<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HDP arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/hdp/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hdp/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 Mar 2022 10:17:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>HDP arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hdp/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Kürt Sorununda Eşikteyiz; Barışa Araçsal Yaklaşılmamalı!’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/15/kurt-sorununda-esikteyiz-barisa-aracsal-yaklasilmamali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Mar 2022 10:17:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[hakan tahmaz]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt sorunu ve barış süreci]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetimler ve barış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79520</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Kürt meselesine bir tür Türk usulü çözüm icat etme hali var. Barış konusuna araçsal yaklaşıldığı zaman, sorun derinleşebilir ve çözümsüzlüğe mahkûm hale gelebilir.' Barış Vakfı’ndan Hakan Tahmaz, Kürt sorununda bir eşikte olduğumuzu söylüyor ve HDP’nin terörize edilmesinin barış olasılığını güçleştirerek sorunu derinleştirdiği uyarısında bulunuyor. Tahmaz’a göre çözüm, siyasilerin sorunu samimi ve tutarlı olarak ele almasında yatıyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/15/kurt-sorununda-esikteyiz-barisa-aracsal-yaklasilmamali/">‘Kürt Sorununda Eşikteyiz; Barışa Araçsal Yaklaşılmamalı!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kürt Sorunu’nun barışçıl çözümü üzerine yoğunlaşan ve bunu kolaylaştırmak için çatışma çözümleri, geçmişle yüzleşmek, barış dilinin gelişmesi ve geçiş adaleti gibi tematik konularda öncelikli olarak çalışan <a href="http://barisvakfi.org/">Barış Vakfı’nın</a> Yönetim Kurulu Başkanı <a href="http://www.hakantahmaz.com/" target="_blank" rel="noopener">Hakan Tahmaz</a> ile Türkiye’de barışı ve olasılıklarını konuştuk. 20 yıldan bu yana barış alanında çalışan ve bu alanda üç kitap yazan Tahmaz, Kürt sorununun Türkiye’de temel bir mesele olduğunun ve tüm ülkede mağdur ve mazlum yarattığının altını çizerek, soruna siyasilerin samimi ve tutarlı yaklaşması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><iframe title="‘Kürt Sorununda Eşikteyiz; Barışa Araçsal Yaklaşılmamalı!’" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/OGUxJ03-BK8?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>Temel evrensel bir hak olarak “barış” kavramını en yalın şekilde nasıl tanımlarsınız?</strong></p>
<p>Biz kendi belgelerimizde yaşam hakkın kendisi, yaşam hakkı olarak tarif ediyoruz barışı. Herkesin başkasının yaşam alanlarına müdahale etmeden nasıl istiyorsa öyle yaşayabildiği haldir diyoruz.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-79526 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/kurt-sorununda-esikteyiz-barisa-aracsal-yaklasilmamali-1.jpg" alt="" width="321" height="221" />Barışın her birimizin talep edebileceği bir hak olması ve devletlerin barışı temin etme </strong><strong>sorumluluğunun, pratikte karşılığı var mı? </strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) barışı sağlama ve çatışmaların ortadan kalkması görevini devletlere vermiştir. 2015 yılında BM bu konuda yerel yönetimlere de görev vermiştir. Barış hakkı, bizim anayasamızda da kutsal bir hak olarak tarif edilir. Buna rağmen, barış hakkını ihlal edenlere karşı bir yaptırım uygulayabilmek BM düzeyinde de Türkiye&#8217;de mümkün değil. Barış bir temel haktır ancak bu hakkın pozitif hukukta yeri, bir yaptırım gücü yoktur.</p>
<p><strong>Yurttaşlar barış hakkının varlığından ne kadar haberdar? </strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de barış kavramını hemen herkes bilir ama yurttaşlık bilinci Türkiye&#8217;de yok çünkü yurttaşlık bilinci, en az kendi hakları kadar başkalarının insan ve canlı olmaktan kaynaklanan haklarını da</p>
<p>savunur. Başkası için mücadele bilinci ne yazık ki Türkiye&#8217;de oldukça zayıf.</p>
<p><strong>Barış Vakfı olarak siz barışın temini için ne yapıyorsunuz? </strong></p>
<p>2016 yılında, kötü bir dönemde kurulduk ama kurucularının uzun bir mücadele geçmişi var. Vakfın temel hedefi karar alıcıları, toplumu etkileyenleri etkilemek, barış için teşvik etmek, barış ve çatışma çözümü konusunda etkilemek, uyarmak, ikaz etmek. Barış konusunda çeşitli yayınlar hazırlıyoruz. Hak savunuculuğu temelinde çeşitli temel haklarda kendi duruşumuzu güçlendirecek toplumsal duyarlılık, farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Ayrıca, tüm kesimlere yönelik bir tür diplomasi faaliyeti yürütüyoruz.</p>
<h5><strong>&#8221;Çözümsüzlük Siyaseti&#8217; Toplumsal Çürüme Tehlikesi</strong><strong> Yarattı!&#8217;</strong></h5>
<p><strong>İçinde olduğumuz siyasi konjonktür 1990’lı yıllarla benzeşiyor mu? Türkiye&#8217;deki mevcut durumu, barış kavramı eksenini nasıl tarif edersiniz? </strong></p>
<p>1990’larda Kürt meselesindeki çatışma- savaş hali başka bir boyuta geçti. Bugün mesele, Kürtlerin, Kürt olmaktan kaynaklanan, bu ülkenin yurttaşları olmaktan kaynaklı temel haklarını kamusal alanda kullanılmasında düğümleniyor. Kürtlerin Kürtlük bilincinin gelişmesi ve toplumsal olarak da tanınmasıyla birlikte, sorunun çözümsüzlüğü toplumda ciddi bir duygusal, zihinsel kopuşa neden oldu. Aynı zamanda bir tür “çözümsüzlük siyaseti” toplumsal çürüme tehlikesi yarattı.</p>
<blockquote><p>Kürtlerin hak talepleri hala Türkiye&#8217;nin geleceği için tehdit olarak algılanıyor.</p></blockquote>
<p>İktidar tarafından demokratik yollardan Kürtlerin siyaset yapma, taleplerini dillendirmelerine karşı büyük bir siyasal kırım hareketi yürütülüyor. Bugün bir silahlı örgütün varlığı var ama çatışma hali yok. Kürtlerin hak talepleri hala Türkiye&#8217;nin geleceği için tehdit olarak algılanıyor. Hatta sadece Türkiye&#8217;de değil, bölgede Kürtlerin anayasal, yasal zeminini, varlıklarının kabulü, idari, mali, siyasi olarak bölgesel olarak varlıkları bile tehdit olarak görülüyor. Bu hem siyasal hem de kültürel bir yozlaşma ve zehirlenme halidir.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="wp-image-79527 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/kurt-sorununda-esikteyiz-barisa-aracsal-yaklasilmamali-2.jpg" alt="" width="359" height="208" />Çatışma ve barış kavramları ekseninde, Türkiye’nin küresel örneklerden farkı nedir? </strong></p>
<p>Birincisi, Çözüm Süreci (2013-2015) ve öncesinde Oslo gibi çabaları da dikkate aldığımızda, Türkiye’de sivil toplum başta olmak üzere, bu konudaki evrensel tecrübelerden bihaber ya da sırtını dönmüş durumda<strong>. Bir tür Türk usulü, kendine özgü çözüm icat etme, çözüm bulma hali var. </strong>Türkiye küresel örneklerden beslenmemiş; Türkiye’nin bu tecrübeleri bilen ya da bilenlerin kamusal alana, sivil topluma, siyasete taşıdığını söyleyemeyiz.</p>
<p>İkincisi, Türkiye&#8217;de barış konusu bölgesel ve küresel bir sorun haline geldi. Üçüncü önemli nokta, bölgedeki ve dünyadaki gelişmeler, 2000’lerin başındaki konumlardan farklı, çok değişti. Bizim elimiz gittikçe zayıflıyor. Biz, ne bir uluslararası tecrübelerden yararlandık ne de oradan beslendik. Çatışma çözümü nedir? Barış nasıl olur? Bu bilgi ve deneyimlerden faydalanılmadı. Kendi sınırlarımızı aşan bölgesel bir sorun haline gelmesi de problemi daha çok büyütüyor.</p>
<h5><strong>‘Kürt Meselesi Seçim Sonuçlarına Göre Yeni Bir Hal Alacak</strong><strong>’</strong></h5>
<p><strong>Türkiye seçim sürecine giriyor. Bu koşullarda barış ne ölçüde mümkün? Barışın zemini var mı? </strong></p>
<p>Barış her koşulda olur ama kalıcı olması, çok emek, enerji, kırılma ile olması başka bir şey. Barışın da kurumu, kuralları ve hukuku olmalı. Türkiye&#8217;de son yıllarda hiçbir şey öngörülebilir değil. Hukukun işlemediği, anayasanın işlemediği bir yerde, barış zor. Türkiye’de seçim sürecine girdik. Seçim sonuçlarını görmeden “şöyle olacak” demek mümkün değil ama şu kritik: seçim sonuçlarına göre Kürt meselesi yeni bir hal alacak. Nasıl bir hal alacağını belirleyecek olan partilerin ya da ittifakların Kürt meselesine nasıl yaklaştığı.</p>
<p>Bugün Kürt meselesi dendiğinde, iktidar tarafından HDP esas mesele haline getirilmiş durumda. Dolayısıyla, barış, partilerin HDP&#8217;ye nasıl yaklaşıldığıyla doğrudan bağlantılı. HDP&#8217;nin demokratik siyaset dışına itildiği bir yerde, barış konusunda ilerleme şansımız çok zorlaşır. Çünkü toplum ne kadar demokratikleşirse, siyaset ne kadar demokratikleşirse o kadar barışa doğru yaklaşırız.</p>
<p>Bugün, çok umutlu bir durum yok.  Tüm egemen Türk siyaseti kesimleri barış ve Kürt meselesine, HDP meselesine araçsal yaklaşıyor. Kendi hedefleriyle ve araçsal olarak barış konusuna, çatışma konusuna yaklaşıldığı zaman sorun daha kronikleşebilir, derinleşebilir ve çözümsüzlüğe mahkûm hale gelebilir<strong>.</strong> Büyük oranda belirsizlik var ama buradan çıkılacağına dair çeşitli emareler de var. Bunlar umutlandırıyor insanları; helalleşme tartışmaları gibi.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-79532 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/kurt-sorununda-esikteyiz-barisa-aracsal-yaklasilmamali-4.jpg" alt="" width="332" height="250" />Türkiye&#8217;de barışın tesisi önünde geçmişe göre sorunlar çeşitlenmiş olabilir mi?</strong> <strong>Kürt sorunu, mülteciler, kutuplaşma, ırkçılık tartışmaları… Barış, eksisinden daha mı zor? </strong></p>
<p>Bardağın dolu ve boş tarafı var. Dolu tarafında; biz bir süreç yaşadık. Çözüm Süreci ve Oslo’da ne yapılmaması gerektiğini öğrendik. Nasıl yapılması gerektiği konusunda ise yol haritası belirsizliği var. Bizim toplumu kutuplaştırarak, ayrıştırarak, karşı karşıya getirerek bu meseleyi halletme şansımızın olmadığı ortada.</p>
<p>İkincisi, demokratik mekanizmaları güçlendirmeden toplumsal barışın çok ama çok zor olduğu da ortada. Sadece siyasal aktörlerle yürüyen bir çözüm süreci olmamıştır. Siyasi liderlerin çok önemli rolü vardır ama sivil toplum, parlamento, siyasi partiler, kanaat önderlerinin katılımıyla topyekün bir sürecin inşası gerekir.  Herkesin masada oturmasından bahsetmiyorum; farklı aktörlerin sürece katılımıyla bu işin olacağını görüyoruz.</p>
<blockquote><p>Türkiye eninde sonunda Kürtlerin eşit yurttaşlık taleplerini bir biçimde, bir yolla, bir yöntemle, Kürtlerin kendileri olma, kültürünü geliştirme haklarını tanımak durumunda.</p></blockquote>
<p>Çözüm Süreci’nin sonrasında oluşan güvensizlik, siyasetin “ben her şeyi yapıyordum ama bunlar beni arkadan vurdu.” sözleri, toplumda kutuplaşmanın gelişmesine ve karşılıklı güvensizliğe yol açıyor. Oysa biz daha sürecin başındaydık ama “her şey oldu bitti” havası yaratıldığından, toplumda korku, “karşılıklı aldatıldık” korkusuyla güvensizlik derinleşti. Buna bağlı olarak, Kürt ve Kürt hakları karşıtlığı, &#8220;tek vatan, tek millet, tek devlet”, “ne veriyorsak ona itaat edeceksiniz” yaklaşımı,  aynı zamanda Türkiye&#8217;de nefret söylemini, milliyetçiliği, ötekileştirmeyi köpürttü.</p>
