<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/cevre-ve-sehircilik-bakanligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cevre-ve-sehircilik-bakanligi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 12 May 2021 10:26:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cevre-ve-sehircilik-bakanligi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Marmara Denizi ‘Hassas Alan’ İlan Edilmeli”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/12/marmara-denizi-hassas-alan-ilan-edilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Eren]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 May 2021 09:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[hassas alan]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Marmara Denizi]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Paris İklim Anlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=69996</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim krizinin etkilerine karşı yapılması gerekenleri konuştuğumuz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eski müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Marmara Denizi’nde fosfor ve azotun olması gereken değerin çok çok üzerinde olduğunu ve bu durumun çevreye zarar verdiğini belirterek, “Bu sebepten dolayı Marmara Denizi 'hassas alan' ilan edilmeli.” Dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/12/marmara-denizi-hassas-alan-ilan-edilmeli/">“Marmara Denizi ‘Hassas Alan’ İlan Edilmeli”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Eski Müsteşarı (2014-2018) ve 23.Dönem Hatay Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Öztürk ile Marmara Denizi’ndeki müsilaj oluşumunun sebep ve sonuçlarından, küresel ısınmanın kentlerdeki olumsuz etkilerine kadar birçok çevre sorununa çözüm aradık.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-70001" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/mustafaozturk-640x625.jpg" alt="Mustafa Öztürk" width="360" height="352" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/mustafaozturk-640x625.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/mustafaozturk.jpg 650w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" /> </strong><strong>Bilimsel çalışmalar Türkiye’nin iklim krizinden en çok etkilenecek ülkelerden biri olduğunu gösteriyor.  İklim değişikliği ve küresel ısınmanın sonuçlarına bağlı olarak; hava sıcaklıklarının artışı, fırtına, sel ve su baskınları, kuraklık ve çölleşmenin artışı ile ilgili haber ve bilimsel makaleleri sıkça okuyoruz. Dahası artık gündelik hayatımızda tecrübe ediyoruz. Kış boyunca barajların doluluk oranları için endişe ettik meselâ. Bugünlerde ise Marmara Denizi’ndeki müsilaj ve Büyük Menderes Nehri’nin kuruması haberlerini okuyoruz. Geri dönülemez noktada mıyız?</strong></p>
<p>Küresel ısınmanın etkisiyle Marmara Denizi’nde su sıcaklığı normalin üzerinde yükselmeye başladı. Marmara Denizi’ne azot, fosfor gibi kirlilik yükleri yüksek atık sular veriliyor. Kirlilik yükü yüksek olan Marmara Denizi’nde küresel ısınmanın, durgun hava şartlarının ve su sıcaklığının artması ile tabakalaşma gerçekleşti. Neticede deniz yüzeyinde fitoplanktonlar dediğimiz mikroorganizma yapıları oluşmaya başladı. Bu fitoplanktonlar kısa sürede oluşur ve kısa sürede de strese girerek ölürler. Fitoplanktonlar öldüğünde deniz salyası dediğimiz polisakkaritler dediğimiz maddeleri salgılar ve sonuçta su yüzeyinde 1cm ile 5-6 metre arasında uzayan müsilaj veya deniz salyası dediğimiz yapı oluşur.</p>
<p>Bu doğal bir olaydır ancak bu olayı tetikleyen etmenlerin başında küresel ısınma, tabakalaşma ve azot, fosfor gibi kirletici yüklerin fazla olması geliyor. Hava hareketli olursa ve tabakalaşma azalırsa denizde hareketlenme başlıyor ve yüzeydeki müsilaj tabana çöküyor. Çökünce de tabanı battaniye gibi örtüyor ve bu sefer tabandaki deniz canlılarının oksijen transferini engelliyor ve özellikle balıkların yumurtalarına ve diğer deniz canlılarına zarar veriyor. Dolayısıyla hızlı bir şekilde Marmara Denizi’ni kirleten kaynaklar tespit edilmeli. Marmara Denizi’nin çeşitli noktalarında Azot kirliliği, fosfor kirliliği, klorofil ağı, iletkenlik, tuzluluk, ph ve sıcaklık değişimi yüzeyden deniz tabanına doğru tespit edilmeli.</p>
<p>Konu ile ilgili ulaştığım ölçüm raporuna göre Marmara Denizi’nde fosfor ve azot olması gereken değerin çok çok üzerine çıktığından -doğal olarak ortaya çıkan- fitoplankton oluşumunu ciddi şekilde teşvik ediyor, fazla olursa çevreye zarar veriyor. Bu sebepten dolayı <strong>Marmara Denizi “hassas alan” ilan edilmeli</strong>. Marmara Denizi’ne verilen bütün kirleticiler kontrol altına alınmalı ve ileri arıtma uygulanmalı. Çoğu atık su arıtma tesislerinde yalnız karbon giderimi söz konusu. Ancak ileri arıtma yapılırsa karbon, azot, fosfor gibi kirleticiler de giderilerek Marmara Denizi’nin üzerindeki kirlilik yükü azaltılır.</p>
<p>Marmara Denizi ile ilgili beni endişelendiren diğer husus; Marmara Denizi’nin 20-25 m derinliğinden itibaren tabana kadar oksijen miktarı oldukça kısıtlı. Normal seviyenin de altında olduğundan dip balıkları nerede yaşayacak! Ekosistemin dengesi bozuluyor. Bunu önlemek için Marmara Denizi’ne bırakılan bütün atık sular ileri kademe arıtılmalı. Marmara Denizi’nin çevresindeki Bursa, Balıkesir, Tekirdağ, Çanakkale ve Kocaeli gibi şehirlerde tarımsal uygulamalarda AB ülkelerinde uygulanan iyi tarım uygulamasına geçilerek azot yükü az gübre kullanılmalı. Bize bu yıl deniz yüzeyindeki salyalanma (müsilaj) bir ipucu verdi. Beni korumak istiyorsanız bana kirlilik yükü düşük sular verin, temiz su verin diyor. Bunun da yollarını yukarıda saydık.</p>
<p><strong>Peki, Büyük Menderes Nehrinin kuruması?</strong></p>
<p>Büyük Menderes Nehrinin kurumasına gelince; bu sene o havzada ön incelemelerime göre normalin altında bir yağış olmuş. Türkiye’nin belli bölgelerinde (Güneydoğu Anadolu) olduğu gibi&#8230; Normalin altındaki yağış kuraklığı tetikliyor. Menderes havzasında da tarımsal ve endüstriyel sulama çok yüksek oranda yapıldığı için Büyük Menderes Nehri’nde ve tarımda su sıkıntısı başladı. Çözüm yukarıdaki barajların kademe kademe açılması, suyun Menderes Nehri’ne verilmesi ile buradaki ekolojik dengenin korunmasıdır: İkincisi bu bölgede su yoğun sanayileşmeye son verilmeli. Üçüncü yapılacak ise tarımda su yoğun tarımsal üretime son verilmeli. Tarımda aşırı su kullanılıyor ve bu bölge Türkiye tarımsal üretiminin %11’ini karşılıyor. Dolayısıyla su yoğun tarımsal üretim azaltılmalı, su az yoğun tarımsal üretime geçilmeli. Bölgedeki bütün belediye atık suları ile sanayi atık suları yine ileri kademe arıtma yapılarak kullanma ve sulama suyu olarak kullanılmalı. O havzada ve Büyük Menderes Nehri’nde hayatın devam etmesini istiyorsak bunları yapmamız lâzım.</p>
<blockquote><p>Yağmur suyunu geçiren betonlar devreye girmeli. Parklar, meydanlar, açık otoparklar gibi yerlerde yağmur suyunu geçiren betonlar ve asfaltlar yapılmalı. Bisiklet yolları kesinlikle yağmur suyu geçiren döşemelerle kaplanmalı.</p></blockquote>
<p><strong>İstanbul’da kış aylarında bir kuraklık ve beraberinde barajlardaki su seviyelerinin düşük olması söz konusuydu. Kar yağışı ile bu sorun şimdilik ortadan kalkmış görünüyor. Ancak Türkiye’de bizi bekleyen tehlike kuraklık ve su kıtlığı. Ne yapacağız?</strong></p>
<p>İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer şehirler için kesinlikle yağmur suyu hasadı gündeme alınmalı. Yağmur suyu hasadı ile ilgili yol haritası ortaya konmalı. Biliyorsunuz şehirler beton yığını haline gelince küresel ısınmanın da etkisiyle şehirlerde kentsel ısı adası etkisi artmakta. Kentsel ısı adalarının etkisi şiddetlendikçe yağışlar da azalıyor. Bu yüzden bir an önce şehirler ağaçlandırılmalı ve özellikle dere yatakları, yol kenarları, caddeler ve meydanlar yeşil koridorlara dönüştürülmeli. Ağaçlandırma seferberliği başlatılmalı. Kişi başına düşen yeşil alan asgari 15m2’ ye çıkarılmalı. Yayaların yürüyebileceği mesafede yeşil park alanı -beton park alanı değil- olmalı. Ve artık Türkiye’de çim ekimine dur denilmeli. Türkiye çim ekimine uygun bir ülke değil. Tropikal bir iklim bölgesindeyiz, ülkemizde tropikal ağaçlandırma yapılarak daha fazla gölgelik sağlanmalı.</p>
<p>Bunlar yapılırken yeraltı suyu da yağmur suyu ile beslenmeli. Fakat ne yazık ki şehirde yağmur suları kanalizasyon sistemine karışıyor. Tertemiz su kanalizasyon sistemine karışarak hem altyapı sistemini bozuyor hem de yeraltı sularını kirletiyor. Singapur’da ve Almanya’da olduğu gibi bütün belediyelerde yağmur suyu hasadına geçilmeli. Nedir yağmursuyu hasadı; birincisi, çatılarda biriken suyun tabanda oluşturulacak özel aparatlarla toplanması ve belli aylarda sulama suyu, yıkama suyu vb. amaçlarla kullanılmasıdır. İkincisi, yağmur suyunu geçiren betonlar devreye girmeli. Parklar, meydanlar, açık otoparklar gibi yerlerde yağmur suyunu geçiren betonlar ve asfaltlar yapılmalı. Bisiklet yolları kesinlikle yağmur suyu geçiren döşemelerle kaplanmalı. Çevre yolları kenarlarında bulunan şevlerde de yağmur suyu geçiren yapılar kullanılmalı.</p>
