<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gıda arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/gida/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/gida/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 22 Oct 2024 14:47:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Gıda arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/gida/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gıdada Etki Girişimciliği Kampı Başlıyor!   </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/10/22/gidada-etki-girisimciligi-kampi-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Oct 2024 14:47:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87142</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gıda ve tarım sektörlerinde yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek artık her zamankinden daha kritik! &#x1f30d; İklim değişikliği, artan nüfus ve kaynak kıtlığı gibi küresel zorluklarla başa çıkmanın yolu, etki odaklı girişimlerden geçiyor. &#160; Foodback’in geliştirdiği ve EIT Food desteğiyle düzenlenen Gıdada Etki Girişimciliği Kampı, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda yenilikçi fikirler geliştirmek isteyen ekipler için benzersiz bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/10/22/gidada-etki-girisimciligi-kampi-basliyor/">Gıdada Etki Girişimciliği Kampı Başlıyor!   </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Gıda ve tarım sektörlerinde yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek artık her zamankinden daha kritik! <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f30d.png" alt="🌍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> İklim değişikliği, artan nüfus ve kaynak kıtlığı gibi küresel zorluklarla başa çıkmanın yolu, etki odaklı girişimlerden geçiyor.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Foodback’in geliştirdiği ve EIT Food desteğiyle düzenlenen Gıdada Etki Girişimciliği Kampı, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda yenilikçi fikirler geliştirmek isteyen ekipler için benzersiz bir fırsat sunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f33e.png" alt="🌾" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Sen de çözümün bir parçası ol! Gıda ve tarım alanında bir girişim fikrin varsa, geleceğe etki etmek için şimdi harekete geç! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gıdada Etki Girişimciliği Kampı ile müşteri odaklı problem belirleme, değer önerisi oluşturma, pazar araştırması ve rekabet analizi yapma gibi becerilerini geliştireceksin. Aynı zamanda mentorluk desteği ve sunum deneyimiyle, girişimcilik dünyasına sağlam bir temelle giriş yapacaksın.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2728.png" alt="✨" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Fikrini gerçeğe dönüştür, dünyaya etki et! Başvurular başladı, ekibinle birlikte katılmayı unutma!  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4e2.png" alt="📢" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Son başvuru tarihi: 30 Ekim 2024, 18:00</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4c6.png" alt="📆" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Program tarihleri: 7-8 Kasım 2024, Çevrimiçi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Detaylı bilgiye ve başvuru formuna profilimizdeki bağlantıdan ulaşabilirsin: </span><a href="https://www.gidadaetki.com/"><span style="font-weight: 400;">https://www.gidadaetki.com/</span></a><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">#GıdadaEtki #GirişimcilikKampı #Sürdürülebilirlik #GıdaVeTarım #GençGirişimciler  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/10/22/gidada-etki-girisimciligi-kampi-basliyor/">Gıdada Etki Girişimciliği Kampı Başlıyor!   </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bencil Yaşam Tarzını Besleyen Üretim ve Tüketim Yöntemleri Gıda Sorununu Derinleştiriyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/23/bencil-yasam-tarzini-besleyen-uretim-ve-tu%cc%88ketim-yontemleri-gida-sorununu-derinlestiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Aug 2023 12:34:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84998</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yılların en sıcak yaz mevsimini yaşıyoruz ve uzmanlar sıcaklıkların giderek artacağını söylüyor. İklim krizi artık kaçamayacağımız bir gündem olarak hayatımızın merkezinde duruyor. İklim krizini artık yakından yaşarken ve hayatlarımız değişirken, bununla ilişkili bir de gıda konusu var. Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği (STGM), yürüttükleri BİRLİKTE Destek Programı faydalanıcılarından Buğday Derneği ile gıda, iklim krizi, güvenilir gıdaya erişim, doğa dostu üretim ve tüketim alışkanlıkları üzerine konuştu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/23/bencil-yasam-tarzini-besleyen-uretim-ve-tu%cc%88ketim-yontemleri-gida-sorununu-derinlestiriyor/">&#8216;Bencil Yaşam Tarzını Besleyen Üretim ve Tüketim Yöntemleri Gıda Sorununu Derinleştiriyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İlk olarak gıda ve iklim arasındaki ilişkiyi sormak isteriz. Bu iki başlık birbiri ile nasıl ilişkileniyor?</strong></p>
<p>İklim krizi, dizginlenemeyen tüketim çılgınlığı ve karbon salımına neden olan üretim yöntemlerinin bir sonucu. Artık hayatımızı doğrudan etkileyen bu kriz gıda üretimini ve gıdaya adil erişimi her geçen gün daha da güçleştiriyor… Topraklar fakirleşiyor, su azalıyor, atalık tohumlar ve biyolojik çeşitlilik geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip oluyor.</p>
<p>Savaşlar, salgın ve iklim krizi, gıda krizinin sadece buzdağının su yüzeyinde olan kısmının fark edilmesini sağladı. Yoksullar geçmişten beri gıdaya erişmekte ciddi sorunlar yaşıyor ve sayıları da her geçen gün artıyor. Türümüzün bencil yaşam tarzını besleyen üretim ve tüketim yöntemleri sorunu derinleştirmeye devam ediyor.</p>
<p>Laboratuvarda üretilmiş etler, topraksız tarım, GDO teknolojileri, vitamin hapları… Üretim ve tüketim yöntemlerimizi; gıda ve onu etkileyen tarım, enerji, ekonomi, bayındırlık, kentleşme ve kırsal yaşam gibi pek çok alanda uygulanan politikaları bir an önce dönüştürmemiz şart…</p>
<p>Bunun için de önce gıda ile kurduğumuz ilişkiye yeniden bakmamız; parasal, sosyal, ekolojik maliyetleri de katarak gıdamızın maliyetini yeniden masaya yatırmamız ve gıdaya erişimi güçleştiren nedenlerin sadece savaşlar ve ekonomi olmadığı gerçeğiyle yüzleşmemiz gerekiyor.</p>
<h3>&#8216;Gıda Üretimi İklim Krizinin Hem Nedeni Hem de Kurbanı&#8217;</h3>
<p>Bir yanda açlığın diğer yanda israfın yaşandığı günümüzde yaşadığımız çelişkilerden biri de gıda üretiminin iklim krizinin hem nedeni hem de kurbanı olması. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli IPCC Raporu’na göre, toplam sera gazı emisyonlarının %21-37’si mevcut gıda sistemine atfedilebilir. Yani iklim krizinin öncelikli nedenlerinden biri olan gıda sisteminin paydaşları, aynı zamanda iklim değişikliğinin neden olduğu afetlerle de başa çıkmak<br />
zorunda.</p>
<p>Sürdürülebilir Toprak Yönetimi, Permakültür, Toprak Besin Ağı Çiftçiliği, Bütüncül Planlı Otlatma, Onarıcı Tarım, Koruyucu Tarım, Koruyucu Toprak İşleme, Ekim Nöbeti, Tarımsal Ormancılık gibi yaklaşımlar arasında bazı yöntem ve teknik farklılıklar olsa da hepsi temelde sürdürülebilir, adil, ekolojik ve sağlıklı olma kriterlerini esas alıyor.</p>
<p>Tasarruflu su kullanımı, yağmur hasadı, azaltılmış toprak işleme ya da toprak işlemesiz tarım, bütüncül otlatma, kompost uygulamalarıyla toprağın iyileştirilmesi, üreticiden tüketiciye aracısız erişim sistemleri gibi agroekolojik yöntemler, kısa ve uzun vadede iklim değişikliğinin etkilerini azaltabilir.</p>
<p>Bu iyileştirici yöntemler konusunda çiftçilerin bilgilendirilmesi, uygulayanların teşvik edilmesi, bu yöntemlerin yaygınlaşmasını sağlayacak. Bu yöntemlerin yaygınlaşması da toprak, su varlığı ve biyolojik çeşitliliğin korunmasıyla birlikte gıdaya adil erişim, kırsal geçim kaynaklarının çeşitlenmesi ve iklim krizine dirençli sistemler anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Siz uzun yıllardır tarımsal alanların korunması ve ürün yetiştirme süreçlerinde kimyasalın yasaklanması için savunuculuk faaliyeti yürütüyorsunuz ve &#8220;ekolojik tarım dünyayı doyurabilir&#8221; diyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz? Bu nasıl mümkün kılınabilir?</strong></p>