<p>Bunlar, 21. yüzyılda bir toplum için tehdit tabii ama daha da büyük tehdit şu: ne Kürtler eski Kürtler ne bölge eski bölge ne dünya eski dünya ne Türkiye eski Türkiye!  Her şeyin değiştiği yerde bu meselenin 1923’lerde 1930’lardaki gibi kapatılması ihtimali yok. Türkiye eninde sonunda Kürtlerin eşit eşit yurttaşlık taleplerini bir biçimde, bir yolla, bir yöntemle, Kürtlerin kendileri olma, kültürünü geliştirme haklarını tanımak durumunda. Bunu da çok uzun süre yürütemez. Çok sonrasına kalacak bir iş değil.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-79528 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/kurt-sorununda-esikteyiz-barisa-aracsal-yaklasilmamali-3-640x497.jpg" alt="" width="316" height="245" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/kurt-sorununda-esikteyiz-barisa-aracsal-yaklasilmamali-3-640x497.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/kurt-sorununda-esikteyiz-barisa-aracsal-yaklasilmamali-3.jpg 722w" sizes="auto, (max-width: 316px) 100vw, 316px" />Gelinen aşamada Kürt sorununda biz hangi noktadayız?</strong></p>
<p>Biz bir eşikteyiz, Kürt meselesi yeniden tartışılmaya başlandı. Bu tartışma aynı zamanda yeni bir yol yaratma mecburiyetinden kaynaklanıyor. Bu yolun nasıl bir yol olduğu ayrı bir tartışma ama 2015 sonrası sürdürülen politikanın sürdürülebilir bir durum olmadığı ortaya çıktı. Bunun nereye doğru evrileceği seçim sürecinde belli olacak. Sandığa hangi politik önermelerle gidildiği, hangi politik vaatlerin verileceği belirleyici olacak ve tabii ki seçmenin o vaatlerden hangisini tercih ettiğine göre şekillenecek.</p>
<h5><strong>‘STÖ’ler Olarak Bu Sürecin Günahının Ortaklarıyız’</strong></h5>
<p><strong>Türkiye&#8217;de sivil toplum, barışın teşhisine ne kadar rol üstleniyor?</strong> <strong>Sivil aktörler barış için ne yapıyor? </strong></p>
<p>Biz Barış Vakfı olarak 2016’da Çözüm masasının neden devrildiğini analiz etmek için “<a href="http://barisvakfi.org/dolmabahceden-gunumuze-cozum-sureci/">Dolmabahçe’den Günümüze Çözüm Süreci</a>” adlı bir rapor hazırladık. Ardından kurucu üyemiz Cuma Çiçek, saha araştırması yaptı. Çıkan tablo bize Türkiye&#8217;de sivil toplumun ciddi sorunları olduğunu, hukuksal, finansal ve yasal sorunları olduğunu gösterdi. Sivil toplum örgütü anlayışında da bir problem olduğu ortaya çıktı.</p>
<p>Sivil toplum, toplumu dönüştürebilmek için karar alıcıları etkilemeyi amaçlamalıdır. Türkiye’de böyle değil; sivil toplum örgütlerinin büyük kısmının siyasetin arka bahçesi olması istenir. Sivil toplumun kendisi de buna yatkındır. Bu nedenle, sivil toplum barış ve çatışma konusunda siyasetin alan açtığı kadar yer alır.</p>
<p>Biz, sivil toplum örgütleri olarak da özeleştiri yapmalıyız. Neden etkili olamadık? Bu kadar umut bağlandığımız, emek harcadığımız Çözüm Süreci’ni siyasi aktörler ve taraflar bu kadar kolay, nasıl devirdiler ve bunun faturası bütün sivil toplum örgütlerine çıktı? Biz daha etkili olsaydık bu kadar sıkışmış, bir alana daralmış kalır mıydık? Kanaatimce hem çatışma çözümü, barış konularındaki yeteri kadar uluslararası deneyimimizin olmaması hem de sivil toplumun yapısal sorunları nedeniyle biz de bu sürecin günahının ortaklarıyız.</p>
<p>Buradan çıkmak için son dört beş yıldır çaba sarf ediyoruz ama burada temel sorun siyaset. Bunu zorlamamız gerekir. Sivil toplum, siyaseti besleyen aktör olmalı. Burada kastettiğim çatışma alanı üzerine çalışan sivil toplum örgütleri. Sivil toplum örgütleri olarak kendi özgür sözümüzü ve duruşumuzu yaratma mücadelesini vermemiz gerekiyor. Tabii 15 Temmuz darbesinden sonra yaratılan korku ikliminde sivil topluma da çok büyük darbeyi vuruldu, alan daraldı. Toplum, örgütlü olma fikri, birlikte davranma, dayanışma fikirlerden uzaklaştı. Sivil toplum örgütlerinin dayanışma, bilgi birikimi, iş birliği kanallarını genişletmeye ihtiyacı var. Rekabet işinden de uzaklaşılması gerekir. Türkiye&#8217;de sivil toplum örgütleri arasında gizli ya da açık rekabet de var.</p>
<h5><strong>‘Türkiye HDP’yi Terörize Ederek ve Dışlayarak Sorunlarına Çözüm Bulamaz’</strong></h5>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-79530 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/kurt-sorununda-esikteyiz-barisa-aracsal-yaklasilmamali-5.jpg" alt="" width="289" height="414" />Barış ekseninde, HDP&#8217;ye açılan kapatma davası, seçim sürecinde ittifak görüşmelerinde HDP&#8217;nin dışlanmasını ve helalleşme tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Bir taraftan HDP’yi kapatma davası, bir taraftan demokratik siyasi alanlara, derneklere çeşitli platformlara, kurumlara yönelik baskılar yoğunlaşıyor, denetimler yoğun. Bir taraftan da bu sorunların sürdürülemez bir durumu var. Bugün “PKK eşittir HDP” deniliyor. Kürt meselesi bir tür HDP&#8217;nin kapatılma sebebi ve  Kürt meselesinin kendisi haline gelmiş durumdadır. HDP&#8217;yle ilgili mesele, HDP’nin siyasal programı ya da duruşu sorunu değildir. HDP’nin varlığıyla nasıl ilişkileniyoruz? Nasıl yaklaşıyoruz? HDP&#8217;nin parti kapatma davasının konusu yapılması bile 21. yüzyılın ilk çeyreğinde Türkiye için utanç verici bir şeydir.  Bunu olağan göstermek ya da sessiz kalmak da bu utanca ortak olmaktır.</p>
<p>Helalleşme tartışması ilgili, içeriğinin çok belli olmayan bir şey olmasına rağmen bir yüzleşme çağrısı olarak, en azından çatışarak ötekileştirerek, hakaret ederek, aşağılayarak değil; konuşarak, tartışarak, fikir söyleyerek, düşünce söyleyerek ilerlemeye çalışıldığını düşünüyorum.</p>
<blockquote><p>Seçimlerde HDP’nin dışlanmasından daha önemli olan, HDP seçmeninin kırılan kalpleridir. Dışlanmış olma duygusu onarmak zordur.</p></blockquote>
<p>İttifaklarla ilgili olarak; Kürtlerin hak temelli mücadelesinin Türkiye&#8217;nin demokratikleşmesi için önemli bir dinamik olduğunu, Türkiye&#8217;nin geleceği için önemli bir pencere olduğunu düşünüyorum. HDP’yi ötekileştirerek, terörize ederek, dışlayarak Türkiye sorunlarına çözüm bulamaz çünkü altı milyona yakın oy almış ya da “ben demokratik siyaset yapacağım” diyen bir partiyi “siz bu kulvarda olamazsınız” dediğiniz zaman, onu demokratik siyaset dışına doğru zorluyorsunuz demektir.</p>
<p>İkincisi, altı liderin masaya oturduğu bir yerde, HDP&#8217;lilerin dışlanmasının ayrımcılığa tekabül ettiğimi düşünüyorum. Muhalefetin tutumu, iktidarın HDP’ye karşı yürüttüğü dışlama, ayrıştırma, terörize etme tutumunu parçası haline gelmesi olarak anlaşılır. Siz, Türkiye’nin en politik kesimlerini bu işin dışında bırakıyorsunuz. Seçimlerde HDP’nin dışlanmasından daha  önemli olan, HDP seçmeninin kırılan kalpleridir. Dışlanmış olma duygusu onarmak zordur. Burada HDP&#8217;nin ne yapacağından daha çok önemli olan, “HDP&#8217;ye oy veren seçmen bu tutumu nasıl anlıyor?” sorusudur. Çünkü esas mesele, buradaki negatiflik derinleştikçe Türkiye&#8217;nin sorunları büyüyecek.</p>
<p><strong>Eklemek istediğiniz bir şey var mı? </strong></p>
<p>Bugün Türkiye&#8217;nin en önemli sorunlardan biri, barışın siyaseten araçsallaştırılmasıdır. Kürt meselesi temel bir mesele çünkü yakıyor. Kürt meselesinde yaşanan süreç, bu ülkenin her mahallesinde mağdur yaratmıştır. Mazlum yaratmıştır. Bu herhangi bir bölgeye ait bir sorun değildir. Acılar, mağduriyetler Edirne&#8217;den Kars&#8217;a kadar Sinop&#8217;tan Diyarbakır&#8217;a her tarafta var.</p>
<p>Bir biçimde bu acılar hepimizin acıları. O zaman, düşmanlık siyaseti izlemeyen herkes, bu konuyu araçsallaştırmaktan vazgeçilmelidir. Aslında toplum bunun farkında; buna inanan bir toplum yok artık. Siyaset, soruna samimi ve tutarlı bir biçimde yaklaşmalıdır.</p>
<p>Kapak Görseli :Evrensel</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/15/kurt-sorununda-esikteyiz-barisa-aracsal-yaklasilmamali/">‘Kürt Sorununda Eşikteyiz; Barışa Araçsal Yaklaşılmamalı!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>46 Kuruluştan HDP’ye Destek: ‘Siyaset Yapma Hakkını Savunuyoruz’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/46-kurulustan-hdpye-destek-siyaset-yapma-hakkini-savunuyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2021 13:20:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kapatma davası]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat Sancar]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Öztürk Türkdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72339</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHD Genel Merkezi’nde bir araya gelen 46 kuruluş, Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) açılan kapatma davasına karşı, “Siyaset Yapma Hakkını Savunuyoruz” başlıklı bir basın toplantısı düzenledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/46-kurulustan-hdpye-destek-siyaset-yapma-hakkini-savunuyoruz/">46 Kuruluştan HDP’ye Destek: ‘Siyaset Yapma Hakkını Savunuyoruz’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aralarında İnsan Hakları Derneği, Demokrasi İçin Birlik (DİB), Hak ve Adalet Platformu, Türk Tabipler Birliği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Yurttaş Girişimi’nin de bulunduğu 46 kuruluş temsilcisiyle düzenlenen toplantıya, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da katıldı. Sancar toplantıda yaptığı konuşmada, kapatma davasının tek hedefinin HDP olmadığına dikkat çekerek, şiddet ve baskı politikalarının ‘Türkiye’de demokrasi güçlerini, demokrasi arayışını, özgürlük ısrarını ve barış inadını’ hedef aldığını kaydetti. &#8220;Bildirinin başlığını &#8216;HDP’nin siyaset yapma hakkını savunuyoruz’ olarak değil barış mücadelesini, demokrasi ısrarını ve özgürlük özlemini savunuyoruz diye okuyorum&#8221; diye konuşan Sancar, hukuk mücadelesini ısrarla sürdüreceklerini kaydetti.</p>
<h5>Gergerlioğlu&#8217;na Özgürlük&#8230;</h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-72352 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/siyaset-yapma-hakkini-savunuyoruz-640x480.jpg" alt="Siyaset Yapma Hakkını Savunuyoruz" width="355" height="266" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/siyaset-yapma-hakkini-savunuyoruz-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/siyaset-yapma-hakkini-savunuyoruz.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 355px) 100vw, 355px" />Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun cezaevinden tahliye edilmediğini de hatırlatan Sancar, “Buradan tekrar Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun özgürlüğünü ve bütün diğer demokrasi mücadelesinde tutsak alınan, rehin tutulan bütün arkadaşlarınızın özgürlüğünü de hep birlikte savunduğumuzu göstermiş oluyoruz.” Dedi.</p>