<p>Bizim ülkemiz yeraltı suyu fakiri; maksimum 17 milyar metreküp kapasitemiz var ve bunu artırmak için de yağmur suyunu geçiren beton ve asfaltlar kullanmalıyız. Üçüncü olarak yağmur bahçeleri üretmeliyiz. Özellikle yağmur yağdığında göllenmelerin olduğu yerlerde yağmur bahçeleri yaparak yağmur suyunun yeraltı sularına karışmasını sağlamış oluruz. Diğer taraftan yağmur suyunu kanalizasyondan uzakta tutmuş oluruz. Yeterli ağaçlandırma ve yağmur suyu hasadı ile şehirlerin su sorununu çözebiliriz.</p>
<p>Diğer yandan geldiğimiz noktada belediyeler sularını ileri kademe arıtmalı, yani karbonun yanında azotu ve fosforu da arıtmalı. Bunlar toplam yatırım maliyetin %5’i ila 10’unu geçmez. Mevcut tesislerde bu dönüşüm sanıldığı gibi zor değil. Pratik ve kolay olarak uygulanabilir.  Bu atık sular ileri derece arıtılarak sulama suyu ve kullanma suyu olarak kullanılmalı. Bütün sanayi tesislerinde, OSB’lerde ve belediyelerde atık suların ileri kademe arıtılması zorunlu hale getirilerek, arıtılan su park ve bahçelerin sulamasında kullanılmalı. Bu sularda organik madde var ve klorür ile dezenfekte edilince ciddi zarar verecektir, diyenler olacaktır. Bu doğru bir düşüncedir ama klorla değil UV ışını ile dezenfekte edersek bu sorun da oradan kalkar. Artık şehirlerimizi küresel ısınmaya ve kuraklığa dayanıklı hale getirecek altyapılarımızı oluşturmalıyız. Aksi takdirde gelecekte çok ciddi sıkıntılarımız olacak.</p>
<blockquote><p>Açık otoparklar kesinlikle ağaçlandırılmalı. Dere yataklarını meselâ bazı belediyeler betonla kapatıyor, cinayet işliyorlar. Dere yatakları yeşil koridora dönüştürülmeli.</p></blockquote>
<p><strong><img decoding="async" class="alignright wp-image-70005" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/dere-yatagi-islahi.jpg" alt="dere yatağı" width="360" height="180" />Kentsel ısı adalarına vurgu yaptınız. Şehirler enerjinin, suyun ve gıdanın en yoğun tüketildiği yerler ve dünya nüfusunun büyük çoğunluğu şehirlerde yaşıyor. Giderek şehirsel alanlarda sıcaklık artıyor. Yapılaşmış çevreyi onarmak ve geleceği korumak mümkün mü?  </strong></p>
<p>Onarmak ve korumak mümkün. Belediyeler şu andan itibaren çok kolay önlemler alabilir: Bir tanesi istisnasız bütün caddelerin, kaldırımların bir kenarını açacaklar ve ağaçlandıracaklar. Bu istisnasız yapılmalı. Ancak yörenin iklimine, yörenin şartlarına, yörenin doğal yapısına uygun ağaç türleri -dikkat edin ağaç diyorum çalı diyorum, kesinlikle çim demiyorum- dikmeleri gerekiyor. Tekrar ediyorum, caddeler, meydanlar, parklar ve açık otoparklar –açık otoparklar diyorum bakın- kesinlikle ağaçlandırılmalı. Dere yataklarını meselâ bazı belediyeler betonla kapatıyor, cinayet işliyorlar. Dere yatakları yeşil koridora dönüştürülmeli. Avrupa’da, Singapur’da, Çin’de ve Japonya’da birçok örnek uygulama var. Dere yatakları acilen açılmalı ve çevresi acilen yeşil koridorlara dönüştürülmeli. Dere yatakları da su geçirgen bir yapıya kavuşturulmalı. Yağmur suyu nereden akacak, yeşil koridoru, yeşil alanı biz nereden sağlayacağız. Sağlayamıyoruz, sağlayamadığımız için de kentsel ısı adaları oluşuyor. Bir de buna ek olarak şehirlerde evlerin cephelerini ve çatılarını (Bunu İspanya ve İtalya uyguluyor.) beyaz kireçle boyayın. Ne demek istiyorum; güneşten gelen ışınlar, çatılar ve duvarlar koyu olduğu zaman ısıyı emiyor ve akşama doğru da bunu doğaya veriyor böylece kentsel ısı adaları oluşuyor. Bunun yerine bütün binalar ısıyı atmosfere veren açık renkte boyanabilir. Böyle boyandığı zaman güneş ışığının absorbe edilmesi önlenir. Kentsel ısı adaları etkisi minimize edilir.</p>
<blockquote><p>Sosyal mesafeyi korumak istiyorsak bisiklet yollarını arttıralım. Paris bunu yaptı. Bazı meydanlarını trafiğe kapattı, buralarda bisiklet yolları açtı. İlk başta esnaf bazı tereddütler yaşadı. Bisiklet yolları açılınca alışverişin azalacağını düşündüler. Satışları %50 arttı.</p></blockquote>
<p><strong>Görüyorum ki ülkemizde birçok kurum iklim değişikliği ve küresel ısınmanın önüne geçmek ve zararlarını onarmak için politika üretiyor, çeşitli yasal düzenlemeler ve çevreci yaklaşımlar içinde olduğunu –stratejik planlarında yer veriyor- söylüyor. Bu hedefler kamusal hayatta ve günlük hayatta uygulanıyor mu? Olumlu etkilerini ne zaman göreceğiz?</strong></p>
<p>Kurumlar küresel ısınmaya karşı önlem almak istiyorlarsa özellikle pandemi dönemi bunun için bir fırsattır. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde ve diğer tüm şehirlerde bisiklet yollarını çoğaltsınlar. Şehirlerimizde karbon emisyonunu azaltalım. Bunu birçok yazımda belirttim; sosyal mesafeyi korumak istiyorsak bisiklet yollarını arttıralım. Paris bunu yaptı. Bazı meydanlarını trafiğe kapattı, buralarda bisiklet yolları açtı. İlk başta esnaf bazı tereddütler yaşadı. Bisiklet yolları açılınca alışverişin azalacağını düşündüler. Satışları %50 arttı. Niye! İnsanlar çevresel faaliyetlere ve sosyal hareketliliğe ilgi gösteriyor. Bisikletle veya yürüyerek geliyor. İnsanları hareketsizleştirmek yerine hareket imkânlarını genişletmemiz lâzım. Bu şartlarda toplu taşıma araçlarının içinde virüsü önleyemezsiniz. Bunu önlemek istiyorsak elverişli, erişilebilir yaya ve bisiklet yolları açılmalı. İstanbul coğrafyasında bisiklet çok elverişli değilse elektrikli bisikletleri teşvik edip güvenliği sağlayacaksınız. Güvenli hareket edebilmek için gerekli tedbirleri almak gerekiyor. Bunun altyapısını belediyeler acilen kurmalı. Hem sosyal mesafeyi koruyup sera gazı salınımını azaltıyorsunuz hem de hareketliliği artırıyorsunuz. Diğer yandan şehirlerde geceleri akılsız aydınlatma yapılıyor. Zaten pandemi dolayısıyla gece şehirde kimse yok, yollar tenha. Buna rağmen sokakları meydanları aydınlatıyoruz. Yaban kuşlarını (hayatını) şehirden kaçırıyoruz. Bir an önce akıllı aydınlatma sistemine geçilmesi lâzım. Yani şehirlerimizi akıllandırmamız lâzım. Akıllı sistemlere geçmediğimiz sürece kirlilik artacak.</p>
<p><strong>Havayı temiz solumak, toprağı onarmak ve iklimi kurtarmak için ferdi planda ne yapabiliriz?</strong></p>
<p>Vatandaş olarak yapacağımız en önemli şey su tasarrufudur. Ben bu konuda bir hazırlık yapıp belediyelere ilettim. Bazıları birtakım düzenlemeler yapıp vatandaşla paylaştı. <strong>Bütün musluklarım ve bütün duş başlarım aeratörlüdür.</strong> Yarı su akıtır yarı hava: Yani ben komşumdan %50 daha az su kullanıyorum ama aynı işi yapıyorum. Suyu verimli kullanan bu aletler piyasada ucuz ve her yerde var. Evlerimizde işletmeciliği verimli hale getirmemiz gerekiyor.  Benim evimde lambaların tamamı LED lamba. Kesinlikle akkor lamba kullanmıyorum ve %80 enerji tasarrufu sağlıyorum, faturalarım düşük gelmekte. Yalnız bir şeyi başaramadım binamda. Maalesef yalıtım yok. Bütün binalar yalıtılmalı, eğer binalar doğru ve tekniğine uygun yalıtılırsa apartmanlarda %80’lere varan enerji tasarrufu sağlanıyor. Bir de diyorum ki bahçeniz yoksa balkonunuzda çiçek yetiştirin. Evinizin içerisinde iç mekan çiçekleri yetiştirin. Çalıştığım ofisin tamamı çiçeklerle doludur. Diyorum ki en azından kendi soluduğum oksijeni kendim üreteyim, doğaya katkı sağlayayım ve böylece ekolojik dengenin gerçekleştirilmesine katkıda bulunayım.</p>
<blockquote><p>Dünyada en fazla plastik katı atık ithal eden ülkelerden biri de, İsveç’tir. Onlar yakıp enerji üretiyorlar. Ama İsveç tonuna 150 dolar alıyor. AB ülkeleri bu atıkları İsveç’e değil de niye bize gönderiyor? Bu soruları sormamız lâzım.</p></blockquote>
<p><strong> </strong><strong>Çöplerimizi ayrıştırmak da önemli bir husus sanırım bu anlamda?</strong></p>
<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı müsteşarı iken projenin başındaki kişi idim ve bu projeyi bakanlığımızda pilot proje olarak başlattık. Çalışmaya 2016 yılının ortalarında bütün aksaklıklarını, sıkıntılarını ve çözüm yollarını ortaya koyarak başladık: Merkezinde ‘Ofislerde atıklar nasıl ayrıştırılır?’ sorusu vardı. Türkiye’de atıkların büyük kısmını mutfak, yemek ve gıda atıkları oluşturuyor. Biz sisteme entegre baktık; bütün atıkları azaltacağız ve sonra sıfırlayacağız. Bakanlıktan emekli olup ayrıldığımda atıkları sıfırlamıştık. İşletmemizde camları, plastikleri, alüminyum kutuları, organik atıkları vd. ayrıştırdık: Organik, yani mutfak atıklarından kompost ürettik. 4000 kişiye yakın insanın çalıştığı bir yerde atıkları minimize ederek bu örneği başka kurumlara, kademe kademe yaygınlaştırmaya başladık.</p>
<p>Burada dikkat edilmesi gereken husus, bu sistemleri tek seferde halkın hepsine mâl edemeyiz. Sindire sindire, kademe kademe uygulanmalı. Aksaklıklar görüldükçe çözümler bulunarak uygulanmalı. Aksi takdirde kompost aleti ya da konteynır dağıtmakla çözüm üretirim diyorsanız üretemezsiniz. Kompost aleti çalışan yerde kesinlikle bir çevre mühendisinin olması lâzım. Çünkü Kompost halesindeki organik maddelerin reçetesi doğru hazırlanmalı, sıcaklık, karıştırma ve pH dengesi doğru ayarlanmalı. Bu şekilde sistem doğru çalışır. Ancak biz bunları bıraktık poşetle uğraşıyoruz. Hep bunu zikrediyorum.</p>
