<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Seda Karatabanoğlu, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/seda-karabatanoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/seda-karabatanoglu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 Apr 2022 20:01:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Seda Karatabanoğlu, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/seda-karabatanoglu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Pandemi ile Birlikte Toplumsal Cinsiyet Açısından Elde Edilen Sınırlı Kazanımların Kaybedilmesi Söz Konusu&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/25/pandemi-ile-birlikte-toplumsal-cinsiyet-acisindan-elde-edilen-sinirli-kazanimlarin-kaybedilmesi-soz-konusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2020 08:21:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi’nin (UN Women) hazırladığı rapora göre, Covid-19 pandemisinin yayılmasıyla birlikte son yirmi ila otuz yılda toplumsal cinsiyet açısından elde edilen sınırlı kazanımların kaybedilmesi söz konusu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/25/pandemi-ile-birlikte-toplumsal-cinsiyet-acisindan-elde-edilen-sinirli-kazanimlarin-kaybedilmesi-soz-konusu/">&#8220;Pandemi ile Birlikte Toplumsal Cinsiyet Açısından Elde Edilen Sınırlı Kazanımların Kaybedilmesi Söz Konusu&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Erkek egemen sistemde küresel bir sorun haline gelen kadına yönelik şiddet, Covid-19 pandemisiyle artarak devam ediyor. Covid-19 sağlık, ekonomi, eğitim, güvenlik ve sosyal yaşam dahil her alanda sırf biyolojik cinsiyetleri sebebiyle kadınlar ve kız çocukları için zor şartlar yaratıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">UN Women’ın 9 Nisan 2020 tarihinde yayımladığı “Covid-19’un Kadınlar Üzerindeki Etkisi” başlıklı rapora göre, Covid-19 pandemisi mevcut toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin daha da derinleşmesine; sosyal, siyasi ve ekonomik sistemler içerisindeki kırılganlıkların daha da belirginleşmesine ve salgının etkilerinin daha da derinden hissedilmesine yol açıyor. </span></p>
<h5><b>Şiddet Katlanarak Artıyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-61342 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/pandemide-siddet-640x414.jpg" alt="pandemide kadına şiddet" width="371" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/pandemide-siddet-640x414.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/pandemide-siddet.jpg 1020w" sizes="(max-width: 371px) 100vw, 371px" />Raporda yer alan sonuçlara göre, kendilerine şiddet uygulayan partnerleriyle yaşayan kadınlar, virüsün yayılmasını engellemek amacıyla evde kalma tedbirleri genişletildikçe, şiddetten kurtulmalarına yardımcı olacak kaynaklardan uzaklaştı. Covid-19 pandemisinin kısıtlı hareket ve sosyal izolasyon tedbirleriyle artan ekonomik ve sosyal stresi daha da derinleştirmekte olduğu belirtilen raporda, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin katlanarak arttığı gözlemlendi. </span></p>
<h5><b>Kadına Yönelik Şiddet Küresel Sorun</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Söz konusu rapora göre, Fransa’da 16 Mart’ta uygulanmaya başlanan karantinadan itibaren ev içi şiddet yüzde 30 oranında arttı. Yardım hatlarına gelen çağrılar Güney Kıbrıs’ta yüzde 30, Singapur’da yüzde 33 ve Arjantin’de yüzde 20 arttı. Kanada, Almanya, İspanya ve Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nde ev içi şiddet vakaları ve acil durum sığınma taleplerinde artış gözlemlendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">COVID-19 salgınının kadınlara ve kız çocuklarına karşı şiddeti küresel çapta artığını vurgulayan rapor; kalabalık evler, madde kullanımı, hizmetlere sınırlı erişim ve akran desteğinin azalmasıyla şiddet ortamının içinden çıkılmaz bir hal aldığı gözler önüne seriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşadığı evde özel alana sahip olmayan kadınların telefondan ya da internetten yardım alma ihtimalinin düşük olduğu kaydedilen raporda, istismarcıların kadınların yardım çağıramama ya da kaçamamalarından faydalandıkları belirtildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-61343 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kadina-siddet-640x360.jpg" alt="kadına şiddet" width="382" height="215" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kadina-siddet-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kadina-siddet-1280x720.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kadina-siddet-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/kadina-siddet.jpg 1920w" sizes="(max-width: 382px) 100vw, 382px" />Kadınların sorunlarına ilk müdahale eden merciler olan adli makam, polis ve sağlık hizmetlerinde salgın nedeniyle yoğunluk yaşadığı kaydedilirken, sivil toplum örgütlerinin de karantinadan ya da kaynakların yer değiştirmesinden olumsuz etkilediği gözlemlendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti önleme stratejileri adalet ve güvenlik sektörlerinin krize yönelik faaliyet planlarına entegre edilmesi gerektiği vurgulanan raporda, özellikle cinsel şiddet suçları olmak üzere suçla ilgili zaman aşımlarının askıya alınmaması, uygulanan ulusal tedbirler, evde kalma veya karantina süresi boyunca adaletin ve hukuk düzeninin askıya alınmadığının kamuoyuna özel olarak bildirilmesi gerektiği ifade ediliyor. </span></p>
<p><b>Türkiye’de Durum Ne?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de kadınlar psikolojik, fiziksel ya da ekonomik şiddet nedeniyle acil yardım hattına başvuruyor. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu verilerine göre, 9 Mart&#8217;tan beri acil yardım hatlarına 4 bin 735 kadının başvurdu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na ulaşan kadınların verileriyle hazırlanan bir başka rapora göre, şiddete uğrayan kadınlar virüsün bulaşması endişesiyle sağlık merkezlerine gidip darp raporu almaktan çekiniyor. Raporda kolluk birimlerinin pandemi dolayısıyla yoğunluk yaşadığı, bu sebeple 6284 sayılı Aı̇lenı̇n Korunması ve Kadına Karşı Şı̇ddetı̇n Önlenmesı̇ne Daı̇r Kanun çerçevesinden üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmedikleri kaydedildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun yayınladığı verileri göre, pandeminin Türkiye’de görülmeye başlandığı Mart ayında 29 kadın cinayeti işlendi ve 9 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Cinayetlerin 20’si evden çıkmama çağrılarının yapıldığı 11 Mart ile 31 Mart tarihleri arasında gerçekleşti. Cinayetlerinin 18’i ise öldürülen kadınların evlerinde gerçekleşti. </span></p>
<p><b>“K</b><b>adını kurtaracak yine kadın dayanışmasıdır”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-61340 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Av_Canan_Arin_-640x425.jpg" alt="Canan Arın" width="325" height="216" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Av_Canan_Arin_-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Av_Canan_Arin_-350x231.jpg 350w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Av_Canan_Arin_.jpg 1024w" sizes="(max-width: 325px) 100vw, 325px" />Pandemi döneminde artan kadına yönelik şiddeti Sivil Sayfalar’a değerlendiren Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı kurucularından Avukat Arabulucu Canan Arın, kadınların pandemi döneminde şikâyet hakkını kullanabilmesi için, internet ulaşımının olması gerektiğini söylüyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Ancak internet ulaşımı olmayan kadınları ne yapabilir bu ciddi bir konu. Devletin erişim imkânı gözetmeden tüm kadınlar için önlem alması gerekir ama yetkililer kadın ölümlerini izliyor ve ölümlerin izlerini yok ediyor. Bu noktada şiddette maruz bırakılan kadınlar, kadın örgütlerine ulaşmalı, kadını kurtaracak yine kadın dayanışmasıdır.”  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de 145 kadın sığınma evi bulunuyor ve sığınma evlerinin toplam kapasitesi 3 bin 482. Salgın döneminde de kapasite sorunu nedeniyle pek çok kadının sığınma başvuru yanıtsız kaldı. </span></p>