<p>Basın toplantısında 46 kuruluşun imza koyduğu bildiriyi İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan okudu. HDP&#8217;nin kapatılmak istenmesinin demokrasiye ve demokratik siyasete yapılan bir darbe ve Türkiye&#8217;ye yapılmış bir kötülük olarak değerlendirilen bildiride, “Siyasi düşünce ayrımı gözetmeksizin demokrasi, insan hakları ve doğayı savunan; bunun mücadelesini yürütenler olarak ülkemizde yaşanan ve her geçen gün büyüyen bu hak ihlallerine karşı artık &#8216;dur&#8217; ve &#8216;yeter&#8217; denilmesi gerektiğine inanıyoruz. Tüm bu nedenlerle, yargı eliyle kapatılmaya, koltuk gücüyle sindirilmeye çalışılan ve parti binaları basılarak üyeleri katledilen HDP&#8217;nin demokrasi ve insan hakları için siyaset yapma hakkını savunuyoruz ve tüm demokrasi güçlerini de bu hukuksuzluğa karşı dayanışmaya çağırıyoruz.” deniliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/46-kurulustan-hdpye-destek-siyaset-yapma-hakkini-savunuyoruz/">46 Kuruluştan HDP’ye Destek: ‘Siyaset Yapma Hakkını Savunuyoruz’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Değişmeyen Kader: Parti Kapatmalar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/28/degismeyen-kader-parti-kapatmalar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2021 10:17:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[HDP kapatılma davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72079</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in HDP’nin kapatılması istemiyle hazırladığı iddianame Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından oy birliği ile kabul edildi. AYM’nin kabulü ile HDP’nin kapatılmasına dair dava süreci resmen başlamış oldu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/28/degismeyen-kader-parti-kapatmalar/">Değişmeyen Kader: Parti Kapatmalar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">HEP, DEP, HADEP, DEHAP, ÖTP, DTP şimdi de HDP. İlk kez 1991 seçimlerinde Sosyal Demokrat Halkçı Parti ile yaptığı ittifakla Türkiye’de legal siyasete giren Kürtler, o günden bu yana siyaset arenasında. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">90’lardan günümüze Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebiyle her defasında Anayasa Mahkemesi (AYM) Kürt partilerini kapattı. Gerekçe ise hep aynı oldu: </span><span style="font-weight: 400;">&#8220;Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma amacını taşımak” ve &#8220;yasaya aykırı siyasi faaliyetlerin mihrakı olmak&#8221;. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi de sırada HDP var. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin tarafından 7 Haziran’da HDP’nin kapatılması talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne gönderilen iddianame oy birliği ile kabul edildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İddianamede, &#8220;Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline geldiği&#8221; suçlaması yöneltilen HDP&#8217;nin &#8220;temelli kapatılması&#8221; isteniyor. Ayrıca HDP’nin Hazine yardımlarından tamamen yoksun bırakılması, varsa banka hesabının bloke edilmesi, Hazine yardımı ödenmişse Hazine’ye iadesine karar verilmesi talepleri de söz konusu iddianamede yer alıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HDP’ye üye kayıtlarının durdurulması gerektiği belirtilen iddianamede, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Mithat Sancar, Pervin Buldan gibi isimlerin de aralarında bulunduğu 451 siyasetçiye, temelli kapatılmaya ilişkin kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren beş yıl süreyle siyasi yasak konulması istendi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasa Mahkemesi, savunmaların alınmasından sonra HDP&#8217;nin kapatılarak, iddianamede hakkında siyasi yasak istenen 451 yönetici veya üyesinin tümüne veya bir kısmına siyaset yasağı getirebileceği gibi, sadece hazine yardımının kesilmesi yönünde de karar verme hakkı bulunuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, ilk olarak 17 Mart&#8217;ta hazırladığı iddianameyi AYM&#8217;ye göndermişti. Ancak Yüksek Mahkeme, iddianamede eksiklikler bulunduğu gerekçesiyle ilk iddianameyi iade etmişti. HDP’nin temelli kapatılması talebine &#8220;suçların odağı&#8221; olması gerekçe gösteriliyor.</span></p>
<h5><b>Süreç Nasıl İşleyecek?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">AYM&#8217;nin iddianameyi kabul etmesi ile HDP hakkındaki kapatma davası süreci de resmen başlamış oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HDP&#8217;nin ön savunmasını vermesinin ardından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, esas hakkındaki görüşünü AYM&#8217;ye sunacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şahin&#8217;in sözlü görüşünün HDP&#8217;ye iletilmesinin ardından, HDP&#8217;liler de sözlü savunmalarını yapacak. Sözlü açıklama ve savunmaların tamamlanmasının ardından görevlendirilen AYM raportörü, gerekli bilgi ve belgeleri toplayarak esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu süreçte gerek HDP, gerekse Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı mahkemeye ek savunma ve ek delil sunabilecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasa Mahkemesi bu sürecin ardından toplanarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın kapatma talebini esastan görüşmeye başlayacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasa Mahkemesi, siyasi parti kapatma davalarında üyelerin üçte iki çoğunluğunun oyuyla karar alabiliyor. Buna göre HDP hakkındaki kapatma davasında da partinin temelli kapatılması ya da Hazine yardımından yoksun bırakılması kararları 15 üyenin en az 10&#8217;unun kabul yönündeki oyuyla mümkün olabilecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmi Gazete&#8217;de yayımlanacak.</span></p>
<h5><b>AYM’nin Önündeki İki Seçenek</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">AYM&#8217;nin önünde iki seçenek bulunuyor. AYM, HDP&#8217;nin temelli kapatılmasına karar verebilir. Böyle bir durumda, söz ve eylemleriyle partinin temelli kapatılmasına neden olan parti yöneticisi deneticisi veya üyelerine 5 yıllık siyasi yasak getirecek, partinin malvarlıkları da Hazine&#8217;ye devredilebilecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkemenin önündeki ikinci seçenek ise HDP&#8217;nin kapatılması yerine hazine yardımından yoksun bırakılması. Buna göre parti faaliyetine devam eder ve yöneticileri ve üyeleri için siyasi yasak söz konusu olmaz. Suçun ağırlığına göre Mahkeme, partinin Hazine yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir.</span></p>
<h5><b>Hem Destek Hem Tepki</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yargıtay Cumhuriyet Savcısı’nın HDP’nin kapatılmasına dair iddianame hazırlaması ve AYM tarafından kabul edilmesine siyasi partilerin bir kısmı destek verirken, bir kısmı da “siyasi bir dava” olduğunu söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hakkında kapatma davası açılan HDP’lilerin asıl ne söyleyeceği merak konusu oldu. HDP’nin Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, kapatma davasının arka planında “siyasi, tehdit ve şantaj kampanyası”nın yer aldığını vurguladı. HDP’nin kapatılması davasının siyasi olduğunu söyleyen Sancar, “Nasıl bu davanın savcısı iktidarsa, bu davanın avukatı da halkın kendisidir” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, &#8220;Bugüne kadar kaç siyasi parti kapatıldı ve hangi sonuç elde edildi? Düşüncenin ifade edilmesinden korkmayacaksınız. Siz Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı&#8217;na talimat verip parti kapat diyorsanız orada demokrasi olmaz. Parti kapatmaya yönelik hiçbir eylemi doğru bulmuyoruz” diye konuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da HDP’nin seçimlerde aldığı oy oranlarını hatırlatarak, “Siyasi meşruiyet toplum desteği ile sağlanır” vurgusu yaptı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da “Siyasi partileri kapatmak, seçilmiş milletvekillerinin haklarını ellerinden almak Türkiye&#8217;nin önünü açmaz; toplumsal barışı bozar” değerlendirmesinde bulundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise, HDP’nin kapatılması istemine “Ben hukukçu değilim” şeklinde yorum getirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HDP’nin kapatılması için sık sık çağrı yapan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli de HDP’nin kapatılmasını “namus görevi” olarak gördü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önceki dönemlerde sık sık HDP’yi “Terör” ile ilişkilendiren AK Parti’den ise herhangi bir açıklama gelmedi. Ancak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 8 Haziran’daki partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda “7 Haziran 2015 seçimlerini unutmayın” sözleri, HDP’nin kapatılmasına yönelik görüşünü de ortaya koyuyordu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/28/degismeyen-kader-parti-kapatmalar/">Değişmeyen Kader: Parti Kapatmalar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hak Savunucuları Muhalefete Yönelik “Nefret Söylemlerine” Dikkat Çekiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/18/hak-savunuculari-muhalefete-yonelik-nefret-soylemlerine-dikkat-cekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2021 11:49:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Poyraz]]></category>
		<category><![CDATA[Figen Yüksekdağ]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71643</guid>

					<description><![CDATA[<p>HDP İzmir İl binasında Deniz Poyraz’ın öldürülmesiyle sonuçlanan saldırıya tepkiler sürüyor. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) iktidarın muhalefete yönelik kullanmış olduğu “nefret söylemlerine” dikkat çekerken Hak İnisiyatifi, HDP binasına saldırıda parti binasını korumakla görevli polislerin ihmali olup olmadığının araştırılmasını istedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/18/hak-savunuculari-muhalefete-yonelik-nefret-soylemlerine-dikkat-cekiyor/">Hak Savunucuları Muhalefete Yönelik “Nefret Söylemlerine” Dikkat Çekiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) yaptığı yazılı açıklamada, iktidarın muhalefete yönelik kullanmış olduğu “nefret söylemlerine” dikkat çekti. Açıklamada, HDP binaları önünde günün 24 saati nöbet tutan görevli polislere vurgu yapılarak, binaların korunmasına rağmen saldırılara maruz kaldığı belirtildi.</p>
<p>“HDP İzmir İl Binası’nın önünde polis koruması olduğu halde bu saldırı önlenememiştir. Bu durumda saldırılara göz yumulduğu gibi bir sonuç çıkarılabilir” denilen açıklamada, her konuşmasında HDP’yi gösteren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun istifa etmesi veya görevinden azledilmesi istendi.</p>
<p>Hak İnisiyatifi de yaptığı açıklamada, HDP binasına saldırıda parti binasını korumakla görevli polislerin ihmali olup olmadığının araştırılmasını istedi.</p>
<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) açıklamasında saldırıyı kınarken, HDP’ye yönelik nefret söylemlerinin son bulmasını istedi. Etkili bir soruşturma yürütülerek, saldırının tüm boyutları ile aydınlatılmasını talep eden İHD, HDP binalarının “sahici” olarak korunmasını istediklerini vurguladı.</p>
<p>Saldırıya dair açıklama yapan bir çok siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi ve barolar, iktidarın kullanmış olduğu “nefret söylemleri”nin saldırıya zemin hazırladığını kaydederek, bu “nefret söylemleri”nin sonlandırılmasını istedi.</p>
<p><strong>&#8220;Bu Kaos Planlarını Biliyoruz&#8221;</strong></p>