<p>Avrupa’dan 2020 yılında 700 bin ton plastik atık ithal ederken Türkiye’nin plastik atıklarını azaltamazsınız. Çin’in, Hindistan’ın, Malezya’nın ithal plastik atıklarla ilgili uyguladığı sistem, uyguladığı standart Türkiye’de de uygulanmalı. İthal edilen plastik atıkların içindeki kirlilik oranı binde 5’ten fazla olmamalı. Kesinlikle karışık plastik atık gelmemeli ve illa gelecekse temiz atık gelmeli. Kirli atıkların %35-40’ı çöpe gidiyor ve çevreyi ciddi şekilde kirletiyor. Bu konuda yalnız kendi ülkemi değil, AB ülkelerini de suçluyorum. Hem bize atığını gönderiyorsun hem de burada ne oluyor diye sormuyorsun. Nerede, nasıl değerlendiriliyor? Toprağa mı gömülüyor, denize mi dökülüyor, dere yatağına mı, göle mi atılıyor? Bu sorguyu yapmaları lâzımdı, geç kaldılar. Bu durum Türkiye’nin atık yönetimini olumsuz etkiliyor. Dünyada en fazla plastik katı atık ithal eden ülkelerden biride, İsveç’tir. Onlar yakıp enerji üretiyorlar. Ama İsveç tonuna 150 dolar alıyor. AB ülkeleri bu atıkları İsveç’e değil de niye bize gönderiyor? Bu soruları sormamız lâzım. Avrupalı çevreci kuruluşların bu soruları sormaları gerekir. Biz bu atıkları temizlemek için temiz su kullanıyoruz. O suyu da arıtamıyoruz. Global ölçekte baktığın zaman senin suyunun ya da benim suyumun kirlenmesi aynı yere -anlama- çıkıyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignleft wp-image-70006" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/bisiklet-yolu-640x360.jpg" alt="" width="360" height="203" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/bisiklet-yolu-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/bisiklet-yolu.jpg 720w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />Türkiye 2016 yılında Paris İklim Anlaşması’nı onayladı fakat TBMM’den henüz geçmedi. Meclis’ten geçerse iklim politikaları için yol gösterici olur mu? </strong></p>
<p>Olur. Türkiye henüz sera gazı salınımı (yaklaşık %1) minimum olan bir ülke olarak Paris İklim Anlaşması’nın birtakım opsiyonları olur. Türkiye’nin bazı konularda haklı olarak tereddütleri var. Özellikle Çin ve Hindistan gibi (grubun ülkeleri tam aklımda değil) ülkelere yardım paketinde olmak istemiyor. Çin’e, Hindistan’a, Malezya’ya vs. yardım edilirken bana da yardım edilsin istiyor. Bu ülkeler için ilave fon oluşturulacak. Tüm bu süreçler müzakere edilir, maddelere şerh düşülebilir. <strong>Böylelikle AB sürecinde yalnız kalmayız.</strong> Trump, Paris İklim Sözleşmesi’ni düne kadar imzalamamıştı, askıya almıştı. Yönetim değişince şimdi tekrar yürürlüğe girdi. Önümüzdeki süreçte bu sözleşmenin uluslararası boyutta etkileri olacak. Meselâ termik santraller kuracaksan Paris İklim Anlaşması ile uluslararası bankalar sana kredi vermeyecekler.</p>
<p><strong>Anlaşmayı kabul edersek mi vermeyecekler?</strong></p>
<p>Etsen de etmesen de vermeyecekler. Her ülke sera gazını azaltmak zorunda kalacak. İyi teknikleri uygulayacak, yenilenebilir enerji teşviklerini kullanacak. Paris Antlaşması’nı onaylamazsam yenilenebilir enerji teşvikinden teşvik alamayacağım. Bir de enerji yoğun sanayiye -sadece termik santraller değil, fosil yakıt kullanan tüm endüstriler- de destek vermeyecekler. Destek dediğim kredi. Hatta gelecekte daha da ileriye götürecekler ayıplı tesisler altlığı kuracaklar.</p>
<p><strong>Ne demek bu?</strong></p>
<p>Uluslararası boyutta sera gazı salınımı yüksek olan bu tesislerle ilişkilerinizi azaltın gibi altlıklar oluşturacaklar. Onun için Türkiye tüm yönleri ile Biden’la tekrar yürürlüğe giren Paris İklim Antlaşması için yol haritasını oluşturmalı. Zaten iki yılda bir hazırladığımız yol haritamız var. Bunu daha uygulanabilir hale getirmeliyiz. Türkiye için önemli bir fırsat.</p>
<p>Şu anda bir rapor hazırlıyorum; AB ülkeleri sera gazı salınımını azaltmak için konut sektöründe -altını çizerek söylüyorum- 750 milyar Avro destek fonu oluşturdu. Yani binaların yalıtılması dahil, ısı pompalarının devreye girmesi -Türkiye olarak daha bunu kullanmıyoruz-, çatıların güneş tarlasına dönüştürülmesi için teşvik verecek. Yine rüzgâr enerjisinin artırılması, fosil yakıtlı enerjilerin minimize edilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının artırılması ve binalarda konforlu yaşam alanlarının oluşturulmasını bu fonla destekleyecek.</p>
<p>Avrupa’da 35 milyon enerji yoksunu kötü konut var. Almanya ekonomik durumu kötü olanlara iyileştirme ve enerji verimli hale dönüştürmek için bina başına 10 bin Avroya kadar hibe veriyor. İngiltere’nin de 2022 sonuna kadar verdiği destek miktarı bina başına 5 bin Avro. Binanızı yenileyin, geliştirin, konforlu ve enerji verimli hale getirin, yaşanabilir hale getirin. Temel amaç, sera gazını azaltmak, konforlu yaşamı sağlamak… Hedef değer ne biliyor musunuz? Benim ülkemde evlerde metrekare başına 350 kilowatt saat enerji tüketilirken Avrupa bunu 50 kilowatt saatte indirmek istiyor. Bizim de binalarımızı enerji verimli, konforlu hale getirmemiz için çalışmalar yapmamız lâzım. Pandemi sürecinde böylece yeni iş alanlarını arttırabilir, yeni istihdam olanakları yaratabilir, enerji az yoğun sanayi sektörleri oluşturabiliriz.</p>
<p>Beni en çok heyecanlandıran, ısı pompaları&#8230; Ben müsteşarken ısı pompaları ile ilgili sektörlerle toplantı yaptım ki Türkiye’de henüz ısı pompası üreten tesis yoktu: Bir tesiste yalnızca monte ediliyor. Isı pompası sektörü geliştirilmeli. Dışarının sıcağını alıyorsunuz, içeriyi soğutuyorsunuz ya da dışarının soğuğunu alıp içeriyi ısıtıyorsunuz.  Isı pompaları binanızı konforlu yapıya dönüştürmek ve ısıtmak/soğutmak için en uygun yenilenebilir enerji sağlıyor. Böyle pompalar, böyle ekipmanlar ve böyle binalar var. Artık şehirleri sağlıklı, konforlu yani yaşanabilir hale getirmemiz lâzım.</p>
<p>Tüm binaların mantolanmasını ve şehirlerde görsel kirliliğe son verilmesini sağlamak lâzım. Enerji savurganlığına son verilmesi lâzım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/12/marmara-denizi-hassas-alan-ilan-edilmeli/">“Marmara Denizi ‘Hassas Alan’ İlan Edilmeli”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanal İstanbul’un İptali İçin Dilekçe Kuyruğu&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/kanal-istanbulun-iptali-icin-dilekce-kuyrugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Dec 2019 13:26:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Şube Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[ÇED raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46325</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Kanal İstanbul projesiyle ilgili kabul ettiği çevresel etki raporuna, itiraz hakkını kullanmak isteyen vatandaşlar, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. İstanbul dışındaki vatandaşların da başvuruda bulunabileceği ve 2 Ocak'a kadar sürecek itiraz hakkının e-devlet üzerinden yapılması da mümkün...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/kanal-istanbulun-iptali-icin-dilekce-kuyrugu/">Kanal İstanbul’un İptali İçin Dilekçe Kuyruğu&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Kanal İstanbul Projesi’yle ilgili 23 Aralık’ta kabul ettiği Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna itirazlar, 2 Ocak 2019 tarihine dek alınabiliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46334 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/1_4-640x492.jpeg" alt="" width="339" height="261" />Kanal İstanbul Proje’sinin ÇED Raporu’na İstanbul’da yaşamayanlar da dâhil olmak üzere, her yurttaş görüş, öneri ve itirazlarını ilgili kamu kurumlarına iletme hakkına sahip.</p>
<p>TMMOB konuyla ilgili sosyal medya üzerinden yaptığı bilgilendirme ile vatandaşlara anayasal hak olan dilekçe ve itiraz hakkını nasıl kullanacaklarıyla ilgili yardımcı oluyor. Hazırlanan dilekçeler; Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü&#8217;ne ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne iletilebilir. Dilekçeler edevlet üzerinden online olarak da  yapılabilir.</p>
<p><strong>ÇED Raporuna İtiraz Edilemeyeceği İddiası Doğru Değil</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-46333 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/b-1-640x362.jpg" alt="" width="286" height="162" />Bu arada, sosyal medyada yayılan “Hizmet binası taşındığı için Kanal İstanbul ÇED raporuna itiraz edilemeyeceği” iddiasının doğru olmadığı <a href="https://teyit.org/hizmet-binasi-tasindigi-icin-kanal-istanbul-ced-raporuna-itiraz-edilemeyecegi-iddiasi/" target="_blank" rel="noopener">Teyit.org</a> tarafından açıklandı. Teyit.org sitesinde de belirtildiği gibi, Kanal İstanbul’un ÇED raporuna dilekçe hakkını kullanarak yapılacak başvuruların, Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Şube Müdürlüğü’nün taşınması nedeniyle, aksayacağı ya da yapılamayacağı iddiası doğru değil. Beşiktaş ve Ataşehir’de bulunan İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri, dilekçeleri 2 Ocak 2020 tarihine kadar kabul edecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/kanal-istanbulun-iptali-icin-dilekce-kuyrugu/">Kanal İstanbul’un İptali İçin Dilekçe Kuyruğu&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Doğal Varlıklarımızı Ancak Toplumsal Bilinçle Koruyabiliriz” </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/dogal-varliklarimizi-ancak-toplumsal-bilincle-koruyabiliriz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 08:43:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bienal]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[define]]></category>
		<category><![CDATA[Dipsiz Göl]]></category>
		<category><![CDATA[doğal sit alanı]]></category>
		<category><![CDATA[Korunması Gereken Taşınmaz Kültür ve Tabiat varlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[KUMID]]></category>