<p>Araştırmalar dünyada 8 milyar insanı sağlıklı besleyecek kadar gıda üretildiğini gösteriyor. O zaman neden 800 milyondan fazla insan açlık çekiyor ve 2,3 milyar insan yetersiz beslenme sorunu yaşıyor?</p>
<p>Sorunun üç temel nedeni var: Birincisi gıda paylaşımındaki adaletsizlik. 2017’de ortalama et tüketimi ABD’li bir kişi için 124 kilo, bir Avrupalı için 80 kilo, Türkiyeli için 40 kilo, bir Nijeryalı için 10 kilo civarındaydı. Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) raporlarına göre, yetersiz beslenen insanların sayısının en fazla olduğu yerler Güney Asya ve Sahra’nın güneyi olmak üzere Afrika.</p>
<p>İkinci neden, gıda israfı. Burada söz konusu olan israf evlerde çöpe giden gıdalar değil. Her yıl yetiştirilen gıdanın üçte biri, yani yaklaşık 1,3 milyar ton gıda tarladan tezgâha giden yolda heba oluyor. Gelişmekte olan ülkelerde, kaybın %40’ı hasat ve işleme aşamalarında; gelişmiş ülkelerde ise aynı oran, tüketim aşamasında meydana geliyor.</p>
<p>Üçüncü neden, gıda olarak sunulan ürünlerin besleyici özelliğini yitirmiş olması, yani suni ya da bir başka deyişle &#8220;&#8230;mış gibi” gıdalar… Tarımda kullanılan sentetik kimyasallar ve katkı maddeleri yiyeceklerdeki besleyicilik özelliğini geri plana iterken yetersiz beslenme kaynaklı sağlık sorunlarına neden oluyor.</p>
<p>Araştırmalar, dünya üzerinde üretilen tarım ve gıda ürünlerinin dünya nüfusunu beslemeye yetecek miktarda olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de de var olan tarım arazilerin sadece yarısıyla 80 milyonluk nüfusumuzu ekolojik / zehirsiz tarım ürünleriyle beslemek mümkün. Geri kalan %50 ise meralar ve hayvansal üretim için kullanılabilir. (Y. Demir, B. Aslan, Organik Tarım Türkiye’yi Besler)</p>
<blockquote><p>Dünya nüfusunun beslenebilmesi için, mevcut tarım arazilerinin sadece %60&#8217;ında ekolojik üretime geçilmesi yeterli.</p></blockquote>
<p>Ortaya konan veriler sorunun; hatalı politika, planlama ve uygulamalarla birlikte, aşırı tüketim, hatalı beslenme, merkezi sistemlerin neden olduğu lojistik ve saklama sorunları, çiftçilerin giderek artan maliyetler karşısında üretimden vazgeçmeleri, geniş alanlarla tek tip ürün yetiştirme ve azalan biyo çeşitlilik, toprak, su kirliliği, iklim krizi sonucu yaşanan afetlerin yol açtığı ürün kayıpları ile savaşların gıda üretimi ve erişiminde neden olduğu sıkıntılar gibi çok yönlü olduğuna işaret ediyor.</p>
<p>Var olan endüstriyel tarım üretim modelinin tüm sorunları göz önüne alındığında agroekoloji, doğal varlıkların ve sosyal dengelerin korunmasına dayanan sürdürülebilir bir tarım modeli olduğu kadar, sağlıklı ürüne adil erişim ve kırsalın ekonomik, sosyal ve kültürel refahını sağlayacak bütüncül bir model olarak çözümler sunuyor.</p>
<p>Gıda sistemlerinin ekolojik açıdan duyarlı, ekonomik açıdan uygulanabilir ve sosyal açıdan adil olacak şekilde dengelenmesini amaçlayan agroekoloji, sosyal adaleti teşvik ederek ve kültürel kimlikleri besleyerek kırsal yaşamı güçlendiriyor. Doğal varlıkları koruyup geliştirirken dirençli ve istikrarlı üretim sistemleri oluşturan agroekoloji, çiftliklerin ve tarım arazilerinin çeşitlendirilmesi, doğal biyobozunur girdiler için kimyasal girdilerin ikame edilmesi, biyolojik çeşitliliğin optimizasyonu ve farklı tarımsal ekosistem türleri arasındaki etkileşimlerin uyarılmasını ele alıyor.</p>
<p>Araştırma kuruluşu FiBL (Research Institute of Organic Agriculture), bu konuyu inceleyerek, tüm tarım alanlarında organik üretime geçilirse, 2050’de sonucun ne olacağını ortaya koydu. Pek çok araştırma kuruluşunun işbirliğiyle gerçekleşen incelemeye göre, tamamlayıcı bazı faktörlerle birlikte, organik tarım dünyayı doyurabilir. Hatta dünya nüfusunun beslenebilmesi için, mevcut tarım arazilerinin sadece %60&#8217;ında ekolojik üretime geçilmesi yeterli.</p>
<p>FiBL&#8217;e göre bunun gerçekleşmesi için hayvansal ürün tüketiminin ve yetiştirilen hayvan sayısının, dolayısıyla yem üretimi ve israfın da azalması gerekiyor. Dünyada gıda israfının boyutları, et üretim ve tüketiminin nüfusa oranla daha hızlı artması ve gelişmiş ülkelerdeki beslenme ihtiyacından fazla et tüketilmesiyle ilgili veriler göz önüne alındığında ”hayvansal üretimdeki azalış”ın sadece planlamayla ilgili değil, temelde ahlaki ve adalet anlayışıyla ilgili<br />
bir dönüşüm gerektirdiğini söyleyebiliriz.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Genel Kurulu İnsan Hakları Konseyi Otuz Dördüncü Toplantı, Gıda hakkı Özel Sözcüsü’nün raporuna göre ”Günümüzde yaygın olarak kullanılan ve kullanılmaya devam edeceği öngörülen pestisitler, insan sağlığı ve çevreye tüm dünyada zarar vermektedir. Böylesine yaygın, bazı durumlarda gereksiz biçimde tüketilen ve çeşitli insan haklarını ihlal eden pestisitlerin kullanımını azaltacak alternatifler mevcuttur ve daha da geliştirilebilir. Birçok yerde artan organik tarım uygulamaları, daha az veya hiç pestisit kullanmadan çiftçilik yapmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Araştırmalar, agroekolojinin tüm dünya nüfusunu besleyebileceği ve yeterli besin değerini sağlayabileceğine işaret etmekte.”</p>
<p><strong>Gıda başlığında obezite, gıda israfı, sağlıklı gıdaya erişim birbiriyle ilişkili sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Buradan hareketle gıda güvenliğini de konuşmak isteriz. İlk olarak gıda güvenliği nedir ve nasıl sağlanır?</strong></p>
<p>Gıda güvenliğini oluşturan temel öğeler; bulunabilirlik, erişilebilirlik, güvenilirlik-kalite ve istikrar olarak sıralanıyor. Yeterli miktarda uygun kaliteli gıdanın yerel üretim veya ithalat ile mevcut olması durumu bulunabilirliği; bireylerin besleyici gıdaya ulaşabilmesi için yeterli satın alma gücüne ve imkânlarına sahip olması erişilebilirliği; yeterli beslenme, temiz su, hijyen ve sağlık hizmetleri ile tüm fizyolojik ihtiyaçların karşılandığı sağlıklı beslenme durumu güvenilirlik-kaliteyi ve son olarak nüfus, hane veya bireyin her zaman yeterli miktarda gıdaya ulaşabilmesi durumu da istikrarı tanımlıyor. Bunlardan sadece birinin bile eksik olması gıda güvenliğinden yoksun olmak anlamına geliyor. Gıda güvenliği sağlıklı tohumdan, temiz toprak suya, temiz enerjiden, adil ticarete, dayanışmacı ortaklıklardan gıdasının sorumluluğunu taşıyan tüketici ve topluluklara kadar farklı alan ve boyutları içeriyor. Temiz<br />
toprak ve su olmadan sağlıklı gıdalar yetiştirmek imkansız olduğu gibi yerel üretim-yerel tüketim mekanizmaları kurulmadan da gıda sisteminin iklim krizindeki etkisini azaltmak mümkün değil.</p>
<p>Küresel Gıda Güvenliği Endeksi’ne göre Türkiye’nin sıralaması ortalamanın üzerinde yer alıyor. Buna rağmen Türkiye’deki yüksek gıda enflasyonu, Türk lirasının değer kaybetmesi, Türkiye’de üretilen ürünlerin yurt dışından ithal edilmesi, özellikle küçük çiftçilerin girdi maliyetlerini karşılayamayarak üretimden vazgeçmesi, kırsal nüfusun kentlere göç etmesi, tarımsal üretimi ciddi boyutta etkileyen kuraklık, su stresi, erozyon ve aşırı hava olayları gibi<br />
sorunlar Türkiye’nin en önemli gıda güvenliği risklerini oluşturuyor. Bu etkilerin yanı sıra Türkiye’nin nüfusunun son 20 yılda 20 milyon artması sonucu gıda talebi artarken tarım arazilerinin amaç dışı kullanılması ve giderek küçülmesi de arz-talep dengesini olumsuz etkiliyor.</p>
<p>Kentlerde yaşayanlar, büyük bir kırsal nüfusa sahip ülkelerde bile gıda arzının %70’in tüketiyor. Plansız şehirleşme ve giderek hızlanan tüketime odaklı yaşamlar, sağlıklı gıdaya erişim problemlerinden, karbon salımını artıran ve hareket serbestisini kısıtlamakla birlikte aşırı şişmanlık ve obeziteyi destekleyen bir dizi sorunun kaynağı olabiliyor. Öyle ki, artık daha fazla insan alışverişe arabalarıyla gidiyor, evde yemek pişirmek yerine hazır gıdalara yöneliyor ya da restoranların, yemekhanelerin sunduğu yiyecekleri sorgulamadan yemek zorunda kalıyor, gıdanın nerede ve nasıl yetiştiğinden bihaber çocuklar yanlış beslenme alışkanlıkları geliştiriyorlar. Ambalajın üzerindeki bilgilerle yetinen tüketicilerin sayısı azımsanmayacak kadar fazla!</p>
<h3>&#8216;Yerel ve Kendine Yeten Döngüsel Üretim Sistemlerinin Benimsenmesi Gerekiyor&#8217;</h3>
<p>Bu noktada merkezileşme ve gıdanın uzun mesafeler kat ederek kentli tüketiciye ulaşması, kent nüfusunun artmasıyla doğru orantılı olarak tırmanan gıda güvensizliği sorununu karmaşık hale getiren olgulardan biri. Gıdanın ve tarımsal girdilerin kilometrelerce öteden, hatta yurt dışından döviz ödenerek tedarik edilmesi, üretici ile tüketicinin arasındaki mesafenin giderek açılmasına ve aracı payları nedeniyle ürünün fiyatının artmasına neden<br />