<p>Deniz Poyraz&#8217;ın hayatını kaybettiği saldırının ardından konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, il binasında ertelenen bir toplantı olduğunu, katilinin amacının katliam yapmak olduğunu söyledi. Saldırıdan iktidar ortaklarının sorumlu olduğunu savunan Sancar,  <span class="sari-kutu-100">&#8220;Bir kaos planı, iç çatışma hesabı devreye sokulmuştur. Biz bunun farkındayız. </span><span class="sari-kutu-100">Bütün bu oyunlara ve Deniz kardeşimizin katledilmesine karşı sesimizi en gür biçimde yükselteceğiz. Bu oyunları boşa çıkarmak için yürüyüşümüzü sürdüreceğiz. </span><span class="sari-kutu-100">Demokrasi ve muhalefet çevreleri bu mücadeleyi sadece HDP&#8217;ye bırakırsa, bu, kaos planı sahiplerini sevindirir. </span><span class="sari-kutu-100">Buradan çağrı yapıyorum; Meclis&#8217;te bulunan ve bulunmayan bütün siyasi parti başkanları en kısa zamanda bir araya gelelim. Ortak tutumu Türkiye halklarına hep birlikte gösterelim.&#8221; dedi. </span>Sancar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rize&#8217;de saldırıya uğrayan İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkındaki sözlerini hatırlatarak, “Soruyoruz, bu sözünüzü bir kez daha tekrarlayıp açıklayın. Ne demek istediniz, bu sözün altını doldurmak zorundasınız” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/18/hak-savunuculari-muhalefete-yonelik-nefret-soylemlerine-dikkat-cekiyor/">Hak Savunucuları Muhalefete Yönelik “Nefret Söylemlerine” Dikkat Çekiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selahattin Demirtaş Neden Tutuklu?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu-2/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2021 10:28:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[7 Haziran]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hızla serbest bırakılması gerektiğine hükmettiği halde HDP eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş yaklaşık beş yıldır tutuklu. Avrupa Komisyonu ise geçen hafta uygulanmayan kararlarla ilgili Türkiye'yi uyardı. Peki iş buraya nasıl geldi?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu-2/">Selahattin Demirtaş Neden Tutuklu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>15 Temmuz darbe girişimi ardından Selahattin Demirtaş, çok sayıda HDP milletvekili ile birlikte 3 Kasım’ı 4 Kasım’a bağlayan gece gözaltına alınarak, tutuklandı. 3 Kasım 2002 tarihinde gerçekleşen seçimlerde AK Parti tek başına iktidara gelmiş ve 7 Haziran 2015’e kadar da tek başına iktidarda kalmıştı. Demirtaş liderliğindeki HDP’nin yüzde 10’luk seçim barajını aşmasıyla 12 yıl 7 ay sonra AK Parti ilk defa iktidardan düşmüştü.</p>
<p>Demirtaş’ın tutuklanmasının üzerinden 89 gün geçtikten sonra Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı tamamlayarak, 501 sayfalık iddianame hazırladı. 31 ayrı fezleke birleştirilerek hazırlanan iddianamede, Demirtaş için 142 yıla kadar hapis cezası istendi.</p>
<p>Demirtaş’a, “Örgüt kurma ve yönetmek”, “Örgüt propagandası yapmak”, “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme yönetme bunların hareketlerine katılma”, “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme”, “Suçu ve suçluyu övmek”, “Suç işlemeye alenen tahrik etme”, “Halkı kanunlara uymamaya tahrik etme” suçlamaları yöneltildi.</p>
<p>Demirtaş’ın tutuklandığı davanın iddianamesinde yer alan 31 fezlekenin 10 tanesi daha sonra “terör örgütü olarak ilan edilen ve 2016’da yaşanan darbe girişiminden sorumlu tutulan FETÖ” ile çalıştıkları iddiasıyla tutuklanan ve görevden alınan savcılar tarafından hazırlandı. Savcılardan biri olan ve halen hapiste olan Ahmet Karaca&#8217;yı Türkiye, 2014 yılında Suriye’ye silah götüren MİT tırlarının Adana’da durdurulmasıyla ilgili soruşturmayla tanıdı. Tırların durdurulması sırasında Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili olan Karaca, bu nedenle yargılandığı dava sonunda 18 yıl 9 ay hapis cezası aldı. Karaca, Demirtaş hakkında 2011 yılında farklı gerekçelerle 9 ayrı fezleke hazırlamıştı.</p>
<p>İddianameyi kabul eden Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebiyle dava “güvenlik” gerekçesiyle Ankara’ya nakledildi. Mahkeme, ilk duruşma için 16 Nisan 2017’deki “Başkanlık Sistemi Referandumu”ndan 12 gün sonraya, 28 Nisan 2017 tarihine gün verdi.</p>
<p>Davanın kabul edildiği Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 6-8 Ekim Kobani olaylarında öldürülen Yasin Börü davası ile birleştirilmesini istedi.</p>
<p>Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, “iki dava arasında bağlantı olmayacağı” gerekçesiyle iki kez birleştirme talebini reddetti. Demirtaş’ın davasına bakan mahkeme ikna olmayıp, resen birleştirme kararı alsa da Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 5. Ceza Dairesi, 14 Eylül 2017’de oybirliği ile verdiği kararında “birleştirmeye yer olmadığına” karar verdi.</p>
<h5><strong>Karar Olmadan Bir Hafta Tutuklu Kaldı</strong></h5>
<p>Dosyanın mahkemeler arasında dolaşması başka bir hak ihlalini de beraberinde getirdi. 28 Temmuz 2017’de Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin birleştirmeye üçüncü kez onay vermemesi sonrasında aylık olarak yapılması gereken tutukluluk değerlendirmesi yapılmamış oldu. Demirtaş, o sırada herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın yedi gün tutuklu kaldı.</p>
<p>7 Aralık 2017’de Demirtaş’ın tutuklu bulunduğu davanın ilk duruşması yapıldı. Duruşmaya Edirne’den katılan Demirtaş, tutuklandıktan 460 gün sonra ilk kez hakim karşısına çıktığında takvim yaprağı 14 Şubat 2018’i gösteriyordu.</p>
<h5><strong>7 Haziran’ın İntikamı mı?</strong></h5>
<p>Demirtaş herhangi bir siyasetçi değil. Aynı zamanda kurulduğundan bu yana iktidarla büyük çatışmalar yasayan, Kurt siyasetiyle organik ilişkileri bulunan muhalif bir partinin de lideri. Liderliğini yaptığı HDP, ilk defa 7 Haziran 2015 genel seçimlerine parti olarak girme kararı aldı. O güne kadar Türkiye’deki yüzde 10’luk seçim barajı yüzünden bağımsız adaylarla seçime giren Kürt siyaseti, ilk defa 7 Haziran seçimlerinde parti olarak seçime girdi. HDP, bu seçimlerden yüzde 13’ün üzerinde oy aldı. Seçim sonuçlarına göre AK Parti 2002 yılından bu yana ilk defa tek başına iktidar olma şansını bulamadı.</p>
<p>Ancak o günlerde de giderek otoriterleştiği konuşulan siyasi iktidar bu turlu bir yenilgi duygusunu sükûnetle karşılamayacaktı. Türkiye, 7 Haziran seçimlerinden sonra adeta “kabus dolu” beş ay yaşadı.</p>
<p>Bu secimler sonucunda Parlamentodaki aritmetik, koalisyon hükümetini zorunlu kılsa da AK Parti’nin koalisyon teklifi MHP ve CHP tarafından kabul edilmeyince, 1 Kasım için seçimlerin yenilenmesi kararı alındı. 7 Haziran’da aldığı oyla Meclis’e giren ikinci büyük muhalif parti olan HDP ile bir koalisyon ise ihtimal olarak bile gündeme gelmedi.</p>
<p>7 Haziran seçimleri sonrasında Türkiye için büyük bir fırsat daha hüsranla sonuçlanacaktı. 2009 yılında &#8220;Oslo görüşmeleri&#8221; ile temeli atılan ve zaman zaman kesintilerle de olsa devam eden Kürt sorunu konusundaki &#8220;çözüm süreci&#8221; de, iki yıldan fazla sürecek olan yeni bir çatışma sureciyle noktalandı.</p>
<p>Sürecin sona ermesinin ardından Türkiye, &#8220;canlı bombalar&#8221;ın intihar saldırılarına sahne oldu. 20 Temmuz&#8217;da, Şanlıurfa&#8217;nın Suruç ilçesinde yaşanan IŞİD saldırısında 33 Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi yaşamını yitirdi. 22 Temmuz&#8217;da ise Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki polis evlerinde başından vurularak öldürüldü. Olaydan bir gün sonra, PKK ve IŞİD&#8217;e yönelik askeri operasyonlar başlatıldı. PKK, çözüm sürecinde aldığı &#8220;ateşkes&#8221; kararını operasyonların başlamasıyla sona erdirdi.</p>
<p>Hemen sonrasında Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerden arka arkaya &#8220;özyönetim ilanına&#8221; ilişkin açıklamalar geldi. KCK, Şırnak Halk Meclisi&#8217;nin kararının ardından, Silopi, Cizre ve Nusaybin&#8217;de de &#8220;özyönetim&#8221; ilan edildiğini duyurdu ve bunu diğer bazı il ve ilçeler izledi. Türkiye kamuoyunun gündemine ilk olarak 2009’da “KCK operasyonları” ile giren Koma Civakên Kurdistan &#8211; Kürdistan Topluluklar Birliği, yani KCK, yürütücü bir çatı örgütü gibi işlev görüyordu.</p>
<p>Bu gelişmelere Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Ağustos&#8217;ta &#8220;Bu açıklamayı kimler yapıyorsa ağır bir bedel öderler. Hem yasal bir bedel öderler hem diğer tür bir bedel öderler&#8221; diyerek sert tepki gösterdi. Ardından da bölgede HDP ve Demokratik Bölgeler Partisi yöneticilerine dönük gözaltı operasyonları başlatıldı.</p>
<p>1 Kasım seçimlerine sayılı günler kalmışken Türkiye tarihinin en kanlı katliamlarından biri Ankara’da yaşandı. Çok sayıda sivil toplum örgütünün katılımıyla 10 Ekim&#8217;de Ankara Garı&#8217;nda düzenlenen &#8220;Barış mitingi&#8221;, iki canlı bombanın saldırısıyla kana bulandı. IŞİD tarafından yapılan saldırı da 102 kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı.</p>
<p>Saldırılar ve katliamların gölgesinde gidilen 1 Kasım seçimlerine HDP kıl payı barajı aşarken, AK Parti yüzde 49,5 oy alarak bir kez daha tek başına iktidar oldu.</p>
<p>Çeşitli tarihlerde dokunulmazlıkların kaldırılması yönündeki talimatlarını tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Mart 2016’de Saray’da muhtarlarla gerçekleştirdiği toplantıda, dokunulmazlıkları bir kez daha gündeme getirdi: “Parlamento, dokunulmazlık meselesini süratle sonuçlandırmalı.”</p>
<p>20 Mayıs 2016&#8217;da yapılan oylamada Anayasa değişikliği, CHP&#8217;den bir bölüm milletvekilinin destek vermesiyle 367&#8217;nin üzerinde oyla kabul edilerek, dokunulmazlıklar kaldırıldı. Düzenleme tam da 7 Haziran seçimlerinin yıl dönümünde Erdoğan tarafından onaylanarak, yürürlüğe girdi.</p>
<h5><strong>AYM’nin Dört Yılda Değişen Kararları</strong></h5>
<p>Anayasa Mahkemesi ise tutukluluğunun ölçüsüz ve hukuksuz olduğu yönündeki başvuruda, daha önce vermiş olduğu “milletvekili tutuklu yargılanamaz” kararını görmezden gelerek, kabul edilemez kararı verdi. Başvuru, 21 Aralık 2017&#8217;de reddedildi. Yüksek Mahkeme, &#8220;yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olduğu&#8221; iddiasını &#8220;başvuru yollarının tüketilmemesi&#8221;, diğer iddiaları ise &#8220;açıkça dayanaktan yoksun olması&#8221; nedeniyle kabul edilemez buldu.</p>
<p>Avukatları, Demirtaş hakkında ikinci kez tutuklanma kararı verilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne yeniden başvuru yaptı. Anayasa Mahkemesi, 19 Haziran 2020&#8217;de, tutukluluktaki “makul süre”nin aşıldığını, tedbirin ölçülü olmadığını belirterek hak ihlali kararı verdi.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi, bu kararı verdiğinde, Demirtaş’ın başvurusuna konu olan, ana davadaki tutukluluğu zaten sonlanmıştı.</p>
<h5><strong>Hakkında 47 Dava Var</strong></h5>
<p>Demirtaş milletvekili ve eş genel başkan iken hakkında, çeşitli tarihlerdeki farklı konuşmalarıyla ilgili 122 adet fezleke hazırlandı. Hakkında fezlekeler hazırlanmış olan HDP’li vekillerin dokunulmazlıkları kaldırılarak, suçlamalarla ilgili yargılamaların başladığı 2016’dan bu yana da hakkında 47 ayrı dava açıldı.</p>