		<category><![CDATA[Saadet Güner]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde sona eren 16. İstanbul Bienali’nin ana konusu Antroposen Çağı, yani insanın doğada yarattığı tahribattı. Dipsiz Göl’ün başına gelenlerse mantık sınırını zorlayan ayrıntılarıyla tam bienallik bir iş gibi görünse de ne yazık ki gerçek. Gümüşhane’nin Güneyce Köyü’nde yer alan 12 bin yıllık doğa harikası Dipsiz Göl’ün define bulma amacıyla kazılıp yok edilmesi üzerine görüşlerini aldığımız KUMİD Yönetim Kurulu Başkanı Saadet Güner; “Gerek kültür gerekse tabiat varlıklarımızın korunması tek başına kanun ve yönetmeliklerle veya kişi ve kurumlarla değil toplumun tümüne mal olmuş bir koruma bilinciyle sağlanır” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/dogal-varliklarimizi-ancak-toplumsal-bilincle-koruyabiliriz/">“Doğal Varlıklarımızı Ancak Toplumsal Bilinçle Koruyabiliriz” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">12 bin yıllık Dipsiz Göl’ün define bulma amacıyla kazılıp tamamen yok edilmesiyle, defineciliğin doğaya verdiği zarar bir kez daha gündeme geldi. Göl, tüm yaşananlardan sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca Doğal Sit Alanı ilan edildi ve eski haline döndürülmesi için çalışmalar başlatıldı ancak bu ne kadar mümkün, zaman gösterecek. Dipsiz Göl’ün başına gelenleri, defineciliğin yasal prosedürünü ve insan eliyle doğaya verilen zararları Kültürel Mirasın Dostları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Saadet Güner ile görüştük. </span></p>
<p><b>Öncelikle KUMİD olarak bu konuya dair görüşlerinizi almak isteriz. Kulağa absürt bir hikaye gibi gelen bu olay, nasıl gerçek olabildi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44826 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/saadet-G%C3%BCner-FOTO-2.jpg" alt="" width="326" height="217" />KUMİD olarak biz de son günlerde yaşanan yoğun gelişmeleri basından öğreniyoruz. Buna göre, Gümüşhane’ye bağlı olmakla birlikte ancak Arsin’e Bağlı Güneyce Köyü sakinlerinde yayla olarak kullanıldığı anlaşılan bir alanda yer alan Dipsiz Göl’de, define aranması amacıyla izinlerin alındığını, suyun boşaltılarak iş makinelerinde bir arama yapıldığı, aramalar sırasında doğal oluşumun tahrip edildiğini üzülerek öğrendik.  </span></p>
<p><b>Olayın gelişim süreci de hayli ilginç. 12 bin yıllık tarihi olan bir göl nasıl kazılabiliyor ve dahası kurutulup yok edilene dek kazılmasına ses çıkarılmıyor? Bu olaydaki temel eksiklikler ve hatalar neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerçekleşen olay, yasal başvuru ve kabul süreci dikkate alındığında kabul edilebilir görünmekle birlikte, define arama için gerek seçilen alanın yeterince araştırılmadığı, gerekse uygulanma biçimiyle yeterince değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim alanda bu tür bir çalışmaya engel olmasa bile, olaydan sonra ÇED raporuyla da gündeme geldiği gibi, daha geniş kapsamda değerlendirilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca verilen izinle, günümüz gelişmiş teknolojileri kullanılarak, doğal yapıya zarar vermeden ve onu koruyan yaklaşımları ön plana alan bir çalışma zorunlu tutulabilirdi. Birçok açıdan değerlendirilerek mevcut değerlerimize sahip çıkabilirdik. </span></p>
<p><b>Define arama prosedürü hakkında bizleri kısaca bilgilendirebilir misiniz? Kültürel ve tarihi varlık olarak korunmaya alınması gereken/alınan yerlerde define araması yapılabiliyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44827 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/dipsiz-gol-1-640x360.jpg" alt="" width="364" height="205" />Define arama, kanun ve yönetmeliklere göre belirlenmiştir. Bu prosedür, 27 Ocak 1984 tarihinde 18294 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan <a href="http://teftis.kulturturizm.gov.tr/TR,14428/define-arama-yonetmeligi.html">Define Arama Yönetmeliği</a>’nde </span><span style="font-weight: 400;">yer almaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yönetmelikte “define aramak isteyenler, define arayacakları yerin bağlı olduğu mülki amire bir dilekçe ile müracaat ederler. Dilekçede arama maksadı açıkça belirtilir ve define aranacak yerin il, ilçe, bucak, köy, mahalle, sokak ve ev numarası bildirilir. Ayrıca bu yerin ekili, dikili, meskûn, gayrimeskun, tapulu ve tapusuz olup olmadığı ve kime ait olduğu açıklanır. Define aranacak sahanın yetkili teknik elemana çizdirilmiş, İl Bayındırlık Müdürlüğünce tasdikli, 1/500 ölçekli tasviye münhanili haritası veya krokisi, Krokisi çıkarılamayacak ev ve bunun gibi yerler için ise ada, parsel ve çap numarasını belirten vaziyet planı, uzaktan ve yakından olmak üzere çeşitli yönlerden çekilmiş net fotoğrafları ve define aranacak yer sahipli ise; gerçek kişilerden noterden tasdikli muvafakatname, tüzel kişilerden de yetkili organlarından alınacak muvafakat yazısı, eklenir” denmektedir.</span></p>
<p><strong>Define Aranacak Yer 100 m2&#8217;yi Geçemez</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başvuru ve izni ilgilendiren bu prosedür dışında define aranacak yerler için ise yine aynı yönetmeliğe göre; “define aranacak yerin 100 m</span><span style="font-weight: 400;">2</span><span style="font-weight: 400;">yi geçemeyeceği, yerin verilecek fotoğraflarla harita veya krokiler üzerinde işaretlenmesi gerektiği, ayrıca mülki amirin, define aranacak yerin 2863 sayılı Kanun&#8217;un 6. maddesinde belirtilen yerler ile tespit ve tescil edilen sit alanları ve mezarlıklar içinde olup olmadığını, define aranmasından sakınca bulunup, bulunmadığını, en yakın müze müdürlüğüne tespit ettirmesi gerektiği ve müze müdürlüğünce, müracaat uygun bulunduğu takdirde define arama ruhsatı verileceği; ruhsatın bir yıl süreli olacağı, define aramasının aralıksız en çok bir ay devam edeceği, hava muhalefeti veya tabii afetlerden dolayı bu süre içinde bitirilemezse bir defaya mahsus olmak üzere mülki amirce en çok bir ay daha uzatılabileceği ve define aramasının, define aranacak yere en yakın müzeden görevlendirilecek ihtisas elemanı başkanlığında, Maliye ve Gümrük ve İçişleri Bakanlıklarının mahalli birer temsilcisi gözetiminde yapılacağı” belirtilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yönetmelikte, define aranacak yer için sınırlama da getirilmiştir. Buna göre, 2863 sayılı “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 6. Maddesi’nde yer alan “Korunması Gereken Taşınmaz Kültür ve Tabiat varlıkları” kapsamında yer alan; “korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19’uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar, belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar, sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları, Milli Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluşunda tarihi olaylara sahne olan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kullandığı evler” ile yönetmelikte yer alan tespit ve tescil edilen sit alanları ve mezarlıklarda define aramayacağı hükümleri bulunmaktadır. </span></p>
<p><b>Dipsiz Göl’ün eski haline döndürülmesi mümkün mü? Bu noktada yöre halkının gölü istemediğine dair tepkileri de yayınlandı. Siz tüm bu konularda ne düşünüyorsunuz? Doğal varlıkları korumadaki zaafların yanında bu konuda bir bilinç eksikliğinden de söz etmek mümkün mü? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44828 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/1556269187150000_1983828682-640x459.jpg" alt="" width="330" height="237" />Dipsiz Göl’de, basından öğrendiklerimize ve gördüklerimize göre bir tahribatın olduğu açık. Her ne kadar yapılan hatayı düzeltme yönünde bir gayret ortaya çıksa da, doğanın binlerce yılda oluşturduğu bir değerin eski hale getirilmesinin artık zor olduğunu düşünmekteyiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii ki bu tür bir müdahalede sorunun kaynağı sorgulandığında bireysel hatalar gündeme gelebileceği gibi, daha çok toplumun kültürel değerlerine sahip çıkma konusundaki zaafından kaynaklandığı açıkça görülmektedir. </span></p>
<p><b>KUMİD’in definecilik üzerine çalışmaları var mı? Bu konuda Türkiye nasıl bir yasal düzenlemeye ve yaptırıma sahip? Neler eksik, neler yapılmalı? Yakın tarihten yine define arama sonucu zarar görmüş eserlere örnek verebilmeniz mümkün mü? Böyle vakalar münferit mi yoksa Dipsiz Göl gibi gündem olmadıkça farkına varmıyor muyuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KUMİD bir sivil toplum kuruluşudur ve adından anlaşılacağı üzere kültürel değerlerimize sahip çıkmak ve alana katkı sağlamak için kurulmuştur. Bireysel olaylardan öte, farklı meslek insanlarının gönüllülük esasıyla bir araya gelmesiyle oluşan bu topluluk, kültürel mirasın korunmasında üzerine düşeni yapma gayretindedir. Bu doğrultuda bilimsel toplantılar, farklı akademik etkinlikler yanında bilim üretme ve bilimi yayma sorumluluğuyla alandaki boşlukların giderilmesine katkı sağlamaya uğraşmaktadır.</span></p>