oluyor. Bu sorunlara neden olan merkezileşmenin yerine yerelleşme ile birlikte olabildiğince kendine yeten döngüsel üretim sistemlerinin benimsenmesi hem karbon salımının azalması, hem de çok fazla aracının devreden çıkararak fiyat avantajının sağlanması hem de denetim mekanizmalarının daha iyi işlemesi gibi çözümleri beraberinde getiriyor.</p>
<p>Bütün bu karmaşık sorunların çözümü için, gıda üretim sistemlerinde köklü dönüşümlerden tüketimlerimize yön veren yaşam tarzı değişikliklerine kadar çok yönlü bir anlayış değişikliğine ihtiyaç var. Sadece üretici ve tüketici arasındaki mesafeyi azaltarak yerel üretim-yerel tüketim sistemleri kurmak bile gıdaya erişim, karbon emisyonunun azaltılması, tüketici denetim mekanizmalarının işletilmesi, tüketici ihtiyaçlarına yönelik üretim planlamasının yapılması, israfın azaltılması gibi pek çok yarar sağlayabilir.</p>
<p><strong>Uzunca bir süredir Zehirsiz Sofralar Platformu ile birlikte tarımsal üretimde kullanılan pestisitlere karşı da bir mücadele yürütüyorsunuz. Bu mücadelede başladığınız &#8220;Zehirsiz Kampanya&#8221; döneminde 27 pestisit aktif maddesinin kullanımını yasaklandı. Peki, son durum nedir? Biraz bize bu platformu ve son dönemlerdeki çalışmalarınızı anlatır mısınız?</strong></p>
<p>Zehirsiz Sofralar Platformu olarak “Tüm Canlılar için Zehirsiz Sofralar” ve “Zehirsiz Kentler İçin Harekete Geç” sloganları ile başlattığımız iki büyük kampanya var. Avrupa Birliği tarafından Sivil Toplum Diyaloğu V Programı kapsamında finanse edilen ve Avrupa Pestisit Eylem Ağı ortaklığında yürüttüğü “Zehirsiz Sofralar” projesi 2019’da başladı.</p>
<p>AB üyelik sürecinde AB’deki yasaklamalara paralel olarak 223 pestisit aktif maddesi yasaklandı. Bunlardan 37 tanesi ise Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği olarak yürüttüğümüz Zehirsiz Sofralar Projesi döneminde Zehirsiz Sofralar Platformu olarak yürütülen kampanya sürecinde gerçekleşti. Dünya Sağlık Örgütü tarafından “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlenen 13 aktif madde ivedilikle ama kademeli olarak tamamının yasaklanmasını talep ediyoruz. Ne yazık ki bu 13 maddenin bile kampanya sürecinde sadece 5 tanesini yasaklanmasını sağlayabildik. Türkiye yasaklamalarda ağırlıklı olarak AB’yi<br />
takip ediyor ama kendi şartları veya AB’ye ihraç olmayan ürünler ve ilgili pestisit aktifleri gözetilerek süreçler AB’ye göre geriden geliyor.</p>
<p>Avrupa Pestisit Eylem Ağı (PAN Europe) ortaklığı ve Zehirsiz Sofralar Platformu iş birliğiyle, 1 Nisan 2021’de başlayan ve AB Sivil Toplum Diyaloğu Programı VI kapsamında desteklenen “Zehirsiz Kentlere Doğru” projesi ile de kentlerde başta yerel yönetimler tarafından kullanılan pestisitler ve pestisitler ile aynı aktif maddeleri içeren ve Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan biyosidal ürünlerin benzer biçimde kullanımının sınırlandırılmasını ve kademeli olarak alternatif doğa dostu yöntemlere geçilmesini talep ettik. Bu kapsamda da öncü belediyelerimiz iyi niyet belgelerini imzalayarak belirli taahhütlerde bulundular. Aynı zamanda halk sağlığı alanında çalışma yürüten çeşitli STK’lara danışmanlık ve halk sağlığı kongrelerine destek sağlamak da platformun faaliyetleri arasında.</p>
<p><strong>Son olarak gıda ve iklim kriziyle mücadelede büyük ölçekli adımların atılması gerektiği bilgisiyle ve devletlere düşen görevleri vurgulamakla birlikte bu krizlerle mücadele konusunda bireyler ya da küçük topluluklar ne yapabilirler? Sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerinin oluşturulabilmesi için bizler ne yapabiliriz?</strong></p>
<p>Tasarruflu su kullanımı, yağmur hasadı, azaltılmış toprak işleme ya da toprak işlemesiz tarım, bütüncül otlatma, kompost uygulamalarıyla toprağın iyileştirilmesi, üreticiden tüketiciye aracısız erişim sistemleri gibi agroekolojik yöntemler, kısa ve uzun vadede iklim değişikliğinin etkilerini azaltabilir.</p>
<p>Sürdürülebilir gıda sistemlerine geçilmesi çevresel, toplumsal ve sağlıkla ilgili maliyetleri azaltmanın yanı sıra her kesimin madden sağlıklı gıdaya ulaşmasını sağlayacaktır. Seçimlerimiz geleceğimizi belirler. Sistemsel dönüşümler, tüketici talepleriyle doğrudan ilgilidir. Yapacağımız seçimler ve taleplerimizle üretim yöntemlerinde değişimi hızlandırabilir, böylelikle ekolojik ve adil bir dönüşüme destek olabiliriz.</p>
<p>Beslenme tarzlarından alışveriş alışkanlıklarına kadar yaşam tarzımızda yapılacak değişiklikler de gıda sistemlerinin gezegenin sınırlarını dikkate almasında önemli bir araç olabilir. Organik ve agroekolojik yöntemlerle yetiştirilmiş gıdalarla beslenmek, et tüketimini azaltmak, yerel tohumlardan yaşadığımız bölgede üretilmiş gıdaları tercih etmek, içeriğinde ne anlama geldiğini bilmediğimiz pek çok kimyasal bulunan hazır gıdalardan mümkün<br />
olduğunca kaçınmak, yerel üreticilerden alışveriş yapmak, atıksız mutfak uygulamalarına geçiş, dayanışma için örgütlenmek (kooperatifler, gıda toplulukları vb), konuyla ilgili çalışan sivil toplum kuruluşlarını destekleme dönüşüm için ciddi anlamda fark yaratacaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/23/bencil-yasam-tarzini-besleyen-uretim-ve-tu%cc%88ketim-yontemleri-gida-sorununu-derinlestiriyor/">&#8216;Bencil Yaşam Tarzını Besleyen Üretim ve Tüketim Yöntemleri Gıda Sorununu Derinleştiriyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Yerel Gıda Sisteminin Dönüşümü Toplantısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/27/istanbul-yerel-gida-sisteminin-donusumu-toplantisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Oct 2022 07:51:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82099</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zehirsiz Sofralar için mücadele veren Buğday Derneği, yeni projesi ile İstanbul’daki tarım-gıda paydaşlarını dayanışmaya davet ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/27/istanbul-yerel-gida-sisteminin-donusumu-toplantisi/">İstanbul Yerel Gıda Sisteminin Dönüşümü Toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buğday Derneği tarafından, agroekoloji temelli kısa gıda tedarik zincirlerinin oluşmasına ve gelişmesine katkı sunma hedefiyle, Portekiz’den K-Evolution ve Türkiye’den Marmara Belediyeler Birliği ortaklığında yürütülen “İstanbul ve Setúbal’da Yerel Yönetimler ile Yerel Gıda Sistemini Dönüştürmek” projesi kapsamında <strong>5 Kasım 2022 Cumartesi</strong> günü, İstanbul-Beyoğlu’nda yüz yüze bir toplantı düzenlenecek.</p>
<p>İstanbul’da faaliyet gösteren gıda toplulukları, tüketici kooperatifleri ve bu alanda çalışan STK ve sivil inisiyatiflerinin katılımına açık olan toplantıda projeye dair bilgi paylaşımı ile birlikte İstanbul’daki tarım-gıda sisteminin genel bir resmini ortaya koymak üzere deneyim ve işbirlikleri konuşulacak.</p>
<p>Kontenjanın sınırlı olduğu toplantıya katılım için <strong>4 Kasım 2022</strong>, Cuma gününe kadar kayıt formunu doldurmak gerekmektedir. Katılımı onaylanan katılımcılara mekân ve program bilgisi toplantı öncesinde kayıtlı mail adresleri üzerinden iletilecektir.</p>
<p><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSenxbnfgGwYqJ8N6TvaaL64vpMJQ3lJUzO4JYRL1QfaEmlxaQ/viewform" target="_blank" rel="noopener">Katılım formu için tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/27/istanbul-yerel-gida-sisteminin-donusumu-toplantisi/">İstanbul Yerel Gıda Sisteminin Dönüşümü Toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevre Mücadelesinde Dijital Kampanyacılık Eğitimi Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/30/cevre-mucadelesinde-dijital-kampanyacilik-egitimi-basliyor-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2022 07:06:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[change.org]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Kampanyacılık Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[kampanyacılık]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Change.org Türkiye, çevre alanında artan mücadeleye dijital alanın gücünü katarak destek olmak için sivil toplum örgütlerine yönelik Dijital Kampanyacılık Eğitimi düzenliyor. Bu eğitimde 'Tarım-Gıda' alanlarında başlatılan kampanyalar tüm yönleriyle ele alınarak birlikte neler yapılabileceği konuşulacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/30/cevre-mucadelesinde-dijital-kampanyacilik-egitimi-basliyor-2/">Çevre Mücadelesinde Dijital Kampanyacılık Eğitimi Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu eğitimde değinilecek konulardan bazıları şunlar: </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Etkili bir kampanya nasıl başlatılır?</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kampanya ve iletişim stratejisi nedir?</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Karar vericilere nasıl ulaşabiliriz?</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Başarılı kampanyaların sırrı nedir?</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Tarım-Gıda konusunda ortak kampanyalar başlatılabilir mi?</span></li>
