‘Virüs Bir Sonuç Değil Aslında Bir Sürecin Başlangıcı’

Kendinizi tanıtabilir misiniz? Tufan Fırat GÖKSEL, 1984 İzmir doğumluyum. 2008’de Hacettepe Sosyal Hizmet Bölümü'nden mezun olduktan sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi Zübeyde Hanım Huzurevi’nde sosyal çalışmacı olarak işe başladım. 2011 yılından 2019 yılının sonlarına kadar aynı müdürlüğe bağlı Müyesser Turfan Geçici Konuk Evi’nde birim sorumlusu olarak evsiz erkeklerle çalıştım. Şu anda İBB Toplum Sağlığı Dairesi Başkanlığı’nda eğitimler vermekteyim. Aynı zamanda Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İzmir Şube Başkanı olarak meslek örgütümün odağındaki birçok alanda kolaylaştırıcı olmaya çabalıyorum. Son olarak evli ve kız babasıyım. Sosyal Hizmet alanının Türkiye’de hala yeterince bilinmediği konusunda siz ne düşünüyorsunuz? Sosyal Hizmet alanın bilinmemesini o kadar çok arzu ederdim ki; düşünsenize öyle bir ütopya ki sosyal adalete ve sosyal refah hizmetlerine erişim diye bir sorun yok. İşsizlik yok, savaşlar yok, göç yok, sağlık, eğitim, barınma sorunu yok kendini gerçekleştirmek için sınırların olmadığı bir dünyada herkes ruhsal, fiziksel ve sosyal iyilik halinde eşit imkânlarda, kendine özgü ve biricik. Tabi ki tablonun böyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Antroposen çağı ile birlikte Dünyada verilere bakınca barınma, eğitim, sağlık, gelir eşitsizliği, göç, yoksulluk, işsizlik, temel insani ihtiyaçlara erişim ve iklim krizi dâhil tüm notları çan eğrisinin de altında uzun süredir. WRI Ross Center for Sustainable Cities’in yeni raporuna göre 330 milyon hane ve buna karşılık gelen 1.2 milyar insan sürdürülebilir ve karşılanabilir barınma garantisinden mahrum yaşıyor. Bu sayıya iklim göçleri ve savaşlar sonrası evsiz kalanlar ve kalacaklar dâhil değil, 2 milyar insan temiz suya erişemiyor, ya da Dünyadaki en zengin 42 kişinin mal varlığı, dünya nüfusunun %50’sine tekabül eden 3,6 milyar insanla eşittir; en zengin 10 ülkenin geliri de en fakir 10 ülke gelirinin tam 77 katıdır. Böyle bir dünya da sosyal hizmeti bilmemek söz konusu olamaz. Özel ihtiyaç sahibi insanlar ve canlılar olduğu sürece sosyal hizmette olacak. İnsandan yana bozulan denge kurulana kadar sosyal hizmet uygulamaları devam edecek. Uzun yıllardır bu alanda olduğunuzu biliyoruz, eğitim hayatınız ve sonrasında devam eden alandaki deneyimlerinizden söz edebilir misiniz? Alan deneyimlerime öğrencilik zamanlarımda SHÇEK’te yuva çocuklarıyla izcilik yaparak başladım desem yalan olmaz. Deneyim dediğimiz şey yaşantılar sonucu karşılıklı bir öğrenme hali değil midir? Staj yaptığım Altındağ Toplum Merkezi iyi sosyal hizmet uygulamalarıyla yerelin baş etme yetileri için işlevsel kurumlardan biri olduğunu düşünüyorum. İş hayatımın ilk 3 yılı huzurevinde yaşlı hizmetleri ile kurumsal yaşam kültürü ve sınırlılıklar konusunda tecrübelenmemi sağladı. Ancak 8 yıllık evsizlik deneyiminin çok öğretici olduğunu söyleyebilirim.  