">2,</a> <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/icva-ogrenme-programi-baglantiyi-kesfetmek/" target="_blank" rel="noopener">3) tıklayınız</a>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/01/ihhdan-icva-bilgi-notlari-kuresel-insani-yardimda-yeni-yaklasimlar-kalkinma-ve-baris-aktorleriyle-iliski-ve-isbirligi/">İHH’dan ICVA Bilgi Notları: &lt;br&gt;Küresel İnsani Yardımda Yeni Yaklaşımlar &lt;br&gt; Kalkınma ve Barış Aktörleriyle İlişki ve İşbirliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Zelanda Katliamı ‘Medeniyetler Çatışması’ Mentalitesinin Son İşaret Levhası…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/22/yeni-zelanda-katliami-medeniyetler-catismasi-mentalitesinin-son-isaret-levhasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Mar 2019 07:41:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Emin Dağ]]></category>
		<category><![CDATA[ihh insani yardım vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[islamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyetler çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[yen zelanda katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal bilimlerin farklı alanlarında araştırma ve bilimsel çalışmalar yapan İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İnsamer), Genel Koordinatörü Dr. Ahmet Emin Dağ, Yeni Zelanda’da geçtiğimiz hafta yaşanan katliamı, '1990’lı yıllardan bu yana Batı kamuoyunda yükseltilen “medeniyetler çatışması” mentalitesinin ulaşmak istediği yönü gösteren son işaret levhası' olarak değerlendirerek, “Makul seslerin daha fazla çıkması gereken bir dönem” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/22/yeni-zelanda-katliami-medeniyetler-catismasi-mentalitesinin-son-isaret-levhasi/">Yeni Zelanda Katliamı ‘Medeniyetler Çatışması’ Mentalitesinin Son İşaret Levhası…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İHH İnsani Yardım Vakfı bünyesinde 2015 yılında kurulan İnsamer Genel Koordinatörü Dr. Ahmet Emin Dağ ile Yeni Zelanda’da 50 Müslümanın ölümüyle sonuçlanan katliamı konuştuk.</p>
<p><strong>Yeni Zelanda&#8217;da iki camide yaşanan katliamı nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Bu katliamı 1990’lı yıllardan bu yana Batı kamuoyunda yükseltilen “medeniyetler çatışması” mantalitesinin ulaşmak istediği yönü gösteren son işaret levhası olarak görüyorum. Zira Soğuk Savaş sonrasındaki uluslararası çekişmenin kültürler ve medeniyetler arasında olduğunu savunan evanjelik anlayış, beyaz ırkın üstünlüğüne inanan ırkçı Batılılar arasında giderek popülerlik kazanıyor. Bunlar da kendi ülkelerindeki güvenlik önlemleri nedeniyle, dikkatlerden uzak ve güvenliğin görece zayıf olduğu ülkelerde Müslümanlara saldırılarla tabanlarını motive etmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla Yeni Zelanda saldırısının, bireysel bir eylemden ziyade, uyumakta olan devasa bir canavarı diriltme hamleleri olduğunu düşünüyorum. Bundan sonra benzerleri de farklı ülkelerde denenecektir.</p>
<figure id="attachment_36657" aria-describedby="caption-attachment-36657" style="width: 380px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36657" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Dr.-Ahmet-Emin-Dağ-640x480.jpg" alt="" width="380" height="285" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Dr.-Ahmet-Emin-Dağ-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Dr.-Ahmet-Emin-Dağ-1280x960.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Dr.-Ahmet-Emin-Dağ-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Dr.-Ahmet-Emin-Dağ.jpg 1632w" sizes="auto, (max-width: 380px) 100vw, 380px" /><figcaption id="caption-attachment-36657" class="wp-caption-text">Dr. Ahmet Emin Dağ</figcaption></figure>