<h5><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61341 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Kadina-Yonelik-Siddete-Karsi-Uluslararasi-Mucadele-Gunu.jpg" alt="Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" width="402" height="201" />“İstanbul Sözleşmesi Uygulanmalı”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların şiddet ortamından uzaklaşmaları gerektiğini söyleyen Arın, “Şiddete maruz bırakılan kadınların barınabileceği otel ve korunaklı evler tahsis edilmeli” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sığınma evine başvuran kadınlara Covid-19 testi yapıldıktan sonra güvenli bir yere yerleştirilmesi gerektiğini aktaran Arın, “Ne yazık ki kadınlar, gerekli önlemler alınmadığı için şiddete mahkûm. İstanbul Sözleşmesi bu bakımdan büyük önem taşıyor. İmzacı devletin görevi, kadınları şiddetten koruyacak önlemleri almaktır. Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi harfi harfine uygulanmalı” diye konuşuyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/25/pandemi-ile-birlikte-toplumsal-cinsiyet-acisindan-elde-edilen-sinirli-kazanimlarin-kaybedilmesi-soz-konusu/">&#8220;Pandemi ile Birlikte Toplumsal Cinsiyet Açısından Elde Edilen Sınırlı Kazanımların Kaybedilmesi Söz Konusu&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bireyler İçin Küresel Isınmaya Karşı En Etkili Yol; Bitkisel Beslenme&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/01/bireyler-icin-kuresel-isinmaya-karsi-en-etkili-yol-bitkisel-beslenme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2020 08:17:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[1 Kasım Dünya Vegan Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Vegan]]></category>
		<category><![CDATA[Vegan Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60308</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vegan Derneği Kurucu Başkanı Ebru Arıman, koronavirüs salgını sonrasında beslenme alışkanlıklarının değişeceğini savunarak, "Bitki temelli beslenme küresel ısınmayı tersine çevirmek için her bireyin yapabileceği en önemli katkı." dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/01/bireyler-icin-kuresel-isinmaya-karsi-en-etkili-yol-bitkisel-beslenme/">&#8220;Bireyler İçin Küresel Isınmaya Karşı En Etkili Yol; Bitkisel Beslenme&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 1 Kasım Dünya Vegan Günü. The Vegan Society’nin kasım ayında kurulması sebebiyle her yıl 1 Kasım, Dünya Vegan Günü olarak kutlanıyor. Tüm dünyadaki veganlar, veganlığı görünür kılmak için çeşitli etkinlikler düzenliyor.</p>
<p>Kasım 1944’te Birleşik Krallıkta kurulan The Vegan Society’in kurucularından olan Donald Watson, süt ürünleri içermeyen vejetaryen diyetleri ve yaşam tarzlarını konuşmak üzere arkadaşı Elsie Shrigley ile birlikte, kendileri gibi süt ürünleri diyeti uygulayan 5 vejeteryanla bir toplantı çağrısı yaptı. Kendilerini tanımlamak için yeni bir kelimeye ihtiyaç duyan ekip, Watson’ın önerisiyle “vegetarian” kelimesinin ilk üç ve son iki harfini kullanma kararı aldı ve kendilerine “vegan” ismini verdi.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-60310" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Ebru_Ariman-640x708.jpeg" alt="Vegan Derneği Kurucu Başkanı Ebru Arıman" width="325" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Ebru_Ariman-640x708.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Ebru_Ariman-1280x1416.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Ebru_Ariman-1024x1133.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Ebru_Ariman.jpeg 1446w" sizes="auto, (max-width: 325px) 100vw, 325px" />Sadece Beslenme Değil, Bütüncül Bir Yaşam Biçimi</strong></p>
<p>Günümüzde veganlık, hayvansal ürünler tüketmekten kaçınmayı merkeze alan bir yaşam biçimi. Beslenme alışkanlığıyla sınırlandırılamayacak olan veganlık, kullanılan tüm ürünlerde hayvansal tüketimi ve hayvan deneyini reddediyor. Vegan Derneği Kurucu Başkanı Ebru Arıman, hayvan sömürüsünü ve türcülüğü karşısına alan veganlık felsefesini, günümüzde vegan olmayı ve hayvansal beslenme kaynaklı yaşanan salgınları Sivil Sayfalar için değerlendirdi.</p>
<p>İnsan olmayan hayvanların da tıpkı insanlar gibi doğuştan gelen ve devredilemez hakları olduğunu belirten Arıman, hayvanların sömürü malzemesi yapılamayacağını, hürriyetlerinden yoksun bırakılamayacağını, vücut bütünlüklerine müdahale edilemeyeceğini, fiziksel ve ruhsal baskıya maruz bırakılamayacağını, doğal yaşam alanlarından koparılamayacağını, istem dışı üremeye zorlanamayacağını, yavrularından ve ailelerinden koparılamayacağını, şiddet ve eziyete maruz bırakılamayacağını söylüyor.</p>
<p>Veganların, hayvanlar üzerindeki eşitsizliğe, keyfi kurallara ve sömürünün her türüne karşı olduğunu belirten Arıman, “Temel hak ve özgürlükler, insanlar söz konusu olduğunda büyük önem taşırken, hayvanlar söz konusu olunca aynı temel hak ve özgürlükler görmezden geliniyor. Biz hayvanların hak ve özgürlükleri için de bu kuralın genişletilmesi gerektiğini savunuyoruz. Daha adil ve barışçıl bir dünya arzu ediyoruz” diyerek veganlığın felsefesini açıklıyor.</p>
<p><strong>“Veganlık Felsefesi ve Vegan Beslenme Ayrı Şeyler”</strong></p>
<p>Türkiye’de veganlık tanımının yeni oturmaya başladığını kaydeden Arıman, “10 yıl öncesine göre daha iyi bir noktadayız. Veganlık, temelde bir hak arayışı ve insan olmayan hayvanlar için özgürlük mücadelesi. Ancak beslenme şekli bazen daha ön plana çıkıyor. Veganlık felsefesi ve veganların beslenmesi ayrı şeyler” diyor.</p>
<p>Türkiye’de özellikle üniversiteli gençler arasında veganlığın yaygın olduğunu ifade eden Arıman, “Gençler, daha çok merak ediyor, daha çok araştırıyor ve sorguluyor. Veganlığa olan ilginin önümüzdeki yıllarda artacağını görmek zor değil” diyor.</p>
<p>Veganlığın yayılmasında iletişim araçlarının önemli yer tuttuğunu söyleyen Arıman, “Sosyal medya gibi kitle iletişim araçlarının daha etkin kullanımı sonucu, bilgiye daha kolay erişiyoruz. Farklı kaynaklara bağlı olarak farkındalığımız hızla artıyor. Bunun yanı sıra etkinlikler, belgeseller, farkındalık çalışmaları, artan kaynak ve ürün çeşitliliği de artışı tetikliyor” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>“Hayvansal Beslenme ve Salgın Hastalıklar”</strong></p>
<p>Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) verilerine göre, dünyada yeni olan veya yeni ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların dörtte üçünün hayvan kaynaklı olduğunu belirten Arıman, “Fabrika çiftliklerinde ve egzotik hayvan pazarlarında, hayvanlar korkunç koşullarda tutuluyor. Bu yerler, virüslerin farklı türlerinin oluşması ve insanlar arasında bulaşması için uygun ortam sağlıyor. Salgın sürecinde bütün ilgi egzotik hayvan pazarlarına yönlendirildi ancak endüstriyel hayvan çiftlikleri, özellikle tavuk çiftlikleri, salgınlar için çok önemli üreme alanları” diyor.</p>
<p>Koronavirüs’ün yol açtığı Covid-19 salgını sonrası toplu alanlarda daha sıkı kontroller yapılması, vahşi hayvan ticaretinin yasaklanması ve insan-hayvan temasının sınırlandırılması çağrısını anımsatan Arıman, “Bariz olan, en basit, en ekonomik ve etkili çözümler, küresel vahşi hayvan ticaretine son vermek ve hayvan tüketimini, sömürüsünü bırakmaktır” diye konuşuyor.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-18412" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/sebze-meyve.jpg" alt="" width="240" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/sebze-meyve.jpg 480w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/sebze-meyve-320x480.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 240px) 100vw, 240px" />“Salgın Sonrası Beslenme Alışkanlıkları Değişecek”</strong></p>
<p>Koronavirüs salgın sonrası beslenme alışkanlıklarının mutlaka değişeceğini ifade eden Arıman, “Koronavirüs Vuhan’ın ıslak pazarlarında ortaya çıkmış olsun ya da olmasın, geldiğimiz noktada insanların yemek yeme şeklini etkileyeceği kesin. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, Covid-19 salgını başlangıcından bu yana veganlığa yönelen İngilizlerin sayısı yüzde 25 arttı. Bitki temelli beslenme küresel ısınmayı da tersine çevirmek için her bireyin yapabileceği en önemli katkı. Endüstriyel hayvancılık artık küresel ısınmanın önde gelen bir nedeni olarak kabul edilmekte” diyor.</p>
<p>Çevreye olan sorumluluğun sadece insan türü için olmadığını kaydeden Arıman, dünya nüfusu büyük bir hızla arttığını ve vahşi hayvan popülasyonunun ise 3’te 1 oranında azaldığını söylüyor ve ekliyor:</p>
