<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Betül Selcen Özer arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/betul-selcen-ozer/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/betul-selcen-ozer/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 25 Apr 2022 11:47:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Betül Selcen Özer arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/betul-selcen-ozer/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye’de Bağışçılık (2)  Kaynak Geliştirme, En Yaratıcı Olmamız Gereken Alan!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/12/turkiyede-bagiscilik-2-kaynak-gelistirme-en-yaratici-olmamiz-gereken-alan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Apr 2022 08:32:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[bağışçılık ve kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Betül Selcen Özer]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplumda kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Bağışçılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=80470</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Kaynak Geliştirme, en yaratıcı olmamız ve trendleri en yakından takip etmemiz gereken alan. Çok kullanılan dijital araçların içine girmemiz, denenmemişi deneme cesaretini göstermemiz gerekiyor.' Tohum Otizm Vakfı Eski Genel Müdürü olduğu dönemde yaratıcı pek çok kaynak geliştirme stratejisi geliştiren ve hâlihazırda birçok STK’ya danışmanlık desteği veren Betül Selcen Özer, sivil alanda kaynak yaratmanın yol haritasını çiziyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/12/turkiyede-bagiscilik-2-kaynak-gelistirme-en-yaratici-olmamiz-gereken-alan/">Türkiye’de Bağışçılık (2) &lt;br&gt; Kaynak Geliştirme, En Yaratıcı Olmamız Gereken Alan!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Türkiye’de Bağışçılık” dosyasının ikinci yazısında sivil toplumda kaynak geliştirmenin önemine odaklanıyoruz. İ<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/30/turkiyede-bagiscilik-1-iyilik-pesinde-kosarak-bagisciligi-dalga-dalga-yaymak/" target="_blank" rel="noopener">lk yazıda, Adım Adım Platformu özelinde</a> sivil alanda bağışçılığın yaygınlaşmasında kurumsal ve bireysel düzeyde yapılan çalışmalara odaklanırken, bu yazıda sivil alanın en büyük sorunlarında olan finansal kaynak yaratmanın yollarına dair Betül Selcen Özer’in deneyimleri ile şekillenen önerilerine kulak veriyoruz.</p>
<h5>STK’ların Ana Sorusu: ‘Bizi Kim- Neden Desteklemeli?’ Olmalı!</h5>
<p><strong>Size göre, STK’lar bağışçılık ve kaynak geliştirme konusunda, yapabilecekleri neleri yapamıyorlar? </strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-80473 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/04/betul-selcen-ozer.png" alt="" width="308" height="308" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/04/betul-selcen-ozer.png 500w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/04/betul-selcen-ozer-160x160.png 160w" sizes="(max-width: 308px) 100vw, 308px" />Çok sevdiğim bir Alman atasözü der ki “Eğer yanlış yoldaysan koşmak ne işe yarar”. Maalesef Türkiye’de STK’ların çok azı hangi yöne koşacağını net olarak biliyor ve ara ara durup hem rotasını kontrol ediyor hem de performansını ölçümlüyor.</p>
<p>“Neredeyiz? Nereye ulaşmak istiyoruz? Gitmek istediğimiz yere nasıl ulaşabiliriz?” sorularında Yönetim Kurulları ve STK’larda çalışan ekiplerin el sıkışmış olması yani STK’ların stratejik planlarını oluşturmuş olması gerekiyor. Eğer elimizde – özellikle elimizde diyorum ki çünkü stratejik planlar yazılıp rafa kaldırılması ile meşhur – yol haritamız olursa, değişimlere etkin bir biçimde tepki verebiliriz. Sorunların çözümünde yaratıcı olabiliriz, hedeflerimize ulaşmak için en etkili araçları seçebiliriz ve kaynaklarımızı en doğru &amp; en etkin şekilde nasıl kullanmamız gerektiğini düşünebiliriz.</p>
<blockquote><p>Kaynak geliştirmek, Yönetim Kurulundan ya da ekipten birilerinin üzerine kalan bir iş değildir.</p></blockquote>
<p>Tam da buradan hareketle STK’ların yaratmak istedikleri &#8216;değişim&#8217; için kaynak yaratma faaliyetleri ana bileşenlerden biridir. Kaynak geliştirmek, yapmak zorunda kaldığımız, istenmeyen, Yönetim Kurulundan ya da ekipten birilerinin üzerine kalan bir iş değildir.</p>
<p>STK’lar varlıklarını, faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve yaratmak istedikleri değişimler için ihtiyaç duydukları tüm çalışmaları, ana stratejileri ile uyumlu bir kaynak geliştirme stratejisi ve iş planı çerçevesinde düşünmelidir.</p>
<p>Kaynak geliştirme stratejisi; bir yandan STK’nın değerlerini, kaynak sağlayıcılar ile ilişkilerini tanımlar. Öte yandan kısa, orta ve uzun vadede ihtiyaç duyulacak kaynağın miktarının belirlenmesini sağlar. Kaynak geliştirme ayrıca STK için hangi kaynağa gerek duyulduğunu ve bunun hangi kaynak sağlayıcılardan karşılanabileceğine ilişkin bir yol planı çizmeye de yardım eder.</p>
<p>STK’lar için sürdürülebilir kaynak geliştirme faaliyetlerini tanımlamak, bu kapsamda hedefler belirlemek ve bu hedeflere uygun stratejiler geliştirmek esastır. Peki bir STK yol haritasını çizmeden bunu nasıl yapacak? İşte burada tıkanıyoruz. Kaynak geliştirme çalışmalarının ana rotamız doğrultusunda bizi hedefe ulaştıracak, destekleyecek faaliyetler bütünü olduğunu unutmamamız gerekiyor. Yine bu faaliyetler bütününün de bizi ana rotamızdan saptırmaması gerekiyor.</p>
<h5>‘STK’lar En Çok Kaynak Geliştirme Stratejisini İş Planına Dönüştürmede Zorlanıyor’</h5>
<p><strong>STK’ların üye aidatlarını bile toplamakta güçlük çekmesi, fon kaynaklarını bulmada ve proje faaliyetlerini yürütmede zorlanmaları dikkate alındığında; Türkiye’de sivil aktörlerin kaynak geliştirme faaliyetlerini çeşitlendirmeleri ve (nakdi-aynı) bağışlarını artırmaları için nasıl bir bakış açısına ve kurumsal yapıya sahip olmaları gerekir?</strong></p>
<p>“Kaynak Geliştirme” aslında bir faaliyetler bütünüdür. STK’nın belirlemiş olduğu misyon, vizyon, amaçlar, ilkeler, değerler ve politikalar doğrultusunda ilerler. Bu çalışmaların hayata geçmesi ise başta Yönetim Kurulu olmak üzere, kurucular, çalışanlar, destekçiler, üyeler ve gönüllülerden ayrı düşünülemez.</p>
<p>STK’ların üzerinde çalışacakları kaynak geliştirme stratejilerinin, farklı kaynak geliştirme faaliyetlerini içermesi sürdürülebilirlik açısından çok önemlidir. Kaynak Geliştirme çalışmaları sadece proje temelli hibelerden ibaret değildir. Bağış kampanyalarından ayni bağışlara, sponsorluklardan çözüm ortaklılarına, iktisadi işletmelerden kaynak geliştirme etkinliklerine kadar çok farklı yöntemleri içerir. STK’lar için teknolojiye ve dijital dönüşüme uyum sadece faaliyetler anlamında değil, farklı kaynak geliştirme yöntemleri için de ufuk açıcıdır.</p>
<p>Strateji tek başına yeterli midir? Tabi ki “Hayır”. Unutulmamalıdır ki kaynak yaratma stratejisini oluşturmaktan daha zor olan hayata geçirmektir.  STK’ların en zorlandıkları konu da bu stratejiyi bir iş planına dönüştürme ve harekete geçme aşamasıdır .</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-80474 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/04/turkiyede-bagiscilik-2-kaynak-gelistirme-en-yaratici-olmamiz-2gereken-alan.jpg" alt="" width="431" height="242" />Tüm faaliyetlerde olduğu gibi Kaynak Geliştirme için de bir iş planı yapmak ve hedefleri belirlemek çok önemlidir. Bu nedenle STK’lar için yıllık bazda Kaynak Geliştirme Planını yapmak, bu kapsamda gerekli organizasyonel gelişimi ve insan kaynağını planlamak, kaynak geliştirme yöntemlerini belirlemek, uygulama süreçlerine destek vermek ve iletişim çalışmaları ile güçlendirilmesini sağlayacak yol haritasını çıkartmak hedeflenmelidir.</p>
<blockquote><p>Kaynak ve iletişim çalışmaların her zaman kol kola yürümesi, birbirini desteklemesi gerekir.</p></blockquote>
<p>Kaynak Geliştirme çalışmaları hiçbir zaman iletişim çalışmalarından ayrı düşünülemez. Kaynak ve iletişim çalışmaların her zaman kol kola yürümesi, birbirini desteklemesi ve beslemesi gerekir. Bu nedenle kaynak geliştirme ve iletişim çalışmaları kapsamında yapılan tüm strateji ve iş planların birbiriyle konuşması ve paralel hareket etmesi çok önemlidir.</p>
<p><strong>Belli konularda çalışan ve kaynak geliştirme yönünden daha az avantajlı olan konularda  faaliyet yürüten STK’lar olabilir mi? Örneğin “insan hakları” gibi alanlarda çalışan, hak savunuculuğu yapan bir STK, toplumun nasıl ilgisini ve farkındalığını çekerek finansal kaynaklarını artırabilir?  </strong></p>
<p>Bence burada sadece hak temelli çalışmalar yürüten değil tüm STK’ların sorması gereken ana soru; “Bizi kim / neden desteklemeli?”. Bu soru aslında potansiyel destekçilerimizi yeniden düşünebilmemizi ve odaklanabilmemizi sağlıyor. Çalıştığımız alana ilgi duyan hedef kitlenin ortaya çıkması, bunun konuşulması ve akabinde şu sorunun sorulması gerekiyor; “Hedef kitlemiz bizimle benzer bilgi ve heyecan seviyesinde mi?”</p>
<p>Bu noktada, aynayı kendimize tutmamız gerekiyor. STK’lar heyecanlarının ne kadarını potansiyel destekçilerine geçirebiliyor? Dilimiz ne kadar anlaşılır? Çalışmalarımız ne kadar görünür? Hedef kitlemizi bizimle benzer bilgi ve heyecan seviyesine getiremediğimiz bir durumda,  dış çemberi etkileyebilmemiz çok daha zor olacaktır. Bazen asıl başlamamız gereken yerden başlamıyor, bu dış çemberlere gitmeye çalışıyoruz ve doğal olarak da çok zorlanıyoruz.</p>
<h5>&#8216;Günlük Rutinlerin İçerisinde İnsanların Karşısına Çıkmamız, Dijital Araçların İçine Girmemiz Gerekiyor&#8217;</h5>
<p><strong>Türkiye’de STK’lar dijital olanakları kullanarak bağışların artması için neler yapabilir?  Bu konuda STK’lara ne önerirsiniz?  </strong></p>
<p>Dünya değişiyor, teknoloji değişiyor, ihtiyaçlar değişiyor, kuşaklar değişiyor… Çok değil 5 yıl önce, gözdemiz olan bir kaynak geliştirme modeli yerini bambaşka modellere bırakıyor. “Kaynak Geliştirme” en yaratıcı olmamız, trendleri en yakından takip etmemiz gereken alan. “Ben buradayım ilgilenen gelsin” demeyeceğiz. “Ben bir kampanya yaptım, web siteme yükledim izleyen izlesin, bağış yapsın” anlayışı da geride kaldı. Bizim günlük rutinlerin içerisinde insanların karşısına çıkmamız, çok kullanılan dijital araçların içine girmemiz gerekiyor. İnsanlar neredeyse orada olmamız, denenmemişi deneme cesaretini göstermemiz gerekiyor.</p>
<p>Benim bu konudaki en büyük öğreticim, on yedi yaşındaki kızım Azra. Onun kullandığı dijital araçların hepsini öğrenmeye ve elimden geldiğince anlamaya çalışıyorum. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz birçok kaynak geliştirme modelinin ve kampanyanın arkasında bu motivasyon vardı. Biliyorum ki Azra benim desteklediğim STK’nın hesaplarına gitmeyecek ama ben onun olduğu yere gidebilirim ve gitmeliyim. Oynadığı oyunda ya da kullandığı dijital platformda STK olarak karşısına çıktığım gün, onun ilgisini çektiğim gün olacak derdim. Gerçekten de öyle oldu…</p>
<p>Bağışçılık serisinin ilk bölümünü okumak için <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/30/turkiyede-bagiscilik-1-iyilik-pesinde-kosarak-bagisciligi-dalga-dalga-yaymak/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/12/turkiyede-bagiscilik-2-kaynak-gelistirme-en-yaratici-olmamiz-gereken-alan/">Türkiye’de Bağışçılık (2) &lt;br&gt; Kaynak Geliştirme, En Yaratıcı Olmamız Gereken Alan!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Sivil Toplum Çalışanı Olmak (3)  Sivil Alanda İK Politikalarının Önemi Kavranmadı!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/15/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak-3-sivil-alanda-ik-politikalarinin-onemi-kavranmadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2021 14:57:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Betül Selcen Özer]]></category>
		<category><![CDATA[gönülü]]></category>
		<category><![CDATA[Sermin Kağan]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Alan]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[STK İnsan Kaynakları Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Sivil Toplum Çalışanı Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[ücretli çalışan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71472</guid>