<p><strong>Türkiye’nin manifestoda hedefler arasında olması sadece göç kriziyle mi ilgili?</strong></p>
<p>Kısmen bağlantılı olduğu açık. Yani bu katliamı gerçekleştiren kişinin Batıdaki kamuoyunu etkilemek için onların güncel gündeminden beslendiği söylenebilir. Zira bu teröristin yayınladığı “Büyük Yer Değiştirme” (The Great Replacemen) başlıklı 74 sayfalık metnin büyük kısmı Fransa’da ortaya çıkan anti göçmen söylemle ilgili gibi duruyor. Bu söylem ilk defa Fransa’da ortaya çıkmış ve küresel tüm ırkçı gruplarca benimsenen bir teori olmuştu. Alternatif sağ hareketler ırkçı ve nefret söyleminin yaygın kullanıldığı forumlarda görülen kültürün ve beyaz ırk üstünlüğüne inanan sağ hareketlerin izlerini taşımaktadır. Katliam sonrasında 4chan ve 8 chan gibi aşırı sağcı forumlarda tebrik ve sevinç paylaşımlarının olması bunu gösteriyor. Ama göçmenlikten ziyade tarihsel bir hıncın olduğu da kesin. Ortaçağ’da Hıristiyanlar ile İslam medeniyeti arasında yaşanmış olan çekişmede sembolleşmiş isimler ve mekanlara atıflar yapılması tarihi bir kinin güçlü olduğunu gösteriyor. Bu saldırıda temel motivasyonlardan biri tabi ki bugün Türkiye’nin şahsında sembolize edilen bu tarihsel arka plandır.</p>
<p><strong>Nedir bu arka plan kısaca anlatmanızı istesem&#8230;</strong></p>
<p>Şöyle ki, geçmiş asırlarda Avrupa Hıristiyanlığı kendi merkez coğrafyası içinde kendini hep güvende hissetmişti. Bunun tek istisnası bulunmaktadır o da Türk (ve tabi ki Müslüman) bir ordunun Avrupa içlerine yapmış olduğu fetih hamlesidir. İstanbul’un Doğu Roma başkenti olarak Hıristiyan dünyasındaki hem merkezi hem de sembolik varlığı Türkler tarafından bitirilip en büyük Hıristiyan mabedinin (Ayasofya) camiye dönüştürülmesi büyük bir şok dalgası yaratmıştı. İstanbul’un fethi sonrasında Türklerin batıya ilerleyişi sürerken, Avrupa Hıristiyanlığı doğuda adeta İslam dünyası ile kendisi arasında bir tampon bölge durumundaki Doğu Roma’nın yıkılması ile birlikte varoluşsal büyük bir kriz yaşadı. İşte bu krizi yaşatan insanların bugünkü torunlarının toplandığı yer olarak Türkiye görülüyor</p>
<p><strong>“Balkanlar; Hıristiyan-Müslüman Hesaplaşması İçin Uygun Zemin”</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Avrupa’daki aşırı sağın silahlandığı ve özellikle Balkanlarda eğitim aldıkları vs. ilgili bilgileri nasıl değerlendirmek gerekir? Bu durum dünyanın geleceğini nasıl etkiler?</strong></p>
<p><em> </em>Balkan ülkeleri derken özellikle Ukrayna’daki savaş sırasında bu tür ırkçı grupların aktif olarak militanlarını eğitme fırsatı bulduğu söyleniyor. Daha öncesinden Sırpların Boşnaklara karşı yürüttüğü katliamlarda da rol alan kimi eski militanların yeni nesil teröristlere ilham verdiği anlaşılmaktadır. Teröristin katliam sırasında arabasında çalınan şarkı 1992-95 yıllara arasında Sırp militanlarca yürüyüş marşı olarak kullanılıyordu. Bu anlamda bu tür ırkçı teröristlerin Balkanlarda Müslümanlara karşı savaşan isimlerden ilham aldıkları doğrudur. Balkan boyutunu öne çıkaran bir diğer unsur Balkanların sosyolojik yapısıyla da ilgili olabilir. Zira bu bölge, neredeyse 700 yıldır İslam medeniyeti ile Hıristiyan dünyanın temas noktasıdır. Bu anlamda Balkanlar bir tür Hıristiyan-Müslüman hesaplaşması için uygun bir siyasi ve dini zemin sunmaktadır. Ama Yeni Zelanda teröristinin 2011 yılında Norveç’te 77 kişiyi öldüren Ander Breivik’ten ilham aldığı da bir gerçek. Bunlar düşman gördükleri ırk ve din mensuplarına karşı silahlanma konusunda büyük bir hazırlık yaptıkları anlaşılıyor.</p>