Özellikle mesleki değişim programı olan CİF ile kurumlarını ziyaret ettiğim ülkeler ve karşılaştırmalar bizler için yeni ancak Avrupa ve ABD de büyük sosyal sorunlarından biri olan evsizlik konusunda eklektik bilgi ve deneyimimi olumlu etkilemişti. Evsizlerle geçen 8 yıl terapötik ilişkiler, kurum içi ve kurumlar arası dengeler, aidiyet duygusu ve sorumluluklar, self-determinasyon, dramatik ve travmatik vakalara maruz kalmak iyileştirici ve dönüştürücü sorgulara neden oldu. Sosyal iyiliğin tarafı olmanın manevi hazzı ve yaşamın hikayeleri beni de dönüştürdü haliyle. Mülteci alanında yaptığınız çalışmalar nelerdir? Benim açıkçası mültecilerle ilk deneyimim 2006 yılında Ankara da UNCHR’nin mülteci psikososyal destek projesi kapsamında Ankara Ulus’ta anket için mülteci arayışıma tekabül eder. Kayıtsız 100’ün üzerinde Somali’de iç savaştan kaçan gelen çoğunluğu kadın, çocuk ve engelli olan grubun Ankara’da ev sahipleri ve bazı muhtemel insan ticareti yapanlar tarafından odalarını ayrı ayrı ailelere kiraladıkları bazı evlerde kadın ve çocukları içeri kilitledikleri dolayısı ile ekonomik, duygusal, fiziksel ve muhtemel cinsel istismar durumunu UNCHR’ye rapor etmemizin ardından başka bir projenin başlamasına neden oldu. Mültecilerin bir kısmı otellere yerleştirilmişti. Bu zamanki benzer tabloya 14 yıl önce şahit olmam kötü senaryoların gerçekliğine yakın tanıklık, dernek çalışmalarımızı daha çok mesleki kapasite geliştirme, farkındalık, savunuculuk ve ihmal ve istismardan korunmaya ilişkin yetileri geliştirme olarak gerçekleşti. 2018’de UNCHR, Ege Belediyeler Birliği ile belediyelerde çalışan sosyal hizmet meslek elemanlarının mültecilere ilişkin bilgilendirme ve farkındalık atölyeleri içeren bir kamp yapıldı. 2 kez Mülteci-DER ile sosyal hizmet uzmanlarına yönelik 2 günlük bilgilendirme ve atölyeler yapıldı. SHUDER İzmir Şube Mültecilerin hak temelli sosyal hizmet modellerinden yararlandırılmaları için savunuculuk ve rehberlik yapılması ve kurumlar arası işbirliği ve arabuluculuk yapılması konusunda köprü vazifesi gördü. Celal Bayar Üniversitesi’nde Sosyal Sorunlar dersleri veriyorsunuz, alanda hizmet verecek öğrencilere önerileriniz nelerdir? Celal Bayar Üniversitesi’nde Sosyal Hizmet Bölümü birinci sınıfların Sosyal Sorunlar dersine giriyorum bu dönem Korona virüsüne kadar. Öğrencilere ilk dersten beri ilk söylemim ‘Merak Edin’ ve ‘Şüphe Edin’ yaşamda kendi süreciyle başlayacak iyileşme ve dönüşümün ilk aşamalarıdır merak ve şüphe. Kendilik süreçlerini diyalektik ile tamamlayıp bilgi, beceri ve değerleri ile harmanlayarak iyi bir sosyal değişim ajanı ve dönüştürücü meslek elemanları olabilirler. Kendi yolculuğunu tamamlarsa başka yolculara daha iyi kılavuzluk edebilir insan, değişim ve dönüşüm iyilik halini yükselmeyecek her zaman bazı soruların cevabı kolay bulunmuyor. Yolda olmak lazım her şeyden önce ilişkide olmak öğrenmek ve sorgulamak gerekir. Ben sosyal hizmeti bazı zaman şöyle tanımlıyorum. ‘’Karar vericilerin hakkaniyetle dağıtması gereken kaynakları, hak temelli verilmesi istenmeyen temel ihtiyaçları, istenmeyen şekilde öğrenilmişliklerin yerine işlevsel içsel baş etme öğretilerine kılavuzluk ederek, karar vericilere rağmen ulaşmasını sağlamak ve insan onurunu korumak’’. Koronavirüs salgınının etkisinde olan dünyanın yaşadığı stres ve kaos hakkında ne söylemek istersiniz, Sosyal Hizmet bakış açısıyla yapılması gerekenler nelerdir?  