					<description><![CDATA[<p>60 bin ücretli çalışanı olduğu tahmin edilen, 122 bin dernek ve 5 binden fazla vakıfla faaliyetlerini yürüten ‘üçüncü sektör’ sivil toplumda, İnsan Kaynakları (İK) birimi olan STK sayısı sadece 20. Sivil alandaki kaynak kısıtları ve İK politikalarının öneminin kavranmaması, STK çalışanlarının hak ve kariyer beklentilerinin karşılanması önünde engel teşkil ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/15/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak-3-sivil-alanda-ik-politikalarinin-onemi-kavranmadi/">Türkiye’de Sivil Toplum Çalışanı Olmak (3) &lt;br&gt; Sivil Alanda İK Politikalarının Önemi Kavranmadı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda proje bazlı faaliyetlerin ivme kazanmasıyla sivil toplumun ‘sektör’ olup olmadığı tartışmaları artarken, bu alanda çalışan ve gönüllülerin yaşadıkları sorunlar ile maruz kaldıkları mağduriyetler sıklıkla gündeme geliyor.  <a href="https://www.sbb.gov.tr/istihdam/" target="_blank" rel="noopener">Güncel rakamlara göre</a>, Türkiye’nin 28 milyonluk kayıtlı istihdam oranı içinde 60 bin civarında olduğu tahmin edilen sivil toplumun ücretli çalışanlarının sorunları, karar alıcıların ve hatta sivil alanın kendi iç gündeminde yer bulamıyor. <a href="https://twitter.com/wkusagi" target="_blank" rel="noopener">Sosyal medyada ifşa yoluyla</a> duyurulan ve mağduriyetlerin yaşandığına ilişkin iddialar, birkaç <a href="https://www.birartibir.org/siyaset/2-uncategorised/1152-sanki-stk-degil-kar-odakli-sirket" target="_blank" rel="noopener">haber içeriğine</a> konu olduktan kısa bir süre sonra unutuluyor.</p>
<p>Oysa, <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/" target="_blank" rel="noopener">özel sektör ve kamu çalışanların maruz kaldıkları mobbing</a> gibi pek çok sorun, çoğu zaman açıkça dillendirilmese de sivil toplumda da yaşanıyor.</p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/yillara-gore-sivil-toplum-calisan-sayilari.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-71474" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/yillara-gore-sivil-toplum-calisan-sayilari-640x473.jpg" alt="Sivil Alanda İK Politikalarının Önemi Kavranmadı!" width="522" height="386" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/yillara-gore-sivil-toplum-calisan-sayilari-640x473.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/yillara-gore-sivil-toplum-calisan-sayilari.jpg 686w" sizes="(max-width: 522px) 100vw, 522px" /></a></p>
<p>Türkiye’de <a href="https://www.siviltoplum.gov.tr/illere-gore-derneklerdeki-calisan-sayilari" target="_blank" rel="noopener">resmi rakamlara göre</a>, 2006’da derneklerde tam zamanlı çalışan sayısı 3.943 iken 2020’de bu rakam 41.189’e; 2006’da yarı zamanlı çalışan sayısı ise 616 iken, 2020’de 4.194’e ulaştı. Yine 2006’da derneklerde proje zamanlı çalışan sayısı 542 iken, 2020’de 32.554’e yükseldi. Artan STK sayısına paralel olarak 2006’da gönüllü çalışan sayısı 1.068 iken bu rakamlar 2020’de 35.979 gönüllü çalışana çıktı. Buna karşın Türkiye’de İK birimi olan STK sayısının 20 civarında olduğu tahmin ediliyor.</p>
<p>Yaklaşık 15 yılda çalışan sayısı görünür oranda artan sivil toplumda, insan kaynaklarının doğru ve ilkeli biçimde düzenlenmesi ve yönetilmesi de özellikle çalışanların iş güvenliği ve çalışma koşulları açısından büyük bir ihtiyaç haline gelmiş oldu. Yine de, sivil toplumda bu konudaki girişimler henüz bu ihtiyaca cevap vermiyor.</p>
<p>Zira, İK birimleri olan 12 STK’nın 2011 yılında kurduğu STK İnsan Kaynakları Grubu, sivil toplumda bu alana katkı sunan yegâne yapı. Ancak, bu alanda cevaplanması gereken ve tartışma konusu olmaya devam eden sorular, çalışan ve gönüllü sayıları gibi artmaya devam ediyor.</p>
<p>Sivil toplumdaki bu tablo, insan kaynakları bakış açısıyla nasıl ele alınabilir? Sivil toplum ve özel sektör, insan kaynakları politikaları açısından karşılaştırılabilir mi? Sivil toplum çalışanları, profesyonel bir İK yaklaşımı ile yönetilmeli mi? Sivil alanda İK politikaları ve çalışan hakları, nasıl şekillenmeli?  Sivil toplumda çalışanların sorunları ve olası mağduriyetleri nasıl çözülebilir?</p>
<p>Türkiye’de Sivil Toplum Çalışanı Olmak yazı dizimizin üçüncüsünde hem STK İnsan Kaynakları Grubu çalışmalarında hem de sivil alanda yöneticilik deneyimi olan Betül Selcen Özer ve Sermin Kağan’la bu sorulara cevap aradık.</p>
<h5><strong>Sivil Toplumda İnsan Kaynakları ve İK Politikaları</strong></h5>
<p>Öncelikle sivil toplumun insan kaynaklarına bakışını değerlendiren Özer ve Kağan, sivil toplum ile özel sektör arasında İK politikalarında asıl farkın uygulamada karşımıza çıktığını belirtiyor. Her iki uzman, STK’ların bu alana kaynak ayıramadığı ve İK’nın önemini kavrayamadıkları düşüncesine sahip.</p>
<p>Sivil alanda 20 yıldan bu yana yönetici, koordinatör gibi sıfatlarla çalışan ve geçen yıla dek Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürlüğü’nü yürüten Betül Selcen Özer, üçüncü sektör olarak tanımladığı sivil toplumun, kamu ve özel sektörden pek çok konuda ayrıştığını söylüyor. Özer’e göre, iki sektör arasındaki en önemli fark, sivil alanın kâr amacı gütmemesi. Sivil toplum çalışanlarının ücretler, haklar vb. konulara bakışı ve dert edindiği konuların özel sektör çalışanlarından farklı olduğunu düşünen Özer, <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/sivil-toplum-calisanlarinin-gonullu-fedakarliklari-ile-haklari-arasinda-gerilim-var/" target="_blank" rel="noopener">bir önceki yazıda Alper Akyüz’ün</a> de ifade ettiği gibi, STK çalışanların bilinçli bir seçimle bu alanda olmayı tercih ettiğini kaydediyor.</p>
<p>İnsan Kaynakları Direktörü olarak görev yapan Sermin Kağan da bu görüşleri paylaşıyor. Sivil toplum çalışanlarını “içten yanmalı motora” benzetiyor Kağan. “Kendi kendilerini motive etme becerileri çok yüksek olmasına karşın, nihayetinde bir noktada tükeniyorlar.”</p>
<p>Halihazırda Esas Sosyal’in geliştirdiği ve yeni mezun gençlerin STK’larda ücretli çalışmalarını destekleyen <a href="http://www.ilkfirsat.org/tr/hakkimizda/hakkimizda" target="_blank" rel="noopener">İlk Fırsat Programı’nın</a> mentörü olan Sermin Kağan, sivil alanda Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı ve Tohum Otizm Vakfı’nda 20 yıl İK yöneticiliği yapmış bir veren STK’larda seçme yerleştirme, performans değerlendirmede, eğitim ve gelişime, ücretlendirme ve yan haklar gibi tüm İK fonksiyonlarında, özel sektör ile sivil toplum arasında kavramsal bir fark olmadığını söylüyor.</p>
<p>2000’li yılların başından bu yana geliştiğine ve buna paralel olarak çalışan sayısının artmasına karşın Özer, Türkiye’de birçok STK’da İK departmanı ya da pozisyonu olmadığını, olanların bile çok yakın tarihte kurulduğunu hatırlatıyor. İK departmanı olmayan STK’larda bu yükün mali işler departmanlarının omuzladığını kaydeden Özer, sivil toplumda İK’nin lüks olarak görüldüğünü belirtiyor. STK’larda İK birimi açılabilmesi için belli bir çalışan sayısı, belli bir bütçe, belli bir büyüklük beklendiğini kaydeden Özer’e benzer şekilde Kağan, sivil toplumun az kaynakla çok iş yapmaya çalışırken İK birimini önceliklendirmediğini belirtiyor.</p>
<p>Gönüllülerin sürece dahil edilmemesini de önemli bir sorun olarak gören Kağan, sivil toplumda insan kaynaklarının sadece profesyoneller ve iş hukuku kapsamındaki çalışanlarla sınırlı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söylüyor. Kağan genel olarak sivil toplumda İK’nın öneminin kavranmadığı, hatta hem özel sektör hem STK’larda İK birimlerini stratejik ortak olarak gören kurum sayısının az olduğu eleştirisini yapıyor.</p>
<blockquote><p>STK İK Çalışma Grubu, sivil alanda İK politikalarına hız ve ivme kazandırdı.</p></blockquote>
<p>Sivil toplumda İK politikalarına bakışlarını bu şekilde özetleyen Özer ve Kağan, 2011 yılında bazı STK’ların girişimi ile kurulan STK İnsan Kaynakları Grubu’nun alana katkısını öne çıkarıyor. STK İK Çalışma Grubu’nun kurulmasına öncülük eden Kağan, Grubun 2011 yılında 12 STK’nın bir araya gelmesiyle kurulduğunu ve en az 25 çalışan ile İK departmanı olan STK’lardan oluştuğunu söylüyor. Grubun kurucuları arasında TEGV, TEMA, İKSV, Darüşşafaka, YADA, TOG, ÖRAV, TEV, TESEV, AÇEV gibi büyük ölçekli STK’ların yer alıyor. Gruba, daha sonra Sabancı Vakfı, Greenpeace, Maya Vakfı ve TİKAV katıldı.</p>
<p>Kağan, yeni STK’ların katılımıyla faaliyetlerini sürdüren Grubun İK etiği ile hareket ettiğini ve özel sektörde deneyim sahibi yöneticilerin de katkısıyla, sivil alanda İK politikalarına hız ve ivme kazandırdığını vurguluyor. Özer de STK İK Çalışma Grubu sayesinde STK’lar arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımı yapıldığını; sivil alanda İK politikalarının belirlenmesi, haklar konusunda belli standartların yakalanması ve korunmasını sağlamak için çok önemli adımlar atıldığını kaydediyor.</p>
<h5><strong><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/yillara-gore-calisan-sayisi-gonullu-maasli-sayisi.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-71475" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/yillara-gore-calisan-sayisi-gonullu-maasli-sayisi-640x485.jpg" alt="Sivil Alanda İK Politikalarının Önemi Kavranmadı!" width="572" height="434" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/yillara-gore-calisan-sayisi-gonullu-maasli-sayisi-640x485.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/yillara-gore-calisan-sayisi-gonullu-maasli-sayisi.jpg 686w" sizes="auto, (max-width: 572px) 100vw, 572px" /></a></strong></h5>
<h5><strong>Varlık Mücadelesinden Geçen Sivil Toplumda Çalışan Hakları </strong></h5>
<p>Sivil toplumun İK yaklaşımını bu şekilde değerlendiren Özer ve Kağan, çalışan hakları konusunda düzenleme yapılması ve İK politikalarının öneminin kavranması ihtiyacını vurguluyorlar.</p>
<p>Betül Selcen Özer, sivil toplumun emek yoğun ve özveriyle çalışılan bir sektör olması nedeniyle, çalışan haklarının ve sorunların açıkça konuşulması gerektiğini düşünüyor. Ancak Özer, sivil toplumun  “tam bir varlık mücadelesinden” geçtiği bu dönemin koşulları ve çalışılan STK’nın gerçeğini bilerek değerlendirme yapmak gerektiğini not ediyor ve ekliyor:  “Bağışlarla ayakta durmaya çalışan bir STK’da ücret politikaları ve yan haklarındaki kıyaslamalarımızı özel sektörü baz alarak yapamayız.”</p>
<p>Sivil toplum çalışanlarının hakları ve çalışma koşullarına yöneticilik kariyerinde öncelik verdiğini ve görev aldığı STK’larda bu hassasiyete uygun bir yapıyı kurma şansını yakaladığını belirten Özer, deneyimleri çerçevesinde yapılması gerekenleri paylaşıyor: Sivil toplumda konuşulmayan bazı kuralların yeniden konuşulması, bazı uygulamaların güncellenmesi ve tüm çalışanlar için geçerli ve onları koruyacak düzenlemeler yapılması gerekiyor. Bu gereklilikle birlikte Özer, kuralları yazılı hale getirmenin, hukuki alt yapı oluşturmanın ve tüm çalışanlar için uygulanabilir kılmanın, STK’lar açısından çok emek yoğun ve uzmanlık gerektirdiğini de not ediyor.</p>
<p>Özel sektör ve sivil toplum çalışanlarının haklarını hukuki boyutla açıklayan Kağan, her iki sektörün aynı mevzuata tabi olmasına karşın, iki sektörü ayıran temel noktanın, sivil alandaki maddi kaynak kısıtları olduğunu söylüyor. Kağan’a göre, kaynak sorunu nedeniyle STK’ların insan kaynağı sınırlı kalıyor. Bu da STK çalışanlarının çalışma saatleri daha uzun ve yoğun olmasında ve nihayetinde yıpranmalarına neden oluyor.</p>
<p>Ücretler açısından her iki sektörü değerlendiren Kağan, 2010’lu yıllarda STK’lar ile özel sektör arasında, piyasa verisi olmadığından, ücret kıyaslaması yapılamazken, STK İnsan Kaynakları Grubu’nun ve diğer çalışmaların katkısıyla sivil alanda ücretler, ücret politikaları ve uygulamaları araştırmaları yapılmaya başlandığını söylüyor. Yıllar içinde STK’larda belli pozisyonların ücret bantlarının özel sektöre yaklaştığını, buna karşın yan haklarda STK’ların özel sektörün hala çok uzağında olduğunu söyleyen Kağan, STK’larda önemli bir istihdam oranını oluşturan proje bazlı STK çalışanlarını, tekrar iş arama, kıdem ve yıllık iznini alamama gibi, sorunlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydediyor.</p>