<p>Bunlardan davalardan bazıları düştü, bazıları da beraatle sonuçlandı. Açılan diğer bazı davalar da birleştirildi. Davalardan ikisi Yargıtay’da, altısı İstinaf Mahkemesi’nde, 11’i de yerel mahkemelerde sürüyor. Tüm bu davaların tamamında 245 ayrı duruşma görüldü. Duruşmaların büyük bir bölümünde hazır edilmeyen Demirtaş, duruşmalara SEGBİS aracılığıyla katılarak savunma yaptı. Yani tutuklu olduğu sure boyunca nadiren cezaevinden çıkarıldı.</p>
<p>“Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten yargılandığı bir davada 3 yıl 6 ay hapis cezası alan Demirtaş, yakın zamanda da Ankara eski Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman&#8217;a yönelik sözlerinden dolayı &#8220;terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek&#8221; suçlamasıyla yargılandığı davada da 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu-2/">Selahattin Demirtaş Neden Tutuklu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/13/selahattin-demirtas-neden-tutuklu-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Eşitlik Fikri Üzerinden Karma Yapılarla Ortak Mücadele Edilmeli!”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/08/esitlik-fikri-uzerinden-karma-yapilarla-ortak-mucadele-edilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2021 14:41:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum ve Medya Çalışmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[DEVA Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Esen]]></category>
		<category><![CDATA[European Endowment For Democracy]]></category>
		<category><![CDATA[Filiz Kerestecioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi'nden Çekilme Kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Seren Yıldız Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[sivil sayfalar]]></category>
		<category><![CDATA[Tuba Torun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=68243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar’ın European Endowment for Democracy desteğiyle düzenlediği “Kadın Hakları Mücadelesi ve Uluslararası Koruma Mekanizmaları” çalıştayında bir araya gelen STK ve siyasi parti temsilcileri, iş birliği ve dayanışma ile sürecin yürütülmesinde ortaklaştı. Çalıştayda, karma yapılarla, eşitlik fikri üzerinden hareket edilerek, hukuki sürecin işletilmesi, uluslararası aktörlerle iletişim ve iş birliği ile ortak eylemlilik dahil tüm araçlar kullanılarak mücadelenin güçlü şekilde yürütülmesi gerektiği vurgulandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/08/esitlik-fikri-uzerinden-karma-yapilarla-ortak-mucadele-edilmeli/">“Eşitlik Fikri Üzerinden Karma Yapılarla Ortak Mücadele Edilmeli!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çalıştaya TÜSEV adına katılan Güneş Engin, insan haklarına dayalı sistemde sivil toplumun başat rolünü hatırlatarak, sözleşmeden çekilme kararının hem sivil toplumu hem yurttaşları savunmasız bıraktığına dikkat çekti. Çocuğa Karşı Şiddeti Önlemek için Ortaklık Ağı’ndan Sinem Sefa Akay, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların yanı sıra çocuklar ve gençler için de önemli olduğuna dikkat çeken <a href="http://www.cocugasiddetionluyoruz.net/duyurular/istanbul-sozlesmesi-sadece-siddete-maruz-birakilan-kadinlar-icin-degil-cocuklar-ve-gencler-icin-de-onemlidir">bir metin</a> yayınladıklarını ve ve ağa üye olan birçok STK’nın Sözleşme&#8217;de koruma konusundaki hükümlerin devre dışı kalması ile yetişkinlerin yanı sıra çocuk ve gençlerin de risk altında olacağını vurgulamak istediklerini kaydetti.</p>
<h5><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-68248 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/toplu-foto-640x347.jpg" alt="Sivil Toplum ve Siyasi Partiler: “Eşitlik Fikri Üzerinden Karma Yapılarla Ortak Mücadele Edilmeli!”" width="556" height="302" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/toplu-foto-640x347.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/toplu-foto-1280x694.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/toplu-foto-1024x555.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/toplu-foto.jpg 1299w" sizes="auto, (max-width: 556px) 100vw, 556px" /></strong></h5>
<h5><strong>“İstanbul Sözleşmesi İçin Tüm Sivil Toplum Birleşmeli”</strong></h5>
<p>Mültecilerle Dayanışma Derneği’nden Mehtap Erdem, sözleşmeden çekilme kararı ile daha da riskli bir duruma giren mültecilere dikkat çekti ve özellikle mülteci kadınların hassas bir grup olarak maruz kalacakları yeni tehditlerin altını çizdi. Denizli’de 4 İranlının sözleşmeden çekilme kararını protesto etmeleri nedeniyle sınır dışı kararı alındığını hatırlatan Erdem, uluslararası koruma kararından mahrum kalacak olan mülteciler açısında Sözleşme’nin taşıdığı önemi belirtti.</p>
<p>EŞİK Platformu&#8217;ndan Berrin Sönmez, Türkiye’de hak ihlallerinin yaygınlığı nedeniyle sözleşmeden çekilme kararına toplumun güçlü bir ses çıkaramadığını kaydetti ve her ne kadar uluslararası sivil toplum örgütlerinden, kadın örgütlerine kurumsal ya da bireysel düzeyde dayanışma mesajları gelse de, AB’den, Avrupa Konseyi’nden gelen desteğin son derece sınırlı kaldığını belirtti. Kınama ve üzüntü beyanı gibi sözlü mesajlar dışında herhangi bir politik tavır alma görmediklerini söyleyen Sönmez, “Bu açıdan yalnızız. İstanbul Sözleşmesi için tüm sivil toplum birleşmeli. Sözleşmeyi hala kurtarma ihtimalimiz var ama mutlaka ortak eylemlilikte buluşmamız gerekir. Her birimiz örgütlerimizi ve zihnimiz hazırlayalım. Yakında size bir çağrı geldiğinde eyleme katılmak konusunda kararlı olun” mesajını verdi.</p>
<p>Mor Çatı’dan Elif Ege, kurumsal olarak çekilme kararının kadınlar üzerinden yarattığı tehdide dair, yerinde tespitler yapmak ve sağlam analizler yapmanın önemine dikkat çekti, süreci daha aktif şekilde izlemeye başladıklarını kaydetti. Ege, Polonya ve diğer Avrupa ülkelerinde de ulus aşırı feminizme en çok ihtiyaç duyulan zamanda olduğumuzu belirterek, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını hep birlikte geri döndürmeye çalışacaklarını vurguladı.</p>
<h5><strong>“Eşitlik Fikri Üzerinden Karma Yapılar Birlikte Hareket Etmeli!”</strong></h5>
<p>Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği ve EŞİK Platformu&#8217;ndan Zelal Ayman, sözleşmenin çerçeve olarak, kadın, çocuk, mülteci, engelli, yaşlı dahil tüm aktörleri dahil eden “küresel düzeyde eşitlikle alakalı bir mücadelenin bir parçası” olduğuna dikkat çekti ve meselenin sadece Türkiye ile de alakalı olmadığını, uluslararası düzeyde, genel eğilimin eşitlik karşıtı güçlerin güçlenmesi olduğunun altını çizdi. Örgütlenme biçiminin değişmesi gerektiğini kaydeden Ayman, EŞİK gibi platformların ve karma yapıların, koalisyonların çoğalması ve daha çok yan yana durulması gerektiğini söyleyerek, 6284 sayılı yasanın uygulanması için strateji belirlenmesi, eşitlik fikri üzerinden kadın ve erkeklerin birlikte hareket etmesi ve  eşitlik ile ilgili farkındalık çalışmalıarının daha da artması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>İstanbul Barosu adına çalıştaya katılan Berfin Arslan da 6284 sayılı yasanın uygulanması için daha çok emek verilmesi gerektiğini zira sözleşmeden çekilme kararı sonrası 3 aylık koruma kararının bile alınmamaya başlandığını söyledi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-68295 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/esitlik-fikri-uzerinden-karma-yapilarla-ortak-mucadele-edilmeli-640x360.jpg" alt="Eşitlik Fikri Üzerinden Karma Yapılarla Ortak Mücadele Edilmeli!" width="610" height="344" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/esitlik-fikri-uzerinden-karma-yapilarla-ortak-mucadele-edilmeli-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/esitlik-fikri-uzerinden-karma-yapilarla-ortak-mucadele-edilmeli-1280x720.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/esitlik-fikri-uzerinden-karma-yapilarla-ortak-mucadele-edilmeli-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/esitlik-fikri-uzerinden-karma-yapilarla-ortak-mucadele-edilmeli.jpg 1366w" sizes="auto, (max-width: 610px) 100vw, 610px" /></p>
<p>CEİD adına toplantıya katılan Doç. Dr. İlknur Yüksel Kaptanoğlu, iç hukuk da dahil birkaç koldan mücadelenin ilerlemesi gerektiğini belirtti ve “aile” konusu etrafında düğümlenen meselede kamu kurumlarına da ağırlık vererek çalışmaların yürütülmesi gerektiğini söyledi. GREVİO raporlarında yer alan tüm maddeleri esas alarak kamu kurumlarına talepte bulunmak önemini vurgulayan Kaptanoğlu, CEİD tarafından 16 başlıkta hazırlanan raporların STK’lara yol haritası belirlemede faydalı olacağını düşündüğünü kaydetti.</p>
<p>Çekilme kararının siyasi boyutunun altını çizen Hak İnisiyatifi’den Fatma Bostan Ünsal ise kamuoyu araştırmalarında sözleşmeye verilen yüksek toplumsal desteği kullanarak çekilmeden geri dönülmesini sağlamak için mücadele etmek gerektiğini söyledi. Ünsal, toplum düzeyindeki bu avantajlı durumu muhafaza ederek, Türkiye’de her kesimden kişinin desteğinin siyasiler üzerinde baskı oluşturmasına çalışılmasının önemini belirtti.</p>
<p>Kazete’den Berrin Gürçay Dilekçi de asıl meselenin eşitlik fikri olduğunu vurguladı ve eşitlik üzerinden mücadelenin şekillenmesi gerektiğini söyledi. Dilekçi, sorunun sadece kadınların sorunu olmadığını, e-hem erkeklerin hem muhalif tüm siyasi partilerin aktif şekilde mücadele yürütmesinin ve karma yapılarla bir bütün olarak herkesin sürece dahil olmasının öneminin altını çizdi.</p>
<h5><strong>“Türkiye’de Kadın Hareketi Perspektifini Geniş Tutarak Küresel Kadın Hareketine Katkı Sunabilir”</strong></h5>
<p>Türkiye’de kadın hareketinin perspektifini geniş tutarak küresel kadın hareketine katkı sunabileceğini belirten Eşitlik İzleme’den Hülya Gülbahar, bu konuda herkese iş düştüğünü ve uluslararası ağlarda dayanışmayı artırmanın önemli olduğunu ifade etti. Sözleşmeden çekilme kararının, diğer sözleşme ve düzenlemelerden de çekilme adımları ile süreceğini savunan Gülbahar, bu noktada hem siyasi partilerle Meclis’e yoğunlaşmak, hem tüm belediyelerde, var olan düzenlemeleri uygulatmaya çalışmanın önemine dikkat çekti.</p>
<p>Türkiye’den uluslararası mekanizmalara dahil olan çok az kadın bulunduğunu ve bunun eksikliğinin önemli olduğundan da söz eden KAOS GL&#8217;den Öz, ulusal ve uluslararası düzeyde birlikte çalışma yürütülmesinin gereğine dikkat çekti. Sözleşmeden çekilme kararının sorumlusu olarak LGBTİ+ların gösterildiğini hatırlatan Öz, asıl gerekçenin kadın hareketine darbe vurmak olduğunu ve tartışmanın küresel düzeyde devam ettiğini kaydetti.</p>
<p>Güneydoğu ve Doğu’da 20 ilde faaliyet yürüten KAMER Vakfı adına söz alan Rojda Zaman ise çekilme kararına rağmen, kamu kurumlarında hala eğitim vermeyi sürdürdüklerini ve ulusal düzeyde yürütülen mevcut kampanyaları desteklediklerini söyledi.  Zaman, faaliyette oldukları tüm kadın gruplarına ulaşarak ve mahalle toplantılarına devam ederek, Sözleşme’nin önemini ortaya koyan bir kampanya geliştirmeyi planladıklarını paylaştı.</p>
<h5><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-68247 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/siyasi-parti-temsilcileri-gorusleri-640x320.jpg" alt="Sivil Toplum ve Siyasi Partiler: “Eşitlik Fikri Üzerinden Karma Yapılarla Ortak Mücadele Edilmeli!”" width="640" height="320" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/siyasi-parti-temsilcileri-gorusleri-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/siyasi-parti-temsilcileri-gorusleri.jpg 680w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></strong></h5>