<p><strong>Dünyanın popülizme kayışı bu tip katliamların oluşması için bunun gibi durumlar için elverişli alan sunuyor diyebilir miyiz?</strong></p>
<p>Bugün küreselleşme ve çarpık demokrasi anlayışı nedeniyle bu tür nefret gruplarının giderek kendilerini meşrulaştırdığını söylemek mümkün. Bundan 5 yıl önce nefret gruplarının sayısı dünya çapında yaklaşık 750 civarında iken bugün 1100’e yaklaşmıştır. Dolayısı ile bu tür nefret söylemleri, Batıda demokrasi adına zihinsel olarak sindirilme imkanı buluyor. Bu tür söylemlere yönelik en küçük bir şikayet, düşünce özgürlüğüne hamle gibi sunuluyor.</p>
<p><strong>Katliam daha çok ‘ırkçılık’ teması üzerinden konuşuluyor, sizce bununla sınırlı mı?</strong></p>
<p>Bu teröristin görüşlerini Amerikalı ırkçı David Lane’nin “Irkçılığın 88 Prensibi” adlı kitabından aldığını savunanlar az değildir. Bu doğru olabilir ama işaret ettiğiniz gibi saldırgan her ne kadar ırkçılıktan beslense de hedef olarak farklı ırkların yanı sıra Müslümanları da görmektedir. Bu kısmen Avrupa’da yaşadığı ortamda gördüğü Arap ve Türk Müslümanlara olan nefretinden kaynaklanmış olmalıdır. Yani yaşadığı ülke koşulları gereği onun için yabancı ırk denilince aklına ilk olarak Müslüman Araplar ve Türkler gelmiş olmalı. Ama söyleminin derinliklerine inildiğinde Yahudilik gibi farklı din ve ırklara karşı düşmanlığı da dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>“Karşı Öfkeyi Büyütüp Şiddete Yönlendirmek Olmalı”</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Saldırı biçimi ve manifestodaki bazı konuların İŞİD&#8217;in tarzına benzediği, bu cenahta yeni şiddet dalgasının yaşanması için yapıldığı ve böylece kutuplararası bir çatışmanın dünyada etkin olması gibi yorumları hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><strong> </strong>Doğru olabilir. Zira böylesine ses getiren bir vahşetin amaçlarından biri de karşı öfkeyi büyütüp şiddete yönlendirmek olmalı. Dolayısı ile camide masumların katledilmesinin siyasi amaçlarından biri Müslümanların kıştırtılarak karşı eylemlerle kiliselere veya Hıristiyan bireylere saldırılar düzenlemesi olmuş olmalı. Ardından makul çoğunluğa rahatlıkla “Bakın siz bizi aşırı ırkçı olmakla suçluyorsunuz ama bunlar da bizim Kiliselerimize saldırıyorlar” diyerek Hıristiyan dünyayı İslam’a karşı konsolide etme imkanı bulacaklardı.</p>
<p><strong>İslam dünyasının batıdaki İslam karşıtlığı konusundaki tutumu nasıl olmalı? </strong></p>
<p>İslam dünyası siyasi olarak Batılılara can güvenliği konusunda tüm Müslüman azınlıkların korunması konusunda gerekli önlemlerin alınmasını açıkça talep etmeli. Sivil düzeyde ise, birbirinin inançlarına saygıyı esas alan bir söylem makul olacaktır. Zira iki tarafın kendi içindeki aşırı görüşlülerin eylemleri sebebiyle mutedil çoğunluğun birbirine düşmanlaştırılması mantıklı değildir.</p>
<p><strong>Bu konuda gerekli bilgi ve konuya yoğunlaşma var diyebilir miyiz?</strong></p>
