Gaslighting

Birini bilinçli şekilde sürekli manipüle ederek onun gerçekliğinin yerine kendi gerçekliğini koymak. Bir kişiyi kendi algısından ve hafızasından şüphe duyacak hale getirerek delirtme girişimi.

Gaslighting terimi 1944 yapımı Gaslight filmiyle ortaya çıktı ve daha sonra psikolojide ‘gaslighting kavramı’ olarak kullanılmaya başlandı. Aslında spesifik olarak o filmdeki mağdura yaşatılan bir psikolojik şiddet türünü tarifliyor. Ancak bugün flört ve aile gibi yakın ilişkilenmelerde yaşanan duygusal şiddet biçimlerinin birçok türü de “gaslighting” olarak ifade edilmeye başlandı. Böylece duygusal şiddetin sadece bir biçimi olan manipülasyon ve manipülasyonun sadece bir türünü ifade eden gaslighting, şemsiye bir kavram gibi algılanır oldu. Duygusal bir şiddete maruz bırakıldığını hisseden ama ne olduğunu tanımlayamayan birçok insan “evet ben de bunu yaşadım!” diyerek bu kavrama tutunuyor.

Gaslighting’de; failin bilinçli hareket etmesi ve bir duygusal/maddi çıkar elde etmeyi amaçlaması ölçüttür. Gaslighting için sabit olan, failin uyguladığı yöntemden çok –çünkü farklılaşabiliyor- maruz bırakılanın yaşadığı üzerinden “sürekli kendi gerçekliğinden, algı ve hafızasından şüpheye düşmesi” denilebilir.  Ancak suçlu hissettirilme ve yaşadığı sorunu dile getirmek isterken kendini özür dilerken bulma gibi durumlar da, failin bilinçli/bilinçsiz hareket etmesine bakılmadan gaslighting olarak nitelendirilebiliyor.

 

*** Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin, Cinsel Şiddet Sustukça Artar, Hadi Konuşalım! projesi kapsamında düzenlediği Cinsel Şiddet Kavram Tartışmaları’ndan ortaya çıkan kavramları derlediği  kavramlar sözlüğünden alıntıdır.