Covid19 dünya için büyük bir sınav tüm dünya için stresin, kaygının, güvencesizliğin, travmaların, kaos ve şiddetin içinde yeni bir aktör olarak girdi. Postmodernizmin çocuk ve aile üzerindeki tehlikeleri yolculuğu devam ede dursun, yabancı düşmanlığı, milliyetçilik, yalnızlık, hızlı kentleşme, işsizlik, evsizlik, yoksulluk iklim krizi üzerine yeniden düşünmek gerekirken, ruhsal, fiziksel ve sosyal iyilik haline ve adil bütünleşmeye enerjimizi yönlendirmemiz gerekirken herkesi bir başkasının kaderine paydaş yapabilecek bir virüs geldi ve diğerlerini bıraktık herkes kendi kaynaklarına dönmek zorunda kaldı. Sosyal iyilik hali için yeniden üretecek birlikte yaşam deneyimlerini ertelemek zorundayız görünen tabloda bir süre doğa tahribatlarına karşı savunuculuk ertelenecek ancak kapital yeni yıkımlarını erteleyecek mi madenlerini kapatacak mı bacalarına filtre takıp kar etmekten vazgeçecek mi sizce?  Temel hakları, işsizlik, yoksulluk, iklim krizi, iklim göçleri, gelir adaletsizliğini konuşmalıyız. Virüs en çokta özel ihtiyaç sahiplerini etkileyecek dünya nüfusunun %40’ı evde ellerini yıkayabilecek su, sabun ve lavaboya ulaşamıyor. Bu virüse bağışıklığımızı azaltan yaşam kalitemizi düşürenleri de alınacak önlemlerle konuşmak zorundayız. Ölen hastaların birçoğu belki kötü iş koşulları, meslek hastalıkları, kötü alışkanlıklar, yetersiz ve kötü beslenme sonucu bağışıklığını ve iyilik halini kaybediyor. Virüsün gelişmesine neden olan ortamı yaratan etmenleri ve büyüme hırsını biraz daha fazla düşünmek durumundayız. Belki adil bir küçülme yaşanması ve alışkanlıklarımızın çoğunun tamamen değişmesi gerekiyor. Sosyal hizmetin en büyük amacı da budur aslında. Virüs bir sonuç değil aslında bir sürecin başlangıcı kanımca bu zamanlarda bilim ve felsefenin en iyi dönüştürücü olduğuna inanıyorum. Virüs elleri yıkayınca geçiyor. Biraz uzak kalacağız ancak bu dönemi dayanışarak, paylaşarak ve birbirinin ve bir şeylerin farkında olarak, kollektif sorumluluk alarak deneyimlemeyi öneriyorum. Tam da bu sebeple Sosyal hizmet; sosyal değişimi ve gelişimi, sosyal bütünleşmeyi, insanların güçlendirilmesini ve özgürleşmelerini destekleyen uygulama temelli bir meslek ve akademik disiplindir. Sosyal adalet, insan hakları, ortak sorumluluk ve farklılıklara saygı ilkelerini merkeze alır. Sosyal değişimi ve gelişimi, sosyal bütünleşmeyi, insanların güçlendirilmelerini ve özgürleşmelerini sağlaması beklenir.  Son olarak Sosyal Hizmet Günü olması nedeniyle neler söylemek istersiniz? Son olarak 17 Mart Dünya Sosyal Hizmet gününün Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu tarafından (IFSW) belirlenen 2020 ana teması; "İnsani İlişkileri Geliştirmenin Önemi" olarak belirlendi. Bu, 2010-2020 Sosyal Hizmet ve Sosyal Kalkınma için Küresel Gündem'in dördüncü ve son temasıdır. Bu tema sosyal, ekonomik ve ekolojik zorluklarla mücadelede insanlar, topluluklar ve uluslar arasındaki ilişkilerin önemine uluslararası boyutta dikkat çekmek amacıyla belirlendi.  Korona Virüsü gündeminde insani ilişkilerin iyileştirici ve dönüştürücü olması hususunda bütünleştirici bir deneyim ve öğrenme süreci olmasını temenni ediyorum.

İlgili İçerikler