<h5><strong>Siyasi Partilerin Sözleşmeden Çekilme Kararına Karşı İzlediği Politikalar&#8230;</strong></h5>
<p>Çalıştaya katılan siyasi parti temsilcileri de sözleşmeden çekilme kararına karşı izledikleri politika ve stratejileri paylaştı.</p>
<p>HDP milletvekili Filiz Kerestecioğlu,  kadın örgütlerinin Meclis’te neler yapılabileceğine dair önerilerini kendilerine iletmelerini istedi ve Temmuz ayına dek hep birlikte mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Kerestecioğlu, çekilme kararının hayata geçmemesi için tüm partilerle asgari müştereklerde ortaklaşılabileceğini düşündüğü kaydetti. Deva Partisi’nden Elif Esen, sözleşmeden çekilmenin hukuksuz olduğundan hareketle bir eylem planı hazırladıklarını belirterek, çalışmalarını sivil toplum mantığı ile şekillenen bir kampanya olarak yürüteceklerini; iş dünyası, futbol kulüpleri gibi kadın ve erkeklerin meseleye birlikte sahip çıkmasın öne çıkaracaklarını  kaydetti. “Birlikte ve daha güçlü bir platform içinde olalım” diyen Esen, toplumu ve iktidarı şaşırtacak kişileri dahil ederek toplumsal etkiyi artırmaya odaklanılması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Gelecek Partisi’nden Seren Yıldız Öztürk, sözleşme konusunda toplumda hala soru işaretleri olduğuna dikkat çekerek, parti içinde de yürüttükleri faaliyetlerde, bir farkındalık çalışması yaklaşımı ile hareket ettiklerini kaydetti. Sözleşmenin hükümlerini ve öneminin iyi anlatıldığında, erkekler ve tüm teşkilatlar üzerinden olumlu sonuçları gözlemlediklerini paylaşan Öztürk,  “Burada siyasi partiler ve sivil toplum olarak ortak bir tepki ortaya koymamız gerekiyor. Çok ciddi bir toplumsal tepki ortaya koyabilirsek, ilerleyebiliriz. &#8216;Çekildik oldu bitti&#8217; ile geçiştirilemeyecek kadar önemli bir mesele. Biz, çekilme kararına erkekler üzerinden dava açarak da itiraz ettik. Bizlerin de sivil toplum ve siyasi partilerden erkekler de dahil olması için ısrarcı olması gerekiyor.” dedi.</p>
<p>Toplantıya CHP adına katılan Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Tuba Torun ise STK’lar olarak partilerle eşgüdümlü çalışmak gerektiğini, ne gerekiyorsa yapılması ve hatta bunu yüksek sesle yapılması gerektiğini söyledi. Kadın konusunun yalnızca kadınların sorunu olmadığını, bunun artık bir demokrasi mücadelesine dönüştüğünü söyleyen Torun, bu nedenle bütüncül topyekûn bir mücadele gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p>Yeşiller Partisi adına toplantıya katılan Nil Mutluer, de soruna küresel bakmak gerektiği görüşlerine katıldığını ve artık yeni bir süreçte olduğumuzu kaydetti. Sözleşmeden bir gecede çıkılması kararı alınmasının demokratikleşme sorunu olduğunu gösterdiğine değinen Mutluer, diğer katılımcılar gibi karma yapılarla, erkek ve kadın, sağ ve sol tüm kesimlerle birlikte hareket edilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/08/esitlik-fikri-uzerinden-karma-yapilarla-ortak-mucadele-edilmeli/">“Eşitlik Fikri Üzerinden Karma Yapılarla Ortak Mücadele Edilmeli!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MAZLUMDER: “Parti Kapatma Davası ve Ömer Gergerlioğlu’nun Vekilliğinin Düşürülmesi Kabul Edilemez”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/18/mazlumder-parti-kapatma-davasi-ve-omer-gergerlioglunun-vekilliginin-dusurulmesi-kabul-edilemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2021 11:38:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[MAZLUMDER]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67253</guid>

					<description><![CDATA[<p>MAZLUMDER (İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği) HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliği düşürülmesi ve Halkların Demokratik Partisi'nin kapatılması talebiyle açılan dava hakkında bir açıklama yayınladı. Açıklamada, sivil siyasi alanın güçlendirilmesinin toplumsal barışa ve bir arada yaşama kültürüne katkı sunacağı hatırlatılarak, siyasi partilerin kapatılması yerine, suç işlediği iddia edilenlerin münferiden ve adil bir şekilde yargılamanın gerektiği ve Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesine izin verilmesinin kabul edilemez olduğu vurgulanıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/18/mazlumder-parti-kapatma-davasi-ve-omer-gergerlioglunun-vekilliginin-dusurulmesi-kabul-edilemez/">MAZLUMDER: “Parti Kapatma Davası ve Ömer Gergerlioğlu’nun Vekilliğinin Düşürülmesi Kabul Edilemez”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>MAZLUMDER tarafından yapılan <a href="https://mazlumder.org/tr/main/faaliyetler/basin-aciklamalari/1/insan-haklari-eylem-plani-gunlerinde-parti-ka/13965" target="_blank" rel="noopener">“İnsan Hakları Eylem Planı Günlerinde Parti Kapatma Davası Ve Ömer Gergerlioğlu’nun Vekilliğinin Düşürülmesi”</a> başlıklı açıklamada şu ifadelere yer veriliyor:</p>
<p>“İnsan Hakları Eylem Planı&#8217;nın tanıtımının yapıldığı günlerde ortaya çıkan böylesi örnekler, “kâğıt üzerindeki taahhütleri değil gerçek uygulamaları takip edeceğiz” şeklindeki çekinceleri maalesef haklı çıkaracak mahiyettedir.</p>
<p>Geldiğimiz noktada vurgulamak isteriz ki sivil siyaset alanının açık tutulması esastır. Suç ve şiddet içermedikçe ve bunları teşvik etmedikçe, aykırı, hatta şok edici söz ve tutuma sahip partilerin kapatılması hukuksuzdur. Bu hukuksuzluğa göz yummamak seçme seçilme hakkına saygının ve seçmen iradesine temsil hakkı sağlanmasının yegâne garantisidir. Refah Partisi ve ardıllarının kapatılması ve AK Parti’ye karşı girişilen hukuksuz kapatma teşebbüsü süreçlerinde; hukuksuz eylemleri varsa şahısların şahsen yargılanmaları gerektiği, kişilerin beyan ya da eylemleri dolayısıyla milyonlarca insanı ilgilendiren ve parti kurumsal kişiliğinin yok edilmesi anlamına gelecek kapatma yöntemine başvurulmasının hukuksuz olacağı defalarca zikredilmişti.</p>
<p>Yine adil yargılanma ilkeleri açıkça ihlal edilerek, zorlama ve kanuna bile aykırı yorumla cezalandırılan HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi de bu kapsamda hukuksuz bir girişimdir. Doğası itibariyle ifade özgürlüğünün ve seçme seçilme hakkının yanında durması gereken TBMM’nin geçmişte yaşanan onca tecrübeye rağmen böyle bir sürece izin vermesi de oldukça vahimdir.</p>
<p>MAZLUMDER olarak,</p>
<ul>
<li>Sivil siyasi alanın güçlendirilmesinin toplumsal barışa ve bir arada yaşama kültürüne katkı sunacağını hatırlatarak, siyasi partilerin kapatılması yerine, suç işlediği iddia edilenlerin münferiden ve adil bir şekilde yargılanmalarının gerektiğini,</li>
<li>HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun zorlama ve kanuna dahi aykırı yorumla cezalandırılmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, ifade özgürlüğü ve seçme seçilme hakkının yanında durması gereken meclisin Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesine izin vermesinin kabul edilemez olduğunu, en güçlü şekilde vurgularız.”</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/18/mazlumder-parti-kapatma-davasi-ve-omer-gergerlioglunun-vekilliginin-dusurulmesi-kabul-edilemez/">MAZLUMDER: “Parti Kapatma Davası ve Ömer Gergerlioğlu’nun Vekilliğinin Düşürülmesi Kabul Edilemez”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akil İnsanlardan Kadir İnanır&#8217;a Destek Açıklaması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/15/akil-insanlardan-kadir-inanira-destek-aciklamasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jan 2020 14:03:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Devran]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir İnanır]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Dem]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Soylu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hak savunucuları ve akil insanlar, Selahattin Demirtaş’ın “Devran” isimli kitabının okuma tiyatrosuna gittiği için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun tepki gösterdiği sanatçı Kadir İnanır'a destek açıklaması yaptı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/15/akil-insanlardan-kadir-inanira-destek-aciklamasi/">Akil İnsanlardan Kadir İnanır&#8217;a Destek Açıklaması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HDP&#8217;nin tutuklu önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş&#8217;ın Devran kitabı geçtiğimiz hafta okuma tiyatrosu olarak Kenter Tiyatrosu&#8217;nda sergilendi. Oyunu aralarında Kadir İnanır, Lale Mansur, Dilek İmamoğlu, Selvi Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu&#8217;nun da olduğu çok sayıda kişi izledi. Bunun üzerine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kadir İnanır&#8217;ı hedef gösteren bir açıklama yaparak dikkatleri üzerine çekerken insan hakları savunucuları İnanır&#8217;a destek olmak için imza kampanyası başlattı.</p>
<p>Başlatılan imza kampanyasına imza veren isimler arasında, Ahmet Faruk Ünsal, Ali Bayramoğlu, Baskın Oran, Celalettin Can, Doğu Ergil, Etyen Mahçupyan, Fuat Keyman, Levent Korkut, Nihal Bengisu Karaca, Oral Çalışlar, Öztürk Türkdoğan, Vahap Coşkun, Yıldıray Oğur, Yücel Sayman bulunuyor.</p>
<p>Ülkenin ve kişilerin güvenliğini sağlamakla görevli bir bakanın tanınmış bir sanatçıyı hedef göstermesinin kesinlikle kabul edilemez olduğuyla başlayan kampanya metni şu şekilde devam ediyor: &#8221;Bu söylem, sorunların barış içerisinde çözümüne ve bunu temsil eden kişilere yönelik olduğu oranda, durum demokrasi ilkeleri bakımından daha vahim hale gelmektedir. Kadir İnanır’ın yanında duruyor, bakanı sözlerini geri almaya ve özür dilemeye davet ediyoruz.<em>&#8221;</em></p>
<p>HDP sosyal medya hesabından konuyla ilgili şu açıklamayı yayımladı: &#8220;Süleyman Soylu&#8217;nun, Demirtaş&#8217;ın kitabından sahneye uyarlanan oyunu izlemeye gidenleri ve Kadir İnanır&#8217;ı hedef alması bir aczin göstergesidir. Demirtaş&#8217;ın ve HDP&#8217;lilerin nefes almasından dahi korkan bir Bakan&#8217;a çok fazla söz söyleme gereği duymuyoruz. Kültür ve sanat dünyasının içinde olan Kadir İnanır ve o gün orada olan herkes, umudun büyümesine ve cesaretin yayılmasına vesile olmuştur. Bundan sonra da olacaktır.&#8221;</p>
<p>Kadir İnanır ise &#8220;Bizim tek derdimiz barış&#8221; açıklaması yaptı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/15/akil-insanlardan-kadir-inanira-destek-aciklamasi/">Akil İnsanlardan Kadir İnanır&#8217;a Destek Açıklaması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil toplumla ‘çözüm süreci’ni değerlendirme ve yüzleşme raporu…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/03/sivil-toplumla-cozum-surecini-degerlendirme-ve-yuzlesme-raporu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jan 2018 12:25:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Cuma Çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=22660</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cuma Çiçek:  ‘Toplum içinde tarafları “aşan” bir çözüm hareketi ortaya çıkmadıkça Kürt meselesinin siyasi çözümünün çok zor olacağını söyleyebiliriz.’</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/03/sivil-toplumla-cozum-surecini-degerlendirme-ve-yuzlesme-raporu/">Sivil toplumla ‘çözüm süreci’ni değerlendirme ve yüzleşme raporu…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<aside class="mashsb-container mashsb-main mashsb-stretched"></aside>