<blockquote><p>STK’larda temel sorun, her STK’da IK departmanı ya da IK yöneticisi olmamasından kaynaklı; çalışanın bu konuda muhatap bulamaması, kendini yalnız ve mağdur hissetmesi.</p></blockquote>
<p>Sivil toplum çalışanlarının haklarının korunması ve mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda, İK profesyonellerinin duruşunun, bilgi birikiminin ve yetkinliklerinin önemli olduğunu düşünen Kağan’a göre, STK’larda temel sorun, İK departmanı ya da İK yöneticisi olmamasından kaynaklanıyor. Çalışanın bu alanda muhatap bulamaması nedeniyle, kendini yalnız ve mağdur hissettiğini söyleyen Kağan, çalışan haklarının korunması ve iyileştirilmesi için sivil alanı ilgilendiren kanun ve yönetmeliklerin çok iyi bilinmesi ve hukuki anlamda danışmanlık alınması gerektiğini de düşünüyor.</p>
<p>Kağan tarafından dikkat çekilen bir diğer önemli husus, sivil toplumda STK’ların hiyerarşik olmayan yatay yapılanması ve pozisyonların sınırlı kalması nedeniyle, özel sektördeki gibi bir kariyer haritasının olmaması. Bu da gelecek planları yapamayan STK çalışanlarını mutsuz edebiliyor.</p>
<blockquote><p>Salgın sürecinde STK’ların kaynak ve hareket kısıtı arttı. Bu da insan kaynağı kısıtını daha belirgin hale getirdi.</p></blockquote>
<p>Son olarak pandeminin sivil toplum çalışanları üzerindeki etkisini değerlendiren Özer ve Kağan, iş yapış şekillerinin değişmesinin herkes için zorlayıcı olduğunun altını çiziyor. “Salgın sürecinde STK’ların kaynak ve hareket kısıtı arttı” diyen Kağan, bunun da insan kaynağı kısıtını daha belirgin hale getirdiğini belirtiyor. Bu süreçte pek çok STK’nın uzaktan çalışmaya geçtiğini, bazılarının ise hibrit uygulama yaptıklarını kaydeden Kağan, gündemin tartışma konularını, uzaktan çalışmanın getirdiği iç iletişim sorunları, kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteğinden kaynaklanan ücret düşüklüklerinin getirdiği motivasyon düşüklükleri olarak sıralıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/15/turkiyede-sivil-toplum-calisani-olmak-3-sivil-alanda-ik-politikalarinin-onemi-kavranmadi/">Türkiye’de Sivil Toplum Çalışanı Olmak (3) &lt;br&gt; Sivil Alanda İK Politikalarının Önemi Kavranmadı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STK&#8217;lar için Kaynak Geliştirme Atölyesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/06/stklar-icin-kaynak-gelistirme-atolyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Sep 2019 11:13:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Kuluçka Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Betül Selcen Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak Geliştirme Atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal kuluçka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41966</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal Kuluçka Merkezi'nde Betül Selcen Özer ile sivil toplum kuruluşları için en önemli konulardan biri olan kaynak geliştirme konusundaki yeni atölye 10 Eylül Salı günü yapılacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/06/stklar-icin-kaynak-gelistirme-atolyesi/">STK&#8217;lar için Kaynak Geliştirme Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kaynak geliştirme ve iletişim için etkinlik oluştururken geliştirilecek stratejiler üzerine bir atölye olacak.</p>
<p><strong>Bu atölyede; </strong><br />
&#8211; Sivil toplum örgütlerinin yapabileceği kaynak geliştirme organizasyonları (konser, kermes, yüz yüze bağış &#8230;) nelerdir?<br />
&#8211;  Kaynak geliştirme organizasyonlarını hayata geçirirken nelere dikkat etmek gerekir?<br />
&#8211; Kaynak geliştirme ve iletişim etkinlikleri için STK&#8217;lar, paydaşları ile ilişki kurarken nasıl bir yol izlemeli?<br />
&#8211; Bu etkinliklerin iletişimi nasıl yapılmalı?<br />
gibi sorulara cevap aranacak.</p>
<p><strong>Atölyeyi yapacak kişi:</strong> Betül Selcen Özer (Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü)<br />
<strong>Tarih:</strong> 10 Eylül 2019 / Salı<br />
<strong>Saat:</strong> 19:00 &#8211; 22:00</p>
<p>Detaylı bilgi ve başvuru için <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSf6S88A567rWV6kebjcQ_p1Nk70jg8TXSoxzRkuRzJrnd9wBg/viewform" target="_blank" rel="noopener">buraya</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/06/stklar-icin-kaynak-gelistirme-atolyesi/">STK&#8217;lar için Kaynak Geliştirme Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplumda ‘Koşan Kadınlar”…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/20/sivil-toplumda-kosan-kadinlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Apr 2019 10:59:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Adım Adım Organizasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Betül Selcen Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Itır Erhart]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplumda koşan kadınlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37666</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplumun son yıllarda hem farkındalık hem de bireysel bağış konusundaki önemli girişimlerinden biri koşular… Türkiye'de dayanıklılılık artırıcı sporlar aracılığı ile sivil toplum için bağış ve farkındalık yaratmayı hedefleyen Adım Adım Organizasyonu; kadın koşucular için açtığı alan sebebiyle de bu konuda önemi vurgulanması gereken bir kurum. Sivil toplum ve akademi alanındaki kadın koşuculardan Itır Erhart, Betül Selcen Özer ve Mine Kılıç ile kendi bireysel yolculuklarından yola çıkarak, kadınların koşu dünyasında yaşadıklarını ve gözlemlerini konuştuk…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/20/sivil-toplumda-kosan-kadinlar/">Sivil Toplumda ‘Koşan Kadınlar”…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgi Üniversitesi ve Adım Adım Organizasyonu’ndan Itır Erhart; ilk koşusunu Chicago Maratonu’nda Lösemi ve Lenfoma Derneği takımının yararına  yapmış.</p>
<p>Üç kez İstanbul Maratonu’nda koşan Erhart’ın katıldığı diğer koşulardan bazıları ise; Roma Maratonu, İznik Ultra, Run Fire Salt Lake Ultra Trail (42km), Likya Yolu Ultra Maratonu (4K).</p>
<figure id="attachment_37668" aria-describedby="caption-attachment-37668" style="width: 198px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37668" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Itir.9-320x480.jpg" alt="" width="198" height="297" /><figcaption id="caption-attachment-37668" class="wp-caption-text">Itır Ethart</figcaption></figure>
<p>Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer ilk koşusunu ‘yürüyüş’ olarak tanımlayarak, “Koşuyla ilk defa 2011 yılında Antalya’da yapılan ve artık ismi Runatolia olan Runtalya Maratonu ile tanıştım. O güne kadar bu tarz sportif bir etkinliğe hiç dahil olmamıştım. Maraton nedir? Göğüs numarası nedir? Çip nedir? İnanın hiçbir şey bilmiyordum. O dönem Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda çalışıyordum ve ilk 10 km’lik yürüyüşümü  Runtalya 2011’de gerçekleştirdim. Bu etkinlik benim için bir dönüm noktasıydı…Açıkçası o güne kadar hiç koşmayı düşünmemiştim. Koşan insanları da anlayamıyordum çünkü benim için bırakın 42 KM’yi 10 metre bile koşmak imkansızdı. Sonra her şeyin insanın beyninde olduğunu anladım. Sınırları koyan da kaldıranlar da bizlerdik. 10 metre, 100 metre, 10 kilometre derken koşabildiğimi gördüm. O gün bugündür hiç aksatmadan hem Runatolia hem de İstanbul Maratonlarına düzenli olarak katılıyorum. Bunların dışında Macera Akademisi’nin düzenlediği yarışları da heyecanla takip ediyorum. Geyik Koşularına ve İznik Ultra Maratonu’na katılma ve o harika parkurları deneyimleme şansına sahip oldum.” diye anlatıyor.</p>
<p>Sosyal Dayanışma Ağı’ndan (SODA) Mine Kılıç koşmaya 39 yaşından sonra başlamış, ilham kaynağı ise Pekin Olimpiyatları’nda rekor kıran Usain Bolt olmuş. İk ay sonra İstanbul Maratonu’nda 15 km’lik parkuru koşan Kılıç, Türkiye’nin ilk ultra maratoncusu Bakiye Duran’la tanıştıktan sonra uzun mesafe koşucusu olmaya karar vermiş. Kılıç, 11 yılda Türkiye’de ve yurtdışında 30’a yakın maraton (42.2km) ve yurt içinde 20 kadar ultra maratonda koşmuş ve 10km ve 21.1km’lik yarı maratonlara katılıyor.</p>
<p><strong> Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Bu Alanda da Var</strong></p>
<figure id="attachment_37669" aria-describedby="caption-attachment-37669" style="width: 360px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37669" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/FB_IMG_1555354358564-640x640.jpg" alt="" width="360" height="360" /><figcaption id="caption-attachment-37669" class="wp-caption-text">Mine Kılıç</figcaption></figure>
<p>Diğer spor dallarında olduğu gibi koşu alanına toplumsal cinsiyet eşitliği alanından bakıldığında manzara iç açıcı değil. Mine Kılıç’ın çıkardığı panaroma şöyle; “Türkiye’de, atletizmdeki lisanslı kadın sporcuların oranı yalnızca yüzde 37. (Spor Genel Müdürlüğü, 2017) Uzun mesafe koşularına baktığımızda, ‘yarış listelerinden hareketle’ bazı tahminlerde bulunmak mümkün. Türkiye’nin en büyük maratonu “İstanbul”u baz alırsak, Türkiye’den katılan sporcular arasında kadın sporcu oranının yüzde 10’u bulmadığını görüyoruz. Türkiye’de düzenlenen 5km, 10km, 15km ve 21.1km yarışlarına baktığımızda ise 21.1’de oran yüzde 10-20 arasında değişirken, mesafe azaldıkça daha fazla kadının katılımcı olduğunu söylemek mümkün. 42.2km üzerindeki ultra maraton yarışlarında da kadın katılımcı son derece az. Bu mesafelere ilgi duyan kadın sayısı 50 bile değil.”</p>
<p>Kadın koşucu sayısının azlığının sebebini Itır Erhart, “Kadınların çoğu 15 km ya da 10 km yarışında. Kadınlar hem kalıp yargılar  ‘kadınlar maraton koşamaz’, ‘dayanıklı değildir’ hem de evdeki iş bölümü ‘antrenman için zaman bulamamak, ev işlerinin çoğunun onların üzerinde olması’ nedeniyle uzun mesafe koşmuyor pek. Sayı artıyor ama çok yavaş&#8230;” şeklinde özetliyor. Mine Kılıç’ın bu konudaki değerlendirmeleri ise şöyle; “Uzun mesafe koşularına hazırlanmak erkek ya da kadın herkes için zor olsa da kadınlar için çok daha zor. Antrenmanlara uzun saatler ayırmanın gerekliliği, dağda, bayırda koşma zorunluluğu, antrenman alanlarının sınırlı ya da bu alanlara ulaşımın zor olması, evdeki işlerin, çocuk bakımının paylaşılmaması, güvenlik endişesi, taciz korkusu, kadınları uzun mesafe koşularından ‘uzak’ tutan temel sorunlar. Start ve finiş alanlarında kadınlara yönelik kullanılan ayrımcı dil ve davranışları (kadınlara ısrarla bayan demek, taciz, küçümseme vb) ise genel olarak tüm yarışlarda görebiliyoruz. Bunlar çözülmedikçe “sahalarda” daha fazla kadın görmemiz de mümkün olmayacak.”</p>
<figure id="attachment_37670" aria-describedby="caption-attachment-37670" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37670" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/betülselcenözerSON1-640x427.jpg" alt="" width="360" height="240" /><figcaption id="caption-attachment-37670" class="wp-caption-text">Betül Selcen Özer</figcaption></figure>
<p>Kadın koşucuların bu alanda yaşadıkları sorunlar ve gözlemler de neredeyse aynı… Koşu sırasında çevredekilerin sözlü tacizleri, alandaki ‘erkek hakimiyetinin oluşturduğu ayrımcı bakış sıkça rastlanan durumlardan. Betül Selcen Özer, sorunun ilkokul çağlarından itibaren dayatılan roller olduğunu belirterek, “Ben hayat bilgisi kitaplarımızın içerisinde hiç koşan, spor yapan kadınlar hatırlamıyorum. Bu şekilde büyüyünce de bu konuda ilk adımı atmanız zor oluyor. Ben o adımı ancak 37 yaşında atabildim ve halen çok geç olduğunu düşünüyorum. Keşke daha önce atabilseydim. Ayrımcılık az önce de belirttiğim gibi çocukluk çağlarımızda başlıyor ve şekilleniyor. Çevrenizde koşan arkadaşlarınız, tanıdığınız koşu grupları yoksa ya da ucundan kıyısından herhangi bir koşuya yürüyerek bile olsa katılmadıysanız bu tanışma maalesef gerçekleşemiyor. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim koşu gruplarının içerisindeki eşitlikçi ortamı çok seviyorum. Koşuya herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmadan başlamak için harika bir ortam sunuyor.” Diyor. Mine Kılıç’ın vurguladığı ayrımcılık konularından biri de; ileri yaşta kadınlar için yarış kategorisi açılmayışı:  “Koşu yarışlarında master atletlerin ödülleri yaş gruplarına göre veriliyor. Erkeklerde neredeyse 90 yaşına kadar para ödülü konuluyor (çünkü koşan atlet var). Ancak kadınlarda tek tük ileri yaşta kadın olsa da ayrı bir grup açılmıyor. Bu nedenle örneğin 70 yaşındaki koşucu bir kadın “50 yaş üzeri” kategoride yer alıyor ve ödül alamıyor.  “</p>