<p>“Bu durumun dünya üzerindeki sınırlı kaynaklar için bir tehdit olacağı çok açık. Gıda savaşları, arazi savaşları, su savaşları gelecek on yılların kronik meseleleri olabilir. Bunu daha da tetikleyen şey ise elbette ki hayvancılık faaliyetleri. Hayvancılık kaynaklı karbondioksit, vegan ürün üretiminden yaklaşık yüzde 50 daha yüksek. 1 kg hayvan bedeni için ortalama 15,4 temiz su kullanıyoruz ve bugün dünya genelindeki her 3 kişiden 1’inin güvenli içme suyuna erişimi yok. Üçüncü büyük kitlesel yok oluşla karşı karşıya kalan dünya yeni çıkış yolları arıyor. Buradaki anahtar yol, hem hayvanlar hem gezegen hem de kendi sağlığımız için veganlık.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/01/bireyler-icin-kuresel-isinmaya-karsi-en-etkili-yol-bitkisel-beslenme/">&#8220;Bireyler İçin Küresel Isınmaya Karşı En Etkili Yol; Bitkisel Beslenme&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşil Politika: Küçülme Merkezli, Refah ve Mutluluk Politikası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/27/yesil-politika-kuculme-merkezli-refah-ve-mutluluk-politikasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2020 08:36:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Düşünce Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sevil Turan]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil politika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeşil Düşünce Derneği Genel Koordinatörü Sevil Turan, yeşil politikaların önemini ve siyasi çalışmanın gerekliliğini değerlendirirken, benimsenen mevcut politikaların aksine merkezine refahın ve mutluluğun koyulduğunu vurgulayıp “Yeşil politikalarda büyüme yerine küçülme merkezdedir. Refah ve mutluluğun artması hedeflenir.'' diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/27/yesil-politika-kuculme-merkezli-refah-ve-mutluluk-politikasi/">Yeşil Politika: Küçülme Merkezli, Refah ve Mutluluk Politikası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs salgını ilk olarak Aralık 2019’da Çin’de ortaya çıktı. Ardından tüm dünyayı etkisi altına alan salgındaki yaşam neredeyse bir yıla yaklaşıyor. Tüm değerlerin yeniden sorgulandığı ve düzenin kökten sarsıldığı salgın döneminde yaşam tarzı, iş yapma biçimi, ulaşım, gıda tüketim alışkanlıkları gibi günlük hayata dair pek çok unsur büyük oranda şekil değiştirdi. Salgınla birlikte çevreci politikaların önemi ve günlük hayattaki yakıcılığı bir kez daha anlaşıldı. Balkonsuz evler, alternatifsiz toplu taşıma, temiz ve ucuz gıdanın herkes için erişilebilir olması, çocuk bakımının kadın sorumluluğunda olması gibi yeşil politikaların merkezinde olan konular pek çok dünyada tartışılmaya başladı.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fransa’da mart ayında yapılan yerel seçimlerin ikinci turu salgın nedeniyle haziran ayında gerçekleştirildi. Yeşiller pek çok büyük kentte, daha önce görülmemiş bir başarı elde etti. Almanya’nın en kalabalık eyaleti Kuzey Ren-Vestfalya’da eylül ayında gerçekleşen yerel seçimlerde Yeşiller eyalet genelinde yüzde 20 oranında oy aldı. Yeşiller’in oy oranını 6 yıl önceki seçimlere kıyasla yüzde 8,3 oranında arttırdığı görüldü. </span></p>
<p><b>“Yeşiller Doğru Zeminde Siyaset Yapıyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60096 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/Sevil_turan-640x426.jpeg" alt="sevil turan" width="297" height="198" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/Sevil_turan-640x426.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/Sevil_turan-1280x853.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/Sevil_turan-1024x682.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/Sevil_turan.jpeg 1600w" sizes="auto, (max-width: 297px) 100vw, 297px" />Yeşil Düşünce Derneği Genel Koordinatörü Sevil Turan’a göre Avrupa’daki yeşil siyasetin başarısının nedeni doğru zeminde siyaset yapmak. Yeşillerin gezegenin sorunlarını bütüncül olarak ele aldığını ve yurttaşların sorunlarına doğrudan çözüm üreten bir tarz benimsediğini ifade eden Turan, “Yerel yönetimlerde yeşil siyasetin bu kadar öne çıkmasının sebebi içinde bulunduğumuz mevcut krizler. Yeşiller katılımcı, şeffaf ve hiyerarşik olmayan bir siyaset biçiminin benimsiyor” diyerek yeşil politikaların temel farkını dile getiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yerel yönetim denildiğinde akla imar ve inşaat işlerinin geldiğini kaydeden Turan, yeşillerin kurguladığı siyasetin çok girdili ve yatay iletişimle gerçekleştiğini söylüyor. Turan, Yeşillerin sosyal haklardan toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar geniş bir yelpazede yurttaşların temel ihtiyaçlarını baz alarak siyaset yaptığını belirtirken, “Yeşil politikaların tercih edilmesi şaşırtıcı değil” diyor. </span></p>
<p><b>“Yaşanan Hiçbir Kriz İklim Krizinden Bağımsız Değil”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de kısa süre önce Yeşiller Partisi’nin kurulduğunu anımsatarak, yeşil politikalarda siyasi çalışmaların önemi sorduğum Turan, kendisinin de Yeşiller Partisi kurucularında olduğunu belirtiyor ve ekliyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Yeşiller Partisi’nin kurulması tarihsel bir döneme denk geldi; çünkü iklim krizi son 10 yılda dönülemez bir noktaya geldi. Buna dair acil politika önlemlerinin alınması gerekiyor. Dünyadaki pek çok sorunu, iklim krizi bağlamında değerlendirmek gerekiyor. Ancak hiçbir siyasi oluşum bu noktada değil. Yeşillerin yaşanan krizlerden çıkış için yıllar önce önerdiği Green News Deal (Yeşil Yeni Anlaşma) Avrupa Birliği’nin gündemi yeni girdi. Türkiye’de kurulan Yeşiller Partisi dünyada ve Türkiye’de etkileri görülen iklim krizi ve getireceği sonuçların siyasi sorumluluğunu almayan yapılara bir cevap olarak kuruldu diyebilirim. Yeşil politikaların siyasi çalışmaları, ekolojik krizle baş edebilmek ve bunun siyasi sorumluluğunu, siyaset zeminine taşıyarak çözümler üretmek için hayati önemde.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yeşil politikaların yaygınlaşması için adil, akılcı ve bilimsel bilgiden yana bir tutum sergilemenin yeterli olduğunu söyleyen Turan’a göre, Türkiye’nin önemli sorunlardan biri ekolojik kriz. İklim adaletsizliği ve sosyal alanda yaşanan adaletsizliğin sadece insanlar için değil ekolojik sistemdeki tüm canlılar için geçerli olduğunu ifade eden Turan, “Bu soruna ekonomik gerekçelerle değil, toplumsal gerekçelerle çözüm üretilmeli. Türkiye’de yeşil politikanın yaygınlaşması için özel bir çaba sarf etmek gerekli değil” diyor. </span></p>
<p><b>“Yeşil Ekonomi Politikasının Farkı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeşil ekonomi politikaların, benimsenen mevcut politikalar aksine merkezine refahı ve mutluluğu koyduğunu vurgulayan Turan, “Yeşil politikalarda büyüme yerine küçülme merkezdedir. Refah ve mutluluğun artması hedeflenir. Aynı zamanda yeşil politikalar, toplumsal cinsiyet eşitliği ve buna dair pek çok yapıcı öneri de içeriyor. Bunlar gerçek sorunlar ve bu sorunlara dair yasa düzenlemelerin yapılması ve uygulama alanların genişletilmesi gerekli” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeşil ekonominin diğer bir unsurunun çalışma koşullarının düzenlenmesi ve çalışma sürelerinin azaltılması olduğunu anlatan Turan, “Yeşil politika, üretimi ve büyümeyi baz almak yerine, çalışan haklarını gözeten, refahı ve mutluluğu önceleyen bir anlayış benimsiyor. Pandemi sürecinde mevcut sistem çökme noktasına geldi. Tüm yaşananlar Kamu harcamalarının nereye yapılması gerektiği konusunda bu örnek teşkil etti” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Turan, Yeşil Düşünce Derneği olarak, sivil toplum alanındaki farkındalığı artırmaya dair politikalar ürettiğini belirtiyor ve yeşil politikaların pandemiyle birlikte Türkiye kamuoyunda öneminin arttığına işaret ediyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Pandemi döneminde milyonlarca insan, kentsel dönüşümle birlikte metrekare üzerinde hesaplanan barınmaya uygun olmayan balkonsuz evlerde, yeşil alanı olmayan mahallelerde yaşamak zorunda kaldı. Pandemi dönemi herkes için eşit ve erişilebilir sosyal hakların önemini gösterdi. Temiz, ucuz ve erişilebilir gıda, yaşanabilir evler ve mahalleler, merkezinde para olmadan insanların iyi vakit geçirdiği ve sosyalleştiği kamusal alanların gerçek hayata dair talepler olduğu anlaşıldı. Pandeminin yeşil politikaların önemi gösterdiği diğer bir alan ise hava kirliliği. Araç kullanımı ve endüstriyel üretimin düştüğü pandemi döneminde hava kirliliği azaldı. Virüsten korunmak için toplu taşımaya alternatif olarak bisiklet kullanımı öne çıktı. Saydığım konularda bazı adımlarda atılıyor ancak yeterli değil.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/27/yesil-politika-kuculme-merkezli-refah-ve-mutluluk-politikasi/">Yeşil Politika: Küçülme Merkezli, Refah ve Mutluluk Politikası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Kız Çocukları Eğitime Ulaşmada Sorun Yaşıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/11/kiz-cocuklari-egitime-ulasmada-sorun-yasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2020 09:28:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ERG]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kız Çocukları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=59337</guid>

					<description><![CDATA[<p>Salgın döneminin kız çocuklarının eğitim hakkına olan etkisini Eğitim Reformu Girişi Araştırmacısı Özgenur Korlu ve Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan Sivil Sayfalar için değerlendirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/11/kiz-cocuklari-egitime-ulasmada-sorun-yasiyor/">&#8221;Kız Çocukları Eğitime Ulaşmada Sorun Yaşıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bugün 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü. Birleşmiş Milletler, kız çocuklarının cinsiyetlerinden ötürü maruz kaldığı eşitsizlik konusundaki farkındalığın artırılması amacıyla 2012 yılında 11 Ekim’i Dünya Kız Çocukları Günü ilan etti. Böylelikle kız çocuklarının kendilerini etkileyecek kararlara katılımını artırmak istenirken, kız çocuklarına karşı ayrımcılık ve şiddeti önlenmesi ve onların insan haklarından tam ve etkili bir şekilde yararlanmaları hedefleniyor. </span></p>