<p>Barış Vakfı, iki yıl kadar süren son çözüm sürecinde, sivil toplum kuruluşlarının durumuna odaklanan bir rapor yayımladı. Raporda öne çıkan vurgular ise STK’ların çözüm sürecindeki yetersizliği ve tarafların STK’lardan bağımsız olmak yerine taraf olmayı bekledikleri. Raporu kaleme alan akademisyen Cuma Çiçek, “Yüzünü siyasetten ve devletten ziyade topluma dönmüş, toplumsal alanda aktif çalışan, yaptığı çalışmalarla toplumla bağ kuran, topluma güven veren bir sivil toplum deneyiminin oluşması önem arz ediyor. Sivil toplum örgütleri bu dönemde bu çalışmaları yapabildikleri ölçüde olası bir müzakere sürecinde aktif aktörler olarak yer alabilirler” saptamasında bulunuyor<strong>.</strong></p>
<p>Barış Vakfı, 2013-2015 yılları arasında yaşanan çözüm sürecinde, sivil toplum kuruluşlarının (STK) performansını kendi ağızlarından dinleyerek bir rapor yayımladı. Akademisyen Cuma Çiçek’in yazdığı rapor Ankara, İstanbul, Van ve Diyarbakır’da toplam 45 STK temsilcisi ve üç uzman ile görüşüldü.</p>
<p>STK’ların kendi dilinden süreçteki pozisyonlarının dinlendiği raporda, çözüm sürecinde, Türkiye tarihine nazaran daha olumlu ve katılımcı bir yöntem izlendiğini ifade eden STK temsilcileri; sivil toplumun süreçteki katılımını yetersiz bulurken, tarafların onlardan beklentisinin ‘objektiflik’ olmamasından yakınıyorlar. STK’ların başka STK’lar, medya, akademi ve siyasetle ilişkilerine ‘çözüm’ bağlamında odaklanan rapor, yaşanması muhtemel ‘çözüm süreçleri’ için STK’lar için bir rehber niteliği taşıyor.</p>
<p>Kürt meselesinin ulusal sınırları aşmış olması, dünya deneyimlerindeki benzerlikler, sorunun silahla halledilemeyeceği gibi çıkarımlar sebebiyle STK temsilcileri “çözüm için masanın yeniden kurulmasını” kaçınılmaz bulurken, yeni bir çözüm süreci için daha hazırlıklı ve daha bağımsız olmaları gerektiğini kabul ediyorlar.</p>
<p>Barış Vakfı adına “2013-2015 Çözüm Süreci’nde Sivil Toplum Kuruluşları” raporunu kaleme alan Cuma Çiçek ile sivil toplumun ahvalini, Sivil Sayfalar için konuştuk…</p>
<p><strong>Türkiye’de ve bölgede bağımsız bir sivil toplum yapısının oluşmadığı, rapora katkı veren STK temsilcilerinin de ağırlıklı görüşü. Bağımsız bir sivil toplum örgütlenmesi neden mümkün değil ve nasıl mümkün olabilir?</strong></p>
<figure id="attachment_14116" aria-describedby="caption-attachment-14116" style="width: 377px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-14116" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/2017-04-26-PHOTO-00000086-640x360.jpg" alt="" width="377" height="212" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/2017-04-26-PHOTO-00000086-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/2017-04-26-PHOTO-00000086-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/2017-04-26-PHOTO-00000086.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/2017-04-26-PHOTO-00000086-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/2017-04-26-PHOTO-00000086-320x180.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 377px) 100vw, 377px" /><figcaption id="caption-attachment-14116" class="wp-caption-text">Cuma Çiçek</figcaption></figure>
<p>Türkiye’de siyaset büyük oranda devletle özdeşleşmiş durumda. Böyle bir siyasi kültürümüz ve geleneğimiz var. Uzun yıllar siyaset dediğimizde bırakın sivil toplum örgütlerini siyasi partiler de akıllara gelmezdi, esasında devlet gelirdi. Bugün de siyaset büyük oranda devletle özdeşleşmiş durumda. Siyaseti devletle sınırlı algılayan bir toplumsal geleneğimiz var. Oysa siyaset gündelik hayatın her alanındadır. Kazandığımız ekmekten, konuştuğumuz dile, komşumuzla ilişkilenme biçimimizden, kadın-erkek arasındaki ilişkilere, çocuklarımızın yetişme biçimlerinden hayal dünyalarına kadar her alanı etkilemekte, sınırlandırmakta, şekillendirmekte. Buna karşın toplumun büyük bir çoğunluğu siyaseti beş yılda bir yapılan seçimlere katılmakla sınırlandırmış durumda. Bu anlamda bahsettiğiniz değişim için kapsamlı bir toplumsal dönüşüme ihtiyaç var ve bu öyle birkaç yılda olacak bir dönüşüm değil ne yazık ki. Büyük emekleri, farklı alanlarda mücadele ve deneyim biriktirmeyi gerektiriyor.</p>
<p>İkinci olarak belki siyaset kurumuna dair toplum içerisindeki negatif algıdan bahsetmek gerekiyor. Bizim toplumda “örgüt” kavramı suç ile eşdeğer görünüyor. Örgütlü olmak, örgüte katılmak suça bulaşmakla özdeşleşmiş durumda. Oysaki örgütlenme tam da gündelik hayatımızı her yönüyle etkileyen, siyaset kurumuna müdahil olmanın başat yollarından biridir. Tabii bu konuda ülkedeki siyasi deneyim ve geçmiş önem arz ediyor. Bir tür askeri yönetim olan 1927-1952 Umumi Müfettişlikler, 1960, 1971, 1980 askeri darbeleri, 1987-2002 olağanüstü hal yönetimi, 1997, 2007 post-modern darbeleri, en son 2016’da askeri darbe kalkışması ve ardından ilan edilen ve bugün hala süren OHAL, Türkiye’de siyasetin toplumsallaşmasına pek de uygun olmayan bir siyasi-yönetsel geleneğin olduğunu gösteriyor. En önemlisi toplumun siyasete katılımını sınırlandıran bu siyasi-yönetsel geleneğin neredeyse yüz yıllık bir sürekliliğe sahip.</p>
<p>Toplumsal yapıyla ilgili altını çizmem gereken bir diğer mesele, belki de en önemli mesele, kamu, kamusal sorumluluk, toplum algısı, topluma karşı sorumluluk algısının toplumsal yapımız içerisinde her geçen gün kaybolması. Neo-liberal ekonomi ve buna dayalı politik sistem toplumsal dayanışma ağlarını, kültürel ve zihinsel dünyamızı her geçen gün dağıtıyor. Bakın Türkiye toplumunun yüzde 99’unun Müslüman olduğu söylenir sıklıkla. İslam dininin ekonomi-politiğine dair sıklıkla hatırladığım ve hatırlattığım bir hadis var: “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” Şimdi bu sözü tek başına kapı komşunuz olarak algılamayın. Diyarbakır, Mardin’in komşusudur, İstanbul Edirne’nin komşusudur, Türkiye Suriye’nin komşusudur. Bu sözü evrensel bir yerden okursanız, esasında size yerel ölçekten sınır-ötesi düzeye kadar dayanışmayı, adaleti emreder. Türkiye’de toplumun neredeyse tamamı Müslüman olduğunu iddia ediyor, okuldan çok camii bulunuyor, öte yandan, milyonlarca yoksul insan var. Bir yanda milyonlarca işsiz, 1.400 TL ile çalışan 10 milyondan fazla asgari ücretli varken, öte yandan ülkenin kaynakları bir azınlık zümrenin elinde her geçen gün tekelleşmekte. Türkiye’de nüfusun en zengin yüzde 20’sinin ortalama geliri, en yoksul yüzde 20’lik kesimin ortalama gelirinin tam sekiz katı. En zengin yüzde 10’luk kesimin milli gelirden elde ettiği pay, en yoksul yüzde 40’nın aldığı toplam payın 1.9 katı. Neo-liberal ekonomi-politik toplumsal dayanışma ağlarımızı, toplumsallığımızı dağıttıkça, kamusal sorumluluğumuzu, eşitlik ve adalet fikriyatını ortadan kaldırdıkça çevresine karşı kör, ilgisiz, hatta çevresinin mahrumiyeti üzerinden biriktirmeyi normalleştiren bir toplum şekilleniyor. Bu da sivil topluma, siyasete katılımı sınırlandıran en önemli dinamiklerden biri.</p>
<p>Ülkemizdeki devlet geleneğini uzun uzun anlatmaya gerek yok. Bu konuda yukarıda bahsettiğim yüz yıllık askeri yönetimler, darbeler ve olağanüstü hâl yönetimi geleneğimiz tek başına zaten tabloyu özetliyor. Türkiye’de Kürt meselesi, Ermeni meselesi, azınlıklar, ekonomi-politik gibi ana siyasi meseleler üzerine ana-akım partiler arasında bir mutabakatın olması tam da siyaseti şekillendiren bir devlet geleneğine işaret eder. 2000’li yıllardaki tüm reform söylemlerine rağmen, 15 Temmuz askeri darbe girişimi ve yaklaşık bir buçuk yıldır devam eden OHAL yönetimi, bugün bu alanda pek de mesafe alamadığımızı gösteriyor.</p>
<blockquote><p>‘Olası bir çözüm sürecinde sivil toplumun güçlü bir aktör olarak süreçte yer alması için birikim oluşturmuş bir sivil topluma ihtiyaç var. Yüzünü siyasetten ve devletten ziyade topluma dönmüş, toplumsal alanda aktif çalışan, yaptığı çalışmalarla toplumla bağ kuran, topluma güven veren bir sivil toplum deneyiminin oluşması önem arz ediyor. Sivil toplum örgütleri bu dönemde bu çalışmaları yapabildikleri ölçüde olası bir müzakere sürecinde aktif aktörler olarak yer alabilirler.’</p></blockquote>
<p>Son olarak, siyasi partiler ve gruplar düzeyinden bahsetmek gerekir. Türkiye’de siyaset yapma biçimlerinin büyük oranda toplum değil, devlet merkezli olduğu söylenebilir. Çok fazla iktidar odaklı, çok fazla merkeziyetçi, çok fazla lider odaklı, çok fazla erkek, aşırı düzeyde kapalı siyasi hareketlerle karşı karşıyayız. Son yıllarda özellikle ana-akım Kürt hareketinin katkısıyla Türkiye’de kadınlar siyaset alanında çok daha fazla görünür oldular. Türkiye’deki seküler siyasi gelenek bu konuda önemli bir referans oluşturmuştu. Ancak Kürt siyasetinin bu konuda önemli bir canlanma ve farklılık yarattığı açık. Özellikle HDP ile birlikte çok daha fazla görünür olan eş-başkanlık uygulaması, kadın kotası gibi konular diğer partiler içerisinde de önemli etkiler yarattı. Ancak geriye kalan hususlarda tüm siyasi farklılıklara rağmen ortak bir geleneğin olduğu söylenebilir. Tüm bu hususlar toplum merkezli, yerelleşmiş, makro düzeyle birlikte mikroya odaklanan, mikro düzeyler arasında ilişki kurarak makro düzeyde dönüşümü hedefleyen toplumsal mobilizasyon süreçlerini sınırlandırıyor.</p>
<p>Hem toplumsal yapıdan hem devlet geleneğinden hem de siyaset yapma biçimlerimizden kaynaklı olarak bugün sivil toplumun devlet ve siyasi partiler ve hareketler karşısında oldukça zayıf olduğu, büyük oranda siyaset kurumunun gölgesinde ya da onun organik bir aracına dönüştüğü görüyor. Türkiye’de toplumsal sorunların çözümünde etkin bir sivil toplum geleneği yaratmak istiyorsak bahsettiğim üç alanda kapsamlı dönüşümlerin yaşanması gerekiyor ve ilgili tüm aktörlerin çabasını gerektiriyor.</p>
<p><strong>Kürt sorununda silahı merkez, sivil aktörleri de çevre olarak konumlandırıyor ve bu aktörlerin yer değiştirmediği sürece çözümü pek mümkün olmayacağını söylüyorsunuz. Sivil iradenin merkeze yerleşeceği, silahın çepere çekileceği bir denklemi sivil toplum kuruluşları nasıl kolaylaştırabilir?</strong></p>
<p>Türkiye’de Kürt meselesinin silahtan arındırılıp, şiddet zemininden diyalog ve müzakere zeminine, siyaset zeminine çekilmesi birçok dinamiğe bağlı. Bu tek başına HDP’nin ya da KCK’nin tercihlerine bağlı değil. Oyun alanı içerisindeki diğer aktörlerin tercihlerine de bağlı. Ve bu aktörler bugün büyük oranda çeşitlenmiş, üstelik siyaset yaptıkları coğrafyalar da genişlemiş durumda. Artık sınır-ötesi bir bağlamda meseleyi düşünmek ve ele almak zorundayız.</p>