<p><strong>Dayanışma Çabalarına Bakış…</strong></p>
<figure id="attachment_37671" aria-describedby="caption-attachment-37671" style="width: 239px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37671" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/45876413_10156067551548562_1712484360919187456_n.jpg" alt="" width="239" height="360" /><figcaption id="caption-attachment-37671" class="wp-caption-text">Itır Erhart</figcaption></figure>
<p>Kadınlar diğer alanlarda da olduğu gibi koşu alanında yaşanılan sorunlara karşı dayanışma çabalarına giriyor. Bu amaçla ağlar oluşturan kadınlar birbirlerine destek de oluyor. Itır Erhart, Adım Adım, Bi Koşu Adana, İstRunBul gibi gruplarda kadın dayanışmasının güçlü olduğunu vurguluyor.  Mine Kılıç bu çabaların genel bir dayanışma olduğunu şöyle anlatıyor: “Yalnızca kadınların olduğu gruplarda ise daha çok sorun paylaşımı oluyor ama ‘örgütlü’ bir tepki ortaya konulmuyor. Ayrımcılığa karşı mücadele daha çok ‘bireysel’ yürütülüyor. Spor kulüplerinin de bu konuda çaba gösterdiğini söyleyebiliriz. Ancak spor kulüplerinde feminist bakış açısına sahip çok fazla kadın yok. Bu nedenle haksızlıklar fark edilmiyor ve sessiz kalınıyor.” Betül Selcen Özer ise kadınların bir araya geldiğini ancak bunun birbirleriyle çalışma ve konusunda yeterli bir aşama olmadığını belirterek, “Bazen çok küçük nüanslara takıldıklarını, birbirlerini dinlemediklerini ve ilerleyemediklerini gözlemliyorum.” saptamasında bulunuyor.</p>
<p><strong>Adım Adım’ın Koşu Kültüründe Önemi Büyük</strong></p>
<p>Sivil toplum ve koşu alanı deyince ilk akla gelen oluşumlardan biri Adım Adım Organizasyonu. Erhart, Adım Adım’ın Türkiye&#8217;de dayanıklılılık artırıcı sporlar aracılığı ile sivil toplum için bağış ve farkındalık yaratmayı hedefleyen bir oluşum olduğunu belirterek, “ 2008 yılına Runatolia Maratonu kapsamında ilk yardımseverlik koşumuzu yaptık. Bugün 60,000 koşucu 75 STK için koşuyor. Bugüne kadar toplanan bağış 52 milyon TL “ bilgisini veriyor. Mine Kılıç da Adım Adım’ın Türkiye’nin koşu kültürüne devrimsel bir katkı sağladığını belirtiyor. Özellikle kadın koşucuların artmasında Adım Adım’ın çok etkili olduğunu belirten Kılıç, “Sivil toplum kuruluşlarında çalışan kadınların spora başlaması da Adım Adım sayesindedir. Bir yandan projeler için para toplanırken, öte yandan bu işin mutfağındaki insanlar da parkurlarda destekçilerle birlikte koşuyor. Bu çok değerli ve önemli.” diyor.</p>
<figure id="attachment_37673" aria-describedby="caption-attachment-37673" style="width: 320px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37673 size-boldthemes_small" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Bet%C3%BClSelcen%C3%96zerKO%C5%9EU1-320x433.jpg" alt="" width="320" height="433" /><figcaption id="caption-attachment-37673" class="wp-caption-text">Betül Selcen Özer</figcaption></figure>
<p>Betül Selcen Özer’in koşuyla yolunun kesişmesi de Adım Adım sayesinde olmuş. Adım Adım yönetiminde yer alan Şener Kurtuluş’un emeğinin büyük olduğunu vurgulayan Özer, “Adım Adım’ın ve yardımseverlik koşularının sivil toplumda bireysel bağışçılık alanında büyük fark yarattığına inanıyorum. Tabi sadece bağış ekseninde de düşünmemek lazım. Bugün bir çok STK’yı yardımseverlik koşuları sayesinde tanıdık, hangi alanlarda çalıştıklarını öğrendik ve hiç bilmediğimiz alanlara dair farkındalığımız arttı. Bir sivil toplum çalışanı olarak koşmaktan ve bunu kendi çalıştığım sivil toplum kuruluşu için faydaya dönüştürmekten büyük onur duyuyorum. “ diye anlatıyor. Özer’in koşu alanındaki en mutlu olduğu gelişmelerden biri de 15 yaşındaki kızı Azra’nın  Runatolia 2019’da Tohum Otizm Vakfı’nda eğitim gören akranları için adım atması olmuş.</p>
<p><strong>Güçlü ve Kendinden Emin Kadınlar</strong></p>
<p>Koşmanın kadınları güçlü ve kendinden emin hale getirdiğini belirten Itır Erhart, koşunun, sınırları (fiziksel ve psikolojik) zorlayan bir spor olarak, hem bireysel hem toplumsal olarak güçlenmeye kartı sağladığını belirtiyor.  Erhart, koşunun kendi bireysel hayatına çok katkı ve gelişme sağladığını belirterek, “Aynı etkiyi koşan tüm kadınlarda da gözlemledim. Hızlı koşmalarına, maraton koşmalarına gerek yok (isterlerse sonra bunları da denerler) ama mutlaka koşsunlar” tavsiyesinde bulunuyor.</p>
<figure id="attachment_37672" aria-describedby="caption-attachment-37672" style="width: 238px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37672" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/FB_IMG_1555354168775-640x967.jpg" alt="" width="238" height="360" /><figcaption id="caption-attachment-37672" class="wp-caption-text">Mine Kılıç</figcaption></figure>
<p>Koşan ve koşmak isteyen kadınların özellikle manevi desteğe, bilgiye ihtiyaçları olduğunu vurgulayan Mine Kılıç’ın alandan gözlemleri şunlar; “Zaman zaman grup olarak koşsanız da genel olarak koşu “yalnız” yapılan bir spor. Bu durum diğer kadınlarla iletişimde olmayı gerektiren nedenlerden biri. Koşan kadınlar, koştukları için aydınlanma yaşayıp, konuya ideolojik bakmıyorlar. Bunu bir özgürlük ya da eşitlik alanı olarak değil “hobi” olarak görüyorlar. Bu nedenle taciz, başarısızlık, sakatlanma, küçümsenme olduğunda kolayca vazgeçebiliyorlar. İş ya da normal hayatta olduğu gibi “diğer” kadını kendilerine rakip görüp, kıskanıldıklarını düşünebiliyorlar. “Genel” olarak ise (adı konulmasa da) birbirlerine destek olduklarını, olmaya çalıştıklarını söyleyebilirim. Ama bu “talep” üzerine şekilleniyor.”  Kılıç’ın koşmak isteyen kadınlara tavsiyesinde ise ‘özgürlük ve keşif’ vurguları göze çarpıyor: “Spor yalnızca sağlık değil özgürlük de getiriyor. Yeni yerler görmeyi, yeni insanlarla tanışmayı, yeni bakış açıları kazanmayı sağlıyor. Zihnen ve bedenen insanı besleyen mutlu ve özgür kılan bir eylem. İnsanı farklılaştırıyor, sıradanlıktan uzaklaştırıyor, kendine güveni arttırıyor. Toplum kadınlara, sürekli başkalarını düşünüp, başkaları için yaşamalarını, fedakarlık yapmalarını söylüyor. Spor sayesinde öncelikle kendilerini sevecek, yatırım yapacak ve ne kadar değerli olduklarını hissedecekler.”</p>
<p>Kadınların  ‘Ben yapamam’ fikrini kafadan çıkartarak harekete geçmelerinin hem koşu hem de hayatın her alanı için geçerli olduğunu belirten Betül Selcen Özer, “Kimse sizden bir anda bir koşuyu tamamlamanızı, hiç durmadan 10 km koşmanızı beklemiyor. Bir koşu etkinliğine yürüyerek daha olsa katılmanız, belki ilk etkinliğinizde 100 metre koşmanız, sahilde yürürken ilerideki bankı hedefleyerek kısa bile olsa adımlarınızı hızlandırmanız yepyeni bir başlangıç yapmanızı sağlayabilir. Yeter ki isteyin ve inanın… Kadınların istediği zaman yapamayacağı, başaramayacağı hiçbir şey yok.” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/20/sivil-toplumda-kosan-kadinlar/">Sivil Toplumda ‘Koşan Kadınlar”…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan Atölye’de Eğitim ve İş Birliğinin Olanakları Konuşuldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/15/meydan-atolyede-egitim-ve-is-birliginin-olanaklari-konusuldu-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2019 12:38:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Betül Selcen Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Uçak]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Çalışkan]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Gürer]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37484</guid>

					<description><![CDATA[<p>YADA Vakfı'nın düzenlediği ‘Meydan Buluşmaları’nın arama toplantısı olan ‘Meydan Atölyesi’nde sivil toplum temsilcileri, eğitimi ve STK’lar arası iş birliğinin olanaklarını konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/15/meydan-atolyede-egitim-ve-is-birliginin-olanaklari-konusuldu-2/">Meydan Atölye’de Eğitim ve İş Birliğinin Olanakları Konuşuldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p2"><span class="s1">Yaşama Dair Vakıf’ın (YADA) geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği ‘Meydan Buluşmaları’ ve ‘Meydan Atölyeleri’ farklı temalarda sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirmeye ve bu kuruluşların yeni bir diyalog ve müzakere modelini hayata geçirmeleri için çalışmalar gerçekleştirmeye devam ediyor. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Meydan Buluşmaları’nın ilki ‘Hepimize ait şehirleri hep birlikte konuşmak için’ çağrısıyla İstanbul’da, ikincisi ise Ankara’da “Mülteci Meselesi Kimin Meselesi?” başlığıyla gerçekleşmişti. Eğitim temasıyla gerçekleşecek bir sonraki ‘Meydan Buluşmaları’nın arama çalışması olarak gerçekleşen atölye geçtiğimiz hafta yapıldı. STK&#8217;ların eğitim alanındaki gündemleri, eğitimde problem alanlarının neler olduğu, bu sorunların çözümü noktasında kamunun dikkatini çekecek çözüm önerilerinin ya da modellerin nasıl geliştirileceği ve STK’ların eğitim konusunda iş birliğinin nasıl sağlanacağı sorularına yanıt arandığı atölyeye eğitim alanında çalışan STK temsilcileri katıldı. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“Sivil Toplum Birbirini Müzakere Edilemez Görüyor&#8221;</b></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37246 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/IMG_6112-640x472.jpg" alt="" width="360" height="266" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6112-640x472.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6112-1280x944.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6112-1024x755.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></p>
<p class="p2"><span class="s1">Meydan Buluşmaları fikrinin nasıl ortaya çıktığını anlatan YADA Vakfı Yöneticisi Pınar Gürer, “2014 yılında kamu yönetimi, yurttaşlar ve sivil toplumun gözünden sivil toplum nasıl görülüyor bunu resmetmek üzere bir araştırma gerçekleştirdik. ‘Sivil Toplumun İtibarı’ dediğimiz bu araştırma sonucunda bizi bugüne getiren dört önemli bulgu saptadık. Bunlardan bir tanesi kamu yönetimi ve yurttaşlar, sivil toplum kuruluşlarını çatışmacı ve müzakere edilemez, etkisiz, iş birliksiz buluyor ayrıca kendi konularına çok kapalı görüyor. Bu konularda STK’lar da hemfikir. Sivil toplum kendi dışındaki sivil toplumu &#8216;etkisiz, çatışmacı, müzakere edilemez ve iş birliksiz&#8217; görüyor. Bir iş birliği var ama bu iş birliği birbirine benzeyenlerin bir arada olduğu bir işbirliği hatta bunu raporda güç birliği olarak tarif etmiştik” dedi.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“İşbirliği STK’ları Daha Etkili Kılıyor&#8221;</b></span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Birbirine benzemeyen STK’ların bir arada bulunmadıklarının yanında birbirlerini görmediklerine vurgu yapan Gürer, aynı zamanda birbirlerine her anlamda kapalı oldukları için müzakereden bahsetmenin mümkün olmadığını söyledi. Ayrıca STK’ların kendi ilgilendikleri meseleye fazlasıyla kapalı olmaları nedeniyle kendi meselelerini tam olarak göremediklerini belirten Gürer, “Mesela mülteci meselesiyle ana meselesi mülteciler olan sivil toplum kuruluşları ilgileniyor. Halbuki birçok alanda çalışan sivil toplum kuruluşunun bu konuda elini taşın altına koyması gerekir. Eğitim de herkesi ilgilendiren konulardan bir tanesi. Biz de bu bulgulardan yola çıkarak iki model tasarladık. Sivil Sayfalar ve Meydan Buluşmaları. Sivil toplum kuruluşlarını nasıl etkili hale getiririz? STK’lar toplumun kararlarını, kanaatlerini ve karar vericileri nasıl daha fazla etkilerler? Bu etkiyi nasıl arttırırız, işbirliğini nasıl arttırırız, daha müzakere edebilir bir sivil toplum anlayışının inşasına nasıl katkıda bulunabiliriz? YADA olarak dertlerimiz bunların etrafında dönüyor. Sivil Sayfalar bunun online bir mecrası. Meydan Buluşmalarıyla da Sivil Sayfalar’ın fiziki versiyonunu yapmaya çalışıyoruz. Meydan’ın bir sahibi yok. Meydan eşitlerin bir arada olduğu bir yer.  YADA olarak Meydan’da çalıştığımız konuların temsilcisi değiliz. Mesela eğitim bizim bir konumuz değil. Bu konunun konuşulması için sivil toplum dünyasının buluşma alanı Meydan. Çünkü işbirliğini sağlayacak şeylerden bir tanesi STK’ların kendi ontolojisini bir kenara bırakıp sadece çalıştığı meselenin sınırlarında kalarak, işbirliğine imkan yaratmak. İşbirliği de çok önemsediğimiz bir şey çünkü işbirliği, STK’ları kararları ve kanaatleri etkileme noktasında daha etkili kılıyor” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><strong>&#8220;Otizmli Bireylerin Uğradığı Ayrımcılık Daha Derin&#8221;</strong></p>