<h5><b>Uluslararası Kuruluşlar Uyardı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Millet Nüfus Fonu, Covid-19 nedeniyle 2020 ile 2030 yılları arasında mevcut hesaplamalarına ek olarak 13 milyon çocuğun çocuk yaşta evlendirilebileceğini uyarısında bulundu. </span><span style="font-weight: 400;">Save the Children yardım örgütü ise, koronavirüs salgını nedeniyle 10 milyon çocuğun eğitim hayatlarına geri dönememe riski bulunduğunu açıkladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de başta eğitim hakkı olmak üzere kız çocuklarının çocuk ve insan haklarına ulaşımında sorunlar yaşanıyor. Salgın dönemiyle birlikte görünürlüğü artan eğitim eşitsizliği ve yoksulluk kız çocuklarını derinden etkiliyor. Salgın döneminin kız çocuklarının eğitim hakkına olan etkisini Eğitim Reformu Girişi Araştırmacısı </span><span style="font-weight: 400;">Özgenur Korlu ve </span><span style="font-weight: 400;">Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan Sivil Sayfalar için değerlendirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zorunlu eğitimde kız çocukların okullaşma oranlarının artırılması için “Haydi Kızla Okula Kampanyası” ve “Özellikle Kız Çocuklarının Okullaşma Oranının Artırılması Projesi” gibi çalışmalarla 2003 yılında bugüne ilerleme kaydedildiğini söyleyen </span><span style="font-weight: 400;">Eğitim Reformu Girişi Araştırmacısı </span><span style="font-weight: 400;">Özgenur Korlu, “Bu çalışmalar sonrası, yaşa göre okullaşma oranlarının da gösterdiği gibi ortaöğretimde kız ve oğlan çocuklar arasındaki fark önemli ölçüde kapandı. Fakat geldiğimiz noktada, hiçbir yaş grubunda ne kız ne de oğlan çocuklar için okullaşma oranı yüzde yüz değil” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-59339 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/ozgenur_korlu-640x427.jpg" alt="Özgenur Korlu" width="316" height="211" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/ozgenur_korlu-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/ozgenur_korlu.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 316px) 100vw, 316px" />2019 verilerine göre, Türkiye genelinde eğitimde olması gereken 6-17 yaş arası 769 bin 940 çocuğun eğitimin dışında olduğuna dikkat çeken Korlu, “Bu çocukların yüzde 50’si kız çocuğu. Yaşa göre okullaşma oranlarına bakıldığında temel sorunun 14-17 yaşta olduğunu görülüyor. Net okullaşma oranları da en düşük lise kademesinde. Bu kademede bölgesel olarak da okullaşma oranları farklılaşıyor. Erkek ve kız çocukların orta öğretimde net okullaşma oranları arasındaki en büyük fark 2,9 yüzde puan ile Güneydoğu Anadolu’da. Kuzey Anadolu Bölgesi’nde ise erkek çocukların okullaşmasının daha az olduğu görülüyor. Bu bölgede kız çocukların okullaşma oranı, erkek çocuklarınkinden 3,0 yüzde puan daha fazla” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2016 yılındaki “</span><span style="font-weight: 400;">Gençlerin İşgücü Piyasasına Geçişi” araştırma verilerini anımsatan Korlu, 15-34 yaş arası bireylerin eğitime devam edememe sebeplerinin cinsiyete göre farklılaştığını söylüyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Erkekler ağırlıklı olarak ekonomik nedenlerle eğitime devam edemezken, kadınlar evlilik ve ailenin izin vermemesi gibi diğer ailevi sebeplerle eğitime devam edemiyor. Ailevi nedenlere ek olarak, çocuk işçiliğinin erkek çocuklar gibi kız çocuklar için de eğitime erişime engel olduğunu unutmamak gerekiyor.”</span></p>
<h5><b>“Evde Olmak Güvende Olmak Değil”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgın döneminde çocukların evde olmasının güvende olduğu anlamanı taşımadığını ifade eden Korlu’ya göre bu süreçte hane içi şiddet vakaları ve çocuğun üzerindeki hane içi emek yükü artabilir. Korlu, </span><a href="http://covid19cocukhaklariizleme.org"><span style="font-weight: 400;">İstanbul’un Farklı Yerleşimlerinde Çocukların Haklarına Erişimi Araştırması</span></a><span style="font-weight: 400;">, araştırma kapsamında görüşülen hanelerde, salgın sürecinde kız çocukların erkek çocuklara kıyasla ev işi yükünün arttığını söylüyor: “</span><span style="font-weight: 400;">TÜİK tarafından yayımlanan Çalışan Çocuk Anketi 2019 sonuçlarına göre, kız çocukların ev işlerine daha fazla zaman harcıyor. Erkek çocuklarının yüzde 16,3’ü, kız çocuklarının ise yüzde 28,3’ü ev işlerine haftada 8 saat ve daha uzun süre katkı sağlıyor.</span><span style="font-weight: 400;">”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-59340 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/feray-aytekin-aydogan-640x427.jpg" alt="Feray Aytekin" width="342" height="228" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/feray-aytekin-aydogan-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/feray-aytekin-aydogan.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 342px) 100vw, 342px" />Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan,</span><span style="font-weight: 400;"> 2012 yılında uygulanmaya başlanan 4+4+4 sisteminin iki tür sonuca yol açtığını belirterek</span><span style="font-weight: 400;"> “Genelde tüm çocuklar, özelde kız çocukları bu sistemden olumsuz etkilendi. İlk sonuç eğitimde ticarileşme politikalarıyla ilgili. Kamu okullarına ayrılmayan bütçeler teşvik adı altında özel okullara aktarıldı. Piyasalaşma süreci kız çocuklarının okullaşma oranına olumsuz olarak etkiledi. İkinci olarak da 4+4+4 sonrası nişanlanma veya evlilik gibi durumlarda kız öğrencilerin eğitime açıktan devam edebilmesine dair düzenleme yapıldı. Bu düzenleme ciddi eğitim hakkı ve çocuk hakkı ihlallerine yol açtı” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk 4 yıllık eğitimden sonra çocukların hafızlık eğitimi alabilmesi için okula verebileceği düzenlemesinin okullaşma oranı olumsuz yönde etkilediğini aktaran Aydoğan, “Aynı zamanda karma eğitimi ortadan kaldırma amacıyla kız ve erkek çocuklar için ayrı sınıflar açıldı. Dinselleştirme ve piyasalaştırma boyutları kız çocuklarının eğitimini olumsuz etkiledi” diyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/11/kiz-cocuklari-egitime-ulasmada-sorun-yasiyor/">&#8221;Kız Çocukları Eğitime Ulaşmada Sorun Yaşıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Aris’in Yolculuğu Önyargıları Yıkmak İçin Başladı&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/28/arisin-yolculugu-onyargilari-yikmak-icin-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2020 07:36:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Aris'in Yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Acerakis]]></category>
		<category><![CDATA[down sendromu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58675</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş kahramanı Down sendromlu ilk çocuk bilim kurgu romanı “Aris’in Yolculuğu” raflarda yerini aldı. Kitabın yazarı Burak Acerakis, Down sendromlu bireylere yönelik ön yargıları kırmasını hedeflediğini söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/28/arisin-yolculugu-onyargilari-yikmak-icin-basladi/">&#8220;Aris’in Yolculuğu Önyargıları Yıkmak İçin Başladı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Burak Acerakis, Almanya’da yaşamını sürdüren gazeteci ve seslendirme sanatçısı. Türkiye’den Almanya’ya taşındıktan sonra WDR Köln Radyosu’nda uzun yıllar gazeteci ve yayın yönetmeni olarak görev yapan Acerakis aynı zamanda Türkiye’de bilinen pek çok markaya ses veriyor. Oğlu Aris, Down Sendromlu doğduktan sonra tam zamanlı işinden ayrılarak vaktinin büyük kısmını Aris’in gelişimi için ayıran Acerakis, aynı zamanda Up Sendrom İnisiyatifi’nin kurucusu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-58677 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/Acerakis_2-640x640.jpg" alt="arisin yolculuğu" width="287" height="287" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/Acerakis_2-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/Acerakis_2-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/Acerakis_2.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 287px) 100vw, 287px" />Başta Down Sendromlu olmak üzere özel gereksinimli çocuklarla konuşma ve fizik terapistlerini bir araya getiren inisiyatif, şimdiye kadar tüm Türkiye’de 200 üzerinde çocuğa ulaştı. Aris doğduktan sonra ona anı kalması için ufak hikâyeler yazdığını söyleyen Acerakis, “Bir gün yazdığım hikâyeleri bir araya toplar, Aris için güzel bir anı bırakırım diye düşünüyordum fakat hikâyeler devam ettikçe yazdıklarımı bir kitaba dönüştürmeye karar verdim” diyerek kitap yazma fikrini ortaya çıkışını anlatıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Down Sendromlu ve diğer bireylerin eşit sayıda ve bir aradaki yaşamlarının anlatıldığı romanda, çocukların olay akışını zihinlerinde canlandırmasına yardımcı olmak için Ali Doğanlı tarafında yaratılan pek çok çizim bulunuyor. Üçleme olarak planlanan serinin ilki Aris’in Yolculuğu Dadu’da, Baş kahraman Aris’in Down Sendromlu bireylerin büyük üzüntü ve acılar yaşadığını bildiği dünya gezegenine olan merakı ve dünyaya gitme isteği anlatılıyor.</span></p>