<p><strong>Her Yıl Yüzün Üzerinde İzinli Define Kazısı Yapılıyor</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-44825 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/dipsiz-g%C3%B6l-1-640x359.jpg" alt="" width="346" height="194" />Yıllara göre verilen define kazı izinlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı sayfalarında görmek mümkündür. Ancak bunlar daha çok sorunlu olduğunda basına yansımaktadır. Kanun ve yönetmelikler, Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlıklarına zarar verilmesini engelleyecek düzenlemelere sahiptirler. Sorunun bunların ihlal edildiğinde başladığı anlaşılmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada her zaman geçerli olan yaklaşımı hatırlamak yerinde olur. Gerek kültür gerekse tabiat varlıklarımızın korunması tek başına kanun ve yönetmeliklerle veya kişi ve kurumlarla değil toplumun tümüne mal olmuş bir koruma bilinciyle sağlanır. Mevcut sorunların giderilmesi isteniyorsa, bu bilincin yaratılması ve yerleştirilmesinde, önce aileden başlayarak, eğitimin tüm aşamalarında biçimlenen genel bir kültür politikasının oluşturulmasına ve yaygınlaştırılmasına giden tüm aşamalardaki aksaklıklar sorgulanmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklarımızı anaokullarından itibaren kültürel ve tabiat varlıklarımızın sergilendiği alanlarla buluşturulması ve kültürel mirasımızın sergilendiği müzelerle tanıştırılmalarıyla başlayan, yaşadığı yer, doku, tarih ve tabiat değerlerini içselleştirilmesine vardıran yaklaşımlar, değerlerine sahip çıkan nesiller yetiştirmemize imkân sağlayacaktır. Tüm bu uğraşlar sonuçta, basında gördüğümüz ve çoğunlukla sonuçta üzüldüğümüz Dipsiz Göl’de gerçekleştirilen hataların zamanla kaybolmasına da imkân sağlayacaktır.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/dogal-varliklarimizi-ancak-toplumsal-bilincle-koruyabiliriz/">“Doğal Varlıklarımızı Ancak Toplumsal Bilinçle Koruyabiliriz” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tekirdağ&#8217;da Planlanan Termik Santral Projesi İptal Edildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/tekirdagda-planlanan-termik-santral-projesi-iptal-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2019 10:34:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[ÇDP]]></category>
		<category><![CDATA[ÇED]]></category>
		<category><![CDATA[Çerkezköy]]></category>
		<category><![CDATA[çevre düzeni planı]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Ataç]]></category>
		<category><![CDATA[Kapaklı]]></category>
		<category><![CDATA[Kömür Etme]]></category>
		<category><![CDATA[Kömür Üzer]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[termik santral]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35033</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tekirdağ'da yapımı planlanan Çerkezköy Termik Santrali projesinin Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecini 4 Şubat 2019 itibariyle sonlandırdı. Pek çok kuruluşla birlikte projeye karşı çıkarak dava açan TEMA Vakfı, bir açıklama yayımlayarak alınan kararın önemine dikkat çekti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/tekirdagda-planlanan-termik-santral-projesi-iptal-edildi/">Tekirdağ&#8217;da Planlanan Termik Santral Projesi İptal Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çerkezköy ve Kapaklı halkının en sonunda yüzü güldü. Tekirdağ’ın Çerkezköy ve Kapaklı ilçelerinin yakınında projelendirilen Çerkezköy Termik Santrali projesinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci 4 Şubat 2019 itibariyle sonlandırıldı.</p>
<p>Projenin çevresel etkilerinin değerlendirildiği ÇED süreci, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından iptal edildi. Böylece tüm Trakya’nın tarım alanlarını etkileyecek olan termik santralin kurulmasından vazgeçilerek yaklaşık 9 bin futbol sahası büyüklüğünde bir alan kurtarılmış oldu.</p>
<p>Bölgede farkındalık çalışmaları yürüten ve çevre düzeni planında (ÇDP) yapılan değişikliğe pek çok kuruluşla birlikte dava açan TEMA Vakfı, bir açıklama yayımlayarak alınan kararın önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Türkiye’nin Gıdasını Üreten Tarım Alanlarını Tehlikeye Atıyordu</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-35035" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Pınarcal___kadinlar-640x645.jpg" alt="" width="640" height="645" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Pınarcal___kadinlar-640x645.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Pınarcal___kadinlar-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Pınarcal___kadinlar-1024x1032.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Pınarcal___kadinlar.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>2018 yılı Mayıs ayında Kömür Üzer kampanyası kapsamında basın temsilcileri ve uzmanlarla bölgeyi ziyaret ederek termik santralin vereceği zararlara dikkat çektiklerini hatırlatan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Bölge 2017 ve 2018’de Resmi Gazete’de yayımlanarak ilan edilen “Büyük ova koruma alanı” içinde yer alıyor. Yapılması planlanan termik santral Saray, Ergene, Edir, Yoncalı, Karacakılavuz, Muratlı ve Çorlu gibi Türkiye’nin gıdasını üreten Trakya&#8217;nın tüm tarım alanlarını ve ormanlarını tehlikeye atıyordu. TEMA Vakfı olarak başlattığımız “Kömür Üzer” ve “Kömür Etme” adlı kampanyalar ile kömürlü termik santrallerin ve kömür madenciliğinin tarım alanlarına verdiği zarara dikkat çekmek için Trakya ile birlikte yurt genelinde çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bölgede çevre düzeni planında (ÇDP) yapılan değişikliği pek çok kuruluşla birlikte dava etmiştik. Ayrıca projenin izin işlemlerinin başlamasıyla beraber Çerkezköy ve Kapaklı’daki sivil toplum kuruluşları da harekete geçti. Bir yandan hukuki süreçler devam ederken, bir yandan da termik santral ve kömür madenciliği projesinin çevre ve insan sağlığı üzerinde neden olacağı olumsuz etkiler konusunda kamuoyu oluşturuldu. Özellikle termik santralin projelendirildiği Pınarca köyündeki kadınların itirazları kamuoyunda önemli bir yer tuttu. Bölge halkının ve sivil toplum kuruluşlarının sesine kulak vererek Trakya’nın bereketli topraklarını, sık meşe ormanlarını tehlikeye sokan bu kömür madenciliği ve kömürlü termik santral projesinin çevresel etkilerinin değerlendirildiği ÇED sürecini iptal ettiği için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, Çerkezköy, Kapaklı ve özellikle Pınarca halkına, destek veren tüm medya mensuplarına ve tüm gönüllülerimize teşekkürlerimizi sunarız. Ancak Trakya’da Vize ve Kırklareli’nde iki kömürlü termik santral projesi daha bulunuyor. Türkiye genelinde ise planlanan 40’ın üzerinde termik santral var. Hep birlikte havamızı, suyumuzu ve toprağımızı koruma çalışmalarına devam edeceğiz” dedi.</p>
<p><strong>9 Bin Futbol Sahası Büyüklüğünde  Alan Etkilenecekti</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-35036" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Komur_Uzer-640x425.jpg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Komur_Uzer-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Komur_Uzer-350x231.jpg 350w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Komur_Uzer.jpg 722w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Planlanan termik santralin kurulması halinde yılda 7,1 milyon ton kömür yakılacaktı. Termik santralin Silivri’den Kapaklı’ya kadar geniş bir alanda havaya, yer altı sularına, orman ve tarım alanlarına olumsuz etkileri olacağı öngörülüyordu. Tekirdağ’ın Çerkezköy ve Kapaklı ilçelerinin yakınında planlanan termik santralin, etrafı büyük ovalarla çevrilmiş 500 hektarlık bir meşe ormanının üzerine kurulması planlanıyordu. Ayrıca kömürün çıkarılacağı ruhsatlı kömür sahası ise İstanbul ve Tekirdağ il sınırları içinde 6760 hektarlık tarım ve orman alanlarından oluşuyordu. Bu durum ekolojik ve tarımsal açıdan değerli olan 9 bin futbol sahası kadar bir alanın kaybedilmesi anlamına geliyordu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/tekirdagda-planlanan-termik-santral-projesi-iptal-edildi/">Tekirdağ&#8217;da Planlanan Termik Santral Projesi İptal Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başakşehirli Kadınlar Sıfır Atık Projesi’ni Destekliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/30/basaksehirli-kadinlar-sifir-atik-projesini-destekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jan 2019 10:07:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHH]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Başakşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ihh insani yardım vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Maharetli Eller]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Atık Projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34718</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başakşehir Belediyesi, İHH İnsani Yardım Vakfı ile yeni işbirliğine gitti. Kampanya ile Başakşehirli bir grup gönüllü kadın, atık kumaşlardan tekstil ürünleri üretiyor. Ürünlerin satışından elde edilecek gelir ile İHH’nın Nepal’de inşa ettiği İslam Kültür Merkezi’nin yapımına destek sağlanacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/30/basaksehirli-kadinlar-sifir-atik-projesini-destekliyor/">Başakşehirli Kadınlar Sıfır Atık Projesi’ni Destekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın hayata geçirdiği Sıfır Atık Projesi’ne destek veren Başakşehir Belediyesi,  İHH İnsani Yardım Vakfı ile yeni bir işbirliğine gitti ve Maharetli Eller Projesini geliştirdi.</p>
<p>Maharetli Eller Projesiyle bir tekstil firması tarafından değerlendirilmek üzere Başakşehir Belediyesi’ne hibe edilen atık kumaşlar, İHH Başakşehir Temsilciliği Kadın Kolları’nda gönüllü olarak çalışan kadınların ellerinde ekonomik değere dönüşecek. Başakşehirli Kadınlar, atık kumaşlardan bez çanta, masa örtüsü, banyo paspas takımı, mutfak önlüğü ve diz battaniyesi üretecek.</p>