<figure id="attachment_37252" aria-describedby="caption-attachment-37252" style="width: 360px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37252" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/IMG_6179-640x524.jpg" alt="" width="360" height="295" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6179-640x524.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6179-1280x1049.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6179-1024x839.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-37252" class="wp-caption-text">Betül Selcen Özer / Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü</figcaption></figure>
<p>STK’lar arası işbirliğinin olumlu sonuçlar doğuracağı yönünde kanaat bildirilen atölyede, Tohum Otizm Vakfının da içinde bulunduğu otizm alanında çalışan 22 STK iki sene süren bir çalışmadan sonra Türkiye&#8217;de otizm konusunda yapılması gerekenleri nasıl bir eylem planı haline geldiği konuşuldu. Hazırlanan ‘Otizm Eylem Planı’ çerçevesinde devlet tarafında gerçekleşen müzakereler neticesinde, devletin artık bir ‘Otizm Eylem Planı’ olduğunu dile getiren Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer, “Çalışmalarımız devlet tarafında kabul gördü. Otizm Eylem Planı çalışmalarını yaparken otizm alanında çalışan STK’larla bir iç tartışma yaptık. Şimdi düşününce bir dış çembere daha gitmemiş olmamızı önemli bir eksiklik olarak görüyorum.  Otizm alanında çalışan ve farklı görüşlerden STK’lar olarak hepimiz aynı noktaya odaklandık ama farklı alanlarda çalışan diğer STK’ları da işin içine dahil etseydik farklı bir perspektif, farklı bir çalışma ortaya çıkabilirdi” şeklinde konuştu. Engellilik alanında otizmli bireylerin başka bir ayrımcılığa maruz kaldığına dikkat çeken Özer, “Sınıfta imza toplanıp görme yada bedensel engelli bir öğrencinin çıkarıldığına şahit oldunuz mu? Oysa ki otizmli bireyler için durum çok farklı…Veliler çok kolay imza toplayıp otizmli bir çocuğun eğitim hakkında engel olabiliyor. Engelli alanını düşündüğümüzde otizmli bireylerin uğradığı ayrımcılık çok daha kesin ve derin…Bizim de temel derdimiz bu aslında” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Grupların Kendi Gençliğine Ulaşma Oranları % 10 Bile Değil&#8221;</strong></p>
<figure id="attachment_37253" aria-describedby="caption-attachment-37253" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37253" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/IMG_6142-640x368.jpg" alt="" width="360" height="207" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6142-640x368.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6142-1280x735.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6142-1024x588.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-37253" class="wp-caption-text">Erol Erdoğan / İstanbul Düşünce Vakfı</figcaption></figure>
<p>Atölye kapsamında STK temsilcileri Türkiye’de eğitim alanındaki sorunlara telefonlarıyla katıldıkları interaktif bir ortamda başlıklar açtılar. Ortaya çıkan başlıklar üzerinden bir değerlendirme yapan İstanbul Düşünce Vakfı&#8217;ndan Erol Erdoğan ortaya çıkan başlıkların büyük  çoğunluğunun eğitim felsefesiyle ilgili olduğuna dikkat çekti. Eğitimin &#8216;makbul vatandaş&#8217; yetiştirme yönüyle ilgili başlığını değerlendiren Erol Erdoğan, “Bir okuldaki eğitimi devletten özgürleştirip, bağımsızlaştırıp mesela okul aile birliğine versek, nasıl bir eğitim ortaya çıkar? Daha iyi bir eğitim ortaya çıkmaz. Veya bir sivil toplum kuruluşları birliğine eğitim işini versek, daha tehlikeli bir eğitim anlayışı da çıkabilir. Dolayısıyla buradaki sorun; bireylerin, toplumun, devletin eğitime nasıl bir anlam yüklediğine yani eğitim felsefesine bakmamız gerekiyor. Eğitimin birincil amaçları ve ikincil amaçları diye bir ayrım yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Eğitimin birincil amaçları; soran, araştıran, konuşan, bakan gören, tartışmayı ve aramayı bilen, bulmayı bilen, merak duygusunun peşinde koşan bir insan yetiştirmektir. Türkiye’de hem devlet hem STK’lar eğitimin ikincil amaçlarına yönelmiş durumdayız. Dindarlar dindar nesil yetiştirmenin, Kemalistler de kemalist nesil yetiştirmenin derdine düşmüş durumda. Oysa yapılan araştırmalar gösteriyor ki Türkiye’deki ideolojik grupların kendi gençliğine ulaşma oranları % 10 bile değil. Biz devlet, toplum, birey ve STK’lar olarak eğitimin birincil amacına odaklanmalıyız. Onu başarmadan ikincil amaç olan &#8216;iyi insan&#8217; veya yeteneğinin gereğini yapan insan yetiştiremeyiz. Bunun için eğitimi yeniden tanımlamak ve yeniden felsefesini konuşmak durumundayız” şeklinde konuştu.</p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“Sivil Toplum Haberciliği Yapıyoruz”</b></span></p>
<figure id="attachment_37249" aria-describedby="caption-attachment-37249" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37249" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/IMG_6116-640x551.jpg" alt="" width="360" height="310" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6116-640x551.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6116-1280x1102.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6116-1024x882.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-37249" class="wp-caption-text">Emine Uçak / Sivil Sayfalar Yayın Danışmanı</figcaption></figure>
<p class="p2"><span class="s1">Sivil toplum dünyasının içe kapanma halinin aşılması için Sivil Sayfalar’ın önemli bir mecra olduğuna dikkat çeken Sivil Sayfalar Yayın Danışmanı Emine Uçak, “Sivil toplum dünyası toplumun sorunlarını bilgisi, tecrübesi ve birikimi sayesinde çok iyi tespit ediyor. Ama bunu kamuya ulaştırmada, etki yaratma meselesinde ve topluma anlatma konusunda sorunlar yaşıyor. Sivil toplumun etkisini, gücünü artırmak ve tecrübesini görünür kılması gereken bir zamandayız. Sivil toplumun ortaya koyduğu raporlar ve araştırmalar var. Ama artık insanların değil rapor haber okumaya bile tahammülleri yok. Bu yüzden de içeriklerin daha anlaşılır, hikayesi olan bir forma dönüşmesi noktasında Sivil Sayfalar var. STK’ların çalışma takvimlerine, etkinliklerine ve duyurularına yer verdiğimiz Sivil Takvim bölümümüz var. Sivil Sayfalar’da sivil toplum haberciliği yapıyoruz. Yurttaş gazeteciliği, hak gazeteciliği konuşulan alanlar ama sivil toplum haberciliği Türkiye’de yeni yeni konuşulan bir alan. Bunu Türkiye’de kavramsallaştırmaya çalışıyoruz.” dedi.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“Sivil Sayfalar, Sivil Toplumun Veri Bankası&#8221;</b></span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Eğitimle ilgili haber yaparken eğitim konusunda çalışan STK’ların birbirlerinden ve çalışmalarından haberdar olmalarını sağlayacak içerikler oluşturmaya çalıştıklarını belirten Uçak, “Sivil Sayfalar haberciliğinin öğretici bir yanı var. Aynı meseleler etrafındayız ama birbirimizden ve çalışmalarımızdan haberimiz yok. Bu yüzden içeriklerimizin özgün, farklı perspektif ve  kurumları bir araya getiren çoğunlukçu bir yapıda olmasına özen gösteriyoruz. Sivil Sayfalar farklı illerde bir muhabir ağı da örgütlemeye çalışıyor. STK’ların sadece duyuru ve bilgilerinin dışında sivil toplumun da içerik üretmesini ve köşe yazılarıyla destek vermesini de önemsiyoruz. Gündeminize aldığınız konunun tartışılması, dosya haberinin yapılması ya da analizinin yapılmasını istediğiniz konuları bize ulaştırmanız bu anlamda çok önemli. STK’ların yetişmiş ve uzmanlaşmış aktörlerinin görünür olmasını istiyoruz. Sivil Sayfalar’da bunu yapıyoruz. Yaklaşık 5 bin özgün içeriği olan online haber ağımızda STK başlığımız var ve sivil toplum dünyasını ilgilendiren haberlere oradan ulaşabiliyorsunuz. Bu anlamda Sivil Sayfalar’a sivil toplum dünyasının veri bankası diyebiliriz” şeklinde konuştu.</span></p>
<figure id="attachment_37250" aria-describedby="caption-attachment-37250" style="width: 360px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37250" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/IMG_6153-640x416.jpg" alt="" width="360" height="234" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6153-640x416.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6153-1280x831.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6153-1024x665.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-37250" class="wp-caption-text">Mehmet Ali Çalışkan / YADA Vakfı Kurucusu</figcaption></figure>
<p class="p2"><span class="s1">Türkiye sivil toplum dünyasının, siyasetin dayattığı kutuplaşmayı kabul etmeyen, müzakere kültürünü ortaya koyan bir perspektife ihtiyacı olduğu söyleyen YADA Vakfı Kurucusu Mehmet Ali Çalışkan, “STK&#8217;ların rolleri nedir, toplumsal ve kamusal hayattaki faydaları nerededir? Bu soruları sorduğumuzda kimliğinden ve konusundan bağımsız STK’ların üzerinde anlaştığı bazı kavramlar var. Bir tanesi keşfetme becerisi. Toplumsal ve çevresel sorunları sivil toplum kuruluşları keşfediyor. Kız çocuklarının okula erişim konusunu, inancı nedeniyle eğitime erişememe konusunu ve engellilerin kente erişim konusunu STK&#8217;lar keşfediyor ve kamu yönetiminin önüne çözülecek problemler olarak koyuyorlar. Yani bir grup engelli ortaya çıkıp kendilerinin şehre erişemediğini bize söylemeseler, biz onu bir sorun olarak alıp çözülecek bir konu haline getirmeyiz. Kamu yönetimi de getirmez, getirmiyordu nitekim” diyerek devam etti.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“STK’lar Birbirlerine Karşı Yüksek Duvarlar Örüyor&#8221;</b></span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Türkiye’de sivil toplum dünyasının sorunları keşfetme konusunda çok becerikli olduğuna dikkat çeken Çalışkan, “STK’lar Türkiye’nin neredeyse bütün konularında ortaya bilgi koyuyor ve sorunu keşfediyor. Bundan sonraki aşama sivil toplum dünyasının keşfettiği sorunu görünür kılmakla ilgili. Bir meseleyi görünür kıldığımızda o meselenin çözümü için sorumluları harekete geçirebiliyoruz. Keşfettik, görünür kıldık ve harekete geçirmeyi sağladığımızda kamu yönetimi ile toplumla bağımızı kurmayı başardığımızda, kamu yönetimi ve toplumdan ‘Peki ne yapılmalı?’ sorusuyla karşılaşıyoruz. Burada da sivil toplumun üçüncü rolü ortaya çıkıyor. Bir politika önerme ve model geliştirme. Esas mesele aslında burada başlıyor. Çünkü politika önermek bir model önermek konusu kamu yönetiminin gündemine girmek ve kamunun gündeminde konuyu öncelikli sıralara taşımakla ilgili. Kamu yönetiminin gündemine girme konusunda da sivil toplumun bir kesimi öbür kesiminden daha başarılı oluyor. Sivil toplum burada işlevsizleşiyor ve felce uğruyor. Sivil toplum dünyası olarak kendi aramızda müzakereci ve demokratik bir kültürü geliştiremediğimiz için felce uğruyoruz. Bunun sebebi de içe kapanma ve konuya kapanmadır. Bir kimliğe kendini yakın hisseden STK’lar kendi dünyalarını oluşturuyorlar ve diğerlerine karşı yüksek duvarlar örüyor ve geçişkenliği kaybediyorlar&#8221; dedi.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37251 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/IMG_6106-640x427.jpg" alt="" width="360" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6106-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6106-1280x853.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_6106-1024x683.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“Karşılaşmayı Tanışmaya Çevirmeye İhtiyacımız Var.