<p><b>“Kitabı Sadece Down Sendromlu Çocuklar ve Aileleri İçin Yazmadım”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kitabı Down Sendromlu bireyler ve aileleri için yazmayan, aksine diğer bireylerin okumasını arzu eden Acerakis, “Diğer çocukların ve ailelerinin okumasını talep ediyorum; çünkü Türkiye’de gördükleri tacizkâr tepkiler yüzünden sokağa çıkmaktan çekinen pek çok Down Sendromlu birey var. Kitapla amaçladığım Down Sendromlu çocuklarla diğer çocukların birbirlerini görebilmelerini ve birbirlerine karşı merak duymalarını sağlamak” diye konuşuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aris’in Yolculuğu ile ilgili kendisine ulaşan yorumların da bu yönde olduğunu ifade eden Acerakis, “Kitabı okuyan çocuklar, anne ve babalarına neden Down Sendromlu arkadaşlarını olmadığını soruyor” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-58678 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/Acerakis_3-640x411.jpg" alt="Acerakis" width="343" height="220" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/Acerakis_3-640x411.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/Acerakis_3-1024x658.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/Acerakis_3.jpg 1060w" sizes="auto, (max-width: 343px) 100vw, 343px" />Aris’in Yolculuğu’nun İngilizce ve Almanca olarak da yayınlanacağı bilgisini veren Acerakis, “Almanya’da Almanca, İngiltere, Hollanda ve ABD’de İngilizce olarak yayınlanacak. Henüz kesinleşmemiş olsa da çok sayıda Down Sendromlu bireyin yaşadığı Latin ülkelerinde yayınlanması için görüşmeler sürüyor. İspanya’da görüştüğümüz iki yayınevi var. Er ya da geç Aris’in Yolculuğu İspanyolca da yayınlanacak” diyor. </span></p>
<p><b>“Down Sendromlu Çocuklara Ücretsiz Olarak Dil ve Konuşma Terapisi İmkânı Sağlanmalı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Almanya’da yaşamasının kitap yazma sürecini nasıl etkilediğini sorduğum Acerakis şöyle yanıtlıyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Almanya’da Aris açısından huzurlu ve mutlu bir hayatımız var. Çok iyi bir eğitim görüyor. Sosyal devlet anlayışı gereği gelişimi açısından herhangi bir eksiğimiz yok. Hâl böyle olunca da zihnim kitap yazmaya, olay örgüsü oluşturmaya daha müsait. Almanya ve Türkiye’de Down Sendromlu çocukların sosyal hak ve dengeleri, eşitlikleri ve eşitliksizleri çok derin, tartışması uzun sürecek konular. Ancak şunu söyleyebilirim ki Türkiye’de bir an önce Down Sendromlu çocuklar için hayati önem taşıyan dil ve konuşma terapisi sorunun çözülmesi gerekli. Bu yönde daha fazla eğitimci yetiştirilmeli. Türkiye’nin neresinde olursa olsun Down Sendromlu çocuklara ücretsiz olarak dil ve konuşma terapisi imkânı sağlanmalı.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/28/arisin-yolculugu-onyargilari-yikmak-icin-basladi/">&#8220;Aris’in Yolculuğu Önyargıları Yıkmak İçin Başladı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemi Tatil Alışkanlıklarını Nasıl Değiştirdi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/29/pandemi-tatil-aliskanliklarini-nasil-degistirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2020 06:27:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ekolojk tatil]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57402</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada alışkanlıkların değişmesine neden olan Covid-19 salgını nedeniyle mart, nisan ve mayıs aylarını önlem amacıyla evlerinde geçiren pek çok kişi, yaz mevsiminde alternatif tatillere yöneldi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın oteller için yayınladığı koronavirüs tedbirleri çerçevesinde, sosyal mesafenin sağlanabileceği, kapalı mekânlardan uzak ve sakin bir tatil geçirmek isteyenler, bu süreçte ekolojik tatili daha fazla tercih eder oldu. Narköy Ekolojik Otel ve Eğitim Merkezi ile Vadi Alaçatı yöneticileri, pandemiyle birlikte değişen tatil alışkanlıklarını ve ekolojik tatili Sivil Sayfalar için anlattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/29/pandemi-tatil-aliskanliklarini-nasil-degistirdi/">Pandemi Tatil Alışkanlıklarını Nasıl Değiştirdi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ekolojik tatil seçeneğini sunan Narköy Ekolojik Otel ve Eğitim Merkezi kurucularından Nardane Kuşcu, işletmelerinin bir organik tarım ve eğitim çiftliği kurmak istediği hayalle başladığını dile getiriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-57404" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/narkoy_2-640x426.jpg" alt="" width="360" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/narkoy_2-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/narkoy_2.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />Kendisi ilkokul öğretmeni olan Kuşçu, Kocaeli’nde hayata geçirdikleri Nar Eğitim ve Danışmanlık Merkezi’nin başlangıcında ailesinin büyük katkıları olduğunu belirtiyor.  Organik tarım ve eğitim çiftliğinin içine ekolojik bir otel yaparak, günün değişen ihtiyaçları ve ekosistemin iletişim prensiplerine uygun bir işletmek kurmak istediklerini anlatan Kuşçu, “Amacımız, coğrafyasına  özenli ve komşularıyla işbirliği içinde, tarihini ve kültürünü koruyan, atalık tohumlarımızla yetiştirdiğimiz gıdalarla ve hatta yabani bitkilerin de katkılarıyla beslenilen, mevcut doğayı, kültürü, tarihi koruyan ve kendine yetebilen bir  örnekte  ekoturizm, eğitim turizmi yapmaktı. Pandemi süreci doğru yolda olduğumuzu bir kez daha gösterdi” diyor.</p>
<p>Nar Eğitim ve Danışmanlık Merkezi’nde yönetici olan Boğaç Şener ise, “Yaşanan salgın sonrası, belli bir eğitim seviyesinin üstündeki kesimde turizm ve turizme bağlı seyahat alışkanlıklarının değiştiğini bizzat deneyimleyerek görüyoruz. Öncelikle insanlar tatillerini kendi araçları ile erişebilecekleri, uçak, otobüs kullanmayacakları rotalara kaydırmaya başladı. Bunun yanında sağlıklı yaşamın, doğa içinde olmanın ve sağlıklı gıdalara ulaşmanın önemi bir kez daha çok net bir şekilde ortaya çıktı” diyor.</p>
<p>Pandemiyle birlikte Narköy&#8217;e yönelik artan bir talep olduğunu dile getiren Şener, “Salgının başlamasıyla birlikte yaklaşık 3 ay otelimizi kapattık ve misafir kabul etmedik. 5 Haziran itibariyle gerekli önlemlerimizi alarak kapılarımızı açtık. Geçtiğimiz yıllara kıyasla, temmuz ve ağustos ayları için yüzde 25 civarı bir artış söz konusu” diyor.</p>
<p><strong>“Pandemi İçin Bizim Özellikle Bir Şey Yapmamıza Gerek Kalmadı”</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-57403" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/vadi_alacati_1-640x789.jpeg" alt="ekolojik tatil" width="292" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/vadi_alacati_1-640x789.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/vadi_alacati_1-1024x1262.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/vadi_alacati_1.jpeg 1242w" sizes="auto, (max-width: 292px) 100vw, 292px" />İzmir Çeşme’de bulunan Vadi Alaçatı İstanbul&#8217;un kalabalığından kaçanların adresi olmak için 2013 yılında kurulmuş. Pandeminin neden olduğu etkilerinin uzun vadede devam edeceğini belirten Vadi Alaçatı kurucularından Bülent Özcan, “Turizm alışkanlıkları elbette değişti, fakat içselleştirildiğini düşünmüyorum. İnsanımız bilime ve bilim insanlarına itibar etmiyor, söylenenlerin havada kaldığını şahit olduklarımızla teyit edebiliyoruz” diyor. Vadi Alaçatı’da en başından beri tasarımında mesafeye, mahremiyete, sağlığa, enerjinin tamamını kendi üretimine, sürdürülebilirliğe odaklandığı ifade eden Özcan, “Pandemi için bizim özellikle bir şey yapmamıza gerek kalmadı, biz zaten bu duruma başından beri hazırmışız” diyor.</p>
<p>Pandemiyle birlikte ekolojik tatile ilginin arttığını ve önümüzdeki dönemde de artacağını belirten Özcan şöyle devam ediyor: “İnsanımız maalesef doğadan kopmuş. Kopartılmış demek kolaycılık, kopmayı da istemiş, yoksa kimse size zorla bir şey yaptıramaz. Bu bizim için sorun, çünkü bu süreçte kelebekten, çekirgeden, ottan, çiçekten korkan insanlarla tanıştık. Bu durum çok üzücü, insanın dünya denen bu güzel mavi gezegenden kopuşunun acı gerçeği, bu gezegene ait bir türün gezegeni paylaştığı diğer canlılara bakışı onları yok etmeye yönelik.”</p>