<p><strong>Hayır İşlerinde Kullanılacak</strong></p>
<p>Üretilen tekstil ürünlerinin satılarak elde edilecek gelirin hayır işlerinde kullanılması planlanıyor. İHH Başakşehir Temsilciliği Kadın Kolları Başkanı Gülcan Şimşekçakan, Nisan ayında büyük bir kermes düzenleyeceklerini ve oradan elde edilecek geliri İHH’nın Nepal’de inşa ettiği İslam Kültür Merkezi için kullanılacağını dile getirdi.</p>
<p>Atölye Sorumlusu Şüheda Çelik de, on kişilik gönüllü kadın gruplarıyla atölyelerinde sürekli üretim halinde olduklarını belirterek, “Tekstil firmaları ve vatandaşlar, kullanmadıkları malzemeleri bize bağışlayabilirler. Çok eski olmamak şartıyla kumaş, dantel, makara ve iplik gibi işlenebilecek her türlü ürüne ihtiyacımız oluyor” dedi.</p>
<p>Atölye Sorumlusu Şüheda Çelik, el emeği göz nuru ürünlerin İHH Başakşehir Temsilciliği’nden satın alınabileceğini belirtti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/30/basaksehirli-kadinlar-sifir-atik-projesini-destekliyor/">Başakşehirli Kadınlar Sıfır Atık Projesi’ni Destekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;İzmir Körfez Geçişi Projesi İptal Kararı İzmir Halkına Armağandır&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/02/izmir-korfez-gecisi-projesi-iptal-karari-izmir-halkina-armagandir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jan 2019 11:19:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[EGEÇEP]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Körfez Geçişi Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33845</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Körfez Geçişi Projesi'ne verilen ÇED olumlu kararının iptali için, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)’nin Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Doğa Derneği ile 85 İzmirlinin açmış olduğu davalarda karar verildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen 04,04,2017 tarih ve 4586 sayılı ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu’ kararı İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. İzmir Körfez Geçişi Projesi'ni EGEÇEP ve davacı yurttaşların avukatı Arif Ali Cangı TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı Özlem Şenyol, Doğa Derneği avukatı Cem Altıparmak ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/02/izmir-korfez-gecisi-projesi-iptal-karari-izmir-halkina-armagandir/">&#8221;İzmir Körfez Geçişi Projesi İptal Kararı İzmir Halkına Armağandır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İzmir</b><b> Körfez Projesi nedir? Ortaya nasıl çıktı? </b></p>
<p><b>Arif Ali Cangı (EGEÇEP): </b><span style="font-weight: 400;">Proje, 2014 yılında yerel seçimlerin hemen öncesinde o dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı&#8217;na aday olan Binali Yıldırım&#8217;ın, İzmir için tasarladığı 1414 projeden biri olarak açıklamıştı. Kimi söylemlerinde 35 projeden biriydi. Körfez, üzerinde 12 km otoyol, 16 km raylı sistem olarak öngörülen, kuzeyde 4.2 km ayaklar üzerinde köprü, 800 mt yapay ada ve 1.8 km batırma tüp geçişten oluşuyor. Söz konusu Körfez olunca İzmir’den ayrı düşünülemez, çünkü Körfez İzmir’in bugünü ve geleceğine ilişkin hayatının ayrılmaz bir parçası. Kamu kuruluşları akademisyenler ve sivil toplum uzmanlarının 35 yıldır izlediği Gediz deltasında geçtiğimiz sene yaklaşık 20 bin çift flamingo kuluçkaya yatmış.</span></p>
<figure id="attachment_33848" aria-describedby="caption-attachment-33848" style="width: 365px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-33848" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/IMG-20180524-WA0008.jpg" alt="" width="365" height="527" /><figcaption id="caption-attachment-33848" class="wp-caption-text">Arif Ali Cangı</figcaption></figure>
<p><b>Köprü yapılması planlanan bölgenin önemli bir kısmı deltada üreyen flamingoların beslenme alanı.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Körfez Geçişi Projesi, kuzeyde yapım aşamasında olan İstanbul otoyolu ile Çiğli’de sulak alanların ve kuş cennetinin olduğu bölgeden güneyde doğal sit statüsü değiştirilen İnciraltı ve Çeşme Yarımadası&#8217;nı birbirine bağlayacak. </span><span style="font-weight: 400;">Körfez Geçişi Projesi ile birlikte ardı ardına gelen yönetmelik, sit derecelerindeki değişiklikler üst ölçek plan kararları ve büyük ölçekli mega projeler İzmir için büyük tehdit oluşturuyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 4 Nisan 2017’de </span><span style="font-weight: 400;">körfezi güney-kuzey yönünde geçmesi planlanan İzmir Körfez Geçiş Projesi’nin çevresel etki değerlendirme raporunu onaylamış, bu karara karşı TMMOB, EGEÇEP, Doğa Derneği ve 85 vatandaş yürütmenin durdurulması ve projenin iptali için dava açmıştı. Açılan davalar sonucunda Ağustos 2018’de yürütmeyi durdurma kararı vermişti.</span></p>
<p><b>Yapımı planlanan İzmir</b> <b>Körfez Geçişi Projesi&#8217;ni, </b><b>İzmir 3. İdare Mahkemesi 30.10.2018 tarihli kararı ile hukuka aykırı buldu ve projeyi iptal etti.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir 3. İdare Mahkemesi’nin 30.10.2018’da verdiği kararda; “Otoyol ve Raylı Sistem Dahil İzmir Körfez Geçiş projesinin bulunduğu alana ilişkin 1/5000 ve 1/1.000 ölçekli imar planlarında gerekli değişikliklerin yapılmadığı; il ya da bölge düzeyinde bir İzmir’in çevre düzeni planından ulaşım master planına kadar hiçbir planın stratejisi olarak üretilmemiş olması nedeniyle planlama ilke ve esaslarına uygun olmadığı, projenin kuzey aksının çok önemli bir doğa koruma alanı içerisinden geçtiği, bölgede uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış alanların ve farklı koruma statülerinin bulunduğu, güzergahın güney bölümünde de tescil altına alınmış koruma statülerinin ve korunacak tarım alanı olarak belirlenmiş bir kent bölgesinin yer aldığı, Ekosistemde su sıcaklığının ve alanın denizle olan su alışverişinin değişeceği, bunun da flamingoların besin zincirinin en önemli halkasını oluşturan artemiaların bölgeden yok olmasına yol açabileceği ve bunun sonuç olarak birbirine hassas dengelerle bağlı bir ekosistemin proje ile zarar görebileceği, ÇED projesinde verilmiş olan jeolojik bilgilerin çok genel ve küçük ölçekli olduğu, projeye özel yeterli detay haritalama ve zemin etüd çalışmaları içermediği, projenin temelini oluşturan zemin bilgisiyle ilgili net bir bilgi olmadığı, batırma tünel ile geçiş yapılan İnciraltı bölümünün aktif fay hattı zonundan geçmekte olduğu ve bu kısımdaki bağlantı contalarının olası bir depremde beklenen yatay ve düşey deplasmanları tolere edebilecek kapasiteye sahip olup olmadığıyla ilgili raporda detay verilmediği dikkate alındığında, dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” Mahkeme bu gerekçeyle Körfez Geçişi projesi için verilen ÇED olumlu kararının iptaline karar verdi.</span></p>
<p><b>İzmir</b> <b>Körfez Geçişi Projesi&#8217;ni</b> <b>İzmir&#8217;e karşı işlenecek en büyük suçlardan birisi olarak nitelendiriyor, projeyi iptal eden mahkeme kararını çok önemsiyorum.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir, Anadolu&#8217;nun en batısında, hinterlandında verimli tarım topraklarıyla, yüzyıllar boyunca Anadolu üzerinden gelen Uzak ve Ortadoğu bağlantılı uzun mesafe kervan ticaret yollarının son durağı, bir liman kenti. Liman kenti niteliği körfezi daha önemli kılıyor. Kısaca Körfez, İzmir&#8217;in bugünü ve geleceğine ilişkin hayatının ayrılamaz bir unsuru. İzmir, coğrafyasının verdiği olanaklarla, uygarlık birikimini yaratmış güçlü bir simge kenttir. İzmir&#8217;in simgelerinden olan Körfezi, tünel ve köprü çılgınlığını değil, körfez olarak yararlanmayı bekliyor.</span><span style="font-weight: 400;"> İzmir, dünyada ender bulunan bir delta ile iç içe, Gediz Deltası&#8217;nda yılda yaklaşık 20 bin çift flamingo kuluçkaya yatıyor, yapılmak istenen yolun önemli bir kısmı deltada üreyen flamingoların beslenme alanından geçiyor. Olaya bütüncül baktığımızda, Körfez Geçişi Projesi aynı zamanda İzmir için çizilen senaryonun bir parçası idi. O senaryoda doğal varlıklarını kaybetmiş, birilerine rant sağlamak için betona boğulmuş bir kent var. Tercihimiz; Körfez&#8217;i, Gediz Deltası ve diğer doğal, tarihi, kültürel varlıklarını ve kimliğini koruyan sağlıklı bir İzmir&#8217;den yana olmalı.</span></p>
<p><b>Akıllardaki en önemli soru mahkeme iptal kararını uygulayacak mı?</b></p>
<p><b>Arif Ali Cangı (EGEÇEP)</b> <span style="font-weight: 400;">Hukuk devleti olmanın gereği olarak; bu mahkeme kararı gecikmeksizin, eksiksiz uygulanması Anayasa ve yasaların amir hükmüdür. Ama ne yazık ki bunun kendiliğinden olmayacağını biliyoruz, karara sahip çıkmak gerekiyor. Onun için mahkeme kararına sahip çıkmak hem hukukun üstünlüğü ilkesine sahip çıkmak, hem de İzmir’in kimliğini korumak açısından önemli. Mahkeme kararı, aslında İzmir’e bir anlamda armağan niteliğinde, aynı zamanda sorumlulukta yüklüyor. İzmirliler bu karara sahip çıkmazsa 2009/7 sayılı genelgeye dayanılarak yeni bir ÇED süreci başlatılıp,mahkeme kararının arkasından dolanma girişimi yaşanabilir. İzmir’in doğal ve kültürel varlıkları ile geleceği için herkesi karara sahip çıkmaya davet ediyorum.</span></p>