&#8221;</b></span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Kimliğe kapanma konusu için de aynı sorunların söz konusu olduğunu belirten Çalışkan, “Mesela Aleviler kendi kimliklerini kapanıyorlar ve cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi talebinde bulunuyorlar. Alevi olmayanlar onların bu talebini görmüyorlar çünkü orada bir temas yok. Oysa ibadethane ve ibadet özgürlüğü talep etmek, Türkiye’de vaktiyle Sünni Müslüman kimliğinin çok tecrübe ettiği bir şeydi. Alevilerin şehirde ibadethane talep etmesi ile engellilerin şehirde engelliler için yol talep etmesi arasında hiçbir talep farkı yok. İki farklı yurttaş iki farklı talep dile getiriyor ve bu ikisi arasında bir ilişki var. Ama biz bir ilişki yokmuş gibi davranıyoruz&#8221; dedi. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Sivil toplum dünyası olarak içe ve kimliğe kapanmanın önüne geçmek için konu olarak ve kimlik olarak birbirine benzemeyenlerin karşılaşmasına ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Çalışkan, “Karşılaşmayı tanışmaya çevirmeye ihtiyacımız var. Bunu bir konuşma haline getirmeye, bir tartışma kültürü çıkarmaya ve işbirliği kültürünü ihtiyacımız var. Burada bir araya gelenlerin bir kısmının birbiriyle bir iş kültürü henüz gelişmiş değil. Birbirine benzeyenlerin yaptığı bir güç birliğinden bahsetmiyorum, benzemeyenlerin arasında bir konu etrafında yürüttükleri bir işbirliği girişimlerinden söz ediyorum. Bizim bugün burada toplanma kriterimiz şu olsun; kendimi ifade etmekten ve ötekini dinlemekten öteye geçmeyen bir tutum ortaya koyalım. Yani kendi pozisyonumuzu fikrimizi ortaya koyalım, ötekini dinleyelim. Çünkü bize benzemeyenlerin söylediklerini sindirmeye oturup onun hakkında düşünmeye ihtiyacımız var. Sivil toplum dünyasının birbiriyle işbirliğinin imkanlarını konuşalım” şeklinde konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/15/meydan-atolyede-egitim-ve-is-birliginin-olanaklari-konusuldu-2/">Meydan Atölye’de Eğitim ve İş Birliğinin Olanakları Konuşuldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Otizm Amerikan Hastalığıdır, Bizde Olmaz” Dediler Ama Bugün Bir Otizm Eylem Planımız Var</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/02/otizm-amerikan-hastaligidir-bizde-olmaz-dediler-ama-bugun-bir-otizm-eylem-planimiz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Apr 2019 07:51:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Betül Selcen Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Otizm Farkındalık Günü]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[Otizme Mavi Işık Yak]]></category>
		<category><![CDATA[TOHUM OTİZM VAKFI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37086</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Otizme Mavi Işık Yak' kampanyasıyla, otizm farkındalığı yaratmayı hedefleyen Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer, “Tohum Otizm Vakfı ilk kurulduğu yıllarda Ankara’ya otizmin önemini anlatmak için gidildiğinde; ‘Otizm Amerikan hastalığıdır bizde olmaz’ dediler ama bugün bir otizm eylem planımız var. Resmi Gazete’de yayınlanan ve devlet kurumları tarafından kabul edilen ve bakanlıklar koordinasyonunda yürütülmeye çalışılan bir program” dedi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/02/otizm-amerikan-hastaligidir-bizde-olmaz-dediler-ama-bugun-bir-otizm-eylem-planimiz-var/">“Otizm Amerikan Hastalığıdır, Bizde Olmaz” Dediler Ama Bugün Bir Otizm Eylem Planımız Var</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Bugün ‘2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’ ve günümüzde her 59 çocuktan 1’i otizm riski ile dünyaya geliyor. Doğuştan gelen ve genellikle yaşamın ilk 3 yılında fark edilen gelişimsel bir farklılık olan otizmin dünyada hızla artmasıyla, Birleşmiş Milletler kamuoyunun dikkatini çekmek için deklare ettiği ‘2 Nisan Otizm Farkındalık Günü’nde, ‘Otizme Mavi Işık Yak Kampanyası’ başlattı. Otizm konusunda yaptığı projelerle başarılı bir sivil toplum kuruluşu örneği olan Tohum Otizm Vakfı, 2009 yılından beri bu kampanyanın Türkiye elçisi olarak #otizmemaviışıkyak kampanyasıyla Nisan ayı boyunca otizm farkındalığı konusunda çalışmalar yürütecek. Biz de Sivil Sayfalar olarak bu güzel kampanyaya destek olmak için Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer ile Türkiye’de otizm gerçeğini ve vakıf olarak bu alanda nasıl bir marka haline geldiklerini konuştuk. </span></p>
<figure id="attachment_37092" aria-describedby="caption-attachment-37092" style="width: 320px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37092 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/WhatsApp-Image-2019-04-01-at-11.53.52-640x959.jpeg" alt="" width="320" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/WhatsApp-Image-2019-04-01-at-11.53.52-640x959.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/WhatsApp-Image-2019-04-01-at-11.53.52-1024x1534.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/WhatsApp-Image-2019-04-01-at-11.53.52.jpeg 1068w" sizes="auto, (max-width: 320px) 100vw, 320px" /><figcaption id="caption-attachment-37092" class="wp-caption-text">Betül Selcen Özer / Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Otizme Mavi Işık Yak Kampanyası nasıl bir farkındalık oluşturacak ve nasıl bir sosyal etki sağlayacak? </b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Tohum Otizm Vakfı olarak, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde kamuoyunun dikkatini otizme çekmek için başlattığımız ve tüm dünyada büyük ilgi gören Mavi Işık Yak Kampanyası (Light It Up Blue) ile Türkiye’de ikonik binalar Aydınlatma Gereçleri İmalatçıları Derneği (AGİD) üyelerinin katkıları ve desteği ile mavi ışıkla aydınlatılacak. Bugün insanlar mavi giyecek ve sosyal medya hesapları üzerinden #otizmemaviışıkyak etiketi ile otizmle ilgili mesajlar vererek otizmin farkında, otizmli bireylerin yanında olduklarını ifade edecekler. Otizm farkındalığına destek vermek için akşam saatlerinde 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Galata Kulesi başta olmak üzere, İzmir Saat Kulesi, Masal Şato, Diyarbakır’da Surlar, Amasya Kalesi gibi birçok yapı AGİD üyelerinin katkılarıyla mavi ışıkla aydınlanacak.</span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Bu projeyle bir sosyal etki yaratmak ve otizm konusunda bir farkındalık yaratmayı düşündük. Maalesef<span class="Apple-converted-space">  </span>Türkiye’de otizmli bireylerin otizm algısı ve bilgi düzeylerini ölçmeye yönelik bir araştırma yoktu. Tohum Otizm Vakfı bu araştırmayı ilk olarak 2015 yılında biz yaptık. 2017’de de bu araştırmayı tekrarladık. Maalesef otizm konusundaki farkındalık karnemiz zayıf. Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinde 15 ilde yapılan araştırmaya göre otizmi her 10 kişiden 8’i bilmiyor. Otizmin ne olduğunu ve belirtileri konusunda bir fikir sahibi değiller. O yüzden #otizmemaviışıkyak ve bu tarz farkındalık kampanyaları otizmin ne olduğunu anlatmak konusunda ve kamuoyunun dikkatini otizme çekmek konusunda önemli bir kampanya bu yüzden herkesin katılımını ve desteğini bekliyoruz.</span></p>
<p> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-37093" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Resmi-2019-04-02-01.08.06-640x351.png" alt="" width="640" height="351" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Resmi-2019-04-02-01.08.06-640x351.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Resmi-2019-04-02-01.08.06.png 991w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p class="p4"><span class="s1"><b>Tohum Otizm Vakfı olarak Otizm farkındalığı konusunda sürdürülebilir faydalar sağlamak ve çözümler üretmek için neler yaptınız? Hayata geçirmeyi düşündüğünüz yeni projeleriniz var mı?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Tohum Otizm Vakfı olarak otizmli bireyler ve aileleri için 2003 yılından beri çalışıyoruz. Aslında otizm ve çocuklarımıza erken tanı ve topluma kazandırmak, hem çocukların hem de ailelerin eğitim ve sağlık hizmetlerine eşit şart ve fırsatlar da yararlanabilmelerini sağlamak amacıyla kurulduk. Bugüne kadar 15 yılda toplam 36 ulusal ve uluslararası projeye imza attık. Bir model okul kurduk ve ülkemizde otizm konusunda çok önemli bir müfredatı kazandırdık. Yine farkındalık ve savunu çalışmaları projeler ve işbirlikleri ile bugüne kadar Türkiye’de 427.000’in üzerinde otizmli çocuğu ve ailenin hayatında fark yarattık. Çalışmalarımızı hem ulusal hem de uluslararası çapta sürdürüyoruz ve tüm bu çalışmalar kapsamında birçok ilke imza attık. İlk otizmli çocuklara yönelik eğitim portalından ailelere yönelik eğitim portalına, mobil uygulamalardan model okula, bu alanda öğretmen eğitimlerine ve sağlık personeli eğitimlerine kadar bir çok proje gerçekleştirdik. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Tohum Otizm Vakfı olarak bugün 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde hem otizme farkındalık yaratmak hem de çocukların eğitimi için ihtiyaç duydukları farklı yaklaşımı sağlamak adına özel bir projeye imza atıyoruz. ‘Farklı Bir Okul’ projesi kapsamında; Özel Tohum Vakfı Özel Eğitim Okulu’nun binası gerçek mimari planına sadık kalınarak otizmli çocukların eğitiminde yardımcı bir teknoloji olarak olumlu sonuçlar veren Minecraft oyununun içerisinde inşa edildi. Farklı Bir Okul projesinin açılışı bugün otizme mavi ışık yakarak yapılacak ve proje kapsamında dijital ortamda bir eğitim alanı yaratılıp, özel eğitim programları hazırlanacak. Proje sayesinde farklı ihtiyaçlara sahip olan öğrenciler mekandan bağımsız bir eğitim anlayışı ile geleceğe hazırlanacak.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-37094" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Resmi-2019-04-02-03.52.31-640x174.png" alt="" width="640" height="174" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Resmi-2019-04-02-03.52.31-640x174.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Resmi-2019-04-02-03.52.31-1024x279.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Resmi-2019-04-02-03.52.31.png 1180w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p class="p3"><span class="s1"><b>Otizm spektrum bozukluğu nedir? Konuyla ilgili doğru bilinen yanlışlar nelerdir?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Otizm spektrum bozukluğu; doğuştan gelen ve yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan nörolojik gelişimsel bir farklılıktır. Sosyal etkileşim ve iletişim becerilerinde sıkıntılar ve takıntılı davranışlarla kendini gösteriyor. Konuyla ilgili doğru bilinen yanlışlardan en önemlisi, maalesef otizm hala zihinsel yetersizlikler ya da<span class="Apple-converted-space">  </span>engel durumlarıyla karıştırılıyor. En çok down sendromulu bireylerle çok karıştırılıyor. Özellikle şunu belirtmek istiyorum; otizmli bireylerin dış görünüşlerinde fiziksel gelişimlerinde herhangi bir farklılık yok. Farklılıklar onların davranışlarında ve iletişim becerilerinde. Yine otizmle ilgili doğru bilinen yanlışlardan biri de otizmli bireylerin hepsinin birer ‘rainman’ olduğu yönünde. Otizm bir spektrum bozukluğu bir yelpaze. Bu yelpazede sadece %10’u üstün dediğimiz savant becerilere sahip, onun dışında %90’da bu tarz beceriler maalesef görmüyoruz. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Otizmde erken tanı neden önemli? Geç kalındığında ne gibi riskler doğuyor? </b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Otizmde erken tanı çok ama çok önemli. Çünkü otizm günümüzde bilinen tek ilacı, tek çaresi, tek tedavisi; erken tanı ve hemen akabinde yoğun sürekli özel eğitim. Tanıyı çocuk ergen psikiyatristleri koyuyorlar ve otizmli çocuklar 18 ayda tanıyı alabiliyorlar. Bu yüzden ailelerin çocuklarının sosyalleşmeye başladığı andan itibarenki çocuklarının sosyal etkileşim ve iletişim becerilerinin çok dikkatli gözle bakmaları gerekiyor. Çünkü geç kalındığı zaman, otizmli bireylerin bağımsız birer birey olarak topluma kazandırılabilmesi konusunda en kritik evreyi biraz atlamış oluyorlar.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-37095 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/tohum_web7-640x396.jpg" alt="" width="347" height="215" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/tohum_web7-640x396.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/tohum_web7.jpg 730w" sizes="auto, (max-width: 347px) 100vw, 347px" /></p>