<p>Sanmıyorum. Bugün Batıda sosyal medya ve kapalı forumlar aracılığı ile el altından nefret söylemi hızlı yayılmaya çalışılırken, İslam dünyasında da benzer bir çaba var. Makul seslerin daha fazla çıkması gereken bir dönem.</p>
<p><strong>&#8220;İslamofobi Nefret Suçu Kapsamına Alınmalı&#8221;</strong></p>
<p><strong>İslamofobi kavramının Müslümanlara karşı artan nefreti önemsizleştirme anlamına geldiği konuşuluyor bugünlerde, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? </strong></p>
<p>Sanmıyorum. Zira ortada hiçbir sorun yok da Müslümanlar yada duyarlı Batılı aydınlar sırf entelektüel bir tartışma açılsın diye başlatmadı bu kavramı. Üstelik 1990’lı yıllardan bu yana sistemli olarak Müslümanlara ve mabetlerine yönelik karalama, onları terörle özdeşleştirme vb. propaganda çalışmaları artarak sürdü. Bugün Batıda Müslümanlara yönelik yılda ortalama 400’e yakın irili ufaklı saldırı yaşanıyor. Katliam boyutuna gelmediği sürece haber dahi olmuyor. Dolayısıyla bu kavramın Müslümanlara karşı nefreti önemsizleştirme amacıya kullanıldığını düşünmüyorum. Burada benim dikkatimi çeken başka bir zihinsel oyun olabilir. Şöyle ki, bugün Batı hukukunda İslamofobi diye bir suç tanımı yok. Dolayısıyla suç olmayan bir eylemin cezalandırılması mümkün değil. Avrupa’da her saldırı ardından medyada cömertçe harcanın İslamofobi kavramı aslında hukuken hiçbir karşılık ifade etmiyor. Bu nedenle nefret suçları kavramı içine dahil edilmesi çok önemlidir.</p>
<p><strong>Katliama dünya kamuoyunda gösterilen ilgili Batılı ülkeler ve İslam ülkeleri açısından nasıl yorumlarsınız…  Müslüman coğrafyalarında yaşanan katliamlar daha göz ardı ediliyor gibi düşünceler var…</strong></p>
<p><em> </em>Yeni Zelanda’daki katliama da çok ilgi gösterildiğini düşünmüyorum. Özellikle Batı medyasında olayın ilk iki gününde manşetlerde kaldıktan sonra yeniden altlara düşmekte gecikmedi. Batılı medyada olayın iki gün manşet olma nedeni belki de onların konforlu dünyalarının tam ortasında böylesi bir vahşetin yaşanmış olmasının verdiği şaşkınlık olabilir. İslam dünyasının her hangi bir parçasındaki katliamlar kimi zaman haber değeri bile taşımıyor.</p>
<p>Not: Kapaktaki görsel, Avustralyalı karikatürist Pat Campbell&#8217;in, Yeni Zelanda’nın sembollerinden biri olan gümüş eğrelti otunun yapraklarını ibadet eden Müslümanlara benzeterek yaptığı yorum&#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/22/yeni-zelanda-katliami-medeniyetler-catismasi-mentalitesinin-son-isaret-levhasi/">Yeni Zelanda Katliamı ‘Medeniyetler Çatışması’ Mentalitesinin Son İşaret Levhası…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultanahmet&#8217;te Binlerce Kişi Tutsak Suriyeli Kadınlar İçin Toplandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/08/sultanahmet-binlerce-kisi-tutsak-suriyeli-kadinlar-icin-toplandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Mar 2019 18:16:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Gülden Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[ihh insani yardım vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan hareketi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36164</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sultanahmet Meydanı’nda Vicdan Hareketi’nin çağrısıyla toplanan on bini aşkın kişi, Suriyeli tutsak kadın ve çocukların özgür kalması için 'sessiz çığlık' eylemi yaptı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/08/sultanahmet-binlerce-kisi-tutsak-suriyeli-kadinlar-icin-toplandi/">Sultanahmet&#8217;te Binlerce Kişi Tutsak Suriyeli Kadınlar İçin Toplandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vicdan Hareketi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Suriyeli tutsak kadınların serbest bırakılması için 81 ilin yanı sıra 23 ülke ve bölgede eş zamanlı eylem ve basın açıklaması gerçekleştirdi. 