</ul>
<h5><b>Program</b></h5>
<p><b>17 ve 22 Ekim </b><span style="font-weight: 400;">tarihlerinde ve 1,5 saat sürecek bu eğitimde tarım-gıda alanlarında etkili kampanya yürüten </span><b>kampanyacıların katılımı ile deneyim paylaşımı </b><span style="font-weight: 400;">yapılacak ve kampanya başlatan/başlatmak isteyenler için danışmanlık desteği sağlanacak.</span></p>
<h5><b>17 Ekim 2022, Pazartesi saat: 20:00-21:30 </b></h5>
<p><b>20.00-20.10</b> <span style="font-weight: 400;">Tanışma</span></p>
<p><b>20.10-20.50</b> <span style="font-weight: 400;">Savunuculuk ve Kampanyacılık</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Etkili Kampanyacılık İpuçları  </span></p>
<p><b>20.50-21.00</b><span style="font-weight: 400;">  Soru-Cevap</span></p>
<p><b>21.00-21.20  </b><span style="font-weight: 400;">Deneyim Paylaşımı</span></p>
<p><b>21.20-21.30  </b><span style="font-weight: 400;">Soru-Cevap</span></p>
<h5><b>22 Ekim 2022, Cumartesi saat: 11:00-12:30 </b></h5>
<p><b>11.00-12.30</b> <span style="font-weight: 400;">Başlatılan kampanyalara geri bildirim ve danışmanlık</span></p>
<h5><b>Kimler Katılabilir? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel hareketler ile yerel ve ulusal sivil toplum kuruluşlarından “tarım-gıda” alanlarında kampanya başlatmak isteyen ve/veya mevcut kampanyalarını güçlendirmek isteyen herkes katılabilir. Eğitime tek başınıza veya ekip olarak (en fazla 3 kişi) başvurabilirsiniz. </span></p>
<h5><b>Nasıl Kayıt Olacağım?</b></h5>
<p><b>15 Ekim 2022 Cumartesi 23.00’a</b> kadar <a href="https://docs.google.com/forms/u/0/d/1GICJX1vtYTDKZJKhARBRBZXGtdW1QCHAj3od6dObjM8/viewform?edit_requested=true" target="_blank" rel="noopener">buradaki başvuru formun</a>u doldurarak kaydınızı yaptırabilirsiniz.<span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/30/cevre-mucadelesinde-dijital-kampanyacilik-egitimi-basliyor-2/">Çevre Mücadelesinde Dijital Kampanyacılık Eğitimi Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Doğanın Hakimi Değil Bir Parçasıyız&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/27/doganin-hakimi-degil-bir-parcasiyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 May 2022 10:32:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[küresel gıda krizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81016</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Öncelikle buğday ve baklagiller gibi temel gıda maddelerinin üretim miktarlarını artırmaya yönelik teşvik edici, destekleyici uygulamalar yapılmalı. Bununla birlikte doğa dostu tarım yapan küçük üreticiler desteklenmeli.' Küresel gıda krizi üzerine konuştuğumuz Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nden Merve Atınç, yeniden kendi kendine yetebilen bir ülke olmak için adımlar atmak gerektiğini söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/27/doganin-hakimi-degil-bir-parcasiyiz/">&#8216;Doğanın Hakimi Değil Bir Parçasıyız&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-81020 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/merve-atinc-640x1138.jpg" alt="Merve Atınç" width="199" height="354" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/merve-atinc-640x1138.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/merve-atinc.jpg 750w" sizes="(max-width: 199px) 100vw, 199px" />Ben Merve Atınç, gıda mühendisiyim. İstanbul Üniversitesi’nde Gıda Güvenliği üzerine yüksek lisans yaparak bu alanda uzmanlaştım. İki yıldır Buğday Derneği’nin %100 Ekolojik Pazarlar projesinde çalışıyorum. </span></p>
<p><b>Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği hakkında bilgi verebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buğday hareketinin tohumları aslında bundan otuz iki yıl önce Victor’un Bodrum’da açtığı bir pazar tezgâhı ile başlıyor. O tezgâh ardından Başak Doğal Ürünler Dükkanına dönüşüyor. Sonrasında ise 1992 yılında bir restoran açılıyor; Buğday Vejetaryen Restoranı. Bu restoranda organik ürünler satılıyor, sağlıklı yaşam, doğa, ekolojik yaşam ilkeleri konuşuluyor. Bu sohbetler Buğday hareketini, bir basılı yayına dönüştürüyor ve 1998 yılında ilk Buğday Dergi çıkıyor. Buğday Hareketi 2002 yılında Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneğine dönüşüyor ve böylece şu an hala devam eden projelere imza atmaya başlanıyor. TaTuta ile Türkiye’nin dört bir yanındaki çiftlikleri ziyaret edip, toprağa dokunma fırsatı doğuyor. %100 Ekolojik Pazarlar ile organik tarım yapan çiftçiler, ürünlerini halka sunmaya, satmaya başlıyor. Pek çok çiftçi organik üretime adım atıyor. 2019’da yürütülen Zehirsiz Sofralar projesi ile harika başarılara imza atılıyor; 165 bin kişi zehirsiz kampanyayı destekliyor. Zehirsiz Sofralar Pestisit Eylem Ağı kuruluyor, pestisit konusunda ülke çapında farkındalık yaratılıyor ve bu projeyle yasaklanan pestisit sayısı 27’ye yükseliyor. Şu an ise Zehirsiz Kentler projesi yapılıyor. Bunların haricinde burada özetleyemediğim pek çok başarılı projeye imza atılıyor.</span></p>
<p><b>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü İl Dünya Gıda Programı tarafından oluşturulan Gıda Krizine Karşı Küresel Ağın hazırladığı Küresel Gıda Krizi raporunda, yaklaşık 193 milyon insanın akut gıda güvensizliği yaşadığı bildirildi. Bu krizin ana nedenleri nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu raporu gerçekten çok acıklı buluyorum ve henüz bu gıda krizinin ne yazık ki başında olduğumuzu düşünüyorum. Bu krizin nedenlerine gelecek olursak öncelikle temelde e</span><span style="font-weight: 400;">kolojik ve sosyal ilkelere dayalı, yerel bilgi ve uygulamaları bilim ile birleştiren, doğal döngüler ve süreçlerle uyum içinde, gelecek kuşakların ve tüm canlıların yaşam hakkını gözetecek, gıda bağımsızlığının öncelik olduğu, uzun vadeli ve bütüncül tarım politikalarının olmaması. </span><span style="font-weight: 400;">Bunun devamında hepinizin bildiği üzere iklim krizi, su krizi, COVİD-19, artan enerji fiyatları ve Ukrayna’da devam eden savaş var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Savaş başlamadan önceki FAO verilerine baktığımızda, durumun aslında geçmişte yaşanan 2008-2011 gıda krizinden daha vahim olduğunu görüyoruz. Başlayan savaş zaten her geçen gün artan enerji fiyatlarını da vurdu ve kriz giderek kendini göstermeye başladı. Savaşın devam ettiği her geçen gün ne yazık ki bu kriz katbekat artacak. Yalnızca savaşın olduğu komşu ülkeler değil, daha geniş coğrafyalar özellikle hali hazırda gıda sorunu yaşayan ülkeler zarar görecek.</span></p>
<p><b>Küresel gıda krizinin etkilerinin kontrol altına alınması için gerekli önlemler hakkında neler söylemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında tüm parametreler göz önüne alındığında oldukça geniş bir konu. Öncelikle Birartıbir’de yayınlanan yazıda Hilal Elver’in söylediği şu sözün altını çizmek istiyorum: ‘‘</span><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de kentlerde gıda konusunda gerçekçi adımlar atmak istiyorsak, üç-dört senede bir eleştirel raporlar hazırlamalı, bağımsız gözlemcilerin görüşlerine başvurmalıyız. Bu da tabii ancak demokrasi, kendine güven ve dayanışmayla mümkün olabilir.’’ Ülkemiz bazında demokrasi, kendine güven ve dayanışmayı hatırlatmak ve şunları söylemek mümkün; iklim değişikliği konusunda ayağı yere basan adımlar atmaya başlamalıyız, biyoçeşitlilik kaybı, iklim ve gıda krizi hususunda agroekoloji bilgisini yaygınlaştırmak ve uygulamak zorundayız artık. Kırsalı, tarımı ihmal eden, betonu ve daimî kentleşmeyi kalkınma aracı gören yanlış politika acilen bırakılmalı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonrasında ise şunu kabul etmek gerekiyor, artık ülkemiz kendi kendine yetebilen net ihracatçı konumunda olan bir ülke değil. Bu kabulden sonra tersini yaşamak, yeniden kendi kendine yetebilen bir ülke olmak için adımlar atmak gerekiyor. Öncelikle buğday ve baklagiller gibi temel gıda maddelerinin üretim miktarlarını artırmaya yönelik teşvik edici, destekleyici uygulamalar yapılmalı. Bununla birlikte doğa dostu tarım yapan küçük üreticiler desteklenmeli. </span><span style="font-weight: 400;">Farklı ölçeklerde (yerel, bölgesel, ulusal ve Avrupa ölçeğinde) tarım-gıda sistemlerinin sürdürülebilirliğini sağlayacak etik ve adil politikalar desteklenmeli.</span><span style="font-weight: 400;"> Yem konusunda ise GDO’lu yem ithal etmek yerine bütüncül mera yönetimi ve doğa dostu tarımı desteklemeli, uygun üretim planlaması ile kendi yemimizi üretebilmeliyiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel bazda konuşacak olursak, BM’nin yeni açıklamasına göre eğer savaş devam ederse, dünya yıllarca bitmeyecek korkunç bir küresel gıda krizini yaşayacak. Bu nedenle ilk temennimiz her zaman olduğu gibi barış. Sonra ise iklim krizi ile mücadele için farkındalıkların arttırılması ve uygulamaların yapılması. En temelde ise bu doğanın hâkimi değil de doğanın bir parçası olduğumuzu hatırlayıp, onun ve bizim için yarınımızı görüp, bu doğrultuda adımlar atmak.</span></p>