<p class="p4"><span class="s1"><b>Bazı ebeveynler otizmli gerçeğini kabullenmiyor ya da konduramıyor, teşhis ve tedavi sürecini erteliyor. Erken tanı sürecine götüren sinyaller nelerdir? Bu sinyalleri farkeden ebeveynler nasıl bir yol izlemeli?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Tekrarlıyorum; erken tanı sürece çok çok önemli. Erken çocukluk döneminde ortaya çıkan 7-8<span class="Apple-converted-space">  </span>tane belirti var. Ailelerin bu belirtilere hakim olmaları, çocuklarının iletişim becerilerini ve takıntılı davranışlarına dikkat etmeleri çok önemli. Nedir otizmin erken yaşta belirtileri? Göz teması kuramama,<span class="Apple-converted-space">  </span>ismi söylendiğinde bakmama, dönen nesnelere karşı aşırı ilgi duyma, sallanmak, parmak uçlarında yürümek, çırpınmak gibi bir takım davranışlarda bulunma.<span class="Apple-converted-space">  </span>Yine yaşıtlarının oyunlarına ilgi duymama, işaret parmağıyla istediği şeyi gösterememe takıntılı davranışlar sergileme ve konuşmada gerilik gibi sinyaller sayabiliriz. Şimdi tek bir belirti tek başına bir şey ifade etmiyor ama aileler hem takıntılı davranışlar hem de iletişim becerileri anlamında farklı belirtiler gözlemliyorsa hiç vakit kaybetmeden bir çocuk ergen psikiyatristine gitmeleri gerekiyor. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Gerçeği kabullenememe ya da konduramama durumu da genellikle çocukların dış görünüşlerinde ve fiziksel gelişimlerinde herhangi bir farklılık olmadığı için aileler bu belirtileri görmezden gelebiliyorlar. Mesela konuşmada gerilik otizmin belirtilerinden biridir. Bizde ne nedir?<span class="Apple-converted-space">  </span>Erkek çocuk geç konuşur denir. Bununla birlikte otizmli bireylerin akranlarıyla sosyalleşememesi de otizmin bir belirtisidir. Çocuğun çok içine kapanık olduğu, okula başlayınca geçeceği düşünülerek ötelenir. O yüzden aileler nasıl ki çocuklarının boyuna, kilosuna her şeyine çok dikkat ediyorsa, sosyal etkileşim ve iletişim alanında gösterdikleri ya da takıntılı davranışlarıyla gösterdikleri belirtilere de çok dikkat etmeleri gerekmektedir. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1"><b>Otizmde Uygulamalı Davranış Analizi nasıl bir yöntem? Bu analiz yapıldığında ne ölçüde yeterli ve faydalı oluyor? </b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Otizmli çocukların eğitiminde çok fazla ve farklı yöntemler var ama bunların tüm dünyada kabul gören ve en büyük başarıya sahip olduğu bilimsel çalışmalarla ve makalelerle tespit edilen yöntem, ‘Uygulamalı Davranış Analizi Yöntemi’dir. Bu yöntem davranışsal bir yöntem olarak bilinmekte. 2006 yılında Tohum Otizm Vakfı’nın kurmuş olduğu Tohum Vakfı Özel Eğitim Okulu’nda ‘Uygulamalı Davranış Analizi’ temelli eğitimler veriyoruz. Bu yöntem bireyin davranışlarını ve davranışlarla ilişkili çevresel özelliklerini, objektif olarak analiz etmeye dayanıyor. Eğitimlerimizde her çocuğun bireysel özelliklerine uygun birebir bir eğitim programı ortaya çıkarıyoruz. 1600 beceri içerisinden ihtiyacı olan programları belirliyoruz, her çocuğa bir buçuk eğitmen düşüyor ve eğitim birebir oluyor. Eğitim materyalleri yine çocuğa özel olarak hazırlanıyor ve eğitim 11 ay 1 hafta kesintisiz olarak devam ediyor.</span></p>
<p class="p4"><span class="s1"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-37098 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/tohum_web3-640x348.jpg" alt="" width="353" height="192" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/tohum_web3-640x348.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/tohum_web3.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 353px) 100vw, 353px" /><br />
<b>Sosyolojik olarak hangi ihtiyaca cevap veriyorsunuz? Tohum Otizm Vakfı toplumda nasıl bir boşluğu dolduruyor? </b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Vakfımızın ilk kuruluş yıllarında hep anlatılan bir hikaye vardır. “Tohum Otizm Vakfı ilk kurulduğu yıllarda Ankara’ya otizmin önemini anlatmak için gidildiğinde; “Otizm bizde olmaz o Amerikan hastalığıdır” dediler ama bugün bir otizm eylem planımız var. Resmi Gazete’de yayınlanan ve devlet kurumları tarafından kabul edilen ve bakanlıklar koordinasyonunda yürütülmeye çalışılan bir program. Aslında çok büyük bir mesafe kat ettik. Biz de olmazdan otizmli bireyler konusunda devletin eylem planının kabulüne kadar uzanan bir süreç. Tüm bu süreçte raporlarımızla ve savunu faaliyetlerimizle Ankara’ya hazırladığımız özel bilgi notlarıyla aslında otizmi hep gündemde tutmaya çalıştık. Otizm hızla artıyor ve bu konuda aslında bakanlıkların yol haritası çok belli. Şimdi bu yol haritasının takibi konusunda biz elimizden geleni yapıyoruz. Bunun dışında Türkiye’ye birçok model kazandırdık. Eğitim konusunda; otizmde çocukların eğitiminden, öğretmenlerin ve sağlık personellerinin eğitimine kadar çok sayıda eğitim verdik. Teknolojik uygulamalar ve dijital platformlar vasıtasıyla da yeni çalımalar ortaya koymaya devam ediyoruz.</span></p>
<p class="p4"><span class="s1"><b>Ekonomik sürdürülebilirlik ve gönüllü sürekliliği STK’lar için çok önemli. Bağışları ve gönüllüğü sürdürülebilir kılmak için nelere dikkat ediyorsunuz? </b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Hangi sivil toplum kuruluşunda olduğu gibi Tohum Otizm Vakfı’nın da devamlı bir kaynak yaratma ihtiyacı ve bu kaynağı doğru yerlere yönlendirmeye ihtiyacı var. Biz vakıf olarak bireysel ve kurumsal bağışlarda bir denge halinde ilerliyoruz. Yani genelde kurumsal bağışlarımız %50 ve bireysel bağışlarımız %50 şeklini almış durumda. Kurumlar kadar bireylerde Tohum Otizm Vakfı’nın çalışmalarına değer veriyor ve destekliyor. En önemli kıstas bağışların sürdürülebilir olması. Çünkü hem bir okulumuz var. Ayakta tutmaya ve yaşatmaya, bağışlarla burs desteklerini sağladığımız hem de bu alanda birçok çalışma var. Biz bu sürdürülebilirliği devam ettirmek, bağışçılarla ve kurumsal destekçilerimizle olan ilişkilerimde devamlılığı sağlamak için şeffaf ve hesap verebilirliği çok önemsiyoruz. Hiçbir yasal zorunluluğumuz olmadığı halde her yıl dış denetimden geçiyoruz. Eğitsel anlamda ve mali anlamda dış denetimden geçiyoruz. Bütün mali tablolarımız ve faaliyet raporlarımız zaten açık web sitemizde yayınlanıyor. Her kuruşun hesabını verebilmek ve tüm bu çalışmaları sürdürülebilir olarak devam ettirebilmek için bağışçılarla bu ilişkilerimizi kurabilmek çok çok önemli çok kıymetli.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-37097 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/tohum_web-1-640x348.jpg" alt="" width="373" height="203" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/tohum_web-1-640x348.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/tohum_web-1.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 373px) 100vw, 373px" /></p>
<p class="p1"><span class="s1"><br />
<b>Vakfınız ve bağışçılarınız arasında sürdürülebilir bir ilişki var mı? </b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Bu soruya evet cevabını rahatlıkla verebiliriz. Özellikle şartlı destekler de mesela burs fonuna yapılan bağışlarda özellikle sürdürülebilir bir ilişki çok kıymetli. Çünkü Tohum Otizm Vakfı olarak en az üç yıllık süreyle bursları temin ediyoruz ve bu burslarda şartlı burslarımız var. Yani bireysel bağışçılarımızın spesifik fonladığı, burs desteği verdikleri çocuklarımız var. Tüm bu süreçte çocukların gelişimlerini bağışçılarımıza raporlamaya çok özen gösteriyoruz. Yıl boyunca çeşitli etkinliklerle hangi alanda ne kadar farkındalık yarattığımızı bağışçılarımıza göstermeye çalışıyoruz.</span></p>
<p class="p4"><span class="s1"><b>Bağış sürecini etkili kılabilmek için sivil toplum kuruluşlarının nelere dikkat etmesi gerekir?</b> </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">En çok dikkat edilmesi gereken konu şeffaflık ve hesap verebilirlik diye düşünüyorum. Bağışçı destek verdiği sivil toplum kuruluşunda tüm bu süreçlerde; nelerin yapıldığını, nelerin fonlandığı, ne kadarlık bir gelire sahip olduğu, bu gelirlerin ne kadarının amaca yönelik harcandığını takip edebilmeliler. Biz otizm alanında çalışan bir sivil toplum kuruluşuyuz. Otizm ve bireylerin erken tanı eğitimi için çalışıyoruz ve bu alanda raporlarını büyük bir şeffaflıkla açıklayan ve bununla gurur duyan bir sivil toplum kuruluşuyuz. Tüm bu süreçte desteklere ihtiyacımız var bu destekleri alabilmek ve bu destekleri devam kılabilmek için de bunun hesabını verebilmek zorundayız ve bunun hesabını da her yıl hem devlete hem de bağımsız dış denetimler ne kendi bağışçılarımıza veriyoruz.</span></p>
<p class="p4"><span class="s1"><b>Diğer Sivil Toplum Kuruluşları ile işbirliğine ne kadar açıksınız? </b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Diğer sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğini çok ama çok önemsiyoruz. Bugüne kadar çok çok farklı alanlarda bir çok sivil toplum kuruluşuyla beraber çalıştık proje ortaklıkları yaptık beraber eğitimler yaptık. Onların bilgi ve deneyimlerinden yararlandık, onlar bizim bilgi ve deneyimlerimizden yararlandılar. Bu alanda farklı alanlarda çalışan farklı sivil toplum kuruluşlarının işbirliği yapmasının çok büyük bir sinerji yarattığına ve çok daha etkili olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle de farklı STK’larla çalışmalarımızı devam ettiriyoruz.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-37096" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Resmi-2019-04-02-03.51.14-640x282.png" alt="" width="640" height="282" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Resmi-2019-04-02-03.51.14-640x282.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Resmi-2019-04-02-03.51.14.png 884w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Otizmli çocukların eğitimi konusunda devlet verdiği eğitimler yeterli mi? Sizce neler yapılmalı, nasıl önlemler alınmalı?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Öncelikle şundan bahsetmek isterim; 1985</span><span class="s1"> yılında her 2.500 çocuktan 1’ine konulurken, bugün doğan her 59 çocuktan 1’i otizm riski ile dünyaya gelmektedir. Nüfusa projeksiyon yaptığımızda ülkemizde yaklaşık 1.387.580 otizmli birey olduğu ve bu durumdan etkilenen 5.550.320 aile ferdi bulunduğu tahmin ediliyor. Ülkemizde 0-19 yaş grubu arasında 434.010 otizmli çocuk ve gencimizden, okullaşabilen ve eğitime erişebilenlerin sayısı sadece 30.050’dir. Eğitim her çocuğun anayasal hakkıdır ama otizmli çocuklar için eğitim haktan da öte tek çaredir.</span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Otizmde çocukların ve bireylerin eğitiminde iki temel eğitim ortamı söz konusu. Bunlar; kaynaştırma eğitiminin uygulandığı ‘Genel Eğitim Okulları ve ayrıştırılmış eğitimin uygulandığı ‘Özel Eğitim Okulları’. Burada iki tarafta da farklı sıkıntılar var. Ayrıştırılmış eğitim kurumlarında yetersizlikten etkilenme derecesine de bağlı olarak genel eğitimden gereken düzeyde yarar sağlayamayacağını düşünen çocuklar devam ediyor. Kaynaştırmada da yarı zamanlı ve tam zamanlı olarak akranlarıyla beraber eğitimlere devam edebiliyorlar. Fakat kaynaştırma eğitimine devam edebilen çocuklara destek olarak sadece bir destek eğitim sistemi var ülkemizde. Bu konuda çok fazla rehabilitasyon merkezi var aslında. Ancak otizm eğitimi konusunda, destek eğitim Türkiye’de temel eğitimin yerini alma durumunda ve maalesef devletin bu konuda verdiği destekler çok kısıtlı. Ailelere ayda 12 saat 1 eğitim desteği veriliyor ama şunu biz her yerde önemle vurguluyoruz; otizmli bir bireyin ayda 12 saat değil haftada en az 30-40 saat yoğun sürekli özel eğitim alması gerekiyor. Maalesef böyle düşündüğümüz zaman destekler çok çok yetersiz kalıyor. Zaten ailelerin de bu konudaki en büyük çabası hem destek eğitim saatlerinin artırılması hem de otizmli bireylere yönelik okullarda uygulanan eğitim müfredatlarından geliştirilmesi yönünde. Maalesef öğretmenlerimizin de bu konuda eğitim açığı var. Özel gereksinimli bireylere nasıl yaklaşacaklarını ve nasıl davranılması gerektiğini bilmiyorlar. Ellerinde çeşitli uygulama metaryelleri de yok bu yüzden Tohum Otizm Vakfı olarak hem öğretmenlerin eğitimi konusunda hem de model kurumların yaygınlaştırılması konusunda her türlü işbirliğine açık olduğumuzu belirtmek istiyorum.