<p><b>TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı </b><b>Özlem Şenyol:</b><span style="font-weight: 400;"> Bir buçuk yıldan fazladır sürdürdüğümüz hukuki mücadelenin sonunda aldığımız</span><span style="font-weight: 400;"> ÇED</span><span style="font-weight: 400;">  iptal kararı ile İzmir adına önemli bir kazanım elde edilmiştir.Çevre ve Şehircilik Bakanlığının mahkeme kararı ile iptal edilmiş </span><span style="font-weight: 400;">ÇED</span><span style="font-weight: 400;">  raporlarının birkaç düzeltme ile yeniden sunulması durumunda yeniden onayladığı proje örnekleri ne yazık ki oldukça fazla. Diğer taraftan Karayolları Genel Müdürlüğünün projenin uygulamaya geçmesi adına imar planlarını ve jeolojik etüd raporu için geçtiğimiz aylarda ihaleye çıktığını ve yapım aşamasında olduğunu da biliyoruz. Buradan yola çıkarsak projenin tekrar yeni bir </span><span style="font-weight: 400;">ÇED</span><span style="font-weight: 400;"> raporu ile gündeme gelme olasılığı mümkündür. Ancak mahkeme kararının gereği olarak proje ile ilgili tüm devam eden işlemlerin iptal edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla telafisi mümkün olmayacak büyük kamu zararlarının oluşmaması adına ilgili kurumların hukuki ve bilimsel olarak kamu yararı içermediği kanıtlanmış körfez geçiş projesinin bir daha İzmir kamuoyunun karşısına getirilmemek üzere iptal edilmesini umut ediyorum.</span></p>
<figure id="attachment_33849" aria-describedby="caption-attachment-33849" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-33849" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/IMG-20190102-WA0001-640x515.jpg" alt="" width="640" height="515" /><figcaption id="caption-attachment-33849" class="wp-caption-text">Özlem Şenyol</figcaption></figure>
<p><b>Körfez Geçiş Projesi yalnızca İzmir Körfezini güney ve kuzeyden bağlayacak bir yol projesi değildir. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk olarak 2014 yerel seçimlerinde bir seçim projesi olarak İzmir’in gündemine gelmiş sonrasında Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından uygulamaya geçirilmek için işlemler yürütülmeye başlanmıştı. Projenin hedefleri her ne kadar ÇED raporunda yazdığı şekilde kent içi trafiğini rahatlatacak bir ulaşım alt yapısı olarak sunulsa da arka planda Eğer bu proje hayata geçerse İzmir’in kuzey ilçelerinde ve güneyde başta inciraltı ve çeşme yarımadasında toprak rantı arttırılacak ve yeni gelişim alanlarına konu edilecektir. Bu alanların yapılaşması ile birlikte yapılaşma baskısı altında kalacak kuzeyde İzmir’in Gediz Deltası, flamingolar başta olmak üzere çok sayıda kuş türünün dünyadaki en önemli yaşama alanlarından biri, doğal sit alanları ve tarım alanları da gözden çıkarılmaktadır. İlgili uzmanlar tarafından bilirkişi raporunda da bu hususlara değinilmiş ve mahkeme projenin </span><span style="font-weight: 400;">ÇED</span><span style="font-weight: 400;"> raporunu iptal etme kararına varmıştır.</span></p>
<p><b>Doğa Derneği avukatı Cem Altıparmak:</b><span style="font-weight: 400;"> Bildiğiniz üzere Doğa Derneği, kurulduğu yıllardan bu yana özellikle kuşlar ve sulak alanlar konusunda önemli çalışmalara sahip  bir sivil toplum örgütü. Gediz Deltası da Doğa Derneği’nin çalışma yürüttüğü bir bölge. Bu bölgeyi yok oluşa götürecek böyle bir proje ortaya çıktığında, Doğa Derneği de doğal olarak bu projenin karşısında oldu. Arif ve Özlem davanın Gediz Deltası ve İzmir için  önemi gayet iyi açıkladılar. Bu yüzden tekrara düşmemek adına ben bu dava deneyiminin İzmir’e ve sivil topluma kazandırdıkları açısından birkaç söz etmek isterim. Bu proje ilk gündeme geldiğinde, her bir yapı kendi penceresinden ayrı bir dava süreci yürütmek için harekete geçti. Farklı disiplinlerde uzmanlaşmış ancak birbirlerinden politik duruş ya da doğa koruma mücadelesi yöntemleri açısından farklılaşmış bu yapılar, çok kısa bir süre sonra, arkasında iktidarın ve yerel politikacıların desteğini almış, böylesine “çılgın” bir projeye karşı işbirliği yapmanın önemini fark ettiler. O noktadan sonra mücadele ve dava süreci ortaklaştırıldı. Davanın takibi, keşiflere hazırlık, sürecin kamuoyuna duyurulması ve desteklenmesi gibi konularda ortak çalıştılar ve kazandılar. Somut olarak dava bazında ortaya çıkan bu ortak mücadele deneyimi, bu dava ile sınırlı kalmadı ve İzmir’deki farklı bileşenlerin de katılmasıyla “İzmir’e Sahip Çık Platformu”na evrildi.</span></p>
<figure id="attachment_33847" aria-describedby="caption-attachment-33847" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-33847" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/cem-resim-640x402.jpg" alt="" width="640" height="402" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/cem-resim-640x402.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/cem-resim-1024x642.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/cem-resim.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-33847" class="wp-caption-text">Cem Altıparmak</figcaption></figure>
<p><b>Yani bir davadan yola çıkan mücadele bu davayı da aşarak İzmir’in ekolojik ve kentsel sorunları için mücadele eden yeni bir sivil toplum platformunun doğmasına vesile oldu.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben bu noktayı oldukça önemsiyorum. Tabi bu notaya gelişte, son dönemde yine İzmir’de ortaya çıkan ve İzmir’in en önemli kentsel yeşil alanı olan Kültürpark’ın ne yazık ki yerel yönetimler (İzmir Büyükşehir Belediyesi) eliyle amaç dışı ve kamu yararına aykırı olarak, bazı sermaye gruplarına tahsisine yönelik girişimlerine tepki olarak doğan Kültürpark Platformu deneyiminin, İzmir’deki sivil toplum mücadelesine katkıları da yadsınamaz. Yani bu son dönemde, İzmir’de kent ve ekoloji merkezli sivil toplum mücadelesinin bir hayli hareketli olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Sonuç olarak, çevresel konularda halkı karar alma süreçlerine dahil etmeyen bir yönetim anlayışının, hangi politik çizgide olursa olsun, ortak mücadele yöntemleri ile başarısızlığa uğratılabileceğinin değerli örneklerini göstermesi açısından körfez geçişi, İzmir’e Sahip Çık ve Kültürpark Platformu gibi yerel mücadele deneyimlerini önemsiyorum.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/02/izmir-korfez-gecisi-projesi-iptal-karari-izmir-halkina-armagandir/">&#8221;İzmir Körfez Geçişi Projesi İptal Kararı İzmir Halkına Armağandır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Flamingolar&#8217;ın Hukuk Zaferi: İzmir Körfez Geçişi Projesi Mahkeme Kararıyla İptal Edildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/24/flamingolarin-hukuk-zaferi-izmir-korfez-gecisi-projesi-mahkeme-karariyla-iptal-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Dec 2018 14:07:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[EGEÇEP]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[izmir körfez geçiş projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ulastırma Denizcilik ve Haberlesme Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan (Otoyol ve Raylı Sistem Dahil) İzmir Körfez Geçişi projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen 04.04.2017 tarih ve 4586 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Karar hakkında daha önce yürütmeyi durdurma kararı verilmişti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/24/flamingolarin-hukuk-zaferi-izmir-korfez-gecisi-projesi-mahkeme-karariyla-iptal-edildi/">Flamingolar&#8217;ın Hukuk Zaferi: İzmir Körfez Geçişi Projesi Mahkeme Kararıyla İptal Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="3t9tv-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3t9tv-0-0">Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 4 Nisan 2017’de körfezi güney-kuzey yönünde geçmesi planlanan İzmir Körfez Geçiş Projesi’nin çevresel etki değerlendirme raporunu onaylamış, bu karar karşısında TMMOB, EGEÇEP, Doğa Derneği ve 85 vatandaş yürütmenin durdurulması ve projenin iptali için dava açmıştı. Açılan davalar sonucunda Ağustos 2018’de verilen yürütmeyi durdurma kararının ardından, geçtiğimiz hafta İzmir 3. İdare Mahkemesi ÇED olumlu kararını iptal ederek tarihi bir karara imza attı.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="fmta6-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fmta6-0-0"><span data-offset-key="fmta6-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="5upb4-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5upb4-0-0"><span data-offset-key="5upb4-0-0">İzmir’in Gediz Deltası, flamingolar başta olmak üzere çok sayıda kuş türünün dünyadaki en önemli yaşama alanlarından biri. Türkiye’deki 14 uluslararası öneme sahip Ramsar Alanı’ndan biri olan Gediz Deltası, aynı zamanda Doğal Sit Alanı olarak da korunmakta. Türkiye’nin en büyük yüz ölçümüne sahip kıyı sulak alanlarından biri ve 40 binden çok flamingonun yaşam alanı olan İzmir’in Gediz Deltası, UNESCO’nun Dünya Doğa Mirası ile ilgili dört kriterinin tamamını sağlamaktadır. Bu nedenle alınan karar, dünya doğa koruma içtihadı açısından da tarihi önem taşımaktadır.