<p>Bununla birlikte, ana-akım Kürt siyaseti içerisinde dikkate değer bir dönüşüm krizi yaşandığını düşünüyorum. Bu krizin aşılması Türkiye’de Kürt meselesinin barışçıl demokratik yollarla çözümüne büyük bir katkı sunabilir. 1999 yılıyla birlikte Kürt sosyo-politik alanını şekillendiren üç önemli dönüşüm yaşandı. Birincisi Öcalan’ın yakalanması sonrası Kürt siyaseti siyasi-ideolojik ve örgütsel bir dönüşüme gitti. İkincisi, Türkiye’nin AB üyelik süreci ivme kazandı. Son olarak, ana-akım legal Kürt partileri yerel yönetimlerde iktidara geldiler. Şimdi bu üç dinamiğin sonucu olarak, Türkiye’deki Kürt siyasi muhalefeti önemli bir dönüşüm yaşadı. Ben bu dönüşümü üç kavramla formüle ediyorum: Kentleşme, legalleşme ve kurumsallaşma. Türkiye’deki genel sosyo-ekonomik dönüşüm ve zorunlu göç süreciyle birlikte Kürt muhalefeti zaten büyük oranda kentleşmişti. Yukarıda saydığım üç dinamik kentleşmeyi daha da hızlandırdı. Legal alanda bir yandan ana-akım legal Kürt partileri güçlenirken, öte yandan yerel yönetimler gibi devasa bir alan Kürt siyasetine açıldı. Tüm bu süreçler yaygın bir alanda legalleşmeyi getirdi. Son olarak hem kentleşme hem de legalleşme, Kürt siyasetinin şehirlerde, siyaset, sivil toplum, medya, kadın ve gençlik hareketleri, emek örgütlenmeleri gibi alanlarda göz ardı edilmeyecek ölçüde kurumsallaşmasını sağladı.</p>
<p>Kürt siyaseti kanaatimce bu dönüşüme ayak uyduramadı. Özetle toplumsal alanda yaşanan bu dönüşüme paralel olarak şiddet meselesi Kürt siyasetini belirleyen ana dinamik olmaktan çıkabilir ve sivil siyaset Kürt muhalefetinin yeni merkezi olarak şekillenebilirdi. Kürt siyaseti 1999 yılından bu yana tüm tartışmalara ve girişimlere rağmen bunu sağlayamadı. İşin doğrusu devlet de bu dönüşümün olması için gerekli koşulları sağlamadı, çoğu durumda engelleyici pozisyonlar aldı. Yine Irak ve Suriye’de yaşanan iç savaşlar da bu dönüşümü zorlaştırdı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-24825 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Polis_Ve_Toplum_Turkiyede_Polise_Guven_Arastirmasi.jpg" alt="" width="270" height="176" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Polis_Ve_Toplum_Turkiyede_Polise_Guven_Arastirmasi.jpg 500w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Polis_Ve_Toplum_Turkiyede_Polise_Guven_Arastirmasi-320x208.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 270px) 100vw, 270px" /><br />
Şimdi sivil toplum bu alanda bir rol oynayabilir mi? Açıkçası 2015-2017 kent çatışmaları, 15 Temmuz askeri darbe kalkışması ve OHAL ile birlikte bugün bu dönüşüm çok daha zor. Zira, Kürt siyasetindeki legalleşme ve kurumsallaşma büyük bir darbe aldı. HDP’nin iki eş başkanı dahil birçok vekili tutuklu, belediyelerin tamamına yakınına kayyım atandı, Kürt meselesine duyarlı medya kuruluşlarının ve neredeyse tamamı kapatıldı, sivil toplum kuruluşlarının büyük bir bölümünün kapasına mühür vuruldu, açık olanlarının çalışma düzeyi çok alt seviyelere gerilemiş durumda. Kısa vadede böylesi bir dönüşüm beklememek gerekiyor.</p>
<p>Ancak orta ve uzun vadede bu dönüşüme sivil toplum örgütleri katkı sağlayabilirler. Bu konuda sivil toplumun yüzünü siyaset kurumundan biraz topluma çevirmesi gerektiğini düşünüyorum. Devlet merkezli bir siyaset algısından, toplum merkezli bir siyaset algısına geçişte sivil toplum örgütleri bir rol oynayabilirler. Tabii bu konuda öncelikle sivil toplumun kendi içinde böylesi bir dönüşüm yaşaması gerekir. Sivil toplum aktörleri, siyasi partiler ve devlet ile toplum arasında bir köprü kurma rolünden öteye geçerek, toplumun doğrudan siyasete katılımını destekleyici, toplumsal kapasiteyi artırıcı bir misyon üstlenebilirler. Daha açık bir ifadeyle, toplumu temsil etmek ve onun adına konuşmak yerine, toplumun doğrudan siyasete katılma ve konuşma kapasitesini güçlendirebilirler, buna dönük işlere odaklanabilirler.</p>
<blockquote><p>‘Sivil toplum aktörlerinin çatışma çözümü ve toplumsal barış inşası alanında oynayabileceği rollere baktığımızda yedi temel fonksiyonun olduğu görülüyor: 1- vatandaşların korunması, 2- izleme ve hesap verebilirlik, 3- savunuculuk ve kamusal iletişim, 4- grup içi sosyalleşme ve barış kültürü, 5- çatışmaya duyarlı toplumsal birliktelik, 6- arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık, 7- doğrudan hizmet sağlama.’</p></blockquote>
<p><strong>Son çözüm sürecinde, çözümün aktörleri sivil toplumu sürece dahil ettiler. Bugün aktörler arasında çözüme dair bir manzara olmadığını düşününce, taraflardan bağımsız bir çözüm hareketinin ortaya çıkması mümkün mü sizce?</strong></p>
<p>Taraflardan bağımsız bir çözüm hareketinin ortaya çıkması mümkün mü? Şimdi taraflardan bağımsız demeyelim ama toplum içinde tarafları “aşan” bir çözüm hareketi ortaya çıkmadıkça Kürt meselesinin siyasi çözümünün çok zor olacağını söyleyebiliriz.</p>
<p>Dünyanın farklı zaman ve mekanlarında ortaya çıkan bu tür devlet-içi (intrastate) kimlik temelli teritoryal çatışmalara ilişkin bilgiler bize çatışma çözümü ve toplumsal barış inşasının çok düzeyli, çok aktörlü bir diyalogu, müzakereyi ve helalleşmeyi gerektirdiğini söylüyor. Zira, bu tür çatışmalarda büyük ölçekli can kayıpları ve çoklu yıkımlar meydana geliyor. Şimdi çatışma çözümü büyük oranda çatışan aktörler arasında bir diyalog ve müzakere ile belki sağlanabilir. Ancak barış inşası çatışan aktörlerle sınırlı bir diyalog ve müzakereyle sağlanamaz. Bu noktada üst-liderlik dediğimiz ve doğrudan çatışan aktörlere gönderme yapan düzey kadar orta-düzeyde ve toplumsal-düzeyde diyalog, müzakere ve helalleşme süreçleri önem arz ediyor. Orta düzey daha çok kurumsal aktörlere ya da örgütlenmiş gruplara işaret ederken, toplumsal düzey doğrudan farklı halk grupları arasındaki ilişkilenmelerin altını çiziyor. Şimdi sivil toplum kuruluşları özellikle toplumsal-düzey ve orta-düzey müzakere süreçlerinin en önemli aktörlerinden biridir. Bununla beraber, özellikle üst-düzey liderlik alanında da önemli roller oynayabilir.</p>
<p>Sivil toplum aktörlerinin çatışma çözümü ve toplumsal barış inşası alanında oynayabileceği rollere baktığımızda yedi temel fonksiyonun olduğu görülüyor: 1- Vatandaşların korunması, 2- İzleme ve hesap verebilirlik, 3- Savunuculuk ve kamusal iletişim, 4- Grup içi sosyalleşme ve barış kültürü, 5- Çatışmaya duyarlı toplumsal birliktelik, 6- Arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık, 7- Doğrudan hizmet sağlama. Ara buluculuk, izleme ve hesap verebilirlik gibi fonksiyonlar esasında çatışan aktörlere dönük çalışmalar iken, geriye kalan çalışmalar büyük oradan doğrudan topluma dönük faaliyetler. Hatta yukarıda sayılan fonksiyonların büyük oranda orta-düzeyde ve toplumsal-düzeyde yürütülen ilişkilenme, diyalog, müzakere ve helalleşme çalışmaları olduğu söylenebilir. Sivil toplum aktörleri çatışmaların sürdüğü bu dönemde, taraflar arası bir diyaloğu beklemeden doğrudan toplumsal alana hitaben yukarıdaki fonksiyonların birini ya da birkaçını birden gerçekleştirebilir.</p>
<blockquote><p>“‘Sivil toplum gettolarının’ iç muhalifleri bir araya gelebilirler. Yani kendi mahallesinden rahatsız olan, eleştirel perspektife sahip aktörler bir araya gelerek ortak işler yapabilirler.”</p></blockquote>
<p>Hem Türkiye genelinde hem de Kürt alanında sivil toplum aktörleri büyük oranda siyaset kurumuna angaje olmuş, hatta çoğu durumda siyaset kurumunun gölgesinde kalmış durumda. Bu kategorideki sivil toplum kuruluşlarından ziyade, herhangi bir siyasi partiye ya da gruba angaje olmamış, siyasete mesafeli durmuş sivil toplum aktörlerinin Kürt meselesi gibi toplumsal sorunlarla özellikle mikro ölçekte bağ kurmaları önem arz ediyor. Bu konuda ikinci olarak, farklı siyasi angajmanlara sahip sivil toplum aktörleri arasındaki diyaloğu ve iş birliğini geliştirici çalışmalar ön açıcı olabilir. İlgili aktörlerin “kendi siyasi mahallelerinden” çıktığı, farklı mahalledeki aktörlerle konuştuğu, karşılıklı anlama ve öğrenme süreçlerinin inşa edildiği deneyimler yol gösterici olabilir. Üçüncü olarak, “sivil toplum gettolarının” iç muhalifleri bir araya gelebilirler. Yani kendi mahallesinden rahatsız olan, eleştirel perspektife sahip aktörler bir araya gelerek ortak işler yapabilirler. Son olarak, “farklı siyasi mahallerde bulunan”, “farklı sivil gettolarda yaşayan” aktörler özellikle konu bazlı çalışmalarla ortaklık inşa edebilirler. Bugün Kürt meselesini doğrudan konuştuğunuz zaman bir araya gelemeyecek birçok aktör, çocuk hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, gelir adaletsizliği, eğitim, anadil, göç gibi konular etrafında bir araya gelebilirler. Bu konuları konuşmak Kürt meselesini de daha detaylı konuşmayı sağlayacaktır. Türkiye genelinde yaygın çalışmalarla çözüme dönük bir sivil hareket ortaya çıkmadıkça Kürt meselesi çatışan aktörlerin tercihlerine bağlı olarak bir seyir izleyecektir. Ben böylesi bir hareketin ortaya çıkışının zor ama mümkün olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>Bugünlerde pek muhtemel değil ama iki aktörlü bir çözüm masasına dönüldüğünde sivil toplumun süreçte güçlü bir aktör olabilmesi için bugün ne yapmak gerekiyor?</strong></p>
<p>Şimdi olası bir çözüm sürecinde sivil toplumun güçlü bir aktör olarak süreçte yer alması için yukarıda özetlediğim alanlarda ciddi çalışmalar yapmış, birikim oluşturmuş bir sivil topluma ihtiyaç var. Yüzünü siyasetten ve devletten ziyade topluma dönmüş, toplumsal alanda aktif çalışan, yaptığı çalışmalarla toplumla bağ kuran, topluma güven veren bir sivil toplum deneyiminin oluşması önem arz ediyor. Sivil toplum örgütleri bu dönemde bu çalışmaları yapabildikleri ölçüde olası bir müzakere sürecinde aktif aktörler olarak yer alabilirler.</p>
<p>İkinci olarak, bu sürecin bir hazırlık süreci olarak değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’deki sivil toplum aktörleri çatışma çözümü ve toplumsal barış inşası alanında oldukça zayıf durumdalar. Bu konuda dikkate değer bir kapasite sorunu yaşanıyor. İnsan hakları ve toplumsal cinsiyet alanında önemli bir birikim oluşmuş durumda. Yine yukarıda saydığım yedi fonksiyon içerisinde izleme ve hesap verebilirlik ile savunuculuk ve kamusal iletişim alanında önemli bir kurumsal deneyim söz konusu. Ancak diğer beş alanda dikkate değer bir kurumsal kapasite sorunu yaşanıyor. Birçok yerde, farklı zaman ve mekanlarda bu tür devlet-içi kimlik temelli teritoryal çatışmalar yaşandı, yaşanıyor. Bu alanda önemli bir birikim oluşmuş durumda. Ancak Türkiye’deki STK camiasının örneğin bu alanlarda benzer deneyimler yaşamış STK’larla sınır-ötesi ilişkileri yok denecek kadar az. Bu alanda Türkçe ya da Kürtçe yazılmış metinler neredeyse hiç yok.</p>
<p>Özetle, sivil toplum aktörleri bu süreci olası bir müzakere süreci için bir hazırlık dönemi olarak değerlendirebilirler. Bir yandan toplumsal alanda çalışmalara odaklanırken, öte yandan çatışma çözümü ve barış inşası konusunda kurumsal bilgilerini ve tecrübelerini büyütebilirler.</p>
<p><strong>NOT:</strong> Barış Vakfı’nın “2013-2015 Çözüm Süreci’nde Sivil Toplum Kuruluşları” raporunun Türkçe versiyonuna erişmek için <a href="http://www.barisvakfi.org/2017_turkce_rapor.pdf" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız…</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/03/sivil-toplumla-cozum-surecini-degerlendirme-ve-yuzlesme-raporu/">Sivil toplumla ‘çözüm süreci’ni değerlendirme ve yüzleşme raporu…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