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-37088 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/1553856128_betul_untold_story_award-640x427.jpg" alt="" width="346" height="231" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/1553856128_betul_untold_story_award-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/1553856128_betul_untold_story_award-1280x853.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/1553856128_betul_untold_story_award-1024x683.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 346px) 100vw, 346px" /></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Çalışmalarınız takdir görmeye devam ediyor. Tohum Otizm Vakfı olarak IBM ile ortak yürüttüğünüz bir proje, prestijli bir ödüle layık görüldü. Projeniz nasıl bir çalışmaydı?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">IBM ve Tohum Otizm Vakfı olarak beraber yürüttüğümüz bir projeyle çok prestijli bir sağlık ödülünü Türkiye’ye getirdik. Global Sağlık Üniversiteleri Konsorsiyumu (CUGH) ve Johns Hopkins Bloomberg School of Public Health&#8217;in Global Health NOW Platformu, Tohum Otizm Vakfı ile IBM&#8217;i ‘2019 Anlatılmamış Global Sağlık Hikayeleri Yarışması’nın birincisi olarak gördü ve gerçekten bizleri çok gururlandırdı ve mutlu eden ve mutlu eden bir ödül aldık. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">IBM tarafından finanse edilen projede IBM’in danışmanları ve veri bilimi insanları bizim yürütmekte olduğumuz ‘Otizmde Erken Tanı, Tanılama ve Eğitim Süreçleri’ projesinde bizlere destek verdiler. Proje kapsamında faydalanacılar ve paydaşlarımız olan aileler, aile hekimleri ve psikologlarla bir araya gelip bir ‘Tasarım Odaklı Düşünme Atölyesi’ yaptık. Elde edilen verileri değerlendirdik, sonrasında davranışsal durumu belirlemek için bize daha yararlı yaklaşımlar sundular ve önerilerde bulundular. Aslında erken tanıdan eğitim sürecine kadar olan bütün aşamalarda bize bir yol haritası çizdiler.  Biz de bu projeyle başvurduğumuz, Küresel Sağlık Konferansı 2019 kapsamında Chicago’da gerçekleştirilen ve 50 ülkeden 1700 katılımcının olduğu çok önemli bir konferansta ödülümüzü aldık. </span><span class="s1">IBM ile yaptığımız işbirliği sivil toplum ve özel sektör arasında ne güzel çalışmalar yapıldığının ve faydalı işbirlikleri gerçekleştirildiğinin iyi bir örneği oldu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/02/otizm-amerikan-hastaligidir-bizde-olmaz-dediler-ama-bugun-bir-otizm-eylem-planimiz-var/">“Otizm Amerikan Hastalığıdır, Bizde Olmaz” Dediler Ama Bugün Bir Otizm Eylem Planımız Var</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tohum Otizm Vakfı&#8217;nın Bursa’da Eğitim Atölyeleri Tamamlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/18/tohum-otizm-vakfinin-bursada-egitim-atolyeleri-tamamlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Feb 2019 09:16:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Engelli]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Tohum Otizm Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Betül Selcen Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitime Uzanan Yol Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[otizmli çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[TANAP]]></category>
		<category><![CDATA[TANAP Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[TOHUM OTİZM VAKFI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35386</guid>

					<description><![CDATA[<p>TANAP Sosyal ve Çevresel Yatırım Programları kapsamında finanse edilen Tohum Otizm Vakfı tarafından Milli Eğitim Bakanlığı iş birliği ile TANAP Doğalgaz Boru Hattı’nın geçtiği 20 ilde  uygulanmakta olan “Eğitime Uzanan Yol Projesi” kapsamında, 11 – 15 Şubat tarihleri arasında Bursa’da eğitimler verildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/18/tohum-otizm-vakfinin-bursada-egitim-atolyeleri-tamamlandi/">Tohum Otizm Vakfı&#8217;nın Bursa’da Eğitim Atölyeleri Tamamlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TANAP’ın Sosyal ve Çevresel Yatırım Programları kapsamında fon sağladığı 6 projeden biri olan “Eğitime Uzanan Yol” Projesi kapsamında düzenlenen Bursa eğitimleri İl Milli Eğitim Müdürü Sabahattin DÜLGER ’in katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-35389" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/otizm-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/otizm-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/otizm-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/otizm.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Proje kapsamında Tohum Otizm Vakfı tarafından 11, 12, 13, 14 Şubat tarihlerinde öğretmen seminerleri ile ‘Otizmli Çocuklara İletişim Becerisi Kazandırma’, ‘Otizmli Çocuklara Özbakım Becerilerinin Öğretimi’, ‘Otizmli Çocuklara Bağımsızlık Kazandırma’, ‘Problem Davranışlar ve Başa Çıkma Stratejileri’ ve ‘Ayırt Etme Becerilerinin Kazandırılması, Olumlu Pekiştirme, Öğretim Tasarlama’; 15 Şubat tarihinde ise aile ve farkındalık semineri ile ‘Aileler İçin Otizmli Çocukların Özel Eğitimi ve Eğitimde Haklar’, ‘Öğretmenler İçin Profesyonellik Eğitimi’ konuları ile ilgili uygulamalı eğitimler verildi.</p>
<div>
<p><strong>Tohum Otizm Vakfı Bursa’da Eğitim Atölyeleri düzenledi</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-35387" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/otizm4-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" /></p>
<p>Bursalıların yoğun katılımından mutluluk duyduklarını ve proje ile özel eğitim uygulama merkezleri, özel eğitim sınıfları ve kaynaştırmada öğrenim gören otizmli çocukların nitelikli özel eğitim hizmetlerine kavuşmalarını hedeflediklerini belirten Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer “20 ilde gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlerle öğretmenlerin otizm konusunda bilgi ve beceri düzeylerinde artış sağlanması amaçlanmakta. Bu anlamda proje kapsamında öncelikle TANAP Boru Hattı güzergâhında bulunan 20 ilden seçilen 60 formatör, 1.800 öğretmen ve 2.000 aileye, sonrasında ise bölge halkına yönelik geniş kapsamlı otizm farkındalık seminerleri düzenlenecek. Ayrıca Proje kapsamında bu illerde yer alan 60 özel eğitim sınıfının, MEB standartlarına uygun şekilde özel eğitim materyalleri ile donanımı sağlanacak. Proje otizm alanında çalışan uzmanlara yol gösterici olurken, otizmli çocuk ve aileleri nihai faydalanıcı olacak.” şeklinde konuştu.</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/18/tohum-otizm-vakfinin-bursada-egitim-atolyeleri-tamamlandi/">Tohum Otizm Vakfı&#8217;nın Bursa’da Eğitim Atölyeleri Tamamlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmzalar Akademik Düzeyde Otizm Eğitimleri İçin Atıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/23/imzalar-akademik-duzeyde-otizm-egitimleri-icin-atildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jan 2019 20:14:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Aylin Sezgin]]></category>
		<category><![CDATA[Betül Selcen Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Dağseven Emecen]]></category>
		<category><![CDATA[Maltepe Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Otizmli Bireylerin Eğitimi Sertifika Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Şahin Karasar]]></category>
		<category><![CDATA[TOHUM OTİZM VAKFI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34554</guid>

					<description><![CDATA[<p>Otizmli Bireylerin Eğitimi Sertifika Programı'na kayıt olanlara; ‘Otizm: Özellikler, Tanılama ve Eğitim’,‘Uygun Davranışları Artırma Teknikleri’, ‘Uygun Olmayan Davranışları Azaltma Teknikleri’, ‘Davranış Sorunlarıyla Başa Çıkma’, ‘İletişim Becerilerinin Kazandırılması’, ‘Alternatif ve Destekleyici İletişim Becerilerinin Kazandırılması’, ‘Sosyal Becerilerin Kazandırılması’, ‘Oyun Becerilerin Kazandırılması’, ‘Temel Becerilerin Kazandırılması’, ‘Akademik Becerilerin Kazandırılması’, ‘Tohum Otizm Vakfı Eğitim Programı’ konuları anlatılacak ve uygulamalı eğitimler verilecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/23/imzalar-akademik-duzeyde-otizm-egitimleri-icin-atildi/">İmzalar Akademik Düzeyde Otizm Eğitimleri İçin Atıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Üniversitesi ve Tohum Otizm Vakfı iş birliği ile açılacak “Otizmli Bireylerin Eğitimi Sertifika Programı” kapsamında, otizm eğitimleri akademik düzeyde verilecek.</p>
<p>Maltepe Üniversitesi Marmara Eğitim Köyü, Marma Otel İstanbul’da 22 Ocak Salı günü saat 14.00’te; Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şahin Karasar, Tohum Otizm Vakfı Kurucu Başkan Yardımcısı Aylin Sezgin, Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Deniz Dağseven Emecen, Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer’in katıldığı protokol imza töreni basına açık şekilde gerçekleşti.</p>
<p><strong> Aylin Sezgin: Her 68 Çocuktan Biri Otizm Riski İle Doğuyor</strong></p>
<p>Özel eğitim öğretmenliği lisans programı mezunu öğretmen bulmakta yaşanan zorluklar nedeniyle, pek çok özel eğitim okul ve sınıfında alan dışından sözleşmeli öğretmen çalıştırılmakta olduğunun altını çizen ve otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilere yönelik özel eğitim okullarında ve sınıflarında çalışan kadrolu özel eğitim öğretmenlerinin de öğretim becerilerinde önemli yetersizlikler görülmekte olduğunu vurgulayan Tohum Otizm Vakfı Kurucu Başkan Yardımcısı Aylin Sezgin “Bugün dünyada her 68 çocuktan biri otizm riski ile doğuyor ve bu rakam her yıl artış eğilimi gösteriyor. Doğuştan gelen ve yaşamın ilk üç yılında fark edilen gelişimsel bir farklılık olan otizmin günümüzde bilinen tek tedavisi, erken tanı ile yoğun, sürekli özel eğitim. Hal böyleyken Maltepe Üniversitesi ile yaptığımız ve özel eğitim uygulama merkezleri, özel eğitim sınıfları ve kaynaştırmada öğrenim gören otizmli çocukların nitelikli özel eğitim hizmetlerine kavuşmalarını amaçladığımız “Otizmli Bireylerin Eğitimi Sertifika Programı” çerçevesinde gerçekleştirilecek eğitimlerle, öğretmenlerin-uzmanların, otizm konusunda bilgi ve beceri düzeylerinde artış sağlanacak. ” dedi.</p>
<p><strong> Prof. Dr. Şahin Karasar: Çalışmaların Alana Katkısı Çok Daha Nitelikli Olacak</strong></p>
<p>Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şahin Karasar, “Adını her geçen gün daha fazla duyduğumuz Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), bugün yaklaşık her 68 çocuktan birinde görülmekte olan karmaşık bir gelişim farklılıktır.Erken tanı ve yoğun özel eğitim hizmetleri, bu çocukların gelişim, öğrenme ve davranış sorunlarının üstesinden gelmede kritik öneme sahiptir. Ülkemizde bu alanda yetişmiş uzman ve özel eğitim öğretmeni sayısı ve niteliğinin arttırılması hem üniversitelerin hem de sivil toplum kuruluşlarının sorumluluğudur. Bu sebeple, Otizm alanına büyük katkıları olan iki kurum arasında imzaladığımız bu protokol ile gerçekleştirilecek olan çalışmaların alana katkısı çok daha nitelikli ve etkili olacaktır” dedi.</p>
<p><strong>Verilecek Dersler</strong></p>
<p>Maltepe Üniversitesi ve Tohum Otizm Vakfı arasında imzalanan protokol ile açılacak “Otizmli Bireylerin Eğitimi Sertifika Programı” ‘na kayıt olanlara; ‘Otizm: Özellikler, Tanılama ve Eğitim’,‘Uygun Davranışları Artırma Teknikleri’, ‘Uygun Olmayan Davranışları Azaltma Teknikleri’, ‘Davranış Sorunlarıyla Başa Çıkma’, ‘İletişim Becerilerinin Kazandırılması’, ‘Alternatif ve Destekleyici İletişim Becerilerinin Kazandırılması’, ‘Sosyal Becerilerin Kazandırılması’, ‘Oyun Becerilerin Kazandırılması’, ‘Temel Becerilerin Kazandırılması’, ‘Akademik Becerilerin Kazandırılması’, ‘Tohum Otizm Vakfı Eğitim Programı’ konuları anlatılacak ve uygulamalı eğitimler verilecek.</p>
<p>Otizm konusunda bilgi ve beceri düzeylerinde artış sağlamak amacıyla açılan programa kayıt olmak isteyenler 21 Ocak &#8211; 11 Şubat 2019 tarihleri arasında Maltepe Üniversitesinin web sitesinden yapabilecekler.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/23/imzalar-akademik-duzeyde-otizm-egitimleri-icin-atildi/">İmzalar Akademik Düzeyde Otizm Eğitimleri İçin Atıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