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="3oalj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3oalj-0-0"><span data-offset-key="3oalj-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="cv5eg-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cv5eg-0-0"><span data-offset-key="cv5eg-0-0">İzmir 3. İdare Mahkemesi’nin 30.10.2018’da verdiği tarihi karar şunları içeriyor: “Otoyol ve Raylı Sistem Dahil İzmir Körfez Geçiş projesinin bulunduğu alana ilişkin 1/5000 ve 1/1.000 ölçekli imar planlarında gerekli değişikliklerin yapılmadığı; il ya da bölge düzeyinde bir İzmir’in çevre düzeni planından ulaşım master planına kadar hiçbir planın stratejisi olarak üretilmemiş olması nedeniyle planlama ilke ve esaslarına uygun olmadığı, projenin kuzey aksının çok önemli bir doğa koruma alanı içerisinden geçtiği, bölgede uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış alanların ve farklı koruma statülerinin bulunduğu, güzergahın güney bölümünde de tescil altına alınmış koruma statülerinin ve korunacak tarım alanı olarak belirlenmiş bir kent bölgesinin yer aldığı, Ekosistemde su sıcaklığının ve alanın denizle olan su alışverişinin değişeceği, bunun da flamingoların besin zincirinin en önemli halkasını oluşturan artemiaların bölgeden yok olmasına yol açabileceği ve bunun da sonuç olarak birbirine hassas dengelerle bağlı bir ekosistemin proje ile zarar görebileceği, ÇED projesinde verilmiş olan jeolojik bilgilerin çok genel ve küçük ölçekli olduğu, projeye özel yeterli detay haritalama ve zemin etüd çalışmaları içermediği, projenin temelini oluşturan zemin bilgisiyle ilgili net bir bilgi olmadığı, batırma tünel ile geçiş yapılan İnciraltı bölümünün aktif fay hattı zonundan geçmekte olduğu ve bu kısımdaki bağlantı contalarının olası bir depremde beklenen yatay ve düşey deplasmanları tolere edebilecek kapasiteye sahip olup olmadığıyla ilgili raporda detay verilmediği dikkate alındığında, dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu ÇED olumlu kararının iptaline karar verdi.</span></div>
<div data-offset-key="cv5eg-0-0"></div>
<div data-offset-key="cv5eg-0-0">Kaynak: <a href="http://www.dogadernegi.org/izmirkorfezgecisiiptal/?fbclid=IwAR07nwgcJ6baY-qfuCrg-kjuguU0RMvEQK7ZWKgwKgmgZ4h3K1Uu_VBSWrk" target="_blank" rel="noopener">Doğa Derneği</a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/24/flamingolarin-hukuk-zaferi-izmir-korfez-gecisi-projesi-mahkeme-karariyla-iptal-edildi/">Flamingolar&#8217;ın Hukuk Zaferi: İzmir Körfez Geçişi Projesi Mahkeme Kararıyla İptal Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mücadele Zafer Getirdi: Tilkicik Koyu’nda ÇED Süreci Sonlandırıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/12/mucadele-zafer-getirdi-tilkicik-koyunda-ced-sureci-sonlandirildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Sep 2018 13:33:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bodrum]]></category>
		<category><![CDATA[ÇED]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Epique Island Marina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30433</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bölge sakinlerinin itirazlarını dikkate alarak Akdeniz fokları ve Posidonia çayırları gibi koruma altındaki türlere ev sahipliği yapan Bodrum Tilkicik Koyu’na Epique Island Marina (Yat Limanı) projesinin Çevresel Etki Değerlendirmesi ( ÇED) sürecini sonlandırdı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/12/mucadele-zafer-getirdi-tilkicik-koyunda-ced-sureci-sonlandirildi/">Mücadele Zafer Getirdi: Tilkicik Koyu’nda ÇED Süreci Sonlandırıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hazal Ocak’ın Cumhuriyet’te çıkan haberine göre bölge sakinleri “Bodrum Tilkicik Koy’larında deniz dolgusu ve marina/yat limanı yapılamayacağı hususu tescil olmuştur” dedi.</p>
<p>Bakanlığa sunulan dosyaya göre denize 9 bin 250 metrekarelik dolgu yapılmak isteniyordu. Kazıklı yüzer beton şeklinde dalgakıran ve 3 yüzer iskele planlanıyordu. Marina alanının kara tarafında yapılacak 55 bin 850 metreküplük kazı fazlası malzeme de dolgu malzemesi olarak kullanılacaktı.</p>
<p>Bodrum Tilkicik Koyları Girişimi adına konuşan bölge sakini Murat Kaynar ve Avukat Mehmet Horuş “Projenin deniz ekosistemine zarar vereceği ve mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle ÇED Raporu iptal edilmiştir. Böylece, Bodrum Tilkicik Koy’larında deniz dolgusu ve marina/yat limanı yapılamayacağı hususu tescil olmuştur” dedi.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/09/11/mucadele-zafer-getirdi-tilkicik-koyunda-ced-sureci-sonlandirildi/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/12/mucadele-zafer-getirdi-tilkicik-koyunda-ced-sureci-sonlandirildi/">Mücadele Zafer Getirdi: Tilkicik Koyu’nda ÇED Süreci Sonlandırıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Bayramı Tatilinde İsyan Ettiren Çöp Yığınlarına Karşı Seferberlik Çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/27/kurban-bayrami-tatilinde-isyan-ettiren-cop-yiginlarina-karsi-seferberlik-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Aug 2018 21:53:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Akyaka]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Muğla]]></category>
		<category><![CDATA[Temizlik Kampanyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29914</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin dört bir yanında tatil beldeleri 9 günlük Kurban Bayramı tatilinde milyonlarca kişiyi ağırladı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da tatilcilerden geriye çöp yığınları kaldı. Ortaya çıkan kirlilikten etkilenen şehirlerden biri Muğla oldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/27/kurban-bayrami-tatilinde-isyan-ettiren-cop-yiginlarina-karsi-seferberlik-cagrisi/">Kurban Bayramı Tatilinde İsyan Ettiren Çöp Yığınlarına Karşı Seferberlik Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Akyaka “çöpyaka” oldu</h3>
<p>Muğla’nın Ula ilçesine bağlı “Sakin Şehir” unvanlı Akyaka, 4 bin yerleşik nüfusuna karşılık tatil süresince günlük 100 bin kişiyi ağırlarken, günübirlik tatilcilerin gözde mekânı Çınar plajında çöp dağları oluştu.</p>
<p>Çöplerini çalılıklar arasına ve çam ağaçlarının diplerine bırakan tatilciler çöp bırakılmaması yönündeki uyarıları dikkate almadı.</p>
<h3><strong>“Eğitim şart. Bu eğitim öncelikle çocuklardan başlamalı”</strong></h3>
<p>Tatilciler, “Yeryüzü cenneti bu kıyılara gelen vatandaşlarımız evlerindeki gibi bu kıyıları temiz tutmak zorunda. Evimizi nasıl temiz tutuyorsak, tatil için geldiğimiz bu kıyıları da temiz tutmak zorundayız. Çevre bilinci henüz oluşmamış. Eğitim şart. Bu eğitim öncelikle çocuklardan başlamalı. Bunun yanında bu kadar güzel bir tatil alanında yerel yönetimler de vatandaşların tuvalet ihtiyacı için belli noktalara tuvalet yapması gerekir” dediler.</p>
<p>Marmaris ve Fethiye karayolunun tek geçiş noktası Sakartepe rampasının kenarlarında da pet şişe, naylon poşet, değişik cam şişeler, sigara izmariti gibi tonlarca çöp dikkat çekti.</p>
<p>Yurdun dört bir yanında tatilcilerin cep telefonlarına yansıyan çöp yığınları videoları kamuoyunda tartışmalara yol açtı.</p>
<p>New York Üniversitesi Öğretim Görevlisi Selçuk Şirin, sosyal medya hesabından Slovenya’daki temizlik eylemine atıfta bulunarak “tüm ülkede bir günlük temizlik kampanyası yapalım” çağrısı yaptı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29915" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/çöp2.jpg" alt="" width="620" height="418" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/çöp2.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/çöp2-610x411.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/çöp2-320x216.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<h3>“Geleceğimiz için bizim de bu milli çöp seferberliğine sahip çıkmamız gerekiyor”</h3>
<p>Şirin, <a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/selcuk-sirin/gelin-turkiyeyi-bir-gunde-temizleyelim-40937228" target="_blank" rel="noopener">Hürriyet gazetesinde çıkan yazısında</a> çevre kirliliği ile yazısında tüm Türkiye’yi çöp toplamaya davet etti.</p>
<blockquote><p>“Milli çöp meselesine akılcı, uygulanabilir bir çözüm önermek istiyorum. Sorun eğitim ya da kültür sorunu değil. Biz temizliği bilen, hijyene önem veren bir kültüre sahibiz. ‘Temizlik imandan gelir’ düsturunu çok benimseriz.</p>
<p>Türkiye’deki kadar temiz ev ortamı olan çok az ülke gördüm. O halde sorun kültür ya da bilgi sorunu değil. İstesek, ülkemizin her karış toprağını evimizin içi gibi tertemiz yapabiliriz.</p>
<p>Bizim sorunumuz evimizin ötesinde olup biteni kendi derdimiz saymamakla başlıyor. Dağı taşı devlete, sokağı parkı belediyeye havale ediyoruz. Hal böyle olunca da evimizin dışındaki pisliği kendimize dert etmiyoruz.</p>
<p>Bu yazıyı çok somut bir öneride bulunmak için yazıyorum. En az bir yıl önceden belirlenecek bir tarihte bütün Türkiye’yi çöp toplamaya davet ediyorum. Geleceğimiz için bizim de bu milli çöp seferberliğine sahip çıkmamız gerekiyor.”</p></blockquote>
<p>Şirin’den çağrısına Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan cevap geldi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar da sosyal medya hesabı üzerinden Selçuk Şirin’e attığı mesajda, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak biz hazırız…” paylaşımıyla destek verdi.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/08/27/kurban-bayrami-tatilinde-isyan-ettiren-cop-yiginlarina-karsi-seferberlik-cagrisi/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/27/kurban-bayrami-tatilinde-isyan-ettiren-cop-yiginlarina-karsi-seferberlik-cagrisi/">Kurban Bayramı Tatilinde İsyan Ettiren Çöp Yığınlarına Karşı Seferberlik Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