<p>Pandemi öncesi ve sonrası Vadi Alaçatı&#8217;nın iş planında tek değişikliğin ateş ölçme aletleri olduğunu ifade eden Özcan, “Biz odalarımızı ilk günden beri sabunlu sularla yıkarız, tasarımımız buna göre dizayn edildi. Banyonun tüm yatay ve düşey yüzeyleri bizde hortumlarla sabunlu suyla yıkanır, aynı şekilde devam ediyoruz. Sürdürülebilir olmayan tesisler için bu yeni durum büyük sıkıntı. Bizim tasarımlarımız geleceğe dönük. Temel felsefemiz sürdürülebilirlik” diye konuşuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/29/pandemi-tatil-aliskanliklarini-nasil-degistirdi/">Pandemi Tatil Alışkanlıklarını Nasıl Değiştirdi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurtuluş Kadın Dayanışması: Kurtuluşlu Kadınlar Evlerini Birbirine Açıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/04/kurtulus-kadin-dayanismasi-kurtuluslu-kadinlar-evlerini-birbirine-aciyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 09:15:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Kadın Dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluşlu kadınlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=56446</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin pek çok yerinde kadınlar kendilerine yönelik şiddete karşı bir araya gelmeye başladı. Bunlardan birisi de “En azından en yakınımızda olan kadınları ve kendimizi belki bir nebze korumayı başarabilir” diyen Kurtuluşlu kadınlar. Kurtuluş’ta yaşayan Ezgi Günaydın, kendilerini tehlike hissettiklerinde haberleşebilecekleri ve yakınlardaki bir kadının evine gidebilmeleri amacıyla bir mesajlaşma grubu kurdu. Grupta yüzden fazla kadın yer alıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/04/kurtulus-kadin-dayanismasi-kurtuluslu-kadinlar-evlerini-birbirine-aciyor/">Kurtuluş Kadın Dayanışması: Kurtuluşlu Kadınlar Evlerini Birbirine Açıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-56447 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/kaynak_kadin_cinayetlerini_durduracagiz_platformu-640x364.jpeg" alt="kadın cinayetlerini durduracağız platformu" width="404" height="230" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/kaynak_kadin_cinayetlerini_durduracagiz_platformu-640x364.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/kaynak_kadin_cinayetlerini_durduracagiz_platformu-1024x583.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/kaynak_kadin_cinayetlerini_durduracagiz_platformu.jpeg 1237w" sizes="auto, (max-width: 404px) 100vw, 404px" />Türkiye’de 2010 yılında 180, 2011 yılında 121, 2012 yılında 210, 2013 yılında 237, 2014 yılında 294, 2015 yılında, 303, 2016 yılında 326, 2017 yılında 409, 2018 yılında 440, 2019 yılında 474 olmak üzere son 9 yılda 2 bin 996 kadın öldürüldü. . </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaybolduktan 5 gün sonra vahşice öldürüldüğü ortaya çıkan Pınar Gültekin cinayeti sonrası Türkiye’nin pek çok yerinde kadınlar kendilerine yönelik şiddete karşı bir araya gelmeye başladı. Bunlardan birisi de “En azından en yakınımızda olan kadınları ve kendimizi belki bir nebze korumayı başarabilir” diyen Kurtuluşlu kadınlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ezgi Günaydın, 4 yıldır İstanbul’un Kurtuluş semtinde yaşayan genç bir kadın. Kurtuluş’ta yaşayanların yardımlaşma ve haberleşme amacıyla kurduğu sosyal medya grubunda, “Sokakta yürürken takip edilme vb. durumlarda tesadüfen açık gördüğümüz bir apartman kapısı bile bazen hayatımızı kurtarabiliyor. Bu gibi durumlarda evimize uzaksak daha büyük bir korku içine giriyoruz. Zor durumda kalırsanız, takip edildiğinizden şüphelenirseniz kapım her zaman açık ve isteyenlerle mesaj yoluyla açık adresimi, telefonumu paylaşmak istiyorum. Aynı şekilde farklı sokaklarda yaşayan kadınların da bu konuda birbiriyle dayanışma halinde olmasını diliyorum” şeklinde paylaşım yapan Ezgi Günaydın, seksenden fazla kadının desteğiyle kendilerini tehlike hissettiklerini haberleşebilmeleri ve yakınlardaki bir kadını evine gidebilmeleri amacıyla bir mesajlaşma grubu kurdu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tarz girişimlere hiçbir zaman ihtiyaç duyulmaması gerektiğini ancak günlük yaşamda bunun mümkün olmadığı söyleyen Günaydın, “En temelde mahalleli kadınlar olarak böyle grupta bir araya gelmemeliydik. Ancak bunun için İstanbul Sözleşmesi uygulanmalı, kadın cinayetlerine zemin hazırlayacak politikalardan vazgeçilmeli ve kadına yönelik şiddet karşı caydırıcı adımlar atılmalı” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pınar Gültekin cinayetinden sonra bir şeyler yapma ihtiyacı hisseden Günaydın, “En azında kendimi ya da yakın çevremdeki insanları korumak için adım atmak istedim. Tek bir kişi olarak daha fazlasına gücüm yetmezdi” diyor. Böyle bir paylaşımda hiç bulunmamayı dileyen Günaydın, “Kadınlar hiçbir yerde kendini güvende hissetmiyor. Kendi güvende hissetmeyen kadınlar olarak yalnız değiliz, yalnız olmadığımızı bilirsek güçlü hissederiz diye düşündüm” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Paylaşımı yaparken bu kadar büyüyeceğini tahmin etmediğini söyleyen Günaydın, “3-5 kadın bile bana ulaşsa, onlarla adresimi paylaşarak kendilerini güvende hissetmediklerini evime gelebileceklerini söylemek istedim. Elimden daha fazlası gelmiyordu. Yakınımda olan taciz edilen, takip edilen, tehlikede olan kadınlar için hareketsiz kalamazdım” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En azından yürürken daha güvende hissedelim istedim diyen Günaydın, “Sadece sokakta güvende hissetmeyen kadınlar için değil, ev içinde şiddet gören, kapıyı çarpıp çıkması gerektiğinde gidecek yeri yok diye bunu yapamayan ya da çeşitli sebeplerden ötürü bir süre evinde kalmaya korkan her kadın için kapım açık” diye konuşuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yüzden fazla Kurtuluşlu kadınla bir mesajlaşma grubu kurduklarını belirten Günaydın, “Kadınlardan o kadar güzel geri dönüşler aldım ki mesajları ağlayarak okudum. ‘Kime güveneceğiz’ deniyor hep kadınlar kendi kendine güvene başka kimsemiz yok. Avukat bir kadın mesaj attı ve gereken durumlarda ücretsiz hukuki destek sağlayabileceğini belirtti” diyerek farklı alanda kadın dayanışma oluştuğunu aktarıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-56449 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/ezgi_gunaydin-640x852.jpg" alt="Ezgi Günaydın" width="331" height="441" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/ezgi_gunaydin-640x852.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/ezgi_gunaydin-1024x1362.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/ezgi_gunaydin.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 331px) 100vw, 331px" />Trans bireylerin de sık sık saldırıya uğradığını belirten Günaydın, “Beyanın esas olduğunu düşünüyorum. Grupta olmak için kadın olduğunu beyan etmeleri yeterli” diye konuşuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurtuluş Kadın Dayanışma grubunda yer alan Cemre Jade, geçen yıl benzer bir girişimde bulundukları yakın çevrelerindeki kadınlar bir mesajlaşma grubu kurmak için hareket geçtiklerini belirterek, “Kapsayıcı kadın, trans ve non-binary bireylerin yer alacağını güven alanı içinde genişleyen bir grup olmasını istedik ancak küçük bir çevrede kaldı ve yayılmadı bu sebeple biz de böyle bir şeyin ihtiyaç duyulmadığını düşündük” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Jade, “Bir kadının kendini tehlikede hissettiğinde, ihtiyaç duyduğunda yakında kendisi gibi olan birinin olduğu bilmek iyi geliyor” diyor ve ekliyor, “Bütünleşik mücadeleye inanıyoruz ve bunu bir başlangıç olduğunu düşünüyoruz. Savunma üzerine kendimizi geliştirmek grupta konuştuğumuz konulardan biri. Geçen yıl yapmaya çalıştığınız dayanışma grubunu bugün hayata geçmiş olması gerçekten mücadele etmeye hazır olduğumuzu gösteriyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurtuluş Kadın Dayanışması grubunda yer alan diğer kadınlardan biri de Duygu, mesajlaşma uygulamasını bir adım ileriye taşıyarak acil durumlarda kullanılabilecek bir uygulama fikri üzerine çalıştığını kaydeden Duygu, “Bir arada olmak, yalnız olmadığımı bilmek çok güzel. Sokağımda, yan binada benimle aynı düşünen bir kadına arkadaşım var. Başıma bir şey geldiğini destek alabileceğim insanların olması bana güven veriyor” diye konuşuyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/04/kurtulus-kadin-dayanismasi-kurtuluslu-kadinlar-evlerini-birbirine-aciyor/">Kurtuluş Kadın Dayanışması: Kurtuluşlu Kadınlar Evlerini Birbirine Açıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefret Sarmalında LGBTİ+ Hakları Mücadelesi:  “Pek Çok Kanun Maddesi Bizzat Ayrımcılığa Dayanak Olabiliyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/10/nefret-sarmalinda-lgbti-haklari-mucadelesi-pek-cok-kanun-maddesi-bizzat-ayrimciliga-dayanak-olabiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jul 2020 10:18:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçu]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Altekin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=55787</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu Avukatı Okan Altekin ile, nefret suçu ve nefret söylemi arasındaki farkı, LGBTi+ bireylere yönelik kurumsal nefret söylemini, LGBTİ+ bireylere yönelik kanunlardaki eksiklikleri ve toplumdaki nefret algının yıkılması için atılması gereken adımları konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/10/nefret-sarmalinda-lgbti-haklari-mucadelesi-pek-cok-kanun-maddesi-bizzat-ayrimciliga-dayanak-olabiliyor/">Nefret Sarmalında LGBTİ+ Hakları Mücadelesi: &lt;br&gt; “Pek Çok Kanun Maddesi Bizzat Ayrımcılığa Dayanak Olabiliyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div dir="ltr">