<p><b>Gıda krizinin nedenlerinden önemli biri de aşırı iklim olayları, iklim olaylarının etkilerine dair neler söylemek istersiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizler öyle bir zamana denk geldik ki bu değişiklikleri maalesef gözlerimizle görüp, etkilerini yaşadık ve her geçen gün bu yaşayış hali biraz daha bizleri, dünyamızı ve evreni daha da vuruyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim Krizi tarım, orman ve bitki örtüsü, temiz su kaynaklarını, insan sağlığını, biyoçeşitliliği doğrudan veya dolaylı yoldan etkiliyor. Biz her hafta %100 ekolojik pazarlarda olduğumuz için iklim değişikliğinin tarımı, tarımsal üretimi nasıl etkilediğini yakından kederle gözlemliyoruz. 2010’ların ortasında yazılan raporlar, makaleler iklim değişikliğinin uzun dönemde su ve diğer kaynaklar üzerinde stres oluşturacağını söylerdi; tarımsal üretimi azaltacağını ve gıda güvenliğinin tehlikeye gireceğini… Öyle bir noktaya geldik ki artık bunları yaşıyoruz. Tarımsal üretim azaldı, büyük bir su krizinin ortasındayız, tarım mahsullerinde hastalıklar zararlılar ve çoğaldı, küresel salgın hastalıklar arttı; her geçen gün yeni bir salgın hastalıkla tanışıyoruz.</span></p>
<p><b>Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği olarak amacınızın bireylere ve bir bütün olarak toplumda ekolojik yaşam bilinci ve duyarlılığını oluşturmak olduğunu biliyoruz, gıda krizine karşı mesajınızı bizimle paylaşır mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizler dünya üzerinde birbirimize görünmez iplerle bağlıyız ve üzerinde yaşadığımız doğanın da ufacık bir parçasıyız. Bu duyumu hatırlatarak gıda krizi konusunda bir dayanışma içine girmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bireysel olarak bence artık hepimiz bir farkındalığın içindeyiz, şimdi bu halka büyümeli ve toplumsal olarak da aynı hedeflerle yürümeliyiz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/27/doganin-hakimi-degil-bir-parcasiyiz/">&#8216;Doğanın Hakimi Değil Bir Parçasıyız&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gıdada Sansür İçeren Kanun Teklifi Maddeleri Geri Çekildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/12/gidada-sansur-iceren-kanun-teklifi-maddeleri-geri-cekildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 13:08:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[change.org]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=59382</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meclis gündemine giren ve gıdaya yönelik ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı düzenlemeler içeren “Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” başlıklı torba yasa tasarısının 28., 29., 30., 31. ve 32. maddeleri, 21 bin kişinin #GıdadaSansüreHayır demesiyle geri çekildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/12/gidada-sansur-iceren-kanun-teklifi-maddeleri-geri-cekildi/">Gıdada Sansür İçeren Kanun Teklifi Maddeleri Geri Çekildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanun teklifinin ardından STK&#8217;lar kampanya başlatmış ve bu yasa teklifindeki tanımların çok geniş ve belirsiz olduğuna değinmişlerdi. Başlatılan kampanya ile kısa sürede 21 bin imza toplanarak gıdada sansür içeren kanun teklifi maddeleri geri çekildi.</p>
<p>Meclis gündemine alınan “Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” başlıklı torba yasada, “her türlü yazılı, görsel, işitsel ve dijital iletişim araçları üzerinden yapılan ve ticari reklam kapsamına girmeyen, gıda güvenliği ve güvenilirliği hususunda tüketicide endişe, korku ve güvensizlik yaratarak tüketicinin tüketim alışkanlıklarını olumsuz etkileyen gerçeğe aykırı yayınlar” yanıltıcı yayın olarak tanımlanıyor. Bu yayınların yapılması durumunda yasada öngörülen ceza miktarı 20 ile 50 bin TL arasında.</p>
<h5>STK’ların söz konusu kanun teklifinin getirdiği sakıncaları şu başlıklarda sıralıyorlar;</h5>
<ul>
<li>Yasa teklifinde yer alan “yanıltıcı yayın” tanımı çok geniş ve belirsizdir. Neyin yanıltıcı yayın kapsamında değerlendirileceği, bu değerlendirmeyi yapacak kişilerin kimler olacağı, bağımsız karar verip veremeyecekleri net değil.</li>
<li>Teklifi savunanlar her ne kadar ilerleyen süreçte bu endişelerin yönetmelik çıkarılacak giderileceği ve değerlendirmenin bilimsel esaslar dikkate alınarak yapılacağı ifade etseler de gıda güvenliği ve güvenilirliği konusunda tüketicilerin endişe ve güvensizlikleri çeşitlilik gösteriyor. Bireyler çok farklı gerekçelerle gıdaya ilişkin çeşitli kaygı ve hassasiyetlere sahip olduklarından (genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), tarım zehirleri (pestisitler), helal gıda, veganlık gibi) ve birçok konu bilimsel olarak da  içinde de tartışmalı olduğundan, teklifin getireceği sakıncalar dikkate alınmalı.</li>
<li>Yasa teklifinde ayırt etmeksizin, yanıltıcı yayın kabul edilecek olan ve “yazılı, görsel ve sosyal medyada gıdanın üretim ve işleme süreçleriyle ilgili her türlü paylaşım” yüksek oranda para cezasıyla karşılaşma riski taşıyor<strong>. </strong>Bu şekilde “otoriter, subjektif ve özensiz bir düzenleme” yapılacak olması, yurttaşların kamusal bilgiye ve iyi, temiz, adil gıdaya erişim hakkını kısıtlar.</li>
<li>Yasa teklifinin ilgili maddeleri; toplumun gıdaya ilişkin kaygı ve hassasiyetlerini dikkate alan, bilim insanlarının, sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının, bu sorumluluklarını yerine getirmelerini kimi zaman doğrudan sansür kimi zaman da otosansür yoluyla engelleme riskini içeriyor.</li>
<li>İlgili yasa teklifi bu haliyle halkın sağlıklı bilgiye erişiminin önünü kapatıyor ve kamu çıkarları ile uyuşmuyor.</li>
<li>Tüm bu gerekçelerle, sağlıklı bilgiye erişimi engelleyecek söz konusu maddelerin yasadan çıkarılmalı ve halkın bilgi edinme hakkını esas alan mekanizmalara destek olunmalı.</li>
</ul>
<h5>STK’lar tarafından başlatılan kampanyada çözüm önerisi olarak sıralanan hususlar ise şunlar;</h5>
<ul>
<li>Öncelikle yurttaşların örgütlenmelerini kolaylaştıran ve bu örgütlenmeler üzerinden doğru bilgiye erişimi sağlayacak mekanizmalar kurulmalı.</li>
<li>Bu mekanizmaların merkezinde gıda toplulukları, meslek odaları, ilgili araştırma birimleri, gıda kooperatifleri, çiftçi sendikaları, ilgili üniversite yapıları, tüketici dernekleri gibi sivil toplum kuruluşları, kamusal ve güvenilir bilgiye erişimi hedefine koymuş sosyal girişimler yer almalı.</li>
<li>Bu oluşumların sağladığı bilgi sayesinde yanıltıcı bilgiye çok daha hızlı ve doğru cevaplar üretilmeli.</li>
<li>Böylece, halkın çıkarlarını esas alan, ‘kamucu bir bilgi edinme hakkının’ kullanımı mümkün olur.</li>
</ul>