110 ülkeden 2 binin üzerinde sivil toplum kuruluşunun destek verdiği eylem için Sultanahmet Meydanı’ndan buluşanlar, Suriyeli tutuklu kadınları temsilen ellerini oyalı yazmayla birbirine bağlayan bağlayarak tüm dünyaya &#8220;sessiz çığlık&#8221; yükseltti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-36165" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/D1IvojmWoAEw7h7-160x160.jpg" alt="" width="360" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/D1IvojmWoAEw7h7-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/D1IvojmWoAEw7h7-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/D1IvojmWoAEw7h7.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />Eylemde konuşan Avukat Gülden Sönmez, Vicdan Hareketinin ‘tüm çocuklar yaşasın’ dili, inancı, ırkı fark etmeksizin ‘tüm kadınlar korunsun’ diye oluşmuş uluslararası bir inisiyatif olduğunu belirterek, “Hemen, şimdi tecavüzü savaş silahı olarak kullanmayı bırakın. Hemen, şimdi kadınlara acımasızca yapılan işkenceyi durdurun. Hemen, şimdi tüm Suriyeli kız kardeşlerimizi serbest bırakın. Bırakın evlerine dönsünler, bırakın ailelerine kavuşsunlar. Suriye zindanlarındaki son kadın ve çocuk özgür oluncaya dek ayaktayız. Buradan Suriye hapishanelerinde acı içinde özgürlük bekleyenleri ve meydanları doldurarak onlar için vicdanları ayağa kaldıranları selamlıyoruz. Biliyoruz ki; mazlumlar ve ezilenler için vicdanın haykırışından daha güçlü bir imkan yok.” Diye konuştu.</p>
<p>7 ay boyunca Suriye’deki hapishanede işkence altında kalan ve eşini kaybeden Majed Sharbajy da yaptığı konuşmada, “Ben hapishaneden bir şekilde çıkmayı başardım ama orada her gün binlerce insan işkence görmeye devam ediyor&#8221; dedi. Konuşmasında dünya liderlerine seslenen İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım da, “Suriye zindanlarında kadınlara ve çocuklara işkence edilirken nasıl yerinde oturuyorsunuz? Sessiz kalan herkes bu katillere yardım ediyor. Ey Müslüman halklar yazıklar olsun size. Bizler, bu çağda yaşayan erkekler olarak titreyelim ve kendimize gelelim. “ dedi. Türkiye&#8217;ye Astana’daki görüşmelerde birinci dosyanın kadınlar olması gerektiği çağrısında bulunan Yıldırım, “Hiçbir menfaat bunun önüne geçmemelidir. Çünkü kadın tutsak olursa dünya yanar. Bire bir takas teklif ediliyor. Şunu ifade etmek isterim ki kadın ve çocuk pazarlık konusu olamaz&#8221; dedi.</p>
<p>Eylemde Srebrenitsa Anneleri adına konuşan  Şehida Abdurrahmanoviç ise, &#8220;Srebrenitsa’da katliamın başladığı yerden geliyorum buraya. Bugün buradan en kısa sürede anlaşma sağlanmasını ve çocukların ailelerine, annelerin evlatlarına kavuşmalarını talep ediyoruz. Kardeşlerimize yapılan bu zulüm karşısında dilsiz şeytanlardan olmayanlar da var. İşte siz zulüm gören Müslümanların çaresiz olmadığını göstermek adına buradasınız. Bu zulüm bitene kadar işkenceyi lanetlemeyi sürdüreceğiz.&#8221; Dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/08/sultanahmet-binlerce-kisi-tutsak-suriyeli-kadinlar-icin-toplandi/">Sultanahmet&#8217;te Binlerce Kişi Tutsak Suriyeli Kadınlar İçin Toplandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