<p dir="ltr"><strong>LGBTİ+ bireylere yönelik nefret söylemi ve nefret suçlarının nedeni nedir?</strong></p>
<p dir="ltr"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-55789 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/Okan_Altekin-640x856.jpg" alt="Okan Altekin" width="300" height="401" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/Okan_Altekin-640x856.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/Okan_Altekin.jpg 839w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />LGBTİ+ bireylere yönelik homofobi ve transfobinin nedenlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için nefret söylemi ve nefret suçu kavramına bakmak gerekir. Nefret söylemi, Avrupa Konseyi tarafından; hoşgörüsüzlüğü yayan ve teşvik eden her türlü ifade olarak belirlendi. Nefret suçları ise, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın tanımına göre, mağdurun sahip olduğu veya sahip olduğu varsayılan kimliği nedeniyle mağdura veya mağdurun mal varlığına yönelik saldırılar olarak tanımlanabilir.</p>
<h5 dir="ltr">“Nefret Suçu ve Nefret Söylemi Politiktir”</h5>
<p dir="ltr">Nefret suçlarında ön plana çıkan en önemli unsur failin nefret güdüsüyle hareket etmesidir. Dolayısıyla bu iki tanıma bakarak da nefret söylemi ve nefret suçlarının, kişilerin varoluşları hedef alınarak işlendiği bu nedenle politik olduğunu söyleyebiliriz. Bir ülkedeki tarihsel süreçlere, geçmişte azınlıklara yönelik tutumlara ve yurttaşlığın tanımı gibi unsurlara bakılarak devletin nefret söylemi ve nefret suçlarıyla mücadelesi veya bizzat bu nefreti üretip üretmediği tespit edilebilir. Nitekim Sara Ahmed’in de dile getirdiği üzere devlet kendisi dışında kalanı her zaman kendi varlığını tehdit edici bir unsur olarak görür. Bu nedenle ‘öteki’ olandan nefret etmek ulus sevgisinin bir göstergesi olarak inşa edilebilir.</p>
<p dir="ltr">Türkiye açısından LGBTİ+ haklarının mevcut durumu değerlendirildiğinde hem anayasa hem de pek çok kanunda geçen ve genellikle LGBTİ+ bireyler için uygulanan genel ahlak ibaresiyle LGBTİ+ bireylerin bir tehdit unsuru olarak görüldüğünü söyleyebiliriz. Yapılan tüm haksız müdahalelerin meşru bir amacı olarak genel ahlak tüm eylem ve etkinliklerde devlet tarafından gerekçe olarak öne sürülmüştür.</p>
<p dir="ltr">Öte yandan Türk Ceza Kanunu (TCK) açısından ise nefret suçu failleri için çoğunlukla haksız tahrik indirimleri uygulandığını görmekteyiz. Nefret söylemi ve nefret suçlarını teşvik eden ve dolayısıyla ayrımcılığa neden olan sadece soyut kavramlar ve failleri destekleyen uygulamalar değildir. Devlet, ikili cinsiyet rejimi ve heteroseksüelliği tek “norm” olarak dayattığı için cis-heteronormativite ile heteroseksüeller ve atanmış cinsiyeti ile beyan ettiği cinsiyeti aynı olan cisgender (natrans) kişiler dışındakileri yok saymaktadır. Böylelikle LGBTİ+ bireyleri varoluşlarının yok sayılması, LGBTİ+ bireylere yönelik her türlü saldırıyı meşru hale getirebilmektedir.</p>
<p dir="ltr"><strong>LGBTİ+ bireylere yönelik nefret söylemleri kurumsal düzeyde dile getiriliyor. Nefret dilinin yüksek makamlar tarafından kullanılıyor olması toplumda nasıl karşılık buluyor?</strong></p>
<p dir="ltr">Devlet, nefret söylemi ve nefret suçlarıyla mücadele etme konusunda negatif ve pozitif yükümlülük altındadır. Nefret suçlarına teşvik edebilecek açıklamalardan kaçınması negatif yükümlülüğü yanında ayrıca nefret söylemi ve nefret suçlarıyla mücadele etme pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük tüm kamu kurum ve kuruluşları bağlayan eşitlik ilkesinin düzenlendiği Anayasanın 10. maddesi ve Anayasanın 90. maddesi gereği Türkiye’nin taraf olduğu, iç hukukta da bağlayıcılığı olan insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelerin de bir gereğidir. Nitekim LGBTİ+ bireylere yönelik kamu makamları tarafından sarf edilen nefret söylemleri yakın zamanda LGBTİ+ bireylere dönük nefret suçlarına sebebiyet verdi. Bu nefret suçları LGBTİ+ dernekleri tarafından da raporlandı ve bu raporlar uluslararası pek çok yayın organında yer buldu.</p>
<h5 dir="ltr">“Pek Çok Kanun Maddesi Bizzat Ayrımcılığa Dayanak Olabiliyor”</h5>
<p dir="ltr"><strong>Kanunlarda yer alan eşitlik maddeleri LGBTİ+ bireyler için pratikte uygulanıyor mu?</strong></p>
<p dir="ltr">Anayasa’nın 10. maddesi ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 14. maddesine göre her ne kadar açıkça sayılmasa da ve benzeri sebepler denilmek suretiyle açık uçlu bir yaklaşım benimsenerek cinsel yönelim ve cinsiye kimliği temelli ayrımcılık da yasaklanmıştır. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlarda da cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığın anayasada sayılanlar kadar önemli olduğu vurgulanmıştır. Ancak, Anayasa Mahkemesi’nin şimdiye kadar cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık yasağı bakımından ihlal bulmadığını da belirtmek gerekiyor. İç hukukta da pek çok kanun maddesi bizzat ayrımcılığa dayanak olabiliyor.</p>
<p dir="ltr">İç hukuk açısından birkaç örnek vermek gerekirse; Avrupa Birliği müktesebatıyla uyum için kabul edin Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu (TİHEKK) hem LGBTİ+ bireyleri tanımıyor hem de bizzat kurum tarafından nefret söyleminde bulunulabiliyor. Öte yandan TİHEK’in üyelerinin partili cumhurbaşkanı tarafından atanıyor olması da bağımsızlığına gölge düşürüyor.</p>
<p dir="ltr">Nefret ve ayrımcılık başlığını taşıyan TCK’nin 122. maddesinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği geçmediği gibi kanun maddesinde sayılan seçimlik hareketlerin nefret güdüsüyle işlendiğinin ispatı neredeyse imkânsız. Zaten uygulamada da TCK 122. maddeden hüküm verilen çok az sayıda karar mevcut. Öte yandan 657 Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinde memurlukla bağdaşmayan yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler memurluğa engel olarak sayılmıştır. Bu ifadeler LGBTİ+ kamu görevlilerinin haksız biçimde memurluktan çıkarılmasına dayanak teşkil edebilmektedir. Bunların dışında pek çok kanun maddesinde kullanılan muğlak ifadeler LGBTİ+ bireylerin aleyhine uygulanabilmektedir.</p>
<p dir="ltr"><strong>Toplumda nefret dili ve nefret suçunun önüne geçmek için ne gibi adımlar atılmalı?</strong></p>
<p dir="ltr">Her şeyden evvel LGBTİ+ bireylerin varoluşu kabul edilmeli ve LGBTİ+ hareketinin talepleri dikkate alınmalıdır. Yasa yapım süreçlerine LGBTİ+ bireylerin aktif olarak katılımı sağlanmalıdır. LGBTİ+ bireylerin hak ve özgürlüklerini kullanmasının önündeki engeller kaldırılmalı ve kategorik yasaklardan vazgeçilmelidir.</p>
<p dir="ltr">Mahkemeler, içtihatlarıyla LGBTİ+ bireylerin hak ve özgürlüklerine haksız müdahale teşkil edebilecek kararlar vermemelidir. Nefret suçlarıyla mücadele edilmesi için, uluslararası standartlara uygun ayrımcılık yasağı mevzuatı kabul edilmelidir. Kamu görevlilerine, özellikle ceza adalet sistemi içeren yer alan personellere LGBTİ+ bireylere yönelik ayrımcılıkla mücadele kapsamında eğitim verilmelidir. TCK 122. maddesi uygulanabilecek şekilde yeniden düzenlenmeli ve bu kanun maddesinin uygulanması ile ilgili hakim ve savcılara rehber ilkeleri içeren kılavuzlar hazırlanmalıdır. Kamu görevlilerinin ve işçilerin işyerinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği nedeniyle mobbinge maruz kalmalarının önüne geçilmeli LGBTİ+ bireylerin iş hayatında açılabilmelerinin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Nefret söyleminde bulunan ve nefret suçlarını işleyen kişiler açısından caydırıcı kararlar verilmelidir.<img decoding="async" src="https://ci6.googleusercontent.com/proxy/yT9mTKOy9vyvtWVes8G12aBIq82GF3tnNNOYSvpULRvTJHuyItJRWl0rWkE--HrOSm7vdVH7qJ6I5wWN9O01ZMsr1wOL_Nhj5dEyM02PEsuHbxhoCKI2SSGcutboY1j1Y4koy_1GJCN73PeE1kTuchF1FOva=s0-d-e1-ft#http://email-links.buffer.com/e/o/eyJlbWFpbF9pZCI6IlJLaXBCUUVBQVhNeVlJZk9rbGwxaHpnVTctTVFGZz09In0=" /></p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/10/nefret-sarmalinda-lgbti-haklari-mucadelesi-pek-cok-kanun-maddesi-bizzat-ayrimciliga-dayanak-olabiliyor/">Nefret Sarmalında LGBTİ+ Hakları Mücadelesi: &lt;br&gt; “Pek Çok Kanun Maddesi Bizzat Ayrımcılığa Dayanak Olabiliyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İki Yılında Ardından Çorlu Tren Faciası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/08/iki-yilinda-ardindan-corlu-tren-faciasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2020 10:31:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[çorlu tren kazası]]></category>