<p>Gıdaya Yönelik İfade Özgürlüğü Kısıtlanamaz adlı kampanyaya ilişkin bilgiye <a href="https://www.change.org/p/g%C3%BCvenilir-g%C4%B1da-i%C3%A7in-sans%C3%BCre-hay%C4%B1r-g%C4%B1daya-y%C3%B6nelik-ifade-%C3%B6zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BC-k%C4%B1s%C4%B1tlanamaz-tctarim-tbmmresmi">buradan</a> ulaşabilir ve dilerseniz STK’lara destek verebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/12/gidada-sansur-iceren-kanun-teklifi-maddeleri-geri-cekildi/">Gıdada Sansür İçeren Kanun Teklifi Maddeleri Geri Çekildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herkes İçin; Temiz ve Adil Gıda&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/28/herkes-icin-temiz-ve-adil-gida/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2020 13:16:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Gıda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58713</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alt orta sınıf ve altındaki gelir düzeylerine sahip kesimlerin "Temiz Gıda"ya ulaşmasını sağlamak ve  "Adil Gıda" boyutunu yaygınlaştırma yönünde çalışmalar yaptıklarını belirten Doğu Antalya Gıda Topluluğu'ndan  Güven Güven, insanların üreticilerle daha yakın ilişkiler kurmasının önemli olduğunu söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/28/herkes-icin-temiz-ve-adil-gida/">Herkes İçin; Temiz ve Adil Gıda&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class=" wp-image-58715 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/guven-guven.jpg" alt="Güven Güven" width="256" height="256" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/guven-guven.jpg 463w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/guven-guven-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 256px) 100vw, 256px" />Güven Güven, <span style="font-weight: 400;">Doğu Antalya Gıda Topluluğu (DAGT)&#8217;nun, temiz ve adil gıdanın yaygınlaştırılmasına destek olmak amacıyla kurulmuş Antalya&#8217;daki Gıda Topluluklarından biri olduklarını ifade ederken, &#8221;T</span><span style="font-weight: 400;">opluluk, kendine has dinamikleriyle oluşturduğu gönüllü işgücü ile çeşitli faaliyetler yürütmektedir. Bunların başında -Pandemi öncesinde ortalama iki ayda bir gerçekleştirdiği- Gıda Dağıtım Günleri ve yeryüzü sofraları gelir. Antalya Gıda Topluluğu olarak başladığı ve daha sonra bu topluluğun Antalya&#8217;nın konumuna göre ikiye ayrılmasıyla kurulan bir oluşum olması itibariyle neredeyse dört yaşına gelmiştir. Topluluktan, resmi tanınırlık kaygısı gütmeden iç dinamikleri ve dayanışma ruhuyla &#8220;temiz ve adil gıda&#8221; kavramları etrafında buluşan gönüllü bir toplamın ortamı olarak bahsetmek uygun olabilir. Açıklığı ve hiyerarşisiz yatay bir yapılanmayı ilke edinmekteki çabası topluluğu pek çok oluşumdan ayıran en önemli özelliklerindendir.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güven, topluluğun nasıl oluştuğu, neden bu oluşuma ihtiyaç duyulduğu sorusuna ise, “Temiz ve adil gıdaya duyulan ihtiyaç konusunu biraz açmak gerekir: Yeryüzüyle insanlığın kurduğu en organik bağlardan olan gıdaya ulaşma / ulaşamama hâli, giderek daha çok hâkim biçimler üzerinden tekleşmekte / tekilleşmektedir. Bunda endüstriyel gıda devlerinin payı büyüktür. Endüstriyel Gıda Sektörünün doğayı sömüren yaklaşımları neticesinde meydana gelen veya artmakta olan çevresel tahribat, sağlık sorunları, yoksulluk, yoksunluk halleri gibi pek çok sorunla neredeyse yaşamın her anında karşılaşmaktayız. Buna karşın, geleneksel ya da yenilikçi alternatiflere yönelimlerin meydana gelmesini de -doğal olarak- görmek mümkündür. Bu yönelimlerin oluşum aşamasında daha &#8220;adil&#8221; daha &#8220;temiz&#8221; bir gıda arayışı öne çıkmaktadır. İşte bu, yönelimlerin / arayışların artmasıyla beraber Gıda Topluluklarının kurulmasına ve artmasına şahit olmaktayız. DAGT, adil ve temiz gıdaya ulaşma noktasında bir aracı olarak insanların üreticilerle daha yakın ilişkiler kurmasına, market / manav / süpermarket gibi aracılı gıda tedarik sistemlerinden mümkün olduğunca sıyrılıp doğayı sadece bir sağlayıcı olarak gören anlayıştan vazgeçebilmek adına varlığını sürdürmeye devam ediyor.” yanıtını veriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güven, çalışmalarının organizasyonundan söz ederken, ürettiği fikirler ve eylemleriyle yürüttüğü çalışmalarda dayanışma ruhuna örnek sayılabilecek refleksler göstermek konusunda iyi işleyen bir mekanizmaya sahip olduklarını ve genel olarak mail grubu üzerinden iletişim kurduklarını belirtip, &#8221;</span><span style="font-weight: 400;">Sosyal medyada bir görünürlük hedefi olmasa da faaliyetleri ve çağrılarıyla sosyal mecralardan da katıldığı veya yürüttüğü faaliyetlere rastlayabiliriz. Yürüttüğü faaliyetlerde en yoğun hareketliliğini yine gıda dağıtım organizasyonu sürecinde yaşamaktadır. Topluluk bu dağıtım sürecinde ihtiyaç duyulan işgücünü gönüllü dayanışma esasıyla yürüterek hareket etmektedir.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güven, &#8220;Temiz Gıda&#8221;ya alt orta sınıf ve altındaki gelir düzeylerine sahip kesimlerin de ulaşmasını sağlayarak bu noktada &#8220;Adil Gıda&#8221; boyutunu da yaygınlaştırma yönünde çabalarının sürmekte olduğunu belirtirken, &#8221;DAGT bu aralar, Pandemi dönemine girilmesiyle ara verilen Gıda Dağıtım Günlerini, &#8220;yeni normal&#8221; diye tabir edilen süreçten etkilenmeyecek bir forma sokacak yöntemler ve hareket tarzlarını hayata geçirerek topluluğun faaliyetlerine devam etmeye yoğunlaşmış durumda.” dedi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/28/herkes-icin-temiz-ve-adil-gida/">Herkes İçin; Temiz ve Adil Gıda&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgür ve Temiz Gıda İçin Açık Gıda Ağı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/25/ozgur-ve-temiz-gida-icin-acik-gida-agi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2020 05:42:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Açık Gıda Ağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Açık Gıda Ağı, 2012’de Avustralya’da kurulan Open Food Network’un Türkiye ayağı olarak çalışmalarına başladı. Ağın misyonu ve özgür gıda felsefesinin nasıl uygulanabileceği üzerine konuştuğumuz Batuhan Durak, Türkiye dahil 14 ülkede hizmet veren ağın temel amacının gıda sistemini özgürleştirmek olduğunu belirterek, "Tüketicinin ürün fiyatları üzerine kurulu gıda alışverişi alışkanlığını kırmak ve üreticiler, üretim yöntemleri ve ürün içerikleri üzerinden bir farkındalık oluşturarak bu alışkanlığı değiştirmek” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/25/ozgur-ve-temiz-gida-icin-acik-gida-agi/">Özgür ve Temiz Gıda İçin Açık Gıda Ağı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Açık Gıda Ağı’nın yapılanması ve misyonu hakkında bizleri bilgilendirir misiniz? </strong></p>
<p>AGA yerel gıda sistemlerini güçlendiren, gıda üreticilerinin, işletmelerin ve toplulukların pazarlama, yönetim ve hazırlık süreçlerinde ihtiyaç duydukları yazılım kaynaklarını sunan bir sosyal girişim projesi.  2012 yılında Avustralya’da başlayıp sonrasında uluslararası bir projeye evrilen <em>‘Open Food Network’</em> topluluğunun Türkiye girişimi olarak çalışmalarımıza başladık. <em>OFN</em> sistemi dünyanın çeşitli ülkelerindeki yazılımcılar tarafından sürekli olarak geliştiriliyor ve şu anda bizimle birlikte 14 ülkede daha kullanılıyor. Farklı ülkelerdeki girişimler kendi içinde bağımsız olarak yönetilse de sisteme ve yol haritasına dair kararlar ortak alınıyor ve topluluk içinde çok aktif bir iletişim ve yönetim mekanizması mevcut. AGA ekibi olarak bizim yola çıkış motivasyonumuz da kullanıldığı ülkelerde başarısını kanıtlayan bu projeyi, ülkemizdeki gıda üreticilerine ve topluluklara gerçek anlamda değer katabilecek ve gıda sistemini özgürleştirebilecek bir yapı haline getirmek.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignleft wp-image-57194" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/batuhan-640x747.jpg" alt="" width="308" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/batuhan-640x747.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/batuhan.jpg 877w" sizes="(max-width: 308px) 100vw, 308px" />Açık Gıda Ağı yeni bir gıda sistemi ve alışveriş deneyimi yaratma iddiasını taşıyor. Bu yenilikler nelerdir? Sistem tam olarak nasıl işliyor?</strong></p>