		<category><![CDATA[Funda Dikmen]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Mısra Öz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=55711</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 8 Temmuz 2020, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’na (TCDD) ait Halkalı-Uzunköprü seferini yapan trenin, Çorlu Sarılar mevkiinde raydan çıkarak devrilmesinin üzerinden iki yıl geçti. Söz konusu faciada 7’si çocuk 25 kişi hayatını kaybetti, 338 kişi yaralandı. Kazada oğlu ve oğlunun babasını kaybeden Mısra Öz, kazadan yaralı kurtulan ancak iki kızı ve yeğenini kaybeden Funda Dikmen ve anne babasını kaybeden İsmail Kartal iki yılda yaşadıklarını ve devam eden davaya dair görüşlerini Sivil Sayfalar için anlattı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/08/iki-yilinda-ardindan-corlu-tren-faciasi/">İki Yılında Ardından Çorlu Tren Faciası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kazanın üzerinde iki yıl, 3 Temmuz 2019’da yapılan ilk duruşmanın üzerinden ise 1 yıl geçti. Kazada yakınlarını kaybedenlerin ve yaralı olarak kurtulanların adalet mücadelesi ise ilk andan beri sürüyor. 25 Haziran’da görülen davanın 5. duruşmasında bile yağışlı havanın kazaya neden olduğu söylemi hâkim olsa da aileler kazaya asıl neden olan ihmallerin ortaya çıkmasını ve kazada payı olan herkesin yargılanmasın talep ediyor. </span></p>
<p><b>“Bilirkişiler Objektif Olarak Görev Yapsın”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-55715 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/misra_oz-640x1119.jpg" alt="Mısra Öz" width="244" height="426" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/misra_oz-640x1119.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/misra_oz-1024x1791.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/misra_oz.jpg 1220w" sizes="auto, (max-width: 244px) 100vw, 244px" />Kazada 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel ve oğlunun babasını Fatih Sel’i kaybeden Mısra Öz, davanın 4 sanık etrafında geliştiğini söylüyor ve dosyada herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini aktarıyor. 5. duruşmanın ciddiyetten uzak bir şekilde gerçekleştirildiğini belirten Öz, 16 Temmuz’da yapılacak olay yeri keşfi için “Olayın üzerinden iki yıl geçti. Orada katliama sebep olan menfez olaydan hemen sonra düzeltildi. Elbette ki bilirkişilerin incelemesi dosyaya yeni bir şeyler katacaktır ama mühim olan bilirkişilerin doğru ve yerinde, olayı açıklığa kavuşturacak şekilde objektif olarak görevlerini yapmasıdır” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Facianın aydınlatılması için verdiği mücadele esnasında Sel, hakkında cumhurbaşkanına hakaret suçlamasının yanı sıra mahkeme heyetine hakaretten de soruşturma açılan Öz, “Cumhurbaşkanına alenen yapmış olduğum hiçbir hakaret yok. Atmış olduğum bir tweeti, başka bir tweete bağlamışlar. Mahkeme heyetine de hakaret etmedim. Mahkeme heyetinin bizlere karşı sergilediği tavrı mecazi deyimler kullanarak tarif ettim. Bize yapılanlar hakaret olmuyor. Yapılanları dile getirmek hakaret oluyor” diye konuşuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">3 Temmuz 2019’daki ilk duruşmada, salona girmek isteyen aile ve izleyicileri engellemek üzere duruşma salonu kapılarının içeriden kilitlenerek, içerideki aile ve avukatların dışarı çıkmasına, dışarıdakilerin de içeri girmesine izin verilmediğini anımsatan Öz, “Duruşma salonun silahlı kolluk kuvvetleri geldi, anne &#8211; baba ve evladını kaybetmiş insanlar salona alınmadı, kapıda darp edildik ve mahkeme heyeti davadan çekildi bunları unutmadık” diye ekliyor.</span></p>
<p><b>“Kaza değil katliam”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çorlu tren katliamının basit tedbirler alarak önlenebileceğini kaydeden Öz, “Bu öngörülebilen ihmal cinayettir. Yol bekçileri ödenek olmadığı için işten çıkartılmasaydı. Balast tutucu duvar yapılmış olsaydı. İki su havzası menfezin orada birleştirilmeseydi. Meteoroloji ile ilgili bir iş birliği yapılsa, dönemsel ve yerel yağışlar, yağış miktarları tespit edilebilseydi ve diğer tedbirler alınsaydı bu katliam yaşanmayacaktı. Bunca tedbir alınmış olsaydı ve o zaman bu olay yaşansaydı katliam değil kaza diyebilirdik. Ama bu tedbirler alınmadıysa, bu tedbirleri almayan kişi ve kişiler bu katliamdan sorumludur. Aklanamazlar” diye konuşuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazada annesi Rubize Kartal ve babası Gani Kartal’ı kaybeden İsmail Kartal, bilirkişi raporlarının taraflı hazırlandığını söyleyerek, “Kazanın sebebi yağmur yağması gibi gösteriliyor. Kadermiş deyip kenara çekilmemizi istiyorlar” diyor. </span></p>
<p><b>“Sosyal Medyadan Adalet Arar Olduk”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-55716 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/İsmail_Kartal-640x360.jpg" alt="İsmail Kartal" width="444" height="250" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/İsmail_Kartal-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/İsmail_Kartal.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 444px) 100vw, 444px" />Adalet sisteminin işlemediğini, bu karşı ailelerin bir araya gelerek adalet nöbetleri düzenlediğini anımsatan Kartal, “Sosyal medya üzerinden adaleti arar olduk. Her defasında bilirkişilerin taraflı olduğunu, TCDD ile ticari ilişkileri olduğunu dile getirdik. Hatta bunun için Ankara’ya giderek Anayasa Mahkemesi’ne dilekçe vermek istedik. Sistemi koruyan kolluk kuvvetleri orantısız kuvvet kullanarak aramızda çocuk, kadın ve yaşlılar olmasına rağmen göz yaşartıcı misket topları, cop ve kalkanlarla bizi perişan etti” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankara’da şiddete uğramış olmalarına rağmen, kendilerine ve avukatlarına 1 ila 5 yıl arası hapis istemiyle dava açıldığını ifade eden Kartal, ne olursa olsun gerçek sorumluların adalet karşısında hesap vereceğini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sanık olmasını beklediğimiz yöneticilerin tanık olması bizleri üzüyor” diyen Kartal, sözlerine şöyle devam ediyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> “Bu tanıklara sorulacak soruların davanın seyrini değiştireceğini biliyoruz fakat mahkeme heyeti bu tanıkların esas mahkemeye gelmesini istemiyor. Bu talebimizi her defasında reddediyor. Tanık olarak mahkemeye kaza bölgesinde yer alan at çiftliğinden ve katliamdan bihaber kişileri getirtiyor. İşte böyle bir adalet sistemi ile mücadele ediyoruz. Yeni bilirkişiler atanacak ve yeniden olay yeri keşfi yapılacak. Umarım işini layıkıyla yapan, sistemin baskısından korkmayan kişiler gerçek ve doğruları yazarak tüm sorumluların adalet karşısında hesap vermesini sağlayabilir.”</span></p>
<p><b>“Bu Kazada Makinistten İmza Yetkisi Olan Herkes Yargılanacak”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Funda Dikmen, faciada kızları Özge Nur ve Gülce Dikmen’i ve yeğeni Sena Köse’yi kaybetti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-55717 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/funda_dikmen.jpg" alt="Funda Dikmen" width="411" height="231" />Davanın 5. Duruşmasının kendilerini hayal kırıklığına uğrattıklarını söyleyen Dikmen, “TCDD hâlâ bu kazayı yağmura bağlamak istiyor.  Asılsız bilgilerle, kazanın çiftlik yüzünden olduğunu ısrarla gündeme getirip bizleri oyalama gayesindeler” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">16 Temmuz’da yapılacak keşifle, kazanın TCDD’nin sorumsuzluğu ve ihmalleri yüzünden yaşandığını kanıtlayacağını söyleyen Dikmen, “Bu kazada makinistten imza yetkisi olan herkes yargılanacak, bize düşen sadece sabır” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşmalarda yaşananların kendisini kötü etkilediğini söyleyen Dikmen, “Mahkeme bizi her seferinde yıkıyor. Her duruşmada olayı bir kez daha yaşıyorum. Hem kızlarımın özlemi hem de onları sorumsuz bir kurum yüzünden kaybetmemiz bizi yıkıyor. Yeni yapılacak olay yerinden keşfinden umutluyum. Davada ileriye gitmeniz için bir umut olacak. Bizler birlik oldukça adaletin sağlanacağın inanıyorum ki adalet sağlanacak. Ben bu davanın peşini bırakmayacağım” diye konuşuyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/08/iki-yilinda-ardindan-corlu-tren-faciasi/">İki Yılında Ardından Çorlu Tren Faciası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