<p>AGA olarak kullandığımız yazılım gıda yetiştiriciliği, satışı ve dağıtımının kendine özgü ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlandı ve bu doğrultuda geliştirilmeye devam ediliyor. Mevcut e-ticaret site şablonlarının gıda özelindeki ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını düşünüyorum. T-shirt, çanta, elektrik süpürgesi satılan bir formata gıda ürünlerini adapte etmeye çalışmak ve bunun üzerinden çalışma yapmak ne derece doğru ve uygulanabilir, bunun sorgulanması gerekiyor. AGA’yı cazip kılan ve fark yaratmasını sağlayacak özelliklerinden en önemlisi, sistem üzerinden işbirlikleri yapılmasına ve kolektif çalışmaya imkân veriyor olması. Üreticiler aynı dükkân altında ortak satış yapabiliyor, sanal üretici pazarları dahi kurabiliyor, tüketiciler de kooperatif ve topluluk süreçlerini rahatlıkla yönetebiliyorlar. Ara yüz ve kullanım olarak en belirgin farkı ise ürün değil üretici odaklı oluşu, bu yüzden sitede ürün adı ile arama yapılamıyor. Fakat ürün kategorileri üzerinden filtreleme imkanıyla kullanıcıya kolaylık da sağlanıyor. Temel amaç tüketicinin ürün fiyatları üzerine kurulu gıda alışverişi alışkanlığını kırmak ve üreticiler, üretim yöntemleri ve ürün içerikleri üzerinden bir farkındalık oluşturarak bu alışkanlığı değiştirmek. Burada sistemin teknik detaylarına tamamen girmemiz mümkün değil, ancak AGA olarak hizmete sunduğumuz altyapının, hem tüketim hem de üretim alışkanlıklarını olumlu yönde dönüştürücü bir etki yaratma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz.</p>
<p><strong>Sizce mevcut gıda sistemindeki temel sorunlar neler? Üretici kanadında en çok ne gibi sıkıntılar gözleniyor? Ürünü üreticiden alıp kullanıcıya ulaşırken neler yaşanıyor? Ve tabii tüketicinin tarafından baktığımızda öne çıkan sorunlar neler oluyor?  </strong></p>
<p>Gıda sistemindeki temel sorunun gıdamızı ve doğamızı yeteri kadar umursamıyor oluşumuza ve bu konudaki bilgi eksikliğine bağlı olduğunu düşünüyorum. Gıda hareketini sadece bireysel sağlık konusu olarak görmemek ve daha bütüncül yaklaşmak gerekiyor. Endüstriyel tarım politikalarının yıkıcı etkisinin bir sonucu olarak, bırakın şehirli tüketiciyi, üretim yapan çiftçi bile toprak ve gıda ile olan bağlarını kaybetmiş durumda. Üretici temiz gıdayı nasıl üreteceğini, toprağını nasıl koruyacağını, pazarlama yaparak emeğini nasıl kazanca çevirebileceğini bilmiyor. Tüketici temiz ve gerçek gıdanın ne olduğunu, özünde taşıdığı değerleri ve ona nasıl ulaşılabileceğini bilmiyor ya da mevcut tüketim alışkanlıklarının sonuçlarının neler olduğunun farkında değil. Bu küresel ve acilen ilgilenilmesi gereken bir sorun. Gıda bilinci ve hassasiyeti toplumda bir yer edinmedikçe, gıda sistemindeki sorunları tedarik zincirlerine, aracılara veya maliyetlere indirgemek çok yüzeysel olacaktır. Gıda sistemlerimizi geliştirmek adına güzel gelişmeler ve çalışmalar olduğunu da burada eklemek gerekir karamsar bir tablo çizmemek adına.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-57195" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Secilen_AGA_vers3_uzun2-640x251.jpg" alt="" width="360" height="141" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Secilen_AGA_vers3_uzun2-640x251.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Secilen_AGA_vers3_uzun2-1280x503.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Secilen_AGA_vers3_uzun2-1024x402.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />Yerel üreticilerin desteklenmesi ve temiz gıdaya ulaşım, özellikle İstanbul gibi yoğun nüfuslu ve yanlış şehirleşmiş bir metropolde ne denli mümkün? Yerel üreticiler, organik tarım alanlarının azlığı, tedarik sürelerinin uzun ve maddi olarak yüklü olması gibi sıkıntıları nasıl aşabilirler? Bu bağlamda bağımsız gıda ağının var olabilmesinde sanal alışveriş imkanlarının rolü nedir? </strong></p>
<p>Gıdamızı üreten kişilerle doğrudan ilişki kurmak, yerel üreticiyi korumak ve desteklemek, temiz gıdaya ulaşmak aslında tüketici olarak biz ne kadar ister ve çaba sarf edersek o kadar mümkün oluyor. Konuyu bütünüyle ele alıp araştırmaya başladığınızda bu alanda çalışmalar yürütüldüğünü ve daha önceden bilmediğiniz yöntemler olduğunu görüyorsunuz. Gıda toplulukları ve tüketici kooperatiflerini burada ilk sıralara koymak gerekir. Geleceğin sağlıklı gıda sistemlerinin temelini bu iki bileşenin oluşturacağını düşünüyorum. İnsanların kendi gıdaları üzerinde mutlak söz sahibi olma ve gıdalarının kim tarafından ne şekilde üretildiğini şeffaf olarak takip edebilme hakkının tanınıp korunması şart. Bunun mümkün ve sürdürülebilir olması için de dayanışma bilincini artırmamız ve iletişim yöntemlerimizi geliştirmemiz gerekiyor. Bilinçli yapılanmaların bu sebeple daha gelişmiş şehirlerden çıktığını görüyoruz, yani büyük şehirlerin bu anlamda dezavantajlı değil avantajlı olduğu söylenebilir. AGA olarak bizim sunduğumuz kaynaklar da aslında tam da bu yapıların süreçlerini güçlendirmek, üreticileri daha ulaşılabilir kılmak, uzun süreli ve sürdürülebilir gıda ilişkileri kurmak ve gıda işletmelerini daha karlı hale getirmek gibi konularda kullanılacak. Sanal alışveriş pratiği başlı başına bağımsız bir gıda ağının var olmasına destek olamaz çünkü gerçek anlamda sorunun temeline dokunma ve çözme kaygısı taşımıyor. Bu iddiaya sahip bir yapının işlevsellik ve şeffaflık olarak bunun altını doldurması gerekir. Pandeminin hayatı ciddi ölçüde kısıtladığı dönemde Avustralya’nın Melbourne kentinde OFN platformu üzerinden 350 üreticili sanal pazar kuruldu ve gıda tedarik süreçlerinin bu kadar aksadığı bir dönemde bile OFN yazılımı üretici ile tüketiciyi bir araya getirerek çözüm üretti. Üretici pazarları OFN sistemi içinde sık sık kullanılan bir yöntem ve AGA olarak sunduğumuz imkanların doğru şekilde anlaşılması açısından da çok önemli bir örnek.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-57196" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/woman-harvesting-vegetables_23-2148568606.jpg" alt="açık gıda ağı" width="360" height="240" />Platformda dürüstlük, temiz gıda, şeffaflık gibi kavramlara vurgu yapılıyor. Ağ üzerinden satış yapacaklar için belli bir prosedür ve denetleme mekanizması var mı? Dileyen herkes, ağ üzerinden satış yapabilir mi? </strong></p>
<p>AGA’nın temel vurgusunu yerel, adil ve temiz gıda olarak özetleyebiliriz, ancak burada denetleyici olarak sorumluluk almanın tamamen başka bir iş olduğunu ve bu modelde uygulanabilir olmadığını anlamak gerek. Biz platformu tanıtırken gıda topluluklarına, kooperatiflere, belirli ağlar ve projelere dahil olan üreticilere ve üretici gruplarına ulaşıyoruz. Bu üreticiler dahil oldukları oluşumlar üzerinden zaten denetleniyor ve bilinçli tüketici nezdinde güven sağlamış durumdalar. Bu türden grupları en ideal üretici grupları olarak görebiliriz ve AGA platformu, bu üreticileri özellik işlevi ve etiketler üzerinden pozitif olarak ayrıştırıyor. Üretici sertifikasyona tabi bir beyanda bulunuyorsa ilgili belgeyi üyeden talep ederek kontrolünü sağlıyoruz, ancak bunun bile ne kadar yüzeysel bir çalışma olduğunu şu şekilde anlayabiliriz: Diyelim ki bir üretici organik portakal ürettiğini beyan etti, bize de ilgili sertifikayı sundu ve biz de onay verdik. Sipariş verdiğinizde üreticinin o portakalı gönderip göndermediğini nasıl kontrol edeceğiz? İşte vurgulamak istediğimiz dürüstlük, iletişim gibi kavramlar buraya işaret ediyor. Açık Gıda Ağı olarak sunduğumuz tüm imkanlar vurguladığımız ve öne çıkardığımız değerler ile uyumlu bir yapıya sahip, ancak sistemi gerçek anlamda kullanacak kişiler bu değerlerin bir karşılığı olup olmayacağı hususunda belirleyici olacaklar. AGA sitesinde alışveriş yaparken ürünü üreticisi dışındaki bir dağıtım kanalından satın alırken ödediğiniz tutarın ne kadarının üreticiye, ne kadarının da diğer masraflara gittiğini dahi görebilirsiniz. Üreticilerin sisteme kayıt olması aşamasında dışlayıcı ve uzaklaştırıcı bir anlayış kesinlikle sergilemeyi düşünmüyoruz ama platform üzerinden paketli ve endüstriyel gıda ürünü satışına izin vermeyeceğimizi de belirtelim.</p>
<p><strong>Açık Gıda Ağı’nın mevcut yapısı yanında pestisit kullanılmadan, yerel tohumla üretilen gıdaların, ekolojik ürünlerin oranını artırmak için yürüttüğü çalışmalar var mı? Bu konuda ilgili STK’larla iş birliği yapıyor musunuz örneğin? </strong></p>
<p>AGA bir sosyal girişim projesi ve bunu maddi yönden iki şekilde ele alıyor: Yaratılan kaynağın adil oluşu ve bu kaynağın yönetilme şekli. AGA projesi devamlılığı için gerekli olan maddi kaynaktan fazlasını elde etmesi halinde bunu gıda ve çevre güvenliği ile ilgili projelere fon olarak kullanmayı taahhüt ediyor. Maddi yönden oluşacak bu özgürlük yeni sivil girişimler ve toplulukların kurulmasında aktif olarak rol almamıza da yardımcı olacak. Henüz bir ay önce platformu tanıtmaya ve ilişkiler kurmaya başladığımız için şu an için devam eden bir iş birliğimiz yok ama böyle fırsatları dört gözle bekliyoruz.</p>
<p>Son olarak, henüz sistem üzerinden satışa başlanmadığını, şu anda üreticilerin kayıt sürecinde olduğumuzu ve çok yakında satışların başlayacağını tüm iletişim kanallarından duyuracağımızı belirtmekte fayda olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/25/ozgur-ve-temiz-gida-icin-acik-gida-agi/">Özgür ve Temiz Gıda İçin Açık Gıda Ağı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemi ve Post Pandemi Dönemi Tarım ve Gıdaya Bakış</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/01/pandemi-ve-post-pandemi-donemi-tarim-ve-gidaya-bakis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülay Tuncer Kalyoncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2020 08:13:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[gıdaya erişim]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[post pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51838</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık çalışanlarının koronavirüse karşı ne kadar büyük fedakârlıklarla çalıştıklarını ve ne kadar büyük risklerle karşı karşıya kaldıklarını biliyoruz. Bu alkışı sonuna kadar hak eden bir kesim daha var. Eve kapandığımız bu günlerde bile raflarda, pazarlarda, manavlarda gıdalarımızı hiç eksiltmeden üreten çiftçiler,  gıda üreticileri… Onlar da bütün zorluklara, risklere rağmen üretimi aksatmadan sürdürmeye çalışıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/01/pandemi-ve-post-pandemi-donemi-tarim-ve-gidaya-bakis/">Pandemi ve Post Pandemi Dönemi Tarım ve Gıdaya Bakış</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Şehirde yaşayanlar evden çıktıklarında virüsün ölümcül riski ile karşı karşıya kalıyor. Köyde yaşayanlar tarlaya çıkamazsa, kıtlık riski ile karşı karşıya kalabiliriz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarımda önümüzdeki iki ayı iyi değerlendirilemezse, gıda sıkıntısı ile karşılaşacağımız günler yakın… Sadece bu mu? Mevsimlik işçilerle virüsün hareketine bir şey düşünüldü mü?  Destek paketleri ücretli çalışanı kapsamadığı gibi, tarımda çalışanları da yok saydı. Onlara da düşen kendi OHAL’lerini ilan etmek …</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üretim faaliyetinde çalışanlar bu fideleri üretim bölgelerine ulaştırmada büyük zorluklar yaşıyor.. Tek sorun fideleri üretim bölgesine göndermek de değil. Doku kültürü ile fide üretenlerin en çok kullandıkları malzemeler, eldiven, maske ve dezenfektan ürünleri. Laboratuar gibi fide üretim merkezlerine her girişte ve 3 saatte bir bu malzemelerin değiştirilmesi gerekiyor.  Daha önce 5-10 lira olan maske, eldiven bugün 50 lira civarında.  </span></p>
<p><b>Tarım İşçilerini Ne Bekliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki, tarım işçileri nasıl taşınacak? Dolmuş otobüslere doluşarak mı gidip gelecekler? Onların sağlık güvenliklerinin nasıl sağlanacağına dair  önlem de, merkezi yönetimin gündeminde değil görünüyor. Bu gün pandeminin kaosundan önümüzü göremez durumdayız ama doğa kendi deviniminde. Yetişen ürünün hasat dönemi ne olacak? Yarın hasat için binlerce kişi Güneydoğu’dan, Konya’dan, Eskişehir, Kütahya’dan Ege’ye gelecek. Mevsimlik işçiler nasıl gelecekler? Gelmezlerse hasat olmayacak. Gelenler çoluk çocuğu ile, 80 yaşındaki dedesi ile gelecek. Onlar 10-15 kişi aynı çadırda nasıl kalacaklar? Normal zamanlarda bile mevsimlik işçilerin düşük hijyen koşullarında yaşadığını biliyoruz. Sözleşmelerin yapılma dönemi. Bir şey denecek ise o dönem, bu dönem.Çiftçinin mazot, gübre borçları, prim ödemeleri, vergileri  ertelenecek mi? Buna ilişkin önlemler paketi bugünlerde açıklanmalı…</span></p>
<p><b>Hayvancılıkta Sıkıntılar Kendini Hissettiriyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvancılıkta, et ve sütteki durum bitkisel üretimden farklı değil. Hatta özellikle sütte daha büyük sıkıntılar olduğuna dair haberlerle karşılaşır olduk. Kırsalda yaşayanlar için hayvancılık vazgeçilmez bir faaliyet. Hayvanlar da insanlar gibi sürekli bakım, ilgi istiyor. Hastalığı, doğumu var. Kendi haline bırakamazsınız. Süt hayvanlarının sağılması gerekir. Sağılan sütün zaman yitirilmeden soğuk zincire girmesi için alım merkezine ulaştırılması gerekir. Bunun için sağılan süt, köye gelen kooperatif veya süt alıcısına teslim edilir. Sanayici süte nasıl ulaşacak, kontrollerini sahada nasıl yürütecek. Köyleri dolaşan jandarma, 65 yaş üzeri üreticiyi evine gönderiyor önlem olarak.Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük  süt toplamada ciddi sorunlar yaşanmaya başlandığını, köylerde süt alım merkezleri kurduklarını, ancak 65 yaş üzeri ortaklarının bu merkeze süt getirmelerinin yasaklandığını bunun büyük sıkıntılara neden olacağını ifade ediyor..</span></p>
<p><b>Kriz Sonrası Gıdaya Erişim</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Virüsün yayılması artarak sürerken, uzmanlar, hükümetler, kuruluşlar  post pandemi dönemini konuşmaya başladı bile. Bugünkü tablo bize artık geleceğe dair tarım ve gıdadaki değer zincirini baştan sona yeniden düşünme ve planlama zamanının geldiğini gösteriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">FAO başta olmak üzere, uluslararası kurumlardan gelen uyarılar oldukça ciddi;</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;"> “En savunmasız insanları korumak ve </span><b>salgının gıda sistemi üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletmek </b><span style="font-weight: 400;">ve küresel gıda tedarik zincirlerini canlı tutmak için</span><b> hızlı önlemler alınmadıkça</b><span style="font-weight: 400;">, giderek artan bir </span><b>gıda kriziyle karşı karşıyayız</b><span style="font-weight: 400;">” Koronavirüs şokunun hem gıda arzı hem de talebini olağandışı şekilde etkilediğine dikkat çekilen bilgi notunda, salgının insanların yaşamları ve refahı üzerindeki etkisi nedeniyle arzda kesintilerin olabileceği, aynı zamanda tedarik zincirindeki bozulma ve aksaklık sonucu maliyetlerin artabileceğine dikkat çekiliyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Keza, gübre, veteriner ilaçları ve diğer girdilerin yetersizliği tarımsal üretimi olumsuz etkileyebilir. Bu da dolayısıyla küresel olarak gıda piyasasında fiyatlara olumsuz yansıyabilir</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Mevcut süreçte restoran, otel gibi toplu tüketim alanlarının kapanması ve daha az sıklıkta market alışverişinin taze ürünlere olan talebi azaltacağına dikkat çekilen bilgi notunda, “Bundan hem üreticiler hem de tedarikçiler olumsuz etkilenecektir ancak en fazla etkilenecek kesim ise savunmasız durumdaki küçük ölçekli çiftçiler” deniliyor.</span></li>
</ul>
<p><b>Pandemi, Gıda Talebini Nasıl Etkileyecek?</b><span style="font-weight: 400;">” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">COVID-19 salgınının başlangıcında, tüketicilerin gıda talebinde önemli bir artış yaşandığını görüyoruz. Hastalık bulaşma korkusu fiziki gıda alışverişlerini azaltıyor. Restoran, kafe trafiklerindeki düşüşle birlikte insanların gıda satın alma ve tüketme şekillerinde değişiklikler yaratıyor. Diğer ürünlerde olduğu gibi e-ticaret teslimatları ve evde yemek yapma ve tüketme trendi artıyor, artmaya da devam edecek gibi .</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm ülkeleri bir resesyonun beklediği artık herkesin kabul ettiği bir durum.Ulusal sınırlar, ulusal zenginlikler tekrar önem kazanacak gibi. Pandemi, sosyal izolasyonla birlikte, ülkeleri, bölgeleri, şehirleri de içine kapatıyor. Tedarik zincirlerinin aldığı hasardan gıdanın dolaşımı da etkilenecek. Küçük üretim birimlerinin, üreticinin doğrudan tüketiciyle buluştuğu eski tip yerel pazarların yeni bir anlayışla ele alınması gerekecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel kooperatifler, yerel üreticiler, aile işletmeleri teknolojiyle daha iyi bir iş birliğinde daha verimli olmayı öğrenecek. Teknoloji kullanımı küçük üreticilerin de hayatının parçası olacak. Sanayi entegrasyonunun artışı da diğer bir gelişme olacak gibi. Ama biz tüketiciler gıdanın markette değil, yan tarladaki komşuda yetiştiğini anlayacak, sağlıklı, doğal iyi gıdaya erişimin kitabını yeniden okuyacağız. Bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarına, yerel yönetimlere daha çok insiyatif ortamı sağlayacak teşvikler hibe programları daha çok gündemde olacak. Kendine yeten sözünün boş olmadığını bu kriz dönemi hepimize tekrar gösterdi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/01/pandemi-ve-post-pandemi-donemi-tarim-ve-gidaya-bakis/">Pandemi ve Post Pandemi Dönemi Tarım ve Gıdaya Bakış</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
